Etiket: Önce

  • Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Şeker Hastalığı yani Diabet; kan şekerinin değişik derecelerde yüksek seyrettiği durumdur. Kandaki şekerin kaynağı ekmek, pirinç, patates, unlu ve nişastalı gıdalardır. İnsülin Pankreasın Langerhans adacıklarından salgılanan kandaki şeker düzeyini ayarlayan bir hormondur.

    Şeker hastalığı hamilelikte üç farklı şekilde problem yaratır. Tip 1 Diabetes Mellitus, Tip 2 Diabetes Mellitus ve Gestasyonel Diabet olarak sıralanır. Tip 1 ve Tip 2 Diabetes Mellitus hamilelik öncesinde var olan şeker hastalıklarıdır. Gestasyonel Diabet ise gebelik sırasında ortaya çıkan ve % 90 gebelikten sonra kaybolan bir hastalıktır.

    Tip 1 Diabet:Genellikle çocukluk çağında başlayan bir durumdur. Vücut insülin üretmez. Bu tip diabet İnsüline Bağımlı Diabetes Mellitus olarak adlandırılır. Hamile kalmadan önce bu durumun farkında olan Anne adayı İnsülin dozunu Endokrin Uzmanına ayarlatacak özellikle diyetine her zamankinden daha çok dikkat edecek ve bizimle birlikte sağlıklı bir gebelik sürecinden sonra sağlıklı bir doğum yapacaktır.

    Tip Diabet:Vücutta İnsülin üretimi vardır fakat işlevini yerine getiremez. Genellikle kilolu kişilerde ortaya çıkar. 40 yaş sonrası daha çok olsa da Asya ırklarında ve Siyahlarda da daha genç yaşta ortaya çıkar. Genellikle Hamilelik öncesi teşhis edilmiştir veya Hamilelik sırasında teşhis edilebilir. Gebelikten önce kan şekeri düzeyini ayarlayan tabletler kullanılırken, Gebelik sırasında İnsülin kullanılmalıdır.

    Gestasyonel Diabet: Gebeliğe has bir Diabettir. Yalnızca Gebelikte görülür. Gebeliğin herhangi bir döneminde ortaya çıksa da, ikinci üç aylık dönemde daha sık bir oranda ortaya çıkar. Vücudun Hamilelikteki taleplere yetecek kadar İnsülin üretememesi sonucu oluşur. Doğumdan sonra her şey yoluna girer ve normale döner. Fakat hamileliğinde Gestasyonel Diabet ortaya çıkan kişide, İleride Tip 2 Diabet gelişme riski yüksektir.

    Hamilelikte Şeker hastalığısiz ve bebeğiniz açısından artmış risk demektir. Riskin yüksekliği sahip olunan Şeker Hastalığının türüne bağlıdır.Bu riskler Tip 1 ve Tip 2 Diabet olgularında daha yüksektir.

    • Bebek iri olacağından doğum zor olacak, suni sancıyla doğum eylemi indüksiyonu yapılacak ve muhtemelen Sezaryen ile doğum gerçekleştirilecektir.
    • Diabetli Gebelerde Abortuslar yani Düşükler daha fazla görülür.
    • Tip 1 Diabetiniz varsa sizde Diabetik Retinopati gelişmesi sonucu Görme problemleri, Diabetik Nefropati gelişmesi sonucu ciddi Böbrek problemleri ortaya çıkabilir.
    • Bebekte Kalp ve Sinir Sisteminin Konjenital Anomalileri normal populasyondan fazla görülür.
    • Bebeğin anne karnında ölüm riski ve hemen doğum sorası ölüm riski artmıştır.
    • Bebek doğumdan kısa bir süre sonra Kalp ve Solunum problemleri gibi sağlık sorunları nedeniyle Hastaneye yatmak zorunda kalabilir.
    • Bebek ileriki yaşlarında Obez ve Diabet hastası olabilir.

    Gestasyonel Diabet Nasıl Tanınır?

    Hamileliğinin 24.haftasına gelmiş her gebeye 50 gr OGTT (Oral Glikoz Tolerans Testi) yapılır. Eğer değer 140 mg ‘ın üzerinde çıkarsa bu kez de 100 gr OGTT yapılır. 100 gr OGTT de Değerler; PLAZMADA 1.saat 190’ın üzeri, 2.saat 165’in üzeri,3.saat 145’in üzeri veya KANDA 1. saat 165’in üzeri, 2. saat 15’in üzeri, 3. saat 125’in üzeri ise GESTASYONEL DİABETtanısı konur.

    Kimler Gestasyonel Diabet Adayıdır?

    • Gebeliköncesi Vücut Kitle İndeksi 30′ un üzeride olanlar.
    • Daha önce 4500 gr ve üzeri bebek doğurmuş olanlar.
    • Daha önceGestasyonel Diabetyaşayanlar.
    • Genetik yatkınlık. (Ailede Diabet öyküsü)
    • Irksal yatkınlık.

    Diabetli Gebenin Tedavisi

    Diabetik tedaviprotokolü Hamilelikteki ihtiyaçlarınıza göre ayarlanır. Eğer önceden Antidiabetik ilaç alıyorsanız bugebelikte İnsülinile değiştirilir.

    Artık kan şekerinizi daha sık ve düzenli ölçeceksiniz. Diabetik Retinopati açısındanGöz HastalıklarıUzmanına daha sık görünmeli, diabetik Nefropati açısından daha sık İdrar Tahlili ve Böbrek kontrolleri yaptırmalısınız. Ayrıca kan şekerinizin sık kontrol ediliyor olması sizi Hipoglisemik Ataklara karşı korur. Hipoglisemik Ataklar Bebeğiniz için zararlı değildir. Ancak siz ve eşiniz bu ataklarla başa çıkmayı öğrenmelisiniz. Hipoglisemik Ataklarla başetme konusunda Endokrinoloji Uzmanınızdan gerekli eğitimi almalısınız.

    Diabetliyseniz Gebelikteki Riskinizi Nasıl Azaltırsınız?

    Bebeğiniz ve kendiniz için sağlık risklerini azaltmakta birinci koşul, Gebe kalmadan önceDiabet Hastalığınızıiyi bir şekilde kontrol altına almalısınız. YaniKan ŞekeriRegülasyonunuz cok iyi ayarlanmalı. Bunun için mutlaka planladığınızgebeliköncesi birEndokrinoloji Uzmanınabaşvurmalısınız. Kanda bakılan HbA1c düzeyi % 6,1 den az olmalıdır. Eğer daha yüksekse derhal kan şekerinizi ayarlamak için bir şeyler yapmanız gerekecek demektir.

    Diabetli Gebenin Folik Asit ihtiyacı, diğer gebelere göre çok fazladır. Spina Bifida gelişmemesi için Diabetli Gebeler 5 mg/gün Folik Asit almak zorundadırlar ( sağlıklı gebenin günlük Folik Asit ihtiyacı 400 mikrogram/gündür). Folik Asite hamilelik on iki haftalık oluncaya kadar devam etmek gerekir.

