Etiket: Omurilik

  • Servikal dar kanal ve miyelopati tedavisi

    Omurganız omuriliğinizi ve sinirlerinizi korur, ayakta durmanıza ve eğilmenize izin verir. Boyun omurlarında aşınma ve yıpranma nedeni omurilik kanalında daralma meydana gelmektedir. Omurilik kanalındaki daralma nedeni ile omurilik ve kollara giden sinirlerde bası ve basıya bağlı olarak hasar ortaya çıkabilir.

    Kanal Daralması Nedir?

    Omurilik kanal daralması sıklıkla 50 yaşın üstündeki kişilerde görülür. Artrit ve skolyoz gibi hastalıklar spinal stenozu kötüleştirebilir.Hastalarda hiçbir bulgu olmayacağı gibi yavaş yavaş veya aniden ortaya çıkan semptomlara sahip olabilirler. Bu belirtiler arasında şunlar olabilir:
    • Boyunda veya sırtta ağrı
    • Kollarda veya bacaklarınızda uyuşma, yanma
    • Yürürken dengesizlik
    • Parmaklarda, ellerde, kollarda ve bacaklarda zayıflık

    Tanı:

    Hastanın şikayetleri, muayene ve görüntülemeleri ile tanı konulur. Omurilik hasarının şiddetini değerlendirmek için uluslarası bir standart olarak Modifiye Japon Ortopedi Birliği Ölçeğini kullanıyoruz. Ölçek ile kol ve bacaklarda uyuşma, halsizlik ve koordinasyon problemleri, mesane
    ve bağırsak problemleri, ellerin ince motor becerileri ve denge sorunları değerlendirilir. Omuriliğin yapısını değerlendirmek amacıyla MR kullanılmaktadır.

    Tedavi

    Servikal dar kanal şikayeti olan hastaların duruş, boyun hareketliliği, güç ve esnekliğinin kapsamlı
    bir şekilde değerlendirilmesinden sonra fizyoterapist eşliğinde birebir eğitime alınır.

    Cerrahi olmayan ek tedaviler şunlardır:

    Yanma, karıncalanma ve uyuşukluk belirtileri için anti-inflamatuar ilaçlar ve nöropatik ağrı kesici ilaçlar
    Dengeyi yeniden kurmak ve düşmeleri önlemek için eğitim Kilo kaybı rehberliği, daha sağlıklı beslenme ve omurga üzerinde baskıyı hafifletmek için egzersiz önerileri, sırt kaslarını güçlendirmek için pilates ve yoga

    Cerrahi Tedaviler

    Servikal dar kanalın yanında miyelopati varsa tedavi amıyla cerrahi gerekebilir. Cerrahi daha fazla omurilik hasarını önleyebilir ve fizik tedavi ile birlikte iyileşmesi sağlanabilir. Ameliyatınız için değerlendirdiğimizde ek çalışmalar yapabiliriz:

    Sinir problemlerine bağlı kas güçsüzlüğünü saptayabilen elektromiyografi (EMG)
    Röntgen filmleri
    Bilgisayarlı tomografi (BT)
    Manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
    Sizin için gereken en uygun cerrahi yöntem seçilecektir.
    Boyunun önünden veya arkasından sinir basısını ortadan kaldırmaya yönelik cerrahi.
    Laminektomi boynun arkasından yapılır, omurun bası yapan kısmı çıkarılır ve gerekirse

  • Diastematomyeli, tethered cord ve gergin omurilik sendromu nedir, meningosel ne demektir?

    Bifid kord, ayrık omurilik sendromu da denen bu tablo, yani diastematomyeli yarık omurilik anlamına gelir. Genellikle omurga kemiğinin ortasındaki kanal içinde uzanan tek bir organ iken, bir kemik yapı veya sert bir zar tarafından omurilik ikiye bölünmüş durumdadır. Bu anomalinin üstü normal bir cilt ile örtülü olduğu için dışarıdan görülmez; ancak çok detaylı radyolojik incelemeler sonucunda ortaya çıkar. Bir çocuğun veya bebeğin sinir sistemi muayenesi sırasında ortaya çıkan bir takım bulgular böyle bir durumdan şüphelenilmesini sağlayabilmekte ise de, bu anomali genellikle daha ileri yaşlarda bir takım ağır egzersizler sırasında veya doğum sırasında ortaya çıkabilen ani felçlerle anlaşılır. Böyle bir durum tespit edildiğinde hastanın deneyimli bir beyin cerrahı tarafından bir an önce ameliyat edilmesi gerekir. Tabii ki günümüzde bu işlem omuriliğin işlevleri ameliyat sırasında izlenmekte iken, yani nöromonitörizasyon altında yapılmaktadır.

