Etiket: Öğün

  • GEBELİK ve ORUÇ

    GEBELİK ve ORUÇ

     Gebelik, dengeli ve düzenli beslenilmesi gereken bir dönemdir. Gebelerin, özellikle öğün miktarını azaltıp, öğün sayısını arttırarak, 3 ana öğün ve 3 ara öğün şeklinde beslenmesini önerilir.  Ayrıca gebelerin bol miktarda sıvı tüketmesi, hem anne, hem de bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Bu nedenlerle gebelik, anne ve bebek sağlığı gözetilerek, oruç için uygun bir dönem olarak genelde kabul edilmez. Günün çok uzun olduğu ve hava sıcaklığının yüksek seyrettiği aylarda bu durum daha da ön plana çıkar.

    Bu bilgiler ışığında, gebelikte oruç nedeniyle, anne ve bebekte oluşabilecek etkilerle ilgili anne adayına bilgi verilir. Ama bazı özel durumlarda mutlak bir şekilde gebenin oruç tutmasını önerilmez. Örneğin; şeker hastalığı, hipertansiyon, guatr vb. sistemik hastalıklarda, gebelik bulantı, kusmasında, gastrit gibi rahatsızlıkların olduğu hallerde, riskli gebeliklerde oruç tutulması sakıncalıdır.
    Tüm bunların yanı sıra oruç tutmak isteyen gebelere, iftar ile sahur arasında, mümkün olduğunca bölünmüş dozlarda, 3-4 öğün gıda almaları ve bol sıvı tüketmeleri tavsiye edilir. İftar ve sahur menülerinde, şekerli, tuzlu ve yağlı gıdalar ile kızartmalardan uzak durmaları önerilir.  Yine bu dönemde gebelerin, dengeli beslenirken, taze sebze ve bol meyve tüketmeleri gerekir. Ayrıca oruçlu gebelerin,  gün içinde mümkün olduğunca istirahat etmeleri ve güneşten uzak durmaları da önerilir.
    İslam dini gebelere oruç konusunda esneklik getirmiştir. Diyanet işleri başkanlığı, din işleri yüksek kurulu, gebelik ve oruçla ilgili olarak; “Ramazan orucunu tutmamak için geçerli mazeretlerden biri de gebelik veya çocuk emzirmektir. Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları halinde oruç tutmayabilirler. Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi, onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır” şeklinde görüş bildirmiştir.
               Son olarak oruç tutmak isteyen her gebenin kendi hekimine danışarak, gebeliği hakkında bilgi alıp, olası riskleri değerlendirip, bu şekilde nihai karar vermesini önerilir. 

  • SORUNSUZ HAMİLELİĞİN ALTIN KILAVUZU

    SORUNSUZ HAMİLELİĞİN ALTIN KILAVUZU

    SORUNSUZ HAMİLELİĞİN ALTIN KILAVUZU

    Hamilelikte kuşkusuz anne adayları pek çok şeyi dert ederler ve gerek kendileri için, gerekse doğacak bebeklerinin sağlığı için sürekli olarak kaygılanırlar.  Anne adaylarının kaygı duydukları arasında solunulan havanın temiz olup olmadığından içilen suyun temiz olup olmadığına, eşlerin evde içtiği sigaranın bebeğin sağlığına zarar verip vermediğinden dişçide çektirilen röntgenin zararlı olup olmadığına kadar pek çok konu vardır. Ancak bu tür kaygılar, hamileliler için gereksiz yere stres kaynağı oluşturmaktan öteye gitmez. Oysa, hamilelik konusunda doğru bilgilere sahip olmak, anne adaylarının yaşayacağı gereksiz stresi ortadan kaldıracağı gibi, sağlıklı bir bebeğe sahip olma olasılığını da artırır. Hamilelik sırasında bebeğe zarar verilmemesi için yapılması gerekenleri ve sorunsuz bir hamilelik için uyulması gereken altın kuralları bazıları: 

    -Sigara ve alkol kullanmayınız .
    -Hekim önerisi dışında ilaç almayınız 
    -Hekiminizin önerdiği demir ve multivitamin ,yeterli dozda omega 3 takviyesi ve eksiklik varsa d vitamini takviyesini ihmal etmeyin. 
    -Uzun süre ayakta durmayınız ,ancak uzun sürede hareketsiz kalmayınız
    -Günlük işleriniz sırasında kendinizi yormayınız, yorulduğunuzda istirahat etmeyi ihmal etmeyiniz  
    -Bisiklet sürme, tenis oynama, kayak yapma gibi sporlardan uzak durunuz 
    -Mesleğiniz gereği de olsa ağır nesneler kaldırmaktan, zararlı metal, kimyasal madde ve radyasyondan uzak durunuz 
    -Yolculuktan önce doktorunuza danışınız ,yolculuk ve seyahatlerde karşılaşılacak sorunlara karşı destek alınız
    -Bol ve rahat giysileri seçiniz 
    -Alçak topuklu, rahat ayakkabılar giyiniz 
    -Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştiriniz 
    -Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız 
    -Diş bakımına özen gösterin. Sabah uyanınca, akşam yatmadan önce ve her öğünden sonra yumuşak fırça ile, yavaş hareketlerle dişlerinizi fırçalayınız 
    -Röntgen ışınlarından sakınınız. Zorunlu olmadıkça radyolojik inceleme yaptırmayınız 
    -Her türlü canlı aşıdan sakınınız (Gerekli durumlarda salk polio aşısı, tetanoz aşısı yaptırmanın sakıncalı olmadığı aklınızda bulunsun) 
    -Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide bulunmakta sakınca yoktur 
    -Günde  en az bir kez ayakta; duş alır biçimde, ılık su ile banyo yapınız 
    -Meme bakımına özen gösteriniz ,özellikle doğuma 2 hafta kala meme başını destekleyecek kremler kollanınız
    -Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan askılı, pamuk dokumalı sütyen giyiniz, dolgunluğu önlemek için hafif parmak dokunuşları ile masaj yapınız 
    -Bol su içiniz 
    -Sık sık ve azar azar beslenin, öğün aralarını açmayın ve öğünlerde yenilen yenmek miktarını azaltıp günlük öğün sayısını arttırın
    -C vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdalar (Turunçgiller, süt ve süt ürünleri) seçiniz 
    -Lifli besinleri tercih ediniz ,Lifli besin tüketilmesi barsak hareketlerini arttırıp gebeliğin sebep olduğu kabızlık ve sıkıntılarından sizi koruyacaktır-Gebelik boyunca 10-12 kg’dan fazla kilo almamaya özen gösteriniz 
    -Gebeliğiniz özel bir risk taşımıyorsa bol bol yürüyüş yapınız ve imkanınız varsa yüzün. Yüzme ve yürüyüşler hem egzersiz kapasitenizi arttıracak hem de sırt kaslarınızı kuvvetlendirip gebeliğin son aylarında sizi daha dayanıklı yapacaktır
    -Aşırı karbonhidrat ağırlıklı(hamur işi tatlı ve şekerli içecekler) beslenmeden sakınım daha dengeli ve her öğünde karbonhidrat sebze ve protein dengesine özen gösteriniz.

