Etiket: Omurga

  • Omurga cerrahisinde yeni teknolojiler

    Toplumda sıklıkla görülen omurga hastalıkları hareket kabiliyetini kısıtlayarak yaşam kalitesini düşürüyor. Vücudun en çok yüke maruz kalan bölümü olan omurgada ortaya çıkan rahatsızlarda enstürmantasyon yani vidalama yöntemi hasta konforunu artırıyor. Omurga vidalama ameliyatlarında kullanılan O-Arm teknolojisi ise hata payına yer bırakmıyor.

    Vidalama ameliyatı yaygın kullanıyor

    Özellikle yaşlılığa bağlı omurga şekil bozukluklarında, omurilik kanalındaki basılarda, omurga tümörlerinde, çocukluk çağı ve gençlik dönemi omurga eğriliklerinde, omurganın bazı gelişimsel hastalıklarında ve travmaya bağlı kırılma ve çıkmalarda vidalama ameliyatı sıklıkla kullanılmaktadır. Omurgaya vida yerleştirmesi işlemi, kemiklerin birbirini taşıyamaz hale gelmesi sonrasında bir destek gereksinimi ortaya çıkması nedeniyle yapılmaktadır. Burada amaç desteğini ve dengesini kaybetmiş omurgaya yeniden sağlam bir yapı kazandırılmasıdır. Halk arasında “platin yerleştirme “olarak da bilinen bu ameliyatlarda, titanyum alaşımlı vidalar kullanılmaktadır. Platin olarak bilinmesinin aksine bu ameliyatlarda platin hiç kullanılmamıştır.

    3 boyutlu görüntü ile başarı oranı artarken hata payı sıfırlanıyor

    Omurgaya vida yerleştirilmesi gereken yer anatomik bölgeye göre değişmekle birlikte 1-2 mm hassasiyet ile tespit edilmelidir. Omurga vidalama ameliyatları yakın zamana kadar skopi denilen C kollu ve 2 boyutlu görüntü verebilen röntgen cihazıyla yapılmaktaydı. Bu ameliyatlarda vidanın istenmeyen bir bölgeye gitme ihtimali bulunduğu için yeni bir ameliyat riski doğuyordu. Ancak günümüzde 3 boyutlu tomografi görüntüsü alabilen Ameliyat sırasında kullanılabilenTomografi( O-Arm) teknolojisiyle gerçekleştirilen vidalama ameliyatlarında hata payının kalmadığı görülmektedir.

    Günümüzde otomobillerde kullanılan navigasyon sistemleri gibi tüm hedefleri ileri derecede hassasiyetle gösterebilen tıbbi Nöronavigasyon sistemleri mevcuttur. Bununla beraber O-Arm cihazıyla ameliyat sırasında steril şartlarda tomografi çekme imkanı bulunmaktadır. Bu sistemler birbiriyle senkronize şekilde çalışmaktadır. Ameliyat sırasında 1-2 mm’lik hassasiyet gerektiren vidaların güvenle yerleştirilmesi sağlamaktadır.

    Hasta kısa sürede ayağa kalkıyor

    Ameliyat sırasında tomografi çekilmesini sağlayan O-Arm cihazı ile gerçekleştirilen omurga vidalama ameliyatlarının farklı avantajlar da bulunmaktadır.

    • Her aşamada cerraha kritik bilgi verir, hastalığın tekrarlanma riski sıfırlanmış olur.

    • Hasta klasik yöntemlere göre daha fazla radyasyon almaz.

    • O-Arm görüntüleme sistemi, küçük kesiyle daha az girişimsel ameliyat imkanı sunduğu için hastaya hızlı iyileşme imkanı sağlar ve kanama azdır.

    • Bu sistem kompleks ameliyatların taşıdığı büyük riskleri en aza indirir.

    • Vidaya bağlı felç riski ortadan kalkmaktadır.

  • Bel sağlığı için ne gibi kurallara dikkat edilmelidir?

    >Hareketsiz kalmayın. Yetersiz hareket, vücuttaki doku ve organların gereği gibi beslenmesini düzenleyen, yaşam için önemli metobolizma olaylarını olumsuz yönde etkiler. Yeteri kadar hareket etmeyen organizmada, belli vücut bölgelerinin beslenmesi aksar ve metabolizma artıklarının vücut dışına atılması azalır. Yetersiz hareketin en önemli olumsuz sonucu, kas ve kemiklerin zayıf kalmasıdır. Hareketli olmak, tüm vücut fonksiyonlarını canlı tuttuğu gibi, aşınma, yıpranma ve kuvvet yitirilmesini de önler. Tüm eklemler gibi, omurga disklerinin beslenmesi de emme-basma tulumba mekanizmalarıyla gerçekleşir. Bu yüzden sürekli oturmak veya ayakta durmak bel hastası için sakıncalıdır. Vücut pozisyonunun sık sık değiştirilmesi, omurganın kemik yapısının ve disklerin daha iyi beslenmesini sağlar, dolayısıyla vaktinden önce aşınıp yıpranmasını önler.

