Etiket: Osb

  • Otizm (otistik spektrum bozuklukları)

    Otizm (otistik spektrum bozuklukları)

    Belirtileri 3 yaş öncesinde başlayan sosyal ve iletişim alanında yetersizlikler yada kısıtlılıklar,tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanları belirtileriyle kendisini gösteren bir bozukluktur.Genel olarak Otizm olarak bilinse de aslında geniş bir yelpazeye yayılmış bir spektrumdur.

    OSB nörogelişimsel bir bozukluktur.Belirtiler erken çocukluk çağında başlamaktadır.Daha önceleri nadir olduğu belirtilse de günümüzde son çalışmalar daha yaygın olduğunu göstermektedir.Prevalansın yani yaygınlığın artışında bozukluk hakkında çocuk psikiyatrisi dışında diğer branş hekimlerinin ve ailelerin farkındalılığının artması da rol oynamaktadır.

    OSB da etyoloji yani neden oluştuğuna yönelik halen yoğun çalışmalar sürmektedir.Tek bir nedeni yoktur.Genetik,çevresel faktörleriler, anne yaşı ve bazı vitamin eksikliklerinin neden olabileceği yönünde araştırmalar mevcuttur.Beyin gelişimine yönelik araştırmalarda özellikle dikkat ve yürütücü işlevlerden sorumlu frontal lob,sosyal davranış ve duygulanımla ilgili amigdala ve dil gelişimi ile ilgili temporal lob üzerine detaylı araştırmalarda devam etmektedir.Onun için OSB tek bir sebepten oluşmadığı için bir yaygın gelişimsel bozukluktur.

    OSB Tanı

    Tanı da biyolojik bir tanılama markırı yoktur.Tanı klinik değerlendirme ve davranışsal özelliklerin takibiyle konulmaktadır. Uygun çocuklarda psikometrik incelemeler yapılabilir.Evde veya sosyal ortamda çekilen videolar tanılamada işe yarmaktadır.Gerekli görülürse işitme testi ve nörolojik inceleme uygun olabilir.2 yaş altındaki çocuklarda pek çok belirti görülebilir ve değerlendirilebilir.1 yaştan küçük çocuklarda klinik gözlem ile sosyal iletişim yetersizliği izlenebilir ve bu çocuklar RİSKLİ ÇOCUK olarak kayıt altına alınmalıdır.

    OSB Belirtileri:

    Büyük bir kısmında belirtiler 13-14 aylık iken görülür.Bir kısmında gelişim normal iken 1-2 yaş aralığında gerilemeler başlamaktadır.

    1 YAŞINA KADAR OLAN GRUPTA:

    Bıgıldama yada ses çeşitliliği azdır,

    Kendisiyle ilgilenen yada konuşana ilgisizlik vardır,

    Bakım verenin gitmesi yada seslenmesine tepkisizdir,

    Uyku sorunları,anormal seste ağlamalar,

    Beslenmeye direnç yada emzirirken iletişim kurulamamsı gibi belirtiler görülebilir.

    GENEL OLARAK BELİRTİLER:

    Göz kontağında kısıtlılık,

    Adını seslendiğinizde bakamama,

    Konuştuğunuzda yüzünüze bakmaz etkileşime girmez,

    Sosyal olarak tepki verme gülümseme olmayışı,

    Oyuncaklarla amaca yönelik oynamama,

    Yaşı düzeyinde ifade ve alıcı dilde gerilikler,

    Kendine ait bir dil geliştirme,

    Monoton bir dil,

    Empati eksikliği,

    Duyguları anlama ve yorumla da yetersizlikler,

    İsteneni gösterememe,kendi isteklerini ebeveyni götürüp onun eliyle gösterme,

    Duygu paylaşımı yada sevdiği nesne paylaşımının olmaması,

    Tekrarlayıcı davranışlar(stereotipiler) (kendi etrafında dönme,el burma,bir nesneyle saatlerce uğraşma gibi),

    Kısıtlı ilgi alanları (arabalar,haritalar,tv,klipler gibi),

    Gevşek hipotonik olabilir,

    Motor gelişimde gerilik görülebilir,

    Dokunma gibi uyaranlara yanıtsızlık olabilir,

    Uyku ve beslenme sorunları gelişebilir,

    Taklit becerileri yoktur.

