Etiket: Osteoporoz

  • Osteoporoz (kemik erimesi) tanı ve tedavisi:

    OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) :

    Tanım: Çeşitli sebeplere bağlı olarak kemik mikromimarisinin değişmesi ve kemik kitlesinin azalması sonucunda kırılganlığın artması ile sonuçlanan duruma Osteoporoz denilmektedir. Osteoporoz genel olarak Primer ve Sekonder olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

    Primer Osteoporoz kadınlarda menapoz, erkeklerde andropoz ve her iki cinste ileri yaşa (Senil) bağlı olarak ortaya çıkan durumdur. Toplumda osteoporozun en sık sebebidir.

    Sekonder Osteoporoz ise kemikleri etkileyen hastalıklar ve ilaçlara bağlı olarak herhangi bir yaşta ortaya çıkan kemik erimesidir. Sekonder Osteoporoza yol açan bir çok farklı hastalık bulunmaktadır.

    Sekonder Osteoporoz Nedenleri :

    Endokrinolojik Nedenler : 1-Cushing Sendromu

    2- Akromegali

    3- Hipertiroidi

    4-Hipogonadizm

    5-Hiperprolaktinemi

    6- Hiperparatiroidizm

    7- Tip1 Diyabet

    8- Anoreksia

    9- Porfiri

    10- Hipokalsemi

    11- Vitamin D eksikliği

    Genetik Nedenler

    Gastrointestinal Nedenler

    Hematolojik Nedenler

    Romatolojik Nedenler

    Nefrolojik Nedenler

    İlaçlar : Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan bir çok farklı ilaç yan etki olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. (Kortizon, Heparin, Tiroid Hormonu , Kemoterapi ilaçları vb)

    Osteoporoz Riskini Artıran Durumlar :

    Bayan Cinsiyet

    Beyaz Irk

    İleri Yaş

    Düşük Vücut Ağırlığı

    Hareketsiz Yaşam

    Sigara Kullanımı

    Alkol Kullanımı

    Aşırı Kahve tüketimi

    Erken Menapoz

    Diyette yetersiz Kalsiyum ve Vitamin D alımı

    Gebelik

    Tanı Testleri: Osteoporoz kırığa yol açmadığı müddetçe çoğu zaman hastaların hissedeceği ciddi bir semptoma yol açmaz. Bu nedenle risk altındaki kişilerin (Menapoz, Andropoz, Sekonder Nedenler) kırık gelişmeden tanı alabilmeleri için çeşitli tarama yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler :

    DEXA (Dual Energy X-Ray Absorptiometry)

    CT ( Quantitative Computed Tomography)

    Periferal Ultrasonografi

    Bu testler içinde en sık kullanılanı DEXA yöntemidir. DEXA testi sonucunda T skoru değerlerine göre Osteoporoz tanısı konulmaktadır

    Normal : T skoru > -1

    Osteopenik : -2.5< T Skoru < -1

    Osteoporotik : T Sk skoru < -2.5

    Ağır Osteoporoz : T Skoru < -2.5 ve Kırık olması

    DEXA da T skoru ile birlikte Z skoruda düşük olanlarda sekonder nedenler mutlaka düşünülmelidir. Sekonder Osteoporoz düşünülen kişilerde yukarda sıralanan sebeplere yönelik olarak ileri testler planlanmalıdır.

    Tedavi : Osteoporoz gelişimini önlemek ve halihazırda Osteoporozu olan kişilerde hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için düzenli (Haftada en az 3 gün 30-60 dakika) egzersiz yapmak çok önemlidir. Özellikle aktif-pasif ağırlık kaldırılan egzersiz türleri (tempolu yürüme, raket sporları, jogging, Ağırlık kaldırma vb) osteoporozun önlenmesinde faydalıdır. Yüzme gibi sadece kasları çalıştıran egzersizlerin osteoporoz üzerine etkisi daha azdır. Egzersizin yanında beslenmede son derece önemlidir. Diyette mutlaka yeterli kalsiyum (Özellikle süt ve ürünleri ) ve vitamin D alınmalıdır . Sigara, Alkol ve aşırı kahve tüketiminin önüne geçilmelidir. DEXA ölçümlerinde T Skoru < -2.5 olan kişilerde bu önlemlerin yanında ilaç (Farmakolojik) tedaviside düşünülmelidir. Osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlar şu şekilde sıralanabilir.

    Kalsiyum ve Vitamin D

    Bifosfanatlar (Alendronat, Risedronat, İbandronat, Zolendronik asit )

    Rankl inhibitörleri (Denosumab)

    Selektif Estrojen Reseptör Modülatörleri ( Raloksifen)

    Kalsitonin

    Teriparetide (Parathormon Analoğu )

    Strontium Ranelate

    Klasik Hormon Replasman Tedavisi

    Bioidentical Hormon Replasman Tedavisi

    Tedavide, yukarıda sınıflanan ilaçlardan kişinin Osteoporozunun derecesine ve diğer sağlık problemlerine uygun olan ilaç seçilir. Bu ilaçların günlük, Haftalık , aylık, 3 aylık ve yıllık kullanıma uygun olan formları bulunmaktadır. Yine ilaçların ağızdan, Burundan ve damardan enjeksiyon şeklinde uygulanan formlarıda mevcuttur.

