Etiket: Ölçüm

  • Osteoporoz tanısı nasıl konur?

    Osteoporoz tanısı nasıl konur?

    Kişinin hastalıklar ve risk faktörleri açısından sorgulanması (hastalık ve ilaç öyküsü, sigara, beslenme alışkanlığı, alkol kullanımı, menapoz yaşı ve menapoza doğal olarak mı yoksa cerrahi olarak mı girmiş? gibi sorularla), osteoporoz için erken tarama yapıp yapmamız gerektiği konusunda bize bilgi verir. Kemik mineral dansitesi (KMD) DEXA yöntemiyle ölçülür. Bu ölçüm açık alanda çekilir (MR gibi kapalı değil) ve ölçüm sırasında bir röntgen filminden bile çok daha düşük radyasyon alırsınız; maksimum 15 dakika sürmektedir. Ağrısızdır ve vücudunuza, derinize iğne dahil herhangi birşey yerleştirmeden ölçüm yapılır. KMD ölçümü, 1-2 yılda bir tekrarlanır.

    Ölçüm standart olarak bel ve kalçadan yapılır; buna göre T ve Z skoru belirlenir. T skoru; genç erişkin yaş grubuna göre kemik yoğunluğundaki standart sapma, Z skoru ise kendi yaş grubunuzdakilerin kemik yoğunluğuna göre sapmadır. Elli yaş üzerindekilerin KMD, sağlıklı genç erişkinlerin kemik yoğunluğuyla karşılaştırılır; yani T skoruna bakılır. Buna göre; genç erişkinlerinkinden daha az ise, kemik yoğunluğu düşük demektir. Bunun derecesi: T skoru: -1’den büyükse normal (osteoporoz yok), T skoru: -1 ile -2,5 arasında ise osteopeni (kemik yoğunluğunda hafif azalma) ve T skoru: -2,5’dan daha da düşük ise osteoporoz (kemik yoğunluğu azalma) var demektir. Ayrıca gelecekteki kırık riskini belirlemek için, bazı risk faktörlerinin sorgulanmasıyla (FRAX) da gelecekteki kırık riskiniz ve buna bağlı ilaç ihtiyacınız yine doktorunuz tarafından belirlenecektir. Doktorunuz ayrıca osteoporoz riskini belirlemek için bazı kan testleri (tiroid fonksiyon testleri, paratiroid hormon seviyesi, erkekte testesteron seviyesi, vitamin D seviyesi gibi) ve omurga kırığı olup olmadığını değerlendirmek için röntgen filmi isteyebilir.

    Kemik yoğunluğu testi kimlere yapılmalı?

    Yaygın olarak yapılan bir hata; menapoza yeni giren bir bayan, panik halde kemik yoğunluğunu ölçtürüyor; belki sonraki birkaç yıl daha yaptırıyor normal olduğunu görünce artık bu konudaki heyecan ve endişesinin yerini bir rahatlama alıyor ve sonraki seneler ölçtürmemeye başlıyor. Alması gereken artmış kalsiyum ve D vitaminini ihtiyacını da karşılamıyor. Emeklilik dönemiyle birlikte egzersizden uzak, daha sedanter hayata geçiyor. İşte tam da bu dönemde osteoporoz kolayca gelişiyor. Bu nedenle kemik yoğunluğu testini:

    -65 yaş ve üzerindeki tüm kadınlara

    -70 yaş ve üzerindeki tüm erkeklere

    -50 yaşından sonra kırığı olanlara

    -65 yaşın altında postmenapozal ve risk faktorü varsa

    – Risk faktörü olan 50-69 yaş arasındaki erkeklerde

    -Yüksek riskli ilaçları uzun süre kullananlarda KMD yapılması önerilir.

    Peki kimlere osteoporoz tedavisi verelim?

    Eğer kemik yoğunluğu ölçümünüzde, T skoru ≤ -2.5 ve altında ise veya T skoru -1 ila -2.5 fakat kırık riski yüksek olanlara veya daha önce vertebral veya kalça kırığı olanlara osteoporoz ilacına ilaveten kalsiyum ve D vitamini verilir.

    Tedavide amaç; KMD’nin arttırılmasının yanısıra kırıkların önlenmesidir.

    Kadınlarda 50 yaş altında kalsiyum ihtiyacı 1000mg/gün iken 50 yaş üzerinde 1200mg/gün iken erkeklerde 70 yaş öncesinde günlük gereksinim 1000mg iken 70 yaşindan sonra 1200mg kadardır.

    240 mL süt = 300mg

    180mL yoğurt = 300mg

    30mL 1 kibrit kutusu peynir = 200mg

    240 mL sıkma portakal suyu = 300mg

    Vitamin D ihtiyacı da 50 yaş altındaki kadın ve erkeklerde 400-800 IU iken 50 yaş üstünde 800-1000 IU’dir.

  • Osteoporoz

    Osteoporoz, kemiklerin dayanıksız hale gelmesine yol açan kemik kütlesi azalması olup, kemiklerin basit bir düşme sonucu bile kırılabilmesine neden olan bir hastalıktır.

    Özellikle kadınlarda ve menopozdan sonra daha sık görülür. Bunun nedeni menopozdan sonra kadınlık hormonunun azalmasıdır.

    Osteoporozun belirtileri nelerdir?

