Etiket: Otizm

  • Otizm

    Otizm

    Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Çocukta aynı yaştaki diğer çocukların davranışlarından farklı davranışlar gözlenir. otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır. Ancak hem genetik temellerin hem de çevresel faktörlerin etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmasına rağmen net bir neden henüz bulunmamıştır.

    OTİZM BELİRTİLERİ

    • Başkalarıyla göz teması kurmuyorsa,
    • İsmini söylediğinizde bakmıyorsa,
    • Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,
    • Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa,
    • Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa,
    • Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,
    • Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa,
    • Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa,
    • Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa,
    • aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa,
    • Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa,
    • Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa,
    • Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa,Otizm açısından değerlendirme yapmak gerekir.

    OTİZM TANISI

    Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde ellisinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte, gelişim sağlanabilmekte, büyük ilerleme kaydedilmekte ve hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmayabilmektedir.Otizmin tanısı 12 aylıktan itibaren konabilir. Erken yaşta tanı konması, bir an önce eğitimin başlaması açısından önemlidir.

    İSTATİSTİKLER

    Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluktur. 2018 yılında verilen son bilgiye göre ABD de, her 59 çocuktan 1’inde otizm görülmektedir.
    Ayrıca, erkeklerdeki yaygınlığı kızlardan 4,3 kat fazladır.

    TEMEL OTİZM SEMPTOMLARI

    Otizmde temel olarak

    1) Toplumsal İletişim ve Etkileşimde Güçlükler

    İlişki kurma ve sürdürmede zorlanma
    Göz kontağı kuramama
    Duyguları ifade edememe
    Etkileşim başlatma ve sürdürmede zorlanma

    2) Sınırlı-Yineleyici Davranış Örüntüler (Tekrarlayıcı Davranışlar)

    Basmakalıp ve tekrarlayıcı motor hareketler
    Aynılıkta ısrar, rutine sıkı bağlılık
    Sınırlı ve yoğun ilgi alanı
    Duyusal az veya çok uyarılma görülebilir.

  • Otizm

    Otizm

    Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluktur. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılmaktadır. Ancak bununla ilgili kesinlik bildiren verilerde eksiklikler vardır. Elde olan bilgiler ışığında otizm spektrum bozukluğu genetik temellidir. Ancak hangi hangi gen ya da genlerin nasıl bir tahribattan kaynaklandığı bulunamamıştır. Bunların yanı sıra çevresel faktörlerin de otizme yol açabileceğine dair görüşler ve bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca bu bilgilerin yanında bilinmesi ve unutulmaması gereken en önemli diğer bir bilgi de otizmin ailelerin çocuk yetiştirme şekilleri, sosyo-ekonomik durumları ve kültürel farklılıklarıyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

    Otizmin Erken Belirtileri :

    1 yaşından önce çıkan belirtileri değerlendirmek oldukça zordur. İlk ortaya çıkan belirtiler duyusal belirtilerdir. 1 yaş sonrası bebeklerden duygudurum gelişimiyle ilgili beklentimiz; duyguları anlamlandırmaya başlamaları ve çevresine ilgi göstermeleridir. Örneğin gülümseyen bir yüze tebessüm etmek gibi. Otizmli bebekler bu duyguları okumak ve yansıtmak konusunda yetersiz kalırlar.

    Diğer bir erken yaş belirtisi de seslenildiğinde adına tepki vermemesidir. Örneğin oyuncağıyla oynayan bir çocuğa ismiyle seslenildiğinde normal gelişim izleyen çocuklar sesin nereden geldiğini kafasını çevirerek ararken otizmli çocuklar bunun farkındalığında olmaz ve sesi aramazlar. Ancak bazı seslere de erken dönemlerde oldukları için zaman zaman da olsa tepki verebilirler. İşte tam da bu durum ebeveynlerin yanılma noktası olmaktadır. Otizmi olan çocuklar sanki bazı sesleri duyuyor diğerlerini duymuyor gibidir. Bu konuda bilgi sahibi olmayan ailelerden en çok duyduğumuz söylem “Canı isterse bakar ama istemezse bakmaz.” olur.

    Bunun yanında otizmli çocuklarda ayrıca “göz teması” da yok denecek kadar azdır. Sonrasında bu çalışmalarla kazandırılsa bile “dış dünyayı anlamlandırarak bakma” becerisi kazandırılamaz.

    Bir diğer erken yaş belirtisi de “ortak dikkat” kavramıdır. Ortak dikkat, çocuk ile yetişkinin dikkatini ortak bir noktaya toplaması anlamına gelir. Çocuklar, önce ilgilerini çeken bir şeye, sonra yetişkinlere bakarak ilgilerini paylaşmaya çalışır. 8. ay itibariyle ortak dikkat çocuğun yetişkine bakıp onun seslenmesine, gülümsemesine, çıkardığı seslere gülümsemesi ile başlar. 12. ayda çocuklar annelerinin “bak” diyerek gösterdiği bir nesneye doğru dönüp bakarlar ve gördükten sonra bakışlarını tekrar annelerine çevirirler. Otizmi olan çocuklar işareti izlemezler, işarete baksalar bile geri dönüp bakma ve duygu gösterme kısmını yapamazlar. Normal gelişen çocuklarda önce işaret etme bir nesneyi isteme amaçlıdır, işaret etmeye ses çıkarma ve göz teması eşlik eder. Çocuklar işaret ettikten sonra anneye ve geri nesneye bakar. İşaret etme normalde işaret parmağı ile olur. Otizmli çocuklar işaret etmez, etseler bile ya işaret parmaklarını düzgün kullanmazlar (onun yerine genelde avuç içini kullanırlar) veya dönüp bakmazlar. 14-16. Aylarda normal gelişen çocuklar bir şeyi istemenin yanında diğer insanların dikkatini çekmek için de işaret etmeye başlarlar. İlgiyi göstermek için işaret etmeyi karşılıklı jestler, mimikler, sesler, gülümseme ile ilişki kurmak izler.

    Diğer bir belirti de “sosyal referans almaktır”. Sosyal referans; normal gelişim izleyen çocuklarda yeni bir ortama girdikleri zaman annelerinin tutumu, duygusu ve davranışlarının gözlemi doğrultusunda çocuk kendi duygu ve tepkilerini organize edebilir. Ancak otizmli çocuklarda bu durum pek mümkün değildir. Hatta birçok otizmli çocuk anne babasının odadan onları daha önce tanımadıkları birisiyle bırakmasına bir tepki göstermediği gibi geri döndüklerinde de onların farkına varmamış gibi davranır.

    Diğer bir belirti de otizmli çocuklar oyuncakları amacına uygun oynama becerisinden yoksundurlar. Akranları oyuncaklarını kullanarak tematik oyun kurabilirken otizmli çocuklar bu oyuncakların belirli bir parçasına odaklanır ve sadece bu parçayla ilgilenirler. Dolayısıyla oyuncak oynamayı ve oyun kurmayı gerçekleştiremezler. Akranları oyun kurup onu davet etse de onlar oynamak istemezler, akranlarının oyununa ilgi göstermezler. Ayrıca oynamaya çalışsalar da oyunun kurallarını anlamlandırıp uyum sağlayamazlar.

    Diğer gözlemlenen belirtiler de; geç konuşma, anlamlı konuşamama (sosyal amaç içermeyen konuşmalar), diğer insanların konuşmalarının tekrarlanması (ekolali), artikülasyon sorunu (bazı sesleri ve dolayısıyla da kelimeleri tam olarak telaffuz edememek) ya da hiç konuşamamaktır.

    Dil gelişiminin yanında; stereotipik olarak adlandırılan hareketlerden sayılan sallanmak-çırpınmak (özellikle de ellerini çırpmak), gözlerinin bir şeye takılıp kalması, bazı eşyaları döndürmek ya da döndüğünü gördüğü eşyalara bakakalmak ve günlük yaşamındaki değişimlere normalden daha büyük tepkiler vermektir. Ayrıca otizmli çocuklar bebeklik çağlarında bu belirtilerin bazılarını kazanmış olsalar da sonraki yıllarda genelde bu kazanılan becerileri kaybederler.

    Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan otizmli çocukların bazılarında otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte, gelişim sağlanabilmekte, büyük ilerleme kaydedilmekte ve hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmayabilmektedir.

  • Otizm spektrum bozukluğu ve otizmli çocuğu olan ailelere öneriler

    Otizm bireylerin sosyalleşmesini, sözlü ve sözsüz iletişim becerilerini olumsuz etkileyen bir bozukluktur. Bunlarla beraber otizmli bireylerde sıklıkla tekrarlayıcı davranışlar ve ilgilerini çeken konuların çok az olduğunu görüyoruz. Daha önce Otizm başlığı altında bu bulguların görüldüğü değişik tanılar sınıflandırılırken, şimdi bütün tanılar Otizm Spektrum Bozukluğu olarak adlandırılmaktadır. Burada spektrum ile bulguların ve bu bulguların şiddetinin bireyden bireye değişiklik gösterdiği kastedilmektedir.