  • Steroide bağlı osteoporoz

    İnflamatuar artritler veya diğer sağlık problemleri nedeniyle, üç aydan uzun süreli steroid kullanımı, kemik yoğunluğunda azalmaya; bu da zamanla osteoporoz gelişmesine neden olur. Aslında steroid kullanırken de osteoporozdan korunmak mümkündür. Amerikan Romatizma Cemiyeti, steroid kullanan herkesin, günlük en az 1200-1500mg kalsiyum ve 800-1000 IU D-vitamini kullanmasını önermektedir. Doktorunuz kanda vitamin D düzeyinizi ölçerek, almanız gereken D vitamini miktarını belirleyebilir. D vitamini almadan yalnız kalsiyum almak, faydalı değildir; mutlaka birlikte kullanılmalıdır.

    Kemik yoğunluğu; osteoporoz düzeyinde olan kişilere (T skoru -2,5’den az), günlük kalsiyum ve D vitamini takviyesinin yansıra, yeni kemik oluşumunu artıran ilaçlar da önerilir. İlk planda kullanılacak bifosfonat grubu (alendronat, risendronat, zolendronik asit) ilaçlardır. Sadece bu ilaçları kullanıp, kalsiyum ve D vitamini alınmadığında da tedavi yetersiz kalır, üstelik kalsiyum eksikliğine bağlı kas krampları gibi diğer sorunlar eklenir. Bu nedenle osteoporoz amacıyla reçete edilmiş bu ilaçların, günlük kalsiyum ve D vitamini takviyesiyle alınmasına özen gösterilmelidir.

    Kemik dansitesi osteopenik düzeyde (T skoru: -1 ila -2,5 arasında) olup, uzun süreli steroid kullanacak hastaların da, günlük kalsiyum ve D vitamini takviyesinin yanı sıra, bifosfonat grubu osteoporoz ilaçlarını kullanması önerilir.

    Bifosfonat grubu osteoporoz ilaçlarının yetersiz kaldığı hastalarda; teriparatide kullanılabilir. Bu ilacın steroide bağlı osteoporozda kullanımı onaylanmıştır. Osteoporoz ilaçlarının hiç birinin gebelik ve emzirme döneminde kullanılması önerilmemektedir.

    Unutmayın, osteoporozdan korunmada, ağırlık binen egzersizlerin (yürüyüş gibi) önemi büyüktür.

  • Osteoporoz (kemik erimesi) nedir? Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

    Osteoporoz (kemik erimesi) nedir? Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

    Osteoporoz nedir?

    Osteoporoz, hem kadın hem de erkekte özellikle yaşlanmayla artan, kemiklerde zayıflık ve buna bağlı kırığa yatkınlık durumudur. Oldukça yaygın görülür. Yaşlanmakla sıklığı artar; ancak risk faktörleri taşıyan genç-erişkin yaş grubunda da osteoporoz gelişebilir. Kemik dokusu devamlı kendisini yenileyen bir dokudur; yıkıp yok ettiği dokunun yerine yenisi yapılır. Ancak 30’lu yaşların ortasında kemik yıkımı, yapımı biraz geçer özellikle 50’li yaşlarda kemik yıkımı daha fazla olmaya başlar. Bu da kemik yapıda incelme ve dayanıksızlığa neden olur.

    Osteoporoz, sessiz gelişir, herhangi bir yakınmaya neden olmaz. Fakat kişide düşme gibi ufak yaralanmalarla kırık oluşur. En fazla omurga, el bileği ve kalçada oluşur. Özellikle kalça ve omurgada oluşan kırıklar, kronik ağrılara ve sakatlığa, hatta ölüme neden olabilir. Osteoporoz tedavisinin de esas amacı kırık gelişimini önlemektir.

    Osteoporozun nedenleri nelerdir?

    Osteoporoz, kemik kitlesinin azalması (kemik yoğunluğu olarak ölçülür) ve kemik yapısında değişim sonucunda oluşur. Osteoporoz gelişmesinde etkili bir çok risk faktörleri vardır.

    -Yaşlanma (Kadınlarda menopozdan sonra hormon replasman tedavisi almıyorsa ortalama 5 yıl, alıyorsa 10 yıl sonra, erkeklerde 70 yaşından sonra gelişir)

    -Beyaz ırkta daha fazladır

    -Küçük kemik yapısı

    -Zayıf olmak: Vücut kitle indeksi (VKİ) 19’un altındaysa (VKİ=Ağırlık (kg)/uzunluk (boy2)m2. Yani boyunuzu metre cinsinden birbiriyle çarpıp, bulduğunuz sonucu ağırlığınıza böleceksiniz. Örneğin 160 cm boy ve 54 kg kişi için VKİ= 54/1,6×1,6=54/2,56=21,09)

    -Ailede birinci derecede akrabalarda; osteoporoz veya onunla ilgili kırık öyküsü)

    -Daha önce özellikle hafif dereceli yaralanma ile kırık gelişmesi

    -Erken menopoz veya cerrahi menopoz (ameliyat sonrası aniden menopoza girilmesi)

    -Yeme bozukluğu; anoreksiya nervosa, bulimia gibi

    -Sigara

    -Alkol alışkanlığı

    -Diyette yetersiz kalsiyum ve D vitamini alınması veya bağırsaklarda emilim bozukluğu

    -Sedanter hayat tarzı veya hareketsizlik

    İlaçlara bağlı: kortizon, tiroit hormon tedavisi, heparin, seks hormonlarını baskılayan tedaviler, uzun süreli mide koruyucu olarak kullanılan proton pompa inhibitörleri gibi,

    -Kemikleri etkileyen bazı hastalıklar; endokrin (hormon) hastalıkları (hipertroidizm, hiperparatiroidizm, Cushing hastalığı gibi), iltihabi bağırsak hastalıkları gibi.

