Etiket: Omurilik

  • Doğumsal meningosel

    Günümüzdeki bilgilerin ışığı altında meningoseller doğumsal bir bozukluktur. Cilt, cilt altı omuriliği saran kemik kanalın arka elemanları ve omuriliği saran dura adlı zar açık kalmakta ve bacak-ayak hareketlerini ve idrar ve gaitalarını yapma ve tutma ile ilgili yapılara giden sinir kökleri dış ortamla temas sonucu hasar görmektedir. Omuriliğin kapanma bozukluğuna sıklıkla arka beyin anomalileri ve hidrosefali denilen beyin omurilik sıvısı dolaşım bozukluğu eşlik etmektedir. Hastaların yaklaşık %80’inde beyin omurilik sıvısı dolaşımına yönelik şant veya endoskopik ameliyatlar gerekmekte ve çocuğun ileriki yaşamında da düzeltme ameliyatları gerekli olabilmektedir. Ayrıca omuriliğin kapanma bozukluklarına ayak ve iç organları da ilgilendiren anormalliklerde eşlik edebilmekte ve hastanın bu yapılar ile ilgili ameliyatlar olması gerekebilmektedir.

    Girişimin yapılmaması durumunda neler olabilir?

    Kese patlayabilir; zaten patlamış ise beyin omurilik sıvısının dış ortamla teması neticesinde menenjit ve bunun neden olduğu bozukluklar neticesi hasta kötüleşebilir.

    Nasıl bir tedavi/girişim uygulanacak:

    Operasyonun amacı hasarlı bölgeyi kapatarak hastanın menejit olma riskini önlemektir. Bu ameliyatta hasarlı sinirleri iyileştirmek bugünkü teknoloji ile mümkün değildir. Omurilik ve sinir hasarının iyileştirilebilmesi konusunda dünyada çok yaygın çalışmalar yapılmaktadır (neurogenezis çalışmaları, projenitör hücre çalışmaları, kök hücre çalışmaları). Henüz insanlarda kanıtlanmış kanıta dayalı kök hücre sonuçları yoktur o nedenle bu konudaki sağlık sömürücülerinin tuzağına düşülmemesi gerekir. Sinirler korunarak bulunması gereken yere bir kılıf oluşturularak konulmaya çalışılır. Hastalar genel anestezi verildikten sonra mikroskop altında yüzükoyun pozisyonda ameliyat edilirler. Uygun cilt kesisi yapılıp omuriliği saran dura mater adlı zarın sağlam yeri bulunur ve çepeçevre ortaya konur. Kese duvarına yapışık sinir kökleri kese duvarından mikrocerrahi teknik ve gerekli donanım kullanılarak hastaya zarar vermeden ayrılır. Ameliyat esnasında gerektiği durumlarda patolojik inceleme yapılır. Kesinin çıkarılmasıyla oluşan ciltteki doku boşluğu gerekirse plastik cerrahi bölümünce hastanın kendi cildini sırtından yara üzerine kaydırılması veya benzer teknikler kullanılarak kapatılır.

    Ortaya çıkabilecek yan etkiler:

    Yaradan beyin omurilik sıvısının akması (onarım cerrahisi gerektirebilir).

    Ameliyat bölgesinde iltihap olabilir. Bu enfeksiyon menenjite yol açabilir.

    Kanama nadiren olur.

    Ameliyat sonrası önceden görünmeyen hidrosefali ortaya çıkabilir ve cerrahi müdahale gerekebilir.

  • Gergin omurilik sendromu, oluşumu, tanısı ve tedavisi

    Gergin omurilik sendromu, oluşumu, tanısı ve tedavisi

    Gergin omurilik sendromu (GOS) doğuştan ya da sonradan nedenlerle omuriliğin gerilmesi ile ortaya çıkan,ilerleyici nörolojik kayıplar ile karakterize bir hastalık grubudur.

    Omuriliğin gerilmesine bağlı olarak, ilerleyici ortopedik şekil bozuklukları, ayak ve bacaklarda kuvvetsizlik, bel ve/veya bacaklarda ağrı, skolyoz ve idrar-dışkılama kusurunun görülebilidiği bir klinik tablodur.