    OSB da erken tanı çok önemlidir.Bu belirtilerden bir kaçı çocuğunuzda var ise mutlaka profösyonel bir destek almanız uygundur.Çevrenin size ‘daha küçük,büyüyecek,babası da böyleydi’ gibi söylemlerini çok önemsememenizi tavsiye ederim.Durumu kabullenmek kolay olmasa da erken tanı ve tedavi çok önemli.

    TEDAVİ:

    Öncelikle aile,bakım verenler OSB hakkında ve tedavide ki rolleri hakkında iyi bilgilendirilmeleri gereklidir.

    Temel tedavi seçeneği özel eğitimdir.Özel eğitimi bu konuda eğitimi olan eğitimcilerden almaları gerektiği belirtilmelidir.

    2 yaş altında çocuklarda daha çok ebeveyn eğitimi ve sosyal-duygusal gelişim eğitimi uygundur.

    Daha büyük yaşta eğitim içeriği çocuğun yaş ve bilişsel gelişimine göre düzenlenmelidir.

    Zaman zaman ek tanılar için Dikkat Eksikliği,Anksiyete bulguları,Davranış Sorunları,Uyku sorunları için ilaç tedavisi önerilebilir.

    Tedavi de zihinsel performansı iyi olan çocuklar daha hızlı yol kat etmektedir. Tedavinin ne kadar süreceği çocuğun öğrenme kapasitesi,zihinsel gelişimi,ifade dilinde kelime kullanımı,sosyal ve aile desteğinin iyi olmasıyla ilgilidir.Kimi çocukta 1-2 yıl,kimisinde daha uzun sürebilir.

    Ergenlik döneminde zihinsel becerisi iyi olan OSB lu çocuklar durumlarını farklılıklarını görebildikleri için çeşitli sorunlar yaşayabilirler.Bu dönemde tıbbi destek gerekli olabilir.Performansı iyi olmayan çocuklarda ergenlik döneminde yoğun öfke nöbetleri,cinsel davranış sorunları,fiziksel zarar verme gibi problemler daha belirgin olabilir.

    Tedavi multidisipliner bir yaklaşımla düzenlenmeli.Takip eden doktor ile belirli aralıklarda çocuğun gelişimi ve sorun olan alanlar gözden geçirilmelidir.

    Alternatif diye sunulan diyet tedavileri,hiperbarik oksijen tedavisi,ağır metalden arındırma tedavisi,nörofeedback gibi tedavilerin OSB da etkin olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar olmadığını da özellikle belirtmek isterim.

  • Otistik spektrum bozukluklarında (osb) alternatif tedavilere dikkat!

    Nöropsikiyatrik bir bozukluk olarak bilinen Otizm günümüzde Otistik Spectrum Bozuklukları (OSB) altında bir yelpazede toplanmıştır. Bu geniş bir yelpazedir. Eskiden görülme sıklığı daha az olarak düşünülen bu durum yakın zamanda yapılan çalışmalarda 10.000 de 60-65′ e kadar çıkmıştır. OSB’nin oldukça sık görülen bir nöropsikiyatrik bozukluk olduğu belirlenmiş olsa da halen neden oluştuğu konusunda net sebepler tespit edilememiştir.

    Nedenleri arasında genetik etkenler üzerinde özellikle durulsada tek başına durumu açıklamadığı için, sindirim sistemi işleyişindeki bozukluklar, çevresel toksinler, otoimmünite gibi nedenlerin de rolü olabileceği varsayımları oluşmuştur. Ve bu gibi etkenler nedeniyle de çeşitli alternatif yaklaşımlar ortaya atılmıştır.

