Etiket: Omurga

  • Pilates ve omurga problemleri

    Omurgaya bağlı oluşan problemler klinik tıp alanında en çok görülen rahatsızlıktır. Yalnızca bel ağrısı problemi nüfüsun yaklaşık olarak %80’ini etkilemektedir. Özellikle bel ağrısı gündelik yaşam kalitesini oldukça kötü yönde etkilemektedir. Omurga problemleri yaşamamak için öncelikle koruyucu egzersizler yapmak oldukça büyük önem taşır. Kişide omurga problemi mevcut ise uygun fiziksel aktiviteler ağrı seviyesini ve fonksiyon kayıpları görülmesi riskini azaltmaktadır.

    Pilates, bel ağrısının en önemli nedenlerinden biri olan adale imbalansı, bel ve karın adalelerinde kuvvetsizlik, pelvik instabilite, duruş bozuklukları, vücudun yanlış kullanımı gibi mekanik sorunların giderilmesi için de oldukça önemlidir.

    Özellikle pilates gibi kontrollü egzersiz teknikleri ile omurga problemlerinin görülme ihtimalini azaltmaktadır. Pilates yardımı ile gövde bölgesindeki omurgaya yakın olan derin kaslar omurgaya zarar vermeyecek şekilde aktive edilir. Güçlü gövde kasları problemli bölgeyi tutar ve üzerine binen yük miktarını önemli ölçüde azaltır.

    Omurga üzerinde birçok sorun oluşabilmektedir. Bu sorunların başlıca nedenleri omurganın doğal pozisyonunun dışına çıktığı durumlarda oluşan mekanik problemler, travmalar ve sakatlanmalar, çeşitli hastalıklardır. Her bir omurga problemi için egzersiz reçetesi de farklılıklar gösterir. Bu nedenle öncelikle omurgada bulunan problemin tespiti ve buna uygun bir egzersizin düzenlenmesi oldukça önemlidir.

    Omurgada görülen başlıca problemler; sinir sıkışması, eklem disfonksiyonu, omurga dejererasyonu görülmesi, faset sendromu oluşumu, spinal stenosis (dar kanal), spondylolysis, spondylolisthesis (bel kayması), spinal instabilite, dejenaratif disk hastalığı ve bel fıtığı şeklindedir.

  • Vertebroplasti işlemi nedir ?

    Omurga kırıkları, omurganın kötü huylu metastatik veya primer tümörlerinde, omurganın ağrılı hemanjiomlarında, multiple myeloma bağlı patolojik kırıklarında, uygun hasta grubunda lokal veya genel anestezi altında, ciltten 1 cm’lik kesi ile girilerek omurga içerisine kemik sement enjekte edilmesi işlemidir.

    En sık kullanıldığı alan omurganın osteoporoza (kemik erimesi) bağlı kırıklarının tedavisidir. Amaç istirhat ve ağrı kesicilere rağmen düzelmeyen ağrıların azaltılmasıdır. İşlemin asıl amacı ağrının azaltılması olmakla birlikte kırık omurgaya sağlamlık kazandırmaktır. Her omurga kırığı vertebroplasti işlemine uygun değildir. Uygun olan hastalarda ciddi anlamda ağrılar azalmakta ve kişiler normal hayatlarına dönebilmektedirler.

    Stabilizasyon cerrahisinin yapılamadığı veya yapılması gerekli olmayan, ortalama 4 haftalık istirahat ve medikal tedaviye rağmen ağrılarda anlamlı azalma olmayan hastalarda uygulanmaktadır.

    Kifoplasti işleminde ise vertebroplasti işlemine ek olarak omurga içerisinde bir balon şişirilerek kırık omurganın yüksekliğinin arttırılması ve sement enjekte edilecek alanın arttırılması amaçlanmaktadır. bu işlem daha çok omurganın belirgin açılanma veya deformasyon yarattığı durumlarda tercih edilmektedir.

    işlem sonrası 2. saatte hastalar ayağa kaldırımaktadır ve aynı gün veya bir sonraki gün taburcu edilmektedir.

  • Omurga kırıkları ve cerrahi tedavi

    Ufak travmalar sonrası bile omurga kırıkları ortaya çıkabilir. Bu kırıkların büyük bir kısmı cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymaz. Ancak yüksek enerjili travma sonucu ortaya çıkan omurga kırıkları cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyabilir. Yüksek enerji ile ortaya çıkan kırıklar omurgada instabiliteye ve omurilik hasarına neden olmaktadır.

    Osteoporoz nedeniyle zayıflayan kemikte kırık ve kırık sonucu ağrı olabilir.

    Gelişen yeni tekniklerle hastaya kifoplasti yada vertebroplasti denilen yöntemlerle kemik içine sement enjeksiyonu yapılabilir. Hastanın minimal girişim ile ağrısı azaltılarak kemiğin güçlendirilmesi sağlanır.

    Kırığa Yol Açan Nedenler Nelerdir?

    Herhangi bir nedenle omurga üzerine binen aşırı yüklenmeler nedeni ile kırık ortaya çıkabillir. Omurganın ön bölümünde çökme kırığı olabilleceği gibi patlama kırığı nedeni ile omurganın tüm bölümlerinde kırık ortaya çıkabilir.
    Osteoporoz kırığa neden olan temel sebeplerden biridir.

    Tedavi seçenekleri Nelerdir?

    Medikal Tedavi

    Kırıkların çoğunun tedavisi istirahat ve ağrı kesici kullanmaktır. Korse kullanımı ağrıyı azaltmakta etkilidir.