    Gergin Omurilik Sendromunun Oluşumu

    Anne karnındaki dönemde , omuriliğin yapışmasına veya gerilmesine neden olan kalın filum, ayrık omurilik, miyelomeningosel, lipomiyelomeningosel gibi nedenler omuriliğin gerilmesine neden olurlar.

    Normal gebelik haftasında doğan bebeklerin %98’inde omuriliğin son kısmı (konus) L2–L3 aralığına, %1–2 olguda ise L3 vertebra düzeyine kadar uzanmaktadır. Doğum sonrası üçüncü ayda konus hemen hemen erişkinde olduğu gibi L1–2 aralığı düzeyindedir.

    Gergin omurilik tanısının konulabilmesi için omuriliğin son kısmının L2–3 düzeyinin altında olduğunun radyolojik olarak gösterilmesi gereklidir. Ancak omurilik normal sonlanma yerinde sonlansa bile gergin omurilik sendromu görülebilir.

    Lipomiyelomeningosel,dermal sinus traktusu, kalın filum,ayrık omurilik malformasyonları, miyelomeningosel veya lipomiyelomeningosel tamirlerinden sonra oluşan skar dokusu ve yapışıklıklar da gergin omurilik sendromuna neden olabilirler.

    Gergin Omurilik Sendromunda Klinik Belirtiler

    Gergin omurilik sendromunda omurilik etkilenmektedir. Adale erimesi, reflekslerde azalma ve idrar kaçırma omuriliğin son kısmının etkilendiğinin göstergesidir. Erişkin dönemde gerilen omurilik sendromlu hastalarda ağn ve ürolojik bulgular ön plandadır. Çocukluk çağında ise cilt bulguları (kıllanma, kapiller hemanjiomlar, anjiomatoz nevüsler, ve atretik meningoseller vb.), ayak-bacak deformiteleri ve skolyoz görülebilir. Gergin Omurilik Sendromu olgularında belirti ve bulgular doğumdan itibaren bulunabilecegi gibi, ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir.

    Gergin Omurilik Sendromu Tanısı

    MRG ilk tercih edilecek radyolojik incelemedir. EMG hastalığın tanısında, takibinde ve ameliyat esnasında yararlanılmaktadır.

    Gergin Omurilik Sendromu Tedavisi

    Tedavide erken tanı ve erken ameliyat esastır. Ameliyatta omurilik sonlanma yeri olan gergin filum terminale kesilerek omurilik serbestleştirilir.

  • Spina bifida nedir, nasıl oluşur, tedavisi nasıldır?

    Spina bifida nedir, nasıl oluşur, tedavisi nasıldır?

    Spina bifida; ayrık veya açık omurga anlamına gelir. Doğumsal bir anomalidir. Ülkemizde yaklaşık 1000 de 3 oranında görülür.

    Spina Bifida Nasıl Oluşur?

    Bebek anne karnında iken, omurganın (omuriliği koruyan omurga kemikleri) kapanamaması sonucu, açık kalan bölgeden , omuriliğin etrafını saran zarlar (meningosel) veya zarlarla beraber omurilik dokusunun (meningomiyelosel) fıtıklaşmasıyla oluşur.

    En sık bel bölgesinde görülen Spina bifidanın 3 tipi vardır:

    Spina Bifida Occulta: Spina bifidanın en hafif şeklidir. Omurgayı oluşturan kemiklerin bir ya da birkaçında küçük defekt ya da defektler vardır. Omurilik ve sinirler normaldir. Defektin olduğu bölgede cilt üzerinde aşırı bir kılllanmanın olması dışında herhangi bir bulgu vermez.

    Meningosel: Spina bifidanın en nadir görülen şeklidir.Omurganın açık kalan kısımlarından, omuriliği çevreleyen zarlar dışarıya doğru fıtıklaşırlar.Fıtık kesesi içinde beyin ve omuriliği çevreleyen ve koruyan beyin omurilik sıvısı da bulunur.

    Meningomiyelosel: Spina bifidanın en ileri ve en ağır şeklidir. Fıtıklaşan kesenin içinde zarlarla birlikte omurilik ve sinir kökleri de bulunur.