    Özellikle alternatif tedavi yöntemleri,bu alanda çalışan hekimler tarafından değil alan dışı çalışan hekimler ve sağlık çalışanları tarafından günümüzde oldukça rağbet görmektedir. OSB’ de alternatif ya da tamamlayıcı tedaviler biyolojik ve biyolojik olmayan tedaviler olarak tanımlanabilir.

    Biyolojik alternatif tedaviler: Bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin tamamlandığı, kazein ve gluten kısıtlayıcı diyetler, omega-3 destekleri gibi göreceli olarak risk teşkil etmeyen biyolojik yaklaşımlarken, hiperbarik oksijen tedavisi,toksinlerden arındırma tedavileri, çeşitli otoimmüniteyi destekleyici immünglobinler vermek, antiviral, antifungal kullanımı gibi etkisinin tam olarak ne olduğu bilinmeyen tedavilere kadar uzanmaktadır. Özellikle OSB’nda bozukluğu düzelten bilimsel destekli bir ilaç tedavisi yokken bununla ilgili ilaç kullanımları da gittikçe yaygınlaşmaktadır. Özellikle avrupa ülkelerinde alternatif tedavilere başvurular da oldukça artı mevcuttur.

    Ülkemizde de son yıllarda bu konuda ciddi artışlar mevcuttur. Son zamanlarda Rusya’da kullanımı oldukça artmış olana Korteksin adlı bir ilaç mevcuttur. Fakat bu ilaç ile ilgili insan üzerinde ciddi bilimsel çalışmalar bulunmamaktadır. Böyle olmasına rağmen,ülkemizde alan dışı çalışan hekimlerin bu ilacı yurtdışından getirterek OSB’li bireylere başladıklarını bilmekteyiz. Ve aşılama karşıtı bir takım çalışmalar ve uygulamalar ağır metallerin maruziyetini azaltmaya yönelik olarak vurgulanmaktadır.

    Biyolojik olmayan alternatif tedaviler: Duyu bütünleme tedavisi,yunuslarla yüzmek, müzik terapisi, çeşitli ses ve görsel uyaranların seanslarla uygulandığı tedaviler, davranışsal optometri, kraniyosakral manipulasyonlar, osteopati gibi yöntemler olarak olarak görülmektedir.

    Ülkemizde en çok biyolojik alternatif tedavilere başvuru olduğu ve bunlarında çoğunlukla diyetler, mineral ve vitamin destekleri olduğu ama bunun yanında çeşitli ilaç desteklerininde olduğu bilinmektedir.

    Toksinlerden arındırma yani Şelasyon tedavisinde, OSB’li çocuklarda özellikle civanın nörotoksik olduğu ve bunun vücuttan atılamadığı için belirtilerin oluştuğu yönünde izlenimler vardır.

    Klinik bulugular ve nöropatalojik çalışmalar civa toksitesinin OSB’ye yol açtığını desteklememektedir. Ve ağır metal atımlarına yönelik yapılan alternatif tedavilerin ciddi renal ve hepatik yan etkileri olduğu göz ardı edilmemelidir.

    Hiperbarik oksijen uygulaması için gerekli uygulama alanları ve uygulamanın zorlukları nedeniyle yeterli kontrol grubu çalışmalarının olmadığı unutulmamalıdır. OSB!li çocuklarda beyin kan akımının belli bölgelerde az olduğu çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir, aynı zamanda nöronal yapı ve sindirim sisteminde enflamasyona yatkınlık olduğu şeklinde değerlendirmeler mevcuttur. Bu tedavinin bunları düzelteceği yönünde öngörülerle gündeme gelmiş bir tedavi şekli olan hiperbarik oksijen tedavisi uygulama alanı zor bir durumdur.

