Etiket: Orgazm

  • CİNSELLİK

    CİNSELLİK

    Değişik alt başlıkları içeren geniş bir konudur. Gerekli gördüğünüz daha geniş bilgiler için hekiminize başvurunuz.

    1. Orgazm

    Beynin ve vücudun birlikte hareket etmesi ile ilgili bir olaydır. Kadın ve erkeklerde farklı farklı yaşanır. Kadın peşpeşe bir çok kez orgazm olurken, erkekte iki orgazm arasında en az yarım saat geçmelidir. Orgazm; beyindeki seksüel uyarılarla (görme, duyma, dokunma, koku ve fantezi kapsayan) başlayabilir. Beyin ve vücut uyarıları birlikte hareket etmediklerinde orgazm olmaz. Kadınlarda düşünme yolu ile orgazm yaşanabilir. Kadınlarda orgazm;
     

    • Uyarılma fazı
    • Plato fazı
    • Organik faz
    • Çözülme fazı

    olmak üzere 4 aşamada incelenebilir. Bunun yanısıra, orgazm bozuklukları da;
     

    • Rastgele (random) orgazm
    • Kortal anorgazm
    • Erken orgazm

    olarak 3 grupta incelenebilir. Orgazm olmamaya anorgazmi denir. Kişinin kendi kendine olan saygısını ve güvenini yitirmeye ve depresyano neden olabilir. Her ilişki de orgazm olunmayabilir. Bu normaldir. Orgazm olmaması cinsel isteksizlik yaratabilir. Partnerine ilginin azalması da orgazma engel olabilir. Bu tür kişiler başka partner ya da mastürbasyon ile orgazm yaşayabilir. Orgazm yaşamamak kadında mutlaka mutsuzluğa neden olur diye sonuç vermek yanlış olur. Ancak; orgazm yaşamak çiftlerde daha keyifli bir hayatları olmasına yardımcı olacaktır. Orgazm bozuklukları % 5 den daha az bir oranla organik nedenlere bağlı olabilir. Nörolojik bozukluklar, nörolojik ilaç kullanımları, diabet, alkolizm olumsuz sonuç verebilir. Ayrıca; psikolojik etkenler yani travma, problemli çocukluk geçirmek, ergenlikte problemli ve travmatik cinsel deneyimler, cinsel kimlik çatışmaları orgazmın yaşanmasını olumsuz etkileyebilir.

    Çiftler anorgazmin yaşantılarını olumsuz etkilememesi için, bunu gurur meselesi yapmadan ilgili merkez ve kişilere müracat etmeleri tavsiye edilir.

    2. Kızlık Zarı

    Tıp sözlüğünde Hymen olarak geçer. Fizyolojik amacı ve görevi bugüne kadar açıklanamamıştır. Buna rağmen, embriyonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediği sanılmaktadır. Kızlık zarı, fizyolojiden çok sosyolojik açıdan toplumlarda daha çok ele alınmıştır. Her toplumda degişik ölçülerde sosyolojik öneme sahiptir. Gelişmiş toplumlarda cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenir. Gelişmekte olan toplumlarda (ülkemiz dahil) günümüzde saf, el değmemişliği yani bekareti ifade etmektedir. Fizyolojik ve anatomikten çok sosyolojik fonksiyonu vardır.

    Hymen, anatomik olarak incelendiginde belirli bir yapıda olmadığı görülür. Vajinanin hemen girişinde, dudakların 1-1.5 cm. içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır. Dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir. Dışarıya bakan ön yüzü deriye; içeriye bakan arka yüzü mukozaya benzer. Nadir olarak doğuştan olmayabilir. Çocukluk döneminde sert olan hymen ergenlikte östrojen hormonunun salgılanmasına bağlı olarak esner ve değişime uğrar. Kızlık zarının şekli, kalınlığı ve esnekligi her kadında farklılıklar gösterir. Vajina ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan deliğin şekli ve yapısı kızlık zarının türlerinin belirlenmesinde kullanılır. Türleri ;
     

    • Annuler Hymen
    • Kresentrik Hymen
    • Septali Hymen
    • Kribriform Hymen
    • Imperfore Hymen
    • Mikroperfore Hymen
    • Multipar Hymen

    olarak yedi grupta incelenir. Kızlık zarı deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.

    Hymen, genelde ilk cinsel ilişki ya da yabancı bir cisim girişi ile yırtılır. Az miktarda kanama olur. Yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Bazen ilişkiden sonrakı birkaç ilişkide de kanama olabilir. Bazen bir ilişki olmasa da hymenin serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadinlarin % 20 sinde bu çentikler bulunur.

    Genellikle zarın yırtılması, deliğin penis çapından küçük olmasından dolayı olur. Ancak; penisin girişine müsait genişlikte delikler de bulunduğundan kızlık zarı birçok ilişkiye rağmen yırtılmayabilir ve kanama olmayabilir. Böyle zarlara, ilişkiye (duhule) müsait zar denir. Kadınların % 26-41 ilişkiye müsait zara sahiptir.

    İlk ilişkinin ağrili olup olmaması, erkeğin yavaş ve yumuşak davranışına da bağlı olmasına rağmen, bazen ciddi ağrılar olabilir. Genelde de herhangi bir rahatsızlık olmaz. Ancak yine de erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir.

    Kızlık zarının yırtılmasında kanama miktarı genelde azdır ve kısa sürede kendiliğinden durur. Bazen kızlık zarı arkasında damar açığa çıkar ve kanama durmaz. Bazende vajinal girişinde ya da içinde yırtıklar oluşabilir ve şiddetli durmayan kanamalar olabilir. Bu durumlarda cerrahi müdahele ve dikis gerekebilir. Dikişler, kızlık zarını onarmaz. Kızlık zarı yırtılmasına rağmen kanama olmayabileceği gibi yırtılamadığı halde dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabileceğinden kanamalar görülebilir.

    Kızlık zarı, ilişki olmadan ya da delikten daha büyük bir cisim girmeden de bozulma yapabilir. Örn. ata-bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren aktiviteler ya da kaza ve travma hymen bozulmalarına neden olabilir. Bir kez bozulan kızlık zarı kendi kendini onarmaz. Aradan 7-8 gün geçtikten sonra ne zaman yırtıldığı da anlaşılamaz. Kızlık zarı bozulmadan spermler içeri girebildiğinden dış gebelik de dahil olmak üzere gebelik olabilir. Zar yapısı uygun kişilerde kızlık zarına zarar verilmeden spekulum incelemesi ve kürtaj yapılabilir. Akıntı sorunu olabilecek bakirelerden vajinal kültür alınabilir.

    Kızlık zarının bozulup bozulmadığı muayene ile anlaşılabilir. Ancak, doğal çentik yapısında olan hymen de karar vermek güç olabilir. Jinekolog kolposkopik incelemeyi uygun görebilir. Kanama ile de kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz. Kızlık zarı, % 100 kanama olması garanti edilemese de tamir edilebilir. Tamir edilen hymeni ancak jinekolog ya da adli tıp anlayabilir. Tamir için ilişkinin sayısı önemli değildir. Hatta doğum yapan kadın için bile tamir yapılabilir. Ancak; tamamen tamir edilmesi ya da eski haline getirilmesi olanaksızdır. Vajina duvarından alınan parçalarla yeni bir hymen yaratılmasına karşın, yara kolayca enfekte olabilir. Kızlık zarı tamirinin ilk gece cinayetlerini büyük ölçüde azalttığı bilinmektedir.

