Etiket: Okula

  • Oryantasyon

    Oryantasyon

    Anne karnına düştü yavrunuz, ilgiyle sevgiyle karnınızda büyüttükten sonra dünyaya geldi. Henüz dünya üzerinde ortalama 2-3 sene geçirmişken, güvenli sakin ortamından, birçok farklı yapıda çocuğun ve yetişkinin bulunduğu bir sosyal ortama geçmeye hazırlanıyor. Ne ile karşılaşacağını bilmiyor. Güvenli mi? İhtiyaçları karşılanacak mı? Annesi gibi ona bakacaklar mı? Arkadaş denilen kavram nedir? Oyuncaklarını paylaşmalı mı? Hiçbirini bilmiyor… Bilmediğimiz ortamlara girerken biz yetişkinler bile kendimizi tamamen rahatlatamazken, onlar henüz 3 senedir bu dünyada olmanın verdiği ‘bilgisizlikle’ okula başlıyorlar. Onlar okullu oluyorlar!
    Bu süreçte en önemlisi annenin güvendiği bir okul seçiyor olması, kim ne derse desin anneler rahat olursa: çocuklar da rahat oluyor! Anneler yavrularından kopmaya hazır değillerse, çocukları da hazır olmuyor. 1. Numaralı gerçek: Annenin ve çocuğun okul sürecine hazır oluyor olması yani.
    Ardından öğretmen giriyor devreye, anne kucağından sonra ilk defa birinin kucağında ağlayacak olmak, tüm öğretmenler için hem büyük sorumluluk hem de büyük bir mutluluk! Oryantasyon döneminde, yavrunuzun öğretmeniyle bağ kurup kurmadığını iyi gözlemleyin derim. Öğretmeninin onunla geçirdiği süreçte, tüm duygularını anlıyor ve kabul ediyor olması, bunu yavrunuza hissettiriyor olması 2. gerçeğimiz.
    Ardından; okul süreci giriyor devreye. Pat diye tüm gün okula bırakmak mı? Asla! Yumuşacık geçirin o süreci, yavaş yavaş alışsın ki 2 hafta sonra keşfedecekleri bittiğinde “okula gitmek istemiyorum” sözleriyle sağlıklı başa çıkabiliyor olun. Her gün sabah kalktığında anne kucağından ayrılıp okula gideceklerini anladıkları zaman, çoğu çocukta gördüğümüz, yaşadığımız bir gerçek bu. Yani 3. gerçeğimiz: yumuşak geçişli oryantasyon dönemi. Belki 1er saatle başlatmak, belki 2şer saatle başlatmak, ama okulla ev arasındaki köprüyü kurmak için yeterli zaman tanımak.
    Bir sonraki gerçekse: “anneler babalar işe gider, çocuklar okula gider” cümlesindeki netlik. Ama ardından “seni okula göndermek için işe gitmek zorundayım”, “sana oyuncak almak için para kazanmak zorundayım” gibi cümlelerle devam etmeyecek şekilde… Siz, işe siz istediğiniz için gidiyorsunuz, yavrular da bir zaman sonra istedikleri için okula gitmeye başlayacak, istedikleri için “öğrenmek” yolunda ilerleyecek. Süreci kolaylaştırmak için ” anneler babalar işe gider, çocuklar okula gider” cümlesindeki netlikten sonra, istedikleri bir oyuncakla okula gitmesini önerebilirsiniz mesela. Ya da okuldan eve gelirken, eğer kurum izin veriyorsa bir oyuncak getirebilir, ertesi gün okula giderken geri getirmek kaydıyla…
    Kısaca oryantasyon dönemi, çocuklar için olduğu kadar, anneler ve babalar için de zorlu geçebiliyor. Bu süreci olabildiğince keyifli ve yıllar sonra gülerek hatırlayacağınız şekilde geçirebilmeniz için: seçtiğiniz kurumun rehberlik servisiyle öğretmeniyle işbirliği içinde yolculuğunuza devam etmenizi öneririm. Çocuğunuzu anlamak için sizleri de anlamaya hazır olan devasa bir ekip var kurumların ardında. En azından ben böyle görmek niyetindeyim. El ele, tüm olumlu ve olumsuz duygularla birlikte okul, çocuk, aile bir arada olursanız: seneler sonra en güzel anılarınızdan biri olarak kalıyor olacak hafızanızda. 2017 eğitim öğretim yılı, henüz 2-3 yaş aralığında olan yavrularınız için okul hayatlarına keyifle bir başlangıç sağlasın. Sadece anaokulu çocukları için değil, tüm öğrencilere başarılar dilerim. Başarıları keyifle, huzurla, bilime, bilmeye duyulan istekle kolkola yürüyen tüm eğitmenlere ve öğrencilere…

    Sevgi ve Saygılarımla

  • Okula Uyum Süreci

    Okula Uyum Süreci

    Okula başlamak hem çocuklar hem de ebeveynleri için heyecan verici bir yenilik ama aynı zamanda kaygı uyandırıcı bir değişimdir. Bu süreç, çocuk için bilinmezliğin kapısını aralamaktır. Ebeveyn olarak okula uyum sürecinde hem kendinizi hem de çocuğunuzu hazırlamak ve teşvik etmek işleri kolaylaştıracaktır.

    Ebeveynler çocuğun okula gitmesiyle ilgili kararlı ve destekleyici bir tutum göstermeliler. ‘Bebek misin sen, hiç yakışıyor mu, korkacak ne var’ gibi söylemlerden uzak durmalılar. Hata yapan çocuğu okulla, müdürle, öğretmenle korkutmamalılar. Okulla ilgili olumlu anılarını çocuklarıyla paylaşabilirler. Anne babaların hem çocuğun hem de kendilerinin yaşadığı endişeyle baş edebilmesi ve sakin durabilmesi gerekiyor. Çocuğun okulda kalma becerisini basamak basamak öğrenmesi ve kaygısının aşama aşama azaltılması hedeflenir. Sistematik duyarsızlaştırma dediğimiz bu basamaklardan ilkinde ebeveyn önce sınıfın içinde çocukla kalır, çocuk sınıfın içinde durabilmeyi öğrendiğinde artık çocuğu sınıfın içine kadar götürüp bırakabilir. Bir sonraki basamakta sınıf kapısına, buna alıştıktan sonra okulun iç kapısına kadar götürüp bırakır. Bir sonraki basamakta okulun bahçe kapısında ayrılma becerisi kazanılır. Çocuk okulun kapısına kadar gidebiliyorsa, artık anne onu evden uğurlamalı ve çocuğun ayrılmayı evde yaşaması sağlanmalı. Çocuk okula kadar gidip sınıfa girmekte zorluk çekiyor olabilir. Gerekirse anne bir gün okulda bekleyebilir. ’Ben buradayım seni bekliyorum, sınıfında güvenle durabilirsin’ mesajı verilebilir. Ancak çocuğun sınıftan çıkınca anneyi orada bulması çok önemli. Çocuk sınıfta durabilir hale geldiğinde ‘Bak gördün mü? Burası güvenli bir yer, artık ben gidiyorum, seni evde bekleyeceğim.’ mesajı çocuğa verilmelidir. Aksi takdirde çocuk okul ortamına uyum sağlamaya başlar başlamaz annenin çocuktan habersiz okuldan kaçması, uzaklaşması çocuğun güvenini bozacaktır. Bu durumu daha da kötüleştirecektir. Burada en önemlisi güven, bağlanma ve ayrışma meseleleridir.