    Osteoporoz başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak hastalık ilerlediği zaman kemik kırıkları ortaya çıkar. En sık kırılan kemikler omurga, kalça, el ve ayak bileği kemikleridir. Omurga kırıkları sırt ve bel ağrılarına, boyda kısalmaya, hatta kamburlaşmaya neden olur. Ancak omurga kırıkları, her zaman ağrıya neden olmayabilir. Bu nedenle omurga kırığı olup hiçbir şeyden habersiz yaşamını sürdüren hastalar da bulunabilir.

    Tanı:

    Osteoporoz, öncelikle düzgün bir öyküleme ve fizik muayene ile tanınır. Bu öykülemede osteoporoz, sizdeki bazı ilişkili tıbbi durumlar ile sizde ve diğer akrabalarınızda kırık öykülerinin bulunup bulunmadığına ilişkin sorular bulunur. Hekim öykünüzü değerlendirip olası kırıklar ve bulguları saptamak için bir dizi fiziksel muayene işlemi ve testten sonra varsa kırık tespiti için röntgen filmleri ve kemik mineral yoğunluğunuzu saptamak için “Kemik Dansitometrisi” denilen ölçümü yaptırmanızı isteyecektir. Kemik dansitometrisi, röntgen çektirmek gibi, ağrısız bir işlemdir. Dansitometri işlemi sırasında röntgen ışınları veya ses dalgaları kullanılarak ölçüm yapılan bölgedeki kemiklerinizin mineral yoğunluğu saptanır. Saptanan değer, sağlıklı genç erişkinlerin değerleri ile kıyaslanarak T skoru denilen bir değer elde edilir ve ölçüm yapılan kemiklerin sağlıklı kemik ölçümüne nazaran ne durumda olduğu saptanır.

    Kemik dansitometrisi testi ancak kişinin taşıdığı risk faktörleri gözönüne alınarak ve ölçüm sonuçları tedavi kararı vermede yardımcı olacaksa yapılmalıdır. Hali hazırda menopoz için hormon replasman tedavisi alıyorsanız kemik dansitometrisi yapılması gereksiz olabilir. Ancak tedavi kararı verilmeden önce yapılacak bir kemik dansitometrisi, tedavi kararında kişisel risk durumunuzu belirleyerek yardımcı bilgiler sağlayabilir. Ek olarak tedavi altında olduğunuz yıllarda 18 – 24 ay aralarla yapılacak kemik dansitometri ölçümleri tedaviye cevabınızı izlemek adına yararlı olacaktır.

    Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

    Osteoporoz önlenmesi ve tedavisinde kullanılan bir grup ilaç mevcuttur. Ne var ki bu ilaçlar bir dereceye kadar kemiğin kendisini yenilemesine yardımcı olmalarına karşın osteoporozu “tedavi” etmezler. Bu nedenle ilaç tedavisini altındaki hastalarda kemik sağlığı için diğer önlemlere uymak zorundadır. Tedavide kullanılan ilaçlar kalsiyum, D vitamini, bisfosfonatlar, hormon tedavileri ve kalsitoninler gibi değişik ilaç gruplarını içermektedir. Bu ilaçlar hekim tarafından hastanın durumuna uygun biçimde seçilerek kullanılırlar.

  • Ateşli çocuğa yaklaşı

    Hastalık değil bir bulgu olan ateş; santral sinir sistemi tarafından kontrol edilen enfeksiyon veya enfeksiyon dışı nedenlere karşı vücut sıcaklığının anormal yükselmesi olarak tanımlanır. Ateş tanımı çocuğun yaşına, cinsiyetine, ölçüm yapılan yere göre değişir. İmmün sistemin olgunlaşması ve enfeksiyona neden olan mikroorganizmalar yaşa bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle ateşli hastaların değerlendirilmesi yapılırken yaşları; 0-28 gün, 29-90 gün ve 3-36 ay olmak üzere gruplandırılır. Böylelikle ciddi bakteriyel enfeksiyonlar açısından riskler de belirlenmiş olur.

    Vücut Sıcaklığı Ölçümü

    Vücudun öz sıcaklığını en iyi yansıtan ölçüm bölgeleri; rektal, koltuk altı, dil altı ve kulakdır. Bu bölgelerin her birinin kendi normal aralıkları vardır. Vücut öz sıcaklığını en iyi gösteren ölçüm alanı rektal ölçümdür. Ancak özellikle nötropenik hastalar olmak üzere enfeksiyon riski olan çocuklarda kullanılmamalıdır. Dil altı ölçüm; koopere olan hastalarda kullanılabilir ancak öncesinde sıcak veya soğuk gıda alımı ölçümü etkiler. Koltuk altı ölçümünde koltuk altı kuru olmalıdır. Yenidoğan bebeklerde koltuk altı ölçüm önerilir. Kulaktan ölçümde, infrared termometre ile ölçüm yapılır. Dört hafta – 5 yaş arası çocuklarda koltuk altı veya timpanik ölçüm önerilmektedir.