    3. Gebelik ve Cinsellik

    Yaşamda büyük önem taşıyan cinsellik, gebelikte çoğunlukla olumsuz etkilenir. Her şeyin normal gittiği durumlarda son dört haftada cinselliğe kısıtlama getirilebilir. Erkeğin ejekulasyon sıvısı içinde bulunan bazı maddelerin rahim kasılmalarını başlatabileceği ihtimali ile ilişki son dört haftada önerilmez. Kanamasi olan, düşük öyküsü olan veya erken doğum riski bulunan gebelerde ilişki kesinlikle yasaktır. Daha önce tekrarlayan düşük öyküsü ve erken doğum yapan gebelerde ilk iki ay ilişki kısıtlanabilir. Erkek veya kadın da genital enfeksiyon varlığında da enfeksiyon tedavisi tamamlanana kadar ilişki yasaklanmalıdır. Riskli gebelikler sınıfına giren plasente previa durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiye girilmesi sakıncalıdır. Bunlar dışında, normal seyreden gebelikte cinsel ilişkinin olumlu ya da olumsuz hiç bir etkisi yoktur. Ancak özellikle ilk gebeliğini yaşayan annelerin gebelik sürecine uyum sağlama aşamasında cinselliğe karşı soğukluk olabilir. Zaten gebelik, kadının hayatını kökten etkileyen bir süreç olduğundan cinsellik ve cinsel yaşam çoğunlukla olumsuz etkilenir. Kadın fiziksel değişiminin yanında psikolojik değişimler de yaşar. Psikolojik korkular nedeniyle ilişkiden kaçan bir gebe kadına anlayış göstermek ve zorlamamak gerekir.

    4. Vajinismus

    Psikiyatrinin ilgi alanına giren bir durumdur. Vajina girişini çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılması ve penetrasyona izin vermemesidir. Tampon, muayene gibi durumlara da müsade etmez. Her yaş grubundaki kadında görülebilir. Bu problemi olan kadınların cinsel istek ve orgazm açısından problemleri yoktur. İstekleri oldugu gibi, cinsel ilişki dışında orgazm yaşayabilirler. Primer ve seconder olmak üzere iki çeşittir. Fobi olarak da adlandırılan primer vajinismus da, kişi hayatında hiç bir cinsel ilişki yaşayamamıştır. Seconder ise, daha önceden problemsiz cinsel ilişki yaşamış olmasına rağmen sonradan ortaya çıkan vajinismustur. Partnere karşı olan ilgisizlik ve disparonio’ya neden olan faktörler seconder vajinismusu etkileyebilir.

    Primer vajinismusun en önemli nedeni korkudur. Cinsel birleşme istenmesine rağmen bilinçaltındaki korkular buna engel olur. Denemeler kısır döngüye girer. Erkekte erektil bozukluklara yol açabilir. Tedavi genellikle çiftlere psikoterapi uygulanarak yapılmalıdır. Ancak; jinekolojik olabilecek nedenlerin de bu durumu yaratmadığından emin olmak gerekir. Bunun yanında, bu durumda olan kadına partnerinden gelecek ruhsal destek de tedaviye yardımcı olacaktır. Bu durum kadınlıkla ilgili olmadığının hastaya anlatılması, hastayı rahatlatacaktır.

    5. Gebe Kalmak İsteyenler İçin Öneriler

    Kısaca aşağıda anlatılan durumlara dikkat edilirse, gebe kalma olasılığı artacaktır.

    • Gebe kalma planı yapılan zamandan 3 ay önce korunma bırakılmalıdır.
    • Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunulmalıdır.
    • Gebelik için en uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin 48 saat boşalmaması en uygundur.
    • Sabah erken saatte ilişkide bulunulmalıdır.
    • Kayganlaştırıcı kullanılmamalıdır.
    • Hiç bir zaman için vajinal duş yapılmamalıdır.
    • Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonlar tercih edilmelidir.
    • Alternatif seks yöntemlerinden uzak durulmalıdır.
    • Su altında ilişkide bulunulmamalıdır.
    • 6. Ağrılı Cinsel İlişki

    Cinsel ilişki esnasında, kadının geçici ya da sürekli ağri duymasıdır. Nedenleri psikolojik ya da fiziksel kökenli olabilir.

    Fiziksel nedenler;
     

    • Genital organlarda enfeksiyon
    • Geçirilmiş operasyon ya da radyoterapi gibi nedenlere bağli nedbe dokusu
    • Epizyotomi nedbesi
    • Miyom ya da diğer rahim tümörleri
    • Endometriozis
    • Normalden daha kalın kıizlık zarı
    • Ürethrado (mesanenin vajinaya açılan kısmı) zedelenme
    • Yetersiz kayganlık
    • Menapoz sonrasında olduğu gibi hormon yetersizliğine bağlı vajinal kuruluk
    • Orgazm
    • Semen alerjisi
    • Mantar enfeksiyonları
    • Vajinal enfeksiyonlar
    • Alerjik reaksiyonlar
    • Cilt hastalıkları
    • Genital uçuklar
    • Travma ve tahrişler
    • Pelvik enfeksiyonlar
    • Rahim ve idrar kesesinde sarkma
    • Karın içi yapışıklıklar
    • Barsak hastalıkları

    Psikolojik nedenler;
     

    • Gebe kalma korkusu
    • Gebelik esnasında bebeğe fiziksel zarar gelebileceği korkusu
    • Yetersiz ön sevişme neticesinde
    • Cinsel tecrübe ve bilginin yetersiz olması
    • Daha önceden geçirilmiş seksüel yaralanma ya da psikolojik travma
    • Partnere karşı geçici isteksizlik

    Disparonia tedavi edilmediği takdirde kişilere zarar verir. Cinsel deneyimlerden keyif almayı engeller. Uzun dönemde kişinin kendine olan saygısını zedeler. Tedavide asıl amaç, neden olan psikolojik ya da fiziksel nedeni ortaya çıkarmak ve bunları ortadan kaldırmaktır.

  • G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

        Kadının cinsel ilişki esnasında en duyarlı yeri klitorisdir.Bu yüzden klitorisin uyarılması güçlü bir orgazma neden olur.Klitorisden başka cinsel olarak memeler ,meme uçları ,bacak araları,boyun kenarları,iç dudaklar ve vajina duyarlı bölgelerdir.Vajen içindeki en duyarlı bölge ise G noktasıdır.

       G noktası  ilk kez   Alman seksolog Dr. Grafenberg tarafından   tarif edilmiştir.G noktası kadın vajinasının girişinden 3-4 cm geride ,1-2 cm çapında vajenin diğer yerlerinden daha kabarık görülen    bir bölgedir.Bazı kadınlar G noktasını elle hissederken bazı kadınlar hissetmeyebilirler.G noktasının  yeri    halen tartışmalıdır.G noktası kadınların çoğunda bulunur.Bu bölgeye aralıksız yapılan masaj, klitoral orgazmdan daha yoğun bir orgazm yaratır.

       İyi ve güçlü bir orgazm için eşler arasındaki cinsel uyumun yanında  klitoris ve G noktasının uyarılması da gerekir.

       G  noktası büyütme işlemi (Orgazm aşısı ) nedir ?

        G noktası  normalde  vajina  ön duvarında daha dolgun ,kabarık bir bölgedir.Bu kabarık bölgenin penis tarafından sürtünmesiyle orgazm olur.Ancak zamanla hormonal nedenlerle G noktası silinir.Böylece penisin G noktasını uyarması mümkün olmaz.

        G nokası büyütme işlemi yani Türkiye de bilindiği adıyla orgazm aşısı G noktasının yağ enjeksiyonu veya hyaluronik asit içeren dolgu maddesiyle  büyütülme işlemidir.G noktası büyütme işlemi gerçekleştirilmesiyle silinen bölge tekrar belirgin hale gelir ve kadının orgazmı kolaylaşır.

        G noktası büyütme işlemi kimlere uygulanır?

        G noktası (G Shot) büyütme işlemi ;

        **Tıp dilinde anorgazmi dediğimiz orgazm olamama yani cinsel ilişkiden zevk alamayan kadınlara

      **  Cinsel ilişkide orgazm olan ancak daha güçlü ve kaliteli orgazm olmak isteyen  kadınlara uygulanabilir.

         G noktası büyütme işlemi nasıl yapılır?

         G noktası büyütme işlemi  için lokal anestezi  kullanılır.G noktası olduğu düşünülen bölgeye submukozal (vajen mukozası altı) dolgu maddesi enjekte edilir.

         G noktası büyütme işlemi 5-10 dakika sürer.G noktası büyütme işleminden sonra  kadınlar normal günlük hayatlarına dönebilirler. İşlem sonrası herhangibir ağrı hissedilmez.İşlem sonrası özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.Gnoktası büyütme işleminden sonra aynı gün cinsel ilişkide bulunulabilir.

         G nokası büyütme işleminin etkisi ne kadarsürer?

         G noktası büyütme işleminin etkisi kadından kadına değişmekle birlikte 6-12 aya kadar sürebilir.