    Gergin Omurilik Sendromu veya Kalın Filum Terminale adı verilen tablo ise, doğumsal omurga anomalilerinden bir diğeridir. Adı üstünde zaten, bacaklara giden sinirleri taşıyan omuriliğin gergin olması. Peki neden geriliyor bu omurilik, onu kim geriyor? Tabii ki bunun gerilimle veya stresle bir ilgisi yok. Normal bir omuriliğin sonradan gerilmesi de mümkün değil. Aslında bu doğumsal bir anomali. Yani bazı bebeklerin omurilikleri en alt ucunda çevreye yapışık oluyor. Bebeğin kemikleri, sinir sistemi dokusundan çok daha hızlı büyür ve sonuçta; çocuk büyüdüğünde sinir dokusundan oluşan omurilik, kemiklerden oluşan omurilik kanalından çok daha kısa kalır. İşte bazen bebeklik döneminde omuriliğin en alt kısmı o bölgedeki kemik yapılara yapışık, yani “tethered” olabilir; çoğu zaman da bu durumlarda omuriliğin en alt kısmı olan filum terminale, içinde yağ dokusu fazla olduğundan kalındır. Bu çocuklar büyüdükçe omurilik gergin hale gelir ve geceleri yatağa çiş kaçırmaktan tutun felce kadar ilerleyebilen pek çok bulgu ortaya çıkar. Kimi zaman çocukluk çağında konan bu teşhisin konması, bazen gözden kaçırıldığında yetişkin yaşları bulabiliyor. Bu hastalara tanı konulduğunda, bir an önce deneyimli çocuk beyin cerrahi uzmanlarınca bu yapışıklığın giderilmesi veya omuriliğin alt ucunu oluşturan filum terminale’nin kesilmesi gerekmektedir. Tabii ki günümüzde bu işlem de, nöromonitörizasyon altında yapılmaktadır. Böylece ameliyat sonrasında üzücü sonuçlarla karşılaşılmıyor.

    Meningosel ise omurgadaki kemiklerin arka kısmının açık olması yani doktorların deyimiyle spina bifida sonucu, omuriliği örten zarların içindeki beyin omurilik sıvısının yani BOS’un bir kese şeklinde ciltte yaptığı kabartıya verilen isimdir. Kimi zaman bu kabartının içinde sinirsel yapılar da olduğunda, doktorlar bu duruma memingomyelosel adını verirler. Bu tablo, doğumsal omurga anomalilerinden biridir ve anne karnında iken veya bebek doğar doğmaz tespit edilir. Genellikle kabartının üstü normal bir cilt ile örtülüdür, ancak böyle bir durum tespit edildiğinde hastanın deneyimli bir beyin cerrahı tarafından detaylı olarak incelenmesi gerekir. Çünkü bu duruma eşlik eden çok daha ciddi bir takım anomaliler olabilir. Eğer kabartının üstü normal bir cilt ile örtülü değil ise, yani kese patlamış ve beyin omurilik sıvısı-BOS dışarı akmakta ise veya patlamak üzere olan incecik bir kese söz konusu ise; bebeğin doğar doğmaz deneyimli bir çocuk beyin cerrahisi uzmanı tarafından acilen ameliyat edilmesi gerekir.

  • Nedir bu spina bifida?

    Spina bifida, anne karnında embriyolojik dönemde, yaklaşık hamileliğin ilk bir ayında ortaya çıkan sinir sisteminin yetersiz gelişimine verilen isimdir. Tüm sinir sisteminde olabilir ama sıklıkla bel bölgesinde görülürler. Tümünde temel sorun çocuğun belindeki gelişim yetersizliğine bağlı oluşan sinir dokusu yani omurilik ve cilt katları arasındaki yapışıklıklardır. Bu yapışıklıklar ilerleyen yaşlarda hastanın boyunun uzaması ile birlikte omuriliğin yukarı doğru yer değiştirmesine engel olur. Sonuçta gergin omurilik sendromu ortaya çıkar, omuriliğin beslenmesi gerilmeye bağlı olarak azalır ve en sonunda omurilik hasarı meydana gelir. Spina bifida bir hastalık grubudur. Başlıcaları;

    Myelomeningosel: En sık karşılaşılan spina bifida alt grubudur. Maalesef bu çocuklar hemen her zaman bir veya daha fazla nörolojik sakatlıklarla doğarlar.

    Meningosel: Sırtta içi beyin-omurilik sıvısı dolu bir kese mevcuttur. Bu kese omurilik ile ilişkilidir.

    Lipomyelomeningosel: Sırtta içi yağ dolu bir kese mevcuttur ve bu kese de omuriliğe yapışıktır.

    Kalın filum terminale: Dışarıdan çıplak gözle tespiti çok zordur. Ancak bir çok hastada orta hatta bir küçük delik, belde kıllanma artışı veya renk değişiklikleri ile şüphelenilir.

    Ayrık omurilik malformasyonu: Aynı kalın filum gibi bu hastaların da cilt bulguları vardır. Cilt bulgularına ek olarak bir çok hastada bacaklar veya ayaklar arasında uzunluk ve/veya büyüklük farkları dikkati çeker.

  • Omurilik felcinde kök hücre umudu

    Her yıl binlerce kişi trafik kazaları, denize atlama ve spor yaralanmaları sonucunda “omurilik felci” ile karşı karşıya kalıyor.

    Travma nedeniyle omuriliğin işlevlerini kaybetmesi sonucu oluşan “omurilik felci” Türkiye’de her yıl binlerce kişiyi etkisi altına alıyor. Çoğunlukla denize atlama, trafik kazaları ve sporlar yaralanmaları sonucu “omurilik felci” oluşabiliyor. Bu tip kazalarda ayrıca omurilik yaralanması sonucu yüksek oranda can kaybı da yaşanıyor.

    Toplumsal Farkındalık Şart

    Kaza sonucu yaralanan kişilerin mutlaka iyi donanımlı travma merkezlerine götürülmesi gerekir. “Yapılan araştırmalara göre omurilik felcine yol açan durumların başında trafik kazaları geliyor. Omurilik yaralanmalarının yüzde ellisinden fazlası trafik kazalarından kaynaklanmaktadır. Özellikle trafik kurallarına uymama ve emniyet kemerinin yanlış bağlanması bunun en büyük sebebidir.

    Maalesef ülkemizde bunun çok acı örneklerini sıklıkla görmekteyiz. Aynı şekilde yaz aylarında sığ denize baş üstü atlama da omurilik felci sebebi olabiliyor. Bu konularda kamuoyu bilgilendirmesi hayati önem taşımaktadır. Ülkemizde bu tarz kazalara karşı toplumsal farkındalığı arttırmamız gerekir.

    Önce kendini koru

    Trafikte iken emniyet kemerinin uygun şekilde takılması ve trafik kurallarına harfiyen uyulması gerekmektedir.

    Ayrıca trafik kazalarından sonra kazazedeler hastanelere omurgaları korunacak şekillerde taşınmalıdır. Sığ havuz ve denize baş üstü atlanmamalıdır. Spor yaparken gerekli önlemler alınmalı, koruyucu kasklar ve aparatlar uygun şekilde kullanılmalı, yüksekten atlarken güvenli olduğundan emin olunmalıdır.

    Omurilik Felcinde Tedavi Mümkün Mü?

    Omurilik yaralandıktan sonra bir kaç saatten 6 haftaya kadar sürebilen bir şok dönemi geçirir. Bu şok esnasında omuriliğin ne derece zedelendiğini saptamak bazen zor olabilir. İlk çarpma etkisi ile oluşan omurilik içine kanama ve şişme kendisini zamanla onarabilir. Omurilik tamamen zedelenmediyse, kişi zedelenme tarihinden 2 yıl sonrasına kadar iyileşme belirtileri gösterebilir, fakat aradan ne kadar çok zaman geçerse, iyileşme şansı o kadar azalır. Omurilik felci olan hastaları rehabilitasyon kliniklerinin kontrolünde olmaları gerekir. Bu hastalar egzersizlerini ve tıbbi kontrollerini hiç bırakmamaları gerekmektedir.

    Kök Hücre Devrimi

    Omurilik yaralanmalarında; beyinden gelip omurilik içinden geçip, kaslarımıza kadar giden sinir lifleri yaralanır. Tıp dünyasında omurilik yaralanması ve felç ile acil kliniklerine başvuran hastaları kolayca iyileştirebilecek bir ilaç tedavisi henüz bulunmuyor. Ancak bu hastaların hastanede iyileşmelerine yardımcı olabilecek pek çok müdahale olduğu uzamanlar tarafından dile getiriliyor.