  • Gebelik Öncesi Danışma

    Gebelik Öncesi Danışma

    Kadın Doğum Uzmanı Jinekolog Yelda DOĞANgünümüzde çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar, sağlıklı çocuk doğurmanın ilk şartının sağlıklı bir gebelik geçirmek olduğunu iyi biliyorlar. Bu sebeple bize başvuran hamilelik hazırlığındaki kadından mutlaka iyi bir anamnez (tıbbi öykü ve tıbbi özgeçmiş) almak zorundayız. Günümüzde çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar, sağlıklı çocuk doğurmanın ilk şartının sağlıklı bir gebelik geçirmek olduğunu iyi biliyorlar. Bu sebeple bize başvuran hamilelik hazırlığındaki kadından mutlaka iyi bir anamnez (tıbbi ökü ve tıbbi özgeçmiş) almak zorundayız.

    Anne adayının sahip olduğu ve geçirdiği hastalıklar bizim için önemlidir. Örneğin ; Diabet, Epilepsi, Hipertansiyon, Astım, Tiroid Hastalıkları, Böbrek Hastalıkları, Kalp Hastalıkları, Kan Hastalıkları, Anemiler (Demir Eksikliği Anemisi, Talasemiler, Orak Hücre Anemileri gibi…).….gibi.

    Yine ; Akraba evlilikleri, Ailesel Hastalıklar, Baba adayının taşıdığı hastalıklar, Genetik Hastalıklar sorgulanmalıdır. Tüm bunlar sorgulandıktan sonra ayrıntılı bir Jinekolojik Muayene ve Tranvajinal Ultrasonografik Muayene ile Anne adayı değerlendirilir. Yapılan bu muayene sırasında mutlaka SMEAR TESTİ yapılmalıdır.

    Anne ve Baba adaylarının Kan Gruplarının belirlenmesi aslında çok basit ama bir o kadar da ÖNEMLİ bir ayrıntıdır. Anne adayımız Gebelik öncesi yapılan belli başlı bazı kan ve idrar tahlillerini yaptırmalı (Örn;Hemogram, TİT, TORCH Paneli, TSH, AKŞ…..), Gebelik Öncesi Dahili, Sistemik veya Enfeksiyöz bir hastalığı varsa tedavi edilmeli ve Gebeliğe başlamak için tüm Tıbbi engelleri ortadan kaldırmalıdır.

    Eğer gebelik öncesi kilo fazlalığımız mevcutsa diyet ve spor programı uygulanarak normal standartlarda bir vücut ağırlığı ile gebeliğe başlanmalıdır.

    Gebe kalmak isteyen Anne adayının yaşı da tıbbi öyküde önemli bir yer tutar. Günümüzde gebeliklerin %10-%15 ini 35 yaş ve üzeri grupta yer alan kadınlar oluşturur. İleri yaş grubunda bulunan bu kadınların Gebelik Öncesi Danışmanlık hizmetine daha fazla gereksinim duyduğu tespit edilmiştir. Çünkü bunlar ya gebeliklerini ertelemişler ve şimdi iyi bir sonuç elde etmek istemektedirler ya da daha önceden infertilite tedavisi görmüşlerdir. Geçmişte 35 yaş üzerindeki gebelere ” yaşlı gebe” denilse de günümüzde bu terim ortadan kaldırılmıştır. Fakat artan yaşla birlikte bazı gebelik problemlerinin ortaya çıkışı da artar. 35 yaş üzeri kadınlarda gebelikle ve doğumla ilgili riskler çalışmalarda yüksek olarak belirlenmiş olsa da normal ağırlıklı, tıbbi sorunları olmayan, fiziksel olarak uygun kadınlar için riskler son derece azdır. Yani sağlıklı beslenen, spor yapan, sağlıklı yaşayan kadınlar bu ileri yaş risklerini ortadan kaldırmış olurlar.

    Baktığım hasta populasyonu arasında çok sık rastlamasam da Alkol, Marihuana, Kokain, Amfetamin ve Eroin gibi madde bağımlılıkları olup olmadığı mutlaka her kadında sorgulanmalıdır. Bu maddeler kullanıldığı sürece kesinlikle gebe kalınmamalı, gebelik isteniyorsa en az altı ay önce anne madde bağımlılığı tedavisini bitirmiş olmalı, bir daha geri dönmemecesine madde bağımlılığıyla ilişkisini kesmiş olmalıdır. Bizim hastalarımızda en sık karşılaştığımız bağımlılık Sigara Bağımlılığı ki ; biz hastalarımıza gebe olmadan önce sigarayı bırakmalarını telkin ediyor, ancak gebe olduğunu öğrenir öğrenmez KESİN YASAK koyuyoruz.Çünkü bir insan kendine bilerek ve isteyerek zarar verebilir ama başka birine ki bu karnındaki savunmasız bir bebeği ise zarar verme hakkına sahip değildir.

    Gebe adayının yaşadığı ortamın sağlık koşulları da önemlidir. Örneğin ; Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışan Hemşireler potansiyel olarak Sitomegalovirus ve Respiratuar Sinsitial Virus’a, bakımevi personelleri de Parvovirus ve Rubella’ya maruz kalırlar. Radyoloji bölümünde çalışan personeller kronik radyasyona maruz kalırlar. Endüstri işçileri Ağır metallere, organik çözücülere, kırsal kesimde yaşayanlar tarım ilaçlarına, kontamine kuyu sularına maruz kalabilirler. Gebe kalmayı planlayan kişi bu maddelerden bir şekilde uzaklaşmayı başarmalıdır.

    Yine Epilepsi, Tiroid hastalıkları, Hipertansiyon gibi önceden Kronik Hastalıkları olan adaylar takip eden ilgili branş hekimlerine gitmeli, kullandıkları ilaçları Gebelikte de rahatlıkla kullanıp bebeğe zarar zarar vermeyecek ilaçlarla değiştirtmelidir.

    Bütün bunlara ek olarak anne adayının psikolojik yapısı sağlıklı ve anne olmaya tam olarak hazırlanmış olmalı, evliliğinde huzuru ve düzeni tam olarak sağlanmış olmalıdır. Çünkü yeni bir bireyi her yönden sağlıklı bir ortamda yaşatmak tüm anne ve babaların birincil sorumluluğudur.

  • Suçiçeği ve Gebelik

    Suçiçeği ve Gebelik

    Suçiçeği ve Gebelik

    Gebe olduktan sonra sağlıklı olmak için elimizden gelen her şeyi yaparız. Ancak bazı durumlarda hastalıklardan kendimizi koruyamayız. Suçiçeği çok bulaşıcı viral bir enfeksiyon olduğu için korunmak neredeyse imkansız.