  • G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    G NOKTASI BÜYÜTME (ORGAZM AŞISI)

    Kadının cinsel ilişki esnasında en duyarlı yeri klitorisdir.Bu yüzden klitorisin uyarılması güçlü bir orgazma neden olur.Klitorisden başka cinsel olarak memeler ,meme uçları ,bacak araları,boyun kenarları,iç dudaklar ve vajina duyarlı bölgelerdir.Vajen içindeki en duyarlı bölge ise G noktasıdır.

       G noktası  ilk kez   Alman seksolog Dr. Grafenberg tarafından   tarif edilmiştir.G noktası kadın vajinasının girişinden 3-4 cm geride ,1-2 cm çapında vajenin diğer yerlerinden daha kabarık görülen  bir bölgedir.Bazı kadınlar G noktasını elle hissederken bazı kadınlar hissetmeyebilirler.G noktasının  yeri  halen tartışmalıdır.G noktası kadınların çoğunda bulunur.Bu bölgeye aralıksız yapılan masaj, klitoral orgazmdan daha yoğun bir orgazm yaratır.

     İyi ve güçlü bir orgazm için eşler arasındaki cinsel uyumun yanında  klitoris ve G noktasının 

    uyarılması da gerekir.G  noktası büyütme işlemi (Orgazm aşısı ) nedir ?

    G noktası  normalde  vajina  ön duvarında daha dolgun ,kabarık bir bölgedir.Bu kabarık bölgenin 

    penis tarafından sürtünmesiyle orgazm olur.Ancak zamanla hormonal nedenlerle G noktası 

    silinir.Böylece penisin G noktasını uyarması mümkün olmaz.

        G nokası büyütme işlemi yani Türkiye de bilindiği adıyla orgazm aşısı G noktasının yağ enjeksiyonu veya hyaluronik asit içeren dolgu maddesiyle  büyütülme işlemidir.G noktası büyütme işlemi gerçekleştirilmesiyle silinen bölge tekrar belirgin hale gelir ve kadının orgazmı kolaylaşır.

        G noktası büyütme işlemi kimlere uygulanır?

        G noktası (G Shot) büyütme işlemi ;

        **Tıp dilinde anorgazmi dediğimiz orgazm olamama yani cinsel ilişkiden zevk alamayan kadınlara

      **  Cinsel ilişkide orgazm olan ancak daha güçlü ve kaliteli orgazm olmak isteyen  kadınlara 

    uygulanabilir.

         G noktası büyütme işlemi nasıl yapılır?

         G noktası büyütme işlemi  için lokal anestezi  kullanılır.G noktası olduğu düşünülen bölgeye 

    submukozal (vajen mukozası altı) dolgu maddesi enjekte edilir.

         G noktası büyütme işlemi 5-10 dakika sürer.G noktası büyütme işleminden sonra  kadınlar normal 

    günlük hayatlarına dönebilirler. İşlem sonrası herhangibir ağrı hissedilmez.İşlem sonrası özel bir 

    bakıma ihtiyaç yoktur.Gnoktası büyütme işleminden sonra aynı gün cinsel ilişkide bulunulabilir.

         G nokası büyütme işleminin etkisi ne kadarsürer?

         G noktası büyütme işleminin etkisi kadından kadına değişmekle birlikte 6-12 aya kadar sürebilir.

  • İnsanda Cinsel Tepkiler

    İnsanda Cinsel Tepkiler

    Cinsel bir uyarımla karşılaşıldığında insan bedeninde gerçekleşen deneyimlere “cinsel tepkiler” adı verilmektedir. İnsanın cinsel tepkilerini açıklayan en geçerli model Masters ve Johnson tarafından açıklanan 4 aşamalı modeldir. Buna göre insanın verdiği cinsel tepkiler 4 aşamada gerçekleşmektedir. Bunlar:

    1. Uyarılma aşaması

    2. Plato aşaması

    3. Orgazm

    4. Çözülme aşaması.

    Şimdi her bir aşamada kadında ve erkekte neler olup bittiğini inceleyelim.

    1. Uyarılma aşaması:

    Bedenin ilk cinsel uyarılma belirtilerini gösterdiği aşamadır. Kan akışı cinsel organ bölgesine doğru yoğunlaşır ve cinsel organlarda değişimler başlar.

        Kadında: İlk uyarılma belirtileri vajinada görülmektedir. Kan akışının artmasıyla vajina duvarları kalınlaşır ve rengi koyulaşır. Islanma, diğer adıyla lubrikasyon meydana gelir. Böylelikle vajina cinsel ilişkiye hazır hale gelmeye başlar. Vajinanın ilk üçte birlik kısmı hafifçe uzar ve genişler. Uterus yani rahim yukarı doğru çıkmaya başlar. Kadının cinsel organ bölgesinde bulunan büyük ve küçük dudaklar şişmeye ve hafifçe açılmaya başlar. Meme uçları sertleşir ve dikleşir. Aynı şekilde klitoris de sertleşmeye başlar. Boyunda, memelerde ve karın bölgesindeki deride kızarıklıklar görülmeye başlar. Kalp atışı artar, kan basıncı yükselir.

    Erkekte: Kan akışının cinsel bölgeye yoğunlaşmasıyla penis erekte olur yani sertleşir ve dikleşir. Penisin içinden geçen ve idrarla meniyi (sperm hücrelerini içinde barındıran beyaz renkli sıvı) taşıyan üretra adındaki kanalın çapı iki katına çıkar. Testisleri içinde barındıran ve skrotum adı verilen torba benzeri yapının dokusu incelir ve testisler yukarı doğru çıkar. Kadınlardaki kadar sık olmasa da meme ucunun sertleşmesi cinsel kızarmalar erkekler de görülebilir. Cowper bezi adındaki bir yapıdan renksiz bir sıvı salgılanır. Bu sıvıya halk arasında “zevk sıvısı” da denilmektedir. Bu sıvı üretrayı nötralize eder, Ph dengesini düzenler ve böylelikle spermlerin sağlıklı bir şekilde üretra içerisinden geçmesini sağlar. Kaslar gerilir, nabız ve solunum artar, tansiyon yükselir. 

    2. Plato aşaması:

    Uyarılmanın en üst düzeye ulaştığı aşamadır. 

        Kadında: Vajinanın ilk üçte birlik kısmı iyice kanla dolar ve şişer. İçteki üçte ikilik kısım da uzar ve genişler. Küçük dudaklar dışarı doğru çıkmaya başlar. Memeler hafifçe büyür. Cinsel kızarıklıklar omuzlara, sırta ve kalçalara doğru yayılmaya başlar. Kaslar gerilir, solunum, nabız ve tansiyon artmaya devam eder. 

        Erkekte: Peniste herhangi bir değişme olmaz, sertliğini korur. Penisin baş kısmı şişer ve morumsu bir renk alır. Testisler yaklaşık %50 oranında büyürler ve yukarı doğru çıkarlar. Daha fazla Cowper salgısı üretilir. Erkek orgazma doğru yaklaştıkça ellerde kavrama benzeri kasılmalar görülebilir. Nabız, tansiyon ve solunum artmaya devam eder. 

    3. Orgazm:

    Cinsel uyarılmanın yüksek bir zevk alma duygusu ile birlikte boşalım gerçekleştirdiği aşamadır. Oldukça zevk veren ve yoğun bir deneyimdir. 

        Kadında: Nabız tepe noktasına ulaşır. Klitoris oldukça duyarlı hale gelir, kızarır ve şişer, dışarı doğru çıkar. Bir çok kadın alt pelvik bölgede zonklama hisseder. Vajinanın ilk üçte birlik kısmında ve anüste kasılmalar meydana gelir. Uterus (rahim) dalgalanma benzeri bir hareketle kasılır. Tüm vücutta kasılmalar ve istemsiz hareketler meydana gelir. Orgazm sırasında kadın güçlükle solur, çığlık atabilir, inleyebilir, birtakım kelimeleri haykırabilir. 

