Etiket: Operasyon

  • Jinekolojik Problemlere Neştersiz Çözüm

    Jinekolojik Problemlere Neştersiz Çözüm

    Jinekolojik problemlere neştersiz çözüm

    Jinekolojik endoskopik cerrahide işlemlerin laparoskopi ve histeroskopi olarak tanımlanabildiğini anlatan Op. Dr. Uysal, “Karın içi organları tanımlamak için yapılan işlemler laparoskopik cerrahi olarak nitelendirilirken, rahim içi alanı değerlendirmek için histeroskopi uygulanır. Laparoskopik işlemler esnasında karın boşluğu içerisine uygun basınçta gaz verilerek, göbek deliği hizasından karın içine kamera yerleştirilip organlar görüntülenir. Karın ön duvarına yapılan 3-4 adet 5-10 mm’lik deliklerle de işlem esnasında kullanılacak yardımcı aletler yerleştirilir. Ağır solunum veya kalp hastalıkları olanlar dışında endoskopik cerrahiye çoğu hasta uygundur” şeklinde konuştu.

    Teknik yeterlilik, deneyimli cerrah ve ekibin jinekolojik endoskopik cerrahi uygulamalarında önemli olduğunun altını çizen Op. Dr. Uysal, jinekolojik endoskopik cerrahi girişimlerin sıklıkla kullanıldığı alanları şöyle sıraladı:

    “Tubal sterilizasyon, biopsi, endometriozis cerrahisi, over kistleri cerrahisi, polikistik over sendromu cerrahisi, myomektomi, jinekolojik suspansiyon ameliyatları, inkontinans cerrahisi (idrar kaçırma operasyonları), rahim alma ameliyatları, kısırlıkta tanı ve cerrahi, kadın kanserleri, dış gebelik, yumurtalık ve tüp enfeksiyonlarında abse tedavisinde ve over torsiyonu cerrahisi.”

    TEKNİK YETERLİLİK ÖNEMLİ

    Laparoskopik cerrahinin açık cerrahiye göre çok sayıda avantajları olduğunu da vurgulayan Op. Dr. Uysal, şunları söyledi:

    “Laparoskopik operasyonlar doku ve organlara daha az veren koruyucu cerrahi metotlardır. Karın klasik anlamda açılmadığında yara yeri enfeksiyonu ve operasyona bağlı yapışıklıklar daha az izlenir. Ameliyat sonrası ağrı çok daha azdır. Estetik açıdan idealdir. Karın içi organlar büyütülerek gözlendiğinden cerrahi yönden hakimiyet daha fazladır. Ameliyat sonrasında hastanede kalış süresi çok kısadır. Normal hayata dönüş kısa zaman alır. Karın fıtığı olasılığı daha azdır. Her cerrahi uygulama da olduğu gibi laparoskopik cerrahi işlemler sırasında da komplikasyonlar olabilir. Cerrahi deneyim, teknik yeterlilik ve ekip koordinasyonu çok önemli faktörlerdir. Genellikle komplikasyonlar kamera ve yardımcı aletlerin karın içine yerleştirilmeleri esnasında oluşabilir. Büyük damar, üreter, bağırsak ve mesane yaralanmaları meydana gelebilir. Bu komplikasyonlara müdahale bazen aynı anda yapılan açık cerrahiye ihtiyaç gösterir. Laparoskopik jinekolojik cerrahi öncesinde komplikasyon olasılığını artırabilecek, daha önce geçirilmiş karın cerrahisi öyküsü veya çoklu ve büyük miyomların varlığı gibi durumlar değerlendirilerek operasyon planlanmalıdır.”

    İNFERTİLİTE TEDAVİSİNDE ÖN PLANDA

    Op. Dr. Uysal, jinekolojik operasyonlardan sıklıkla uygulanan histerektomi (rahim alınması) işleminin de laparoskopik olarak yapılabildiğini hatırlatarak “Laparoskopik histerektomi operasyon sonrası ağrı ve iyileşme yönünden hasta açısından oldukça avantajlıdır. Laparoskopik histerektomi sonrasında yara yeri enfeksiyon ve estetik problem çok nadirdir” dedi.

    Özellikle gerek tanı gerekse tedavi amaçlı infertilite tedavi ve takip sürecinde de endoskopik cerrahinin ön planda olduğunu belirten Op. Dr. Uysal, “Tubal ve ovarial faktörlerin değerlendirilmesinde laparoskopik cerrahi sıklıkla uygulanmaktadır. Endometriozis tanı ve tedavisinde de endoskopik cerrahi uygulanmaktadır. Laparoskopik endoskopik operasyonlar hasta için uygun şartlarda ideal yöntemlerdir. Hastanın hem sağlığı hem de konfor yönünden tatmin edicidir. Teknik yeterlilik, deneyimli cerrah, koordine ekip ve ameliyat öncesi iyi değerlendirilmiş hasta ideal sonuç verecektir” şeklinde sözlerini tamamladı.