    Cerrahi Tedavi

    • Vertebroplasti

    Kanül aracılığı ile kırık omurganın içine girilerek kemik içine segment enjekte etme yöntemidir. Bu şekilde hastanın ağrısını azaltarak kemiğin güçlendirilmesi sağlanır.

    • Kifoplasti

    Kanül aracılığı ile kırık omurganın içine girilerek kırık omurga gövdesinde balon şişirilerek bu boşluk içine segment yerleştirme yöntemidir.

    Tanı ve Tedavi

    Tanı ve tedavi amacıyla doktorunuza başvurun.

  • Sinsice ilerleyen sorun: “omurga tümörleri

    OMURGA TÜMÖRLERİ İKİ NEDENDEN OLUŞABİLİR

    Hastada omurga tümörü belirtileri varsa öncelikle tanı netleştirilmelidir. Çünkü tümörler iki farklı türde olabilir. Birincisi direkt olarak omurganın kendisinden kaynaklanan tümörler, ikincisi ise vücudun başka bir yerinde oluşup kan yolu ile omurgaya gelerek yerleşmiş olan tümörlerdir. Bulgular. Bu nedenle omurgada tümör teşhis edildiği zaman, hemen diğer hastalıkların varlığı sorgulanmalı, tüm vücut taraması yapılmalıdır. En sık prostat, meme veya akciğeri kanseri nedeni ile omurgaya sıçramış olan kötü huylu tümörler görmekteyiz.

    “AĞRI” EN SIK RASTLANILAN BELİRTİSİ

    Hasta durmadan omurilik bölgesinde ağrı şikayetleri duyuyorsa, mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir. Ağrının en önemli karakteri erken dönemde gece ortaya çıkmasıdır. Ancak hastalık ilerlemişse gece gündüz ağrı olur. Güç gerektiren fiziksel aktiviteler ağrının artış göstermesini tetikleyebilir. Kol ve bacaklarda hissedilen uyuşukluklar, halsizlik ve güç kaybı ise görülebilecek diğer belirtiler arasındadır.

    FİZİKSEL MUAYENE İLE TANI SÜRECİNİ BAŞLATIYORUZ!

    Omurga tümörleri söz konusu olduğunda cerrahi operasyonlar kadar yapılacak tanılar da oldukça önemli. Öncelikle hastanın geçmişte geçirmiş olduğu veya halen devam eden bir hastalığın varlığının tespit edilmesi şart. Tümörün oluşabileceğinden şüphe duyulduğu zaman MR ve grafi gibi yöntemlerle hastanın omurilik ve omurgası görüntüleniyor. Tümör kesin olarak tespit edilmişse, ardından iyi veya kötü huylu olup olmadığını algılamak adına biyopsiye başvurulur. Biyopsi sonuçlarına göre tümörün büyük olduğu tespit edilmişse tek yöntem cerrahi operasyon işlemi uygulamaktır. Ancak burada hastanın yaşı, radioterapi ve kemoterapiye olan duyarlılığı, tümörün iyi veya kötü huylu olup olmaması gibi hususları da göz önünde bulundurulmalı. Hastada ağrı şikayetleri çok fazla ise belirtilerin türüne göre Kordotomi, Ağrı Pompası, Spinal Kort Stimülasyonu gibi cerrahi operasyonlar da yapılabiliyor. Ayrıca tedavi sonrası da oldukça riskli. Çünkü tümörler kendini yenilebiliyor. O nedenle omurga sağlığı açısından hastanın belirli dönemlerde doktoruna giderek MRG ve Radyografi teknikleri, PET gibi tümör taramasından geçmesi önerilir.

  • Migrasyon gösteren disk protrüzyonu, sekestre disk hernisi, faset kisti nedir ve hareket koruyucu cerrahi, hareketli platin ameliyatı, protez ameliyatı nasıl yapılır?

    Halk arasında patlamış fıtık veya kanala düşmüş fıtık ta denen disk protrüzyonu veya başka bir deyimle sekestre disk hernisi durumuna sahip hastalar; fıtığın görüldüğü omurga bölgesine göre çok şiddetli, hatta dayanılmaz kol veya bacak ağrıları içinde kıvranan hastalardır. Çünkü yerinden çıkmış olan disk, kol veya bacağa giden bir siniri ezmektedir. Bu hastaların tabii ki doğru dürüst muayene edilip, gerekli tüm tetkikleri yapıldıktan sonra ameliyat edilmeleri; hem ağrılarının bir an önce dindirilmesi ve hem de ortaya çıkmakta olan felcin önlenmesi açısından gereklidir.

    Doktorların faset adını verdiği yapı, aslında omurga kemikleri arasındaki eklemin adıdır. Bu eklem aynı diz eklemi, kalça eklemi gibi karmaşık yapıda bir eklemdir. Kapsülü, içinde menisküsü, eklem sıvısı da vardır. Kalça ve diz eklemlerinin protezi yapılalı onlarca yıl oldu, bu cihazlar her gün pek çok hastaya takılıyor; ancak yüksek teknoloji ile hala faset ekleminin protezi yapılamadı, çünkü çok hassas bir yapısı var. İşte bu faset eklemini içindeki sıvının dışarı doğru balonlaşması, diğer eklemlerde de görülenlere benzer bir eklem kistine yol açıyor. Ancak söz konusu bu faset kisti, bacağa giden sinire bastığı için; aynı bel fıtığındaki gibi bir ağrılı tabloya yol açıyor. İşin can sıkıcı yanı ise bu durumun tek çaresinin ameliyat olması.

