Etiket: Omur

  • Boyun ağrısının nedenleri

    Boyun ağrısının nedenleri

    Boyun ve kol ağrısının birçok nedeni olduğu için ağrının asıl nedenini bulmak hastanın ve o hastayla ilgilenen hekimin mutluluğu için çok önemli. Ağrının asıl nedenini bulamayıp yanlış tanı konulursa hekim çözüm üretemez ve hasta da ağrısıyla acı içinde kıvranır. Boyun omurlarının, disklerin kola giden sinirlere ve omuriliğe basısı ağrının kaynağı olabilir.

    Nedenleri;
    1-Kötü duruş ve boyunu kötü kullanma; Günlük hayatımızda boyun sağlığına uygun olmayan bütün yanlış hareketler ve duruş şekli omur, disk, eklem ve bağ dokusunda yıpranmaya sebep olarak boyunda doğal eğimin kaybolmasına neden olur ve buda önemli bir ağrı nedenidir.
    2-Boyun incinmesi; Boyunun araç içi trafik kazalarında olduğu gibi normal hareketinden daha fazla bir zorlaması sonucunda disk, kemik, bağlar ve eklemlerde incinmeler olabilir ve geç dönemde bu tip olgularda aşırı hareketliliğe bağlı ağrı görülebilir.
    3- Gerilim, stres, sigara; Boyun ağrısını artıran ve kronikleştiren en önemli nedenler olup ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarımız boyun ağrısını arttırmaktadır. Boyunda sürekli gerginlik ve ağrılı noktalardan şikayet edilmektedir. Düzenli çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık, gerektiğinde psikolojik destek almak bu nedenle olan boyun ağrısına karşı çözüm yöntemleridir.
    4-Boyun Tutulması, Kas spazmı; Genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Kas spazmına ağır bir şeyi kafasının üstünde kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması neden olabilir. Yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmekteyken miyofasial ağrı, fibromiyalji ve miyozit gibi rahatsızlıklarda uzun süreli kas ağrısı nedeni olup kas içerisinde ağrıyı tetikleyen noktalara, elle de hissedilebilen lokal şişliklere neden olmakta ve uzun sürekli farklı disiplinlerin tedavisini gerektirmektedir.
    5-Boyun Fıtığı; Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak olan disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşması ve bası yapmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omur iliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Konservatif tedaviye rağmen şikayetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir basısı var ise; o zaman tedavi cerrahidir.
    6-Diskte dejenerasyon, Kireçlenme; Yaşın ilerlemesi, omurganın kötü kullanılması sonucu kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma olur ve jöle kıvamındaki disk bozularak kuvvet emme özelliği ve esnekliğini kaybederek çöker. Kemiğin kalsiyum içeriği azalır ve vücut doğal tepki olarak bu yıpranmış dokuları kireçlendirir. Oluşan yeni kemikçikler, taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak boyun, kol ve genel vücut ağrısına sebep olabilir ve bunun sonucu olarak da omurilik basısı yaparak el ve ayaklarda uyuşma, kuvvetsizlik görülebilmektedir.
    7-Omurga kanalında daralma (Servikal Dar Kanal); Özellikle ileri yaşlarda ellerde uyuşma, kuvvetsizlik ve beceriksizlik, yürümede zorlukla birlikte el, ayaklarda his kusuru görülebilmekte ve omuriliğin ve/veya sinirlerinin geçtiği kanalların daralması ve omurilik beslenmesinin bozulması ile seyreder. Hastalığın erken dönemde tespit edilmesi ve erken tedavisi ile omurilikte oluşabilecek kalıcı hasarlar önlenebilinmektedir.
    8-Osteoporoz, kemik erimesi; Osteoporoz temel olarak kadın hastalığı olup kemiklerde yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla da ağrıya neden olur. Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırdığı için tedavide de bunlara dikkat ederek tedavi protokolü belirlenmelidir
    9-Omurga kırıkları, omur kayması; Omurlar normalde oldukça sağlam olup bazen kaza ve başka sebeplerden zarar görüp çatlayabilir veya bütünüyle kırılabilir. Travma şiddetiyle boyun omurları kayarak omuriliğe zarar verebilir. Ciddi omurilik ve sinir kesileri görülebilir. Kaza sonrası boyunun mutlak boyunluk ile tespit edilmesi hayat kurtarıcı olup erken dönem medikal tedavi ve gerekirse cerrahi tedavi gelecek adına en az nörolojik defisit ile hastanın kurtulmasını sağlayabilir.
    10-Kol ve el sinirlerinin tuzaklanması (sıkışması); Boyunda omurilikten çıkan sinirler ele doğru giderken geçtiği yerlerde bağ dokusu tarafından tuzaklanarak sıkışır. Buradaki sıkışma sonucu el ve kollarda kuvvetsizlik, uyuşma ve ağrı oluşur. Özellikle elin ilk 3 parmağında geceleri görülen uyuşma “karpal tünel sendromu” için tipiktir. Bu tip ağrı ve uyuşma olan hastalarda mutlak EMG testi ile ayrıcı tanıya gidilmelidir. Konservatif tedavi ile sonuç alınamayan hastalarda cerrahi olarak basının kaldırılması gereklidir. Hamilelik döneminde Karpal Tünel Sendromu’na spesifik geceleri uykudan uyandıran bilekten ele gelen ağrı, uyuşma artabilir ve EMG’de bu tanıyı destekleyebilir. Hamileliğin sonunda konservatif tedaviye yanıt beklerken oluşan ödemin de geçmesini beklemeliyiz, bunları yapmadan ilk tercih cerrahi olmamalı.
    11-Romatizmal Hastalıklar; Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar ve Romatoid artrit, Ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıklar boyun hareketlerinde kalıcı kısıtlılık yapabilir. Sabahları görülen yarım saatten fazla süren eklem sertliği ve hareket zorluğu romatizmal hastalıklar için tipiktir. Özellikle sabahları görülen bu ağrı ile birlikte başını yastığa koyduğu zaman ağrıda artma, zorlanma veya baş yastığa konulamayıp dik kalıyorsa romatizmal hastalıklar yönünden incelenmesi gerekir.
    12-Diğer sebepler; Boyun tümörleri , omurilik tümörleri ve omurilik içinde sıvı yarıklar oluşturan “Syringomyeli”, kemik enfeksiyonları (tüberküloz, bruselloz vb.) da boyun ve kol ağrısı nedeni olabilir. Omuz ekleminden kaynaklanan (Bursitis, Kapsülitis, Tendinit) ağrılar boyun ve kol ağrılarını taklit edebilir veya hareket kısıtlılığı sonucu boyun kaslarında ağrı yapabilir. Özefagus, trakea, tiroidit ve akciğer hastalıkları da nadiren boyun ağrısı nedenidir.
    Boyun ağrısının nedenlerini iyi bilip uygun tetkikler yapılırsa ve ayırıcı tanıda hata yapılmazsa hastanın tedavisinin başarısız olma ihtimali kalmaz.