  • GENİTAL  ESTETİK

    GENİTAL ESTETİK

    -VAJİNA ESTETİĞİ NEDEN UYGULANIR?
    Vajinal estetik kadınlarda cinsel bölgede ki şekil bozukluğunu ve dış görünümü beğenmeme durumunda yapılan operasyonlardır.Kendi cinsel organını estetik bulmayan,yaşadığı cinsel ilişkiden zevk almayan,cinsel organı zaman içinde deforme olan,biçimi bozulan ,renk değişikliği olan kadınlar yaşadıkları huzursuzluklardan dolayı cinselliği yaşamaktan geri kalırlar.Bu konuyu eşleriyle yada kendileri ile bile paylaşamayabilirler.Çekinme, yanlış anlaşılma ve utanma gibi duygulardan dolayı kendilerini ifade edemeyebilirler.
    Özel olarak yaşanan cinselliğin eşlerden biri için sorun haline gelmesi durumunda cinsel ilişkinin sağlıklı olması beklenemez.Vücudumuzun diğer bölgelerine yapılan , örneğin; göğüslere yapılan dikleştirme,büyütme,küçültme yada yüze yapılan uygulamalar gibi cinsel organımıza da estetik müdahalesi uygulanabilir.Bu müdahalelerin yapılabilmesi ile kadının kendine duyduğu özgüven artacak,kendini iyi hissetmesi ve mutsuz olması engellenecektir.
    -VAJİNAL ESTETİK HANGİ DURUMLARDA YAPILIR?
    *Kadınların doğum sonrası vajinada oluşan kalıcı esneme,sarkması olması
    *Bazı kadınlarda doğuştan küçük dudukların asimetrik olması yada fil kulağı gibi geniş yüzeyli olması
    *Zor doğumlarda uygulanan epizyotemi kesisinin kötü iyileşmesi durumlarında
    *İdrar kesesi ve rektumun anüsten önceki son bölümünde sarkma olduğunda,cinsel fonksiyon bozukluğu ,idrar kaçırma,kabızlık sorunları ortaya çıkabilir.Rahim de sarkabilir.Bu durumlarda hem düzeltici operasyonlar (ön ve arka onarım) hem de estetik yapılabilir.
    *Kliteromegali (kliterisin abartıcı büyük görüntüsü ve deri katlantısının çok olması)durumunda yapılabilir.
    -VAJİNOPLASTİ
    Doğum sırasında yaşanan yırtıkları,vajinanın genişlemesi ve epizyotominin kötü iyileşmesi nedeniyle vajina yapısında meydana gelen hasarlar vajina genişlemesine ve gevşeme nedenlerindendir.Ayrıca yaşlanma nedeniyle ya da doğumsal olarak da vajina yapısı geniş olabilir.Vajinal estetik ile bu kusurların tamamı düzeltilebilir.Aynı operasyonla vajinadan ses gelmesi sorunu da düzelecek bu nedenden dolayı eşinizden utanma gibi sorunlarda ortadan kalkacaktır.
    Lokal ya da hafif genel anestezi altında yapılan operasyon 30dk-1 saat arasında sürer.Dikiş alınmaz sosyal hayata dönüş çok hızlıdır.
    -LABİOPLASTİ
    Labium minus (iç dudak) genital bölgede vajinanın hemen girişinde yer alır.Normalden büyük,uzun,sarkık (fil kulağı gibi )yada asimetrik olması durumunda düzeltilmesine ‘labioplasti’ denir.
    Labia minusların büyük ve sarkık olması durumunda hastalarımız dar giysiler ve çamaşır kullanımında zorluk,sosyal ortamlarda,spor ve günlük aktivitelerde kendini kötü hissetmelerine yol açmakta ve bu hastaların mayo,bikini giymekten çekinmelerine neden olmaktadır.
    İç dudakların normalden büyük olması sürekli nemli bir ortam oluşturup kronikleşen geçmeyen vajinal enfeksiyonlara yada bartholin bezinde iltihaplanmalara yol açabilmektedir.Aynı zamanda cinselliğin kötü etkilenmesine sebep olmaktadır.
    Labioplasti yaklaşık 30-45 dk sürer.Genelde lokal anestezi ile yapılır.Adet bitiminde yapılması tercih edilir.dikiş almak gerekmez.İz kalmaz.Daha sonra ki doğumları etkilemez.Bu tip operasyonlarda kızlık zarına zarar vermez,çünkü kızlık zarı operasyon bölgesinden 3-4cm içeridedir.18 yaşını tamamlamış kişilerde uygulanabilir.
    Cinsel sağlığımız çok önemlidir.Cinsel sağlığınızı ertelemeyin!

  • Kızlık Zarı Dikimi Fiyatı

    Kızlık Zarı Dikimi Fiyatı

    Kızlık zarı tamiri, dikimi ya da çıkarılması işlemleri aynı yöntemlerle uygulanır. Yani birçok klinikte

    uygulanan yöntemler, birbirinin aynısıdır. Yalnızca uygulanan yöntemlerde deneyim ve uygulama

    farklılıkları görülür. Kızlık zarı dikimi fiyatı birçok etkene bağlı olarak değişebilir. Uygulamayı

    yaptıracak olan kişiler, medyadan ya da internet ortamından fiyat bilgisine ulaşamazlar.

    Fiyat bilgisi ancak uygulamayı yapacak olan hekimle görüşüldükten sonra kesinleşir.

    Kızlık Zarı Dikimi Fiyatları Nelere Bağlıdır?

    Kalıcı kızlık zarı yönteminde fiyatlar, diğer yöntemlere göre biraz daha fazla olabilir. Kalıcı kızlık zarı

    dikiminde tercih edilen tekniklere bağlı olarak da fiyatlarda küçük oynamalar olabilir.

    Geçici kızlık zarı operasyonları, kalıcı dikime oranla biraz daha uygundur. Ancak yine de

    operasyonlarda kullanılan malzemelerin fiyat üzerinde etkisi vardır.

