Etiket: Önce

  • Boyun fıtığı ameliyatı ve iş süreciniz

    Boyun fıtığı ameliyatı denilince hastalarımızın bir çok konuda kaygısı ve sorusu var. Bu arada en çok sorulan sorulardan biri de ”İşe ne zaman geri dönebileceğim?” sorusu. Bu konu hastada uygulanan ameliyat şekli, ameliyatta kaç mesafe fıtık ameliyatı yapıldığı, hastanın beden yapısı, yaşı, çalıştığı iş özellikleri (ofis içi ve dışı, beden ağırlıklı iş vb), ameliyatta titanyum plak kullanılıp kullanılmadığı gibi etkenlere bağlıdır. Bu yazımızda 45 yaşında, bay veya bayan, bir ofiste bilgisayarla masa başında çalışan, gününün tamamına yakınını ofis içinde geçiren, önemli başka bir sağlık sorunu olmayan, boy/kilo oranı uygun, tek mesafe boyun fıtığı sorunu olup cerrahi yapılma kararı alınmış bir hastayı tartışacağız.

    Ameliyat Öncesi Süreç

    Hastamızı muayene yapıp servikal (boyun) MR’ı ve boyun omurlarının basit röntgenini çektikten sonra cerrahi kararı veriyoruz. Bundan sonra hastamızı ameliyat tarihinden 1 gün önce çalıştığımız hastanenin dış hekimler sorumlusuna yönlendirip, ameliyat öncesi incelemelerini yapıyoruz. Sonrasında hastamızı anestezi uzmanı arkadaşımız değerlendiriyor. Bundan sonra hasta ertesi gün yani ameliyat günü gelmek üzere evine izinli gönderiliyor.

    Ameliyat Süreci

    Ertesi sabah hastaneye yatan hastamızı öğleden sonra ameliyata alıyoruz. Ameliyat seçenekleri hakkında bilgi için burayı tıklayarak ilgili linkteki yazıyı okuyabilirsiniz. Ameliyat hasta odasıdan ayrılış ve geliş olarak 2-2.5 saatlik bir süreci alıyor. Bu sürenin ameliyat öncesi 45 dakikası anestezi ve hastanın cerrahi pozisyonunun ayarlanması için, ameliyat bittikten sonraki 3o dakikası da hastanın anesteziden uyandırılması için kullanılıyor. Yani sadece cerrahi süreç 45 dakika ile 1 saat sürüyor, diyebiliriz.

    Ameliyat Sonrası Hastane Süreci

    Hasta odasına alındıktan 5-6 saat sonra yürütülüyor. İlk yumuşak gıda rejimini de 6 saat sonra almaya başlıyor. Gece çok büyük çoğunlukla sorunsuz geçer. Sadece bazen yutkunma güçlüğü, bazen de boğazda takılma hissi olabilir. Hastamız ertesi günü sabah kahvaltısını yapar ve tarafımdan pansumanı yapıldıktan sonra taburcu edilir.

    Ameliyat Sonrası Ev Süreci

    Evde 2-3 gün sürekli yatarak olmayan bir dinlenim dönemi öneriyoruz. 4. gün hastamız sokağa çıkabilir. İlk bir haftada da yumuşak gıda rejimi öneriyoruz (çorba, ekmek içi, makarna, patates püresi, muhallebi, vb).

    İşe Ne Zaman Döneceğim?

    İş yerinde ciddi izin veya rapor sınırlaması olan hastalarla karşılaşıyoruz. Bu hastalarımızın işe erken dönemde dönememeleri nedeniyle işten çıkarılma, pozisyon kaybetme gibi kaygıları oluyor. Sosyal güvenlik kurallarının ciddi işletildiği kurumlarda, bu sorunlarla karşılaşılmaması gerekirken; sayısı hiç de az da olmayan bir grup hastada bu sorun ciddi kaygı oluşturuyor. Bu nedenle işe erken dönemde dönmek isteyen boyun fıtığından ameliyat olmuş hastalara (eğer masabaşı işte çalışıyorlarsa) ben 10. günden sonra ilk önceleri ılımlı bir çalışma programına uymaları kaydıyla, izin veriyorum. Ancak hastamız eğer masa başı işte çalışmıyorsa, örneğin sürekli araç kullanan, inşaat işinde çalışan veya çok sık seyahat eden biriyse en azından 20 günden önce işe tam performanslı olarak başlamasını istemiyoruz.

    Sonuç olarak bakıldığında, boyun fıtığı ameliyatı çok önemli anatomik yapıların olduğu bir bölgede yapılıyor olsa da, cerrahide herşeyin olması gerektiği gibi gitmesiyle ameliyat sonrası süreci de çok rahat tolere edilen bir süreçtir.

    Tüm hastalarıma sosyal güvenlik ve iş nedeniyle endişe duymayacakları bir Türkiye ve sağlıklı bir yaşam diliyorum.

  • Ankilozan spondilit tedavisinde girişimsel blokların yeri

    Ankilozan Spondilit: Omurgada hareket kısıtlığına neden olan iltihaplı bir romatizma hastalığıdır. Hastalığa bağlı omurgaya esneklik sağlayan bağların kemikleşmesiyle omurga adeta alçıya alınmış gibi sabitlenir. Buda kişide bel ve boyun hareketlerinde kısıtlanmaya ve öne doğru kamburluğa neden olur.

    Daha ileri evrelerde, boyun hareketlerindeki ciddi kısıtlanmayla baş hareket edemez, görüş alanı daralır ve kişi ancak tüm vücudunu çevirerek başına yön verebilir. Bulguları 40 yaşından önce özelliklede 20’li yaşlarda başlar. Kesin tedavisi yoktur ancak tedaviyle şikayetleri azaltmak ve sakatlığın önüne geçmek mümkündür. Burada ankilozan spondilitli bir olgu sunacağız.

    Olgu: 35 yaşında erkek hasta. 10 yıldır ankilozan spondilit tanısıyla takip edilen hastada yaygın bel ve kalça ağrıları vardır. (VAS 9-10) Bu hastamızda ankilozan spondilite bağlı hareket kısıtlılığı var ve yatınca yerle baş arasında 10 cm. aralık kalmaktadır. Bu şikayetler için çeşitli polikliniklere gitmiş ve cevap alamamış. Bunun üzerine algoloji polikliniğine başvurmuştur. Biz burada hastaya tedavi boyunca önceki aldığı medikal tedaviye (TNF Bloker) devam etmesini önerdik. Yaygın ağrılar için hastamıza ilk olarak kaudal epidural blok yaptık ve 15 gün sonra
    kontrole çağırdık. Kontrolde VAS 7-8’di. Bunun üzerine hastamıza önceki bloğa sakroiliak eklem enjeksiyonu yaptık ve 15 gün sonra kontrole çağırdık. Kontrolde VAS 4-5’di. Bunun üzerine önceki iki bloğa ek olarak paraservikal ve lumbal-trokal paravertebral blok eklendi ve 15 gün sonra kontrole çağrıldı. Kontrolde VAS 3-4’dü. Daha sonra önceki üç blokla beraber supraskapular blok eklendi ve 15 gün sonra kontrole çağrıldı. Kontrolde VAS 1-2’ydi, hareketleri çok rahatlamıştı ve yatınca baş yer aralığı 0 cm.’e inmişti. Bunun üzerine önceki 4 bloğu tekrarlayıp 3 ay sonra
    kontrole gelmek üzere girişimsel işlemler sonlandırıldı.

    Sonuç: Ankilozan spondilit hastalığına bağlı oluşan ağrıların tedavisinde, hareketlerin rahatlamasında ve yaşam kalitesinin arttırılmasında girişimsel blokların önemli bir rolü vardır. Bu etkisini bloklar sayesinde oluşan sempatik bloklarla parasempatik aktivite artmakta, buna bağlı olarak vazadiletasyon ve revasklarizasyon sonucu olduğunu düşünmekteyiz.

  • Çocuk diş hekimliğinde sedasyon

    Çocuklarda henüz çürük ve ağrı oluşmadan diş hekimiyle tanışıp `sohbet ve kontrol` ziyaretlerinde bulunulması, toplumdaki diş hekimi korkusunun çocuklara geçmesinin önlenmesi bakımından çok önemlidir.

    Çocuğunuzu diş hekimine götürmeden önce yapılacak işlem hakkında bilgi edinmek en doğru yöntem olacaktır. Genelde dişlerde çok büyük çürükler oluşmadan ve şiddetli ağrılar başlamadan diş hekimine başvurmak tedavinin hem çocuk hem de hekim açısından daha kolay olmasını sağlar. Ancak, ” Doktor iğne yapmayacak ” diye ön yargı ile getirilen çocuğa hekim anestezi yapmak zorunda kalırsa, çocuğun hem size hem de hekime güveni kalmaz. Bu nedenle çocuğu tedavi konusunda doğru bilgilendirmek, korkusunu yenmek ve güvenini kazanmak açısından önemli olacaktır.

    Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bir başka nokta da “uslu durmazsan seni diş doktoruna götürürüm, o da dişini çeker” gibi söylemlerden kaçınmak ve diş hekimini korku unsuruna dönüştürmemektir.

    Bu nedenlerle;

    1) Çocuğun diş hekimine götürülmesi bir ceza anlamı taşımamalıdır. Tam aksine çocuğa diş hekimine severek gideceği bir ortam yaratılmalıdır.

    2) “Diş hekimine gitme” eylemi ile “çocuğun ağrı duyacağı” algısını yaratmamak önemlidir. Ancak, çocuğa ” Dişin hiç ağrımayacak” diyerek onu yanıltmak da sonraki tedavileri güçleştirir.

    3) Diş hekimi ile çocuğun iyi bir diyalog kurması, çocuğun korkusunu yenmesine yardımcı bir faktördür. Bunun için diş hekiminin sorduğu sorulara çocuğun kendisinin yanıt vermesine izin verin.

    “Eğer tüm bunlara rağmen çocuğunuzun diş hekimi korkusu aşılamıyorsa ve çürük tedavisini aksatmak istemiyorsanız “sedasyon veya genel anestezi ile diş tedavisi” uygulama yetkisi bulunan, konusunda deneyimli anestezi uzmanı ve diş hekimlerinin bulunduğu Ağız Diş Sağlığı Merkezlerinde, sedasyon veya genel anestezi altında diş tedavilerini yaptırmak mümkündür. “

    Sedasyon, çocuğunuzun diş hekimi ve diş tedavisi ile ilgili pozitif bir deneyim yaşamasını amaçlar. Burada kullanılan ilaçlar da anestezi ilaçlarıdır. Ancak genel anesteziye (narkoz) kıyasla hem dozları düşüktür, hem de kullanılan ilaç sayısı azdır. Sedasyonda kullanılan ilaçların dozu çocuğunuzun ihtiyacına göre belirlenir. Sedasyondaki uyku düzeyi genel anestezideki kadar derin değildir. Çocuğu hafif bir uyku durumunda tutmak diş tedavisi için çoğu kez yeterlidir. Sedasyonu narkozdan ayıran diğer özellik işlem süresince çocuğun kendi solunumunun devam etmesidir. Bu nedenle solunumu sağlamak için boğaza tüp yerleştirmeye gerek yoktur.

    Türkiye’de sedasyon ve genel anestezi uygulaması, yasal olarak yalnızca her türlü teknik ve ilaç donanımının olduğu ameliyathane şartlarında yapılabilir. Sedasyon ve genel anestezi işlemi anestezi uzmanı bir hekimle birlikte çalışılmasını gerektirmektedir. Diş hekimlerinin ve diğer tıp doktorlarının tek başlarına bu uzmanlık eğitimini almadan sedasyon uygulama yetkisi yoktur.

    Sedasyon Öncesi Ailelere Öneriler

    Çocuğunuzun sedasyon öncesi grip, nezle, öksürük, ateş şikayetleri varsa işlem ertelenebilir. Böyle bir durumda derhal hekiminizi arayınız.

    Çocuğunuzun işlemden önce 3,5-4 saat aç ve susuz kalmasını sağlayınız. Bu durum bulantı- kusma riskini azaltmak için hayati önem taşır.

    Diş hekimine gelirken çocuğunuzu rahatlatmak için sevdiği bir oyuncak veya battaniyeyi getirebilirsiniz.

    Size söylenen randevu saatinden 10-15 dakika önce klinikte bulunmaya özen gösteriniz. Bu durum çocuğun klinik ortamına alışması için zaman yaratır.

    İşlemden önce çocuğunuzun tuvalete gitmesini sağlayınız. Bazı durumlarda sedasyon sırasında altına kaçırma olabilir.

    İşlem günü çocuğunuza sıkmayacak, rahat ve kullanışlı kıyafetler giydirin.

    Mutlaka yedek bir kıyafet bulundurunuz.

    İşlemden sonraki erken dönemde çocuğunuzda uyku hali, sersemlik, hırçınlık, mızmızlık gibi durumların gelişmesi normaldir. Endişe etmeyiniz. Bu süreçte çocuğunuzu yalnız bırakmayınız ve gözlem altında tutunuz.

    Çocuğunuzun derlenme dönemini istirahat ederek geçirmesini sağlamaya çalışınız. Derlenme döneminde çocuğu sakinleştirici, yumuşak bir üslupla söylenen yüreklendirici sözler çocuğun daha sakin uyanmasını sağlar.

    Sedasyon yapılan gün için bol aktiviteli planlar yapmayın. O günü çocuğunuzun evde, sakin bir ortamda geçirmesini sağlayınız.

    Eve gittikten sonra doktorunuzun izin verdiği saatte (genellikle 1,5-2 saat sonra) önce sıvı gıdalar olmak üzere yeme-içmeye başlayabilirsiniz. Ilık ve yumuşak kıvamlı gıdalar beslenme için iyi seçeneklerdir.

    Size ters gelen, söylenenlerin dışında gelişen durumlarda doktorunuzla irtibat kurmaktan çekinmeyiniz.