Etiket: Obezite

  • Çocukluk çağı obezitesi!

    Çocukluk çağı obezitesinde önlenemeyen artış
    Kilo fazlalığı ve obezite sağlık için risk oluşturan vücutta aşırı yağ depolanmasıdır. Çocukluk çağı obezitesi 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından birisidir. Obezite sıklığı son 30 yılda tüm dünyada ciddi bir artış göstermiştir. Dünya genelinde 18 yaş altı yaklaşık 170 milyon çocuğun fazla kilolu olduğu tahmin edilmektedir. Yapılan çalışmalar, obezite sıklığındaki ciddi artışın çok küçük yaşlara kadar indiğini göstermektedir. Dünya sağlık örgütü, 144 ülkeden 450 ulusal çalışmanın analizi sonrası, 5 yaş altı çocuklarda obezite sıklığını 1990 yılında tesbit edilmiş olan 4.2%’ den 2010 yılında 6.7%’ ye yükseldiğini ve 2020 yılında ise bu oranın 9.1% olarak tahmin edildiğini belirtmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılmış olan geniş kapsamlı çalışmada; 2-19 yaş arası çocuk ve ergenlerin 33,6%’ sı fazla tartılı, 17,1%’i ise obez olarak tesbit edilmiştir. Ülkemizde yapılmış olan çalışmalarda ise erişkinlerin yaklaşık % 40’ ının, çocuk ve gençlerin ise % 10 ila 25’ inin fazla kilolu veya obez olduğu ifade edilmektedir.

    Obezitenin çocuklarda objektif değerlendirilmesi
    Kilo fazlalığı ve obezitenin en yaygın kullanılan ölçümü vücut ağırlığının boyun karesine bölümü ile hesaplanan Vücut Kitle İndeksi (VKİ)’ dir.
    VKİ= [Vücut ağırlığı (kg)] / [Boy (m)]2
    Hesaplanan bu değer erişkinlerde belirlenmiş sabitlere göre değerlendirilirken (VKİ ≥ 25 → kilo fazlalığı; VKİ ≥ 30 → obezite), çocuklar da ise, kilo fazlalığı ve obeziteyi tanımlayacak eşik değerleri vermek, mümkün değildir. Çocukların yaşa göre boyları değiştiğinden çocuklarda şişmanlığı tanımlarken yaş ve cinse göre belirlenmiş VKİ değerleri kullanılır. VKİ 95. persentil ve üzeri obezite, 85- 95. persentil ise kilo fazlalığı olarak tanımlanmaktadır.

    Çocukluk çağı obezite bozukluklarının sınıflandırılması
    Çocukluk çağı obezitesinin aslında farklı birçok patolojinin bir göstergesi olabileceği, obeziteye yol açan nedenlerin incelenmesi ile ortaya konmuştur. Bu bozuklukların bir kısmı nöral mekanizmaları, bir kısmı klasik hormonal mekanizmaları içerirken geri kalanları ise enerji alımında, tüketiminde ve/veya yağ dokusundaki artmış enerji depolanmasından kaynaklanmaktadır.
    Obezite neden önemli bir sağlık problemi
    Obezite beraberinde ciddi sağlık problemlerini de getirmektedir. Çocukluk çağı obezitesinin, erişkin obezitesine ve ilişkili hastalıklara yol açtığına dair kuvvetli kanıtlar mevcuttur. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde çocukluk çağı obezitesinin artan sıklığı, obezite ile birlikte görülen kronik hastalıkların sıklığını da arttırarak, obezitenin büyük bir halk sağlığı sorununa dönüşmesine yol açmıştır.

    Çocukluk döneminde obez çocuklar;
    – Yüksek kan basıncı, hiperlipidemi (kan yağlarının yükselmesi)(kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörleri)
    – İnsülin direnci, bozulmuş glukoz toleransı ve tip 2 diyabet
    – Uyku apnesi, horlama ve astım gibi solunum problemleri
    – Kas-eklem rahatsızlıkları
    – Yağlı karaciğer hastalığı, safra taşları ve gastroösefageal reflü (göğüste yanma hissi)
    – Kızlarda erken ergenlik, erkeklerde meme büyümesi
    – Erişkin dönemine de uzanım gösterebilen psikolojik ve sosyal problemler (azalmış benlik saygısı, depresyon, fişlenme, alay) gibi sağlık sorunlarıyla daha sık karşı karşıya kalmaktadırlar.

    Obez çocuklar, erişkin dönemde de genellikle obez olarak kalmaya devam ederler. Obez çocuk ve ergenlerın farklı çalışmalara göre 62% ila 98%’ i erişkin dönemde de hala obez olarak kalmaya devam etmektedir. Bir başka çalışmada ise bu risk; 13 yaş ve üzeri erkeklerde 50 % iken kızlarda 66%’ olarak tesbit edilmiştir. Bu nedenle obez çocuklar;
    – Kas-iskelet sistemi bozuklukları (osteoartrit)
    -Artmış insülin direnci ve diyabet, kardiyovasküler hastalıklar (damar sertliği, kalp yetmezliği, tikayıcı koroner arter hastalığı ve kalp krizi)
    -Bazı kanserler (endometrium, kolon, meme) gibi birtakım önemli hastalıkları daha erken yaşlarda daha yüksek oranda geliştirirler. Amerika’ da yapılmış olan bir çalışmada ergen dönemde fazla tartılı olmanın, 27-31 yaş arasında; hipertansiyonda 8,5 kat, kolesterol yüksekliğinde 2,4 kat artışa yol açtığı belirtilmiştir. Obez çocukların erken ve uzamış risklerinin yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde obez olmayanlara göre daha yüksek olması nedeniyle çocukluk çağı obezitesinin önlenmesi yüksek önceliği olan en önemli global sağlık hedeflerinden biridir.
    Çocuklarda ve ergenlerde artan obezite sıklığının sebepleri
    Çocukluk çağı obezitesinin en önemli sebebi, çocuğun kalori alımı ile kalori tüketimi arasındaki eşitsizlikten ortaya çıkan enerji dengesizliğidir. Gıdaya erişimin kolaylaşması, gıda pazarlama çeşitliliğinin ve fast-food tarzı restaurantların kullanımının artması, özellikle yağ ve şekerden zengin fakat vitamin ve minerallerden fakir, enerji içeriği yüksek besinlerin tüketilmesi gibi sebeplerden ötürü artmış kalori alımına global kayış; diğer yandan özellikle son 30 yılın getirdiği sedentar yaşam ve çalışma hayatı, şehirleşme ve daha az fiziksel aktiviteye bağlı azalmış kalori tüketim trendi çocuklarda artan obezite sıklığının altta yatan temel sebepleri olarak sayılabilir.

    Çocukluk çağı obezitesi ile mücadele
    Obezite ve/veya ilişkili olduğu hastalıklar büyük ölçüde önlenebilirdir. Çocukluk çağı obezite epidemisini önlemede ‘koruma’ en uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Çünkü mevcut tedavi uygulamaları, kürden ziyade sorunu kontrol altına almaya yöneliktir. Çocukluk çağı obezite epidemisi ile mücadelede amaç, bireyin ömür boyu sürdürebileceği enerji dengesini sağlamaktır. Bu amaçta bireye, ebeveynlere, okul yönetimi ve öğretmenlere, medyaya önemli görevler düşmektedir (tablo).

    Ebeveynlere düşen görevler
    – Bebeklik döneminden itibaren aileler sağlıklı beslenmeyi öğrenmeli
    – Anne sütü ile beslenmenin önemi bilinmeli ve teşvik edilmeli
    -Okulda, evde veya çocuk bakımı sırasında çocukların, TV ve/veya bilgisayar karşısında geçirdiği süre 1-2 saat ile sınırlandırılmalı
    – Çocukların gittikleri kreşler, sağlıklı gıda ve içecek verilip verilmediğini görmek açısından ziyaret edilmeli
    – Okulda verilen öğle yemeği dışında satın alınabilir şeker, yağ ve tuz ilaveli gıda ve meşrubatları en aza indirmek için okullarla ortaklaşa çalışılmalı
    – Aile sofralarında sebze ve meyveden zengin, yağ ve şekerden fakir daha sağlıklı gıdalar sunulmalı
    – Çocukların hergün fiziksel aktivite yapıp yapmadıkları denetlenmeli
    Okul yönetiminin görevleri
    – Okullarda şeker ilaveli meşrubatlara ve daha az sağlıklı gıdalara ulaşım azaltılmalı
    -İlkokul ve liseler ulusal beslenme programına dahil edilmeli, denetlenmeli ve sertifikalandırmalı
    – Fiziksel aktivite için güvenli yaşam alanları sağlanmalı
    – Okullarda beden eğitimi dersleri ve kreşlerde günlük fiziksel aktivite desteklenmeli

    Toplumda özellikle küçük yaşlardaki şişman çocuğun, sağlıklı çocuk olduğu konusundaki yaygın ve yanlış inanışın ortadan kaldırılması obezite ile mücadelede en önemli hedeflerden biri olmalıdır. Çünkü erişkin dönemdeki obezitenin temelleri daha bebeklik yıllarında atılmaktadır. Bu nedenle, çocukluk çağı obezitesini ve dolayısıyla ileride yol açacağı kronik hastalıkları önlemede anne ve babaların bilinçlendirilmesi ve sağlıklı beslenme konusunda eğitilmesi önemlidir.
    Çocukluk çağı obezitesi toplumsal bir sorundur. Toplum tabanlı, sistematik ve kültürel unsurları da içeren yaklaşım gerektirir. Birçok erişkinin aksine, çocuklar, içinde yaşadıkları çevreyi ve tükettikleri gıdaları seçme hakkına sahip değildirler. Dahası, yemek yeme ile ilgili geliştirdikleri davranış modellerinin ileride ne tür sonuçlara yol açabileceğini anlama yetisine sahip değildirler. Bu nedenle obezite epidemisi ile savaşırken çocuklar daha fazla ve daha farklı bir ilgiye ihtiyaç gösterirler.
    Tablo: Obezitede pozitif davranış değişikliği için öneriler

    Obezitede pozitif davranış değişikliği için öneriler
    Yemekler aile sofrasında yenilmeli
    Yemek yavaş olarak, doygunluk hissi oluşana kadar en az 20 dakikada yenilmeli
    Şeker ilaveli meşrubatlar yerine sofrada su servis edilmeli
    Yemek çocuklar için bir ceza veya ödül aracı olmamalı
    TV seyrederken veya bilgisayar oynarken yemek yenilmemeli
    Sedanter aktiviteler gün içinde 2 saatten az yer tutmalı
    Günde en az 20-30 dakika yürüyüş yapılmalı
    Mümkünse okula yürüyerek gidilmeli
    Asansör yerine merdiven kullanılmalı

    Prof. Dr. Peyami Cinaz

  • OBEZİTENİZ PSİKOLOJİK Mİ?

    OBEZİTENİZ PSİKOLOJİK Mİ?

    OBEZİTENİZ PSİKOLOJİK Mİ?

    Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

    Obezite, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fiziksel aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkar. Obezite özellikle son 20 yılda, bütün dünyada süratle artmakta ve salgın hastalık gibi yayılmaktadır.

    Bu salgından ülkemiz de etkilenmektedir.

    Ülkemizde;

    Kadınların yüzde 14’ü,

    Erkeklerin yüzde 9’u

    Obez.

    Obezitenin psikolojik, genetik, biyolojik ve çevresel sebepleri vardır.

  • Çocuklarda obezite

    Çocuklarda obezite

    Çocuklarda Obezite

    Uzm. Dr. Sibel Spınu
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

    Obezite hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde erişkinleri olduğu kadar, giderek çocukları da etkileyen kronik bir hastalıktır. Obezitenin saptanmasında en geçerli yöntem Beden Kitle İndeksinin (BKİ=vücut ağırlığının, boyun karesine bölünmesi) hesaplanmasıdır. Çocuklarda BKİ'nin %85'in üzerinde olması obezite olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde obezitenin görülme sıklığı her yaş grubunda artmaktadır. Bunun nedeni modern yaşamın getirdiği beslenme alışkanlıklarında yağların ve karbonhidratların fazla miktarda tüketilmesi ve çocukların fiziksel aktiviteden uzaklaşarak televizyon ve bilgisayar oyunlarına yönelmeleridir.

    Bir çocuğun fiziksel, bilişsel, duygusal olarak büyüme ve gelişmesinde, yenen besinlerin içerdiği besin gruplarının ne olduğu ve miktarı önem taşımaktadır.

    Obezite, enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda yağ dokusunun artmasıyla ortaya çıkar. Ülkemizde özellikle şehir çocuklarında önemli bir sağlık sorunudur ve görülme oranı yaklaşık olarak % 6-7 kadardır. İstanbul ilinde yapılan bir çalışmada kilolu olma sıklığının kızlarda 12-13 yaşlarında %21, erkeklerde 11-12 yaşlarında %27 ile en yüksek düzeye çıktığı görülmüştür. Son on yıla göre sanayi bölgelerindeki çocukluk dönemi obezitesinin artışında ilerleme görülmüştür.

    Şişman yetişkinlerin önemli bir oranında şişmanlığın çocukluk hatta süt çocukluğu devresinden itibaren başladığı ileri sürülmektedir. Ailenin obez olma durumu, sosyo-ekonomik durumu, ailenin eğitim seviyesi ve aile tipi çocukluk obezitesini artıran nedenlerdir. Ayrıca televizyon önünde geçen zaman da ve o an da yenen yiyeceklerde bu konuda obez olmayı etkiler. Küçük çocuklarda düzenli yeme alışkanlığı aileler ve bakıcılar tarafından üstlenildiği için çocuğun beslenmesinde önemli bir rol oynarlar. Çocukların yiyecek tercihleri, ailelerinin yeme davranışlarından ve yiyecek seçim tercihleri ile şekillenir. Anne-babanın beslenme tarzı, öğün sayısı, günlük aktivite şekli etkili olurken, okul çağı ve ergenlik dönemde bireyin gününün büyük bir kısmını geçirdiği eğitim merkezindeki kantin ve yemekhanelerde sunulan besinlerin içerikleri ile eğitim programları, önerilen fizik aktivitenin yeri obezitenin oluşmasında etkili olmaktadır.

    İlkokul çağında ve ergenlik dönemlerinde kızlar arasında erkeklere kıyasla daha yüksek oranda şişmanlık olgusuna rastlanmaktadır. Günümüzde obezitenin, genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Şişmanların fazla yeme isteğinin ve beslenme biçiminin aile çevresinden edinilen bir alışkanlık olduğu ileri sürülmektedir.

    Obezitede en önemli faktörlerden biri de hızlı ve fazla yeme davranışıdır. Bugün, toplumların beslenmesinde yağdan, şekerden, tuzdan zengin, posadan fakir bir diyetin yer aldığı görülmekte, işlem görmemiş gıdaların tüketimi giderek azalmaktadır. Esas problemin, diyetin yağ ve karbonhidrat kısmındaki dengesizlikten kaynaklandığı ve beslenme bilgisi ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Aşırı kilolu çocukların diyetlerinde fazla enerjiyi yağdan aldıkları belirtilmektedir. Modern yaşamın getirdiği beslenme alışkanlığında kalori ve yağ yoğunluğunun fazla oluşu (fast food tarzı beslenme) obezite sıklığının artışında bir risk faktörüdür. Günde üç ya da daha fazla beslenen ve öğünlerini düzenli tüketen kişilerde, günde bir ya da iki kez düzensiz beslenen kişilerden daha az sıklıkta obeziteye rastlanmaktadır.

    Bebeklik dönemindeki beslenme şekli çocuğun ileri yıllardaki beslenme alışkanlığını belirler. Anne sütü ile beslenmenin obezite oluşumunu önleyici etkisi iyi bilinmektedir. Çocuk her ağladığında biberon ile süt vermek, muhallebi gibi kaloriden zengin besinlere erken başlamak ve bunları fazla miktarda vermek çocuklarda şişmanlığa yol açan yanlış uygulamalardır.

    Hareketsiz yaşam biçimininde bir uzantısı obezitedir. Televizyon seyretmek ile vücut yağ dağılımı ve total vücut yağı arasında bir ilişki olduğu da saptanmıştır. Televizyon reklamları, kişinin tükettiği gıdanın nitelik ve niceliklerini etkilemekte, obeziteye yol açan kötü diyet alışkanlıklarına yol açmaktadır. Televizyon seyretme süresi boyunca kişilerin ana öğünlerine ilaveten ara öğün yaptıkları sıkça görülmüştür. Televizyon seyretme süresi fazlalaştıkça kişinin oturma süresi artmakta, bu da Vücut Kitle İndeksi'nde (BKİ) artışa yol açmaktadır. Obezite sıklığı, 4 saatten daha fazla televizyon izleyen veya bilgisayar başında vakit geçiren çocuklarda, 1 ya da 1 saatten daha az zaman geçirenlerle kıyaslandığında daha yüksek saptanmıştır.Yapılan çalışmalar, televizyon izleyen çocukların hiç reklâm izlemeyenlerden daha fazla şekerli gıda tüketmeyi tercih ettiklerini gözlemiştir. Ayrıca, bu tarz reklâmlara maruz kalma, çocuğun enerji yoğunluğu ve besin değeri az olan yiyecekleri tercihini artırmaktadır.

    Bazı çocuklarda psikolojik sorunlara tepki olarak aşırı iştahsızlık görülebileceği gibi, bazılarında bu tepki fazla yeme şeklinde ortaya çıkar. Anne baba ve çocuk arasındaki ilişkiler, ev ortamındaki problemler, arkadaş grupları tarafından kabul edilmeme, derslerdeki başarısızlıklar çocuğun ruhsal yapısını etkileyerek beslenme bozukluklarına neden olmaktadır.

    Obez çocuklarda özellikle ergenlik döneminde arkadaş edinememe, grup faaliyetlerine katılmama gibi ortaya çıkan psikolojik bozukluklar çocuğun obezite derecesini arttırmaktadır. Obez çocuklar büyüdükçe şişmanlık, diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıklara neden olmaktadır. Bu yüzden önceden önlemimizi almak hayati önem taşır.

    Çocukluk dönemi obezitesi tedavisi zordur, hem fiziksel hem duygusal bir durumdur. Tedavi yaklaşımında öncelikle ailenin eğitilmesi önemlidir. Genellikle aileler bu durumu bir sorun olarak görmemektedir. Obez ailelerin suçluluk hissi, savunmacı bir tutum sergilemelerine neden olmaktadır. Tedavinin başarısı için ailenin olaya katılması ve amacın ne olduğunu bilmesi gerekir. Tüm dünyada obez çocukların tedavisinde model olarak multidisipliner bir yaklaşım kullanılmaktadır. Tedavi ekibi doktor, çocuk hemşiresi, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist ve çocuğun annesinden oluşmalıdır.

  • OBEZİTE’NİN PSİKOLOJİK BOYUTU

    OBEZİTE’NİN PSİKOLOJİK BOYUTU

    Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından insan sağlığını bozacak şekilde vücutta aşırı miktarda yağ birikmesi olarak tanımlanmaktadır. Obezite ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Obezitenin gelişiminde hem genetik, hem çevresel ve psikolojik etmenlerin rolünün olduğu düşünülmektedir.

    Kilolu bireylere karşı önyargı ve saygısızlık son derece yaygındır. Kilo probleminin çocuklukta başlaması durumunda önyargı ve ayrım daha erken dönemde görülmektedir. Ayrımcılık, obez bireylerin özsaygılarının azalmasına, depresyona açık duruma gelmelerine yol açar

    Yapılan araştırmalarda, aşırı yeme bozukluğu olan kişilerde daha fazla psikolojik belirti görülmektedir. Kilolu kişilerde; düşük benlik değeri, major depresyon, bipolar bozukluk, panik bozukluk ve agorafobi gibi psikolojik sorunların daha sıklıkla görüldüğü bilinmektedir. Aynı zamanda anksiyete ve depresyonun da obeziteye neden olduğu ileri sürülebilir.

    Uygulanan tüm tedavi yöntemlerinde kilo kaybından sonra kişinin şiddetli stres altında eski yeme alışkanlıklarına döndüğü görülmüştür. Bu açıdan psikolojik desteğin ve takibin obezitenin kontrolünde önemi büyüktür. Obezitenin tedavisinde biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel etkenlerin hepsi dikkate alınmalıdır. Kilo verme sürecinde uygulanan Davranışçı Terapi’de amaca ulaşmak için günlük alışkanlıkların ve davranışların değiştirilmesi temeldir. Tedavi sürecinde amaç danışanın kilo vermesi gerektiğine yönelik kabullenmeyi sağlayarak başlar. Tedavinin başlangıcında bireyin günlük yeme ve fiziksel aktivite durumunu değerlendirmesi önemlidir. Uzman tarafından alınan beslenme eğitiminin yanı sıra; uyaran kontrolü, bilişsel ve davranışsal değişiklik, egzersiz yapmaya yönelik motivasyonları içeren terapi ile bireyin sağlıklı ve kalıcı kilo kaybına ulaşması sağlanır.

  • İdeal kilo nedir?

    Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit üç yöntem vardır:

    1. BMI -Body Mass Index (Beden kitle indeksi)
    2. Bel çevre ölçümü:
    3.Vücut Yağ Miktarı

    BMI-Body Mass Index (Vücut kitle indeksi): BMI-Body Mass Index yani vücut kitle indeksi ile boyunuza göre kilonuzun ideal kiloda olup olmadığı değerlendirilir. Vücut kitle indeksi, kilonun boyun karesine oranıdır. İdeal kilo vücut kitle indeksi adı verilen bir değerlendirme ile bulunur. Herkesin bir ideal kilo aralığı vardır. Bu aralıktaki kilo normal kabul edilmektedir. Vücut kitle indeksi arttıkça kilonun getirdiği hastalık riskleri de artmaktadır.

    Hesaplama:

    Vücut Kitle indeksi: Vücut ağırlığı/(Boy)2

    Sizin Vücut Kitle İndeksiniz Kaç?

    WHO-World Health Organisation(Dünya Sağlık Örgütü)’nün obezite hastalığı testi gruplandırması aşağıdaki şekildedir:
    Vücut Kitle İndeksi 20-24.9 kg/m2 arası normal,
    Vücut Kitle İndeksi 25-29.9 kg/m2 arası fazla kilolu
    Vücut Kitle İndeksi 30 kg/m2 ve üzeri obezite,
    Vücut Kitle İndeksi 30.0-34.9 I. derece obezite
    Vücut Kitle İndeksi 35.0-39.9 II. derece obezite
    Vücut Kitle İndeksi 40 kg/m2 ve üzeri morbid obezite ( III. derece obezite)

    Vücut Kitle İndeksi 20-24.9 kg/m2 arası normaldir. Biz buna ideal kilo aralığı denir. İdeal kilo tek bir değer değildir. Kişi hayatı boyunca kilosunu bu sınırlarda tutmaya çalışmalıdır. Gençlerde 20’ye daha yakın iken zamanla 24.9’a yakınlaşabilir.

    Bel Çevresi Ölçümü:
    Fazla kiloda bel çevresi ölçümü önemlidir. Kadınlarda 80 cm erkeklerde 94 cm den fazla ise fazla kiloluda da hastalık riski artar. Kadınlarda 88 cm erkeklerde 102 cm den fazla ise hastalık riski çok daha fazla artar.
    Vücut kitle indeksinin 20-24 kg/m2 arası olması ve bel çevresinin kadınlarda 80 cm erkeklerde 94 cm den küçük olması bizim için idealdir.
    Ölçülerimizdeki hedefimiz ve ulaştığımızda koruyacağımız değerlerdir.

    Vücut Yağ Miktarı: Vücudumuzun yaydığı elektromanyetik dalgalarla çalışan bir aletle vücut yağ miktarı belirlenebilir.

    Bayanlar için
    Erkekler için
    %20-29 Normal
    %10-19 Normal
    %30-34 Fazla kilolu
    %20-24 Fazla kilolu
    %35-40 Şişman (Obez)
    %25-30 Şişman
    % 40- Aşırı şişma (Morbid obez)
    %30- Aşırı şişman (Morbid Obez)

    İdeal kilodan sapmalar:

    Fazla kilolu:

    Vücut Kitle İndeksi 25 – 29.9 kg/m2 arası fazla kilolu

    Obezite:

    Obezite hastalığını WHO-World Health Organisation, yani Dünya Sağlık Örgütü ‘vücutta hastalıklara neden olacak şekilde ve oranda normal olmayan, çok fazla yağ birikimi’ olarak tanımlamaktadır.
    Vücut Kitle indeksi 30 kg/m2 ve üzeri obezite olarak değerlendirilir. Obezite bazı hastalıklara yakalanmada risk oluşturmaktadır.

  • Kilo fazlalığı sağlığımızı nasıl etkiler?

    Obezite nin görsel açıdan hastayı kendini kötü hissetmesinden çok daha önemlisi sağlığa ciddi zararlar verebilmesi ve bu sayede hayat kalitesinin gittikce düşmesidir.

    Obeziteyle oluşma riski artan hastalıklar

    Diabet ( type ll) in obez kişilerde görülme şansı normal kişilere göre 2 kat artar.

    Safra kesesi hastalıkları

    Osteoarthrit ( kıkırdak ve kemiklere dejenerasyon).

    Uyku apnesi

    Astım

    Kanser ( bayanlarda rahim, kolon,böbrek,safre kesesi, ve menopoz sonrası meme kanseri) erkeklerde ise (kolon, rektum, ve prostat kanseri)

    Gebelik Komplikasyonları,

    Period düzensizlikleri,

    Hirsutizm ( vücut ve yüz bölgesinde aşırı kıllanma)

    İdara kaçırma ( stres incontinence)

    Cerrahi riskinin artması,

    Psikolojik problemler( pnsycosocial)

    Kardiovaskular hastalıklar ve erken ölüm.

    Kime kilolu diyoruz?

    Vücut Kilo Endeksi
    (Body Mass İndex): ni hesaplayarak ve normal sınırlarla karşılaştırarak,kilolu(overweight) veya obez(obese) olup olmadığımızı anlayabiliriz.
    Bu rakamlara bir göz atalım ;
    Zayıf <18
    Normal =18-24(arası)
    Kilolu =24-30(arası)
    І .derece Obez 30-40
    II .derece Obez >40

    Bel çevresi ölçümü

    Normalın ustunde olan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski artmaktadır ;

    Kadınlarda

    Normal <80 cm

    Riskli = 80-88 cm arası

    Yüksek Riskli >88

    Erkeklerde

    Normal < 94 cm
    Riskli = 90 -102 cm arası
    Yüksek Riskli > 102 cm

    Çocuklarda Obezite

    Her geçen sene şişman çocukların sayısı artmaktadır.Hayat tarzının değişmesi yani yedikleri diyet ve fiziki aktivitenin azalması en önemli iki etkendir. Bir obez çocuk 44 kez kardiovaskular risk faktörleri daha fazla taşımaktadır.( yani obezite çocuklukta bile masum değildir). Aslında bu obezite epidemsinin nedeni değişik faktörlerden kaynaklanır. Onlardan bazılar; yiyecek sanayisinin çok kalorili yiyecekler üretmesi( fast foood lar), çalışan annelerin oranında artma ,ev yemeklerinin yapılmasında azalma ve çocuklara daha az göz kulak olabilmek , teknolojinin ilermesi ve apartman hayatı , bilgisayar, cep telefonu bipod vs)önemli ölçüde fiziki aktivitenin azalmasına neden olmuştur.

    Neden çocuklarda obezite önemlidir

    · Çocuğun kendine güveni azalır, kendi vücudunun imajı onu hafif de olsa depresyona sokabilir. Bu da davranış biçimini etkiler ve değişik sorunlar ortaya çıkabilir. Okul performansları gitgide düşebilir. · Kilolu çocukların (8/15 yaş) % 75 i şişman erişkinler olurlar. · Kilolu çocuklarda Diabet, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları riski yaş ilerledikce yükselir. · Uyku apnesi kilolu çocuklarda daha fazla görülür.

    Hangi Çocuğa Obez diyoruz

    (V.K.E) Vücut Kitle Endeksi , vücudun yağ oranını göstergesidir. Kilo (kg) rakamını boyun karesine(mxm) bölünmesiyle değişik yaş aralıklarında ,normal standartlara göre değerlendirilir.

    1-2 yaş grubunda VKE = 19

    2-6 yaş grubunda VKE = 18

    6-10 yaş grubunda VKE = 18-21

    10-18 yaş grubunda VKE 21-26’ arası normal 26 üstü obezite olarak kabul edilir.

    Laser Needle çocuk obezitesinde de kullanılabilir mi?

    Erişkin obezite tedavisinde olduğu gibi,Lazer Akupunkturun tüm faydalarından yararlanmak (açlık hissinin kontrol altına alınması,midenin toparlanması ve özellikle tatlı ve çikolata düşkünlüğünün kontrolü ) kilolu çocukların tedavisinde de mümkün ,sadece çocuklarda büyüme hızını etkilememek adına , çocuğun yaşına ve hedef boy ve kilıosuna uygun ,günlük alınacak Kalorisi belirlenip,diyet listesi hazırlanması gerekir .Çocuklar, gelişme döneminde oldukları için kalori dengesini çok iyi belirlemek lazım,çünkü çok düşük kalorili diyetler uygulanırsa kilo vermek hızlanır ama büyüme hızı (boy uzaması)da negatif yönde etkilenebilir. Esas olarak bu diyette, ağırlık proteinli gidalara verilir ve aşırı karbohidrat tüketiminden kaçınılır.

    Akupunktur ile zayıflama hedeflenirse ,çocuğun yaşı 11- 12 yaş ve üzeri olması başarı ranını yükseltir .Daha küçük çocuklar genelde fazla kiloları olsa bile yeterince durumu ciddiye alamazlar ve önerilen tavsiyelere uymaları söz konusu olamaz .11 yaş ve üzeri çocukların bir çoğunda artık dış gorünüş ve model almalar onem taşımaya başlar ve çocuk psikolojik olarak ,tedavi sürecinde kendisine düşen görevleri yapmakta daha az zorlanır .

    12-18 yaş arası çocuklarda pozitif hasta –doktor ilişkisi bu yaştaki gençlerin motivasiyonunda ,diyete uymasında ve uzun vadeli devam etmesinde çok önemli rol oynayabilir.

  • Zayıflama ve selülit

    Akupunktur İle Zayıflama Tedavisi
    Şişmanlık (“Obezite”) günümüzde gelişen dünyada; değişen beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamla ortaya çıkan en büyük sorunlardan biridir. ”İdeal kilonun üzerinde olma durumu” olarak tanımlanan obezite, beraberinde pek çok sağlık problemini de beraberinde taşır. Psikolojik sorunların yanısıra şişmanlık sonucu, fazla yağ dokularının arasından vücuda kan pompalamaya çalışan bir kalp daha fazla çalışmak zorunda kalacak, sonuçta kan basıncı artacaktır.Uzun süreli araştırmalar sonucunda obezitenin doğurduğu riskler; koroner kalp hastalığı, hiper tansiyon, diabet ve bunlara bağlı olarak artan ölüm oranlarıdır. Obezite; dünya çapında “majör” sağlık ve sosyal bir problemdir. Obezitenin tedavisi kadar idamesi (korunması) de, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Bu konuda tek bir tedavi uygulaması değil kombine tedavi yöntemleri tercih edilmelidir.
    Üzerinde durulması gereken bir başka husus; bu kadar obezin bulunduğu bir ortamda konunun özellikle medya organları tarafından kolayca suistimal edildiği gerçeğidir. Kafa karıştıran, hatta bazen kişileri neredeyse ölüm oruçlarına yönelten pek çok rejim, sayısız zayıflama programı, vücut sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eden egzersizler bu konunun ne kadar istismar edildiğini gözlerimizin önüne her gün sermektedir. Bu şekilde uygulanan yanlış tedavilerin sonucunda da metabolizma çoğu kez geri dönüşsüz bir şekilde bozulmaktadır.
    Her hastalıkta olduğu gibi obezitede de hastalığın nedenine yönelik araştırılma yapılmalıdır. Çünkü obezite farklı nedenleri olabilen bir hastalıktır. Bu nedenler şu şekilde özetlenebilir:

    • Genetik obezite
    • Endokrin faktörlere yani;hormon dengesizliklerine bağlı obezite
    • Psikojenik, kültürel ve alışkanlıklarla ilgili görülen obezite

    Bu gruplar kendi içlerinde de bir çok alt gruba ayrılabilir. Örneğin; bir insanın tiroid fonksiyon bozukluğu yani, halk arasında “guatr” denen hastalık, metabolizmayı yavaşlattığından dolayı (hipotiroidi), bunun sonucunda görülen şişmanlık hiçbir zayıflama tedavisine cevap vermez. Tek çözüm; vücutta tiroid hormonunun dengelenmesidir. Teşhisin önemi bu örnekte açıkça belli olmaktadır. Maalesef nedene yönelik inceleme yapılmaksızın uygulanan tedaviler bu örnekte de olduğu gibi hüsranla sonuçlanabilmektedir. Çünkü tedavideki en önemli husus teşhistir.
    İşte bu gerçekler ışığı altında şişmanlık (veya başka bir nedenle) gerekçesiyle bize başvuran hasta önce sistemik muayeneden geçirilir. Gerekirse kan ve idrar tahlilleri ve radyolojik incelemeler istenir. Ayrıca özel olan “akupunktur ve geleneksel tıp muayenesi”nde hasta, bedensel ve ruhsal yönden analiz edilir. Elde edilen verilerin ışığında akupunktur tedavisi uygulanır. Buraya kadar anlattıklarımız olması gereken, ideal tedavidir.
    Bu konuda yapılan yanlış; hastalığa neden olan faktörleri bulmadan sadece kulağa birkaç kalıcı iğne takıp iştah kesmeye yönelik yapılan uygulamalar ve verilen ağır ve riskli diyetlerdir. Ancak yapılan bu yanlış başka yanlışları da doğurur:Hasta belki tedavinin başında hızlı kilo verişine sevinecektir. Fakat bu çabuk kilo veriş bir süre sonra durur. Çünkü vücut kendini korumaya alır. Zamanla düşük kalorili diyetlerle bile vücudun yağ tuttuğu görülür. Tabii ki burada en büyük hata, şişmanlık nedeninin bulunmamasıdır. Sonuçta en büyük zarar metabolizmanın bozulmasıdır. Böyle bir vaka, tedaviye direnç kazanır ve bozulan metabolizmayı eski haline getirmek imkansız değilse bile oldukça zordur.
    Akupunktur tedavisi başlangıçta metabolizmayı dengelemek için haftada 2-3 seans yapılabilir. Bu sürede iştah kesildiği gibi organların çalışma düzeni de bozulmaz. Bedensel ve ruhsal sağlık korunarak sistemli bir şekilde seanslar haftada 1’e düşürülür. Kilo verme hızı ayda 5 kiloyu geçmemelidir.
    Unutulmamalıdır ki çabuk ve kontrolsüz verilen kilolar hem vücuttaki dengeyi bozar, organ ve sistemlere zarar verebilir, (örn; karaciğer yağlanması, kabızlık, safra kesesi taşları v.b.) aynı zamanda çabuk verildiği için aynı çabuklukta geri alınabilir. Ağır rejim ve egzersizler de uzun süre yapılması mümkün olmadığı için, bırakıldığı anda kilo artışı kaçınılmazdır. Yani yapılması gereken; teşhise yönelik akupunktur, bünyeye (kişiye) özel diyet programı, düzenli ve her yaşta yapılabilecek egzersiz olmalıdır.
    Selülit Nedir?
    Selüliti obeziteden ayrı tutmamızın nedeni; obez olmayan insanlarda da görüldüğü içindir. Selülit; bozulmuş, formunu kaybetmiş, kronik, iltihaplı deri altı yağ dokusudur. Bu doku içindeki halojen ve elastiğin lifleri oranı bozulmuş,birbirlerine yakın ama bağımsız odacıklar halinde hapsedilmiş ve kan dolaşımı çok azalmış, kronik bir iltihabi yapı haline gelmiştir. Normal zayıflama programıyla kaybedilemez.
    Yağ dokusunun vücutta olması gereken yerlerde değil de bulunmaması gereken yerlerde birikmesi ve de sertleşmiş olması, vücuttaki genel iletimi engeller. Selülitli bölgeye yapılacak yanlış bir müdahale, bu bozulmayı tamir etmediği gibi daha da arttıracaktır. Bu yüzden ne bir ilaç,ne de bir krem veya jel istenen faydayı tam olarak sağlayamaz. Elle ya da cihazla yapılan müdahaleler de bazen etkisiz kalmakta ya da kötü sonuçlar yaratabilmektedir.
    Selülitte Akupunktur Tedavisi
    Bizim tedavi merkezimizde yaptığımız çalışmada, öncelikle bu dokuya gerekli saygı ve özen gösterilerek onu çok fazla harap etmeden, onu normal yağ dokusuna çevirmek, daha sonra da artık vücut tarafından atılması daha kolay hale gelmiş olan bu yağ dokusunu vücuttan atmaktır.
    Akupunktur ile öncelikle sınırlanmış kistik yağ kompartmanlarının iç duvarları parçalanıp hareketlenme sağlanmakta, daha sonra da yine akupunktur uygulaması ile enerji,kan ve lenf dolaşımı düzenlenerek, yağ parçacıkları,toksik maddeler gibi atıkların o bölgeden uzaklaşması, özellikle lenf dolaşımına katılarak bağırsaklardan atılması kolaylaştırılmaktadır. Selülit, bir hormonel rahatsızlık sonucunda da meydana gelmiş olabilir. Akupunktur tedavisi,aynı zamanda bu hormonel dengesizlikleri de normale döndüreceği için, sonuç son derece sağlıklı,kalıcı ve etkileyici olacaktır.
    Sorunlu olan bölgeye uygulanacak masaj çok önemlidir. Normal masaj ile selülit yok olmaz, aksine giderek artar ve genişleyerek yayılır. Çünkü selülit bir iltihaptır ve yanlış basınç iltihabı çoğaltır.
    Bölgeye yönelik yapılacak geleneksel akupunktur yöntemleri ve manuel (elle) lenfatik drenaj uygulaması yanında bize özel uyguladığımız ilave yardımcı teknikler ve modern tıbbbın teknik imkanlarından da faydalanarak sunduğumuz tedavi kombinasyonu bir kaç seans sonunda gözle görünür bir şekilde etkisini göstermektedir. Aynı zamanda kişilerin yanlış beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi de hem tedavi sürecini olumlu yönde etkileyecek hem de kalıcılığı sağlayacaktır.
    Hasta herhangi bir cerrahi yöntem ve travmatik süreç yaşamadığı için günlük hayatına devam edebilir,iş ve sosyal yaşamından uzaklaşmasına gerek kalmaz.
    Sonuç olarak;
    Bu çeşit yazılarla akupunkturun sözkonusu hastalıklardaki etkisini anlatmaktaki amacımız, toplumu, bilinmeyen ve maalesef suistimal edilmeye çok müsait olan akupunktur konusunda bilinçlendirmek ve kişilerin, yetkileri T.C.Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmış “Akupunktur Uzmanı Tıp Doktorları”na danışabilmelerini sağlamaktır.

  • Lazer akupunktur ile her yaşta obezite tedavisi

    Soft Lazer ile Obezite Tedavisi

    Bu uygulama Modern Tıp ve Tamamlayıcı Tıbbın verimli bir kombinasiyonudur diyebiliriz.”Doğal yollardan tedavi” ,felsefesinin sağlam yapı taşlarına basarak , gün güne ilerleyen Teknoloji den yararlanarak ,maksimum sağlığa kavuşmanın en zararsız yollarını bulmak biz hekimlere düşmektedir.

    Lazer Akupunktur da kullanılan Lazer‘in ,başka adları’’ Soft Lazer’’, ‘’ Cold Lazer’’ ve ışık tedavisi( light therapy) dir.

    Soft Lazer tedavisinde , düşük güç ( low- intensity) ve ISISIZ olan (non thermal) bir ışın kullanılmakta.. FDA ( U.S Food Drug Adminstration ) tarafından onaylanmış bu teknoloji yan etkisiz ,ağrısız , invazif olmayan ve en önemlisi çok yönlü onarıcı etkiye sahip olduğundan dolayı Avrupa ve Amerika da popüler hale gelmekte.

    Araştırmalara göre Soft Lazer ışınları dokulara nüfuz ettikten sonra bozulmak üzere olan hücreler tarafından emilir,ve onarım prosesini hücresel bazda başlatır . Alınan yiyeceklerin enerjiye dönüşmesini kolaylaştırarak metabolizma yükselir ve aşırı yağ birikmesi önlenir.Besinlerin uygun hazm edilmesi hazımsızlığı ortadan kaldırır. Özel Vücut ve kulak noktalarınından uygulanarak kilo vermek daha başarılı ve kalıcı bir şekilde gerçekleşir.

    Lazer Akupunkturun stresi azaltma, negatif duyguların kontrolü gibi etkileri de kilo vermeye çalışan kişilerde daha başarılı sonuçlar almaya yol açar.

    Stres her ne kaynaktan olursa olsun ( hayat şartları, aile ilişkileri, iş sorunları vs), beynimizi, ağzımızı,midemizi, karaciğeri, dalak , pankreası aşırı faaliyete itiyor. Sonuçta stresli olduğumuzda ( genelde) daha fazla yemek isteği duyuyor ve yavaş yavaş kilo alıyoruz. Bu günkü modern hayat şartlarında ister istemez, ne kadarda fiziki işler açısından rahat görünürsekde bu hızlı değişimlere adapte olup ayak uydurmamız bile fark etmeden büyük bir stres kaynağı oluşturmaktadır.. Dış stresleri azaltma gibi bir şansımız olmadığından, iç güçlerimizi strese karşı , harekete geçirmek zorundayız.

    21. yüzyıl insanının psikolojik ve onun devamında bedensel olarak ortaya çıkan bir çok hastalığını, sadece ilaçlarla çözülemeyeceğini yaşıyor ve duyuyoruz.Bence Tamamlayıcı Tıbbın( Akupunktur, Lazer Akupunktur, Hipnoz vs )bu doğal onarıcı ve iyileştirici gücünden Beden –Beyin-Ruh üçlüsünün güçlendirmesi için yararlanmak gerekir. Evinize doğru araba sürerken şiddetli yağmura yakalanırsanız silecekleri açmazsanız her günkü gittiğiniz yolu bile şaşırabiliriz.Bunun için Strese karşı da tedbir almalıyız .

    Kilo Fazlalığı Sağlığımızı Nasıl Etkiler:

    Obezite nin görsel açıdan hastayı kendini kötü hissetmesinden çok daha önemlisi sağlığa ciddi zararlar verebilmesi ve bu sayede hayat kalitesinin gittikce düşmesidir.

    Obeziteyle oluşma riski artan hastalıklar:

    Diabet ( type ll) in obez kişilerde görülme şansı normal kişilere göre 2 kat artar.
    Safra kesesi hastalıkları
    Osteoarthrit ( kıkırdak ve kemiklere dejenerasyon).
    Uyku apnesi
    Astım
    Kanser ( bayanlarda rahim, kolon,böbrek,safre kesesi, ve menopoz sonrası meme kanseri) erkeklerde ise (kolon, rektum, ve prostat kanseri)
    Gebelik Komplikasyonları,
    Period düzensizlikleri,
    Hirsutizm ( vücut ve yüz bölgesinde aşırı kıllanma)
    İdara kaçırma ( stres incontinence)
    Cerrahi riskinin artması,
    Psikolojik problemler( pnsycosocial)
    Kardiovaskular hastalıklar ve erken ölüm.

    Kime kilolu diyoruz ?

    Vücut Kilo Endeksi(Body Mass İndex): ni hesaplayarak ve normal sınırlarla karşılaştırarak,kilolu(overweight) veya obez(obese) olup olmadığımızı anlayabiliriz.

    Bu rakamlara bir göz atalım ;

    Zayıf <18

    Normal =18-24(arası)

    Kilolu =24-30(arası)

    І .derece Obez 30-40

    И.derece Obez >40

    Bel çevresi ölçümü:

    Normalın ustunde olan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski artmaktadır ;

    Kadınlarda Erkeklerde

    Normal <94 cm

    Normal <80 cm Riskli 90-102cm

    Riskli = 80-88 cm arası Yüksek Riskli > 102 cm

    Yüksek Riskli >88

    Lazer Needle’in Obezitedeki etkileri :

    Araştırmalar Laser Akupunkturun zayıflamada önemli bir yere sahip olduğunu açıklıyor. Uygulama ,doğru yapıldığında bu etkiler ışığında kilo vermeyi sağlar.

    · Merkezi sinir sisteminde ( CNS) açlık merkezini bastırarak iştahı azaltır.

    · Hypothalamusta( CNS) da ventromedial nuclei faaliyete geçirip, zindelik ve canlılığı artırır.

    · Kulakta ,vagus sinirinin Avrikular dalını uyararak serotoin düzeyini kanda artırır. Bu ikisi de mide duvarının düz kaslarını tonifiye eder, neticede geç acıkma ve çabuk doyma hissini sağlar. Mide yanma – ekşime hissi azalır.

    · Bağırsakların hareketleri salgılanan serotonin sayesinde düzenlenir.

    · Akupunktur tedavisi sonrası, beyinde salgılanan endophin ( mutluluk hormanu) ve dopamin sayesinde stres ve depresyon belirtileri ortadan kalkar.

    · Çalışmalar ,Laser Akupunktur tedavisinden sonra beta enderphinlerin kanda yükselmsi ve takiben lipolithic (enerji sağlanması için yağ dokusunun harekete geçmesi) prosenin başlanmasını açıklıyorlar.( International Journal of nevroscience 2006Mehmet T.Cabioğlu)

    Lazer Needle Obezite tedavisi ne kadarsürer?

    Ayda 3-4 kg kilo vermek hedeflenir. Bu hızın üstüne çıkmak , vücut metabolizmasına zararlı olabilir. Tedavi süresi tamamen kişinin vereceği kilo miktarına bağlıdır.Kilo verme hızımız yaklaşık ayda 3-4 kg ayda ise 10 kilosu fazla olan bir kişide 2-2,5 ay gibi bir tedavi periodu ön görülür. Seanslar haftada 1 veya 2 kez hedeflediğimiz kiloya ulaşana kadar yapılır. Hedef kiloya ulaştıktan sonra koruma pogramına devam etmek eski alışkanlık ve kiloları geri almamak için ilk sene programında , seans araları gitgide uzatılır.İlk senedolana kadar 2. sene 6 ayda bir bile yeterli olabilir.

    Çocuklarda Obezite:

    Her geçen sene şişman çocukların sayısı artmaktadır.Hayat tarzının değişmesi yani yedikleri diyet ve fiziki aktivitenin azalması en önemli iki etkendir. Bir obez çocuk 44 kez kardiovaskular risk faktörleri daha fazla taşımaktadır.( yani obezite çocuklukta bile masum değildir). Aslında bu obezite epidemsinin nedeni değişik faktörlerden kaynaklanır. Onlardan bazılar; yiyecek sanayisinin çok kalorili yiyecekler üretmesi( fast foood lar), çalışan annelerin oranında artma ,ev yemeklerinin yapılmasında azalma ve çocuklara daha az göz kulak olabilmek , teknolojinin ilermesi ve apartman hayatı , bilgisayar, cep telefonu bipod vs)önemli ölçüde fiziki aktivitenin azalmasına neden olmuştur.

    Neden çocuklarda obezite önemlidir:

    · Çocuğun kendine güveni azalır, kendi vücudunun imajı onu hafif de olsa depresyona sokabilir. Bu da davranış biçimini etkiler ve değişik sorunlar ortaya çıkabilir. Okul performansları gitgide düşebilir.

    · Kilolu çocukların (8/15 yaş) % 75 i şişman erişkinler olurlar.

    · Kilolu çocuklarda Diabet, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları riski yaş ilerledikce yükselir.

    · Uyku apnesi kilolu çocuklarda daha fazla görülür.

    Hangi Çocuğa Obez diyoruz:

    (V.K.E) Vücut Kitle Endeksi , vücudun yağ oranını göstergesidir. Kilo (kg) rakamını boyun karesine(mxm) bölünmesiyle değişik yaş aralıklarında ,normal standartlara göre değerlendirilir.

    1-2 yaş grubunda VKE = 19

    2-6 yaş grubunda VKE = 18

    6-10 yaş grubunda VKE = 18-21

    10-18 yaş grubunda VKE 21-26’ arası normal 26 üstü obezite olarak kabul edilir.

    Laser Needle çocuk obezitesinde de kullanılabilir mi?

    Çocuklar, gelişme döneminde oldukları için kalori dengesini çok iyi belirlemek lazım,çünkü çok düşük kalorili diyetler uygulanırsa kilo vermek hızlanır ama büyüme hızı (boy uzaması)da negatif yönde etkilenebilir.

    Bu yüzden ,erişkin obezite tedavisinde olduğu gibi,Lazer Akupunkturun tüm faydalarından yararlanılır(açlık hissi nin kontrol altına alınması,midenin toparlanması vs.),sadece çocuklarda büyüme hızını etkilememek adına,çocuğun yaşına ve hedef boy ve kilıosuna uygun ,günlük alınacak Kalorisi belirlenip,diyet listesi hazırlanır.

    Esas olarak bu diyette, ağırlık proteinli gidalara verilir ve aşırı karbohidrat tüketiminden kaçınılır.

    12-18 yaş arası çocuklarda pozitif hasta –doktor ilişkisi bu yaştaki gençlerin motivasiyonunda ,diyete uymasında ve uzun vadeli devam etmesinde çok önemli rol oynayabilir.

    Soft Laser çocuklarda her hangi bir yan etki yapmaz ve başka çocuk hastalıklarında (Alerji ,Astım,Gece altını ıslatma)da etkili tedavi yöntemlerinden biri sayılır.

  • Obezite(şişmanlık) tedavisinde akupunkturun  yerii

    Obezite(şişmanlık) tedavisinde akupunkturun yerii

    Obezite (şişmanlık) Akupunktur’un en yaygın kullanıldığı problemlerin başında gelmektedir. Zayıflamak için kimi zaman mucize bir yöntem olarak sunulan akupunktura kimi zaman da bu listelere uyarsam ben zaten kilo veririm akupunktura ne gerek var? şeklinde yaklaşılmaktadır.

    Her iki yaklaşımda önemli hatalar içermektedir. Bir yandan Akupunktur bir mucize değildir. Öte yandan ise obezite ile boğuşmak zorunda olan hastaya davranış değişikliğinin yerleşmesi gereken başlangıç aşamasında akupunkturun katkıları göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir.

    Akupunktur, her şeyden önce sindirim sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlayacak örneğin kabızlık probleminiz varsa bunu giderecek, midenizde ekşime yanma veya hazımsızlık varsa bunları ortadan kaldıracaktır.

    Akupunktur, yaşamınızda halen var olan ve böyle ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderecek, kendinizi her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissetmenizi sağlayacaktır. Bu da size bazı davranışlarınızı yeniden gözden geçirip değiştirebilmeniz için imkan verecektir.

    Akupunktur, bu süreçte doğal olarak aldığınız gıda miktarı düşeceğinden beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve halsizlik şikayetlerini giderecektir. Akupunktur, sıkça rastlanılan hekim kontrolü dışında yapılan sıkı diyetlerle kilo alıp vermeler sonucunda veya bir başka nedenle yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını sağlayacaktır.

    Akupunktur bu problemleri giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer Akupunktur tedavisine düzenli gitmek ve hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde kilo verirken beslenme ile ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirerek yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır.

    Sonuç olarak; obezite 21. yüzyılın bilinçle mücadele edilmesi gereken temel sağlık sorunlarından biridir. Obezite tek başına ürettiği problemlerin ötesinde bir çok sağlık problemine neden olmaktadır. Toplum içinde obezite ile mücadele edebilecek dinamiklerin biri de akupunkturistlerdir. Obeziteye doğru yaklaşmak koşulu ile.

    Prof.Dr.Kaya Özkuş