    Operasyonu gerçekleştiren hekimin tecrübesi ve uzmanlığı da fiyatlar üzerinde etkilidir. Daha ucuz

    olsun diye tecrübesiz bir hekime yaptırılan operasyonlar riskli olabilir.

    Tam donanımlı ve hijyenik özellikleri bulunan kliniklerde yaptırılan kızlık zarı operasyonları, fiyatı ne

    olursa olsun öncelikli olarak tercih edilmelidir. Hijyen kurallarına uymayan yerlerde yaptırılacak

    operasyonlarda enfeksiyon riski bulunur.

    Çok az etkisi bulunsa da büyük şehirlerde yaptırılan operasyon fiyatları ile diğer şehirlerde yaptırılan

    operasyon fiyatları arasında da fark olabilir.

    Kızlık zarı dikimi fiyatı, kişinin vajina ve zar yapısına göre da değişkenlik gösterebilir. Bazı zar yapıları,

    operasyonların uzamasına neden olabilir. Ayrıca bu tür zar yapılarında daha dikkatli davranılır.

    Flep yöntemi ile yapılan kızlık zarı operasyonları ile mikro cerrahi ile yapılan operasyonlar arasında

    fark vardır. Bu fark, fiyatlara da yansır.

    Eğer operasyon yapılmasına karar vermişseniz, operasyonu yapacak olan doktor ile fiyat hakkında

    görüşmeniz gerekir. Doktorunuz yapılacak olan işlemler ve fiyatlar hakkında sizi bilgilendirecektir.

    Kızlık zarı dikimi işlemlerini yapan birçok klinik var. Bu kliniklerde bazıları fiyatlarının çok uygun

    olduğunu iddia edebilir. Ancak yapmanız gereken şey fiyattan önce iyi bir operasyon almayı sağlamak

    olacaktır. Ayrıca kızlık zarı dikimi ile birlikte vajina daraltma işlemi yapılacaksa, fiyatlarda ona göre

    değişecektir.

    Lazer ile yapılan işlemlerde fiyatlar farklıdır.

  • Kızlık Zarı Dikimi

    Kızlık Zarı Dikimi

    Zar dikimi günümüzde ilgi gören ve çok tercih edilen yöntemler arasında yer alıyor. Bu yüzden kızlık

    zarı dikimi aynı zamanda bekaret dikimi olarak da adlandırılıyor. Bu kadar çok talep görmesinin yanı

    sıra hala zar dikimi hakkında bilinmeyen pek çok şey bulunuyor. Zar dikimi hakkında bu kadar çok

    soru sorulmasının nedeni, bu konu hakkında yeterli bilgi sahibi olunmaması ya da yanlış bilgilere

    sahip olunması olarak görülebilir.

    Kızlık zarı çeşitli nedenlerden dolayı yırtılabiliyor. Ancak bu nedenlerin bilinmemesi ve yanlış

    anlamalar, kadınları toplum içerisinde ve özellikle aile çevresinde zor durumlara düşürebiliyor. Bu

    yüzden birçok kadın gizlice kızlık zarını diktiriyor ya da onarımını sağlıyor. Bazı durumlarda aileler reşit

    olmayan kızlarını jinekologlara getirebiliyorlar.

    Kızlık Zarı Dikimi Nasıl yapılıyor?

    Zar dikimi operasyonları basit bir şekilde yapılabiliyor. Tıp biliminde bu konudaki gelişmeler, bu tür

    operasyonların daha kolay ve daha kısa bir sürede yapılabilmesine olanak sağlıyor. Günümüzde zar

    dikimi operasyonları zarın yapısına göre farklı olmakla birlikte 10 ya da 15 dakika kadar sürüyor. Bazı

    kadınlar zar diktirme operasyonları ile birlikte vajina daraltma operasyonu da yaptırmak istiyorlar. Bu

    durumda operasyon 20 dakika kadar sürebiliyor.

    Kızlık zarı dikimi iki tür yöntemle yapılıyor. Kalıcı kızlık zarı dikimi en çok tercih edilen yöntemler

    arasında yer alıyor. Bu yöntemde de en etkili olan ise Flep yöntemi. Flep yönteminde vajina arka

    duvarından alınan doku, vajina üst ve yan duvarlarına dikiliyor. Eğer bu yöntemde lazer cihazı

    kullanılıyorsa dikiş yerine lazer ışınları ile kesme ve yakma işlemleri yapılıyor.

    Bu işlemin herhangi bir riski bulunmuyor. Ayrıca operasyondan sonra yara ya da dikiş izi kalmıyor.

    Lazer ile yapılan operasyonlarda iyileşme daha çabuk oluyor ve kanama meydana gelmiyor.

    Kalıcı kızlık zarı dikimi, cinsel birleşmeden yıllar sonra bile yaptırılabiliyor. Ayrıca doğum ya da kürtaj

    olunmasının da operasyona hiçbir etkisi bulunmuyor.

    Geçici kızlık zarı dikimi genellikle evlilikten ya da cinsel birleşmeden 2–3 gün Öncesinde yaptırılıyor.

    Bunun nedeni operasyonun etki süresinin en fazla bir hafta olmasıdır. Bir hafta sonrasında tekrar

    yırtılma kendiliğinden meydana gelebiliyor. Evlilikten kısa bir süre öncesinde en çok bu yöntem tercih

    ediliyor.

    Kızlık Zarı Dikiminden Sonra Ne Yapılmalı?

