Etiket: Nefes

  • MÜKEMMEL SEVİŞME

    MÜKEMMEL SEVİŞME

    Yıllar önce doğal doğum eğitimlerine başladığım zaman, ilk dersin doğru nefes olduğunu gördüm. Doğru nefesi doğru yerde kullanmak, çok önemli bir ayrıntıymış. Doğumda nefesi keşfederken, aslında nefesin tüm hayatımızda rolü olduğunu gördüm. Doğru nefesi alıp gevşeyebilmek. almak-vermek, almak- vermek bir senkron halinde, bir ritüel gibi . Yaşamın ritmi aslında… Anne karnında sallanan bir bebeğin ritmi, belki de seksin soluğunun ritmi. Dikkatlice sessizce ve sabırla evreni bir dinleyin, gözleyin ve hissedin tüm yaşam aslında almak ve vermek üzerine kuruludur ilk nefes gibi Son nefes gibi…

    Cinsellikte de temel olay partnerinizle güzel bir seks anında,senkronize olmak ve doğru nefes ritmini yakalayabilmek ve gevşeyebilmektir. Olayın tüm özü budur. Şöyle bir kendinize ve birde bugüne kadar yaşadığınız cinselliğinize dönüp bir bakının.Güzel sevişme dediğinizde bunu hissedebildiniz mi? Eşinize emek harcadınız mı? Ona ne istediklerinizi duygularınızla yada sözlerinizle paylaşabildiniz mi. Kısaca ilişkinize yatırım yaptınız mı yoksa bir bayan olarak her şeyin eşten gelmesi için beklediniz mi ? Sevgili bayanlar yazımın başında paylaştığım bir şey vardı . Almadan vermek diye bir şey yok yaşam da .

    Cinsellikte her şeyin eşten gelmesini bir kenara bırakın. Annenizin öğretileri olan ağır olun,hanım olun ,efendi olun kavramını eşinize karşı yaşamayın. Eşinize dürüst olun. İsteklerinizi onunla paylaşın. Güzel sevişmenin özünde ,samimi olmak, rol yapmayla uğraşmamak , gevşeyebilmek, karşı tarafın gevşebilmesine de destek olmak ve bunu da doğru nefes tekniklerini kullanarak yapmak yatmaktadır. Eşinizi görün, onu işitin , onu hissedin ,ona dokunun, farklılıklarını ve isteklerini paylaşın, konuşun hep iletişim halinde olun .İletişim eşler arasında temel noktadır.

    En önemlisiyse; bir erkeğin erkek olarak eril kişiliğine güç verin, bir kadının da kadın olarak dişil kişiliğini güçlendirin. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, kızlarımızın maddi kazançları çok arttı, kocalarına maddi ihtiyaçları belki de yok denecek kadar az bir ölçüde. Sözümün yanlış anlaşılmasını istemediğim için biraz açarak yazacağım. Ekonomik özgürlüğü kazanmak , parayı tutan el olmak kadının dişil kimliğini kaybetmesine zemin hazırlamamalı. Sağlıklı bir seksde çiftler kimliklerini kaybetmemeli eril ve dişil karekterlerini yatağa aktarabilmeli.

    Sonuç da kadın ve erkeğin karşılıklı ilişkilerinde beklentileri vardır. Önemli olan bu ilişkileri bir arada güzel bir seviyede götürebilmektir.Güzel bir seks için gevşeyebilmeli nefes alabilmeli, bedeni ve zihnini özgür bırakabilmelidir. Eğer partnerinizle nefessel bütünlüğü yakalayabildiyseniz, anda kalıp anı anlamlandırabilirsiniz .

  • Doğum Esnasında Nefes Alma Teknikleri

    Doğum Esnasında Nefes Alma Teknikleri

    Normal doğum esnasında “ıkınırken” güçlü bir nefese ve güçlü karın kaslarına ihtiyaç duyacaksınız. Aşağıdaki yazıda kasılmalar esnasında bebeğinize maksimum oksijen gitmesi için yapmanız gerekenleri bulacaksınız.

    Doğum eyleminde uygulayacağınız doğru nefes alma-verme tekniklerini gebelik döneminizde ne kadar sık uygularsanız bu teknikleri o kadar iyi öğrenirsiniz.

    Doğum eylemi esnasında doğru nefes alıp verme iki açıdan önemlidir: doğum eyleminde belli aralıklarla gelen uterus kasılmaları esnasında bebeğinize giden kan akımı nispi olarak azalır. Bu fizyolojik, yani normal bir durumdur. Siz bu esnada derin bir nefes aldığınızda kanınıza normal bir nefeste geçtiğinden daha fazla oksijen geçer ve bu ek oksijen kasılmalar esnasında bebeğinizin oksijensiz kalmasını önler.

    Doğru nefes alıp vermenin diğer bir önemi de şudur: kasılmalar esnasında duyacağınız muhtemel ağrı, zihinsel olarak daha çok doğru nefes alıp vermeye odaklanmış olmanız nedeniyle daha hafif olarak algılanacaktır.

    Alıştırmalar:
    Gevşeme: Yere yatın ve dizlerinizi bükün. Vücudunuzdaki bütün kasları bilinçli bir şekilde teker teker gevşetin. Bunun ne kadar zor olduğunu denedikçe göreceksiniz. Tüm kaslarınızı gevşettiğinizi düşündüğünüzde bile tekrar yaptığınız bir kontrolde bazı kaslarınızın halen kasılı olduğunu görebilirsiniz. Tümüyle gevşemiş olmaya özen gösterin.

    Derin nefes alma-verme: Tümüyle gevşediğinizden eminseniz sanki 45-50 saniye süren bir kasılmanız varmış gibi hissetmeye çalışın. Burnunuzdan (eğer burun tıkanıklığınız varsa ağzınızdan) içinize mümkün olduğunca ve yavaş yavaş derin bir nefes çekin, bu nefesi yine yavaş yavaş ağzınızdan dışarı verin. Bu esnada bütün kaslarınızın gevşek olduğunu tekrar kontrol edin. Kafanızda canlandırdığınız kasılmalar devam ettikçe bu işleme devam edin.

