Etiket: Omur

  • Bel kayması nedir ? Derecesi nasıl belirlenir ?

    Omurga, omur adı verilen kemiklerin üt üste gelecek şekilde muntazam bir biçimde belli bir sistematik dizilim göstermesiyle oluşan ve içerisinde omuriliği barındıran kemik yapıdır.

    Omurlar birbirlerine ön tarafta diskler arka tarafta eklemler yardımı ile bağlanmaktadır.

    Bel kayması tıp dilindeki adı spondilolisteziste iki komşu omurdan üsttekinin alttaki omura göre öne veya arkaya doğru yer değiştirmesi suretiyle oluşur. Bu sebeple omurganın içinden geçen omuriliğin sıkışmasına ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk ve yanma gibi semptomların oluşmasına neden olur.

    Kayma en sık bel omurlarının en altından yani en sık L5-S1 seviyesinden bazen de L4-5 seviyesinden kaynaklanır.

    Kayma Derecesi Nasıl Belirlenir ?

    Bel Kaymasının Tipleri Nelerdir ?

    Displastik Spondilolistezis​

    Bel kemikleri arasındaki eklemlerde doğuştan veya gelişimsel olarak yapısının bozulması sebebiyle oluşur.

    İstmik Spondilolistezis

    Beli ciddi derecede zorlayan, tekrarlayıcı bazı manevralardan sonra bel omurlarındaki eklemlerin tek taraflı veya çift taraflı olarak kırıklarından kaynaklanır. Genellikle genç atletlerde gözlemlenir.

    Dejeneratif Spondilolistezis

    Omurga ve etrafındaki bağ dokularının yaşlanarak yıpranması sonrasında oluşur. En sık L4-5 seviyesinde gözlemlenir ve genellikle beraberinde omurgada dar kanal tablosu eşlik eder.​

    Travmatik Spondilolistezis

    Omurgada ciddi bir travma sonrasında oluşan kırıkara bağlı gözlemlenen

    Patolojik Spondilolistezis

    Bölgesel veya yaygın olarak gözlemlenen kemik hastalıklarına bağlı oluşan

    Bel Kaymasının Bulguları Nelerdir ?​

    En sık bulgu ağrıdır. Çoğu hastada ağrı istirahatle geçer, günlük aktivite ile artar. Bacak ağrısı ikinci sıklıkta gözlemlenir. Sinir kökünün bası ve ve kanal darlığının eşlik ettiği dejeneratif spondilolisteziste gözlemlenir. Çocuklarda görülen hafif ve orta düzey kaymalarda bel ağrısı ve kas spazmı gözlemlenir, %50 den fazla kayma mevcutsa bel ve bacak ağrısı, duruş bozukluğu ve ördekvari yürüyüş şeklinde kendini gösterebilir. Çok ileri bulgularda nadir de olsa idrar ve dışkı yapmada fonksiyon bozukluğu olarak kendini gösterir.

    Bel Kaymasının Tanısı Nasıl Konulur ?

    Hastanın fizik muayenesi esastır. Direkt grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans tanı koymada yardımcı tetkiklerdir.

    Bel Kayması Nasıl Tedavi Edilir ?​

    Hastanın şikayeti şiddetli değil ve kayma derecesi hafif ise, muayenede sinir bası semptomları yoksa istirahat, ağrı kesici ve antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, bel ve karın kaslarını güçlendirmek, korse desteği gibi cerrahi dışı tedaviler denenmelidir.

    Ağrının devam etmesi durumunda bel kemikleri arasındaki eklemlere veya sinir kökü üzerine steroid enjeksiyonlar uygulanabilir.

    Cerrahi tedavi, fizik tedavi ve egzersiz programlarından fayda görmeyen ve semptomları gerilemeyen hastalarda önerilmektedir. Ayrıntılı bilgi için doktorunuzla iletişime geçiniz.

  • Boyun fıtığı / boyun ağrısı

    Boyun, baş ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlar. Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. Boyun hareketleri disk ve eklemler sayesinde gerçekleşir. Boyun ağrısı yetişkin yaş grubu arasında çok sık karşılaşılan ve yaşam kalitesini ciddi derecede etkileyen bir durumdur.

    Boyun Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

    Boyun ağrısı omurganın kemik, eklem, kas, bağlar ve sinirler gibi dokulardan kaynaklanabilir. En sık boyun ağrısı nedenini yumuşak doku zorlanmalarını içerisine alan mekanik tip boyun ağrısıdır. Duruş bozukluğu bu tip ağrıların başlıca sebebidir. Özellikle gün boyu masa veya bilgisayar başında öne eğik pozisyonda çalışan kişilerde sık karşılşılır. Bu ağrı 2-3 gün içerisinde giderek azalır ve 1-2 hafta içerisinde kaybolur. Bu ağrı bazı dönemlerde ataklar şeklinde kendini gösterir.
    Bunların dışında boyun fıtığı, boyun kemiklerinde dejenerasyon, omurga kanalında daralma, romatizmal hastalıklar da boyun ağrısına neden olabillir.

    Boyun Fıtığının Bulguları Nelerdir?

    Normal şartlarda disk yapısı iki omurga arasında yer alan dış kısmı sert bir kılıf ve iç tarafında ise jel kıvamda bir yumuşak dokudan oluşur. Boyun fıtığında dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile iç kısımdaki jel yapının dışarıya doğru kayarak yer değiştirmesiyle oluşur ve bu durum sinirlere bası yapar. Kol ağrısı sinir köklerine bası olduğu için çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının düzeyine göre kol ve el kaslarında güçsüzlük ve uyuşukluk olabilir. Tedavi edilmeyen ileri olgularda omuriliğin baskı altında kalmasına bağlı olarak bacaklarda güçsüzlük ve idrar kaçırma gibi oldukça ciddi durumlar gelişebilir.

    Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Konulur?

    Hastalığın tanısında sırasıyla direkt grafiden, bilgisayarlı tomografiden (BT) veya magnetik rezonans (MR) incelemesinden faydalanılır.

    Boyun Fıtığı Tedavi Edilir?

    Medikal tedavi, boyun kaslarını kuvvetlendiren egzersiz programları, enjeksiyon uygulamaları veya ameliyat ile yapılmaktadır.
    Ayrıntılı bilgi ve tedavi için mutlaka doktorunuza iletişime geçin.

  • Bel fıtığı (lomber disk hernisi) hakkında

    Bel fıtığı (lomber disk hernisi) hakkında

    Bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırmasıdır. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonrada ayağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Yatak istirahati ve bazı ağrı kesicilerle tedaviye rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve ayakta felçler ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olmaktadır.

    Bel Anatomisi

    – Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

    – Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

    – Bel bölgesi 5 adet omur ve sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur.

    – Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

    – Omurga omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.

    – Omurlar birbirlerine önde “disk” dediğimiz yastıkçıklar, arkada “faset” eklemleri ile tutunurlar.

    – Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir.

    – Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir.

    – Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur.

    – Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

    – Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

    – Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

    – Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

    -Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

    – Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

    – Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

    Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?

    Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar.

    Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir.

    Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80’e, yetişkinlerde ise % 50-60’a düşer.

    Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon eşlik eder.

    Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi üstlenen destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır.

    Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır hale geldikten sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir. Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nispeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar.

    Öyle aileler vardır ki, dede, baba ve çeşitli yakın akrabaları bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönünün olduğu da söylenebilir.

    Hangi Hastalar Ameliyat Edilmelidir?

    Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilir. Ancak bazı hastalar vardır ki, mutlaka ameliyat olmaları gerekir.

    Konservatif tedavi dediğimiz cerrahi dışı metodlarla tedavi edilen hasta herşeye rağmen iyileşmiyorsa, yani dayanılmaz inatçı bir ağrıya sahipse ve bu ağrı doğal olarak hayat kalitesinin düşük seyretmesine yol açıyorsa, söz konusu hasta cerrahiye aday demektir. Ne kendisinin ne de çevresinin sürekli ıstırap çekmesine gerek yoktur.

    Bazı hastalar konservatif tedaviyle iyileşirler fakat bir süre sonra rahatsızlıkları yeniden nükseder. Bazen iyi, bazen kötü durumdadırlar. Hastalığı bu şekilde senelerce sürüp giden insanlar vardır. Her rahatsızlık döneminde iş, aile ve sosyal hayatları bundan ciddi şekilde etkilenir ve adeta altüst olur. Bunlar genelde cerrahiden çok korkan hastalardır.

    Bel fıtığı böyle sık nükseden ve özellikle iş hayatlarındaki verim ve kalite ciddi boyutlarda düşen, bu şekilde haftalar boyu normal yaşantıdan kopan kişilerde cerrahi müdahale gündeme gelmektedir. Bu gruptaki hastalara rahatsızlıklarının nedeni teferruatlı olarak anlatılmalı ve ameliyat kararı kendilerine bırakılmalıdır.

    Bel ve bacak ağrısıyla birlikte bacaklarında uyuşma, kuvvetsizlik, bacak adalelerinde zayıflama ve incelme bulunan hastalar da vardır. Sürekli kötüye gitmektedirler. Bunların daha fazla kötüye gitmelerine izin verilmemeli, ameliyatın gerekliliği kendilerine anlatılmalıdır.

    Bel fıtığı bulunan bir hastada idrar ve büyük abdest yapamama veya tutamama, makat ve cinsel organlar civarında uyuşma, bacaklarda felce gidiş gibi belirtiler varsa o kişi acilen ameliyata alınmalıdır.

    Böyle bir hastada saatlerin hatta dakikaların dahi önemi vardır. Gece yarısında bile olsa derhal ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.

    Beklendiği takdirde bel fıtığının kendiliğinden iyileşeceği fikri her hasta için geçerli değildir. Bizim uzun yılları kapsayan tecrübelerimiz göstermiştir ki, başarılı bir cerrahi girişim iyileşme sürecini kısaltmakta ve hastalar işlerinin başına genellikle daha kısa sürede dönmektedirler.

    Bel fıtığı değişik tekniklerle ameliyat edilebilir. Ameliyat tekniği fıtığın yeri, büyüklüğü ve sayısına bakarak değişebilir. Doktor MR sonucuna bakarak her hasta için en uygun tekniğe karar verir.

    Başlıca 3 teknik vardır;

    Tam kapalı (endoskopik) yöntem

    Mikrocerrahi (mikroskop altında küçük kesi yeri ile) ameliyat

    Lazer (nükleoplasti) ile çok küçük fıtıkların yakılması

  • Bel fıtığını tanıyalım

    Öncelikle, fıtık sözcüğünün anlamı üzerinde biraz durmak gerekir. Fıtık, esas olarak, kendisine ait olmayan bir bölgeye giren, tecavüz eden, işgal eden organı tanımlamak için kullanılmaktadır. Örneğin göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran diyafragma adalesinideki bir yırtık nedeni ile mide akciğerlerin olduğu göğüs boşluğuna girse bunun adı “mide fıtığı” dır. Yani bir dokunun kendisine ait olmayan bir bölgeye girmesi söz konusudur.

    Bel fıtığı İnsan vücüdunda yaklaşık 33 adet omur vardır. Bunlar boyun, sırt , bel, kalça ve kuyruk sokumu bölgeleri olarak adlandırılmaktadır. Bu bölgelerden kalça (sakrum) bölgesi birbirine bitişik 5 adet omuradan oluşurken, kuyruk sokumu da çok küçük beş ad et (gelişmemiş kuyruk olarak nitelendirilir) omurdan oluşur.

    Diğer omurlar arasında, (ilk birinci omur ile ikinci omur arası hariç) tampon vazifesini gören, disk şeklinde kıkırdak yastıklar vardır. Bu yastıklar yumuşak ve sulu kıvamlı olup, “anulus fibrozus” adı verilen bir kılıf içine yerleşmiş kıkırdak dokudan oluşurlar.

    Bu kıkırdak dokunun kendisine ait bir kan damarı olmadığından zedelendiğinde kendisini tamir etmesi çok güçtür.

    belfitigi 2 Zorlama hareketleri (özellikle öne doğru eğilmişken ağır kaldırma) bu kıkırdak içindeki yapının bozulmasına ve kıkırdağın kurumaya ve sertleşmeye başlamasına neden olur. İçeriden dışarıya doğru basınç yapan ve çevresindeki kılıfı zorlayan iç çekirdek bel ağrısına neden olur. Bazen, kılıfın aşırı zorlanması kılıftan bazı kimyasal maddelerin yayılmasına ve çevredeki sinir dokusunu rahatsız etmesine neden olur ki, bazen bu durum içerideki çekirdek tabir edilen kıkırda kılıfını yırtarak dışarıya çıkmış ve sinir dokusu üzerine bası yapıyormuş gibi yani (öyle olmadığı halde) fıtık oluşmuş gibi bulgular verir. Bu bulgular ne yapılırsa yapılsın bir süre sonra geçer ve hasta bel fıtığının iyileştiğini zanneder. Bel çekme, alabalık sarma ya da akıl almaz bir takım uygulamaların bel fıtığına iyi geldiğinin sanılması işte bu yüzdendir.

    Bel fıtığı 3 Belirli bir zaman sonra kılıf yırtılıp içerideki çekirdek kendisine ait olmayan bölgeye geçtiğinde, yani gerçek fıtık oluştuğunda bel ağrısı geçer ama bacak ağrısı bu kez hastayı çok rahatsız eder. İşte bu durum cerrahi girişim uygulanması gerekli gerçek bel fıtığıdır ve bel ağrısı çeken hastaların kabaca %10 u bu nedenle ameliyata gereksinim duyarlar . Bel fıtığı tedavisinde kemiklerin birbirlerine vidalanması gibi bir tedavi yöntemi söz konusu değildir. Kemiklerin birbirlerine bağlanması konusu tamamen ayrı bir konudur ve bir başka yazının konusu olacaktır.

  • Omurga platinleme (vida rod uygulama ) ameliyatı

    Omurga platinleme (vida rod uygulama ) ameliyatı

    Aslında halk arasında platin denen madde ”TİTANYUM” dur. Daha sağlam ve esnek bir elementtir. MR çekimine uyumludur.

    1-Platin ameliyatları kimlere yapılmaktadır?

    Omurga kırıkları, bel kayması, ya da tümör veya enfeksiyon nedeni ile oluşan omurga çökmelerinde veya dar kanal nedeni ile ameliyatla fazla kemik kaldırılmışsa omurgaya destek vermek için yapılır.

    2-Platinler vücuda zararlımıdır. MR çektirirken sorun olur mu?:

    Platin değil aslında titanyum ağırlıklı, vücutta hiç yan etki yaratmayan ve bir ömür boyu kalabilen malzemeler kullanilir ve bunlar MR uyumludur. Ağırlıkları 100-150 gramı geçmez.

    3-Platin ameliyatlarından neden insanlar çekiniyorlar?

    Bu ameliyatları kesinlikle bu işin uzmanları yapmalıdır

    4-Kimler yapar bu ameliyatları?

    Bu iş beyin ve sinir cerrahisinin işidir.

    5-Kaç saat sürer, hasta kaç günde ayağa kalkar.?

    3-4 saatlik ameliyatlardır. Sırtından platin konulmuşsa ertesi gün yürür. 1 haftada iyice dolanır hale gelir.

    6-Bu ameliyatla tamamen normal hayata dönebilir mi?

    Bu kişiler isterlerse koşturabilir, eğilebilir veya zıplayabilir. Yani hareketler asla kısıtlanmamaktadır. Hatta eskisinden de sağlam olmaktadır.

    7-Platinler çıkarılıyor mu?

    Çıkarmaya gerek yoktur. Çünkü vücuda zararı yoktur. Platinleri takmadaki amaç, kırık ya da çökük omur konan kemik parçaları ile kaynayıncaya kadar geçecek 3-4 aylık sürede omurganın yükünü taşımak yani ona mekanik destek olmaktır. Bir kez kaynama olunca zaten yük kemiğe binecektir, platinler ikinci planda süs olarak kalacaktır.

  • Belim ağrıyor

    Belim ağrıyor

    Bel ağrısı toplumda en yaygın görülen şikayetlerden biridir ve insanların yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşmaktadır. Bütün bel ağrılarının yaklaşık %1’ine cerrahi müdahale gerekir. Diğer kısmı ise konservatif tedavi adı verilen yardımcı yöntemlerle tedavi edilir.

    Bel ağrısının nedenleri

    1) Kas kökenli ağrılar (Mekanik bel ağrısı)

    Ağır aktivite veya mevsim geçişlerinden sonra görülür. Çoğunlukla dinlenmekle ve ağrı kesici tedavilerle düzelir. Devamlılığı halinde egzersiz tedavisi önerilir.