    Mümkünse operasyon yapılan günde dinlenilmesi gerekiyor. Kişinin durumuna göre bu süre 1 ya da 2

    gün sürebiliyor. Ağır kaldırmamak ve ağır aktivitelerden kaçınmak olduk önemli. Ayrıca Vajen

    bölgesinin kuru kalması gerekiyor. Bu yüzden bir hafta kadar denizden ve havuzdan uzak durmak

    gerekiyor.

    Operasyondan sonra birkaç gün boyunca, operasyon yapılan bölgeye pansuman yapılması gerekiyor.

    Doktorun tarif etmesi ile pansuman işlemi kişi tarafından evde de yapılabiliyor. Bisiklete ya da ata bir

    süre binilmemesi gerekiyor. Kabızlık operasyonun bir numaralı düşmanlarından bir tanesidir. Kabızlığı

    önlemek için bağırsakları yormayan yumuşak yiyeceklerin yenilmesi tercih edilmelidir.

  • Saç ekiminde nelere dikkat edilmelidir ?

    • Hastanın yaşı, dikkatli aile öyküsü, fizik muayenesi bu değerlendirmeyi yapmak için önemli faktörlerdir.
    • Saç ekiminden önce bölgenin tamamen kelleşmesini beklemek gerekli de değildir; avantajlı da değildir.
    • Göreceli olarak erken androgenetik alopesili bir kişinin var olan saçları, operasyon sonrasında daha iyi kamuflaj sağlar.
    • İkinci bir operasyon gerekli olursa, iki operasyon arasındaki sürenin daha uzun olmasını sağlar.
    • Tüm planlama androgenetik alopesinin son halinin doğru tespit edilmesine ve donör alanın büyüklük ve özelliklerine göre yapılmalıdır.
    • Saç taşıyan bölgelere ekim yapmak saç kaybını hızlandırmaz.
    • Bölgenin saçlı olması daha fazla dikkat gerektirir. Kanal açmak için yapılan kesiler bölgedeki mevcut saçlarla aynı yönde ve açıda olmalıdır.
    • Ayrıca kişinin mevcut saçlarını korumak için oldukça etkili medikal tedaviler kullanılmaktadır.
    • Bu tedaviler başarılı sonuç verdiğinde, kişinin mevcut saçlarını kaybederek ikinci bir operasyon geçirmesi söz konusu olmayacaktır.
    • İşlem için doğru yaş üzerine kesin kural yoktur. Ancak 20 yaş öncesi ve 80 yaş sonrası işlem için çok uygun değildir.
    • Son 10 yıldaki gelişmelerden dolayı, kadınlar saç ekimi için kabul edilebilir adaylar haline gelmişlerdir. Kadınlar şu anda saç ektiren hastalarda daha fazla orana ulaşmışlardır.

    Saç ekiminde, başarılı sonuçlar başka hangi faktörlere bağlıdır?

    Saç ekiminde sonuç sadece dökülme şekline değil; saçın rengi, telin kalınlığı, telin yapısı gibi faktörlere de bağlıdır.

    Saçın rengi ile alttaki derinin rengi arasındaki kontrast ne kadar az olursa, saçların seyrekliği o kadar az fark edilir ve saç ekimi daha başarılı sonuç verir.

    Bu bakımdan en şanslı hastalar sırasıyla saç renkleri sarı, beyaz ve gri olanlardır. Kural olarak; sarı-beyaz-gri saçlar daha az yoğunluk ile, koyu renkli saçlara oranla sık görülürler.

    Kahverengi ve siyah saçlı hastalarda daha fazla greft ekimi gerekmektedir. Kalın saç telleri daha fazla alanı kapatırlar. Saç kalınlığı 80 mikron civarındaki kişiler ince saç teli olanlara göre daha şanslıdırlar.

    Kıl çapında 0,01 mm´ lik artış, kıl hacminde % 36’lık şok edici şekilde artış sağlamaktadır. Kural olarak; ince telli saçlarda daha yoğun ekim gereklidir.

    Ayrıca dalgalı-kıvırcık saçlar daha dolgun ve hacimli göründüklerinden dolayı, saç ekiminde düz saçlı olanlara göre daha avantaj sağlar. Kural olarak; dalgalı-kıvırcık saçlar daha az yoğunluk ile düz saçlara oranla daha sık görünürler.

    Saç ekimi operasyonları hangi vakalarda uygulanabilir?

    Saç ekimi operasyonları sadece androgenetik alopeside uygulanmaz.

    Yanık, yara, infeksiyon sonrası iz gibi sikatris bırakan saç dökülmelerinde ve alopesi areata (pelad – saç kıran) hastalığında da başarıyla uygulanmaktadır.

    Saçlı deri dışında sakal ve kaşlı deriye de ekim operasyonları yapılabilmektedir.

  • Saç ekim operasyonu nasıl gerçekleşir ?

    Saç ekim operasyonu nasıl gerçekleşir ?

    Operasyonun ilk işlemi hastanın saçlı derisinin lokal anestezi uygulanarak uyuşturulmasıdır.

    Bu sayede hasta operasyon süresince uyanık kalır, TV seyredebilir, yemek yiyebilir, gazete-kitap okuyabilir, ancak acı duymaz.

    Saçsız alana nakledilecek saç kökleri iki şekilde elde edilir.

