Etiket: Nedeni

  • ADET (MENSTRUASYON)DÜZENSİZLİKLERİ

    ADET (MENSTRUASYON)DÜZENSİZLİKLERİ

    Normalde hanımlar 22-35 gün aralıklarla adet görürler (bir adet

    dönemi,bir adetin başlangıcından diğer adet’in başlangıcına kadar hesaplanır) ve

    3-7 gün kadar devam eder.İlk günler genellikle daha fazla olan kanama gittikçe

    azalır ve 7.gün civarında kesilir.Adet kanı’nın miktarı yaklaşık 50-60ml

    kadardır.Bazı hanımlarda iki adet ortasına denk gelen günlerde, lekelenme

    tarzında bir kanama olabilir ve her adet dönemi bu kanama tekrar edebilir .Bu

    kanamanın ovülasyon (yumurtlama) döneminde olduğu bilinmektedir.

    Anlatılan bu düzenden sapan her adet düzensiz adet’tir ve her düzensiz

    adet’in kendine özgü sebepleri ve tedavisi vardır.Bu nedenle de hastaların çok

    iyi öykü vermesi gerekmektedir.Jinekologlara başvuran hastaların çoğu,adet

    düzensizliği veya anormal kanamalar nedeniyle gelmektedir.

    Adet düzensizliği yapan nedenler,yaşa göre çok değişiklikler

    göstermektedir:

    Yeni doğan dönemi ; Anneden geçen hormonların doğumdan sonra

    hızla azalması sonu oluşan vajinal kanamalardır.

    Oyun çağı dönemi ; Bu dönemde genellikle vajene yabancı cisim

    konulması neticesinde kız çocuklarında vajinal kanamalar olabilir.

    Geç çocukluk dönemi ; Erken puberte (ergenleşme) denilen durum

    oluşur ki bu da bir tümör , hormon bozukluğu veya vajende yabancı cisim

    nedeniyle oluşabilir.

    Juvenil kanama(Genç kızlık dönemi) ; Bu kanama da genellikle

    yumurtalıklardan yumurtlamanın olmayışı ve düzensiz hormon

    (progesteron)üretimi neticesinde oluşmaktadır.Bazen kanamalar birkaç günden

    birkaç haftaya kadar sürebilir ve eksik olan hormon yerine konmak suretiyle

    tedavi edilir.Yalnız bu dönemde hormon tedavisi yaparken,dikkat etmek

    gerekir.Çünkü büyüme döneminde olan kız çocuklarında hormonlar,büyümeyi

    engelliyebilir.

    Üretken dönem ; Bu dönemdeki kanamalarda akla ilk gelen,gebelik

    olmalıdır.Gebelikte elbette kanama olmaz ,ancak “ düşük tehlikesi “veya “dış

    gebelik” durumunda vajinal kanamalar olabilir.Yine ,gebeliğin geç

    dönemlerinde “çocuğun eşinin erken ayrılması” veya “eşin aşağıda yerleşmesi”

    sonucunda da kanamalar olabilir. Yine bu döneme ait başka bir kanama

    nedeni,yumurtlama bozukluklarıdır.Genellikle yumurtlama bozuklukları

    sonucunda rahmin iç zarında (endometrium) kalınlaşma (hyperplazi) nedeniyle

    de kanamalar oluşur. Tabiiki en önemli kanama nedeni “kanserlerdir”.Dışarıdan

    alınan bazı ilaçlar ve özellikle düşük dozlu doğum kontrol hapları da kanama

    yapabilir.Aylık ve üç aylık doğum kontrol iğneleri de aynı şekilde,kanama

    yapabilir.

    Genital organ hastalıkları ; Vajinal tümörler ,rahim ağzındaki

    yara(erezyon)lar,polip veya rahim ağzından sarkan myom’lar,rahim ağzı

    kanserleri ve myom denilen rahmin kendi urları da düzensiz kanamalar

    yapabilir.

    Üretken çağ sonu dönemi ; Yumurtlama olmaması

    sonucu,yumurtalıklardan düzensiz hormon salınması neticesinde oluşan

    kanamalardır.Rahim içerisinde hiperplazi denilen kalınlaşmalar genellikle bu

    dönemde oluşur ve kanser riski fazla olan bu lezyonlardan mutlaka biopsi (parça

    almak) alınarak teşhis konulmalıdır.

    Menopoz ve sonrası dönem ;Hormon düzeyleri’nin düşmesi(atrofi)

    sonucu oluşabildiği gibi ,genital kanser sebepli de olabilir.Bu dönemde genital

    kanser riski arttığı için,ciddi inceleme gerektirmektedir.