    Osteoporoz kimleri etkiler?

    Osteoporoz, her yaşta kadın ve erkekleri ve tüm etnik grupları etkilese de en fazla beyaz ırkta ve Asyalı yaşlı kadınlarda daha fazladır. 50 yaşından büyüklerde osteoporoz ve buna bağlı kırık daha fazladır. Yukarıda belirtilen risk faktörleri yok ise, kadınlarda özellikle menopozdan 5 yıl sonra; hormon replasman tedavisi almışsa 10 yıl sonra, erkeklerde ise daha geç 70 yaşında ortaya çıkar. Çok fazla yapılan bir hata; menopoza girerken bayanlar, kemik yoğunluğunu ölçtürüyorlar belki sonraki bir kaç yıl daha ölçtürüp normal olduğunu görünce de bu işin peşini bırakıyor. Oysa menopozun 5. yılından sonra, kemik yoğunluğuna baktırmak önemle gereklidir.

    Osteoporoz nasıl teşhis edilir?

    Kemik yoğunluğu DEXA yöntemiyle, kalça (femur kemiği ve boynu) ve bel (lomber) omurgadan ölçülür. Direkt film çekimi gibidir fakat ondan daha az radyasyon verir, ağrısız ve hızlı bir ölçümdür. Gebelikte yapılmaz. Ölçülen kemik yoğunluğunuz, olması gereken genç – erişkin yaş grubuyla karşılaştırılarak T-skoru elde edilir.

    T-skoru; -1 ve üzerinde ise normal,

    T-skoru;-1 ile -2,5 arasında ise osteopeni (kemik yoğunluğunda hafif azalma)

    T skoru; -2,5 veya daha altında ise osteoporoz vardır.

    Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

    Yalnızca osteopeniniz varsa (kemik yoğunluğunuz T skoru=-1 ila -2,5 arası) ve kırık öykünüz yoksa, sadece kalsiyum ve D vitamini almanız ve önerilen egzersizleri yapmanız yeterlidir. 50 yaş üzerinde, menapoz sonrası bayanlar ve 70 yaş üzeri erkekler, 1200 mg kalsiyum ve 800-1000 IU D vitamini almalıdır. 50 yaşından genç yetişkinler ise 1000 mg kalsiyum, 400-800 IU D vitamini almaları önerilir.

    Fiziksel aktivite olarak, ağırlık binen egzersiz (yürüme gibi) önerilir.

    Osteoporozunuz varsa veya osteopeniniz olup kırık öykünüz varsa; o zaman günlük alacağınız kalsiyum ve D vitaminine ilaveten osteoporoz ilaçları kullanmanız önerilir. Bunlar:

    Bifosfonatlar: Osteoporozu önlemek ve tedavi etmek amacıyla en fazla tercih edilen ve en etkin ilaçlardır. Bu ilaçlar kemik kaybını çok azaltarak, kırık riskini azaltırlar. Türkiye’de alendronat (günlük veya haftalık kullanımlı tabletler), risendronat (günlük veya haftalık veya ayda bir ardışık iki gün kullanılan tabletler), ibandronat (ayda bir kullanılan tablet veya üç ayda bir kullanılan IV infüzyon) ve zolendronic acid (yılda bir kez uygulanan IV infüzyon) adı altında farklı çeşitleri bulunmaktadır.

    Bu ilaçların hepsiyle mutlaka günlük önerilen dozda kalsiyum ve D vitamini de alınmalıdır. Günlük yeterince kalsiyum ve D vitamini alınmadığında; hem osteoporoz tedavisi etkisini göstermez, hem de kişide kalsiyum düşüklüğüne bağlı krampların gelişmesine neden olurlar. Ağız yoluyla kullanılan tüm bu bifosfonatların en önemli yan etkisi, yemek borusunda tahrişe neden olmalarıdır. İlacın daha iyi emilmesi için aç olarak bol su ile alınmalı ve 45-60 dakika sonra kahvaltı edilmeli; bu arada yatmadan dik veya oturarak durulmalıdır. Reflü ve mide yakınması olanlarda, damar yoluyla kullanılan ilaç formları tercih edilmelidir. Bifosfonatların; çenede osteonekroz ve atipik (anormal) femur kırığı gibi bildirilmiş vaka takdimi halinde çok nadir yan etkileri de vardır.

    Kalsitonin: Eskiden osteoporoz tedavisinde kullanılan bu ilacın etkisi çok azdır; omurgada kırık riskini azaltabilir. Son zamanlarda ciddi yan etkileri nedeniyle uzun süreli kullanımları sakıncalı bulunarak artık kullanılmamaya başlanmıştır. Osteoporoza bağlı omurga kırığında ağrıyı azaltmak amacıyla kullanılabilir. Burundan sprey şeklinde veya enjeksiyon formunda çok kısa süreli kullanılabilir.

    Östrojen veya hormon replasman tedavisi: Östrojen hormonu tek başına veya progesteron ile kombine olarak kullanılabilir. Ancak östrojen ve progesteron kombinasyon tedavisi; meme kanseri, inme ve kan pıhtılaşmasını artırarak damar tıkanık riskinde artışa neden olur. Tek östrojen kullanımı ise, inme riskini artırabilir ve adet benzeri kanamalara neden olabilir. Bu nedenle genellikle, menopoza bağlı şikayetleri azaltmak amacıyla kullanılır. Fakat bu arada menopoz sonrası kemik dansitesindeki azalmayı da geciktirir.

