Etiket: Önemli

  • Bebeğinizin beyin gelişimine yön verebilirsiniz

    Anne ve baba adayları gebelik süreci boyunca bebeklerini kucaklarına alacakları günün heyecanını yaşıyor. Bu tatlı heyecanın yanında, bebeklerinin dünyaya sağlıklı gelip gelmeyeceği endişeleri de doğuma kadar sürüyor. Diğer organlar gibi bebeklerin beyin gelişimi de anne karnında başlıyor.

    Gebeliğin ilk ayları çok önemli

    Anne karnındaki bebeğin beyin ve sinir gelişiminin en önemli periyodu 4. ve 10. haftalar arasıdır. Bu dönemin ilk zamanlarında anne adayı gebeliğinin farkında olmayabilir. Diğer organlarla birlikte bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişiminin gerçekleştiği bu kritik zaman diliminde annenin kullandığı ilaçlar, beslenme durumu ve ruh sağlığı çok önemlidir.

    En iyi koruyucu folik asit

    Bebeğin beyin ve sinir sisteminin gelişimi gebeliğin ilk aylarında başlasa da gebelik boyunca sürmektedir. Anne ve babanın genetik durumundan doğuma kadar her koşul bebeğin sinirsel ve bedensel gelişimini etkileyebilmektedir. Gebelik öncesi ve gebelik süresince kullanılan folik asit, bebeği olası beyin hastalıkları ve omurilik rahatsızlıklarından koruyan en iyi vitamin olarak bilinmektedir. Folik asit eksikliğinde organ ve doku gelişiminde yetersiz kalınabilmektedir. Hatta hidrosefali ya da omurilik gelişim bozuklukları gibi rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Gebelik planlı gerçekleşmişse önceden folik asit alımına başlamak daha faydalı olmaktadır. Böylece bebeğin gelişimi için gerekli olan folik asitin annenin vücudunda yeterli oranda bulunması sağlanmaktadır. Gebelikte hayati önem taşıyan folik asitin hekimlerce önerildiği durumlarda ve oranlarda kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.

    Beslenmenizi ihmal etmeyin

    Gebelikte bebeğin gelişimi için folik asit tek başına yeterli olmamaktadır. Bunun yanında sağlıklı ve çeşitli beslenme ile su alımına dikkat etmek gerekmektedir. Sadece belli vitamin ve minerallerin alımı yeterli görülmemelidir. Protein ve enerji içeren gıdalar ile taze meyve-sebze tüketmek bebeğin sağlıklı gelişimi adına önemlidir. Bunların yanı sıra ağır olmayan egzersizler ve ruh hali de bebeğin beyin gelişimde önemli etkenler arasında bulunmaktadır. Bu konularda mutlaka kadın hastalıkları ve doğum doktorlarından yardım alınmalıdır.

    Beyin gelişimi testlerle takip edilebilir

    Gebelik sırasındaki tüm testler bebeğin sinir sistemi ve beyni ile ilgili bilgi vermektedir. Sinir sisteminin normal gelişebilmesi için gebeliğin sağlıklı ilerlemesi çok önemlidir. Buradaki en önemli konu, bebekte kalıtsal hastalık olmamasıdır. Bununla ilgili gebelikte yapılan kan testleri ve ultrasonlar önem taşımaktadır. Gebeliğin 11-14. haftalarında yapılan ikili ve 16-18. haftasında yapılan üçlü testler bebeğin olası bir genetik problem taşımasındaki riski belirtmesi açısından önemlidir. Burada alınacak sonuçlarda riskli bir durum görülürse farklı testlerde yapılabilmektedir. Son zamanlarda gündeme gelen fetal DNA analizi de bu konuda adı geçen testlerden biridir. Bebeğin anne kanına geçen DNA’sının analiz edilerek bakılan bir testtir. Ayrıca bebeğin genetik yapısının çıkarıldığı amniyosentez, koryosentez ve koryok villüs biyopsisinin sonuçları da beyin gelişimi ile ilgili direkt ve önemli bilgiler vermektedir.