    Dikkat: Nefes alıp verme işlemini çok hızlı yaparsanız, kanınızdaki karbondioksit hızlı bir şekilde azalabilir, bu da geçici bilinç kaybına kadar gidebilen durumlara yol açabilir, bu nedenle derin nefes alma işlemini yavaş yavaş uygulayın. 45-50 saniye süren bir kasılmada 5-7 adet nefes alma-verme uygundur.

    Karından nefes alma tekniği: Bu egzersiz karın kaslarınızın gevşemesine yardımcı olduğu gibi, kasılı kasların uterus üzerine gereksiz baskı yapmasını engeller:

    Yere uzanın ve ellerinizi karnınızın üzerine yerleştirin. Derin bir nefes alarak karnınızın “şişmesini” sağlayın. İçinizden beşe kadar saydığınız sürede bu pozisyonu koruyun. Nefesi ağzınızdan verin ve bu işlemi 4-5 kez tekrarlayın.

  • Ergenlik ve Yaşam: Etkili Anne-Baba İletişimi

    Ergenlik ve Yaşam: Etkili Anne-Baba İletişimi

    Ergenlik, ileride okyanusta yaşayabilmek için su dolu bir lavaboda dalmayı öğrenmektir:

    Tıkadığım, içi su dolu banyo lavabosuna ilk defa kafamı daldırdığımda 9 yaşındaydım. Çoğunuz nefes almanın hayat kurtardığını sanırsınız, bir başka durumda (örneğin suyun altında) nefes vermek sizi hayatta tutar. Ne kadar sakin, kademeli ve kısmi nefesler verirseniz suyun altında o kadar uzun yaşarsınız.
    Bende öyle yaptım.
    Tasmamın ipinin annem ve babamda olduğunu, ne kadar salınmamı isterlerse o kadar geniş alana hareket edebildiğimi ilk defa 9 yaşında anladım. Bu yaşa kadar nasıl böyle yaşamışım diye soracak olursanız; bir zamana kadar küçük bir köpek yavrusu ile insan yavrusu arasında pek bir fark yokmuş. Fakat benimle büyüyen yavru köpekler artık hırlıyor ve ben artık düşünebiliyorum. Düşünüyorum demişken, yazık ki annemle babam artık çocuk olmadığımı ve düşünebildiğimi fark etmediler.
    Beni sakındıkları bir çok şeyi onlar bu ihtimali düşünmezken deneyimliyorum. Aslında o kadar da kötü değil; bahane veya yalan hesap vermekten daha kolay.
    Aslında bu suyun altında nefes vermek gibi; ne kadar sakin, kademeli ve kısmi nefesler verirseniz suyun altında o kadar uzun yaşarsınız.
    Elbette beni dinleyen ve anlayan veya hiç yoktan yargılamak yerine yalnızca endişelerini dile getiren bir ailem olmasını isterdim. Böylelikle suyun altında kalmak için kısmi nefesler vermek zorunda kalmazdım. Onlar benim şnorkelim olurlardı. Onun yerine kulaklarımda vurgun oldular. Hep dinlemeksizin, seçeneksiz ve açıklamadan bir şeylere ittiler, bir şeylerden çektiler. 
    Kulaklarım ağrıyor. Şu an 37 yaşındayım ve hala kulaklarım ağrıyor. Eşimin sesi babamın sesine karışmış, patronum annem gibi bakıyor ve ne zaman kendime dönsem kendimi su dolu bir lavaboda boğulur halde buluyorum.
    Sanırım suların derinliklerinde ben 9 yaşındaki halimi, 9 yaşındaki halim ise bizi arıyor.

                Çok dramatik ve karamsar bir öykü değil mi? Edebiyatın öncülüğünde gerçekler imgesel bir örtünün altına saklanıyor ve örtüye dokunduğumuzda bizlere ‘‘-ce e!’’ diyor.

                 Ergenlik dönemini çoğu kişi melankoli ve hüzün dönemi olarak gözlemler, tanımlar. Bu hüzün tam da yaşanması gereken bir hüzün olduğu için onurlu bir hüzündür. Çünkü insan ergenlikle beraber geçmiş yaşantısından, çocukluğundan, ailesinden uzaklaşır. Bu ergenliğin amentüsüdür. Tüm bu uzaklaşmalardan dolayı ergen melankoli ile hüzün yaşamaktadır ve bir taraftan tam da zorunlu olduğu için bu hüzün onurlu bir hüzündür. Ergenlik bu uzaklaşmaların ardından kendisini geçmiş ile gelecek arasındaki an, tamamiyle şimdi, kendini tarihlendirme süreci olarak karşımıza çıkar. 

                  Burda kendini tarihlendirme süreci önemli, bu süreçte ebevenlere büyük rol düşmektedir. Bu rolü anlamak için kendini tarihlendirme sürecine değinelim: Kendini tarihlendirme süreci evreleri ikiye ayrılır; unutkanlığa karşı koruma ve kişisel tarihten hareketle gelecekteki ilişkiler dünyasını oluşturma. Bu yolda ergen için ‘tarihçi çırağı’ ifadesi kullanılır. Peki tarihçi çırağı ergen ise tarihçi kim? Tarihçi ebeveynler. Ergen ‘Ben kimim?’ sorusuna bulamadığı yanıtı ‘Ben nerden geldim?’ sorusunu sorarak yanıtlanır. İşte burda, ben nerden geldim noktasında, uzaklaştığı ailesine, unuttuğu çocukluğuna geri döner. Bu sorunun yanıtı ebeveynlerde gizlidir. Bu yüzden ön ergenlik denilen dönemde her ergen ebeveynlerine kan bağları, soy ağacı ve en önemlisi çocuklukları ile ilgili sorular sorarlar. Bu hem unutmak istemedikleri çocukluklarına dair bir nevi terapidir, hem de kendilerini tarihlendirmede bir referans oluşturur. Bu dönemde ebeveynler iyi bir tarihçi olurlarsa, aile bağları o denli kuvvetlenecektir. Anne – baba iletişimi sağlıklı bir şekilde devam edecektir. Bu dönemde çoğu aile yapılmaması gereken ilk şeyi yapıp onlarla arkadaş olmayı denerler. Oysa ki ergenin o dönemde bir başka arkadaşa değil, tam tersine tarihçi rolünü iyi şekilde yapan, aile bağlarını kuvvetlendiren ebeveynlere ihtiyacı vardır.