    Selektif östrojen reseptör düzenleyicileri (modülatörleri)-Raloksifen: Bu tedavilerin kemik üzerine olumlu etkileri vardır ve meme kanseri riskini artırmaz ancak hala damarda pıhtılaşma ve inme riski vardır.

    Teriparatide: Paratiroid hormonunun bir formu olup, kemiğin uyarılmasını sağlar. Osteoporotik kırık riski yüksek erkekler ve menapoz sonrası kadınlarda kullanımı ve steroide bağlı osteoporoz tedavisinde onaylanmıştır. Günlük cilt altı enjeksiyonlar halinde, en fazla iki yıla kadar uygulanabilir. Daha önce radyasyon tedavisi görmüş olanlarda veya paratiroid hormon seviyesi yüksek kişilerde kullanılmaz.

    Strontium renalate: Bu ilaç menapoz sonrası osteoporoz tedavisinde Amerika Birleşik Devletleri dışındaki bazı ülkelerde (Türkiye de dahil) kullanılmaktadır. Günlük kullanılır ve suda eriyen poşetler halindedir. Kanın pıhtılaşma riskini artırarak damar tıkanıklığına neden olabilir. Çok nadir-vaka bildirimleri halinde ancak ciddi ölümcül yan etki de bildirilmiştir.

    Denosumab: İnsan kaynaklı bir monoklonal antikor tedavisidir. Kemik yıkımında sorumlu hücreler üzerine etki eder. Oldukça etkin fakat pahalı bir tedavidir. Yüksek kırık riski bulunan menapoz sonrası kadınlarda onaylanmıştır. Ayrıca, meme kanseri veya prostat kanseri nedeniyle, hormon azaltıcı tedavi görmüş kişilerdeki, osteoporoz ve kırıklarda onaylanmıştır. Her 6 ayda bir cilt altına uygulanmaktadır. Bu tedavi başlanacak kişilerde kalsiyum ve D vitamini düşük olmamalıdır. Türkiye’de ‘Prolia’ adı altında satılmaktadır.

    Osteoporoz için kullanılan ilaçların hiç biri gebelik ve süt verme döneminde güvenli değildir, önerilmez.

    Osteoporozdan korunma:

    Yaşam tarzınızda değişiklik yaparak osteoporozun önlenmesi mümkündür.

    Beslenmeyle veya dışardan destekle yeterince kalsiyum aldığınızdan emin olun (kabaca 1000-1200mg/gün; yaşa bağlı değişir; menapoz sonrası ve 70 yaş üstü erkeklerde 1200-1500m/gün).

    Yeterince D vitamini (400-880 IU/gün) alın; bu yaşınıza ve kan D vitamini ölçümünüze bağlıdır. Menapoz sonrası ve erkeklerde 70 yaş sonrası ihtiyaç 880-1000 IU/gün arasındadır.

    Sigara kullanmayınız

    Aşırı alkol almayınız; günde 1-2 kadehten fazla değil.

    Ağırlık binen egzersiz yapın (her gün yarım saat veya haftada üç kez 50 dakika). Dengeyi geliştiren Tai Chi veya yoga gibi egzersizler, düşmeyi önlediği için önerilir.

    Osteoporoza yatkınlık sağlayan, yukarıda sıralanmış risk faktörlerinin azaltılmasına yönelik yaklaşımlar yapılmalıdır.

    Osteoporozlu hastalara öneriler:

    Unutmayın bu öneriler osteoporoz tedaviniz kadar önemli.

    Yürüme cihazı kullanın. Eğer denge bozukluğunuz varsa baston veya yürüteç kullanın.

    Evdeki tehlikeleri uzaklaştırın. Halı ve kilimleri çıkartın. Ortalıkta kablo veya takılıp düşebileceğiniz bir şey olmasın. Gece lambası kullanın; gece banyoya giderken yardımcı olacaktır. Banyoda düşmeyi engellemek için tutunma kolları, küvet ve lavabonun yanına kaymaz paspaslar yerleştirin.

    Ağır eşyaları kaldırırken veya taşırken yardım alın. Dikkat etmezseniz düşebilir veya düşme olmadan da omurganızda kırık olabilir.

    Sağlam ayakkabılar giyin. Özelikle kış aylarında ve yağmurlu havalarda kaymayan, yeri kavrayan ve denge problemi yaratmayan (yüksek topuklu olmayan, ayak tabanınızı destekleyen, yumuşak) ayakkabılar giyin.

  • Osteoporoz tanısı nasıl konur?

    Osteoporoz tanısı nasıl konur?

    Kişinin hastalıklar ve risk faktörleri açısından sorgulanması (hastalık ve ilaç öyküsü, sigara, beslenme alışkanlığı, alkol kullanımı, menapoz yaşı ve menapoza doğal olarak mı yoksa cerrahi olarak mı girmiş? gibi sorularla), osteoporoz için erken tarama yapıp yapmamız gerektiği konusunda bize bilgi verir. Kemik mineral dansitesi (KMD) DEXA yöntemiyle ölçülür. Bu ölçüm açık alanda çekilir (MR gibi kapalı değil) ve ölçüm sırasında bir röntgen filminden bile çok daha düşük radyasyon alırsınız; maksimum 15 dakika sürmektedir. Ağrısızdır ve vücudunuza, derinize iğne dahil herhangi birşey yerleştirmeden ölçüm yapılır. KMD ölçümü, 1-2 yılda bir tekrarlanır.