    Risk durumu MR ile tespit edilebilir

    Gebelik takibinde yapılan ultrason görüntülemeler bebeğin sinir ve beyin gelişimi için çok önemli bilgiler vermektedir. Beyinin temel yapısı ve ventrikül adı verilen beyindeki karıncıkların genişliğinin belirlenmesi için önemlidir. Ayrıca omurga bütünlüğü de ultrason görüntülemelerle az bir yanılma payı ile saptanabilmektedir. Gebeliğin 21-22. haftalarında yapılan ayrıntılı USG bebeğin sinirsel gelişimini göstermektedir. Riskli gebeliklerde çocukta bir sorun olduğu şüphesi varsa gebelikte MR çekilebilmektedir. Bu bebeğin sinirsel gelişimini daha net olarak göstermektedir. Ancak MR uygun hastalara uygun koşullarda çekilmesi durumunda faydalı olmaktadır.

    Beyin hastalıklarına erken cerrahi müdahale hayat kurtarıcıdır

    Bebeğin sinirsel gelişiminde sorun olabileceği düşünüldüğünde, aileyi karşılaşabilecek sorunlar hakkında bilgilendirmek gerekmektedir. Doğumdan hemen sonra bebeği değerlendirip, düzeltici cerrahi tedavi planlanacaksa kazançların ve risklerin aileye anlatılması gerekmektedir. Bebeklerde, omurilik kaynaklı kese ile doğum (meningosel, meningomyelosel) ve beyindeki su karıncıklarının gelişmesi olarak tanımlanan hidrosefali, en sık karşılaşılan sinir sistemi problemleridir. Bu problemlerin cerrahi olarak çözümü mümkündür ancak hastaları yakın takip etmek gerekmektedir. Tekrarlayan ameliyatlar gerekebilmektedir. Kese ile doğan bebeklerde ilk aşamada keseler kapatılmakta, ilerleyen zamanlarda omurga veya gergin omurilik için ek cerrahi düzeltmelerin yapılması gerekmektedir. Hidrosefali hastalarında beyindeki fazla suyun ince yumuşak hortumlarla karın boşluğuna aktarılması işleminin gerçekleştirildiği şant ameliyatı gerekmektedir. Yapılacak tedavilerin vakaya özel olduğu, her hasta için değişik bir yol seçilebileceği bilinmelidir.

  • Beyin sağlığı

    İnsan beyni 1,5 kg ağırlığında, 140 milyar hücre ihtiva eden, elektriksel ve kimyasal ileti ile çalışan biyolojik bir bilgisayardır. Bu bilgisayarın iki önemli enerji kaynağı kan şekeri ve oksijendir. Beynimiz ağırlık olarak vücudun %2 si olduğu halde vücuda gelen kan oksijeninin % 20’sini, şekerin ise büyük bölümünü tükettiği bilinmektedir. Dolayısıyle her ikisinin de kısa süreli beyine ulaşmaması dahi çok ciddi beyin hasarlarına hatta ölüme yolaçabilir. . Kan şekerinin düşük olması beyinde ciddi rahatsızlıklara yol açtığı gibi yüksek olmasıda (Diabette olduğu gibi)uzun vadede beyinde ve sinir sisteminin diğer bölgelerinde ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Şeker hastalarının bu nedenle kan şekerini mutlaka makul sınırlar içersinde tutması, bunun için diyet yapması, ihtiyaç olduğunda da ilaç kullanması gerekir.

    Temiz hava : Çevre kirliliği,sıgara hafıza zayıflamasının ilk sorumlularındandır. Ayrıca damar sertliğinin oluşumunda katkısı olduğundan, dolaylı olarak yine beyin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle temiz hava ve temiz çevre sağlıklı bir beyin için şarttır.

    Spor ve yürüyüş: Haftada bir yapılan, terletecek sporun beyinde morfin benzeri maddeler salgılatarak anti stres etkisi yaptığı bilimsel olarak gösterilmiştir.

    Stres: Mekanizmasını tam olarak anlamasak bile, stresin beyin ve vücut sağlığı üzerine olumsuz birçok etkisi vardır. Stres anında böbrek üstü salgı bezinden salgılanan kortizol denen hormon kan şekerinin ve tansiyonun yükselmesine yol açar. Kalp ve damar sistemini olumsuz olarak etkiler. Beynin vücudun en fazla kan kullanan organı olması nedeni ile kan akışını bozacak kalp ve damar problemleri beynin fonksiyonlarını direk olarak etkilemektedir. Ateroskleroz (damar sertliği) kalp sağlığı açısından koroner problemler ve enfarktüse yol açması nedeni ile nekadar önemli ise beyin içinde o kadar önemlidir. Beyin yeterince kan alamayarak hafıza bozuklukları, damar tıkanıklıklarına bağlı felçler, bunama gibi tablolar ortaya çıkabilir.

    Stresin yanında ortaya çıkan duygular da önemlidir. Zira farklı duygular farklı maddelerin salınımına neden olur. Örneğin; mutlu bir olayı beklerken duyduğumuz stresle, bir kaza yada korku anında yaşadığımız stres birbirinden farklı duyguları ortaya çıkarır. Olumsuz duygulara yol açan stres, beyni biyokimyasal olarak daha olumsuz yönde etkiler. Az miktarda stres öğrenmeyi arttırırken fazla miktarda stres öğrenmeyi zorlaştırmaktadır. Stres hormonu uzun süre salgılandığında beyinde hücreler arası transferi ve bilgi akışını bozar.

    Beyin sağlığı ve iyi bir hafıza için dengeli ve bilinçli beslenme şarttır. İnsan vücudu ve beyin ihtiyacı olan binlerce biokimyasal maddenin bir bölümünü dışardan besinlerle alır. Ancak bunun yanında önemli bir bölümünü kendisi üretir. Dışarıdan alınan yada vücutta imal edilecek olan bu önemli yapı taşları tükettiğimiz besinlerde yeterince mevcut değilse yani dengesiz yada yetersiz beslenildiğinde tüm vücut fonksiyonlarında aksamalar olduğu gibi beyin fonksiyonlarında da unutkanlık, dikkat dağınıklığı, anlama, algılama güçlüğü gibi sorunlar ortaya çıkar. Özellikle beyin ve sinir sisteminin gelişiminin tamamlandığı erken çocukluk çağındaki protein ve diğer temel taşların eksikliği zekayı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağında dengeli ve zengin çeşitli gıdalarla beslenme çocuğun gelecekteki zekası için çok önemlidir. Ancak unutulmamalıdırki zeka için tek şart çocukluk çağındaki iyi beslenme değildir. Zira zekada kalıtım ve sosyal çevrede çok önemlidir.

    Dengeli beslenmenin yanında beyin sağlığı açısından özellikle gerekli gıdalar: Balık ceviz, fındık, yumurta, ıspanak, buğday ve balık yağıdır… Bunların hepsinin ortak özelliği Omega-3 adı verilen bir madde içermeleridir.Omega -3 ün beyin fonksiyonlarını düzenlemedeönemli rol oynadığı bilinmektedir. “Beyin, yüzde 60 ı yağdan oluşan bir organdır ve çalışması için omaga-3 yağ asitlerine ihtiyacı vardır.”Form korumak” için insanlar balığın bile yağsız olanının tercih etmektedir. Oysa Omega -3 yağlı balıkta daha bol miktarda bulunmaktadır. Günde bir iki gram Omega-3 yeterlidir

    Alkol fazla miktarda uzun yıllar boyunca alındığında yine beyni olumsuz etkilemekte, hafıza kusurlarına yol açmaktadır. Zira alkolün sinir kılıfındaki myelin denen ve sinir iletisinde rol oynayan yapıyı tahrip edici etkisi mevcuttur. Bu etki özellikle yıllar içersinde ortaya çıkar.

    Vücudumuz gibi beynimizin de egzersize ihtiyacı vardır. Sürekli düşünen bilgi üreten, okuyan beyinlerindaha geç hafıza kusurlarına maruz kaldıkları bilinmektedir. .

    Unutkanlığı azaltmak ve hafıza kapasitesini arttırmak için üç önemli tavsiye

    · Düzenli okuma alışkanlığını edinmek

    · Puzzle ve zeka oyunları çözmek

    Arkadaş ilişkilerini canlı tutmak

  • Nöralterapi nedir, nasıl etkili olur?

    Nöralterapi nedir, nasıl etkili olur?

    Nöralterapi, 1920’li yıllarda ‘’Huneke ‘’isimli tıp doktoru iki kardeşin eskiden uygulanan ama unutulmaya başlanan bir metodu bir hastalarında tekrar kullanmak istemeleri ve iyi sonuç alınca da bunu geliştirmeleri ile tekrar gündeme gelmiştir.

    Vücudun Regülasyonunu sağlamak amacıyla. belirli noktalara veya alanlara lokal anestezik enjeksiyonu ile yapılan bir tedavidir. Bu Regülasyonun oluşturulmasında vücudu çok geniş bir ağ ile saran vejetatif sinir sisteminin mükemmel organizasyonu çok önemli rol oynar ve etki mekanizması da bu sistem üzerinden açıklanmaktadır. Vegetatif ( Otonom ) sinir sistemi vücudumuzda çok geniş bir elektriksel ağ yapısı ( network ) içindedir. Bu sistem birbirinden farklı ancak birbiri ile uyumlu çalışan sempatik ve parasempatik sistem adı verilen iki farklı bölümden oluşur.

    VSS veya nörovejetatif sistem, bedenimizdeki tüm yaşamsal faaliyetleri kontrol eder; Solunum, Dolaşım, Sindirim, Hormonal Regülasyon, Metabolizmanın Regülasyonu yani kısaca “Homeostazis” in ( iç dengenin ) sağlanmasından sorumludur.

    Nöro-Vejetatif sistem her türlü uyarıyı hafızasına kaydeder ve eğer bu problem ile vücut başa çıkamamışsa yıllarca vücutta değişik şikayetlere neden olur. Vücudun her noktasının bu sistem aracılığıyla oluşan refleks yollar nedeniyle bağlantıları vardır. Bütün nörovejetatif sistem fonksiyonları selüler, nöral ve hormonal düzenleyici mekanizmaların aralarındaki ayarlamalar sonucu gerçekleşmektedir.

    Bu mekanizmaların sadece birinde oluşacak herhangi bir aksama, eğer vücut bununla baş edememişse zaman içinde bütün sistemin fonksiyonel düzensizliği ile sonuçlanacaktır. Yani hastalık yalnızca bir organı değil, bütün vücudu etkileyecektir

    Tedavi amacıyla Lokal Anesteziğin vücutta belli noktalara uygulanmasından sonra iyileşmenin saniyeler içinde ortaya çıkması yani lokal anesteziğin kana karışması ve emiliminden çok önce ortaya çıkması, bize sistemdeki elektriksel iletişimin varlığını gösterir. Böyle hızlı bir iletiyi sadece Vegetatif Sinir Sistemi gerçekleştirebilir ve bu kimyasal bir etkiden çok fiziksel bir etkidir. Vegetatif Sinir Sistemi lifleri 500.000 km. uzunluğunda bir ağa sahiptir ve 25 milyar sinir hücresi ile işlev görmektedir. Bu nedene yıllardır çözülemeyen sorunların vejetatif sinir sisteminin regülasyonu ile çözülebilmesi mümkün olmaktadır.

    Bozuk segmental dokuya lokal anestetik ile yapılan enjeksiyonlar iki önemli etki yaratırlar. Patolojik refleks yolları ortadan kaldırır ve aynı zamanda bozuk hücre membranını doğru potansiyele repolarize ederek, vejetatif fonksiyonları normal hale getirmeye yarar.

    Nöralterapi’nin önemli bir bölümünü oluşturan Segment Tedavisi sadece Dermatomu değil o seviyede bulunan Visserotom, Myotom, Osteotom gibi yapıları ilgilendirir.. Stimulus spinal kord yolu ile periferden, respectif segmentle assosiye olmuş organa ulaşır , ya da organdan spinal kord yolu ile diğer organa ulaşır. Bu oluşumların sadece birinde oluşacak herhangi bir bozukluk diğer sistemlerinde fonksiyonel düzensizliği ile sonuçlanacaktır. Ve bu uyarı sadece o segmentle sınırlı kalmayıp daha uzak segmentlere de ulaşabilecektir.

    Çeşitli patolojik uyaranlar hücre ya da hücre duvarına değil sempatik sinir liflerine etki etmektedir.Burada özellikle perivasküler sempatik lifler önemlidir.Hastalık bulgu vermeden önce VSS’de ve lenfatik dolaşımda değişmeler başlar. Hücrelerarası bağ doku ve ekstra- sellüler sıvıdan oluşan Temel Madde de değişimler olmaya başlar ve buradaki serbest sinir uçları ve proteoglikan, konnektin , elastin gibi yapılar da ilk patolojik değişmeler başlar. Bu bulguları Pischinger ve daha sonra da H.Heine geliştirmiş ve “Grund System Teorisi” olarak adlandırmıştır.

    Günümüz insanının reaksiyon ve regülasyon kapasitesi devamlı olarak değişmektedir. Stres, elektro smog, dengesiz beslenme, bedensel aktivite eksikliği çevre ve yaşam kalitesini bozan etkenler ve jeo patojen bozukluklar, ağır metaller, gıda katkıları vb. bozucu odak veya bozucu alanların oluşmasını kolaylaştıran faktörlerdir. Bozucu alan veya odakların ortaya çıkmasında bireyin immun sisteminin önemli rolü vardır. Değişen çevre şartları yaşayan bütün organizmaları aynı oranda etkilemekte ve bunun sonucunda bilinen tedavilere direnç gelişiminde artış ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalara göre, günümüzde Bozucu Alanlardan kaynaklanan hastalıkların oranı %30 civarındadır.

    Nöralterapide anamnez çok önemlidir. Hastanın anamnezini alırken şikayetlerin başlangıcı ve hastanın yaşadığı çeşitli olaylar, geçirdiği hastalıklar ve cerrahi müdahaleler arasında zamansal bağlantı kurmak çok önem taşır. Bu nedenle geniş kapsamlı bir anamnez alınmalı ve not edilmelidir. Daha sonra fizik muayeneye geçildiğinde anamnezin özelliklerine göre muayene yönlendirilebilir. Muayene sırasında anamnezin daha derinleştirilmesi gerekebilir. Bu gözlemler sonucunda tedaviye geçilir, ancak birkaç seans sonrası hastanın durumunda hiç iyileşme olmuyorsa tekrar anamnez ve muayeneye geri dönülür ve olası bir bozucu alan aranır. Bu kapsamda bozucu alanların büyük kısmından sorumlu olan diş-çene kompleksi, tonsil ve sinüsleri unutmamak gerekir.

    Sağlıklı bir Nörovegetatif sisteme sahip olmak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam ile eşdeğerdir. Hastalıklar oluşmadan önce uygulanan Nöralterapi protokolleri sadece organların değil hücrelerin sağlığını dahi olumlu etkileyecektir. Bu nedenle Nöralterapi aynı zamanda Koruyucu Tıbbın en önemli unsurudur. Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı sağlığın korunmasından geçer.

    Dr. Demet Erdoğan