    Omurga kökenli ağrılar arasında, omurganın gün içindeki zorunlu hareketlerinden kaynaklanan ağrıları tedavi etmek amacı ile yapılan ameliyatlarda; birkaç yıl öncesine kadar füzyon (dondurma) ameliyatları, yani omurga kemiklerinin birbirine kaynatıldığı ameliyatlar tercih ediliyordu. Kemik kullanılarak ve de platin denen vida ve çubuklar da kullanılarak yapılan bu işlemlerle hareket durdurulduğunda ağrı da geçiyordu. Ancak son araştırmalarda, bu ameliyatın etkisinin geçici olduğu; söz konusu hastalığın bu sefer bir üstteki veya bir alttaki omurga aralığına aktarıldığı ve de, hastanın tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığı ortaya çıktı. Bunun üzerine son yıllarda, omurga hareketini durdurmak için yapılan ameliyatlarda; hareket koruyucu cerrahi tercih ediliyor. Bu yöntemde omurganın zorunlu hareketleri tamamen durdurulmuyor, sadece bir dereceye kadar kısıtlanıyor. Yani hareketli vidalar, hareketli çubuklar, disk protezleri kullanılarak omurganın bir miktar; yani bizim izin verdiğimiz kadar oynamasına izin veren ameliyatlar yapılıyor.

  • Bel vidalama (platinleme) ameliyatı

    Bel vidalama (platinleme) ameliyatı

    Bel vidalama ameliyatları halk arasında ”PLATİN” ameliyatları olarak bilinir. Asıl olarak kullanılan malzemelerin hammaddesi platin değil titanyumdur. Bu vidalar ayrıca boyun ve sırt bölgesi hastalıklarında da farklı ölçülerde kullanılır.

    1-Bel vidalama ameliyatları kimlere yapılmaktadır?

    Omurga kırıkları, bel kayması, tümör veya enfeksiyon nedeni ile oluşan omurga çökmelerinde ve omurilik kanal daralması(dar kanal hastalığı) nedeni ile ameliyat edilen hastalarda omurgaya destek vermek için yapılır.

    2-Vida sistemi vücuda zararlı mıdır? . MR çektirirken sorun olur mu?:

    Platin değil de titanyum ağırlıklı, vücutta hiç yan etki yaratmayan ve bir ömür boyu kalabilen malzemeler kullanıldığı için MR uyumludur. Vücudun herhangi bir yerine MR çekilmesinde herhangi bir sorun gelişmez. Ağırlıkları 100-150 gramı geçmez.

    3-Bu tür ameliyatlardan çekinmeye gerek var mı?

    Vidalama ameliyatları ameliyat öncesi yapılan MR ve 3 boyutlu Tomografi görüntüleri sonrası planlanır. Omurlara gönderilen her vidanın dikey ve yatay planlarda belirlenmiş açıları vardır. Bu açılara uyularak ve ameliyathanede kullanılan skolpi cihazları yardımıyla bu tür ameliyatlar güvenli olarak yapılır. Ameliyatlarda ayrıca Operasyon mikroskobu da kullanılmaktadır.

    4- Bu ameliyatları kimler yapar?

    Bu tür ameliyatları Omurilik konusunda uzmanlaşmış ve mikrocerrahi eğitim almış Beyin ve Sinir Cerrahları yapar. Omurga yapısı kemiklerden oluşan bir yapı olsa da içerisinden geçen omurilik üzerine oluşan baskılar sonucu hastalıklar geliştiğinden bu cerrahi uygulamalar Ortopedislerin işi değildir.

    5-Kaç saat sürer, hasta kaç günde ayağa kalkar.?

    2-4 saatlik ameliyatlardır. Omurgasına vida konan hastalar ertesi sabah kaldırılıp yürütülür. Maksimum 3 gece hastanede kalır. Toplam 1 hafta yatak istirahati vardır. Daha sonra ev dışında yürüme egzersizlerine başlanır. Toplam 20 gün sonunda yapılan kontroller sonrası hastaya egzersiz programı verilir.

    6-Bu ameliyatla tamamen normal hayata dönülebilir mi?

    Hastalar sağlıklı dönemlerdeki aktivitelerine kavuşabilirler. Yürüme, koşu, bisiklet ve yüzme gibi aktiviteleri yapabilirler. Sorunsuz olarak mesleklerine devam edebilirler.

    7-Vida sistemi daha sonra çıkartılıyor mu?

    Çıkartmaya gerek yoktur. Çünkü vücuda zararları yoktur. Sadece yüksekten düşme veya ağır trafik kazaları sonrası bu sistemlerde kırılmalar olabilir. Bu durumlarda değiştirmek gerekebilir. Bunu dışında yaklaşık 20 yıldır izlediğim ve herhangi bir sorun gelişmeyen hastalarım vardır.

    8. Bu tür vidalar omurganın boyun ve sırt bölgesinde de kullanılıyor mu?

    Boyun ve sırt omurlarında da beldekine benzer sorunlar geliştiğinde bu vida-rod sistemini kullanmaktayız. Bu bölgelerdeki omurlar bel omurlarına göre daha küçük ebatlarda olduklarından buralara uygulanacak vidaların çapları ve boyları daha kısa ve incedir.

    9. Vücudum bu vidaları kabul eder mi?

    Titanyum allerjisi oranı yaklaşık onbinde 1 dir (1/10.000). Sadece böyle bir durum varlığında vücud vidaları kabul etmeyebilir.