    Hekime başvurmanız gereken durumlar

    -Vajinal kanama: İlk aylarda düşük ve düşük tehtidi habercisi olabileceği gibi 24. Haftadan itibaren de erken doğum tehtidi belirtisi olabilir

    -Karında belirgin, sürekli ya da aralıklı ağrı olması: Dış gebelik, düşük, erken doğum belirtisi olabilir. Gebeliğin özellikle son aylarında günde 4-5 i geçmeyen, hareket ve aktivite sonrası olan istirahat edince geçen ve bir dakikayı geçmeyen ağrılar normaldir .Ancak  5  dakikada bir geliyorsa ,geldiğinde bir dakikayı geçiyorsa erken doğum habercisi ağrılar olabilir

    -Fetus hareketlerinin azalması: Fetusun sıkıntı içinde olduğunu gösterir. Özellikle 28.gebelik haftasından sonra fetal hareketleri uzun süre hissetmediğinizde hakiminize başvurunuz

    -Yüksek ateş titreme: Enfeksiyon belirtisidir. 
    -Bulanık ya da bozuk görme 
    -Şiddetli baş ağrısı
    -İnatçı kusma
    -İdrar yaparken yanma, zorluk ya da az idrar çıkarma: İdrar yolları enfeksiyonunu gösterir. 
    -Ellerde ayaklarda ya da yüzde ani ve beklenenin dışında şime şişme: Böbrek işlevlerinde bozukluk yada gebelik tansiyonu belirtisi olabilir
    Gözde sinek uçuşması ense ağrısı olması hipertansiyon bulgusu olabiliri tansiyonunuzu ölçtürün 160/90 üzerinde olursa hekiminize başvurun

  • Çocuğum yemek yemiyor ne yapmalıyım?

    Ebeveyn olarak çocuklarımızın en güzel şekilde beslenmesini, sağlıklı büyümelerini arzu etmemiz en doğal hakkımız. Bazı çocuklar, doğuştan iştahlı oluyor, bazıları ise iştahsız oluyorlar ne yazık ki…

    İştahsız çocuklarla ilgili olarak ebeveynlerin, özellikle de annelerin ciddi şekilde yetersizlik duygusu yaşadıklarını görmekteyiz. Hatta bu durumu takıntı haline getiren anneler de mevcut.

    Bu yazımda beslemeyle ilgili tutum hataları arasından en sık karşılaştığımız örneklerden bahsetmek istiyorum.

    Bazı ailelerde iştahı çok fazla olmayan çocuğa yemek yemesi için aşırı baskı yapıldığını görmekteyiz. Bu gibi durumlarda, “hayat, adeta tabaktaki yemeğin tam olarak bitmesinden ibaretmiş” gibi yaşanıyor. Elinde yemek kâsesiyle çocuğun peşinden koşan ve ona yemesi için adeta yalvaran bir anne ve/veya bakıcı tablosu nadir değil ne yazık ki. Bu tarzın hiç de uygun olmadığının özellikle vurgulanması gerekiyor. Böylesine bir besleme tutumu zaten iştahı az olan bir çocuğu inatlaşma davranışına ve hiç yememeye davet eder.

    Yeme tutumlarıyla ilgili olarak özellikle vurgulanması gerekenler şu şekilde özetlenebilir:

    -9 aylıktan itibaren bir çocuk aile sofrasına oturabilir. Beceriksizce de olsa kaşıkla bir şeyler yiyebilir.

    -Çocuğunuzun üç ana, iki veya üç tane de ara öğünü olsun.

    -Çocuğunuzu her seferinde aile sofrasına oturtmaya özen gösterin. Besleyici olduğu kadar seveceğini de düşündüğünüz bir menüyü ortaya koyun. Pütürlü gıdalara zamanında geçin. HER ŞEYİ BLENDERDAN geçirerek püre halinde verme alışkanlığınızdan 10 aylıktan itibaren vazgeçin.

    -Yemesi için hiç baskı yapmayın. Onun yemek yemesini, sizin için çok önemli bir şeymiş gibi idrak etmesinden kaçının. Yemek konusunda pazarlık yapmayın ve inatlaşmayın.

    -Çiğneme ve elindeki ekmek veya kurabiyeyi kemirme alışkanlığını zamanında kazandırın.

    -Her gün bir veya iki öğününde yeme çeşitliliğini kazandırabilecek farklı alternatiflerle tanıştırın.

    -Çoğunlukla kendisinin yemeye çalışmasını ve bunu öğrenmesini sağlayın. Ağzına beslemekten olabildiğince kaçının. Yere dökülen ve etrafa saçılan yemeklere tepki göstermeyin.

    -Herkesin yemeği bittikten sonra 10 dakika kadar daha bekleyin, yemiyorsa tabağını alacağınızı söyleyin. Süre dolduktan sonra ısrarcı olmadan ve bozulmuş gibi yapmadan tabağını alın.

    -Yemeğini yeterince yemediyse yemek saatinin hemen ardından gelen abur cubur, atıştırmalık gibi istekleri reddedin. Bir sonraki öğün saatine kadar meyve dışında özel bir şey hazırlayamayacağınızı, veremeyeceğinizi ifade edin. Diğer öğün saatine kadar birkaç porsiyon meyve yeme seçeneği sunun.

    -Diğer öğün saati geldiğinde sevdiği yiyecekleri sunun ve yine ısrarcı davranmayın.

    -Çikolata, tatlı, çerez gibi alternatifleri esas öğünlerini yediği takdirde o öğünlerin sonrasında verin. Ama, bu besinlerin sunumunu pazarlık meselesi haline getirmeyin.

    -Onun yemesini takıntı haline getirmeyin, yediklerini takıntılı bir şekilde hesaplamayın, yemek yemesini sizin için hayati bir konu haline getirerek ona yansıtmayın. Elinizde kaşık ve tabakla onun peşinden koşmayın.

    -Gezinerek değil, oturarak yemek yeme alışkanlığı edinmesini sağlayın.

    -Besleyici, sağlıklı ve çeşitlilik içeren gıdalardan oluşan bir yemek yeme alışkanlığı kazanmasını sağlayın.

    Tüm bunları yerinde ve kararında uyguladığınız takdirde, çocuğunuzun beslenme saatleri sizin için bir külfet olmaktan çıkıp, keyifli bir aktivite halini alacaktır.

    Unutmayalım ki, “aç bir çocuk mutlaka yemek yer”. Bu konuda rahat ve tutarlı olmanız onun sağlıklı beslenmesini ve sağlıklı gelişmesini sağlayacaktır. Yemek yedirme ve besleme ritüelinin sağlıklı olması ise aranızdaki sevgi bağını güçlendirecek ve ebeveyn-çocuk bağlanmasının en sağlıklı şekilde olgunlaşmasını sağlayacaktır.

    Yrd. Doç. Dr. Neslim G. Doksat

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrı

  • Çocuklardaki iştahsızlık

    Çocuklarının iştahsız oluşu ebeveynlerin en sık rastlanan şikayetlerinden biridir. Çoğunlukla bu çocukları doktorları ‘iyi ve yeterli boy ve kiloda’ olarak değerlendirir. Ebeveynler farkında olmadan çocuğun az yemesi veya yeterli beslenmemesi ile ilgili endişelerini onun yanında dile getirirler. Bu şekilde yemeye zorlanmakla çocuk yemeyi giderek daha fazla reddetmeye başlayabilir.

