Etiket: Okuma

  • Özgül/özel ögrenme güçlüğü nedir?

    Öğrenmeyi bilgi kazanmak olarak tanımlarsak, öğrenme güçlükleri, bilgi kazanma aşamasında karşılaşılan güçlükler olarak ifade edilebilir. Normal veya normalin üzerinde zekâya sahip olmasına rağmen çocuğun dinleme, sözel ve yazılı ifade etme, okuma, yazma, matematik alanlarının birinde veya birkaçında güçlük çekmesidir.

    Normal veya normalin üzerinde zekâya sahip, Birincil olarak başka bir psikolojik sorunu bulunmayan, Belirgin bir beyin patolojisi olmayan, Duyusal sorunu (görme, işitme) olmayan Dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme, matematik becerilerin kazanılmasında ve kullanılmasında yoğun güçlük yaşayan, Kendini organize etme, sosyal algılama ve etkileşim sorunları olan, Yaşına ve zekâsına uygun eğitim başarısı gösteremeyen çocuklarda saptanır.

    ÖÖG sıklığını araştıran çalışmalarda Okul çağı çocuklarında %5 oranında olduğu, ancak genel olarak oldukça farklı sonuçlar (%1-33) bildirildiği görülmektedir. Erkeklerde 2 kat daha sık göründüğünü bildiren çalışmalar mevcuttur.

    Nedenleri olarak suçlanan etmenler, Beyin hasarı, Genetik – Kalıtımsal Etmenler, Nörolojik İşlevlerde Bozukluk (Belleğe bilgi girişi, işlenmesi, depolanması ve veri olarak çıkışı aşamalarında meydana gelen bozukluk) olarak sıralanır.

    Beynin sağ ve sol hemisferleri arasında iletişim sorunları, Fonolojik işlevlerde bozukluk. Algısal bozukluklar (görsel, işitsel, dokunsal, mekânsal) eşlik edebilir zaman zaman da bu tablo ile karışabilir.

    Öğrenme bozukluğu olan çocuklarda gözlenen sorunlar:

    Görsel sembolleri karıştırma(b-d; m-n; ı-i; o-ö; 6-9), Sözcüğü ters çevirme(ev-ve; çok-koç; 12-21), Okurken satır atlamak, yerini kaybetmek. Harflerin sırasını karıştırma(için-çini). Okuduğunu anlayamama, yavaş ve hatalı okuma. Sözlü yönergeleri dinleme ve izlemede güçlük. Sağ- sol ve yön karıştırma. Zaman ve mekân sorunları. Matematik güçlükler( çarpım tablosunu ezberleyememe, işlemlerde sembol karıştırma vs.). İkincil davranış sorunları eşlik edebilir.

    Sözlü-yazılı ifade güçlüğü. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü. İşitsel algı güçlüğü (harflerin seslerini karıştırmak) tabloyla karışır bazen de eşlik eder.

    Ağırlıklı olarak yazım hataları olarak karşımıza çıkmaktadır. “p, b, d, m, n” sıklıkla karıştırılan harflerdir. Görsel uyaranları algılamakta da güçlükleri olduğu için yazılanları tersinden okuyup yazma sıklıkla görülmektedir. Örneğin “koy” yerine “yok” yazmak gibi. Sayıları sıklıkla karıştırırlar. Ardıl olarak saymak kolay bir görevdir. Ancak eşleme yaparak ya da kategorileme yaparak sayı saymak ve dört işlemi “örneğin 5 yerine 2, 6 yerine 9 yazma” karıştırdıkları görülmektedir. Yön ve zaman kavramları yoktur. Noktalama işaretlerini kullanmama, okurken yazıları takip edememe, eksik okuma ve ters yazma gibi belirtiler bozukluğun işaretleridir.

    Öğrenme güçlüğü teşhisi, çok eksenli sınıflandırma sistemi yardımıyla konulmalıdır. ÖÖG ön tanılı çocukların okulda okuma ve heceleme becerilerini kazanma yeteneklerini arttırdığı tespit edilen anaokulunda başlanılan önleme programları mevcuttur ve önerilir.

    Dünyayı sağ beyinle görmektir. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar sol beyinlerini yeterince kullanamazlar.

    ÖÖG: Zekâ sorunu olmamasına rağmen öğrenememektir. Örneğin; Okumayı Yazmayı Çarpım tablosunu İşlem yapmayı ayları, günleri, ritmik Saymayı, giyinip soyunmayı, planlı olmayı, zamanı, top yakalamayı gibi

    Yapısaldır, Beynin işleyiş bozukluğundan kaynaklanır.

    Ömür boyu sürme eğilimi olsada belirtiler tedavi ile birlikte silikleşebilir. • Sosyal etkileşim sorunları da eşlik eder. Okumada, yazmada ve aritmetikte sorunlar vardır. Farklı düşünme yolları vardır. Özgüvenleri düşüktür. Dahi yönlerini fark etmezler.

    ÖÖG’li bir çocuk

    Dersinin Başına oturmama, • Dikkatini vermeme, • Yavaş yapma, • Ödevlerin çok uzun sürmesi, • Hep başkasına onaylatma ihtiyacı, • Hep yardım alma ihtiyacı, • Hiç ödev yapmama, • Yalan söyleme sorunları yaşarlar.

    Peki ÖÖG li çocuklar Nasıl Öğrenir?

    Sağ beyini kullanarak öğrenirler.

    Görsel materyal çok kullanarak,

    Sık tekrar yaparak,

    Kendi düşünce sistemlerini geliştirerek,

    Yaratıcı yöntemlerle öğrenirler.

    Çok iyi düşünürler ama ezberleyemezler.

    Öğrenmesi için zaman tanıyın, acele etmeyin. Destekleyin Yardım edin. Kolaylaştırın Gelişmesi için itekleyin. En önemlisi mutlaka bir uzmana gidin. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi uzmanı tanı, tedavi, eşlik edebilmesi muhtemel ek durumları saptayabilme ve baş edebilme açısından çocuğunuz ve sizle birlikte yol haritanızı çizecektir

  • Disleksi Nedir?

    Disleksi Nedir?

    Okuma yazma matematik gibi akademik becerilerde görülen gelişimsel bir özel öğrenme güçlüğüdür. Özel Öğrenme Güçlüğü, çocuğun zeka düzeyinin normal olmasına, hiçbir fiziksel/duygusal bozukluğun bulunmamasına, normal ve yeterli bir eğitim alıyor olmasına, sosyokültürel çevrenin uygun olmasına rağmen ortaya çıkar.

    Disleksi Ne Değildir?

    • Disleksi zihinsel bir engel değildir.

    • Disleksi bir hastalık değildir. Tıbbi bir tedavisi, ilacı yoktur.

    • Disleksi duyu organları (görme, işitme gibi), duygusal ve davranışsal bozukluklar nedeniyle öğrenememe durumu değildir.

    Disleksinin Belirtileri Nelerdir?

    • Okumayı öğrenirken zorluk yaşama

    • Okuma hızının beklenilenin altında olması

    • Okurken ve yazarken harfleri atlama

    • Kelimeleri değiştirerek okuma

    • Bozuk yazma ve yazarken zorlanma

    • Yazarken sıra-satır atlama

    • Yazarken ve okurken noktalı noktasız harfleri birbirine karıştırma

    • Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)

    • Rakamları ters yazma (3-6-9 gibi)

    • “6-9, 3-8, 7-4” gibi rakamları birbirinden ayırt etmede zorluk yaşama

    • Okuduğunu anlamada ve anlatmada zorluk

    • Sıralı ezber gerektiren konuları ezberlemekte güçlük (ayların sırası, haftanın günleri gibi)

    • Renkleri karıştırma

    • Çarpım tablosunu ezberlemekte ve ritmik sayarken zorlanma

    • Toplama ve çıkarma işaretlerini karıştırma

    • İmla kurallarını uygun yazmakta zorlanma

    • Okula gitmek istememe

    • Sağı solu ayırt etmede zorlanma

    • Motor becerilerde zorlanma (ayakkabı bağlama, fermuar çekme gibi)

    • Kendini bir konu hakkında ifade etmekte zorlanma

    Disleksi Tedavi Edilebilir Mi?

    Öncelikle disleksi bir hastalık değildir ve tıbbi bir tedavisi yoktur. Disleksi özel eğitim yoluyla oldukça sağaltılabilir. Yapılan araştırmalara göre, ilkokul 1-2 ve 3. sınıflarda tanı ve tespiti yapılmış ve özel eğitim müdahalesinde bulunulmuş çocukların % 83’ ü eğitim yaşantılarına sorunsuz bir şekilde devam edebilmektedir fakat dislektik birey bu özelliklerini yaşamının sonuna kadar muhafaza eder. Disleksinin sağaltılabilmesi için, erken tespitlerde ilkokul çağı boyunca, gecikmiş tespitlerde okul çağı boyunca özel eğitim desteği alınması gerekmektedir.

    DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞUM İÇİN NELER YAPABİLİRİM?

    Unutulmamalıdır ki bu durumda mutlaka bir uzman ile çalışılmalıdır. Uzmanın yaptığı yönlendirmeler doğrultusunda hareket edilmelidir. Uzman desteğinin yanında yapabileceklerden bazıları şunlardır;

    • Çalışma ortamlarını düzenli tutun,

    • Çocuğun bir plan doğrultusunda hareket etmesini sağlamak amacı ile program oluşturun,

    • Hatırlamalarını kolaylaştıracak ipuçları, kafiyeler ve hatırlatma notları hazırlayın,

    • Başarı duygusunu tatmasını sağlamak ve donanımını arttırmak için çocuğunuzu özelliklerine uygun sportif ve sanatsal aktivitelere yönlendirin,

    • Verilen talimatları basitleştirerek anlaşılır bir dille söyleyin,

    • İstenmeyen sosyal hatalardan kaçınabilmek adına çocuğa yapılandırılmış ve destekleyici bir çevre sağlayın,

    • Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun metinler seçerek birlikte okuma yapın,

    • Çocuğu yakından izleyerek ve davranışları ile ilgili notlar alın,

    • Çocuğun çabasını sürekli olarak takdir edin ve herkesin hata yapabileceğini vurgulayın,

    • Çocukla empati kurun ve nasıl hissettiğini anlamaya çalışın,

    • Öğretmeni ile iletişiminizi güçlü tutun.

  • Disleksi en iyi nasıl açıklanır?