  • Omurga yaraları

    Spinal travmalar yüksek mortalite ve morbidite oranları ile seyreden ve sonuçları ile bireyi ve toplumu etkileyen travmatik lezyonların
    başında gelmektedir.

    Kısa sürede ve doğru müdahalenin prognozu etkiliyor olması, hastanın tetkik ve tedavisinin yeterli olarak yapılabileceği merkezlere ihtiyaç duyulmuş ve bu amaçla bazı ülkelerde spinal travma merkezleri kurulmuştur.

    Bu merkezlerde spinal travmalı hastalara ilk müdahalenin daha hızlı ve standardize yapılabilmesi önemlidir. Tarihçesi çok eskilere dayanan bu yaralanmalar endüstri çağına paralel olarak artan trafik ve iş kazaları, yüksekten düşme, endüstriyel yaralanmalar, ateşli silah yaralanmaları, spor yaralanmaları nedeniyle sıkça görülmektedir. ABD’de bir milyonda 30 kişi spinal travma riski altında olduğu kabul edilmektedir.

    Spinal travmalar gençlerde daha yüksek oranda görülür.Ortalama yaş 33.5 olarak literatürde belirtilmiştir. Erkek bayan oranı 4 de 1’dir.En
    önemli sebep trafik kazalarıdır.

    ABD’de yılda 1000.000’de 30 oranında kişinin spinal travma riski taşıdığı kabul edilmektedir. görülmektedir .Günümüzde artan trafik kazaları yanında ,iş kazaları ve yüksekten düşme sonucu vertebra kırıklarında artış sözkonusudur. Literatürde vertebra zedelenmeleri 15-34 yaş arası erkeklerde sık rastlandığı bildirilmektedir.

    Çalışmamızda da en sık 13 (%30.2) hasta ile 15-30 yaş arası olgularda vertebra zedelenmesi gözlendi. Spinal travmaların en sık nedeni trafik kazalarıdır. Hagen ve ark’nın yaptıkları bir çalışmada, düşmeler %45, motorlu taşıt kazası %35 olarak bildirilmiştir.

    Burney ve ark’nın yaprığı çalışmada taşıt kazası %40,düşmeler %20,ateşli silah yaralanmaları %13.6 olarak bildirilmiştir. Meyer ve ark spinal travma nedenlerini trafik kazaları %42, düşmeler % 22.8 olarak bildirmişlerdir. Çalışmamızda ise yaralanma mekanizmaları incelendiğinde yüksekten düşmeler %60.4, trafik kazaları % 34.8 ve suya dalma % 4.6 oranda bulunmuştur.

    Literatürdeki çalışmalardan görüldüğü gibi yüksekten düşmeler ve trafik kazaları en sık karşılaşılan travma nedenleridir. Hagen’in
    çalışmasında olduğu gibi çalışmamızda düşmeler ilk sırada yer almıştır. Etyolojinin bölgeler ve ülkeler arası farklılıklar gösterdiği
    görülmektedir.

    Bölgenin coğrafi yapısı ve sosyoekonmoik nedenleri yüksekten düşme olgularının ilk sırada görülmesini açıklayabilir.

    Hagen ve ark’nın 238 hastayı içeren serilerinde etkilenen bölgelere göre dağılım incelendiğinde % 50 servikal, %33 torasik, %18
    lomber bölgedeki vertebranın zedelendiği bildirilmiştir.

    Meyer’in 2195 olgusundan 1372’si (%61) servikal bölgededir (7). Çalışmamızda %60.4 servikal ,%23.2 torakal ve %16.4 ile lomber bölgedeki vertebraların etkilendiği görüldü.Hagen ve Meyer’in çalışmalarında olduğu gibi çalışmamızda ilk sırada servikal bölgedeki travmalar yeralmaktadır. Alker’in yaptığı bir çalışmada 312 servikal vertebra kırığından %22’si , Bucholz’ın 112 olgusundan %21 üst servikal bölgede olduğu saptanmıştır. Bizim serimizde olguların 11’i (%42.3) üst servikal ,15’i (%57.69) alt servikal bölgede patoloji vardı.

    Spinal kanalın en hareketli segmentleri ( C4,C5,C6, T12, L1,L2) olduğundan injüri riski bu segmentlerde oldukça yüksektir.

    İnjürilerin %10’u servikotorasik bölgede meydana gelir. Torakal bölgede spinal kanal daha dar olup, vertebralar fixe olup, toraks kafesi ile
    eklemleşir, injüri olabilmesi için daha büyük kuvvet gerekir. Torakolomber bileşke daha hareketli olduğundan ikinci sıklıkla injüriler bu
    bölgede görülür.

    Meyer akut spinal yaralanmalı olgular serisinde %42.9 oranında multıpl travma olduğunu bildirmiştir. Apuzzo ve ark. 45 olguluk
    serilerinde olguların %17.8’inde serebral kotüzyo , % 9.8’inde kraniyal fraktür, % 4.4 ünde pulmoner, %4.4’ünde abdominal yaralanma
    olduğunu bildirmişlerdir(14).Bizim olgularımızın; %6.9 serebral lezyon , %11.6 toraks patolojisi, %2.3 multipl extremite fraktürü varken
    %79 ek bir patoloji yoktu.

    İlk muayenede saptanan spinal kord yaralanması tiplerinin oranları Zileli ve arkadaşlarının 1989 yılında Ege bölgesinde yaptıkları
    çalışmada:bulgu yok (%32),tetraplejik(%10),tetraparetik(%10),paraplejik(%13),paraparezik(%6),kauda equina lezyonu(%12)(15)iken
    çalışmamızda bu oranlar: ( %4.6) paraparezi,(%16.2)parapleji,(%11.6) kuadripleji , 29 olguda (%67.4) nörolojik defisit yok şeklinde idi.