    Çocuğunuz enerji dolu gözüküyor, yeterli hızda büyüyor ve sağlıklı gözüküyorsa büyük olasılıkla yeterli besleniyordur. Yemek için zorlanmazsa kendisi için yeterli miktarda yiyecektir. Sağlıklı çocuklar aç olduklarında yeyip, tok hissettiklerinde yemeyi bırakırlar. Sunacağınız yiyecekleri planlayarak sunmanız, çocuğunuzun bunlar arasından kendi tercihini yapması, miktarı için kendi karar vermesi ve kendi başına yemesi iştahlı yeme olasılığını arttıracaktır. Yemek zamanlarının ve ortamının sakin, huzurlu ve gerginlikten uzak olması çocuğun açlık ve tokluk durumlarına ait vücut sinyallerini algılayıp öğrenmesini kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda bu, yaşam boyu sağlık için iyi bir alışkanlık olacaktır.

    Çocuklar ebeveynlerinin yeme alışkanlıklarını da gözlemlerler. Yemek seçen, düzenli öğün alışkanlığı oturmamış, ailece sofra paylaşımı az olan ebeveynlerin çocuklarında da beslenme süreçleri sorunlu olabilir.

    Çocukta dönemsel iştah kaybının sebeplerine göz atalım:

    2-6 yaş arasında normal olarak büyüme hızı yavaşlayan çocuklarda besin gereksinimleri de ilk yaşlara göre azalacağından genellikle iştah kaybı yaşanır. Ayrıca bu döneme ait psikolojik gelişim uyarınca, sevdikleri ve sevmediklerini dile getirerek bağımsızlıklarını ortaya koymaya çalışırlar. Sağlıklı beslenmenin parçası olarak ağız tadı tercihleri oluşmasının ilk dönemleri de bu zamana rastlar.

    Hastalık zamanlarında iştah azalır.

    Mutsuz hissettiği zamanlarda çocuk yemeyecektir.

    İstediğinden fazlası için yemeye zorlandığında yemeyecektir.

    Öğünler arasında abur cubur yemesi iştahını azaltacaktır.

    Kansızlık iştahsızlık nedeni olabilir.

    Özetle, NELER YAPILABİLİR ?

    Renkli kaşıklar, desenli , şekilli tabaklar, sevdiği müzikler ya da benzeri yöntemlerle besin ilgi çekici hale getirilebilir.

    Beslenme saatleri sabit olmalıdır.

    Besin tercihleri ve ağız tadı hayatın erken evrelerinde oluşur ve bir kez oluşunca değişmesi zordur. Bu nedenle çocuk sağlıklı yiyecekler için desteklenmeli, sağlıksız olanlarla tanışmasının önüne geçilmelidir.

    Bir süre için çocuğun kendi yiyeceğini seçmesine izin verilebilir, iştahı azalan çocuklar az yese de yeterli sıvı alırlar.

    Yemek zamanı yiyeceği miktarı kendi belirlemesine izin verilmeli, sonrasında öğünler arasına küçük ara öğünler eklenmelidir.

    Yüzme, bisiklet veya benzeri aktivitelerle iştah artışının uyarılması sağlanabilir.

    İştahsız dönemlerde vitamin desteği doktora danışılarak yapılabilir.

    Yemek yeme alışkanlığı hakkında konuşmayı bırakmalı,

    Yemek zamanı uzun tutulmamalıdır.

    Çocuklar gece uyku arasında beslenmemelidir.

    2 saatten kısa aralıklarla beslenmemelidir.

    Ara öğünler ana öğüne yakın miktarda olmamalıdır.

    Çocuk iştahsızlığı nedeni ile suçlu hissettirilmemeli,

    Hiçbir zaman ağız tutulup kaşık ya da çatal ile zorlayarak beslenmemelidir.

    Bunlara rağmen, iştah kaybı uzun sürer ve tartı kaybı ile birlikte olursa, çocuğun doktoru tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır.

  • Ketojenik diyette sıkça sorulan sorular

    Ketojenik diyette sıkça sorulan sorular

    İstenen kan keton seviyesi nedir?

    Ketojenik diyetteki bir çocukta istenilen ideal kan keton seviyesi 4-6 arasında olmalıdır.

    Ketojenik diyetin etkisini ne sürede anlarım?

    Her çocuğun metabolizması farklıdır. Bazı çocuklarda kısa sürede ketonlar istenilen düzeye ulaşırken, bazı çocuklarda keton artışı daha uzun sürebilir. Diyetin olumlu etkilerinin gözlenebilmesi için en az 3.5 ay diyete devam edilmelidir. Ketojenik diyeti ne kadar süre uygulayacağım? Eğer diyet iyi şekilde ilerliyorsa diyete en az 2 yıl süre ile devam edilir. Ancak hekiminiz uygun görürse bu diyete daha uzun süre devam edebilirsiniz (maksimum 5 yıl).

    Ketojenik diyetteyken çocuğum kendisini nasıl hissedecek?

    Diyetin etkileri her çocukta ayrı şekilde görülür. Çoğu çocuk kendisini iyi hisseder. Ama başlangıçta çocuğunuzda halsizlik, isteksizlik, bazen uykuya meyil hali gözlenebilir. Bu durumda telaşlanmanıza gerek yok. Bu değişiklikler bir kaç gün içerisinde geçer. Bazı çocuklar diğerlerinden çok daha aktif ve enerjik olabilir.

    Çocuğum açlık hissedecek mi?

    Öğünlerdeki porsiyon miktarlarına göre çocuğunuz açlık hissetmeyecektir. Çünkü keton oluşturan yiyecekler çocuğunuzu tok hissettirirler.

    Çocuğumun yiyecekleri arkadaşlarının yiyeceklerinden farklı gözükecek mi?

    Evet. Daha yağlı ve miktar olarak az gözükebilir. Bu diyetle de çocuğunuzun damak zevkine uygun çok güzel menüler hazırlanabilir.

    Ketojenik diyet çocuğumun gelişimini nasıl etkileyecek?

    Çocuğunuzun günlük alması gereken enerji ve protein ihtiyacına özel hazırlanan bu diyetle çocuğunuzun gelişimi devam edecektir. Önemli olan çocuğunuzun kilo almamasına dikkat edilmesidir. Çünü kilo artışı keton seviyesini olumsuz etkiler. Aylık takiplerde büyüme ve gelişimi izlenmelidir.

    Ketojenik diyet kan yağlarını olumsuz etkileyerek kalp problemlerine yol açabilir mi ?

    Hayır. Diyetin özelliği yağdan zengin olmasıdır. Ancak bu yağlar ketona çevrilir ve beynimiz tarafından vücuda enerji vermek için kullanılır. Kullanılan yağın türü önemlidir. Kan yağlarını önemli etkileyen bitkisel sıvı yağlar özellikle sızma zeytinyağı kullanılmalıdır. Belirli aralıklarla kalp sağlığı değerlendirilmelidir.

    Ketojenik diyet boyunca vitamin ve mineral takviyesi yapılmalı mıdır?