  • Bel kayması nedir? Belirtileri nelerdir?

    Bel kayması nedir? Belirtileri nelerdir?

    Bel bölgesinde 5 tane omur bulunur. Bir omurun başka bir omur üzerinden yer değiştirme durumuna bel kayması denir. Bu kayma sonucunda omurilik sıkışır ve bacakta ağrıya, uyuşmaya, yanmaya neden olur; yürürken sık sık durma ihtiyacı oluşturur. Bel kayması hareketli ya da hareketsiz olabilir. Eğer hareketliyse tedavisi cerrahidir.

    Bel Kayması Belirtileri

    Belde ağrı

    Bacakta ağrı

    Kalçada ağrı

    Bacaklarda karıncalanma

    Yürümede güçlük ve yürüme mesafesinde kısalma

    İleri derecede bacaklarda güçsüzlük

    Bu belirtileri genelde dinlenmeyle azalır fakat ayakta durdukça, uzun süre yürüdükçe artar.

    Bel Kayması Nedenleri

    Yaşlılık

    Düşme, çarpma, darbe gibi travmalar

    Aşırı kilo

    Doğumsal nedenler

    Bel Kayması Tedavisi

    Bel kayması tedavisini cerrahi ve cerrahi dışı yöntemler olarak ikiye ayırabiliriz.

    Ameliyatsız Bel Kayması Tedavisi

    Bel kayması hareketli değilse, sinir kökünde bir bası görülmüyorsa, bacakta kuvvet kaybı yoksa ameliyatsız yöntemler tercih edilebilir. Yalnız şunu bilmek gerekir; bu ameliyatsız yöntemler çatlayan ya da kayan omurların tamirini yapamaz. Sadece bel kayması şikayetlerinin kontrolünü sağlayarak hastanın yaşamını kolaylaştırmayı, bu şikayetleri dindirmeyi ya da en aza indirmeyi hedefler. Kilo almamak, günlük hayatınızda mecburen yaptığınız aktiviteleri zorlanmadan yapmayı öğrenmek şikayetlerin kontrolünü sağlamanız için önemlidir. Dinlenme, ilaç tedavisi, hareket ve yaşam şartı düzenlemeleri, korse gibi uygulamalar cerrahi dışı tedavi yöntemlerini kapsar. Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi uzmanına muayene olup danıştıktan sonra fizik tedaviye ya da algoloji uzmanına da başvurulabilir.

