Etiket: Omurga

  • Omurga sağlığı

    Omurga sağlığı

    Omurgaya bağlı rahatsızlıkların oluşumunda hareketsizlik en önemli faktörler arasındadır.

    Bel sağlığı açısından düzgün duruş nasıl olmalı?
    Eğer uzun süre boyunca ayakta durmak gerekiyorsa, omurganın dik durumda olmasına dikkat edilmeli. Bir bacağınızın altına 15-20 santimetre yüksekliğinde bir küçük yükselti koyarak veya dizinizin birini hafifçe bükerek durmak sağlıklıdır. Pozisyon sık sık değiştirilmeli. İki saatte veya yorulduğunuzu hissettiğinizde belinizi esnetici hareketler yapabilirsiniz.

    Otururken nelere dikkat edilmeli?
    Ayaklar yere tam olarak temas etmeli, diz ve kalça 90 derece bükük olmalı. Çok yüksek veya alçak iskemle ve koltuklarda bu pozisyon sağlanamıyor. Eğer oturduğunuz koltuk çok yüksekse, ayaklarınızın altına bir tabure koyarak yükseltebilirsiniz. İskemlenin kol destekleri de kollarınızın yere paralel durmasını sağlayacak yükseklikte olmalı.
    Otururken omurganız dik, beliniz ise destekli olmalı. Başınız omuzlarınızın önünde durmamalı, omuzlarınız da rahat pozisyonda olmalı. Fakat kendinizi kasmamalısınız.

    Yürürken de dikkat edilmesi gereken noktalar?
    Sağlıklı duruşu korumak, yürürken de çok önemli. Bu nedenle yürürken omurgamızı dik tutarak sağlıklı duruşu sürdürmeye çalışmalıyız.

    Ağır kaldırmak gerekiyorsa?
    Ağır kaldırma omurga için en riskli işlerden biri. Güvenli olarak ağırlık kaldırmak için, öncelikle bunu nasıl yapacağımızı planlamalıyız. Bu konu üzerinde 5-10 saniye düşünmek ve hazırlanmak bizi uzun süreli bir sıkıntıdan korur. Ağırlık kaldıracak kişinin ayakları yere sağlam basmalı ve ayaklar arasındaki mesafe, yaklaşık omuzlar arasındaki mesafe kadar olmalı. Beli dik tutarak, kalça ve dizler bükülerek öne doğru eğilmeli.
    Ağırlığı iki elle kavrayarak ve vücuda yakın tutarak kaldırılmalı. Ağırlık bel hizasından yukarı taşınmamalı. Eğer kaldırmayı düşündüğünüz nesne kilonuzun üçte birini ya da yarısını aşıyorsa mutlaka yardım isteyin ya da kaldırmaya yardımcı bir alet kullanın. Ağır cisimleri çekmek yerine itmek gerekir. Bu sırada ayakkabının kaymamasına dikkat edilmeli.
    Tenisten kaçının.

    Bel sağlığını korumak için yapılması gereken veya kaçınılması istenen egzersizler var mı?
    Evet, doğru egzersizleri öğrenmek gerekiyor. Egzersizlere başlamadan önce mutlaka ısınma sağlanmalı. Yüzme sporu çok yararlı. Ama kurbağalama gibi beli zorlayan stillerdense serbest ve sırtüstü yüzmek iyidir. Yürüyüş, koşu da bel için faydalı.
    Bu spor etkinliklerine ek olarak sırt, karın, kalça ve uyluk kaslarınızı güçlendiren veya esneten egzersizler yaparak bel sorununuzu en aza indirebilirsiniz. Bel kasları zayıf olanların tenis oynamaktan kaçınması gerekir. Ve herhangi bir spora başlamadan önce mutlaka doktorla konuşulmalı.
    Hapşırmanın da bir stili var!

    Yatak ne kadar sertse o kadar sağlıklıdır denir. Doğru mu?
    İlla sert olması gerekmiyor. Yatağınız vücudunuz içine gömülmeyecek kadar sert ve bel çukurunuzu destekleyecek kadar yumuşak olmalıdır. Özellikle sık yapılan bir yanlış olarak yerde veya sunta üzerinde yatarak dinlenmek sakıncalı. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak, yan yatarken dizleri karına doğru çekmek, beli rahatlatır. Yüzüstü yatmak veya bacakları düz uzatarak sırtüstü yatmak bel çukurunuzu artıracağından belinizde zorlanmaya neden olabilir.
    Ayakkabıyı oturarak giyin.

    Uzanmak da omurga için riskli olabilir. Ne yapmak gerekir?
    Omuz seviyesinin üstündeki yerlere uzanmayı gerektiren işlerde tabure ya da merdiven kullanılmalı. Ayakkabı giyme şekli de önemli. Ayakkabı giyerken öne eğilmeyin, mümkünse oturarak giyin. Belin çukurluğunu artıracak nitelikte çok yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmalısınız.

    Hapşırmanın da omurgaya zarar verdiği biliniyor…
    Evet. Ayaktaysanız ve öksürecekseniz, belinizi düzleştirin ve dizlerinizi hafif kırarak öksürün. Duvara yakınsanız belinizi duvara dayayın, iskemlede oturuyorsanız iskemlenin arkasına dayanın, mümkün olursa öksürmeden veya hapşırmadan önce karın kaslarınızı kasarak belinizi düzleştirin.

  • Kadınlarda yaşa göre omurga ağrıları ve dikkat edilmesi gerekenler

    Çocuklarda Omurga Gelişimi: Omurga sistemi, vücudumuzu birbiriyle devamlı iletişim halindeki kaslar sayesinde ayakta duran bir sistemdir. Ana yapısını kemik iskelet, bunlara hareket kabiliyeti veren eklemler ve güç üreten kaslardan oluşur. İlk 10 yaş bu yapının sağlıklı ve dayanıklı olması için temellerin atıldığı dönemdir. Eğer kalıtsal bir hastalık yoksa beslenme şekli önemlidir ve bu dönem tüm çocuklarda ortak şekilde seyreder. Yetersiz kalsiyum ve D vitamin alımı sonucu raşitizm en sık karşılaşılan problemdir.