    Doktorunuzun önerdiği toz ya da tablet şeklinde karbonhidrat içermeyen, multivitaminler her gün düzenli olarak alınmalıdır. Ayrıca selenyum, karnitin ve çinko eksikliği varsa ek olarak tablet formunda alınmalıdır.

    Kan keton ve şeker düzeyi ne sıklıkla ölçülmelidir?

    İlk 1 ayda her gün sabah ve akşam öğünlerden önce parmak ucundan özel sticklerle kan keton ve şeker düzeyi ölçülmelidir. Çocuğunuzun kan keton ve şeker düzeyleri, nöbet durumu, çocuğunuzdaki gördüğünüz tüm değişiklikler tedavi günlüğüne kaydedilmelidir. Bu tedavinin etkinliğini izlemede ÇOK ÖNEMLİDİR.

    Ketojenik diyet çocuğuma nasıl yararlı olacaktır?

    İyi bir diyet uygulaması ve takibi ile; çocuğunuzun nöbet sayısı, süresi ve /veya sıklığı azabilir ya da tamamen durabilir. Kullanılan ilaç miktarı azalabilir. Çocuğunuz kendini daha iyi hissedebilir. Algılarda ve motor becerilerinde artış gözlenebilir.

    Ketojenik menü hazırlamak zor mudur?

    Her öğün için ayrı bir hazırlık ve tartım işlemi gerektirir. Ancak zamanla uygulanması pratik hale gelecektir.

    Ketojenik diyet kontrolleri hangi aralıklarla yapılır?

    0. ay başlangıç

    1. ay tetkikleri ile muayene ve EEG

    3. ay

    6. ay

    9. ay

    12. ay şeklinde devam eder,

    * Diyeti bırakırsanız ya da başlamaktan vazgeçerseniz mutlaka hekiminize haber veriniz.

    * Diyet iyi sonuç verirse en az 2 yıl, maksimum 5 yıl süre ile uygulanır.

    Ketojenik diyette uyulması gereken önemli kurallar;

    Diyet menünüzün dışında hiçbir yiyecek vermeyin.

    – Menünüzde belirtilen miktarları büyük bir özenle tartın.

    – Çocuğunuzun her öğün yiyeceklerini tamamen bitirmesine özen gösterin.

    – Çocuğunuzun tabağındaki bütün yiyecekleri silikon spatula ile sıyırın.

    – Çocuğunuz her öğünü 30 dakika içinde bitirmelidir.

    – Öğünlerin saatlerine uyun.

    – Çocuğunuzun günlük alması gereken sıvı miktarını tüketmesine dikkat edin.

    – Çocuğunuza her gün vitamin ve mineral takviyesini verin

    – Çocuğunuz çok acıkırsa, her gün bir tane ‘’serbest yiyecek’’ atıştırmasına izin verin.

    – Aile fertleri çocuğun yanında başka yiyecek yememelidir.

    – Çocuğunuz çok açlık hissediyorsa doktorunuza bilgi verin.

    – Doktorunuza danışmadan çocuğunuza hiçbir ilaç vermeyin.

    – Çocuğunuzu her hafta aynı tartıda ve üstünde aynı ya da ince kıyafetlerle

    – Çocuğunuza vereceğiniz ürünler gizli karbonhidrat içerebilir, etiket biligilerini dikkatli okuyun ve kullanmadan önce doktorunuza veya beslenme uzmanınıza danışın tartın ve tedavi günlüğüne kaydedin.

  • Ketojenik diyete başlama aşamaları

    Ketojenik diyete başlama aşamaları

    Diyete kademeli başlanmalıdır.

    1. gün 1 öğün ketojenik menü

    2. gün 2 öğün ketojenik menü

    3. gün 3 öğün ketojenik menü

    4. gün 4 öğün ketojenik menü verilerek öğün sayısına göre tam ketojenik diyete geçilir.

    Ketozisin oluşmasını sağlamak için diyete 4:1 veya 3:1 oranında başlanır. Keton düzeyine göre oranda değişiklik yapılabilir (2:1, 1.5:1 gibi) * 4:1 oran; 4 gram yağa karşı 1 gram protein + karbonhidrat demektir. Diyet başlangıcında mide bulantısı ve kusma görülebilir, sonra kaybolur.

    SEBZELER

    Menülerinizi hazırlarken sebzelerin bazılarını pişmiş, bazılarını çiğ tartmanız gerekmektedir. Sebzeler taze ya da dondurulmuş kullanılabilir. Aşağıdaki listede çiğ ve pişmiş tartılacak sebzeler belirtilmiştir. Bazı sebzeleri hem çiğ, hem de pişmiş olarak kullanabilirsiniz.

    Çiğ tartılacak sebzeler Pişmiş tartılacak sebzeler

    Domates Domates

    Domates suyu Ispanak

    Çarliston biber Semizotu

    Yeşil sivri biber Pazı

    Yeşil dolmalık biber Kereviz

    Kıvırcık Kuru soğan Brokoli

    Salatalık Patlıcan

    Kırmızı lahana Bezelye

    Karnabahar Kara lahana

    Mantar Pancar

    Kereviz Beyaz ve brüksel lahanası

    Havuç Taze fasulye

    Kırmızı turp Bal kabağı ve yaz kabağı

    Maydanoz Patates

    Bamya

    Kuşkonmaz

    Bakla

    Enginar

    Pırasa

    SERBEST YİYECEKLER

    Serbest yiyecekler kalori içermeyen, öğünler arasında atıştırmalık olarak verilecek yiyeceklerdir.

    Tatlandırıcılar

    *Kalorisiz ve karbonhidratsız olmalıdır.

    – Sıvı sakarin ürünleri: Sweet’N Low, Sweet 10

    – Karbonhidratsız ve kalorisiz Stevia tozlar ya da sıvılar:

    Stevia tozu ve sıvı özleri – Now Foods (Splenda sıvıları)

    İÇECEKLER

    Çocuğunuz için önerilen miktarda içecek veriniz.

    – Su ya da buz parçaları

    – Yukarıdaki tatlandırıcılarla tatlandırılmış su

    – Cola Zero – Soda (sade)

    – Lipton Ice Tea Light şeftali limon

    – Çamlıca Gazoz Light

    – Uludağ şekersiz limonata

    – Dimes limonata şekersiz

    – Fruit shoot (portakallı, elmalı, yaz meyvalı, elma ve kuş üzümlü)

    Diğer Serbest Yiyecekler

    Aşağıdaki yiyeceklerden sadece günde bir tanesi öğünler dışında bir kez yenebilir.

    25g kıvırcık

    3 küçük (olgun) siyah zeytin

    1 adet ceviz

    3 adet fındık

    Walder farm çikolata sosu

    1 şekersiz Jell-O (çilekli ve vişneli) sınırsız verilebilir.

    Baharatlar: Lezzet için sadece bir tutam kullanın.

  • Çocukların ara öğünleri ana öğün oldu

    4 çocuktan biri aşırı kilolu veya obez. Sağlıksız ürünler ile beslenmek en önemli neden. Annelerin ‘yesinde daha iyi büyüsün ve can boğazdan gelir’ diye yaptığı yanlış uygulamalar süreci hızlandırıyor. Çocukların ara öğünleri ana öğün oldu.