    Bel Kayması Ameliyatı

    Bütün bu cerrahi dışı yöntemler denenmesine rağmen başarıya ulaşılmadıysa, bacaklarda güç kaybı oluşmuşsa, hareketli bel kayması varsa cerrahi tedavi uygulanabilir. Ameliyatta vidalama işlemi yapılır. Onun öncesinde sinir kökünü rahatlatmak amacıyla bası ortadan kaldırılır.

  • Sigara bel fıtığını tetikliyor

    BELİNİZDEKİ AĞRININ SEBEBİ FITIK OLMAYABİLİR

    Her organımıza büyük zararlar veren sigara, bel ağrısına da neden olabiliyor. Uzun saatler ayakta duran ve oturanların yanı sıra sigara kullananlar da risk altında bulunuyor. Sigaranın neden olduğu öksürük bile vücudu zorladığından fıtığa sebebiyet verebiliyor.

    Bel bölgesi, vücut ağırlığımızı taşıyarak yükü kalçadan bacaklara aktaran ve aynı zamanda günlük aktivitemiz içerisinde gövdemizin hareketli olmasını sağlayan bir yapıdır. Belimizde 5 adet omur ve bunların arasında kıkırdak yastıkçıklar (disk), eklem yapıları, bunlara destek olan kaslar ve diğer yumuşak dokular bulunur. Bel omurlarının yük taşıma, hareketlerimize katkı sağlama, omurilik ve sinir köklerine koruyuculuk gibi görevleri vardır. Bu bölgeden kaynaklanan sinirler, bacakların kas kontrolünü, duyusunu, idrar, gaita ve seksüel fonksiyonların kontrolünü sağlar. Bel ve sırt kasları zayıf olanların yanı sıra sigara içenlerin, uzun süre oturanların ve ayakta kalanların bel ağrısına yakalanma riski daha fazladır. Sigara belde kan dolaşımını azalttığından ağrıya neden olur. Öte yandan sigaranın sebep olduğu öksürük fıtığa da yol açabilir.

    KALP HASTALIKLARINDAN SONRA İKİNCİ SIRADA

    Bel fıtığı, insanoğlunun ayakta durmasının bir bedelidir. İki bel omurgası arasındaki süspansiyon görevi gören diskin daha sert olan dış katmanındaki bir çatlaktan iç kısımdaki kısmen daha yumuşak olan dokunun arkaya doğru yer değiştirmesi sonucu omurilik veya sinir köküne bası yapması ile oluşan bir hastalıktır. Bel fıtığının bulunduğu omurga seviyesi, bu segmentteki yerleşimi ve evresine göre çeşitleri vardır. En sık L5-S1 ve daha sonra L4-5 omurgaları arası görülür. Yerleşimine göre de en sık santral (orta hat) ve parasantral (orta hattın bir miktar yanında) da ortaya çıkar. Bel ağrısı, gelişmiş toplumlarda görülen kronik hastalıklar arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almaktadır. Cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında ise beşinci sırada bulunmaktadır. Bu derece yaygın olan bel ağrılarını “akut” ve “kronik” olmak üzere 2 gruba ayırabiliriz. Akut bel ağrılarında genellikle ağrı birkaç gün içerisinde azalır ve birkaç hafta sonra tamamen geçer. Ağrı 3 aydan daha fazla sürüyorsa bu ağrıya kronik bel ağrısı denir.

    30’LU 40’LI YAŞLAR RİSKLİ

    Bel fıtığı en sık 30’lu, 40’lı yaşlarda görülür. 20 yaş altı veya 60 yaş üstünde görülme sıklığı daha azdır. Bu hastalık, ciddi iş gücü ve maddi kayıplara neden olur. Sosyo-kültürel olarak insanların gündelik yaşamlarını ve hayat kalitelerini önemli ölçüde etkiler. Yapılan çalışmalar insanların yüzde 80’inin hayatlarının bir döneminde bel ağrısı yaşadığını gösteriyor. Ama bu bel ağrılarının hepsi bel fıtığı değil. Çünkü beli ağrıyan hastanın yaklaşık yüzde 2 ila 5’inde bel fıtığı saptanmaktadır. “Belim ağrıyor, fıtığımın olma ihtimali de az, o zaman doktora gitmeme gerek yok!” düşüncesi çok büyük yanlış. Her hasta ameliyat gerektirmez. Adeta merdivenin basamakları gibi bu hastalığın tedavisinde de basamak basamak tedavi uygulamak gerekir. Öncelikle ilaçlarla, kısa süreli istirahatler vererek, hastanın gündelik hayatını tekrar bir gözden geçirmesini sağlamak gerekiyor. Bunlar yetmezse gerektiğinde fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarıyla el ele çalışılmalı. Tüm bu yapılanlardan sonra hastada anlamlı bir sonuç elde edilmezse ameliyat olması önerilir.