    Ateş Düşürücü Tedavi

    En sıklıkla kullanılan antipiretik ajanlar; asetaminofen ve ibuprofendir. Aspirin, Reye sendromu ile ilişkilendirildiği için önerilmemektedir. Ateşi olan çocuklara rutin olarak antipiretik önerilmez. Antipiretik tedavinin potansiyel faydaları; insensibl sıvı kayıplarını azaltarak dehidratasyon riskini düşürmesi ve çocuğun rahatsızlığını gidermesidir. Potansiyel yan etkileri ise ilaç toksisitesi, altta yatan hastalığın tanınmasında gecikme ve bazı enfeksiyon tiplerinin komplikasyonlarında artıştır.

  • Ateşi yüksek çıkan çocuk için neler yapılmalı?

    Ateş; koltuk altından 37.4°C, ağızdan 37.5°C, makattan 38°C kabul edilir.

    Makattan Ölçüm:

    Vücut sıcaklığını en iyi yansıtan bölge olmasına rağmen huzursuzluğa ve yaralanmalara neden olabileceğinden tercih edilen bir ateş ölçümü değildir. Dijital termometrenin temiz olduğundan emin olunmalıdır. Termometrenin ucu vazelin veya jel ile yağlanır ve çocuğun makatının içine doğru 1.5-2 cm kadar nazik bir şekilde ilerletilir. En az 3 dakika süre ile makat içinde kalması sağlanır.

    Koltuk Altından Ölçüm

    Koltuk altı kurulandıktan sonra ölçüm yapılmalıdır. Çocuklarda en sık tercih edilen yöntemdir. Yenidoğanda en uygun ölçüm şeklidir. Güvenilirdir ve kolay uygulanır. Ancak terlemeye bağlı olarak gerçekten daha düşük değer gösterebileceği akılda tutulmalıdır.

    Plastik Şerit Termometreyle Ölçüm

    Isıyla değişen duyarlı sıvı kristaller içeren bu termometreler alına yapıştırılır, vücut sıcaklığı bir dakika sonra renk değişikliği skalasından okunur. Bu yöntemle ölçüm güvenilir değildir.

    Alından/Ciltten Ölçüm:

    Çok hızlı ölçüm yapılabilir ancak güvenirliği düşüktür. Yüksek ateş çıkarsa koltuk altından ölçümün tekrarı gerekir. Evde 0-5 yaş grubu ateşli çocuklarda rutin olarak ağız ve makattan ateş ölçümü yapılmamalıdır.

    Ateş ölçümü, yenidoğanlarda (ilk 4 hafta) koltukaltından; 4 hafta-5 yaş arası çocuklarda ise koltuk altı ve kulaktan yapılmalıdır.

    Ateş bir hastalık değil, vücudun hastalıklara karşı verdiği normal bir cevaptır. Ateş düşürme hastalığın seyrini değiştirmez. Ateşin vücudumuz için pek çok faydası bulunmaktadır. Ateş varlığında bakterilerin ölmesi hızlanmaktadır. Ateşin kendi başına beyne hasar vermesi için ise 41,5°C üzerine çıkması gerekir. Bu da genelde enfeksiyonlarda çok çok nadir olarak görülmektedir. Yani ateş beyne zarar vermez, felce neden olmaz

    ATEŞ VE HAVALE: Ateş havale yapabilir ama bu korkulacak bir hastalık değildir. Çocukların yüzde 2-4’ünde görülür. Ateşli havale çocukta ailesel yatkınlık varsa ortaya çıkabilir. Ateş, çocuklarda genellikle kısa sürede kendiliğinden iyileşen basit viral hastalıklardan kaynaklanır. Ateşli çocukların çok az bir kısmında ise yaşamı tehdit eden veya ileride yaşam kalitesini etkileyebilecek olan ciddi bakteriyel enfeksiyonlar söz konusudur.

    Ateşli Çocuğun Evde Tedavisi: Annelere Öneriler

    1.Kalın kıyafetler, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden çocuklar az giydirilmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Oda ısısı ne çok sıcak ne çok soğuk olmalıdır (21-22°C idealdir).
    2. Alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanabilir. Uygulanan kompresler sık sık değiştirilmelidir.
    3. Çocuğa ateş düşürücü verildikten sonra ılık suyla duş ve ılık kompres uygulanmalıdır. Ateş, hızlı su kaybına sebep olarak vücudun susuz kalmasına yol açabilir. Bu yüzden çocuk sıvı alımı için teşvik edilmelidir.
    4. Hastayken tüm insanlar gibi çocukların da iştahı azalır. Yemek yemek istemeyen çocuk zorlanmamalıdır. Böyle dönemlerde en sevdiği yemekler hazırlanmalı ve yiyebildiği kadar yemesi için teşvik edilmelidir.
    5. Okula giden ateşli çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir.
    6. 39° C den daha düşük ateşlerin çoğunda eğer çocuğun genel durumu iyi ise, ilaç ihtiyacı olmayabilir. 39°C üzerinde ateşli ise veya ateş nedeniyle baygınlaşmaya, etrafa ilgisi azalmaya başlamışsa parasetamol veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler, çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre verilebilir.

    Ne zaman Doktora başvurulmalı?

    Üç aydan küçük çocuğunuz ateşlenirse….

    Yeni doğan dönemdeki bebeklerde enfeksiyonla savaşma yeteneği kısıtlı olduğundan ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bebeğinizin ateşi 38ºC’nin üzerine çıkarsa, doktorunuzu mutlaka arayın. Doktora danışmadan ilaç vermeyin. Ateş yükselirse ve kontrol altına alınamıyorsa bebeğinizi teşekküllü bir hastanenin acil bölümüne götürmeniz gerekmektedir.

    1. Eğer çocuğunuzun ateşi 40°C ve yukarıda ise

    2. Eğer çocuğunuz bir şey içmek istemiyor, durmadan ağlıyor veya çok halsiz görünüyorsa

    3. Ateşle birlikte çocukta kasılma, şuurda bir değişiklik olduysa, dalgınlık varsa, çocuk her yediğini kusuyorsa, yoğun bir solunum sıkıntısı varsa, yani sık nefes alıyorsa ya da nefes almada zorluk çekiyorsa, vücutta döküntü varsa

    4. Eğer çocuğunuz ateşli havale geçiriyorsa, daha önce ateşli havale geçirdiyse ya da çocuğun kardeşlerinde ateşli havale hikayesi varsa (Havale anında çocuğunuzun elleri ve ayakları şiddetli bir şekilde sallanmaya başlar ve gözleri arkaya doğru kayabilir. Ateşli havale genelde 1-5 dakika sürer. Çocuğunuzun elinin veya kolunun birkaç kere sallanması, onun havale geçirdiği anlamına gelmez.)

    5. Eğer ateşi 48 saatten (2 tam gece ve gündüz) daha uzun sürer ve ateş düşürücü ilaçlarla bile düşmezse çocuğunuzu mutlaka doktora götürmelisiniz.

  • Çocuklarda ateş ölçüm metodları nelerdir ve nasıl ölçülmektedir?

    Çocuklarda ateş ölçüm metodları nelerdir ve nasıl ölçülmektedir?

    Bugün kullanımda çok farklı ateş ölçüm cihazları bulunmaktadır. Ateş ölçerler kullanılarak çocukların ateşleri koltuk altından, ağızdan, kulak zarından ve makattan ölçülebilmektedir. En eski ve en çok bilineni civalı cam termometrelerdir. Son yıllarda gündeme gelen civa zehirlenmeleri ile ilgili kaygılar bu tip termometrelerin kullanımının sorgulanmasına neden olmuştur. Bu termometrelerin kırılması ve civanın oda içine yayılımı solunum yolu ile civa alınımına neden olabileceği, seyrek olmakla birlikte ağızdan ölçümlerde termometrenin ağız içerisinde kırılması ve civanın yutulması gibi nedenlerle zehirlenme gelişmesi olasılığı düşünülerek civalı termometrelerin kullanımı sınırlandırılmıştır.

    Son yıllarda özellikle ev kullanımlarında yaygınlaşmış ve ölçüm tamamlandığında sesli uyarı veren, kullanım kolaylıklarına sahip ve kolay okunabilen ekranları ile dijital termometreler ön plandadır. Özellikle koltuk altı ve ağızdan ateş ölçümlerinde kullanılan bu termometrelerde en önemli sorun zamanla ölçüm duyarlılıklarını kaybetmeleridir. Hastane şartlarında veya kreş gibi ortak kullanımın söz konusu olabileceği ortamlarda enfeksiyon bulaş tehlikesi ve ölçüm güvenilirliklerinin tartışmalı olması nedeni ile tercih edilmemektedir.

    Genel olarak uzaktan ölçüm termometresi olarak da bilinen infrared termometreler ile kulaktan ölçüm yapılabilmektedir. Bu yöntemin en önemli avantajı temasa gerek kalmadan, uzaktan sıcaklığın ölçülmesine olanak tanımasıdır. Kullanım kolaylığı, kolay ulaşılabilir olması ve hijyenik oluşu da diğer avantajlarıdır. Kulak zarı, vücudun ana arterlerinden karotid arterin direkt dalından kanlandığı ve beyindeki ısı merkezi ile aynı atardamarın dalını kullandığı için vücut merkez sıcaklığını en iyi yansıtan odaklardan biridir. Bu termometrelerde karşılaşılan en önemli sorun dış kulak yolunda uygun olmayan yerleşime bağlı olarak hatalı ölçümler olabilmektedir. Ayrıca çalışma özellikleri nedeni ile kulak zarını net olarak görecek pozisyondan ölçüm yapmaları gerektiği için yenidoğan döneminde ve ilk bir yaşta ölçüm güvenilirliği düşüktür.

    Vücut sıcaklığının en yüksek ölçüldüğü vücut bölgesi makat’dır. Genel olarak güvenilir bir ölçüm bölgesi olarak kabul edilmesine rağmen, özellikle yenidoğan ve küçük süt çocuklarında makat yırtılması tehlikesi taşımaktadır. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise fiziki şartlar ve hastaların psikolojik tutumları nedeni ile de çok tercih edilen bir ölçüm bölgesi değildir.

    Koltukaltından ateş ölçümleri güvenli, kolay ve hastaya çok rahatsızlık vermeden uygulanabilir olması önemli avantajlardır. Özellikle ateşin yükselmeye başlaması ile birlikte küçük uç damarlarda kasılma geliştiği için koltuk altı ateş ölçümlerinde hata oranı artmaktadır.

  • Çocuklarda ateş nedir ve hangi yöntem ile en doğru ölçüm yapılır?