    Küreselleşme ile birlikte daha çok tüketimi hedefleyen besin endüstrisi aynı zamanda daha dayanıklı ve uzun süre saklanabilir besin formatını oluşturdu. Bu uygulama ile besinlere karıştırılan çoğu kimyasal maddeler ile besinlerin doğallığı bozuldu ve insan sağlığına zarar vermeye başladı. Özellikle damak tadını yükselten basit şekerler, tuz ve doymuş yağlardan zengin ürünleri insanlara sevdirdi .İnsülin mekanizması ile iştahı uyararak insanları daha çok yemek yemeye yöneltti.

    Büyüme ve gelişme çağında olan çocuklarımız bu gıdaları çok sevip tükettikleri için obezite ve ona bağlı risklerden ( Diabet) etkilenmeye başladılar. Bugün 4 çocuğumuzdan biri aşırı kilolu veya obezdir. Bunun nedenleri içinde sağlıksız ürünler ile beslenmek ilk sırada yer alır.

    CAN BOĞAZDAN MI GELİR?

    Ayrıca annelerimizin ‘yesinde daha iyi büyüsün ve sağlıklı olsun (can boğazdan gelir)’ diye yaptığı yanlış uygulamalar da bu süreci hızlandırmaktadır. Senelerdir çocuklarımıza sunduğumuz ara öğünlere ve bu öğünlerde tüketilen endüstrinin yeni besinlere baktığımızda ara öğünlerin ana öğün haline dönüştüğünü görebiliriz.

    Sağlıklı çocuk beslenmesinde büyüme ve gelişmeyi sürdürecek asgari kalori ve proteinler belirlenmiştir. Kabaca 1000 + yaş x 100 formülünü kullanacak olursak 5 yaşındaki bir çocuk için günde 1000 + 5 x 100 = 1500 kalori gerekmektedir. Bu kalorinin ideal olarak %80′ i ana öğünlerde , % 20′ si de ara öğünlerde tüketilmelidir. Bu durumda 5 yaşındaki bir çocuk için ara öğün kalorisi 300 olmaktadır. Bunu 2 öğüne bölerek (sabah 150 ve öğleden sonra 150 kal) veya tek öğünde 300 kalori olarak tüketilmesi önerilir.

    Ara öğünlerde genelde yabancıların snack dediği bizim atıştırmalık olarak adlandırdığımız ürünler tercih edilir. Bu ürünler trans ve doymuş yağlardan ,tuzdan ve işlenmiş şekerlerden ne kadar fakir , kalorisi düşük ancak vitamin ve mineraller açısından ne kadar zengin ise besin yoğunluğu açısından en iyi yani en doğru besinlerdir. Bunlara dolu kalorili besinler de diyebiliriz.

    NASIL BİR ARA ÖĞÜN

    Bu durumda ara öğünlerde tüketilmesi gereken besinleri örnekleyecek olursak kalorisi yüksek olmayan taze mevsim meyvaları (şeftali, erik,armut, kayısı, karpuz, elma, portakal, mandalina) ve sebzeleri (havuç, domates, salatalık) aynı zamanda vitamin ve mineral açısından zengin içeriğe sahip olmalarını yanı sıra tuzdan fakir besinler olup doymuş yağ ve işlenmiş şeker içermezler. Bu gibi besinler her gün ve her ara öğünde tüketilebilirler.

    Süt ve süt ürünleri (yoğurt,ayran, süt tatlıları, günlük taze dondurma, taze peynirler) yine besin yoğunluğu açısından ideal ara öğün besinleri olup hergün tüketilmesi gereken ürünlerdir. Bu ürünlerinde işlenmiş şeker içermemeleri gerekir.

    İşlenmemiş ceviz, badem, fındık gibi çerezler, üzüm ve incir gibi meyvaların yaşları ve kuruları , besin yoğunluğu iyi olduğu halde kalorileri yüksek olduğu için günde en fazla bir öğünde tüketilmeli ve miktarlarına dikkat edilmelidir.

    Evde yapılan kek, kurabiye ve poğaçalar günde en fazla bir ara öğünde tüketilebilecek ürünler arasında olup tuz, işlenmiş şeker ve içerdiği yağ açısından sakıncası olmamalıdır.

    Bu ürünlerin kalorilerine dikkat ederek çocuğunuzun yaşına göre önerilen ara öğün kalorilerine uyulmaya çalışılmalıdır.

    Bunun dışında maalesef ara öğünlerde tercih edilen ve çok fazla tüketilen her türlü işlenmiş un ve şeker içeren, tuzdan ve doymuş yağdan zengin, trans yağ içeren, vitamin ve mineralden fakir ve kalorisi yüksek tüm yiyecek ve içecekler sağlıksız ürünler olarak kabul edilmektedir. Özellikle ebeveynlerin başta annelerimizin buna dikkat etmeleri gerekir.

    Sivil toplum örgütü olarak görev yapan ve çocuklarımızın sağlığı ile ilgilenen Türk Pediatri Kurumu bu alanda bir kampanya başlatmıştır. “Abur cubur yemiyorum, sağlıklı atıştırıyorum” sloganı ile başlatılan kampanyadan amaç , ebeveynleri , annelerimizi bilgilendirmek ve sağlık adına doğruları gösterebilmektir.

  • OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE BESLENME

    OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE BESLENME

    Okul öncesi dönemde çocukların beslenme alışkanlıkları gelişimin önemli bir yönünü
    oluşturmaktadır. Çocukların ne yedikleri iskeletteki büyümeyi, beden şeklini ve hastalıklara
    karşı olan bağışıklık düzeyini etkiler.(Santrock, 2011) Bu nedenle, çocukta doğru bir yeme
    alışkanlığı oluşturmak son derece önemlidir.
    Çocuklarda yeme alışkanlığını etkileyen faktörlerin en başında çocuğun bakımını
    sağlayan kişinin yani anne-babasının davranışları gelmektedir. İlk çocukluk dönemindeki
    yeme davranışı, çocuğun bakımını sağlayan kişi çocukla beraber, düzenli bir yeme
    programıyla yemek yediğinde; çocuğa sağlıklı yemek yeme konusunda model olduğunda,
    yemek zamanlarını keyifli hale getirdiğinde ve belirli beslenme biçimlerine katıldığında
    gelişmektedir. (Santrock, 2011)
    Çocuklar için beslenme, uyku gibi temel gereksinimlerin belli bir rutinde olması son
    derece önemlidir. Araştırmalar, düzenli beslenen ve uyuyan yetişkinlerin bu alışkanlıkları
    büyük ölçüde çocukluk zamanlarında kazandıklarını göstermektedir. Ayrıca yemek yemesi ve
    uyuması belli bir rutine bağlı olmayan çocuklarda, yemek ve uyku açısından davranış
    problemleri ile karşılaşılmaktadır. Bunun nedeni, özellikle okul öncesi dönemdeki çocukların,
    sosyo-duygusal gelişim açısından sürekli sınırları test eden bir yapıya sahip olması ve
    kendisine söylenen ve yapılanları unutmamasıdır. Eğer bir çocuk bir gece 21:00'de yatıyor, bir
    diğer gece 23:00'de yatmasına ses edilmiyor ise; çocuk 21:00'de yatması istendiğinde bu
    sınıra itiraz edecek ve inatlaşmaya gidecektir çünkü önceden buna ses çıkarılmadığını
    bilmektedir. Yemek konusunda da aynı şey geçerlidir. Örneğin aile düzenli bir yemek yeme
    rutinine sahip değilse, çocuk anne-baba kendi istediği saatte yemek yedirmek istediğinde
    problem çıkaracaktır.