    2) Bel fıtığı ( Lomber disk hernisi)

    Bel omurları arasındaki disk materyalinin omurilik kanalına doğru taşmasıdır. Taşan kıkırdak doku yani fıtık hangi seviyede ise o seviyeden çıkan sinir kökünü sıkıştırır. Bu da “siyataljik” ya da “radiküler” ağrı denilen belden, kalçaya ve bacağa uzanan ağrıya sebep olur. Eğer omurilik kanalına taşan fıtık, sinir kökünü sıkıştırmıyorsa böyle bir ağrı beklenmez. Bu durumda sadece taşan fıtığın kapsülünü sıkıştırmasına bağlı bel ağrısı görülür.

    Bu ağrıların büyük bir kısmı konservatif tedavi denilen, istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve belden iğne tedavisi ile düzelir.

    Bütün tedavilere rağmen hayat kalitesini düşüren ağrısı devam edenlerde ya da fıtığın sıkıştırdığı sinirin uyardığı kas grubunda ilerleyici güç kaybı olanlarda cerrahi girişim gerekir.

    Başlıca cerrahi yöntemler, mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomidir.

    Cerrahi sonrası hasta genelde 1 gece hastane yatışından sonra taburcu edilmekte, 2 hafta sonunda işine dönebilmektedir.

    3) Bel kayması (Spondilolistezis)

    Bel omurlarının birbiri üzerinde kayması nedeniyle omuriliğin sıkışmasıdır. Özellikle ayakta ve yürümekle şiddeti artan bel ağrısı ile kendini gösterir. Kayan omurlar vidalarla sabitlenerek (stabilizasyon) tedavi edilir.

    4) Kanal Daralması (Lomber Dar Kanal)- Kireçlenme

    Bel omurlarının kireçlenmesiyle, ortadan geçen omuriliğin sıkışması durumudur. Temel şikayet kişinin yürüdükçe artan bacaklarda uyuşma hissi ve yürürken kısa mesafelerde bile 5 dakika dinlenme ihtiyacı olmasıdır. Tedavisinde cerrahi olarak kireçlenip daralan alanlar mikroskobik olarak açılıp, sinirlerin rahatlatılmasıdır. Omurganın durumuna göre vidalamada gerekebilir.

    5) Omurga yaralanmaları

    Travmaya bağlı omurgada oluşan yaralanmalardır. Şiddetli bel ağrısına neden olurlar, yaralanma türüne göre korse ile istirahat ya da cerrahi işlem gerekebilir.

    6) Kemik erimesi (Osteoporoz)

    Kemiklerin zayıflamasına bağlı olarak omurgada oluşan deformasyonlardır. Sıklıkla omur kemiklerinde çökme şeklinde kırıklara neden olur. Özellikle menopoz dönemindeki bayanlarda sıktır. Osteoporoza yönelik ilaç tedavi ve omurgaya yönelik konservatif tedavi ya da kemiğin içini doldurarak yapılan cerrahi yöntemlerle tedavi edilir.

    7) Romatizmal hastalıklar

    Birçok romatizma türünden en yaygın olanı Ankilozan Spondilit (AS)’dir. Sabah uyandıktan sonra 4-5 saat süren ağrı ve diğer ağrı türlerinin aksine hareket etmekle rahatlaması tipiktir. Çoğunlukla ailesel geçer, fonksiyonların korunması açısından erken teşhisi önemlidir. Romatoloji ya da fizik tedavi doktorları tarafından belirlenen ilaç tedavisi ve fizyoterapi ile tedavi edilir.

    8) Enfeksiyon

    Kendiliğinden olan enfeksiyonlar, peynir hastalığı (brusellozis), tüberküloz ya da cerrahi işlem sonrası gelişen enfeksiyonlar (diskit) uzun süreli bel ağrısı yaparlar. Antibiyotik tedavisi ile bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

    9) Diğer organlardan kaynaklanan sebepler

    Karaciğer, böbrek rahatsızlıkları, idrar yolu enfeksiyonu gibi nedenlerde bel ağrısı yapabilir.

  • Bel fıtığı olan hastalar için rehber

    Bel fıtığı tanımı insanlar arasında disk kayması olarak tanımlansa da aslında omurlar arasında yerleşmiş olan yastığın merkezindeki yapının kapsülünü yırtması ile oluşan durumdur. Bu rehber bel fıtığının nasıl ve neden olduğunu, bel fıtığının belirtilerini, hastanın tedaviden neler beklediğini, doktorunuzun elinde bulunan alternatif tedavilerini size sunmak içindir.

    Bel fıtığı oluşumu: İnsanlarda omurgada toplam 23 disk bulunmaktadır. Bunlardan beş tanesi bel bölgesinde bulunur. Bel bölgesinde kuvvetin en çok yüklendiği dördüncü ve beşinci omurlar arasındaki yastıkçık en sıklıkla etkilenen yastıkçıktır. Bu yastıkçık kollajenden oluşan bağdokusundan meydana gelmiştir. Yastıkçık merkezinde jelatine çekirdek, bunun etrafını ise yoğun kollajenden oluşan disk sarar.
    Normalde sağlıklı insanlarda bu yastıkçık koşma, atlama, ağır yük kaldırma anında bele gelen yükü süspansiyon gibi emer. Otuzlu yaşlarda suyunu kaybeden ve kollajen yapısında bozulmalarda diskte kırılmalar olur. Bu kırılmalar öncelikle sebepsiz bel ağrıları halinde tespit edilir. Ters bir hareket veya ağır yük kaldırılması ile ortadaki jelatine oluşum çevresindeki diski arkadan yırtar ve omurilik kanalındaki
    bacaklara, ayaklara giden sinir köklerini omurilik kanalında veya sinir kökünün kanaldan çıktığı dar açıklıkta baskıya uğratır. Bu baskı ile oluşan hastalık haline bel fıtığı denir.

    Bel fıtığı neden oldum? Beslenmekle ilgisi var mıdır?