        Erkekte: Erkeklerde orgazmla birlikte ejakülasyon (boşalma) meydana gelir. Hatta erkekler boşalmadan hemen önce boşalmanın geliyor olduğuna dair bir his yaşarlar. Buna “ejakülasyonun kaçınılmazlığı” adı verilir. Bu his gerçekleştiğinde erkek artık orgazmın durdurulamayacağını anlar. Özellikle erken boşalma tedavisinde bu hissin farkına varılmasını öğrenmek büyük önem taşır. Orgazmın en önemli kısmı ejakülasyon yani meninin boşaltılmasıdır. Penisin altındaki ve anüsteki kaslar ritmik bir şekilde kasılarak meninin dışarı atılmasını sağlar. Bu kasların denetiminin öğrenilmesi de erken boşalma tedavisinde önemli bir noktadır. Testisler iyice yukarı doğru çıkarlar. Şiddetli kas kasılmaları yaşanır ve erkeğin bel hareketleri sertleşir. Beden arkaya doğru kıvrılır. Erkekler de orgazm sırasında inleyebilir, bağırabilir haykırabilirler. Yüzleri buruşuk bir hal alır. Nabız, solunum ve tansiyon tepe değerlere ulaşır, terleme görülür. 

    4. Çözülme aşaması:

    Bedenin cinsel uyarılmadan önceki durumuna döndüğü aşamadır. 

    Kadında: Beden hızlı bir şekilde uyarılmadan önceki konumuna döner. Kan akışı cinsel bölgeyi terk etmeye başlar böylelikle vajina ve klitoris eski hallerine dönerler. Aynı şekilde büyük ve küçük dudaklar da şişkinliklerini kaybeder. Uterus aşağı doğru inerek her zamanki konumunu alır. Memeler küçülür, meme uçları sertliğini yitirir. Cinsel kızarıklıklar ortadan kalkar. Solunum, nabız ve tansiyon normal seviyeye geriler. Bedende terleme görülür ve kaslar gevşer. Bir uyuşukluk ve uyku hali ortaya çıkabilir. Erkeklerin aksine kadınlar, çözülme aşamasında çoklu orgazm yaşayabilirler. Yani art arda orgazm olabilirler. 

    Erkekte: Orgazmdan hemen sonra ereksiyonun yarısı kaybolur. Geri kalan kısmı biraz daha devam eder. Ancak yürümek ve idrar yapmak ereksiyon kaybını hızlandırabilir. Üretranın çapı eskiye döner. Kan akışının azalmasıyla skrotum (testisleri taşıyan torba) gevşer, testisler de eski yerlerine dönerler. Meme uçları sertliğini yitirir, cinsel kızarıklıklar kaybolur. Kaslar gevşer ve bir uyku hali ortaya çıkar. Hatta kimi erkekler uykuya dalabilir. Bedende bir terleme görülebilir, nabız, solunum ve tansiyon normal seviyeye geriler. Erkekler kadınların aksine çoklu orgazm yaşayamazlar. Erkeğin yeniden bir cinsel ilişkiye hazır hale gelebilmesi için belirli bir süre geçmesi gerekir. Bu süreye “refrakter dönem” adı verilir.

  • Erken Boşalma Nedir?

    Erken Boşalma Nedir?

    Erkeklerin cinsel yaşamlarında karşılaştıkları en önemli sorunlardan birisi de erken boşalma ya da “prematür ejakülasyon”dur. Hatta bu sorun, erkeklerin hekimlere ya da psikoterapistlere başvurma nedenleri arasında başlarda gelmektedir. Bu sorunu yaşayan erkeklerin yaşam kaliteleri de olumsuz etkilenmekte, evlilikleri ya da ilişkileri de sıkıntıya girmektedir. Ancak, birçok erkek bu sorunun varlığını kabul etmek istemez ve yardım almayı reddeder. Halbuki doğru yardımla rahatlıkla çözümlenebilecek bir sorundur bu.

    Önce erkekteki boşalma mekanizmasını incelemekte yarar var. Bir kere erkekte orgazm ve boşalma (ejakülasyon) ayrı birer olgudur ancak nadir birkaç istisna dışında bu iki olgu aynı anda gerçekleştiğinden genellikle bu iki kavram birbirlerinin yerine kullanılırlar. Orgazm, cinsel gerilim ve uyarımın yoğun bir şekilde devam etmesinden sonra kısa süreli ve yoğun bir zevk duygusuyla belirli bir yaşantıdır. Boşalma ise meni ya da semen adı verilen, içinde sperm hücrelerini barındıran beyazımsı renkteki sıvının, penisin içerisinden geçen ve üretra adı verilen kanal aracılığıyla dışarı atılmasıdır. Dediğim gibi sıklıkla bu iki durum aynı anda gerçekleşir ancak kimi zaman (ki bu oldukça nadir görülür) orgazm olmadan boşalma ya da boşalma olmadan orgazm gerçekleşebilir. 

    Erkek cinsel olarak uyarılmaya başladığında erkeğin cinsel organlarında bir takım mekanizmalar çalışmaya başlar. Testislerde (halk arasındaki adıyla hayalar. Ama yumurtalık değil. Yumurtalık kadınlarda yer alır. Erkekte yumurtalık yoktur) üretilen sperm hücreleri bir keseciğe gelirler. Burada, meni ile birleşir ve orgazm anında üretra aracılığıyla dışarı atılırlar. Bunu da sağlayan penisin dip kısmında ve anüs çevresinde bulunan kaslardır. Bu kaslar ritmik bir şekilde kasılarak meninin ve spermin dışarı atılmasını sağlarlar. 

    Peki erken boşalma nedir? Öncelikle bunun belirli bir süresini tanımlamak güçtür. Şu kadar sürenin altında olursa erken boşalma söz konusudur demeyi pek tercih etmiyoruz. Genel olarak kabul gören görüşlere göre erkeğin boşalmasını kontrol edememesi, cinsel ilişkinin her iki kişinin de doyuma ulaşmasına kadar sürmemesi ya da erkeğin bunu sürdürememesi durumu erken boşalma olarak adlandırılır. 

    Yani buradaki iki anahtar nokta erkeğin kendisini kontrol edememesi ve kadının orgazma ulaşmasını bekleyememesidir. Yani burada “süre” göreli bir değişkendir. Yukarıda mekanizmadan bahsederken belirttiğim gibi erkeğin boşalmasını sağlayan kas grupları bulunmaktadır. Bu kaslar üzerinde erkek kontrol sahibi olabilir. Bu şekilde boşalmasını da kontrol edebilir.

    Erken boşalmanın nedenleri genellikle psikolojik kaynaklıdır. Özellikle erkeğin geçmiş cinsel deneyimleri bu durumu ortaya çıkarabilir. Geçmişte yaşanan olumsuz ve travmatik cinsel deneyimler, erkeğin kendisini çeşitli nedenlerle çabuk boşalmaya şartlaması (örneğin yakalanma tehlikesinin olduğu ortamlarda sık yapılan mastürbasyonlar) bu durumun nedenleri arasında sayılabilir. 

    Bu sorunun çözümü için profesyonel yardım almaktan çekinmeyiniz. Sorununuzu ne kadar erken çözerseniz, cinsel yaşamınız da o kadar doyurucu olacaktır. 

  • Cinsel Terapi

    Cinsel Terapi

    Cinsellik, bizim insan olarak ne olduğumuzun bir ifadesidir. Kişiliğimiz, duygularımız, değerlerimiz, tutumlarımız, davranışlarımız, sevdiğimiz -sevmediğimiz şeyler ve sosyalleşme alanımızla şekillenir. Doğum öncesi başlayıp ömür boyu süren, ailevi, kültürel ve ahlaki faktörlerden etkilenen bir olgudur. Üreme, cinsel zevk alma ve zevk vermeyi içerir.

    Tamamen duyuya bağlı bir deneyimdir ve sadece cinsel organların bir işlevi değil, tüm bedenimizin, aklımızın ve en önemlisi beynimizin bir fonksiyonudur. Bu nedenle de boşalma ve orgazm olma birbirinden farklı kavramlardır.

    Cinsellik dendiğinde ilk akla gelen genellikle anatomik cinsiyetimizdir. Yaşamsal önemi olan üreme organlarımız  sadece cinselliğin bir parçasıdır ve çeşitli etmenlerden dolayı her zaman konuşulması zor unsurlardan olmuştur.