    Gluten ve kazeinin diyetten çıkarılması sık başvurulan bir alternatif tedavi yöntemidir. OSB’li kişilerde kazein ve gluten proteinlerin parçalanmadığı ve bunların dolaşıma geçerek endojen opioidlere dönüştüğü ve bunlarında OSB belirtilerini oluşturduğu şeklinde açıklanmaktadır. Gluten ve kazein kısıtlama diyetlerinde oldukça fazla gıda engellenmektedir. Öyle ki zaten beslenmede sorun yaşayan bu çocukların aile ile çatışmalarının artması ve davranış sorunlarının ortaya çıkması oldukça sıklıkla mevcutur. Birde bu beslenme şekillerinin aileye getirdiği artı bir maddi sıkıntısıda göz ardı edilmemelidir. Her çocuk sağlıklı beslenmelidir,bu nedenle çocukların tepki gösterdiği gıdalar iyi gözlenmelidir. Rutin uyguklanması gerekiyor gibi yansıtılan gıda testlerinin gerekliliği konusunda alan hekimlerinin tıbbi değerlendirmesi daha uygun olacaktır.

    Bunların yanında diğer ilaç şeklinde uygulanan biyolojik girişimlerin etkinliği ve güvenilirliği ciddi sorundur. OSB’li çocuklara damar içi, ağızdan alma şeklinde çeşitli immünglobülinler, antifungal, antiviral ilaçlar başlanmakta ve bunların gerçekten bilimsel olarak bir kanıta dayanmadan kullanıldığı unutulmamalıdır.

    Özellikle yukarıda da bahsettiğim Korteksin adlı ilaç medyada mucize ilaç olarak lanse edildi fakat bu çalışmayı yapan bilimsel platform bu çalışmanın daha geliştirilerek yapılması gerektiğini vurguladı. Kullanılan ilaç aynı zamanda OSB için spesifik değil nörolojik yıkım yaratan bir çok durum için lanse edilmiştir.

    Maalesef ki bir anne babaya çocuğunun OSB bulgularını taşıdığını söylemek zordur. Ama ne kadar erken tanı konulursa gelişmeler o kadar iyi olmaktadır. Ve bu tanıyı doğru değerlendirmeler ile alan hekimlerinin yapması gerektiği diğer tüm hekim arkadaşlar tarafından da bilinmelidir.

    Aileye durum gerektiği gibi açıklanmalı ve geçerliliği ve güvenilirliği belli olan tedavilere yönlendirme yapılmalıdır. Aileler erken dönemde verilen desteklerin çok önemli olduğunu bilmelidir. Fakat aile doğru bilgilendirilmediğinde elinde ne gelirse, ne duyarsa, internette ne okursa ona koşmaya ve çocuğunun bir an önce iyi olmasına uğraşmaktadır. Ve umut tacirliği yapan bir kesim alan dışı hekim ve sağlık çalışanları bu aileleri maddi ve manevi olarak suistimal etmektedir.

    Bu yazıyı özellikle yazmak istedim.

    Farkındalılığı yüksek anne ve babalar için. Lütfen çocuğunuzla ilgili OSB olma yönünde bir şüpheniz varsa, yada sizi takip eden aile hekiminiz veya çocuk doktorunuz ve aile çevreniz bu yönde uyarılarda bulunuyorsa lütfen ilgili uzmanlık alanı olan Çocuk Psikiyatrisine başvurunuz.

    Unutmayın ki, erken dönem tanılama çocuğunuzun gelişimi için çok önemlidir. Ve hala en güvenilir tedavi yöntemi Özel Eğitimdir. Bu eğitim sistemi erken dönemde aile eğitiminide kapsamalıdır. OSB tanısı almış çocuklar için bilinen bir ilaç tedavisi yoktur. Fakat çocuğun mevcut tanısı yanında dikkatinde ve davranışlarında sorun, uyku bozukluğu, anksiyete ve depresyon bulguları gibi durumlar ek tanı olarak eşlik ediyorsa çeşitli psikiyatrik ilaçlar kullanılabilir. Ama bu tedaviler OSB belirtilerini düzeltmek için değildir.

    Evet, OSB geniş bir yelpaze altında toplanmış nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Kişiye göre bir çok nedenden dolayı farklılıklar olabilir. Yani şunu demek istiyorum ‘hastalık yok hasta var.” Her OSB’li bireyi kendi metabolik, genetik, çevresel, ailesel çerçevesinde değerlendirmek önemlidir. Doğru tanı, doğru tedavi en iyi sonuca ulaşmak için temel yoldur.