    >Bel ve sırtınızı dik tutun. Omurga için en rahat ve uygun olanı bel ve sırtın düz durduğu pozisyondur. Güçlü bel ve karın kasları, belin düz durmasını kolaylaştırır. Bu nedenle de düzenli egzersiz gereklidir.

    >Kötü duruş sırtta kamburluğu, belde de iç çöküklüğü artırır. Erken dönemde kalıcı kambur oluşur.

    >Yerden bir şey alırken öne doğru eğilmeyin, çömelin. Omurganın en çok zorlandığı pozisyonlardan biri, gergin dizlerle öne eğilip yerden bir şey almaktır. En iyisi çömelmektir. Bu durumda omurga düz duracağı için çok daha az zorlanır.

    >Sizin için ağır cisimleri kaldırmayın. Ağır kaldırmak, belin alt bölgesindeki diskleri zorlar. Sık sık bel ağrısından yakınanlar, kesinlikle ağır yük taşımamalıdır. Eğer ağır bir yük taşıma zorunluluğu varsa, eldeki eşya olabildiğince vücuda yaklaştırılarak, hatta dayanarak götürülmelidir.

    >Taşıdığınız ağırlıkları ikiye bölün ve vücudunuza yakın tutun. Bu şekilde omurgaya binen yük eşit dağılacağı için diskler tek yönlü zorlanmayacaktır.

    >Otururken belinizi düz tutun ve sırtınızı bir yere dayayın.

    >Zamanın çoğunu oturarak geçiren insanlar, sürekli masa başında çalışanlar, sürekli araba kullanmak zorunda olanlar için bu önemli. Sürekli masa başında oturmak zorunda olanlar, ayakların altına küçük bir yükselti veya iskemle koysunlar ve kolları da koltuğun yanlarına dayasınlar. Otururken de sık sık pozisyon değiştirsinler.

    >Ayakta dikilirken dizleri gergin tutmayın. Yüksek topuklu ayakkabılar da beli çukurlaştıracağı için omurgayı zorlar. Topukları ve tabanları yumuşak ve alçak topuklu ayakkabı giyilmelidir.

    >Yatarken bacaklar gergin olmasın. Sırtüstü yatarken dizlerin altına konacak küçük bir silindir yastığın büyük yardımı dokunur. Yan yatarken de dizlerin arasına yastık konmalı. Yüzüstü yatış bel ağrısı olanlar için uygun bir pozisyon değildir.

    >Spor yapın, imkanı olanlar için yüzme bel ağrısında yapılabilecek en ideal spordur. (serbest, sırtüstü) Ayrıca hızlı tempolu yürüyüş yapılabilir ve bisiklete binilebilir.

    >Omurga kaslarını düzenli çalıştırın. Bu da düzenli egzersizle olur. Bu egzersizler hiçbir zaman zorlanarak ve sert yapılmamalıdır.

  • Omurga ve omurilik cerrahisi

    Omurga Cerrahisi

    Omurga cerrahisi dediğimiz zaman kafa tabanı-boyun omurga bileşkesinden başlayıp sakrum kemiğini içine alarak kuyruk sokumuna kadar uzanan tüm omurga bölgelerini içerir. Omurganın birçok hastalıkları en çok bel bölgesinde karşımıza çıkmakla beraber boyun omurgasında, sırt omurgasında ve sakrumda görülebilmektedir. Omurgayı tutan hastalıklar doğuştan olabileceği gibi sonradan da yaş ilerledikçe karşımıza çıkabilmektedir. Doğuştan olan omurga hastalıklarını oluşturan konjenital skolyoz, kifoz, kifo-skolyoz, omurganın gelişimsel bozukluklara bağlı görülebilen spina bifida, omurganın formasyon ve segmantasyon anomalileri bunlardan bazılarıdır. Adelosan idiopatik skolyoz ise gelişme çağında pubertede sıklıkla karşımıza çıkar ve bunların bir kısmı ilerleyerek cerrahi tedavi gereksinimi doğurur. Yaş ilerledikçe omurlar arasında olan disk dokusu yaşlanmaya, içerisindeki sıvı miktarı azalmaya başlar. Omurlar arasındaki disk dokusunun dejenerasyonu ile omurgadaki dejenerasyon (bozulma ve yaşlanma) süreci başlamış olur. Disk yapısının bozulması sonrasında omurlar arasındaki eklemlerde dejenerasyonlar ve eklem kapsüllerinde gevşemeler oluşur. Bu süreç ilerlerse eğer karşımıza omurilik kanalında daralma (spinal stenoz), omurların birbiri üzerinde kayması (spondilolistezis) ve dejeneratif skolyoz tabloları çıkabilir. Omurganın yukarıda bahsedilen dejeneratif hastalıkları genellikle orta yaştan sonra (50-55 yaş sonrasında) ilerliyerek karşımıza çıkar ve oldukça ağrılı bir süreçtir. Bunların dışında omurganın düşme veya trafik kazası sonrası görülen kırıkları ve kaymaları, omurga tümörleri, omurganın iltihabi hastalıkları (bakteriyel diskitis ve omurga tüberkülozu gibi) ve daha önce geçirilmiş omurga operasyonları sonrası gelişen bazı problemler (düz bel sendromu, psödoartroz, komşu segment hastalığı, başarısız bel sendromu) sayılabilir. Omurga cerrahisinde uygulanılan yöntemler; mikrocerrahi, endoskopik disk cerrahisi, minimal invazif cerrahiler, füzyonsuz enstrümantasyon teknikleri (dinamik stabilizasyon), total disk protezleri ve füzyonlu enstrümantasyon cerrahilerini içermektedir. Omurga cerrahisinde uygulanan bu teknikler hem hastanın kliniğine ve patolojisine, hem de cerrahın deneyimine ve tercihine göre değişebilmektedir.