    Her bireyin ayrı cinsellik anlayışı, yaşayışı ve seçimleri bazen çiftler arasında istemeden de olsa bazı uyumsuzluklara  yol açabilir. Bunlar konuşulmadığı sürece birikir ve hayatın diğer bölümlerine sinsice sızar ve yavaş yavaş derin çatlaklara neden olabilir.

    Uyumlu bir cinsel yaşamı herkes hak eder.   İşte “ cinsel terapi “ sistematik bir şekilde soruna özgü yöntemlerle bireylerin problemlerini çözmelerine yardımcı olur. Karşılıklı çözümün tıkandığı durumlarda her zaman bir uzmanın yardımı almakta büyük yarar vardır.

    VAJİNİSMUS

    Vajinanın dış 1/3’lük kısmında bulunan kasların yineleyici bir şekilde veya sürekli olarak istemsiz kasılmasıdır- ki bu durum cinsel birleşmeyi olanaksız kılar-. Bu durumu göz kaslarımızın reflekslerine benzetebiliriz, nasıl ki dışarıdan gelen herhangi bir tehlike karşısında göz kaslarımız irademizden bağımsız olarak korunma refleksiyle göz kapaklarımızı aniden kapatır ve dışarıdan gelen yabancı bir etkenin göz ile temasını engeller , işte vaginismusta da bu tarz bir dinamik söz konusudur. Vaginal kaslar ile kişinin bedeni de senkronize olur ve penis girişini , bir tehlike , korku ya da acı duyulacak bir nesne olarak algılar ve ilişkiyi reddeder. Ülkemizde kadınlarda görülen yaygın cinsel işlev bozukluklarından biridir. Cinsellikle ve kızlık zarıyla ilgili yanlış bilgi sahibi olma ,  olumsuz cinsel tutumlar, dini inanış,bedenini gerçek anlamda tanımama, cinsel organlarına karşı iğrenme duygusu vajinismus nedenlerinden bazılarıdır. Uygulanan tedavi programı ile cinsel terapiye yanıt oldukça iyidir.

    ERKEN BOŞALMA

    İlk bakışta, erken boşalma çok acı veren bir sorun gibi görünmez, çünkü cinsel alışverişi veya orgazmik rahatlamayı engellemez. Buna rağmen, erkeklerin ve partnerlerinin en yaygın şikayetlerinden biridir. Şöyle tanımlanabilir:

    Denetimsiz boşalma (prematüre ejakulasyon) yineleyici bir biçimde, çok az bir uyarılmayla ve kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra ejakulasyonun ( boşalma )olmasıdır. Başka bir deyişle, birlikteliklerde, ilişkinin kalitesini bozan boşalmalar erken boşalmadır. Nedenleri psikolojik ya da organik olabilir. Öncelikle organik nedenler araştırılmalı, daha sonra psikolojik değerlendirmelere geçilmelidir. Genel olarak 0-7 dk. Arası gerçekleşen boşalmalar , denetimsiz boşalma olarak kabul edilmektedir.

    CİNSEL İSTEKSİZLİK

    Hiç şüphesiz, en sık rastlanan cinsel şikayet – her yaştan kadının – cinsel isteğinin olmaması yada az olmasıdır. Cinsel eylem, işlev ve yetinin yerinde olmasına rağmen, kişinin cinselliğe ve cinsel uyaranlara karşı ilgi ve isteğinin olmaması olarak tanımlanır. Sıklıkla duyduğumuz tipik yorumlardan biri “ bana göre bir daha seks yapmasam da sorun değil “ şeklindedir. Organik tarama sonucu  bedensel bir aksaklığın olmadığı saptandıktan sonra psikolojik değerlendirmeye geçilir. Kişinin cinsel işlev bozukluğunu çözmek için yapacağı ilk şey “cinsel sorunu” olduğunu kabullenmektir.

    Düşük cinsel istek sorunuyla gelen danışanların değerlendirmesi kapsamlı olmaktadır. Genel olarak kadının enerjisi, özsaygısı, beden imgesi, çekiciliğe dair duyguları ve stres düzeyi mevcut cinsel ortamın dikkate alınmasını gerektirir.

    Çiftler karşılıklı olarak konuşabilmeli, yargılayıcı- suçlayıcı olmaktan kaçınmalıdır. Cinsel problem bir kişiye bağlı olabilir ancak iki kişiyi etkiler, bu nedenden dolayı ortak bir sorun olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla, çiftlerin birlikte yardım almaları çözüme büyük katkı sağlayacaktır.

    SERTLEŞME SORUNLARI

    En yaygın ve sıkıntılı erkek cinsel şikayetlerinden biridir. Erektil işlev bozukluğu cinsel birleşmeyi sağlamak için gerekli sertleşmenin oluşmasında ya da sürdürülmesinde ortaya çıkan inatçı ve tekrarlayıcı yetersizlik olarak tanımlanabilir.

    Görülme sıklığı tanımlamaya (ereksiyon kusurunun oluşma sıklığına, oluşan sertliğin derecesine ya da olması beklenen sertliğin eksiklik düzeyine) göre değişir.  60 yaşın üzerindeki erkeklerin yaklaşık %50 sinin ereksiyonlarının kalitesi ve dayanıklılığı konusunda sorunları vardır. Çoğu erkekte 40’lı 50’li yaşlarda açığa çıkar. Ancak daha genç orta yaşlı erkeklerin tedavi arayışına girme olasılığı daha yüksektir. Yaşamının herhangi bir diliminde aynı güçlüğü belirli bir süre için yaşamış erkeklerin oranı %20’lere çıkmaktadır. Türkiye’de Cinsel Sağlık Enstitüsü’nün yaptığı çalışmada ise erişkin erkek popülasyonunun %60’ında değişik düzeylerde (hafif, orta ve ağır) erektil işlev bozukluğu saptanmıştır. Bu oran ülkemizde yaklaşık 6,5 milyon erişkin erkeğin erektil işlev bozukluğu sorunu yaşadığını göstermektedir. Ne var ki bu bozukluğu yaşayan erkeklerin ancak %10’undan azı tedavi görmektedir.

    Sigara, şişmanlık ve hareketsizlik gibi yaşam tarzı faktörleri rahatsızlığın önemli faktörlerindendir.

    ORGAZM SORUNLARI (ANORGAZMİ)

    Tarih boyunca doğru orgazmın nasıl olduğuna ilgi duyulmuştur. Teknolojik gelişmeler orgazm sırasında beyinde meydana gelen değişikliklerin gözlemlenmesine olanak tanımaktadır.         

    Cinsel uyarılma yeterli olduğu halde, yineleyici ve sürekli bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da hiç olmaması hali olarak tanımlanabilir.  Çok çeşitli nedenlerden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar kadına ait bir sorun olarak görülse de, çiftin yaşamını etkileyen bir sorun olduğundan, terapiye birlikte gelinmelidir.

    Tedavinin başlıca odak noktası, çiftlere hem bireysel hem de ilişkisel düzeyde sorunu anlamalarına yardımcı olmaktır. Kadın için orgazm ne anlama geliyor? Peki ya partneri için? Kadının bedeni üzerinde sahiplik duygusu var mı? Başlıca tedavi odağı bu ve benzeri sorulardır.

    CİNSEL UYUMSUZLUK

    Cinsellik sadece fizyolojik bir olgu değildir. Çiftlerin ortak yaşamı  ve  iletişimlerindeki nitelik, birbirlerini nasıl gördükleri, ait oldukları kültürün farklılıkları, cinsellikte yaşanacak uyuma etki eder. Cinsellik hakkında bilinen yanlış inanışlar, önyargılar, kişinin yetiştirilme biçimi, korku ve kaygılar, utanma, isteklerinin ayıp karşılanacağı kaygısı eşler arasındaki uyumsuzluğa neden olan etmenler arasında sayılabilir.  Cinsel terapide verilen destekle, kişinin farkında olduğu ama konuşmaktan çekindiği konuların açıkça konuşulması ilişkinin iyileştirilmesinde büyük önem taşır. Henüz adını koyamadığı konularda ise farkındalık sağlanır.

    Burada en önemli konu çiftlere cinsellik konusunda bilgi verilmesi,  karşılıklı hazzın yaşamdaki öneminin anlatılmasıdır. 