    Disleksi Nedir?

    Disleksinin pek çok farklı tanımı vardır. En basit ve anlaşılır tanımı; okuma ve yazma becerilerinin kazanımını engelleyen ya da zorlaştıran nöropsikiyatrik bir sorundur.

    Kısaca Disleksi Nedir?

    Okuma ve yazma öğrenmenin kesinlikle kolay olmadığı anlamına gelir.

    Okuma ve yazma öğrenirken, diğer insanlara göre daha fazla problem yaşanacağı anlamına gelir.

    Öğretmeni suçlayamazsınız anlamına gelmektedir ( ki iyi, anlayışlı bir öğretmen en iyisidir).

    Disleksi En İyi Nasıl Açıklanabilir?

    Herkes farklıdır. Örneğin iki kişinin boylarının uzunluğu aynı olsa bile, ayakkabı numaraları aynı olmayabilir. Bunun anlamı, aynı fiziksel özelliğe sahip kişilerin bütün fiziksel özelliklerinin aynı olması şart değildir. Ayrıca bir fiziksel özelliğin biliniyor olması diğer fiziksel özelliklerinde bilineceği anlamına gelmez.

    Aynı şekilde herkesin beyin işleyişi aynı olmak zorunda değildir. Çünkü beyindeki sinirler arasındaki bağlantılar herkes de farklı farlıdır. Kişinin bir beceride usta olması diğer tüm becerilerde de usta olacağı anlamına gelmemektedir. Okuma ve yazma gibi etkinlikler de bu becerilere dâhildir. En önemli sorun ise, beynimizin içini görme şansına sahip olmadığımızdan, bireyin güçlü ve zayıf yönlerini tespit etmek ve tanımlamak zorlaşmaktadır.

    Etkili ve verimli okuma-yazma yapabilmek için, birbirinden farklı birçok beceriye ihtiyaç duyarız. Doğru sesleri çıkartabilme, sesleri ayırt edebilme ve iyi bir hafıza gerekli olan birkaç beceriden bazılarıdır. Verimli okuma-yazma için gerekli olan becerilerden herhangi bir tanesinin olması gerektiği seviyede olmaması, disleksik bireydeki asıl sorunu oluşturmaktadır. Disleksik bireyde sorunu tanımlamak için farklı farklı birçok test yapmamızın sebebi, yetersiz seviyede olan beceriyi tespit edip, beceriyi geliştirmeyi hedefleyen bir program oluşturmaktır. Güçlü ve güçsüz alanların tespitiyle kişinin güçlü yanları kullanılarak, yetersiz olan becerilerin üstesinden gelebilecek bir yol sağlayabiliriz.

    Uzm. Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı

  • Öğrenme bozuklukları

    Öğrenme, insanın doğduğu günden ölünceye kadar devam eden, gelişim düzeyine ve bireysel özelliklerine göre gerçekleşen kapsamlı ve karmaşık süreçler zinciridir.Öğrenme Bozuklukları, normal zihinsel gelişim olmasına karşın, okuma-yazma, aritmetik ve diğer akademik işlevlerde ortaya çıkan yapısal ve gelişimsel sorunları tanımlar. Öğrenme bozukluğu genel bir terimdir ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik becerilerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli zorluklarla kendini gösteren bir bozukluk grubudur. Bu bozukluk grubu için Öğrenme Güçlüğü ya da Özgül ÖğrenmeGüçlüğü gibi adlar da kullanılmaktadır. Literatürdeki çeşitli tanımlardan yola çıkarak öğrenme bozukluğu; “Normal ya da normalin üstünde zekaya sahip olan (IQ>85), primer psişik bir hastalığı, belirgin bir beyin patolojisi, duygusal özrü olmayan fakat dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik becerilerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlükleri olan, kendini ifade etme, sosyal algılama ve etkileşim sorunları olan, standart eğitime rağmen yaşına ve zekasına uygun başarı gösteremeyen bireylerdeki durum“ olarak tanımlanabilir. Öğrenme bozukluklarını dört başlık altında sınıflandırmaktadır:

    1a. Okuma bozukluğu (disleksi),

    1b. Matematik bozukluğu (diskalkuli),

    1c. Yazılı anlatım bozukluğu (disgrafi)

    1d. Başka türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu

    Öğrenme bozukluklarının bu türleri bir arada olduğu gibi tek başlarına da görülebilmektedir. Öğrenme bozuklukları içerisinde en sık görülen alt grup ise “disleksi” olarak da adlandırılan “okuma bozukluğu”dur.

    Bu bozuklukların bireyin yapısıyla ilgili olduğu ve merkezi sinir sistemindeki işleyiş bozukluğuna bağlı olduğu üzerinde durulmaktadır. Öğrenme bozukluğu öğrenmeyle ilişkili bir sorun olarak tanıtılmakla birlikte; gördüğümüz, duyduğumuz ya da dokunduğumuz, tanımaya çalıştığımız şeylerin algılanmasıyla ya da işlenmesiyle ilgili bir sorun olarak yaşanmaktadır.Bu durum bir zeka sorunu değildir; çok kapsamlı, heterojen bir gruptur ve gelişimsel bozukluklardan beyin hasarına kadar çeşitli nedenlerden kaynaklanan öğrenme sorunlarını ve akademik başarısızlıkları içinde barındırmaktadır. Her öğrenme güçlüğü gösteren çocuk bir diğerinden farklıdır ve farklı yaklaşım gerektirir.

    Öğrenme bozukluğu tanısı aynı yaş ve zeka düzeyindeki çocuklarla karşılaştırıldığında beklenenin altında okuma, yazma ya da matematik becerilerinin gözlenmesi ile konulur. Zeka düzeyinin normal ya da üzerinde olması gerektiğinden, kapsamlı bir öykü ve ruhsal muayene ardından standart bir zeka testinin uygulanması (WISC-R) tanının başlangıç noktasını oluşturmaktadır.

    Öğrenme bozukluğu gösteren çocuklar, birbirinden çok farklı klinik özellikler gösterebilmektedirler, ancak tümünde gözlenebilen ortak özelliklerden birisi, çalışma becerilerini kullanma becerilerindeki sınırlılıktır.

    Okuma Bozukluğu: Okuma bozukluğunda, kişinin kronolojik yaşı, zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında okuma başarısı, beklenenin önemli derecede altındadır. Okumayı sökmede gecikirler, okuduklarını anlamakta zorlanırlar. Okumada yanlışlıklar, okuma hızında yavaşlık, sesleri okumakta ve bazı harfleri öğrenmede güçlük, hecelemede ve harflere ayırmada zorluk, yanlış sözcük kullanma ve sözcük-hece atlamaları olmaktadır. Okuma bozukluğu olan çocuklarda şekil-zemin algısında bozukluk olabilir. Bu sorun, bir bütünün önemli olan bir parçasına odaklaşmada zorluklara neden olur. Okuma söz dizilerine odaklaşmayı, soldan sağa ve satır satır izlemeyi gerektirir. Bu alanda sorunu olan çocuklar okumada satır atlama, satır tekrarlama, sözcük atlama türünden hatalar yaparlar.

    Matematik Bozukluğu:

    Matematik bozukluğunda, kişinin kronolojik yaşı, zeka düzeyi ve yaşına göre aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda, matematik becerisi, beklenenin önemli ölçüde altındadır. Matematikte güçlükler, çarpım tablosunu öğrenememe, sembolleri karıştırma, toplamaya soldan başlama şeklinde görülür. Bu çocuklar, işlem yapmakta zorlanırlar, işlem yaparken yavaştırlar, sayı ve sembol kavramını algılamakta sorun yaşarlar. Problemi çözerken bağlantıları kurmakta zorlanırlar. Bu duruma eşlik eden sorunlar olsa bile matematik becerisi sorunları çok daha fazladır.

    Yazılı Anlatım Bozukluğu:

    Yazılı anlatım bozukluğunda ise; yazma becerileri, ölçülen zeka düzeyi, alınan eğitim göz önünde tutularak beklenenin önemli ölçüde altındadır. El yazısı yaşıtlarına oranla okunaksızdır ve yaşıtlarına göre daha yavaş yazdığı görülmektedir. Çocuk gördüğü şeyin şekil ve pozisyonunu algılamada güçlük çekebilir. En çok karıştırılan harfler b-d, z-s, m-n, g-k, l-r-n, g-ğ-y, f-v, d-t ve noktalı harflerdir. Harfleri ters ya da dönmüş olarak algılayabilir. Örneğin; b-p,3-5,6-9,p-b gibi harf ve rakamları ters çevirir. Sözcükleri ters çevirebilir, koç-çok, ev-ve gibi. Bu güçlükler çocuk okula başladığında fark edilir. Okul öncesinde şekil-pozisyon algılama olgunluğu henüz yerleşmemiş olabilir. İkinci sınıfın birinci döneminden itibaren bu sorunların görülmemesi gerekir.

  • Özel öğrenme güçlüğü (disleksi)

    Kişinin zekasının normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, yaşı, zekası ve verilen eğitim düzeyine göre beklenen düzeyde öğrenememesi Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) olarak tanımlanır.

    Öğrenme sorunu olan bir çocuğa Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı konabilmesinin ilk şartı, çocuğun zekasının normal ya da normalin üstünde olmasıdır. Zeka geriliği olan çocukların yaşadığı öğrenme sorunları Özel Öğrenme Güçlüğü değildir.

    Özel Öğrenme Güçlüğü doğumdan itibaren var olan, zihnin gelişimiyle ilgili bir sorundur. Az okumayla ya da matematiği sevmemekle oluşmaz. Aksine okumada güçlük yaşadığı için kişi okumaktan kaçınır.

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN ÇEŞİTLERİ

    · 1-DİSLEKSİ (okuma güçlüğü): Okurken atlama, anlamı bozma, harf – ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi bir takım bozukluklar görülür.

    · 2-DİSGRAFİ(yazma güçlüğü): ): Yazım hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı, bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma gibi bozuklulara rastlanır.

    · 3-DİSKALKULİ(aritmetik bozukluk): Matematik terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeli sayıları toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde izlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini gösteren bozukluklarla karşılaşılır

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN BELİRTİLERİ.

    Belirtilerin tümü görülmeyebilir, ancak dislektiklerin zekalarının altında akedemik performans göstermeleri ortak özellikleridir.