    Otizm beyin gelişimi ile ilgili bir bozukluk olup nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Otizmin gen çevre etkileşimi ile ortaya çıktığı düşünülüyor. Otizmde kanıtlanmış tek etken ileri baba yaşı. Aşılar ile ilgili yapılan geniş çaplı araştırmalar sonucu, otizmin aşılama ile ilgisinin olmadığı kanıtlanmış.

    Otizm (autism) kelimesi içe dönük olmak demektir ve yunanca autos (kendi, ben) kelimesinden gelmektedir. Otizmli bireyleri değerlendirdiğimizde en önemli bulgunun sosyalleşememek olduğunu görürüz. Bunun nedeni otizmin en temel bulgusu olan “sosyal-iletişimsel” yetersizliklerdir. Otizmli bireyler iletişim becerilerini ve sosyal ipuçlarını zamanında kazanamadıklarından insanlarla ilişki kurma güçlüğü yaşarlar. Erken dönem belirtileri arasında ismine dönmeme, göz göze gelmeme, parmağı ile işaret etmeme, kelime söylememe, gülümsendiğinde karşılık olarak gülümsememe ön plana çıkar. Bunların 1.5 yaş civarında olmaması durumunda otizmden şüphelenmek gerekebilir. Sosyal-iletişimsel yetersizliklerin yanında bir diğer bulgu tekrarlayıcı davranışlar ve kısıtlı ilgi alanıdır. Genelde otizmli bireylerde tekrarlayıcı motor hareketler, aynı şeyleri yapmakta ısrar ve bazı takıntılar eşlik edebilmektedir.

    Otizm tanısının son yıllarda daha sık konulduğu, bunun en belirgin nedeninin otizm ile ilgili farkındalığın artması olduğu düşünülmektedir. Çocuklarda ilk 3 yaşta aşırı ekran maruziyetinin iletişim becerilerini geciktirmesi bu duruma katkıda bulunan bir faktör olabilir. Ayrıca ileri ebeveyn yaşı gibi faktörler de bu durumu etkileyebilir. Otizm tanısı klinik değerlendirme ve gözlem ile konulur. 2 Yaş civarı konulan tanının güvenirliği yüksektir.

    Otizmde klinik gidişi etkileyen faktörler; bireyin zeka durumu, belirtilerinin şiddeti, dil becerileri, eşlik eden bozukluklar ve eğitsel faktörlere erken yaşta başlama olarak gösterilmiştir.

    Otizm tanısı konulduktan sonra yapılacak ilk iş, otizm belirtilerine ve çocuğun davranışlarına yönelik özel eğitime başlamaktır. Ailenin detaylı bilgilendirilmesi ve desteklenmesi çok önemlidir. Devletin karşıladığı eğitim saatleri yetersiz olduğu için ailelerin, ev içerisinde eğitimi sürdürmeleri gerekir. Otizm tedavisinde ilaç tedavisi, davranış sorunlarını azaltmak ve çocuğun eğitimden daha iyi fayda görebilmesi için düzenlenir.

    Otizm tedavisinde; diyet, ağır metallerden arındırma, nörofeedback, duyu bütünleme gibi etkinliklerin otizmin temel belirtileri olan sosyal-iletişimsel yetersizlikler ve tekrarlayıcı davranışlar üzerinde bir etkisi gösterilememiştir.

    Otizmde Aile Desteği

    Tanı koyulduktan sonra ailelere büyük görev düşmektedir. Çocuklarına otizm tanısı konulan anne ve babalar büyük üzüntü yaşayabilir, bu durumdan ruhsal olarak etkilenebilir. Ancak ailelerin öncelikle kendi beden ve ruh sağlıklarını korumaları gerekir. Otizmli çocuğun hayata kazandırılmasında en büyük destek ailesi olacaktır. Aileler gerektiğinde bir ruh sağlığı uzmanından yardım almalılar.

    Ailelerin çocuğun eğitime başlamasını, gelişimini takip etmesi gerekir. Çocuklarının takibi, yapılması gerekenleri ve ortaya çıkacak sorun ile ilgili bilgileri uzman kişilerden ve güvenilir kaynaklardan alımalıdır. Bu sebeplerle, bir çocuk psikiyatristinin takibinde olmaları ve adım adım eğitim hedeflerini belirlemeleri önerilir.

    Otizmli çocuğu olan diğer ailelerin bulunduğu destek grupları ile irtibat halinde olmak her zaman fayda sağlayabilir. Çocuğun eğitim sürecinin iyi bir takip altına alınması gerekmektedir, aileler sürekli bu sürece dâhil olmalı ve çocuğun zihinsel gelişiminin önünü açmalıdır.

    Ailenin eğitim programının içinde olması, çocuğun sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine katkıda bulunması ve sorunlu davranışlarının değiştirilmesi açısından çok önemlidir.

    Ailenin şunun farkında olması gerekir; çocuk ancak haftada iki kez özel eğitim merkezine gidiyor, zamanının çoğunu ailesi ile birlikte geçiriyor. Bu nedenle özel eğitimde yapılanları evde tekrarlamaları gerekir.

    Ailelerin evde yapmaları gereken aktiviteler:

    -Çocuğu uzun süre kendi haline bırakmadan, televizyon izletmeden, oyun oynamak, aktiviteler yapmak ve sürekli konuşarak iletişim kurmak,

    -Çocuğunuza sürekli ismiyle seslenin, eğilip göz hizasına inip seslenmeye çalışın, bazen elinizde ses çıkaran bir nesne olsun, bu nesneyi göz hizasına getirerek, ismi ile seslenin, baktığında alkışlayın, sevdiği bir yiyecek verin,

    -Basit komutları öğretmeye çalışın; ismiyle seslenin, baktıktan sonra “gel” deyin. Yanınıza gelirse “Aferin, çok güzel geldin” deyip sevdiği yiyecekten küçük bir parça verin, alkışlayın, gülümseyin, eğer yanınıza gelmezse elinizle gel işareti yaparken “gel” deyin. Yanınıza gelirse yine aynı şekilde ödüllendirin. İşaretle gösterdiğiniz halde de gelmezse, yanına gidin, “gel” diyerek çocuğun elinden tutun ve bulunduğunuz yere getirin. Yine ödüllendirmeyi unutmayın. Çocuğun yavaş ilerleyeceğini unutmayın ve sabırlı olun.

    -Çocuk bir komutu öğrendikten sonra başka bir komutun öğretim aşamasına geçin (gel, tut, al vb.).

    -Çocukla gün içinde sık sık oyun oynayın. Basit oyunlar oynamaya çalışın. Oyun oynarken abartılı sesler ve abartılı yüz ifadeleri kullanın. Örneğin arabaları çarpıştırırken yüksek şekilde araba sesi çıkartın ya da top oynarken çocuk topu size atarsa “yaşasın” diye sevincinizi çok belli eden ifadeler kullanın.

    Top oynama, lego yapma, araba sürme gibi oyunlar ile başlayabilirsiniz.

    Oyunlara nesnelerin isimlerini söyleyerek başlayın, sonra oyunu kurmaya ve çocuğunuzu katmaya uğraşın.

    Top oynarken;

    -Çocukla karşılıklı oturun. Eşiniz de destek için çocuğun hemen yanına oturabilir.

    -Topu yerden yuvarlayarak çocuğa atın. “Oley” ya da “yaşasın” gibi ifadeler kullanın. Çocuğun da topu size atması için teşvik edin. Eğer çocuk tepki vermezse eşiniz çocuğun ellerinden destekleyerek topu atmasını sağlasın ve yine “Aferin, topu çok güzel attın” diyerek ödüllendirin. Alkışlayabilir veya sevdiği yiyecekten verebilirsiniz.

    -Çocuğun dikkatini çekebilmek için topla abartılı hareketler yapın. Topu havaya atıp tutun. Topu havadan çocuğa atın. Eşinizin yardımıyla yakalamasını sağlayın. Ödüllendirmeyi unutmayın.

    Araba sürerken,

    -Arabayı elinize alın ve çocuğun ismini söyleyerek “bak araba” deyip çocuğa gösterin.

    -Arabayı ses çıkararak sürün. Çocuğun da sürmesi için teşvik edin. Yapmıyorsa elinin üzerinden destek vererek sürmesini sağlayın. Yaptığı zaman “Aferin çok güzel sürdün” deyin, alkışlayın veya sevdiği yiyecekten bir parça verebilirsiniz.

    -Çocuk arabayı eline aldığında tekerleğini çevirmeye çalışabilir ya da hiçbir şey yapmadan bakabilir. Bu durumda hemen müdahale edip arabayı yere koyarak sürmesi için teşvik edin.

    -Siz arabalardan birini sürerken eşiniz de çocuğu eliyle desteklesin ve o da diğer arabayı sürsün. Karşılıklı ses çıkararak arabalara yarış yaptırın ya da çarpıştırın.