    Okula Uyum Sürecini Zorlaştıran Faktörler:

    • Çocuğun 0-3 yaş arasındaki dönemde anne ve babadan (ya da temel bakım veren kişiden) ayrı kalmada güçlük yaşıyor olması (ayrı uyuyamama, ebeveynler işe gidince ağlama vb.),

    • Ebeveynlerin kaygı eşiklerinin düşük olması (kaygıya yatkınlık),

    • Anne-babanın çocukla yeterince oyun oynamıyor/vakit geçirmiyor olması,

    • Çocuğun daha çok yetişkinlerle vakit geçiriyor olup, diğer çocuklarla etkileşime girme olanaklarının oldukça kısıtlı olması,

    • Çocuğun öz bakımının yetişkinler tarafından yapılıyor olması,

    • Anne-baba arasında ya da ev içinde yaşanan süreğen gerginlikler olması,

    • Aile içinde yaşanan önemli yaşamsal değişimler olması (kardeş doğumu, boşanma, taşınma, hastalık, bakıcı değişimi, anne-babanın iş yoğunluğu vb.),

    • Okula başlama ile eş zamanlı çocuğun diğer gelişim görevleri ile baş etmeye çalışması (tuvalet eğitimi, yalnız yatma vb.),

    • Anne-babanın ve diğer aile üyelerinin okula gidilmesi konusunda aynı fikirde ve tutarlılıkta olmaması,

    • Anne-babanın çocuktan ayrılmak konusunda hissettiği duygularla başa çıkamıyor olması (tedirgin, üzgün, sabırsız olmak gibi).

    Okula Uyum Sürecini Kolaylaştıran Faktörler:

    • Çocuğun daha önceden olumlu bir oyun grubu deneyimi olması,

    • Çocuğun okul arkadaşları ile okul dışında da vakit geçirme olanağının olması,

    • Çocuğun hayatında anne-baba ile birlikte çocuğa bakım veren, çocuğun güven duyduğu başka yetişkinler olması (büyükanne, büyükbaba, bakıcı vb.),

    • Ebeveynlerin kaygı ve stresle başetme becerilerinin olması,

    • Çocuğu okula bırakmaya yönelik anne-babanın kendilerini hazırlamış olması (güven veren, sabırlı, kararlı tutumla kısa vedalaşma rutini ya da okula bırakma görevinin çocuğun daha rahat ayrıldığı bir yetişkine devredilmesi),

    • Okul sonrası anne-babanın çocuğu karşılaması ve birlikte vakit geçiriyor olmaları (tercihen oyun oynamaları),

    • Çocuğun bağımsızlığının aile tarafından destekleniyor olması (kendi yemeğini yemesi, giyeceğini seçmesi ve giyinmesi, kendi odasında yatması vb.),

    • Evde çocuğa sorumluluklar verilmesi,

    • Evde rutinlerin oluşturulması (yemek saati, yatma saat, vb.),

    • Sabah okula hazırlık için çocuğun ihtiyaç duyduğu zamana göre bir kalkma saati belirlenmesi ve hazırlık rutininin oluşturulması,

    • Anne-babanın okula ve eğitimcilere güven duyması,

    • Anne-baba ve öğretmenin iletişim halinde olması, işbirliği geliştirmesi,

    • Evde okulla ilgili konuşulabiliyor olması,

    • Çocuğun okuldan her gün söz verilen saatte ve söz verilen şekilde alınması. 

    Tüm çocuklarımıza başarılı, keyifli, verimli bir öğretim yılı diliyorum. 

    Sevgiler…

  • Anaokuluna ve İlkokula Alışma Süreci

    Anaokuluna ve İlkokula Alışma Süreci

    Çocukların ilkokula başlayacak olmaları hem çocuklar, hem de aileleri açısından heyecan verici ve önemli bir deneyimdir. Birçok çocuk için okul; tanımadığı çok sayıda çocukla karşılaşacağı, uyulması gereken kuralları ve başarılması gereken öğrenim görevleri ile dolu yepyeni bir sosyal çevredir. Buna bağlı olarak da her yeni duruma uyum sağlarken hissedilebilen güvensizlik ve belirsizlik duygularıyla, yaşanması doğal olabilen bir takım sorunlar karşımıza çıkabilmektedir. Bu sorunlar; okula gitmek istememe, okuldan korkma, hırçın ve öfkeli davranışlar, mide bulantısı ve baş dönmesi gibi psikosomatik rahatsızlıklar olarak görülebilmektedir.

    Çocukların yeni ortamlara uyum yetenekleri oldukça yüksektir. Ancak bu uyum yeteneğinin anne-baba tarafından engellenmemesi gerekmektedir. Her yeni ortama girmenin yetişkinlerde olduğu kadar, çocuklarda da belirli bir düzeyde kaygı yaratması doğaldır. Ancak aile, çocuk okula başlayacağı için suçluluk duyuyorsa veya onu okulda bırakıp çıkacağı konusunda endişe duyuyorsa, çocuk da bunu hissedecektir. Çocuklar anne babalarının verdiği sözel olmayan mesajları kolaylıkla algılayabilirler. Davranışlardan, mimiklerden ve ses tonundan anne-babadaki farklılığı anlarlar. Bu da onların daha çok tedirgin olmasına neden olur.

    Her çocuğa seçme şansı verilirse, doğal olarak ailesi ile kalmak ister. Ancak çocuk kendisi için doğru olanı değerlendirme aşamasında değildir. Okula gitmek gibi önemli bir kararın çocuğun anlık isteklerine bırakılmaması gerekmektedir. Çocuğun istemediği takdirde okuldan alınacağını hissetmesi, gitmek istemediği günlerde alternatif seçeneklerin sunulması, okula düzenli devam etmesini ve uyumunu zorlaştıracaktır.

    Anne ve babanın, çocuğun içinde bulunduğu yaş itibari ile ayrılık kavramına zihinsel olarak hazır olmadığının farkında olması gerekir. “Sadece 1 saat oyna, ben hemen gelirim” veya “öğleden sonra gelirim” gibi soyut ifadeleri bir yetişkin gibi algılayamaz. “Annem beni bırakıp gitti, hani gelmiyor, bir daha gelmeyecek” olarak algılar ve yoğun endişe yaşar. Bu nedenle okula uyum sürecinde ilk günlerde annenin de okulda kalması yararlı olacaktır. Zaman kavramı henüz gelişmemiş olan çocuk için etkinlikler üzerinden konuşmak, “öğle yemeğinden sonra gelip seni alacağım” gibi net cümleler kurmak ve verilen sözün tutulması güven duygusunun korunması adına çok önemlidir.

    Çocuk anneyle aynı sınıfta durma ihtiyacı duyuyorsa, o oyun oynarken anne bir köşede kitap, dergi vs. okuyabilir, göz temasından veya herhangi bir iletişim şeklinden kaçınabilir. Zamanla uzaklaşma ve güven çalışmalarına bu şekilde devam edilmesi yararlı olacaktır. Annesinin okulda olduğunu hisseden çocuk, kendini daha rahat hissederek oyunlara katılacak ve birlikte olduğu öğretmenine ve arkadaşlarına güven duyacaktır. Öğretmenine  güven duyan bir çocuk, zamanla annenin yokluğundan kaygı duymayacak, okula ve arkadaşlarına uyum sağlayarak sağlıklı bir sosyalleşme süreci geçirmiş olacaktır.