    Tabiiki adet düzeninin sağlanmasında, beyin’in rolü çok

    büyüktür.Stressler,psikolojik bozukluklar ,iklimsel ve sosyoekonomik

    bozukluklar da düzensiz adet kanamalarına sebep olmaktadırlar.

    Adet düzensizlikleri veya adet dışı kanamalarda mutlaka muayene

    yapılmalı ,ultrason ,hormon tetkikleri ,smear ve endometrial biopsi(rahimden

    parça alınması) yapılıp kanama’nın nedeni ortaya çıkarılmalıdır.

  • B12 vitamin eksikliği ve mide ilişkisi

    B12 eksikliğinin en sık nedeni pernisiyöz anemi olarak bilinen hastalıktır. Pernisiyoz anemide vücut pariyetal hücrelere saldıran ve onları yok eden antikorlar üretir. Bunlar mide çeperinde bulunan ve intrensek faktör yapan hücrelerdir.

    İntrensek faktör midede yapılan ve B12 vitamininin bağırsaktan emilmesine yardımcı olan bir proteindir. Pernisiyöz anemide bu antikorlar intrensek faktöre veya bu faktörü üreten parşyetal hücrelere saldırır. Bu otoimmun yanıtın sebebi bilinmemektedir.

    Pernisiyoz anemide, %90 anti-pariyetal hücre antikorları (APA), %60 anti-intrensek antikorlar (AİA) pozitiftir. Bu durumda, midede bir çeşit otoimmün gastrit gelişir ve vitamin B12 emiliminde görev yapan intrensek faktör yapılamaz. Bu da B12 emilimini bozarak anemiye yol açar.B12 vitamini ağızdan yeterli alsak bile B12 eksikliği gelişir. Otoimmün Gastrit, kronik gastritlerin %10 ‘unu oluşturur.

    Hipokloridi (midede asit azlığı), aklorhidri (midede asit yokluğu) yüksek serum gastrini ile seyreder. Hazımsızlık mide asit azlığından dolayı görülür. Özellikle midede korpus ve fundusta glandüler atrofi ve metaplazi baskındır. Tipik olarak antrumda görülmez.

    Antrumda görülen atrofi daha çok “Helicobacter Pylori” nedenlidir. Submukozal kan damarları, incelmiş atrofik mukoza nedeniyle net görünebilir Lamina propriada diffüz ve derin lenfoplazmositik infiltrasyon görülür. İlerlemiş ya da son dönem incelemelerinde korpus ve fundusta pililer düzlemiştir ya da izlenmezler Ameliyatla midesi çıkartılanlarda B12 eksikliği ortaya çıkar.

    Eritrositlerin (alyuvarların) normal ve sağlıklı bir şekilde üretilebilmeleri için B12 vitaminine ihtiyaç vardır. Eğer B12 eksikliği olursa eritrositlerin (alyuvarların) sayısı azalır, hacimleri artar. Aynı zamanda, hashimato tiroiditi gibi ek otoimmün hastalıklar görülebilir.

    B12 vitamini eksikliğinin en sık nedeni atrofik gastrittir.. Bu hastalarda mide kanseri riski artmıştır. Bu nedenle bir gastroenterolog doktora başvurmak gerekebilir.

    B12 vitamin eksikliği belirtileri

    Dinlenmeyle geçmeyen yorgunluğun nedeni B12 vitamini eksikliği, buna bağlı olarak gelişen kansızlık ya da depresyon olabilir.

    Kobalamin olarak adlandırılan B12 vitamini suda eriyen bir vitamindir. Vücutta depolanır. Unutkanlık, yorgunluk ve uyuşukluk hissi ile belirti verir. Ağır derecede B12 eksikliği ise yorgunluktan çok daha ağır sorunlara neden olabilir. Dilde glossit denilen enflamasyona (iltihaba) yol açarak kırmızı renkte, pürüzlerini kaybetmiş bir dile yol açabilir.

    Özellikle yaşlılarda B12 vitamini eksikliği daha fazla hissedilir. Çabuk yorulma, eforla gelen nefes darlığı, çarpıntı, solukluk, isteksizlik görülür. Anemisi derin olanlarda baş dönmesi, kulak çınlaması ve göz kararması gibi şikayetler de bulunabilir. El ve ayak uçlarında karıncalanmalar, denge duyusu bozukluğu ve bunamaya benzer tablolar yapabilir. Sinir sistemi bulgularının erken tanısı çok önemlidir. Vitamin B12 hayvansal kaynaklı bir vitamindir.

    Günlük gereksinim 1 mikrogramdır. B12 vitamini sinir hücrelerini korur ve ileri yaşlarda depresyon ve Alzheimer riskini düşürür. Ama mide kökenli olan B12 vitamin eksikliğinde ağızdan alınan B12 vitaminleri B12 düzeyini yükseltmez. O zaman parenteral (iğne) şeklinde tedavi verilir. Bu nedenle mide B12 vitamin eksikliğinin nedeninin mide kökenli olup olmadığını anlamak tedavi yöntemi açısından önemlidir.

  • İnfantil spazm veya west sendromu

    İnfantil spazm hangi yaşta görülür?

    Yaşamın ilk yılı içinde görüle epileptik nöbetlerin % 52’si infantil spazmlardır.

    Yaş ve cinsiyet ayırımı nedir?

    Erkek çocuklarda 2 kat daha fazladır.

    Başlangıç yaşı sıklıkla 4-6. Aylar arasındadır. Nadir olarak 9.aydan sonra ortaya çıkar.

    Nöbetler nasıl fark edilir?

    Nöbetler boyun, gövde , kol ve bacak kaslarının genellikle simetrik ani kasılmaları şeklinde olup çok tipiktir. Bu kasılmalar genellikle ani ve kısa sürelidir. Kasılmalar öne, arkaya veya karışık şekilde olabilir. Bazen spazmlar yani kasılmalar sadece başın öne doğru kasılması şeklinde de olabilir ve gözden kaçabilir.

    Spazmlar sırasında solunum düzensizlikleri ve kasılma sonunda bebekte şiddetli ağlamalar görülebilir.

    İnfantil spazm veya West sendromunun nedenleri nelerdir?

    İnfantil spazmın nedeni bazı hastalarda yapılan araştırmalar sonucu gösterilebilir. Ancak bazı hastalardaki nedenini elimizdeki mevcut radyolojik, biyokimyasal ve metabolik testler ile göstermek mümkün değildir. Doğum öncesi nedenler içinde en sık görülenler annenin gebelik sırasında yaşadığı ve bebeği etkileyen hastalıkları, ilaç kullanımları, kanamalar, enfeksiyonlar, genetik kromozomal bozukluklardır.

    Gebelik sonrası sorunlar için sıklıkla görülen nedenler içinde prematüreliğe bağlı yaşanabilen solunum sistemi yetmezliği ve beyin kanaması gibi problemler, zor doğum gibi doğum travmaları, beynin oksijenlenmesi ve kan dolaşımındaki yetersizlik sonucu hasar görmesi sayılabilir.

    Ayrıca doğumsal metabolik hastalıkların erken bulgusu infantil spazmdır. Mutlaka her hasta bu yönüyle tetkik edilmelidir.

    Hastalık nasıl teşhis edilir?

    Klinik ve elektroensefalografik (EEG) bulguları hastalığın teşhis edilmesinde çok önemlidir. Nedenleri araştırırken hastalarda mutlaka beyin görüntülemesi mümkünse beyin manyetik rezonans (MRG) ile yapılmalıdır. Hastalık başlangıç döneminde infantil kolik denilen bebeklerin gaz sancısı ile karıştırılabilir.

    Teşhis ne kadar erken konulursa hastalığın beyin üzerine olası tahribayları mümkün olduğunca azaltılabilir.

    Tedavisi nasıl yapılır?

    Tedavide çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. ACTH (kortizon) tedavisi, Vigabatrin, uygun vakalarda Valproik asit, ek olarak B6 (piridoksin) tedavisi hastanın klinik, EEG bulguları ve altta yatan nedenin özelliğine göre çocuk nöroloğu tarafından önerilir.

    Tedavi başlangıcında sık aralıklarla izlenmesi gereken bebekte EEG bulguları hastalığın seyri konusunda en önemli rehberdir.

    Hastalığın seyri nasıl olabilir?

    Hastalığın nedeni , tedaviye cevabı etkiler. Herhangi bir nedenin bulunamadığı ve nörolojik gelişimin yeterli olduğu bebeklerde iyimser olabilmek mümkündür.

    West sendromlu bir bebeğin tamamen normal olma ihtimali çok yüksek oranda olmasa da onları bir çaresizlikte beklememektedir. Gerçekçi değerlendirmeler ile ailelerin eğitilmesi son derece önemlidir. Ailenin bilgilenmesi ve bilinçli davranması uzun süre alabilir. Ayrıca yıllarca sürebilecek rehabilitasyon, hem fiziksel hem zihinsel gelişimin desteklenmesi için çok önemlidir ve aksatılmaması gereken tedavidir.