    OTURURKEN BELİNİZİ DESTEKLEYİN

    Bel fıtığının cerrahi tedavisinde mikrodiskektomi denilen yöntem kullanılıyor. Bunun yanı sıra hastaya özgü yapılan değerlendirme sonucu, fıtığının yerleşimine göre de uygun olgularda minimal invazif bir cerrahi yöntem olan endoskopik diskektomi de uygulanabilir. Bugün tıbbının geldiği nokta artık bu hastalığı korkulu bir rüya olmaktan çıkartıyor. Hastaların şikayetlerini doğru dinlenip iyice muayene edilerek irdelenmesi, doğru tetkiklerle tanının ortaya konması, hastaya özgü doğru tedavi stratejisinin belirlenmesi, cerrahi gereken hastalara da doğru cerrahi tekniğin uygulanmasıyla yüz güldürücü sonuçlar elde etmek mümkün. Günlük yaşamda fıtık ile karşılaşmamak için eğilerek iş yapmamaya özen göstermeliyiz. Yerden bir şey alırken dizleri kırmak, yükseğe uzanmaya çalışmamak ve ağırlık taşırken yükü iki kola eşit dağıtmak gerekiyor. Özellikle oturarak çalışanlar için dik durmak ve beli desteklemek de büyük önem taşıyor.

  • Boyun fıtığı (servikal disk hernisi)

    Boyun fıtığı (servikal disk hernisi)

    Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. Omurlar arasında ikinci ve üçüncü omurlar arasından başlayan disk adı verilen kıkırdak doku bulunur. Boyun başımızı her yöne çevirmemizi sağlayacak hareket yeteneğine ve başın ağırlığını taşıyan bir yapıya sahiptir.

    Bu hareketleri omurlar arasında bulunan diskler ve eklemler aracılığı ile sağlar. Boyun omurları içerisinden omurilik geçer.

    Omurlar arasında bulunan deliklerden ise kol kaslarının hareketini sağlayan ve kolların duyusunu sağlayan sinirler çıkar. Disk materyali iki omur arasında dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içinde ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur.

    Dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlar. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma daha çok boyun ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek boyun fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle omuza ve kola vuran ağrıya yol açar.

    Kol ağrısı sinir köklerine bası olduğu için çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının düzeyine göre kol ve el kaslarında güçsüzlük ve uyuşukluk olabilir.

    Boyun Fıtığında (Servikal Disk Hernisi) Tedavi:

    Hangi hastalar ameliyat edilir

    1-Geçmeyen ağrıları (Sinir kökü üzerindeki basıya bağlı olarak kola vuran şiddetli ağrı) olan hastalar

    2- Sinir kökü üzerindeki basıya bağlı kuvvet kaybı gelişen hastalar

    Cerrahi de omurgalar arasındaki taşan fıtık alınarak sinirler ve omurilik rahatlatılır ve hareketi muhafaza etmek amacıyla omurgalar arasına disk protezi yerleştirlir

  • Omurilik kanalında daralma (spinal stenoz)

    Omurilik kanalında daralma (spinal stenoz)

    Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir. Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanalda daralma meydana gelebilir. Bunun sonucunda da sinir köklerinde sıkışma oluşur.

    Bu hastalar özellikle ayakta fazla kaldıklarında ve yürümekle ortaya çıkan baldırda ağrıdan ve uyuşukluktan yakınırlar. Oturduklarında ve öne doğru eğildiklerinde ağrı yakınmaları hafifler veya geçer. Ayakta durmak veya yürümekle çıkan bu klinik tabloya “nörojenik kladikasyon” denir.

    TEDAVİ

    Tedavi de kanal darlığı açılarak (laminektomi ve foraminotomiler yapılarak ) sıkışan sinirler ve omurilik serbestleştirilirir.
    Bazen hastalarda omurgaların kayma ihtimaline karşı omurgalar vida (platin) ile tespit edilir

  • Yaşlı hastalarda ve çocuklarda bel fıtığı

    Farklı yaş gruplarında bulunan bel fıtığı teşhis ve tedavisinde birtakım özellikleri gözden kaçırmamak gerekir. Mesela yaşlı hastalarda mevcut kanal dar olduğundan yürümekle ortaya çıkan ve kendisini bir miktar yürüdükten sonra oturmak zorunda bırakan bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma-karıncalanma tarzında şikâyetler ön planda bulunabilir. Yani hastada bel fıtığı ile birlikte omurilik kanal darlığı söz konusu ise, o zaman cerrahi esnasında aynı seansta kanal da genişletilmektedir.