    Omurilik Cerrahisi

    Spinal kord veya omurilik boyun bölgesinden başlayıp kuyruk sokumuna kadar uzanır. Omuriliğin cerrahi gerektiren hastalıklarının belirtileri görüldüğü omurilik segmentine ve yerine göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin boyun bölgesinde omurilik tutulumu kollarda ve bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yaparken, sırt ve bel bölgesinde omurilik tutulumu bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yapabilir, kolları etkilemez. Omurilik genellikle erişkinlerde birinci bel omuru ile ikinci bel omuru arasında sonlanır. Bu bölgeden sonra spinal kord kauda equina olarak adlandırılır. Kauda equinada omurilikten ayrılan sinirler bacaklara doğru ilerler ve herbiri ayrı kas dokularında sonlanır. Omurilik cerrahisi omuriliğin tümörlerinde, enfeksiyonlarında (apseler), kistlerinde (sringomiyeli), vasküler (damarsal) anomalilerinde (AVM, kavernom, AV fistüller) ve gergin omurilik sendromuna neden olan durumlarda (split kord sendromu, kalın filum terminale, intraspinal lipom, dermal sinus traktı) uygulanmaktadır. Omurilik cerrahisi rutin olarak bir ameliyat mikroskopu yardımıyla ve mikrocerrahi teknikler ile yapılır. Omurilik cerrahisi uygulanırken normal dokulara zarar vermemek için intraoperatif nöromoniterizasyon son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

  • Omurganın yapısı

    Kafa tabanından, kuyruk sokumuna kadar devam eden kemik sistemine omurga denir. Omurga Yastıkçık (disk) dediğimiz kıkırdaklarla birbirine bağlanmış omur cisimciklerinden meydana gelir. Bu karmaşık yapının ortasında omurilik bulunur ve beyinden gelen emirleri , sinirler vasıtasıyla çevre organlara iletir. Omurga aynı zamanda gövdenin dik durmasını sağlayan kemik sistemidir.

    Vücut ağırlığının 2/3 kadarına taşıma görevi görür. Bu zorlu görevi sadece omur ve yastıkçık dediğimiz kemik ve kıkırdak sistemiyle değil, bunlar arasındaki bağ dokusu, sırt adeleleri ve karın adelelerinin gücüyle sağlar. Beş adet bel omuru bulunur.

    İNTERVERTEBRAL DİSK MESAFESİNİN YAPISI
    İntervertebral disk dediğimiz yapı, kısaca omurgalar arası yastıkçık olarak adlandırılır. Omurgalar arası bir eklem olması yanında, omurgalara binen yükü emici göreve sahiptir.
    Yapısına baktığımızda 3 ayrı kısma ayrıldığını görürüz:

    1-Kıkırdak doku: Alt ve üst omurgalara bütünüyle yaslanan ve tüm omurga genişliğindeki kıkırdak yapıdır. Her iki omurga arasındaki çekirdek kısmı sınırlar.

    2-Bağ dokusu (anulus ): Ortadaki çekirdek kısmı çepeçevre saran kuvvetli bir yapıdır. Bu elastik bağ dokusu omurganın ön kısmında en kuvvetli, omurilik ve sinirlerin yer aldığı arka kısım ve özellikle yanlarda daha zayıftır.
    3-Çekirdek kısım (nukleus): Jelatin kıvamında , su içeriği fazla bir yapıdır. Çevresini saran elastik bağ dokusuyla birlikte, omurgaya binen basıncı karşılar.

    Çekirdek dediğimiz kısmın , bağ dokusu dediğimiz elastik kısmı yırtarak, omurilik kanalı ve sinir köklerine bası yapacak tarzda yırtılmasına bel fıtığı diyoruz. Bu yırtılma sonucu çekirdek kısım sadece bağ dokusunu omuriliğe doğru ittiği gibi (en hafif şekli -bulging) , bağ dokusunun tam yırtılmasıyla omurilik kanalında serbest parçacık şeklinde yer alabilir (en ağır durum- akmış, serbest disk).

  • Skolyozda erken tanı önemlidir!!

    *Skolyoz nedir?

    Skolyoz ( omurga eğriliği) omurganın; sağ ya da sol yana doğru eğrilmesi anlamına gelmektedir.