    Spina Bifidalı Bebekte Tanı Amaçlı Neler Yapılmalıdır?

    Spina bifida ile doğan bebekte öncelikle fizik ve nörolojik muayene yapılır. Direkt omurga filmi, kafa ve omurilik ultrasonu, bilgisayarlı beyin tomografisi ve manyetik rezonans görüntüleme ile spina bifidanın tipi, ağırlığı, sinir tutulumunun derecesi değerlendirilir.

    Spina Bifida’nın Tedavisi Nasıldır?

    Spina Bifida occulta genelde tedavi gerektirmez. Omuriliğin etkilenmediği meningosel vakalarında herhangi bir paralizi (felç) riski olmadan cerrahi tedavi mümkündür. Meningoseli olan pek çok çocuk cerrahi tedavi sonrası normal yaşamlarına devam edebilirler.

    Meningomyeloseli olan bir bebek ise doğduktan 24-48 saat sonra operasyona alınmalıdır.Burada omurilik yerine yerleştirildikten sonra üzeri kas ve zar tabakaları ile kapatılır. Amaç enfeksiyon oluşumunu önlemek ve sinirlerin zedelenmesine engel olmaktır. Ancak eğer sinirler operasyon öncesi zaten zedelenmiş ise bu geri dönüşümü olmayan bir olaydır ve bacak felçleri ile idrar, dışkı problemleri kalıcı olur. Bu bebeklerde uzun süreli rehabilitasyon gereklidir.

    Hidrosefali oluşan bebeklerde ise biriken sıvı cerrahi olarak yerleştirilen bir şant (shunt) yardımı ile bebeğe zarar vermeden boşaltılır. Son yıllarda “üçüncü ventrikülostomi” adı verilen yeni bir ameliyat yöntemi şant yerine kullanılmaya başlanmıştır. Daha doğal ve şantların yol açtığı komplikasyonların görülmediği bir yöntemdir.

  • Chiari tip1 malformasyonu

    Chiari tip1 malformasyonu

    Primer serebellar ektopi olarak da adlandırılır. Serebellar tonsiller foramen magnum düzeyinden 3mm’ den daha fazla üst servikal spinal kanala herniye olmuştur. Bu aşağı kayma omurilik ile kafa içi arasındaki BOS dolaşımını tıkar. Bu sayede syringomyeli yada hidromyeli denilen omurilik içindeki sıvı birikmesine neden olabilir.

    Genel nüfusdaki hastalığın görülme sıklığı binde 1’in altındadır. Olguların birçoğunda şikayet yada bulgu olmadığı gibi genellikle başka bir sebepten dolayı o bölgeyi gösteren MRI çekilmesi sonucunda tesadüfen ortaya çıkar.
    Bu aşağı kayma omurilik ile kafa içi arasındaki BOS dolaşımını tıkar. Bu sayede syringomyeli yada hidromyeli denilen omurilik içindeki sıvı birikmesine neden olabilir.
    Chiari tip 1 olgularının % 30 ila 50 kadarında kafa tabanı gelişim anomalisi eşlik etmektedir. Skolyoz ve hidromyeli olan hastaların % 16-80’inde olabilir ve özellikle çocuklarda olur
    Şikayet ve bulgular
    Chiari 1 malformasyonu olan birçok hastada herhangi bir şikayet yoktur. Bunun yanında aşağıdaki şikayetlerin biri yada birkaçı beraber olabilir. Şikayetlerin bazıları syrinks (omurilik içinde içi sıvı dolu kavite olması) gelişmesi ile ilgilidir; şiddetli baş be boyun ağrısı, ensede olan ve öksürme, aksırma ve ıkınma ile artış gösteren ağrı olması, kollarda ağrı ve ısı duyusunun kaybı (syrinks kavitesi olanlarda görülür), kas gücünün ellerde ve kollarda kaybolması (syrinks kavitesi olanlarda görülür), düşme atakları ve kas güçsüzlüğü nedeniyle yere kapaklanma, spastisite, baş dönmesi, denge problemleri,çift yada bulanık görme, parlak ışıklara karşı artmış duyarlılık
    Teşhis
    Chiari malformasyonu tanısı için yapılacak birçok test vardır.
    Beyin Sapı Uyarılmış Yanıtları (BAEP): İşitme sisteminin bayin sapı bağlantısı dahil kontrolü için yapılan elektriksel bir testtir. Beyin sapının uygun çalışıp çalışmadığı ortaya konulmuş olur.
    Bilgisayarlı Beyin Tomografisi (BBT): X ışınları kullanılarak ele edilen verilerin bilgisayarda şekillendirilmesi ile elde edilen görüntülerden oluşmaktadır. Kafa tasının içini ve kemik yapıları iyi gösterir
    Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Tam anatomik görüntü elde etmek için önemlidir ve manyetik alan kullandığı için yan etkisi de yoktur. Beyin, beyincik, beyin sapı ve omurilik görüntülenerek Chiari I malformasyonunun tanısı ve eşlik eden ek anomalinin varlığı hakkında bilgi sahibi olunabilir.
    Somatosensorial uyarılmış yanıtlar (SSEP): Uyarı vererek uyarının beyin omurilik ve sinirlerden geçişi kontrol edilip fonksiyonu hakkında bilgi verir.
    Tedavi
    Şikayet yapmayan Chari I malformasyonlarına cerrahi uygulanmamalıdır. Burada profilaktik cerrahi uygun değildir. Her ensesinde ağrı olan veya baş dönmesi, düşme atakları olanda Beyin MRG’de Chiari I Malformasyonu saptandı diye ameliyat edilmemeli. BAEP ve SSEP gibi testlerle nöroloji uzmanı ile birlikte değerlendirilerek diğer ensede ağrı yapan, baş dönmesi ve düşme ataklarına neden olanlar ayırt edildikten sonra cerrahisi düşünülebilir. Eğer hastalık şikayet yapıyor ya da syrinks varsa ilerlemesini durdurmak için cerrahi yapılmalıdır.
    Cerrahi
    Cerrahinin amacı şikayetleri azaltmak yada syrinks veya şikayetlerin artmasını durdurmaktır. Chiari I malformasyonunda cerrahi tedavide sadece posterior fossa kemik yapısı ve ligamentler çıkarılır, kemik ligament ve duranın açılıp duraya yama yapılır. En son tedavi yöntemi ise kemik ligament çıkarılması, duranın açılması ve serebellar yapışıklıkların temizlendikten sonra duranın yama ile kapatılması şeklindedir.

  • Boyun omurilik kanal daralması

    Omurilik kanalı daralması, omurların hemen arkasında yer alan omurilik kanalının çepeçevre daralarak, içinden geçen omuriliği sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıdır; işte bu şekilde omurilik üzerine bası bulguları açığa çıkarsa buna da “spondilotik miyelopati” denir. Bu hastalarda kollarda ve/veya ellerde güçsüzlük, karıncalanma, uyuşma; daha ciddi olgularda ise bacaklarda güçsüzlük, işlev kaybı ve yürüme bozukluğu görülebilir. Omurilik basısı ileri düzeyde ise hastalarda ince işleri yaparken zorlanmak veya yapamamak gibi (gömleğinin düğmelerini ilikleyememek, ayakkabılarının bağlarını bağlayamamak benzeri) bulgular ortaya çıkabilir. Hastalığın bacakları da etkilediği daha ileri durumlarda ise, hastalar bacaklarındaki kasılmalara bağlı olarak yardımsız yürüyemez, idrar ve gaitasını tutamayacak hale gelebilir. Bu hastalarda ataklar halinde kötüleşme daha sık görülür. Hasta bu atakların ara dönemlerinde rahat veya çok az bulguya sahiptir. % 25 hastada çok yavaş ilerleme, %2 hastada ise ani kötüleşme görülür.

    Eğer servikal dar kanal omurilik ve sinir köklerine bası yapıyorsa ameliyat ile basının ortadan kaldırılması gerekir. Özellikle omurilik üzerine kronik bası, omurilikte geri dönüşümsüz değişiklere yol açabilir. Bu yüzden bacaklarda sertlik hissi, kuvvet kaybı gibi belirtilerin açığa çıkması ve bu problemlerin giderek artması hemen doktora başvurmayı gerektirir. Böyle bir durum ilerleyici olabilir ve ilerlemenin durdurulması amacıyla omuriliğin üzerindeki basıyı kaldırmak için ameliyat önerilir. Basının en fazla olduğu yere ve boynun pozisyonuna göre ameliyat yeri değişebilir. Servikal spondilotik miyelopatide önemli olan omurilikte kalıcı değişikler oluşmadan önce basının ortadan kaldırılmasıdır.

    Hastaların muayenesinde kollarda ve bacaklarda artmış refleksler, ellerde ve bacaklarda kuvvet ve duyu kaybı bulunabilir. Ayrıca el ve ayaklarda patolojik refleks dediğimiz bir grup normal olmayan bulgu da saptanabilir. Boyun omurlarının direkt grafileri, bilgisayarlı tomografisi(BT) veya 3 boyutlu rekonstrüksiyonlu bilgisayarlı tomografisi ve manyetik rezonans(MR) görüntüleme istenir. Elektro fizyolojik incelemeler dediğimiz tetkikler ise, kısaltılmış adlarıyla EMG, SSEP ve MEP tir.

    Ameliyat dışı yöntemler (fizik tedavi, ilaç tedavisi gibi) hastanın sorununu kısmen çözmede yardımcı olabilir ancak; myelopati dediğimiz omurilikte kanal daralması durumuna bağlı bası sonucu oluşan hasarlanma, veya kollarda ve ellerde, bacaklarda güçsüzlük ve duyu kaybı ilerlemesi var ise ameliyat yapılır. Ameliyatın temeli omurilik üzerinde bası oluşturan etkenlerin ortadan kaldırılmasıdır ve buna kısaca dekompresyon ameliyatı denir. Bu basının kaldırılması önden veya arkadan yapılacak ameliyatlarla mümkündür, ancak hangisinin daha uygun olacağı kararı beyin cerrahi uzmanınca verilir.

    Önden yapılan ameliyatlarda basıyı sadece boyun disk fıtığı oluşturuyorsa, sadece diske yönelik cerrahi yapılabilir. Bazen kireçlenme durumunda ise etkilenen seviyeler boyunca omurga gövdesi/gövdeleri ile disk dokusu birlikte çıkarılır. Yerine kemik veya kemik yerine geçecek kafes görünümlü materyal yerleştirilip, plak ve vidalarla sabitleme işlemi (füzyon) yapılır.

    Arkadan yapılan ameliyatlarda, omurganın arka tarafını oluşturan yapıların tamamen çıkarılması gerekebilir. Bu durumda omurgayı güçlendirmek amacıyla omurgaya vida ve bunları tutan çubuklar koyarak sabitleme (füzyon) ameliyatının yapılması uygun olacaktır. Omurganın arkasındaki kemiklerin bir parçasının çıkarılması ardından tekrar yerlerine vida ve plaklar yardımıyla yerleştirilmesine dayanan “laminoplasti” ameliyatı ile de dar kanal durumunun genişletilmesi mümkündür

  • Omurga ve omurilik tümörleri

    Omurga ve omurilik tümörleri birincil ve ikincil olmak üzere iki grupta incelenebilir. Birincil tümörler omurgayı oluşturan yapıların hücrelerinden kaynaklanan tümörlerdir.İkincil tümörler ise akciğer, meme, prostat, böbrek,lenfoma, mide barsak sistemi rahim gibi organlardan omurgaya yayılan metastatik tümörler denilen tümörlerden oluşurlar.Bir diğer sınıflandırma ise omurilik zarının dışında olanlar (ekstradural), omurilik zarı ile omurilik arasında olanlar (intradural ekstrameduller) ve omuriliğin içinde olan tümörler (intrameduller) şeklindedir.