  • Cinsel Sorunlar ve Cinsel İşlev Bozuklukları

    Cinsel Sorunlar ve Cinsel İşlev Bozuklukları

    Psikologların çalıştığı bir çok farklı sorun alanı bulunmakta ve bu sorunların başında cinsel sorunlar gelmektedir. Toplumsal değerler, cinsel sorunların mitleştirilmesi, cinsel sorunlara çözüm olmadığı tarzında ki yanlış cinsel inançlar, cinsel terapi yapan psikolog sayısının azlığı gibi bir çok nedenle vajinismus, erken boşalma, geç boşalma gibi birkaç seansta kolaylıkla çözülebilecek olan cinsel sorunlar uzun yıllar hatta bir ömür boyu tedavi edilmemektedir. Bu nedenle evliliğini sonlandıran, kavga eden eşler olduğu gibi kaliteli bir cinsel yaşamın ne olduğunu bilmeden, zevk alamadan ya da cinsellikten soğuyarak yaşamına devam eden çok sayıda kişi bulunmaktadır. Cinsel terapinin amacı; kişinin erken boşalma, geç boşalma, cinsel ilişkiye girememe (vajinusmus) vb sorunlarını çözmek ve çiftin cinsel yaşam kalitesini arttırmaktır.

    Diğer taraftan internette cinsel gücü arttırdığını, penis büyüttüğünü iddia eden bir çok reklam bulunmaktadır. Yada kendisini cinsel terapist olarak tanıtan, NLP, hipnoz vb yöntemlerle cinsel sorunlara çözüm getirdiklerini iddia eden psikolog yada aile danışmanı olmayan, cinsel terapi eğitimi almamış bir çok kişi bulunmakta ve bu iş için faiş ücretler talep etmektedir.

    Diğer taraftan sağlık alanında çalışan ancak bu alanda özel eğitimi olmayan birçok kişi bulunmaktadır. Örneğin Türkiye’de cinsellik denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Haydar Dümen, pratisyen hekimdir, psikoloji ya da psikiyatri alanında herhangi bir eğitim almamıştır ve kendisi psikolog yada cinsel terapist değildir. Özetle birinin popüler olmasının, yada yalnızda psikolog yada psikiyatır olmasının cinsel terapi yapabileceği anlamına gelmediğini aklıda tutmak gereklidir. İzmirde psikolog ararken ya da cinsel bir danışman ararken bu noktalara mutlaka dikkat edilmeli hatta başvurduğunuz kişilere bu alanda özel bir eğitim alıp almadıklarını mutlaka sormanız önerilir.

    CİNSEL SORUNLAR

    Cinsel işlev; istek, uyarılma, orgazm ve çözülme olmak üzere dört evreden oluştuğu kabul edilmektedir: İstek: Cinsel döngünün en önemli evresidir. Diğer evrelerden farklı olarak doğrudan fiziksel uyarılmaya ihtiyaç duymaz. Cinsel istek partnerden bağımsız olarak tek başın günün herhangi zamanında kendiliğinden ortaya çıkabileceği gibi, bir insandan etkilenerek de ortaya çıkabilir. Uyarılma: Bedensel ya da psikojenik herhangi bir uyarılma sonucu ortaya çıkabilir. Verilen uyarı kişinin gereksinimini karşılayacak boyutta ise tepkinin yoğunluğu artış gösterir. Uyarılmanın kadında ilk belirtisi cinsel organda kabarma, erkekte uyarılmanın ilk belirtisi ereksiyondur. Uzun süren bir evredir. Orgazm: Alınan haz açısından en yoğun ancak süre olarak en kısa evredir. 0.8 milisaniyelik 3-4 ritmik sonrasında düzensiz kasılmaların izlediği haz içeren bir durumdur. Erkekte ejekülasyon, kadında ise perine ve vagina kaslarında ritmik kasılma ile oluşur. Orgazm sırasında erkekten meni adı verilen bir sıvı gelirken, kadınlarda artan bir gerilme halinin ardından gelen bir gevşeme, rahatlama meydana gelmektedir Çözülme: Cinsel eylemin sonlanması ile çözülme evresine girilir. Cinsel bölgelerde kan akımı normale döner. Kişilerin yaşadığı sorunlar genelde istek, uyarılma ve orgazm bölümlerindeki ortaya çıkan aksamalardan kaynaklanmaktır.

    CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

    1-Cinsel istek bozukluğu:

    A) Cinsel istek bozukluğu

    B) Cinsel tiksinti bozukluğu

    2-Uyarılma Bozukluğu:

    Erkekte: Ereksiyon (sertleşme) bozukluğu

    Kadında: Uyarılma bozukluğu

    3-Orgazm bozukluğu:

    Erkekte boşalma bozuklukları

    a) Erken boşalma

    b) Geç boşalma

    Kadında orgazm bozukluğu

    4-Ağrı Bozuklukları

    A) Disparoni (cinsel ilişki sırasında ağrı-acı hissetme)

    B) Vajinismus (kadında meydana gelen istemsiz kasılmalardan dolayı vajinal birleşmenin gerçekleşememesi.)

    VAJİNUSMUS

    Vajinismus, cinsel birleşme denendiğinde, vajinanın dış üçte birini çevreleyen kaslarda yineleyici ya da sürekli bir biçimde oluşan kasılmalar ve şiddetli acı nedeniyle cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ya da ağrılı/sıkıntılı olarak gerçekleşmesidir. Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ya da sıkıntılıdır (İncesu, 2004). Çiftler bu sorunu aşmak için alkol ya da madde kullanarak ilişkiye girmeyi denemek, vajinal bölgeyi uyuşturacak kremler kullanmak gibi yöntemlere başvurabilirler. Bu denemeler kişilere fiziksel zarar verebildiği düzelmeye dair umdu da azaltabilmektedir. Bunun yanı sıra vajinismus sorunu yaşayan kadının eşinde ereksiyon (sertleşme) sorunları da ortaya çıkabilmektedir. Vajinismus ortalama 3-5 seansta tedavi edilebilmekte ve çok yüksek başarı oranına ulaşılmaktadır.

    ERKEN BOŞALMA

    Erken boşalma, çok az bir cinsel uyarıyla bile kişinin istemesinden daha önce boşalması, diğer bir deyişle boşalmasını denetleyememesi, ya da istediği kadar erteleyememesidir. Tıbbi açıdan bakıldığında, erken boşalma, kişinin boşalma refleksi üzerinde istemli denetiminin bulunmaması, henüz öğrenilememiş olmasıdır. Süre asıl ölçüt olmamakla birlikte, birleşmeden önce boşalma ya da 1-3 dakikalık cinsel birleşme süresi kesin olarak erken boşalmadır. Erken boşalma oranı, yapılan çalışmalarda %20-30 arasında çıkmaktadır. Her 4-5 erkekten birinde erken boşalma sorunu vardır. Bütün toplumlarda, erkeklerde sık rastlanan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır (İncesu, 2004). Erken boşalma sorunu ortalama 4-6 seansta tedavi edilebilmektedir.

    Tedavi programına başlamadan önce cinsel işlev bozukluğunun organik kökeni olup olmadığının ayrıntılı olarak araştırılmalı. Bu açıdan, değerlendirme sürecinde üroloji, nöroloji, endokrinoloji gibi disiplinlerle işbirliği kurulması önemlidir.

    Psikolojik değerlendirme süreçlerinde dikkat edilmesi gereken nokta var olan bozukluğun evlilik sorunlarına ikincil olarak gelişip gelişmediğidir. Eğer evlilik sorunu ön planda ise, cinsel işlev bozukluğu sorununa odaklaşmadan önce eşler aile terapisine alınmalıdırlar. Aile terapisinde yada aile danışmanlığında psikolojik destek ile ilerleme kaydeden çiftlerde cinsel işlev bozukluğu sorunları bazen kendiliğinden ortadan kalkabilmektedir. Evlilik içi sorunların cinsel işlev bozukluklarına ikincil olarak geliştiği durumlarda, tedaviye doğrudan başlanabilir. Ancak her cinsel tedavi programının temel ilkesi olan iletişim becerileri ve çift terapisi gibi yaklaşımların entegre edilmesi gereklidir. Bu, tedavinin etkinliğini arttırmaktadır.