    On iki yaşına kadar elastikiyetini koruyan omurga ergenliği takiben omurgada yirmili yaşlara kadar gerçek boyut ve gücüne ulaşmış olur. Yaşın ilerlemesi ile yastıkçıkta yükseklik azalması, omur içine doğru şişkinlik, omurga kanalındaki bağda bası olmaktadır. Ağır yük kaldırma, boşta bulunup gövdeyi ani döndürme, merdivenden düşme diskte yırtılmalara neden olur. Omurganın uygunsuz hareketi nedenlerden biridir.

    Risk faktörleri:
    -Yaşlanma
    -Geçirilmiş bel travması,
    -Ağır işte çalışma,
    -Fazla kilo, sedanter hayat
    -Kötü oturuş şekli,
    -Ağır sporlar

  • Boyun fıtığı nedir ve tedavisi

    Boyun fıtığı nedir ve tedavisi

    Boyun Fıtığı, boyun omurları arasındaki kıkırdağın omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi sonucu kola gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması ile oluşan hastalığa denir.

    Boyun, baş ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlayan, başı destekleyen ve hareketini sağlayan vücut bölümüdür. Boyun 7 adet omur denilen kemikden oluşmaktadır. Omurların arasında disk denilen jöle kıvamında yastıkçıklar bulunmaktadır. Diskler vücuda binen yükün dengeli şekilde alt vücut bölümlerine iletilmesini sağlamaktadırlar. Boyundaki omurga içinden omurilik ve kollara giden sinirler geçmektedir. Boyun ağrısı ve boyun bölgesindeki omurga bozuklukları bel ağrısına göre daha az sıklıkta görülmektedir. Boyun bölgesindeki herhangi bir problemde boyun ağrısının yanı sıra baş, omuz, kol ve göğsün ön kısmına doğru yayılan ağrı da görülebilir. Boyun ağrısı genellikle boyunda tutuklukla birliktedir. Ağrı şiddeti iklim değişikliği, hareket, gün içinde değişkenlik gösterebilir. Ağrı genellikle künt ve basınç tarzında veya yanıcı olarak hissedilir. Ağrılı bölge dokunmayla hassastır. Bazen boyun hareketleri sırasında ses de olabilmektedir. Ağrıya kolda uyuşma ve yanma hissi de eşlik edebilir. Boyun omurları omurga sisteminin en küçük ve en narin omurlarıdır. Kolaylıkla travmalardan etkilenebilirler. Ayrıca çok hareketli eklemlere sahiptirler. Öne ,arkaya, sağa, sola ve yana doğru hareket yapabilirler

  • Boyun ağrısı tipleri ve nedenleri

    Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. Omurlar arasında ikinci ve üçüncü omurlar arasından başlayan disk adı verilen kıkırdak doku bulunur. Boyun başımızı her yöne çevirmemizi sağlayacak hareket yeteneğine ve başın ağırlığını taşıyan bir yapıya sahiptir. Bu hareketleri omurlar arasında bulunan diskler ve eklemler aracılığı ile sağlar. Boyun omurları içerisinden omurilik geçer. Omurlar arasında bulunan deliklerden ise kol kaslarının hareketini sağlayan ve kolların duyusunu sağlayan sinirler çıkar. Boyun omurları çok hareketli bir yapıya sahip olduğu için boyun ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Erişkin yaş grubunda insanların yarısı yaşamlarında en az bir kez boyun ağrısı atağı geçirirler.

    Boyun Ağrısı Tipleri ve Nedenleri

    Başlıca iki çeşit boyun ağrısı vardır: Mekanik boyun ağrısı ve omurga patolojilerine bağlı ağrı

    1. Mekanik Boyun Ağrısı

    En sık görülen boyun ağrısı tipidir. Çoğunlukla boyunu etkileyen küçük travmalar veya boyun kaslarını ve bağ dokusunu etkileyen küçük zedelenmeler nedeni ile olur. Kötü postür bu tip ağrının en önemli nedenidir. Özellikle gün boyu masa başında öne eğik pozisyonda çalışan kişilerde sık rastlanan bir yakınmadır. Mekanik boyun ağrısı başa, omuzlara ve kollara yayılabilir. Sıklıkla ağrının gerçek nedeni ve yeri bulunamaz.

    2. Omurga Hastalıklarına Bağlı Boyun Ağrısı

    Bu gruptaki boyun ağrıları oransal olarak mekanik boyun ağrısına göre daha az görülür. En sık görülen nedenleri şunlardır:

    a)Boyun fıtığı (Servikal disk hernisi)

    b)Boyun omurlarında dejenerasyon / yıpranma (Servikal spondilozis)

    c)Boyun omurga kanalında daralmaya bağlı omurilik tutuluşu (Servikal spondilotik miyelopati)

    a)Boyun fıtığı (Servikal disk hernisi)

    Disk materyali iki omur arasında dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içinde ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur. Dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlar. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma daha çok boyun ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek boyun fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle omuza ve kola vuran ağrıya yol açar. Kol ağrısı sinir köklerine bası olduğu için çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının düzeyine göre kol ve el kaslarında güçsüzlük ve uyuşukluk olabilir.

    b)Boyun omurlarında dejenerasyon / yıpranma (Servikal spondilosiz)

    Özellikle yaşlanma ile beraber boyunda omurlar arasında bulunan diskin su oranı azalır ve diskin harekete katkı yeteneğinde azalma olur. Diskin bozulması ile yüksekliği azalır ve boyun omurlarının arka tarafında bulunan eklemlere daha fazla yük binmeye başlar. Yük dağılımındaki ve hareket yeteneğindeki dengesizlik omurlarda bozulmaya yol açar ve anormal kemik uzantıları oluşur. Bu kemik uzantıları boyunda ağrıya yol açabilir. Ayrıca sinir köklerine ve omurilik üzerine bası yaparak boyun fıtığına benzer kol ağrıları ile kol ve elde güçsüzlük ve uyuşukluğa yol açar.

    c)Boyun omurga kanalında daralmaya bağlı omurilik tutuluşu (Servikal spondilotik miyelopati)

    Boyun omurgasındaki spondilotik değişiklere ve omurilik kanalında daralmaya bağlı olarak omurilik üzerine bası bulguları açığa çıkarsa buna “spondilotik miyelopati” denir. Omurilikte sürekli bası olduğunda bacaklarda gerginlik hissi, sertlik, yürüme zorluğu, kollarda kuvvetsizlik, uyuşukluk gibi belirtiler görülür.