    Kız çocuklarında erkek çocuklarından farklı olarak 9. ve 10. yaşlardan sonra hormonların etkisiyle kemikler uzamaya, kemik kitlesi artmaya ve kaslar kalınlaşmaya başlar. Bu hızlı büyüme dönemi ortalama 14-15 yaşına kadar devam eder ve bu dönemde oldukça şiddetli eklem ve kemik ağrıları olarak görülebilir. Kimi zaman özellikle geceleri ortaya çıkan sırt ve uzun kemik ağrıları nedeni ile ilaç kullanılması gerekebilir. Ancak bunlarda korkulacak bir durum yoktur. Bu dönemdeki hızlı boy uzaması duruş ve oturuş bozukluklarına ve bazen kalıcı şekil bozukluklarına neden olabilir. Bu durumun önlenmesinde düzenli yapılan spor koruyucu rol oynar ve omurga sistemini düzenler. Kimi zaman göğüslerin büyümesi ve utanma duyusu ile beraber öne eğik oturup saklama eğilimi de görülebilir. Psikiyatrik yardım alınması bu durumlarda faydalı olacaktır. Diğer yandan bu tür şikayetlerin altından omurga da skolyoz (eğrilik) çıkabileceğini göz önünde bulundurarak uzun süreli ve inatçı omurga ağrıların varlığında omurga sisteminin radyolojik olarak görüntülenmesi faydalı olacaktır. Çekilen direk röntgenler kemik yapısı, kalitesi, olası doğumsal veya sonradan kazanılmış anormallikler konusunda yeterli bilgi verir. Yirmili yaşlara kadar kemik uzaması devam etse de kızlarda daha erken sonlanacaktır.

    Teknoloji Toplumu: Teknolojinin gelişimi ile daha az hareket eden toplumlar haline gelmek bir çok sorunu da berberinde getirmektedir. Yirmili yaşlarla birlikte bir kısım hanımlar çalışma hayatına atılarak bedenen çalışan, oğunu masa başında geçirmeye başlarlar. Günün yaklaşık 8 saatini bu şekilde geçiren hanımlarda bir süre sonra hareketsizliğe bağlı boyun ve sırt ağrıları ortaya çıkar. Bunun çözümü, sık sık kısa molalar, masa başı egzersizleri ve haftada üç gün 45 dakika, 1 saat civarında yürüyüşler, düşük aktiviteli sportif hareketler yada mümkünse tek başına yüzmedir. Burada önemli olan, bu tür aktiviteleri uzun süreli ve istikrarlı olarak devam edilmesi ve hayatımızın bir parçası haline getirilmesidir. Bir başka basit çözüm ise kısa mesafelerde asansör ve araba kullanmamak, mümkün olduğu kadar hareketli kalmak olabilir.

    Hanımlar 20 li yaşlardaki risk: % 80-90 ilk hamileliklerinin gerçekleşmesidir. Özellikle ağırlık artışının en fazla olduğu son 3 ayda, annelerde bel ve sırt ağrıları ön plana çıkar. Bu dönem annenin tüm vücut sınırlarının sonuna kadar zorlandığı metabolizmasının, hormonal ve ruhsal dengesinin tamamen değiştiği, ihtiyaçlarının çok artığı ve ruhsal fiziksel her türlü desteğe ihtiyacı olduğu bir dönemdir. Bu dönemde annenin iç huzuru, çok ağır olmayan ancak tamamen hareketsiz kalmadan yapacağı düzenli fiziksel aktiviteler, doğum sırasında anneyi ve sonrasında çocuğunun sağlığını olumlu etkileyecektir. Bu egzersizler günlük bir saat sakin bir çevrede yürüyüşler, mümkün olursa yüzme veya spor salonunda uygun egzersiz programları şeklinde olabilir. Yirmili yaşlar aynı zamnada büyük oranda anne olunduğu yaşlar olup, özellikle hem çalışıp hemde emziren annelerin genel yorgunluk, uykusuzluk ve omurga ağrılarını yoğun yaşadıkları dönemleridir. Bu dönemde annenin, hem bebeğinin bakımı hem de kendi sağlığı açısndan 3-6 ay süre aktif çalışmaması veya düşük yoğunlukta çalışması önerilebilir.

    Otuzlu yaşlarla birlikte nispeten durağan hayat, gebelikler ve beslenme alışkanlıkları ile beraber kilo artışı belirginleşmeye başlar. Bu artışla birlikte eklemler, omurga ve kaslarda zorlanmalar, çabuk yorulmalar kimi zaman belli kas gruplarını içeren kronik ağrılar ortaya çıkar. Kilo artışı ve hareketsiz yaşantı, kimi zaman tam tersi hem iş hemde evde çalışan, çocuklara ve eşine bakan kadın artık çok yorulmakta ve vücut sınırları zorlanmaktadır. Aşırı zorlanmış, yorgun bir vücut, sttres, bel ve boyun fıtıklarının ortaya çıkışını tetikler veya sebep olur. Altı aydan uzun süren, aralıklı gelen, bacaklara veya kollara vuran ağrılar, omurgada fıtığın habercisi olabilir. Bunun tespiti muayene ve gereğinde ileri tetkiklerle mümkündür. Ancak daha önemli olan vücudumuza nazik davranıp, onu hırpalamadan dinlenmesi için gereken zamanı verip, gereken kontrollerini zamanında yaptırmaktır.

    Kırklı yaşlarla birlikte vicuttaki hormonal değişimler, geçirdiği hastalıklar, kilo vicudun genetik yapısı gibi pek çok faktörün etkisi ile omurgada ve başka eklemlerde dejanaratif süreçler ön plana çıkmaya başlar. Kilo ile sıkıntılar artık bu dönemde sistemik hastalıklar olarak, örneğin omurgada daralma, fıtıklar, dizlerde dejeneratif hastalıklar gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları olarak ilk bulgularını verir. Bunların takibi düzenli muayene ve tetiklerle mümkündür. Hormonal değişimin başlangıcından itibaren normal şartlarda yıllık kemik yoğunluğu ölçüme ve gereğinde ilaç tedavisi uygulanması ilerki yıllar için koruyucu rol oynayacaktır.

    Elli yaşlar ve sonrası bu zamana kadar vicudumuza ne kadar iyi, bilinçli davramamız ile ilgili, bir tür ürünlerin toplandığı yaşlardır. Kadının daha önceki yaşantısındaki hayat tarzı, beslenme alışkanlıkları, gebelik sayısı, kilo, varsa sistemik hastalıkları bu dönemde sağlığımzı etkiler ve belirleyici olur. Kemik erimesi ve dejeneratif hastalıkları bu dönemde daha da belirginleşir ve kimi zaman cerrahi tedavi gerektirebilir.