     

    Okula Uyumda Ailelere Öneriler

    Okula başlamadan önce, çocukla okul hakkında konuşmak, okulda yapacağı faaliyetleri anlatmak, birlikte okul alışverişi yapmak farkındalık kazanması açısından önemlidir. Bu paylaşım onu okula hazırlayacak, severek aldığı malzemeleri kullanmak için motivasyonunu sağlayacaktır.

    Çocuğunuz, sabah uykusunu iyi almalıdır. Genellikle yaz aylarında uyku saatleri esnek olmaktadır; fakat okul zamanı sabah kalkılması gereken saat belli olduğu için okullar açılmadan yatma ve kalkma saatinin okula uygun olarak düzenlenmesi faydalı olacaktır. Sabahları erken saatte uyanmanın zor gelmesi de okula gitmek istememeye sebep olabilmektedir. 

     Okulun ilk günü ailece sakin bir kahvaltı yapılıp okul için rahatça hazırlanılabilecek zaman ayarlanmalıdır. Çanta ve kıyafet hazırlığının akşamdan birlikte yapılması da sabah telaşına engel olacaktır.

    Okula bırakma ve okuldan alma saatlerinde bir rutin yakalanıp, bu rutine bağlı kalınmalıdır.

    İlk günler istediği oyuncak ya da fotoğrafları okula getirmesine izin vermek geçiş ve uyum konusunda ona destek olacaktır.

    Çocuğun okulda rahat bir uyum süreci geçirmesi ve burada mutlu olabilmesi için öncelikle anne ve babanın bu konuda rahat, kararlı ve tutarlı davranması gerekmektedir.

    Vedalaşmalar gerekli açıklamalar yapılarak kısa süreli tutulmalıdır ve duygusal sahnelerden kaçınılması gerekmektedir. Ayrılıkların doğal olduğunun ve ayrıldıktan sonra tekrar bir araya gelineceğinin hissettirilmesi önemlidir. Çocuğunuza “Görüşmek üzere”, “Ben gidiyorum” vb. açıklamalar olmaksızın kaçar gibi gidilmesi, çocuğunuza kendisini kaybolmuş ve bırakılmış hissettirecektir.

    Çocuğunuz ağlıyor, sizi bırakmak istemiyor ise “Ağlamak ne kadar ayıp, sakın ağlama, büyüdün sen artık, büyük çocuklar ağlamaz” gibi çocuğun davranışlarını kabul etmediğinizi belirten cümleler kullanılmamalıdır.

    Okulda olmak istemediğinden dolayı onu suçlamadan, korkusu ve gözyaşlarıyla alay etmeden, anlaşıldığı hissettirilmelidir.

    Evde yaptırılamayan şeyler için “Şunu yapmazsan seni öğretmenine söylerim!” gibi cümleler söylenerek okulun tehdit aracı olarak kullanılmaması gerekmektedir. Bu tutum çocuğun öğretmeninden korkmasına sebep olacağı gibi anne-baba otoritesini de sarsan bir yaklaşımdır.

    Çocuğunuz onu takdir ettiğinizi ve okula başladığı için onunla ne kadar gurur duyduğunuzu hissetmelidir.

    Önemli bir hastalık veya sorunu olmadığı sürece çocuğun okula devam etmesi, yani alışma sürecinde uzun ayrılık dönemlerinin olmaması, sürecin kesintisiz ilerlemesini sağlamaktadır.

    Okula ve öğretmenlerine duyulan güven, çocuğa da hissettirilmelidir.

    Öğretmeninden çocuğunuz ile ilgili bilgilerin, o yanınızda yokken alınmasına dikkat edilmelidir.

  • Çocuğum Artık Okullu Oldu!

    Çocuğum Artık Okullu Oldu!

    Okula başlangıç süreci içerisinde aileler birçok kaygı yaşamaktadır. Bazı aileler çocuklar kendinden ayrıldığı için, suçluluk duygusu yaşayabilirler ve bu durumdan dolayı kendilerini kötü hissedebilirler. Ebeveynler tarafından çocuğa hissettirilen bu duygular, çocuğun kaygısını arttırıcı bir faktör olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle ailenin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum sürecini kolaylaştırıcı bir faktör olması açısından çok önemlidir.
    * Çocuğun okula başlama sürecinde, çocuğun olduğu kadar ailenin de bu sürece duygusal olarak hazır olması gereklidir. Çocuğun evden çıkarken, anne ve babanın üzüntü ve kaygısını hissetmesi uyum sürecini zorlaştırmaktadır.
    * Okula uyum sürecindeki tepkiler, bireysel farklılıklar gösterebilmektedir. Bazı çocuklar okula geldikleri ilk üç gün ya da bir hafta, ilgili ve istekli olur. Okul onun için arkadaş bulabileceği yeni şeyler öğrenebileceği Ancak zamanla annesi ile birlikte olma isteği artar, sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrar ve tepki gösterir. Bazı çocuklar ise en baştan itibaren anneden ayrılmak istemez . Annesinin sınıfa gelmesini, yanında annesinin yedirmesini ister ve doğal olarak da ağlama davranışı gözlenir.
    *Okula uyum sürecinde yaşanan sorun yalnızca anneden ayrılma zorluğu değildir. Evlerinde bakıcı bulunan birçok çocuk daha önceden anne ile ayrılığı yaşamıştır fakat ayrılığı güvenli, kendi oyuncaklarının olduğu kendi evinde yaşamıştır. Okula başladığında bu güvenli ve tanıdık ortamı bulamaz. (Örneğin,aynı sırayı başkasıyla paylaşmak onun için oldukça zordur. Özellikle ben merkezci olduğu bu dönemde.)
    UYUM SÜRECİNDE AİLENİN YAPABİLECEKLERİ
    *Ailenin göstereceği kararlılık, sabır, başladığı eğitim kurumuna gösterdiği inanç ve güven çocuğun uyumunu kolaylaştırır.
    *Okul hakkında çocuğa açıklama yapmak ve okulu tanıtmak, uyum sürecini kolaylaştırır. Çocuğun okulu sevmesi ve istemesi; uyumu için aile çocukla birlikte okula gitmeli, okulun her tarafını gezmeli, çocuğu öğretmen ve idarecilerle tanıştırmalıdır.
    *Okulun sadece çocukların gittiği bir yer olduğu söylenip, anne ve babaların bulunmadığı, işe gittiği açıklanmalıdır.
    *Aile çocukla geliş gidiş saatleri ile ilgili konuşmalı, sadece belli bir zaman dilimi içinde okulda kalacağını söylemeli, onu alabileceği süreyi onun anlayacağı terimlerle anlatıp, o süreyi geçirmeden almaya dikkat etmelidir.
    *Okulun her gün gidilmesi gereken ,eğitim, arkadaş yeri olduğu anlatılmalı ancak abartılmış ve yanlış bilgi verilmemelidir. Aksi durumda çocuk kendisine anlatılanlarla bulduklarını karşılaştırdığında hayal kırıklığına uğrayacak ve okula güveni kalmayacaktır.
    *Özellikle ortalama üç gün olan oryantasyon süreci geçildiğinde; çocuk kapıdan teslim edilip kapıdan teslim alınmalı ve vedalaşma mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır. Vedalaşmada çocuk ağlamaya başlasa bile ayrılma konusunda kararlı davranılmalıdır.

    *Okulun sadece çocukların gittiği bir yer olduğu söylenip, anne ve babaların bulunmadığı, işe gittiği açıklanmalıdır.
    *Aile çocukla geliş gidiş saatleri ile ilgili konuşmalı, sadece belli bir zaman dilimi içinde okulda kalacağını söylemeli, onu alabileceği süreyi onun anlayacağı terimlerle anlatıp, o süreyi geçirmeden almaya dikkat etmelidir.
    *Okulun her gün gidilmesi gereken oyun, arkadaş ve eğitim yeri olduğu anlatılmalı ancak abartılmış ve yanlış bilgi verilmemelidir. Aksi durumda çocuk kendisine anlatılanlarla bulduklarını karşılaştırdığında hayal kırıklığına uğrayacak ve okula güveni kalmayacaktır.

    * Onu öpüp ‘Ben şimdi gidiyorum’ deyin ve geri geleceğinizi söyleyin. Bunun ne zaman olacağını onun anlayacağı terimler çerçevesinde ifade edin. Sonra elinizi sallayın ve yolunuza devam edin. İyi olduğunu kontrol etmek için durup arkaya göz atmayın. Bu davranışlar uyum sürecini zorlaştıracak ve zaten hassas olan çocuğunuz sizin hassasiyetinizi de fark ettiğinde, bunu kendisinin istediği şekilde kullanmaya başlayacaktır.
    *Çocuk okula geldiğinde ebeveyninin yanında ağlıyorsa ve onun gitmesine izin vermiyorsa, okula bağımlı olmadığı bir kişi tarafından getirilmesi sağlanmaya çalışılmalıdır. Okula düzenli devam etmesi konusunda ısrarlı davranılmalıdır.
    *İlk günlerde fazla soru sormak neler öğrendiği ya da birçok detayla ilgili çocuğa soru sormak uyum sürecini bozabilir. Sadece ‘Günün nasıl geçti?’ diye sorarak kendisinin anlatması beklenilmelidir. (Okulla ilgili alınması gereken detay bilgiler kurumla birebir irtibata geçerek alınmalıdır.)
    *Okula gidiş tüm aile bireyleri tarafından desteklenmeli ve aile bireyleri uyum içerisinde olmalıdır.
    *Aile çocuğa okula mutlu olacağını, güvenli olacağını, orada onunla ilgilenecek bir öğretmeni olacağını, isteklerini öğretmeni ile paylaşabileceğini söyleyerek çocuğun öğretmenine karşı güven duymasını sağlamalıdır.
    *Uyum sorunları hafta başından hafta sonuna doğru aşağı bir ivme gösterecektir. Ancak hafta sonu araya girdikten sonra bu ivme tavan yapabilir. Bunun normal bir süreç olduğu ve SABIR-SAKİNLİK-KARARLILIK’ın bu süreci kolaylaştırıcı faktörler olduğu unutulmamalıdır.

  • Yeni Eğitim Sistemi ve Anne- Babaların Yapması Gerekenler

    Yeni Eğitim Sistemi ve Anne- Babaların Yapması Gerekenler

    11 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni eğitim yasası ile okula başlama yaşı bir yaş erkene alınmış ve 60 ayını dolduran çocukların okula başlaması kararlaştırılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Mayıs ayında yayınladığı genelgede 30 Eylül 2012 tarihi itibariyle 66 ayını doldurmuş olan çocukların okula kaydının zorunlu olarak yapılacağını, bu tarihte 60-66 ay arasında olan çocukların ise anne-babaların tercihine göre okula kaydedileceklerini belirtmiştir. 1 Haziran 2012 tarihinde ilkokul birinci sınıfa kayıtlar başlayacaktır. Çocuğu 60-72 ay arasında olan anne-babalar önemli bir karar aşamasındadır.Psikolojik Danışman Yasemin ATEŞ bu konuda anne-babalara yol gösterici bir açıklama hazırlamayı gerekli görmüştür.

    ÇOCUĞUM 60-66 AYLIK

    Psikolojik Danışman Yasemin ATEŞ,2012-2013 sezonunda 60-66 ay arasındaki çocukların ilkokul eğitimine başlamasında sakıncalar görmektedir. Çünkü eğitimdeki sistem değişikliği bu sene yapılmış ve hemen uygulamaya geçilmiştir. Bu da aynı sınıfta hem 60 aylık hem de 80 aylık çocukların bir arada bulunması sonucunu doğurmuştur. Eski sistemin birinci sınıfları ile yeni sistemin birinci sınıfları aynı sınıfta eğitim görecektir. 20 aylık bir fark çocukluk döneminde büyük bir farktır. Bunun yanında 60-66 aylık çocuklar bilişsel (zihin) gelişimi, psikomotor (kas) gelişimi, sosyal gelişim ve duygusal gelişim açıdan okula başlamaya hazır olmayabilir. Bu çocuklar 80 aylık çocukların yanında kendini geride kalmış hissedebilir. Bu nedenle 60-66 ay arasındaki çocukların okula başlaması sakıncalı olabilir. Ancak aşağıda belirttiğimiz durumlardan beşi birden bir çocukta mevcutsa aileler bir uzmana danışarak çocuğunu okula başlatabilir.

    1. Çocuğunuz anaokulu eğitimi aldıysa;
    2. Anaokulu öğretmenleri veya okul psikologları çocuğunuzun fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimini okula başlamaya yeterli görüyorsa;
    3. Çocuğunuz ileri gelişim özellikleri gösteriyorsa (harfleri kendiliğinden öğrendiyse, adını yardımsız yazabiliyorsa, basit toplama ve çıkarma işlemlerini yapmaya başladıysa, uzay, doğa gibi sıradışı konulara ilgisi varsa)
    4. Çocuğunuz uygulanan gelişim ölçeklerinde*** yaşının üstünde gelişim özellikler gösterdiyse;
    5. Metropolitan Okul Olgunluğu Testi’nde okula başlamaya uygun tanısı aldıysa;

    Eğer çocuğunuz bu beş şartı birden taşıyorsa o zaman onu okula başlatmak doğru olabilir. Çocuğunuz bu maddelerden birini taşımaması halinde okul kaydının önümüzdeki seneye ertelenmesi daha uygun olacaktır. Psikolojik Danışman Yasemin ATEŞ bu konudaki kararın bir uzman eşliğinde verilmesini önermektedir ve ailelerin Metropolitan Okul Olgunluğu Testi’ni çocukları için yaptırmalarını önermektedir.

    Yanlış Düşünceler

    30 Eylül 2012 tarihi itibariyle çocuğu 60-66 aylık olan anne-babalar çocuklarını okula başlatırken kimi yanlış düşüncelere sahip olabilmektedir. Bu düşüncelerden birkaçı şöyledir:

    • Çocuğum bir an önce okula başlasın. Erken başlasın, erken bitirsin.
    • Abisi/ablası da başlayacak, onunla birlikte başlasın. Beraber gidip gelsinler.
    • Bir sene daha anaokuluna ücret ödemeyelim.
    • Filancanın çocuğu erken başladı da ne oldu? Zamanla alışır.
    • Evde canı sıkılıyor. Bari okula gitsin.
    • Komşunun çocuğu başladı, bizim çocuk da başlasın. Beraber gitsinler.

    Yukarıdaki düşünceleri göz önüne alarak çocuklarını okula başlatmak anne-babaların yapacağı en büyük yanlışlardan biridir. Okula başlamada en önemli kriter çocuğun gelişim özelliklerinin okula başlamayı desteklemesidir. Erken okula başlama, çocukta okula karşı soğumaya neden olabilir ve uzun vadede çocuğun eğitimden uzaklaşmasını netice verebilir.

    ÇOCUĞUM 66-72 AYLIK

    30 Eylül 2012 tarihi itibariyle 66 ayını doldurmuş olan çocuklar otomatik olarak ilkokul birinci sınıfa kaydedilecektir. Ancak bu çocuklardan bazıları gelişim özellikleri (fiziksel, duygusal, zihinsel, psikomotor, sosyal) nedeni ile okula hazır olmayabilir. Eğer anne-baba olarak gözlemlerinize ya da anaokulu öğretmenlerinin ve psikologların gözlemlerine dayanarak çocuğunuzun okula hazır olmadığı kanaatine vardıysanız, çocuğunuzun okula başlamasını bir yıl geciktirebilirsiniz. Öncelikle yapmanız gereken çocuğunuzun gelişim özelliklerini ve okula uygunluğunu çeşitli testler ve gözlemler ile kontrol etmektir. Bu konuda çevrenizdeki anaokulları, ilçenizdeki RAM (Rehberlik Araştırma Merkezi), okullardaki okul psikolojik danışmanları ve psikologlar size yardımcı olacaktır. Burada uygulanan testler ya da gözlemler sonucunda gerçekten çocuğunuzun okula uygun olmadığı anlaşılırsa, o zaman bu test-gözlem sonucu ve dilekçe ile okul yönetimine başvurup çocuğunuzun okula başlamasını bir sonraki seneye alabilirsiniz. Test-gözlem sonuçları çocuğunuzun okula başlamasını uygun göstermediği halde, çocuğunuzu yine de okula göndermek isterseniz ona zarar vermiş olursunuz.

    Özetle, ilkokula başlama deneyimi her çocuk için aslında eğitim hayatına başlama dönemidir. Çocuk eğitim ve okumak hakkındaki ilk duygularını birinci sınıfta oluşturacaktır. Bu sınıfta atılacak olumlu ve pozitif ilk adımlar çocukların tüm eğitim hayatını olumlu etkiler. Bu dönemde atılacak yanlış adımlar ise çocuğun eğitimden soğumasına neden olabilir. Ailelere düşen görev, çocukları için doğru kararı uzmanlar eşliğinde, çocuğun gelişimini göz önüne alarak vermektir.

  • Okul Korkusu ve Başarısızlığı

    Okul Korkusu ve Başarısızlığı

    Okula başlama çağı tüm anne-babalar ve çocuklar için heyecan verici bir dönemdir. Okul hayatı boyunca çocuklar bireysel ve sosyal gelişim süreçlerinin en önemli basamaklarını tamamlarlar.

    Özellikle ilkokula başlama döneminde bazı çocuklar anne-babadan ayrılmakta zorlanabilirler, ya da okula devam konusunda hiçbir sorun yaşamayan bir çocuk bir anda okula gitmemek için bazı biyopsikososyal tepkiler gösterebilir.

    Okul reddi kavramı okul çağındaki bir çocuğun okula gitmeye karşı gösterdiği endişeli tepkiler olarak tanımlanabilir. Okul reddi üç farklı durumda ortaya çıkabilir; ilk okula yeni başlayan çocukların anne-babalarından ayrılmaktan dolayı duydukları endişe durumudur. Genellikle kısa bir süre sonunda çocuğun uyum sağlaması beklenir. İkinci durum ise çocuğun okul ortamında rahatsız eden ya da korkutan bir durumdan dolayı okula gitmek istememesidir. Örneğin arkadaşları tarafından zarar gören bir çocuğun okula gitmekten korkması olağandır. Üçüncüde ise aileden ayrılma endişesinin yoğun olarak yaşandığı durumlar gözlemlenmektedir. Çocuk evden ve anne-babasından ayrılma durumunda yoğun stres yaşadığı için okula gitmeyi reddedebilir.

    Okul reddi çocuk, aile ve okul çalışanları için ciddi bir problem oluşturur. Okula gitmeyi reddetmek, kısa ve uzun dönemde çocuğun sosyal, duygusal ve akademik gelişimi üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir.

    Yeni okula başlayan 5–6 dönemindeki çocuklar için anne-babalarından ayrılmak, yeni bir sosyal ortama uyum sağlamak, sosyal ilişkiler kurmak zorlu bir süreçtir. Bu dönemde anne-baba tarafından aşırı korunan, kural ve sınırlamalar öğretilmeyen, duygusal olarak yaşının olgunluğuna sahip olmayan çocuklar diğer yaşıtlarına göre daha fazla zorlanmaktadırlar. Ancak bazı durumlarda çocuk okula başlamak için gerekli olgunluğa ve becerilere sahip olsa da okul reddi sorunu ortaya çıkabilmektedir. Okul reddinin ortaya çıkma nedenlerinin çocuğun kişilik özellikleri, aile ortamı ya da okul ortamı ile ilgili etkenlerle ilişkili olduğu belirlenmektedir.

    Bu nedenle anne-baba okul reddi ile karşılaştığında çocuğu endişelendiren ve rahatsız eden sorunun kaynağını dikkatlice araştırmalıdır. Okuldaki öğretmenleri ve uzmanların desteği ile sorun mümkün olan en kısa sürede ve mümkünse okula devamsızlığa en az düzeyde izin vererek çözülmeye çalışılmalıdır. Süreç uzarsa mutlaka bir uzman yardımına başvurmaktan ve profesyonel yardım almaktan kaçınılmamalıdır.

    Okula gitmek istememenin nedenlerini araştırmak için anne-baba olarak sınıf öğretmeninden ve okul danışmanından yardım almanız önemlidir. Çocuğunuz için birlikte, iş birliği içinde çalışmak en etkili çözüm yolu olacaktır. Sorunun ne olduğunu anlamak için çocuğunuzu dinleyin. Onu endişelendiren, üzen, korkutan şeyin ne olduğunu size anlatması için onu cesaretlendirin.

    Okul reddi ile baş etmede en önemli maddelerden biri öncellikle çocuğun okula devam etmesini sağlamaktır. Fiziksel olarak kontrolleri yapıldıktan sonra doktor aksini önermediği takdirde anne-baba çocuğu okula göndermelidir.

    Çocuğun kendisini endişelendiren durum ya da durumlar hakkında konuşmasına fırsat vermek, sorunun nedenlerini anlamaya çalışmak doğru çözümü bulmak için gereklidir.

    Uzun süreli ve şiddetli okul reddi durumlarında profesyonel yardım için aile bir Psikolojik Danışmana başvurmalıdır.

    Sorun çocuk ve aile için ne kadar zorlayıcı olursa olsun, sabırlı yaklaşıp okul reddine neden olan etkenlerin doğru tespit edilmesi ve bunların düzenlenmesi için çaba harcanmalıdır.

  • Çocukta okul korkusu

    OKULA GİTMİCEEEEEM !!!!!

    “Çocuğum 6 yaşında bu yıl ilkokula başladı. Okula çok büyük bir arzu ile hazırlanmasına rağmen ilk günün sabahından beri okula gitmek istemediğini söyledi.Tüm çabalarıma karşın sınıf içine sokamadım. Benimle birlikte kalmak istiyor yanımdan hiç ayrılmıyor. Şu an okula gitmiyor. Eskiden de bana bağlı bir çocuktu ancak okula başladıktan sonra bu bağlılık daha da arttı. Okula götürmek için çocuğu zorlamalı mıyım ? Nasıl hareket etmeme tavsiye edersiniz ?”

    Yeni öğretim yılının başlamasıyla birlikte ailelerin sıkça karşılaştığı bu durum okul korkusu olarak tanımlanabilir.Bazı çocuklar okula başlamadan önce çok istekli görünseler dahi okul zamanı geldiğinde bu istekleri kalmaz ve okula gitmek istemezler. Okul korkusunun en önemli belirtisi okulda oluşan yoğun sıkıntı ve huzursuzluk hissidir. Bu nedenle çocuk okula gitmek istemez ve okulda yalnız kalamaz. Özellikle ilkokula başlayan çocuklarda görülen Okul Korkusu anneden ayrı kalma ve terk edilme kaygısıyla ilişkilidir. Annenin yokluğunda kendisine ve annesine zarar geleceği ve terk edileceği endişesini yaşar. Çocuk, hiç tanımadığı bir ortamda hiç tanımadığı insanlarla, hiç tanımadığı bir başka yetişkinle ki bu insan aynı zamanda otoriteyi temsil eden bir kişidir (öğretmen) birden bire yalnız bırakıldığını gördüğünde korkar ve endişelenir. Yoğun sıkıntı yaşar. Eğer çocuğa sorulmuş olsa o bu tedirginlik yerine, ailesinin sıcak evinde olmayı tercih eder.

    Elbette çocuğun anne veya babadan ilk uzun süreli ayrı kalışı okulun ilk günüyse çocuk okulu sevmeyecektir. Çünkü ilk kez bu “okul” onu ailesinden ayırmıştır. Bu yüzden ailelerin okul öncesi çağdan itibaren bu aşırı bağımlılığı ortadan kaldırmak için çeşitli alıştırmalar yapmaları gereklidir. Çocuğunuzun yanından ayrılırken; neden ayrıldığınızı, nereye gideceğinizi ve ne zaman geleceğinizi belirtmeli ve bu açıklamalara sadık kalmalısınız. Zamanı uzattığınızda terk edildiğini düşünecektir. “Olsun geldim ya” deseniz bile o her gidişinizde ya geri dönmezse diye kaygılanacaktır. Çocuğunuzun okul korkusunu aşmasında okulun da büyük bir rolü vardır. Öğretmen, okulu sevdirmeli, okulun ne işe yaradığını çocuğun algılayacağı bir biçimde anlatmalıdır.

    “Eğer siz, çocuğunuzu okulda yalnız bırakacağınız için kaygılıysanız çocuğunuzdan rahat olmasını beklemeyin”

    Okul Korkusunda en sık görülen nedenler:

    – Okul korkusunun kaynağı genellikle anneden ya da anne yerine geçen kişiden ayrılma korkusudur.

    – Ayrı kalma kaygısı anne ve babada varsa çocuk bu kaygıyı öğrenmiştir.

    – Çocuk kendi yokluğunda anne ya da babasına bir şey olmasından korkmakta ya da kendisini terk edip gideceklerinden korkmaktadır.

    – Anne ve baba çocuğu kendilerine bağımlı yetiştirmişlerse, çocuğun özgüvensizliği okuldan korkmasına neden olur.

    – Çocuk yalnız başına kendisini güvensiz hissetmektedir.

    – Okul korkusu geliştiren çocuklar genellikle başarı kaygısı olan, uslu, uyumlu, aşırı onay bekleyen çocuklardır. Bu kişilik özelliklerine sahip çocuklarda tetiği çeken bir etken hastalığı başlatır (ailede hastalık, ailede sosyoekonomik bir kriz, kardeş doğuşu, göç, bir kayıp, okul veya öğretmen değişikliği, okulda onurunu, bedeninin tehdit eden bir durum gibi).

    Bu nedenlerden de anlaşılacağı gibi erken çocukluk döneminde sürekli anne- baba desteği almış, sorumluluk verilmemiş, sorumluluk almadığı için özgüveni gelişmemiş çocukların Okul Korkusu yaşaması daha olasıdır. Ama bu her şeyin sonu değil elbette. Çocuklar doğru bir yaklaşımla her şeyi daha hızlı öğrenebilirler. Bunun için tutarlı ve samimi olmak yeterlidir. Çocuğunuza okulu sevdirebilirseniz ve okula ne olursa olsun gitmesini sağlarsanız okula alışabilir.

    Okul korkusu sıklıkla okula yeni başlayan çocuklarda görülür. Ancak daha ileri yaşlarda görülme olasılığı da vardır. Aile içi sorunlardan, okuldaki olumsuzluklardan ya da sınıfta yaşadığı bir kaygıdan kaynaklanabilir.

    BELİRTİLER:

    – İsteksizlik, alınganlık ve sinirlilikte artış varsa,

    – İştahsızlık ve uykuda huzursuzluk varsa,

    – Okula karşı ilgisiz ve tepkisiz davranıyorsa,

    – Okulda ve evde nedensiz yere ağlamaya, kavga etmeye ve dikkat çekmeye çalışmaya başladıysa,

    – Evde kalmak ve okul ödevlerini kaçırmak arasında seçim yapamayıp aşırı kaygılı olduysa,

    – Sık sık hasta olmadığı halde baş veya karın ağrısı bahane ederek şikayet ediyorsa,

    – Okula giderken ağlama, hastalanma ya da okula gitmeyi istememe davranışları geliştiriyor ve evde kalmasına izin verilince bunlar birdenbire kayboluyorsa,

    – Okula gitmediği için suçluluk duyuyorsa,

    – Okula devam ettiği zamanlarda iyi bir öğrenci olabiliyorsa; okul korkusundan şüphelenilebilir.

    “Çocuğunuza sevginizi her işini yaparak değil, ona sorumluluk vererek gösterin”

    ÖNERİLER:

    – Okula gitme konusunda ödün verilmemeli, mutlaka okula gitmesi sağlanmalıdır.

    – Çocuğa, okulun amacını açıklamak, okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin kararlı ve tutarlı olması işe yarar. Okula gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için bazı aksaklıklara yol açacağını anlatmaya çalışılmalıdır. Çocuğun kendini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.

    – Korkusu yüksek bir seviyede ise ilk hafta okula birlikte gidip dönüşte almaya geleceğinizi belirtebilirsiniz. Tutarlı olursanız onu terk etmeyeceğinizi anlar.

    – Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamamalı, korkusu ve gözyaşlarıyla alay edilmemelidir.

    – Vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutarak, gerekli açıklamaları yapıp, ayrılıkların doğal olduğu hissettirilebilir.

    – Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatıp, onunla gününün nasıl geçtiği hakkında konuşmak her ikinizi de rahatlatabilir.

    – Çocuğa okula gitmesi gerektiği, zaman geçerse bu korkuya birde derslerden geri kalmış olmanın korkusunun ekleneceği söylenmelidir.

    – Çocuğun endişeleri, duyguları üzerinde konuşmak, hem sıkıntısını paylaşmasını hem de anlaşıldığını hissedip rahatlamasını sağlar.

    – Bu sıkıntılı durumun geçici olabileceği, kendisiyle aynı durumda olan başka çocuklarında olduğu anlatılabilir.

    – Okulla işbirliği yapılmalıdır.

    – Boş zaman ve oyun becerileri kazandırarak anne babaya bağımlılık azaltılabilir.

    – Arkadaş toplantıları düzenleyerek, sosyal beceriler kazanmasına fırsat tanınabilir.

    – Anne babanın beklenti düzeyini gerçekçi kılıp çocuğa zaman tanıması korkuyu yenmesini kolaylaştırabilir.

    – Çocuğun kendini terk edilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınılmalıdır.

    – Önerilenler doğrultusunda davranmanıza rağmen okul korkusunun devam etmesi halinde bir çocuk psikiyatristine başvurulması ve yardım alınması gerekebilir. Yapılan bir yanlış okul korkusunun devam etmesine ve sorunun büyümesine yol açabilir.

  • Okul isteksizliği

    OKULA GİTMİCEEEEEM !!!!!

    “Çocuğum 6 yaşında bu yıl ilkokula başladı. Okula çok büyük bir arzu ile hazırlanmasına rağmen ilk günün sabahından beri okula gitmek istemediğini söyledi. Tüm çabalarıma karşın sınıf içine sokamadım. Benimle birlikte kalmak istiyor yanımdan hiç ayrılmıyor. Şu an okula gitmiyor. Eskiden de bana bağlı bir çocuktu ancak okula başladıktan sonra bu bağlılık daha da arttı. Okula götürmek için çocuğu zorlamalı mıyım ? Nasıl hareket etmeme tavsiye edersiniz ?”

    Yeni öğretim yılının başlamasıyla birlikte ailelerin sıkça karşılaştığı bu durum okul korkusu olarak tanımlanabilir.Bazı çocuklar okula başlamadan önce çok istekli görünseler dahi okul zamanı geldiğinde bu istekleri kalmaz ve okula gitmek istemezler. Okul korkusunun en önemli belirtisi okulda oluşan yoğun sıkıntı ve huzursuzluk hissidir. Bu nedenle çocuk okula gitmek istemez ve okulda yalnız kalamaz. Özellikle ilkokula başlayan çocuklarda görülen Okul Korkusu anneden ayrı kalma ve terk edilme kaygısıyla ilişkilidir. Annenin yokluğunda kendisine ve annesine zarar geleceği ve terk edileceği endişesini yaşar. Çocuk, hiç tanımadığı bir ortamda hiç tanımadığı insanlarla, hiç tanımadığı bir başka yetişkinle ki bu insan aynı zamanda otoriteyi temsil eden bir kişidir (öğretmen) birden bire yalnız bırakıldığını gördüğünde korkar ve endişelenir. Yoğun sıkıntı yaşar. Eğer çocuğa sorulmuş olsa o bu tedirginlik yerine, ailesinin sıcak evinde olmayı tercih eder.

    Elbette çocuğun anne veya babadan ilk uzun süreli ayrı kalışı okulun ilk günüyse çocuk okulu sevmeyecektir. Çünkü ilk kez bu “okul” onu ailesinden ayırmıştır. Bu yüzden ailelerin okul öncesi çağdan itibaren bu aşırı bağımlılığı ortadan kaldırmak için çeşitli alıştırmalar yapmaları gereklidir. Çocuğunuzun yanından ayrılırken; neden ayrıldığınızı, nereye gideceğinizi ve ne zaman geleceğinizi belirtmeli ve bu açıklamalara sadık kalmalısınız. Zamanı uzattığınızda terk edildiğini düşünecektir. “Olsun geldim ya” deseniz bile o her gidişinizde ya geri dönmezse diye kaygılanacaktır. Çocuğunuzun okul korkusunu aşmasında okulun da büyük bir rolü vardır. Öğretmen, okulu sevdirmeli, okulun ne işe yaradığını çocuğun algılayacağı bir biçimde anlatmalıdır.

    “Eğer siz, çocuğunuzu okulda yalnız bırakacağınız için kaygılıysanız çocuğunuzdan rahat olmasını
    beklemeyin”

    Okul Korkusunda en sık görülen nedenler:

    Okul korkusunun kaynağı genellikle anneden ya da anne yerine geçen kişiden ayrılma korkusudur.

    Ayrı kalma kaygısı anne ve babada varsa çocuk bu kaygıyı öğrenmiştir.

    Çocuk kendi yokluğunda anne ya da babasına bir şey olmasından korkmakta ya da kendisini terk edip gideceklerinden korkmaktadır.

    Anne ve baba çocuğu kendilerine bağımlı yetiştirmişlerse, çocuğun özgüvensizliği okuldan korkmasına neden olur.

    Çocuk yalnız başına kendisini güvensiz hissetmektedir.

    Okul korkusu geliştiren çocuklar genellikle başarı kaygısı olan, uslu, uyumlu, aşırı onay bekleyen çocuklardır. Bu kişilik özelliklerine sahip çocuklarda tetiği çeken bir etken hastalığı başlatır (ailede hastalık, ailede sosyoekonomik bir kriz, kardeş doğuşu, göç, bir kayıp, okul veya öğretmen değişikliği, okulda onurunu, bedeninin tehdit eden bir durum gibi).

    Bu nedenlerden de anlaşılacağı gibi erken çocukluk döneminde sürekli anne- baba desteği almış, sorumluluk verilmemiş, sorumluluk almadığı için özgüveni gelişmemiş çocukların Okul Korkusu yaşaması daha olasıdır. Ama bu her şeyin sonu değil elbette. Çocuklar doğru bir yaklaşımla her şeyi daha hızlı öğrenebilirler. Bunun için tutarlı ve samimi olmak yeterlidir. Çocuğunuza okulu sevdirebilirseniz ve okula ne olursa olsun gitmesini sağlarsanız okula alışabilir.

    Okul korkusu sıklıkla okula yeni başlayan çocuklarda görülür. Ancak daha ileri yaşlarda görülme olasılığı da vardır. Aile içi sorunlardan, okuldaki olumsuzluklardan ya da sınıfta yaşadığı bir kaygıdan kaynaklanabilir.

    BELİRTİLER:

    İsteksizlik, alınganlık ve sinirlilikte artış varsa,

    İştahsızlık ve uykuda huzursuzluk varsa,

    Okula karşı ilgisiz ve tepkisiz davranıyorsa,

    Okulda ve evde nedensiz yere ağlamaya, kavga etmeye ve dikkat çekmeye çalışmaya başladıysa,

    Evde kalmak ve okul ödevlerini kaçırmak arasında seçim yapamayıp aşırı kaygılı olduysa,

    Sık sık hasta olmadığı halde baş veya karın ağrısı bahane ederek şikayet ediyorsa,

    Okula giderken ağlama, hastalanma ya da okula gitmeyi istememe davranışları geliştiriyor ve evde kalmasına izin verilince bunlar birdenbire kayboluyorsa,

    Okula gitmediği için suçluluk duyuyorsa,

    Okula devam ettiği zamanlarda iyi bir öğrenci olabiliyorsa; okul korkusundan şüphelenilebilir.

    Çocuğunuza sevginizi her işini
    yaparak değil, ona sorumluluk
    vererek gösterin”

    ÖNERİLER:

    Okula gitme konusunda ödün verilmemeli, mutlaka okula gitmesi sağlanmalıdır.

    Çocuğa, okulun amacını açıklamak, okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin kararlı ve tutarlı olması işe yarar. Okula gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için bazı aksaklıklara yol açacağını anlatmaya çalışılmalıdır. Çocuğun kendini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.

    Korkusu yüksek bir seviyede ise ilk hafta okula birlikte gidip dönüşte almaya geleceğinizi belirtebilirsiniz. Tutarlı olursanız onu terk etmeyeceğinizi anlar.

    Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamamalı, korkusu ve gözyaşlarıyla alay edilmemelidir.

    Vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutarak, gerekli açıklamaları yapıp, ayrılıkların doğal olduğu hissettirilebilir.

    Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatıp, onunla gününün nasıl geçtiği hakkında konuşmak her ikinizi de rahatlatabilir.

    Çocuğa okula gitmesi gerektiği, zaman geçerse bu korkuya birde derslerden geri kalmış olmanın korkusunun ekleneceği söylenmelidir.

    Çocuğun endişeleri, duyguları üzerinde konuşmak, hem sıkıntısını paylaşmasını hem de anlaşıldığını hissedip rahatlamasını sağlar.

    Bu sıkıntılı durumun geçici olabileceği, kendisiyle aynı durumda olan başka çocuklarında olduğu anlatılabilir.

    Okulla işbirliği yapılmalıdır.

    Boş zaman ve oyun becerileri kazandırarak anne babaya bağımlılık azaltılabilir.

    Arkadaş toplantıları düzenleyerek, sosyal beceriler kazanmasına fırsat tanınabilir.

    Anne babanın beklenti düzeyini gerçekçi kılıp çocuğa zaman tanıması korkuyu yenmesini kolaylaştırabilir.

    Çocuğun kendini terk edilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınılmalıdır.

    Önerilenler doğrultusunda davranmanıza rağmen okul korkusunun devam etmesi halinde bir çocuk psikiyatristine başvurulması ve yardım alınması gerekebilir. Yapılan bir yanlış okul korkusunun devam etmesine ve sorunun büyümesine yol açabilir.

    Uzm. Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı

    Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı

  • Okul fobisi nedir ve çocuklarımız bu fobiden nasıl kurtulur?

    Okulları açıldığı şu günlerde çocuklarda en sık karşılaştığımız sorunlardan birisi de okula gitmek istememe, anne babadan ayrılamama, okul saatleri yaklaştığında; sıkıntı artışı, ağlama, sinirlilik, baş ağrısı, mide bulantısı, iştahsızlık gibi şikayetler.. 6-8 yaş gibi ilkokula başlangıç döneminde görülebildiği gibi, ortaokul veya liseye başlangıç,okul değişikliğinin gündeme geldiği dönemlerde de ortaya çıkabilmektedir. Kaza, hastalık, ameliyat, okul arkadaşının gidişi, bağlı olduğu akrabanın hastalığı veya ölümü, ebeveyn boşanması, maddi sorunlar, aile içi şiddet ve kardeş doğumu gibi durumların arkasından başlayabilir. Bu çocuklar genellikle evde rahat ve huzurluyken okulda aşırı kaygılı ve huzursuzdur. Özellikle okulun kapalı olduğu zamanlarda veya okula gitmemesine karar verildiğinde yakınmalar kaybolur.

    Çocuk okula gitmeme isteğine kendince açıklama getirmeye çalışır. Durumu çoğunlukla sınav korkusu, öğretmen korkusu ve kendisine iyi davranmayan bir arkadaşının varlığı gibi okulla ilişkili sebeplere bağlar. Çalışmalar bu çocukların ebeveynlerinin de aşırı koruyucu, kollayıcı, kaygılı ve depresif mizaçlı olduğunu ve çocuklarının her istediğini yapan, net tavırlar sergileyemeyen, çocukların bireyselleşmesine, güven sağlamasına izin verebilecek ortamlar yaratmayan kişiler olduğunu göstermektedir. Bu ailelerin sıklıkla çocuklarının bedensel sağlığıyla çok ilgili oldukları ve onların sürekli gözlerinin önünde olmasından memnunluk duydukları gözlenmektedir.

    Bu tip çocukların ele alınmasında anne-baba ve öğretmenle işbirliği çok önemlidir. Çocuklar okula gitmek istemedikleri için cezalandırılmamalı, suçlanmamalı, okula gitmesinin gerekliliği konusunda tüm aile fertleri tarafından net bir tavır sergilenmeli, çocuğu okula özendirici ve destekleyici olunmalıdır. Okulun önemi çocuğun anlayacağı bir dille açıklanmalıdır.

    Okula gitmeden önce yapılan uzun vedalaşmalar çocuğun uzun süreli bir ayrılık kaygısını tetikleyeceğinden, kısa bir veda yeterlidir. Çocuğun sınıfa katılımı aşamalı olarak gerçekleştirilebilir, ancak çocuk mutlaka okula gelmelidir. Okul fobisi kendini gösterdiğinde ve ailenin çabaları sonuçsuz kaldığında, çocuk okula gitmeyi ciddi biçimde reddediyorsa, bir çocuk psikiyatrisine danışılmalıdır. Tedavi geciktirildiğinde süreç uzayabileceği gibi başka psikiyatrik sorunlar da duruma eklenebilir.

    Yapılan araştırmalar küçüklüğünde okul fobisi gösteren çocukların bir kısmının ileriki yaşlarda sosyal fobi tanısını aldıklarını göstermiştir. Erken müdahale edilmesi çocukların bu sorun nedeniyle yaşayacakları sosyal ve akademik olumsuzlukları en aza indirgeyeceğinden aile ve öğretmenlere bu konuda önemli görevler düşmektedir.

  • Çocuklarda oluşan okul korkusu

    Genellikle okula yeni başlayan çocuklarda görülen anne-babadan ayrılıp okula başlama korkusudur. Bu çocuklar yeni ortamlara uyum sağlamakta zorlanır. Okulda aşırı tepkiler , ağlamalar olabilir. Aileler okula bırakıp gitmeyi tercih eder. Oraya alışacaklarını düşünürler ama bir kısmında bu korku sürekli olur ve öğretmen baş edemez. Devamlı sınıftan çıkmak ister. Anne babayı tekrara göremeyecek korkusu olabilir. Genelde anne babaya çok bağlı güvensiz çocuklarda olur.

    Çocuk okula gitmediği zaman bu sorunlar ortadan kalkar tamamen normalleşir. Okula götürülmeye kalkıldığında şikayetler başlar. Korku dışında bulantı, kusma , baş ağrısı gibi bedensel şikayetlerde olabilir. Evden okula gitme fikri bile bu belirtileri tetikleyebilir.

    Kreşe gitmiş çocuklarda daha küçük yaşlarda sosyal ortamlara alıştığı için okul fobisi daha az görülür. Yine de kreşe başlayan çocuklarda korkular kreş döneminde olabilir. Çocuğa güven verip ortama alıştırmak durumu genelde çözer.

    Okul fobisi okula başladıktan daha sonraki yıllarda da görülebilir. Lise yıllarında bile görülür. Çocuğun ya da ergenin yaşadığı psikolojik hastalık veya travmalar okul korkusunu tetikler. Daha sonra başlayan fobiler önemlidir ve tedavi gerektirir.

    Okula başlama dönemindeki okul korkuları genelde birkaç yaklaşımla azalır. Ama uzun sürenlerin tedavi edilmesi gerekir.

    Neler Yapılmalı:

    Çocuğa güven verici yaklaşılmalı ve korkuları hakkında konuşup güven verilmelidir. Okulda ne kadar kalacak, ne kadar süre sonra anne babayı görecek gibi.

    Yumuşak yaklaşımlı, çocuğun sevgisini kazanacak öğretmen olması da süreci kolaylaştırır.

    Anne babalar ve çevre çocukları okuldan korkutacak konu ve hikayelerden kaçınmalılardır. Bazen abartılmış okula anıları çocuklarda korku oluşturabilir.

    Okula korkusu olan çocuklarda bir süre anne baba okulda çocuk alışıncaya kadar bekleyebilir. Arkadaşlarıyla tanıştırma, oyunlarla ilgisini çekmeye çalışılmalıdır. Çocuğun öğretmeni sevmesi önemlidir. Öğretmen yumuşak davranmalı anlamaya çalışmalıdır. Eğer bütün bunlara rağmen çocukta bir gelişme yoksa yardım alınması gerekir. Genellikle okul fobisi ilk bir ay içinde azalır biter.