  • Otizm (otistik spektrum bozuklukları) (osb)

    Otizm (otistik spektrum bozuklukları) (osb)

    Belirtileri 3 yaş öncesinde başlayan sosyal ve iletişim alanında yetersizlikler yada kısıtlılıklar,tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanları belirtileriyle kendisini gösteren bir bozukluktur. Genel olarak Otizm olarak bilinse de aslında geniş bir yelpazeye yayılmış bir spektrumdur.

    OSB nörogelişimsel bir bozukluktur.Belirtiler erken çocukluk çağında başlamaktadır. Daha önceleri nadir olduğu belirtilse de günümüzde son çalışmalar daha yaygın olduğunu göstermektedir.Prevalansın yani yaygınlığın artışında bozukluk hakkında çocuk psikiyatrisi dışında diğer branş hekimlerinin ve ailelerin farkındalılığının artması da rol oynamaktadır.

    OSB da etyoloji yani neden oluştuğuna yönelik halen yoğun çalışmalar sürmektedir. Tek bir nedeni yoktur. Genetik, çevresel faktörleriler, anne yaşı ve bazı vitamin eksikliklerinin neden olabileceği yönünde araştırmalar mevcuttur. Beyin gelişimine yönelik araştırmalarda özellikle dikkat ve yürütücü işlevlerden sorumlu frontal lob, sosyal davranış ve duygulanımla ilgili amigdala ve dil gelişimi ile ilgili temporal lob üzerine detaylı araştırmalarda devam etmektedir.Onun için OSB tek bir sebepten oluşmadığı için bir yaygın gelişimsel bozukluktur.

    OSB Tanı

    Tanı da biyolojik bir tanılama markırı yoktur.Tanı klinik değerlendirme ve davranışsal özelliklerin takibiyle konulmaktadır. Uygun çocuklarda psikometrik incelemeler yapılabilir. Evde veya sosyal ortamda çekilen videolar tanılamada işe yarmaktadır. Gerekli görülürse işitme testi ve nörolojik inceleme uygun olabilir. 2 yaş altındaki çocuklarda pek çok belirti görülebilir ve değerlendirilebilir. 1 yaştan küçük çocuklarda klinik gözlem ile sosyal iletişim yetersizliği izlenebilir ve bu çocuklar RİSKLİ ÇOCUK olarak kayıt altına alınmalıdır.

    OSB Belirtileri:

    Büyük bir kısmında belirtiler 13-14 aylık iken görülür.Bir kısmında gelişim normal iken 1-2 yaş aralığında gerilemeler başlamaktadır.

    1 YAŞINA KADAR OLAN GRUPTA:

    Bıgıldama yada ses çeşitliliği azdır,

    Kendisiyle ilgilenen yada konuşana ilgisizlik vardır,

    Bakım verenin gitmesi yada seslenmesine tepkisizdir,

    Uyku sorunları,anormal seste ağlamalar,

    Beslenmeye direnç yada emzirirken iletişim kurulamamsı gibi belirtiler görülebilir.

    GENEL OLARAK BELİRTİLER:

    Göz kontağında kısıtlılık,

    Adını seslendiğinizde bakamama,

    Konuştuğunuzda yüzünüze bakmaz etkileşime girmez,

    Sosyal olarak tepki verme gülümseme olmayışı,

    Oyuncaklarla amaca yönelik oynamama,

    Yaşı düzeyinde ifade ve alıcı dilde gerilikler,

    Kendine ait bir dil geliştirme,

    Monoton bir dil,

    Empati eksikliği,

    Duyguları anlama ve yorumla da yetersizlikler,

    İsteneni gösterememe,kendi isteklerini ebeveyni götürüp onun eliyle gösterme,

    Duygu paylaşımı yada sevdiği nesne paylaşımının olmaması,

    Tekrarlayıcı davranışlar(stereotipiler) (kendi etrafında dönme,el burma,bir nesneyle saatlerce uğraşma gibi),

    Kısıtlı ilgi alanları (arabalar,haritalar,tv,klipler gibi),

    Gevşek hipotonik olabilir,

    Motor gelişimde gerilik görülebilir,

    Dokunma gibi uyaranlara yanıtsızlık olabilir,

    Uyku ve beslenme sorunları gelişebilir,

    Taklit becerileri yoktur.