    Hem bedensel hemde zihinsel olarak kendine dinlenecek zaman ayıran, dengeli ve doğal beslenmeye özen gösteren ve ideal kilosunu koruyan, mümkün olduğu kadar bedenen ve zihnen hareketli ve aktif bir hayat sürdüren sigaradan uzak geçirilen bir hayat tarzı, size uzun yıllarda daha hizmet edecek sağlıklı vucudun habercisi olacaktır.

  • Omurga ve omurilik tümörleri

    Omurga ve omurilik tümörleri birincil ve ikincil olmak üzere iki grupta incelenebilir. Birincil tümörler omurgayı oluşturan yapıların hücrelerinden kaynaklanan tümörlerdir.İkincil tümörler ise akciğer, meme, prostat, böbrek,lenfoma, mide barsak sistemi rahim gibi organlardan omurgaya yayılan metastatik tümörler denilen tümörlerden oluşurlar.Bir diğer sınıflandırma ise omurilik zarının dışında olanlar (ekstradural), omurilik zarı ile omurilik arasında olanlar (intradural ekstrameduller) ve omuriliğin içinde olan tümörler (intrameduller) şeklindedir.

    Tüm santral sinir sistemi tümörlerinin yaklaşık %10 ile %25’i arasındaki bölümü omurga ve omurilik yerleşimlidir. Omurga ve omurilik tümörlerinin, toplumda görülme sıklığı yüzbin kişide 2 ila 10 arasında değişir.Omurilik zarının dışında olan tümörler, içinde olan tümörlere oranla daha fazla görülür. Tüm omurga ve omurilik tümörlerinin %60 ını omurilik zarınının dışındakiler, %35 ini zarın içindekiler ve %5 ini omuriliğin içindeki tümörler oluşturur.

    Omurilik zarının dışındaki tümörlerin %90 ını metastatik tümörler oluşturur. Metastatik tümörler en çok 45-65 yaşları arasında ve erkeklerde daha sık görülür. Birçok kanser tipi omurgaya yayılır ve kanserli hastaların %5-10’unda bulgu veren omurga metastazlarına rastlanır ve bu hastaların yaklaşık yarısında bacaklarda kuvvet kaybı geliştiği bildirilmiştir. Omurilik zarının içindeki tümörlerin büyük çoğunluğunu menengiom ve nörinom denilen iyi huylu tümörler oluşturur. Omuriliğin içindeki tümörlerin %90 ‘ını ependimom, astrositom denilen tümörler oluşturur.
    Bununla beraber çocuklarda omurilik zarı içindeki tümörlerin %55’ini omurilik içindeki tümörler oluştururken, %45’ini zar içi omurilik dışı tümörler oluşturur.

    Belirtileri nelerdir ?
    Omurga ve omurilik tümörleri boyun sırt ve belde yerleşim yerine göre bulgular verirler. En sık rastlanan bulgu ağrıdır ve genelde sırt ağrısı şeklinde başlayabilir.Bu ağrılar özellikle istirahat halinde dinlenmekle geçmez ve geceleri daha fazladır.Ağrı genelikle yaygın olup nadiren bölgeseldir. Bazı hastalarda karın ağrısı şeklinde başlayabilir.Ağrıyla beraber yerleşim yerine göre; boyun bölgesinde tümöre bağlı bası varsa, hem kollarda hem bacaklarda güç kayıpları, uyuşma hissi görülebilir. Sırt ve bel bölgesinde tümör varsa sadece bacaklarda güçsüzlük,uyuşma, yürüyememe gibi durumlar görülebilir. Yine omurilik ve omurga tümörlerinde mesane ve barsak sistemi kontrolü bozulabilir. İdrar kaçırma, dışkı kontrolünü sağlayamama, cinsel fonksiyon kaybı ortaya çıkabilir.Reflekslerde bozulmalar, tama yakın hissizlik, yatağa bağımlılık durumu görülebilir. Bazı tümörlerde basının derecesine bağlı olarak güçsüzlük bir iki gün içerisinde çok hızlı ilerleyebilir. Bazı tümörlerde güçsüzlük yavaş ilerler çok sinsi seyreder. Çocuklarda beceriksizlik, güçsüzlük, düşme atakları, şeklinde kuvvet kayıpları sıktır. Çocuklardaki bir diğer yakınma ise omurgada meydana gelen skolyoz dediğimiz eğriliktir.
    Risk faktörleri nelerdir?
    Omurga ve omurilik tümörlerinin de diğer tümörlerin çoğunda olduğu gibi tam olarak nedeni bilinmemektedir. Genetik faktörler, bazı kimyasal ajanlar, radyasyon ışınları, virüsler bu tümörlerin oluşumunda risk faktörleridir. Özellikle ikincil başka organlardan yayılan kanserler omurgayı çok severler.
    Nasıl tanı konur?
    Omurilik ve omurga tümörlerinin en sık belirtisi ağrı olduğundan ilk olarak hasta bu şikayetle hekime başvurabilir. Hastalığın öyküsü ve iyi bir nörolojik muayene bu tanıdan şüphelenmek için yol göstericidir. Yine radyolojik görüntüleme yöntemleri tanıda esastır. Muayene sonuçlarına göre omuriliğin ve omurganın hangi seviyesinden şüpheleniliyorsa buraya yönelik radyolojik tetkikler yapılır. Direk grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, anjiografi, kemik sintigrafisi tanıda kullanılan yöntemlerdir.

