Etiket: Öğrenci

  • Hipnozla sınavlara hazırlık

    Hipnozla sınavlara hazırlık

    Ülkemizde her yıl milyonlarca öğrenci sınavlara hazırlanıyor. Öğrencinin bütün hayatını etkileyen bir kaç saatlik bu sınava psikolojik yönden hazırlanması da çok önemli. Bazı öğrenciler sınavda aşırı stres ve heyecan duyarlar,panik havasına bile girenler vardır,bazıları sınavdan hemen önce tüm bildiklerini unuttuklarını düşünürler.Bazıları da sınavdan önceki aylarda ders çalışmaya motive olamazlar,ders çalışma istekleri yoktur. Sınav heyecanı aslında gerekli bir duygudur. Ancak bu aşırı şekilde olursa ve öğrenciyi panik havasına itecek boyutlara ulaşırsa ortaya çıkan durum; motivasyon güçlüğüne, konsantrasyon bozukluğuna ve sonuçta başarısızlığa neden olur.

    Hipnoz yoluyla öğrencinin bilinçaltına inilerek sınava dair tüm korku, kaygı ve stresi ortadan kaldırılabilir, öğrendiklerini daha kolay hatırlaması sağlanabilir. Yapılan araştırmalar beynin en iyi rahatlamış haldeyken yani alfa dalgaları yayarken öğrendiğini,öğrendikleri hatırladığını göstermektedir.Hipnoz ,beyni bu alfa dalga formuna getiren en etkili araçtır.Ayrıca sınavdan 3-5 ay önce hipnoz seanslarına başlanabilirse,düzenli çalışma alışkanlığı kazandırılabilir,motivasyonları arttırılabilir.Hipnoz yoluyla öğrenme kapasitemizi katlayarak artırabiliriz.Ayrıca sınavlara hazırlanma sürecinde oluşabilecek yorgunluk,bıkkınlık,bezginlik gibi olumsuz duygular da tamamen ortadan kaldırılabilir.

    Başarısız olunan derslere karşı öğrencinin bilinçaltındaki “ben başarılı olamam,yapamam” düşüncesi hipnoz yardımıyla ortadan kaldırılarak korku duyulan derslere karşı ilgi arttırılabilir.Ders çalışmaktan sıkılan, ders çalışmayı sürdüremeyen,ders çalışırken hayallere dalan, okuduğu sayfayı başa dönerek defalarca okuma ihtiyacı hisseden, çalışmak için kendini zorlayan öğrenciler, hipnozla ders çalışırken hayatlarının en keyifli işini yapıyormuş gibi kendilerini hissederler ve daha başarılı olurlar.Ayrıca hipnozla öğrencilerin hafızaları da güçlendiğinden başarıları artar.

  • Okulda çocuğun ruh sağlığını neler etkiler ?

    Okul, çocuğun ailesinden sonra ilk sosyal çevresidir. Anne-babanın yerini artık okulda öğretmen almıştır. Çocuk için öğretmeni her şeyi en iyi, en doğru bilendir.
    Öğretmenini seven çocuk, okula istekle gider, öğretmeninin yönergelerine uyar. Sorumluluklarını yerine getirir, bu da öğrenim yaşantısını olumlu etkiler.
    ÖĞRETMEN, sınıf içinde düzen ve disiplini sağlayabilecek özellikte olmalıdır.
    Çocuğun ruh sağlığının önemine inanmalı, öğrencilerine destek olmalı, güven vermeli, onları incitecek tavırlardan uzak olmalıdır.

    Öğrenci ayrımı yapmamalıdır, en küçük bir ayrım çocuklar tarafından hissedilecektir.
    Sevgisini, sınıfta disiplini bozmadan yansıtabilmelidir.

    Öğrencilerini etkin, başarılı, kendini ifade edebilen, yaratıcı, mutlu bireyler olacak şekilde desteklemelidir. Onları araştırmaya, incelemeye yöneltmeli, edilgen olmaktan uzak tutmalıdır.

    Rehber özelliğini her zaman korumalıdır. Çocuğun kişilik gelişiminin önemine inanmalı ve kendisinin etkili olduğunu unutmamalıdır. Adil davranmalı, dengeli ve tutarlı davranmalıdır.
    Öğretmenin kendi ruh sağlığının yerinde olması öğrenciyi pozitif yönde etkileyecektir.
    Öğretmen öğrencileri ile ilişkilerinde göz kontağı kurmalıdır. Öğrencilerini etkin şekilde dinlemeli ve çocuğa bunu hissettirmelidir.

    Sorunların çözümünde ‘’ben dili’’ kullanmalıdır. Örneğin, ‘’gürültü yapıyorsunuz’’ yerine ‘’gürültü olunca üzülüyorum’’ gibi.

    Ad takma, alay etme gibi tutumlardan kesinlikle kaçınmalı, sınıfında bu tür davranışlara asla izin vermemelidir.

    PROGRAM, ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği şekilde okullarda uygulanmaktadır. Her ülke, toplumsal yaşamı her bakımdan destekleyecek, nitelikli insan gücünü yetiştirecek eğitim programlarını hazırlar, zaman zaman dünyadaki yeni gelişmeler, ihtiyaçlar doğrultusunda değişikliklere gider.
    Eğitim programlarındaki amaç, çocuklara bilgi yüklemek değil; onları beden ve ruh sağlığı yerinde , mutlu bireyler olarak topluma kazandırmaktır.
    Programlar, çocukların ilgi ve yeteneklerini ortaya koyan ve bu doğrultuda meslek seçimine yöneltici olmalıdır.
    Çocukların, bedensel, bilişsel, sosyal, duygusal, psikomotor, fiziksel, dil gelişimlerine destek olacak özellikte olmalıdır.
    Çocuklar, öğrenme sürecinde aktif ve katılımcı olmalı, edilgenlikten uzak olmalıdır.
    Öğrenme ortamı sadece sınıfla sınırlı kalmamalı, dış ortamdada gerçekleşebileceği unutulmamalı, gerekli deney, gezi ve gözlemler ihmal edilmemelidir.
    Çocukların ilgi ve isteklerine göre kulüp çalışmalarına yer verilmelidir.
    Ders çeşitleri ve üst sınıfta okutulacak dersler uygun şekilde yer almalıdır.
    Günlük ders programı hazırlanırken ağır dersler birbiri ardına ve günün sonuna doğru yerleştirilmemeli, ilgi çekici hobi gibi özellik taşıyan dersler ağır derslerin arasına yerleştirilerek zihinsel dinlenme sağlanmalıdır.
    Yine öğle yemeğine yakın, ağır dersler mümkünse programa yerleştirilmemelidir.
    Haftalık ders programlarında da öğrencilerin ilgi ve istekleri, dersleri kavrama kolaylıkları dikkate alınarak program yapılmalıdır.

    Teknolojik gelişmeler mümkün olduğunca programa yansıtılmalı ve uygulanabilir hale getirilerek, öğrenci ve öğretmenlerin yararlanmasına sunulmalıdır.

    FİZİKSEL ŞARTLAR, eğitim-öğretimin en iyi şekilde gerçekleşebilmesi için uygun olmalıdır. Okulun aydınlatılması, ısıtılması, havalandırılması, okul araç ve gereçlerinin sağlanması öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek özellikte olmalıdır.
    Yabancı dil, fen, bilişim laboratuarları gibi öğrencilerin uygulayarak öğrenmelerini sağlayacak donanımların yeteri kadar ve gerekli özelliklere sahip şekilde olması gerekir.
    Spor salonu,kütüphane, konferans salonu gibi öğrencilerin zamanlarını iyi bir şekilde değerlendirebilecekleri alanlar her zaman öğrencilerin yararlanmalarına açık şekilde bulundurulmalıdır. Okullarda bulunan, ancak kapalı tutulan alanlar olmaktan kurtarılmalı, çocukların en etkin şekilde kullanabilmeleri için gerekli planlamalar yapılmış olmalıdır.
    Okulda yapılması gereken temizlik rutin olarak sağlanmalı; ayrıca detay temizliklerde göz ardı edilmemelidir. Özellikle tuvaletlerin temizliği üzerinde önemle durulmalı, hijyen için gerekli malzemeler sağlanmış olmalı ve takibi yapılmalıdır.

    Kantinde alan temizliğine dikkat edilmeli, öğrencilerin temiz bırakması ile ilgili gerekli yönlendirmeler takip edilmelidir. Mikrobik hastalıkların genel alanlarda hızla bulaştığı unutulmamalı ve gereken önlemler alınmalıdır. Satılan yiyecek içecek maddelerin temizlik ve sağlığa uygunluk denetimleri sık ve belirsiz zamanlarda yapılmalıdır.
    Okul merdiven ve koridor genişlikleri standartlar dahilinde olmalıdır. Merdivenlerdeki korkuluklar; üzerinde çocukların kayarak düşmelerini önleyecek şekilde takipte olmalı, çocuklar uyarılmalı ve başıboş bırakılmamalıdır. Tehlikelere karşı uyanık olunmalıdır.
    Okullar, engelli öğrenciler de düşünülerek fiziksel şartlarını düzenlemelidir.Tekerlekli sandalyeler için eğimli bölümler vb. Sağlanmış olmalıdır.

    Sınıflarda öğretmen ve öğrenci iyi bir eğitim-öğretim ortamı içinde olmalıdır. Sınıf büyüklükleri, öğrenci sayısının düzenlenmesi hep bu doğrultuda hazırlanmalıdır. Kalabalık bir sınıfta öğretmenin öğrencisini tanıması ve tüm gelişim alanlarını desteklemesi güçtür. Aynı zamanda öğrencide kendini kolay ifade edemez. Bu nedenle sınıftaki öğrenci sayısı uygun şekilde düzenlenmelidir.

    Öğrenciler, kendilerine sağlanan ortamı bozmadan, zarar vermeden kullanmalıdır. Bu yönde duygularına hitap ederek ve bilinçlendirerek ortamı değerlendirmeleri sağlanmalıdır.

    YÖNETİM, öğrencilerin var olması ile vardır. Okul yönetiminden ilk sırada müdür sorumludur. Her bir öğrencinin sorumluluğunu taşıma gibi önemli ve ağır sorumluluğu vardır. Müdür yardımcıları da bu sorumluluğu paylaşırlar. Öğrenci merkezdir ve onların ruh sağlıkları kadar beden sağlıklarına da zarar gelmemesinden sorumludurlar.
    Yöneticilerin vicdani duyguları gelişmiş olmalıdır.

    Kendi ruh sağlıkları mutlaka yerinde olmalı, çevresindeki kişileri, öğrenci ve öğretmenleri olumsuz etkilememeli, öğrencilerin kişiliklerinde incitici, değersizlik duyguları verici tavır ve davranışlardan kaçınmalıdırlar.

    Yöneticiler, işini severek yapmalı, çevresine olumlu yönlendirmeler yapmalı, pozitif enerji vermelidir. Kendisi ve çevresi ile barışık özellik taşımalıdır.
    Sorunları etkin ve kısa sürede çözebilmelidir.
    Gelişime ve değişime açık olmalı, öğrenmeye açık ve istekli olmalıdır.
    Okulunu ileriye taşıyıp geliştirebilecek kararlar alabilmelidir.
    Öğretmen, öğrenci ve veli görüşlerine önem vermeli, uygulamalardan etkilenen kişiler olarak geri bildirimlerini dikkate almalıdır.
    Görev yaptığı gurubun psikolojisini anlayabilecek yeterlilikte bilgi ve beceriye sahip olmalıdır.
    Teknoloji ve eğitim yöntemlerinin seçimi konusunda programa uygun seçimler yapabilecek özellik taşımalı ve gerekirse yardım almaktan kaçınmamalıdır.
    DİSİPLİN, yapılması gereken işlerin kısa sürede, verimli olması için uyulması gereken bir düzen sistemidir.
    Okullarda ‘’disiplin’’ denince her öğrencinin kendisini kontrol edebilecek yeterlilikte olmasının kazandırılması aklımıza gelmeli. Öğrenci otokontrol sahibi olabilmeli ve kendi davranışlarını denetleyebilmelidir.
    Beklenen davranışlar için, önce yönetici ve öğretmenler model olmalıdır. Öğrencinin kişiliğine değer vermeyen yönetici ve öğretmen, öğrenciden beklentisini düşük tutmalıdır.
    Alınması gereken kararlar, topluca benimsenerek alınmalıdır. Bunların uygulanmasındaki takip önemlidir, yerleşmesi ve içselleştirilmesi sağlanmalıdır.
    Öğrenci kendi denetimini sağladığında zaman daha verimli şekilde kullanılır, öğretmen eğitim ve öğretimde daha etkin ve verimli olur. Yerleşmiş disiplin anlayışı, yaşamın her döneminde, öğrenci için artı bir özellik taşımış olur.
    İyi bir rehberlik sisteminin işleyişi çocukta kendisi ile ilgileniliyor fikri verdiği için disiplin sağlamada etkilidir. Sorunlar ortaya çıkmadan rehberlik, zamandan kazandıracak ve öğrencinin verimli olarak dersleri ile ilgilenmesini sağlayacaktır.
    Yine sorun meydana gelsede ruh sağlığının olumsuz etkilenmesini en aza indirecek, belki de negatif durum tamamen giderilebilecek. Bu şekilde okulda disiplin rahatça sağlanabilecektir.
    Okuldaki fiziksel koşulların öğrenciler göre düzenlenmesi de onlarda ferahlık hissi yaratır.
    Disipline uyum sağlamada, velilerin katkıları unutulmamalı, onlarla işbirliği mutlaka etkin bir şekilde sağlanmalıdır.
    Disiplin sağlanmasında ödüllendirmenin önemi unutulmamalı, olumlu davranışlar teşfik edilmelidir. Okul içinde benimsenen ve beklenen davranışlar net olarak öğrencilere bildirilmeli ve bilgilendirilmelidir.
    Öğretmen ve öğrenci samimi; fakat, ölçüsüz olmamalıdır. İşbirliği içinde olmaktan çekinilmemelidir. Çalışkan olma ve yardımseverlik öne çıkarılmalıdır.
    ARKADAŞ İLİŞKİLERİ, çocuğun ruh sağlığına önemli katkılarda bulunur. Arkadaş, çocuğun evinde karşılayamadığı bir ihtiyaçtır. Çocuklar, okula başlama öncesinde arkadaş heyecanı içindedir, arkadaşları nasıldır, kimlerle arkadaş olacaktır?
    Okul çağındaki çocuklar için arkadaş çok önemlidir. Ergenlik çağında ise arkadaşlar ailenin önüne geçmiştir. Genç, arkadaşları tarafından sevilmek ve beğenilmek ister. Arkadaş edinebilmek ve arkadaşlığı sürdürebilmek için belli bir olgunluk seviyesi gerekir.
    Arkadaş ilişkileri, insanları tanımayı, bencil olmamayı, paylaşmayı, uyumlu ilişkileri öğretir. Lider olma, yönetme, insanları olduğu gibi kabul etmeyi, kendinin farklı yönlerini keşfetmeyi, başkalarının da farklılıklarını görmesini sağlar. İşbirliği içinde olmayı, başkalarının haklarına saygı duymayı, ezilmemeyi, ezmemeyi öğrenir. Çocuk, karşı cinsi tanır, kendi cinsiyetine uygun arkadaşlarla cinsel kimliğini pekiştirir.
    Arkadaşları ile duygu ve düşüncelerini paylaşması onda mutluluk duygusu uyandırır. Arkadaş ilişkilerini düzenleyemeyen çocukta ise günlük yaşamını etkileyecek şekilde huzursuzluk duyguları yaşanır.

    OKUL-AİLE İŞBİRLİĞİ, çocuğun başarısının artırılmasında, kendisini iyi hissetmesinde önemlidir. Çocuğun eğitimine yönelik ihtiyaçları; okul ve ailenin biraraya gelerek, beklentilerin ve desteklerin görüşülmesi ile çözmesi beklenir.
    Okula karşı olumlu duyguların beslenmesi yine ailenin katkıları ile desteklenir. Öğrencinin derslerine motivasyonunun artırılmasında, kendine güven duymasında, bazı olumsuz davranışlarının değiştirilmesinde işbirliği çok önemlidir. Çocuğun ruh sağlığının korunmasında okul-aile işbirliğinin iyi düzenlenmesi etkilidir.

    OKULDAKİ REHBERLİK ÇALIŞMALARI, çocuğun kendisini tanıması, çevresine uyum sağlaması, yeteneklerini keşfedip, kendini geliştirmesi, çevresini iyi gözlemleyip, kendisine göre olan fırsatları öğrenmesini sağlar.

    İnsan duyguları inişli, çıkışlıdır, bazı dönemlerde kaygı yaşayabilir, sıkıntılı durumları olabilir. Bu durumlarda, okullardaki rehberlik çalışmaları gereken ilgi ve desteği sağlar.
    Bireyin almakta zorlandığı kararlarda değişik boyutları göz önüne sererek ve kendisini tanıma yönünde destekleyerek yardımcı olur. Kendilerini aşan durumlarda gereken yönlendirmeleri yapar.

    ÖZNUR SİMAV-PEDAGOG- KURUCU
    AİLE-İLETİŞİM DANIŞMANI-ÖĞRENCİ KOÇU

  • Okulda iletişim ve ilişki kurabilme yeteneğinin geliştirilmesinin faydaları

    Okul hayatı herkes için unutulmaz, tatlı, acı anılarla geçer. Okul yaşamı sadece derslerden ve öğretmenlerden ibaret değildir. Okul, çocukların ve gençlerin aynı zamanda sosyalleşerek derslerin yükünü hafiflettiği, bazı kurallara uyumun gerektiği, sosyal yaşamın tam kendisidir. Çocuk veya genç bireyselleşme çabası içindedir. Burada bazen aileye, arkadaşlara bağlılık sorun olarak önümüze çıkabilir.Mümkün olduğunca aileler, çocuklarını bireyselleştirebilecek çaba içinde olmalıdırlar. Hedef, önceleri büyük tutulmadan erişilebilir özellikte olmalıdır ki çocuğun, gencin kendine güven duyması desteklensin. Ayrıca da, çocuklar kendilerine ait problemleri kendileri çözebilir yeterlikte olmalı; aile buna fırsat vermelidir.
    Sınıflarda, kendini çekingen hisseden çocuklar, önce çevrelerinde olup bitenleri izleyebilecek şekilde pozisyon almalıdırlar. Telaşlanmadan ve arkadaşım olmayacak mı? paniği yaşamadan, önce güleryüzle çevrelerine POZİTİF elektrik yaymalıdır. Öğrenci, bakımlı, saçları düzgün şekilde taranmış, kılık kıyafeti kendine önem verdiğini gösteren tarzda olmalıdır ki; başkaları da size önem versin.İletişim ve ilişki kurma, sadece konuşma ile olmaz, burada beden dili çok şeyler söyleyecektir. Belki de konuşmanın bile önüne geçecektir. Bu nedenle, karşıdan gelebilecek uyaranlara karşı öğrenci hazır olmalıdır. Belki bir gülücük gelecektir, belki bir göz göze gelmek olacaktır.
    İçinizden kendiniz hakkında güzel şeyler düşünüp, iyi yaptıklarınızı hatırlayın. Bunlar sizi yüreklendirecektir. Herkesin farklı olduğunu düşünüp, hep iletişim için karşı taraftan beklenti halinde olunmamalıdır. Zaten, sınıflarda her özellikte öğrenci olduğu için atılgan öğrenciler, çekingen olanların işini kolaylaştırabilir. Öğrenci aynı gün içinde herkesle arkadaş olmak zorunda hissetmemelidir,kendini…Bu onda stres yaratır, hatta olan stresini daha da artırır.
    Karşı tarafı anlamak, kendinizi önce anlatmaktan kazançlı olabilir. Öğrenci, duruma göre strateji geliştirmeyi deneme-yanılma yoluyla öğrenmelidir.
    Bazen, bu durum ailenin çocuğuna kıyamamasından dolayı biraz vahim geçebilir. Ancak, sorunların çözümü, için öğrenci kendi haline bırakılsa ve ''sen bunları aşabilecek kapasitedesin, sana güveniyorum.'' şeklinde kararlı ifadeler öğrenciyi yüreklendirecek ve bu durumu başardığı için kendine olan güveni sağlamlaşacaktır.
    Tabii ki okul hayatın kendisi değil; ancak örneklemidir. Bu nedenle, öğrencilerimizi gelecek hayatlarına hazırlamak için duygularımıza yenik düşmeden, onu güçlendirici ifadeler kullanmak çok önemlidir. Okul sonrası, hayat, İLETİŞİM ve İLİŞKİ KURMA dır. İletişim gücünün geliştirilmesi, çocuğumuz için sadece okulda gerekli değildir. İş hayatında diğer kişilere kendimizi iyi ifade edebilmek başarımızı, geleceği iyi planlamamızı, yaşamımıza yön verebilmemizi kolaylaştırır, pek çok kapının bize açılmasını sağlar. Yaşadığımız sorunların hafifletilmesinde çevre oluşturabilir, duygusal yönden kendimizi daha iyi hissederek yaşama bağlılığımızı artırabiliriz. Üzüntü, keder paylaşıldıkça azalır, sevinçler ise paylaşıldıkça artar. Çocuk, büyüyüp, erişkin bir insan olduğunda kuracağı aile hayatının da temelinde iletişim ve ilişki kurma vardır. Eş seçiminde iyi bir iletişim, eşlerin birbirlerini daha iyi tanıması ve sağlam evlilik temellerinin atılması demektir. Toplumun en küçük biriminin aile olduğunu düşünürsek önemini çok daha iyi kavrayabiliriz. Ayrıca, kendimizi başkasının yerine koyarak, yani EMPATİ kurmakta bir tür ilişki kurabilme yeteneğidir. Etkili bir iletişim kurma daha rahat arkadaş edinip, sosyal çevrenin geliştirilmesine destek olur. Tüm gelişimlerin birbirleri ile ilişkili oldğu düşünüldüğünde sosyal yönden gelişen çocuk, duygusal, fiziksel, psiko-motor, bilişsel, dil yönlerinden de gelişir.