    Boyun Ağrılı Hastanın Değerlendirilmesi ve Tedavisi

    Mekanik Boyun Ağrısında Tedavi: Boyun ağrılarının en sık nedeni “mekanik boyun ağrısı” dır. Bu ağrı 2-3 gün içerisinde giderek azalır ve 1-2 hafta içerisinde kaybolur. Bazen ağrı kronikleşebilir ve ara ara akut ataklar halinde şiddetlenebilir. Kola ve ele vuran ağrı veya uyuşukluk hissi sinir kökü basısının belirtisi olabilir. Bu durumda boyun fıtığı yönünden değerlendirilmek için doktora başvurmakta yarar vardır.

    Hangi durumlarda ağrının nedeni ciddi olabilir?

    – Eğer hastada kanser, romatoid artrit gibi ciddi bir sistemik hastalık varsa

    – Eğer ağrı günden güne azalacağına kötüleşiyorsa

    – Eğer kolda kuvvet kaybı his değişikliği meydana gelmişse

    – Ağrıyla beraber ateş, kilo kaybı gibi belirtiler varsa

    – Eğer boyun kemiklerinde hassasiyet varsa

    Mekanik boyun ağrısının tedavisinde amaç boyun hareketlerini mümkün olduğu kadar kısa sürede normale getirmektir. Başlangıçta boyun hareketleri ağrılı olduğu için kişi boynunu hareketsiz tutmak ister. Ancak boynun sertleşmesini engellemek için ağrının izin verdiği ölçüde, derecesini sürekli artırarak doğal hareketler yapmak gerekir. Boyunluk kullanmak boyun hareketlerini kısıtlayacağı için önerilmez. Boynun normal hareketlerine en kısa sürede kavuşması ağrının kronikleşmesini engeller. Ağrıyı azaltmak için ağrı kesiciler yararlıdır. Parasetamol içeren tabletler veya anti-inflamatuvar ilaçlar ağrıyı azaltarak boyun hareketlerinin daha kolay yapılmasına yardımcı olur. Kas spazmı belirgin olursa 2-3 gün kas gevşetici ilaçlar kullanılabilir. İlaçların yan etkilerinden dolayı doktor önerisine göre uygun ilaç tedavisine başlamak gerekir.

    Boyun Fıtığında (Servikal Disk Hernisi) Tedavi: Sinir kökü üzerindeki basıya bağlı olarak kola vuran şiddetli ağrı boyun servikal disk hernisinin en önemli belirtisidir. Ağrı genellikle kendiliğinden ortadan kalkar. İlk hafta şiddetli olan ağrı 4-6 hafta içerinden azalarak ortadan kaybolur. Bu süre içerisinde ağrının şiddetini azaltmak için ağrı kesici ilaçlar önerilir. Boyunluk doktor önerisi ile kullanılabilir. Küçük bir grup hastada ağrı 6 hafta geçmesine rağmen devam edebilir. Kronikleşen ağrılarda veya çok şiddetli, ağrı kesiciye rağmen dayanılmaz ağrılarda cerrahi girişim düşünülebilir. Bazı hastalarda sinir kökü üzerindeki basıya bağlı kuvvet kaybı gelişir. Kuvvet kaybı gelişmesi sinir üzerindeki basının kaldırılması için ameliyat olmayı gerektirir. Ağrının kendiliğinden iyileşmesi hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Hastanın tekrar aynı ağrı atağına yakalanmamak için boynunu koruması ve boyun etrafında olan kasları güçlendirmek için boyun egzersizleri yapması önerilir.

    Boyun omurlarında dejenerasyon / yıpranma (Servikal spondilosiz) te Tedavi: Servikal spondilozis özellikle yaşlılarda sık rastlanan bir radyolojik bulgudur. Her zaman ağrıya yol açmaz. Sadece boyun ağrısına neden oluyorsa önerilen boyun egzersizleri ile boyun kaslarının güçlendirilmesi ağrının azalmasına yardımcı olur. Ayrıca fizik tedavi yöntemleri de yararlıdır.

    Boyun omurga kanalında daralmaya bağlı omurilik tutuluşu (Servikal spondilotik miyelopati) nda Tedavi: Eğer servikal spndilozis omurilik ve sinir köklerine bası yaparsa ameliyat ile basının ortadan kaldırılması gerekir. Özellikle omurilik üzerine kronik bası, omurilikte geri dönüşümsüz değişiklere yol açabilir. Bu yüzden bacaklarda sertlik hissi, kuvvet kaybı gibi belirtilerin açığa çıkması ve bu problemlerin giderek artması doktora hemen başvurmayı gerektirir. Böyle bir durum ilerleyici olabilir ve ilerlemenin durdurulması için omuriliğin üzerindeki basıyı kaldırmak için ameliyat önerilir. Yapılacak cerrahi girişimin amacı omurilik üzerindeki basıyı kaldırarak hastalığın ilerlemesini engellemektir. Basının en fazla olduğu yere ve boyunun pozisyonuna göre ameliyat yeri değişebilir. Servikal spondilotik miyelopatide önemli olan omurilikte kalıcı değişikler oluşmadan önce basının ortadan kaldırılmasıdır.