    Peki ebeveynler bu bağı ergenlikle beraber nasıl güçlendirecekler?

                 Çocukluk dönemiyle ergenlik dönemi arasındaki ihtiyaçlar çok farklıdır ve anne – baba iletişimi bu farklılıklar üzerinde değişim göstermelidir. Bu perspektifi oluşumunda, ergenlik döneminde ebeveynlere düşen en büyük sorumluluk; karşıdakini (ergeni) dinlemek, anlamaya çalışmak (anlayamayabilirsiniz), yargılamamak ve net yönergeler vermemek. Basamakların başında yer alan iki kavram çok önemlidir: Dinlenmek, Anlaşılmak.

    Aslında yalnızca ergenlik döneminde değil, ergenlik dönemiyle başlayarak hayatımızın her anında dinlenmek ve anlaşılmak isteriz, ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç ergenlik döneminde sağlıklı bir şekilde karşılanmışsa, yetişkinlik döneminde toplumla kurduğumuz diyalog da o ölçüde sağlıklı olur. Fakat bu ihtiyaç karşılanmamış ve hatta sürekli görmezden gelinmiş – bastırılmaya çalışılmışsa, o zaman yakın çevremizden tutun arabasına bindiğimiz taksiciyle dahi iletişimimiz bu eksikliğin nevrotik dışavurumundan nasibini alır. 

    Nevrotik dışavurumdan kastım; agresiflik, kendini savunmayı saldırı pozisyonu üzerinden sağlamak, çözüm odaklı olmayan, sorun taşırıcı üslup ve düşünce tarzı gibi çoğu zaman istemsiz, sonunda huzursuz eden veya pişmanlık yaşatan tutumlar.

               Çocukluk döneminin travmaları ergenlik döneminde kendini gösterebilir. Ergenlikle beraber ebeveynlerini değerlendirmeye başlayan kişi, çocukluk dönemine dair düşük not verdiği ebeveynlerini cezalandırmak adına istenmeyen davranışlar sergileyebilir, zor bir ergenlik geçirebilir. Aslında bu dahi ebeveynler için bir fırsattır. Çocukluk döneminde oluşan yaralarla yaşamak yerine ergenlikle beraber bu yaraların gösterilmesi, ebeveynlerin yaralanan yerlere pansuman yapabilmelerine olanak sağlar. 

    Bu pansuman aletlerini üstte sıralamıştım, tekrar etmekte fayda var: Dinlemek, anlamaya çalışmak (anlayamayabilirsiniz), yargılamamak, net yönergeler vermemek. Yazıda da dendiği gibi –bir ebeveyn olarak- ‘‘şnorkel’’ olunmalı. Bkz. ‘‘Elbette beni dinleyen ve anlayan veya hiç yoktan yargılamak yerine yalnızca endişelerini dile getiren bir ailem olmasını isterdim. Böylelikle suyun altında kalmak için kısmi nefesler vermek zorunda kalmazdım. Onlar benim şnorkelim olurlardı.’’

  • Panik Atak Nedir? Panik Atak Tedavisi Var mıdır?

    Panik Atak Nedir? Panik Atak Tedavisi Var mıdır?

    Panik Atak Nedir?

    Beklenmedik durumlarda ortaya çıkan, panik ataklarla seyreden bir kaygı bozukluğudur. Ataklar sırasında yoğun bir şekilde korku, kaygı ve sıkıntı yaşanır. Panik atak çok ani bir şekilde ortaya çıkar yaklaşık 10 dakika içerisinde en üst seviyeye ulaşır ve yaklaşık 20-30 dakika devam eder.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Kişinin dış dünyası veya iç dünyasını etkileyen önemli bir olay yaşanır. Bu olay ölüm, felaket, kayıp, gibi ağır bir yaşamsal olay da olabilir iş yerinde ağır bir sorumluluk da olabilir, okul yaşamında kaygısını arttıran bir sınav da olabilir. Yoğun kaygı oluşturan olay kişinin bedenine odaklanmasına sebep olur. Dikkatin bedene odaklanması bedenin verdiği normal tepkilerin, felaketlişrirlerek yorumlanmasına neden olur. Mesela göğsün normal ağrısı, kalp krizi, kollarda uyuşma felç geçirme, baş dönmesi bayılma olarak yorumlanır. Felaketleştirici yorumlar kaygının artmasına, kaygının artması, bedensel belirtilerin daha yoğun yaşanmasını sağlar. Bu şekilde ilk panik atak yaşanmış olur. İlk panik atak krizi genelde hastanenin acil bölümüyle sonuçlanır.

    Panik Atak Belirtileri

    Panik atağın 13 tane belirtisi vardır, panik atak tanısı için aşağıda yazılı olan belirtilerden 4 tanesini yaşıyor olmanız gerekiyor.

    Çarpıntı                                       Göğüste Sıkışma

    Terleme                                       Yabancılaşma                                                

    Titreme                                        Deride yanma, Karıncalanma                   

    Boğulma Hissi                             Çıldırma Korkusu                                         

    Uyuşma                                       Ateş Basması

    Ölüm korkusu                              Baş Dönmesi

    Mide Bulantısı                                      

    Panik Bozukluk Mu Panik Atak Mı?

    Bir defa panik atak geçirdiyseniz yani boğulma hissi, nefessiz kalma, terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu bayılma korkusunu nöbet şeklinde bir defa yaşadıysanız bunun adı panik atak. Panik atak nöbetinden sonra sürekli atak beklentisi içindeyseniz, zihninizde sürekli atak geleceği kaygısıyla yaşıyorsanız, sürekli vücudunuza odaklanıyor ve kaçınma davranışları gösteriyorsanız artık siz panik bozukluk yaşıyorsunuz demektir.

    Panik Atağın Tedavisi Var mıdır?

    Evet panik atak tedavi edilen bir rahatsızlıktır.

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür? Panik atak ilaçsız da gayet başarılı bir şekilde tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi panik atak tedavisinde oldukça iyi sonuçlar elde etmektedir.

    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?

    Kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranışlar, panik atak sırasında kısa süreli bir rahatlama sağlar fakat panik bozukluğun kişinin hayatını daraltmasına, hastalığın daha uzun süreli yaşanmasına neden olur.