    Okul Öncesi Dönemde Disleksi

    Bebekliklerinde emeklemekte zorluk çektiği, çapraz kol ve bacak hareketini uygulayamadığı için çoğunlukla karnının üzerinde sürünür gibi bir görüntü sergilediği, el ve ayak dominansının gelişmediği veya geç geliştiği de gözlemlenebilir.

    Konuşmada gecikme, kelimeleri yanlış söyleme, bildiği halde nesne ve kişilerin adlarını hatırlayamama, kelimeleri bulmakta güçlük ( örneğin; tencere demek istediğinde “yemek pişirilen şey” diyebilir), Sözcüklerin harflerini değiştirmek ( kocaman-cokaman, köpek-pökek), Sözcük hazinesi çok yavaş artar, sıklıkla doğru kelimeyi bulmakta zorlanır. Olayları sırasıyla anlatamama, devrik cümle kurma görülebilir

    Yön problemi vardır. Sağını ve solunu karıştırır. (Ayakkabısın ters giyme gibi)

    Çoğu özellikler erken çocuklukta her iki elini de kullanır, baskın el yoktur, kendi başına çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada, topu tutma, topa vurma, bisiklete binmede güçlük yaşayabilir. Yavaş ve hantal davranışlar sakarlık, sık düşme gözlenebilir. Ritmik hareket etmede güçlük yaşayabilir

    Sıraya koyma güçlüğü, sayıları sırasıyla saymayı öğreneme zorluk, renkleri öğrenememe, karıştırma, alfabeyi, rakamları, haftanın günlerini, ayları sırasıyla öğrenmekte güçlük yaşar. Zıt kavramları öğrenememe

    Düz çizgi çizememe, daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama, şekilleri tersten çizme, Taşırmadan boyama yapamama, Boyamaları hep karalama şeklinde yapma,

    Acelecidir ve dikkati kolaylıkla dağılır. Sözel yönergelere dikkat edememe, benzer sesleri karıştırır. (f, v, b, m gibi)

    İLKOKUL DÖNEMİNDEKİ BELİRTİLERİ

    Zekanın normal ya da daha üstü olması, okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması

    Sözlü sınavlarda daha başarılı, yazılı sınavlarda beklenenden başarısız olması, bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)

    Okumayı zor öğrenme, yavaş okuma, bazı harfleri yazarken veya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,52-25,) bazı heceleri ters okuma (ve-ev, çok-koç), bazı harfleri yazarken karıştırma( d/ b/ d z/ s u/n ) , (bilek-dilek çaba-baca) okurken ve ya yazarken harf, hece atlama, kelimenin sonlarını uydurarak okuma, okumaya karşı isteksizlik, başkası okuyunca daha iyi anlama, okuduğu öykünün anlamını çıkarmada (özet yapma) zorlanma, fakat öykünün içinden sorular sorulursa onları cevaplayabilme

    Yazma ödevlerinden kaçınma, yazarken noktalama işaretlerini yazmama, yavaş yazma, okunaksız ve çirkin yazma. Geç ve yavaş yazar. Not tutma becerisi zayıftır. Kalem tutması bozuktur(avuçlayarak ya da dik tutma), kalemi tutarken çabuk yorulur. Bir satırı takip edemez, satır başına geçerken zorlanır. Kelimeler çok yer kaplayacak şekilde aralıklı ve ya birbirine çok bitişik yazar.

    Eksik cümleler kurarlar, karışık verilmiş kelimelerden düzgün ve anlamlı cümleler oluşturmazlar

    Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma, ödevini eksik alma, ödev yapmak istememe, ödev yaparken sık yardım isteme

    Sık dört işlem hatası yapma ,’’+,x ‘’işaretlerini karıştırıp toplama yerine çarpma yapma, sayıları tersten okuma (12-21, 52-25), çarpım tablosunu öğrenememe, bölme işlemine sağdan başlama, eldeleri unutma, ileri sınıflarda bile parmak hesabı yapma

    Sağını solunu karıştırma, beden eğitiminde başarısız olma (koşma, top tutma), Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunları vardır. Bundan dolayı bazı sakarlıklar oluşabilir.

    Alfabeyi, sayıları ve haftanın günleri-aylar gibi sıralı listeleri, saati öğrenmede güçlük çeker.

    Zamanı karıştırırlar ( Önce sonra, dün bugün, şimdi sonra ), Yön bulmada zorlanırlar

    Dikkat ve bellek sorunları nedeniyle verimli çalışamama, zamanı planlayamama.

    özel öğrenme bozukluğu gösteren çocukların %25’si dikkat eksikliği ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu da göstermektedirler.)

    İşitsel ayrımlaştırmada güçlük çekerler ( Bazı harfleri karıştırırlar b m f v y r d gibi benzer sesleri ayıramazlar ). İşitsel kavrama yetersizdir ( Yönergeleri unutur, dinlemiyor gözükür ),İşitsel hafızaları zayıftır ( Ona söyleneni çabuk unutur )

    Dokunarak ayrımlaştırmada güçlük çeker. (Gözü kapalıyken avucuna yazılan sayıyı ayırt etmede, gözü kapalıyken konulan nesneyi tanımada güçlük )

    Disleksi tanısı nasıl konulur?

    Çocuk psikiyatristi tarafından aileden okuldan alınan bilgiler, çocuğun değerlendirilmesi, gelişim dikkat ve zeka testlerinin değerlendirilmesi sonrası tanı konulur.

    Tedavi:
    Bu bozukluk çoğunlukla dikkat eksikliği, hareketlilik, depresyon, kaygı bozuklukları veya diğer psikiyatrik bozukluklarla birlikte seyredebilir. Bu durumda diğer psikiyatrik bozukluklara yönelik ilaç tedavileri uygulanmalıdır. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda sorun olan alanlara yönelik birebir özel eğitim alması gereklidir. Eğer dikkat eksikliği varsa ilaç tedavisi yapılan özel eğitimden daha iyi yararlanmasını sağlayacaktır. Bu çocuklar zeki olmalarına rağmen düşük akademik becerileri olması nedeniyle sıklıkla depresyon, kaygı bozukluğu yaşadıkları için mutlaka bir çocuk psikiyatristi tarafından izlenmeli, aile ve okul bilgilendirilmeli, eğitsel desteği sağlanmalıdır.

    Dr Deniz Tirit Karaca

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi – Psikoterapist

  • Bizim Çocuk Nasıl Kitap Okuyacak?

    Bizim Çocuk Nasıl Kitap Okuyacak?

    Konumuz ne olursa olsun ilk söyleyeceğim şey, “çocuğunuzu tanıyın” oluyor. Kitap okuma alışkanlığını kazanmasını istediğiniz çocuğunuzu iyi tanıyın. Çocuğunuz ne zaman, neden, nasıl ne kitapları okuyabilir ancak çocuğunuzu tanıdıktan sonra anlayabilir ve ardından çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığı kazanması yönünde yardımcı olabilirsiniz.

    • Okumaya henüz başlamamış olan çocuklardan başlayalım. Önce masal okuyalım ardından hikayelerle kitap sevgimizi de çocuğumuzla birlikte büyütelim. Onlara bol resimli, karakterli kitaplar alarak kitapları anlatabilirsiniz. Kitaplardaki renkler, figürler çocuklardaki heyecan ve merak duygularını arttıracaktır.

    • Okumaya başlayan çocuklarda ise kitaplarını birlikte almalısınız. Onlar kitap tercihinde bulunurken onlara yardımcı rehber olabilirsiniz. Kitap fuarlarını takip ederek çocuklarınızı kitap zenginliğiyle tanıştırıp okur ve yazarlarla buluşturmalısınız.

    Bir çocuğun kitap okuyabilmesi için öncelikle ailesinin de kitap okuması gerekmektedir. Evde oturma odasında televizyon açıldığında sesi duyup odasından çıkan çocuk, kitap okunurkenki huzurlu sessizliği işitip yine odasından çıkacaktır. Başlarda çocuğunuz sizin kitap okumanızı rol model alacaktır. İstikrarlı bir şekilde devamlılık sağlandığı sürece düzenli kitap okuma saatleri oluşturulacaktır.

    Kitap okurken okuduğunuz kitaptan alıntılarak yaparak konuşabilirsiniz. Birbirinize okuduğunuz kitapları anlatabilirsiniz. Kitapta beğendiğiniz adı geçen mekanlar üzerinde seyehatler düzenleyebilir veya bu mekanların ya da kişilerin resmini birlikte çizip boyayabilirsiniz. Bilmediğiniz kelime, mekan veya tarihi bir olayı internet karşısına geçip birlikte araştırabilirsiniz.

    Kitap Okuma Kazanımı için Örnek Etkinlik

    Derler ki kişi ibadet edeceği zaman sürekli aynı yerde yapmalı, mekan, ışık, ortam ona yaptığını hatırlatmalı ve tekrarı sağlanmalı.
    Kitaplar da öyle değil mi? Hepimiz farklı yerlerde okumayı araştırmayı sevsek de evde bir kitap köşemiz vardır. E bu nedenle kitap okuma koltukları, lambaları, gözlükleri bile üretilmişken çocuklar için niye böyle bir ortam düzenlenmesin?

    Çocuklarda kişiye özel kitap okuma tekneleri oluşturmuşlar.

    ✏Kitap okuma alışkanlığının sağlanması ve okumanın tekrarlanması için güzel bir aktivite olmuş.
    ✏Teknelerin üzerinde çocukların adlarının yazılması çocukları özel hissettirecektir. Tıpkı Starbucks’tan kahve aldığımızda üstünde ismimizin yazmasından gizliden gizliye hoşlanmamız gibi bir benimseme söz konusu olacaktır.
    ✏Çocuğunuz eğer henüz okuma bilmiyorsa yine böyle bir sepet, tekne oluşturup burada resim yorumlama, görülen resimlerle hikaye oluşturma, yapılan etkinlikleri anlatma köşesi gibi bir yol izleyebilirsiniz.

    Kadir Has Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırmaya göre Türkiye’de 100 insandan 53’ünün kitap okumadığı tespit edilmiş. Gelecek çocuklarımızda, bu oranı çocuklarımız değiştirecektir. Önce kendimiz okumalı rol model olmalı sonra geleceğimize de ışık saçmalı…

    Çocuklarınızla ve kitap satırlarıyla, sayfalarıyla dolu günler dilerim.