    OSB da erken tanı çok önemlidir. Bu belirtilerden bir kaçı çocuğunuzda var ise mutlaka profösyonel bir destek almanız uygundur. Çevrenin size ‘daha küçük, büyüyecek,babası da böyleydi’ gibi söylemlerini çok önemsememenizi tavsiye ederim. Durumu kabullenmek kolay olmasa da erken tanı ve tedavi çok önemli.

    TEDAVİ:

    Öncelikle aile,bakım verenler OSB hakkında ve tedavide ki rolleri hakkında iyi bilgilendirilmeleri gereklidir.

    Temel tedavi seçeneği özel eğitimdir. Özel eğitimi bu konuda eğitimi olan eğitimcilerden almaları gerektiği belirtilmelidir.

    2 yaş altında çocuklarda daha çok ebeveyn eğitimi ve sosyal-duygusal gelişim eğitimi uygundur.

    Daha büyük yaşta eğitim içeriği çocuğun yaş ve bilişsel gelişimine göre düzenlenmelidir.

    Zaman zaman ek tanılar için Dikkat Eksikliği, Anksiyete bulguları, Davranış Sorunları, Uyku sorunları için ilaç tedavisi önerilebilir.

    Tedavi de zihinsel performansı iyi olan çocuklar daha hızlı yol kat etmektedir. Tedavinin ne kadar süreceği çocuğun öğrenme kapasitesi, zihinsel gelişimi, ifade dilinde kelime kullanımı, sosyal ve aile desteğinin iyi olmasıyla ilgilidir. Kimi çocukta 1-2 yıl, kimisinde daha uzun sürebilir.

    Ergenlik döneminde zihinsel becerisi iyi olan OSB lu çocuklar durumlarını farklılıklarını görebildikleri için çeşitli sorunlar yaşayabilirler. Bu dönemde tıbbi destek gerekli olabilir. Performansı iyi olmayan çocuklarda ergenlik döneminde yoğun öfke nöbetleri, cinsel davranış sorunları, fiziksel zarar verme gibi problemler daha belirgin olabilir.

    Tedavi multidisipliner bir yaklaşımla düzenlenmeli. Takip eden doktor ile belirli aralıklarda çocuğun gelişimi ve sorun olan alanlar gözden geçirilmelidir.

    Alternatif diye sunulan diyet tedavileri, hiperbarik oksijen tedavisi, ağır metalden arındırma tedavisi, nörofeedback gibi tedavilerin OSB da etkin olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar olmadığını da özellikle belirtmek isterim.

  • Otizm spektrum bozukluğunun tanı ve tedavisinde bilinmesi gerekenler

    Otizm spektrum bozukluğu nedir?

    Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), sosyal-iletişimsel gelişimde yetersizlik, tekrarlayıcı davranışlar ve ilgilerle seyreden, erken çocukluk çağında başlayan bir nörogelişimsel bozukluktur. Son yıllarda yapılan çeşitli çalışmalarda OSB sıklığının %1’in üzerinde olduğu saptanmıştır. Cinsiyet açısından bakıldığında OSB’nin erkeklerde kızlardan 3-4 kat fazla görülmektedir.

    OSB terimi otizm, atipik otizm ve Asperger sendromunu içeren bir kategori olarak yıllardır kullanılmaktayken, resmi sınıflama sistemlerinde OSB tanımın yer alması Mayıs 2013’de olmuştur. Artık Otizmle ilişkili tüm bozukluklar için OSB tanımı kullanılmaktadır.

    Nedenleri nelerdir?