    Normal ve sağlıklı omurgada omurlar arkadan bakıldığında düz bir hat şeklinde uzanır. Skolyozda ise; ( yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi) omurlar sağa ve sola doğru yer değiştirir ve aynı zamanda kendi eksenleri etrafında da dönebilir.

    Omurgaya arkadan bakıldığında S şeklinde belli olabilir ya da hiçbir belirti vermeyip öne doğru eğildiğinde ya da röntgen yardımıyla teşhis konulur.

    Günümüzde bir çok insanın omurgasında az ya da çok olacak şekilde skolyoz vardır. Bu da daha çok çantaların tek taraflı kullanılması ve bilgisayar başındaki yanlış duruşlardan kaynaklanabilmektedir. Eğer 10 dereceden fazlaysa ve varsa yapılacak gerekli tetkikler sonrasında skolyoz tanısı konulur ve hemen tedaviye başlanması gerekebilmektedir Erken teşhis ve tedavi de yüzde yüze yakın başarı şansı vardır.

    *Skolyozun Belirtileri Nelerdir?

    1)Kalçalar ve omuz seviyeleri arasında eşitsizlik görülüyor.

    2)Göğüs kafesinde asimetri ve bir kürek kemiğinde yükselti olabiliyor.

    3)Bir bacağın daha uzun olduğu hissine kapılmak.

    4)Kollar ile vücut arasındaki mesafesinin ve vücut görüntüsünün bozulması.

    5) Rastgele çekilen röntgen filmlerinde fark edilebiliyor.

    6) Antrenör ya da beden eğitimi fark edebiliyor.(Cümle anlaşılamamaktadır)

    *Skolyoz Tipleri Nelerdir?

    1) Doğuştan ( konjenital) :Doğuştan skolyoz hastalığı tıpkı çocuk felci veya beyin felci durumları sonucunda oluşan skolyoz gibi omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülen yana doğru eğriliğidir.Doğuştan skolyoz 0-3 yaş arasında görülebilmektedir

    2) Polio ( çocuk felci) : Beyin felci veya kas erimesi gibi durumlardan ötürü kas felci oluşabilir. Bu da durduk yere skolyozun oluşmasına neden olabilir.

    3) İdiyopatik Skolyoz: Skolyozda en sık görülebilen çeşittir. Kalıtsal olabileceği düşünülmektedir. Daha çok ergenlik döneminde ortaya çıkar. Kız çocuklarında psikolojik sorunlara bile dayanabilir. O dönemde kız çocuklarının göğüslerini saklama çabası bile skolyoza neden olabilmektedir.. Çocuğun omurgası büyüyünceye kadar düzenli bir şekilde kontrol edilmesi gerekir. Öne doğru eğilmede daha çok fark edilir ve ameliyatlık duruma gelmeden tedaviye başlanılması gerekir.

    4) Serebral Palsi : Spastik olan hastalarda skolyoz çok fazla görülebilmektedir. Sürekli tekerlekli sandalyede oturmak zorunda kalan hastalarda da oturma pozisyonundan ötürü skolyoza rastlanabilmektedir.

    **SKOLYOZ TEDAVİ YÖNTEMLERİ:

    Başta da belirttiğimiz üzere erken teşhis edildiğinde büyük başarı sağlanabilmektedir.

    -Yüzde yirminin altında skolyozu olanlar gözlem altında tutulur. Egzersizler verilir. Kasları güçlendirmek için pilates,yüzme vs önerilir.

    -Yüzde otuz ve üzerinde olan skolyozlara da ilerlememesi için korse önerilir.

    -Yüzde kırk ve üzerinde olan skolyozlarda ise istisnai haller haricinde cerrahi yöntem kaçınılmaz olabilmektedir.. Ergenlik döneminde omurgası büyümekte olan bir çocuk için de istisnai haller haricinde cerrahi yöntem kaçınılmaz olabilmektedir.

  • Skolyoz (omurga eğriliği) nedir, kimlerde görülür?

    Skolyoz, omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğidir. Normal ve sağlıklı omurgada omurlar arkadan bakıldığında yukardan aşağıya yani boyun, sırt ve bel bölgelerinde düz bir hat şeklinde uzanır. Skolyozda ise omurlar sağa veya sola doğru yer değiştirir. Bu eğilmeler omurganın sadece bir bölgesinde olabileceği gibi birden çok bölgesinde ve farklı yönlerde de olabilir.

    Skolyoz daha çok ergenlik yaşlarında karşımıza çıkar ve erken dönemlerde müdahale edilmediği takdirde hem görüntü hem de kalp ve solunum sistemi üzerinde telafisi zor hasarlara yol açabilir. Omuz seviyeleri arasında eşitsizlik, bel çukurlarındaki çarpıklık, bel kemiğinde bir tarafın öne çıkıntı yapması, sırtta bir tarafta kemik kabarıklık (kürek kemiğinde tümsek görünümü), vücut dengesinde sağa yada sola kayma skolyozun belirtileridir. Uzun süre oturma veya ayakta durma sonucunda omurgada yorulma olabilir. Bağların zorlanması sonucu devamlı ağrı duyulabilir. Omurga yana doğru eğildikçe, dengeyi koruyabilmek amacıyla, ters yöne doğru ikinci bir eğrilik oluşabilir. Omurgadaki ilk eğrilik ne kadar büyük ise, büyüme tamamlandıktan sonra durumun daha da ilerleme ihtimali o kadar fazladır.