    Ölçüm standart olarak bel ve kalçadan yapılır; buna göre T ve Z skoru belirlenir. T skoru; genç erişkin yaş grubuna göre kemik yoğunluğundaki standart sapma, Z skoru ise kendi yaş grubunuzdakilerin kemik yoğunluğuna göre sapmadır. Elli yaş üzerindekilerin KMD, sağlıklı genç erişkinlerin kemik yoğunluğuyla karşılaştırılır; yani T skoruna bakılır. Buna göre; genç erişkinlerinkinden daha az ise, kemik yoğunluğu düşük demektir. Bunun derecesi: T skoru: -1’den büyükse normal (osteoporoz yok), T skoru: -1 ile -2,5 arasında ise osteopeni (kemik yoğunluğunda hafif azalma) ve T skoru: -2,5’dan daha da düşük ise osteoporoz (kemik yoğunluğu azalma) var demektir. Ayrıca gelecekteki kırık riskini belirlemek için, bazı risk faktörlerinin sorgulanmasıyla (FRAX) da gelecekteki kırık riskiniz ve buna bağlı ilaç ihtiyacınız yine doktorunuz tarafından belirlenecektir. Doktorunuz ayrıca osteoporoz riskini belirlemek için bazı kan testleri (tiroid fonksiyon testleri, paratiroid hormon seviyesi, erkekte testesteron seviyesi, vitamin D seviyesi gibi) ve omurga kırığı olup olmadığını değerlendirmek için röntgen filmi isteyebilir.

    Kemik yoğunluğu testi kimlere yapılmalı?

    Yaygın olarak yapılan bir hata; menapoza yeni giren bir bayan, panik halde kemik yoğunluğunu ölçtürüyor; belki sonraki birkaç yıl daha yaptırıyor normal olduğunu görünce artık bu konudaki heyecan ve endişesinin yerini bir rahatlama alıyor ve sonraki seneler ölçtürmemeye başlıyor. Alması gereken artmış kalsiyum ve D vitaminini ihtiyacını da karşılamıyor. Emeklilik dönemiyle birlikte egzersizden uzak, daha sedanter hayata geçiyor. İşte tam da bu dönemde osteoporoz kolayca gelişiyor. Bu nedenle kemik yoğunluğu testini:

    -65 yaş ve üzerindeki tüm kadınlara

    -70 yaş ve üzerindeki tüm erkeklere

    -50 yaşından sonra kırığı olanlara

    -65 yaşın altında postmenapozal ve risk faktorü varsa

    – Risk faktörü olan 50-69 yaş arasındaki erkeklerde

    -Yüksek riskli ilaçları uzun süre kullananlarda KMD yapılması önerilir.

    Peki kimlere osteoporoz tedavisi verelim?

    Eğer kemik yoğunluğu ölçümünüzde, T skoru ≤ -2.5 ve altında ise veya T skoru -1 ila -2.5 fakat kırık riski yüksek olanlara veya daha önce vertebral veya kalça kırığı olanlara osteoporoz ilacına ilaveten kalsiyum ve D vitamini verilir.

    Tedavide amaç; KMD’nin arttırılmasının yanısıra kırıkların önlenmesidir.

    Kadınlarda 50 yaş altında kalsiyum ihtiyacı 1000mg/gün iken 50 yaş üzerinde 1200mg/gün iken erkeklerde 70 yaş öncesinde günlük gereksinim 1000mg iken 70 yaşindan sonra 1200mg kadardır.

    240 mL süt = 300mg

    180mL yoğurt = 300mg

    30mL 1 kibrit kutusu peynir = 200mg

    240 mL sıkma portakal suyu = 300mg

    Vitamin D ihtiyacı da 50 yaş altındaki kadın ve erkeklerde 400-800 IU iken 50 yaş üstünde 800-1000 IU’dir.

  • Osteoporoz nedir

    Osteoporoz nedir

    Halk arasında kemik erimesi olarak da bilinen osteoporozun kelime anlamı; Latincede, ‘os’ kemik ve ‘por’da delik demektir yani delikli kemik anlamına gelir. Mikroskop altında kemiklerimize baktığımızda bal peteği gibi delikli bir görünümü vardır. Eğer osteoporozunuz varsa, bu bal peteği görünümü sağlıklı olanlara göre daha geniş boşluklar halinde görünecektir. Bu kemik dokunuzdaki yoğunluğun veya kitlenin azalması anlamına gelir ki böylece kemikleriniz daha zayıf ve kırılgan olur. 1994 yılında dünya sağlık örgütü (DSÖ), osteoporozu, kırık riskinde artış ile sonuçlanan kemiğin mikromimarisinde bozulma ve azalmış kemik kitlesi ile karakterize, yaygın kemik hastalığı olarak tanımlamıştır.

    Osteoporoz çok yaygın bir hastalıktır. Kafkas ırkında, 50 yaş üzeri her iki kadından birinde ve her dört erkeğin birinde kemik yoğunluğunun düşük olduğu görülmüştür. Erkeklerin 70 yaş üstü, kadınların 50 yaş üstü %20-25’inin, osteoporozu vardır.

    Osteoporoz önemli bir hastalıktır. En önemli komplikasyonu, kırıktır; özellikle ileri yaşlarda daha önemli hatta ölümcül sonuçlara neden olabilir. Osteoporoza bağlı kırık sıklıkla, kalça, omurga ve el bileğinde olur. Kırığa bağlı ciddi/ inatçı ağrılar gelişebilir. Osteoporozlu kişilerde omurgada gelişen volüm kaybı ve çökme kırıklarına bağlı boy kısalır. Bu da kişide kamburluk gibi duruş bozukluğuna neden olur. Kalça kırığına bağlı cerrahi müdahale yapılsa bile %20 yaşlıda ölüme neden olmakta ve bir çoğu ise bakıma muhtaç hale gelmektedir.