    Suçiçeği varisella olarak da bilinen viral bir enfeksiyon. Küçük kırmızı kabarık lekeler şeklinde döküntüler olur. Döküntülerden önce genellikle ateş ve vücutta ağrı olur. Çocukluk döneminde %95 enfeksiyon geçirildiği için yetişkinler doğurganlık yaşında suçiçeğine karşı korunaklı olur.

    Hamilelikten önce suçiçeği geçiren gebelerin tekrar suçiçeği geçirmeleri çok çok nadir. Eğer daha önce suçiçeği geçirilmemişse gebelik döneminde büyük risk vardır. Suçiçeği ihtimali olan yerlerden uzak durmak gerekir.

    Suçiçeği geçirip geçirilmediğinden emin olunamıyorsa test yaptırılabilir. Test sonucunda risk altında olup olunmadığı belli olur.

    Suçiçeğinden Bebeğin Etkilenmesi

    Suçiçeğinden bebeğin etkilenmesi gebeliğin dönemine bağlı. Gebelik dönemine göre:

    • Suçiçeği ilk trimesterde olursa doğum defekti olma olasılığı %0.5-1
    • Suçiçeği ilk 13.-20. haftalarda olursa doğum defekti olma olasılığı % 2
    • Suçiçeği doğumdan 5 gün öncesine kadar olursa bebekte konjenital varisella olma olasılığı % 20-25
    • Suçiçeği doğumdan 6-12 gün önce olursa bebekte hala suçiçeği olabilir ancak anneden bir miktar antikor geçeceği için eğer olursa konjenital varisella hafif atlatılır.

    Suçiçeğine bağlı muhtemel doğum defektleri; göz problemleri, yara izi, az gelişme veya gelişme geriliği, küçük kafa ölçüsü ve/veya zihinsel gerilik.

    Suçiçeğinden Korunma

    • Daha önceden suçiçeği geçirilmişse bebeği korumak için herhangi bir şey yapmaya gerek yok. Vücudun ürettiği antikorlar bebeği enfeksiyondan korur.
    • Daha önceden suçiçeği geçirilmemişse gebelik döneminde suçiçeği olan birisiyle temas olunursa Zoster immünoglobülinleri kullanılmalı. Temastan sonra 4 gün boyunca immünoglobülin verilir.
    • Daha önceden suçiçeği geçirilmemişse ve gebelik yoksa gebe kalmadan 3 ay önce suçiçeği aşısı yapılmalı.

    Suçiçeği 2 Kez Geçirilir mi?

    Sağlıklı kişiler 2 kez suçiçeği geçirmez. İmmün sistemlerinde (savunma sistemi) sorun olan kişiler 2. kez enfeksiyon geçirebilirler. 2. kez suçiçeği geçirdiğini düşünen çoğu kimse gerçekte daha önce geçirdiği döküntülü hastalığı suçiçeği sananlardır.

  • Gebelik Öncesi Hazırlık

    Gebelik Öncesi Hazırlık

    Gebe kalmaya karar veren çiftlerin gebe kalmadan önce dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Bunları şu şekilde sıralayabiliiz:

    Doktorunuza gebe kalmadan önce başvurarak gebeliğe hazırlık döneminde neler yapılması gerektiği konusunda bilgiler almalı ve gerekli tahlilleri yaptırmalısınız.

    Gebelik planlayan anne adaylarının gebe kalmadan önce nöral tüp defekti denilen beyin-omurilik sistemi ile ilgili hastalıkları önlemek amacı ile Folik Asit kullanmaya başlaması gerekmektedir.

    Sigara ,alkol gibi alışkanlıklarınız varsa bunları gebeliğe hazırlık döneminde (en az 3 ay önce)kesilmesi gereklidir.

    Yine gebe kalma sürecinde Röntgen (radyasyon) alanından uzak durulmalıdır.

    Gebe kalma sürecinde her an gebe kalınabileceği için gebeliğe zarar verebilecek ilaçları kullanmamaya özen göstermek gereklidir.Kullanılması gereken ilaçlar olursa doktorunuza danışmadan kullanılmamalıdır.

    Gebe kalmayı kolaylaştırmak için özellikle ovulasyon (yumurtlama) günlerinde ilişkiye girilmelidir. Gebelik oluşması için ideal ilişki sıklığı haftada 2 gündür.

    Yeni evli ve gebelik arzulayan bir çift için gebe kalma süresi genellikle 1 yıl (12 ay düzenli ve korunmasız ilişki olmalıdır) içerisinde gerçekleşir.O yüzden çiftlerin 1 yıl içinde strese girmeden düzenli ilişki kurarak beklemeleri gerekmektedir.

    Yaşınız 35 ten büyükse gebe kalmak daha da zorlaştığı için 1 yıl beklemek yerine doktora başvurarak yumurtalık rezervleri değerlendirilmelidir.

    Kilolu bir bayansanız gebelik öncesinde aşırı kilolardan kurtulmak için bir diyetisyen yardımı alarak ideal kilonuza ulaşmaya gayret etmelisiniz.

    Anemi,Guatr,Hipertansiyon,Diabet gibi bir sistemik hastalığınız varsa bunlar açısından gebelik öncesinde bu durumlarla ilgili doktorunuzla görüşerek gebe kalma planınızdan bahsetmeli ve gebelik boyunca kullanılacak ilaçlarınız gebeliğe için uygun olarak seçilmelidir.Ağız ve diş sağlığı ile ilgili problemlerinizi gebelik öncesinde bir diş hekimine giderek çözümlemelisiniz.

    Yine gebelik öncesinde düzenli beslenmeye başlamalıdır.Protein,sebze ve meyve tüketilmelidir.Çiğ et tüketilmemelidir.Kafeinli içeceklerden uzak durulmalıdır.Kilo almamak için karbonhidrat fazla tüketilmemelidir.

  • HSG ÇEKİMİ

    HSG ÇEKİMİ

    Histerosalpingografi (HSG) veya Türkçe deyişle rahim filmi jinekolojide rahim içinin ve kanalların yapısal ve işlevsel özelliklerini incelemede kullanılan bir yöntemdir.
    İnfertilite (kısırlık) değerlendirmesinde istenen temel testlerden birisidir. Ayrıca rahim ağzına veya rahme uygulanan bir müdahale sonrasında (kürtaj gibi) adet kanamalarının kesilmesi ya da çok azalması durumunda rahim ağzı kanalındaki muhtemel bir tıkanıklığın veya rahim içerisindeki muhtemel bir yapışıklığın (Asherman sendromu) değerlendirilmesinde, tekrarlayan düşüklerde rahimde doğumsal bir gelişim kusuru bulunup bulunmadığının (aşağıda soldaki resim – bölmeli rahim) belirlenmesinde de yaygın olarak kullanılır.

    Rahim filmi ne zaman çekilir?
    HSG uygulanması öncesinde detaylı bir jinekolojik değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmede enfeksiyon (iltihap) bulguları saptanması durumunda ise enfeksiyon tedavi edilene kadar işlem ertelenir. HSG prensip olarak adet kanamasının bitmesini takip eden birkaç gün içerisinde uygulanır. Bunun nedeni bir yandan adet kanamasının rahim içinden tüplere ve buradan da karın boşluğu içine dolmasının yaratacağı sorunlara engel olmak, öte yandan rahim içindeki muhtemel bir gebeliğe zarar vermemektir. Çünkü çok nadiren de olsa gebe kalamama nedeniyle değerlendirilen bir kadında da tesadüfen o ay gebelik var olabilir.

    Rahim filimi nasıl çekilir?
    Rahim filmi bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Radyoloji Uzmanı veya Teknisyeni tarafından beraberce uygulanır. Jinekolojik muayene pozisyonundayken rahim ağzını görüntülemek için vajinaya alet yerleştirilir. Daha sonra rahme kanül adı verilen bir diğer alet yerleştirilir. Kanüle tutturulan enjektörden birkaç aşamada basınç uygulanarak kontrast madde (ilaçlı madde) verilir. Bu sıvı röntgen filminde bulunduğu yerlerde ışını geçirmediğinden beyaz bir görünüm kazandırır. Sıvı verilmesi esnasında ya belli aralıklarla röntgen filmleri alınır veya floroskopi adı verilen yöntem kullanılarak ekrandan sıvının geçişi sürekli olarak izlenir ve kaydedilir. Böylelikle rahmin içyapısı, kanalların açık olup olmadığı ve yapıları değerlendirilir. HSG, röntgen ışınları yardımıyla gerçekleştirilen bir teknik olmasına karşın verilen ışın dozu yüksek değildir.

    Rahim filmi çekilmesi ağrılı bir işlem midir?
    Kadınlar arasında genellikle rahim filminin çok ağrılı olduğuna dair yaygın bir kanı vardır. Ancak kibar ve dikkatli bir uygulamayla yapıldığında aslında HSG karında biraz batma ve gerilme hissi yaratan ve dayanılacak kadar az ağrı veren bir işlemdir. Bu nedenle genellikle işlem genel anestezi altında uygulanmaz. Ancak normal jinekolojik muayeneyi bile zor tolere eden, ağrı eşiği düşük ve çok hassas bayanlarda anestezili olarak da çekilebilir. Hastaların çok büyük bir kısmında işlemden 30-60 dakika önce alınacak olan basit bir ağrı kesici işlemin rahat ve sorunsuz geçmesini sağlar. HSG çekilmesi sonrası kendiliğinden oluşan gebeliklerde bir miktar artış gözlenmektedir. Bunun nedeni olarak ise tüplerdeki hafif yapışıklıkların basınçla verilen ilaç nedeni ile açılması şeklinde açıklanmaktadır. Bir de eğer kısırlığa bir sebep olarak mikrobik bir olay varsa verilen ilacın antimikrobial özellikleri de tedavi edici olabilir. Uzun süredir kısırlık problemi çeken bir çiftin HSG çekimi sonrası kendiliğinden gebe kalması bu yüzden şaşırtıcı değildir.

    Rahim filmi çekilmesinin zararlı yan etkileri var mıdır?
    Rahim filmi çekilirken nadiren alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu nedenle eski tip ilaçlar yerine alerji yapma potansiyeli son derece düşük olan yeni tür ilaçlar tercih edilmelidir. En sık görülen komplikasyon enfeksiyondur ve her 100 hastadan birinde görülür. Enfeksiyonu önlemek için işlem öncesi ya da sonrası mutlaka antibiyotik kullanımına gerek yoktur. Sadece kalp kapakçık hastalığı olanlarda önlem olarak işlem öncesinde antibiyotik profilaksisi yapılır.

    Rahim Filmi çekimi sonrasında;
    Lekelenme tarzında ya da az miktarda vajinal kanama olabilir. Eğer kanama fazlaysa ya da birkaç günden uzun sürerse mutlaka doktorunuzu aramanız gerekir. Ayrıca hafif ya da orta şiddette bel ve kasık ağrısı da çekim sonrasında olabilir. Ağrı artar ise veya ateş ortaya çıkar ise bu da erken bir enfeksiyonun belirtisi olabilir yine mutlaka doktorunuzu arayın. İşlem sırasında rahim ağzı az miktarda da olsa zorlandığından HSG sonrası 48 saat süre ile banyo yapmak, cinsel ilişkide bulunmak ve vajinal tampon kullanmak sakıncalıdır, bunlardan kaçınmalısınız.

    Rahim filminde tüplerden birisi ya da ikisi kapalı çıkarsa ne olacak?
    Öncelikle şunu bilmek gerekir ki HSG oldukça faydalı ve temel bir tetkik olmasına rağmen her zaman tam olarak gerçeği yansıtmayabilir. Yani tüplerin rahim filminde kapalı olarak görülmeleri her zaman gerçekten de kapalı oldukları anlamına gelmez. Ağrı eşiği düşük bazı bayanların işlem anında duydukları rahatsızlık ve ağrı nedeniyle ve verilen ilaca bir reaksiyon olarak bazen kanallarda spazm olması ilacın tüplerden geçmemesine ve hatalı olarak tüplerin birinin veya ikisinin birden kapalı olarak yorumlanmasına neden olabilir. Ancak tecrübeli bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı rahim filmi değerlendirirken spazm nedeniyle tüplerden ilacın geçmemesini gerçekten tıkalı olan bir rahim filminden çoğunlukla ayırabilir. Bu nedenle rahim filminden önce mutlaka bir antispazmodik adı verilen kas gevşetici ilacın yapılmasını önermekteyiz. Bazen filmde kapalı olarak değerlendirilen tüplerin Laparoskopi esnasında açık olduğu da görülebilir. Dolayısıyla eğer tüplerin kapalı olduğu düşünülüp tüp bebek kararı verilecekse öncesinde Laparoskopi işlemi yapmak daha mantıklı olabilir. Çünkü Laparoskopik değerlendirmede tüplerin aslında açık oldukları da ortaya çıkabilir ve aşılama yönteminden çiftin fayda göreceği anlaşılabilir. Ayrıca Laparoskopi anında tüplerdeki sorun daha net olarak ortaya konup anında tedavisi de yapılabilir ve gerekli müdahaleyle kanalların açılması da sağlanabilir. Elbette bu her olguda geçerli olmayabilir ve Laparoskopi sonrasında çiftin ancak tüp bebek tedavisinden fayda göreceği de ortaya çıkabilir.

  • AİLE PLANLAMASI ( DOĞUM KONTROLÜ)

    AİLE PLANLAMASI ( DOĞUM KONTROLÜ)

    Çeşitli doğum kontrol yöntemleri vardır. Doğum kontrolü “Aile Planlaması” anlamını da taşır. Çiftlerin istedikleri zamanda istedikleri sayıda çocuk sahibi olabilmeleri için kullanılır. Aynı zamanda istenilmeyen olumsuzlukları da giderir. Örn. kadınlardaki kansızlık; gebelik ve doğuma bağlı ölüm riski; kadınlarda iltihabi pelvik hastalıklar ve buna bağlı kısırlık; erken yaş gebelikleri ve buna bağlı risk; sağlıksız zayıf bebek doğurma riski; bebek ölümleri azalır. Ayrıca; eğitim ve bunun beraberinde çiftlerde mutlu ve güvenli ilişki artar.

    Doğum kontrol yöntemleri; kişilerin yaşına, daha önce doğum yapıp yapmadığına, adet düzenine, cinsel yaşantılara göre seçilerek çiftler tarafından karar verilmelidir. Bilinçsiz doğum kontrollerinin olumsuz tarafları olduğu gibi başarısız sonuçları da olabilir.

    Değişik doğum kontrollerinden kısaca şu şekilde bahsedilebilir:
     

    Doğal Yöntemler

    1. Takvim Yöntemi : Amerikan Ulusal Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü’nün araştırmalarına göre, kadınların adet sikluslarının 10-17 gün arasında gebe kalma riskinin çok yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. 25-35 yaş arasındaki kadınlar için geçerli olan bu araştırma, ergenlik ve menapozdaki kadınlarda adetten bir gün öncesinde bile gebe kalma riski oldugu görülmüştür. Buna rağmen; adeti düzenli olsa da takvim yöntemi gebelikten korunmak için riskli bir yöntem olup etkisizdir.
    2. Emzirme : Süt salgılanması yani laktasyon, belirlenemeyen bir süre ile yumurtalık fonksiyonlarını durdurur. Emzirmenin sıklığı ve kalitesi yumurtlamanın süresini etkiler. Doğum yapmadığı halde göğüslerinden süt gelen kadınların bazılarında da yumurtlama olmamakta ve hatta adet görmemektedirler. Bazen süt veren kadınlar 2 yıla kadar adet görmeyip, yumurtlama yapmamalarına rağmen genelde doğumdan sonraki 1-2 ay içinde yumurtlama başlar ve gebelik riski artar. Ek gıdalara başlandığı zaman emzirme sıklığı azalacağından gebelik riski hemen başlar. Emzirmeyen kadınlar ise hemen gebe kalabilirler. Bu dönemde doğum kontrol yöntemlerine başlamak gerekir. Ancak; doğum kontrol hapları sütün kalitesini ve miktarını olumsuz yönde etkileyeceğinden bunlardan uzak durulmalı ve diğer yöntemlere başvurulmalıdır.
    3. Geri Çekme : En yaygın kullanılan bir yöntemdir. Ancak; çoğu zaman başarısızdır. Kesinlikle çocuk istenmeyen durumlarda bu yönteme başvurmak son derece risklidir.

    Doğum Kontrol Hapları

    Güvenliği yüksek olan bir yöntemdir. Kullanılacak hapın çeşidi kişi ile jinekoloğu arasında verilecek bir karardır. Düzenli kullanıldığında %97.96 başarılıdır. Pratik koruyuculuk oranı %97 dir. Riski %01 den azdır. Bu oranlara bakıldığında tercih edilecek güvenli bir yöntem olduğu ortaya çıkar. Çocuk yapmaya karar verene kadar ara vermeden kullanılabilecek bir yöntemdir. Ancak; hap yutmayı sevmeyenler ve dalgın olup bu ilacı almayı unutanlar için pek uygun bir yöntem değildir. Hap alması unutulduğu zamanlarda telafisi olmakla beraber, korunmak gerekebilir. Detaylar jinekolog ile görüşülmelidir.

    Doğum kontrol hapları şu durumlarda kesinlikle kullanılmamalıdır :
     

    • Bilinen ya da şüphe edilen gebelik olduğunda;
    • Damar iltihabi olan trambofilebit görüldüğünde ya da daha önce bu tür hastalık geçirmiş kişilerde;
    • Tramboembolik bozukluk ya da serebrovasküler hastalık varlığı ya da daha önceden geçirilmiş olma riski taşıdığında;
    • Koroner arter hastalığı ya da iskemik kalp hastalığı öyküsü olduğunda;
    • Belirgin karaciğer bozukluğu (hepatit problemi olanlar da bu gruba dahildir.) olduğunda;
    • Bilinen ya da şüphe edilen meme kanseri;
    • Tanısı konmamış anormal kanamalar;
    • 35 yaş üzeri sigara içenler;

    Aşağıdaki durumlarda ise, klinik değerlendirme sonrasında hastanın onayı ile dikkatli şekilde kullanılmalıdır :
     

    • Migren;
    • Yüksek tansiyon;
    • Miyomlar;
    • Gebeliğe bağlı şeker hastalığı;
    • Şeker hastalığı;
    • Epilepsi (Sara);
    • Gebelikte görülen tıkanma sarılığı;
    • Orak hücreli anemi;
    • Safra kesesi hastalığı ya da sarılık ile birlikte seyreden hastalıklar;
    • Kan lipide değerlerinin yüksekliği;
    • Büyük cerrahi girişim geçirecek olanlarda veya ameliyat sonrası damar tıkanıklığı geçirme riski olanlarda her türlü doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır. Genelde, doğum kontrol hapları kanın pıhtılaşma mekanizmasını etkilediğinden ameliyattan 4 hafta önce bırakılması uygun olur.

    Emzirmeyen ya da düzensiz emziren anneler doğumdan sonra 6. haftadan itibaren düşük doz hap kullanabilirler. Haplar sütün miktarını ve kalitesini düşürdüğünden emziren annelerde 3. aydan önce kullanılması tavsiye edilmez.

    Aşağıdaki durumlarda doğum kontrol hapları kesilmelidir :
     

    • Uzun süren başağrısı;
    • Başağrısı ile birlikte görülen bas dönmesi, bulantı, kusma;
    • Bulanık görme;
    • Ani görme kayıpları, geçici körlük;
    • Tek taraflı ve kesilmeyen başağrısı;
    • Tedaviye yanıt vermeyen başağrisi;
    • Bacaklarda kızarıklık ve ağrı;
    • İnme ya da felç;
    • Şiddetli karın ağrısı;
    • Şiddetli göğüs ağrısı ve nefes almada güçlük;
    • Kan basıncında yükseklik;

    Burada konu edilmeyen diğer durumlar jinekolog ile görüşülmelidir.

  • Gebelik & Doğum

    Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız yada şu anda hamile iseniz hem bebek hem de kendiniz için riskleri azaltmak, gelişen fetus için sağlıklı bir ortam oluşturmak ve sağlıklı bir bebek elde etmek için birçok şey yapmanız gerekmektedir.

    Gebelik takibi ve doğumunuz için tecrübeli uygun bir doktor bulmak sağlıklı bir bebek için en önemli adım olacaktır.

    Gebelik sadece 9 aylık bir yolculuk değildir. Gebeliğin ilk haftaları bebek için en önemli zaman olup zararlı alışkanlıklardan ve yiyeceklerden uzak durmak bu dönemde çok önemlidir.

    Çocuk istediğimizde kendimizi hazırlamamız gerekir. Gebelik planından 3 ay önce doktorunuza muayene olmanız tavsiye edilir. Bu muayenede annenin sağlık durumu ve hamilelikle ilgili planlar yapılır.

    Gebe kalmadan önce kadın hastalıkları ve doğum uzmanına görülmek önemlidir. Gebelik sürecinizi etkileyecek sağlık problemleriniz olabilir.

    Diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon, anemi (kansızlık), tiroit hastalıklar gibi sık görülen hastalıkların gebeliğe ve gebeliğin bu hastalıklara olan etkileri hakkında yeterli bilgi alınmalıdır. Smear ve kan testleri gibi testlerin ve meme muayenesinin ve gerekirse aşıların gebelik öncesi yaptırılması gerekir.

    İlk birkaç hafta bebek gelişimi için en önemli zamandır. Fakat birçok kadın bu dönemde gebe kaldığının farkına bile varmamaktadır.

    Kendi sağlığınızı kontrol etmek gebelik planlanmadan önce yapılması gereken en önemli şey olup gebelik öncesi muayenenizi (prekonsepsiyonel muayene) mutlaka yaptırmalısınız.

    Bu muayene şunları kapsamalıdır:

    Ailenin tıbbi hikâyesi: Hipertansiyon, diyabet, mental gerilik gibi durumların tespiti

    Genetik test: Kalıtsal genetik hastalıkların araştırılması

    Kişisel tıbbi hikâye: Epilepsi, diyabet, hipertansiyon, anemi, alerji gibi gebelikte özel bakım gerektiren durumların tespiti

    Önceki ameliyatlar: Eğer varsa geçirilmiş ameliyatların gebeliğe etkisi

    Önceki gebelikler: Önceki gebeliklerdeki sorunlar

    Aşı durumu:Kızamıkçık tetanos gibi hastalıklara karşı aşılı olup olmadığı

    Enfeksiyon durumu: Bebeğe zarar verebilecek cinsel yolla bulaşan yada başka bir enfeksiyon varlığının tespiti.

    Gebe kalmadan önce sağlıklı gebelik ve fetal gelişim için önemli 3 besin desteği var. Çoğu kadın gebelik süresince ve süt verme döneminde beslenmenin önemini bilir. Ancak gebelik öncesi dönemde aşağıdaki 3 besin desteği fetal gelişim ve sağlıklı gebelik için önemlidir.

    Folik Asid: Gebelik boyunca iki kat ihtiyaç duyulan tek vitamindir. Yüksek risk grubundaki kadınlarda (daha önce nöral tüp defekti olan kadınlar) folik asid % 72 koruyucu etki göstererek nöral tüp defekt (omurlarda açıklık) oluşumunu azaltmıştır. Başka bir çalışmada bebeklerin doğum ağırlığında artış ve bebek gelişme geriliğinde ve annede enfeksiyon oluşmasında azalma sağlar.

    Çinko: Fetal gelişim ve savunma mekanizmaları için gereklidir. Kanda çinko seviyesi %30 altına düştüğünde ve çinko alımı gebelikte azaldığında düşük, erken doğum ve doğum problemlerinde artma olmaktadır. Ayrıca çinko seviyesi düşüklüğünde beyin anomalileri, nöral tüp defekt oranında artışla birlikte düşük doğum ağırlığı ve gebelik zehirlenmesi (preeklampsi ve eklampsi) oranında artış olmaktadır.

    Esansiyel Yağ Asitleri: Gebelikte önemlidir çünkü yeni oluşan hücrelerin gelişiminde, yeni doku oluşumunda ve organ sistemleri oluşumunda önemli rolleri vardır. Gebelikte esansiyel yağ asitleri seviyelerinde azalma olduğunda sinir sistemi ve vücut gelişiminde yavaşlama olmaktadır. Omega-3 desteği alan kadınlarda erken doğumda azalma ve bebek doğum ağırlıklarında artma gözlenmiştir.
    3 ay önceden hayatımızda sağlıklı değişiklikler yapmak iyi olacaktır. Kadın ve erkeğin sağlıklı beslenmesi gebe kalma olasılığını arttırmaktadır.

    Sağlıklı Beslenme İçin

    Folik asid: Her gün 400 mikrogram almak gerekir. Bu B vitamini bebekte nöral tüp defektini azaltarak spina bifida (belde açıklık) riskini azaltır. Eğer ailede nöral tüp defekti hikayesi varsa folik asid dozu arttırılmalıdır. Folik asid doğal olarak koyu yeşil yapraklı sebze ve meyvelerde (turunçgiller, ceviz, fındık, baklagiller, tahıllar) bulunur. Bu yiyeceklerle birlikte günlük 800 mikrogram folik asid desteği yapılmalıdır. Folik asid suda eriyebilen bir vitamin olduğu için fazlası vücuttan atılacaktır.

    Kalsiyum: Gebe kalmayı planlayan kadın günlük 1000 mg kalsiyuma ihtiyaç duyar. Peynir, yoğurt, sardalye, somon ve pirinçten kolaylıkla alınabilir.

    Vitaminler: Diyet yanında multivitamin desteği gereklidir.

    Kafein: Kahve ve çikolatadan uzaklaşmak önemlidir. Günlük 200-300 mg kafein fertiliteyi azaltır.

    Ayrıca demir ve kalsiyum emilimini azaltır.

    Uzak Durulacaklar: Yapay tatlandırıcılar, alkol, sigara, keyif verici içecekler, teratojenik ilaçlar. Sigara %20-30 oranında düşük doğum ağırlıklı bebek doğumlarına sebep olmaktadır. Alkol tüketiminde bebeğe zarar vermeyecek bir miktar yoktur. Maruiana gibi keyif verici ilaçlar gebelik kayıpları, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, gelişme geriliği, davranışsal problemler ve öğrenme zorluğu gibi sorunlara sebep olmaktadır. Teratojenik ilaçlar ve maddeler gebeliğin 3-8 haftalarında fetusta yüksek oranda problem oluşturma ihtimalleri vardır. Toksoplazma enfeksiyonundan uzak durmak için aşısız kedi köpekle temas olmamalı. Zararlı maddelerden uzak durulmalı; toksit ve kimyasal maddeler (kurşun gibi) ve radyasyon fetus için tehlikelidir.
    Stres ovulasyonun geciktirebilir veya olmasını engelleyerek gebe kalmanızı engeller. Mümkün olduğu kadar stresten uzak olunmalıdır.

    Bazı alışkanlıklarımız değişmeli

    Egzersiz: Kendinize en uygun bir egzersize başlamalısınız. Kilo kaybederseniz hamilelikte kilo almaktan eskisi kadar korkmazsınız. Yürüme, yüzme, bisiklete binme ve aerobik tercih edebileceğiniz sporlardır.

    Uyku: Günde 8 saat yada sizin için yeterli olacak kadar uyumaya gayret gösterin.

    Beslenme: Sağlıklı beslenmeye başlamalısınız. Zararlı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Çiğ yada az pişmiş et, çiğ yumurta yenmemeli.

  • Sezeryan Doğum ve Süreci

    Sezeryan Doğum ve Süreci

    Sezeryan, normal doğum yapması anne ve/veya bebek için tehlikeli olabilecek hastaların doğumunun karnından açılan bir kesi yolu ile yapılmasıdır. Bu makalenin amacı hastanın sezeryan ameliyatında nelerle karşılaşacağından haberdar olmasını sağlamaktır.
    Eğer ameliyat daha önceden planlanmış ise hasta ameliyattan bir gece önce aç kalır mümkünse oruç gibi hiç yemeden ve herhangi bir sıvı almadan hastahaneye yatmalıdır. Bu tedbir hasta genel anestezi alırsa mide içeriğinin akciğerlere geçmemesi içindir. Spinal veya epidural anestezi alacak hastalarında aç gelmesi gereklidir çünkü bazen bu anestezilerde tutmamakta ve genel anesteziye geçmek gerekli olabilmektedir.
    Hasta geldiğinde genel olarak perine temizliği yapılmaktadır. Eğer hastamız bundan çekinirse kendisine birkaç gün öncesinden ameliyat olacağı kesi bölgesinin temizliğini yapmasını önermekteyiz. Operasyon olacağı yere ve ameliyatı yapan doktora göre değişmek üzere ameliyat öncesi her hastaya yapılması gereken bazı rutin tahliller var ve biz bunu bazen ameliyat sabahı bazen birkaç gün öncesi yapmaktayız.
    Hastaya ameliyat öncesi bağırsakları boşalsın diye lavman denilen sıvı uygulanır; bu, hastanın ameliyat sonrası rahatı açısından önemlidir (Bazı doktorlarımız lavman ve sondaya gerek duymamaktadır.).
    Hasta ameliyat salonuna girdiğinde masa etrafında tahmin ettiğinden daha fazla kişiyi görmekte ve bazen korkmaktadır. Bu kişiler anestezi uzmanı, anestezi teknisyeni,asistan (yardımcı) doktor, 2 hemşire ve teknisyendir. Bu asgari gerekli kişilerdir bu kişilerin olması sizin sağlığınız için gereklidir. Anestezi doktoru ve hastanın daha önce birlikte karar verdiği anestezi şekli uygulanır. Eğer hasta genel anestezi (tamamen uyumak) istemişse çocuk anestezik maddelerden etkilenmesin diye biz önce hastayı hazırlayıp karnını antiseptik maddelerle sildikten sonra hastayı uyutmaktayız. Eğer spinal anestezi yapılacaksa hasta oturtulup belinden önce uyuşturucu lokal anestezi yapıldıktan sonra anestezik madde uygulanmakta hasta ağrı hissetmemektedir. Daha sonra hasta sırt üstü yatırılıp ameliyata hazırlanmaktadır.
    Ameliyatta önce cilt daha sonra sırasıyla cilt altı. Fascia dediğimiz karın ön tabakasına müdahalenin ardından karın boşluğuna ulaşılır. Uterus dediğimiz rahimden çocuğun amnion zarına ulaşılır amnion zarı boşaltılır. Daha sonra çocuk baş ile geliyorsa cerrah çocuğun başını eliyle tutarak başa yol gösterir. Asistan ise karın duvarında rahmi hissederek çocuğun poposundan çocuğu iter. Eğer çocuk poposuyla geliyorsa cerrah çocuğu poposundan kavrayak kendi çıkarır.
    Çocuk çıktıktan sonra plasenta denilen çocuğun eşi elle çıkartılır. Daha sonra bütün bu müdahale bölgesi anatomik yapısına uyularak dikilir. Bu sırada kanayan yerler tutulur, bağlanır. Cildi kliniğimizdeki doktorlar genel olarak halk arasında estetik dikiş denilen subkutikiler şeklinde kapatır. Cildin üzeri kapatıldıktan sonra hasta ameliyathaneden çıkartılarak odasına alınır.

    AMELİYAT SONRASI BAKIM
    0.GÜN: Ameliyatın olduğu gün sıfırıncı gündür. Hasta genel olarak 6 saat ağızdan bir şey almaz 6 saat sonra sıvı gıdalar almaya başlar. 6 saat sonra hasta yataktan kaldırılarak yürütülür. Sonda duruma göre bazen 6 saat bazende 24 saat sonra çıkartılır. Hasta yatağına alınır alınmaz bebeğini emzirir.
    1. GÜN: Hastanın dikiş yerinin pansumanı yapılır. Pansumandan sonra bazen dikiş yeri açık bırakılır bazen kapatılabilir bu doktoruna göre değişir. Eğer hasta gazını çıkartırsa taburcu edilebilir. Genel de özel hastahanelerde yapılan ameliyatlarda hasta yattığı gün sayısına göre ücret ödediğinden dolayı bu günde hasta taburcu edilebilir.
    2.GÜN: Hasta bu güne kadar gazını çıkartmamışsa hasta gazını çıkartınca taburcu edilir.1 hafta sonra kontrole çağrılır. Bebeğin diğer metinlerde anlatılan tarama testleri yapılır.

  • AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ

    AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ

    Birçok ailenin sorunu olan ,yeterince veya istedikleri kadar ve sağlıklı çocuk

    sahibi olabilme yolları konusunda temel bilgi olarak önce şunları bilmemiz

    gerekir ;İdeal bir doğum kontrol yöntemi ; gebeliği kesin önlemeli,sağlığa zarar

    vermemeli,kolay uygulanabilir olmalı ve ucuz olmalıdır.

    Aile planlaması,istenildiği zaman istenildiği kadar çocuk sahibi

    olunabilmesidir.Her ailenin istediği kadar çocuk sahibi olması hakkı vardır,ancak

    bu istek anne ve çocuk sağlığına zarar vermemelidir.