    Vücut ısısının normalin üzerine çıkması ateş olarak tanımlanır. Normal vücut ısısına ait sınırları belirlemek zordur. Genel olarak makattan ölçülen normal vücut ısısı 36.1 – 37.8 Cº olarak kabul edilir.

    Çocuklarda vücut ısısı, erişkinlerden daha yüksektir ve ateşin gün içinde belli bir ritmi vardır. Akşam üstü saatlerinde,makattan ölçülen ateş, 38.5 dereceye kadar çıkabilmektedir. Çocuklarda en yüksek vücut ısısı saat 17-19 arasında, en düşük ısı ise saat 24- 06 arasında olmaktadır. Gün içinde 1.1 dereceye kadar değişiklik olabilir.

    Rektal ölçüldüğünde 38ºC, ağızdan ölçüldüğünde 37.8ºC, koltuk altından ölçüldüğünde 37.2 ºC , deriden 38ºC derecenin üzerinde ölçülen vücut ısıları ateş olarak değerlendirilir.

    Vücut sıcaklığı ölçen kişiye bir kaç faktöre bağlı olarak vücut ıssıs değişebilir. Ateşi etkileyen faktörler:

    ölçüm yapılan saat

    ölçümün yapıldığı vücut bölgesi

    ölçüm tekniği

    termometrenin türü

    ölçümün yapıldığı ortam

    ölçüm öncesi fiziksel aktivite

    Ölçümlerde hangi yöntemin uygulanacağı çocuğun yaşına göre belirlenebilir. Bebeklerde rektal ölçümler, daha büyük çocuklarda ise koltuk altından ateş ölçülmesi daha doğru olmaktadır. Rektal yolla yapılan ateş ölçümü en doğru sonucu verrir.

    Dijital termometreler en doğru ölçüm yapan termometrelerdir.

    Çocuklarda cam termometrelerin vücut ısısı ölçümü amacı ile kullanılması artık önerilmemektedir. AAP (Amerikan Pediatri Akademisi) bebek ve çocuklarda cam termometre kullanımını kesinlikle tavsiye etmemekte olup, ABD ve gelişmiş bazı ülkelerde cam termometre kullanımı yasaklanmıştır.(2008)

    Vücut sıcaklığı termometre ile ölçülür. 
Ateş çeşitli şekillerde ölçülebilir:

    Makattan ölçüm (rektal)

    Koltuk altı

    Kulaktan ölçüm(Timpana)

    Ağız içinden ölçüm (oral)

    Deriden

    Makattan (Rektal) Ölçüm

    Vücut sıcaklığının ölçülmesinde altın standart olarak kabul edilen vücut bölgesidir. Makattan ölçüm için dijital termometreler kullanılabilir. Termometrenin temiz olduğundan emin olunmalıdır. Alkol ile temizlenmelidir.. Dijital termometre ucu vazelin ile yağlanır ve çocuğun makadının içine 1.5-2 cm kadar nazik bir şekilde ilerletilir. En az 3 dk süre ile makat içinde kalması sağlanır. Dijital termometre ötene kadar tutulur.

    Koltuk Altı ölçüm (Aksiller)

    Dijital termometre alkol veya temiz su ile temizlendikten sonra ucu koltuk altına gelecek şekilde yerleştirilir. Termometrenin koltuk altında 4- 5 dakika kalması gereklidir.

    Kulaktan (Timpanik) Ölçüm

    2 yaş altındaki çocuklarda kulaktan ölçüm önerilmez. Çocuğun kulak kepçesi üst kısmından tutularak arkaya ve yukarıya doğru hafifçe çekilir. Termometrenin sensör kısmı hafifçe kulak içine itilir. Termometrenin ölçümü başlatan düğmesine basıldıktan birkaç saniye sonra kulaktan çıkarılıp dijital göstergedeki değer okunur. Eğer çocuk ölçümden önce sıcak duş yapmış , soğuk ortamda kalmış, kulağın üzerine yatmış ise ölçüm 10-15 dakika bekledikten sonra yapılmalıdır.

    Ağızdan Ölçüm

    Termometrenin ağız içinde tutulması gerektiğinden 5 yaşından küçüklerde bu ölçüm tekniği önerilmez. Ağızdan ölçüm için dijital termometreler kullanılır. Termometre çocuğun dilinin altına yerleştirilir. Ağız kapalı tutularak termometrenin 3 dakika süre ile dil altında kalması sağlanır

    Deriden ateş ölçerler

    Alından temas ile ölçenler ve çocuklarda çok hızlı bir şekilde ateşi ölçebilmelerine rağmen yüksek değerlerin koltuk altı veya makattan ölçülerek doğrulanması gerekir. Dezavantajı çok pahalı olmasıdır.

  • Adolesan

    YAŞ GRUBLARINA GÖRE İNSANLAR GRUBLARA AYRILIR.

    0_1 YAŞ ARASI, SÜT ÇOCUĞU

    0_14 YAŞ ARASI ,ÇOCUK

    15_19 YAŞ ARASI, ADOLESAN

    20_29 YAŞ ARASI ,GENÇ ERİŞKİN

    30 YAŞ VE ÜSTÜ ERGEN OLARAK SINIFLANDIRILIR.

    KAN BASINCI ,TANSİYON OLARAK ADLANDIRILIR.

    Tüm adolesanlar yıllık kanbasıncı ölçümü yaptırmalıdır. Kan basıncı ölçümleri bir grafik olarak değerlendiriir.. 90.tansiyon değerlendirme eğrisi ve üstü alarm değeri olrak kabul edilir. Bu değerlendirme doktorunuz tarafından yapılmalıdır. EĞER TANSİYONUNUZ 95.TANSİYON DEĞERİNİN ÜSTÜNDE İSE ADOLESANA TÜM TANSİYON YÜKSEKLİĞİNDE YAPLIMASI GEREKEN KLİNİK VE LABORATUVAR KONTROLLARI YAPILMALIDIR.EĞER TANSİYON 90_95. TANSİYON ÖLÇÜM DEĞERİ ARASINDA VE ŞİŞMANSANIZ TANSİYON KONTROLU 6AY ARA İLE YAPILMALIDIR.EĞER TANSİYONUNUZ 90. TANSİYON ÖLÇÜM DEĞERİNİN ÜSTÜNDE İSE AYLIK ÖLÇÜMLER YAPILMALIDIR.Ve gereken uygun tedaviler hekim tarafından yapılmalıdır.

    KAN TRIGLİSERİD OLARAK ADLANDIRILR.

    KOLESTEROL ÖLÇÜMÜ ,

    EĞER ANA BABANIN KOLESTEROLU 240 MG/DL NİN ÜSTÜNDE İSE ADOLESANSIN KOLESTEROLUNE BAKILMALIDIR.EĞER ADOLESANIN KOLESTEROLU 200MG/DL NİN ÜSTÜNDE VE ANA,BABASINDA KALB HASTALIĞI,TANSİYON YÜKSEKLİĞİ,BEYİN VE DAMAR SİSTEMİ HASTALIKLARI VARSA YA DA 55YAŞTA ANİ ÖLÜMLER VARSA BU ADOLESAN RİSK ALTINDADIR VE KOLESTEROL ,TRİGİLESİD ,TANSİYON ,KLİNİK KONTROLERİ DÜZENLİ YAPILMALIDIR.

    Her adolesanın yılda birkez boy ve ağırlık ölçümleri yapılmalıdır.

    Tartı kaybı %10 ve fazla ise mutlaka incelenmelidir.

    Beden kitle indexi ölçülmelidir.Beden kitle indexi 85_95 ise kiolu kabul edilmeli ve kalb damar hastalığı yönünden mutlaka incelenmelidir.

  • Ateşli çocuğa  yaklaşım ve ateş düşürücü ilaç kullanımı

    Ateşli çocuğa yaklaşım ve ateş düşürücü ilaç kullanımı

    Ateş, enfeksiyon yada enfeksiyon dışı nedenlerle vücut sıcaklığının normalin üzerine çıkması olarak tanımlanır. Normal vücut sıcaklığı yaşa, ölçümün yapıldığı saate, ölçümün yapıldığı vücut bölgesine ve çevre ısısına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Vücut sıcaklığı sabah 5.00 – 6.00 sıralarında en düşük, 17.00 – 18.00’ de ise en yüksek değerlere ulaşır. Bebeklerde vücut sıcaklığı daha yüksektir ve 1 yaş civarında erişkin düzeylerine gelir. Koltuk altından ve ağızdan 37.5 derece, makattan ve kulaktan ölçümlerde 38 derece, üzerindeki değerler ateş olarak kabul edilir. (Kulaktan ölçümlerde her iki kulaktan, birkaç kez ölçüm yapılmalı ve en yüksek değer doğru kabul edilmeli, koltuk altından ölçümlerde önce koltuk edilmeli, önce koltukaltı kurulanmalı sonra ölçüm yapılmalıdır.)

    Ateş bir hastalık değil, vücudun enfeksiyonlara karşı verdiği normal bir reansiyondur.Aileler özellikle ateşli havale korkusundan dolayı; normal sıcaklıklarda bile ateş düşürücü vermek, çok sık ve yüksek dozlarda ateş düşürücü vermek, alkol veya sirke uygulamak, soğuk su ile ateş düşürmeye çalışmak gibi yanlışlar yapılabilmektedir. Ailelerin bu ateş fobisi zaman zaman doktorları da etkilemekte gereksiz tetkik ve tedavilere yol açabilmektedir. Yine aynı kaygılarla doktor arkadaşların güvenilirliği konusunda görüş birliği olmayan ardışık tedaviyi (zaten düşürücünün dönüşümlü olarak kullanılması) sık sık kullanabildiklerini görüyoruz.