    Skolyoza neyin sebep olduğu tam olarak bilinmiyor. Toplumda yaklaşık %2 ila 4 oranında görülen skolyoz doğuştan gelebileceği gibi, çocukluk ve erişkinlik çağlarında da oluşabiliyor. Skolyoz kız çocuklarında 10 kat fazla görülüyor. Doğuştan olabileceği gibi, çocuk felci, beyin felci ya da kas erimesi gibi hastalıklara bağlı da olabilir. Ailesel yatkınlığın neden olabileceği düşünülüyorÖzellikle 10 yaş civarlarında skolyozun erken teşhisi, tedavi süreci için büyük önem taşıyor.

    Çeşitli sağlık sorunlarına da yol açabilen skolyozun tedavisi için korse tedavisi ve cerrahi seçenekler kullanılıyor. Ameliyat korse tedavisi ile durdurulamayan veya hekime müracaatlarında yüksek eğrilikleri olanlarda uygulanır ve birçok hastada tama yakın düzelme sağlanır.

  • Bel- omurga enfeksı̇yonları

    Bazı durumlarda omurga kemik yapısı, omurlar arasındaki yastıkçıklar (disk), omuriliği saran zar (dura mater) veya omuriliğin etrafınaki boşluk içinde enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyonun nedeni çeşitli bakteriler veya mantarlardan birisi olabilir.
Omurga enfeksiyonları bir omurga ameliyatı sonrası oluşabilir yada bazı risk faktörleri taşıyan hastalarda kendiliğinden gelişebilir. Enfeksiyon için risk faktörleri, kötü beslenme, bağışıklık sistemi bozuklukları, HIV enfeksiyonu, kanser, şeker hastalığı ve şişmanlık olarak sayılabilir. Ayrıca ülkemizde çiğ süt ve süt ürünleri tüketen vatandaaşlarımız da brucella bakterisine bağlı oluşan enfeksiyonlar için risk altındadır.

    Omurga Enfeksiyonlarının Belirtileri

    Ateş
Halsizlik
Baş ağrısı
Boyun sertliği
Operasyon yarası yerinde şişlik Hassasiyet
Kızarıklık
Akıntı
Ağrı şeklinde ortaya çıkabilir.

    Bazı vakalarda hasta kol ve bacaklarında uyuşukluk, his kaybı, kas kuvvetlerinde zayıflık gibi bulgular hissedebilir. Bu bulgular bazı hastalarda çok sinsice yerleşirken bazı hastalarda ise daha başlangıçtan şiddetli olarak ortaya çıkar.

    Omurga Enfeksiyonlarının Ortaya Çıkma Şekilleri

    Epidural Apse: Epidural apselerin geleneksel tedavileri cerrahi olmuştur. Hastanın nörolojik durumu ve MRG bulguları tedaviyi belirleyici etkenlerdir.T2 ağırlıklı kesitlerde hiperintens, merkezinde kontrast madde tutmayan, periferisi kontrast tutan kolleksiyonlar sıvı kıvamındadır ve kolaylıkla boşaltılabilinir. Nörolojik defisiti olmayan ,sıvı içerikli epidural apse’lerde bakteriyolojik tanı varsa tıbbi tedavi uygulanabilir. Tıbbi tedaviye yanıt vermeyen, bakteriyolojik tanısı bulunmayan,nörolojik tablosu düzelmeyen veya kötüleşen olgularda cerrahi girişim uygulanması gereklidir.

    Tüberküloz: Mycobacterium tuberculosisi’in damlacık enfeksiyonu ile akciğerlere yerleşmesinin ardından bu fokusdan hematojen yolla bir segmental arter yaracılığıyla vertebra korpusunu tutar. Bir segmenter arterin iki vertebrayı sulaması nedeniyle birden fazla segmenti tutar.

    Patoloji arka elemanlardan çok vertebra cisine yerleşir.Kemikte yavaş gelişen bir nekroz, granülasyon dokusuyla kazeifikasyon nekrozu kemiğin yerini alır. Vertebra cisim çökmesi sık görülür.
Bilgisayarlı tomografide (BT) kalsifiye paraspinal bir yumuşak doku kitlesinin görülmesi spinal tüberküloz başka bir deyişle Pott hastalığı için karakteristikdir.

    Hastalığın başlangıcında disk tutulumu olmaksızın kemik lezyonun manyetik rezonans görüntülemede (MRG) gözlenmesi mümkündür. MRG’de T1 ağırlıklı görüntülerde disk aralğının daraldığı ve komşu omurga kemik iliklerinin düşük sinyal intensiteli görüntüleri izlenir. T 2 ağırlıklı serilerde disk aralığında ve etkilenen omurga gövdelerinde yüksek sinyal intensitesi görülür. Pyojenik vertebral osteomyelit ile Potthastalığını radyolojik olarak birbirinden ayırt etmke kolay olmayabilir. Pott hastalığında disk mesafesi korunmuştur,kifoz gelişimi ve paraspinal apse oluşumudaha fazladır.