    Gelişen teknolojiyle birlikte tıp alanında farklı branşlarda sıklıkla tercih edilen bir tedavi yöntemi haline gelen kök hücre tedavisi omurilik felçlilerin tedavisinde de kullanılmaya başlandı. Kök hücre tedavisinde amaç, hastaya kök hücreler vererek bu hücrelerin yaralı omurilik bölgesinde yerleşmesi, yaşayabilmesi ve yaralanmış hücrelere dönüşmesini sağlamaktır. Tabi aslen bu hücrelerin fonksiyon kazanması ne omurilik içinden beyne ve kaslara haber iletebilir hale gelmesini sağlamaktır. Bu sayede hastalar tekrar hareket edebilir ve kollarını ve bacaklarını hissedebilirler.

  • Omurilik felcinin tedavisi

    Omurilik felcinin tedavisi

    1-Omurilik stimulasyonu (uyarıcı pil takılması)

    omurilikten elektrik stimülasyonu ile ayaklarını hareket ettirmeye dayanan bir yöntemdir. Bu sayede felçli hastalar yıllar sonra ilk kez ayak parmaklarını, bilekleri dizlerini hareket ettirebiliyorlar ama kendi kendilerine yürüyemiyorlar. Normalde insan omuriliği yüksek hızlı tren rayı gibi çalışarak, beyinden gelen mesajları vücudun diğer bölümüne taşıma görevini yapar. İşte bu iletim hattında bir hasar olursa mesajlar vücudun diğer bölümlerine aktarılamaz. Omurilik felci geçiren insanların belden altında tüm his ve hareket kabiliyeti kopabiliyor. Omurilik pili bu bağlantıyı kurarak hastanın bacaklarını oynatmasına ve hissetmesine fayda sağlamaktadır.

    2-Omurilik (kök hücre) nakli

    Omurilik nakli, Omurilik nakli aslında omur nakli olarak bilinmekte fakat bu bilgi yanlış anlaşılmaktadır. Omurilik nakli aslında kök hücre naklinden ibarettir. Felç geçirmiş hastaların tedavi şekilleri arasında kök hücre tedavisi de yer almaktadır. Hasta olan kişi ile kök hücre örnekleri alınacak kişi arasında kök hücre naklinden ibarettir. Sinirleri yıpranmış veya hasar görmüş felç hastalarının çoğunda işe omurilik nakli işe yaramaktadır. Fakat herkes de aynı etki gözlemlenemiyor, bazı hastalarda kök hücre nakli başarısız olabilmektedir. Kök hücre nakli için her iki taraf içinde doku uyumu ve testlerin tutarlı olması gerekmektedir. Genellikle akraba olan kişilerde bu tutarlılıklar gayet yüksek olmaktadır. Donör olacak kişinin sağlam ve hiçbir hastalığının olmaması da çok önemlidir. Hastanın omurilik nakli olmadan önce tüm tetkiklerinin yapılmış olaması gerek, herhangi bir hastalığının olup olmadığı belirlenmelidir. Hastaya donör olacak kişininde aynı şekilde tüm sağlık kontrolleri yapılır. Uygunluk tespit edilip onay verilir ise, ameliyat süreci başlamış olur. Donör olan kişinin kemik iliği hücreleri alınır. Genellikle leğen kemiğinden alınır. Felç veya kısmi felç olan hastaya kök hücreler omurilik bölgesine nakil edilir. Kök hücre nakli günümüz şartlarıyla gayet basit bir hal almıştır. Sadece omurilik nakli için değil, birçok kök hücre nakil şekilleri vardır. Hastanın durumuna ve hastalığa göre farklı olarak nakil şekilleri yapılmaktadır.

  • Omurilik felci nedir nasıl oluşur

    Omurilik felci nedir nasıl oluşur

    Omurga ve omurilik anatomisi sayfasında ana hatlarıyla belirtilen omurilik işlevleri, çeşitli sebeplerle kaybedilebilir. Omuriliğin işlevini kaybetmesi için hastalık ya da travmaya bağlı bir baskıya uğraması gerekir. Uğradığı bu baskı sonucu hasar gören bölgeler iletişim görevini yapamaz hale gelir. Daha başka bir deyişle, organlarla beyin arasındaki irtibat, hasar gören bölgeler ve aşağısında kaybedilir.

    Omurilik Felcinin Sebepleri

    A. Travmalar

    Trafik Kazaları

    Yüksekten Düşmeler

    Sportif Yaralanmalar (Sığ suya balıklama Atlama vb.)