  • Öğrenme Güçlüğü

    Öğrenme Güçlüğü

    Ailelerin çocuklarına bilgi ve beceri öğretebilmeleri, ortaya çıkabilecek sorunlarla baş etmeleri, anne-baba-çocuk ilişkisini olumlu yönde geliştirebilmeleri, objektif değerlendirme yoluyla çocuğun potansiyelini ve sınırlılıklarını anlamaları için aile eğitimi önem kazanmaktadır.

    Ailelerin çocuklarının gelişimindeki sorumluluklarını yerine getirmeleri ve verilen eğitime yardımcı olmaları eğitimde hedeflenen davranışların kazandırılmasında oldukça gereklidir. Özel öğrenme güçlüğü olan bireyin okul, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde verilen eğitiminin ev ortamında da devam etmesi, eğitimde süreklilik ilkesi açısından gereklidir. Öğrenilen kavramların ve kazandırılan becerilerin genellenebilmesi için okul, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi ve aile tutumları arasında tutarlılık olmalıdır.

    Aileye yapılacak rehberlik çalışmaları planlanırken aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:

    1) Aileye özel öğrenme güçlüğünün tanımı, özellikleri, bu bireylerde öğrenmenin nasıl gerçekleştiği ve öğrenmelerini etkileyen süreçler basit bir dille anlatılmalıdır. Özellikle bu durumun bireyin zekâsı ile ilgili bir problemden kaynaklanmadığı, öğrencinin öğrenmek için biraz daha fazla zaman ve çabaya ihtiyaç duyduğu belirtilmelidir.

    2) Ailenin çocuğunu anlaması, güçlüklerini kabul etmesi, beklentilerini çocuğunun özelliklerine göre düzenlemesi ve eğitim sürecine katılımlarının sağlanması çok önemlidir. Bu şekilde anne ve babalar hem kaygılanmaz hem de çocuklarına nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda bilgi, beceri ve deneyim kazanmış olurlar.

    3) Bireyin öğrenme sürecinde aile desteği çok önemlidir. Bu nedenle günlük yaşamda yapılacak bazı etkinliklerin bireyin temel kavramları anlamasına yardımcı olacağını bunun da okuldaki öğrenmesini kolaylaştıracağını aileye anlatmak ve model olarak göstermek gerekir.

    4) Bireyin çalışmasının sonucunda aldığı notlardan çok gösterdiği çabanın ödüllendirilmesi ve ilerleme hızına sabır gösterilmesi gerektiği de ailelere mutlaka anlatılmalıdır.

    5) Bireyin güçlü olduğu alanların belirlenmesi ve bunlarla ilgili okul dışında da etkinlikler yapılması için aileye rehberlik edilmelidir.

    6) Ailelere yönerge verirken aynı zamanda göz teması kurarak dikkat çekmeleri, kullanacakları yönergelerin kısa ve net olmasına özen göstermeleri konusunda bilgi verilmelidir.

    7) Çocuğa organizasyon becerisi kazandırmak için ev ortamının, çalışma, yemek vb. zamanların düzenli olması gerektiği aileye nedenleri ile açıklanmalı gerekirse bununla ilgili takip çizelgeleri hazırlanmalıdır. Ayrıca ailedeki davranış kuralları birlikte belirlenmeli, kurallara uyulmadığında oluşabilecek sonuçlar konuşulmalı, yaptırımlar bireyin yaşına uygun, yerinde ve tutarlı olmalıdır.

    Anne Babalara;

    1) ÖÖG hakkında bilgi sahibi olmaya çalışın. Çocuğunuzun kardeşlerine, öğretmenine ve çevrenize bu konu hakkında bilgi verin.

    2) Çocuğunuzun öğretmeni ile işbirliği içinde olun.

    3) ÖÖG ve beraberinde gelişebilecek sorunlarla tek başına baş etmeye çalışmak sizi yoracaktır. Bu nedenle özel eğitim desteği aldırın. Öğrenme güçlüğüne eşlik eden başka problemleri varsa bunun için mutlaka önlem alın.

    4) Çocuğunuz Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı aldıysa bunun bireyin yapısıyla ilgili olduğu ve merkezi sinir sistemindeki işleyiş bozukluğuna bağlı olduğunu bilin.

    5) Özel öğrenme güçlüğü, tembellik ya da zeka geriliği değildir. Çoğu zaman bu güçlüğe Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu da eşlik etse de DEHB, ayrı bir sorundur.

    6) ÖÖG olan çocukların zekâları normal ya da normalin üzerindedir. Bu nedenle bazı derslerde başarısız olurken bazı derslerde de sınıfın çok çok altında performans sergileyebilirler.

    7) ÖÖG olan çocukların bir kısmı, matematikte, bazıları ise okuma yazmada zorlanabilirler. Örneğin, henüz harfleri bile öğrenememişken matematikte oldukça iyi performans sergileyebilirler. Ya da okuma yazma öğrendiği halde hala sayıları ayırt etmekte güçlük çekebilirler.

    8) ÖÖG olan çocukların çoğu durumlarının farkında olup bunun neden kaynaklandığını bilememektedirler. Bunun için kendilerini kötü hissetmekte ve özgüvenleri düşmektedir. Çocuğunuzun özgüven ve motivasyon sahibi olmasını sağlayın. Çocuğunuzda mutlaka takdir edebileceğiniz bir özellik vardır. Bunu bulmaya çalışın ve bunu çocuğunuzu motive etmede kullanın.

    9) ÖÖG olan her çocuğun güçlük yaşadığı alanlar farklıdır. Çocuğun güçlü yanları ve desteğe ihtiyaç duyduğu alanlar belirlenip buna göre öğretme teknikleri ile desteklenmesi gereklidir.

    10) Kendi başına yapabileceklerini, onun yerine siz yapmayın. Aşırı koruyucu olmayın.

    Çocuğunuzun diğer çocuklarla aynı yeteneklere sahip, ancak biraz daha fazla zamana, tolerans ve anlayışa ihtiyacı olduğunu unutmayın.

    11) Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, yaşadıkları başarısızlıklardan dolayı, genellikle öğrenmeye pek hevesli olmazlar. Bu çoğunlukla okuma-yazma içeren ödevlerle uğraşmaktan kaynaklanır. Anne-babalar, her gün sıkıntı yaşamak yerine programlı çalışmalarla daha iyi sonuçlara ulaşabilirler.

    Çocuğunuza Evde Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?

    a) Çocuğunuzun günlük ödevlerini yaptırırken ders çalışma ortamının iyi konsantre olabileceği sessiz ve düzenli bir ortam olmasına dikkat edin. Dikkati dağıldığında, kısa molalar vererek tekrar çalışma masasına dönün. Sıkıldığında ve sık sık mola vermek istediğinde ona yardımcı olun, ancak onun yerine ödevleri siz yapmayın.

    b) ÖÖG olan çocuk için okumaktan zevk almak zordur. Evde yapılacak düzenli egzersizlerle çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz.

    ÖRNEK: Kelimeleri, seslere ayırmak; okuma yazma bilmeyen bir çocuk, kelimelerin farklı seslerden oluştuğunu bilmez. Örneğin, “kedi” kelimesinin ‘k’ – ‘e’ – ‘d’ – ‘i’ seslerinden oluştuğunu bilmez. Kelimeleri seslerine bölme şöyle bir egzersizle öğrenilebilir:

    Bunları Sorun:

    — “KÖPEK” kelimesi hangi sesle başlar?

    — “KAZ” kelimesiyle hangisi kafiyelidir? “SAZ” mı, “SÖZ” mü?

    — “BEZ” ve “YAZ” kelimelerini oluşturan sesler hangileridir?

    — Hangi kelimede “B-E-Z” ve “Y-A-Z” sesleri vardır?

    — Okumayı öğrenmeye başladığında da harfleri isimleri ile değil sesleri ile ifade edin.

    c) Eğer çocuk okurken yanlış okursa sinirlenmeyin, kızmayın ve cezalandırmayın. Çocuk okurken hata yapmanın normal olduğunu bilmeli, yanlış okuduğunda bunu fark etmesini sağlayın, yanlışlarını düzeltmesi için yardım edin. Yanlış okuduğunda “dikkat” deyin yanlış okuduğu kelimeyi gösterin. Çocuğun yanlış okuduğu kelimeyi hecelerine ve seslerine ayırarak doğrusunu okuması için uğraşın. Hala okuyamıyorsa, o zaman doğrusunu siz söyleyin.

    d) Çocuğunuzun, onu mazur gördüğünüzü bilmesi ve üzerinde baskı hissetmemesi önemlidir. Bu yüzden her yanlış okuduğu kelime üzerinde de durmamak gerekir. Aksi halde o sıkılmaya başlayacak ve motivasyonu düşecektir.

    e) Okuyacağı kitabı ona seçtirirseniz okumaya daha istekli olur. Kitabın konusunu ve resimlerini sevmesi önemlidir. Bütün bir cümlenin aynı satırda olması faydalıdır.

    f) Evde sesli ve sessiz okuma alıştırmaları yapın. Okuma alışkanlığını geliştirmek için, evde herkesin katıldığı okuma saatleri düzenleyin. Dikkat becerilerini geliştirmek için, yine evde herkesin katıldığı kelime türetme oyunu, isim-şehir-hayvan, scrabble ve adam asmaca gibi oyunlar oynanabilir.

    g) Yazı yazmak da ÖÖG olan çocuklar için stresli ve zordur. Bu yüzden, alıştırma yapmak için ayrılan süre gereğinden fazla olmamalıdır.

    h) Yazma konusunda; kelimeleri yüksek sesle okuyup hecelerine ayırın. Metinleri dikte edip yanlış yazdıklarını birkaç kez daha yazdırarak düzeltmesini sağlayın. Öncelikle kısa kelimeler üzerinde çalışın.

    ı) Çocuğunuza evde ders çalıştırma konusunda yaşadığınız güçlükler ilişkinizi yıpratmaya başladıysa günlük ödevleri yaptırma konusunda özel ders aldırmayı deneyin.

  • Çocuklara Alışkanlık Kazandırma

    Çocuklara Alışkanlık Kazandırma

    Alışkanlık kazandırma sürecinde atılan adımlar nasıl olmalı?

    Çocuklarda alışkanlık kazanma taklide dayanır. Çocuk için en önemli taklit figürleri, anne-babadır. Bu sebeple anne-babaların davranışları çocuk tarafından en çok taklit edilen davranışlardır. Anne-babanın sık yaptığı davranışların çocuklar tarafından alışkanlık haline gelmesi olağandır. 