    Yaşlı hastalarda kalp-damar sistemini veya diğer sistemleri tutan ek patolojiler bulunabileceğinden bu hastalarda cerrahi tedaviye karar verirken çok daha titiz davranılmalıdır. Cerrahi tedavi mutlaka gerekiyorsa, bu girişimin öncelikle genel anestezi altında hastayı tamamen uyutmak suretiyle yapılıp yapılamayacağı ortaya konmalıdır. Hastanın genel anestezi alması sakıncalı ise, o zaman kendisi spinal/epidural anestezi dediğimiz bel kısmından aşağısı tamamen uyuşturulmak suretiyle uyanık iken operasyona alınıp hiçbir ağrı hissettirilmeksizin ameliyat edilebilir.

    Çocuklarda ise bel fıtığı yetişkinlere oranla çok daha seyrek (% 1 gibi bir oranda) görülen bir rahatsızlıktır ve en sık ergenlik dönemi dediğimiz yaşlarda görülmektedir. Bu dönemdeki bir çocuk bel ağrısı şikâyetiyle doktora getirildiyse bel fıtığı yanında yapısal bozukluklar, doğumsal bazı hastalıklar, bel kayması ve disk enfeksiyonu da teşhiste daima göz önünde bulundurulmalıdır. Yürüme bozukluğu, omurgada eğriliği, bel kaslarında spazm ve hareket kısıtlılığı da bulunabilir. Çocuklarda yeterli ve uygun bir cerrahinin sonucu çok yüz güldürücüdür. Hastalar eski aktivitelerine tamamen kavuşabilir ve spora dönebilirler.

    Çocuklarda omur kemikleri alt ve üst her iki yüzeyde birer kıkırdak plak içerir ve bu plakların kemik gövdesi ile temas ettiği kısımda epifiz yer alır; işte omur kemikleri bölgelerden büyür ve kemikleşirler. Bu nedenle gelişme çağı içinde bulunan çocukların ağır yük taşımaları ve bilhassa, bunu asimetrik bir tarzda yapmaları omur kemiklerinde bulunan epifizler üzerine yükü dengesiz şekilde bindirecek ve dolayısıyla sağlıklı bir kemik gelişimi olmayacaktır. Onun için çocuklar ağır okul çantaları taşımamalılar. Zorunlu hallerde ya iki yanlı sırt çantaları ya da tekerlekli olup yerde çekilebilen çantalar kullanmalılar. Hatta çocuklara okulda birer dolap verilmesi de büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca ağırlıklar eşit olarak her iki ele paylaştırılarak yani simetrik tarzda taşınmalıdır.

  • Bel kayması nedir? Sebepleri ve tedavisi nasıldır?

    Bir omur cisminin diğer omur cisminin üzerinde öne veya arkaya doğru kaymasına bel kayması denir. Bu rahatsızlığa bağlı sinir köklerine bası varsa bel ağrısı ve ilaveten uyluk ve bacak ağrısı, güçsüzlük ve uyuşukluk ta oluşabilir. Bu kayma bazen alt bel omurgası ile kuyruk kemiği (sakrum) arasındaki gelişimsel bir çatlağın ilerlemesi ile olur ve bir omur diğeri üzerinde kayarak erişkin tip bel kayması (istmik spondilolistezis) oluşturur. Bu tip bel kayması dışında başka omurlar arası eklemlerin artritine ve omurlar arası disk yapısının bozulmasıyla oluşan dejeneratif tip bel kayması da vardır.

    Hastalarda bel ağrısı yanı sıra tek veya iki taraflı kalça ağrısı, bacak ağrısı, bacakta karıncalanma, yürüme güçlüğü, yürüme mesafesinin kısalması ve hastalığın daha ileri durumunda ise bacakta güçsüzlük oluşur. Bel kayması şüphesinde ilk önce 4 yönlü çekilecek röntgen filmleri ardından kemik sintigrafisi ve/veya bilgisayarlı tomografi (BT) tetkiki ve nihai olarak ta manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkiki yapılabilir. Bu tetkikler sonucunda kaymanın derecesi, bir omurun diğeri üzerinde kayma yüzdesi olarak hesaplanır ve 1.,2.,3.,4. derece olarak sınıflandırılır.