    OSB gelişiminde önemli bir faktör genetik yatkınlıktır. Genlerdeki değişkenlerin otizm nedenleri arasında en önemli rolü oynadığı kabul edilmektedir. Otizm tanısı alan çocukların beyin görüntülemelerinde erken yaşta bazı farklılıkların ortaya çıktığı ve yaşla birlikte bu farklılıkların değiştiği bulunmuştur. OSB etiyolojisinde çevresel faktörlerin de üzerinde durulmuştur. İleri anne baba yaşı üzerinde durulan etkenlerdendir. Yine özellikle yakın zamanda popüler bir şekilde suçlanan beslenme şekli, civaya maruziyet aşı gibi faktörlerin otizm gelişimine katkısı olduğu doğrulanmamıştır. Bu gün kabul edilen en önemli görüş, otizmin beynin erken evrelerinde gelişen, gen çevre etkişelimi nedeniyle ortaya çıkan, norogelişimsel bir hastalık olduğu yönündedir.

    Belirtileri nelerdir?

    Otistik bireyler, ortaya çıkan belirtiler, bu belirtilerin şiddeti çok değişkenlik gösterir.

    Otizmli olgularda genellikle belirtiler hayatın ilk ya da ikinci yılında ortaya çıkmaktadır. Dil gelişiminde gecikme, sosyal ilgisizlik veya çevreye karşı alışılmadık aşırı duyarlılığı içeren başlangıç belirtileri tipik olmaktadır. OSB olan çocukların yaklaşık dörtte birinin ebeveynleri çocuklarının birkaç anlamlı kelime söyledikten sonra konuşmayı bıraktığını ve sosyal becerilerinin gerilediğini ifade etmişlerdir.

    OSB tanısı konulan bebekler yaşamın ilk altı ayında diğer bireyleri daha az aramakta, onlara daha az bakmaktadırlar. Ayrıca bu dönemde bu çocuklarda sosyal gülümsemenin de az olduğu ve bu bebeklerin daha az ses çıkardığını ortaya konmuştur. İsmi seslenildiğinde bakmamanın sekizinci aydan itibaren OSB’li çocuklar ile OSB’li olmayan çocukları ayırt etmede yardımcı olmaktadır. OSBçocukları diğer çocuklardan ayırt eden özellikler; göz teması, sosyal ilgi ve gülümsemede yetersizlik, jest ve işaret kullanımında sınırlılık, ismi seslenildiğinde bakmama, taklit etme becerisinde yetersizlik, alıcı ve ifade edici dilde gecikme olarak tanımlanmıştır.

    2-3 yaş döneminde ise sosyal alanda en sık karşılaşılan belirtiler; göz temasının yetersizliği, sosyal oyunlara ve karşılıklı sosyal etkileşime azalmış ilgi düzeyi, ebeveynlerini duygudurumunu düzenlemek için daha az referans alma ve yalnız kalmaya eğilimli olmak olarak bildirilmiştir.

    4-5 yaş grubunda, yaşıtlardan farklılık, kısıtlı jest mimikler, başkaları ile etkileşime girmekte isteksizlik, yaşıt aramama ve yaşıt ile ilişki sürdürememe belirginleşmektedir. Normal gelişen bireylerde empati seviyesi erişkin düzeyine yaklaşmaktayken, bu grupta empati söz konusu olmamaktadır. Dil gelişimi ve iletişim sorunları OSB tanılı bireylerin sorunlarının önemli kısmını oluşturmaktadır. Dil becerilerinin geliştiği vakalarda ise tekrarlayan davranışlar ve yineleyici dil kullanımı, karşısındakinin konuşmasını yineleme, şahıs zamirlerini karıştırma, normal ses volümünün farklılaşması, sosyal etkileşim için dilin kullanımında sorunları içeren tarzda dil kullanımı normalden farklı olmaktadır. Konuşamayan grupta ise anlamsız sesler çıkarma bazen yeni kelime uydurma görülmektedir. Yine bu dönemde sallanma, kendi ekseninde dönme, parmak ucunda yürüme, garip el hareketleri, kanat çırpma gibi motor stereotipiler sık görülmekte; ayrıca törensel davranışlar örneğin oyuncak dizme, oyuncakların belli parçaları ile oynama söz konusu olmaktadır.