    Ateşin yararlı olduğunu iddia eden görüşler bazı bakteriyel ve viral enfeksiyonlar için uygun olmayan bir ortam sağladığını antibiyotiklere karşı bakterilerin daha duyarlı hale getirdiğini savunmaktadırlar.
    Ancak ateş çocuğu rahatsız eder, tedaviye uyumunu zorlaştırır. Sıvı kaybı, huzursuzluk ve havaleye neden olabilir. Ayrıca metobolizma hızını ve doku oksijen ihtiyacını buna bağlı olarak da kalbin iş yükünü arttırır. Bu bilgiler ışığı altında ateşin düşürülmesinin gerekli olduğu hastalar;

    • Özellikle 6 ay – 6 yaş arasındaki çocuklarda ateş havaleye yol açabilmekte, ayrıca çocuklarda irritabilite, delirium, oryantasyon bozukluğu ve halüsinasyon gibi diğer nörolojik bulgular da görülebilmektedir.
    • Buna göre, ateşe bağlı huzursuzluğu olan, ateşli havale geçiren veya gerekse daha önceki hikayesi ilegeçirme riski taşıyan, sepsis veya septik şok düşünülen, kalp ve solunum yetmezliği riski olan, nörolojilk hastalığı olan veya sıvı, elektrolit ya da metobolik dengesi bozulmuş olan hastalarda ateş düşürücü ilaç kullanılmalıdır.
    • Ateşi 40 derece’nin üstünde olan çocuklarda ateşin düşürülmesi gereklidir.
    • Altta yatan kalp veya akciğer hastalığı olan çocuklarda özellikle titremeyle yükselen ateş sırasında ateş düşürülmeye çalışılmalıdır.

  • Çocuklarda ateş nedir ? Nasıl ölçülür ?

    Çocuklarda ateş nedir ? Nasıl ölçülür ?

    Vücut ısısının normal değerlerinin üzerine çıkması ateş olarak tanımlanır.Vücut ısısı gün içerisinde değişim göstermektedir.Normal ısı koltuk altından 36,4°-36,7°C Ağızdan ölçülen ısı ise 36,6°- 37° C dir.

    Ateş ölçümü için farklı vücut bölgeleri kullanılmakta ve ısı ölçerler (termometre)ile ateş ölçümü yapılmak tadır.Ölçümün yapıldığı bölgeye göre değerler değişebil mektedir.Ölçümde ateş olarak değerlendirdiğimiz kriterler aşağıda belirtilmiştir.

    Koltuk altı 37,2°C
    Kulak 37,5°C
    Ağızdan 37,5°C

    Rektal ölçümde 38°C nin üzerindeki ölçümler ateş olarak kabul edilmektedir.

    Koltuk altı (Aksiller) ölçüm: Bu ölçümün güvenilir olması için çocuğun koltuk altının kuru olması gerekir, Ölçüm için gereken süre civalı cam termometre ile 5 dakika olarak belirlenmiştir.

    Kulak (Timpanik) ölçümü: Altı aylıkken küçük bebeklerde kullanımı zordur.Ölçüm yapacak şahsın aleti kulağa yerleştirmeden önce kulak kepçesini geriye doğru çekmesi ve ateş ölçeri daha sonra yerleştirmesi gerekir.Kısa sürede 2 saniyede sonuç alınır uygulanması kolay ve hijyeniktir.Eğer çocuk soğuk bir günde dışardan geliyorsa ölçüm yapmak için 15 dakika beklemek gerekir.Kulak tüpleri ve kulak enfeksiyonları ölçümde hataya neden olmaz.

    Ağız içinden (Oral) ölçüm: Ağız içinden yapılan ölçümün sağlıklı olabilmesi hastanın kooperasyon uyumuna bağlı olduğu için 4 veya 5 yaşından büyük çocuklarda ateşin bu yolla ölçümü önerilmektedir.

    Termometre su ve sabunla yıkandıktan sonra ağızdan ölçüme hazır hale gelmektedir.Ağız içinden yapılan ölçümün sağlıklı olabilmesi için çocuğun en az ölçüm den 30 dakika önce soğuk veya sıcak herhangi bir gıda almaması gerekmektedir. Ölçüm için gerekli süre civalı termometre ile 3 dakika digital termometre için 1 dakikadır.

    Rektal (Anus) ölçüm: Vital bulgular stabil seyreden hastalarda tercih edilmektedir.Digital termometre ile 1 dakika civalı termometre ile 3 dakikada sonuç alınmak tadır.Rektal ölçüm yenidoğan ve süt çocuklarında perforasyon riski taşımaktadır.Gerek komplikasyon gerekse psikososyal nedenlerle son yıllarda az kullanılmaktadır.

    Ateş ölçümü için önerilen en uygun ölçme şekli aşağıda belirtilmiştir.

    Yenidoğan – 3 ay Rektal

    3 ay – 3 yaş Rektal
    Koltuk Altı
    Kulak (6 aydan sonra)

    4 – 5 yaş Rektal, Koltuk altı, Ağız

    5 Y Ağız, Koltuk altı

    En güvenilir ateş ölçüm bölgesi rektal bölgedir.Ağız içinden (oral) yapılan ölçümün güvenilir olduğu bilinmektedir.

    Ateş günlük aktivite ve yaş ile değişiklik gösterir. Gün içinde ateş değişimi vardır.En yüksek ateş öğleden sonra ve akşam ölçülürken,sabah ve gece yarısı ateş ölçümü en düşüktür.Günlük ateşteki değişim sabah akşam 0,5°c olarak değişmektedir.Ateşli bir hastalık geçiren çocuklarda ise sabah akşam değişimi 1°c civarındadır ve bu durum bir süre sonra kendiliğinden düzelir.Genellikle bebeklerde ve erken çocukluk döneminde vücut ısısı büyük çocuk ve erişkinlere kıyasla daha yüksek olabilmektedir.Bu durumun bebek ve çocuklardaki yüksek metabolik aktiviteye bağlı olduğu düşünülmektedir.