    Çocuk için anne-babanın ne söylediği kadar ne yaptığı da son derece mühimdir.
    Örneğin, sofrada anne tabaklara brokoli koyuyor kendisi yiyor ancak baba bu yemeği
    yemiyorsa, büyük ihtimalle çocukta brokoli yemeyecektir. Çünkü burada çocuk, model alarak
    öğrenmektedir. Babasının brokoli yemediğini öğrenen bir çocuğun brokoliyi yemesini
    beklemek doğru değildir. Anne-baba olarak sağlıklı yemek yeme konusunda model olmaktan
    kasıt budur. Çocuklar anne babasının beslenme alışkanlığını kopya eder. Sürekli et yiyen bir
    ailede, anne çocuğuna arada sebze yedirmeye çalışıyor fakat bunu başarmakta zorluk
    çekiyorsa bunun sebebi sebze yemenin belli bir rutinde gerçekleşmemesi ve çocuğun ailenin
    beslenme alışkanlığını kopya etmesinden kaynaklanmaktadır.
    Yemek yerken televizyonun açılması, çocuğun i-pad, telefon gibi cihazlarla
    oyalanması yanlış tutumlardandır. Çocuklar en başta bu gibi oyalayıcılarla yemek yiyebilir
    ancak bir süre sonra bunlar dahi onun yemek yemesi için yeterli olmayabilir. Aynı zamanda
    bu şekilde bir yeme alışkanlığına sahip çocukların yetişkinliklerinde de bu tutumu
    sürdürmeleri ihtimali yüksektir. Televizyon karşısında yemek yeme; obezite, yüksek kolestrol
    gibi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Leann Birch’in araştırmasına göre, problem
    televizyon izlemekten değil, televizyon izlerken yenilen yemek miktarına veya tadına dikkat
    edilmediğinden, fazla yemek yemekten kaynaklanmaktadır. (Birch, 2006)

    Neler Yapılabilir?

     Günümüzde annelerin de çalışma hayatına katılması, çalışma saatlerinin uzaması, çalışan
    annelerin yorgun olması gibi sebepler yemek saatlerinin belli bir rutine ayarlanmasını
    zorlaştırmıştır. Ancak çocuklar bir ailenin en değerli hazinesidir, bu yüzden onlar için
    özveride bulunulması oldukça önemlidir. Bu nedenle kahvaltı, öğle yemeği, akşam
    yemeğinin belli bir rutinde olmasına dikkat edilmelidir.

     Anne-baba ya da bakım veren diğer kişilerin sağlıklı yemek yeme konusunda model
    olması gerekir. Anne-babanın da yemek seçmemesi gerekir. Ayrıca anne-baba ben eve
    gelirken atıştırdım diye akşam yemeğinde sofraya oturmuyorsa ya da oturup bir iki bir
    şey yiyorsa çocuğunun da onu taklit edebileceği unutulmamalıdır.

     Yemek yerken çocuğun sadece yemek yemeye odaklanmasına dikkat edilmelidir.
    Televizyon, telefon gibi cihazlar yemek yerken kapalı ve uzak tutulmalıdır. Yemekler

    masada yenilmeli, televizyon karşısında koltukta, çocuk oyuncaklarıyla oynarken yemek
    yedirmekten kaçınılmalıdır.

     Yemek yemeyi çekici hale getirmek için çocuğa özel çatal kaşık tabak kullanılabilir.
    Örneğin çocuk Spiderman karakterini seviyorsa, yemeği Spiderman tabağında
    sunulabilir.

     Çocuk sebze yeme alışkanlığı kazanmamışsa, bu alışkanlığı kazandırmanın zorlu
    olabileceği ve uzun sürebileceği unutulmamalıdır. Başlangıç olarak sebze yemekleri
    tadımlık olarak ana yemeğin yanına eklenebilir. Anne baba olarak mutlaka bu esnada
    sizin de bu yemeği yemeniz gerektiği unutulmamalıdır. Yemeği yerken anne baba olarak
    birbirinize “Mmm ne kadar da lezzetli olmuş.”, “bu yemek çok faydalı beni hastalıktan
    koruyacak” tarzı cümleler söyleyerek çocuğunuzun o yemeği yeme konusundaki
    merakını kamçılayabilir, sizi taklit etmesini teşvik edebilirsiniz.

     Yemek yemediği için çocuğu cezalandırmak, kısa vadede işe yarasada uzun vadede işe
    yaramaz. Yemek yemediği için çocuğu bir şeylerden mahrum bırakmak onun için yemek
    yemeyi bir koşul, görev haline getirir. Eğer çocuk bir öğünü yememek konusunda sizinle
    inatlaşmaya giriyorsa ısrar edilmemelidir. Ancak ilk önce, bir diğer öğüne kadar yemek
    yiyemeyeceği, aç kalacağı anlayabileceği şekilde ona anlatılmalıdır. Eğer buna rağmen
    yememekte inat ediyorsa, bir diğer öğüne kadar çocuğa yemek verilmemelidir. Örneğin
    çocuğunuz öğle yemeği yemediyse akşam yemeğine kadar çocuğunuza herhangi bir şey
    yedirmeyin. Özellikle bu öğünler arasında çocuğunuza cips, çikolata gibi abur cuburlar
    vermekten kaçının. Aksi takdirde çocuğunuz yemek yemediği için ödüllendirilmiş gibi
    olacaktır. Eğer ara öğün olarak çocuğunuzun meyve yeme alışkanlığı varsa bunu devam
    ettirin ancak yemek yemediği için normal rutinden fazla meyve yedirmeyin. Eğer ara
    öğün akşam yemeğine yakın yedirilirse, çocuğun iştahının tıkanabileceği
    unutulmamalıdır. Akşam yemeğinde ise öğle yemeği yemediği için tabağın tepeleme
    doldurulmaması gerekir. Normal öğün miktarını verin, eğer kendisi isterse fazlasını
    koyun.

  • Çocuklarda ek besinler

    Çocuklarda ek besinler

    Annelere öğütler ve ek gıdalara başlamada genel prensipler:

    Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara 6. aydan sonra başlanır. 4-6 arasında bebek yeterli kilo almıyorsa yalnız anne sütü ile beslenmeye devam ediniz ve ek besinlere için doktorunuza danışın. Mama ile beslenen bebekler için 4 ayda muhallebi, 5 ayda yoğurt eklenebilir. Sebze-meyveler 6 aydan önce eklenmese iyi olur

    Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdaların anne sütünün tamamlayıcısı olduğunu unutmayınız. Mümkünse 6-8 ay arası halen günlük enerjinin %70-80’i anne sütünden gelmeli. Bunun pratik anlamı anne sütü bol ve bebek emmeye istekli, kilo alımı da iyiyse 8 ay dolana kadar günde 2 öğünden fazla eklenmeyerek anne sütünden daha bol faydalanması sağlanabilir. Ancak sebze-meyve-muhallebi-yoğurt gibi tüm farklı lezzetlere alışabilmesi için bu her gün bu 4 öğünden herhangi 2’si dönüşümlü olarak verilebilir.