    Legolarla oynarken,

    -Küpleri üst üste koyarak kule yapın. Çocuğun da küpleri koyması için teşvik edin. Küp koyarsa alkışlayın ve ödüllendirin.

    -Üst üste koyduğunuz küpleri abartılı sesler çıkararak elinizle veya topla devirin. Gülümseyin ve alkışlayın.

    -Tüm oyunları benzer şekilde basit ve işlevine göre oynamaya çalışın. Her seferinde ismini söyleme ve göz temasını sağlamaya çalışmak ve ödüllendirmek iyi olur.

    -Çocuğunuz günlük işlerinizde yanınızda olsun, yaptığınız şeyleri anlatın, nesnelerin ismini söyleyin, nesneyi söylerken ağzınıza yakın tutun ve çocuğunuzun ağzınızın hareketlerini de görmesini sağlamaya çalışın.

    -Konuşamayan çocuklarda, nefes egzersizleri ve ağız hareketleri yaptırmaya çalışın. Balon şişirme, bir şeye üfleme, mum söndürme, sakız çiğneme, pipetle içecek içme, ağız kenarı yalama gibi hareketleri karşılıklı yapabilirsiniz.

    -Beraber hayvan sesleri çıkarmak hem dil gelişimi hem de taklit yeteneği açısından çok faydalıdır. Hayvan sesleri çıkaran bir oyuncak veya resimleri gösterip, önce ismini söyleyip sonra ses çıkarmak yararlı olur. Öncelikle köpek, kedi, kuzu, inek gibi kolay sesleri çıkaran hayvanlardan başlayın. Her seferinde hem hayvanı gösterin hem sesini çıkartın. Ağzınıza dikkat etmesini teşvik edin. Çocuk bir sesi çıkarmayı başardıktan sonra diğer sese geçin.

    -Çocuğunuzla hayali oyunlar oynamaya çalışın, bir nesneyi alıp telefonla konuşuyor gibi yapabilir, bir kaptan yemek yiyor gibi yapabilirsiniz.

    -Çocukların kelime kullanımını arttırmak için mümkün olduğunca çok kelime tanımaları gerekmektedir. Bunun için nesneleri, hayvanları, renkleri şekiller ile göstermek, “Ali bak bu elma, Ali bak bu kırmızı, Ali bak bu bir at” şeklinde söylemek, sonra söylediğimiz nesneyi, rengi, hayvanı bir kutu içine atmasını istemek; her seferinde gülerek alkışlamak, ödüllendirmek iyi olur. Örneğin, yüz organlarını tanıma çalışması yaparken. “Ali, burun nerede?” diye sorun. Elinizle burnunuzu gösterin, sonra onun elini tutarak, onun burnuna dokunun, “işte burun” deyin ve alkışlayın. Bunları sık sık yapın.

    -Otizmli çocuklar zamir kullanma konusunda sorun yaşayabiliyorlar. Bunu desteklemek için, çocuğunuz bir hareket yaptıktan sonra “kim yaptı” diye sorun. “Ben” demesini teşvik edin. Sonrasında eli ile kendisini gösterip “ben” demesini sağlamaya çalışın. Aynı şekilde, “bu kimin kazağı” diye sorun. “Benim” demesini teşvik edin. Söylemediğinde, siz yaparak destek olun.

    -Çocuğunuza evet-hayır kullanımını öğretmek için, bir nesne gösterin ve soru sorun. Örneğin, “Ali, bu top mu?”, çocuğunuzun evet, demesini teşvik edin; ya da aynı nesneye “bu elma mı” diye sorun. Hayır demesini teşvik edin. Sonra alkışlayıp, ödüllendirin.

    -Çocuğunuza var-yok kavramını öğretmek, bir şeyin bulunmadığını söylediğinizde öfke nöbetlerinin azaltılması açısından çok önemlidir. Resimli kartlar kullanarak; bak elma, bak araba diyerek ilgisini çekin. Sonrasında “elma var mı” diye sorun, “var” diyerek cevap verin; “köpek var mı” diye sorun, “yok” diyerek cevap verin. Gülerek ve alkışlayarak onun da cevap vermesi için teşvik etmeye çalışın.

    Öfke Nöbetleri ve Saldırganlık

    Otizmli çocukların öfke nöbetleri ve saldırgan davranışları, genellikle istedikleri bir şey yapılmadığında, kafalarındaki düzen bozulduğunda, kendilerini baskı altında hissettiklerinde, bazen de nedenini yetişkinlerin bilemediği ya da anlamadığı zamanlarda ortaya çıkabilmektedir. Öfke nöbetleri ve saldırganlığın, otizmli çocukların çevrelerinde olup biteni anlayamamalarından dolayı yaşadıkları gerilimin bir sonucu olduğuna da inanılmaktadır. Böylesi bir gerilimin çocukların ilişkilerini bozması, çevresindekileri çaresiz bırakması hatta korkutması da kaçınılmazdır. Ayrıca bu davranışlar otizmli çocuğun öğrenme yaşantısını da olumsuz etkileyecektir.

    Böyle durumlarda:

    -Öfke nöbetine sebep olan etmenler varsa bulunmalı ve mümkünse ortadan kaldırılmalıdır.

    -Çocuğun davranışları karşısındakileri asla korkutmamalıdır.

    -Çocuğun bunu başkalarına zarar vermek için yapmadığı, bunun kendini ifade etme biçimlerinden biri olduğu anlaşılmalıdır.

    -Çocuğa kendini ifade edecek doğru kanallar öğretilmelidir (konuşamayan bir çocuğa, istek ve ihtiyaçlarının resimlerinin olduğu bir defter hazırlanması gibi)

    -Öfke nöbeti bitince, 2-3 saniye sessiz kaldıktan sonra çocuğun bu davranışı dikkate alınmalı ve övülmelidir (aferin, şimdi sakin oturuyorsun gibi).

    -Yani çocuk öfke nöbeti yaşadığı için cezalandırılmamalı, öfke nöbeti bitince sakinleştiği için ödüllendirilmelidir.

    -Değiştiremeyeceğiniz davranışları kabul etme, eğer çocuğu olumlu etkiliyorsa, zararsız rutine binmiş davranışlara müsaade etmek ve bunlara uyumlu hareket etmek fayda sağlar.

    -Otizmli çocuklarda, tekrarlayıcı davranışlar, değişime direnç gösterme, takıntıların huzursuzluklarını azaltmaya yardımcı olduğu düşünülmektedir.

    -Otizmli bireyle dışarı çıkma, arabaya binme, market alışverisi yapma sırasında da böyle öfke nöbetleri yaşanabilmektedir. Unutmamalıyız ki otizmli bireylerin duyuları çok hassastır, ışıktan, sesten, kokulardan aşırı etkilenebilmektedirler. Böyle bir durumda sakin bir yere almaya çalışmak, gürültülü, ışıklı ortamdan uzaklaşmak, basit kelimeler ile onu anladığımızı söylemek gerekir.

    -Çocuğunuzun otizmden kaynaklı motivasyon eksikliği ve çabuk sıkılmaları olacağının farkında olarak öğrenmeyi eğlenceli faaliyetlerle ve ödüllendirmelerle geliştirmeye çalışın. Dikkat dağınıklığı, aşırı hareketli olma, davranış sorunları, öfke nöbetleri, uyum bozucu takıntıların varlığında çocuk psikiyatristinizden yardım isteyin.

  • Otizm spektrum bozukluğunun tanı ve tedavisinde bilinmesi gerekenler

    Otizm spektrum bozukluğu nedir?

    Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), sosyal-iletişimsel gelişimde yetersizlik, tekrarlayıcı davranışlar ve ilgilerle seyreden, erken çocukluk çağında başlayan bir nörogelişimsel bozukluktur. Son yıllarda yapılan çeşitli çalışmalarda OSB sıklığının %1’in üzerinde olduğu saptanmıştır. Cinsiyet açısından bakıldığında OSB’nin erkeklerde kızlardan 3-4 kat fazla görülmektedir.

    OSB terimi otizm, atipik otizm ve Asperger sendromunu içeren bir kategori olarak yıllardır kullanılmaktayken, resmi sınıflama sistemlerinde OSB tanımın yer alması Mayıs 2013’de olmuştur. Artık Otizmle ilişkili tüm bozukluklar için OSB tanımı kullanılmaktadır.

    Nedenleri nelerdir?

    OSB gelişiminde önemli bir faktör genetik yatkınlıktır. Genlerdeki değişkenlerin otizm nedenleri arasında en önemli rolü oynadığı kabul edilmektedir. Otizm tanısı alan çocukların beyin görüntülemelerinde erken yaşta bazı farklılıkların ortaya çıktığı ve yaşla birlikte bu farklılıkların değiştiği bulunmuştur. OSB etiyolojisinde çevresel faktörlerin de üzerinde durulmuştur. İleri anne baba yaşı üzerinde durulan etkenlerdendir. Yine özellikle yakın zamanda popüler bir şekilde suçlanan beslenme şekli, civaya maruziyet aşı gibi faktörlerin otizm gelişimine katkısı olduğu doğrulanmamıştır. Bu gün kabul edilen en önemli görüş, otizmin beynin erken evrelerinde gelişen, gen çevre etkişelimi nedeniyle ortaya çıkan, norogelişimsel bir hastalık olduğu yönündedir.

    Belirtileri nelerdir?

    Otistik bireyler, ortaya çıkan belirtiler, bu belirtilerin şiddeti çok değişkenlik gösterir.

    Otizmli olgularda genellikle belirtiler hayatın ilk ya da ikinci yılında ortaya çıkmaktadır. Dil gelişiminde gecikme, sosyal ilgisizlik veya çevreye karşı alışılmadık aşırı duyarlılığı içeren başlangıç belirtileri tipik olmaktadır. OSB olan çocukların yaklaşık dörtte birinin ebeveynleri çocuklarının birkaç anlamlı kelime söyledikten sonra konuşmayı bıraktığını ve sosyal becerilerinin gerilediğini ifade etmişlerdir.

    OSB tanısı konulan bebekler yaşamın ilk altı ayında diğer bireyleri daha az aramakta, onlara daha az bakmaktadırlar. Ayrıca bu dönemde bu çocuklarda sosyal gülümsemenin de az olduğu ve bu bebeklerin daha az ses çıkardığını ortaya konmuştur. İsmi seslenildiğinde bakmamanın sekizinci aydan itibaren OSB’li çocuklar ile OSB’li olmayan çocukları ayırt etmede yardımcı olmaktadır. OSBçocukları diğer çocuklardan ayırt eden özellikler; göz teması, sosyal ilgi ve gülümsemede yetersizlik, jest ve işaret kullanımında sınırlılık, ismi seslenildiğinde bakmama, taklit etme becerisinde yetersizlik, alıcı ve ifade edici dilde gecikme olarak tanımlanmıştır.

    2-3 yaş döneminde ise sosyal alanda en sık karşılaşılan belirtiler; göz temasının yetersizliği, sosyal oyunlara ve karşılıklı sosyal etkileşime azalmış ilgi düzeyi, ebeveynlerini duygudurumunu düzenlemek için daha az referans alma ve yalnız kalmaya eğilimli olmak olarak bildirilmiştir.

    4-5 yaş grubunda, yaşıtlardan farklılık, kısıtlı jest mimikler, başkaları ile etkileşime girmekte isteksizlik, yaşıt aramama ve yaşıt ile ilişki sürdürememe belirginleşmektedir. Normal gelişen bireylerde empati seviyesi erişkin düzeyine yaklaşmaktayken, bu grupta empati söz konusu olmamaktadır. Dil gelişimi ve iletişim sorunları OSB tanılı bireylerin sorunlarının önemli kısmını oluşturmaktadır. Dil becerilerinin geliştiği vakalarda ise tekrarlayan davranışlar ve yineleyici dil kullanımı, karşısındakinin konuşmasını yineleme, şahıs zamirlerini karıştırma, normal ses volümünün farklılaşması, sosyal etkileşim için dilin kullanımında sorunları içeren tarzda dil kullanımı normalden farklı olmaktadır. Konuşamayan grupta ise anlamsız sesler çıkarma bazen yeni kelime uydurma görülmektedir. Yine bu dönemde sallanma, kendi ekseninde dönme, parmak ucunda yürüme, garip el hareketleri, kanat çırpma gibi motor stereotipiler sık görülmekte; ayrıca törensel davranışlar örneğin oyuncak dizme, oyuncakların belli parçaları ile oynama söz konusu olmaktadır.

    Ergenlik döneminde normal zekâya sahip OSB tanılı bireyler, gruba ait olamama ve akran tacizi sebebi ile sıklıkla depresyon geçirmektedir. Zihinsel yetersizliği olan grupta ise bu dönemde temel belirtiler devam etmekte, sıklıkla öfke, dürtü kontrol sorunlarına, öz bakımda kısıtlılıklara, değişime dirence ve yıkıcı davranışlara sık rastlanmaktadır.

    Yine erken dönemden itibaren Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan grupta akademik becerilerde sorunlar, özel eğitimden faydalanamama ve davranış sorunları daha şiddetli görülmektedir. Özellikle belli dönemlerde ve ya mevsimlerde otizm belirtileri şiddetlenen, takıntıları artan, uyku problemleri artan grupta İki Uçlu Bozukluk açısından dikkatli olmak gerekmektedir. Otizmle ile birlikte ek psikiyatrik sorunlar hem otizm belirtilerini şiddetlendirmekte hem de gidişini olumsuz etkilemektedir.

    Asperger sendromunda ise, bireyler, otizm belirtileri göstermekle beraber daha üst düzey bir işlevselliğe sahiptirler. Yaşamın ilk yıllarından itibaren dil becerileri iyidir. Bilişsel becerilerinde gecikme yoktur. Asperger sendromlu bireyler, normal dil gelişimine sahip olan, ancak sosyal etkileşim davranışlarıyla, tekrarlayan törensel davranışlarıyla otistiklerle aynı özellikleri gösteren bireyler olarak tanımlamaktadır. Bu çocukların okul öncesi dönemde özel ilgi alanları vardır ve bu ilgi alanları bazen günlük hayata dairken bazen alışık olunmayan konulara aittir. Yine günlük yaşama ait yada alışık olunmayan konulara ait takıntıları, günlük rutinleri vardır. Yaşla birlikte yaşamaya başladıkları sosyal ilişki zorlukları belirginleşir. Yaşla birlikte özellikle ergenlik döneminde kendi ilgi alanları ile vakit geçirmeye başlar ve daha çok ilgi alanlarıyla ilgili konularda konuşurlar. Başlangıçtan itibaren hareketlilik, dikkat sorunları, kaygılı olma, motor sakarlık, uyku beslenme sorunları yaşayabilirler.

    Tedavi süreci nasıldır?

    Otizmin bilinen bir tedavisi olmadığı için, klinisyenler bireyin işlev düzeyi ve problemli alanlarına uygun müdahale ve tedavi programları geliştirirler.Çocuğun ve ailenin baş etmelerine aktif katkıda bulunurlar. Temel yaklaşım eğitsel yaklaşımlardır. Bu eğitsel yaklaşımlar sosyal-iletişimsel alanda gelişmeyi, istenmeyen davranışları azaltmayı, yeni beceriler kazandırmayı hedefler.

    OSB’de temel belirtileri iyileştiren bir ilacın henüz geliştirilmemiş olmasına rağmen, bu grupta eşlik eden davranışsal sorunlar için ilaç kullanımına sık rastlanmaktadır. İlaçlar sinirlilik, öfke, uykusuzluk, davranış sorunları, tekrarlayan hareketler, tik, sosyal etkileşim, kaygı, korku, moralsizlik, takıntı, hiperaktivite ve dikkat sorunlarında yararlı olmaktadır.

    Gidişatı nasıldır?

    Tedavi öncesi zeka seviyesi, erken yaşta tedaviye başlanması, tedavinin miktarı-tedaviye devam edilme süresi, aile özellikleri, sosyal kaçınma tedaviye yanıtta önemli belirleyiciler olarak tanımlanmıştır. Normal zekalı otizmi olan bireylerin beşte birinin kendi başına yaşadığı %40’a yakınının üniversiteyi bitirebildiği belirtilmiştir. Daha ağır işlev düzeyindeki otizm tanılı bireylerin ise çoğunluğu destekle yaşamlarını sürdürmektedirler.

  • Otizm belirtileri/nedenleri/tedvi

    OTİZM NEDİR?

    Konuşma, sosyal iletişimi başlatma ve sürdürme kalitesinde azalma, tekrarlayan hareketlerle karakterize gelişimsel bir bozukluktur.

    Otizmin bebeklik döneminde başlayan çocukluk, ergenlik ve erişkinlik döneminde de devam eden gelişimsel bir bozukluk olduğu kabul edilmektedir.

    Görülme Sıklığı

    Önceki yıllarda yapılan araştırmalarda 8/10000

    Son yıllarda yapılanlarda ise 20/10000 ‘dir.

    Erkek çocuklarda görülme sıklığı kız çocuklara göre 4-5 kat fazladır.

    OTİZMİN NEDENLERİ NELERDİR?

    Otizm yapısal biyolojik kökenli bir hastalıktır.

    Beyindeki bazı merkezlerdeki gerek yapısal gerekse biyokimyasal maddelerin metabolizmasındaki bozukluğa bağlı geliştiği bilinmektedir.

    Ancak tam olarak beyindeki hangi merkezlerde ve hangi alanlarda sorun olduğu henüz bilinmemektedir.

    Otizm genetik geçişli bir hastalıktır.

    Bir kardeşte otizm varsa diğer kardeşte otizm olma olasılığı 60 kat artmaktadır.

    1. çocukta otizm varsa 2.çocukta olma olasılığı normal çocuklara göre %10-15 kadar fazladır.

    Tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre görülme olasılığı daha fazladır.

    Gebelikteki sorunlar otizme yol açar mı? (Hastalıklar, ilaçlar, alkol v.b.)

    Anne karnında bebeğin enfeksiyonlara, toksinlere maruz kalması, doğum sırasında oksijensiz kalması otizm benzeri hastalıklara yol açabilmektedir.

    Hamilelikte annenin alkol ve uyuşturucu madde kullanmasının diğer hastalıklara neden olduğu gibi otizm benzeri hastalıklara da neden olduğu bilinmektedir.

    Anne-Babanın Tutumu Otizme Yol Açar Mı?

    Otizm yapısal bir hastalıktır.

    Hiçbir anne baba tutumu otizme yol açmaz.

    Ancak özellikle erken bebeklik döneminde anne ya da anne yerine konulabilecek bağlanma figürü ile iyi iletişim kuramamış ya da anne ya da bakıcı tarafından ihmal edilmiş bazı çocuklarda otizm benzeri belirtiler görülebilir ki buna reaktif bağlanma bozukluğu denilmektedir.

    Çok Tv İzlemek Otizme Yol Açar mı?

    Otistik çocuklar tv ekranındaki bir takım görüntü ve ses materyallerine aşırı ilgi gösterebilirler ve saatlerce ekran karşısında kalmak isteyebilirler.

    Tek başına tv seyretmek otizme yol açmaz ancak tv karşısında uzun süre bırakılan çocuklarda otizm benzeri belirtiler görülebilir.

    Bu nedenle bu çocukların tv ile ilişkisini kesmek gerekir.

    KLİNİK ÖZELLİKLER:

    Otizmde 1yaş Öncesi Belirtiler Nelerdir?

    Bu bebekler kendilerine özgüdür, sosyal gülümsemeleri azdır, göz teması yok ya da çok azdır, kucağa alınmaktan çok hoşlanmazlar, yalnız kalmayı tercih ederler, yabancıya tepki göstermezler, insan sesine çok ilgi göstermezler, adları seslenildiğinde bakmazlar (8-12 ay arası gelişmesi beklenir).

    Otizmde 1-2 Yaş Arası Görülen Belirtiler Nelerdir?

    Sosyal gülümsemede, duygusal yanıt vermede, ortak dikkatte belirgin bozulma devam eder.

    Görsel izlemeleri olağandışıdır, nesnelere uzun uzun bakarlar.

    Kaba ve ince motor becerilerde bir miktar gerilik görülür ve tuhaf motor davranışları vardır.

    Oyunları kısıtlı ve yineleyicidir, taklit oyunlarını beceremezler.

    Olumlu duygu ifadeleri azalmıştır.

    Dili anlamada, sözel iletişim kurmada, bedeni iletişim amaçlı kullanmada yani jest ve mimiklerde tuhaflıklar vardır.

    Göz ilişkisi kısıtlılığı sürmektedir.

    Genel olarak bu dönemde gelişimin her alanında özellikle bilişsel gelişim alanında bir gerilik vardır.

    Otizmde 2-3 Yaş Arası Görülen Belirtiler Nelerdir?

    1-2 Yaş arası belirtiler devam eder

    Ağrıya duyarsızlık,

    Tatlara aşırı duyarlılık başlar.

    Motor stereotipiler(tekrarlayıcı bedensel hareketler) eklenir.

    Çoğu olgu dil gelişimini kazanamaz, dil gelişimi başlayan olgularda da dil otizme özgüdür.

    Otizmde 3-6 Yaş Arası Belirtiler Nelerdir?

    Yaşıtları ile yaşa uygun ilişki kuramazlar.

    Zengin hayali içerikli oyunlar oynayamazlar.

    Kısıtlı jest ve mimiklerle insan ilişkilerinde kendine özgüdürler.

    %30’u konuşmayı bu yaşlarda öğrenir ancak kazanılan dil kendine özgüdür.

    Ekolali(tekrarlayıcı konuşma), zamirleri ve eylem zamanlarını tersine kullanma, dili sosyal olarak kullanmada isteksiz olma başlar.

    Otizmde İlkokul Çağında Görülen Belirtiler Nelerdir?

    Bazılarında bu dönemde de ilişkiden tümden uzaklık, yineleyici davranışlar, kısıtlı ilgi alanları devam eder.

    Bazı grup ise ilişki kurmak ister ama kendisi aktif olarak başlatamaz, nasıl ilişki kuracağını bilemezler.

    Dil ekolalik(tekrarlayıcı konuşma) de olsa dilin sosyal kullanımı artmıştır.

    Dilin olmadığı otistik çocuklarda daha fazla davranış sorunları görülür.

    Otizmin Ergenlik Döneminde Görülen Belirtileri Nelerdir?

    %30-40’ı henüz dili kazanamamıştır.

    Öfke denetiminde güçlük, dürtü kontrolünde ve cinsel davranışların kontrolünde güçlük yaşanır.

    Kendine ve başkalarına zarar verme davranışları artabilir.

    Zeka geriliği eşlik ediyorsa sorunlar bu dönemde daha çok artabilir.

    TANI KOYMA SÜRECİ

    Tanı çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı tarafından konmalıdır.

    Tanı ölçütlerine göre, 3yaştan itibaren otizm tanısı konulabilir denilmektedir.

    Ancak deneyimli bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı 2 yaşında otizm tanısını değerlendirebilir.

    İlk 1 yaştan itibaren otistik belirtiler varsa bu çocukları riskli çocuklar olarak kabul edip tedaviye yönlendirmek gerekir.

    Tedavi girişimleri ne kadar erken başlarsa yanıt o kadar iyi olur.

    Tanı psikiyatrik muayene, klinik özellikler, gelişimsel özellikler ve aileden alınan öyküye göre konur.

    Ayrıca otizmin belirtilerini tarayan ve şiddetini ölçen testlerden izlem sırasında yararlanılabilir. Gelişim testleri ve zeka testleri istenebilir.

    Ayırıcı tanı açısından kan tetkikleri, görüntüleme tetkikleri(MRG, BT), EEG istenebilir.

    Eşlik eden zihinsel gerilik ve başka anomaliler varsa genetik, epilepsi eşlik ediyorsa noroloji konsultasyonu istenir.

    TEDAVİ

    Tedavide en etkili yol eğitimdir.

    Henüz otizmi tedavi eden bir ilaç geliştirilememiştir.

    Çeşitli belirtileri azaltmada işe yarayan bazı ilaçlar vardır ancak bunları otizmi temelden yok etmemektedir.

    Otistik çocukların %80’i ilaç kullanmaktadır.

    İlaçlar, öfke kontrolü, hırçınlığı, hareketliliği, tekrarlayıcı davranışları, takıntıları azaltmak için kullanılır.

    Otizmde Kullanılan İlaç Grupları Nelerdir?

    Atipik antipsikotikler

    Antidepresanlar

    Dikkat eksikliği ilaçları

    Otizmde Eğitime Ne Zaman Başlanmalıdır?

    Eğitim tanı konur konmaz başlamalıdır. Hatta tam tanı konulmadan önce gelişiminde eksiklikler varsa riskli çocuk olarak değerlendirilmişse hemen eğitime başlamak gerekir.

    Eğitim eksik olanı yerine koyma eğitimidir.

    Eğitim Kurumunda Verilen Eğitim Yeterli Midir?

    Bazı ülkelerde sadece eğitim kurumlarında haftalık 20-30-40 saatlik programlar yürütülmektedir.

    Ülkemizde ise haftada 2-3 saatlik eğitim dışında ailelere de evde uygulayabilecekleri eğitim programı yürütmelerini, kendileri uygulayamıyorsa da eve ev eğitim programını uygulayacak bu konuda deneyimli birini getirmelerini öneriyoruz.

    Otizm Teşhisi Konulan Çocuklar Normal Okula Gidebilir Mi?

    Otizmi olan çocukların normal zekalı olan yüksek işlevli grubu, belli düzeyde sosyal beceriler kazandıktan sonra normal okulda kaynaştırma sistemi içerisinde yer alabilirler.

    Tedavide Uygunsuz(Alternatif) Yaklaşımlar Nelerdir?

    Neuro feedback

    Diyet

    Ağır metalden arındırma

    Hiperbarik Oksijen gibi yöntemlerin hiçbir bilimsel kanıtı yoktur ve tedavide önerilmemektedir.

    Otizm Tedavisinde Hangi Yöntemler Etkilidir?

    Eğitim tedavileri en etkili yoldur.

    Bunların içinde en işe yarayan davranış analizi teknikleridir.(haftada 20-40saat uygulanır)

    Son zamanlarda bu programlara sosyal beceri programları da katılmaktadır.

    Programın sürekliliği ve bütün ortamlarda uygulanabilir olması önemlidir.

    Tedavide Ailenin Rolü Nedir?

    Aile tedavinin en önemli parçasıdır.