    Özellikle kanser olduğu bilinen hastaların omurga üzerinde ağrı olması, kol ve bacaklarda güçsüzlük gelişmesi durumunda mutlaka omurga tümörü yönünden tetkik edilmesi gerekmektedir.
    Nasıl tedavi edilir?
    Omurilik ve omurga tümörleri tedavisi beyin ve sinir cerrahisi, nöroloji, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji, patoloji gibi branşların birlikte karar vererek tedavi ettikleri tümörlerdir. Tanıya yönelik gerekli işlemler tamamlandıktan sonra tümörün yeri ve muhtemel tipi tespit edilir ve tedavi seçenekleri sunulur. Tedavide cerrahi girişim, radyoterapi, kemoterapi, immunoterapi gibi yöntemler tek veya bir arada kullanılabilir.
    Cerrahi :Omurilik ve omurga tümörlerin çoğunda cerrahi tedavi esastır. Son yıllarda teknolojideki artış ile bu tümörlerin tanısının kolaylaşması özellikle cerrahide mikroskobun kullanılması ile yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Özel tekniklerle radyolojik girişim altında bu tümörlerin çoğundan biyopsi alınabilmekte ve patolojisi belirlenmektedir. Omurilik zarı içerisindeki iyi huylu tümörler bütün olarak mikrocerrahi tekniklerle kolayca çıkarılmaktadır. Omuriliğin içerisindeki tümörler eğer yaygın değilse yine mikrocerrahi yöntemlerle çıkarılabilir. Omurilik zarı dışındaki tümörler; bunların çoğu metastatik tümörlerdir ve bunlar omurgada kırıklara yol açabilirler. Omurganın yük taşıma kapasitesini azaltabilirler. Ciddi derecede kuvvetsizlik ve ağrılara yol açabilirler. Bu metastatik tümörlerde özellikle radyasyon onkolojisi ve medikal onkoloji beyin cerrahisi branşlarının ortak karar vermesi gereklidir. Özellikle omurga tutulumu olan kanserli hastalarda cerrahi girişimin amacı tümörü tamamen çıkarmaktan ziyade hastanın konforlu yaşamını sürdürmesini sağlamaktır. Bu hastalarda omurilikteki baskıyı kaldırdıktan sonra omurgayı destekleyici çeşitli implantlar takılmakta ve hastanın rahat yaşamasına olanak sağlanmaktadır.

    Radyoterapi:Omurilik ve omurga tümörlerinin hemen hemen hepsi radyasyona duyarlıdır. Cerrahi girişim öncesi ve sonrası dönemde bu tümörlere radyoterapi verilmektedir.Özellikle tanısı konulan ve patolojik tiplenmesi yapılan tümörlerde ameliyat sonrası erken dönemde radyoterapi yapılabilmektedir. Radyoterapide tümöre yönelik tümör hücrelerinin öldürülmesi ile normal dokulara zarar vermeyecek şekilde planlanmaktadır.

    Son yıllarda radyoterapide büyük bir gelişim gözlenmiştir. Cyberknife yöntemi ağrıyı kontrol altına alabilmekte ve yaşam kalitesinin artırılmasını sağlamaktadır.Cyberknife ile tedavi süresi kısalmış, hızlı iyileşme sağlanmış ve tedaviye olumlu yanıtlar alınmıştır. Bu teknik esas olarak omurilik ve omurga tümörlerinde birincil olarak kullanılabileceği gibi; ameliyat yapılamayan hastalarda, daha önce radyoterapi almış hastalarda ve ameliyat yapılmış hastalarda destek tedavisi olarak da kullanılabilir.

    Stereotaktik radyocerrahi ve radyoterapi omurilik ve omurga tümörlerinde yüksek doza imkan sağlarken; omurilik dozu tolerans seviyesi ile sınırlandırılmalıdır.

    Kemoterapi:Bu yöntem diğer tedavi yöntemlerine destek olarak omurilik ve omurga tümörlerinde tümöre yönelik kimyasal maddeler verilerek tümörün küçültülmesi esasına dayanır. Medikal onkolog ve beyin cerrahının işbirliğinde verilir.

  • Bel ağrısı ve bel fıtığı

    Bel ağrısı ve bel fıtığı

    Bel ağrısının nedenleri:

    Duruş bozuklukları

    Yumuşak dokularda zorlanma

    Bel fıtıkları

    Kireçlenmeler

    Bel kaymaları

    Tümörler

    İltihabi ve mikrobik hastalıklar

    Kemik hastalıkları

    Kırıklar

    Tanı:

    Bel ağrısı yakınması ile başvuran hastanın öncelikle klinik muayenesinin yapılması gerekir. Bel ağrısına ilave bacak ağrısı yakınması olması, duyu kusuru, kuvvet kaybı, adaleler de incelme olması tetkik edilmeyi gerektirir.

    Omurga ve sinir sistemi hastalıklarında en yaygın ve güvenilir olarak kullanılan tetkik yöntemi MR görüntüleme yöntemidir. MR tetkikine ilaveten Bilgisayarlı Tomografi, EMG (sinir ve kas dokularının elektriksel aktivitesini ölçer) yapılabilir.

    Tedavi: Yapılan tetkikler sonucu, koyulan tanıya göre tedavi planlanır.

    Mekanik Bel Ağrısı: Belin uygun kullanılmamasına bağlı bel ağrısıdır. Uygun ilaçlar, 1-2 günlük istirahat, egzersiz uygun tedavi yöntemidir. Mekanik bel ağrısı süreğen olursa fizik tedavisi uygun olur.

    Omurga Kırığı: Kırığın dercesine göre, ilaç istirahat, korse uygulaması, kifoplasti(kırık omurganın içerisine kemik çimentosu injeksiyonu), stabilizasyon(vida ile omurganın tespiti) yapılabilir.

    Bel Kayması: Kayma derecesine göre tedavi planlanır. İlaç tedavisi, egzersiz, fizik tedavisi, korse uygulamaları yeterli olmazsa stabilizasyon tedavisi yapılabilir.

    İltihabi Hastalıklar: İltihaba neden olan mikroorganizmaya göre tedavi planlanır.

    Omurga tümörü: Tümörün özelliklerine göre tedavi planlanır. Tümörün çıkarılması, gerekirse radyoterapi ve kemoterapi ilave edilir.

    Bel Fıtığı: İki omurga arasındaki kıkırdak dokunun taşarak omuriliği ve/veya omurilikten çıkan sinir köklerini sıkıştırmasıdır. Bel fıtıklarının tevdisinde de başlangıçta mekanik bel ağrısı tedavisinde uygulanan yöntemler uygulanır.

    Cerrahi tedavi gerektiren durumlar:

    -Dayanılmaz bel ve bacak ağrısı,

    -Adalede incelme,

    -Kuvvet kaybı

    -İdrar kaçırma (acil ameliyat gerektirir)

    -Uzun süreli tedavi yapılan ve yanıt alınamayan vakalar.