    Sadece bel ağrısı var ve sinir kökü basısı saptanmamışsa, kuvvet kaybı yoksa, röntgen filmlerinde hareketlilik veya instabilite saptanmamışsa cerrahi olmayan tedavi yöntemleri kullanılır. Bu yöntemler dinlenme, ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçlar, hareket kısıtlama programı, korse kullanımı, fizik tedavi ve ağrı bilimi (algoloji bilimi) uygulamalarıdır. Cerrahi dışı tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınamayan bel ağrısı, bacakta kuvvet kaybı ve/veya ayakta güçsüzlük, idrar tutamama ve/veya gaita kaçırma bulguları olan hastalarda cerrahi tedavi planlanmalıdır. Bu durumda bası altındaki sinir kökünü rahatlatmak için dekompresyon denilen yani sinir köküne olan kemik basının ortadan kaldırılma işlemi yapılmalı, sonrasında da hastaya halkın platin koyma işlemi diye adlandırdığı, bizim füzyon işlemi dediğimiz omurgaların sabitleme işlemi yapılmalıdır.

  • Omurilik kanal daralması, bel kanal darlığı

    Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir. Omurgada boyun, göğüs, bel ve sakral bölge olmak üzere 4 ayrı omur grubu vardır. Omurilik kanal daralması daha çok bel ve boyun bölgesinde görülür. Bel bölgesinde 5 adet omur vardır. Bu bölge beden ağırlığının en çok yoğunlaştığı omurga bölgesidir. Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanal daralması meydana gelebilir. Burada yer alan anatomik oluşumlar; omurlar arasında bulunan disk (bel fıtığı bu yapıdan oluşur), omurların birbirleriyle eklem yaptığı faset eklemleri, omurların gövdesinin arkasından geçen kuvvetli bağ dokusu ve omurilik kesesi arkasında yer alan sarı bağdır. Tüm bu yapıların dejeneratif yani yaşa bağlı değişimleri sürecinde hasta bir süre sonra dar kanal sorunu ile karşı karşıya kalabilir. Disk iç tabakasını oluşturan kısmın su oranı çocukluk ve genç yaş grubunda fazladır. Yaşlanma ile beraber su oranı azalır, disk yüksekliği azalmaya başlar, dış tabakada küçük yırtılmalar gelişir. Diskin yük taşıma ve hareket yeteneği azalır. Diskin dış kısmında bulunan sinir liflerinin uyarılması ile bel ağrısı açığa çıkar. Bu hastalarda bel ağrısı, bacak ağrısından daha fazladır.

    Omurilik kanal darlığı bu kanalının çepeçevre daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği çeşitli seviyelerde sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıdır. Hastalık ilerlediğinde hastaların yaşam kalitesi bozulur, günlük aktiviteleri belirgin derecede kısıtlanır. Bu hastalarda özellikle ayakta fazla kalmakla ve yürümekle ortaya çıkan baldırda ağrı, uyuşukluk, kramp ve kasılma olur. Oturduklarında ve öne doğru eğildiklerinde ağrı yakınmaları hafifler veya geçer. Ayakta durmak veya yürümekle çıkan bu klinik tabloya “nörojenik klaudikasyon” denir. Zamanla bu bulguların ortaya çıktığı mesafe azalır ve çok ileri dönemlerde hastalar ev içindeki yürüme dönemlerinde dahi bacak krampı ve bacak kasılması sorunlarıyla karşı karşıya kalırlar. Bel ve omurilik kanal daralması olan hastalar, sırtüstü yatmakta da güçlük çekebilirler. İleri dönemlerde bu hastalarda, öne eğilerek yürüme eğilimi ortaya çıkar.

    Bu tarz şikayetlerle gelen hastalar çok iyi araştırılmalıdır. Çünkü spinal tümör gibi bazı hastalıkların belirti ve bulguları dar spinal kanal tablosunu taklit edebilir. Bir kişide “dar kanal” varsa buna ilave olacak küçücük bir fıtığın bile büyük ıstırap verebileceği, kliniğinin çok gürültülü seyredebileceği unutulmamalıdır. Hastalarda bu klinik tablo ortaya çıktığında çoğunlukla omurilik kanal çapı belli bir derecenin üzerinde daralmış, omurilik ve ondan çıkan sinir kökleri sıkışmış durumdadır. Direkt grafiler, bel omurlarının 3 boyutlu rekonstrüksiyonlu bilgisayarlı tomografisi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) vazgeçilmez tanı araçlarıdır. Bu tetkiklerde görülen omurilik kanal çapının belirli bir düzeyin altına düşmüş olması, hastalığın oldukça ilerlediğinin bir işareti olarak kabul edilebilir. EMG de bazen yardımcı tanı aracı olarak kullanılır.