    1. Birincisi FUT Yöntemidir. Güvenli donör alan olan enseden bir şerit çıkarılır. Şerit, saç köklerine ayrılır. Şeridin ayrılmasıyla elde edilen küçük saçlı deri parçacıklarına greft adı verilir. Her greft bir veya daha fazla sayıda saç teli (folikül) içerir.Başın arka kısmındaki şeridin çıkarıldığı boşluğun kenarındaki deriler birbirlerine dikilerek kapatılır. Şeridin boş bıraktığı alanın basit bir dikişle kapanabilmesi ve çizgi şeklindeki dikiş izinin saçlarla tamamen kamufle edilebilmesi saç ekimi operasyonunun önemli bir avantajıdır.

    2. İkincisi ise FUE Yöntemidir. Bu yöntemde enseden şerit çıkartılmasını ve dikiş atılmasını gerektirmez. Saçlı derinin arka ve yan kısmından veya diğer uygun bölgelerden (sırt, omuz, göğüs gibi) bu işlem için geliştirilen cihazlarla saç kökleri greft şeklinde hazır olarak çıkarılır. ( Halk arasında bu çıkarma işlemi “tek tek” olarak isimlendirilir.)

    Operasyona kullanılan aletlerin özellikleri nelerdir?

    Greftler saçsız bölgede özel aletlerle açılan kesilere (kanallara) yerleştirilirler. Kullanılan aletlerin özelliği, açılan kanalların boyutlarının olabildiğince küçük olmasını sağlamaktır. Bu sıklık ve doğallığı arttırırken, aynı zamanda yara iyileşmesini hızlandıran bir yöntemdir.

    Aletlerin özellikleri belli bir alana daha fazla sayıda kanal açmayı, böylece bu alana daha fazla sayıda ve daha küçük boyutta greft ekmeyi mümkün kılmaktadır. Kanalların ve greftlerin boyutlarının küçük olması, saç ekiminin sıklığını (yoğunluğunu) ve doğallığını arttıran en önemli faktördür.

    Küçük kanal boyutunun diğer bir avantajı; greftin kanal içine tam oturması ve deri yapısının hemen hemen hiç bozulmamasıdır.

    Kanalın büyük açılması; onu çevreleyen deride çukurlaşma, renk değişikliği, greftlerin aşağı yukarı kayması gibi kozmetik sorunlara yol açabilir.

    Kanalların orjinal saçların yönünde açılması ve ekilen greftlerin orjinal saçlarla aynı açıda çıkması, saç ekiminde doğallığı sağlayan önemli noktalardan birisidir.

    Operasyonda doğal saç çizgisinin önemi nedir?

    Başarılı bir saç ekimi operasyonunda en önemli noktalarından biri doğal saç çizgisinin oluşturulmasıdır. Saç çizgisi simetrik ve ahenkli olmalıdır; kişinin yüz şekli ile orantılı şekilde belirlenmelidir. Yüz hatları yanında, saçın dökülme şekline uygun çizilmelidir.

    Saç çizgisinin belirlenmesinde doktorun deneyimi ve estetik yaratıcılığı belirleyici olur. Oluşturulacak saç çizgisinin on yıllar boyunca sabit kalacağı gerçeğinden dolayı, şekil ve yer (lokalizasyon) olarak ideal çizginin belirlenmesi amaçtır. Hastalar ileri yaşlarda da çizginin doğal görünmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. Saç çizgisi, gençlik yıllarının başlarındaki kadar aşağıda tutulmamalıdır.

    Alnın iki yanında (temporal bölge) çizginin daha geride olduğu yüksek bir saç çizgisi hayat boyu süren mükemmel bir sonuç sağlayacaktır. Bu şekilde; düşük ve oval bir saç çizgisi ile karşılaştırıldığında, daha fazla yoğunluğa ve daha doğal görünüme ulaşılacaktır.

    Operasyon sonrasında nelere dikkat etmek gerekir?

    Operasyon sonrasında ekim yapılan bölgeye hiçbir şey kapatılmaz. Ekim dikiş atılarak yapılmışsa, dikiş üzerine bandaj kapatılır. Bunun nedeni, bölgeyi dış etkenlerden korumaktır. Bandaj en az 12 saat, en fazla 72 saat sonra çıkarılır. Bandaj çıkarıldıktan sonra, dışardan bakıldığında operasyon izi görülmez.

    Hasta operasyon sonrası hemen evine gidebilir. Enfeksiyon riskini önlemek için, operasyon sonrası 5 gün antibiyotik tablet kullanılır. İşlem sonrasında birkaç gün ekim yapılan alan yara kabuğu ile kaplı kalır. 2. günde yıkanmanın başlaması ile kabuklar düşer.

    Bu süreçte hastaya şapka kullanması önerilir. Saç ekimi dikiş atılarak yapılmış ise, dikişler 15 gün sonra alınır. Ekilen saçlar operasyonu takiben 2-4 hafta içinde dökülürler. Saç kökleri yeni yerlerine uyum sağladıkça (bunun için 2.5 – 3 ay gereklidir) , saçlar çıkmaya başlarlar ve ayda ortalama 1 cm. hızla uzarlar. Saç ekimi operasyonunun ilerde kişinin sağlığını bozacak herhangi bir yan tesiri ve komplikasyonu yoktur.