    Hastalığın yıllar geçtikçe etkisini arttırmaya, hastalığın çözümü yokmuş gibi yaşanmasına neden olur.

    Kaçınma ve güvenlik sağlama davranışını yapmamak örneğin asansöre binmesini sağlamak, tek başına sokağa çıkabilmek, atak anında hastaneye koşmamak panik bozukluğu yenmek için önemli bir adım olur.

    Panik atak anında 2 tane önemli yöntemi öğrenmek önemli. Birincisi danışanlar panik atak anında genelde hızlı ve ağızdan nefes alırlar ki bu yanlış bir nefes alma yöntemidir. Doğru nefes alma egzersizi ile panik atağın kontrol altına alınması daha kolay olur.

    Doğru nefes egzersizi nasıl yapılır?

    1 Burundan yavaş yavaş ve derin nefes al.

    2 Nefesi içinde bir süre tut.

    3 Sonra yavaş yavaş ağızdan nefesi geri ver.

    Bu nefes alma egzersizi, panik atak anında “nefesim yetmiyor, nefes alamıyorum” hissiyle baş etmenizi, hızlı nefes alma nedeniyle yaşadığınız baş dönmesini yaşamamanızı ve çarpıntınızın normal olduğunu görmenizi sağlar.

    İkinci önemli yöntem; panik atak anında ‘’çıldırıyorum, ölüyorum, felç geçiriyorum” düşünceleri sıklıkla zihinde olur. Ve bu düşüncelere atak anında çok inanır ve bundan dolayı ortamdan kaçmak ilaç almak ya da doktora gitmek çözümlere başvurursunuz. Panik atak anında bu düşüncelerin gerçek olmayabileceğini fark etmek, ortamdan kaçmadan da panik atağın geçeceğini görmek önemlidir. Bulunduğunuz ortamı terk etmeden kaygının azaldığını görmenizi sağlamak terapideki önemli aşamalardan biridir. Bu egzersiz terapist yardımı ve planıyla aşama aşama yapılmalıdır. Terapistin planı ve yardımı olmadan yapılırsa kaygının daha çok artmasına neden olabilir.

  • Koah’ın türleri: amfizemli koah

    Bu hastaların esas şikayeti nefes darlığıdır. Zaman zaman öksürük ve hırıltı şikayetleri olabilir, fakat hiç balgam çıkarmazlar. Nefes darlığı ilerleyici bir özellik gösterir; önceleri ağır eforlarda ortaya çıkarken giderek en küçük hareketler bile hastayı nefes nefese bırakır. İleri dönemlerde, yemek yemek, traş olmak… gibi en basit eforlar bile yapılamaz olur.

    Amfizemli KOAH’lıların çoğu uzun boylu, zayıf, göğüs kafesleri fıçı gibi şiş olan kişilerdir. Bu hastalar sırtüstü yatamazlar; sadece oturur durumda ve hafif öne eğilerek ve kollarıyla bir yerden destek alarak nefes alabilirler. Dudaklarını büzerek uzun uzun nefes vermeleri ve nefes alırken alt kaburga aralıklarının içeriye doğru çekilmesi tipik bulgularıdır.

  • Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin:  Nefesini Kontrol Et!

    Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin: Nefesini Kontrol Et!

    Açlığa haftalarca, susuzluğa günlerce dayanabilen bedenimiz, nefessizliğe sadece dakikalarca dayanabilir. Oksijen, sağlıklı yaşam için bir konfor değil, bir gerekliliktir.

    Doğru nefes almayı öğrenen kişi, diyafram kasını nasıl kullanacağını öğrenir. Solunum ve Nefes Egzersizi (SNT), bilgisayar yazılımı ile çalışan, nefes alıp verme tekniğinizi geliştiren ve bu sayede kaygıyı yatıştırıp odaklanmayı sağlayan bir sistemdir. Kişiye özel solunum analizi 3 adımda uygulanır:

    Solunum Egzersizi Nedir? Solunum Analizi Adımları Nelerdir?

    1- Önce solunum ve nefes alma ile ilgili durumunuz saptanır.

    Bunun için giysinizin üzerinden diyafram hattına sarılacak elektrotlu bir kuşak ile bilgisayarın karşısında birkaç dakika normal düzende nefes alıp vermeniz yeterlidir.

    2- Geliştirme egzersizleri planlanır.

    Halihazırdaki nefes alma alışkanlığı saptandıktan sonra daha sağlıklı nefes alıp vermek üzere sizin için bir program hazırlanır. Kişinin kendisinin kontrol edebildiği ve gelişimini görebildiği animasyonlu egzersizler sayesinde her seansta nefes alıp verme konusunda bir farkındalık yaratılır, endişenin solunum üzerindeki baskısı azalır ve nefes alıp verişe odaklanmak sayesinde endişe yatışır. Solunum terapisi ile kişide Kaygı durumu azalır, depresyon belirtileri kaybolur.

    3- Uygulama ve değerlendirme:

    14 seanslık ilk seansların tamamlanması sonrasında yine ilk gün yapılan ölçümler yapılarak nefes alıp verişteki gelişme izlenir.

    Solunum Egzersizi Nedir? Aklınıza gelebilecek sorular ve cevaplar:

    * Canım yanar mı, bir ilaç verilecek mi?

    Hayır. Tıpkı Neurofeedback gibi, SNT de hiçbir dış müdahale gerektirmez. Ölçüm yapmak ve geliştirilmiş özel bir yazılım ile bilgisayar ekranı karşısında egzersiz yapmaktan ibaret bir uygulamadır.

    * Neurofeedback ve Solunum Egzersizi birlikte uygulanabilir mi?

    Evet. Bu iki uygulama aynı mantıktan yola çıkılarak hazırlanmıştır. İkisi de uygulayarak öğrenmek yöntemiyle çalışır.

    * Yaş sınırı var mıdır?

    Hayır. Uzmanımızın söylediğini anlayacak durumdaki herkes bu programa katılabilir.

  • Bahar Yorgunluğundan Kendi Terapistiniz Olarak Çıkın

    Bahar Yorgunluğundan Kendi Terapistiniz Olarak Çıkın

    Yavaş yavaş doğanın deri değiştirmeye başlaması ile bir çok kişide bahar yorgunluğu diye tabir edilen somatik (bedensel) yakınmalar ve psikolojik değişimler görülmektedir.