    Osteoporoz sizi gizlice yakalar; çok sessiz gelişir ve kemiklerin giderek güçsüzleşmesi hissedilmez. Kişi boyunun kısalması, sırtında bükülme / kamburlaşma ve ağrıdan şikayet edebilir.

    Bazı insanlar kemiği sert ve cansız olduğunu düşünür; fakat kemiklerimiz de tıpkı cildimiz veya kaslarımız gibi canlı ve büyüyen dokulardır. Kemiklerimiz ona esneklik ve güç veren üç önemli yapıdan oluşur. Bunlar:

    -Kalojen: kemiğe esnek bir çatı oluşturan bir protein,

    -Kalsiyum-fosfat mineral kompleksi, kemiği güçlü ve sert yapar,

    -Canlı hücreler: kemiğin yenilenmesini sağlar.

    Çocuk ve gençlerde, kemik yapımı, yıkımdan daha fazladır. Kemik yoğunluğu bu dönemde giderek artar ve 18-25 yaşlarında en üst seviyeye gelir. 25-50 yaşları arasında kemik yapımı ve yıkımı arasında denge korunurken; daha sonraki yıllarda kadınlarda menapozla birlikte östrojen seviyesinde azalmaya bağlı, menapozdan 5-7 yıl sonra kemik yoğunluğunun %20’sini kaybederler.

    Kemiklerinizi korumak için her yaşta adımlar atabilirsiniz; asla çok geç değil.

    Osteoporoza yatkınlık sağlayan bazı risk faktörleri vardır. Bunların bazıları kontrol edebileceğimiz bazıları ise kontrol edemeyeceğimiz risklerdir.

    -Kadın cinsiyet, 50 yaş üzerinde olmak, etnik köken (Asyalı, Kafkas ve Latin ırkında, Afrikalı ve Hispaniklere göre daha fazladır), ailede osteoporoz geçmişi olmak, ince ve zayıf yapılı olamak, kırık geçirmek; kontrol edemeyeceğimiz faktörlerken,

    -Yeterince kalsiyum ve D vitamini almamak, meyve ve sebze tüketmemek, aşırı protein, kafein ve sodyum almak, sigara, aşırı alkol ve aşırı zayıf olmak (Vücut Kitle Indexi ≤19); ise kontrol edebileceğimiz risklerdendir.

    Osteoporoz kendiliğinden altta yatan bir sebep olmadan gelişebileceği gibi bazen çok erken yaşlarda altta yatan bir nedene ikincil olarak da gelişebilir. Bu ikincil nedenler kişinin altta yatan bir hastalığına bağlı veya kişinin kullandığı ilaçlara bağlı gelişebilir. Hastalıklardan:

    -İltihaplı romatizmal hastalıklar (Romatoid artrit, lupus, ankilozan spondilit), sindirim ve barsak problemleri (Çöliak hastalığı, İltihabı barsak hastalığı, gastrik bypass ameliyatı, gibi), hormonal nedenler (şeker hastalığı, paratiroidizm ve tiroid bezinin aşırı çalışması, cushing sendromu, erken menapoz, erkekte testeteron seviyesinde düşme), kan hastalıkları (lösemi, lenfoma, multiple miyeloma, orak hücreli anemi, talasemi, kan ve kemik iliği hastalıkları gibi), nörolojik nedenler (felç, parkinson, omurilik yaralanması gibi), mental hastalıklar (depresyon ve anorexia-yeme bozukluğu gibi), kanser ve diğer nedenlere bağlı (kronik tıkayıcı akciğer hastalığı, kadın atletler-menstrual bozukluk, yeme bozukluğu, aşırı egzersiz, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları, aşırı kilo kaybı gibi) gelişebilir.

    İlaçlara bağlı: Kortizon kullanımı, tiroid replasman tedavisi, mide koruyucu ilaçlar (Proton pompa inhibitörleri), depresyon tedavisi (seratonin reseptör üzerine etki edenler), heparin, anti-androjenik tedavi, alimunyum içeren antiasitler, siklosporin A, takrolimus, kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, metotrexat, epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar gibi.

  • Osteoporoz

    Osteoporoz, kemiklerin dayanıksız hale gelmesine yol açan kemik kütlesi azalması olup, kemiklerin basit bir düşme sonucu bile kırılabilmesine neden olan bir hastalıktır.

    Özellikle kadınlarda ve menopozdan sonra daha sık görülür. Bunun nedeni menopozdan sonra kadınlık hormonunun azalmasıdır.

    Osteoporozun belirtileri nelerdir?

    Osteoporoz başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak hastalık ilerlediği zaman kemik kırıkları ortaya çıkar. En sık kırılan kemikler omurga, kalça, el ve ayak bileği kemikleridir. Omurga kırıkları sırt ve bel ağrılarına, boyda kısalmaya, hatta kamburlaşmaya neden olur. Ancak omurga kırıkları, her zaman ağrıya neden olmayabilir. Bu nedenle omurga kırığı olup hiçbir şeyden habersiz yaşamını sürdüren hastalar da bulunabilir.