    Bel Fıtığında Uygulanan Tedavi Yöntemleri:

    Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik cilt kesisi ile cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.
    Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %3-5 dir. Anestezinin neden olduğu riskler, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.

    Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında 2cm lik bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre daha azdır. Girişim sırasında daha az doku etkilendiğinden iyileşme daha çabuk olur. Hastanede yatış süresi bir gün ya da daha azdır.

    Endoskopik Mikrodiskektomi: Bu işlemde kesi mikrodiskektomideki kadardır. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Bu yöntem de de hastanede kalış süresi kısadır. Nüks biraz daha yüksektir.

    Lazer Nükleoplasti:Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Her bel fıtığı vakasına uygulanmaz. Hasta lokal anestezi ile opere edilir. 1 saatlik istirahatten sonra aynı gün taburcu edilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

    BEL AĞRILARININ YÖNETİMİ

    Bel ağrısının nedenleri:

    Duruş bozuklukları

    Yumuşak dokularda zorlanma

    Bel fıtıkları

    Kireçlenmeler

    Bel kaymaları

    Tümörler

    İltihabi ve mikrobik hastalıklar

    Kemik hastalıkları

    Kırıklar

    Tanı:

    Bel ağrısı yakınması ile başvuran hastanın öncelikle klinik muayenesinin yapılması gerekir. Bel ağrısına ilave bacak ağrısı yakınması olması, duyu kusuru, kuvvet kaybı, adaleler de incelme olması tetkik edilmeyi gerektirir.

    Omurga ve sinir sistemi hastalıklarında en yaygın ve güvenilir olarak kullanılan tetkik yöntemi MR görüntüleme yöntemidir. MR tetkikine ilaveten Bilgisayarlı Tomografi, EMG (sinir ve kas dokularının elektriksel aktivitesini ölçer) yapılabilir.

    Tedavi: Yapılan tetkikler sonucu, koyulan tanıya göre tedavi planlanır.

    Mekanik Bel Ağrısı: Belin uygun kullanılmamasına bağlı bel ağrısıdır. Uygun ilaçlar, 1-2 günlük istirahat, egzersiz uygun tedavi yöntemidir. Mekanik bel ağrısı süreğen olursa fizik tedavisi uygun olur.

    Omurga Kırığı: Kırığın dercesine göre, ilaç istirahat, korse uygulaması, kifoplasti(kırık omurganın içerisine kemik çimentosu injeksiyonu), stabilizasyon(vida ile omurganın tespiti) yapılabilir.

    Bel Kayması: Kayma derecesine göre tedavi planlanır. İlaç tedavisi, egzersiz, fizik tedavisi, korse uygulamaları yeterli olmazsa stabilizasyon tedavisi yapılabilir.

    İltihabi Hastalıklar: İltihaba neden olan mikroorganizmaya göre tedavi planlanır.

    Omurga tümörü: Tümörün özelliklerine göre tedavi planlanır. Tümörün çıkarılması, gerekirse radyoterapi ve kemoterapi ilave edilir.

    Bel Fıtığı: İki omurga arasındaki kıkırdak dokunun taşarak omuriliği ve/veya omurilikten çıkan sinir köklerini sıkıştırmasıdır. Bel fıtıklarının tevdisinde de başlangıçta mekanik bel ağrısı tedavisinde uygulanan yöntemler uygulanır.

    Cerrahi tedavi gerektiren durumlar:

    -Dayanılmaz bel ve bacak ağrısı,

    -Adalede incelme,

    -Kuvvet kaybı

    -İdrar kaçırma (acil ameliyat gerektirir)

    -Uzun süreli tedavi yapılan ve yanıt alınamayan vakalar.

    Bel Fıtığında Uygulanan Tedavi Yöntemleri:

    Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik cilt kesisi ile cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.
    Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %3-5 dir. Anestezinin neden olduğu riskler, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.

    Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında 2cm lik bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre daha azdır. Girişim sırasında daha az doku etkilendiğinden iyileşme daha çabuk olur. Hastanede yatış süresi bir gün ya da daha azdır.

    Endoskopik Mikrodiskektomi: Bu işlemde kesi mikrodiskektomideki kadardır. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Bu yöntem de de hastanede kalış süresi kısadır. Nüks biraz daha yüksektir.

    Lazer Nükleoplasti:Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Her bel fıtığı vakasına uygulanmaz. Hasta lokal anestezi ile opere edilir. 1 saatlik istirahatten sonra aynı gün taburcu edilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

  • Ağrısız, kesisiz omurga ameliyatları gerçekten hayal mi?

    MIS (minimal invasive spine) nedir; minimal invasiv omurga cerrahisi’nin ingilizce kısaltılmışıdır. Toplumda endoskopik disk veya laserle yapılan disk ameliyatları diyede kimilerimizce yanlış-doğru adlandırılmaktadır. Omurgaya bu şekilde olan yaklaşımlarda cilt kesisi yaklaşık 1 cm dir, ameliyat esnasında kullanılan tubuler retraktörlerin veya ekartörün çapı 18 mm dir, ve bu delikten bir endoskopta sokulduğu için bu yöntemler minimal invasivdir. Şehir efsanesi haline gelen MIS cerrahisi, ağrısız, kansız yapılan bir ameliyatın tarifidir toplumda. MIS cerrahisi bir hayal değil, gerçektir. Bu cerrahi tarzı nadir bu işe gönül vermiş bazı kliniklerde yapılmaktadır.

    Tubuler retraktörler, kasları ve yumuşak dokuyu birbirinden ayırdığı için bu dokulara daha az zarar verilir, bu dokularda daha az travma olur. Sonuç olarak daha az ağrı hissedilir. Bu tüpler içinden yapılan ameliyatlarda özelleştirilmiş ameliyat ekipmanları ve mikroskopik veya endoskopik görüntüleme kullanılır. Endoskoplar, ışık kaynağı ve kamerası olan ince tüplerdir. Cerrahi sahadaki retraktörler içinden ameliyat sahasına sokulurlar. Bu şekilde cerraha, cerrahi sahayı veya operasyonun yapılacağı bölgeyi monitörden izleme olanağı sunar.