    Boyun Ağrısından Korunma Yolları

    Özellikle boyunu zorlayan hareketlerden kaçınmak, uzun süre baş öne eğik pozisyonda çalışmaktan kaçınmak boyun ağrısı atağına yakalanmayı engelleyebilir. Günlük yaşam içerisinde boynumuzu korumak güç olacağı için boyun omurgası etrafındaki kasları güçlendirmek en doğru yöntemdir. Düzenli yapılan boyun egzersizleri boyun kaslarını güçlendirir ve boyun omurgasına yansıyan küçük travmaları engeller.

  • Bel fıtığı ağrıları ve tedavisi

    Belin Anatomisi

    Belimiz vücudumuzun ağırlığını taşıyan, yükü kalçadan bacaklara aktaran ve aynı zamanda günlük aktivitemiz içerisinde gövdemizin hareketli olmasını sağlayan bir yapıdır. Belimizde 5 adet omur ve bu omurları birbirine bağlayan kıkırdak yastıkçıklar (disk), eklem yapıları ve bunlara destek olan yumuşak dokular bulunur. Bel omurları, harekete katkısı ve yük taşıma özelliğinin yanında omurganın diğer kısımları gibi omurilik ve sinir köklerine koruyuculuk görevi yapar. Bel omurlarının içerisinden bacakların kas kontrolunu sağlayan, bacakların duyusunu taşıyan ve idrar, gaita ve seksüel fonksiyonların kontrolunu sağlayan sinirler geçer.

    Bel Ağrısının Nedenleri

    Belde yer alan omur, disk ve yumuşak dokularda gelişen herhangi bir olay bel ağrısına neden olabilir.

    Bel ağrısı, günümüzde bireyin günlük aktivitesini kısıtlayan en önemli nedenlerden birisidir. Tüm dünyada nüfusun yaklaşık %80’inin yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez bel ağrısı atağı geçirdikleri bilinmektedir. Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda görülen kronik hastalıklar arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almakta ve cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında beşinci sırada bulunmaktadır. Bel ağrısı en sık 20-40’lı yaşlarda görülmektedir. Bel ağrılarını akut ve kronik olmak üzere 2 gruba ayırabiliriz. Akut bel ağrılarında genellikle ağrı birkaç gün içerisinde azalır ve birkaç hafta sonra tamamen geçer. Ağrı 3 aydan daha fazla sürerse bu ağrıya kronik (müzmin) bel ağrısı denir. Bel ağrılı hastaların %90’ının yakınması ilk 4 hafta içinde kendiliğinden geçerken ancak %5’i kronikleşir. Çoğu bel ağrısında ağrının nedeni öykü ve klinik muayene ile konur, yardımcı incelemeler ve radyolojik tetkiklerde birşey bulunamaz.

    Bu tip ağrılara genel olarak “Mekanik bel ağrısı” diyoruz.

    Bel ağrılarının nedenlerini 2 büyük grupta toplayabiliriz.

    1-Kas-iskelet sistemi hastalıkları

    2-Omurga hastalıkları

    1-Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları

    Bel ağrılarının büyük çoğunluğu bu gruba girer. Çoğunlukla kaslarda, bağ dokusunda veya eklemlerdeki ufak hasarlanmalar ile oluşur. “Miyofasial ağrı sendromu” terimi kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi ve yaralanmasıyla oluşan klinik tablo için kullanılmaktadır. Diğer bel ağrısına yol açan kas-iskelet sistemi sorunları arasında kötü ve hatalı vücut duruş şekli, bir bacağın kısalığı, beldeki omur ve kıkırdakların az oksijenlenmesine neden olduğu için sigara kullanımı, stres gibi psikososyal faktörler sayılabilir.

    2-Omurga Hastalıkları

    Bu gruptaki hastalıklar kas iskelet sistemi hastalıklarından oransal anlamda daha az görülmektedir. Bu grupta bel ağrılarına en sık yol açan rahatsızlıklar: bel fıtıkları (lomber disk hernileri), disk dokusunun yıpranması (dejeneratif disk hastalığı), bel kayması (lomber spondilolisthezis), bel omurga kanalının daralmasıdır (lomber dar kanal). Bunların dışında çok daha az görülen, ama omurganın ciddi rahatsızlıkları olan tümör, enfeksiyon, travma, kemik erimesine (osteoporoz) bağlı çökmeler sayılabilir.

    a)Bel Fıtığı (Lomber disk hernisi): Disk materyali iki omur cismi arasında dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içeride ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur. Bir yastıkçık gibi davranır ve gövdenin yüklerini dağıtmak görevini üstlenir. Ancak bel omurlarına fazla yük binerse (aşırı kilo alma ve ağır kaldırma), bele destek lan diğer yapılar, özellikle bel ve karın kasları zayıflarsa (egzersiz yokluğu), veya yapısal ve genetik nedenlerle bu disklerde bozulma bel ağrısına ve bel fıtığına neden olabilir. Diskin dış kılıfının zayıflaması veya yırtılması ile iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlarsa buna “bel fıtığı” denir. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma daha çok bel ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek bel fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle bacağa vuran ağrıya yol açar. Bel fıtığında bel ağrısından daha ön planda olan bacak ağrısıdır. Sinirlere olan basının düzeyine göre uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk hissi oluşabilir.

    b)Bel kayması (Lomber spondilolistezis): Bir omur cisminin diğer omur cisminin üzerinde öne veya arkaya doğru kaymasına denir. Bu rahatsızlığa bağlı sinir köklerine bası varsa bel ağrısına ilaveten uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk oluşabilir.