  • Kürtaj

    Kürtaj

    Kürtaj, jinekologların en sık yaptığı cerrahi operasyonlardandır. Kürtaj işlemi, genellikle isteğe bağlı gebelik sonlandırması amacıyla yapılır. Halk arasında bebek aldırma, çocuk aldırma olarak da bilinmektedir. Sık yapılan bir operasyon olması hekimler açısından işlemin kolay olmasına rağmen, tabii ki hanımların hem bu operasyona bağlı, hem de operasyon sonrası ağrı, kanama, gebe kalamama korkuları doğal olarak mevcuttur.

    Tıbbi olarak düşük ile sonuçlanan veya bebeğin kalp atışının durduğu gebeliklerde de yapılan işlem yine kürtaj operasyonudur.

    İsteğe bağlı gebelik sonlarndırılması, 10 haftaya kadar ülkemizde yasal olarak yapılabilmektedir. 10. Haftaya kadar kürtaj olunabilir, kesinlikle yasak değildir.

    Bu operasyon kısa süreli, genel anestezi altında hastalar uyutularak yapılır.
    Operasyon öncesi 6 saat kadar açlık ve susuzluk yeterlidir. Operasyon sonrası ise adet sancısından fazla olmayacak bir kasık ağrısı, adet kanamasını geçmeyecek şekilde vajinal kanama görülen bulgulardır. Bazı hanımlarda hiç kanama olmaz iken, bazılarında adet dönemi kadar bir kanama süresi devam edebilir.

    Kürtaj operasyonu, hiçbir şekilde kısırlık veya gebe kalamama – tekrar çocuk sahibi olamama sebebi değildir. İlk gebelik durumunun kürtaj ile sonlandırılması veya birkaç kez kürtaj olunması da kısırlık sebebi olmayacaktır. Operasyon sonrası herhangi bir enfeksiyon olmaması, rahim içi yapışıklık olmaması için koruyucu antibiotik tedavisi verilmekte.

    Kürtaj olunan ay, her türlü adet düzensizliği yaşanabilir. Ara ara kanamalar veya uzun süren lekelenme tarzında kanamalar yaşanabilir. Normal şartlarda 30- 40 gün sonra normal bir adet görülecek ve adet döngüsü devam edecektir. Korunmak ve adet düzeni amacıyla kürtaj sonrası, aynı gün doğum kontrol hapları kullanımı başlayabilir. Anormal şiddette kasık ağrısı, şiddetli vajinal kanama, kötü kokulu akıntı doktorunuza başvurmanız gereken belirtilerdir.

  • Hipospadiyas

    Hipospadias

    Hipospadias yaklaşık olarak 300 erkek bebekte bir görülen bir doğumsal anomalidir. Bu anomalide üretra adı verilen idrar kanalı eksik gelişmiş ve penisin ucuna kadar ulaşamamıştır. İdrar deliği penisin ucuna değil, penisin altında bir yere açılır. Bu hastalarda sünnet derisi de yarımdır; bir kapşon şeklinde penisin başının arka yüzünü örterken penisin başının alt kısmı açıktadır. Bu nedenle halk arasında “Peygamber sünnetli”, “doğustan sünnetli” ya da “yarım sünnetli” olarak da isimlendirilir. Aslında bu hastalar sünnetli doğmazlar, idrar kanalı eksik geliştiğinden ötürü sünnet derisinin alt kısmı da gelişmez ve yarım kalır.

    Hipospadias doğumdan itibaren bir muayene ile kolaylıkla tanınabilen bir anomalidir. İdrar deliği penisin başı ile skrotum (torbaların) kökü arasındaki herhangi bir yere açılabilir. Bu da hipospadiasın hafif, orta ve ağır formları arasındaki farkı oluşturur. Hipospadiasın ağır formlarında kordi adı verilen, ereksiyon (sertleşme) anında peniste eğrilme de hastalığa eşlik eder. Hafif formlarda idrar deliği penisin başına daha yakındır. Ereksiyon (sertleşme) anında peniste eğrilik (kordi) olsa dahi çok ağır değildir. Orta formlarda idrar deliği penisin ortalarında bir yere açılır. Bu hastalarda hafif-orta derecede kordi duruma eşlik eder. Ağır formlarında ise idrar deliği penis köküne ve hatta skrotumların (torbaların) arasına açılır. Bunlarda eğrilik de çok ağır olabilmektedir.

    Tanı:

    Hipospadias tanısı doğumdan itibaren normal muayene sırasında rahatlıkla konabilir. Genellikle de ek bir tetkik yapmaya gerek yoktur. Ancak ağır formlarında bazı ek tetkiklere gereksinim olabilir. Özellikle ağır formlarda böbrekler ve idrar yollarına ait başka sorunlar da söz konusu olabileceğinden detaylı bir üriner sistem ultrasonografisi ile değerlendirme yapmak gerekebilir.

    Tedavi:

    Hipospadias’ın cerrahi tedavisindeki temel amaç idrar deliğini anatomik olarak olması gerektiği yer olan penisin ucuna taşımak ve aynı zamanda, eğer varsa, eğriliği düzeltmektir. Eğrilik düzeltilmediği taktirde ereksiyon ve cinsel ilişki sırasında olumsuzluklara yol acacaktır.