    İlerlememiş olgularda hastalara cerrahi olmayan yöntemler yani yatak istirahati, ilaç tedavisi, fizik tedavi, spinal enjeksiyon uygulanabilir. Ancak nörojenik klaudikasyon dediğimiz hastada zamanla yürüyüş mesafesinin azalması ve beraberinde bacak krampı ve bacak kasılması, hatta kuvvet kaybı olması durumunda; idrar ve büyük abdest problemi olması ve hastanın yaşam kalitesinin düştüğü durumlarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Cerrahide amaç omurilik kesesi ve içindeki sinirlere olan basının kaldırılmasıdır. Deneyimli ellerde mikrocerrahi teknik ile yapılan “internal dekompresyon” ameliyatlarında, omurganın dinamiğini daha fazla bozmamak için sadece bir taraftan yaklaşımla kanal içeriden genişletilerek yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Beraberinde bel fıtığı varsa aynı seansta fıtık da boşaltılmaktadır.

  • Boyun fıtığı nedir? Ne değildir?

    Boyunda 7 adet omur ve bunların arasında da disk denilen yapılar ve her iki omuru birbirine bağlayan 2 adet küçük eklem vardır. Omurların arasında bulunan disk materyali dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içeride ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur ve görevi omurlar üzerine binen yükü eşit olarak dağıtmak, basit bir benzetmeyle amortisör görevi yapmaktır. Disk ve faset eklemlerinin bir diğer görevi de boynun her yöne hareketliliğini sağlamaktır. Diskin dış tabakasındaki zayıflama veya yırtılma daha çok boyun ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek boyun fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle omuza ve kola vuran ağrı oluşturur. Üst seviyelerde oluşan fıtıklarda şikâyetler omuzlarda iken alt seviyelerde oluşan fıtıklarda şikâyetler güçsüzlük ve uyuşukluk şeklinde kollarda ya da ellerde oluşmaktadır. Kol ağrısı sinir köklerine bası olduğu için çoğunlukla boyun ağrısı iile kıyaslardığında daha şiddetlidir. İlerleyen olgularda güçsüzlük bacaklara kadar inebilir.

    Trafik kazaları, boyun kaslarına aşırı yüklenme, boynu sabit tutarak yapılan masa başı işleri ve hareketsizlik boyun fıtığı yol nedenlerinden bazılarıdır. İlk belirtiler boyun ağrısı ve boyun hareketleri kısıtlanması şeklindedir. Boyun ağrısı dışında baş ağrısı, omuz ağrısı ve kol ağrısı, hatta göğüs ağrısı da görülebilir. Sinirlere ne kadar baskı olduğuna ve disklerin bozulma oranına bağlı olarak kolda uyuşma, kol ve elde güçsüzlük meydana gelir. Oluşan boyun fıtığı omuriliğe bası yaparak daha az olasılıkla bacaklarda sorunlara ve patolojik refleks bulgularına da neden olabilir.

    Boyun fıtığı teşhisinde hastalığın öyküsünün iyi alınması ve uygun muayenenin yapılması gereklidir. Bundan sonra boyun grafileri, Manyetik Rezonans Görüntüleme(MR) kullanılır. Bazı durumlarda özellikle yaşlı hastalarda omurlarda ve/veya omurlar arası bölgede kireçlenmeyi daha iyi saptayabilmek için bilgisayarlı tomografi(BT) ve direk grafi(röntgen) çekimi gerekir. Birden fazla boyun fıtığı olduğunda veya hastada kollara giden sinirlerin sıkışması söz konusu ise elektro fizyolojik bir tetkik olan sinir ölçüm testi yani EMG (elektromiyografi) de yapılabilir.

    Boyun fıtığı tespit edilen hasta kişilerde ağrı genellikle kendiliğinden ortadan kalkar. İlk hafta şiddetli olan ağrı dört-altı hafta içinde azalarak ortadan kaybolur. Bu dönemde kısa süreli bir dinlenme periyodu, ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler (nonsteroid antienflamatuar ilaçlar ağrının ve sinir kökünde ödem söz konusu ise bunun azalmasına, kas gevşeticiler ise boyun kaslarının spazmının çözülmesini sağlarlar) çoğu zaman yeterli iken bazı hastalar için fizik tedavi egzersiz uygulaması ve boyun bölgesine yapılacak enjeksiyon uygulamaları gerekebilir. Bu tedaviler yetersiz kaldığında ise cerrahi tedavi gerekebilir. Ağrının kendiliğinden iyileşmesi hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmez, hastanın tekrar aynı ağrı atağına yakalanmamak için boynunu koruması ve boyun etrafında olan kasları güçlendirmek için boyun egzersizi yapması önerilir.

  • Boyun ağrısı şikayetiniz mi var?

    Boyun ağrısı günlük yaşamda çok sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Bazı meslek grupları boyun ağrısı yatkınlığı gösterirler. Masa başı yoğun bilgisayar kullanımı gerektiren ofis işlerini yapan kişiler, öğretmenler, şoförler, bedensel olarak yoğun iş yapanlar gibi.

    Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. Omurlar arasında disk adı verilen ve hem başımızı her yöne çevirmemizi sağlayan hem de başın ağırlığını taşıyan kıkırdak doku bulunur. Boyun omurları içerisinden omurilik, omurlar arasında bulunan deliklerden ise kollara giden sinirler çıkar. Boyun omurları çok hareketli bir yapıya sahip olduğu için boyun ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Erişkin yaş grubundaki insanların yarısı yaşamlarında en az bir kez boyun ağrısı atağı geçirir. Bu kişilerde sık görülen boyun ağrısı, başın bittiği yerle omuzların başladığı bölge arasında herhangi bir yerde hissedilebilir. Ancak boyun ağrısının bu bölgeyle sınırlı kalmayıp, sırta ve kollara vurduğu da olur.

    Başlıca iki çeşit boyun ağrısı vardır: Çoğunlukla duruş-oturuş bozuklukları nedeni ile boyunu etkileyen küçük travmalar veya boyun kaslarını ve bağ dokusunu etkileyen küçük zedelenmeler nedeni ile olan ve başa, omuzlara ve kollara yayılan “mekanik boyun ağrısı” ve daha nadir olarak görülen ve boyun fıtığı (Servikal disk hernisi), boyun omurlarında kireçlenme yani dejenerasyon / yıpranma (Servikal spondilozis), boyun omurga kanal daralması sonucu omurilik tutuluşu (Servikal spondilotik miyelopati) gibi omurga patolojilerine bağlı ağrı. Tabii enfeksiyon hastalıkları, iç organ hastalıkları, kemik hastalıkları, tümörler, omurga iltihabı ve hormonal hastalıklara bağlı olarak ta boyun ağrısı oluşabileceğini unutmamak gerekir.

    Boyun ağrısı şikayetiniz varsa, daha karmaşık nedenlerden şüphe etmeden önce; yatağınız ve yastıklarınız iyi ürünler mi, bütün gün stres seviyeniz yüksek mi veya iş yerinde sürekli klavyeye doğru boynunuzu eğerek uzun saatler çalışıyor, uzun süre boynu eğik şekilde sabit tutarak kitap okuyor, el işi yapıyor, uzun süre araba sürüyor, yatarak televizyon izliyor musunuz bir gözden geçirin. Bu sorulardan bir veya ikisine ‘evet’ diye cevap verdiğinizde; ağrıya yol açan durumla ilgili gereken değişiklik yapıldıktan sonra, iki-üç gün içerisinde ağrı giderek azalır ve bir-iki hafta içerisinde de kaybolur.

    Boyun ağrısı kola sıçramışsa ve kolda hissizlik, uyuşma ya da güçsüzlük gibi şikayetler görülüyorsa; eğer ağrı günden güne azalacağına kötüleşiyorsa; genel olarak bir halsizlik, kendini iyi hissetmeme şikayetiyle birlikte boyun ağrısı da varsa; ağrıyla beraber ateş, kilo kaybı gibi belirtiler varsa; boyun ağrısının yanı sıra idrara çıkmakla ya da yürümekle ilgili de bir problem yaşanıyorsa; boyun kemiklerinde hassaslaşma, yumuşaklık dikkat çekiyorsa; iltihaplı veya iltihapsız romatizmal hastalık ya da kanser gibi önemli bir hastalığın yanı sıra boyun ağrısı başlamışsa hemen bir uzmana başvurmak gerekir.

    Başlangıçta boyun hareketleri ağrılı olduğu için kişi boynunu hareketsiz tutmak ister. Ancak boynun sertleşmesini engellemek için ağrının izin verdiği ölçüde, derecesini sürekli artırarak doğal hareketler yapmak gerekir. Boyunluk kullanmak boyun hareketlerini kısıtlayacağı için önerilmez. Boynun normal hareketlerine en kısa sürede kavuşması ağrının kronikleşmesini engeller. Ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar mekanik ağrıları dindirir. Çeşitli egzersizler, ağrıya neden olan uzun süreli baş öne eğik kötü duruşun düzeltilmesi ve boynu zorlayan hareketlerden kaçınmak genel olarak uygulanan tedavi yöntemleridir. Gerginlikten kaynaklanan ağrılara karşı masaj, sıcak banyo ve egzersiz gibi kas gevşetici aktiviteler de işe yarayabilir. Ağrılı dönemde boyun hareketleri kısıtlı olacağı için araba kullanmak gibi ani refleks gerektiren işlerden kaçınılmalıdır.