    Alışkanlıklar kazandırmak için en önemli yol, bu alışkanlıkların anne-baba tarafından yapılması ve devamlı olmasıdır. Bir diğer önemli bir husus da çocuğun bu alışkanlıkları yapabilme becerisine sahip olmasıdır. Ayrıca bu alışkanlıkların çocuğa sağlayacağı faydaları ve hayatına katacağı güzellikler de çocuğun anlayacağı şekilde anlatılmalıdır. Ayrıca bu alışkanlıklar o toplumda ve kültürde de yer edinmiş olmalıdır. Aksi halde bir süre sonra çocuklar bu alışkanlıkları sorgulamaya ve alternatifler üretmeye başlayabilir.

    Kitap okumayan bir çocuğa ne yapmalı?

    Kitap okuma alışkanlığı anne-babanın çocuğa daha küçük yaşlardan itibaren hikaye okumasıyla başlar, daha sonra çocukların resimli hikaye kitaplarından nesne ve kavramları öğrenmesiyle devam eder ve çocukların okumayı öğrendikten sonra bilgi kaynağı olarak kitabı kullanmalarıyla sonlanır. Kitap okuma konusunda kesinlikle zorlama olmamalı. Düzenli ve çocuğun sevebileceği konularda kitap okunması sağlanmalıdır. Anne-babaların çocuklarıyla beraber kitap okumak için bir zaman ayarlamaları faydalı olabilir. Yine evde kütüphane veya kitap dolabının olması çocukları kitap okuma konusunda heveslendirebilir. Kitap okunduktan sonra çocukların kitaptan öğrendikleri ve bunu hayatlarına nasıl yansıtabilecekleri sorgulanır. Ayrıca kitap okuduğu için çocuklar sevdiği şeylerle ödüllendirilir. Buna rağmen bazı çocuklar okumayı sevmiyorlarsa ve zorlanıyorsa bu çocuklarda okuma güçlüğü (disleksi) olabilir. Okuma güçlükleri genellikle çocuğun okuma eğitimi tamamlamasına rağmen okuma hızının yavaş olması, harfleri karıştırması ve kelimeleri bir kısmını uydurma veya yutmasıyla seyreden bozukluktur. Bu çocukların zekasında problem olmamakla beraber öğrenme şekilleri ve hafıza becerilerinde problem bulunmaktadır. Bu çocukların beyinleri görsel ve işitsel verileri farklı kodladığı için öğrenme de farklı olmaktadır. Yine dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda çabuk sıkıldıkları ve odaklanma problemleri yaşadıkları için sıklıkla okuma alışkanlığı kazanmakta zorlanırlar. Kitap okumanın ders çalışmaktan ayrı tutulması gerekiyor. Çünkü ders çalışmak bir sorumluluk, görev ise kitap okuma bir hobi veya faaliyet olarak değerlendirilir. Ayrıca ders çalışmak hayatın belli dönemlerinde gerekli iken kitap hayat boyu faydalı ve gereklidir.

  • Özgül öğrenme güçlüğü (öğrenme bozuklukları)

    Öğrenme, insanın hayata gözünü açtığı andan itibaren başlayıp hayatı son bulana dek devam eden kişiden kişiye ve kişinin gelişimsel düzeyine göre farklılık gösteren kompleks bir süreçtir.(Korkmazlar,2011).

    Kişinin etrafındaki kişi ve olaylarla etkileşime girmesi sonucu onun hayatında belirli oranda oluşan davranım değişiklikleri öğrenme adını alır(Gür,2013).

    İlk öğrenme güçlüğü vakası, 1896 yılında Dr. Morgan tarafından “ konjenital kelime körlüğü” tanısıyla yayınlanmıştır. Morgan, 14 yaşındaki Percy’nin yaşıtları kadar sağlıklı olduğu halde hiçbir sözcüğü doğru okuyamadığını ve hatasız yazamadığını belirlemiştir. Bu vakanın adını bile “Percy” yerine “precy” diye yazdığını, ama 785.852.017’yi hemen okuyabildiğini, aritmetikte bir sorunu olmadığını bildirmiştir. Morgan bu durumun, yazılı ve basılı sözcükleri görsel hafızada depolayamamaktan kaynaklanabileceğini ileri sürmüştür (Akt. Korkmazlar, 2011).

    1920’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Dr.Samuel Orton ve arkadaşları fiziksel açıdan hiçbir problemi olmayan ve zihinsel açıdan da normal olarak değerlendirildikleri halde okuma yazma öğreniminde zorluk yaşayan çocuklarla çalışmışlar ve bu durumu “Strephosymbolia” şeklinde adlandırmışlardır. (Akt. Korkmazlar, 2016).

    “Döndürülmüş Semboller” ve ya “ayna hayali” olarak tercüme edilen bu kavrama aşağıdaki şekil örnek olarak gösterilebilir. (Korkmazlar,2011)

    1900lü yılların ikinci çeyreğinde araştırmacılar tarafından öğrenme güçlüğü vakalarının insan vücudunun yönetim merkezi olan beynin tahribatından kaynaklanabileceği ve nörolojik problem olabileceği öne sürülmüştür. Normalden çok da farklı görünmeyen bu çocukların beynindeki tahribatın hafif seviyede olduğu öngörülüp bu durum için “minimal beyin hasarı” (minimal brain damage ) tanısı ifade edilmeye başlanmıştır(Clements 1973, Silver, 1993, Akt. Korkmazlar, 2011).

    Ancak ilerleyen araştırmalarda beyin tahribatı ispat edilemediği sebebiyle MSS işlevlerindeki bozukluğun öğrenme güçlüğüne zemin hazırladığı görüşü ağır basmış ve “Minimal Beyin Disfonksiyonu-MBD” terimi kullanılmıştır. Clements’in 1966 da MBD için yaptığı tanım da MSS işlevlerindeki farklılık ile fark edilip zeka seviyesi normal veya normalin üzerinde olan çocuklarda öğrenme ve/ve ya davranış problemleri şeklindedir(Akt. Korkmazlar, 2011).

    Nörolojik temelli birçok problem için bu terim uzun süre kullanılmıştır. Hiperaktivite, dikkat problemi, dürtüsellik, okuldaki sıkıntılar, duygusal problemler(Korkmazlar,2011).

    TANIM

    Özel Eğitim alanında Samuel Kirk bu tanımlamayı ilk kez yapan kişidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1962 yılında ilk defa Özgül Öğrenme Güçlüğü kavramını kullanmıştır(Çalış S, Karaca D.T, Karaca O,Yiğit G, 2018).

    Amerika Birleşik Devletleri’ndeki özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar için hazırlanmış kanunlarda öğrenme güçlükleri sözlü ve/ ve ya yazılı dilin kullanımı ve anlaşılmasını içeren ruhsal süreçlerdeki bir bozukluktur denmektedir(Akt. Korkmazlar, 2011).

    Öğrenme en öz haliyle bilginin edinilmesi olarak düşünülürse bilginin edinilmesi sürecinde zorlukların yaşandığı durumlar öğrenme güçlüğü olarak adlandırılabilir(Gür,2013).

    SINIFLANDIRMA

    DSM V Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabında Özgül Öğrenme Güçlüğü üç alt başlık şeklinde belirtilmiştir.

    • Kişinin akranlarından anlamlı şekilde farklı okuması; sözcüklerin yanlış-eksik okunması, yavaş ve takılarak okuma, okuduğu kısmı anlama (disleksi)

    • Kişinin anlatımının yazılı olduğu durumlarda akranlarından anlamlı derecede farklılık göstermesi; kelimeler, harfler arasındaki düzensiz boşluklar, harflerin yanlış yazılması, noktalama işaretlerinin yanlışlığı, (disgrafi)

    • Kişinin matematik becerilerinde akranlarından anlamlı düzeyde farklı olması; sayıların algılanmasındaki farklılıklar, aritmetik ezber problemleri (diskalkuli) American Psychiatric Association,2013)

    NEDENLERİ

    Beyin Hasarı : Bebeğin dünyaya geliş yolculuğunu kapsayan süreçlerde olaşabilecek etmenler

    Kalıtımsal etmenler: Araştırmacılardan bazıları öğrenme bozukluğu tanısı almış genç ve çocukların %25-60 ‘ında kalıtımsal etmenlerin olduğunu vurgulamıştır(Korkmazlar,2011).

    Nörolojik işlevlerde bozukluklar : Araştırmacılardan bazıları birden fazla alandaki fonksiyonel bozukluğun öğrenme güçlüğünü etkilediğini ve öğrenim sürecinin de 4 aşamayla açıklanabileceğini öne sürmüşlerdir(Altuntaş,2010).

    a. Giriş (input) aşaması, gelen bilgi ve uyarıların duyu organları ile beyine girip algılanmasıdır. Bunlar görsel, işitsel, mekânsal, dokunsal problemlerine sebep olabilir. Harfler ters şekilde (b-d, 6-9, u-n gibi) anlaşılabilir. Bütün kelime ters algılanılabilir. (koç değil çok ve değil ev gibi) Yönleri karıştırma sık görülmektedir(Korkmazlar,2011)

    b. İşlem (entegrasyon) aşaması: Gelen uyaranların kayıt edilmesi, düzenlenmesi, anlaşılması ve işleme koyulup yorumlanmasıdır. Bu aşamada sıralama, soyutlama ve düzenlenme meydana gelir. Öğrenme bozukluğu olan bireylerde ise belirtilen işlemlerin herhangi birinde ve/ve ya hepsinde problem görülmektedir. Gün, ay ve yıl kavramları ile seslerin alfabedeki sıralarının karıştırılması gözlemlenmektedir.

    c. Bellek (depolama) aşaması: Anlaşılan bilginin yeniden kullanılmak üzere depolandığı aşamadır. Öğrenme bozukluğu vakalarında kısa süreli bellek bozukluğuna sık rastlanır. Kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları genel olarak birlikte kendisini gösterir.

    d.Çıkış (output) aşaması: Bilginin ileti olarak beyin tarafından vücudun çeşitli bölümlerine (dil, motor faaliyet, hücre, kas vb.) gönderilmesidir. Kişide öğrenme bozukluğu varsa sözel olarak kendisini ifade etme, okuma, yazı yazma, bisiklet kullanma ve top oynama gibi etkinliklerde zorlanır.

    Hemisferler arası iletişim problemleri: Sol serebral dil işlevlerindeki problem disleksiye neden olabilir. Lakin sağ hemisfer işlevleri de yer-yön, sıralama, zaman kavramı, non-verbal iletişim) okuma-yazma öğrenimi noktasında benzer derecede önemlidir (Korkmazlar, 2011).

    Fonolojik fonksiyonlardaki sıkıntılar: Dil sisteminde en temel, en küçük yapı taşı fonem (ses)dir. Sözcüğün tanınıp, anlaşılması beynin fonolojik kısmında gerçekleşen kelimeyi seslerine ayırma işlemiyle mümkün olmaktadır. (Örnek: k…e…d…i…kedi). İfade edici dil kullanılırken bu durum kendiliğinden gerçekleşir. Okuma ve konuşma eylemleri fonolojik sürece bağlı olmakla birlikte konuşmanın doğal, okumanın ise sonradan öğrenilir olması ayırt edici önemli bir özelliktir. Harflerin seslere dönüşme işlemi okuma olarak adlandırılmakta, dislektik bireyler fonolojik işlevlerdeki problem nedeniyle bunu yapmakta güçlük çekmektedirler.(Demir,2005)

    Algısal problemler: Öğrenme güçlüğüne sahip bireylerde genel olarak duyu organlarında sıkıntı yoktur. Ancak bu bireyler uyaranların algılanması, tanımlanması ve bunları uygun tepkilerin gösterilmesinde güçlük yaşarlar.(Görsel, işitsel, dokunsal vb ). Benzer harflerin şekillerini(b,p ve d harflerinin karıştırılması) karıştırabilir, ters şekilde (3 yerine E yazılması) yazabilirler (Demir,2005). İşitsel algılamada ise duydukları benzer kelimeleri(çaba-çapa gibi) farklı ifade edebilirler(Altuntaş,2010).

    A tipik Beyin Asimetrisi: Öğrenme güçlüğünün sebepleriyle alakalı çalışmalarda sağ/sol beyin işlevleri, baskınlık, el baskınlığı ilişkileri de incelenmektedir. İddialardan biri de solak olup sağ hemisferi fazla gelişen bireylerin, bu bölgelerdeki kısıtlandırılmış yeteneklerinin çok gelişmesi sonucu öğrenme bozukluğu olmasına rağmen bu bireylerin üstün yetenekler göstermesidir.

    Metakognitif gecikme: Bir takım araştırmacılar bilişsel becerilerdeki olgunlaşma gecikmesinin özgül öğrenme güçlüğüne etken olabileceğinin öne sürmüşlerdir.

    SEMPTOMLAR

    Her çocuğun kendine ait özellikleri olduğu bilinse de özgül öğrenme güçlüğü tanılı çocukların genelinde aşağıdaki belirtileri görmek mümkündür.

    Zekâ dereceleri normal ya da normalin üstündedir.

    Bazılarında hiperaktivite eşlik ederken bazı durumlarda hipoaktive görülebilir.

    Dikkat süreleri kısa olmakla birlikte çabuk dağılır.

    Yönleri ayırt edemez, aradıkları yeri bulmakta zorlanırlar.

    Motorsal eş güdümleri ve el-göz eşgüdümleri zayıftır. Sakar hareketler sergileyebilirler.

    Görsel algı sıkıntıları vardır. Görsel figür-zemin ayrımında zorlanırlar ( harfleri ve satırları atlama)

    İşitsel algı problemleri görülür.

    Harflerin bazılarını ayrıştırmada güçlük çekerler. (b-d-p)

    Düzen/düzenleme sıkıntıları vardır.

    Akademik becerilerde bozukluk görülmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

    Okumayı güç öğrenilmesi, yavaş ve/veya hatalı okuma görülür.

    Okuduklarını anlama noktasında zorlanırlar.

    Yazım zorlukları yaşarlar. Noktalama ve imla kuralları yanlışları yaparlar. Matematik öğrenim zorlukları, çarpım tablosunu öğrenmede güçlük görülür.

    Eşyaları dağınıktırlar ve zamanı yönetimleri kötüdür.

    Aldıkları yönergeleri unutup hatırlayamazlar.

    Bazılarında dil gelişiminde gecikme olmakla birlikte kendilerini ifade etmede güçlük yaşarlar.

    Saati kolay öğrenemezler.

    Sosyal-duygusal davranış problemleri görülür. Düşünmeden davranma(dürtüsellik-impulsivite) özellikleri vardır. Arkadaşlarıyla geçinme ve iletişim sorunları ile karşılaşırlar. Değişikliğe kolay uyum sağlayamazlar(Akt. Korkmazlar, 2011).

    TANI YÖNTEMLERİ

    Psikiyatrik değerlendirme: Psikopatoloji durumunun varlığının incelenmesi, gün yüzüne çıkarılması gerekir.

    Tıbbi değerlendirme: Kişinin öğrenim kabiliyetini etkileyen tıbbi kaynaklı etmenlerin var olup olmadığı incelenmelidir.

    Psiko-pedagojik değerlendirme: Nöropsikolojik, zihinsel ve akademik becerilerin incelendiği değerlendirmedir. Çocuğun sürekli çevresinde olan kişilerle (anne, baba, öğretmen) görüşmeler yapılır. Bireyin güçlü ve zayıf taraflarının da ortaya çıkmasını sağlayan çeşitli testlerle kişinin durumu saptanır. Bunlardan en sık kullanılanları: WÇZÖ (Wisc-R çocuklar için zekâ ölçeği), Bender-Gestalt Görsel-Motor Algı Testi, Peabody Resim-Kelime Testi, Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi’dir.

    Ailenin değerlendirilmesi: Ailenin tutum, davranış ve beklentilerinin; eşler arasındaki ve/ve ya aile içindeki sorunların çocuğun akademik durumuna olumsuz etkisinin incelenmesini ifade eder(Korkmazlar,2011)

    Günümüzde ruh sağlığı hastalıkları sınıflandırması yapılan DSM V kitabına göre psikiyatri hekimleri tarafından tanı koyulmaktadır. Buna göre özgül öğrenme güçlüğü tanısının koyulabilmesi için bazı şartlar gereklidir. Bunlardan en önemlisi durumun düzeltilmesi için gerekli müdahaleler yapıldığı halde problemin en az 6 aydır sürmesi ve aşağıdaki belirtilerden en az birinin var olması gerekir:

    Kişinin sesli okuma esnasında çok fazla gayret sarf etmesi, kelimeleri takılarak ve doğru olmayan biçimde okuması,

    Okuduğu metni anlamakta güçlük çekmesi,

    Sözcükleri okurken ve/ve ya yazarken harflerde değişiklik yapması (sesli ve/ve ya sessiz harfleri atlama, olmayan harfleri ekleme)

    Anlatımın yazılı olduğu hallerde yazma düzeninin kötü olması, yazdıklarının anlaşılmasının zor olması,

    Aritmetik işlemleri yaparken güçlük çekmesi, sayılar arasındaki büyük-küçük kavramlarının ayırt edilmesinde sıkıntı yaşaması,

    Aritmetik akıl yürütme yapabilme yeteneğinin yetersiz olması, işlemleri uygulamakta zorlanması( DSM V Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı).

    ERKEN TANI

    Tıbbi olarak değerlendirilen tüm hastalık ve sorunlarda olduğu gibi erken tanı özgül öğrenme güçlüğü için de oldukça elzemdir. Okul öncesi dönemi kapsayan (kreş, anaokulu ve gündüz bakımevi) süreçte bakım veren, anne, baba, büyükanne, öğretmen tarafından akranlara oranla anlamlı farklılıklar tespit edilebilir. Gelişimin çok hızlı olduğu bu dönem atlanmamalıdır. İhtiyaç ve problem dâhilinde gerekli yönlendirmeler yapılıp müdahale ve/veya terapiye oldukça erken dönemlerde başlanılmalıdır (Altuntaş 2010,Demir 2005, Doğan 2012, Korkmazlar 2011).

    Özgül öğrenme bozukluğuna sahip bireylerle bir gerçekleştirilen bir araştırma sonucuna göre sadece %6,6’lık tanıların doğru olduğu bunun yanında %16,7 oranında ise bireylere normal dendiği ve/ve ya yanlış tanı konduğu belirtilmiştir. İstatiksel olarak ise tanının konduğu yaş (7;11) ve durumun fark edildiği yaş (6;9) arasındaki fark anlamlı bulunmuştur(p<0.005).(Korkmazlar,2011).

    TERAPİ YAKLAŞIMLARI

    Kephart Algısal-Motor Programı

    Kephart öğrenmenin temelinde motor becerilerin olduğunu savunmaktadır. Bu yaklaşım ile özgül öğrenme bozukluğu olan bireylerin, küçük kas, büyük kas, görsel-işitsel bellek ve beden algısının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Orta hattı izleme, gördüğünü kopya etme, el göz eşgüdümü, yön takibi görsel beceri etkinlikleri; denge tahtası, trambolin, yürüme çubuğu gibi büyük kas-denge etkinlikleri bu programda örnek olarak verilebilir(Reynolds ve Janzen, 2007, Akt. Korkmazlar, 2011).

    Getman’ın Eğitim Programı:

    Getman’a göre algı kavramı belirli gelişim aşamalarından geçer. Önce doğuştan gelen refleksler, (yakalama, moro refleksi, tonik ense refleksi vb.), büyük kas gelişimi(emekleme, yürüme), küçük kas gelişimi, el-göz koordinasyonu, göz motor gelişimi, konuşma-duyma eşgüdümü ile algısal gelişim aşamaları tamamlanır. Sonrasında kognitif ve soyut işlemlerin gelişmesi ile bilişsel olgunluğa erişilir. Getman’ın eğitim programı çoğunlukla genel eşgüdüm, el-göz eşgüdümü, denge, göz hareketleri, şekil algısı, görsel hafıza etkinlikleri içerir (Akt: Doğan, 2012).

    Frostig Görsel Algı Eğitim Programı:

    Dr. Marianne Frostig tarafından geliştirilen program algılama yetersizliklerin geliştirilmesine yönelik etkinlikler içerir. Program görsel-algıya önem verir. Algısal becerilerin kendiliğinden gerçekleşebilmesi sürekli tekrar ile mümkün olmaktadır. Frostig okuma becerisinin kazanılması için yalnızca sembollerin ayrımının yapılmasının yeterli olmadığını, harf-ses ilişkisi arasında bağlantı kurulmasının da gerekli olduğunu savunur. Kişinin okuduğunu anlaması görsel ve işitsel semboller ve bunların anlamsal çağrışımları ile gerçekleşir (Frostig, 1972, Akt. Korkmazlar, 2016).

    Algılamanın sağlanması için elzem olan başka bir beceri de dikkat becerisidir. Bireyin algıladığı şeye reaksiyon göstermesi dikkatini ona yöneltebilmesi ile mümkündür. Örneğin “b” harfinin şeklinin öğrenilmesi harfin biçim ve çizgilerinin ne yönde yapıldığına dikkatini verme ile kazanılır. Özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin dikkat becerilerinin geliştirilmesi bu kazanımlar için olumlu olacaktır.

    Oyun şeklinde yönetilen Frostig eğitim yaklaşımında çocuklara önce sözel yönergeler verilir, yönergeyi alan çocukların görsel-motor faaliyetleri yapması beklenir. Bu şekilde dil becerileri, algılama becerileri ve motor becerilerinin geliştirilmesi çalışmaları birleştirilerek verilmektedir.

    Hazırlık çalışmasıyla başlanan eğitimde vücut kavramı, beden imajı, göz takibi ve çeşitli vücut hareketlerini geliştirmeyi hedefleyen etkinlikler yer alır(Doğan,2012).

    Duyulara Dayanan Eğitim:

    Bedensel, görsel, işitsel duyulara dayanan eğitimsel programdır. Çocuğun harfi görmesi, adını duyması, ifade edip parmağı ile üstünden gitmesi ve söyleyerek yazması gerekir. Okuma-yazma öğretimi bu şekilde birlikte verilir (Gearheart 1986, Jones 1991, Myers ve Hammill 1976, Shepherd ve Uhry, 1993, Akt: Korkmazlar,2016).

    Piaget’in Bilişsel Gelişim Kuramı:

    Piaget çocuğun 2-6 ay arasında sese tepki göstermesi gerektiğini, 6 ay civarında ses çıkarmayı bırakmışsa işitsel alışverişte sorun olduğunun düşünülmesi gerektiğini söyler. Her çocuk belirli bir sıraya, aşamaya göre öğrenir. 60 aylık bir çocuğun 12 resimden 9 tanesinde aynı ve farklı durumları algılamalıdır. Bu becerinin yapılamaması öğrenme güçlüğü açısından risk anlamına gelmektedir(Gang 1983; Akt: Korkmazlar, 2016).

    Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı

    Program, zihinsel bir problemi olmayan ancak akranlarına oranla onlardan anlamlı şekilde okuma-yazma veya matematik becerilerde düşük başarı sergileyen özgül öğrenme güçlüğüne sahip bireylerin genel özelliklerine göre hazırlanmıştır.

    Program ile :

    1. Öğrenmeye hazır bulunuşluk seviyelerinin artırılması

    2.Okuma ve yazma becerilerinin artırılması

    3. Matematiksel kavramların günlük yaşamda kullanılması,

    4. Mukayese, problem çözme, akıl yürütme vb. becerilerin artırılması amaçlanmıştır(MEB,2008)

    DİSLEKSİ

    Kelimelerin doğru tanınmaması ve ya akıcılığının bozuk olması, ifade edilme aşamasında güçlük çekilmesi durumları disleksi ile adlandırılmaktadır(DSM V Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı,2013).

    Disleksi, köken olarak nörobiyolojik olan özel bir öğrenme engelidir. Kelimeleri doğru ve / veya akıcı tanıma ve zayıf yazım belirtileri ile karakterizedir(International Dyslexia Association,2012) .

    KLİNİK GöRÜNÜMÜ

    Pek çok özellik bakımından değerlendirildiğinde akranlarıyla aynı gibi görünen özelliklere sahiptirler.

    Zekâ düzeyleri normal ve/ve ya üstündür.

    Nörolojik hastalıkları yoktur.

    Sosyo-kültürel çevreleri, aile yapıları, okul-eğitim faktörleri açısından dezavantajları yoktur.

    Ancak okumanın öğrenilmesi, yazmanın öğrenilmesi ve ya her ikisinin birden öğrenilmesi noktasında güçlük çekmektedirler. Sınıflandırma ve/ve ya ayrım yapma dediğimiz temel zihinsel beceriler onlar için karmaşık olabilmektedir. Üst-Alt, Sol-Sağ, b-d-p harfleri dislektikler tarafında karıştırılabilmekte ve birbiri yerine kullanılabilmektedir.

    “Derin Disleksi” denen aynı anlamsal gruptan sözcükleri birbiri yerine okuyup yazabilirler. (çatal/kaşık, halı/kilim, teyze/amca gibi.) Sözcüklerde bazı sesleri atlayabilir, sesleri birbiri yerine kullanabilirler.(para-pra, ile-eli gibi). Harfler gibi hecelerin de atlanması, birbiri yerine okunması durumları da karşımıza çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra dislektikler kelime gruplarını ters dönmüş şekilde yazıp ters gördükleri için okuyamayabilirler. “Her çocuk özeldir” filminde olduğu gibi tutulan ayna ile her şey normale dönüp okuma gerçekleşebilmektir(Her Çocuk Özeldir, Aamir Khan, 2007). Okuduğunu anlama ve anlatma, noktalama işaretlerini kullanma karşılaştıkları diğer güçlükler olarak belirtilebilir. Her çocuğun birbirinden ayrı olduğu unutulmamalı, her dislektik bireyin bu belirtileri göstermesi beklenmemelidir(Korkmazlar,2011)

    GÖRÜLME SIKLIĞI

    Her toplumda görülme sıklığı farklı olmasına rağmen özgül öğrenme güçlüğü olan kişilerin %80’inini dislektikler kapsamaktadır(Fielding-Barnsley, 2000:Akt. Altuntaş,2010). Genel olarak, okul yaşındaki çocuklar arasında disleksi %10 oranında çıkmaktadır. Farklı ülkelerde ise; İspanya %3-4, İngiltere ve İskoçya %5, İskandinav ülkeleri %10, A.B.D. %4-15 ve Kanada %10-16 oranında disleksili bireyler barındırmaktadır. (Bingöl, 2003)

    Ülkemizdeki bu rakam Bingöl tarafından yapılan araştırmada okul çağı çocuklarının %2’sinin dislektik olduğu şeklinde bulunmuştur(Bingöl,2003). Dağılım cinsiyete göre farklılaşmakla birlikte disleksiye kızlara nazaran erkeklerde 4-6 kat daha fazla rastlanmaktadır.(Fielding-Barnsley, 2000: Akt.Altuntaş,2010).

    SINIFLANDIRMA

    Literatürde disleksinin sınıflandırılmasıyla alakalı en fazla kullanılan üç temel sınıflandırma vardır. Bunlar kişilerde karşılaşılan sorun ve bu durumun sebebine göre ayrılmıştır.

    1. Hemisfer İşlevlerine Göre Sınıflandırma

    Dislektik kişiler hemisfer fonksiyonlarına göre L-tipi ve P-tipi olmak üzere ikiye ayrılır. Buradaki temel nokta kişinin sağ hemisfer kaynaklı mı yoksa sol hemisferden kaynaklı mı sorun yaşıyor olmasıdır. Dislektik bireylerin yaklaşık %65’i L-tipi ve ya P-tipi dislektik olarak tanılanmaktadır(Strien, 1997:Akt Doğan,2010).

    a. L-Tipi Disleksi

    L-tipi disleksi, sağ hemisferin az sol hemisferin fazla gelişmesiyle ilgilidir. Bu çocuklar, okuma öğreniminin ilk adımından itibaren sol hemisfer stratejilerini kullanmaya çalışır; okuma becerisinin, sağ hemisferin yardımını gerektiren ilk basamağını es geçerler. L-tipi dislektikler, okuma öğrenimi sürecinin ilk anından itibaren zorluk yaşarlar. Hızlı ama hatalı okurlar (Strien, 1997:Akt. Altuntaş,2010).

    b. P Tipi Disleksi

    P-tipi disleksi L-tipinin aksine sağ hemisferin daha fazla sol hemisferin ise az gelişmesiyle ilgilidir. Okumayı öğrenme aşamasında değil de ilerledikten sonra problemler yaşamaya başlarlar. Bunun sebebi ise yapılması gereken hemisfer değiştirme işlemini yapamamalarıdır. L-tipi dislektiklerin aksine P-tipi dislektik bireyler yavaş okur ama doğru okurlar (Strien, 1997:Akt. Altuntaş,2010).

    2. Gelişimsel ve sonradan edinilmiş disleksi

    a. Gelişimsel Disleksi

    Rastlanmış beyin hasarı olmadığı halde okumayı öğrenme esnasında beliren, yeterli eğitim ve çevre olmasına karşılık gelişen ve çocukluk döneminden itibaren yaşanan, biyolojik temelli bir zorluk olarak ifade edilmektedir (Bingöl, 2003).

    b. Sonradan Edinilmiş Disleksi

    Okumayı öğrenmiş ancak beynin hasara uğraması sonucu zihinsel işlevlerin zarar görmesi ve ya yok olması sonucu görülen okuma güçlüğüdür(Gustafson ve Samuelson, 1999:Akt. Altuntaş,2010).

    3. Algısal Temelli Sınıflandırmalar

    Algısal problemlerden olan bu grupta görsel, işitsel ve karma disleksi olmak üzere 3 alt başlık yer alır.

    • Görsel Disleksi

    Görsel algılamada karşılan problemler okumayı öğrenmeyi negatif etkiler. Bu gruptaki kişiler görsel ayrımlaştırma zorluklar yaşar. Bu sebeple yazılışı benzeyen harf ve kelimeleri karıştırırlar. Verilen harflerden sözcük üretmek, görsel hafıza kullanmak, hızlı okumak, yapboz yapmakta güçlük çekerler(Johnson ve Myklebust, 1967: Akt. Altuntaş,2010).