    Bu operasyon hipospadias cerrahisinde deneyimli Çocuk Cerrahları ve Çocuk Ürologları tarafından yapılmalıdır. Burada önemli olan hekiminizin çocukların cerrahisinin yanısıra çocuklardaki bedensel, fiziksel ve psikolojik özelliklere hakim ve bu konuda eğitiminin olması gerektiğidir. Unutulmaması gereken şey çocuk ile erişkin arasında çok büyük farklılıklar olduğudur. Bir çocuğa erişkine yaklaşıldığı şekilde asla yaklaşılmaması gerekir. Bu nedele, tedavi süreci çocuğun tüm bedensel ve ruhsal özelliklerini bilen, gözeten ve uygulamalarını buna göre yapan bir cerrah tarafından yürütülmelidir. Aksi uygulamalar hem çocukta hem de ailelerde olumsuz deneyimlere ve gelecekte pek çok başka sorunların yaşanmasına yol açabilmektedir.

    Hipospadias cerrahisi için yüzlerce çeşit ameliyat tanımlanmıştır. Bunlardan bir çoğu tarih içinde güncelliğini yitirmiş olup kullanılmamaktadır. Burada cerrahın en deneyimli olduğu güncel cerrahi tekniği uygulaması önemlidir. Hafif ve orta ağırlıktaki hipospadias tek seanslı operasyonlarla %90’lara varan başarı ile tedavi edilebilirken ağır formlarında iki seanslı operasyonlar gerekebilmektedir.

    Hipospadiaslı hastaların operasyondan önce sünnet edilmemesi gerekir. Çünkü sünnet derisi idrar kanalı oluşturulurken kullanılabilmektedir. Ayrıca hipospadias cerrahisi uygulanan hastalarda aynı anda sünnet de yapılmaktadır. Bu nedenle hastların kesinlikle sünnet edilmemesi önemlidir. Sünnet edilmiş olan hastlarda hipospadias cerrahisi daha sorunlu olabilmektedir.

    Operasyonun zamanlaması da önemlidir. Operasyon(lar), çocuğun cinsel kimliğini tanımaya başladığı 2,5 yaşına kadar tamamlanmalıdır. Klinik uygulamalarımızda hasta 6 aylık olduktan sonra (tercihan 8-9. ayda) cerrahi tedavinin yapılması ve hasta 18-24 aylık olana kadar operasyonların tamamlanması gerektiğini önermekteyiz.

    Operasyon süresi hipospadiasın ağırlık derecesine ve yapılacak olan cerrahinin tek ya da iki seanslı olmasına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama 1.5 ile 4 saat arasında değişmektedir. Operasyonlar günübirlik olarak gerçekleştirilir; hastanede yatmaya gerek yoktur. Operayon bölgesinde bir pansuman ve bir de sonda bulunur. Hastanın altının bezli olması operasyona engel degildir. Çift bez uygulaması ile hasta ve ailesi hızla günlük yaşamına geri döner. İkinci veya üçüncü gün pansumanı açılır, 7. gün sondası çekilir. Ondan sonra banyo yapabilir.

    Komplikasyonlar:

    Deneyimli çocuk cerrahları ve çocuk ürologları tarafından geçekleştirilen hipospadias operasyonlarında başarı oranları %90’ların üzerindedir. Ağır formlarda komplikasyon oranı biraz daha yüksek olabilmektedir. Çocuk deneyimi olmayan cerrahlar tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda hem cerrahi komplikasyon oranı daha yüksektir hem de psikolojik olarak daha olumsuz deneyimler söz konusu olmaktadır.

    En sık rastlanabilen komplikasyon fistül gelişimidir. Bu dikiş arasından ince bir sızıntı olması anlamına gelir. Korkulacak bir komplikasyon olmayıp operasyondan 6 ay sonra çok daha basit ve sondasız bir cerrahi müdahele ile onarılabilir. Bunun yanı sıra yara yerinde enfeksiyon, dikişlerin tümünün açılması, idrar kanalında darlık gelişmesi gibi komplikasyonlar da görülebilir. Bunların oranı ise çok düşüktür.

  • Nedir bu meninjiom (meningiom)?

    “Beyin tümörü tanısı almak tabi ki üzücü ve yıkıcı bir haber ancak biz beyin cerrahları bu Meninjiom adlı beyin tümörünü çok severiz. Sebebi, genelde beynin yüzeyinde, beyin dokusundan kolayca ayrılabilen ve çıkartılması diğer tümörlere nazaran daha kolay olan iyi huylu bir tümördür. Biz bu beyin zarından kaynaklanan tümörün tamamını çıkarabildiğimizde genelde tam bir şifa olur ve beyin tümörü nüksetmez. Yeter ki bu tümörü çok fazla büyüyüp beynin önemli yapılarını sarmadan erken teşhis edebilelim.”

    Peki belirtileri nelerdir?

    “Kalıcı ve uzun süren başağrılarını çoğumuz önemsemeyiz. Ancak Meninjiom yavaş büyüyen bir kitle olduğu için önce kendini sadece başağrısı ile gösterebilir. Tümörün yerleşim yerine göre epilepsi nöbetleri, vücudun bir kısmında uyuşma, güçsüzlük, felçler, görme kayıpları yaratabilir. Eğer erken teşhis edilemezse tümör büyür ve hayati yapılara olan basısından dolayı, kafa içi basıncını artırdığından dolayı maalesef ölüme bile neden olabilir. Nadiren de iyi huylu olarak bildiğimiz bu tümör daha kötü bir karakterde olup hızlı büyüyebilir.”

    Erken teşhisi nasıl yapılabilir?

    “Yavaş büyüdüğü için kireçlenebilen bu tümörler bazen bir röntgen görüntülemesi ile de ortaya çıkarılabilir ancak çoğu kere düz bir tomografi veya MR görüntülemesinde gözden de kaçabilir. En iyi tanı yöntemi damardan kontrast (boyar) madde verilerek çekilen MR görüntülemesidir.”

    Operasyon ne zaman ve nasıl yapılır?

    “Belli büyüklükleri aşmamış çok küçük meninjiomları ya takip ediyoruz ya da ışın tedavisi ile büyüme ihtimalini yok etmeye çalışıyoruz. Ancak tümör büyümeye devam ediyor, beyin dokusunda ciddi baskı yapıyor ve semptomlar fazla ise operasyonla çıkarmayı tercih ediyoruz. Operasyon giriş yolumuz ve yöntemimiz tümörün yerine göre değişmektedir. Bazı tümörleri çıkartmak için oldukça kolay ve kısa bir operasyon yeterli olurken, bazen mikroşirürji ile zahmetli operasyonlarda gerekebiliyor. Maltepe Tıp Fakültesinde gerekli yoğun bakım şartlarımız, ekibimiz, alet ve donanımımız bizim bu cerrahi mikroskoplarla kritik operasyonları yapmamıza olanak sağlıyor. Eğer tümör diğer yapılara yayılmışsa onlarında çıkarılması gerekebiliyor ama daha önce dediğimiz gibi sonuçlar genelde yüz güldürücü oluyor ve hastanın şifasıyla sonuçlanıyor. Önemli olan bu tömörün zamanında, erken saptanabilmesidir. Beyin tümörü tanısının insanları ne kadar korkuttuğunu, endişelendirdiğini biliyoruz. Meninjiom isimli bu tümörün diğer kötü huylu tümörler kadar korkunç olmadığını ve uygun tedaviyle hastanın normal yaşamına devam edebileceğini bilmesi önemlidir.”

    Doçent Doktor ALPER KARAOĞLAN

  • Bölgesel analjezi ile sezaryen operasyonu

    Sezaryen, rahimin cerrahi olarak açılmasıyla bebeğin dışarı çıkarılması operasyonudur. Çok uzun yıllardan beri sıkça uygulanan ve 45-50 dakikada tamamlanabilen bir müdahale olmasına rağmen sonuçta büyük bir batın cerrahisidir ve çeşitli riskleri vardır.
    Bu yüzden konunun uzmanları mecbur kalınmadıkça tercih edilmemesini tavsiye ederler. Ama ihtiyaç olduğunda, anne ve bebeğin hayatını kurtaran önemli bir operasyondur.

    Bölgesel Analjezi ile Sezaryen
    Bölgesel anestezi de anne adayı uyanıkdır, kendindedir, ama vücudunun alt kısmı hissizdir. Burada yapılan işlemlerden hiç ağrı, acı duymaz.
    Bu yöntem anne ve bebek için daha güvenlidir. Ve anne adayı ve eşinin doğum eylemini; o anı beraberce yaşamalarını sağlar.

    Üç tür bölgesel analjezi yöntemi vardır:

    1-Spinal Analjezi: Sezaryen anestezisinde altın standart spinal analjezidir. Hem planlı hem de acil sezaryenlerde kullanılabilir. Vücudumuzun alt bölgesinden yukarıya hisleri ve yukarıdan alt bölgelere hareket emirlerini taşıyan sinirlerin oluşturduğu kordon, omurgamız ortasında, içinde sıvı olan bir kılıfla çevrilmiştir. Spinal anestezi de çok az miktar lokal anestezik ilaç, bu kılıf içindeki sıvıya, incecik bir iğne ile verilir. O yüzden etki hemen başlar ve çok nettir. Ağrı, acı duyusuyla beraber dokunma ve ısı duyuları da geçici olarak kaybolabilir. Hatta bir müddet hareket bile edilemeyebilir.

    Çabuk uygulanabilir olması, yeni çıkan çok ince iğnelerle işlem sonrası baş ağrısının hemen hemen hiç olmaması, uzun etkili ilaçlarla operasyon sonrası konfor sağlanabilmesiyle en sık tercih tercih edilen yöntem olmuştur.

    2-Epidural Analjezi:
    Duramater zarının dış kısmına epidural alana ilaç verilir.Genellikle kateter de takılıp operasyon sonrası ağrı kontrolu için de kullanılır.
    Daha çok, normal ağrısız doğum için epidural kateter takılan anne adaylarında daha sonra sezaryen gerektiğinde kullanılır. Anneye ek bir iğne yapmadan, hiç narkoz da vermeden sadece epidural kateterden biraz daha ilaç verilerek operasyon için yeterli analjezi sağlanır. Spinale göre daha fazla miktar ilaç verilir. Etki biraz daha geç başlar ama daha da uzun sürer.

    3-Kombine Epidural-Spinal: Spinal ile operasyon esnasında, epidural kateterle ise operasyon sonrası ağrı gideriminde yararlanılır. Uygulama süresi daha uzundur. Uzman ellerde uygulanmalıdır. Daha masraflıdır. Henüz çok yaygınlaşmamıştır.
    Sezaryan da bölgesel analjezinin avantajları
    * İyi uygulanan bölgesel analjezi her zaman siz ve bebeğiniz için daha emniyetlidir.
    * Doğumunuzu, bebeğinizin dünyaya geldiği o güzel anı eşinizle beraber yaşamanıza imkan verir.
    * Bebeğinizi biran önce kucağınıza alabilir, kısa süre içinde beslemeğe başlayabilirsiniz.
    * Operasyon sonrasında uyku hali, sersemlik, bulantı kusma ve ağrı ve sancınız olmaz.