    Ateş tek başına bir hastalık değildir.Hastalığın bir işareti veya bulgusudur.Vücudun enfeksiyonlara karşı bir savaş mekanizmasıdır.Ateş savunma mekanizma larını uyararak enfeksiyonlara karşı korunmayı sağlamaktadır.Ateşle birlikte metabolizmada hızlanma başlar,oksijen kullanımı ve karbon dioksit oluşumu artar.Bütün bu değişiklikler sonucunda solunum ve dolaşım sistemi etkilenir.Ateşli çocuklarda solunum sayısı ve kalp atışları hızlanır,çocukların huzursuz olduğu görülür.Ateşin arzu edilmeyen bir diğer yan etkisi de özellikle 6 ay-5 yaş arasındaki çocuklarda görülen ateşli havale (febril konvülziyon) dur.

    Ateş bebek ve çocuklarda acil servise başvurma nedenlerinin başında yer almaktadır.Özellikle 3 yaş altı çocuklarda ateş genellikle ilk belirti olarak ortaya çıkmaktadır.Yaş gruplarına göre değişmekler birlikte çocuklarda sıklıkla solunum yolu enfeksiyonları,idrar yolları ve gastroentestinal enfeksiyonlar ateşe yol açmaktadır.Bakteriyel enfeksiyonların yanı sıra birçok viral ajan ateşe neden olmaktadır.Ateşli hastalarda her zaman ateş nedenini saptamak mümkün olmaz ve çoğunlukla ateş düşürüldükten ve nedene yönelik tedavi planlandıktan sonra klinik tablo düzelmektedir.

  • Karın yağlarında awt akustik dalga tedavisi

    Karın yağlarında awt akustik dalga tedavisi

    AKUSTİK WAVE THERAPY veya AKUSTİK DALGA TEDAVİSİYLE KARIN YAĞLARINA ŞOK DALGALAR

    İnatçı karın yağlarında şok dalgalar

    Özellikle erkeklerde ve 35 yaş üstü hanımlarda kalp damar sağlığı ve bazı kanser türleri açısından büyük risk oluşturan karın yağlarının önemi günümüzde tıp çevreleri tarafından oldukça sık vurgulanmaktadır.Günümüzde en sık ölüm sebebi olarak gösterilen kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türlerine karşı mücadelede fazla kilolar ve özellikle karın bölgesindeki yağlanmaya karşı mücadele oldukça önem kazanmaktadır.Bu nedenle bu riski ölçmenin önemi ve daha sonra ise bu riske sahip olan insanlarda uygun tedavilerle ve beslenme programları ve yaşam tarzı değişiklikleri ile bu riski en aza indirmek gerekmektedir.

    RİSK ÖLÇÜM METODLARI DEĞİŞTİ

    Artık karın bölgesinin mezüre ile ölçümü veya yağlı bölgede cilt kalınlığını ölçen metodlarla alınan verilerin risk tesbitinde yeterli olmadığı ve yanıltıcı sonuçlar verdiği bunun yerine yalnızca karın bölgesindeki yağlanmayı gösteren biyoelektriksel impedans ölçümleri ve hatta infrared lazer teknolojisi kullanılarak yapılan karın bölgesi yağ oranı ve iç organ çevresi yağlanması ölçümlerinin risk tesbitinde kullanılmaya başlandığı görülmektedir.

    Ölçümler sonucunda riskli gruba giren insanlarda ki 30 yaş üstü erkekler ve 35 yaş üstü hanımlar bu açıdan oldukça önemli grupları oluşturmaktadırlar ,vücut yapilarına uygun sağlıklı zayıflama ve beslenme programları ve düzenli egzersizler önem kazanmaktadır.

    BALİSTİK VE PLANAR AKUSTİK WAVE THERAPY

    Ayrıca günümüzde yeni geliştirilen teknoljik yöntemlerden birisi olan akustik wave therapy gibi yöntemler özellikle karın yağlarını tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.saniyede 1500 metre hızla yağ dokusuna ulaşarak yağ dokusunda incelmeye yol açan akustik şok dalgalar ın bir başka tipide nanosaniyelerle ölçülebilecek kadar kısa bir süre içinde güçlü ve 5 cm kadar yağ dokusu derinliğine inebilen planar şok dalgalar olup bu iki şok dalga tipi yeni teknolojik gelişmeler olarak kullanılmaktadır.Yalnızca kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türleri açısından değil aynı zamanda diabet hastalığı ve metabolik sendrom olarak adlandırılan yeni yeni komplike hastalıklar zinciri açısında önemli olan karın yağlarıyla mücadelede uygulanacak egzersizler oldukça önemli olup herkesin kendi fizik ve kondisyonuna göre düzenlenmelidir.

    KOŞU YERİNE RİTMİK VE UZUN YÜRÜME

    Egzersizler koşma veya futbol gibi yorucu olmamalı aksine hafif bir tempoda ama uzun süreli olmalıdır.haftada 3-4 ün altına düşmemelidir.

    YAĞI ALINMIŞ YOĞURT

    Son zamanlarda yağı alınmış yoğurtla uygulanan sağlıklı beslenme programlarında karın bölgesi yağlarından daha iyi zayıflandığına dair bazı yayınlar ,yağsız yoğurt ve sütün beslenme programlarındaki önemini arttırmaktadır.