    Amerika’da motorlu taşıt kazaları sonucu medulla spinalis yaralanmaları sonucu yılda 6000 kişinin öldüğü rapor edilmiştir.Burney
    ve ark çalışmasında spinal yaralanmalı hastaların hastane mortalitesi %17 olarak bildirilmiştir(10).1999 yılında KTÜ İlk ve Acil Yardım
    Anabilm Dalında yapılan epidemiyolojik bir çalışmada; 651 travma hastasının 39’u(%6) spinal travma olup mortalite % 5.1 olarak
    bulunmuş idi . Bu çalışmada ise mortalite % 6.9 olarak bulundu.

    Spinal travmalar yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden toplumu etkileyen travmatik lezyonların başında gelmektedir. Hastanın
    kısa sürede acil olarak stabilizasyonu sağlanarak ileri bir merkeze transportu gerekmektedir. Spınal travmadan şüphelenilen tüm

    hastaların nörolojik muayenesi yapılmalı radyolojik tetkikleri yapılmalı immobilizsyonu sağlanmalı ve ek patolojiler varsa bunlara yönelik
    tedaviler uygulanmalıdır.

    Omurga operasyonlarından sonra dikkat edilmesi gerekenler

    Herhangi bir sebeple omurga operasyonu olan hastamızı bekleyen ve unutmaması gereken bilgiler şunlardır;

    Hiç bir yapılan cerrahinin yaradılıştan gelen vücüt yapısını sağlaması mümkün değildir. Yapılan cerrahi sizin kazancınız ve
    mutluluğunuz ve geleceğiniz için yapılmıştır.

    Size yapılan omurga cerrahisinin amacı yaradılıştan gelen vucut yapısına yakın fonksiyon gören bir sistem oluşturulmasıdır.
    Sonuçta omurga cerrahisinde yaradılıştan gelen vücut yapısına dışardan yerleştirilen enstrumantlar konulmaktadır.

    Bu enstrumantların sayısı ve türü var olan soruna göre değişmektedir. Bu enstrumanatların vucuda uyum sağlaması gereklidir. Örneğin bir diş dolgusunda bile alışma süresinin olması gibi. Enstrumantların vucuda alışma süresi 6 ayla 1 yıl arasında değişmektedir.

    Omurga cerrahisinde de tüm tedavi şekillerinde olduğu gibi kazançlar yanında kayıplarda söz konusudur.Önemli olan kazancın
    büyüklüğü olmalıdır.

    Omurga cerrahisinde hastalarımızın en çok şikayet ettikleri konular;

    1.Hareketlerimi istediğim gibi yapamıyorum: Yapılan ameliyatın seviyesine göre değişmek üzere omurga ameliyatlarında hareket
    kısıtlılığı ortaya çıkar. Bu hareket kısıtlılığının derecesi kabaca yapılan her omurga segmenti için yaklaşık %5 olmaktadır. Aslında var
    olan omurga sorunları hastalarda omurga operasyonu yapılmamış olsa da hareketlerini istediği gibi yapma sorununu
    mutlaka taşımaktadır. Ancak omurga cerrahisinde kazanç ağrının ortadan kaldırılması ve gelişmiş ve gelişmesi muhtemel sinir kayıpların
    önüne geçilmesidir.

    2.Otururken batma hissediyorum, ağırlık varmış hissediyorum: Bu gibi şikayetler enstrumantlara vucudun alışma sürecinde olan
    rahatsızlıklardır. Şunu unutmamak gerekir bu enstrumantlarla zaman geçitkçe alışacak ve vücudunuzun bir parçası olarak kabul
    edeceksiniz.

    3.Düştüm platinlerim kayar, kırılır endişesi: Usulüne uygun yerleştirilmiş platinlerin küçük haretlerle kayması ve kırılması mümkün
    değildir. Ancak yaşlı hastalarda ilerleyen kemik erimesi söz konusu olduğunda platinlerde hareketlenme gelişebilir. Ağır kazalarda
    veya darbelerde platinlerde kırılma olabilir. Bilindiği üzere her maddenin belirli bir dayanma gücü vardır. Süre geçtikçe metaller yorulur.
    Buna metal yorgunluğu adı verilir.

    4.Belime takılan platinlerin belirli bir süreden sonra alınması gerekliymiş: Belinize koyulan enstrumantlar vucüt tarafından kabul edilen
    malzemelerdir. Sizde var olması sakınca oluşturmaz. Ancak gerek hastanın psikolojik yapısı enstrumantların varlığına izin vermiyorsa
    gerekse var olam sorun kemiklerle güçlendirilmişse 2 yıldan sonra platinler alınabilir.

    5.Platinli operasyondan sonra yine aynı sorunlar gelişebilir mi? Belinize koyulan enstrumantlar belirli bir segmenti kontrol altında tutar
    ancak bu segmentlerin üzerindeki ve altındaki segmentler için koruma sağlamaz. Yani hasta olarak tarafınızın bu tür ameliyatlardan
    sonra kendinize özen göstermeniz, kendinizi korumanız, hekiminiz ile diyalog içinde bulunmanız gerekmektedir.

    Omurga operasyonlarında gelişebilecek sorunlar

    Omurga operasyonları zor ve tecrübe gerektiren operasyonlardır. Omurga operasyonları riskli ameliyatlardır. Bu riskler yapılacak omurga
    sorununa ve genişliğine göre farklılıklar göstermektedir. Yapılacak omurga segment sayısı arttıkça çıkabilecek sorunlar artmaktadır.