    Tüm santral sinir sistemi tümörlerinin yaklaşık %10 ile %25’i arasındaki bölümü omurga ve omurilik yerleşimlidir. Omurga ve omurilik tümörlerinin, toplumda görülme sıklığı yüzbin kişide 2 ila 10 arasında değişir.Omurilik zarının dışında olan tümörler, içinde olan tümörlere oranla daha fazla görülür. Tüm omurga ve omurilik tümörlerinin %60 ını omurilik zarınının dışındakiler, %35 ini zarın içindekiler ve %5 ini omuriliğin içindeki tümörler oluşturur.

    Omurilik zarının dışındaki tümörlerin %90 ını metastatik tümörler oluşturur. Metastatik tümörler en çok 45-65 yaşları arasında ve erkeklerde daha sık görülür. Birçok kanser tipi omurgaya yayılır ve kanserli hastaların %5-10’unda bulgu veren omurga metastazlarına rastlanır ve bu hastaların yaklaşık yarısında bacaklarda kuvvet kaybı geliştiği bildirilmiştir. Omurilik zarının içindeki tümörlerin büyük çoğunluğunu menengiom ve nörinom denilen iyi huylu tümörler oluşturur. Omuriliğin içindeki tümörlerin %90 ‘ını ependimom, astrositom denilen tümörler oluşturur.
    Bununla beraber çocuklarda omurilik zarı içindeki tümörlerin %55’ini omurilik içindeki tümörler oluştururken, %45’ini zar içi omurilik dışı tümörler oluşturur.

    Belirtileri nelerdir ?
    Omurga ve omurilik tümörleri boyun sırt ve belde yerleşim yerine göre bulgular verirler. En sık rastlanan bulgu ağrıdır ve genelde sırt ağrısı şeklinde başlayabilir.Bu ağrılar özellikle istirahat halinde dinlenmekle geçmez ve geceleri daha fazladır.Ağrı genelikle yaygın olup nadiren bölgeseldir. Bazı hastalarda karın ağrısı şeklinde başlayabilir.Ağrıyla beraber yerleşim yerine göre; boyun bölgesinde tümöre bağlı bası varsa, hem kollarda hem bacaklarda güç kayıpları, uyuşma hissi görülebilir. Sırt ve bel bölgesinde tümör varsa sadece bacaklarda güçsüzlük,uyuşma, yürüyememe gibi durumlar görülebilir. Yine omurilik ve omurga tümörlerinde mesane ve barsak sistemi kontrolü bozulabilir. İdrar kaçırma, dışkı kontrolünü sağlayamama, cinsel fonksiyon kaybı ortaya çıkabilir.Reflekslerde bozulmalar, tama yakın hissizlik, yatağa bağımlılık durumu görülebilir. Bazı tümörlerde basının derecesine bağlı olarak güçsüzlük bir iki gün içerisinde çok hızlı ilerleyebilir. Bazı tümörlerde güçsüzlük yavaş ilerler çok sinsi seyreder. Çocuklarda beceriksizlik, güçsüzlük, düşme atakları, şeklinde kuvvet kayıpları sıktır. Çocuklardaki bir diğer yakınma ise omurgada meydana gelen skolyoz dediğimiz eğriliktir.
    Risk faktörleri nelerdir?
    Omurga ve omurilik tümörlerinin de diğer tümörlerin çoğunda olduğu gibi tam olarak nedeni bilinmemektedir. Genetik faktörler, bazı kimyasal ajanlar, radyasyon ışınları, virüsler bu tümörlerin oluşumunda risk faktörleridir. Özellikle ikincil başka organlardan yayılan kanserler omurgayı çok severler.
    Nasıl tanı konur?
    Omurilik ve omurga tümörlerinin en sık belirtisi ağrı olduğundan ilk olarak hasta bu şikayetle hekime başvurabilir. Hastalığın öyküsü ve iyi bir nörolojik muayene bu tanıdan şüphelenmek için yol göstericidir. Yine radyolojik görüntüleme yöntemleri tanıda esastır. Muayene sonuçlarına göre omuriliğin ve omurganın hangi seviyesinden şüpheleniliyorsa buraya yönelik radyolojik tetkikler yapılır. Direk grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, anjiografi, kemik sintigrafisi tanıda kullanılan yöntemlerdir.

    Özellikle kanser olduğu bilinen hastaların omurga üzerinde ağrı olması, kol ve bacaklarda güçsüzlük gelişmesi durumunda mutlaka omurga tümörü yönünden tetkik edilmesi gerekmektedir.
    Nasıl tedavi edilir?
    Omurilik ve omurga tümörleri tedavisi beyin ve sinir cerrahisi, nöroloji, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji, patoloji gibi branşların birlikte karar vererek tedavi ettikleri tümörlerdir. Tanıya yönelik gerekli işlemler tamamlandıktan sonra tümörün yeri ve muhtemel tipi tespit edilir ve tedavi seçenekleri sunulur. Tedavide cerrahi girişim, radyoterapi, kemoterapi, immunoterapi gibi yöntemler tek veya bir arada kullanılabilir.
    Cerrahi :Omurilik ve omurga tümörlerin çoğunda cerrahi tedavi esastır. Son yıllarda teknolojideki artış ile bu tümörlerin tanısının kolaylaşması özellikle cerrahide mikroskobun kullanılması ile yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Özel tekniklerle radyolojik girişim altında bu tümörlerin çoğundan biyopsi alınabilmekte ve patolojisi belirlenmektedir. Omurilik zarı içerisindeki iyi huylu tümörler bütün olarak mikrocerrahi tekniklerle kolayca çıkarılmaktadır. Omuriliğin içerisindeki tümörler eğer yaygın değilse yine mikrocerrahi yöntemlerle çıkarılabilir. Omurilik zarı dışındaki tümörler; bunların çoğu metastatik tümörlerdir ve bunlar omurgada kırıklara yol açabilirler. Omurganın yük taşıma kapasitesini azaltabilirler. Ciddi derecede kuvvetsizlik ve ağrılara yol açabilirler. Bu metastatik tümörlerde özellikle radyasyon onkolojisi ve medikal onkoloji beyin cerrahisi branşlarının ortak karar vermesi gereklidir. Özellikle omurga tutulumu olan kanserli hastalarda cerrahi girişimin amacı tümörü tamamen çıkarmaktan ziyade hastanın konforlu yaşamını sürdürmesini sağlamaktır. Bu hastalarda omurilikteki baskıyı kaldırdıktan sonra omurgayı destekleyici çeşitli implantlar takılmakta ve hastanın rahat yaşamasına olanak sağlanmaktadır.

    Radyoterapi:Omurilik ve omurga tümörlerinin hemen hemen hepsi radyasyona duyarlıdır. Cerrahi girişim öncesi ve sonrası dönemde bu tümörlere radyoterapi verilmektedir.Özellikle tanısı konulan ve patolojik tiplenmesi yapılan tümörlerde ameliyat sonrası erken dönemde radyoterapi yapılabilmektedir. Radyoterapide tümöre yönelik tümör hücrelerinin öldürülmesi ile normal dokulara zarar vermeyecek şekilde planlanmaktadır.

    Son yıllarda radyoterapide büyük bir gelişim gözlenmiştir. Cyberknife yöntemi ağrıyı kontrol altına alabilmekte ve yaşam kalitesinin artırılmasını sağlamaktadır.Cyberknife ile tedavi süresi kısalmış, hızlı iyileşme sağlanmış ve tedaviye olumlu yanıtlar alınmıştır. Bu teknik esas olarak omurilik ve omurga tümörlerinde birincil olarak kullanılabileceği gibi; ameliyat yapılamayan hastalarda, daha önce radyoterapi almış hastalarda ve ameliyat yapılmış hastalarda destek tedavisi olarak da kullanılabilir.

    Stereotaktik radyocerrahi ve radyoterapi omurilik ve omurga tümörlerinde yüksek doza imkan sağlarken; omurilik dozu tolerans seviyesi ile sınırlandırılmalıdır.

    Kemoterapi:Bu yöntem diğer tedavi yöntemlerine destek olarak omurilik ve omurga tümörlerinde tümöre yönelik kimyasal maddeler verilerek tümörün küçültülmesi esasına dayanır. Medikal onkolog ve beyin cerrahının işbirliğinde verilir.