    Tanı:

    Osteoporoz, öncelikle düzgün bir öyküleme ve fizik muayene ile tanınır. Bu öykülemede osteoporoz, sizdeki bazı ilişkili tıbbi durumlar ile sizde ve diğer akrabalarınızda kırık öykülerinin bulunup bulunmadığına ilişkin sorular bulunur. Hekim öykünüzü değerlendirip olası kırıklar ve bulguları saptamak için bir dizi fiziksel muayene işlemi ve testten sonra varsa kırık tespiti için röntgen filmleri ve kemik mineral yoğunluğunuzu saptamak için “Kemik Dansitometrisi” denilen ölçümü yaptırmanızı isteyecektir. Kemik dansitometrisi, röntgen çektirmek gibi, ağrısız bir işlemdir. Dansitometri işlemi sırasında röntgen ışınları veya ses dalgaları kullanılarak ölçüm yapılan bölgedeki kemiklerinizin mineral yoğunluğu saptanır. Saptanan değer, sağlıklı genç erişkinlerin değerleri ile kıyaslanarak T skoru denilen bir değer elde edilir ve ölçüm yapılan kemiklerin sağlıklı kemik ölçümüne nazaran ne durumda olduğu saptanır.

    Kemik dansitometrisi testi ancak kişinin taşıdığı risk faktörleri gözönüne alınarak ve ölçüm sonuçları tedavi kararı vermede yardımcı olacaksa yapılmalıdır. Hali hazırda menopoz için hormon replasman tedavisi alıyorsanız kemik dansitometrisi yapılması gereksiz olabilir. Ancak tedavi kararı verilmeden önce yapılacak bir kemik dansitometrisi, tedavi kararında kişisel risk durumunuzu belirleyerek yardımcı bilgiler sağlayabilir. Ek olarak tedavi altında olduğunuz yıllarda 18 – 24 ay aralarla yapılacak kemik dansitometri ölçümleri tedaviye cevabınızı izlemek adına yararlı olacaktır.

    Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

    Osteoporoz önlenmesi ve tedavisinde kullanılan bir grup ilaç mevcuttur. Ne var ki bu ilaçlar bir dereceye kadar kemiğin kendisini yenilemesine yardımcı olmalarına karşın osteoporozu “tedavi” etmezler. Bu nedenle ilaç tedavisini altındaki hastalarda kemik sağlığı için diğer önlemlere uymak zorundadır. Tedavide kullanılan ilaçlar kalsiyum, D vitamini, bisfosfonatlar, hormon tedavileri ve kalsitoninler gibi değişik ilaç gruplarını içermektedir. Bu ilaçlar hekim tarafından hastanın durumuna uygun biçimde seçilerek kullanılırlar.

  • Çocuklarda osteoporoz

    Çocuklarda osteoporoz

    Kemikte mineral yoğunluğunun azalması olarak tanımlanabilen osteoporoz , çocukluk ve adölasan yaş grubunun en önemli sorunlarından biridir.

    Osteoporoz kemiğin belli bir bölgesinde kemik mineral yoğunluğunun (KMY) – 2.5 standart sapmanın altında olmasıdır. Çocuklarda bu değer yaş ve cinse göre z-skoru olarak belirtilir. Osteopeni ; yani kemik mineral yoğunluğunun daha az oranlarda bozulması ise z- skorunun – 1.1 ile -2.4 standart sapma arasında olduğu durumu ifade eder.

    Aslında ileri yaşların bir sağlık sorunu olarak osteoporoz ; çocukluk döneminde kazanılan riskin bir yansımasıdır. Çünkü , kemik kütlesinin önemli bir kesimi çocuklukta ve özellikle adölesan döneminde kazanılmaktadır. Bu dönemdeki çocukların günlük hayatlarında tükettikleri yüksek karbonhidrat içeren içecekler ve meyve suları, nornalde günlük almaları gereken 1300 mg lik kalsiyum ihtiyaçlarını, emilimi % 55-70 azaltarak bozmaktadır. Aşırı kola tüketimi ve yüksek fosfat içerikli gıdalar kemik mineralizasyonunu bozarak özellikle kızlarda osteoporoza yol açarlar. İyi bir kemik metrik sentezi için aynı zamanda yeterli protein , Vitamin-C ve Vitamin-K alımı da gereklidir. Son yıllarda çocukların sedenter yaşam şekli yani televizyon ve video karşısında geçirilen saatler , bilgisayar başında hareketsiz geçen zamanlar çocukların daha obez olmasına yol açtığı gibi kemik mineralizasyonu da etkilemekte ve bu çocukların kemikleri osteopenik hatta osteoporotik hale gelmektedir.

    Osteoporoz patogenezinde genetik yatkınlığa; beslenme , hormonlar ve çevresel faktörler ile yaşam tarzının katkısı son derece önemlidir.

    Osteoporozun önlenmesi için çocukluk yaş grubunda başlamak üzere kalsiyum ve D– vitamini alımı belli düzeylerde olmalıdır. Optimal bir beslenme ile kalsiyum alımı :

    İlk 6 ay : : 250 – 330 mg / gün

    6 ay – 1 yaş arası : 400 – 700 mg / gün

    1 – 10 yaş arası : 800 mg / gün

    Adölesan : 1200 – 1500 mg / gün

    Erişkin : 1000 – 1200 mg / gün ; olmalıdır.

    Kalsiyum yanısıra günlük 400 ünite D–vitamini ve yeterli güneş ışığı almak çok önemlidir.

    Besinlerden ; 1 su bardağı süt veya yoğurtta 270 – 300 mg kalsiyum varken 1, 5 kibrit kutusu büyüklüğünde kaşar peyniri veya 5 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynirde de aynı miktarda kalsiyum bulunur.