    Amaç ,anne ve çocuk sağlığının korunması ve istenildiği kadar çocuk sahibi

    olmaktır.Çünki 2 yıldan önce olan gebeliklerde,anne sağlığı ciddi hasar

    görmekte,gebelik riskleri de artmaktadır.Hatta sık aralıklarla olan

    gebeliklerde,anne karnında bebek gelişimi etkilenmekte,sakatlık oranı artmakta ve

    anne ve bebek ölüm riski artmaktadır.Bütün bunları düşündüğümüzde aile

    planlamasının önemi anlaşılmaktadır.

    Aile planlamasının amaçlarını şu başlıklar altında toplayabiliriz ;

    Anne sağlığını korumak ve anne ölümlerini önlemek,

    Sağlıklı bebeklerin doğmasını sağlamak,

    İstenmiyen gebelikleri önlemek,

    Riskli gebeliklerin oluşmasını önlemek,

    Çocuk sahibi olmak isteyen ailelere tıbbi yardım sağlamak,

    Bireyleri ve aileleri bu konularda eğitmek.

    Ülkemizde bu hizmetler, Sağlık Bakanlığına bağlı ,ana-çocuk sağlığı merkezleri

    ,aile planlaması merkezleri ,özel ve devlet hastanelerinin ilgili birimlerince ve

    muayenehanelerce yapılmaktadır.Devlet’e ait birimlerde doğum kontrol hapları ve

    kondom ücretsiz verilmekte ,spiral ise ücretsiz veya çok düşük bir ücret karşılığı

    takılmaktadır.

    AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ

    PREZERVATİF-KONDOM- KILIF:

    Kondom,ilişki öncesi erkeğin sertleşmiş penisine takılan esnek bir kılıftır.Bu kılıf

    spermlerin vajene dökülerek ,rahmin içerisine girmesini ve dolayısıyla yumurta

    hücresini döllemesini önlemiş olur.Ayrıca AİDS ,sifiliz ve bel soğukluğu gibi

    hastalıklardan korunmak için de kullanılır.Cinsel ilişki öncesi doğru bir şekilde ve

    her seferinde yeni bir tane kullanılması halinde koruyuculuğu %95 ler

    düzeyindedir.Uç kısmında meninin birikmesi için bir boşluk bırakılmalı ve her

    ilişkiden sonra delik olup olmadığı kontrol edilmelidir.Eğer delik olduğundan

    şüphe edilirse ,hemen bir doktora başvurulmalıdır.

    DİAFRAM :

    Rahim ağzına geçirilen kenarları daha sert kauçuk bir maddedir.Rahim ağzını

    kapatarak,spermlerin rahim içerisine geçişini engellerler ve sperm öldürücü

    maddelerle birlikte kullanıldığında koruyuculuğu artmaktadır.Diafram tarafından

    fiziksel olarak tam olarak engellenemeyen spermler spermisit jellerle işe yaramaz

    hale getirilir.İlişkiden önce kadın tarafından rahim ağzına yerleştirilir ve ilişkiden

    sonra en az 6 saat yerinde kalması sağlanır.Sağlığa bir zararları yoktur.Ancak

    günümüzde fazla kullanılmamaktadır.

    SPERMİSİTLER :

    Köpük ,tablet veya jel şeklinde bulunan spermisitler vajen içerisinde bulunan

    spermlerin yok edilmesini sağlarlar.Koruyuculukları düşüktür.

    SPİRALLER :

    Yumurtanın rahim içerisine gelişini ,spermin yumurtanın yanına gidişini ,eğer

    yumurta döllenirse bile ,rahim içinin özelliklerini bozarak,rahim içine yerleşmesini

    engelleyen araçlardır.Çıkarıldıklarında doğurganlık geri döner ve sağlığa zararları

    yoktur.Yıllık kontrolleri yapılmak kaydıyla koruyuculukları %98 civarındadır.

    DOĞUM KONTROL HAPLARI-İĞNELER :

    Kombine oral kontraseptif ilaçlar ; içerisinde barındırdıkları östrojen hormonu

    sayesinde,yumurtlamayı ,döllenmiş yumurtanın olgunlaşmasını ve rahime

    yerleşmesini engeller ,progesteron hormonu ise spermlerin rahim ağzından geçişini

    engeller.Yeni evlenecek çiftler,hemen çocuk düşünmüyorlarsa,evlenmeden 1 ay

    önce hapı kullanmaya başlamalıdırlar.

    İğneler ; ayda veya 3 ayda bir kullanılır.İçerisinde bulunan progestin hormonu

    sayesinde,spermlerin rahim ağzından geçişini,yumurtlamayı ve döllenmiş

    yumurtanın rahime yerleşmesini engeller.

    Ertesi gün hapı ; bir doğum kontrol yöntemi değildir.Son 72 saat içerisinde

    korunmasız cinsel ilişkiye girilmişse,bu haplardan kullanılabilir.Bu haplar ,rahim

    iç zarının özelliğini bozarak döllenmiş yumurtanın rahim içerisine yerleşimini

    engeller.12 saat içinde doz tekrarlanır ,eğer adet gecikmesi olursa gebelik

    araştırılır.

    KADINDA TÜPLERİN(YUMURTA KANALLARININ)BAĞLANMASI :

    Tüp ligasyonu olarak ta adlandırılan işlem yumurtanın geçtiği kanalların

    bağlanması veya kapatılmasıdır.Yumurta ve spermin buluşması

    önlenerek,döllenme kesinlikle sağlanamamış olur.Geri dönüşü yoktur,adet

    düzenini etkilemez ve küçük bir operasyon gerektirmektedir.

    ERKEKTE SPERM KANALLARININ BAĞLANMASI :

    Vazektomi olarak ta adlandırılan müdahele spermin geçtiği kanalların kesilmesi ya

    da bağlanmasıdır.Geri dönüşü yoktur.Erkeklik gücünde bir azalma veya değişme

    yaratmaz.

  • Saç ekimi öncesi dikkat edilmesi gerekenler nelerdir ?

    • Kişinin önceki sağlık sorunları açısından sorgulaması (şeker hastalığı, hipertansiyon, epilepsi gibi hastalıkların varlığı açısından) yapılmalıdır.
    • Kişinin kan tetkikleri istenmelidir.
    • Operasyonda kullanılacak lokal anesteziklere ve diğer ilaçlara karşı alerji olup olmadığı değerlendirilmelidir.
    • Kişinin psikiyatrik bir rahatsızlığının varlığı ve psikiyatrik bir ilaç kullanıp kullanmadığı sorgulanmalıdır.
    • Kişi operasyon günü yorgun olmamalıdır.
    • Bir hafta önce sigara kullanımının kesilmesi veya azaltılması tavsiye edilmelidir.
    • Yaklaşık bir hafta önce alkol ve uyuşturucu madde kullanımı kesilmelidir.
    • Yine bir hafta önce aspirin başta olmak üzere antiagregan özellikli ilaçların kullanımı bırakılmalıdır.
    • Operasyondan yaklaşık 2 saat önce yemek yenmesi hatırlatılmalıdır