    Ergenlik döneminde normal zekâya sahip OSB tanılı bireyler, gruba ait olamama ve akran tacizi sebebi ile sıklıkla depresyon geçirmektedir. Zihinsel yetersizliği olan grupta ise bu dönemde temel belirtiler devam etmekte, sıklıkla öfke, dürtü kontrol sorunlarına, öz bakımda kısıtlılıklara, değişime dirence ve yıkıcı davranışlara sık rastlanmaktadır.

    Yine erken dönemden itibaren Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan grupta akademik becerilerde sorunlar, özel eğitimden faydalanamama ve davranış sorunları daha şiddetli görülmektedir. Özellikle belli dönemlerde ve ya mevsimlerde otizm belirtileri şiddetlenen, takıntıları artan, uyku problemleri artan grupta İki Uçlu Bozukluk açısından dikkatli olmak gerekmektedir. Otizmle ile birlikte ek psikiyatrik sorunlar hem otizm belirtilerini şiddetlendirmekte hem de gidişini olumsuz etkilemektedir.

    Asperger sendromunda ise, bireyler, otizm belirtileri göstermekle beraber daha üst düzey bir işlevselliğe sahiptirler. Yaşamın ilk yıllarından itibaren dil becerileri iyidir. Bilişsel becerilerinde gecikme yoktur. Asperger sendromlu bireyler, normal dil gelişimine sahip olan, ancak sosyal etkileşim davranışlarıyla, tekrarlayan törensel davranışlarıyla otistiklerle aynı özellikleri gösteren bireyler olarak tanımlamaktadır. Bu çocukların okul öncesi dönemde özel ilgi alanları vardır ve bu ilgi alanları bazen günlük hayata dairken bazen alışık olunmayan konulara aittir. Yine günlük yaşama ait yada alışık olunmayan konulara ait takıntıları, günlük rutinleri vardır. Yaşla birlikte yaşamaya başladıkları sosyal ilişki zorlukları belirginleşir. Yaşla birlikte özellikle ergenlik döneminde kendi ilgi alanları ile vakit geçirmeye başlar ve daha çok ilgi alanlarıyla ilgili konularda konuşurlar. Başlangıçtan itibaren hareketlilik, dikkat sorunları, kaygılı olma, motor sakarlık, uyku beslenme sorunları yaşayabilirler.

    Tedavi süreci nasıldır?

    Otizmin bilinen bir tedavisi olmadığı için, klinisyenler bireyin işlev düzeyi ve problemli alanlarına uygun müdahale ve tedavi programları geliştirirler.Çocuğun ve ailenin baş etmelerine aktif katkıda bulunurlar. Temel yaklaşım eğitsel yaklaşımlardır. Bu eğitsel yaklaşımlar sosyal-iletişimsel alanda gelişmeyi, istenmeyen davranışları azaltmayı, yeni beceriler kazandırmayı hedefler.

    OSB’de temel belirtileri iyileştiren bir ilacın henüz geliştirilmemiş olmasına rağmen, bu grupta eşlik eden davranışsal sorunlar için ilaç kullanımına sık rastlanmaktadır. İlaçlar sinirlilik, öfke, uykusuzluk, davranış sorunları, tekrarlayan hareketler, tik, sosyal etkileşim, kaygı, korku, moralsizlik, takıntı, hiperaktivite ve dikkat sorunlarında yararlı olmaktadır.

    Gidişatı nasıldır?

    Tedavi öncesi zeka seviyesi, erken yaşta tedaviye başlanması, tedavinin miktarı-tedaviye devam edilme süresi, aile özellikleri, sosyal kaçınma tedaviye yanıtta önemli belirleyiciler olarak tanımlanmıştır. Normal zekalı otizmi olan bireylerin beşte birinin kendi başına yaşadığı %40’a yakınının üniversiteyi bitirebildiği belirtilmiştir. Daha ağır işlev düzeyindeki otizm tanılı bireylerin ise çoğunluğu destekle yaşamlarını sürdürmektedirler.