    Hastalığın tedavisinde kemoterapi ve cerrahinin yeri vardır. Cerrahi için endikasyonlar nörolojik defisit,spinal instabilite, angulasyon ve kifoz gibi deformiteler, tıbbi tedaviye yanıt alınamaması ve biyopsi ile tanı konulamamasıdır.
Antitüberküloz kemoterapi İzoniazid, Etambutol, Rifampisin kombinasyonunu içermektedir.Tedavi en az 6 ay olamk üzere bir yıl ve gerekli durumlarda daha uzun yapılmalıdır.

    Diskit: Nukleus pulposus’un primer enfeksiyonu olup kartilaj endplate ve vertebra cismini sekonder olarak etkiler.Genellikle iyi huylu seyreden, kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyondur. Hareketle şiddetlenen lokal bel ağrısı perineye, bacağa, skrotuma yayılabilir.

    BT’de endplate fragmantasyon, paravertebral yumuşak doku artışı ve yağ planlarının kapanması veya paravertebral abse görünümü olabilir. Beyaz küre sayısı genellikle normal sınırlardadır. Direkt kültür yapışabilirse Staphylococcus aureus en yaygın etken mikrooganizmadır.

    Tedavi immobilizasyon ve antibiyotik kullanımını içerir. Antibiyotikler 4-6 hafta İV ve daha sonraki 4-6 hafta oral veya sedimantasyon normale düşene kadar İV daha sonra oral olmak üzere iki şekilde uygulanır.

    Bruselloz: Enfekte hayvansal gıdalar (süt ve süt ürünleri) ile insana bulaşan bir bakteri enfeksiyonudur.İnsanda en sık görülen, virülans ve invazif etkisi en fazla olan tip Brusella melitensis’dir. Kemik tutulum en sık görülen komplikasyon olup omurga ve sakroiliak eklemler en sık tutulan bölgelerdir.

    Spinal bruselloz kanlanması iyi olan superior endplate’den küçük bir destrüksiyonla başlar ve ilerleyerek tüm vertebra cismini ve disk aralığını tutar. En çok L4 ve L 5 vertebraları tutulur. Klinik presentasyon sıklıkla bel ve eklem ağrıları şeklindedir.
Radyolojik tanıda en yardımcı yöntem MR’dır ve endplate tutulumu, diskitis, faset eklem tutulumu, granülomatöz dokular, epidural ve yumuşak doku apseleri görülebilirAyırıcı tanıda tüberküloz düşünülür.

    Brusella spondilitinin esas tedavisi medikaldir. Doksisiklin 200 mg/gün ve rifampisin 600-900 mg/gün dozlarıyla 6-8 hafta önerilmektedir.

    Omurga Enefeksiyonları Tedavi Yöntemleri

    Cerrahi olmayan tedavi yöntemi: Antibiyotik kullanımı, antitüberküloz tedavisi ve mantar enfeksiyonu için antifungal tedavileri içerir. Tedavinin cinsi ve süresi enfeksiyonun şiddeti ve neden olan mikroorganizmaya gore değişir.

    Antibiyotik ve antifungal ilaçlar damardan veya ağızdan verilir. Damardan ilaç verilmesi durumunda bu tedavi hastanede veya takılacak bir kataterin yardımı ile ayaktan veya evde bir sağlık görevlisinin denetiminde yapılabilir. Tedavi süresi 7-10 gün gibi kısa bir sure olabileceği gibi 6-12 hafta gibi uzun bir sure de olabilir. Bazı durumlarda doktorunuz ağrının control altına alınması ve omurganın dinlendirilmesi için korse tedavisi verebilir.

    Cerrahi olan tedavi yöntemi: Çeşitli seçenekler vardır. Seçenekler enfeksiyonun çeşidi, yeri, absenin büyüklüğü, yarattığı harabiyet ve hastanın bağışıklık sistemine göre değişebilir. En basiti apse boşaltılması ve enfekte dokuların temizlenmesi (debritman) iken bazen harap olmuş omurların yerine geçecek kafesler ve enstrümentasyonların kullanması gerekebilir. İşlem sonrası bazen yara kapanıp içeriye dren konarken, bazende yara açık bırakılıp periyodik yıkanabilir veya basınçlı doku örtüleri (woundvac) ile negative basınç uygulayarak sürekli drenajın sağlanması gibi bir yol izlenebilir.

  • Skolyoz nedir? Neden oluşur?

    Omurganın önden ya da arkadan bakıldığında görülebilen, “S” veya “C” biçiminde yanlara doğru kıvrılmasıdır. Bunun sonucunda omurga döner ve bir omuz ve bir kalça diğerinden yüksek görünür. Genetik olanları varsa da genellikle çoğunun nedeni bilinmemektedir. (idiopatik skolyoz) Tek başına olabileceği gibi, kifoz (arkadan öne doğru anormal bir eğrilik) ile beraber de görülebilir (Kifoskolyoz).