    Eğitimin eğitim kurumu dışındaki kalan kısmı evde yürütülmelidir.

    Bütün aile bireylerine belli görevler düşer.

    Otizm Düzelir Mi?

    Günümüzde gelişen eğitim programları ile otizm tanısı alanların %20-25’nin otizm tanısını kaybettiği söyleniyor.

    Otistik olup genel adaptasyonu iyi olan %30’luk grup vardır. Bunlara da iyi işlevli otistik grup denilmektedir.

    Otizmde Ne Oranda Düzelme Bekleyebiliriz?

    Son verilere göre otizmde tam düzelme %3-%25 arasındadır.

    Sadece ilk 2 yaş grubunu ele alan araştırmalar, 4 yaşa gelindiğinde %18-%37 oranında bu çocukların bu tanıyı kaybettiğini göstermektedir.

    Bu da erken eğitim programlarının yararını göstermektedir.

    Uzm. Dr. Birsen Şentürk Pilan

    Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı

  • Otizm (yaygın gelişimsel bozukluk)

    Otizm nedir?

    Otizm erken yaşlarda belirtiler vermeye başlayan ve çocuğun gelişimini etkileyen bir hastalık şeklinde tanımlanabilir. Otistik özellikler gösteren çocukların sosyal etkileşimi ve iletişim becerileri yaşıtlarından geridedir. Bazı tipik tekrar eden (dönme hareketleri gibi) davranışları gösterebilirler.

    Otizmin erken belirtilerinden Sosyal beceri sorunları nelerdir?

    İnsanların sosyal yönü aslında çok erken yaştan itibaren gözlenebilir. Bir çocuk insan yüzleri, çevresindeki canlı nesneler ile cansız nesnelere oranla daha çok ilgilenme eğilimindedir. Normal gelişim gösteren çocuklar annesinin yüzüne bakar, ona sık sık gülümser, onun ilgisini çekmeye çalışır, insanlara etkileşimden keyif aldığı her halinden bellidir. Otistik çocuklar ise cansız çevreye karşı daha çok ilgilidirler, göz teması pek kurmazlar, daha içe kapanıktırlar, insanların dikkatini çekmek yerine basit davranışları tekrar ederler, sarılmak kucaklanmak gibi temaslardan kaçınabilirler. Taklit yetenekleri kötüdür.

    Otizmde iletişim(konuşma ve mimik?) becerileri nasıldır?

    Otistik özellikler gösteren çocukların bazı iletişim becerilerindeki farklılıklar dikkati çok erken dönemde fark edilebilir. Yaşıtlarına kıyasla geç konuşurlar, söylenileni tekrar etme şeklinde tekrarlayıcı konuşma olabilir. Konuşulanı anlamakta güçlükler görülür, kelimeleri ters kullanabilirler. ‘Ben yaptım’ yerinde ‘o yaptım’ gibi. Konuşmanın hızı, tonlaması ve ritminde bozukluk olabilir. Yeni öğrendikleri kelimeleri unutabilirler.

    Davranışlarında belirgin faklılıkları var mıdır?

    Bazı hareketleri tekrar tekrar yapma eğilimler vardır. Kendi etrafında dönme, sallanma, saatlerce aynı sesleri çıkarma, yüzüne ya da çeşitli yerlerine dokuma gibi davranışlar sergileyebilirler. Bu davranışların özellikle iletişim kuramadıklarından kendilerini uyarma amaçlı yaptıkları düşünülmektedir.

    Otizmin diğer belirtileri nelerdir?

    Sesten aşırı irkilme, bazı uyarılara aşırı tepki verme ya da hiç vermeme, dönen cisimlere aşırı ilgilenme ve onlarla zaman geçirme. Oyunlar açısından tekrar eden ve basit oyunları seçme gibi özellikleri vardır. Bazı çocukların ise üstün yetenekleri mevcuttur. Ezberlenemesi çok zor şeyleri çok hızlı öğrenme ve hafızada tutma gibi.

    Tüm otistik çocuklar aynı belirtileri gösterir mi?

    Otizm de en kafa karıştırıcı noktalardan birisi belirti şiddetidir. Otistik belirtiler birbirlerinden çok farklı şiddette ve sayıda olabilir. Otistik bozukluk bir spektrum bozukluğudur. Her vakanın bulunduğu nokta ve şiddet çok farklıdır.

    Otizm nedenleri nelerdir?

    Günümüzde birçok nedenin otizm ile ilişkili olduğu söyleniyor. Beslenme şekli, hastalıklar, geçirilen travmalar, bağışıklık sistemi sorunları, hormonal sorunlar ve en önemlisi genetiğin bu süreçte etkisi olduğu düşünülüyor

    Otistik çocuk sayıları giderek artıyor mu?

    Maalesef otizm sıklığı giderek artıyor hatta bazı kaynaklar bu durumu bir salgın olarak değerlendiriyor. Geçmişe kıyasla otistik belirtiler gösteren çocukların sayıları giderek artıyor. Özellikle erkeklerde bu hastalık daha sık rastlanıyor. Bunun günümüzde yaşınılan çevrenin ve toksinlerin rolü olduğu düşünülüyor.

    Otizm belirtileri nasıl erken anlaşılabilir? Aileler neye dikkat etmeli?

    Aileler özellikle konuşmayan ya da az önce bahsettiğim belirtileri gösteren çocukları fark ettiklerinde mutlaka bir uzman yardımına başvurmalılar. Çünkü erken tanı ve erken eğitim programlarına yönlendirme otistik belirtileri çok azaltabilir. Özellikle konuşmayan çocukları nasıl olsa zamanı gelince konuşur diyerek vakit kaybedilmemelidir.

    Saygılarımla

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvurulabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Konuşma gecikmesi ve otizm

    Konuşma gecikmesi çocukların yaşından beklenen sözel ifade becerisini gösterememesi olarak tanımlanabilir. Hiç konuşamama, yaşından beklenenden az sayıda kelime kullanma veya cümle kuramama şeklinde görülebilir. Konuşma gecikmesini fark edebilmek için çocuklardaki konuşma gelişim basamaklarını bilmek gereklidir.

    Normal konuşma gelişimi çocuklar arasında farklılıklar gösterse de belli bir sırayı izler. Bebeklerde 2. aydan sonra başlayan agulama, 4-6. aylar arası “ba”ba” gibi hecelerden oluşan babıldama ile devam eder. Anlamlı olarak söylenen ilk kelimler genellikle 1. yaşta başlar ve 18 aya kadar kelime sayısı giderek artış gösterir. Çocuklar 2 yaşında basit iki kelimelik cümleler kurmaya başlar ve 50 kelime kullanabilir. 2-2,5 yaşları arasında iki üç kelimelik cümleler kurabilir. 3 yaşına geldiğinde üç beş kelimelik cümleler kurabilir ve konuşması büyük oranda başkaları tarafından anlaşılır.

    Konuşma gecikmesi ile ilgili “4 yaşa kadar beklenmesi gerektiği”, “erkek çocuklarında normal olduğu” gibi yanlış inanışlar söz konusudur. Bu inanışlar nedeniyle uzmanlara başvuru yapılmamakta ve önemli bazı bozuklukların anlaşılması gecikebilmektedir. Bilinenlerin aksine konuşma gecikmesi mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gereken önemli bir durumdur.

    Konuşma gecikmesinin çok farklı nedenleri olabilir. En sık görülen neden gelişimsel konuşma gecikmesidir. Ancak konuşma gecikmesi olan çocuklarda dikkat edilmesi gereken durumlardan biri “Otizm” belirtilerinin olup olmadığıdır. Otizm konuşma gecikmesinin önemli nedenlerinden biridir.

    Otizm sosyal etkileşimde kısıtlılık, iletişim becerilerinde yetersizlik ve tekrarlayıcı hareketlerle kendisini gösteren bir bozukluktur. Konuşma gecikmesi olan çocuklarda aşağıda sıralanan belirtiler varsa otizmden şüphelenmeli ve hemen bir çocuk psikiyatrisi uzmanına başvurmalısınız;

    Göz teması yoksa veya kısıtlıysa

    Çocuğunuz gülümsemeye yanıt vermiyorsa

    Onunla konuştuğunuzda yüzünüze bakmıyorsa veya bunu nadiren yapıyorsa

    Adını çağırdığınızda adına bakmıyorsa

    Çocuğunuz işaret ettiğiniz yere bakmıyorsa

    İlgilendiği şeyi işaret ederek veya size göstererek paylaşmıyorsa

    Sizinle veya diğer çocuklarla oynamak yerine kendi başına zaman geçirmeyi tercih ediyorsa

    Sizin davranışlarınızı taklit etmiyorsa

    İşaret ettiğiniz nesnelere bakmıyorsa

    Sallanma, kendi etrafında dönme şeklinde hareketleri varsa

    Otizmin erken fark edilmesi ve tedaviye erken başlanması tedavi şansını arttırmaktadır. Konuşma gecikmesi olan çocuklar için “Büyüyünce konuşur” dememeli ve mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

    Dr.Mehmet Çolak

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

    Eskişehir

  • Otizmde tedavi seçenekleri

    1) Otizm tedavi edilebilen bir hastalık mıdır ya da otizmin tedavisinden söz edildiğinde ne anlaşılmalıdır?

    Otizmin nedeni tam olarak bilinmediği için, hastalığı şifa ile sonuçlandırabilecek, yani yaşıtları ile aynı düzeye gelmesini sağlayacak çok keskin ve geçerli tedavi yöntemleri yoktur.

    Ancak otistiklere özgü nörolojik, bilişsel (zihinsel) ve davranışla ilgili pek çok problem görülebilir ve bu sorunlar da hem çocuğun, hem de ailesinin yaşam kalitesini bozar.

    Nörolojik açıdan birtakım denge sorunları, zihinsel yetersizlik, konuşmanın gecikmesi veya uygunsuz olması gibi problemler gözlenebilir. Bilişsel açıdan; dışa kapalı olmaları nedeni ile öğrenmeye de kapalıdırlar, kendi gereksinimlerini dahi dile getiremeyecek derecede çevreye ilgisizdirler. Aileyi en fazla yoran ise davranış sorunlarıdır. Otistik çocuklarda aşırı hareketlilik, el çırpma, kendi etrafında dönme vb gibi anlamsız ve tekrarlayıcı davranışlar, uykusuzluk, anlaşılması güç öfkeler, yersiz çığlıklar vs ortaya çıkabilir. Otizmin temel özellikleri her çocukta aynı ise de; bu özellikler dışında, her çocukta çok farklı problemlerle karşılaşılır.

    Sonuçta, otizmin tedavisinden söz edildiğinde; çocuğun çevresi ile iletişimini, kendi temel gereksinimlerini karşılayabilecek derecede güçlendirmek, belli başlı davranış problemlerini çözmek, çocuğun uyku ve beslenme düzenini normalleştirmek gibi unsurlar anlaşılmalıdır.

    2) Otistik Bozukluk için ne tür tedavi yöntemleri denenmektedir ve bu tedavilerin hastalara sağladığı yararlar nelerdir?

    Elli yıl boyunca yüzün üzerinde tedavi yöntemi denenmiş ve hala da denenmektedir. Bu yöntemleri; en sık kullanılanlardan itibaren genel başlıklar halinde sıralayacak olursak:

    – Otizmin tedavisinde en sık başvurulan tedavi grubu standart özel eğitim tedavileridir ve otistik çocukların yaklaşık % 70’inde uygulanır. Çocuğun bilişsel işlevlerini ve iletişimini güçlendirmeye yönelik kombine eğitim modülleri, sosyal beceri eğitimi, görsel materyaller, davranış eğitimi teknikleri gibi özel eğitim yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Bu yöntemler; otistik çocuğun, zihinsel potansiyelini olabildiğince ortaya çıkarmaya ve çevresiyle iletişimini güçlendirmeye yönelik tedavilerdir. Otistiklere en fazla uygulanan tedavi konuşma terapisidir. Müzikterapi de standart özel eğitim tekniklerindendir.

    – En sık uygulanan ikinci grup farmakolojik tedavileridir ve otistik çocukların yarısında ilaç kullanılmaktadır. Otizmde karşılaşılan davranış problemlerinin üstesinden gelmek, çocuğun zihinsel işlevlerini desteklemek amacı ile bugüne kadar onlarca ilaç kullanılmıştır ve her birinin otizmdeki birtakım sorunlara sınırlı derecede yararı olmuştur. Uyku probleminde melatonin, havalelerde epilepsi ilaçları, davranış problemlerinin türüne bağlı olarak bilinen psikiyatrik ilaçların tamamına yakını, barsak florasına yönelik olarak bazı antibiyotikler, sindirimi düzenleyici olarak bazı enzimler, sekretin, esansiyel yağ asitleri ve probiotikler, dimetilglisin, kombine vitamin tedavisi, ayrıca tek başına C, A ve B6 vitaminleri, L-glutamin, magnezyum desteği, bağışıklık sisteminin otizmde etkilendiği düşüncesi ile immünglobülin ve daha birçok farmakolojik ajan bugüne kadar kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.

    – Otistik çocukların ortalama dörtte birinde özel diyetler anne babalar tarafından denenmektedir. Gluten ve kazeinden oluşan çeşitli maddelerin otizme kaynaklık edebileceği yönündeki hipotez oldukça rağbet görmüş ve gluten ya da kazein içermeyen diyetler ebeveynler tarafından uygulanagelmiştir. Yine aynı şekilde Feingold diyeti, mayasız gıda içermeyen diyetler de özel diyet örnekleridir.

    – Otistik çocuklarda birtakım fizyolojik değişimler yaratmaya yönelik ve bir kısmı da aracı cihazlarla uygulanan terapi teknikleri de geliştirilmiştir ve etkinlikleri tam olarak kanıtlanmamış ise de sıkça kullanılmaktadır. Bu yöntemler içinde en yaygın kullanılanı sinir geribildirim (neurobiyofeedback) tedavisidir. Beyin dalgalarını simgeleyen birtakım video oyunları ile, ekran karşısında çocuğun kendi beyin dalgalarını yönlendirebilme ve bu yolla bazı problemlerini hafifletmeye yönelik bir tedavi şeklidir. Otistik çocuklarda; duyusal iletişimi geliştirmeye yönelik duyusal entegrasyon (sensorial integration), işitsel ve görsel entegrasyon teknikleri bazı merkezlerde uygulanmaktadır. Günlük işlevsel becerileri yönlendirici rehberlik eğitimi, beden egzersizlerine dayanan ve yoga kaynaklı entegre hareket terapisi, otistik çocuğun duyularına tepki veren bir ortamda etkileşime bırakıldığı hegzagonal çerçeve, duyusal uyarım yoluyla ilgili duyusal beyin alanlarını uyarmayı, dolayısıyla çocuğun duyusal zorluklarını bilinç dışı dönüştürmeyi amaçlayan Bolles sensorial öğrenme metodu, sayfa ve kelimeler arasındaki kontrastı değiştirmeye yönelik renkli filtreler (Irlen lensleri), bilgi işleme hızını arttırmaya yönelik interaktif metronom tedavisi, vücut işlevlerinin doğal bir ritm içinde olduğunu ve otistiklerde bu ritmin değiştiği düşüncesinden yola çıkan ritmik dönüştürme tedavisi gibi örnekler çeşitli fizyolojik terapi modülleridir.

    – Otistik çocuğu; özel eğitim ve bakım sürecinde uygulanan ilişki odaklı ya da iletişim odaklı terapi teknikleri de vardır; anne sütü verme süresini uzatma, yumuşak dokunuşlar, ebeveynle yakın teması destekleyici kucaklama teknikleri, doğal iletişime fırsat yaratmaya yönelik düz zeminde iletişim saati, düzenli ortak aktivitelerde bulunmak gibi teknikler belli başlı örneklerdir ve otistik çocukların yaklaşık yüzde yirmisinde özel eğitim sürecinde denenmektedir.

    – Bu sayılanlar dışında; ailenin olanakları ve terapistin yetenekleri ölçüsünde ve değişik sıklıkta o kadar çok terapi yöntemi denenmiştir ki; Azrin 24 saatlik tuvalet eğitimi, hiperbarik oksijen terapisi, akupunktur, dans terapisi, yunusla terapi, kafa kemiklerine masaj yoluyla beyin omurilik sıvısının dolaşımını etkilemek, vagus siniri uyarımı, homeopati yöntemleri, aromaterapi, vücutta biriken çeşitli maddelerin otistik belirtilere yol açabileceği ve otistik çocuğun bedeninin bu maddelerden arındırmaya yönelik şelasyon tedavileri nisbeten düşük oranlarda denenen ve etkinlikleri sınırlı yöntemlerdir.

    3) Bu kadar çok tedavi yöntemi ortaya çıkmasının nedeni nedir? Aileler, hangi tedavi yöntemini hangi kritere göre seçiyorlar?

    Otizm; elli yıl önce tanımlanmış bir klinik tablodur. O günden bugüne; bütün dünyada aileler tarafından yüzün üzerinde tedavi yöntemi denenmiştir, hala da denenmektedir.

    1) Hastalığın nedenine ilişkin zaman zaman öne sürülen bazı teorileri merkez alan bazı tedavi yöntemleri denenmiş ve sınırlı yararı olsa da anne babalar tarafından, bir umut ışığı olarak görülmüştür. Kesin tedavinin olmadığı bir hastalık olduğu için; anne babalar, çocuk için yararlı olabileceğini düşündükleri tedavi yöntemlerine, yararına inandıkları sürece başvurmaktadırlar.

    2) Otizmin şiddeti ve klinik zorluklar çocuktan çocuğa değişir. Asperger Bozukluğu’nda, yüksek işlevli (ya da hafif) otistiklerde zeka düzeyi normal ve normale yakın olduğu için daha konservatif tedaviler yeterli olurken, ileri düzeyde bozulmanın olduğu otistiklerde bazen birden fazla tedavi aynı anda uygulanmaktadır.

    3) Otizmde problemler çok fazla olduğu ve çocuktan çocuğa değiştiği için; çocuk için en uygun olanı çok yönlü bir tedavi yaklaşımıdır, bu da birkaç tedavinin aynı anda veya farklı zamanlarda uygulanmasını gerektirmektedir.

    4) En uygun tedavi nasıl seçilmelidir?

    Otistik çocuğun tedavisinin nasıl yürütüleceğini, öncelikle çocuğun kendi gereksinimleri belirler. Otistik olduğundan kuşkulanılan bir çocuk öncelikle bir çocuk psikiyatr muayenesinden geçmeli; gelişim düzeyi eksiksiz ortaya konulmalı, çocuğun problemleri ve ailenin zorlukları detaylı saptandıktan sonra çok yönlü ve uzun soluklu bir tedavi programı ortaya konulmalıdır. Anne babalar bilsinler ki, otizmin tedavisi sabır gerektiren uzun bir süreçtir ve tıbbın bugünkü olanakları çerçevesinde, tedavinin amacı, otistik çocuğun ve ailesinin yaşam kalitesini olabildiğince arttırmaktır.

  • Otizm

    Otizm

    Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artıyor. 1985 yılında her 2500 çocuktan birine konan otizm tanısı, 2001 yılında 250, 2013 yılında ise 88 çocuğa konurken günümüzde her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya geliyor. Otizmin erkek çocuklarında görülme riski ise kızlardan 4 kat daha fazla. Ülkemizde ise her 150 çocuktan biri otizm belirtileri göstermektedir. Otizmin nedeninin halen ne olduğu bilinmemekle beraber yıllarca genetik faktörler üzerine durulmuştur. Buna karşın çevresel faktörler ve günümüzün kara kutuları (tv bilgisayar ı pad telefon) tetikleyiciler arasında gösterilmektedir. Çevresel faktörlerin etkisi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre 1988 yılında Edelson ve Cantor 56 çocuğu incelemişler ve 56sında da ağır metal yükü saptamışlardır. Araştırıcıların sonuçlarına göre 56 çocuğun 55’inde karaciğer detoksifikasyon sisteminin iyi çalışmadığı, 53’ünde de bir ya da daha fazla ağır metal dışı toksik kimyasal madde (ağır metal dışında) yükü olduğu tespit edilmiş. Bu toksinlerin başlıcaları böcek ilaçları, tarım ilaçları, dezenfektan gazlar, antibiyotikler, deodorantlar ve çok sayıda aromatik ve alifatik solventlerdir. Otizmin tetikleyicilerinden biri de teknoloji öğeleridir. Televizyon, özellikle 0-3 yaş arasında çocuklara izlettirilmemesi önerilen bir unsurdur. Ancak; koşturmacanın yoğun olduğu ve strese hapsolmuş ebeveynler  çocuklarını susturabilmek ve sakinleştirmek için gün içerisinde 2 saat ve daha fazla televizyon karşısına oturtmakta veya bakımverenle çocuk tüm günlerini televizyon izleyerek geçirmektedirler. Televizyondaki renkli uyaranlara çocuklar bebeklik döneminden itibaren maruz kaldıklarında ekrandaki aksiyona odaklanıyorlar ve beyinleri normalden çok daha fazla yoruluyor. Bu durumda çocuklarda bebeklik döneminde sosyal uyaran eksikliğinden dolayı zayıf göz kontağı, dikkat dağınıklığı ve sosyal ilişkilerde yetersizlik gibi otizminde belirtileri olan faktörler kendini göstermektedir. Peki nedir bu otizm belirtileri?

    . ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMINDE OTIZM BELIRTILERI

    *Çocuğunuz ya da öğrencinizle iletişim kurmak istediğinizde sizinle göz kontağı kuruyor mu?

    Otizmli bir çocuğun göz kontağı yoktur ya da sınırlıdır.

    *Çocuğun dikkatini kendinize çekin, ardından odanın diğer köşesindeki ilginç bir nesneyi gösterin ve “Aaa bak bir ….. (oyuncağın adı) var ”dediğinizde oyuncağın olduğu yöne bakıyor mu? (çocuğun elinize değil işaret ettiğiniz nesneye baktığından emin olun)

    Otizmli bir çocuk ismi ile seslenildiğinde duymuyormuş ya da umursamıyormuş gibi davranır.( aile ya da öğretmen işitme de sıkıntı yaşıyor olabileceğini bile düşünür) ilgi alanı kısıtlıdır. Sese karşı aşırı ve ya çok az tepki verir.

    *Çocuğun dikkatini kendinize çekin ve ona bir oyuncak araba ya da bebek vererek “arabayı sürer misin/bebeği uyutur musun? deyin. Sembolik davranışlarda bulunuyor mu? (başka bir oyunla da sembolik davranış gözleyebilirsiniz. Burada önemli olan sembolik davranışla tekrarlayıcı davranışı ayırt etmektir. Arabaları- hayvanları  yan yana dizmek yineleyici davranıştır, sembolik değildir ve bir amacı yoktur.

    Otizmli bir çocuk oyuncakları ile amacına uygun oynayamaz.Yaşıtları ile iletişim kurmakta yetersizdir. Serbest zamanda arkadaşları birbirleri ile iletişim halinde iken o gruptan ayrı tekrarlayıcı davranışlarını yapıyor olarak gözlenir.

    *Çocuğa ışık nerede bana ışığı gösterir misin diye sorduğunuzda işaret parmağı ile ışığı gösteriyor mu? Işık sözcüğü yerine başka bir nesne söylenebilir ancak çocuğun nesneye işaret ettiği anda yüzünüze bakmış olması gerekmektedir.

    Otizmli bir çocuk konuşmada yetersizdir. Kelimeler sayılıdır. Yönerge almakta zorlanır.

    Özet otizmin belirtileri üç alanda gözlenir.

    1)sosyal ilişkilerde güçlük; göz kontağından kaçınma, karşısındakinin mimiklerine ve ihtiyaçlarına kayıtsızlık, duygusal ilişkide eksiklik

    2)iletişimde zorluk;konuşma da gecikme, sözel ve ya sözel olmayan iletişimde zorluk, soyut kavramlarda güçlük, tehlikeyi anlayamama

    3)sınırlı ilgi yineleyici ve rutin davranışlar;bir alana aşırı ilgi diğer alanlarda ise kayıtsızlık. Ellerini çırpma, sallanma, ses çıkarma. Aynı kıyafeti giymek aynı yoldan gelmek gibi yeniliğe karşı tepkililerdir.

  • Otizm tanımı

    Otizm, son bilgilere göre her 42 erkek çocuktan birini etkileyen, ve sıklığı her geçen gün artan bir durumdur. Otizmden etkilenen çocuklar sosyal hayata adapte olmakta zorluklar yaşarlar. Temple Grandin’in deyişiyle esas sorun bu çocukların “otistik olmayan bir dünyada yaşamak zorunda olmaları”dır. Bu zorluklar ve çocuklarının gelecekte kendine yeterli bir hayat sürememe olasılığı, aileler açısından büyük bir endişe kaynağıdır. Bununla birlikte otizmin patofizyolojisinin ne derece karmaşık olduğunun algılanamaması, çoğu zaman, çocuğun gelişimi açısından son derece kritik ve sınırlı zamanın, çocuğun bireysel biyokimyasal ihtiyaçlarına cevap vermeyecek ve her çocuk için aynı şekilde düzenlenen tedavi arayışları ile boşa harcanmasına neden olur. Çok yerinde bir söyleyişle “otistik çocuk sayısı kadar farklı otizm vardır”. Altta yatan nedenlerin her çocukta farklılık gösterebilmesi ve birbirini tetikleyen farklı etkenler ve yolaklara bağlı bir seyrinin olması nedeniyle, hem özel eğitim, hem tıbbi tedavi yaklaşımı çocuğa özel olarak düzenlenmelidir. Bir çocukta büyük yarar sağlayan bir yaklaşım, başka bir çocukta otizm bulgularının şiddetlenmesine, hatta bazen geri dönüşsüz sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Otizmde görülen nöropsikiyatrik belirtiler buzdağının görünen tarafı olup, buzdağının görünmeyen tarafında hem bağırsak hem beyinde devam eden bir inflamasyon ve birbiri ile bağlantılı bozulmuş biyokimyasal yolaklar mevcuttur. Her çocuk ayrı bir bireydir ve özellikle otizm söz konusu olduğunda genetik, metabolik ve biyokimyasal süreçler hepsinde ortak olan genel prensiplerden etkilenebildiği gibi bireysel farklılıklar da gösterir. Otizmdeki biyomedikal tedavi başarısı bu bireysel tıbbi farklılıklara ve ihtiyaçlara odaklanılabildiği ölçüde artar.