  • Kadınlarda Orgazm Bozukluğu

    Kadınlarda Orgazm Bozukluğu

    Kadınlarda orgazm, cinsel hazzın tepe noktasıdır. Klitoris ve vajinada bulunan sinir uçlarının beyinle etkileşimi sonrasında, vajinada ritmik atmalarla beraber tüm bedende hissedilen, kısa süreli bir deneyimdir. Yeterli fiziksel ve psikolojik cinsel uyarılma gerçekleşmesine rağmen orgazm yaşanamıyorsa o zaman orgazm bozukluğundan söz edebiliriz.

    NEDENLER

    Önsevişme süresinin, uyarılmanın kısa ve/veya yetersiz olması: Orgazmı zorlaştıran önemli bir unsurdur. Orgazm için gerekli uyarının niteliği ve miktarı kadından kadına değişir. Çoğu kadın orgazm olabilmek için klitorise yapılacak uyarıya da ihtiyaç duyar. Klitorisin uyarılmasına ihtiyaç duymaksızın orgazm olabilen kadın sayısı azdır.
    Cinsel bilgi eksikliği: Kadın genital bölgesine ilişkin bilgi eksikliğinin bulunması önemli bir faktördür. Örneğin klitorisin ne olduğu ve işlevi hakkında bilgi bulunmuyorsa, cinsel anatomiye ait temel bilgiler eksikse orgazm da zorlaşabilir.
    Cinsel iletişimde eksiklik: Cinselliğe dair açık bir iletişimin olmaması, kadının haz aldığı uyarılma biçimini açıkça ifade edememesi vb. gibi faktörler orgazmı da güçleştirir.
    Erkekte erken boşalmanın bulunması: Erkek, boşalmasını denetlemede güçlük çekiyor ve erken boşalıyorsa kadında uyarılma bulunmasına rağmen, cinsel birleşme yoluyla orgazm olması da güçleşir.
    İlişkideki duygusal sorunlar, güven eksikliği: Özellikle kadınlar için cinsel yaşam, duygusal yaşamdan bağımsız değerlendirilemez. Partnerleriyle yaşadıkları çatışmalar, uzlaşmazlıklar, güven sorunları kendisini cinsellikte de gösterebilir. Mutsuzlukların hakim olduğu bir ilişkide cinsel yaşama ait işlevler de bozulabilir.
    Kişinin kontrolü bırakamaması: Hayatlarının çeşitli alanlarında kontrolü bırakamayan bazı kadınlar, cinsel yaşamda da benzeri bir tutum içinde olabilirler. Orgazm, kontrolün bir anlık da olsa kaybedildiği bir deneyim olduğu için kontrolü bırakamayan kadınlar bu noktada da zorlanabilir.
    Geçmişte yaşanan cinsel travma: Daha önce yaşanmış cinsel travmalar yetişkinlikte partnerle cinsel yakınlığı zorlaştırabilir.
    Psikiyatrik bozukluklar: Depresyon, Kaygı bozuklukları gibi bazı bozukluklar cinsel yaşamı da etkileyebilir. Örneğin depresyondaki bir kişi yaşama dair genel bir isteksizlik yaşayacağından, cinsel yaşamın değişik kısımları bu durumdan etkilenebilir. Yine yoğun kaygı yaşayan bir kadın zihinsel olarak yoğun olacağından, kendisini rahat bırakabilmesi, ana odaklanabilmesi da güçleşebilir.

  • Cinsel Tabular

    Cinsel Tabular

    Küçülen dünyayla birlikte cinsel sorunların öneminin giderek anlaşılması ve toplumun cinsel sorunlara duyarlı hale gelmesi, sorunlar karşısında pasif kalmak yerine sorunun giderilmesine yönelik çalışmaların başlatılması cinsellik adına olumlu gelişmelerdir. Buna rağmen hala cinselliğin bir tabu olarak görülmesi, ayıplama endişesi ve utangaçlık duyularından dolayı pek çok çift çare arayışında bulunamamaktadır. Hatta çiftler yaşadıkları sorunları birbirleri ile paylaşmamaktalar. Ülkemizde bu süreç ‘Tadına varılacak bir armağan’ olarak görülmesi nedeniyle evlenmeden önce olabildiğince baskılanan ve evlendikten sonra günlük hayatın rutin koşturmacasından git gide daha az konuşulur ve daha az paylaşılır bir duruma gelmiştir. Yani aslında cinselliği de yaşarken hayatımızda ki diğer pek çok şey gibi zevk alarak değil de yaşamış olmak amacıyla geçici hazlara takılıp geneli göremeyecek kadar sıradan ve basit yaşanmaktadır. Dar kalıpların içinde sıkışmış tamamen fiziksel ihtiyaçları doyurmaktan öteye gitmeyen bir süreç olarak yaşanmaktadır. İnsanlar birbirleri ile cinselliği konuşmaktan çekinmekte, konuştuğunda da yanlış anlaşılma kaygısını yaşamaktalar. Tabi bu ve bunu gibi pek çok sorunun temelinde defolu öğrenmeler veya cinsel bilgi eksikliği bulunmaktadır. Türkiye de bu konuda henüz yeterli bilinç oluşmamıştır. Cinsel mutluluğa ulaşabilmek için kişinin önce kendi bedenini tanıması ve sevmesi gerekir. Kendi bedenini tanıyan, nelerden zevk aldığını bilen, cinsellikle ilgili olumlu duygu ve düşüncelere sahip olan insan cinsellikten keyif alır . Ayıp, yasak günah duygularıyla dolu olan, yaptığı eylemlerden dolayı suçluluk duyan elbette cinsellikten zevk alamaz. Bayan danışanlarımın pek çocuğunu dinlediğimde eğitim düzeyi ne olursa olsun kendi bedenine dokunmaktan çekindiklerini hatta evlenmeden önce hiç dokunmadıklarını ifade etmekteler. Nasıl oluyor da insan kendi bedenine dokunmaktan korkabiliyor tabi bunların temelinde pek çok psikopatoloji olmak ile beraber toplumsal ve çarptırılmış dinsel öğretiler kişinin merak duygusunu da ortadan kaldırıp , kendine yabancılaşmasına neden olmaktadır. Kadının cinselliğine baktığımızda; cinselliğin erkeğe karşı bir sorumluluk ve görev bilici ile yaşandığından kadının cinselliği daha karmaşık hal almaktadır. Orgazm taklidinin altında ezilen kadın hem fiziksel hem duygusal anlamda cinselliğin ruhunu yaşayamaz ve anlayamaz. Orgazm olmak genellikle boşalmak olarak algılanır ama ikisi birbirinden farklı şeylerdir.Orgazm çeşitli fiziksel ve psikolojikcinsel uyaranlar sonucu beynin harekete geçmesi ve hormon mekanizmalarının etkisi ile hem bedensel hemde ruhsal olarak algılanan ’geçici şuur bulanıklığı, kontrol kaybı duygusu’ ve istem dışı ritmik vajinal kasılmaların yaşandığı ‘yoğun bir boşalma olarak tanımlanabilir.Boşalma ise cinsel ilişkilerin sonlarına doğru yaşanan kasılmalarla kendini gösteren fiziksel ve bedensel rahatlama olarak tarif edilebilir. Yaklaşık olarak boşalma 5 ile 10 saniye orgazm ise 10 ile 15 saniye arası sürer. Bazı kadınlar orgazm veya boşalma için geçen süre uzadıkça kendilerine olan güvenlerini kaybedebiliyorlar. Dahası filmlerde gördükleri seks sahnelerini olması geren bir standart olarak değerlendirip cinsel ilişkide mutlaka orgazm olmak gerektiğini ve yatakta çıkarttığı seslerin erkeğin yaşadığı duyunun yoğunluğunu artırdığına dair inancıyla kendini yetersiz hissetmekte ve yatakta özgüven eksikliği yaşanmasına neden olmakta bunu temelinde de erkeğin egosunu tatmin etmek arzusu yatmaktadır. Dolayısıyla kadın orgazm taklidinin altında ezilmektedir. Kadının orgazm olamamasının temelinde pek çok neden olabilir. Bu nedenlerden en sık görülenleri; ön hazırlık ve uyarılma olmadan doğrudan cinsel birleşme, partnerin erken boşalma ve sertleşme sorunun olmasından dolayı erkeğini mutlu etme çabası içinde kendi hazzına odaklanamaması ve cinselliği görev olarak görmesi nedeniyle zevk alamaması, zevk alamadığı için biran önce ilişkiyi bitirme isteği orgazm olamamasının nedenleri arasında sayılabilir, bunun yanı sıra partnere duyulan olumsuz duygular, geçmişinde yaşadığı travmatik cinse deneyimler, hamile kalma endişesi, sosyo kültürel yasaklamalar ve dinsel inançlar, aldatılmış olmak, alkolizm, depresyon vb. psikolojik ve nörolojik rahatsızlıklar da orgazmı engellemektedir. Mutluluk veren bir cinsellik çiftleri daha huzurlu, daha mutlu ve çevreye daha pozitif yaparken, çiftleri birbirlerine daha çok bağlar ve bütünleştirir. Orgazmı yaşamayan kadın cinsel mutluluğu da yaşayamaz. Bu durum aslında ciddi bir stres kaynağı olabilir çünkü cinsel mutluluk yatak odası ile sınırlı değildir. İnsanın en aktif cinsel organı beynidir. Arzuladığınız cinsel hayata ulaşmak imkansız değil sadece cinsel eğitimle pek çok sorunu ortadan kaldırıp yerine keyifli an’lar koyabilirsiniz ve bu sizin elinize hiç birşey için geç değil cinsellikten keyif almamış kadın mutlu bir kadın değildir. Cinselliğin felsefesini ve ruhunu anlamamış bir erkek de ne kendine ne de partnerine cinselliği yaşayamaz, çünkü cinsellikte biraz bencil olmalı insan karşı tarafı mutlu etmek isterken kendi arzularınızdan vazgeçersin ve zamanla seks senin için sadece görev olur. Onun için keyfini çıkarmalısın hayat kısa…

  • KADINLARDA ORGAZM BOZUKLUĞU

    KADINLARDA ORGAZM BOZUKLUĞU

    KADINLARDA ORGAZM BOZUKLUKLARI
    Kadınlarda orgazm bozukluğu, hiç orgazm olamama, zaman zaman orgazm olamama ya da cinsel birleşmeyle orgazm olamama ancak mastürbasyon ile orgazm olma şeklinde görülen durumdur. Olağan bir cinsel uyarılma evresinden sonra orgazmın sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmamasıdır. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
    Sağlıklı bir kadın bir ilişki sırasında birden çok kez boşalma yaşayabilme yeteneğine sahiptir. Ne yazık kibir çok kadın hayatı boyunca hiçbir zaman tamamıyla boşalamamıştır. Kadınların% 29’u hiçbir zaman , % 70’ i cinsel birleşme sırasında hiçbir Zaman boşalamamış olduğunu belirtmiştir.
    Orgazm Sorunlarının Nedenleri;
    · Cinsel mitler ve doğru olmayan önyargılar;Kadının bedeniyle ve cinsel süreçle ilgili bilgisinin olmaması buna sebep olur.Vajinasını ve klitorisini tanımayan kadın, cinsel birleşmenin ve klitoral uyarılmanın zevk vereceğini bilemez hatta canının acıyacağını düşünür. Boşalma,kadının bedeni ve kaslarını kontrol edebilmesiyle öğrenilecek bir süreçtir.Boşalmak için kadının çaba harcaması gerekir. Vücudunu kasmadan öylece bekleyen kadın boşalamaz sadece boşalmayı bekler ve sonuç olumsuz olur. Bu sebeple cinsel eğitim yoksa ya da eksikse orgazm sorunu ile karşılaşılabilir.
    · Eş reddi; kadının kendi isteği dışında, gönlü başkasındayken bir başkasıyla evlendirilmesi cinsellik sırasında eşini istememesine sebep olabilir.
    · Yetersiz uyarı; cinsel uyarının yeterli olması fiziksel temas, hayal gücü ve duygulanımın tam olması halinde gerçekleşir.Bunlardan birindeki eksiklik yetersiz uyarıya sebep olur. Uygun zamanda,mekanda, uygun partner ile uygun süre ve yoğunlukta uyarılmalar ‘yeterli uyarı’ için belirleyicidir. Bazen yanlış bir insan tarafından yapılan kusursuz uyarılar ağrılı, acılı, rahatsız edici olabilir.
    · İlişkisel çatışmalar ve sorunlar; seks insanların vücutlarını paylaşmalarının, duygularını boşaltmalarının, hayata karşı keyifli bir başetme yöntemi belirlemelerinin şekli olarak kabul edilebilir. İyi bir seks olmadığında çift arasında iletişim sorunu başlayabileceği gibi, çiftler arasında zaten var olan bir çatışma ve iletişim sorunu varsa kötü bir seks hayatı yaşamaları kaçınılmazdır. Kötü seks hayatı hayal kırıklığına, partnerlerin birbirlerini suçlamasına ve cinsel yetersizlikten doğan özgüven kaybına sebep olur. Zamanla bu çift cinsellikle ilgili konuşamaz olur, arzuları ve hoşlandıkları şeylerle ilgili hiçbir şey paylaşamaz hale gelir.
    · Endişe, korku ve kaygı; bu duygular cinsel uyarılmayı engeller, bedeni savunmaya ve kendini korumaya almasını sağlar. Cinsel birleşmenin can acıtacağına olan inanç korku oluşturur. Mali kaygılar, taşınma,yeni bir ev alma, çocuk sahibi olma, aile büyüklerinin aynı evde yaşamaya başlaması, iş kaybı bu duygulara sebep olur.
    · Utanma suçluluk ve günahkarlık duyguları; cinselliği günah olarak düşünen kadın, böyle bir deneyimden sonra suçluluk hissedecektir, cezalandırılması gerektiğini düşünecektir ve utanma duygusu yaşayacaktır. Suçlunun cezalandırılması gerekir ve kadın bir yolunu bulur,kendini cezalandırır.
    · Erken yaşta anne olmak; kadın kendi bedenini tanımadan, kadınlığını öğrenemeden anne olur, boşalmayı öğrenemez.
    · Seyirci rolüne girmek; hazza odaklanmak yerine olması gerekenlere yönelmek; ilişkinin sürecine odaklanmak, doğal davranmak yerine istemli hareketlerde bulunmak uyarılma sürecine zarar verir.
    · Cinsel özgüvenin düşük olması; kendini aşırı eleştiren, mükemmel olması gerektiğini düşünen kadınlar genellikle vücudunu beğenmeme eğilimindedirler. Beden algısının zayıf olması, kadının cinsel isteklerini ifade edememesiyle ve seks sırasında kendini iyi hissetmemesiyle doğru orantılıdır.
    · Performans anksiyetesi; başaramama korkusu kadını ketler.
    · Cinsel travmalar ; erken çocukluk, çocukluk ve ergenlik döneminde cinsel kötü davranım, taciz, saldırı, ensest cinsel yaşantıyı olumsuz etkiler.
    · Gebe kalma korkusu,
    · Evlilikle ilgili çatışmaların çözüme kavuşmaması ve bunun cinsel birlikteliğe zarar vermesi,
    · Anne-baba-kız çocuk ilişkisi; Annesine öfke duyan, ona karşı kızgınlıkları olan ama sözde itaatkar olan kız temelde terkedilme, sevilmeme, yalnız kalma duyguları yaşar. Annesini ve babasını kaybetmek istemez diğer yandan da hissettiği olumsuz duyguları ifade edecek gücü yoktur. Bu duygulanımlar eşine yansır, ona karşı da olumsuz duygularını sözel olarak ifade edemez ve seks sırasında bedeniyle ifade eder.
    • Partnerin erken boşalma sorununun olması,
    • Partnere karşı ilgi kaybı,
    • Alkolizm,depresyon ve üzüntü,
    • Vajinanın geniş olması, vajinal akıntılar,
    • Şeker hastalığı, nörolojik bozukluklar ve ilaç alımı,
    • Düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmaması,
    • Cinsel kimlik çatışmaları,
    • Aldatılmak,
    Tedavide amaç orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçip, ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve çiftlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımalarını sağlamaktır. Cinselliğin bir görev olmadığını; günah, yasak, ayıp olmadığını çiftlere hissettirmek, karşılıklı mutluluğa dayanan deneyimler yaşamalarını sağlamaktır.