    Hormonlardan ; Büyüme hormonu , leptin , IGFI-I , IGF-II , PTH , Tiroid hormonları , E2 ve kortizon kemik formasyonunu veya rezorbsiyonunu etkileyerek kemik mineral yapısının oluşmasında önemli rol alırlar.

    Çocuklarda Osteoporoz Nedenleri :

    1 ) Prımer

    a) osteogenesis imperfekta

    b) İdyopatik osteoporoz

    2 ) Sekonder

    a) Endokrin nedenler

    – Hipogonadism

    – Hipertiroidism

    – Cushing Hast

    – Hiperkalsiüri

    – Hiperparatiroidi

    – D-vit eksikliği

    – Büyüme Hormonu Eksikliği

    b) Hematolojik nedenler

    : Multipl myeloma

    : Lösemi – lenfoma

    : Hemolitik anemi

    : Polistemi

    c) Bağ dokusu hastalıkları

    : Ehler – Danlos

    : Marfan send.

    : Homosistinüri

    : Romatoid Artrit

    d) Gastrointestinal Sistem Hastalıkları

    : Malahsorbsiyon

    : Anoreksi

    : Hepatobilier Hast.

    : Akalazya

    e) İlaçlar
    :Kortizon , Heparin , Antikonvülsan ilaçlar , MTX , Siklosparin , LT4

    f ) Immobilizasyon

    OSTEOPOROZUN ÖNLENMESİ

    1. Tüm yaş gruplarında kemik kütle kazanımına destek olacak uygun beslenme , yeterli kalsiyum ve D- vit alımı

    2. Süt yerine kolalı içeceklerin alımına izin vermemek

    3. Fiziki aktiviteyi yaşam boyunca sürdürmek

    4. Ergenlik gecikmesinde neden yapısal bile olsa ergenliğin indiklenmesinde geç kalmamak

    5. Adölesan dönemde ve tüm yaşam boyunca sigara , alkol ve aşırı kahve tüketiminden uzak durmak

    6. Tv – video – bilgisayar ile geçirilen saatleri kısıtlamak gereklidir.

  • Osteoporoz riskiniz var mı ?

    Eğer şikayetiniz yoksa, bakılması gereken işaretler:
    Kemikler canlı dokulardan oluşurlar. Eski kemik dokusu sürekli olarak yeni kemik dokusu ile değiştirilirip yenilenir. 30 yaşlarından sonra yenilenenden daha çok kemik dokusu yıkılır.
    Osteoporoz yenilenenden daha fazla kemiğin yıkıldığı zaman yani kemiklerin güçsüzleştiği zaman oluşur.
    Osteoporozun erken safhalarında genellikle belirti görülmez. Aşağıda riskte olduğunuzu belirtecek işaretler verilmiştir.

    Aile geçmişi

    Eğer ailenizden birinde Osteoporoz varsa %60-80 ihtimalle sizinde Osteoporoz riskiniz vardır. Kalça kırıkları kemik zayıflığının belirtisidir. Eğer annenizde kalça kırığı varsa sizde de olma riski ikiye katlanır.

    Eskisinden daha kısasanız

    60 ile 80 yaşları arasında disk esnekliği kaybından ötürü 1cm-2.5 cm olmak üzere boyunuz kısalabilir. Ancak omurga kırığında ilave boy kaybı söz konusudur. Birden fazla kırık omurganın bükülerek şekil değiştirmesine neden olur ve kamburluğa yol açar.

    Sırt ağrısı

    Devamlı sırt ağrısı omurga kırığının işareti olabilir. Güçsüz omurga, günlük aktiviteler sırasında bile hiçbir uyarı veya işaret vermeden kırılıp, çökebilir.

    Kronik tıbbi problemler

    Eğer romatoid artrit, tiroid bezinin fazla çalışması, paratiroid bezlerinin aşırı faaliyeti, diabet, karaciğer hastalığı gibi sorunlarınız varsa osteoporoza yakalanma riskiniz artar.

    Yeterli kalsiyum almamak

    Kalsiyum normalda hergün vücutta emilir. Eğer bunu besinlerle almazsak vücut kalsiyumu kemiklerden çalmaya başlar. Ve bu da osteoporoz oluşumuna sebep olabilir. Süt, süt ürünleri ve yapraklı yeşil sebzeler kemiklerin ihtiyacı olan kalsiyumu karşılar.

    Sigara içmek

    Eğer sigara içiyorsanız, osteoporoz riskiniz içmeyen birine göre iki katıdır. Sigara içmek kalsiyum emilimini azaltır ve yeni kemiklerin oluşumunu engeller.

    Alkol tüketimi Zayıf beslenme

    Aşırı alkol kullanımı ile birleşirse kemik kaybına sebep olur.

    Düşük kilo

    Aşırı zayıf olmak kemiklerinizin düşük kütleye sahip olmasının işareti olabilir ve bu sizin osteoporoz riskinizi arttırır.

    Devamlı diet

    Dietlerdeki aşırı değişiklikler ve kilonuzdaki sürekli dalgalanmalar yağ kütlenize eklenerek kas ve kemik yoğunluğu kaybına sebep olabilir.

    Daha fazla bilgi ile yetişkin nüfusun %80’ini etkileyen, insanların doktora gitmekteki en büyük ikinci sebebi olan sırt ağrısından kaçınabilirsiniz. Eğer sırt ağrınız varsa ve bundan kurtulmak istiyorsanız hemen bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışın.