Etiket: Oksijen

  • Ozonterapi

    Oksijenin Yaşamsal Önemi

    Oksijen, canlılar için yaşamsal önemi olan bir değerdir. Açlık ve susuzluğa uzun süreli direnebilen bir canlı, nefes almadan yaşamaya, yalnızca 1-2 dakika dayanabilir. Çünkü, bedenimizdeki tüm canlı normal hücreler için, oksijen gereklidir.

    Günümüzde, birçok hastalığın temelinde, oksijensizlik ya da yeterli oksijen alamama vardır. OZON TEDAVİSİ, işte bu temel üzerine kuruludur. Ozon tedavisi ile hem hastalıkların iyileştirilmesi hem de hasta olmayan kişilerin daha sağlıklı ve nitelikli bir yaşam sürmeleri mümkün olabilmektedir. Çünkü, sağlıklı yaşam, kaliteli yaşamdır.

    Ozon Nedir?

    İnsanoğlu ozonu, atmosferde yoğunluğu azalmış ozon deliği ile tanırken, onun tedavi edici muhteşem özelliğinden habersiz kalmıştır.

    Uzaydan ve özellikle güneşten gelen zararlı ışınların yeryüzüne inmelerine engel olan ve canlıların yaşaması için bir şemsiye görevi yapan ozona eski çağlarda Yunanca ''Tanrının Nefesi'' adı verilmiştir.

    Oksijenin kimyasal bir akrabası olan ozon(03), atmosferde, yüksek enerjiye sahip güneş ışınlarının normal oksijen molekülüne(02) çarpmasıyla ortaya çıkan oksijen atomlarının(0), diğer oksijen molekülleriyle(02) birleşmesi sonucu oluşur. İki atomlu normal atmosferik oksijenin(02), yüksek enerji taşıyan bir başka şeklidir. İnsan eliyle ozon üretimi de, benzer yöntemlerin, özel cihazlar yardımıyla uygulandığı ozon jeneratörleri ile olmaktadır. Ozon, renksiz ve keskin kokulu bir gaz olup, kimyasal olarak kararsız bileşik özelliğindedir.

    Medikal Ozon Nedir?

    Medikal (tıbbi) ozon, %5 ozon-%95 oksijen karışımından oluşmaktadır. Ozon, çok yüksek oksidasyon (yakma) gücüne sahip olduğu için, tıpta “aktif oksijen” ya da “süper oksijen” olarak tanımlanır. Aktif oksijen molekülü olan OZON kullanılarak yapılan iyileştirici tedavilere, ''OZONTERAPİ'' denilmektedir.

    Diyabetten kansere, hepatitten AIDS'e, kronik yorgunluktan strese, kozmetikten antiaginge

    dek, onlarca amaca yönelik olarak uygulanmaktadır.

    Her sağlıklı hücre, normal yaşam ve fonksiyonlarını sürdürebilmek için, oksijene bağımlı işleyen metabolik yollarla, enerji (kalori) gereksinimini karşılamak zorundadır. Alınan besinler, OKSİJEN ile yakılarak gerekli enerji sağlanır.

    Yaşam biçimi, stres, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, solunan havanın kirliliği, sigara ve alkol gibi alışkanlıklara bağlı olarak veya yaşlanma, şeker, akciğer ve kalp hastalıkları, tıkanan damarlar gibi nedenlerle ya da olağan yaşam temposunun biraz üstüne çıkıldığında, hücrelere ulaşan oksijen yetersiz kalabilir. Oksijen eksikliğini arttıran bu türden nedenler, insanı ölüme dek götürecek olaylar zincirini tetikleyebilir.

    Oksijensizlik belirtileri arasında sıklıkla, baş ağrısı, kronik eklem ağrıları, unutkanlık, sık geçirilen enfeksiyon, iyileşmeyen yaralar, bitkinlik, yorgunluk, çalışma gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma ve yaşamsal önem taşıyan organların yıpranması sayılabilir.

    Ozon'un Kullanıldığı Alanlar

    1) Medikal ozon, hastalıkların tedavisinde, tıbbi sterilizasyon ve dezenfeksiyonda, antiaging ve kozmetik uygulamalarında,

    2) Havanın, kötü kokuların, atıkların temizlenmesinde ve dezenfeksiyonunda,

    3) Suların temizliğinde (içme suyu, havuz ve kaplıca dezenfeksiyonunda) ve suların uzun süreli korunmalarında,

    4) Gıda endüstrisinde sterilizasyonda, soğuk hava depolarında,

    5) Cam şişe temizliğinde ve renk giderilmesinde,

    6) Tarımda verimin arttırılmasında (suni gübre ve/veya ilaçlama yerine),

    7) Veterinerlik-hayvancılıkta tedavide, verimin arttırılmasında,

    8) Toksinlerin (zehirlerin) giderilmesinde, kimyasal ve petrol ürünlerinin zehirsizleştirilmesinde,

    9) Tekstil sektöründe (boya ve kumaşta canlılığın arttırılması, renk giderilmesi, kot beyazlatma vb.) kullanılmaktadır.

    Ozonun Tıbbi Tedavide Kullanılması

    Ozon, tıpta, hastalıkların tedavisinde, yaklaşık yüz yıldan beri uygulanmaktadır. Dünyada Almanya, İngiltere, ABD, Japonya, Rusya, Brezilya gibi birçok ülkede, ozon tedavi klinikleri yanında, sadece ozon tedavisi yapan özel hastaneler ve İtalya Siena Üniversitesi'nde kürsüsü vardır.

    Ozonun vücuttaki etkisi, kullanılan doz ve miktara bağlı olarak değişiklik gösterir.

    Ozon tedavisi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve hastalığın cinsine göre uygulanacak tedavi protokollerini belirler.

    Ozon tedavisi, birçok hastalığın iyileşmesine yardımcı olması ya da tamamen düzelmesini sağlaması nedeniyle, alternatif bir tıp yöntemi gibi değil, tamamlayıcı ya da ana tedavi yöntemi gibi düşünülmelidir.

    Ozon tedavisi kolay ve pratik uygulama şansına sahiptir.

    Ozon Nasıl Etkili Olur?

    Ozon, doku ve hücrelerin oksijenlenmesini arttırır. Alyuvarların (kanda oksijen taşıyan kırmızı hücreler) elastikiyetini arttırarak, kılcal damarlardan geçişini hızlandırır. Kanın dokulara oksijen bırakma yeteneğini arttırır; hücrelerin oksijen havuzunda yüzmesini sağlayarak, OKSİJEN EKSİKLİĞİNİ GİDERİR.

    Bağışıklık sistemini uyararak, güçlendirir. Akyuvarların (vücudun savunma hücreleri) fonksiyonlarını düzenler, enfeksiyonlara karşı korunmayı arttırır. Bağışıklık sistemini güçlendirerek ENFEKSİYON VE KANSERE DİRENCİ ARTTIRIR. Bağışıklık sistemini düzenleyici özelliğiyle, bağışıklık sisteminin sapmasından kaynaklanan hastalıkların tedavisinde iyileştiricidir.

    Kanın kıvamını azaltır, akışkanlığını sağlar. Damar duvarındaki plakların yumuşamasını ve küçük kan damarlarındaki tıkaçların çözülmesini sağlayarak, KAN DOLAŞIMINI DÜZENLER. Damar duvarına olan etkisi ile TANSİYONUN NORMALLEŞMESİNE yönelik olumlu katkı yapar.

    DEZENFEKSİYON VE ANTİMİKROBİK özelliğiyle, bakteri, virüs ve mantarları öldürür. Klordan yaklaşık üç bin kat daha güçlü, doğal ve atık bırakmayan bir dezenfektandır.

    KANSER HÜCRELERİNİN ÇOĞALMASI VE YAYILMASINI ENGELLER. Kanser üzerindeki etkisi, tümör hücrelerinin zarlarını parçalama ve vücudun bağışıklık sistemini uyarma yolu ile olur.

    Kemoterapi ve radyoterapi gibi klasik kanser tedavilerinin etkisini, dokulardaki oksijen miktarını arttırarak güçlendirir (Kemoradyoduyarlılaştırıcı etki). Kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerini, dikkate değer düzeyde azaltır.

    Hücre içinde solunumu hızlandırarak, hücre fonksiyonları için gerekli ENERJİ (ATP) ÜRETİMİNİ ARTTIRIR, daha enerjik ve fonksiyonel bir vücut oluşturur.

    Karaciğer hücrelerini aktive ederek, böbreklerin süzmesini ve cildin DETOKS EDİCİ ÖZELLİĞİNİ ARTTIRARAK, vücudumuzdaki zararlı kimyasal maddelerin (kurşun ve cıva gibi ağır metaller, böcek öldürücüler, ilaç atıkları, asidik maddeler, tarım ilacı kalıntıları) temizlenmesine yardımcı olur.

    Vücudumuzdaki doğal ağrı kesicilerin açığa çıkmasını sağlayarak, AĞRI KESİCİ ÖZELLİK GÖSTERİR.

    İmmün modülatör (bağışıklık sistemi düzenleyicisi) etkisi ile ALERJİ VE ASTIM gibi hastalıkların TEDAVİSİNE YARDIMCI OLUR.

    OZONTERAPİ’NİN TIBBİ AMAÇLI KULLANIM ALANLARI

    YARA ve YANIK

    Yara ve yanık tedavisinde ozonun,

    -Mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için dezenfektan (mikrop temizleyici) özelliğinden,

    -Dolaşımı düzenleme, kılcal damarları geliştirme ve kanın kıvamını azaltma yolu ile yaralı dokunun oksijenlenmesini, kanlanmasını ve beslenmesini arttırarak, iyileşmesini hızlandırıcı etkisinden yararlanılır.

    Ozon sıklıkla aşağıdaki tür yara ve yanıklarda kullanılır:

    Diyabet yaraları,

    -Enfekte olmuş iyileşmeyen yaralar,

    -Uzun süre yatmaya bağlı ortaya çıkan bası yaraları (dekübitus ülserleri),

    -Dolaşım bozukluğuna bağlı olarak bacaklarda ortaya çıkan ciddi yaralar,

    -Çeşitli nedenlere bağlı cilt enfeksiyonları, alerjiler, egzamalar,

    -Ameliyat öncesi ve sonrasında zor iyileşen yaralar,

    -Yara izleri.

    DOLAŞIM BOZUKLUKLARI ve DAMAR TIKANIKLARI

    Ozon tedavisinin son 40 yılda en çok kullanıldığı alanlardan birisi, dolaşım bozuklukları ve damar tıkanıklıklarıdır. Dolaşım bozukluklarındaki ozon tedavisinin başarısı birçok tıbbi çalışmada gözlenmiş olup, ozonun şu etkilerinden yararlanılır:

    Damarların duvarında bulunan düz kasların gevşemesini sağlayarak, damar içi basıncı azaltır ve bu özelliği ile ''Hipertansiyon'' tedavisinde yer alır.

    -Dokuların oksijenlenmesini, kılcal damarların yeniden oluşmasını ve doku kanlanmasını arttırır.

    -Kanın kıvamının azalması ile daha akışkan hale gelmesinin yanı sıra, damardaki tıkacın erimesini sağlayarak, ''Damar Tıkanıklıkları''nın tedavisinde kullanılır.

    -Damar sertleşmesine neden olan duvardaki yağ ve kalsiyum plaklarının yıkılmasını sağlar ve bu nedenle ''Damar Sertliği''nin tedavisinde yararlıdır.

    KANSER

    Otto Warburg, kendisine Nobel Ödülü kazandıran çalışmalarında şu sonuçlara ulaşmıştır:

    Kanserin temel nedeni, oksijensiz yaşamdır. Tümör hücresi, oksijensiz yaşama yeteneğindedir (anaerobik); normal hücreler, oksijene gereksinim duyar (aerobik).

    -Vücutta ''onkojen'' denilen tümör yapıcı genlerin stres, kirlilik, radyasyon yanında oksijensizlik gibi faktörler tarafından uyarılması ile kanser başlayabilir.

    -Oksijen eksikliği, kanserin yayılmasını kolaylaştırır. Yeterli oksijen sağlandığında, tümör dokusunun metabolizması bozulur; tümör hücrelerinde ölüm başlar. Kanser hücreleri, oksijen açısından zengin bir ortamda varlıklarını kolayca sürdüremez.

    Ozonun, tümör hücrelerine doğrudan öldürücü etkisi (oksidasyon etkisi) yanında, tamamlayıcı olarak bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olduğu anlaşılmıştır.

    Kemoterapinin ve radyoterapinin bulantı, kusma, bitkinlik gibi yan etkilerini giderdiği; bu tedavilerin tümör üzerindeki öldürücü etkilerini arttırarak tamamlayıcı tedavi yönünden de oldukça başarılı bir şekilde kullanılabildiği gözlenmiştir.

    VİRÜS HASTALIKLARI

    Hepatit'inbütün tiplerinde ozon tedavisi, hem antimikrobik etkisiyle hepatit virüsünün dış çeperini (zarfını) doğrudan tahrip ederek hem de bağışıklık sistemi üzerindeki etkisiyle İNTERFERON salgılanmasını sağlayarak, ALTIN STANDARTLARDA bir tedavi olduğunu kanıtlamıştır.

    Hepatit A, diğerlerine göre sorunsuz ve büsbütün iyileşebilirken, virüsün diğer tipi hepatit B, sıkça, kronik bir şekilde seyreder. Burada, klasik tıbbi tedavi metotlarına ek olarak, ozon tedavisi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Ozon tedavisi, hepatit C hastalığının tedavisinde de uygulanır.

    AIDS, zona, uçuk, kuş gribi, SARS gibi viral hastalıklarda ozon, bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanı sıra, virüse doğrudan teması ile etkili olur.

    Kızamık sonrası görülen SSPE gibi yavaş ilerleyen virüs enfeksiyonları, beynin tüm virüs enfeksiyonları (ensefalit), grip gibi sık geçirilen üst solunum yolu ve bronşite neden olan virütik akciğer hastalıklarında ozon uygulanabilir.

    KARACİĞER HASTALIKLARI

    Karaciğer hücrelerinin fonksiyonlarında yardımcı olur; karbonhidrat, yağ ve protein seviyelerini düzenler, kandaki yağ ve şeker değerlerini normalleştirir.

    Karaciğer hücrelerinin yenilenmesini sağlaması nedeniyle, karaciğer yetersizliği ve sirozda destekleyici olarak kullanılır.

    Karaciğer iltihaplarının, kullanılan ilaç ve kimyasalların karaciğer üzerindeki tahribatının en az düzeyde olmasını sağlar.

    MİDE ve BAĞIRSAK HASTALIKLARI

    -Gastrit ve ülser tedavisinde,

    -İltihaplı bağırsak hastalıklarında (ülseratif kolit, Crohn hastalığı, proktit ve spastik kolon gibi diğer kolit çeşitlerinde) ozon tedavisinin çok yararlı olduğu gözlenmiştir.

    BÖBREK HASTALIKLARI

    ''Ozon Sauna'' ter bezlerini uyararak terlemeyi arttırır ve yağ dokusu içinde depolanan toksinlerin deri yolu ile atılmasını sağlayarak, böbreğe yardımcı olur.

    Diyalize giren hastalarda, böbreklerin yoğun şekilde çalışmasını gerektiren ağır metallerin boşaltım işi, saunada terleme yolu ile 15-20 dakikada gerçekleştirilebilir. Bu nedenle diyalize giren ağır böbrek hastalarına, “ozon sauna” özellikle önerilmektedir.

    KAS, KEMİK ve ROMATİZMAL EKLEM HASTALIKLARI

    Kas hastalıklarında ve travmalarda (kaza ve spor yaralanmaları gibi) iyileşmeyi hızlandırmakta, dolaşımı düzenlemekte, sinirlerin harabiyetini önlemekte ve onarılmasını kolaylaştırmaktadır. Kasların güçlenmesine katkı sağladığı için, kronik kas ve sinir hastalıklarında da kullanılır.

    Genel olarak, ozon tedavisinin fizik tedavi ya da diğer tedaviler ile birlikte, tamamlayıcı amaçla kullanılması önerilmektedir.

    Eklem kireçlenmesi ve harabiyeti, eklem iltihabı ve kemik erimesi gibi, pek çok ağrılı

    ve fonksiyon kısıtlılığı yapabilen hastalıklarda da ozon kullanılmaktadır.

    Kemik deformasyonu gelişmemiş eklem kireçlenmesinde (gonartroz), diğer ozon tedavi yöntemlerine ek olarak, eklem içine yapılan ozon enjeksiyonlarının hem eklem içinde hava yastığı oluşturması hem de eklem şişkinliğini azaltması nedeniyle ağrıyı giderdiği; ayrıca kıkırdak dokusunun yeniden onarılmasını sağladığı gözlenmiştir.

    Romatoid artrit gibi bağışıklık sisteminin sapması ile ortaya çıkan hastalıklarda, ozon tedavisinin bağışıklık sistemini düzenleyici etkisi nedeniyle, diğer tedaviler ile birlikte kullanıldığında, hastada hızlı iyileşmeler görülebilmektedir.

    Ayrıca, yoğun adale ağrıları, yorgunluk, uyku bozuklukları ile seyreden ve çok yaygın rastlanan bir rahatsızlık olan FİBROMYALJİ'de başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    NÖROLOJİK HASTALIKLAR

    Ozon tedavisi, beyin oksijenlenmesini arttırması ve damar düzenleyici olması nedeniyle, aşağıdaki sinir sistemi hastalıklarında kullanılabilmektedir:

    -Başağrısı ve Migren tipi gerilim ağrıları,

    -Multipl Skleroz,

    -Alzheimer hastalığı ve Demans (bunama),

    -Parkinson gibi nörolojik hastalıklar,

    -Polinöropati, myotoni, müsküler distrofi, ALS gibi kas–sinir hastalıkları,

    -Spastik çocuklar, serepral palsi, SSPE gibi beyin hastalıkları,

    -Kulakta uğultu ve çınlama,

    -Vertebrobaziler yetmezlikte olduğu gibi beyin kanlanması ve oksijenlenmesinin azaldığı, fizik kapasitede düşme, yürüme güçlüğü ve baş dönmesi gibi belirtilerle kendini gösteren beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri vardır.

    AĞRI TEDAVİSİ

    Nöron ve kaslarda iyileşmenin yanı sıra, santral sinir sisteminde analjezik (ağrı kesici) etki yaparak, ağrıların azalmasına yol açar.

    Ağrı oluşturan maddelerin etkisini azaltarak, ağrı tedavisini kolaylaştırır.

    Ozon gazının direkt uygulanması ile şiddetli ağrılarda sinir blokajı da yapılabilir.

    BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRME

    Sık enfeksiyon geçirenlerde ve kanser riski altında olanlarda, bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekir.

    Ozon, immün modülatör (bağışıklık sistemi düzenleyicisi) olarak, düşük ve orta dozlarda verildiğinde, organizmanın kendi direncini ( immün sistemi) aktive etmektedir.

    Mikropları öldürme mekanizmalarından birisi olan FAGOSİTOZ olayını hızlandırır ve kolaylaştırır.

    Savunma hücrelerinin (beyaz hücreler) sayısını arttırır.

    Savunma hücreleri tarafından salgılanan İNTERLÖKİN adlı maddenin vücuttaki yapımını arttırır.

    CİLT ve SAÇ HASTALIKLARI

    Normal ve saçlı deride bölgesel kan dolaşımını arttırır. Kan, lenf ve deri hücrelerini etkileyen ozon sayesinde dokuların iyileşmesi ve kendini yenilemesi hızlanır.

    Ozon tedavisi,

    -Virüslerin neden olduğu uçuk ve zona; bakterilerin neden olduğu akne, fronkül ve abse ile mantarların neden olduğu cilt enfeksiyonlarında,

    -Egzama, sedef (psöriyazis), kurdeşen (ürtiker) gibi kaşıntılı ve döküntülü alerjik cilt hastalıklarında,

    -Skleroderma gibi deriyi kalınlaştıran kolajen doku hastalıklarında,

    -Erkek ve kadın tipi saç dökülmelerinin önlenmesinde, kepeklenme, yağlanma, saçkıran gibi hastalıklarda,

    -Ter kokusunu önlemede ozon tedavisi oldukça başarılıdır.

    KOZMETİK AMAÇLI

    -Yaşlılığa bağlı KIRIŞIKLIK'larda,

    -Ameliyat ve yara izlerinin (skar, keloid) düzeltilmesinde,

    -Yüzdeki izler ve göz kapaklarındaki torbaların giderilmesinde,

    -Karın, göbek, basen ve kalça yağlarının eritilmesi ile bel inceltilmesinde ozon tedavisi uygulanabilir.

    -Kadınların korkulu rüyası olan SELÜLİT'te ozon tedavisi ile önemli düzeyde düzelmeler görülebilir; bu yönüyle geleneksel tedavilerden daha etkili olduğu düşünülmektedir.

    Ozon tedavisi, hücre oksijenlenmesini temel alarak, cilt hücrelerini etkiler. Kozmetik amaçlı ozon uygulamaları, diğer ozon tedavi yöntemlerine ek olarak, direkt cilt altına ozon enjeksiyonlarının (OZOMEZOTERAPİ) yanında, OZON SAUNA adı verilen bir kabin içerisinde gerçekleştirilir.

    Ozon sauna uygulamasında, buhar etkisiyle, kan dolaşımı aktive olmuş cildin yüksek düzeyde oksijenlenmesi amaçlanır.

    Ciltte biriken yağ asitleri ile etkileşmesi sonucu, yağ zincirlerinin kırılması ve vücuttan atılmasını sağlayarak, alyuvarların oksijen taşıma kapasitesini arttırarak, kılcal damarlarda kan akımının düzelmesine yardımcı olarak, yağ dokusu hücrelerinin metabolizmasını normale döndürerek etki yapar.

    Ozomezoterapi, klasik mezoterapi yöntemlerinden daha başarılı ve kalıcı etkiye sahiptir.

    SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI ve ASTIM

    İmmün modülatör (bağışıklık sistemi düzenleyicisi) ve mikrop öldürücü etkisiyle ASTIM, BRONŞİT, ZATÜRRE, TÜBERKÜLOZ, KOAH gibi hastalıkların tedavisinde ilaçların azaltılmasına, alerji ve astım krizlerinin daha az şiddette ve sıklıkta oluşmasına yardımcı olur. Özellikle astım ve alerjik bronşitlerde, başarılı sonuçlar alınmaktadır.

    KALP HASTALIKLARI

    Kalp hastalıklarının tümünde, ozon tedavisi diğer tedavi yöntemlerini desteklemek amacıyla kullanılır.

    -Kalp yetmezliklerinde,

    -Kalp kası hastalıklarında,

    -Koroner damarların tıkanıklıklarında, oksijenlenmeyi arttırma, damar içi basıncı düşürme, kanın akışkanlığını arttırma, kalp iletimi ve dolayısıyla ritmini düzenleme yolu ile kalbin önündeki yükü azaltarak etkili olur.

    KADIN HASTALIKLARI

    Hamileliğin ilk üç ayında, ozonun etkisi tam olarak bilinemediğinden, bu dönemde ozon tedavisinin uygulanmaması önerilir.

    Tedaviye dirençli genital enfeksiyonlarda ozonun bakteri, mantar, virüsleri öldürücü özelliği ve hormonal durumu düzenleyici rolü etkili olur.

    -Sık tekrarlayan düşüklerde, rahim yetmezliğinin (fetoplansetal yetmezlik) önlenmesinde,

    -Hamilelikte kansızlık ve havalelerin önlenmesinde,

    -Adet (menstrüasyon) dönemlerinin rahat geçirilmesinin sağlanması ve menopoz etkilerinin azaltılmasında,

    -Kısırlık tedavisi ve tüp bebek programlarında destekleyici olarak kullanılmaktadır.

    GÖZ HASTALIKLARI

    Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları sonucunda gözün retina adı verilen tabakası ve görme sinirinde oluşan çeşitli derecelerdeki rahatsızlıkların tedavisinde, ozon uygulamasından sonraki 6-8 ay içerisinde görmede iyileşme; tedavinin sürdürülmesi halinde görme performansının artması ya da daha kötüye gidişin durdurulması sağlanabilmektedir.

    KRONİK YORGUNLUK ve STRES

    İş yaşamında stres, yoğun çalışma temposu, zihinsel ve bedensel yorgunluk oksijen eksikliğine neden olur. Oksijen yetersizliğini gösteren bulguların başında yorgunluk, bitkinlik, baş ağrısı, çalışma gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, hayati önem taşıyan organların yıpranması gelir.

    Oksijen yetersizliğinde damarlarda, beyinde, kalpte, eklemlerde, omurilikte ve akciğerlerde fonksiyon bozuklukları ve hastalıklar ortaya çıkar.

    Çağımızın hastalığı olan KRONİK YORGUNLUK halinde kişi, yorgunluk gerektirecek bir iş yapmadığı halde, sanki tonlarca yük taşımış gibi kendini yorgun ve bitkin hissetmekte, kıpırdayacak gücü kalmayacak hale gelmektedir. Dilimizde ''canlı cenaze'' olarak tanımlanan bu durum, son yıllarda, her geçen gün, daha çok sayıda insanı pençesine almaktadır.

    Kronik Yorgunluk ve Stres'te ozon tedavisinin etkileri:

    ''Stres hormonu'' olarak adlandırılan adrenalinin vücutta yıkılmasını sağlayarak stresimizin azalmasını,

    -Kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin aktivasyonuna bağlı genel iyilik hali ile, kişilerin daha enerjik olmalarını,

    -Soluduğumuz havadan ve tükettiğimiz besinlerden aldığımız zehirli maddelerden arınmamızı,

    -Kaslarda yorgunluk hissi oluşturan laktik asidin giderilmesini,

    -Oksijen yetersizliğinden dolayı aksayan organ ve hücre çalışmasının yeniden başlatılmasını,

    -Hücre ve dokulardaki enerjinin artmasını; beyindeki hücre fonksiyonlarının iyileşmesi yolu ile hafızanın güçlenmesini sağlar.

    Ozon tedavisinden sonra kişiler kendilerini daha iyi, canlı ve güçlü hissetmektedirler. Ne kadar çok uyursa uyusun hep dinlenmemiş olarak uyananlar, tedavi sonrası güne dinç olarak başlamaktadırlar.

  • Ozon terapi!

    Ozon terapi doku ve hücrelere ihtiyacı olan oksijeni en etkili şekilde sağlayan ve toksinleri yok eden bilinen en güçlü tedavidir Hepimiz biliyoruz ki; Sadece nefes almak, artık vücudumuza yeterli oksijeni sağlamıyor. Vücudumuz sürekli olarak, havamızdaki, suyumuzdaki ve yiyeceklerdeki toksinler tarafından kirletiliyor. Şehirlerimizdeki oksijen miktarı %21’in çok altında ve düşmeye devam ediyor. Sigara kullanımı, stres, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi durumlar da eklenince vücudumuzda toksinlerin birikimi ve oksijen eksikliği artar. Bu da kronik yorgunluğa, erken yaşlanmaya, hastalıklara ve kansere zemin hazırlar. Yeterli oksijenlenmeyi sağlamak için nefes almaktan daha fazla şey yapmak zorunda kalabiliriz Ozon terapinin eşsiz mucizesi sayesinde stresten tamamen kurtulabilir, performansınızı yükseltebilirsiniz.

    Özetlemek gerekirse; Ozon terapi sağlık ve estetik açısından gerçek anlamda bir hazinedir.

    Ozon buhar kabini ve etkisi

    Tek kişilik kullanım için yapılmış özel saunalardır. Hastanın başı dışında tüm bedeni içinde kalacak şekilde kapaklı küçük bir odacıktır. Sıcak buhar ile birlikte ozon verilir. Deri ile temas eden ozon ciltteki gözeneklerden emilir. Bu amaçla kullanılacak ozon saf oksijenden elde edilebileceği gibi soluduğumuz ortam havasından da elde edilerek ozon hava karışımı olarak da uygulanabilir. Yaklaşık 15 – 20 dakika süren bir tedavidir. Bu tedavi hastaya yaklaşık 400 – 500 kcal enerji kaybettirir. Bu nedenle uygulama sonrası bir süre dinlenme gereksinmesi doğabilir. Tedaviden sonra duş alınması önerilmez. Kurulanıp, günlük giysiler giyildikten sonra normal yaşantıya devam edilebilir.
    Ozon terapi vücutta iyileşmeyi hızlandırır, hastalıklara sebep olan mikroorganizmaları ve toksinleri yok eder. Böylece vücudu toksinlerden arınmasına yardımcı olabilmektedir.

    Ozon sauna terapinin yararları

    ” Laktik asit üretimini indirgeyerek kasları gevşetir ve serbest bırakır.
    ” Toksinleri okside ederek kolayca elimine edilmelerini sağlar.
    ” Kan dolaşımını hızlandırır, zedelenmiş adalelerin daha kolay onarılmasına yardımcı olur.
    ” Periferal kan dolaşım yolları vazodilatasyonunu stimüle ederek ağrıları dindirir.

    ” Cildi temizler, yumuşatır ve gençleştirir.
    ” Hücre solunumunu normalize eder.
    ” Kronik yorgunluk ve çevresel hastalıklara karşı yardımcı olur.
    ” Bağışıklık sistemini stimüle eder.

  • Ozon tedavisi uygulamaları hakkında

    Ozon Tedavisi “Alternatif Tıp” değil, bir “Tamamlayıcı Tıp” unsurudur. Bütün dünyada yüzlerce bilimsel çalışmayla kanıtlanmış etkili bir tedavi yöntemidir.

    Ozonterapinin en önemli özelliği, hastaya ve hastalığa özgü olmak üzere vücuda farklı yollarla verilebilmesidir.

    Tedavi uygulamalarından biri veya birkaçı hastaya veya hastalığa göre seçilerek uygulanır.

    Majör Yöntem

    En yaygın kullanılan bu metotla ortalama 100 ml ( 50 ile 250 ml) kan; Ozona dayanıklı malzemeler ile steril kapalı ortama alınır. Belirli dozdaki ozonla karıştırıldıktan sonra, tekrar kişiye geri verilir.

    Minör Yöntem

    Kişiden alınan 2-5 cc kan, aynı hacimde ozon gazıyla karıştırılarak kas içine enjekte edilir.

    Cilt Altına Uygulama Yöntemi

    Belirli doz ve hacimde ozon gazı ince uçlu bir iğne ile cilt altına , bazı durumlarda cilt içine enjekte edilir.Kırışıkşık ve gevşemeleri düzeltir.

    Vücut Boşluklarına Ozon Gazı Enjekte Edilmesi

    Rektal-(makat) yoluyla, vajinal ve kulak yoluyla püskürtme ile ozon verilir.

    Eklem İçine Ozon Gazı Verilmesi

    Eklem rahatsızlıklarında uygun bir iğne ile belirli dozda ozon gazının eklem içine verilmesidir.

    Torbalama yöntemi ile Ozon Gazı Uygulanması

    Kol bacak gibi bölgeler ozona dayanıklı torbalar içerisinde ozon gazı uygulanır.

    Ozonlanmış Ürünlerin Kullanılması

    Ozonlu su, ozonlu yağ gibi ozonlanmış sıvıların haricen sürülmesi şeklinde uygulanır.

    Ozon Sauna Uygulamaları

    Cilt yüzeyinden ısı arttırılıp cildin nemlendirilmesi sonucunda buharlı bir ortamda tüm cilde ozon emdirilmesi yöntemidir.

    OZONUN KULLANILDIĞI BAZI HASTALIKLAR

    Kronik bronşit

    Sistit

    Bronşial astma

    Böbrek yetmezliği

    DM (Şeker Hastalığı)

    Üregenital tüberküloz

    Akut tromboflebit

    Spontan abartus

    Diyabetik ayak

    Gebelik anemisi

    Migren

    İntrauterin fetus enf

    Artrozis (eklem hastalıkları)

    Fetoplasental yetmezlik

    Kanser

    Bakteriyel vajinozis

    Kronik hepatit B,C

    Vulvar distrofi

    Aterosklerotik damar hastalığı

    Peritonit

    Akne

    Sistemik skleroz

    Osteomiyelit

    Ülseröz deri lezyonları

    Pürulan artrit

    Pürülan, trofik ülserler

    Kronik piyelonefrit

    Psöriyazis (sedef)

    Kronik gastrit

    Kollajenozis

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

    Diş hekimliğinde

    Kolit

    İyileşmeyen yaralar

    Kronik prostatit

    Ülser

    Romatizmal Hastalıklar

    Ağrılar

    Fibromiyaljiler

    Kronik Yorgunluklar

    İyileşmeyen Yaralar

    Diyabet (şeker hastalığı) yaraları, enfekte olmuş ve iyileşmeyen yaralar, yatakta uzun süre yatmaya bağlı ortaya çıkan bası yaraları (dekubitüs ülserleri), dolaşım bozukluğuna bağlı bacaklarda ortaya çıkan ciddi yaraların tedavisi, ozon tedavisinin temel uygulama alanlarından biridir.

    Ozon tedavisi yara bölgesine gelen kan ve oksijeni arttırmış olur.Aynı zamanda yara oluşmasına sebep olan bakterileri öldürerek tedavi sağlanır. Ayrıca çeşitli nedenlere bağlı cilt alerjileri, ekzemalar ozon tedavisine cevap verirler. Ameliyat sonrası zor iyileşen yaralar ve yara izlerinde de ozon önerilmektedir.

    Kanserin Tedavisi ve Önlenmesi

    Nobel ödülü sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran çalışmasında: Vücuttaki “onkojen”ler stres, kirlilik, radyasyon yanında oksijensizlik gibi faktörlerle uyarılarak kanser başlatabiliyor. Bu nedenle kanserin temel nedeni oksijensiz yaşamdır, yani “anaerobiosis”tir. Normal hücreler oksijene gereksinim duyarlar, oysa kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir. Oksijen eksikliği, kanserin yayılmasını da kolaylaştırır. Kanser hücreleri, oksijen açısından zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediğinden, yeterli oksijen sağlanırsa, tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu ve tümör hücrelerinin öldüğü tespit edilmiştir.

    Ozon tedavisinin, direkt kanser hücrelerini öldürücü etkisi yanında, bağışıklık sistemini güçlendirici, kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerini engelleyici etkisi de vardır.Kemoterapi-radyoterapinin tümör üzerindeki öldürücü etkilerini arttırarak tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılı bir şekilde kullanılmaktadır..

    Burada ozonu immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda da kullanmaktayız. İmmun hücreler – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natural katil hücreler – cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar.

    Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.

    Dolaşım bozuklukları

    Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı çok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmış olduğu gibi, bacaklarda hissedilen soğukluk , kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda ortaya çıkan ve dinlenmeyle geçen ağrılar gibi alarm veren semptomlarda azlamalar tedaviyle kısa sürede ortaya çıkmaktadır.

    Kas, Eklem ve Romatizmal Hastalıklar

    Vücudumuzdaki doğal ağrı kesicilerin açığa çıkmasını sağlayarak ağrı kesici özellik gösterir Kemik deformasyonu ve eklem harabiyetlerinde, eklem içine yapılan ozon enjeksiyonları ile hem eklem içinde hava yastığı oluşturulmakta, hem de eklem kıkırdak dokusunun yeniden tamiri sağlanmaktadır.

    Ayrıca Romatoid artrit gibi bağışıklık sisteminin sapması ile ortaya çıkan hastalıklarda , bağışıklık sistemini regüle ettiğinden diğer medikal tedavilerle kombine edildiğinde dramatik iyileşmeler gözlenmektedir.Ayrıca yoğun adele ağrıları, yorgunluk, uyku bozuklukları ile seyreden ve çok yaygın rastlanan bir hastalık olan fibromiyaljide de ozon başarılı tedavi yöntemlerinden biridir.

    Enflamasyonlu eklem hastalıklarından evre 1 ve 2, yani ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlarda, medikal ozon uygulamalarına iyi cevap alınmaktadır. Gonartroz ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif artritlerde ozon tedavisine cevap verir. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonunçok etkili olan antienflamatuar özelliğinden faydalanılmaktadır.

    Migren Tipi Başağrısı

    Botoks uygulamalarında olduğu , ilgili bölgelere cilt altı, kas içi ozon uygulamaları ile , 3-12 ay gibi sürelerde atakların şiddet ve sıklığı azaltılmaktadır. Üstelik botoksun dezavantajları ve riskleri olmadan.

    Virüslerden Kaynaklanan Hastalıklar

    AIDS, zona, uçuk, Hepatit B, C gibi viral hastalıklarda, ozon bağışıklık sistemini güçlendirir ,aynı zamanda virüse direkt teması ile virüsün vücuttan atılmasında etkili olur.

    Böbrek Fonksiyonlarının Düzenlenmesi

    Ozon sauna ter bezlerini uyararak terlemeyi arttırma yolu ile lenfatik sistemde birikmiş toksinlerin, ağır metallerin, kimyasal maddelerin atılmasını hızlandırarak böbreğe yardımcı olur. Toksinleri etkisiz hale getirerek, deri, akciğer, böbrek ve bağırsak yolu ile atılmasını sağlar.

    Böbrekten 24 saat boyunca çalışmasını gerektiren ağır metallerin boşaltım işini, saunada terleme yolu ile 15 dakikada yerine getirir. Bu nedenle ağır böbrek hastalarına ev tipi ozon saunası önerilmektedir.

    Deri Hastalıklarında Ozon Tedavisi

    Ozon, virüs bakteri ve mantarları öldürdüğünden bunların sebep olduğu deri enfeksiyonlarını tedavi eder. Ter kokularını önler. Daha temiz, daha yumuşak yenilenmiş bir cilt sağlar. Bölgesel kan dolaşımını arttırır. Kan, lenf ve deri hücrelerine nüfuz eden ozon sayesinde dokuların iyileşmesi ve kendini yenilemesi hızlanır.

    Göz Hastalıkları

    Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları gözü de etkilemektedir. Gözde retina adı verilen görme merkezindeki ve optik sinirdeki harabiyetler çeşitli derecelerde görme bozukluğu oluşturmaktadır. Burası görme odaklanmasının enkeskin oluğu noktadır.Bundan dolayı oluşan lekeler optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır.

    Yapılan klinik çalışmalarda (Siena Üniversitesinde ), ozon tedavisi sonrası 6-8 ay içerisinde görmede iyileşmeler kaydedilmiştir. Tedavinin devam ettirilmesi halinde görme performansında artış gözlenmiş veya daha kötüye gidişin durdurulmakta olduğu belirlenmiştir. Sarı nokta hastalığı da denen Makula dejeneransında da ilerlemenin durmasını ve bazen gerilemesini sağlamaktadır.

    Bağırsak Hastalıkları

    Proktitis ve kolit gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı püskürtülmesi şeklinde yapılan bölgesel uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların ’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.

    Troid Hastalıkları

    Hashimoto troidit gibi bağışıklık sistemi sapmalarına bağlı durumlarda ozonterapi immün sistemi regüle ederek; diğer sebeplere bağlı troid bezi yetersizliklerinde de , troid bezini aktifleştirerek etkili olur.

    Astım , Kronik Bronşit, Alerjik Hastalıklar

    Semptomların, özellikle dispnenin çabucak düzelmesini , allerjik etkiye bağlı rinit ve bronşial spazmın çabucak çözülmesini sağlar ve yeni atak oluşum sıklığını azaltır.

    Kadın Hastalıkları

    Tedaviye dirençli alt genital enfeksiyonlarda bakteri, mantar, virüs öldürücü etkisi ve hormonal durumu düzenleyici rolüyle etkili olur.

    Cinsel Fonksiyonların Düzenlenmesi

    Ozonterapi alanlarda cinsel fonksiyonlarda artış gözlenmiştir.

    Nörolojik Hastalıklar

    Multiple skleroz, Alzheimer, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar ile Myotoni, Muskuler Distrofi veya Spastik çocuklardaki kas-sinir hastalıklarında başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

    Yaşlılıkta Ozon Tedavisi
    Sağlıklı yaşlanmayı ve genç kalmayı sağlamak amacıyla pek çok yöntem denenmektedir (“Anti-aging” “geriye yaşlanma” yeniden canlanma ) Bunların hedefi, uzun yıllar gençliğinizi korumak ve dinç kalmayı sağlamaktır. Serbest radikaller, buldukları dokularla birleşerek onları, fonksiyonlarını yapamaz hale getiriyor. Bu etki 30 yaşında başlıyor, 40’lı yaşlarda artarak ilerliyor ve 50’li yaşlardan itibaren dramatik bir şekilde çoğaltarak fark edilen bir yaşlanmaya ve pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor.Bunun giderilmesi için yapılması gerekenlerden biri de “ozonterapi”dir.

    Ozon sayesinde oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlanır, bağışıklık sistemi harekete geçirilir. Bunu takiben vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan diğer hücreleri de aktive olurlar.

    Hücreler tıpkı insanlar gibi solurlar. Bunun için hücre seviyesindeki ortamda oksijen moleküllerinin bulunması şarttır.Yaşlanma nedeniyle uzun süredir yeterince oksijenlenmeyen hücreler ozon tedavisinden sonra artık fonksiyonlarını daha yüksek oranda gerçekleştirebilmektedirler. Fiziki kapasitede azalma, yürüme güçlüğü ve baş dönmesi gibi belirtiler ile kendini gösteren beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur. Ozon uygulanan kişilerde yaşlanmayı önleyici etkilerin yanı sıra yaşam kalitesinin önemli düzeyde arttığı bilinmektedir.

    Selülit

    Ozon farklı mekanizmalarla sellülitte etkilidir. Ciltte biriken yağ asitleri ile etkileşerek yağ zincirlerinin kırılmasına ve vücuttan atılmasına neden olur. Ayrıca alyuvarların oksijen taşıma kapasitesini arttırarak, kılcal damarlarda kan akımının düzelmesi ile yağ dokusu hücrelerinin metabolizmaları normal hale döner. Yapılan çalışmalarda ozonterapinin, sellülitin geleneksel tedavisinden daha etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.

    Kronik Yorgunluk Sendromu

    Çağımız hastalıklarından biri kronik yorgunluk sendromudur. Bu hastalıkta kişiler yorgunluk gerektirecek bir iş yapmadığı halde kendini yorgun hissetmektedir. Hatta o gün hiç hareket etmediği halde sanki tonlarca yük taşımış gibi kendini bitkin hissederler ve kesinlikle kıpırdayacak güçleri bile kalmamıştır. Dilimizde “Canlı Cenaze Sendromu” olarak tanımlanan bu hastalık son yıllarda her geçen gün daha çok sayıda insanı pençesine almaktadır.

    Tedavisi oldukça güç olan bu kronik yorgunluk sendromunda ozon önemli düzelmeler sağlayabilmekte ve hücre seviyesinden başlayarak vücutta hastalığın yol açtığı kötü etkileri anlamlı düzeyde silebilmektedir. Stres, yoğun çalışma temposu ile oluşan zihinsel ve bedensel yorgunluk ,ozon (O3) tedavisine çok iyi yanıt verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonu ile genel iyilik hali oluşur ve kişiler kendilerini yenilenmiş hissetmektedirler.Ozon fiziksel dayanıklılığı arttırmaktadır

    Stresle Mücadele

    Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan gıda ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, manyetik kirlenmeler, yanlış yaşam biçimi ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her biri yaşamımızda başlı başına bir stres nedeni oluşturur.

    Ozon tedavisi hastalıkların ve enfeksiyonların tedavisinde etkili olurken, kirlilik ile vücudumuzda biriken toksinlerin atılmasını sağlar. Ayrıca stres hormonu olarak adlandırılan adrenalini vücutta yıkarak stresimizi azaltır.

    Detoks İçin Ozon Terapi (Toksinlerden Arınma)

    Soluduğumuz hava, yediklerimiz ve içtiğimiz su, toksinler ve kirletici maddeler yavaşça vücudumuza girerler ve cildimiz vasıtası ile emilirler. EPA (A.B.D Çevre Koruma Ajansı) verilerine göre, yiyeceklerimizde 3000’den fazla kimyasal bulunmaktadır ve yetişkinler her yıl 2 kg.kadar zirai ilaç artığı tükettikleri gıdalarla birlikte almaktadırlar.

    Ozon uygulama yöntemlerinden biri olan ozonlu sauna ile birikmiş toksin ve kimyasal maddeler deri yolu ile atılır. Aynı zamanda dokuların oksijenlenmesi sağlanmış olur.Ozon sauna derinin üçüncü bir böbrek, ikinci bir akciğer sistemi gibi çalışmasını sağlar.

    Beyin fonksiyonları Zeka ve Ozon Terapi

    Bir çok sebeple akciğerlerimizden kana geçen oksijen az olabilir yada beyine giden kan akımı yetersiz olabilir, işte bu durumlarda oksijen (ozon) tedavisi çok önemlidir.Kanın direkt oksijenlenmesini arttıran ozon tedavisi en ideal ve doğal yoldur. “serbest radikal” denilen elektronlarını kaybetmiş zararlı maddelerin beyin işlevlerini yavaşlatıcı etkisi en iyi ozon tedavisi ile giderilebilir. Ayrıca sınava hazırlanan öğrencilerde kullanılan ozon konsantrasyonunun belleği arttırdığı, hafızayı güçlendirdiği gözlenmiştir.

    Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)

    Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B) ve hepatit C (HVC = hepatitis virus C) sıklıkla kronik bir şekilde seyreder.

    Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile viral yük azalmış başarılı sonuçlar alınmıştır.

    OZON NASIL ETKİLER?

    Ozon, beyaz kan hücrelerinin (savunma hücreleri olup, enfeksiyonlara karşı korurlar) oluşumunu arttırır, fonksiyonlarını düzenler. Bakteri, virüs ve mantarları öldürür.

    Kanın kıvamını azaltır, alyuvarların (kandaki kırmızı oksijen taşıyan hücrelerin) elastikiyetini arttırarak kılcal damarlardan geçişini hızlandırır, akışkanlığını sağlar. Damar duvarlarındaki plakların yumuşamasını ve küçük kan damarlarındaki tıkaçların çözülmesini sağlayarak dolaşımı düzenler.

    Bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonlara direnci arttırır. Bağışıklık sistemini düzenleyici özelliği ile, bağışıklık sisteminin sapmasından kaynaklanan hastalıklarının tedavisinde iyileştiricidir.

    Hızlı büyüyen kanser hücrelerinin çoğalmasını ve yayılmasını engeller.

    OZON TEDAVİSİ İLE VÜCUDUMUZDA HANGİ DEĞİŞİKLİKLER OLUŞUR

    Eklem ağrılarını ve kas rahatsızlıklarını iyileştirir. Kaslarda biriken toksini gidererek kasları gevşetir ve yumuşatır, esnekliği arttırır

    Damar duvarlarını yeniler, güçlendirir ; tansiyonun düzenlenmesinde fayda sağlar.

    Pankreası güçlendirerek şeker hastalığına faydalı olur

    Bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Enfeksiyon hastalıklarına karşı vücudun direnci arttırır.

    Beyin fonksiyonlarını ve hafızayı kuvvetlendirir.

    Depresyon ve sıkıntıyı ferahlatıcı etkisi vardır. Stres hormonu olarak bilinen Adrenalini okside ederek genel bir sakinlik sağlar. Depresyon kaynaklı gerginliği gidermeye yardımcı olur

    Deri kan dolaşımını arttırarak cilt yenilenmesini, sıkı ve pürüzsüz görünüm oluşmasını sağlar. Daha temiz, daha yumuşak ve daha gençleşmiş bir cilt sağlar.

    Hücre ve dokulara giden kan dolaşımını artırarak dokuların yenilenme hızı ve dayanıklılığını artırır ve görevlerini daha iyi yapmalarını sağlar .

    Kan ve Lenf sistemini temizler.

    Derinin üçüncü bir böbrek yada ikinci bir akciğer sistemi gibi çalışması sağlanır.

    Hormon ve enzim üretimini normale döndürür.

  • Koroner dolaşım

    Koroner dolaşım

    Kalbin düzenli ve etkili çalışabilmesi için, oksijen ve besleyici maddelerle zengin kan ile beslenmesi gerekmektedir. Koroner dolaşım, kalbi besleyen damarlarda kanın dolaşımıdır. Kalbin kas dokusu (miyokard) o kadar kalındır ki, kalp kanla dolu olmasına rağmen kanın kas dokusunun derinliklerine ulaşması için koroner damarlara ihtiyaç vardır.

    Kalbin gevşemesi (diastol) sırasında kalp kas dokusuna oksijenli temiz kanı taşıyan ve dağıtan damarlar koroner arter (koroner atardamar), oksijeni alınmış kirli kanı kalp kasından uzaklaştıran damarlar ise kardiyak ven (kardiyak toplardamar) olarak adlandırılır.

    Ana koroner arterler aort kapağının hemen üzerinden çıkan sağ ve sol koroner arter olmak üzere 2 tanedir. Sol koroner arter, sol ön inen arter ve sol sirkumfleks arter olmak üzere ikiye ayrılır. Sol ön inen arter kalbin ön yüzünü, sirkumfleks arter kalbin sol yanını ve arkasını besler. Sağ koroner arter ise sağ kalbi, karıncıklar arası duvarın bir kısmını ve kalbin arka yüzünü besleyen dallara ayrılır.

    Koroner dolaşım kişiden kişiye fark ettiği için tam olarak değerlendirilmesi kardiyak kateterizasyon veya bilgisayar tomografili koroner anjiyografi ile mümkündür. Öyle ki, insanların %4’ünde üçüncü bir koroner arter bulunur, bu atardamar posterior koroner arter olarak adlandırılır. Nadiren kişide aort kökünün etrafında dolanan tek bir koroner arter bulunabilir.

    Koroner arterler, sağlıklı iken, kalp kasının ihtiyacını karşılayacak koroner dolaşımı sağlarlar. Ancak kısmen dar olan bu damarlar, sıklıkla aterosklerozdan etkilenerek tıkanabilirler. Bu durumda kalbin oksijen ihtiyacını karşılamak için kan akışı hızlanır, buna rağmen yeterince oksijen sağlanamazsa oksijen yetersizliği hali olan doku iskemisi meydana gelir. Anlık iskemi, anjina denilen şiddetli göğüs ağrısı yapar. Ciddi iskemide ise kalp kası oksijen yetersizliğinden ölür, bu durum da miyokard enfarktüsü (kalp krizi) ile sonuçlanır.

  • Az nefes, az can, az yaşam, az sağlık demektir !

    YETERLİ NEFES ALIYOR MUSUNUZ ?

    Derin nefesin faydaları konusunda hepimiz üç aşağı beş yukarı bilgi sahibiyiz. Sinirlenince, üzülünce, içimiz sıkılınca farkında olmadan veya bilinçli rahatlamak için derin nefes alırız. Ancak gerçekten istediğimiz faydayı görebileceğimiz şekilde doğru şekilde nefes alıyor muyuz? İş güç, yaşama daldığımız, farkında olmadığımız zamanlarda ne kadar nefes aldığımızın farkında mıyız? Doğduğumuz andan itibaren varlığını kanıksadığımız, yaşamla eşdeğer olan nefes bize hediye edildiğinden bu yana hiç doğru nefes alıyor muyum diye düşündük mü? Çoğumuz için cevap maalesef; Hayır !

    Peki doğru nefes nedir? Bir bebek ilk doğduğu anda ona hediye edilen doğal nefes, karından başlayarak, önce karnın sonra göğsün bir dalga gibi inip kalkması ile seyreden sakin ve akışkan bir nefestir. Çocuğun 3-4 yaşlarına gelmesi, kendini ve çevresini tanıyıp, korktuğu anlarda nefesini tutmaya başlaması ile birlikte, bu doğal nefes alışkanlığı giderek bozulur ve erişkin bir birey olduğunda, karın nefesi kaybolur. Kişi artık sadece göğüs kafesi ile nefes alır hale gelmiştir. Yani nefes aldıkça yalnızca göğsü inip kalkar. Derin nefes alması söylendiğinde, karnını içeri çeker, omuzlarını kaldırır, göğsünü dışarı çıkarır. Bu çaba ile bile, göğüs nefesi ile sınırlı kaldığı için yüzeysel bir nefes alış söz konusu olur ve kişi akciğer potansiyelinin çok azını kullanabilir. Solunum fonksiyon testleri, normal sakin bir soluk alışta çoğu sağlıklı insanın nefes kapasitesinin yaklaşık yüzde 30’u kadar nefes alabildiğini göstermektedir. Astım gibi nefes almanın iyice zorlaştığı hastalıklarda bu kapasite iyice azalır. Farkında olmadığımız gerçek, az nefes, az can, az yaşam, az sağlık demektir.

    Karın nefesi aynı zamanda diyafram nefesi olarak da bilinir. Üflemeli çalgı çalanlar, opera veya şan gibi yoğun nefes gereken işlerle uğraşanlar nefeslerini bilinçli bir şekilde yeniden diyafram/karın nefesine döndürür. Şu bir gerçektir ki; göğüs nefesi yüzeysel nefes almayı sağlarken, diyafram-karın nefesi çok yoğun ve derin nefes almayı sağlar.

    Derin ve etkili nefes almadığımızda tüm vücutta farkında olmadan oksijen eksikliği belirtileri baş gösterir. Halsizlik, kas ağrısı, mide asidi artışı, depresyon, huzursuzluk, akciğer problemleri, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve sağlıksız bakterilerin artışı ile beraber, alerji ve kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalık ve enfeksiyona zemin oluşur.

    İyi haber; 3 yaşlarından sonra bozulan nefes alışkanlığı, özel nefes eğitim çalışmaları ile geri döndürülebiliyor. Bu çalışmalarda diyaframın rahatlatılması, yeniden esneklik kazandırılması, nefesin akciğerlerin en alt noktalarına kadar inmesinin sağlanması, bu nefes alışkanlığının kalıcı olması sağlanarak, normal hayatta da maksimum düzeyde oksijenin vücuda gitmesi sağlanır.

    Bu nefes eğitimleri sonunda nefes yeniden doğal ve diyafram katılımı ile alınmaya başlandığında tüm vücutta bol oksijen ve oksijenin getirdiği hücre yenilenmesi, bağışıklık sistemi güçlenmesi, enfeksiyonlara direnç kazanılması, midede yanma, reflü ve astım yakınmalarının kendiliğinden azalması söz konusu olur.

    Oksijen beynimizin ana fonksiyon kaynağıdır. Yetersiz nefes alma sonucu, oksijen eksikliğine bağlı gelişen depresyon, gerginlik, endişe hali de azalır. Psikolojik durumun bedene yansıdığı psikosomatik hastalıklar, mide reflüsü, alerji ve astım özellikle bu çalışmalardan olumlu etkilenir.

    Bir insan anne karnından çıktığında ilk nefesle hayata başlar ve son nefesini verdiğinde yaşamı son bulur. Nefesin yaşamdaki bu temel rolü göz önüne alınarak, ne kadar nefes o kadar sağlık adına, hasta bireyler kadar, sağlıklı bireylerin de hasta olmamak için başvuracağı ilk çalışma, nefes alışkanlığının gözden geçirilmesi ve maksimum seviyede nefes alabilmek için nefes açma çalışmalarına katılmak olmalıdır.

    Prof. Dr. Yonca Tabak

    Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerji Uzmanı

  • Çocuklarda demir eksikliği

    Demir eksikliği nelere yol açar?

    Vücudumuzdaki organlara oksijen taşınabilmesi için gerekli olan demirin eksikliğinde ciddi sorunlar yaşanır.

    Örneğin: … Dokular yeterli oksijeni uzun süre alamaz. Bu da özellikle gelişme döneminde tüm organlarda gelişme geriliklerine neden olur. Beyin gelişme geriliği görülebilecek en önemli organlardandır.

    Dokulara yeterli oksijen taşınamadığı için, kalp daha fazla oksijen göndermeye çalışır ve daha fazla çarpmak zorunda kalır.

    Vücut, gereken oksijeni dokulara gönderebilmek için daha hızlı nefes alıp vermeye ihtiyaç duyar.

    İştah kaybı olur, çünkü vücut alınan besinlerden faydalanamaz hale gelir. Gelişemeyen ve yeterli oksijen alamayan beyin dokusu yüzünden öğrenme güçlüğü başlar. Bağışıklık sistemi zarar görür. Sık hastalanan çocuklarda anemi(kansızlık) çok daha sık görülmektedir.

    Tedavi

    Yapılan kan sayımı ve demir depolarını gösteren testlere göre 2-5 ay kadar gerekli dozda demir damla veya şurup ile takviye yapılır,tedavi bitimi testler kontrol edilir Bu iletide virüs bulunamadı.

  • Prematüre (erken doğan) bebeklerde yaşanan akciğer sorunları

    PREMATÜRE (ERKEN DOĞAN) BEBEKLERDE YAŞANAN AKCİĞER SORUNLARI

    Kronik Akciğer Hastalığı Nedir? Erken doğan her çocukta olur mu?

    Erken doğan bebekler başta akciğer sorunları olmak üzere birçok farklı sağlık sorunu ile karşı karşıya kalırlar. Bebek ne kadar erken doğdu ise bu sorunların sıklığı ve şiddeti o kadar fazladır.

    Yenidoğanın Kronik Akciğer Hastalığı (Bronkopulmoner displazi) doğumdan sonra bebeğin oksijen ihtiyacının son adet tarihine göre 36. haftadan sonra devam etmesi olarak tanımlanmaktadır. Kronik akciğer hastalığı gelişme sıklığı <1000 gr doğan bebeklerde % 30, 501- 750 gr doğan bebeklerde ise %52 dolaylarındadır.

    Bebeklerin erken doğması en çok akciğerleri etkilemekle birlikte bu çocuklarda çoğu kez kalp, beslenme, ve nörolojik gelişim ile ilgili sorunlarda otaya çıkar ve bu sorunlar birbirini de etkiler.

    Hastalığın değişik şiddet dereceleri var mıdır?

    HafifAkciğer Hastalığı : Bebeğinhastanede yattığı dönemde (doğumdan sonra 36. haftaya kadar) oksijen ihtiyacının devam etmesine rağmen çıkışta oda havasında oksijeni normal olan ve eve giderken oksijen ya da solunum desteği ihtiyacı olmayan bebekler

    Orta Akciğer Hastalığı: Oda havasındabebeğinOksijeni düşüktür , oksijeni normal değerlerde tutabilmek için az miktarda oksijen desteğine ihtiyaç gösterir ( % 30'dan az). Bazı bebeklerevde oksijeni devamlıkullanırken bazıları ise sadece geceleri ya da beslenme sırasındakullanır

    Ağır BPD: Oda havasında oksijen değerlerini normal olabilmesi için % 30'dan daha fazla oksijene ya da bazı cihazlar ile solunum desteği ihtiyacı olan bebeklerdir

    Bebek eve giderken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

    Kronik akciğer hastalığı olan bir bebek eve gönderilmeden önce değerlendirilmesi gereken önemli noktalar şunlardır

    • Bebeğin uyku sırasında, dinlenme esnasında, beslenme sırasında oksijen ihtiyacı olup olmadığı belirlenmelidir. Bazı bebeklerin eve oksijen ile gitmeleri gerekir.Bazı bbeklerin her zaman bazılarının ise sadece uyku ya da beslenme sırasında oksijjen desteğine ihtiyacı vardır
    • Eğer bebeğin solunumunda zaman zaman durmalar (Apne) var ise eve gitmeden önce bunun mutlaka kontrol altına alınması gerekir.Bu durumda kullanılan bazı ilaö tedavilerine ek olarak çok riskli durumlarda evde izlem için monitörlerin sağlanması uygun olacaktır
    • Hastanın yeterli kilo almaya başlamış olması önemlidir
    • Ağızdan yeterince beslenemeyen hastalarda burundan ya da mideden beslenebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekebilir.
    • Eve gönderilmesi planlanan hastalarda ailenin evde hastaya verebileceği bakımın değerlendirilmesi de önemlidir. Aile yapısı, ailenin bebeğin bakımı ve tedavinin sağlanmasına yönelik performansı, sağlık sigortası, ailenin yaşadığı bölgenin sağlık kuruluşuna ve hastaneye olan yakınlığı gibi bir çok faktör bebek eve gönderilmeden önce dikkatle değerlendirilmelidir.
    • Çocuğun bakımı ile ilgilenecek olan kişilere çocuğun bakımı, beslenmesi, kullanmakta olduğu ilaçlar, enfeksiyon kontrol önlemleri, bebeğin rengi, solunum şekli, ısı, nabız, solunum sayısı gibi bulguların takibi için gerekli eğitim verilmelidir.
    • Ailenin acil durumlarda yapılması gerekenler ile ilgili bilgilendirilmesi ve yeniden canlandırma eğitimi alması gerekmektedir.

    Tekrar hastaneye yatmaları gerekir mi?

    Erken doğan ve kronik akciğer hastalığı olan bebekler tüm bu önlemler rağmen özellikle hayatın ilk iki yılında sıklıkla zatüre, bronşiolit gibi solunum sistemi hastalıkları nedeni ile tekrar hastane yatışına ihtiyaç duyarlar.Tekrar hastaneye yatış ihtiyacı evde oksijen kullanan ve ağır akciğer hastalığı olan bebeklerde daha fazladır

    Solunum yolu enfeksiyonlarından nasıl koruyalım?

    RSV virüsü bu bebeklerde hastane yatışlarının önemli bir sebebidir ve gerekli durumlarda RSV enfeksiyonundan korunmak için çocuklara kış boyunca aylık olarak yapılan bazı ilaçların (Palivizumab) kullanımı önerilmektedir

    RSV dışında ,Adenovirus, İnfluenza AB gibi ( grip etkenleri) de bu çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir.

    Bu bebeklerde mevsimsel grip (İnfluenza) salgınları hayatı tehdit edecek kadar ciddi durumlarayol açabilir.

    Bu neden ile bebek 6 aydan büyük ise grip aşısının yapılması, 6 aydan küçük ise de evde bebek ile teması olan kişilerin grip aşısı yaptırmaları önerilmektedir

    Tekrarlayan hırıltı atakları olur mu?

    Erken doğan çocuklarda özellikle hayatın ilk iki yılında acil servise başvuruya neden olan hırıltı ataklarına sıklıkla rastlanır. Bu bebekler acil servise öksürük hırıltı nefes darlığı şikayetleri ile başvurduklarında astımlı hastalara benzer şekilde nefes yolundan verilen ilaçlar ile tedavi edilirler.

    Reflü olur mu? Beslenmede dikkat etmemiz gerekenler nelerdir?

    BPD li bebeklerde değişik çalışmalarda % 18.4 ile % 63 arasında reflü ( besinlerin ve mide içeriğinin mideden yemek borusuna geri kaçışı) sıklığı bildirilmiştir.Bu bebeklerde reflü zaten var olan solunum şikayetlerini arttırabilir

    Erken doğan ve kronik akciğer hastalığı olan bebeklerde emme yetersiz olabilir ve emme/yutma arasında koordinasyon bozukluğu bulunabilir. Bu durumun erken dönemde tanınması ve tedavisinin planlanması hem beslenme ve büyümenin devamı hem de akciğer sorunlarının önlenmesi açısından önemlidir.

    Reflüyü önlemek için aileye basit bazı öneriler verilir

    • Yatış pozisyonu önemlidir ,bebeğin başı ile gövdesi arasında 45 derece açı olması gerekir.
    • Bebeğin az az ve sık olarak beslenmesi uygun olacaktır,
    • Gerkli durumlarda Reflü için bazı ilaç tedavileri önerilebilir
    • Alınan her türlü önleme ve yoğun ilaç tedavisine rağmen şiddetli reflü bulguları devam eden, ve solunum bulguları belirgin olanaz sayıda hastada reflü cerrahi olaraktedavi edilebilir.

    Kalp sorunları olur mu?

    Büyüme gelişmesi yavaş olan ve uzamış oksijen ihtiyacı olan bebekler mutlaka kardiyolojik açıdan değerlendirilmelidir.

    Sonuç olarak erken doğan ve kronik akciğer hastalığı olan (doğumdan sonra bebeğinoksijen ihtiyacının son adet tarihine göre 36. haftadan sonra devam etmesi) bebekler özellikle hayatın ilk yıllarında bronşit,zatüre, hırıltı atakları vb gibi hastalıklar ile acile başvurabilir. Hastanın değerlendirilmesi sebebin bulunması ve en kısa sürede gerekli tedavilerin planlanması önemlidir.

  • Ozon tedavisi nedir, hangi hastalıklarda kullanılır?

    Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3).

    Ozon, atmosferde genel olarak iki atomlu halde bulunan normal atmosferik oksijene (O2) nazaran çok daha yüksek enerji taşıyan bir yapıya sahiptir. Bu nedenle ozon “super oksijen” olarak bilinir.

     Ozon; oksijenin normal atmosferik birleşimine göre bazı farklılıklar gösterir. Oda sıcaklığında renksiz olan ozon gazının karakteristik bir kokusu vardır. Fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında doğal olarak oluşur ve hissedilebilir. Ozon gazının ismi bu karakteristik kokusundan dolayı Yunanca “koklamak ” manasına gelen ozein’den türetilmiştir.

     Uzaydan ve özellikle güneşten gelen yoğun zararlı ışınları emerek, yeryüzüne inmesine engel olan atmosferin stratosfer tabakasındaki ozon için eski tarihlerde “Tanrının Nefesi ” adı verilmiştir. 

    Ozon Nasıl Etki Ediyor?

    – Ozon doku ve hücrelerin oksijenlenmesini arttırır.
    – Alyuvarlar elastikiyetini artırarak kılcal damarlardan geçişini kolaylaştırır.
    – Kanın dokulara oksijen bırakma yeteneğini artırır.
    – Bağışıklık sistemini uyararak, güçlendirir, enfeksiyon ve kansere direnci artırır.
    – Bağışıklık sistemini düzenleyici özelliği ile bağışıklık sisteminin sapmasından kaynaklanan hastalıkları iyileştiricidir.
    – Güçlü antimikrobik etkisi olan ozon – bakteri, virüs ve mantarları öldürür.
    – Kanser hücrelerinin çoğalmasını ve yayılmasını engeller.
    – Kanser tedavisi (Kemoterapi) sırasında tedaviye duyarlılığı artırır, yan etkilerini azaltır.
    – Hücrenin fonksiyonları için gerekli enerjiyi sağlayan, ATP’nin üretimini arttırarak: hücrelerin yasam enerjisini artırır.
    – Detoks etkisi sağlar:karaciğer , böbrek ve cildin fonksiyonlarını düzenleyerek, vücudumuzda biriken toksik ve kimyasal maddelerin temizlenmesinde yardımcı olur.
    - Vücudumuzdaki doğal ağrı kesicilerin açığa çıkmasını sağlayarak AĞRI KESİCİ özellik gösterir.

    Ozon Tedavisi:

    Birçok patolojik durumu düzeltir veya tamamen iyileştirir.Bu olumlu sonuçlar bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmış olmakla birlikte kural olarak hastalıkların tedavisinde, ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır ve tamamlayıcı tedavi grubuna girer.

    Ozon Tedavisinin Kullanıldığı Hastalıklar

    Kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji ,stres ve uyku bozuklukları

    Dolaşım bozukluklarına bağlı olan hastalıklarda: Reynaud fenomeni ve Burger hastalığı.

    Migren ve baş ağrılarının tedavisinde oldukça etkilidir.

    Şeker hastalarında, geçmeyen yaralarda ve diabetik nöropatik ağrılarda

    Metabolik sendrom: Bel çevresinde yağlanma, hipertansiyon, yüksek kanşekeri, HDL kolestrolün düşük, trigliserit değerlerinin yüksek olması.

    Romatizmal hastalıklar: Osteoartrit, Romatoid artrit , Ankilozan spondilit,

    Otoimmun hastalıklar : Multipl skleroz, Sedef hastalığı (psoriasis), Chron hastalığı, Behçet hastalığı,Lupus , Hashimato tiroiditi ve Gut hastalığı

    Ani İşitme kaybı, Kulak çınlaması ve Baş dönmesi

    Kanserde, kemoterapi ve radyoterapiye destek tedavi

    KOAH (Kronik bronşit) ve Allerjik Astım

    Alerjik rinit, atopik dermatit, ürtiker

    Gözde sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu)

    Enflamasyonlu bağırsak hastalıkları: Ülseratif kolit ,crohn hastalığında ve spastik kolon-irritabl barsak sendromu

    Fistüllerde (anal fistül v.b.) enflamasyonu engelleyici, hücreleri yenileyici  özelliklerinden dolayı yüz güldürücü sonuçlar alınır.

    Alzheimer, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar, muskuler distrofi veya kas-sinir sistemini tutan hastalıklarda son derece etkilidir.

    Avaskuler nekroz

    Bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde

    Hepatit B ve Hepatit C de, karaciğeri kanser ve sirozdan korumak

    Viral hastalıklar : Zona, Herpes virüs (genital), HİV

    Kadın genital yollarındaki tedaviye dirençli mantar enfeksiyonlarında

    Anti-aging (Yaşlanmayı geciktirmede)

  • Ozonun kullanıldığı hastalıklar

    İyileşmeyen yaralarda; Diabet(şeker hastalığı) yaralarında, enfekte olmuş ve iyileşmeyen yaralarda, yatakta uzun süre yatmaya bağlı ortaya çıkan bazı yaraları(dekubitus ülserleri), dolaşım bozukluğuna bağlı bacaklarda ortaya çıkan ciddi yaraların tedavisi, ozon tedavisinin temel uygulama alanlarındanbiridir. Yara bölgesine kan akımını sağlayan kılcal damarları geliştirerek yara bölgesine gelen kan ve oksijeni artırmış olur. Aynı zamanda yara oluşmasına sebep olan bakterileri öldürerek tedavi sağlanır. Ayrıca çeşitli nedenlere bağlı cilt allerjileri, ekzamalar ozon tedavisine adaydırlar. Ayrıca ameliyat sonrası zor iyileşen yaralar ve yara izlerinde ozon önerilmektedir.

    Bel ve boyun fıtıklarında; direk fıtık içersine ameliyathane koşullarında verilerek bel ve boyun fıtıklarında %85-90 iyileşme sağlar. Ozon diskektomi denmeğe başlanmıştır. Ayrıca doku çevresine DİSCSAN denilen teknikle verilerek Fıtklar tedavi edilir.

    Kanserin tedavisinde ve önlenmesinde; Nobel ödülü sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran çalışmasında kanserin temel nedeni olarak oksijensiz yaşamı gösteriyordu. “Dr. Warburg’a göre vücuttaki ‘onkojen’ler stres, kirlilik, radyasyon yanında oksijensizlik gibi faktörlerle uyarılarak kanseri başlatabiliyor. ‘Kanserin tek ve nihai temel nedeni oksijensiz yaşamdır, yani ‘anaerobiosis’tir. Normal hücreler oksijene gereksinme duyarlar, oysa kanser hücreleri oksijensiz yaşayabiliyor. Oksijen eksikliği, kanserin yayılmasını kolaylaştırıyor. Kanser hücreleri, oksijen açısından zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediğinden, yeterli oksijen sağlanırsa, tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu ve tümör hücrelerinin öldüğü tespit edilmiştir. Ozon tedavisinin, direkt tümör hücrelerini öldürücü etkisi yanında tamamlayıcı olarak “bağışıklık sistemini güçlendirici, kemoterapi-radyoterapinin tümör üzerindeki öldürücü etkilerini artırarak tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.Ozon aynı zamanda kanserin metastazını kolaylaştıran genleri de baskılamaktadır.

    Kalp damar hastalıklarında Ozon kanı incelterek ve damarları genişleterek kalp ve diğer dokuların aktif oksijenlenmesini sağlamaktadır.Oksijen daha rahat dokulara bırakılmakta hastaları kalp krizi riskinden ve oksijen eksikliğine bağlı ağrı ve doku hasarından korumaktadır. Kalp nakli bekleyen hastalar için ozonterapi kourtarıcı bir rol oynamaktadır. Ozon güçlü bir oksidan olduğundan yağları, kolestrolü eritir yani damarlarımızı temizler. Tansiyonumuzu normal hale getirir, kan basıncımızdaki günlük dalgalanmaları düzenli, stabil hale getirir.

    Kas, Eklem ve Romatizmal Hastalıklarda; Kemik deformasyonu gelişmemiş gonartrozlarda (eklem harabiyetleri), eklem içine yapılan ozon enjeksiyonları ile hem eklem içine hava yastığı oluşturacak, hem de eklem şişkinliğini azaltarak ağrıyı giderecektir. Ayrıca kıkırdak dokunun yeniden tamir edilmesini sağlar. Romatoid artrit gibi bağışıklık sisteminin sapması ile ortaya çıkan hastalıklarda bağışıklık sistemini regüle ettiğinden diğer medikal tedavilerle kombine edildiğinden dramatik iyileşmeler gözlenmektedir. Ayrıca yoğun adale ağrıları, yorgunluk, uyku bozuklukları ile seyreden ve çok yaygın rastlanan bir hastalık olan fibromiyaljide ozon başarılı tedavi yöntemlerinden biridir.

    Virüslerden kaynaklanan hastalıklar; AIDS, zona,uçuk gibi viral hastalıklarda virüsün vücuttan atılmasında, ozon bağışıklık sistemini güçlendirir. Aynı zamanda virüse direkt teması ile etkili olur. Böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesinde,Ozon sauna ter bezlerini uyararak terlemeyi artırma yolu ile lenfatik sistemde birikmiş toksinleri, ağır metalleri, kimyasal maddelerin atılmasını hızlandırarak böbreğe yardımcı olur. Toksinleri etkisiz hale getirerek, deri, akciğer, böbrek ve bağırsak yolu ile atılmasını sağlar.böbrekten 24 saat boyunca çalışmasını gerektiren ağır metallerin boşaltım işini, saunada terleme yolu ile 15 dakikada yerine getirir. Bu nedenle doktorlar, ağır böbrek hastalarına ev tipi ozon saunasını önermektedir.

    Deri hastalıklarında;Ozon, virüs bakteri, egzama, sedef ve mantarları öldürdüğünden bunların sebep olduğu deri enfeksiyonlarını tedavi eder. Ter kokularını önler. Daha temiz, daha yumuşak yenilenmiş bir cilt sağlar. Bölgesel kan dolaşımını artırır. Kan, lenf ve deri hücrelerine nüfus eden ozon sayesinde dokuların iyileşmesi ve kendini yenilemesi hızlanır.

    Göz hastalıklarında ozon tedavisi;Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları gözüde etkilemektedir. Gözde retina adı verilen görme merkezindeki ve optik sinirdeki harabiyetler çeşitli derecelerde görme bozukluğu oluşturmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda, ozon tedavi sonrası 6-8 ay içerisinde görmede iyileşmeler kaydedilmiştir. Tedavinin devam ettirilmesi halinde görme performansında artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmıştır.

    Bağırsak hastalıkları;İltihaplı bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal ozon gazı püskürtülmesi şeklinde yapılan bölgesel uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır.

    Kadın hastalıklarında;Tedaviye dirençli alt genital enfeksiyonlarda bakteri, mantar, virüs öldürücü etkisi ve hormanal durumu düzenleyici rolüyle etkili olur.

    Nörolojik hastalıklarda;Multiple skleroz, alzheimer, parkinson gibi gibi nörolojik hastalıklar ile Myotoni, Muskuler Distrofi veya Spastik çocuklarda kas-sinir hastalıklarında başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Sağlıklı yaşlanmayı ve genç kalmayı sağlamak amacıyla; “Anti-Aging”bir başka değişle “geriye yaşlanma”bu yöntemin hedefi uzun yıllar gençliğinizi korumak ve dinç kalmayı sağlamak. Bu amaçla yapılması gereken çok şey var elbette. İşte bunlardan biri de “ozonterapi”ozon sayesinde oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımı sağlanır, bağışıklık sistemi harekete geçirilir. Bunu takiben vücudun kendi antioksidanları ve serbest radikallere karşı savaşan diğer hücreleri de aktive olurlar. Hücreler tıpkı insanlar gibi solurlar. Bunun için hücre seviyesindeki ortamda oksijen moleküllerinin bulunması şarttır. Yaşlanma nedeniyle uzun süredir yeterince oksijenlenmeyen hücreler ozon tedavisinden sonra artık fonksiyonlarını daha yüksek oranda gerçekleştirebilmektedirler. Fizik kapasitede azalma, yürüme güçlüğü ve baş dönmesi gibi belirtiler ile kendini gösteren beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur. Ozon uygulanan kişilerde yaşlanmayı önleyici etkilerin yanı sıra yaşam kalitesinin önemli düzeyde arttığı bilinmektedir.

    Selülit için ozon terapi (ozon sauna);Ozon farklı mekanizmalarla selülitte etkilidir. Ciltte biriken yağ asitleri ile etkileşerek yağ zincirlerinin kırılmasına ve vücuttan atılmasına neden olur. Ayrıca alyuvarların oksijen taşıma kapasitesini artırarak, kılcal damarlarda kan akımının düzelmesi ile yağ dokusu hücrelerinin metabolizmaları normal hale döner. Yapılan çalışmalarda, ozon terapinin selülitin geleneksel tedavisinden daha etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.Çok etkin bir yöntemdir.

    Kronik Yorgunluk Sendromunda Ozon Tedavisi; Çağımızın hastalıklarından biri kronik yorgunluk sendromudur. Bu hastalıkla kişiler yorgunluk gerektirecek bir iş yapmadığı halde kendini yorgun hissetmektedir. Hatta o gün hiç hareket etmediği halde sanki tonlarca yük taşımış gibi kendini bitkin hissederler ve kesinlikle kıpırdayacak güçleri bile kalmamıştır. Türkçe’de “canlı cenaze sendromu” olarak tanımlanan bu hastalık son yıllarda her geç gün daha çok sayıda insanı pençesine almaktadır. Tedavisi oldukça güçtür. Kronik Yorgunluk Sendromunda ozon önemli düzenlemeler sağlayabilmekte ve hücre seviyesinden başlayarak vücutta hastalığın yol açtığı kötü etkileri anlamlı düzeyde silebilmektedir.

    Stresle Mücadelede Ozon Terapi; Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan gıda ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, manyetik kirlenmeler, yanlış yaşam biçimi ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her biri yaşamımızda başlı başına bir stres nedeni oluşturur. Hastalıkların ve enfeksiyonların tedavisinde etkili olurken, kirlilik ve vücudumuzda biriken toksinlerin atılmasını sağlar. Ayrıca stres hormonu olarak adlandırılan adrenalini vücut da yakarak stresimizi azaltır.

    Detoks (Toksinlerden Arınma) için Ozon Terapi; Soluduğumuz hava,yediklerimiz ve içtiğiz su, toksinler ve kirletici maddeler yavaşça vücudumuza girerler ve cildimiz vasıtası ile emilirler. EPA(ABD Çevre Koruma Ajansı) verilerine göre, yiyeceklerimizde 3000’den fazla kimyasal bulunmaktadır ve yetişkinler her yıl 1.81 kg. pestisiti(zirai ilaç artıkları)tükettikleri gıdalarla birlikte almaktadırlar. Yağ dokularımızda depolanan toksinler ve kimyasallar (tarım ilacı artıkları, suni kimyasallar ve gıda koruyucuları) yavaş yavaş sağlıklı doku ve hücreleri yok ederler ki bu durum hem bir çok hastalığın hem de yaşlanmanın sebebidir. Ozon uygulama yöntemlerinden biri olan ozonlu sauna ile bu birikmiş toksin ve kimyasal maddeler deri yolu ile atılır. Aynı zamanda dokuların oksijenlenmesi sağlanmış olur. Ozon sauna derinin üçüncü bir böbrek, ikinci bir akciğer sistemi gibi çalışmasını sağlar.

    Zeka ve Ozon Tedavisi; Birçok sebeple akciğerlerimizden kana geçen oksijen az olabilir ya da beyne giden kan akımı yetersiz olabilir. İşte bu durumlarda oksijen (ozon) tedavisi çok önemlidir. Kanın direkt oksijenlenmesini artıran ozon tedavisi en ideal ve doğal yoldur. Batı’da özellikle Almanya’da işadamları ve sporcular yoğun bir şekilde ozon tedavisi almaktadırlar. Sınava hazırlanan öğrencilerde kullanılan ozon konsantrasyonu ve belleği artırdığı, hafızayı güçlendirdiği gözlemlenmiştir. Oksijeni aynı zamanda “serbest radikal” denilen elektronlarını kaybetmiş zararlı maddelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Serbest radikaller bulundukları dokularla birleşerek onları fonksiyonlarını yapamaz hale getiriyor. Bu etki 30 yaşında başlıyor 40’lı yaşlarda artarak ilerliyor ve 50’li yaşlardan itibaren dramatik bir şekilde çoğalarak fark edilen bir yaşlanmaya ve pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor. Güçlü anti-oksidan sisteme sahip olmak oksijene dayalı bir yaşam için en temek gereksinimdir. Tek hücreli organizmalar bile eğer serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştirmemiş olsalardı hayatta kalamazlardı. Oksijenle yaşayan her organizma bu tehlikeyi etkisizleştirecek sistemlere sahiptir. Serbest radikallerin beyin işlevlerini yavaşlatıcı etkisi en iyi ozon tedavisi ile giderilebilir.

    Diş hekimliğinde diş çürüklerini önlemede ve yeni başlamış çürüklerde tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Cinsel Fonksiyonların Düzenlenmesinde; Ozon terapi alanlarda cinsel fonksiyonlarda artış gözlenmiştir. Özellikle stres ve de diyabet hastalarını erken dönemde görülen cinsel sorunlarının giderilmesinde oldukça etkili bir yöntemdir.

    Cilt bakımı ve güzelliği, vucudun sıkılaştırarak forma girmesi, diri bir görünüm kazanması, göğüslerde dikleşme, göbek çevresi ve gıdık yağlarının eritilmesinde etkinliği kanıtlanmıştır. Yorgunluğa bağlı gözaltı torbalarının ve morluklarnın giderilmesinde de başarı ile kullanılmaktadır.

    Ani işitme kayıplarında ve kulak çınlamalarında ozonterapi sayesinde umut verici gelişmeler vardır.

    Osteonekrozda yani herhangi bir nedenden dolayı özelliklede kemoterapi alanlarda kemik kanlanması ve beslenmesi bozulmaktadır. Bu alanda ozonterapi tedavi protokollerine girmiştir.

    Diyaliz hastalarının ozonlanmış kan ile tedavisinde umut verici gelişmeler vardır. Ani böbrek yetmezliğinde ozon hayat kurtarıcı bir rol alır.

  • Ozon tedavisii

    Ozon; atmosferin üst tabakalarında bulunan, üç oksijen atomundan oluşan, canlıları güneşin ödürücü morötesi (UV) ışınlarından koruyan bir kimyasal bileşiktir.

    Doğada şimşek ve yıldırımların çok olduğu hava koşullarında, havadaki deniz-iyot kokusu şeklinde hissedilir. Bulutların çarpışmasıyla açığa çıkan elektrik atmosferdeki oksijeni ozona çevirir.
    Medikal ozon, saf oksijenden medikal ozon jeneratörü ile elde edilerek tedavide kullanılır. Ozon (H+3) içeriğindeki 3. oksijen atomunu geri verme eğilimindedir. Bu serbest oksijen molekülü oksidandır; yani çevresini okside eder.

    Bu okside edici molekül düşük dozlarda vücuda verilince vücutta bu ajana karşı bir aşılanma olur. Yani vücutta ANTİOKSİDAN mekanizma tetiklenir.
    OZON TEDAVİSİ;vücudun antioksidan özelliğini artırarak bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudun kendisini iyileştirme yeteneğini artırır.
    Ozon içme sularının, yüzme havuzlarının, atık suların temizlenmesinde ve gıda sanayiinde de koku giderici, mikrop öldürücü olarak kullanılır.