    Skolyoz ve kifoz cerrahisinde riskler daha fazla ve çıkabilecek komplikasyonlar çok daha fazladır.Bu gelişebilecek erken veya geç
    dönem komplikasyonlar bu cerrahinin uygulanması gerektiren tüm hastalarda gelişebileceği gibi bu cerrahiyi uygulayan tüm omurga
    cerrahlarında da gelişebilir. Bundan dolayı hekiminizle kore olmanız uyum içinde aynı yönde hareket etmeniz önemlidir.

    Omurga cerrahisinde erken dönem komplikasyonları

    1. Vidaların malpozisyonu: yani vidaların uygun yere yerleştirilememesi. Yani vidaların omurga içinde değil etrafında yerleşim
    göstermesi.Tekrar ameliyat riski taşır

    2. Sinir zedelenmeleri: Vidaların seyri boyunca sinirde bacağa giden sinirlerde meydana gelen zararlanmalar.Seviyeye göre değişmek
    üzere motor ve duyu arazları gelişebilir.

    3.Vidaların omuriilik zarını zedelemeleri ve Beyin omurilik Sıvı kaçaklarının meydana gelmesi. Tekrar operasyon riski taşıyabilir.

    4.Omurilikte zararlanmaların oluşmasıFelç riski taşır. Tekrar operasyon gerektirebilir.

    5.Sinir kanallarında sıkışıklık meydana gelerek operasyondan sonra ağrıların artması.Tekrar operasyon riski taşır.

    6.Yara yeri enfeksiyonları:Yaranın açılmasını gerektirir:

    7.İmplant enfeksiyonları .İmplatın çıkarılmasını gerektiririr.

    Omurga cerrahisinde geç dönem komplikasyonları

    1.Vidaların yerinden kayması genellikle nedeni zaman içinde gelişen osteoforz veya şiddetli travmalardır.

    2.Vidaların kırılması Metal yorguluğuna veya seviyesine uygun kalınlıkta vida yerleştirilmemesine veya enstrumant sisteminin kalitesine
    bağlıdır.

    3.Rodların yerinden kayması Vidaları bağlayan sistemlerin metal yorgunluğuna, travmalara veya sistemin kalitesine bağlıdır.

    4.Enstrumant uygulanan segmentin üzerinde fıtık veya kaymanın gelişmesi Hastanın dikkatsiz ve özensiz davranmasına, travmalara
    bağlıdır.

    5.Enstrumant uygunan segmentin altında fıtık veya kaymanın gelişmesi Hastanın dikkatsiz ve özensiz davranmasına ve travmalara
    bağlıdır.

    Omurga operasyonları

    Omurga operasyonları Beyin ve Sinir Cerrahisi içersinde uygulanılan operasyonlardır. Omurga vucudun yükünü karşılayan bacaklara
    ileten bir önemli bir yapıdır. Omurga aynı zamanda belirli hareketliliğe izin veren bir yapıdır. Omurgadaki bazı gelişen sorunlar mekanik
    Ağrılara neden olurken bazı gelişen sorunlar hem mekanik hemde sinirsel ağrılara neden olur. Omurgadaki sorun ne olursa olsun
    gelişen ağrılar sosyal, cinsel, ailesel, işsel hayatı engelleyen sorunlar oluşturabilirler.

    Omurgada ne gibi sorunlar olabilir?

    Omurgada kaymalar olabilir, omurgada kırıklar olabilir, omurgada eğrilikler kifoz veya skolyoz olabilir. İşte bu sorunlar derecelerine tespit
    edilme yaşına göre müdahale gerektirebilirler. Omurgada yapılan müdahalelere bağlı gelişebilecek sorunlarda söz konusudur.

    Örneğin bel bölgesinde 3 seviye üzerinde omurilik kanal darlığı olan bir hastaya yapılması gerekli olan bir cerrahi durumunda omurgada
    kayma,kırık,kifoz ve skolyoz olmasada omurga cerrahisi planlanmaktadır. Örneğin 3 seviye lomber disk hernisi yapılacak bir olguya
    yapılacak cerrahiye bağlı olmak üzere omurga cerrahisi planlanabilmektedir.

    Yine aynı şekilde omurgada kayma var ama cerrahi boyutlarda değil ancak bel fıtığı var ve müdahale gerekiyor yapılacak cerrahinin
    kaymayı artırabileceği düşünülerek omurga operasyonları düşünülebilmektedir.

    Omurga operasyonlarında amaç omurgadaki dizilimi sağlamak en azından ilerlemesini engellemektir.

  • Omurilik felci nedir nasıl oluşur

    Omurilik felci nedir nasıl oluşur

    Omurga ve omurilik anatomisi sayfasında ana hatlarıyla belirtilen omurilik işlevleri, çeşitli sebeplerle kaybedilebilir. Omuriliğin işlevini kaybetmesi için hastalık ya da travmaya bağlı bir baskıya uğraması gerekir. Uğradığı bu baskı sonucu hasar gören bölgeler iletişim görevini yapamaz hale gelir. Daha başka bir deyişle, organlarla beyin arasındaki irtibat, hasar gören bölgeler ve aşağısında kaybedilir.

    Omurilik Felcinin Sebepleri

    A. Travmalar

    Trafik Kazaları

    Yüksekten Düşmeler

    Sportif Yaralanmalar (Sığ suya balıklama Atlama vb.)