    Ek gıdaya geçişte, özellikle katı gıdaların verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bebeklerin, istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 6-7 aydan sonra düzelir. Bebeğiniz ek gıdaları sevmedi diye endişelenmeyiniz.

    Çocukların beslenme durumu en iyi kilo alışları ile değerlendirilir. Bunun için çocuğunuzu düzenli sağlık kontrollerine götürünüz.

    EK BESİNLER: Çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek besinlerdir. Bu dönemde verilecek ek besinler meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel bisküvi, ekmek, yumurta gibi yiyecekleri içerir,

    ü Ek besinler kaşıkla az miktarlarda başlanarak verilir, daha sonra öğün haline getirilir.

    ü Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk aç iken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz.

    ü Ek besinlerin hepsine aynı haftada başlamayınız. Yeni besinleri en az 3-4 gün aralıklarla çocuğunuzun beslenme programına ekleyiniz.

    ü Yeni verilecek yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Şüphelenilen gıda çocuğa verilmediği zaman belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz.

    ü Bebeğinize hiçbir zaman şekere veya reçele batırılmış yalancı meme vermeyiniz.

    ü Çocuğunuzun hoşlanmadığı önemli yiyecekleri 2-3 haftalık aralarla zaman zaman tekrar vermeyi deneyiniz.

    ü Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyeceklerin temiz ve taze pişmiş olmasına dikkat ediniz.

    ü Bebeğinizin iştahına saygı gösteriniz.

    *Bebeğinize 12. ayın sonuna kadar kaynatılmış su veriniz.

    *Bebeğinize 1 yaşına kadar inek sütü vermeyiniz(Şişe süt, kutu süt gibi pastörize diye adlandırılan sütlerin de inek sütü olduğunu unutmayınız)

    *Bal-çilek-kuruyemiş-balık harici deniz ürünleri 1 yaşa kadar verilmeyecek diğer gıdalardır. 8 aydan sonra ceviz ezilerek yemeklerin içine karıştırılabilir, bu balık yiyebileceği yaşa kadar zengin bir Omega 3 kaynağıdır.

    Meyve püresi: 6 aydan sonra , elma, şeftali, muz gibi meyvelerin püreleri, 1-2 tatlı kaşığından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır. Bu püreler üzüm suyuyla, 8 aydan sonra mandalina-portakal suları ile biraz sulandırılabilir.

    Hazırlanışı: Çocuğa ilk verilecek meyve mevsimine göre elma-muz veya şeftalidir. Meyveler iyice yıkanılır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir. İmkan yoksa rondo ve blendır da kullanabilirsiniz. Günde bir veya iki kez öğün aralarında olmak üzere yarım muz veya orta büyüklükte bir meyve verilebilir. Meyve pürelerine şeker eklenmemelidir. Meyve püreleri yoğurt ile karıştırılarak bir öğün olarak verilir. Biberonla meyve suyu verilmemelidir, bu ileride biberon çürüklerine yol açabilir.

    Muhallebi: 4-6 ayda başlanır. Genellikle akşam öğünü olarak, çocuğun yatma saatine göre 20:00-22:00 saatleri arasında verilir, bu daha uzun uyumaya yardımcı olabilir.

    Hazırlanışı: 1 su bardağı su ve yaklaşık 3 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak su muhallebisi yapılır. Ateşten indirilir, hafif soğuduktan sonra 6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir. Ancak bazı bebekler bu miktarı yiyemeyeceğinden bu 1/3 veya ¼ oranında azaltılarak da yapılabilir. Hazır kaşık mamalarından sütlü-pirinçli en sade olanı da bunu yerine verilebilir. Yaşı ilerledikçe diğer farklı çeşitteki kaşık muhallebileri de verilebilir. En geç 7 ay dolunca tahıllı muhallebilere de geçilmelidir. Tahıla geç başlanması Çölyak hastalığı riskini arttırabilir. Tatlı sevmeyen özellikle de peynir seven bebekere suyla pişirilen pirinç ununa 1-2 tatlı kaşığı labne peynir ½ tatlı kaşığı tereyağ ile değişik lezzette ancak yine doyurucu muhallebiler de hazırlanabilir.

    Yoğurt: 4-6 ayda Genellikle ikindi öğünü ek gıdası olan yoğurt, muhallebi yerine de verilebilir.

    Hazırlanışı: Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa (40 C) kadar soğutulur. Bir litre süte 1-2 çorba kaşığı süt içinde sulandırılmış bir çorba kaşığı yoğurt maya olarak eklenir ve yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcak bir yerde 4 saat bekletilir. Her zaman imkanınız yoksa bazı günler güvenilir tesislerde üretilen hazır yoğurtları da verebilirsiniz.

    Sebze püresi : 6 ayda muhallebiye başladıktan 1-2 hafta sonra (ancak iyi kilo alan bebeklerde muhallebiden önce) genellikle öğle öğününde 1-2 tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş artırarak verilir. Sebze püresi kaşıktan dökülmeyecek kıvamda olmalıdır.

    1 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 1 tatlı kaşığı pirinç konarak iyice yumuşayana kadar ağzı kapalı kapta pişirilir. Tel süzgeç veya blender’dan geçirilir. Bu püreden önce yarım çay bardağı ile başlanır, çocuğun isteğine göre yavaş yavaş artırılarak verilir. Doyacak miktarda yiyebilene dek öğünler anne sütü ile tamamlanır.

    İlk haftadan sonra içine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenebilir. Damak tadı gelişmiş bebekler bu düz püreyi sevmezlerse, zeytinyağı yerine ½ tatlı kaşığı tereyağı ve/veya peynir seven bebeklere 1 tatlı kaşığı tuzsuz labne peyniri de eklenebilir.

    3. haftadan sonra mevsim sebzeleri eklenerek içerik zenginleştirilir. Çeşit çok artınca farklı 2’li 3’lü gruplar yapılabilir. Küçük kaplarda 1-2 gün buzdolabında saklanabilir. Ancak yeşil yapraklı sebzeleri (ıspanak, maydonoz, pazı vb. )günlük eklenip hemen tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebze içeren çorbalar bir kereden fazla ısıtılmamalıdır. 3-4 haftadan sonra hazırlanan sebze püresine tepeleme bir çorba kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş) eklenebilir. 8 ay dolduktan sonra tamamen ezilmiş püre yerine çatla ezilmiş ufak pütürler içeren püreye geçilmelidir.

    Kahvaltı: Çocuk yukarıdaki besinlere alıştıktan sonra kahvaltıya başlanır.

    Hazırlanışı: Peynir, reçel ya da pekmez, ekmek ya da bebe bisküvisi ile hazırlanır. Daha akışkan bir kıvama getirmek amacıyla içine 30-60 ml hazır mama eklenmesi de uygun olacaktır. Tuzu çıkarılmış peynir(veya tuzsuz labne peyniri) ile reçel veya pekmez mama içinde ezilir ve karışıma ekmek içi ya da bebe bisküvisi katılır. Önce 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır ve giderek arttırılır. Kahvaltıya arzu edilirse 1 çay kaşığı tereyağ eklenebilir. En geç 8 aydan sonra bu bulamaç kahvaltıdan vaz geçip tüm tatları ayrı ayrı denemesine fırsat verilmelidir.

    Et: 7-8 aylarda bir tepeleme çorba kaşığı pişmiş kıyma tavuk eti parçası blendırda ezilerek sebze püresi hazırlanırken içine eklenir.

    Karaciğer: 7-8. ayda öğle öğünlerinde et ile değiştirilerek 10-15 günde bir kez olmak üzere verilebilir. Hazırlanışı: Kuzu , koyun, dana veya tavuk ciğeri kullanılır. Karaciğer az tuzla suda haşlanır, veya yağsız tavada ters-yüz ederek de pişirilebilir, zarı çıkarılır püre şeklinde sebze püresinin içine eklenir.

    Köfte: Baharatsız olarak hazırlanmış ızgara köfte veya terbiyeli-sebzeli köfteler ezilerek 8 aydan sonra verilebilir.

    Pilav, makarna ve dolmalar: 8 aydan sonra yoğurt ile karıştırılarak verilebilir.

    Su: Genel olarak 6-8 aydan sonra bebeklerin hareketleri artar. Öğün aralarında da susayabilir. Susama durumu aldığı anne sütü miktarına göre değişkenlik gösterebilir. Su ihtiyacı için çişli bez sayısı ve çişli bezin rengi de değerlendirilmelidir.

    Yumurta: Katı pişmiş yumurta sarısı çocuk kahvaltıya alıştıktan sonra (7-8. ayda)1çay kaşığı olarak beslenme programına eklenir, yavaş yavaş arttırılır. Bir haftanın sonunda bebek günde bir yumurta sarısını yiyebilir. Sarısıyla alerjisi olmayan çocuklara 10 aydan sonra yumurtanın beyazı da verilebilir. Ailesi alerjik olan veya bebekliğinde aşırı gaz sancısı olan, bebek egzeması geçiren, ya da tekrarlayan bronşiolit atakları olan ve doktorunuzun alerjiden şüphelendiği durumlarda yumurta özellikle de beyazı 1 yaş sonrasına da ertelenebilir.

    Balık (kılçıksız): 9-10 aydan sonra öğle öğünlerinde püre şeklinde et yerine değiştirilerek verilebilir. Kiloyla dilimle satılan çok büyük balık yerine tane balık tercih edilmelidir. (Levrek, çupra, iri mezgit, sarıkanat, lüfer gibi balıklar en uygun olanlarıdır)

    Not: Hayvani proteinleri eklerken her ay farklı birsini denemek en doğru yaklaşım olacaktır.

    ÇAY-KOLA-KAHVE v. s: Besleyici hiçibir değeri olmayan bu içeceklerin çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Aksine diğer gıdaların ve özellikle demirin bağırsaktan emilmesini engelleyerek çocuğunuza zarar verebilir.

  • Metabolik balans ile sağlıklı kilo verin!

    Metabolik balans’ aslında yeni bir diyet sistemi değil, kilo düzenleyen bir metabolizma programı. Bu sistem, yeme içme alışkanlıklarını sağlıklı ve dengeli bir şekilde düzenleyerek, kişiye özel bir beslenme programı oluşturulmasını sağlıyor.

    Hormonlar Güçlenir

    Bu sistem nasıl işliyor?

    Kişiye özel hazırlanan beslenme planı sayesinde vücut ihtiyaç duyduğu tüm sağlıklı besinleri alıyor. Bu şekilde metabolizma sağlıklı çalışıyor ve doğal bir insülin salgılaması teşvik ediliyor. Ama tabii kişi besinlerini yeni ve basit kurallara göre hazırladığı için kilosu da kontrol altında oluyor. Bu sayede hormonların dengesi güçleniyor. Ayrıca beslenme değişikliği ile diyet yapmadan ya da zayıflamayı destekleyici ürün veya ilaçlar kullanılmadan kilo kontrolü sağlanabiliyor.

    Dört Aşamalı Program

    Metabolik balans diyetinin süresi ne?

    Hazırlık dönemi, beslenme konusunda doktor ile görüşme ile başlıyor. Laboratuvar tahlillerine göre kişiye özel bir beslenme planı yapılıyor. Bu plan çerçevesinde vücudu koruyacak olan basit ve sorunsuz beslenme değişiminin hazırlığı yapılmış oluyor. İkinci aşama, en az iki hafta devam edecek sıkı beslenme dönemi. Bu süreçte, tamamen sağlıklı bir beslenme programı uygulanıyor. Üçüncü aşamada ise artık dikkatlice önceki aşamada izin verilmeyen besinleri ve miktarları deneme kısmı başlıyor. İşte bu süreçte kişiye en iyi uyan beslenme şekli oluşuyor. Dördüncü aşama yani kiloyu koruma dönemi ise belirli bir zamanla sınırlı değil. Program en az 14 gün sürüyor.

    Uyulması Gereken Kurallar

    Günde tek tip protein tüketmek önemli. Kahvaltıda beyaz peynir varsa, gün içinde tekrar peynir yememek gerekiyor.

    Öğüne protein ile başlamalısınız. Kahvaltıda önce peynirden başlayın ya da pastanın önce kremasını yiyin.

    En az 2 litre su için. Kişiye özel hazırlanan beslenme programına göre bu miktar değişebiliyor.

    Meyve yemek şart. Özellikle her gün bir elma yemek sistemin vazgeçilmez kurallarından biri. İstediğiniz bir öğünde sabah, öğlen veya akşam yiyebilirsiniz.

    Üç öğün yemek gerekiyor. Öğünlerin arasında en az 5 saat olmalı. Sık sık yemek yemek vücuttaki insülin düzeyini yükselttiği için önerilmiyor.Yemekten 2 saat sonra leptin hormonu salınımı başlamakta ve yağ yakımı hızlanmaktadır.

    Akşam 9’dan sonra bir şey yememek önemli. Çünkü vücut akşam dinleniyor ve gece leptin hormonu devreye girerek (lipoliz) yağ yakıyor. Dolayısıyla akşam yemeğini erken yemelisiniz.

    En az 8 saat uyumak gerekiyor. Uykusuz kalmak metabolizmanın dengesini bozuyor. Uykuda insülin düşüyor ve vücut yağ yakıyor.

    Öğünleriniz 60 dakikadan fazla sürmemeli. Yemek masasında uzun saatler geçirilmesi önerilmiyor.

    Kalbinizi Koruyor

    Dengeli beslenmek, sağlıklı bir şekilde kilolarını kontrol altında tutmak, şeker ve metabolizma dengesini kurmak isteyenler ‘metabolik balans’ programına katılabiliyor. Ayrıca program kalp ve kan dolaşımının korunmasında, şeker ve metabolizmanın dengelenmesinde, karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve mesanenin desteklenmesinde son derece etkili.