Etiket: Öğrenci

  • Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci notları hangi gerçeği anlatıyor? Öğrenciler karnelerini aldılar, Şubat Tatili tam gaz, heyecanla başladı bile. Tüm öğrencilerimizi ve siz değerli anne babalarımızı okulun ilk döneminde gösterilen performans için tebrik ediyorum. Bu makale, çocuğunuzun ikinci dönemde daha yüksek akademik ve sosyal performans yakalaması için ipuçları içermektedir.

    Eğer ki anne ve baba olarak, okul sürecince çocuğumuzun yanında olup, onunla ilgilenip, ders çalışma ve sınav dönemlerine hazırlık konusunda evladımıza destek olup, yol gösterip, onunla ilgilenip ve ortaya koyduğu ders çalışma performansının her sınava nasıl yansıdığı hakkında doğru takipleri yaptığımızda, karne denilen raporlama bilgisi sadece bir teferruattır. Evladıyla yakın iletişimde olmayan, evladının akademik ve bireysel ders performansı hakkında bilgi ve yorumu olmayan anne ve babalar için karnedeki notlar belki şaşkınlık yaratabilir, lakin “Karne” denilen raporlama, bir sürecin sonucudur, süreci anne ve baba eğer uygun yönetmedi ise, ders notları bazen şaşkınlıklar yaratabilir.

    Karne, bir sürecin sonuç raporlamasıdır.

    Akademik öğretim döneminin yaklaşık 5 ay süren ilk bölümü tamamlandığında öğrencilerimize Şubat Tatili ile birlikte karneleri sunuldu ve bu karneler ile aslında öğrencilerin şu konulardaki yetkinlikleri yaş grubuna göre değerlendirildi:

    • Öğrencinin ders dinleme uyumu nasıl?

    • Dikkatini odaklaması düzeyi nasıl?

    • Sınıf ortamı uyumu ve arkadaşlık ilişkileri nasıl?

    • Doğru ders çalışma alışkanlık ve disiplin kazanımı yaş grubuna göre uygun mu?

    • Sınav performansı nasıl, kaygı ve stres yönetimi nasıl?

    • Öğrencinin özgüven düzeyi nasıl?

    • Dijital teknoloji bağımlılık düzeyi nasıl?

    • Düşünme;Planlama;Analiz yetenekleri ne düzeyde?

    • Öğrencinin yaş grubu ile uyumlu Biyo-Psiko-Sosyal gelişimi nasıl?

    • Öncelikleri sıralama ve yönetme becerisi hangi düzeyde?

    Öğrencinin ders çalışma disiplini, evde geçirdiği zamanı nasıl değerlendirdiği, arkadaş ilişkileri ve dijital teknoloji bağımlılık düzeyi dahil olmak üzere birçok faktör akademik okul başarısını etkilemektedir. Yukarıda belirtmiş olduğum 10 madde içinde eğer öğrenci yaş grubu ile uyumlu bir çizgide olmalıdır. İşte o zaman öğrenci, akademik ve sosyal gelişim konusunda gösterdiği emeğin karşılığını rahatlıkla alıyor olacaktır. Lakin stres, özgüven, dikkat yönetimi gibi konularda sorun yaşayan öğrenciler, akademik ve sosyal alanlarda sahip oldukları potansiyeli yansıtırken zorlanırlar.

    Karnedeki ders notları için anne ve baba olarak öncelikle şunu değerlendirmenizi öneririm: o dersten alınmış olunan not, evladınızın bilgi düzeyini ve o ders için ayırmış olduğu çalışma zamanını yansıtıyor mu? Öyle ya, Matematik dersinden 45 alınmış olunabilir, lakin acaba öğrenci o ders için gerekli ders çalışma performansını gerektiği oranda gerçekleştirdi mi? Bu sorunun yanıtına göre izlenecek yol haritaları birbirinden farklı olacaktır.

    Anne ve baba olarak bizler, çocuklarımızı sınırsızca kucaklamalıyız.

    Çocuğumuzun sahip olduğu akademik ve sosyal potansiyelleri ister kocaman olsun, ister daha az olsun hiç fark etmez! Anne ve babasının her zaman, her koşulda ve her durumda yanında olduğunu çocuğun bilmesi çok önemli ve gereklidir. Bununla birlikte, anne baba olarak bir diğer sorumluluğumuz ise eğer evladımız sahip olduğu potansiyeli başarılı şekilde okulda ve derslerde yansıtamıyor, gösteremiyor ise, bu durumu doğru tespit edip, nedenleri ve çözümleri için devreye girilmesi gereklidir.

    Bazı durumlarda öğrencide ders disiplin alışkanlığı yeterli oranda gelişmemiştir ve bu durum öğrencinin aslında sahip olduğu yüksek potansiyeli sınavlarda yansıtmasına engel olur. Bazen de öğrenci çalışır, çaba gösterir, lakin ders ve sınavlarda dikkatini doğru yönetemediği için dikkate bağlı işlem hataları ve sorularda eksik ya da yanlış okumaya bağlı hatalar yapabilir, cevaplarda kaydırmalar olabilir.

    İşte böylesi dikkat yönetimi ve ders disiplin sorununa bağlı olarak Akademik Öğrenim Süreci yeterli verimde kullanılamaz. İşte böyle anlarda anne ve baba öğrenim yılı içerisinde durumu fark ettiği anda uzman desteği alınması değerli fayda sağlayacaktır.

  • Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci koçu ne olduğunu doğru anlamak için, öncelikle günümüz Türkiye’sindeki eğitim sistemini incelemek fayda sağlayacaktır. Günümüz eğitim sistemi, öğrencinin edindiği yeni bilgiyi kullanmasını değil, ne kadar bildiğini ölçmeye dayalıdır. Öğrencilerin ne ölçüde başarılı olduğu da maalesef sadece sınav sonuçlarıyla değerlendirilmektedir. Buna bağlı olarak çoğu anne babanın da ortak isteği, evlatlarının geleceğini ilgilendiren sınavlarda ve akademik yaşantıda başarılı olmasıdır. Bu nedenle anne baba ve öğretmenler, öğrencileri sınav maratonuna hazırlamakla mücadele etmektedir. Öğrenciler ise kimi zaman iniş çıkışlar göstererek, tempoya ayak uydurmaya çalışmaktadır. Özellikle evladının akademik gelişimini yakından takip eden, onu motive etmeye çalışan anne babaların da bu süreci nasıl geçirmeleri ve evlatlarına nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda bocaladıklarını söyleyebiliriz. Anne babaların ‘Haydi derse bakalım, marş marş…’ söylemlerinin zamanla ebeveyn- çocuk çatışmasına sebep olabildiğini ve evde huzursuz bir aile ortamı oluşturduğunu görmekteyiz.

    Peki akademik süreci pozitif ilişkilerle, etkili ve verimli bir şekilde geçirmek mümkün mü ?

    Meslek seçimini belirleyecek sınavların, ergenlik dönemine denk gelmesi bu dönemi ayrıca hassas ve zor kılmaktadır. Hem öğrencilerin hem anne babaların zorlandığı bu dönemi, eğitim ve öğrenci koçu desteğiyle daha pozitif, verimli ve etkili geçirmenin mümkün olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü biliyoruz ki, çocuğun veya ergenin fizyolojik ve psikolojik açıdan devam eden bir gelişim süreci içinde olması, duygusal ve davranışsal iniş çıkışlar yaşamasına sebep olmakta ve buna eklenen sınav stresi de öğrencinin duygu ve davranışlarındaki iniş çıkışların yoğunluğunu, şiddetini arttırabilmektedir.

    Öğrenci koçluğu, öğrenciyle pozitif bağ ve işbirliği kurma temeline dayanan bir danışmanlıktır. Öğrenci koçu, öğrencinin hangi noktalarda zorlandığını, neye ihtiyaç duyduğunu, çizilmesi gereken hareket planının ne olabileceğini uzman gözüyle değerlendirerek danışmanlık yapabilir.

    “Öğrenci Koçluğu desteği, öğrencinin sınav öncesi verimli biçimde hazırlanmasına ve sınav sırasında gösterebileceği en iyi performansı gösterebilmesini sağlamayı amaçlayan hizmettir.”

    • Öğrenci Koçu ile birlikte düzenlenen çalışma, öğrenciye ne kazandırır?

    • Öğrenci farklı ders çalışma yöntem ve tekniklerini öğrenerek daha etkili ve verimli ders çalışabilir.(POMODORO, ISOAT, Hızlı Okuma, PİKİ, Zihin Haritası vb..)

    • Öğrencinin motivasyonu artar, kendisine ve geleceğe dair oluşturduğu olumsuz inançlar yerini başarı ve güvene bırakır.

    • Öğrenci sorumluluk duygusu kazanır.

    • Öğrencinin konsantrasyon gücü artar, konsantrasyon ve dikkat süresi uzar.

    • Öğrencinin kendini tanımasını sağlar, öğrenci güçlü yanlarını ve geliştirilmesi gereken yanlarını keşfeder, kendine gerçekçi hedefler ve beklentiler koyar ve emin adımlarla yol alır.

    • Sınav öncesi stres yönetimi, sınav esnasında oluşabilecek duygusal değişiklikler ve sınav kaygısıyla nasıl baş edebileceğini öğrenir.

    • Etkili iletişimi öğrenerek, aile içi çatışmalara ve arkadaş problemlerine sağlıklı bir iletişim kanalıyla yaklaşabilmeyi öğrenir.

  • Karne Kaygıya Dönüşmesin

    Karne Kaygıya Dönüşmesin

    Sevgili anne ve babalar; karnelerin hazırlandığı ve yaz tatilinin yaklaştığı bu günlerde karnesini sevinçle bekleyen öğrenciler olduğu gibi karne nedeniyle stres yapan hatta depresif semptomlar sergileyen öğrencilerin varlığı aslında bu dönemde yapılması gerekenler konusunda bilinçlenmenin önemini gösteriyor.

    KOŞULSUZ SEVGİ TEMEL BİR İHTİYAÇ VE HAKTIR.

    Çocuklar aileleri tarafından koşulsuz sevilmeye dair çok temel bir ihtiyaca ve hakka sahiplerdir. Bu ihtiyaçla beraber karne gibi değerlendirme sonuçlarına karşı aileleri tarafında başarılı oldukları sürece sevilecekleri, başarılı olamadıklarında ise ailelerinin beklentilerini karşılayamadıkları için onların sevgisini kaybedeceklerini düşünerek kaygılanırlar. Öncelikle çocuğunuzun karnesini görmeden ona, onu çok sevdiğinizi ve karne sonuçlarının durumu asla değiştiremeyeceğini ifade edin.

    KARNE SONUÇ ODAKLI BİR ÖLÇÜMLEMEDİR.

    Karne ile öğrencinin bir dönemlik çalışma performansı ve başarısı değerlendirilmeye çalışılsa da sonuç odaklı bir eğitim sistemimizin olduğunu unutmamak gereklidir. Yani sistem çocuğun ders dinleme çabasını, dersi öğrenme gayretini, öğrendiklerini hayatına katma ve içselleştirme yeteneğini kapsamlı bir şekilde ölçmemektedir. Sistem, sınavlarla çocuğa yönetilmiş soruların o anlık cevaplanma oranı üzerine bir başarı tespiti yapabilmektedir. Yani sınavlarla ölçümlenemeyen bir öğrenme gayreti, sınavlarla ölçülen bilgiyi olumsuz etkileyen stres ve performans kaygısı gibi değişkenlerin varlığı öğrenciyi ve karne notlarını değerlendirirken hep göz önünde tutulmalıdır.

    ANNE BABALARIN SÜREÇ ODAKLI OLMASI GEREK…

    Eğitim sisteminin sonuç odaklılığına karşın anne ve babaların süreç odaklı olup, çocuklarını tüm süreç boyunca takip etmeleri, motive etmeleri ve sonucu buna göre okumalarını öneriyorum. Yani yıl içerisinde “Şimdi çalışma sen, karne günü görüşeceğiz.” demek çok büyük bir hatadır. Çünkü çocuklar uzun vadeli sonuçları planlayamazlar. Bu sebeple yetişkinlerin anlık davranışlarına ilişkin uzun vadeli sonuçlar hakkında bilgi verici ve rehber konumunda olmaları çocukların başarısını arttıracaktır.

    BAŞARISIZLIK BİR DENEYİMDİR.

    Karne notları ile hedeflediği başarıyı tutturamayan öğrencilerin bu başarısızlık duygusundan deneyimle ayrılarak neyi yapmamaları gerektiğini öğrenmesi için yine ailelerin rehberliği çok önemlidir. Aile başarısızlığa değil nedenlerine odaklanarak çocuğu sorgulamaya yönlendirmelidir. 

    ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİĞE DİKKAT!

    Eğer öğrenci gerçekten çaba göstermiş ve sınav kaygısı, stres, hastalık gibi sebeplerden süreci iyi yönetemediği için çabasını karne notlarına yansıtamamışsa öğrencinin “öğrenilmiş çaresizlik” dediğimiz ne yaparsam yapayım başarılı olamıyorum duygusuna kapılmaması olasıdır. Bu çok tehlikeli bir çıkarımdır. Öğrencinin çalışmaya karşı motivasyonunu ileriye dönük ortadan kaldırabilir. Bu yüzden böyle bir durumun yaşandığını düşünüyorsanız, çocuğunuza notlarıyla ilgili tabloya gerçekçi bir yerden bakmasını sağlayın, olumlu ve güçlü yanlarına dikkat çekin, çabasıyla gurur duyun.. Sınav kaygısı gibi psikolojik bir sebebe bağlı başarı düşüklüğü için de profesyonel destek almaya yönlendirin.

    KIYASLAMA YAPMAYIN!

    Karnelerin alınmasıyla birlikte notları iyi çocuklar da notları kötü çocuklar da olacaktır. Çocuğunuzu bireysel değerlendirin. Arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, kısacası diğerleriyle karşılaştırmayın. Karşılaştırma, çocuğunuza kendini değersiz ve yetersiz hissettirir. Bu değersizlik hissi uzun vadede motivasyonunu olumsuz etkileyecektir. Çocuğunuz kendini başkalarıyla kıyaslarsa kendini değerlendirmeye yönlendirin, kendine odaklanmasını sağlayın. Başarı kişisel bir yerde kalırsa sağlıklı ve geliştirici olur.

    HER ÖĞRENCİ TATİLİ HAK EDER.

    Çocuğunuz hiçbir gayret göstermemiş olsa bile her sabah okula gitmek ve tam bir mesai süresi içinde orada belirli kurallara uygun yaşamak bir disiplin işidir. Sırf bu sebepten ötürü dinlenmeyi hak etmiştir. Sonuç ne olursa olsun çocuğunuza iyi ve verimli bir tatil imkanı sunmaya çalışın. Teknolojiden uzak, yaratıcılığını geliştiren etkinliklerle dolu bir program yapmaya gayret edin. Yaz tatili için her yaştaki öğrenciye verilebilecek en yararlı öneri ise kendi ilgisine uygun kitap okumaktır. Değerlendirilmeden, sadece keyif için kitap okumayı başaran öğrenci hayatı boyunca onu geliştirecek bir alışkanlığın tohumlarını atmış olacaktır.

  • Kendini Tanımak

    Kendini Tanımak

    Çoğu anne babalar çocuklarını sahip oldukları beceri ve yeteneklerle onların en yüksek potansiyele ulaşmalarını isterler. Çocuklarımızın her yönden gelişimleri,ilgi ve yeteneklerinin farkında olan bireyler olmaları onların kendilerine olan güvenleri üzerinde de son derece etkilidir. Bu anlamda çocukların doğuştan sahip oldukları potansiyelleri zorlayarak kendilerini geliştirmeleri onların kendini tanıma becerisine sahip olmaları ile gerçekleşir.

    Kendini tanıma, kişinin kendisi hakkında bazı bilgilerin farkında olması demektir. Bu beceri,kişilik gelişiminde bireyin doğru ‘ben’i  bulması anlamında en önemli etkenlerden biridir. Kendini tanıma becerisinden yoksun bireyler başkalarının onlar için hazırladıkları dünyayı yaşayarak kendisi olma şanslarını kaybederler. İlgi ve yetenek alanlarımızın farkında olmak bizlere doğru kararlar almada en büyük yardımcıdır.

    Çocuklarda kendini tanıma becerisinin gelişiminde anne babaların ve eğitimcilerin ‘bilinçli çabalarının’ rolü büyüktür. Anne babalar, hem çocuklarına sevgilerini gösterme hem de onlara yeni beceriler kazandırma şansına sahip olurlar. Çocuklar kendilerini tam olarak tanıyamazlarsa, sırf büyüklerini memnun etmek amacı ile ‘yalancı’ bir ben geliştirip,kendini keşfetme ilgisini kaybedebilirler ve kendilerini rahat hissetmezler. Bu ‘yalancı benlik’ bireylerde rahatlayamamaya bağlı olarak hırçınlık,öfke,davranış problemleri,madde kötüye kullanımı vs. gibi pek çok psikolojik kökenli soruna yol açabilir. En önemlisi de, kendine güven için hayati önem taşıyan kendisi olma becerisini kaybedebilirler.

    ÇOCUKLARIN KENDİNİ TANIMA BECERİSİ GELİŞTİRMEYE YARDIMCI OLMADA ANNE BABALARA ÖNERİLER:

    • Çocuğunuzla birlikte geçireceğiniz özel zamanlar düzenleyin. Bu özel zamanlar, aile olabileceği gibi bazen de anne-çocuk,baba-çocuk gibi farklı şekillerde de olabilir. Geçireceğiniz özel zamanlar sizin anne baba olarak çocuğunuzu tanımanıza yardımcı olurken,aranızdaki bağında güçlenmesini sağlayacaktır.

    • Çocuğunuzu farklı sosyal aktivitelere katılması için destekleyin (müzk,tiyatro,spor.. ).

    • Çocuklarınız kendileri hakkında konuşurken,onları etkili bir şekilde,gözlerine bakarak,dinlediğinizi gösteren ifadeler kullanarak (seni anlıyorum,……. düşünüyorsun) dinleyin.

    • Farklı konularla ilgili çocuklarınızın görüşlerini alın.

    Örneğin: ‘Bu konuda sen ne düşünüyorsun?’ ‘Senin bu konuda ki görüşün benim için önemli.’

    • Çocuklarınızla ilgili gözlemlerinizi onlarla paylaşın.

    Örneğin:’Elektrikli araçları tamir etmekten sanırım zevk alıyorsun.’ ‘Arkadaşını incitmemek için ne kadar çaba harcadığını görmek beni mutlu ediyor.’

    • Çocuklarınıza seçim yapma hakkı tanıyın. Kendilerini rahatlıkla ortaya koyabilmeleri için,onlara açık uçlu sorular sorun. Örneğin: ‘ En çok hangisini beğendin.’ ‘ Bu filmde en çok ne hoşuna gitti.’

    • Aile içinde karşılıklı saygının hakim olduğu aile akşam toplantıları düzenleyin. Ailenizle ilgili alınacak her karar aile toplantısına konu olabilir. Yapacağınız akşam toplantıları aranızdaki bağı kuvvetlendirir.

    • Çocuklarınızın yaptıkları işler hakkında olumlu tepkiler vererek onların kendilerini daha iyi tanımalarına ve güçlü oldukları anları fark etmelerine yardımcı olun.  

    Örneğin: ‘Yaptığın resmi çok beğendim,renk seçimin çok güzel.’

    • Sadece kuru bir aferin yerine güzel olanı ve başarılan şeyi ifade edin.

    KENDİNİ TANIMA BECERİSİNİN GELİŞİMİNDE EĞİTİMCİLERE ÖNERİLER:

    • Öğrencilerinizin her birine özel zaman ayırın.

    • Öğrencilerinizle birlikte olduğunuz her an onları dikkatle gözlemleyin.

    • Öğrencinize dair gözlemleri onlarla paylaşın.

    • Okul ile ilgili etkinliklerde öğrencilerinizin hangi alanlarda daha güçlü,hangi alanlarda daha gelişime ihtiyaçları olduğunu tespit edin.

    • Her öğrenci için ayrı ayrı gelişim dosyaları hazırlayın.

    • Öğrencilerinizin kendileri hakkında konuşmalarına fırsat verin.

    • Öğrencilerin ders dışı sosyal etkinliklerden hangilerini daha çok tercih ettiklerini takip edin.

    • Yetenekli olduğuna inandığınız öğrencileri yetenekleri doğrultusunda kendilerini geliştirebilecekleri alanlara yönlendirin.

    • Kendi gelişim süreciniz hakkında,anılarınızı,deneyimlerinizi öğrencilerinizle paylaşın. Kendinizi zayıf hissettiğiniz alanlarla ilgili sonradan kişisel çabalarınızla nasıl geliştiğinizi öğrencilerinize anlatın.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Sınav kaygısı öğrencinin sınav öncesinde öğrendiği bilgiyi, sınav esnasında etkili bir biçimde kullanmasına engel olan, yaşadığı yoğun kaygıdır.

    Kaygı düzeyi normal olan öğrenciler sınavlarda başarılarını, çalıştıklarını test edebilirken, kaygısı normalin üzerinde olan öğrenciler bu durumları bir tehdit olarak algılarlar ve gösterebilecekleri başarıyı gösteremeyebilirler. Sınavla ilgili gerçek dışı ve karamsar düşünceleri vardır. Öğrencinin sınav sonucuna ilişkin olumsuz düşünce, inanç ve beklentileri performansı bozarak başarının düşmesine yol açabilir.

    Bu kaygının içinde çocuğun başarıya yüklediği aşırı anlam da olabilmektedir. Bazen çocuklar başarısız olduklarında çevrelerinin onlara duydukları sevgiyi kaybedebileceklerini düşünebilmektedir. Burada en önemli konu, bu kaygının sebebidir.

    Sınav kaygısı duyan öğrenci sıklıkla “Sınav sırasında bildiğim her şeyi unutacağım, bu sınavda başarılı olamayacağım, herkese rezil olacağım, eksik durumdayım, evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?” gibi düşüncelere kapılır.

    Sınav kaygısı yüksek olan kişilerde bu yukarıdaki endişeler dikkatin bölünmesine ve sınavla ilgili olmayan şeylere yönelmesine sebep olabilir. Kişi tüm dikkatini sınava yöneltemez.

    Kişi sadece sınav öncesi değil, sınav başladıktan sonraki süreçte de, dikkati toplamakta ve soruları anlamakta güçlük, düşünememe, bilinen bir soruda hata yapma korkusuna bağlı yoğun heyecan, kötü alma beklentisi, sınavı kötü geçeceğine inanma, sürenin yetmeyeceği düşüncesi gibi kişide kaygı uyandıran düşünceler görülebilmektedir. Bu öğrencilerde ellerde titreme, gerginlik, sabırsızlık, kendine güvende azalma gibi belirtiler gözlemlenebilir.

    Sınav kaygısı başa çıkılamayacak bir hal aldıysa, bunun bir çözümü olduğunu unutmayın. Profesyonel bir yardım almaktan da çekinmeyin. Kaygının altında yatan sebepler ortaya çıktıkça kaygı azalacaktır.

  • EĞİTİM SİSTEMİMİZ KARŞISINDA SINAV KAYGISI

    EĞİTİM SİSTEMİMİZ KARŞISINDA SINAV KAYGISI

    Eğitim sistemi her geçen gün daha karmaşık ve öğrenciyi daha da zorlayacak bir hal alıyor. Hayatının en güzel yıllarını okulda ve dersanelerde geçiren öğrenci her yıl daha da zorlaşan aşamalarla karşı karşıya kalıyor. Bunun yanı sıra sıkça değişen kurallar ve yaptırımlar nedeni ile her sene öğrenciler yeni sisteme adapte olmakta oldukça güçlük çekiyorlar. Kliniğimize “sınav kaygısı” şüphesiyle başvuran ailelerin sayısı giderek artış gösteriyor. Kaygının belirsizlikler nedeniyle bireyde daha çok panik duygusunu körükleyeceğini düşünürsek vakaların artışı sebepsiz yere değil. Sürekli değişen ve belirsizleşen sistem nedeniyle bir çok öğrenci giderek paniğe kapılıyor. Sistemin yanı sıra çocuğundan yüksek bir beklentisi olan aileler ve öğretmenler de işin içine girdiğinde kaygı kaçınılmaz oluyor. Öğrenci bu durumda kaygıdan uzakta durabilmek amacıyla ya tamamen umursamaz bir tutum sergiliyor ya da negatif kaygıyı oldukça yoğun yaşıyor. Sağlıklı bir noktada kalabilen öğrencilerin sayısı ise oldukça az.

    Peki sınav kaygısı nedir?

    Sınav kaygısı, öğrencinin öğrendiklerini sınav sırasında verimli bir şekilde kullanmasını engelleyen ve akademik başarıyı olumsuz etkileyen yoğun bir kaygı türü. Hem fiziksel hem bilişsel hem de duygusal boyutta bir çok belirtisi bulunmakta. Fiziksel belirtiler olarak; kalp atışlarında hızlanma, baş dönmesi, nefes alışverişinde düzensizlik, terleme veya üşüme vb. sayılabilir. Duysusal boyutta; gerginlik, sinirlilik,karamsarlık,korku(bildiklerini yapamama), endişe,panik, kontrolü yitirme hissi, güvensizlik hissi, çaresizlik ve heyecan görülebilir. Bilişsel belirtilerde ise; sınavda başarısız olma korkusu, sınav sonucunun hayatını yönlendirecek olan yegane güç gibi algılanması da sayılabilir.

    Sınav kaygısını azaltmak için neler yapılabilir?

    Kaygıyı tümüyle yok etmek kişinin motivasyonunu azaltacağı için, öğrencinin sınav öncesi kaygılanması işe yaracaktır. Bu kaygı onu düzenli ders çalışmaya ve programlı olmasına yardımcı olur. Fakat gereğinden fazla kaygılanması onun aşırı ve düzensiz ders çalışmasına ve bildiklerini sınav sırasında kullanmasına engel olur. Orta düzeyde kaygılanmak daha yerinde bir durumdur.

    Ebeveynin yüksek beklentisi sınav kaygısı yaratabilir!

    Öte yandan ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocuktan yüksek bir beklentiye sahip olmaları öğrenciyi fazla kaygılandırabilir. Ailenin ve öğretmenlerin çocuğun gerçek performansı üzerinden bir beklenti geliştirmeleri daha yerinde bir tutum olacaktır.

    Elde edilen başarılar karşısında daha az olumsuz eleştiri yapın!

    Bir diğer kritik nokta çocuğun başarısı üzerine olumsuz eleştirilerden kaçınılmasıdır. Çevrenizdeki başarılı öğrencilerle kıyaslama yapmak ya da başarısızlık karşısında tutumunuzun sert oluşu çocuğunuzda kaygı yaratır. Sonuç ne olursa olsun tüm sevginizle onun yanında olduğunuzu belirten davranışlar çocuğunuzun kaygısını azaltır.

    Dünyanın sonu değil!

    Kimi öğrenciler sınavlardan elde edeceği başarıların mutluluğa giden tek yol olduğuna inanırlar ve bu durum da kaygıyı arttır. Bunun gerçekçi bir düşünce olmadığına dair çocuğunuzla konuşun.

    Öğrencilerin yapabilecekleri neler?

    Düzenli ve programlı bir ders çalışma sistemi öğrencilere yardımcı olacaktır. Ayrıca sınav öncesi ve sırasında yapılan düzenli nefes egzersizlerinin de kaygıyı azaltmaktaki payı oldukça büyüktür.

    Sonuç olarak; böylesine zorlu bir eğitim sisteminde öğrencilerle kurulan empatik bir yaklaşım sonrasında sınav kaygısını giderek azaltabilmemiz mümkün. Sistem kurbanı olmak yerine, ona en iyi şekilde adapte olmak daha işe yarar bir yöntem olarak görünüyor.

  • Ders Başarısızlığı

    Ders Başarısızlığı

    Ders Başarısızlığı

    Ders başarısızlığı Günümüzde pek öğrencinin sorundur. Kimi hiç çalışmadığı için derslerini başaramaz, kimi çalıştığı halde derslerini başaramaz, kimi de başardığını düşündüğü halde öğretmeni ya da anne babasını mutlu edemez.

    Ders Başarısızlığı

    Ders başarısızlığıyada ders başarısı için ne yapmak gerekir. Nasıl başarılı olunur. Bazı öğrenciler neden sürekli başarısızdır? Bunların sonucun pek çok nedeni vardır. Bir öğrencinin başarılı olabilmesi için herhangi bir ders için örneğin matematik ya da 7. Sınıf tüm dersleri için iyi bir değerlendirme yapması gerekir. Bazen her ders için ayrı bir değerlendirme yapması gerekebilir.

    Bir öğrenci tüm derslerden ve matematik, Türkçe, İngilizce gibi bir dersten başarısız ise ve bu geçmişte de böyle ise öncelikle yapılaması gereken şey IQ testi. Zeka testi yapılarak genel bir zeka sorunu mu var yoksa özel öğrenme güçlüğü mü var onun tespit edilmesi gerekir. Yapılan test sonucunda her hangi bir alanda yetersizlik ortaya çıkmış ise o takdirde çıkan eksikliğe yöneliközel eğitimya da destek eğitim gerekir. Böyle durumlarda öğrenci ne kadar çalışırsa çalışsın başarılı olamıyordur.

    IQ testi sonucu normal bulunmuş ise, dikkat eksikliği, kaygı bozukluğu gibi psikolojik faktörlerin elenmesi gerekir. Öğrencinin konuya dikkatini verememesi, yüksek kaygı, öğretmeni dinlese bile ya da konuyu okusa, çalışsa bile anlamamasına yol açmaktadır ki benim 20 yıllık tecrübemde böyle çok öğrenci ile karşılaştım. Düzenli olarak derse gelmesine ve ders çalışmasına karşın başarılı olamamaktadır.

    Sınav kaygısıders başarısızlığı sonucuna yol açan bir başka faktördür. Öğrenci çok iyi bilmesine karşın bildiklerini kaygı nedeniyle sınavda ortaya koyamamaktadır. Bu durum dapsikoterapiiyi bir yardımcı olabilir. Ayrıca öğretmenlerin de öğrenciyi değerlendirirken yalnızca sınav puanı ile değerlendirmemesi gerekir. Geniş bir değerlendirme skalası performansı düşük öğrenciler için de motivasyon kaynağı olacaktır.

    Tüm bunların dışında da ders başarısızlığı gösteren öğrencilerimiz vardır. Bu grupta ki öğrenciler nasıl çalışacaklarını bilememektedirler. Öğrenci rehber öğretmen ve veli birlikteliği ile stratejik bir çalışma palanı hazırlanarak başarı kolaylıkla arttırılabilir. Bura velilere önemli görevler düşmektedir. Çocuklarını koşulsuz koruyucu, kabullenici ve sevgi dolu yaklaşım onları kazanmada büyük yarar sağlayacaktır.

  • ETKİLİ ÖĞRENME VE VERİMLİ ÇALIŞMA

    ETKİLİ ÖĞRENME VE VERİMLİ ÇALIŞMA

    Yaşadığımız dünyada ve dönemde bireyler daha ziyade başarı odaklı bir yaşam sürdürmektedir. Bu noktada akademik başarı büyük önem taşımaktadır. Çoğunlukla ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocuklara ve gençlere direktifleri “çalış” kelimesiyle başlamaktadır. Ancak bu ve benzeri direktiflerin olumlu sonuç vermediği açıkça ortadadır. Çünkü etkili öğrenmenin gerçekleşebilmesi için göz önünde bulundurlulması gereken bazı önemli noktalar ve yöntemler vardır. Bu yazımda söz konusu noktalara ve yöntemlere değineceğim.

    Öğrenme, tekrarlayarak veya deneyim yoluyla davranışlarda veya düşüncelerde oluşan devamlı değişikliktir.Doğumla başlar, yaşamın sonuna dek sürer. Öğrenmenin etkili yani uzun süreli olmasını sağlayan bazı kavramlar vardır.

    Aşağıda bu kavramların tanımları ve bunlara dair anahtar öneriler özetlenmiştir.

    Yöntem: Öğrenmenin gerçekleşmesi için izlenecek yoldur. Öğrenci kendine uygun çalışma yöntemlerini uygulayarak başarıya ulaşabilir.
    Hafıza: Organizmanın geçmiş bir olayı kaydetmesidir. Öğrenmenin uzantısı olup bir bilgi öğrenildiği anda işe karışır. Başarıda hafızanın da rolü büyüktür. Bir bilginin hatırlanması için hafızanın üç aşamadan geçmesi gerekir. Birinci aşama kayıt etmedir. Hatırlamadan önce algılama devreye girer. Bilginin hatırlanması için mutlaka kodlanması gerekir. İkinci aşama depolama (muhafaza), üçüncü aşama ise depolanan bilginin geri getirilmesi, yani kullanımdır. Hafıza 3 çeşittir:
    Duygusal hafıza: Duyu organlarından gelen bilginin alındığı hafızadır. Hafızada 1-5 sn durur.
    Kısa süreli hafıza: İnsanın sürekli etkinlik gösteren hafızasıdır.
    Uzun süreli hafıza: Kapasitesi sınırsızdır. Ancak edinilen bilgilerin bu sisteme yerleştirilmesiyle, bilgilerin seçilmesi, kullanılması kolaylaşır.
    Verimlilik: Verimlilikte esas, birim çalışma zamanı ve emeğe karşılık en fazla öğrenmeyi gerçekleştirmektir. Verimli çalışmayı etkileyen faktörler şunlardır:
    Amaca Yönelik Çalışma: Verimi artırıp, başarıyı yakalamada dikkat edilecek en önemli noktalardan biri çalışmaların amaca yönelik olmasıdır. Yani öncelikle amacın belirlenmesi gerekmektedir.
    Planlama: Verimli olmak, ancak planlı çalışma ile mümkündür. Öğrencinin çalışma planını yaparken kendi kapasitesinin farkında olması, bireysel farklılıklardan kaynaklanan süre ve şekli değiştirebilmektedir. Bir öğrenci planlı olmaktan şunları anlamalıdır:
    Mevcut olanaklarını belirleyerek bunları nasıl kullanacağını önceden tasarlamak.
    Hangi derse ne kadar çalışacağını belirlemek.
    Çalışmasına olumsuz etki edecek faktörleri tesbit edip, bunlar için önceden önlem almak.
    Çalışma Süresi: Öğrenmede önemli bir nokta da çalışma süresidir.Bu konuda da bireysel farklılıklar nedeniyle kişiler arası farklılıklar görülür. Süre tesbitinde geçerli olan prensip, bir öğrencinin baştan sona kadar dikkatini ve etkinliğini koruyarak sürdürebileceği zaman dilimini belirlemektir. Bu süre o öğrenci için en uygun çalışma süresidir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki 20-40 dakikalık seanslar halinde çalışmak verimliliği artırmaktadır. Öğrenilenler 10 dakika süreyle tekrarlanmalı ve 10 dakika dinlenilmelidir. Dinlenme sırasında öğrenci kendini ödüllendirmelidir. Maalesef bu noktada iki güçlük ortaya çıkabilir. Bunlardan biri öğrencinin kendi başına yapacağı tekrarın gereksiz gelmesi, diğeri ise 10 dakikalık dinlenme arasınının iç disiplini zayıf olan öğrencilerde uzamasıdır. Ancak bu güçlükler öğrencinin özgüvenini artırıcı desteklerle aşılabilinir.
    Çalışma ortamı: Öğrencinin çalışma ortamı verimini etkileyen önemli faktörlerdendir. Çalışma masası uygun boyut ve konumda; ışık, sıcaklık, ses ve oksijen miktarı uygun düzeyde olmalıdır.
    Dinlenme: Nitelikli dinlenme süresi öğrenmeyi ve verimliliği önemli ölçüde artırır.
    Sorumluluk almak ve aktif olmak: Dersten önce yapılan ön hazırlık, derse katılım, soru sorma, konuyu konu-parça-bütün yöntemiyle çalışılmak gibi aktiviteler de öğrenmeyi pozitif etkileyen önemli unsurlardır.
    Boş zaman ve sosyal aktivite: Yukarıdaki önerilerin uygulandığı bir plan içinde birey kendine ayırabileceği boş zamanlar yaratmalıdır. Bu zamanlar zevk alınan faaliyetlerle doldurulmalıdır. Derslerine düzenli devam eden, günü gününe ve planlı çalışan öğrenci, çalışmalarından daima olumlu sonuç alacaktır.
     

    Son olarak verimli çalışma ve başarılı olmak için şu ilkelere uyulmalıdır:

    • Çalışmaya konuyu öğrenmek için başlayın.
    • Dikkatinizi çalıştığınız konu üzerinde toplayın.
    • Zihnen ve bedenen yorgun iseniz yazı işlerinizi yapmayı tercih edin.
    • Çalışma saatlerinizi mutlaka planlayın.
    • Çalıştığınız konuyu öğrenmek için aktif olun.
    • Yardımcı kaynaklardan yararlanın.
    • Bir konuyu öğrenmeden başka bir konuya geçmeyin.
    • Çalışmalarda tekrarın önemli bir unsur olduğunu unutmayın.
    • Artık onlar geleceğe,  Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği, ODTÜ Sosyoloji, Bilkent Üniversitesi Mimarlık, Gazi Üniversitesi Elektrik Elektronik, TOBB Uluslararası Siyaset, fakülte/bölümlerinde hazırlanarak hayata katkıda bulunmaya devam edeceklerdir.

    Hayallerine kavuşan tüm öğrencileri yürekten kutlarken başarılarının devamını dileriz.

  • SINAV KAYGISI

    SINAV KAYGISI

    Okul hayatları boyunca edindikleri akademik bilgi ve becerilerin “sınav yöntemi” ile değerlendirilmesine öğrenciler farklı şekillerde ve düzeylerde tepki göstermektedirler. Öğrencilerin bir kısmı bu sınavları sıradan karşılarken bazıları ise kaygı ve stres ile dolu bir süreç olarak karşılamaktadır. Elbette bu iki karşılama şekli öğrencilerin performansları ve başarılarını da farklı etkilemektedir. Bunu sıradan bir durum olarak karşılamak öğrencinin başarısına, performansına bir etki etmezken; yoğun kaygı ile karşılamak sınava hazırlık yaparken performansı düşürdüğü gibi sınav sırasında edindiği bilgileri hatırlama ve kullanma becerisini de köreltmektedir. Tabi başarısızlık kaygısı ile girilen sınavın sonucunun başarısızlık olması, kısır bir döngüyü ortaya çıkarmakta ve sıradaki diğer sınavlarda da aynı döngü ortaya çıkabilmektedir. Elbette bu olumsuz yaşantılardan kurtulmak doğru yardımı alarak başarılabilir. Ancak bu aşamada görev yalnızca bu durumdan etkilenen asıl kişi olan öğrenciye değil, onunla birlikte anne ve babasına ayrıca öğretmenlerine de düşmektedir.

    Nedir bu kaygı dediğimiz şey? Aslında stres verici durumlarla karşılaştığımız zamanlarda hepimizin belli düzeylerde hissettiği bir duygudur. Sınavlar ise öğrenciler için kaygı ve stres yaratan durumların herhalde başında gelmektedir. Belirli bir düzeyde kaygı yaşamamız doğaldır, hatta yararlıdır diyebiliriz, çünkü belirli bir derecede yaşanan kaygı bizi motive eder ve daha iyi performans göstermemiz için bizi tetikler. Fakat yoğun olarak yaşanan kaygı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sınavlarda da başarının önünde büyük bir engel ve performansın büyük bir düşmanı olabilir.

    Bu yoğun sınav kaygısını yaşayan öğrenciler sınava hazırlanırken, sınav sırasında ve sınav sonrasında bazı farklı belirtiler gösterebilir. Bu belirtiler zihinsel, duygusal ya da bedensel belirtiler olabilir.

    Sınav kaygısının bu belirtileri şu şekilde sıralanabilir;

    • Unutkanlık veya öğrendiklerini kullanamama,

    • Dikkatini toplayamama,

    • Anlamakta güçlük çekme,

    • Kalp çarpıntısı,

    • Soluk alıp vermede güçlük,

    • Ellerde titreme ve ateş basması hissi,

    • Baş dönmesi,

    • Yorgunluk, uyuşma,

    • Terleme ya da üşüme,

    • Mide ve baş ağrıları,

    • Gerginlik ve sinirlilik,

    • Heyecan ve panik,

    • Karamsarlık,

    • Korku

    Peki anne, baba ve öğretmenler nasıl yardım edebilir?

    Öncelikle öğrencilerin, girecekleri sınava yeterince hazırlandıklarını düşünebilmeleri için çalışma sürelerini planlamaları ve organize etmeleri çok önemlidir. Ancak bu planlamayı yapmak her zaman kolay olmayabilir. Bu konuda yardımınıza ihtiyaç duyabileceklerini unutmayın.

    Kendisinin “yeterli ya da yetersiz”, “değerli ya da değersiz” olduğuna sınav sonucuna göre karar vermeyi bekleyen bir öğrenci için sınav, ciddi düzeyde kaygı yaratacaktır. Bu nedenle aldıkları sonuç ne olursa olsun; yeterli ve değerli ayrıca sevilmeye değer biri olduğunu çocuğunuza mutlaka hissettirmelisiniz. Sınavlar yalnızca kişilerin akademik bilgi düzeylerini ölçmektedir, hiç kimsenin bir insan olarak yeterliliği ya da değeri hakkında bilgi vermemektedir.

    Sınavdan aldıkları sonuçtan ziyade o sınavda başarılı olabilmek için harcadıkları enerji ve gösterdikleri çabanın takdir edilmesi, elinden geleni yapmış olmasına rağmen istediği sonucu alamamış bir öğrenci için şansını ikinci kez denemek ya da yaşamında daha sonra gireceği sınavlar için büyük bir motivasyon kaynağı olacak ve kaygısını sağlıklı düzeylere çekmesine yardımcı olacaktır.

    En büyük motivasyon kaynaklarımızdan bir diğeri ise daha önce gösterdiğimiz, elde ettiğimiz başarılarımızdır. Çocuklarınıza bu katkıyı yapmak için geçmişteki küçük ya da büyük başarılarını hatırlatmaktan çekinmeyin.

    Yoğun çalışmaların yanında tüm diğer insanlar gibi öğrencilerin de rahatlamaya, mola vermeye ihtiyaçları vardır. Sınava hazırlanmanın durmaksızın ders çalışmaktan ibaret olmadığını onlara hatırlatın ve sosyal becerilerin gelişmesini, çok yönlü bir birey olabilmeleri için sosyal aktivitelere katılmalarını destekleyin.

    Sonuç olarak anne-babasının, öğretmenlerinin ve kendisinin tüm çabalarına rağmen öğrenci sınav nedeniyle yaşadığı yoğun kaygıyla baş edemiyor olabilir. Bu durumda da sınav kaygısına yönelik psikoterapi yardımıyla kontrol altına alınabildiğini, üstesinden gelinebildiğini unutmayın ve mutlaka bir uzmandan yardım alın.

    Uzm. Klinik Psk. İhsan YEĞENOĞLU

  • Sınav kaygısı

    Sınav kaygısı

    Sınav Kaygısı, kişinin öğrenilen bilgisini sınav esnasında etkili bir biçimde kullanmasını engelleyen ve bu sebeple başarısının düşmesine neden olan durumdur. 
    Bu kaygı, orta düzeyde kaldığı sürece faydalıdır. Öğrenciyi motive eder, hedefleri için çabalamasını sağlar. Ancak aşırı ve yüksek kaygı başarısızlığa neden olur. 
    Sınav esnasında aşırı dikkat dağınıklığı, bilinen konuları hatırlamakta güçlük, unutkanlık, kötü senaryolar içeren düşünceler gibi zihinsel belirtiler, güvensizlik, çaresizlik, heyecan, gerginlik, sinirlilik gibi duygusal belirtiler, ders çalışmayı ya da sınavı yarıda bırakma, sürekli ders çalışmayı erteleme sınava girmeme gibi davranışsal belirtiler, baş ağrısı, sabahları yorgun kalkma, iştahsızlık, uyku problemleri gibi fiziksel belirtiler sınav kaygısına işaret olabilir.
    Sınav kaygısının en genel sebebi öğrencinin ya da ailesinin sınava yüklediği farklı anlamlardır. Öğrenci sınava ailesine karşı bir borç, kendini ispat, iyi bir evlat olduğunu kanıtlama gibi anlamlar yüklediği zaman kaygı seviyesi olması gerekenin çok üzerine çıkmaktadır. 
    Sınav kaygısının en sık karşılaşılan sebebi ise sınava yeteri kadar hazırlanamamış olmaktır. Sınav vakti yaklaştıkça sınav kaygısına işaret eden belirtileri daha yoğun bir şekilde gözlemleyebiliriz.
    Sınava hazırlanmaya geç başlanılması, konuların yetiştirilememesi veya zamanında başlansa dahi etkin bir çalışma yapılamaması, mükemmeliyetçi bir düşünce yapısı, hatasız olma isteği sınavda motivasyonun düşmesine neden olacaktır ve beraberinde de başarısızlığı getirecektir. 
    Öte yandan ailenin sınava yüklediği anlam, gerçekleşmesi güç hedefler, öğrenci üzerinde yoğun bir baskı oluşturacak ve bu da sınav başarısını direkt olarak etkileyecektir. 
    Sınav kaygısını yenebilmek adına sınavdan önce ve sınav esnasında yapılacak ufak değişiklikler faydalı olacaktır.
    Sınavdan önce yapılacak hazırlıkların temelinde “doğru çalışma” yatar. Bilgi eksikliğini en aza indirmek sınavda daha huzurlu olmanızı sağlayacaktır. 
    Sınav vakti yaklaştığında çalışma temposunu arttırmak çoğu zaman faydadan çok zarar getirir. Bu süreçte aşırı yüklenme, bilginin depolanmasından ziyade kaygının yoğunlaşmasına neden olur.
    Sınavın anlamı doğru değerlendirilmelidir. Sınav sadece sizin o konu hakkındaki bilginizi ölçer, kim olduğunuzu değil. Sizi siz yapan değerler ise sadece o konular değildir. O sınavdaki yetersizliğinizi örtebilecek bir çok iyi özelliğiniz olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Sınav sonucu değerlendirilirken kendinizi sadece bir öğrenci olarak değil aynı zamanda ailenizin bir çocuğu, iyi bir sporcu ya da iyi bir sanatçı olduğunuzu da hatırlayın. 
    Düşünce yapınızı mümkün olduğunca olumlu tutmaya çalışın. “Ben bu sınavı geçemem” “Ben başarılı olamayacağım” ya da “başarısız olursam aileme ne derim” gibi düşüncelerin yerine daha pozitif düşünceleri aklınıza getirin. Kendi yetersizliklerinize odaklanmak yerine olumlu özelliklerinizi ön planda tutmaya çalışın ve başarabileceğinize inanın.
    Sınavdan önce uykunuzu yeterli bir şekilde almaya özen gösterin. Sınava olabildiğince dinç ve dinlenmiş olarak girin. Sabaha kadar o sınava çalışmak belki 1 ya da 2 konuyu daha bitirmenizi sağlayacaktır ancak sınav esnasında çok iyi bildiklerinizi kaygı ve yorgunluk sebebiyle yapamamanız olarak geri dönecektir. 
    Hayatta başarılı ve mutlu olmanın tek yolunun bu sınav olmadığına inanın. 
    Aileler de bu konularda çocuklarına destek olmalıdır. Başta da söylediğimiz gibi, orta seviyede kaygı başarı için gereklidir. Tamamen boşvermiş bir yapı sergilemek de faydalı olmayacaktır ancak sınavın önemi vurgulanırken öğrencilerin gözleri çok korkutulmamalıdır, alternatiflerin olduğunu da bilmeleri gerekmektedir.
    Aileler çocuklarından beklenti içine girerken gerçekçi beklentiler içinde olmalıdır. Her çocuğu avukat ya da doktor olacak diye yetiştirmek maalesef  oluşan yoğun kaygı sebebiyle ters tepmektedir. Çocuğun limitlerinin üzerinde bir sonuç elde etmesine karşın ters bir tepki görmesi özgüvenini, kendine olan inancını ve değerlerini direkt olarak kıracağı gibi bir sonraki sınavda da üzerinde çok yoğun bir baskı oluşmasına neden olacaktır. 
    Başka çocuklarla kıyaslamak da bu dönemde kaygıyı son derece arttıran davranışlardır. Her kişinin yetenekleri farklıdır. Komşunun kızının sınavdan 90 alıyor olması sizin çocuğunuzun da 90 alması gerektiği anlamına gelmemektedir. Ya da büyük oğlunuzun mühendis olmuş olması diğer çocuğunuzun da o yönde yatkınlık göstereceğine işaret değildir.
    Sınav esnasında öncelikle bilinen sorulardan başlamak motivasyonu arttıracaktır. Başarabildiğinizi, yapabildiğinizi görmek sınavın kalan kısmında sizin için itici bir güç olacaktır. 
    Aklınıza negatif düşünceler gelirse bu düşünceleri bir an önce uzaklaştırmaya çalışın. Gözlerinizi kısa bir süreliğine kapatın, bir kaç kez derin nefes alın ve aklınıza güzel anılarınızı getirin. Bu sınavdan alacağınız not ne olursa olsun ailenizin yine de sizi seveceğini aklınızdan çıkarmayın. 
    Hayatın bize ne getireceği bilinmez. Sadece ipuçları vardır önümüzde. Ama sizi mutlu edecek bir yaşantının hangi üniversiteden ya da hangi bölümden geleceğini asla kestiremeyiz. 
    Bu değişiklikler işe yaramıyorsa ya da uygulanamıyorsa, kaygı çok ileri seviyelere taşındıysa, depresyon, anksiyete gibi ruhsal bozukluklar ortaya çıkıyorsa ve genel işlevselliği etkiliyorsa, davranış bozuklukları gözlemleniyorsa psikiyatrik destek almak bu dönemde faydalı olacaktır.