    NEDEN OLUŞUR? NE ZAMAN ORTAYA ÇIKAR?

    Skolyoz çok çeşitli nedenlerle ve herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmektedir. En sık kaşılaşılanlar 10′lu yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Daha önce düzgün olan bir omurgada, bilinmeyen bir nedenle (idiyopatik) ortaya çıkabilir. Genellikle omurgadaki bir kusura veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlı olduğu düşünülmektedir.

    Bunun yanı sıra yine sıklıkla karşılaşılan bir diğer skolyoz ise, anne karnındaki etmenler nedeniyle ortaya çıkan ve doğuştan itibaren bulgu veren doğumsal (konjenital) skolyozlardır. Annenin gebelik sırasında geçirdiği enfeksiyonlar, şeker hastalığı, bazı vitamin eksikliklerinin neden olduğu düşünülmektedir. Spastik çocuklarda ya da çocukluk çağında felç geçirenlerde görülmektedir.

    Sağlıklı doğmuş çocuklarda, sonradan gelişen Polio (çocuk felci), beyin felci veya kas distrofisi (erimesi) gibi durumlara bağlı olarak kasların felci sonucunda oluşabilir.

    NASIL İLERLER?

    Skolyoz büyümenin devam ettiği buluğ çağı boyunca hızlı bir ilerleme gösterir. İskelet gelişiminin tamamlanıp büyümenin durduğu yaşlarda ilerleme ileri eğrilikler hariç durur. 50 derece özelliklede 70 derece üzeri eğrilikler erişkin yaşlarda oldukça az olmasına karşı ilerleme gösterirler.

    NE ZAMAN SKOLYOZDAN ŞÜPHELENİLMELİDİR?

    Omurganın yana doğru eğriliği,

    Bir omuzun yüksekte kalması,

    Omuz ve kalçaların simetrik durmaması,

    Bel girintilerinde asimetri şeklinde bir duruş bozukluğu oluşması,

    Tekrarlayan, geçmeyen sırt ve/veya bel ağrısı

    Yorgunluk

    Nefes darlığ

    TANI VE TEDAVİSİ

    Halen günümüzde skolyozu ortadan kaldıracak bir tedavi bulunmamaktadır. Ancak ilerleyen dönemlerde hastada baş gösterebilecek eğrilikten kaynaklanan akciğer hastalıkları, solunum sıkıntısı ve organ sıkışmalarının da önüne geçilmesi şarttır. Bu amaçla yapılan cerrahi tedaviler; varolan ve kabul edilemez varsayılan bir deformitenin, bir hastalığın, kabul edilebilir varsayılan başka bir hastalığa çevrilmesidir.

    Hastalığın tanısı için farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri ve skolyozometre (omurganın eğrilik miktarını ölçe alet) ölçümleri, skolyozun miktarını belirleyebilmek üzere yapılabilecek testler bulunmaktadır.

    Tedavi, eğriliğin miktarına ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Tedavi, erken başlandığı ölçüde başarılı olur. Hekiminiz egzersiz, sırt kuşağı kullanımı, ameliyat veya bu tedavilerinden birini veya bir kaçını kullanmanızı tavsiye edebilir.

    30 dereceden az olan Skolyozlar için tedaviye gerek yoktur, fakat 6 aylık aralarla gidişatın izlenmesi gerekir. Gövde kaslarını kuvvetlendirici egzersizler, eğriliğin artmasını önlemede yeterli olabilir. 30 ila 50 derece arsındaki omurga eğrilikleri, kuşak kullanımı ve egzersizler ile kontrol altında tutulabilir. Kuşak ile omurga asimetrik basınçlara karşı desteklenir ve hasta büyüdükçe, vücuda uyum sağlıyacak şekilde modifiye edilebilir. Kuşağın, geç ergenlik döneminde, kemik büyümesi durana kadar kullanılması gerekir.

    40 derece veya üzerindeki skolyozlarda, eğrilik kemik büyümesi durduktan sonra da artmaya devam edebileceği için, genelde ameliyat ile düzeltme gerekir

  • Spina bifida nedir, nasıl oluşur, tedavisi nasıldır?

    Spina bifida nedir, nasıl oluşur, tedavisi nasıldır?

    Spina bifida; ayrık veya açık omurga anlamına gelir. Doğumsal bir anomalidir. Ülkemizde yaklaşık 1000 de 3 oranında görülür.

    Spina Bifida Nasıl Oluşur?

    Bebek anne karnında iken, omurganın (omuriliği koruyan omurga kemikleri) kapanamaması sonucu, açık kalan bölgeden , omuriliğin etrafını saran zarlar (meningosel) veya zarlarla beraber omurilik dokusunun (meningomiyelosel) fıtıklaşmasıyla oluşur.

    En sık bel bölgesinde görülen Spina bifidanın 3 tipi vardır:

    Spina Bifida Occulta: Spina bifidanın en hafif şeklidir. Omurgayı oluşturan kemiklerin bir ya da birkaçında küçük defekt ya da defektler vardır. Omurilik ve sinirler normaldir. Defektin olduğu bölgede cilt üzerinde aşırı bir kılllanmanın olması dışında herhangi bir bulgu vermez.

    Meningosel: Spina bifidanın en nadir görülen şeklidir.Omurganın açık kalan kısımlarından, omuriliği çevreleyen zarlar dışarıya doğru fıtıklaşırlar.Fıtık kesesi içinde beyin ve omuriliği çevreleyen ve koruyan beyin omurilik sıvısı da bulunur.

    Meningomiyelosel: Spina bifidanın en ileri ve en ağır şeklidir. Fıtıklaşan kesenin içinde zarlarla birlikte omurilik ve sinir kökleri de bulunur.

    Spina Bifidalı Bebekte Tanı Amaçlı Neler Yapılmalıdır?

    Spina bifida ile doğan bebekte öncelikle fizik ve nörolojik muayene yapılır. Direkt omurga filmi, kafa ve omurilik ultrasonu, bilgisayarlı beyin tomografisi ve manyetik rezonans görüntüleme ile spina bifidanın tipi, ağırlığı, sinir tutulumunun derecesi değerlendirilir.

    Spina Bifida’nın Tedavisi Nasıldır?

    Spina Bifida occulta genelde tedavi gerektirmez. Omuriliğin etkilenmediği meningosel vakalarında herhangi bir paralizi (felç) riski olmadan cerrahi tedavi mümkündür. Meningoseli olan pek çok çocuk cerrahi tedavi sonrası normal yaşamlarına devam edebilirler.

    Meningomyeloseli olan bir bebek ise doğduktan 24-48 saat sonra operasyona alınmalıdır.Burada omurilik yerine yerleştirildikten sonra üzeri kas ve zar tabakaları ile kapatılır. Amaç enfeksiyon oluşumunu önlemek ve sinirlerin zedelenmesine engel olmaktır. Ancak eğer sinirler operasyon öncesi zaten zedelenmiş ise bu geri dönüşümü olmayan bir olaydır ve bacak felçleri ile idrar, dışkı problemleri kalıcı olur. Bu bebeklerde uzun süreli rehabilitasyon gereklidir.

    Hidrosefali oluşan bebeklerde ise biriken sıvı cerrahi olarak yerleştirilen bir şant (shunt) yardımı ile bebeğe zarar vermeden boşaltılır. Son yıllarda “üçüncü ventrikülostomi” adı verilen yeni bir ameliyat yöntemi şant yerine kullanılmaya başlanmıştır. Daha doğal ve şantların yol açtığı komplikasyonların görülmediği bir yöntemdir.

  • Vertebroplasti ve kifoplasti

    Vertebroplasti Nedir?

    Kemik yoğunluğu azalmış, dolayısı ile yüklenme ile kırık riski taşıyan veya kırılmış olan omurgaların veya kanser metastazlarına bağlı omurga gövdesindeki yükseklik azalmalarının olduğu durumlarda omurga gövdesi içerisine polimetilakrilat(kemik çimentosu) enjekte edilmesi işlemine vertebroplasti denir. Vertebraplasti omurga içi kemiğin kuvvetlendirilmesine yönelik bir işlemdir.

    Vertebroplasti Nasıl Yapılır?

    Hastaya uygulama öncesi sakinleştirci ilaç uygulanır. Hasta yüz üstü pozisyonda ameliyat masasına yatırılır. Omurga kırığının yerine göre sırt veya bel bölgesinde girişimin yapılacağı yer steril olarak silinip örtülür. Skopi(X-ışınları kullanarak görüntüleme sağlayan cihaz) kontrolü ile müdahalenin yapılacağı bölge görüntülenir .Girişim noktası saptandıktan sonra giriş noktasına lokal anestezik uygulanır. Bu noktadan küçük bir kesi yapılarak vertebroplasti iğnesi kemikle temas edene kadar ilerletilir ve iğne döndürülerek omurga korteksinin içine girilir. İğne yerleştirildikten sonra sıra kemik çimentosu skopi kontrolü ile sement verilir

    Kimlere Vertebroplasti Yapılabilir?

    Osteoporoza bağlı kompresyon fraktürleri

    Kanser metastazına bağlı omurga kırıkları

    Omurga anjioması

    Multipl myeloma

    Travmatik omurga kırıklarında

    Vertebroplasti Sonrası Ne Olur?

    Kemik çimentosunun vertebra içinde sertleşmesi yaklaşık bir saatlik bir sure alır. Bu sure içerisinde hastanın yerinden oynatılmaması gerekir. İki saat sonra hasta sırtüstü döndürülebilir. Uygulamadan sonra hastanın bir hafta istirahati uygundur.

    Kifoplasti Nedir?

    İşlem vertebroplastiye benzemekle beraber, hedef omurganın içine önce balon yerleştirilmesi, bu balonun şişirilmesi, sonra söndürüldükten sonra oluşturulan boşluğa daha koyu kıvamlı tıbbi çimento verilmesi işlemidir.