    Aslında olan şey insanın değişime gösterdiği dirençtir. Hava değişimi, mevsim değişimi, bitki örtüsü değişimi, beden ısısı değişimi gibi birçok farklı alanda kendini gösteren değişime uyum için gereken zaman geçene kadar değişimin getirdiği strese bağlı kişide yorgunluk, isteksizlik, iştah değişimi, sinirlilik, ani duygu değişimi gibi semptomlar görülebilir.

    Bu etkilerin kimde ne kadar görüleceği, kimi ne kadar etkileyeceği kişinin mizacı ve genel ruh haline bağlıdır.

    Geçiş dönemlerini zor atlatmak kişiyle ilgili bir ipucu verebilir ve kişinin güçlendirmesi gereken yönleri olduğunu fark etmesini sağlayabilir.

    Bahar yorgunluğundan muzdarip kişilere verebileceğim tavsiyelerden ilki; bunun geçici bir dönem olduğunu hatırlamaları. Çünkü bazen kişiler bu yorgunluğun geçmeyeceğine inanarak daha derin bir stres yaşayabiliyorlar.

    DOĞRU NEFES ALMAYI ÖNEMSEYİN

    Vücudumuzun benzini oksijendir. Oksijen ise suda ve havada vardır. Su içmenin önemini hepimiz biliyoruz. Doğru nefes de aslında bedenin su kadar ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Bu yüzden doğru nefesle bedeni köşe bucak oksijenle doldurmak bedene ihtiyacı olan enerjiyi verebilmek için mühimdir. Bunun için doğru nefes tekniklerini araştırabilir ve uygulayabilirsiniz. 

    Nefesin üç aşaması vardır. Almak, tutmak ve vermek.  Genelde nefesi tutma evresi gerçekleştirilmediği için tam ve doğru nefes alışı gerçekleşmemektedir. Yapılan bir başka hata da havayı göğüs kafesine doldurmaktır. Doğru olan ise nefesi  diyaframa doldurmaktır. Diyafram bedenin ikinci kalbi sayılabilir. Havayı diyaframa doldurup dolmadığınızı anlamak için nefes alırken karnınızın şişip şişmediğini kontrol edebilirsiniz. Elinizi karnınıza koyduğunuzda nefes alınca elinizin ileri gittiğini, verdiğinizde ise indiğini fark etmeniz gerekmektedir. Bu şekilde nefes alırken 5’e kadar sayıp yavaşça derin bir nefes alıp, 5’e kadar sayıp nefesi tutmanız ve 5’e kadar sayarak yavaşça vermeniz gerekmektedir. 5’e kadar saymak başlangıçta çok gelirse 3’e kadar sayarak başlayabilirsiniz.

    Diyafram nefesi ve nefese odaklanarak dikkati nefese vererek  diğer düşüncelerden uzaklaşmak stresle baş etmek, sınav kaygısı, uyku bozukluğu gibi bir çok sorun için iyileştirici ve kolaylaştırıcı güçtedir.

    Dikkatinizi nefese odaklamakta zorlanıyorsanız; gözlerinizi kapatın. Beyaz bir odada olduğunuzu hayal edin, nefes alırken içi soğuk hava dolu mavi balonların odada belirmeye başladığını, mavi balonları içinize çektiğinizi ve burun duvarlarınıza soğuk havanın çarptığını hayal edin. Nefesi verirken mavi balonların içi sıcak hava ile dolu kırmızı balonlara dönüştüğünü hayal edin. Böylece hem doğru nefesle dolan bedeniniz hem stresli düşüncelerden uzaklaşan zihninizi hafifleyecek ve sizi şifalandıracak.

    BAHAR TEMİZLİĞİ MÜHİM

    Kültürümüze yerleşmiş ve baharla özdeşleşmiş bir başka şey de bahar temizliğidir. Bahar temizliğinde amaç fazlalıklardan kurtulmak, mevsime uygun olmayanları temizleyip kaldırmak, yaşam alanını işlevsel hale getirmektir. Aynı amaçla psikolojik süreçleri derleyip toplamakta mümkündür.

    Geçmiş bugüne yükse onunla selamlaştığımız gibi vedalaşmamız da gerekir. Kırgınlıklarınızı, kaybettiklerinizi, hatalarınızı önce kabul edin; sonra da olumsuz deneyimlerden alacağınız her şeyi aldığınızı düşünüp geçmişle ayrışın. Zihinsel olarak bunu yapabilmek zorsa yazının gücünü kullanın. Geçmiş deneyimlerinizle ilgili bir yazı kaleme alın. Sizin için bir örnek paylaşıyorum.

    “Gelecek kaygımla olan işim bitti, senden öğreneceğimi öğrendim. Geleceğimin sürprizlerle dolu olmaması için elimden gelen önlemi almayı öğrendim. Artık kaygılarımı bırakıyorum, benden ayrılabilirsin. İnsanlara güvenmeyen yanımla işim bitti. Sayende insanları daha iyi analiz edebiliyorum ama artık ilişkilerimde güvene ihtiyaç duyuyorum. Güvensizliğimi bırakıyorum ve ondan ayrılıyorum. Aldatılma korkumu da bırakıyorum, yeterince benimleydin, artık gidebilirsin. …”

    BATIK BEDEL ÖDEMEYE DEVAM ETMEME KARARI ALIN

    Hayatınızdaki ilişkilerle ilgili de bir bahar temizliği yapabilirsiniz. Hepimizin hayatında yıllarca emek verdiği kişiler vardır, bunlar partner, anne-baba ya da arkadaş olabilir. Bir süre sonra sırf verilen emeğin hatırına ilişkinin bize zarar verdiğini görsek bile kopamayız. Bu duruma “batık bedel ödemek” diyoruz. Hayatınızda sırf çok emek verdiniz diye ayrılıp önünüze bakamadığınız için batık bedel ödeyerek kendinize haksızlık yaptığınız kişilerle olan ilişkilerinize gerçekçi bir gözle bakın.

    BİTMEMİŞ MESELELERİ BİTİRİN

    Geçmişte nasıl ve neden ayrıldığınızı bilmediğiniz bir ilişkiniz, kırıldığınız ama bir türlü anlatmadığınız bir arkadaşınız varsa psikolojik yükleriniz vardır demek. O kişilere ulaşmak zor ve gereksiz olsa da onlara okumayacakları bir mektup kaleme alın ya da karşınızdaymış gibi düşünüp bir koltuğa oturup içinizi dökün. Sizden çıksın duygular, düşünceler ve bitirebilmenize olanak sağlasın.

    KENDİNİZE SARILIN

    EMDR terapisinde uygulanan şey aslında bedenin sağ ve sol tarafını sırayla uyararak travmayı temizlemek ve olumlu düşünceleri yerleştirmektir. En basit haliyle bunu kendinize sarılarak yapabilirsiniz. Sağ elinizle sol göğsünüze, sol elinizle sağ göğsünüzü(kendinizi kucaklar gibi eller çapraz olacak şekilde) küçük küçük dokunarak kendinize olumlu mesajlar verin, güçlü yanlarınızı hatırlayın. 

    Bunu kendinizi stresli, yorgun ya da kaygılı hissettiğinizde yapabilirsiniz.

    DOĞADAN İLHAM ALIN…

    Doğa iyileşme, yenileme ve büyüme konusunda harika metaforlarla doludur. Ayrıca kokusuyla, renkleriyle, enerjisiyle de şifa kaynağıdır. Bol bol toprağa basın, yapamıyorsanız evde saksıda çiçek yetiştirin ve toprağına elinizle dokunun, yürüyüş yapın, doğayı seyredin…

    Doğayla baş başa kalmak da, doğanın iyileştirici gücünü sevdiklerinizle paylaşmak da ayrı ayrı şifalıdır.

    Hepinize ılık, dengeli, huzurlu mevsimler diliyorum…

    Şifa olsun.

    B

  • Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Panik Atak Nedir?

    Beklenmedik durumlarda ortaya çıkan, panik ataklarla seyreden bir kaygı bozukluğudur. Ataklar sırasında yoğun bir şekilde korku, kaygı ve sıkıntı yaşanır. Panik atak çok ani bir şekilde ortaya çıkar yaklaşık 10 dakika içerisinde en üst seviyeye ulaşır ve yaklaşık 20-30 dakika devam eder.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Kişinin dış dünyası veya iç dünyasını etkileyen önemli bir olay yaşanır. Bu olay ölüm, felaket, kayıp, gibi ağır bir yaşamsal olay da olabilir iş yerinde ağır bir sorumluluk da olabilir, okul yaşamında kaygısını arttıran bir sınav da olabilir. Yoğun kaygı oluşturan olay kişinin bedenine odaklanmasına sebep olur. Dikkatin bedene odaklanması bedenin verdiği normal tepkilerin, felaketlişrirlerek yorumlanmasına neden olur. Mesela göğsün normal ağrısı, kalp krizi, kollarda uyuşma felç geçirme, baş dönmesi bayılma olarak yorumlanır. Felaketleştirici yorumlar kaygının artmasına, kaygının artması, bedensel belirtilerin daha yoğun yaşanmasını sağlar. Bu şekilde ilk panik atak yaşanmış olur. İlk panik atak krizi genelde hastanenin acil bölümüyle sonuçlanır.

    Panik Atak Belirtileri

    Panik atağın 13 tane belirtisi vardır, panik atak tanısı için aşağıda yazılı olan belirtilerden 4 tanesini yaşıyor olmanız gerekiyor.

    Çarpıntı                                          Göğüste Sıkışma

    Terleme                                        Yabancılaşma                                                

    Titreme                                         Deride yanma, Karıncalanma                   

    Boğulma Hissi                              Çıldırma Korkusu                                         

    Uyuşma                                      Ateş Basması

    Ölüm korkusu                             Baş Dönmesi

    Mide Bulantısı                                      

    Panik Bozukluk Mu Panik Atak Mı?

    Bir defa panik atak geçirdiyseniz yani boğulma hissi, nefessiz kalma, terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu bayılma korkusunu nöbet şeklinde bir defa yaşadıysanız bunun adı panik atak. Panik atak nöbetinden sonra sürekli atak beklentisi içindeyseniz, zihninizde sürekli atak geleceği kaygısıyla yaşıyorsanız, sürekli vücudunuza odaklanıyor ve kaçınma davranışları gösteriyorsanız artık siz panik bozukluk yaşıyorsunuz demektir.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Boğulma hissi, kalp çarpıntısı,  uyuşma hissi,  baş dönmesi, gibi bulgular panik atak öncesinde de vücutta olurdu. Fakat odak noktası olmadığı için kişiyi etkilemez.  Panik atak kriziyle beraber vücudun bu tepkileri artık felaketleştirici  şekide yorumlamaya başlar.

    Bedensel TepkilerFelaketleştirici Yorumlar

    Hızlı nefes alma                                   Boğuluyorum düşüncesi

    Kalp Çarpıntısı                                      Kalp krizi geçiriyorum

    Kollarda uyuşma                                  Felç geçiriyorum

    Baş dönmesi                                         Bayılma

    Kendine ve etrafa yabancılaşma         Çıldırıyorum, kontrolümü kaybediyorum

    Panik atak krizinin yaşandığı ilk anda vücudun tepkilerine karşılık zihinden yukarıdakilere benzer düşünceler geçer. Bu düşünceler artık gün için sürekli odak noktanızın bedeniniz olmasına neden olacak. Danışanların ifadesiyle sanki kafanızda bir ses sürekli şunları söyleyecek

     ‘asansöre/metroya binme, AVM’ye gitme, yalnız kalma, ilaçlarını yanına al, tek başına dışarı çıkma

    Panik Atağın Tedavisi Var mıdır?

    Evet panik atak tedavi edilen bir rahatsızlıktır.

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür? Panik atak ilaçsız da

    tedavi edilen bir rahatsızlıktır. 

    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?

    Kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranışlar, panik atak sırasında kısa süreli bir rahatlama sağlar fakat panik bozukluğun kişinin hayatını daraltmasına, hastalığın daha uzun süreli yaşanmasına neden olur.

    Hastalığın yıllar geçtikçe etkisini arttırmaya, hastalığın çözümü yokmuş gibi yaşanmasına neden olur.

    Kaçınma ve güvenlik sağlama davranışını yapmamak örneğin asansöre binmesini sağlamak, tek başına sokağa çıkabilmek, atak anında hastaneye koşmamak panik bozukluğu yenmek için önemli bir adım olur.

    Panik atak anında 2 tane önemli yöntemi öğrenmek önemli. Birincisi danışanlar panik atak anında genelde hızlı ve ağızdan nefes alırlar ki bu yanlış bir nefes alma yöntemidir. Doğru nefes alma egzersizi ile panik atağın kontrol altına alınması daha kolay olur.

    Doğru nefes egzersizi nasıl yapılır?

    1 Burundan yavaş yavaş ve derin nefes al.

    2 Nefesi içinde bir süre tut.

    3 Sonra yavaş yavaş ağızdan nefesi geri ver.

    Bu nefes alma egzersizi, panik atak anında “nefesim yetmiyor, nefes alamıyorum” hissiyle baş etmenizi, hızlı nefes alma nedeniyle yaşadığınız baş dönmesini yaşamamanızı ve çarpıntınızın normal olduğunu görmenizi sağlar.

    İkinci önemli yöntem; panik atak anında ‘’çıldırıyorum, ölüyorum, felç geçiriyorum” düşünceleri sıklıkla zihinde olur. Ve bu düşüncelere atak anında çok inanır ve bundan dolayı ortamdan kaçmak ilaç almak ya da doktora gitmek çözümlere başvurursunuz. Panik atak anında bu düşüncelerin gerçek olmayabileceğini fark etmek, ortamdan kaçmadan da panik atağın geçeceğini görmek önemlidir. Bulunduğunuz ortamı terk etmeden kaygının azaldığını görmenizi sağlamak terapideki önemli aşamalardan biridir. Bu egzersiz terapist yardımı ve planıyla aşama aşama yapılmalıdır. Terapistin planı ve yardımı olmadan yapılırsa kaygının daha çok artmasına neden olabilir.

  • Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Panik Atak Nedir?

    Beklenmedik durumlarda ortaya çıkan, panik ataklarla seyreden bir kaygı bozukluğudur. Ataklar sırasında yoğun bir şekilde korku, kaygı ve sıkıntı yaşanır. Panik atak çok ani bir şekilde ortaya çıkar yaklaşık 10 dakika içerisinde en üst seviyeye ulaşır ve yaklaşık 20-30 dakika devam eder.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Kişinin dış dünyası veya iç dünyasını etkileyen önemli bir olay yaşanır. Bu olay ölüm, felaket, kayıp, gibi ağır bir yaşamsal olay da olabilir iş yerinde ağır bir sorumluluk da olabilir, okul yaşamında kaygısını arttıran bir sınav da olabilir. Yoğun kaygı oluşturan olay kişinin bedenine odaklanmasına sebep olur. Dikkatin bedene odaklanması bedenin verdiği normal tepkilerin, felaketleştirerek yorumlanmasına neden olur. Mesela göğsün normal ağrısı, kalp krizi, kollarda uyuşma felç geçirme, baş dönmesi bayılma olarak yorumlanır. Felaketleştirici yorumlar kaygının artmasına, kaygının artması, bedensel belirtilerin daha yoğun yaşanmasını sağlar. Bu şekilde ilk panik atak yaşanmış olur. İlk panik atak krizi genelde hastanenin acil bölümüyle sonuçlanır.

    Panik Atak Belirtileri

    Panik atağın 13 tane belirtisi vardır, panik atak tanısı için aşağıda yazılı olan belirtilerden 4 tanesini yaşıyor olmanız gerekiyor.

    Çarpıntı

    Göğüste Sıkışma

    Terleme

    Titreme

    Boğulma Hissi

    Çıldırma Korkusu

    Uyuşma                                     

    Ölüm korkusu           

    Baş Dönmesi 

    Ateş Basması   

     Mide Bulantısı                                      

    Panik Bozukluk Mu Panik Atak Mı?

    Bir defa panik atak geçirdiyseniz yani boğulma hissi, nefessiz kalma, terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu bayılma korkusunu nöbet şeklinde bir defa yaşadıysanız bunun adı panik atak. Panik atak nöbetinden sonra sürekli atak beklentisi içindeyseniz, zihninizde sürekli atak geleceği kaygısıyla yaşıyorsanız, sürekli vücudunuza odaklanıyor ve kaçınma davranışları gösteriyorsanız artık siz panik bozukluk yaşıyorsunuz demektir.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Boğulma hissi, kalp çarpıntısı,  uyuşma hissi,  baş dönmesi, gibi bulgular panik atak öncesinde de vücutta olurdu. Fakat odak noktası olmadığı için kişiyi etkilemez.  Panik atak kriziyle beraber vücudun bu tepkileri artık felaketleştirici  şekilde yorumlamaya başlar.

    Bedensel Tepkiler                               Felaketleştirici Yorumlar

    Hızlı nefes alma                                   Boğuluyorum düşüncesi

    Kalp Çarpıntısı                                      Kalp krizi geçiriyorum

    Kollarda uyuşma                                  Felç geçiriyorum

    Baş dönmesi                                         Bayılma

    Kendine ve etrafa yabancılaşma         Çıldırıyorum, kontrolümü kaybediyorum

    Panik atak krizinin yaşandığı ilk anda vücudun tepkilerine karşılık zihinden yukarıdakilere benzer düşünceler geçer. Bu düşünceler artık gün için sürekli odak noktanızın bedeniniz olmasına neden olacak. Danışanların ifadesiyle sanki kafanızda bir ses sürekli şunları söyleyecek  ‘asansöre/metroya binme, AVM’ye gitme, yalnız kalma, ilaçlarını yanına al, tek başına dışarı çıkma

    Panik Atağın Tedavisi Var mıdır?

    Evet panik atak tedavi edilen bir rahatsızlıktır.

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür?

    Panik atak ilaçsız da tedavi edilen bir rahatsızlıktır. 

    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?

    Kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranışlar, panik atak sırasında kısa süreli bir rahatlama sağlar fakat panik bozukluğun kişinin hayatını daraltmasına, hastalığın daha uzun süreli yaşanmasına neden olur.

    Hastalığın yıllar geçtikçe etkisini arttırmaya, hastalığın çözümü yokmuş gibi yaşanmasına neden olur.

    Kaçınma ve güvenlik sağlama davranışını yapmamak örneğin asansöre binmesini sağlamak, tek başına sokağa çıkabilmek, atak anında hastaneye koşmamak panik bozukluğu yenmek için önemli bir adım olur.

    Panik atak anında 2 tane önemli yöntemi öğrenmek önemli. Birincisi danışanlar panik atak anında genelde hızlı ve ağızdan nefes alırlar ki bu yanlış bir nefes alma yöntemidir. Doğru nefes alma egzersizi ile panik atağın kontrol altına alınması daha kolay olur.

    Doğru nefes egzersizi nasıl yapılır?

    1 Burundan yavaş yavaş ve derin nefes al.

    2 Nefesi içinde bir süre tut.

    3 Sonra yavaş yavaş ağızdan nefesi geri ver.

    Bu nefes alma egzersizi, panik atak anında “nefesim yetmiyor, nefes alamıyorum” hissiyle baş etmenizi, hızlı nefes alma nedeniyle yaşadığınız baş dönmesini yaşamamanızı ve çarpıntınızın normal olduğunu görmenizi sağlar.

    İkinci önemli yöntem; panik atak anında ‘’çıldırıyorum, ölüyorum, felç geçiriyorum” düşünceleri sıklıkla zihinde olur. Ve bu düşüncelere atak anında çok inanır ve bundan dolayı ortamdan kaçmak ilaç almak ya da doktora gitmek çözümlere başvurursunuz. Panik atak anında bu düşüncelerin gerçek olmayabileceğini fark etmek, ortamdan kaçmadan da panik atağın geçeceğini görmek önemlidir. Bulunduğunuz ortamı terk etmeden kaygının azaldığını görmenizi sağlamak terapideki önemli aşamalardan biridir. Bu egzersiz terapist yardımı ve planıyla aşama aşama yapılmalıdır. Terapistin planı ve yardımı olmadan yapılırsa kaygının daha çok artmasına neden olabilir.

  • GEVŞEME

    GEVŞEME

    Gevşeme

    Stres ile baş etme tekniklerinden biri olan gevşeme; dinlenme, rahatlama yaparak yapılır. Gevşeme tekniğiyle stres halinin negatif etkilerinden uzaklaşmak, stresin getirdiği hem psikolojik hem de bedensel rahatsızlıkların tedavi edilmesi hedeflenir.

    Gevşeme Sağladığında :

    • Kişinin solunumu daha rahat ve derinleşir,
    • Kalp atışları düzene girer,
    • Elleri, ayakları ve karnı sıcak; alnı serin olur
    • Metabolizması yavaşlar
    • Hormonları dengeye girer.

    Kişi, kaslarında gerginlik, ağrı, nefes alış verişinde düzensizlik, iştahsızlık, uyku problemleri, mide bulantısı gibi belirtileri fark ettiğinde gevşemeye bakmak duyar. Gevşeme egzersizine başlayabilmenin ilk adımı bu gerginlik belirtilerini fark etmekten gelir.

    Gevşeme iki türlü olabilir:

    1.Bedensel

    2.Zihinsel

    Bedensen gevşeme yapabiliyorken zihinsel gevşeme de onu takip eder. Meditasyon ve yoga örnek olarak verilebilir.

    Gevşeme egzersizinin temelini doğru nefes alma deneyimi. Doğru nefes almak başlı başına bir gevşeme yöntemidir.Stresin yoğunluğu arttıkça kişi. Normalde çalışırken 16 nefesalınırken, stres anında bu sayı 20’ye göre. Nefes alış verişi sıklaşınca göğüs ağrsı, çarpıntı, baş dönmesi, hafıza içi, dikkatsizlik, endişe ve paniğe benzer şikayetayetler görülebilir. Bütün bunlar için yavaşça, sakin ve derindennefes almaya çalışıyorum. Bu tür şikayetayetler için ileri egzersizi deneyebilirsiniz.

    Nefes Egzersizi:

    • Karnınız dolacak şekilde nefes alın.
    • Yavaşça burundan nefes alın.
    • Ağızdan nefes verin ve nefesinizi verirken duyacağınız şekilde ses edin.
    • Nefesinizi 4 ‘e kadar sayarak alın, 7’ye kadar sayarak tutun ve 8’e sayarak yapın.
    • Bu egzersizi en az 4 kez, en fazla 8 kez tekrarlayın ve haftada 2 gün yapın.

    Progresif Gevşeme:

    Bu gevşeme egzersizinde büyük kas grup istemli bir şekilde kasabiliyor gevşetilir. Kasıldığı ne kadar gerginse, bırakıldığında o dereceta gevşeme yaşanacaktır.

    Temel olarak gevşeme basamakları:

    • Vücudunuzdaki bütün kas gruplarını- ayaklarınızdan başınıza kadar sıra ve 5’e kadar sayarak gergin tutun.
    • Onu kas grubunu gevşetin ve derin bir nefes alın ve bu nefesi yavaşça alın.
    • Kaslarını krampa neden olacak kadar aşırı germiyor.

    Zihinsel uygulamalar:

    Zihninizi yoran düşüncelerden kurtulmak için meditasyonunuzu bir tekniktir. Bunun dışında gevşemeyi kavramsallaştırmak mümkündür. Kendinizi iyi ve güvende hissettiğiniz bir yeri hayalinizde canlandırarak, tam olarak oraya, orada bitene, oradaki işitsel görsel dokunsal duyumunuza odaklanmak bu rahatlama desteklenir. Gevşeme egzersizleri yapıldıkça kolaylaşan ve iyi hissettiren, bir aradadurulabilir.

    Farkındalık adına kendinize yöneltmeli sorular:

    • Nefesiniz: hızlı mı yavaş mı? Derin ya da yüzeysel mi?
    • Bedeniniz: bedeniniziunuz şu an nasıl? Size rahatsız hissettiren ya da gerginlik uyandıran bir şey var mı?
    • Çevreniz: Çevrenizde neler duyumsuyor neler farkediyorsunuz şu anda?
    • Düşünceleriniz: Aklsınız ne tür düşünceler geçiyor?
    • Duygularınız: Nasıl hissediyorsunuz?