    Ateşli Silah Yaralanmaları

    İş Kazaları

    Doğal Afetler

    B. Hastalıklar

    Omuriliğin içinde, çevresinde ve omurgada gelişen bir hastalığın, omuriliği sıkıştırması, baskıya uyğratması ya da zedelemesi sonucu omurilik felci ortaya çıkabilir. Bu bastalık grupları şu başlıklar altında toplanabilir:

    Urlar (Tümörler): Omurga-omurilik bölgesinde oluşan urların omuriliğe baskı yapması sonucu omurilik felcine sebep olabilir.

    Enfeksiyonları: Omurga veremi (pott), menenjit vb enfeksiyon hastalıklarının omuriliği deforme etmesi sonucu omurilik felcinin oluşmasına sebep olur.

    Yumuşak Doku Hastalıkları: İleri Derecede omurga fıtıkları, Omurgayı çevreleyen dokulardaki (Ligamanlar) deformasyonlar vb, yumuşak dokularda gelişen hastalıklar da omurilik felci meydana getirebilir.

    Omurilik felcinin etkileri

    Tetraplegia: Omuriliğin boyundan zedelenmesi sonucu kolların hareketi,gövdenin hissi,bacakların hareketi tamamen yok olur. Kişi nefes alma ve öksürmede güçlük çeker. Yüzünü, boynunu, omuzlarını, ellerini ve kollarını hissedebilir fakat gövdesini ve bacaklarını hissedemez.

    Parapleji: Parapleji, genel olarak boyundan aşağıdaki kısımlarında meydana gelen zedelenmelere bağlı olarak gerçekleşen felçl türüdür. paraplejide temel olarak bacakların oynatılamamakla birlikte, jhasarın seviyesine göre iki kategoride ele alınmaktadır.

    OMURİLİK ZENDELENDİKTEN SONRA İYİLEŞİRMİ?

    Omurilik zedelendikten sonra tekrar tedavi edilmez ve tekrar büyümez.Eğer omurilik “omurga şoku”u atlatabilirse birtakım iyileşmeler olabilir. Omurga şoku her omurilik zedelenmesinden hemen sonra ortaya çıkar, omurilik çalışmasını durdurur ve kişi hareket edemez. Omurga şoku bir kaç saatten 6 haftaya kadar sürebilen bir zaman dilimi sürebilir ve bu şok esnasında omuriliğin ne derece zedelendiğini saptamak zordur. Eğer omuriliğin şişme, kanama, çürümesi biterse birtakım iyileşmeler olabilir fakat iyileşme genelde omurilik zedelenmesinin ilk 6 aylık süresi içerisinde gerçekleşir. Omurilik tamamen zedelenmediyse, kişi zedelenme tarihinden 2 yıl sonrasına kadar iyileşme belirtileri gösterebilir fakat aradan ne kadar çok zaman geçerse, iyileşme şansı o kadar azalır. Eğer omurilik bir hastalık ve ya tümör sebebiyle zedelenmişse, tamamen iyileşme ihtimali mevcuttur.

  • Beyincik sarkması nedir? Tanıdan tedaviye bilinmesi gerekenler!

    Beyincik sarkması kafatasınan alt kısmındaki bir açıklıktan beyinciğin omurilik kanalına doğru sarkmasıdır. Ağır tiplerinde çocuklarda başka doğumsal anomalilerde birlikte görülür. Beyincik sarkmasının tıbbi adı Chiari malformasyonudur. Tip 1, 2, 3 ve 4 ayrı tipi vardır.

    Beyincik sarkmasıyaşamı tehdit eder mi? Beyincik sarkmasının en hafif tipleri ameliyat edilmeden izlenebilir. Hastada belirti ve bulgu yoksa bir tedaviye de gerek yoktur.

    Beyincik sarkmasının en önemli yan etkisi omurilik içerisinde kist gelişmesidir. Bu hastaların bacaklarında güçsüzlük, el kaslarında erime ve güç kaybı olabilir. Bu durum hastaların üçte ikisinde görülür.

    Beyincik sarkması Chiari Malformasyonu Tip 1 de bir çok kişi kendisinde böyle bir anomalinin olduğunun farkında değildir. Bu hastaların çoğunluğunun hiçbir yakınması yoktur. Belirti ve bulgusu olmayan kişilerin tedaviyede ihtiyacı yoktur. MR incelemelerinde binde bir oranında görülür.

    Boyun ağrısı, baş ağrısı, denge sorunları, güçsüzlük, baş dönmesi, çift görme, yutma güçlükleri, yürüme güçlüğü, uyku apnesi, horlama görülebilir. Omurga eğrilikleride sıkça görülür. Omuz ve boyun ağrıları, kulak çınlaması sıkça bildirilir. Düzensiz kalp atımları bile bildirilmiştir.

    Klinik tablo çocukluk evresinde, ergenlikte çoğunlukla görülür. Ancak erişkinlerde de görülme sıklığı oldukça fazladır.

    Beyincik sarkması Chiari Malformasyonu beyinciğin omurilik kanalına doğru sarkmasıdır. Dar bir bölgede beyin sapı ve omurilik sıkışır. Ayrıca beyin omurilik sıvısı dolaşımı bozulur. Bu da omurilik içerisinde kist oluşmasına –syringomyeli neden olur. Omurilik içerisinde kist – siringomiyeli – boyun omuriliğinde olması durumunda el kaslarında erime gözüküyor.

    Omurilik içerisinde kist – siringomiyeli – olması durumunda mutlaka beyincik sarkması açısından araştırma yapılmalıdır.

    Beyincik sarkması tanısı nasıl konulur?

    Kişinin yakınmaları ve muayene bulgularına ek olarak incelemeler yapılmalıdır. Beyincik sarkması Chiari Malformasyonu ve Omurilik içerisinde kist – siringomiyeli –tanı koymak için manyetik rezonans beyin ve boyun incelemesi ilk adımdır. Beyin omurilik sıvısı akımı ve dinamiği incelemesi çok önemlidir. Beyin omurilik sıvısı akımı ve BOS dinamiği BOS AKIM MR – SİNE MR ile incelenir. Ayrıca kraniyovertebral bileşke anomalisi var mı diye de araştırma yapılması gerekir. Bunun için kraniyovertebral bileşke direkt grafileri ve bilgisayarlı tomografi incelenmesi gerekir. Omurgada gelişebilecek deformiteler açısından skolyoz garfileride çekilmelidir.

    Beyincik sarkması tanısı ve BOS akım Mr incelemesi!

    Sine Mr veya BOS akım Mr incelemesinde beyin omurilik sıvısı sistolik ve diastolik dinamiği vardır. Chiari malformasyonlu ve ciddi foramen magnum darlığına yol açmış olgularda bu dinamik bozulur ve beyin omurilik sıvısı geçebildiği yerde “Jet akım” adıyla anılan yüksek hızda geçiş yapar. Ameliyattan sonra beyin sapı etrafında normal akım başlar.

    Beyincik sarkması Tedavisi?

    Beyincik sarkmasının tedavisi vardır. Tedavi edilmesi gereken olgularda ameliyat tek çözümdür. Ameliyatın hedefi sarkan beyincik kısmının omurilik başlangıcına yaptığı baskıyı azaltmaktır. Hastalarda birden fazla ameliyat gereksinimi doğabilir.

    Ameliyatta omurilik ve beyin sapını rahatlatacak kemik yapıların alınması ve beyincik ve omurilik zarının açılması gerekir. Bazen sadece kemik yapıların alınması bile yeterli olabilir. Ameliyatın adı foramen magnum dekompresyonudur. Foramen magnum kafatsının omurilik kanalına açılan açıklığının adıdır. Kafatasının bu açıklığının arka kısmı ve birinci omurun arka kısmı ameliyat ile alınır ve bu bölgenin genişlemesi sağlanır. Ameliyatın bundan sonraki sürecinde beyincik ve omurilik zarlarının açılması gelir. Dış zar duranın açılması yeterli olabilir. Ancak beyin omurilik sıvısı dolanımının sağlanamadığı görülürse iç zar araknoidde açılabilir. Bazı olgularda işlevsiz olduğu düşünülen sarkmış beyincik kısmı bile çıkartılabilir. Ameliyatın son kısmında bedenden veya sentetik alınmış bir yama ile beyincik-omurilik zarı – durayı kanalı genişletecek biçimde kapatmaktır.

    Ameliyatın amacı beyinciğin sarkmasına bağlı gelişen beyin sapı ve omurilik basısına bağlı gelişen nörolojik kötüleşmeleri ve beyin omurilik sıvısı dolanım bozukluğunun önüne geçmektir. Yapılan işlemin adı foramen magnum dekompresyonu ve “sisterna magna remodelling” dir.

    Ameliyattan sonra 2-3 gün arasında hastaneden çıkış yapılır. Hastaların büyük çoğunluğu bu ameliyattan yarar görür. Ancak bir grup hastada omurilik içi kistin kalıntı belirti ve bulguları sürer. Genellikle 1-2 yıl arasında beyin omurilik sıvısı özellikle omurilik içerisinde normalleşmeye başlar. Bunu BOS AKIM MR – Sine MR ile anlayabiliriz.

  • Omurilik tümörleri hakkında

    Omurilik tümörleri hakkında

    Omurilik tümörleri, omuri­liği kaplayan koruyucu kılıfların arasında ya da kılıfın yüzeyinde gelişebilen anormal hücre kütle­leridir. İyi huylu (yayılması muhtemel olmayan) tümör­lere, habis (kanserli ve yayılması muhtemel) tümörlere oranla daha sık rastlanır.

    Her ne kadar bazıları vücudun başka yerinde kanser olarak başlayıp omuriliğe sıçramış olsa da ki bunlar ikincil tümör olarak adlandırılır; omurilik tümörlerinin çoğu birincil (yani omuriliğin içinde başlamış nitelikte) ‘dir. İyi huylu tümörler, bazı ailelerde daha sık vuku bulur. Bununla beraber, pek çok durumda, tümöre neyin sebep olduğu bilinmemektedir.

    Belirtileri

    En önemli semptom, tümör büyüdükçe omurilikte oluşan bası sonucu artan veya kötüleşen sırt ağrısıdır. Omuriliğin hangi kısmının etki altında olduğuna bağlı olarak, omurilik tümörünün semptomları değişiklik arz eder.

    Semptomlar genellikle, uyuşukluk, karıncalanma ya da vücutta soğukluk hissi; kol ya da bacakların herhangi birinde artan adale zayıflığı; bağırsak ya da idrar torbası kontrolü kaybı; şeklindedir.

    Tedavi Seçenekleri

    Bu semptomlardan herhangi birinden muzdaripseniz, dokto­runuz, benzer semptomlara sebep olan diğer tıbbi durumlara yönelik bir kontrol yapacaktır. Daha sonra sizi bir nöroloji uzmanına (beyin ve sinir sistemi kusurları hususunda uzmanlaşmış doktor) göndere­bilir. Bu doktor, bilgisayarlı tomog­rafi ya da manyetik rezonanslı görüntüleme dahil olmak üzere, çeşitli teşhis testleri uygulayabilir.

    Tümörlerin, omurilikten çıkanlması için yapılan ameli­yatlar genellikle başarılıdır. Ancak bazı tümörlerin, omurilik zedelen­meden çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu durumda, tümörün daha fazla büyümesini geciktirmek üzere, radyasyon terapisi alabilirsiniz. İlgili bölge­deki omurun (omurgayı oluşturan kemik bölümler) bazı kısımla­rının cerrahi yolla çıkarılması da, omurga sinirlerinin üstündeki basının azaltılmasını sağlayarak, ağrı ve diğer semptomlarda ferah­lama yaratabilir.

    Omurilikteki şişmeyi azaltmak için corticosteroid ilaçlar da verilebilir. Ameliyat veyahut radyasyon terapisisonrasında, kas kuvvet ve kontrolünü tekrar kazanmak için fizik tedaviye ihtiyaç duyabilirsiniz.

  • Omurga ve omurilik cerrahisi

    Omurga Cerrahisi

    Omurga cerrahisi dediğimiz zaman kafa tabanı-boyun omurga bileşkesinden başlayıp sakrum kemiğini içine alarak kuyruk sokumuna kadar uzanan tüm omurga bölgelerini içerir. Omurganın birçok hastalıkları en çok bel bölgesinde karşımıza çıkmakla beraber boyun omurgasında, sırt omurgasında ve sakrumda görülebilmektedir. Omurgayı tutan hastalıklar doğuştan olabileceği gibi sonradan da yaş ilerledikçe karşımıza çıkabilmektedir. Doğuştan olan omurga hastalıklarını oluşturan konjenital skolyoz, kifoz, kifo-skolyoz, omurganın gelişimsel bozukluklara bağlı görülebilen spina bifida, omurganın formasyon ve segmantasyon anomalileri bunlardan bazılarıdır. Adelosan idiopatik skolyoz ise gelişme çağında pubertede sıklıkla karşımıza çıkar ve bunların bir kısmı ilerleyerek cerrahi tedavi gereksinimi doğurur. Yaş ilerledikçe omurlar arasında olan disk dokusu yaşlanmaya, içerisindeki sıvı miktarı azalmaya başlar. Omurlar arasındaki disk dokusunun dejenerasyonu ile omurgadaki dejenerasyon (bozulma ve yaşlanma) süreci başlamış olur. Disk yapısının bozulması sonrasında omurlar arasındaki eklemlerde dejenerasyonlar ve eklem kapsüllerinde gevşemeler oluşur. Bu süreç ilerlerse eğer karşımıza omurilik kanalında daralma (spinal stenoz), omurların birbiri üzerinde kayması (spondilolistezis) ve dejeneratif skolyoz tabloları çıkabilir. Omurganın yukarıda bahsedilen dejeneratif hastalıkları genellikle orta yaştan sonra (50-55 yaş sonrasında) ilerliyerek karşımıza çıkar ve oldukça ağrılı bir süreçtir. Bunların dışında omurganın düşme veya trafik kazası sonrası görülen kırıkları ve kaymaları, omurga tümörleri, omurganın iltihabi hastalıkları (bakteriyel diskitis ve omurga tüberkülozu gibi) ve daha önce geçirilmiş omurga operasyonları sonrası gelişen bazı problemler (düz bel sendromu, psödoartroz, komşu segment hastalığı, başarısız bel sendromu) sayılabilir. Omurga cerrahisinde uygulanılan yöntemler; mikrocerrahi, endoskopik disk cerrahisi, minimal invazif cerrahiler, füzyonsuz enstrümantasyon teknikleri (dinamik stabilizasyon), total disk protezleri ve füzyonlu enstrümantasyon cerrahilerini içermektedir. Omurga cerrahisinde uygulanan bu teknikler hem hastanın kliniğine ve patolojisine, hem de cerrahın deneyimine ve tercihine göre değişebilmektedir.

    Omurilik Cerrahisi

    Spinal kord veya omurilik boyun bölgesinden başlayıp kuyruk sokumuna kadar uzanır. Omuriliğin cerrahi gerektiren hastalıklarının belirtileri görüldüğü omurilik segmentine ve yerine göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin boyun bölgesinde omurilik tutulumu kollarda ve bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yaparken, sırt ve bel bölgesinde omurilik tutulumu bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yapabilir, kolları etkilemez. Omurilik genellikle erişkinlerde birinci bel omuru ile ikinci bel omuru arasında sonlanır. Bu bölgeden sonra spinal kord kauda equina olarak adlandırılır. Kauda equinada omurilikten ayrılan sinirler bacaklara doğru ilerler ve herbiri ayrı kas dokularında sonlanır. Omurilik cerrahisi omuriliğin tümörlerinde, enfeksiyonlarında (apseler), kistlerinde (sringomiyeli), vasküler (damarsal) anomalilerinde (AVM, kavernom, AV fistüller) ve gergin omurilik sendromuna neden olan durumlarda (split kord sendromu, kalın filum terminale, intraspinal lipom, dermal sinus traktı) uygulanmaktadır. Omurilik cerrahisi rutin olarak bir ameliyat mikroskopu yardımıyla ve mikrocerrahi teknikler ile yapılır. Omurilik cerrahisi uygulanırken normal dokulara zarar vermemek için intraoperatif nöromoniterizasyon son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

  • Omurga tümörleri

    Spinal tümörler, omuriliğin kendisi veya omurilik destek dokuları veya omurgayı oluşturan kemik dokulardan köken alan tümöral oluşumlardır. Böyle bir tümör omurilik basısı oluşturarak felçlere ve ölüme neden olabilir. Tümörün çıkarılması için sıklıkla laminektomi, bazen de hemilaminektomi yapılması gerekir. Laminektomi ve hemilaminektomi, omurilik kanalının arka bölümünden bir kemik parçasının çıkarılması işlemidir. Omurganın ön tarafını tutan tümörlerin çıkarılmasında ise değişik yöntemler kullanılır.

    Cerrahi amaç tümörü tamamen çıkarmak, tüm omurilik ve sinirleri baskıdan kurtarmak ve kalan bölümde omurga dizilim desteğini sağlayarak kemikler arası kaynaşma oluşturacak sistemi kurmaktır.

    Omurilik ve omurga tümörlerinin 3 tipi vardır:

    • Ekstra-dural spinal tümör: Omuriliği saran zarın dışındaki tümörler.

    • İntra-dural ekstra-medüller tümör:Omuriliği saran zarın içinde, omuriliğin dışındaki tümörler

    • İntra-dural intra-medüller tümör:Omuriliğin içindeki tümörler

    Alternatifler:

    • Her türlü riski göze alıp ameliyat olmamak

    • Tıbbi ilaç ve periyodik radyolojik ( BT, MR ) incelemeler

    • Tümörün cinsine göre ışın tedavisi, gamma knife, ciber knife

    • Fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetleri gidermeye çalışmak