    MIS cerrahisinin hastaya faydaları:

    Çoğu hastanın omurga cerrahisi sonrası aktif çalışma yaşamına dönme süresi uzun olmakla beraber, sportif aktivitelerini gerçekleştirebilme beklentilerini aylar sonraya ertelerler. Tüm bunlara ilaveten yaşlı hastalar (cerrahi açıdan riskli olan grup), obez, travma veya deformite gibi kompleks spinal problemi olan hastalarda “sen ameliyattan fayda görmessin” şeklindeki ithamlarla ameliyattan soğutulmaktadır. MIS cerrahisi, çoğu hastanın yüksek beklentilerini karşılar.

    MIS cerrahisi sayesinde;

    1-Kaslar ve yumuşak dokular korunur
    2-Ameliyat sonrası enfeksiyon riski düşüktür
    3-Çoğu MIS cerrahilerinde hasta günübirlik yatırılır
    4-Kanama riski daha azdır
    5-Ameliyat sonrası ağrı şikayetleri daha azdır
    6-Hastanede kalış süresi daha azdır
    7-Unutmayın ki kozmetik olarak küçük insizyonlar hastalar açısından tercih edilendir
    8-İyileşme hızlıdır
    9-Hastaların gündelik işlerine dönmeleri daha hızlıdır.

    MIS ile tedavi

    Çok yakın zaman kadar tüm omurga ameliyatları açık cerrahi şeklinde yapılmaktaydı. Teknolojik ilerlemeye omurga cerrahiside ayak uydurdu, Cerrahi el aletlerindeki gelişmeler, cerrahi teknik ve görüntüleme rehberliğindeki cerrahi (image-guided surgery)tekniklerdeki ilerlemeler, bioteknoloji ve implantlardaki teknolojik gelişmeler MIS’in güveninirliğini ve etkinliğini omurga cerrahisinde arttırmaktadır. MIS aşağıdaki durumlara uygulanabilir:

    1-Boyun veya bel fıtığı
    2-Dejeneratif skolyoz
    3-Boyunda veya belde dar kanal
    4-Bel kaymalarında

    MIS prosedurleri ve teknikleri, birçok spinal problemi çözmede güvenilir ve etkili yöntemlerdir. Bu yöntemler oldukça teknik konular olduğundan, MIS cerrahi eğitimini almış ve yeterince vaka yaparak tecrübe etmiş cerrahlar tarafından uygulanması hastalar açısından faydalıdır.

  • Dar kanal (spinal stenoz) hastalarında x-stop uygulaması

    DAR KANAL (SPİNAL STENOZ) HASTALARINDA X-STOP UYGULAMASI- Yeni Minimal İnvaziv Girişim

    Lomber Dar Kanal; Omurganın içinde Omurilik ve bacağa giden sinirlerin bulunduğu bölgenin (kanal), kemik veya burayı çevreleyen bağ dokusunun kireçlenmesi, büyümesi veya sertleşmesi sonucunda omurilik ve/veya sinirlerin sıkışması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Normalde bel bölgesinde tanımladığımız bu alanın (kanal) çapı 15-25 mm arasındadır, fakat Dar Kanal hastalarında bu çap 5-10 mm ye kadar düşer. Kanal Darlığı doğuştan veya kazanılmış olabilir. En sık görülen yukarıda bahsettiğim nedenlere bağlı gelişen kazanılmış dar kanaldır. Sıklıkla 50 ve üstü yaşlarda görülür. Kadınlarda erkeklere oranla biraz daha sık görülür.

    Bel ve bacaklarda ağrı, uyuşmalar, kramp görülebilir. Hastalar sıklıkla yürümekle veya ayakta durmakla ortaya çıkan ve durarak dinlenmelerini gerektiren bacaklarda ağrı, uyuşma ve kramplardan yakınırlar.

    Dar Kanal, ABD’ de 50 yaş ve üzeri hastalarda gerçekleştirilen bel cerrahisinin en sık nedenidir. Omurga kanal darlığının en belirgin bulguları bel ağrısı ve yürürken veya ayakta dururken ortaya çıkan bacaklarda ağrı ve güçsüzlüktür. Hastalar genellikle rahatlamak amacıyla yürürken öne doğru eğilir ve sıklıkla oturmakla rahatlarlar. Hareketleri kısıtlanan hastalarda buna bağlı olarak obesite ve psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlar.

    Tedavide; Daha önceleri kanal darlığı ameliyatlarında omurga kanalı iki taraflı açılır veya omurganın arka kemiği olduğu gibi alınırdı. Bu hastalarda zamanla omurga statiğinde bozulma olduğu gözlendi ve vidalar ve platinle omurga tespit edilmeye başlandı.

    Fakat bu tip ameliyatlar büyük ameliyatlar olduğu için hastanın toparlanması ve normal yaşama dönmesi oldukça geç olmaktadır.

    Günümüzde bu sorunun çok basit bir şekilde ortadan kalkmasını sağlayan İnterspinöz Distraksiyon Cihazları ( X-STOP)geliştirilmiş ve ABD’de yaygın olarak kullanılmaktadır. Yaklaşık 5-10 dk lık bir girişimle darlığın olduğu bölgeye yerleştirilen bu cihaz sayesinde kemik alınmasına, vida ve platine gerek kalmadan, Hiçbir risk olmadan dar olan kanal rahatlatılmaktadır.. Hastalar yaklaşık 3-4 saat sonra yürüyerek taburcu olabilmektedirler.

    Bu girişim için ideal hastalar:

    1. 50 yaş ve üstü hastalar

    2. Öne doğru eğildiklerinde ağrılarında azalma olan hastalar

    3. Bir veya iki seviyede darlık tespit edilen hastalar

    Doç.Dr.Volkan Aydın

  • Omurga rahatsızlıklarının tedavisinde yenileyici enjeksiyon

    Omurga hastalıklarının tedavisinin, zamanında ve etkin bir şekilde yapılmaması, yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür. Bu kişilerin zaman içinde; ağrı kesicilere bağımlı, bedensel zayıflıktan dolayı sosyal çevresi ve günlük aktiviteleri kısıtlı, kronik depresyon yaşayan kişilere dönüşmesi mümkündür.

    Omurga Hastalıkları Nasıl Tedavi Ediliyor?

    Omurgayı saran bağ dokusunun, zaman içinde duruş bozukluğu, kilo alma ve yanlış hareket gibi nedenlerden ötürü yıpranması sonucu kişinin hayatını bütün yönleriyle etkileyen hastalıklara zemin hazırlanmış olur. Omurga hastalıkları arasında; skolyoz, kifoz, omurga düzleşmesi, boyun ve bel fıtığı, omurganın dejeneratif hastalıkları, bel kayması ve spinal dar kanal, omurga kırıkları, omurga tümörleri, omurga enfeksiyonları sayılabilir. Omurga hastalıklarının ilk ve en yaygın belirtisi ağrıdır. Kemik, eklem, bağ dokusu ve sinir yapılarının etkilenmesi (yıpranması) sonucunda ağrı oluşabilir. Ağrının şiddeti, hissedildiği yer, ağrının özelliği (delici / batıcı, yanıcı, künt..vs), ağrıyı artıran ve azaltan durumlar ortaya konur ve ayırıcı tanıya gidilir. Ağrıya kas spazmı, hareket kısıtlılığı ve postür bozukluğu eşlik edebilir. Günümüzde ağrıyla seyreden omurga hastalıklarında ağrı kesici ve kas gevşeticiler başta olmak üzere, depresyon ve epilepsi ilaçları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bazı durumlarda hastaya uzun saatler takmak üzere korse önerilir. Fizik tedavi, manuel terapi, akupunktur..vs teknikler kas spazmını ve postürü iyileştirmeye yönelik denenebilir. Skolyoz, ileri derecedeki kifoz, kök basısı yapan bel ve boyun fıtıkları, dar kanala neden olan bel kayması durumlarında ise cerrahi tedavi uygulanır.

    Yenileyici Enjeksiyon Omurgayı Nasıl Tedavi Ediyor?

    Yenileyici enjeksiyon tedavisi ile omurganın postür ( duruş ) bozukluğu ve ağrı ile seyreden rahatsızlıklarına uzun ilaç tedavilerine ve cerrahi müdahaleye gerek kalmadan çözüm üretmek mümkündür. Skolyoz ve kifozun erken yaşlarda ameliyatla düzeltilmediği kişilerde veya korse ile takibi yapılan kişilerde yenileyici enjeksiyon yönteminin uygulanabilir, uygun egzersizler eşliğinde de ağrı kontrolü sağlanır.

    Hastalık Kaynağından Tedavi Ediliyor

    Yenileyici enjeksiyon tedavisinin en büyük farkı, hastalığı kaynağına inerek tedavi etmesi; böylelikle kalıcı tedavisi mümkün olabilmektedir. Bel ve boyun fıtığı, omurga düzleşmesi, bel kayması ve buna bağlı gelişen dar kanalın tedavisinde yenileyici enjeksiyon teknikleri, sorunun kaynağına uygulanır. MR görüntülerine ek olarak, detaylı fizik muayenesi yapılan hastada, hasarlı bağ dokusu tespit edilir. Sonra bir protokol dahilinde ve kişiye özgü bir tedavi programı oluşturulur. Enjeksiyon yapılan bölgelerde zayıf ve hasarlı olan bağ dokusu elemanları, vücudun savunma sistemi harekete geçirilerek tamir edilir. Seanslar ilerledikçe ağrı azalır ve hareket kısıtlılığı sorunu ortadan kalkamaya başlar. Ortalama 4-6 seanslık bir tedaviyle büyük ölçüde iyileşme tamamlanır.

  • Bel fıtığı tedavisinde kalıcı yöntem; yenileyici enjeksiyon tedavisi

    Bel fıtığı sorununun altında genellikle; yanlış yapılan hareketler, sağlıksız beslenme ve stresli bir yaşam yatar. Yaş ile doğrudan bir alakası olmasa da, orta yaşlarda daha sık görülür, bel ve kalça bölgelerinden, topuğa kadar yayılan ağrı şeklinde kendini gösterir.

    Omurganın bel bölgesinde oluşan sinir sıkışması sonucunda; ağrı ve ortopedik sorunlar yaşanmasına sebep olan bel fıtığı rahatsızlığı ‘yenileyici enjeksiyon tedavisi’ ile kalıcı olarak tedavi edilebilmektedir.

    Omurların arasında, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur. Ağır kaldırma ve zorlayıcı hareketler sonucunda; yapısı bozulan diskin dışarıya doğru taşması, omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapması ve sıkıştırması sonucu bel fıtığı oluşur. Bel fıtığının tedavisinde amacımız her zaman hastanın ağrısını gidermek ve günlük, normal yaşantısına geri dönmesini sağlamaktır. Klasik tedavi yöntemlerinden biri olan fizik tedavi uygulamalarıyla, omurgayı destekleyen kasların ve karın kaslarının güçlendirilmesiyle sinirler üzerindeki baskı azaltılmaya çalışılır. Epidural enjeksiyonlar veya bloklarla, sinir köklerinin etrafındaki boşluklara, steroid enjeksiyonları uygulanarak geçici rahatlama sağlanır. Yenileyici Enjeksiyon Yöntemi ile omurganın yapısındaki bağlar ve eklemler tedavi edilerek omurga kalıcı olarak güçlendirilmiş olur. Eğer hastalık kişide ilerlemiş, hareket kaybı ve idrar kaçırma durumları gelişmiş ise cerrahi yöntemlere başvurulur.

    Bel Fıtığını Doğal ve Kalıcı Olarak Tedavi Eden Yöntem:

    Yenileyici Enjeksiyon Tedavisi

    Bel fıtığı rahatsızlığının kalıcı olarak tedavisi için, ilk olarak omurga postürünün ve yük taşıma kapasitesinin düzenlenmesi gerekir. Enjeksiyon tedavisi ile zayıf ve hasarlı olan omurgayı bir arada tutan bağların ve de eklemlerin güçlendirilmesi hedeflenir. Seanslar halinde omurgaya enjeksiyonlar uygulayarak doğal ve kalıcı olarak tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Bu sayede hastalarda bel fıtığına bağlı olarak ortaya çıkan ağrı, uyuşukluk ve his kaybı gibi şikâyetler zamanla azalarak kaybolabilmektedir. Tedaviye ne kadar erken evrede başlanırsa o kadar kısa sürede sonuç almak mümkündür. Daha önce fıtık ameliyatı geçirmiş olup rahatsızlıkları devam eden hastalara da yenileyici enjeksiyon tedavisi uygulanabilir.

  • Fıtık ameliyatı dengeyi bozuyor!

    Fıtık ameliyatı dengeyi bozuyor!

    Ameliyat ile belden fıtığı çıkarmak vücudun doğal ve bütüncül dengesini bozarak ileride yeni fıtık oluşumlarına ve geçmeyen kalıcı ağrılara neden olabiliyor. Çözüm; fıtığı oluşturan nedenleri kökten tedavi etmekten geçiyor.

    Duruş bozuklukları, hareketten uzak yaşam biçimi ve yanlış beslenme sonucu alınan kilolar vücudu ayakta tutan omurgalar arasındaki dokuların zamanla yıpranmasına neden oluyor. Zedelenen doku omurga kemikleri üzerindeki baskıyla ağrıyı dönüşüyor. Süreç içinde de omurgaların arasında bulunan disk adı verilen doku bulunduğu yerden dışarı kayarak bel fıtığına dönüşüyor işte bu noktada ağrılar artık dayanılmaz hale geliyor.

    Omurganın arasındaki bel ağrısına sebep olan fıtığın ameliyat ile alınması, inşaatın kolonundan tuğlayı çekmeye benzer. Vücut bu duruma yeni fıtık oluşumu ve yıllarca geçmeyecek kronik ağrılarla tepki verebilir. Vücudun doğal yapısını bozmayan ve fıtığa sebep olan nedenleri ortadan kaldıran enjeksiyon uygulaması Proloterapi ile fıtığa neden olan hasar görmüş dokular vücut tarafından kalıcı olarak onarılıp tamir ediliyor.

    Omurga kemikleri arasında bulunan dokular vücudun bütüncül mekanizmasında hayati bir göreve sahiptir. Bel ağrısı çeken hastalara hemen ameliyat çözümü sunuluyor. Oysa bu dokunun alınması vücudun kusursuz dengesine ciddi zararlar veriyor. Belden diskin çıkarılması ağrıyı bir süreliğine azaltsa da yıllarca geçmeyecek kronik ağrılara ve yeni fıtık oluşumlarına sebep oluyor. Hastalarımızda bu durumun birçok örnekleriyle karşılaşıyoruz. Bu nedenle ameliyat en son çare olmalıdır” diyor.

    “Ameliyatla alınan fıtık, İnşaatın kolonundan tuğlayı çıkarmaya benzer”

    Omurga vücudu taşıyan bir kolon görevi görür. Beldeki fıtığın alınması disklerin işleyişini bozarak domino taşı etkisi yaratır, zamanla diğer bölgelerde de sorunların çıkmasına sebep olur. Omurgayı bir arada tutan bağların zayıflaması ile omurgaya olan bası artmaya başlar. Ağrının sebebi bu baskıdır. Baskı sonucunda omurga arasındaki disk adını verdiğimiz doku zamanla dışarı doğru kaymaya başlar ve fıtık oluşur. Bel fıtığına neden olan dokunun ameliyat ile alınması demek, bir İnşaatı ayakta tutan kolondan tuğlanın çıkartılmasına benzer. Kolonun önemli bir tamamlayıcısı olan tuğlanın çıkartılması ile zaman içinde tüm yapının bozulmasına zemin hazırlanmış olur. Önemli olan fıtığı omurgadan almak değil fıtığa sebep olan nedenleri yani; omurgayı saran bağları güçlendirmek ve kıkırdak yapıyı eski haline getirmektir.

    Bel fıtığına neden olan zedelenmiş doku nasıl onarılıyor?

    Vücudun tamir sistemini uyararak ağrılı, zayıf ve işlevini kaybetmiş bölgenin tekrar eski haline dönmesini sağlayan doğal bir tedavi tekniği olan Proloterapi’yi Türkiye’de ilk uygulayıcısıyım. Bu yöntem sayesinde bel fıtığına sebep olan diske baskı yapan zayıflamış bağları nasıl kuvvetlendirdiklerini şöyle açıklayabilirim; Bir enjeksiyon yöntemi olan Proloterapi uygulamasında bel fıtığına neden olan hasarlı doku üzerine, şekerli su karışımının bulunduğu özel bir solüsyon enjekte ediyoruz. Solüsyon sonrası ağrıya sebep olan hasarlı dokuda yalancı mikrop oluşumu gerçekleşiyor. Vücut, bu yalancı mikrobu yok etmeye çalışırken aynı zamanda dokunun onarılmasını ve yenilenmesi için hızla iyileştirici hücrelerin artışını sağlıyor. Böylece mikrop yok edilirken hasarlı doku da tedavi edilmiş oluyor.

    Bel ağrılarında erken teşhis hayati önem taşır. Fıtık başlangıç aşamasında tespit edilirse; omurgaya baskı yapan bağların ve kayan kıkırdak dokunun tedavisi daha hızlı gerçekleşiyor. Ameliyata gerek kalmadan sorunu organik olarak çözüyoruz.

  • Sırt kireçlenmesi

    Sırt bölgesine kireçlenen eklemler her omurun arka her iki yanında yer alan küçük eklemlerdir. Bu eklemler omurları omurganın hareketini sağlayacak şekilde arkadan direkt olarak birbirlerine bağlarlar. Faset eklemler olarak adlandırılırlar ve oldukça karmaşık sinirlerle donatılmışlardır. Ağrıya çok duyarlıdırlar. Omurgamızın hareketliliğinde büyük önemi olan bu eklemlerin yapısı yaşa, travmalara bağlı olarak bozulabilir ve ciddi boyun, bel ağrılarına sebep olabilirler. Sırt kireçlenmesinde ağrı yana dönmekle artış gösterir. Yaşlanma burada kireçlenmenin en önemli hazırlayıcı faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Sırt bölgesindeki faset eklemlerin omurganın hareketini sağlamalarının yanında bir başka fonksiyonları, omurilikten çıkan sinir köklerinin omurga kanalını terk ederek dışarı çıktığı nöral foramen adı verilen deliklerin bir bölümünü oluşturmalarıdır. Faset eklemlerde travma, omurganın üzerine aşırı yük binmesi veya diğer kemik hastalıkları nedeniyle büyüme oluşabilir. Bu durumda sinirlerin geçtiği delikler daralacak ve hastada sırta yayılan ağrılar meydana gelecektir.

    Sırt bölgesinin kireçlenmesinde ağrı faset eklem enjeksiyonuve faset eklem medial dal radyofrekansgibi girişimsel yöntemlerle kontrol altına alınabilir.