    c)Bel omurga kanalında daralma (Lomber dar kanal): Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir. Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanalda daralma meydana gelebilir. Bunun sonucunda da sinir köklerinde sıkışma oluşur. Bu hastalar özellikle ayakta fazla kaldıklarında ve yürümekle ortaya çıkan baldırda ağrıdan ve uyuşukluktan yakınırlar. Oturduklarında ve öne doğru eğildiklerinde ağrı yakınmaları hafifler veya geçer. Ayakta durmak veya yürümekle çıkan bu klinik tabloya “nörojenik kladikasyon” denir.

    d)Disk dokusunun yıpranması (Dejeneratif disk hastalığı): Disk iç tabakasını oluşturan kısmın su oranı çocukluk ve genç yaş grubunda fazladır. Yaşlanma ile beraber su oranı azalır, disk yüksekliği azalmaya başlar, dış tabakada küçük yırtılmalar gelişir. Diskin yük taşıma ve hareket yeteneği azalır. Diskin dış kısmında bulunan sinir liflerinin uyarılması ile bel ağrısı açığa çıkar. Bu hastalarda bel ağrısı, bacak ağrısından daha fazladır.

    Bel Ağrılı Hastaların Değerlendirilmesi ve Tanı

    Bel ağrılarının çoğunun nedeni yukarda belirtildiği gibi kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi veya ufak zedelenmelere uğramasıdır. Bu hastalarda ağrı yakınmaları birkaç gün içerisinde kendiliğinden gerileyeceğinden çoğunlukla tetkik edilmelerine gerek yoktur. Ancak aşağıdaki nedenler hemen doktora başvurmayı gerektirir.

    Tekrarlayan bel ağrısı atakları

    Kronik bel ağrısı

    Ağrı şiddetinin giderek artması

    Bel ağrısına eşlik eden uyluk ve bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük, istemli idrar ve gaita yapamama, seksüel fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin olması

    İstirahat ile geçmeyen bel ağrısı

    Bel ağrısı ile birlikte aşırı kilo kaybı, ateş, üşüme ve titreme olması

    Hastanın bel ağrısı nedenleri araştırılırken, öyküsü alınıp, gerekli muayenesi yapıldıktan sonra belirlenen ön tanı doğrultusunda tetkiklerinin yapılması gerekir.

    a) Akut bel ağrısının nedeni olarak bel fıtığı, kas ve yumuşak dokulardaki aşırı gerilme düşünülüyorsa, bu hastalara yatak istirahati (5 günü geçmeyen) ve ilaç tedavisi önerilir.

    b) Kronik bel ağrısı olan, akut bel ağrısı nedeniyle istirahat ve tıbbi tedavi verilmiş fakat ağrısı geçmeyen, omurga tümörü veya omurga enfeksiyonu düşünülen olgularda incelememize direkt grafi ile başlamak ve takibinde lezyon seviyesini saptayıp Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ile hastalığın tanısını koymak gerekir. Bu tetkiklere ilaveten hastada enfeksiyon veya tümör düşünülüyorsa buna yönelik kan tetkikleri ve kemik sintigrafisi yapılmalıdır.

    Bel Ağrısında Tedavi

    Bel ağrılarında yapılacak tedavi ağrının nedenine ve hastalığın yerleşimine göre belirlenmelidir.

    1-Akut bel ağrısında tedavi

    Kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesine veya ufak yaralanmalara bağlı olan bel ağrısında (Mekanik bel ağrısı) ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve kısa süreli yatak istirahati tek başına çoğu olguda yeterlidir.

    Travma ve enfeksiyona bağlı bel ağrısı: sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim yapılmalı, neden enfeksiyon ise ilave antibiyotik tedavisi verilmelidir.

    Tümöre bağlı bel ağrısı:

    i- Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa veya omurgada instabiliteye (anormal hareketlilik) yol açmışsa cerrahi girişim yapılabilir ve doku tanısına göre radyoterapi-kemoterapi önerilir.

    ii- Sinirlere bası bulgusu yoksa, öncelikle biyopsi ile tümörün tipi belirlendikten sonra duruma göre, cerrahi girişim ve/veya ışın tedavisi, kemoterapi yapılmalıdır.

    Bel fıtığı, bel kayması, spinal dar kanala bağlı bel ağrısı:

    i- Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim mutlaka gereklidir. Kuvvet kaybı gibi nörolojik bulgular olmamasına rağmen, uzun süren ağrı nedeniyle hastaların yaşam kaliteleri etkileniyorsa ağrı tek başına cerrahi girişim nedeni olabilir. Cerrahi girişim yöntemi seçilirken her hasta ayrı ayrı değerlendirilmeli ve o hastaya uygun teknik seçilmelidir.

    ii- Sinirlere bası bulgusu yoksa ağrı kesici, kas gevşetici ve yatak istirahati (5 günü geçmeyen) önerilir.

    2-Kronik bel ağrısında, neden bel fıtığı, bel kayması, omurga kanalının daralması, disk dokusunun yıpranması olan olgularda eğer ilerleyici nörolojik bulgular (kas güçsüzlüğü, istemli gaita ve idrar yapamama) varsa cerrahi girişim, yoksa öncelikle ağrı kesici, kas gevşetici ve kısa süreli yatak istirahatini takiben fizik tedavi, kas egzersileri önerilir.

    Bel Ağrılarının Önlenmesi

    Özellikle tekrarlayan bel ağrılarının önüne geçilmesi için hastanın fazla kilolarından kurtulması, varsa sigara içmeyi bırakması, bel, sırt ve karın kaslarına yönelik kas egzersizlerini düzenli ve sürekli yapması, uygunsuz duruş, oturma ve yatma pozisyonlarını düzeltmesi gerekmektedir.