    Ateşli Silah Yaralanmaları

    İş Kazaları

    Doğal Afetler

    B. Hastalıklar

    Omuriliğin içinde, çevresinde ve omurgada gelişen bir hastalığın, omuriliği sıkıştırması, baskıya uyğratması ya da zedelemesi sonucu omurilik felci ortaya çıkabilir. Bu bastalık grupları şu başlıklar altında toplanabilir:

    Urlar (Tümörler): Omurga-omurilik bölgesinde oluşan urların omuriliğe baskı yapması sonucu omurilik felcine sebep olabilir.

    Enfeksiyonları: Omurga veremi (pott), menenjit vb enfeksiyon hastalıklarının omuriliği deforme etmesi sonucu omurilik felcinin oluşmasına sebep olur.

    Yumuşak Doku Hastalıkları: İleri Derecede omurga fıtıkları, Omurgayı çevreleyen dokulardaki (Ligamanlar) deformasyonlar vb, yumuşak dokularda gelişen hastalıklar da omurilik felci meydana getirebilir.

    Omurilik felcinin etkileri

    Tetraplegia: Omuriliğin boyundan zedelenmesi sonucu kolların hareketi,gövdenin hissi,bacakların hareketi tamamen yok olur. Kişi nefes alma ve öksürmede güçlük çeker. Yüzünü, boynunu, omuzlarını, ellerini ve kollarını hissedebilir fakat gövdesini ve bacaklarını hissedemez.

    Parapleji: Parapleji, genel olarak boyundan aşağıdaki kısımlarında meydana gelen zedelenmelere bağlı olarak gerçekleşen felçl türüdür. paraplejide temel olarak bacakların oynatılamamakla birlikte, jhasarın seviyesine göre iki kategoride ele alınmaktadır.

    OMURİLİK ZENDELENDİKTEN SONRA İYİLEŞİRMİ?

    Omurilik zedelendikten sonra tekrar tedavi edilmez ve tekrar büyümez.Eğer omurilik “omurga şoku”u atlatabilirse birtakım iyileşmeler olabilir. Omurga şoku her omurilik zedelenmesinden hemen sonra ortaya çıkar, omurilik çalışmasını durdurur ve kişi hareket edemez. Omurga şoku bir kaç saatten 6 haftaya kadar sürebilen bir zaman dilimi sürebilir ve bu şok esnasında omuriliğin ne derece zedelendiğini saptamak zordur. Eğer omuriliğin şişme, kanama, çürümesi biterse birtakım iyileşmeler olabilir fakat iyileşme genelde omurilik zedelenmesinin ilk 6 aylık süresi içerisinde gerçekleşir. Omurilik tamamen zedelenmediyse, kişi zedelenme tarihinden 2 yıl sonrasına kadar iyileşme belirtileri gösterebilir fakat aradan ne kadar çok zaman geçerse, iyileşme şansı o kadar azalır. Eğer omurilik bir hastalık ve ya tümör sebebiyle zedelenmişse, tamamen iyileşme ihtimali mevcuttur.

  • Şu vida dedikleri..

    Şu vida dedikleri..

    Omurga cerrahisinde vida uygulaması, hastalarımız için de ciddi bir meşguliyet konusu haline geldi. Zira bizim enstrümantasyon diye tabir ettiğimiz bu işlemlerin yapıldığı ameliyatlar, azımsanmayacak ölçüde artmış durumda. Öncelikle, neden söz ettiğimizi kısaca tarif edelim: omurga kemikleri arasındaki kaymaların, dengeyi bozan ve ciddi şikâyetlere yol açan oynamaların omur kemiklerine vidalar konularak giderilmesi.

    Biliyoruz ki, hastalarımız bel MR’larıyla hekimlere başvurduklarında çok farklı önerilerle karşılaşabiliyorlar. Ve başka doktorlardan farklı fikirler duymak, yorucu ve güven kaybettirici olabiliyor. Durum böyle olunca hastalarımız da nerede ve nasıl çare arayacaklarını bilemiyor, tedaviden tümüyle vazgeçebiliyorlar. Haklılar..

    Demek ki bu noktada, hastalarımızı daha fazla bilgilendirmemiz; vaziyeti kendi tarafımızdan tüm açıklığıyla ortaya koymamız gerek. Omurga cerrahisinde enstrümantasyonun, vida uygulamalarının hangi durumlarda, ne zaman ve nasıl uygulanması gerektiği beyin cerrahları için de tartışma konusu olabilmektedir. Bazı meslektaşlarımız bu uygulamalara çok mesafeli yaklaşırlar ve pek çok sorunda daha küçük işlemlerle çözüm sağlamayı tercih ederler. Bu bağlamda endoskopi, epiduroskopi, lazer uygulaması, nükleoplasti gibi kapalı yöntemler de gelişmekte ve popüler hale gelmektedirler. Bu “minimal invaziv yöntemler” daha sonra başka bir makalemizin konusu olacak. Bazı meslektaşlarımız ise omurga mekaniğindeki denge unsurunu ön planda tutarak vida ile ilgili işlemleri daha sık icra edebilmektedir. Zira ender bazı olgularda omurganın stabilizasyonu(sabitliği), belirgin bir kayma olmaksızın da bozulabilmekte ve vida uygulaması gerektirmektedir.

    Elbette bu farklılıklar, yalnızca hekimlerin bilgi ve deneyimlerinin değişik olmasından değil, her hastanın kendine özgü niteliklerinden de kaynaklanıyor. Omurganın karmaşık yapısı ve denge unsurlarının çeşitliliği, hastanın yaşı, kilosu, yıpranma oranı, kas gücü, eşlik eden hastalıkları vb. pek çok etkenle birleştiğinde ortaya birbiriyle çelişen fikirler çıkabiliyor. Bu noktada hastaların değerlendirilmesinde şikâyetlerin özellikleri ve muayene bulgularını içeren klinik tablonun ayrıntılı incelemesi büyük önem taşımakta.

    Hastalarımıza azami faydayı sağlamak için elimizde eskiye kıyasla çok daha fazla yöntem var. Onları en etkili şekilde kullanmak için ise hastalarımızla iyi iletişim kurmamız, onların sorunlarını tam olarak anlamamız kilit rol oynuyor.

  • Çocuklarda omurga eğriliği (skolyoz)

    Çocuklarda omurga eğriliği (skolyoz)

    Vücudumuzu dik tutan bel kemiği (omurga) bazan eğrilikler gösterir. Çok genç yaşlarda başlayabilen eğrilikleri ancak dikkatli anneler yakalayabilir. Çocuklar elbiseli iken yeni başlayan ve hafif eğrilikleri fark etmek mümkün değildir. Ama anneler çocukları elbisesiz de görebilirler. Daha çok kız çocuklarda gözlenen omurga eğiriliklerini erken fark etmek ana-baba, öğretmen gibi büyüklere düşmektedir. Omurga silindir yapıda birçok kemiğin, disk denilen kıkırdak yapılarla birleşmesinden oluşur. 7 tane boyun,12 tane sırt, 5 tane bel omur kemiği koksiks adı verilen piramide benzer parça ile birleşip iskeletin esas parçası olan bel kemiğini (omurgayı) oluşturur. Omurga vücudu dik tutan bir destek, omuriliği koruyan bir yapıdır.

    Omurganın boyun ve bel bölgesi oldukça hareketlidir. Omur kemiklerinin mükemmel bir şekilde birbirine eklem ve bağlarla birleşmesinden oluşan omurga yandan belirli normal eğrilikler gösterir, yandan bakılınca boyun ve bel bölgesinde içeri doğru girintili sırtta ise dışa doğru çıkıntılıdır. Ama omurgaya önden bakılınca dümdüzdür. Önden bakıldığında omurganın bir bölümünün sağa veya sola doğru kavis yapması ve rotasyon (dönme) göstermesi bir bozukluktur. Bu bozukluğa Skolyoz denir. Ancak annelerin bu konuya daha duyarlı olması ile bu rahatsızlık daha erken yakalanabilir.

    Vakaların çoğunda neden bilinemez. Nedeni bulunmayan eğriliklere idyopatik skolyoz denir. Genetik geçiş özellikleri vardır. Kız çocuklarda daha fazla görülür. Ağır vakalarda eğrilmeler ergenlikte çok hızla ilerler. Araştırmalar çocukların %5′inde skolyoz görüldüğünü bildirmektedir. Eğrilikler çeşitli tiplerde olabilir. Sırtta sağa veya sola belde sağa veya sola veya hem sırt hem belde karşılıklı eğrilikler olabilir. Omurga eğrilikleri çocukluktan sonra da oluşabilir. Erişkinlerde sırt kaslarının dengesizliği, aşırı şişmanlık, osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumlarda sonradan skolyoz gelişebilir. Çoğu zaman eşit çalışmayan kaslar sırt kaslarında dengesizliğe neden olur ve omurgada eğrilik gelişir. Bu durum omurgada kalıcı bozukluk yapmadan fark edilebilirse düzeltilebilir.

    Belirti ve Bulgular

    Hafif bir eğrilik hiç bir fiziksel aktiviteyi engellemez. Çoğu zaman dikkat edilmeden fark bile edilemez. Bazan tesadüfen röntgen filminde omurgada eğrilik görülür. Ağır eğrilikler ise elbiseli iken bile fark edilebilir. Kötü gidişli skolyozda omurganın giderek eğrilmesi ileri yaşlarda göğüs boşluğunu daraltır. Bu daralma ileride kalp ve akciğer sorunlarına yol açar.

    Teşhis

    Basit bir çekül doğrultusu ile omurganın doğruluğuna bakılabilir. Ensenin tam ortasına konulan çekül ipinin omurgadan düz olarak geçip yere tam iki ayak ortasına inmesi gerekir. Ayrıca her iki omuzun aynı seviyede olması, öne doğru eğilince sırtta asimetri veye bir tarafta farklılık olmaması gerekir. En ufak bir şüpheniz varsa doğru teşhis için uzman doktor muayenesi ve radyolojik tetkikleri yaptırın. Gerekli omurga filmlerinde omurgalardaki dönmeler tesbit edilir ve skolyozun açısal ölçümleri yapılır. Skolyozlu hasta belirli aralıklarla mutlaka kontrol edilmelidir çünkü eğrilikler hızla ilerleyebilir.

    Tedavi

    Hafif vakalar sadece gözlem altında tutulur, erişkin veya çocuk zaman içinde takip edilir. Bu arada kaslardaki dengesizliğin, sertleşme ve kısalmaların önlenmesi için düzenli egzersizler yapılmalıdır. Kötü gidişli vakalarda eğrilik ve omurgada dönmenin artması ile göğüs boşluğunu zamanla çok daralır. Akciğere giren çıkan hava azalır. Yaş ilerledikçe ve çocuk büyüdükçe akciğerde sık sık problemler çıkabileceği için bu tip vakalarda korse uygulaması ve ameliyat yapılmasını gerektirebilir.