Etiket: Öfke

  • Öfke, doğal bir duygu mudur?

    Öfke insanın doğasında yer alan temel duygulardan biridir. Kontrol edilebildiği sürece sağlıklıdır. Öfke kontrolden çıkıp yıkıcı hale dönüşürse, kişinin yaşamında önemli sorunlara yol açabilir.

    Öfke durumunda insanda ne gibi fiziksel ve psikolojik değişimler meydana gelir?

    Öfke durumunda kişide baş ağrısı, mide rahatsızlığı, solunum problemi, sinir sistemi rahatsızlıkları gibi fiziksel değişiklikler; kaygı ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar görülebilir.

    Öfkenin dışa vurulmasında tek yol şiddet midir?

    Öfke ve kızgınlık aslında içsel bir duyguyken, saldırganlık gibi yıkıcı davranışlar haline dönüşebilmektedir. Saldırganlık davranışını göstermemek için öfkenin nedenin farkına varmak ideal olandır. Neden öfkelendiğimizi bilmek aslında öfkemizi kontrol edebileceğimiz anlamına gelir.

    Öfke patlaması yaşamadan önce ortadaki sorunlarla nasıl başa çıkılabilir?

    Haksızlığa uğrama, engellenme, duygusal incinme, hayal kırıklığı, tehditler, saldırıya uğrama hayatın içinde olan ve öfkeye yol açan nedenler arasındadır. Öfke, çok hafif bir tepkiden hiddete kadar yaşanabilen bir duygudur. İnsan, temelde var olan bu duyguyu sosyal etmenler ve öğrenme süreci ile kontrol etmeyi öğrenir. Düşüncelerinizi ve bakış açınızı değiştirme duygularınızı da değiştirecektir. Öfke kontrolünde sonunu düşünerek hareket etme, kendinize düşünme zamanı verme, kontrollü davranma, ortamdan uzaklaşma, kafanızı başka bir şey düşünerek dağıtma, öfkenizi daha az sorun yaratacak bir yöntemle boşaltma ve gevşeme egzersizleri yararlı olabilir.

    Öfkenin bastırılması olumsuz sonuçlar doğurur mu?

    Evet, öfkenin bastırılması sonucu çeşitli fiziksel rahatsızlıklar, kaygı ve depresyon görülebilir.

    Öfke patlamaları yaşandığında olaya müdehale edip ortamı yatıştırmayı amaçlaya kişi nasıl davranmalıdır?

    İlk başta sakin olmalı, ortamı güvenli hale getirmeye çalışmalı, öfke patlaması yaşayan kişiyi ortamdan uzaklaştırmalıdır.

    Çocukların iki yaş civarı öfke nöbetlerinin yoğun yaşandığı dönemlerdir. Bu dönemde anne babalar çocuğa nasıl yaklaşmalıdır?

    İki yaş dönemi özerklik dönemidir, çocuk bütün dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanır, kural tanımaz, paylaşmayı bilemez ve inatlaşır. Etrafı bu şekilde algılayan iki yaş çocuğu ile inatlaşmamak, çocuğun dikkatini farklı yöne çekmek ve olayları çocuğa başka birinin üzerinden hikaye şeklinde anlatmak yaşanan öfke nöbetlerini azaltacaktır.

    Öfke patlamalarının sık yaşandığı bir diğer dönem de ergenlik dönemidir. Kendisiyle ve çevresiyle çatışma yaşayan ergene anne ve babaların yaklaşımı nasıl olmalıdır?

    Çocuğun iki yaşındaki öfke nöbetleri bilinçsizken ergende bu dönem farklı bir şekilde kendini gösterir. Ergen; büyüdüğünü çevresine ispat etmek amacıyla arkadaşlarıyla kendisini karşılaştırıp özgürlüğü için inatlaşır. Ergen ile ilişkiyi koparmamak, ona anlayışlı yaklaşmak ve yaptıklarından haberdar olmak çok önemlidir. Onun yanında olduğunuzu hissettirmeniz gerekir. Ergen zaman zaman yalnız kalmak bazen de birileriyle konuşmak ihtiyacı duyabilir. Anne babanın çocukluk dönemindeki yatırımları ve çocukla olan kaliteli ilişkisi, ergenlik döneminde meyvesini verir.

    Okullarda öfke kontrolünü sağlayamadığı için birbiriyle sözlü veya fiziksel düzeyde kavga eden gençleri çok görüyoruz. Anlaşmazlıkların bu boyuta tırmanmaması için gençlere önerileriniz nelerdir?

    Öfke kontrolünde nefes egzersizi önerilen yöntemler arasındadır. Derin derin nefes alıp sakinleştirici durum ve manzaraları zihninizde hayal ederek canlandırmaya çalışabilirsiniz. Karnınızı dolduracak şekilde derin nefesler alabilirsiniz, göğsünüzün üst kısmıyla nefes almanız sizi rahatlatmaz. Nefes alıp verdiğinizde göğsünüz değil, karnınız şişmelidir.Derin nefes alırken kendi kendinize tekrar tekrar “Gevşe!” ya da “Sakin ol!” diyerek telkinde bulunabilirsiniz.Sizi gevşetecek bir yer ya da ortamı düşünerek gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Geçmişte çok sakin olduğunuz bir yeri hatırlayın. Bu teknikleri her gün pratik yaparak ezberlerseniz, daha sonra karşılaşacağınız gergin ortamlarda otomatik olarak uygulayabilirsiniz.

    Son olarak öfke kontrolüne yönelik ne gibi önerilerde bulunursunuz?

    – Kendi öfkenizi tetikleyen durumları ve öfkenizin biçimini tanımlayın

    – Kendi kendinizi sakinleştirmeye yönelik egzersizleri düzenli olarak yapın

    – Derin nefes alın, nabız atışlarınızı ve nefesinizi kontrol edin

    – Kendinize sizi sakinleştirecek cümleler söyleyin

    – Kendinizi kontrol etme konusunda kararlı olun

    – Şiddete yönelik davranışları asla kabul edilebilir çözümler olarak değerlendirmeyin

    – Öfke duygusuna ‘Evet!’ ancak bu duyguyla davranmaya ‘Hayır!’ deyin. Bağırmayın, vurmayın

    – Çevrenizdekileri niye öfkeli olduğunuz konusunda bilgilendirin

    – Kendinize zaman tanıyın

    – Kendinizi öfkeli olduğunuz ortamdan hemen uzaklaştırın, ancak kontrolü kazandığınızda geri dönün

    – Problemi açıklığa kavuşturmaya çalışın ve çözümü aramaya odaklanın

    – Bol bol gülün ve espri yeteneğinizi kullanın. Olaya yeni bir bakış açısı ve yeni bir çerçeve kazandırın

    – Kişisel saldırılara cevap vermeyin, kişiselleştirmekten kaçının

  • Öfke Kontrol Bozukluğu Nedir?

    Öfke Kontrol Bozukluğu Nedir?

    Öfke Kontrol Bozukluğu Nedir?

    Öfke aslında buz dağının görünen kısmıdır. Öfke duygusuna ve davranışına neden olan bir dolu alt duygu vardır.

    • Kıskançlık,
    • Başarısızlık,
    • Endişe,
    • Korku,
    • Üzüntü,
    • Panik,
    • Çaresizlik

    gibi…

    Örneğin ; çocuğu camdan sarkan bir anne büyük bir hışımla çocuğunu kucaklar ve bağırıp çağırmaya, azarlamaya başlar. Yani öfke duygusunu ve davranışını yansıtmış olur. Ancak orada altta yatan duygu korku, endişe ve panik duygusudur. Anne çocuğunun camdan düşeceğinden endişe etmiş, korkmuş ve paniklemiştir. Fakat yansıttığı duygu öfkedir.

    Bu ve benzeri birçok örnekte bizler altta yatan temel duygumuzu değil de o duygunun neden olduğu öfke duygusunu yansıtıyoruz ve genellikle bunu saldırganca yapıyoruz.

    Bağırıp çağırarak, şiddet uygulayarak, bir şeyleri kırıp dökerek ya da fırlatarak.

    Eğer böyle bir durumla karşı karşıyaysak öfke kontrol bozukluğundan söz edebiliriz.

    Bu noktada önemli olan öfkenin normal bir duygu olduğunu kabul etmek, altta yatan duygu ve düşüncelerin farkına varmak ve öfkemizi sağlıklı bir şekilde ifade etme becerisini kazanmaktadır.

    Kendimizi ve duygularımızı tanımanın, anlamlandırmanın ve kabul etmenin yollarını psikoterapi sürecinde arayabilir ve yeni yollar/yolculuklar keşfedebiliriz

  • Öfke kontrolü öğrenilebilir…

    Öfke,içimizde varolan normal bir duygudur.İnsan ve hayvanlarda öfkenin yaşamsal olarak ne anlama geldiği genel olarak bilinmektedir. Varoluşa karşı tehditlerde özellikle daha belirgin ve daha yıkıcı olarak karşımıza çıkmaktadır. Öfke, engellenme, incinme ya da gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık,hışım veya hiddet olarak tanımlanabilir. Öfkenin dışa vurlmasının şiddetide karşılaşılan olayların şiddetine yada içimizde oluşturduğu kaygıya göre değişmektedir.

    Öfkeyi ortaya çıkaran genel nedenler şöyle sıralanabilir:

    1-Ulaşılmak istenen hedefe giden yolda yaşanan bireysel yetersizlikler veya başarısızlıklar,

    2-Toplumsal anlamda yaşanan hayal kırıklıkları,

    3-Kişinin maruz kaldığı haksızlıklar karşısında, öfke doğal olarak ortaya çıkabilir. Evet öfkenin ortaya çıkması sorun oluşturmaz fakat öfkenin neden olduğu yada öfkeyi nasıl dışa vurduğumuz önemli bir sorun olabilir. Ve aslında öfke de her duygumuz gibi doğru dışa vurulduğunda yararlı bir duygudur.

    Örneğin; bir anne çocuğunun yaptığı yanlış bir davranışta kaşlarını çatarak eğer yüzünü görmüyarsa sesli bir sinyal yollayarak çocuğun davranışı durdurmasını sağlayabilir. Fakat çocuk bu sinyali aldığı halde bir süre sonra yine aynı davranışı yapmaya devam ederse anne yine aynı eylemle durumu toparlayamadığında bu defa otoritesi sarsıldığı için kızgınlık seviyesi artarak öfkeye dönüşebilir.

    İşte bu noktada annenin bu duygusunu çocuğa şiddetle yansıtması,bunu fiziksel temasa çevirmesi doğru bir davranış olmayacaktır.Çünkü bu davranış şekli çocuğunda kolayca öğrenebileceği ve başkalarına uygulayabileceği bir durum olabilir.

    Peki, neden hepimiz öfkelendiğimizde saldırgan olmayız,yada zarar verici davranışlar yapmayız da bazılarımız yapar? Bu durum kişinin yaşadığı öfke bir duygu iken,saldırganlık, yıkıcılık ve şiddet bir davranıştır. Ve kişilere göre öfke duygusunun dışa vurumu farklı şekillerde karşımıza çıkacaktır. Öfke duygusu ile dolan kişi, saldıgan, yıkıcı olabileceği gibi, aşırı sessiz,içe dönük ve kırılmış da olabilir.

    Eğer öfkelendiğimizde bunu yansıtma şeklimiz çok yıkıcı oluyor ve sonrasında pişmalıklar yaşıyorsak bir sorunumuz var demektir. Bazı insanlar öfkelenince yaptıkları şeylerin doğru olduğunu savunabilirler ve sonuşlarına katlanmak onları daha da öfkelendirebilir. Aynı zamanda bizde öfke uyandıran olaylara pasif -agresif bir tutum sergiliyorsak,sonrasında bu durum veya kişiyle yüzleşmek yerine daha gergin yada öç almaya yönelik tavırlar sergiliyorsak,alaycı,aşağılayıcı bir tarz oluşturuyorsak yine bir sorunumuz var demektir.Çückü bu davranışlar kendilik algımızı olumsuz etkilediği gibi farklı bozuk kişilik özellikleri oluşmasına neden olabilir.

    Öfke doğal bir duygu iken onun dışarıya nasıl gösterildiği bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.Öfke kontrolündeki sorunlar genetik veya fizyolojik nedenlerden kaynaklanabilir.Aynı zamanda sevgisiz,ilgisiz,çok katı ortamlarda yetişen çocuklarda daha sıklıkla görülmektedir.Bazı çocuklar bebekliklerinden itibaren daha gergin,öfkeli ve huzursuz olabilirler.Bu nedenle aile tutumları,sosyal çevre,genetik özellikler,ailede psikiyatrik sorunlar,fizyolojik nedenler,fiziksel ve bilişsel engeller gibi nedenlerde sorumlu tutulmaktadır.

    Öfke kontrolünde öncelikli olarak öfkeye neden olanlar şeyleri iyi tespit etmek öncelikli bir durumdur.Yani davranışın öncesinde belirlenen faktörler 1. adımdır.

    2. adımda ortaya çıkan davranış ve 3.adımda davranışın sonuçlarına odaklanılan bir davranış desteği öfke kontrolünde faydalı olabilmektedir.

    1.adımda,genelde davranışın meydana geldiği ortam,olaylar,durumu tetikleyen veya arttıran durumlar gözden geçirilmelidir. Öfkenin saldırganlık yıkıcılık olarak dışavurumununa neden olan ortamlardan kişinin uzak durması veya uzaklaşabilme yollarını belirlemek gerekmektedir. Ve daha uygun rol modeller ile ilişkileri güçlendirmek destekleyici olacaktır.

    Örneğin, saldırganlık içeren oyunlardan uzaklaştırmak, daha yaratıcı eylemlere yönlendirmek, ev içinde saldırgan tavırlarda olan rol modellerin davranışlarının kontrol edilmesi konusunda destekler vermek uygun olacaktır.

    Maruz kalınan olaya karşı duyarsızlaştırma çalışmaları oldukça faydalı olmaktadır. Bunların yanında doğru iletişim yollarını, doğru dili kullanma becerisini gelişrtirmek, kişinin kendi kendini telkin etmeyi öğretmen, çeşitli sakinleşme egzersizleri ile durumu desteklemek gibi bir çok yol birlikte kullanılmalıdır.

    2.adım, ortaya çıkan davranış, bu davranışın değişimi için aslında direk ortaya çıkan olumsuz sonuçlar üzerinden yani 3.adım üzerinden çalışmak gerekmektedir.

    Öfkeyi kişi kontrol edemediğinde yaptığı davranışın sonuçları tek tek konuşulmalıdır. Ve sonuçta bu davranışlardan kendisinin sorumlu olduğu öğretilmelidir. Yavaş yavaş olumlu pekiştireçler ile davranışı söndürme çalışmaları,davranış sonrası bazı kısıtlamalar vermek,yani davranışın bedelini ödemesini öğretmek önemli bir öğretidir.

    Davranış ortaya çıkmadan,dur-düşün-yap egzersizleri, nefes ve kas egzersizleri birebir öğretilmelidir. Ve kişiye bu durumun onun kontrolünde olduğu, yeterli zamanı ayırırsa bunu kontrol edebileceği açıklanmalı, özellikle çocuklar ile yapılan çalışmalarda ev içindeki bireylere nasıl destekler verecekleri net olarak anlatılmalıdır.

    Bu davranış eğitimi sürecinde başarı durumuna göre kişi kendini yada aile çocuğu çeşitli şekillerde ödüllendirerek motivasyonu arttırabilmektedir.

    Yalnız bu ödüllendirmelr rüşvet şeklinde değil gerçekten gayretinin karşılığı şeklinde sunulur ise işe yarayan faktörlerdir. Evet ÖFKE normal bir duygu ama aşırı ve yıkıcı davranışlarla sosyal ve ailesel yaşamı olumsuz etkilediğinde kontrol edilmesi gereken bir durumdur. Çünkü, bu davranışların sonuçları kişinin aile, sosyal, okul veya iş hayatını olumsuz etkileyerek,kişilik gelişiminde, psikolojik ve fizyolojik yapısında olumsuzluklara neden olabilir.

  • Öfke Nedir?

    Öfke Nedir?

    “Öfke, diğer duygular gibi son derece doğal, evrensel ve sağlıklı ifade edildiğinde yapıcı ve kişiler arası iletişimi düzenleyici bir duygudur.”

    • Öfke tepkileri öğrenilmiştir ve kültürden etkilenir.

    • Bireysel özelliklerle doğrudan ilişkilidir.

    • Fiziksel, bilişsel, duygusal, davranışsal boyutları vardır.

    • Öfke normal ve sağlıklı bir duygudur. Ancak önemli olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir.

    • Öfke, duygusal bir tepkidir.

    • Öfke, uyarıcı bir işarettir.

    • Öfkenin hem olumlu hem olumsuz sonuçları vardır.

    • Öfke, kontrol edilebildiği sürece sağlıklıdır ve işe yarar.

    • Öfke, kontrol edilemediğinde yıkıcı, saldırgan, tahrip edici tepkilere dönüşme potansiyeli taşır.

    Öfke Ne Değildir?

    • Öfke, bir problem çözme aracı değildir.

    • Öfke, bir kendini ifade etme biçimi değildir.

    • Öfke, başkalarını suçlama biçimi değildir.

    • Öfkenin birçok nedeni vardır.

    • Öfke, bir intikam alma yolu değildir.

    • Öfke, şiddet göstermek veya suç işlemek için bir mazeret değildir.

    • Öfke, başkalarını kontrol etme yolu değildir.

    • Öfke, haklı olma yolu değildir.

    Nelere Öfkeleniriz?

    • Değiştiremeyeceğimiz durumlarla karşılaştığımızda,

    • Gerçekleştirilmek istenen bir amacımız engellendiğinde,

    • Bir durumun kontrolünü kaybettiğimizde,

    • Bir tartışmayı kaybettiğimizde,

    • Davranışlarımız ya da söylediklerimiz onaylanmadığında,

    • Çevreyi kontrol altında tutmak istediğimizde,

    • Beklentimiz boşa çıktığında,

    • Durumun makul ve adil olmadığını düşündüğümüzde,

    • Çok önemli bir iş üzerinde çalışırken bölündüğümüzde,

    • İstemediğiniz halde öğüt aldığımızda.

    Öfkenin Avantajları

    • Enerji verir.

    • Güç ve kontrol duygusu verir.

    • Korku, yetersizlik duygusunu hafifletir.

    • Can sıkıcı bir durumdan kurtulmayı sağlar.

    • Değişim için motive olmayı sağlar.

    • Kişiyi korur.

    • Haklı olduğumuz duygusunu besler.

    Öfkenin Dezavantajları

    • Kontrolü kaybettiğimiz hissi.

    • Diğerlerinin kötü bakış açısı.

    • Enerjimizi tüketir.

    • Öfkenin daha da büyümesine neden olur.

    • Diğerlerinin öfkelenmesine neden olur.

    • Gerçek duyguları maskeler.

    • Performansı etkiler.

    • Problemin çözülmesini engeller.

    • Doğru karar vermeyi etkiler.

    • Sosyal ilişkilerde olumsuz tanınmaya neden olur.

    • Yakın ilişki kurmayı engeller.

    • Diğerleriyle sık sık çatışma yaşama.

    • Eşyalara zarar verme.

    • Sağlık sorunları.

    Öfke Kontrolü İçin Neler Yapılabilir?

    • Dinlemek,

    • Yorumlamak yerine tanımlamak,

    • Sorunu tanımlamak, bilgi toplamak, kendine sorular sormak, alternatifler bulmak, eyleme geçmek ve değerlendirmek,

    • Aynı olaya farklı açılardan bakabilmek,

    • Beklentileri düşürmek,

    • Şimdiye odaklanmak,

    • Kabullenmek,

    • ‘Ben-dili’ni kullanmak,

    • Hayır diyebilmek,

    • Yüksek benlik saygısı,

    • Anlaşmaya varmak,

    • Çatışmadan kaçınmak,

    • Empati yapmak,

    • Özür dilemek.

  • Çocuklarda Öfke Problemi

    Çocuklarda Öfke Problemi

    Öfke doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal tepkidir. Öfke diğer duygular gibi son derece doğal bir duygudur. Ancak öfke kontrol edilemeyen, yıkıcı bir biçimde davranışlara yansıyarak saldırgan tepkilere dönüştüğünde problem yaratır.

    Bebekler öfkelerini, ağlayarak, kollarını sallayarak, bacaklarıyla tekme atarak dile getirirler. 18.aydan sonra bu ifade pek çok annenin de deyimiyle “sinir krizine” dönmektedir. 2 yaşın sonuna doğru zirveye ulaşan bu krizler, ifade edici dilin gelişmesiyle yavaş yavaş azalır. Çünkü çocuklar isteklerini ifade etmede, dili kullanırlar ve isteklerini konuşarak ifade ederler. Dil ve konuşma problemi olan çocukların öfke krizlerini çok sık yaşaması bu durumla bağlantılıdır. Kendisini ifade edemeyen, anlaşılmayan, ihtiyaçları karşılanmayan çocuk öfkelenir. Bunun yanı sıra çocuklar;

    • Yaşına ve gelişimine uygun olmayan beklentilerde bulunduğumuzda ve çocuğu bunun için zorladığımızda,

    • İsteklerini veya ihtiyaçlarını küçümseyip, göz ardı ettiğimizde,

    • Bir birey olarak yetişmesini, dünyayı deneyimlemesini engellediğimizde,

    • Adaletsiz ya da tutarsız davranışlar sergilediğimizde,

    • İçsel bir çatışma ve kriz yaşadığında,

    • Aile içinde şiddet yer aldığında ve bu noktada anne-babayı model aldığında,

    • Çocuk baskılandığında, kendisini ifade edemediğinde, anlaşılmadığında öfkelenir.

    Çocuk bu kadar yoğun duygular yaşarken, kendini dinleyecek anlayacak sakin bir yetişkine ihtiyaç duyar. Yoğun öfke problemi yaşadığı süre içerisinde onu azarlamak, kızmak yerine yanında olduğunuzu söylemeli ve onu ancak konuşursa anlayabileceğinize ikna etmelisiniz. Daha az öfkelendiği ya da az da olsa sakinleştiği zaman problem çözme çabası içine girmelisiniz. Zira kriz anında problemi çözme yaklaşımınızı duymayacaktır.

    Sakinleştiği bir zamanda duygularını tanımlaması ve ifade etmesi için duygular üzerine konuşup duygu çalışmaları yapabilirsiniz. Çocuklar duyguları ve duygularını ifade etmeyi anne-babadan öğrenir. Bu sebepten onlara model olmalı, iletişiminize dikkat etmeli, konuşurken duygularınızı ifade etmeli ve duygularınızı iyi yönetebilmeyi öğrenmelisiniz. Kararlı ve tutarlı olmalısınız. Ağlama nöbeti ve öfke patlaması yaşadığı bir durumda sırf ağladığı için istediğini verirseniz karşınıza sürekli ağlama krizleri ile çıkacaktır.

    Öfke kriz anlarını yönetebilmek, çocuğun duygusunu açığa çıkarıp öfkesini sağlıklı bir şekilde ifade etmesini sağlamak için bir uzman desteğine başvurmanız faydalı olacaktır.

  • Çocuklarda Öfke Kontrolü

    Çocuklarda Öfke Kontrolü

    Çocuklarda yetişkinler gibi kaygı yaşayabilmektedirler. Hastalık, ölüm, boşanma, taşınma, yeni kardeşin dünyaya gelişi, okul değişikliği gibi diğer yaşam değişikliklieri gibi aile problemlerine ek olarak, çocuklar kendi haklarını korumaya çalışma ve kendi özsaygısını geliştirme ile de mücadele ederler. Birçok çocuk diğerleri tarafından küçümsenme, sözel ve fiziksel şiddet ile karşılaşabilir. Çocuklar uyumlu ve başarılı  olabilmek için üzerlerinde baskı hissederler ve kendilerindeki ve başkalarındaki farklılıkları kabul etmekte zorlanmaktadırlar.

    Öfkelenmek sağlıklı da olabilmektedir. Sonuçta çoğu zaman hepimiz öfkeleniriz. Önemli olan öfkeyi uygun yollarla ifade etmeyi sağlamaktır. Bu da oldukça doğaldır. Başkasına ya da kendisine zarar vermeden öfkesini ifade edebilen çocuk doğal bir sürecini yaşamış olmaktadır. Bununla birlikte, bir çok çocuk şiddetli öfke patlamaları sergiler ya da öfkenin yanlış yada kötü bir şey olduğunu düşünerek duygularını içe atar. Bazı çocuklar sinirlenerek öfkelerini çıkarırlar, bazıları ise saldırgan davranışlarıyla terk edilmişlik, reddedilmişlik, kayıp keder, acı  gibi duygularını maskelerler. Bu çocuklar öfkelerini anlamayı ve kontrol etmeyi öğrenemezlerse, kendilerine ve başkalarına gereksiz yere zarar verirler.

    Çocuklar bazı saldırgan davranışları arkadaşlarından, filmlerden, televizyondan ve bilgisayar oyunlarından öğrenselerde ilk başta ailelerinden etkilenirler. Çocuklar aile üyelerini izleyerek duygularını nasıl ifade edeceklerini öğrenirler. Eğer aile üyeleri öfkelerini olumlu bir şekilde ifade etmezlerse, çocuklarda büyük ihtimalle farklı davranmayacaklardır.

    Aileler sabırlı olmayı öfkelerini doğrudan ve saldırgan olmayan yollarla ifade etmeyi gerçekleştirmelidirler. Çocuklar aile üyelerinin kendi aralarında yaşadığı öfke ve çatışmalara şahit olmamaları gerekmektedir. Çocuk öfkelenebileceğini ve öfkelendiği zaman bu durumu ifade edebileceğini bilmelidir. Önemli olan öfke anında kendisine ve başkasına zarar vermeden bu öfkeyi dışarı çıkartmasıdır. Ailelerin çocuğun yanında oluşu , onun öfkesini anlamaya çalışması daha sonra da onun öfkesini nasıl yönlendirebileceğini göstermesi  çocuğun yalnız olmadığını ve sağlıklı olarak öfkeyi yansıtabileceğini hissetmesini sağlayacaktır. Böylelikle çocuk kendisini ifade etmiş olacak korkulan bir durumu aile ile beraber çözebileceğini anlayacaktır. Yalnızlaşmadan aile ile beraber öfkeyi çözen çocuk, sorun çözebilen bir birey olma yolunda bir adım atmış olacaktır.

  • Yıkıcı Güç ”Öfke”

    Yıkıcı Güç ”Öfke”

    Öfke sizce ne demek? Herkes tarafından hissedilen normal bir duygu mu, kontrol etmesi zor bir duygu mu, saldırganlık mı, şiddet mi, aynı zamanda mutsuzluk mu? Ya da bunların hepsi mi? Aslında tüm söylediklerimin bütünü diyebiliriz; ama kişiden kişiye değişen tepkilerle ve anlamlarla.

    Her birimiz öfkeyi farklı algılarız, çünkü öfkenin temeline baktığımızda geçmiş yaşantılar; istismar, aile içi şiddet, sözel/fiziksel saldırganlık gibi, ayrıca geçmişte ya da o anda hissettiğimiz duygular haksızlığa uğrama, değersizlik, hayal kırıklıkları, sevgisizlik hissettiğimiz durumlarda daha öfkeli hissedebiliyoruz. Öfke bir davranış değildir, aslında hayatımızın bir parçasıdır. Önemli olan bizim öfke duygusunu nasıl algıladığımız ve bu duygu sonrasında neler yaptığımızdır.

    Peki, Nedir Bu Öfke?
    Doğru şekilde ifade edildiğinde oldukça sağlıklı ve de doğal bir duygudur, aynı sevinmek, üzülmek, kıskanmak, acı çekmek gibi. Sadece bu duygu sonrasında kontrolden çıktığımız bir durum söz konusuysa yani yıkıcı hale dönüşüyorsa yaşam kalitenizde ciddi sıkıntılara yol açacağı kesindir. Okul-iş hayatında, kişisel ilişkilerde, katıldığınız ortamlarda birçok sıkıntıya neden olacaktır.

    Öncelikle öfkelendiğiniz durumların nedenlerine bakmaya çalışın.
    ”Bu durum beni neden sinirlendirdi?”
       ”Öfke hissetmeme sebep olan bir başka duygu ne olabilir?”
       ”Şu anda öfke dışında hangi duyguları hissediyorum*”
       ”Ben bu durumu nasıl algılıyorum?”  gibi temel sorular öfkenizin temeline biraz da olsa inmenize yardımcı olacaktır.

       Öfkenin nedenleri içsel de olabilir dışsal da, yani yani trafikteki bir sıkışıklık ya da geç kalan bir arkadaşınız sizi öfkelendirebilirken, geçmişten gelen bazı kuruntular ya da geçmişte sizi öfkelendiren bazı olayların anıları da öfkelenmenize neden olabilir.

       Öfke Anında Ne Yaşarsınız?
       Fizyolojik ve biyolojik bir çok şey yaşarsınız, adrenalin artar, nefes alış verişleriniz sıklaşır, kalp atışınız hızlanır, kan basıncınız artar ve vücudunuz ”savaş ya da kaç” tepkisine hazırlanır.

       Bu tip fizyolojik ve biyolojik etkilerin sonucunda da baş ağrıları, mide rahatsızlıkları, solunum problemleri, dolaşım, sinir sistemi rahatsızlıkları, duygusal bir çok rahatsızlığı hissetmeye başlarsınız.

       Bu durumda ”öfkeyi boşaltın” gibi fikirler gelebilir, fakat son zamanlarda yapılan araştırmalarda öfkeyi boşaltmanın kızgınlık ve saldırganlığı daha çok arttırdığı görülmüştür. Bu nedenle de yukarı da dediğim gibi öfkeyi yanlış şekilde boşaltmaktansa kızgınlığı neyin tetiklediğini ve bu tetikleyicilerle nasıl başa çıkabileceğinize yönelik stratejiler bulmaya çalışmak çok daha uzun vadeli bir davranış olur.

        Öfkenizi Kontrol Etmek İçin Neler Yapabilirsiniz?
       ”Dış Gözlemci” değerlendirmesi yapın. Etrafınızda en az 3 farklı kişi öfkeli olduğunuzu söylüyorsa, bunu mutlaka değerlendirmeye alın.

       ”Asla” ve ”Her zaman” kelimelerinizi daha az kullanın. ”Bu asansör de asla çalışmaz zaten!” ya da ”Zaten her zaman beni aramayı unutursun.” gibi cümlelerinizi yakalamaya çalışın.

       Sinirlendiğinizde tepki vermeden önce 5 kere nefes alıp verin ya da içinizden 10’a kadar sayın. Tepki vermeden önce kendinize 10-15 sn kadar zaman tanıyın.

       Gevşeme ve nefes teknikleri öğrenin.

       Öfkelenmenize sebep olan durumlarda ”sen dili” yerine ”ben dilini” kullanın. Örneğin; ”Bana çok kaba davranıyorsun!” yerine ”Bu şekilde bağırarak konuşman beni çok üzüyor ve geriyor.” şeklinde ifade edebilirsiniz.

       Öfke duygunuzun çok arttığını hissettiğiniz anlarda kısa molalar verin. Öfke duygusunun arttığı ortamdan ya da kişilerden biraz uzaklaşıp, bir kaç dakika sessiz bir ortamda kalmaya çalışın.

       Gergin anlarda mizahın gücünden de faydalanabilirsiniz. Biraz gülmenize yardımcı olabilecek bir şey yapmak, izlemek, eğlenceli biriyle konuşmak gerginliğinizi azaltmanıza yardımcı olabilir.

       Ayrıca spor yapmak da serotonin hormonu salgısını arttırdığından gerginliğinizin azalmasına yardımcı olacaktır.

  • 1-3 yaş öfke nöbetleri

    Çocukların bazıları 1-3 yaş arası dönemi sinirli geçirir. Hatta öfke nöbetleri, vurma, tekmeleme, ısırma gibi agresif davranışlar gösterebilirler—bunlar çocuğunuzun olumsuz davranışlar içinde olduğunu veya sizin kötü bir ebeveyn olduğunuzu göstermez ancak çözüm gerektirir.

    Bu Dönemde Neden Huysuzlanırlar?

    3 yaşına kadar bu dönemde çocukların agresif olması onların yaramaz olduklarından veya söz dinlemediklerinden dolayı değildir. Sizinle iletişim kurup derdini anlatacak kadar yeterli dil gelişimi ve duygusal gelişimleri olgunlaşmadığı halde size bir şey söylemek isterler. Eğer onları anlayamıyorsanız bazen şiddeti dikkat aracı olarak kullanmaya devam ederler.

    1-3 yaş dönemdeki çocukların agresyonları çoğu zaman istedikleri – mantıklı ( yemek, oyuncak ) ya da mantıksız ( şeker, başkasının oyuncağı, tehlikeli ) bir şey karşısında oluşur. Tabii çocuğun yorgun, aç, hasta ve stresli durumlarında agresyonları daha da şiddetlenir.

    Peki Çocuğunuz Kontrolü Kaybettiğinde Siz Ne Yapacaksınız?

    Öncelikle çocuğunuza ceza vermeniz işe yaramaz. Aslında sizin aceleci ve öfkeli davranmanız, hem çocuğunuzun daha da öfkeyle cevap vermesine hem de öfkelenmeyi onaylamanıza neden olur.

    Çocuğunuz öfke patlamaları yaşadığında ebeveynliğinizi ortaya koyma zamanı gelmiştir. Çocuğunuzun ne söylemeye çalıştığını ve ne hissettiğini anlamaya başlamanız gerektiğini gösterir. Eğer onların öfkelenme nöbetini çözebilirseniz kendini ifade etme yollarını sizin sayenizde öğrenmiş olur. Peki çocuğunuza yeni bir beceri öğretme fırsatına da dönüşecek bu öfkelenmelerde izleyeceğiniz 4 adıma bakalım:

    1)Agresyonu durdurun. Fiziksel bir agresyonu varsa nazikçe ama ciddi bir tavırda agresyonunu durdurun. Örneğin size vuruyor veya vurmaya çalışıyorsa, ellerini sıkı bir şekilde nazikçe tutarak etkili olmasını engelleyin. Elleri, tırnaklari, dişleri, ayakları hepsi onların birer silahı olabilir. Bu silahlarını başkalarına kullanamayacağını öğretmek sizin işiniz.

    2)Daha sakin bir yere geçin. Çocuğun etrafında birileri varsa çocuğunuzu alarak mağazanın veya parkın sakin bir köşesine veya evde ayrı bir odaya alın. Böylece çocuğunuzu öfkelendiren durumdan ayırarak sakinleşmesine yardımcı olursunuz hem de çevredeki bakışlardan da uzaklaşır. Ayrıca bir çocuk bile olsa itibarını korumuş olursunuz.

    3)Çocuğunuzun Kendisini Kendi Kelimeleriyle Anlatmasına Yardımcı olun. (Elleri, dişleri, tırnakları, ayaklarıyla değil ) Onu sakin bir köşeye çekip vurmaları biterek sakinleştiğinde, gözlerinin içine bakıp sakince ve kibarca ( sesiniz öfkeli, kaygılı, tedirgin, aceleci olmamalı ) ‘Bizim ailemizde kimse vurmaz. ‘ gibi kendinizi anlatacak bir cümle seçin. Çocuğunuza öfkelenseniz, kaygılansanız veya orda rezil olsaniz bile sakinliğinizi koruyarak güçlü bir ebeveyn rolü olarak sakin ama net davranın.

    4)Özetleme Çocuğunuz sakinleştikten sonra üzerinden çok geçmeden ( yarım saat içinde ) onunla ne olduğunu konuşun. Ona şöyle söyleyebilirsiniz ‘ Etrafa veya birine vurmanı istemiyorum. Bana bir şey söylemek istediğinde vurmak öfkelenmek yerine yanıma gelip bana anlat ‘ diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuz öfkelenmesini anladığınızı ama başka yollarla kendini anlatabileceğini öğrenir.

  • Çocukta öfke kontrolü

    Çocukta Öfke

    Öfkenin sözlük anlamı; Engellenme, incinme ya da gözdağı karşısında gösterilensaldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.

    Hoşnutsuzluğun hakim olduğu kuvvetli bir duygudur. Bir saldırganlık hali değil bir duygu halidir. Öfkeye neden olan faktörler , hayal kırıklığı, engellenme, özgüven kaybı, kişisel beklenti, isteklerin olmaması, sosyal beklentilere uymayan davranışların meydana gelmesi,

    Öfke Yararlımdır, zararlımıdır?

    Öfke insana yararlı olan temel bir duygudur ve evrensel özellik gösterir.

    Öfke sinyalleri içinde bulunulan toplumdaki diğerleri tarafından kolaylıkla algılanır. İnsan toplulukları arasında bu sinyaller ortaktır ve her toplum aynı algılar.

    Mesela yalnış bir davranışında çocuğa kızarak kaşlarını çatan annenin sinyalini çocuk hemen alır. Bu hareket yalnış davranışın devam etmesini engeller. Çocuk bakmasa bile anne ses tonunu alçaktan yükseğe doğru ‘mmmmmh’ sesi çıkarsada amacına ulaşır. Uyarıyı alan çocuk kaygılanır ve duraklar. Duraklayınca annenin uyarısı durur böylece çocuğun kaygısı azalır.

    Davranışın tekrarlamaması için annenin neden kızdığını açıklaması gerekir. Yoksa bu davranış başka zaman tekrarlar.Davranış öğrenmesinin tamamlanması için kızma davranışı açıklanarak bilişsel olarakta yerleştirilmelidir.

    Geri bildirim almadan verilmeye devam eden sinyaller ve ya çocuğun geri bildirim aldığına dair sinyal vermemesi bu harmoniyi bozar.

    Çocuk davranışa devam eder anne otoriteyi sağlamak için daha hiddetlenir ve şiddet uygularsa. Bu durum çocuğa yalnış hareketi neden yapmaması gerektiğini öğretmeyeceği gibi ilişkilerine zarar verir.

    Sonuç olarak:

    Kullanmasını bilirsen öfke gibi olumsuz bir duygu iletişimde olumlu olarak kullanılabilir.

  • Öfke Kontrolü

    Öfke Kontrolü

    Öfke, insanların çatışmaları fark edip çözmelerine yardımcı olur ve görmezlikten gelinen farklılıkların kendini hissettirmesini sağlar. Öfkeli olmak ve bunu zaman zaman göstermek anormal değildir. Fakat, çok sık öfkelenen bir çocuğunuz varsa, 6 yaşından büyük olduğu halde düzenli olarak sinir krizleri geçiriyorsa ya da öfkesi fazlasıyla yoğun ve saldırgansa bu bölümü okuyun.
    Bebekler öfkelerini, ağlayarak, kollarını sallayarak, bacaklarıyla tekme atarak dile getirirler. 18 ay civarında çoğu çocuk öfkelenince sinir nöbetleri geçirir. Bu nöbetler ikinci yılın sonunda doruğa ulaşır, üçüncü yıldan sonra azalır. Bunun nedeni üç yaş civarında çocukların isteklerini elde etmede dilin daha etkili bir araç olduğunu fark etmeleridir.
    Okulda öfke, akademik güçlüklere yönelik bir tepki olabilir. Bazı çocukların toplumsal rollerini tanımlamak için kullandığı bir saldırganlık çeşidinin işareti de olabilir. Öfkeli tehdit ve meydan okumalar kimin daha çetin olduğunu belirlemeye yardım eder.
    Aynen yetişkinler gibi, kimi çocuklar da diğerlerinden daha kolay öfkelenirler. Yüksek düzeydeki buhar basıncını içinde taşıyan bir düdüklü tencere gibi olan bu çocukların patlaması için çok az bir provokasyon ya da zorlanma yetecektir. Kimi çocuklar ise henüz öfkelerini yönlendirmek için gerekli becerileri edinememiş olabilirler. Bazı çocukların öfkesi de yaşamlarındaki ciddi olaylara tepki olabilir.
    Her üç durumda da çocuğun, çocuğun niye öfkeli olduğunu bilmesinin yanı sıra, öfkesini uygun şekillerde nasıl yönlendireceğini de bilmesi gerekir. Bu yeteneğe sahip olmayan ya da öğrenmeyen çocuklar arkadaş edinmede güçlük çekebilir ve öbür çocukların kolayca kızdırıp ağlattığı hedefler haline gelebilir.
    Ne Zaman İlgilenilmeli?
    Eğer çocuk öfkesini başkalarına yönelik fiziksel saldırılara dönüşürse bunun üzerinde durulmalıdır. Ayrıca aşağıda sıralananlar çocuğa uyuyorsa dikkatli olunmalıdır.
    * Sık sık öfkeleniyor, her gün sınıf arkadaşlarıyla tartışıyorsa
    *Aynı yaştaki diğer çocuklara göre daha yoğun olarak öfkeleniyorsa, sık sık
    ağlayıp başkalarına vuruyorsa, yanlış yaptığında ya da zorlandığında kağıdı
    buruşturup atıyorsa.
    *Öğretmenin sakinleştirici çabalarına yanıt vermiyor veya bağırarak onu itiyorsa.
    *Yaşamın her alanında öfkelenecek bir şey buluyor ve belli bir kişi ya da olay
    nedeniyle değil, genel olarak kendini öfkeli hissediyorsa.

    *Olaylarla baş etme yöntemlerinde önemli değişiklikler görüyorsanız, örneğin daha önce hiç sıkılmadığı şeylere öfkelenmeye başlamışsa.
    Nasıl Yardım Edilebilir?
    Öfkesiyle baş edemeyen bir çocuğa yardım ederken ilk göreviniz, niye öfkeli olduğunu anlamak ve (bunun farkında değilse) onun da anlamasını sağlamaktır. Bu da dinlemeyi bilmek demektir. Öfkeli çocuklar açık, sakin, anlayışlı ve kendini anlayacak yetişkinlere ihtiyaç duyarlar. Onu öfkelendiği için azarlamanız veya kendinize kızmanız, öfkesini nasıl ifade edeceği ve nasıl sakin olacağı konusunda ona fikir vermez.
    Çocuğun sakin olduğu bir anda , onu neyin bu kadar öfkelendirdiğini sorarak, iç dünyasında hissettiği bir duygu veya kendisine söylenen bir şey ise (alay edilme gibi) bunu farketmesini sağlayarak öfkesinin kaynağına inebilirsiniz. Bazı çocuklar, özellikle ergenlik öfkeleri hakkında konuşmak istemeyebilirler. Bu durumda ne yapmaya çalıştığınızı açıklamak yerine uzman yardımı isteyiniz.
    Öfkeli bir çocukla çalışmanın asıl hedefi; kendi kırgınlık duygularına yada başkalarının sataşmalarına vereceği tepkilerde her zaman seçim şansının olduğunu ona göstermektir.Bağırmayı, vurmayı, öfke nöbetleri geçirmeyi seçebilir yada öğretmenine ve arkadaşına neler hissettiğini söylemeyi tercih edebilir. Bu konuda onu hangi eylemin iyi sonuç doğuracağını düşünmeye teşvik edin.
    Ayrıca, aşağıdaki davranışlarla öfkesini kontrol etme konusunda ona yardımcı olabilirsiniz;
    *Öfkeli olmadığı anlarda yada az da olsa sakin kalarak zor bir durumla başa çıktığında onu takdir edin.
    *Belli bir süre için öfkesini dışa vurmayacağı ya da anlaştığınız şekillerde dışa vuracağı konusunda anlaşma yapın.
    *Duygularını anlattığı bir günlük tutmasını önerin. Yazı yazmak zor geliyorsa resim de yapabilir. Kendisini öfkelendiren problemi, nasıl tepkide bulunduğunu, bu tepkinin ne gibi sonuçlar doğurduğunu ve problemi halletmek için iyi bir yol olup olmadığını, neyin daha iyi olabileceğini anlatmasını isteyin.
    *Siz de ondan beklediğiniz gibi davranın. Örneğin yaşadığınız bir çatışmayı çözmek için öfkenizi kelimelere dökebilir ve ona asıl sorunun öfke olmadığını, ifade edilme biçimi olduğunu gösterebilirsiniz.