    • İşitsel Disleksi

    Okuma becerisi görsel sembollere dayanmasına rağmen birçok işitsel nokta okumanın öğreniminde oldukça önemlidir. Bu gruptakiler fonetik analizlerde güçlük çekerler. Okunuşu birbirine yakın harf ve sözcükleri ayırt edemezler. İşitsel çıkarım yapamazlar. Duydukları sözcüklerde bulunan sesleri belirlemekte zorlanırlar. İşitsel hafıza sorunları olan bu bireylerin harfin sesini ve ya bir sözcüğün okunuşunu unutmaları karşılaşılabilen bir olaydır. (Johnson ve Myklebust, 1967: Akt. Altuntaş,2010).

    • Karma Disleksi

    Hem görsel dislektiklerin hem de işitsel dislektiklerin yaşadığı yaşarlar. Hem harflerin hem sözcüklerin yazımı hem de harflerin seslerini hatırlamada zorlanırlar(Sarıpınar,2006).

    TEDAVİ

    ÖZEL EĞİTİM

    Özgül öğrenme güçlüklerinin tedavisinde genel olarak özel eğitim uygulaması faaliyettedir. Bu programda her öğrenci için o öğrencenin performansına uygun o öğrenciye özel Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlanmalıdır.

    Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylere yönelik hazırlanan program bireyin, ailesinin ve öğretmeninin ihtiyaçlarını içerir.

    Bireyin o zamanki performansı, kısa dönemli hedefler, uzun dönemli hedefler, süre, uygulanacak yöntemler programın içinde barındırması gereken temel unsurlar olarak söylenebilir(Altuntaş,2010).

    Güçlüğe sahip öğrencinin durumuna göre akranlarıyla aynı sınıfta yer alacağı en az kısıtlayıcı ortam olarak değerlendirilen kaynaştırma uygulaması da ülkemizde faaliyette bulunan yöntemlerden birisidir.

    PASS TEORİSİ

    J.P.Das’a göre disleksi ve diğer okuma güçlüklerinin bilişsel süreçlerde yaşanan problemlerle yakından ilgisi vardır. Öğrenme güçlüklerinin tedavisinde de Pass teorisinin yararlı olacağını ileri sürmektedir.(Das,2009)

    Rus nöropsikolog ve tıp doktoru Luria’nın beynin işlevleriyle alakalı yaptığı incelemeler ve bugüne dek yapılan beyin görüntüleme çalışmalarının bulguları Pass teorisinin temellerini ortaya koymaktadır. PASS teorisi, günümüzde var olan geleneksel zeka teorilerine bir alternatif olması amacıyla ortaya atılmıştır. Teori, bilginin zekâ testlerinde ortaya çıkan durağan bir yetenek değil de bilginin harmanlanıp işlenmesiyle ilgili hareketli bir süreç olduğunu iddia etmektedir.

    PASS teorisi zekayı; Planlama (planning), Dikkat (attention), Eşzamanlı (simultaneous) ve Ardıl (successive) işlemleme olarak 4 zihinsel sürece dayandırmaktadır.

    Planlama(planning): Planlama sürecinin yönetimi Frontal lobumuzdadır. Bir problemin çözümüne ilişkin çözüm önerileri, bir etkinliğin sürdürülebilmesi, yakınını kaybetmiş birine ne söylenmesi gerektiği vb. konulara ilişkin kararlar vermemiz gerektiğinde kullandığımız süreçler planlama süreçleridir.

    Dikkat(attention): Beynin Frontal lobu ve korteksin alt bölümleri tarafından yönetildiği düşünülen bireyden istenen uyanıklık düzeyi ve uyarıcıya odaklanmasından sorumlu kognitif süreçler bütünü olarak açıklanabilir.

    Eş zamanlı işlemleme(simultaneous): Beynin arka bölümündeki parietal ve oksitipal loblarla alakalı olan süreç farklı şekilde gelen uyaranların gruplandırılması, bir bütün haline getirilmesini kapsar.

    Ardıl işlemleme(successive processing) : Gelen uyaranların tek tek ve sırasına göre işlemlenmesini içeren süreçtir. demokrasi kavramını tanımlamak için konuya ilişkin bilgilerin bir araya getirilip aktarılması eş zamanlı işlemleme(simultaneous), kitaptaki demokrasi tanımının kelimesi kelimesine ezberlenmesi ise ardıl işlemleme(successive processing) sürecine örnektir(Akademi Disleksi, Saraç,2014)

    PREP EĞİTİMİ

    Okuma güçlüğünün Pass teorisinde yer alan eş zamanlı işlemleme ve ardıl işlemleme (successive processing) süreçlerinden kaynaklandığını savunan program bu iki süreç üzerine kurulmuş ve okumanın güçlendirilmesi hedef alınmıştır.

    PREP, okuma eğitimi almasına rağmen kronolojik yaşından beklenen seviyede okuma yapamayan çocuklara uygundur. Bu sebeple 2. Sınıf ve sonrasında yer alan çocuklara uygulamaya başlanacak şekilde hazırlanmıştır.

    PREP, 4 adet Ardıl İşlemleme (successive processing) ve 4 adet Eşzamanlı İşlemleme (simultaneous) etkinliği içermektedir. Her etkinlik için hem okuma becerisinin gerekli olmadığı Global çalışmalar hem de okumayla ilişkili stratejilerin yer aldığı Köprü çalışmaları bulunmaktadır. Bu çalışmalar da kendi içinde üç zorluk derecesine göre ayrılmıştır. Bu şekilde öğrencinin hem o alanda strateji üretmeyi öğrenmesi hem de her etkinlikte kendisine uygun seviyeden başlayarak ilerleyebilmesi hedeflenmektedir.

    PREP eğitimcinin yapmasını gerekeni net ve açık olarak belirterek standardı tutturmayı ve öğrencilerin verilen yönergeyi tam anlamıyla kavradığından emin olunmasını hedef edinmiştir.(Akademi Disleksi,2018)

    ÖNERİ

    Okuldaki ders esnasında tahtaya yazılan ifadeleri deftere geçirmekte zorlanma yaşanabilir. Bunun için notların yazılı, büyük puntolu ve renkli şekilde verilmesi daha fazla işe yarayacaktır.

    Yaptıkları olumsuzluk ve yanlışları görmeyip yapılan olumlu davranışlar olumlu olarak pekiştirilmeli, birey bolca övülmeli özgüven anlamında desteklenmelidir.

    Çok uzun ve karmaşıklık içeren cümleleri aklında tutma ve uygulamaya geçirme aşamasında zorlanabilirler. Bunun yerine daha kısa ve net cümleler kullanılmalı, istenen davranış için komutlar aynı anda en fazla iki tane verilmelidir.

    Öğretim süreci görsellerle desteklenmeli, ödev ve sorumluluklarını içeren resimler hatırlatma amacıyla odasına ya da sürekli görebileceği yerlere asılmalı ve bol tekrar yapılmalıdır.

    Uyum ve koordineli bir şekilde oluşturulan gruplara dahil edilmesi deneyim ve akran öğretimi konularında onlara fayda sağlayabilmektedir.

    Konuların materyallerle desteklenmesi, çocukla birlikte materyal çalışmaları yapılması yaşayarak öğrenme açısından deneyim kazandırabilir, unutkanlık problemini azaltabilir.

    Yapboz, sıralama, yerleştirme içeren oyunlarla görsel bellek düzeyine katkı sağlanabilir.

    Kelime sayıları şeklinde bir oyunla işitsel-zihinsel bellek kapasitesi artırılabilir.(siyah kalem-iki kelime, annenin saçındaki toka-üç kelime)

    Okumayı kolaylaştırmak amacıyla sadece okuması istenen cümle açıkta bırakılıp diğer kısımlar kapatılarak odaklanma ve doğru okuma yüzdesi artırılabilir(Green ve Reid,2017).

    KAYNAKÇA

    Altuntaş F. (2010) Sınıf Öğretmenlerinin Disleksiye İlişkin Bilgileri Ve Dislektik Öğrencilere Yönelik Çalışmaları, Yüksek Lisans Tezi.

    Akademi Disleksi,2018 , https://www.turkceprep.com/sayfa/pass-teorisi/, 01.12.2018 tarihinde erişilmiştir.

    Akademi Disleksi,2018, https://www.turkceprep.com/sayfa/prep-nedir/, 01.12.2018 tarihinde erişilmiştir.

    American Psychiatric Association (2013). Diagnostic and Statictical Manual of Mental Disorders (Fourth edition).

    Bingöl A, (2003), Ankara’daki İlkokul 2. Ve 4. Sınıf Öğrencilerinde Gelişimsel Disleksi Oranı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası Cilt 56, Sayı 2, S. 67-82

    Çalış S, Karaca D.T, Karaca O,Yiğit G, (2018), Disleksi Özgül Öğrenme Güçlüğü, 1.basım, İstanbul.

    Das J.P,(2009), Reading Difficulties and Dyslexia An Interpretation For Teachers

    Demir, B. (2005). Okulöncesi ve ilköğretim birinci sınıfa devam eden öğrencilerde özel öğrenme güçlüğünün belirlenmesi. (Yayımlanmış yüksek lisans tezi). Marmara Üniversitesi, İstanbul.

    Green S. , Reid G. (2017), Disleksi ile Başa Çıkmak İçin 100 Pratik Öneri, Arkadaş Yayınevi,Ankara

    Gür,G (2013), Disleksili Bireylerde Erken Tanı Konmasının Önemi Ve Disleksi Eğitimlerinde Yurt İçi Ve Yurt Dışı Uygulamaların İncelenmesi Ve Karşılaştırılması, Yüksek Lisans Tezi

    International Dyslexia Association, (2012) https://dyslexiaida.org/definition-of-dyslexia , 29.11.2018 tarihinde erişilmiştir.

    Khan A, (2007), Her Çocuk Özeldir, Hindistan.

    Milli Eğitim Bakanlığı, (2008), Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı, Ankara

    Korkmazlar, Ü.(2011) Ben Hasta Değilim: Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü, Güncellenmiş İkici Baskı, 182-196

    Korkmazlar, Ü. (2016) Farklı Gelişen Çocuklar, Güncellenmiş 3.basım, 105-119

    Saraç S.(2014), Okuma Güçlükleri ve Disleksi, Psikoloji Çalışmaları /Studies in Psychology

    34-1 (2014) 71-77

    Sarıpınar E.G. , (2006) , “Özgül Öğrenme Güçlüğü: Okuma Güçlüğünde Akademik Beceri Ve Duyusal-Motor İşlevleri Değerlendirme Testlerinin Kullanılabilirliği”, yayımlanmamış Yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara