Etiket: Neden

  • Görünmeyen penis, gizli penis, göze çarpmayan (inconspicuous) penis

    Görünmeyen,dikkat çekmeyen,göze çarpmayan (inconspicuous) penis üst başlığı altında bazı tanımlamalar mevcuttur.

    Gizli, saklı (hidden), gizlenmiş (concealed)gibi terimler de kullanılmaktadır.Bu durumlar da penisin ya gerçekten küçüklüğü ya da penisin normal olup etraf dokularının bozukluğu söz konusu olabilir.Bu durumun ayırt edilmesi önemlidir. Çünkü mikropenislerde endokrin değerlendirme ve ayırıcı tanılar gerekebilmektedir.

    1)Küçük penis(mikropenis),penisin gövde olarak kabul edilen normal değerlere göre küçük olması (kendi yaş grubuna göre olan değerlerle karşılaştırıldığında)

    2)Ya da penisin yapısal olarak normal ancak saran yapılarının bozukluğuna bağlı olarak

    Gömük(buried) penis

    Perdeli,ağlı(webbed) penis

    Hapis,sıkışmış,tuzaklanmış (trapped) penis şeklinde görünecektir.

    Genel olarak doktora geliş şikayeti penisin küçük veya görünmez olması nedeniyledir.Bu da anne baba da ileriye yönelik kaygılara yol açmaktadır. İlk başta aileleri endişelendiren bu durum düzeltilmediğinde yaşı büyüdükçe çocukta da bazı endişelere yol açabilmektedir.

    Yapısal olarak penis üst kısımda karın duvarı ile başlangıç yerinde alt dokulara belirli bir açı ile yapışık durumdadır.Benzer bir açılanma da penisin alt tarafta torba ile birleştiği yerde olan açılanmadır.Bu alanlarda penis bu bölgelere bir nevi tesbitli durumdadır.İşte bu yapışma ve tesbitleri sağlayan bazı dokuların yetersizliğinde penis serbest kalmakta ve penis kısa görünmekte, içeride olduğundan ve de boyu da normal olmasına rağmen beliremediğinden görünememesine yol açmaktadır.Yine yapısal olarak penisin kökü ile karın duvarı arasında ki bölgede yağ dokusunun fazla olması da penisin gömük görünmesine yol açmaktadır.

    Gömük Penis

    Gömük penisteki penis gerek gövde yapısı,gerek boyu ve çapı ve gerekse yapısal özellikleri bakımından tamamıyla normal bir penis olmasına karşın sünnet derisinin altında saklı kalmış durumdadır. Sadece görüntü olarak küçük görünmektedir.

    Bunun nedenleri olarak;

    Penis kökünde ki karın duvarında yağ dokusunun fazla olması,

    Penis derisinin alttaki derin dokulara yapışmasındaki bozukluk,

    Torbaya kadar inmiş bir fıtık veya hidroselin (su kesesi ) ileri derecede genişlemesi nedeniyle penisin gömülmesine neden olması,

    Sünnet derisi dediğimiz uç bölgede yer alan derinin yapısal olarak aşırı derecede iriliği, (megaprepuce) fazlalığı sayılabilir

    Çok şikayet vermedikçe düzeltilmesini gerekli bulmayan cerrahlar da olmasına rağmen gömük penis çocuklarda bazı rahatsızlıklara yol açabilmektedir.Bunlardan bazıları tekrarlayan sünnet derisi iltihapları, bunu takiben bağlantılı olarak veya olmadan sünnet derisinin uç kısmında darlık gelişmesi (fimozis),cilt yapışıklıkları,akıcı işeyememe , işeme sürecinde çocuğun pipisini kontrol edememesidir.Yaşı daha da büyüdükçe bu durumun yaratacağı kozmetik rahatsızlık ve psikolojik sıkıntılar ,özgüven eksikliği ve de ailelerin çocuğun bu durumunun ileride ki cinsel hayatıyla bağlantılı kaygıları nedeniyle tedavi edilmesi düşüncesi ağırlıklıdır.Puberte öncesi çocuklarda bu durum dikkatli ve ayrıntılı bir muayene sonrasında sadece izlenir ve puberteye ulaştığında bu fazla yağ tabakası kaybolacağından ek bir tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Eğer obezite nedeniyle dirençli bir yağ dokusu puberteden sonra da sebat ediyorsa liposuction veya cerrahi yollarla yağ dokusunun alınması ve karın duvarı bölgesine yapılacak plastik düzeltici operasyonlarla tedavi edilir.

    Eğer sorun penisin alt dokulara yapışma sorunu ise bu durum cerrahi yolla düzeltilmelidir. Penis tamamen etraf anormal yapışıklıklar ve bantlardan temizlenerek serbestleştirilir ve gevşek olan dokular alttaki dokulara dikilerek üst ve alt açılanmaları oluşturulur ve sünnet derisi ortaya çıkan ve normal boyutuna ve görünülürlüğüne kavuşan penisin alt tarafına kaplanarak tedavi edilir.

    Perdeli, Ağlı Penis

    Penisin alt kısmında torba ile birleşme kısmının başladığı yerde deri altı dokusunun alttaki dokulara tutunma sorunu veya gevşek tutunması nedeni ile oluşur. Bu durumda penis boyu normaldir ve görüntüsel olarak da sorun yoktur.Ancak penis gergin duruma getirildiğinde tam torba ile birleştiği yerde bir perdelenme görünecektir.Cerrahi işlem ile tedavi edilir.Ağlı perdeli kısım alınarak veya bazı estetik girişimlerle gerekli düzeltme yapılır.

    Sıkışmış,Hapis Penis

    Sünnet esnasında derinin fazla alınması sonucu oluşur.İyileşen uç kısımdaki deri daralarak penisin altta hapis kalmasına neden olur. Eğer çocukta daha önceden perdeli ağlı penis varsa ve buna dikkat edilmemişse ve sünnet yapılmışsa bu durum karşımıza çıkabilir.Yenidoğan döneminde yapılan sünnetlerin de bir kısmında bu durum gelişebilmektedir. Daralmış bir penis uç derisi vardır ve bu deri alttaki glans (penis baş kısmı) kısmına yapışmış durumdadır. Cerrahi yolla tedavi edilebilirse de steroidli pomatlarla tedavisi de mümkündür.

    Yukarıda saydığımız nedenlere bağlı sorunu olan ve görüntüsel olarak endişe duyulan penisler sünnet edilmemelidirler.Çünkü gömük penise neden olan sorunların düzeltileceği cerrahi operasyonda sünnet derisinin yetmezliği problem olacaktır ve özellikle penisin alt kısmının düzeltim sonrasında kapanmasında deri eksikliği karşımıza çıkacaktır.

  • Anal fissür (popoda çatlak) nedir?

    Bebeklerde sık görülen bir durum olan anal fissür anüs bölgesinde deri ile anüs iç kısmı birleşim yerinin arasının yırtılması, çatlamasıdır.En sık görülen kanama nedenlerindendir.

    Anal Fissür Niye Olur?

    Kabızlık en sık nedendir.Sert kaka yapılma esnasında yırtılmalar olur.Bu yırtılma ve kaka yapma esnasında gelişen ağrı bebeğin kakasını tutmasına neden olur ve bu da kalın barsağın son kısmının su emme özelliğinden dolayı daha sert bir kaka ya neden olacağından kısır döngüye dönüşür ve yırtık ve çatlak devamlı bir hal alır.

    Kabızlık olduğu kadar ishalde zaman zaman anal fissür nedeni olabilmektedir.Özellikle gastroenterit durumlarında sık yapılan sulu kaka sonrasında çatlak olabilmektedir.

    Nadiren başka hastalıkların belirtileri olarak da ortaya çıkabilir.

    Muayene esnasında kolaylıkla görülebildiği gibi bazen dıştan kolayca görülemeyen ancak içeri doğru devam eden çatlaklarda olabilir.

    Sert kaka olayın esas nedenlerinden birisi olduğu için kakanın yumuşatılmasına yönelik girişimler tedavinin önemli ve ilk kısmını oluşturur.Posa bırakan gıdalar, ek gıda alabilen uygun yaşta olanlara eklenebilecek sebzeler ,pediatrik gastroenterologca önerilen kişiye özel yaklaşım ve gıda takviyeleri ile bu durum düzeltilir.Özellikle yaz aylarında olmak üzere su kaybının akılda bulundurularak bunun giderilmesi önemlidir.Kakanın daha rahat yapılabilmesi için verilen destek şuruplarda bulunmaktadır.

    Sıcak oturma banyosu hem fiziksel bir temizlik sağlama,hem kaka yapma uyarısını artırma hem de pelvik (alt) bölge kaslarının rahatlaması hem de spazma uğramış olabilen anüs e ait dış kasın gevşemesine yardımcı olacağından önemlidir.Günde 3-4 kez yapılmalıdır.

    Takiben lokal anestezikli pomad uygulaması rahatlatıcı olmakta ve kaka yapma esnasında az da olsa ağrıyı hafifletmektedir.

    Tuvalet terbiyesi yaşına gelmiş olan çocuklarda ise belirli saatlerde kaka yaptırmanın sağlanması hem tedavi hem alışkanlık açısından destekleyicidir.

    Geçmeyen ve başarılı olunamayan olgularda enerjik müdahale yapılamadığında çok nadiren de olsa olay kronikleşmektedir.Böyle durumlarda dış kas spazmını ve direncini aşabilmek için çok nadiren anestezi altında müdahale gerekebilmektedir.

    anal fissür

  • Hipospadias nedir? Hipospadias tedavisi nasıl yapılır?

    Değerli Anne ve Babalar öncelikle çocuğunuzda ki bu durum tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Mevcut rahatsızlığın durumuna göre bir veya daha çok ameliyat geçirebilir. Bazen bu durum operasyonun kendi doğası gereği zaten iki seanslı olabilmektedir. Lütfen etraflıca araştırın, durum hakkında yeterli bilgi sahibi olun ve daha sonra donanımlı bir hekime ameliyat yaptırın.

    Hipospadias nedir?

    Hipo (alt,aşağı) spadiac (açıklık,yarık,delik,çatlak) anlamındadır.İdrar yapılan pipinin uç kısmının olması gerektiği yerde uç da değil de daha aşağıda bir yerde yerleşmesi durumudur.

    Uretranın (Penisin içinden geçen sidik kesesi ve uç arasındaki idrar yolu),penisin alt kısmının ve sünnet derisinin penis alt kısımdaki bölümünün gelişiminde anormallik olması sonucu gelişir. Pipinin alt kısmında ve bir miktarda da yan kısımlarında deri olmaması sünnetliymiş gibi göründüğünden doğuştan sünnetli ,yarım sünnetli diye de adlandırılmaktadır.

    Açıklık penisin ucundan başlayarak alt tarafa doğru açıldığı yerin ismi ile anılarak adlandırılır.Glanuler (penisin baş kısmı),coronal (gövde ve baş kısmı arasındaki oluk),subcoronal,(corona altı) penil (penis gövdesi), penoskrotal (torba ve penis birleşim yeri, skrotal (torba), perineal(torba ve anus arası bölge) gibi.

    Uretranın hem açıldığı yer farklıdır hem de deliğin yapısı ve açılım çapı, şekli gibi bozukluklar vardır.

    Uretranın ince veya kalın olabildiği, doku olarak üstünü örten dokunun zayıf olduğu tipler olabilir.

    Ayrıca uretra geniş oluklu veya dar oluklu olabilir.

    Glans (baş kısım)da düzlük olabilir, glansın yapısı normale göre küçük olabilir.

    %25 hasta da penisin aşağı doğru eğriliği de söz konusudur.(Buna kordi denilmektedir).Bu durumu daha da ağırlaştıran bir durumdur ve öncelikli düzeltilmesi gerekir.

    Başka ek anomali var mıdır?

    İnmemiş testis ve fıtık ek olarak hasta da görülür. Proksimal (penoskrotal, skrotal, perineal) hipospadiaslarda daha sık görülür.Hipospadiaslı çocuklarda sıklıkla ek tetkik gerekmese de başka organ anomalileri varsa ek tetkik yapılmalıdır.

    Ne sıklıkta görülür?

    Hemen her ülkede benzer oranda rastlansa da 125/1, 150/1, 250/1, 300/1 canlı erkek doğumda bir gibi oranlar bildirilmiştir.

    Nedeni nedir?

    Kesin bir nedeni bilinmemekle birlikte açıklamaya yönelik birçok çalışma mevcuttur.

    Hormon reseptör bozuklukları septör bozuklukaları çok az bir kısmında neden olarak gösterilebilirse de kesin olarak ortaya konulmuş bir durum bulunmamaktadır.

    Bir kısmında bazı dokuların birbiriyle olan gelişim bağlantılarından sorumlu olan gen bozukluklarının rol oynadığı düşünülmektedir.

    Damarsal gelişim bozukluklarının sorumlu olduğuna dair çalışmalar da mevcuttur.

    Dokular arası genetik molekül haberleşme bozukluğunun deneysel çalışmalarda hipospadiasa neden olduğu gösterilmiştir.

    Bazı gen mutasyonlarının da sorumlu olduğuna dair bulgular vardır

    Bazı enzim eksikliklerinin de rol oynadığına dair çalışmalar devam etmekle birlikte kesin olarak bir sonuç yoktur.

    Progestin bazı vakalardan sorumludur.

    Vejeteryan annelerin çocuklarında görüldüğü ile ilgili çalışmalar vardır. Bunlarda bitkisel kaynaklı hormon değiştiricilerin neden olduğu düşünülmektedir.

    Çevre faktörlerinin hormonal sistemlere olan kötü etkilerinin hipospadias gelişmesinde rolü olabileceğine dair yapılan çalışmalar bulunmaktadır.

    Bazı sentetik veya çevresel doğal kimyasalların hormonal etkileşimlere yol açarak endokrin ve üreme sistemlerinin gelişimlerine olumsuz etki yaptıkları da bildirilmektedir

    Tedavi yaşı nedir?

    İdeali 6-18 ay arasında yapılmasıdır. Bu zaman diliminde ameliyat çocuk tarafından daha iyi tolere edilebilmektedir. Ameliyat travmasını çocuk ileride hatırlamamaktadır. Ayrıca çekirdek cinsel gelişimin başladığı yaştan daha önceye denk gelmesi nedeniyle de bu yaş uygundur.

    Tedavisi nedir?

    Hipospadias düzeltilmesine yönelik olarak tarif edilmiş 350 nin üzerinde tanımlanmış ameliyat metodu bulunmaktadır. Çoğunluğu birbirinin modifikasyonu veya geliştirmesi olan bu tekniklerin hepsinin temel olarak amacı belli ana prensipler çerçevesindedir.

    Tedavi de temel amaç önce varsa pipinin eğriliğinin düzeltilmesidir

    İdrarını penis ucundan yapacak şekilde idrar yolu onarımının yapılmasıdır

    Kozmetik görünümün iyi hale getirilmesidir.

    Bu nedenle aşağıdaki işlemler uygulanır

    Uretranın serbestleştirilmesi ile boyunun uzatılarak baş kısma getirilmesi

    Glans(baş)kısmının tüp şekline getirilerek yeni idrar yolu(uretra) yapılması

    Sünnet derisinin kullanılarak tüp yapılması

    Sünnet derisinin pipinin üst kısmından serbestleştirilerek alt kısmına getirilmesi ve bundan yeni idrar yolu yapılması. Bu girişim tek veya iki seansta yapılabilir.

    (Yani hipospadias sorunu bulunan çocuk kesinlikle düzeltici ameliyattan önce sünnet edilmemelidir.)

    Penisin kendi derisinin kullanılması suretiyle uretranın yapılması.

    Eğer sünnet derisi yoksa veya daha önceki teknikler nedeniyle mevcut deri kullanımı yapılmasına rağmen istenen sonuç alınamadıysa veya eğrilik devam ettiği için düzeltilen penislerde yeni deri dokusuna ihtiyaç varsa o zaman başka alternatif dokular kullanılabilir. Bunlardan bazıları şunlardır. Dudak içi veya yanak içi mukoza (ince dokusu), kulak arkası veya kasıktaki kılsız ve ince deriden alınan serbest greftler, torbasının derisinin kullanılması veya testis üzerini örten zarın kullanılması.

    Bu teknikler ve bu dokuların kullanılması maalesef bazen son çare olarak kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle sünnet yaptırılmaması çok önemlidir.

    Ameliyat komplikasyonları nelerdir?

    Erken dönemde kanama, şişme, kesi yeri ayrılması, sonda tıkanması, sonda çıkması gibi durumlar olabilmekle beraber en önemli komplikasyon en usta ellerde dahi olabilen fistül denilen durumdur. Fistül idrarın onarıma rağmen pipinin alt kısmından bir yerden tekrar gelmesidir.

    Penis ucunda darlık olması

    Uretrada darlık olması

    Eğriliğin devam etmesi

    Yapılan yeni idrar yolunun tam olarak açılması

    Divertikül denilen pipinin alt kısmında yer alan yeni oluşturulmuş olan idrar yolunun balonlaşması

    Sonda nedir her zaman kullanılır mı?

    Çok uçta yer alan hipospadias ların onarımlarında bazen kullanılmasa da sıklıkla sonda dediğimiz idrar yolunun içerisine konulan hem idrar geçmesi işlemini yapan hem de yeni oluşturulmuş idrar yoluna kalıp vazifesi gören silikondan veya bazı materyallerden yapılmış borucuklar veya kateterler kullanılmaktadır. Kimi zaman bunlar sidik kesesi içerisine gönderilip idrar torbasına ucu bağlı iken kimi zaman sadece penisin uç kısmında yer alan sondalar da vardır. Cerrahın stiline ve prensiplerine göre uygulamalar farklılık göstermektedir. Bazen hiç sonda kullanılmadığı da olabilmektedir.

    Hastanede ne kadar kalınır.

    Çok uçta yer alan hipospadias onarımlarında 1-3 gün kalınırken daha proksimalde yer alanlar da 5-7 gün sürebilir. Cerrahın yaklaşımı ve stili yine bunda rol oynar.

    İleriki yaşlarda cinsel fonksiyonlarına etkisi var mıdır?

    Varsa eğriliği düzeltildiği takdirde olumsuz bir etkisi yoktur.

  • MORBİT OBEZİTE

    MORBİT OBEZİTE

    Obezitenin dünyada hızla yaygınlaşması ve bunu önleyebilmek adına şişmanlık ameliyatlarının ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nca sigorta kapsamına alınması; morbit obezite ve ona bağlı rahatsızlıkların çağımızın en önemli sorunlarından olduğuna dair yeterli bir kanıttır.

    Diyet ve Çabaların İşe Yaramadığı Durumlar

    Fazla kiloların vücuda yapışıkmış gibi kronik bir hale gelmesi ve sağlığı tehdit eden boyutlara varması sorununa“morbit obezite” diyoruz. Normal bir birey beyinden gelen uyarıcı sinyallerle karşısında yiyerek açlık duygusunu kesmeye çalışır. Morbit obezite tedavisi gerektirecek düzeye varan rahatsızlıklarda ise birey zamanla yeme dürtüsünü kontrolsüz bir alışkanlığa dönüştürür. Diyetler veya yemeği kısarak yaşamını sürdürme çabası kişinin beden bütünlüğünü tehdit ettiği gibi psikolojisini de olumsuz yönde oldukça yıpratır.

    Morbit Obezitenin Temel Nedeni

    Diyet, egzersiz, besin takviyesi kullanımı ve diğer kilo verme yöntemlerinin işe yaramadığı ya da sınırlı fayda sağladığı durumlarda cerrahi çözümlere başvuran ve dengeli beslenme reçeteleriyle iyileştirilmeye çalışılan hastaların tedavi sürecinde uygun psikolojik destek almamaları, süreç içinde aşırı mutsuzluğa ve artan dengesiz duygu durumu gibi farklı sıkıntılara yol açabilmektedir.

    Obezite ve psikoloji ilişkisini kurmak ilk bakışta size zor görünmüş olabilir. Ancak obez bireyler üzerinde yapılan araştırmalarda bu kişilerinçocukluk ve bebeklik dönemlerinde daha az kilo problemi olanlara kıyasla daha fazla olumsuz deneyim yaşadıkları saptanmıştır.

    Doymanın verdiği rahatlamahenüz bebekken öğrenilir. Bebekler “ilk rahatlama duygularını” açlığın yarattığı fiziksel huzursuzluğun giderilmesiyle yaşarlar.Bu huzursuzluğun bitişiyle bebek, iyi ve güvende olduğu hissiyle tanışmış olur. Özetlemek gerekirse açlık bebek için en erken “acı çekme” iken, tokluk en erken “rahatlamadır”. Kontrolsüz yeme, hızlı kilo alma, kilo verememe gibi günümüzde oldukça yaygın görülen problemlerin ve obezitenin psikolojik nedeni de özünde bu şartlanmaya dayalıdır. Yaşamın ilk yıllarında bebeğin açlık duygusunun az giderilmesi ya da gereğinden fazla giderilmesi yetişkin yaşamında yemek yeme davranışı üzerinde etkili olmaktadır.  

    Kişinin kendi bedenini nasıl algıladığı, sorunlarla baş edemediğinde hangi yemeklere yöneldiği ya da yemek yemeyi hangi durumlarda normal ihtiyaç düzeyinin ötesine taşıdığı gibi konular da morbit obezitenin tedavisi sürecinde mutlaka üzerinde durulması gereken psikolojik verilerdir.

    Morbit Obezite, Diyetler, Cerrahi Müdahale Ve Psikoloji

    Kilo sorunu genetik, fizyolojik, nörolojik, çevresel ve duygusal faktörlerden, hatta bu faktörlerin çeşitli yönleriyle bir araya gelmelerinden doğabilir. Bu nedenle bütünü görmeden, yalnızca detaylar üzerinde yapılacak iyileştirmelerinistenen sonuçları vermemesi mümkündür. Günümüzde obezite cerrahisi ve kalori kısıtlamaya dayalı diyetler bu bütünü tam anlamıyla kapsayamadığından yapılan müdahaleler doğru olsa dahi eksik kalabilmekte, morbit obezite sorunu yaşayan bireyin mutsuz ve çaresiz hissetmesinin önüne geçememektedir.

    Kilo Vermek İsteyenlere Psikolog Desteği Şart

    • İştahımı Nasıl Kesebilirim?

    • Neden Gözüm Doymuyor?

    • Beni Daha Fazla Yemeğe İten İçgüdü Ne?

    • Korkularım ve Sınırlarım Nelerdir?

    • Mutsuz Eden Duygusal Bağımlılıklarım Nelerdir?

    Gibi sağlıklı kilo verme konusunda zihninizde oluşabilecek sorulara cevap bulunması, bilinçaltı düzeyde negatif kalıplarınızın yıkılıp zihninizin yeniden yapılandırılması, dengeli kilo kaybının sağlanması ve ideal kilonun korunması konusunda psikolojik destek; hedefinize kendinizi kötü hissetmeden, bütün dikkatinizi vererek ulaşabilmeniz açısından son derece kritiktir.

    Psikolog Ne Yapar?

    Yemek yemenin açlık dışında hangi ihtiyacımızı ya da çözemediğimiz sorunu (öfke, heyecan bozukluğu, kendini değersiz hissetme, sorunlarla baş edememe, yalnızlık, güvensizlik, cinsel tatminsizlik vb.) tatmin ettiğini tespit eder.Kilo vermeye karşı geliştirdiğiniz direncintemeline iner. Unutmayın ki sorunu doğru tespit etmek, onu çözmenin yarısıdır.

    Bilinçaltı düzeyde yer alan ve kilo vermeyi zorlaştıran yerleşik kalıpları kişinin bilincinin onayını alarak psikoteknik yöntemlerle(Hipnoz, EFT, bilişsel terapi gibi) yıkar, sağlıklı olan yapıyı bilinçaltınayeniden kodlar.

    Psikiyatrik desteğin yanında beslenme ve egzersiz konularında da güvenilir uzman tavsiyelerinde bulunur. Cerrahi müdahaleninzorunlu olması ve istenmesi halinde bu konuda yönlendirme yapar.

    Son Söz

    Morbit obezite ve diğer kilo sorunları söz konusu olduğunda herterapi kişinin ihtiyacına göre şekillenir. Çünkü yemek her birey için farklı ihtiyaçlara hizmet eder. Benzer sorunlar yaşayan kişilerin hepsinde görülen ortak özellikler ise yaşanan duygusal patlamalar ve kendini sınırlama konusunda çekilen sıkıntılardır. Tam da bu nedenle obezite tedavisi kapsamında uzmanından psikolojik destek alınması son derece önemlidir. Zamanında alınan bu destek yalnızca ameliyat ya da tedavi sürecinde değil, geri kalan süreçte de verilen kiloların hızla geri alınması, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik hissi yaşanması gibi durumlarda da kişinin en yakın dostu olacaktır.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Çocuklarda apandisit, nedenleri ve belirtileri

    APANDİSİT ÇOCUKLARDA DAHA SİNSİ SEYREDER

    Karın ağrısı, bulantı ve kusma.bu üç belirtinin ilk akla getirdiği hastalıklardan biri; apandisit.

    Genel de yetişkinler de görüldüğü düşünülen apandisit,sanıldığının aksine çocukluk döneminde daha sık görülüyor.araştırmalar her bin çocuktan 4’ünün apandisit ameliyatı geçirdiğini gösteriyor.üstelik erkek çocukların riski kızlara göre daha çok.

    Apandisit çocuk yaş grubunda yetişkinlerdeki gibi en sık acil cerrahi girişim gerektiren hastalıklar dan biri.

    APANDİSİT NEDİR?

    Apandisit, bir hastalık adı. Bu hastalığın oluştuğu organın adı ise apendiks.

    Apendiksi basit olarak, kalın barsağın kör barsak diye isimlendirilen ucunda,çıkmaz sokak şeklinde bir ucu kapalı diğer ucu bağırsağa açık solucanımsı bir uzantı olarak tarif edebiliriz.bu barsak uzantısının sindirim fonksiyonu yönünde işlevi bitmiştir.sadece bağışıklık yönünden fonksiyon görmektedir.

    Bir ucu açık olduğu için normalde herhangi bir hastalık çıkartmayan bu solucanımsı uzantı , açık olan ucun her hangi bir nedenle tıkanması durumunda farklılaşır. İçindeki bakteriden son derece zengin olan barsak muhtevası hızlı bir şekilde çoğalmaya ve apendiks şişmeye başlar.

    Nedenleri

    Apendiksin tıkanması ve dolayısı ile apendisite sebep olabilecek çeşitli etkenler olabilir. Örneğin en sık nedenler arasında , barsak duvarının içindeki lenfoid dokunun geçirilen herhangi bir enfeksiyon nedeniyle şişmesi apendiksin içindeki kanalı tıkaması sayılabilir.

    Seyrek de olsa bir çekirdeğin veya taşlaşmış kaka parçası da aynı sonucu ortaya çıkarabilir.

    BELİRTİLER NEDİR?

    Önce iştahsızlık görülür ve karın ağrısından şikayet eder.bu ağrıyı genellikle mide bulantısı ve kusma takip eder.ağlama çığlık atma bacaklarını karnına çekme gibi belirtilerle kendini gösterir.

    APANDİSİT NASIL OLUŞUR?

    Karnımızın iç yüzü ve karın içindeki organlarımızın yüzeyi periton adı verilen bir zar ile kaplıdır.bu zar gerilmeye karşı son derece hassas olduğundan gerildiğinde ağrı ortaya çıkar.apendiksin gerilip şişmesi onun üzerini kaplayan peritonun da gerilmesine dolayısı ile ağrının hissedilmesine neden olur.apendiks genelde karın sağ kadranında yerleşmiştir.

    İltihaplanmış ve şişmiş apendiks karın zarına değdikçe bildiğimiz ağrılar oluşur.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Karnı ağrıyan çocuk,muayenesinde sağ kadranda ve ilerleyici ağrı oluşmaktadır.

    Yardımcı tanı yöntemlerinde ultrasonografi ve kan idrar tahlilleri ayrıca son yıllarda bilgisayarlı tomografi sayılabilir.apendisit şüphesi olan hastalara hiçbir şekilde ağrı kesici ve antibiyotik verilmez.

    AMELİYATTAN SONRAKİ BAKIM

    Apandisit ameliyatı genellikle 30-45 dakika sürer.ancak ameliyat sonrası bakım ameliyat kadar önemlidir.enfeksiyona karşı antibiyotik kullanılır.çocuk ameliyattan 3-5 gün sonra taburcu olur,normal hayatına dönmesi genel de 10 gün sonradır.

    APANDİSİT HAKKINDA MERAK EDİLENLER?

    Apandisit,çocuklarda niçin daha sık görülür?

    Apendiks duvarı lenfoid doku denilen bir yapıya sahiptir.bu dokunun şişmesine bağlı bu süreç başlar.buna sebep vücudun herhangi bir yerindeki enfeksiyon olabilir.

    YENİ DOĞAN BEBEKLERDE ÇOK NADİRDE OLSA GÖRÜLÜR

    APANDİSİT İLTİHABİ VE İLERLEYİCİ BİR OLAYDIR BAŞLAR İLERLER SONRA PATLAR.

    ÇOCUKLARDA APANDİSİT PATLADIKTAN SONRA KAN ZEHİRLENMESİ GÖRÜLDÜĞÜ İÇİN ÇOK ACİLEN AMELİYAT EDİLMESİ GEREKİR.

    APANDİKSİN ALINMASININ İLERİ YAŞLARDA ÖNEMLİ BİR PROBLEM YARATMAZ.

    ÇOCUKLARDA APANDİSİT AMELİYATINI KİMLER GERÇEKLEŞTİRMELİDİR?

    Tabii ki,çocuklar cerrahına ulaşabiliyorsa çocuk cerrahı, şayet yoksa genel cerrah tarafından ameliyat gerçekleştirilmelidir.

    Op.Dr.Emir İmani

  • Çocuklarda kasık fıtığına farkındalık

    Çocuklarda kasık fıtığı yetişkinlerden farklıdır;
    Kasık fıtığı çocuklarda %1-5 oranında görülür. Erkeklerde kızlara göre 6 kat daha sık görülen kasık fıtığı, hastaların % 60’ında sağ, %40’ında sol ve %10’un da ise her iki taraflı görülür. Erken doğan veya düşük doğum kilolu bebeklerde fıtığa çok daha sık rastlanır. Tek taraflı fıtıklarda ilerleyen zamanlarda diğer kasıkta fıtık görülme ihtimali vardır. Bu olasılık erkek çocuklarda daha az, kızlarda ise daha fazladır.
    Kız bebeklerde kasık fıtığı ve hidrosel çok ender görülür. Erkek bebeklerinkine benzer bir kasık kanalı kız bebeklerde de vardır ve kapanmayabilir. Dışarı fırlayan organ çoğunlukla barsak değil yumurtalıktır. Anneler çoğu zaman kasıktaki şişliğin içinde bir fındık gibi hissedilen yumurtalığın farkına varırlar.

    Çocuklarda kasık fıtığı nasıl farkedilir;
    Ailelerin çoğu; çocuğun ağlama veya ıkınma sırasında kasık bölgesinde oluşan şişlik şikayeti ile hekime başvururlar. Bazı hastalar ise kasık bölgesinde oluşan şişlik, safralı kusma, kaka yapamama gibi fıtık boğulması belirtileri ile başvururlar.

    Çocuklarda kasık fıtığı tanısı;
    Kasık fıtığı tanısı kasıkta şişliğin tespiti ile konur. Skrotal tip fıtıklarda şişlik yumurtanın yanına torbaya kadar iner.

    Çocuklarda kasık fıtığı tedavisi;
    Çocuklarda kasık fıtığının nedeni gelişimsel bir artık olduğu için kendiliğinden iyileşme olasılığı yoktur. Fıtık tanısı konulan hastaya en kısa süre içerisinde fıtık ameliyatı planlanarak yapılmalıdır. Çocuklardaki kasık fıtığı hem oluşumu hem tipi hem de onarım tekniği olarak yetişkinlerden farklılık gösterir. Bu nedenle ki sizin için değerli olan Çocuğunuzun ameliyatını Çocuk Cerrahisi Kliniğinde Yetişmiş Çocuk Cerrahisi Uzmanına yaptırmak altın standartdır. Aynı zamanda Kasık Fıtığı onarımı çocuk cerrahlarının en sık yaptığı ameliyattır. 2.5kg. altında ve ameliyata mani olacak enfeksiyon gibi durumlarda en uygun şartlar oluşuncaya kadar hekim gözetiminde olmalıdır. Planlanmış fıtık onarımı sırasında komplikasyon oranı da oldukça düşüktür.

    Çocuklarda kasık fıtığı tedavisi yapılmazsa;
    Ancak kasık fıtığı nedeniyle oluşabilecek sorunlar içinde en önemlisi “boğulma” yani dışarı çıkan organların karın içine geri dönmemesidir. Boğulma riski yaşla paralel olarak azalır. İlk 6 ayda %30’larda olan oran 8 yaş üstünde %1’e kadar iner. Boğulmuş hernilerde fıtık kesesi içerisinde bulunabilen bağırsak kesiminde tıkanma olabilir. Böyle durumlarda safralı kusma ve karın şişliği oluşur. Boğulmuş ve redükte edilemeyen (fıtık içeriğinin elle yapılan müdahale ile içeri itilemediği) veya boğulmanın üzerinden 6 saati aşkın bir sürenin geçmiş olması durumlarında acil ameliyat gerekir. “Boğulmuş fıtık” çocuğun hayatını tehlikeye sokan bir durumdur ve acil müdahale gerektirir.
    Bu durumlarda komplikasyon oranı da artar.

    Fıtığın boğulması fıtık kesesi içerisindeki organların yanı sıra testislerde de kan akımının bozulması nedeni ile sıkışmış organda yani (Barsak, testis, kızlarda over yani yumurtalık) doku canlılığının bozulmasına neden olarak bozulmuş organın acil ameliyat sırasında çıkarılmasına neden olabilir.

    Çocuklarda kasık fıtığında hedef;
    Ameliyatın en kısa sürede planlanıp yapılarak, fıtığın boğulması olarak anılan ve çocuğun hayatını tehlikeye sokan acil bir sorunun gelişmemesine çalışılır.
    Hastaların büyük bir bölümü aynı gün ameliyattan 3-4 saat kadar sonra beslenme sonrası evlerine gidebilir ve hastanede yatmaları gerekmez.

    Çocuk cerrahisi uzmanı,
    Op. Dr. ZAFER DÖRTDOĞAN

  • Eyvah, çocuğum kabız !!!

    Eyvah, çocuğum kabız !!!

    Çocuklarda kabızlık tanımını yapmak zordur. Ancak en basit tanımlama ile kaka yapmakta zorlanma, sert kaka yapma, kaka yapmaktan korkma, çocuklarda kabızlık olarak adlandırılabilir. Ancak ortalama olarak pediatri polikliniğine başvuran hastaların % 3’ü, Çocuk Cerrahi poliklinik başvurularının yaklaşık olarak % 15-20’si kabızlık nedeni iledir. Bebeklerde dışkılama sıklığı doğumdan sonraki ilk 2, 3 ayda ortalama olarak 4, 2 yaşına kadar 2 ve 4 yaşına kadar 1 civarındadır.

    Kabızlık % 90-95 neden bulunamaz, bu tip fonksiyonel kabızlıklarda, ek gıdaya geçilmesi, ailenin çocuğa bakış açısı, çevresel faktörler, düzgün bir diyetin olmaması, modern dünyanın beslenme alışkanlıkları gibi multifaktöryel nedenlerle çocuklarda kabızlık kronik bir problem olarak çocuğun tüm yaşam konforunu bozar. % 5-10’luk kesimde ise kabızlığa yol açabilecek cerrahi ya da dahili nedenle bulunabilir. Fonksiyonel kabızlığa yaklaşımdaki en önemli madde, hastaya yeterince zaman ayırmak, ailenin alışkanlıklarını, çocuğa yaklaşımını öğrenmektir. Fonksiyonel kabızlıklar yeterince önemsenmediğinde, kalınbağırsaklara ciddi anlamda zarar veren ve çocuğun tüm yaşam konforunu ve gelişmesini etkileyen bir problemler yumağına dönüşebilir. Herhangi bir nedenden dolayı erken bebeklik döneminde ya da sonrasında başlayan kabızlıklarda sert kakanın yapılması ile çocukların makatlarında yırtıklar oluşabilir ya da bu sırada çocuk yoğun bir ağrı hissedebilir. Böylece çocuklar kaka yapmayı engelleyerek bir kısırdöngü içine girerler. Çoğu zaman aileler burada çocuğun, kakasını yapmamak adına yaptığı yaptığı hareketleri, dışkılama eylemi olarak algıladıkları için çocukların daha da korkmasını sağlayacak, fitil koyma, lavman yapma, sabun koyma gibi eylemlerde bulunurlar. Bunun sonunda ise travmatik bir dışkılamaya sahip olan çocuk, girdiği kısırdöngüden çıkamaz ve sonraki “kaka yapmama” çabasını ailesinden gizlemek için, aileden kaçmaya başlar. Bu çocuklarda daha fazla kaka birikmesine yol açar. Burada aileler çocukların posasız beslenmesini, aç kalmaması adına teşvik ettikleri için kabızlık daha da ağırlaşabilir. Daha büyük çocuklarda, okuldaki sağlıklı olmayan tuvaletler, oyun nedeni ile kaka erteleme ya da dikkat çekmek amacı ile kaka erteleme gibi nedenlerle, çocuklar aynı kısırdöngüye girebilirler. Hareketsiz çocuklarda da kabızlık tek başına bir neden olarak karşımıza çıkabilir. Hastalık zamanlarında kullanılan ilaçlar nedeni ile de çocuklarda kabızlık oluşabilir. Çocukluk çoğu kabızlıklarının yarısından fazlası tuvalet eğitiminden önce başlar. Uzun süredir devam eden kabızlıklarda ailelerin başvuru nedeni genellikle karında şişlik ve kakasını tutamamak ya da ishal olmaktır. Burada ishalin nedeni aslında taşlaşmış kaka nedeni ile çocuğun kalınbarsağının üst kısmında kakanın cıvıklaşması ve bunun bu kaka taşının kenarında basınç tahliyesi gibi sızmasıdır. Bu kaka son derece kötü kokulu, koyu renkli ve çamur gibidir. Tedavi edilmeyen kabızlıklarda kaka kaçırma çocukların özgüvenini etkileyerek, sosyal ve psikolojik problemlere de yol açar.

    Uzun süren fonksiyonel kabızlık nedeni ile başvuran ailelerde, tedavinin başarısının en önemli anahtarının aile-çocuk-hekim ilişkisinin olduğu aileye mutlaka anlatılmalıdır. Çocuğu korkutmadan kalınbağırsağın boşaltılması ve boş tutulması tedavinin asıl amacıdır. Burada mümkün olduğunca çocuğun makatına yaklaşılmamalı ya da anestezi altında yaklaşılmalıdır. Kaka yumuşadıktan sonra çocuğun dışkılama ile ilgili korkusunun geçmesi ve bir alışkanlık oturmasını beklemek gerektiğinden, bu tedaviler ve hekim-aile ilişkisi en az 6 ay devam etmeli ve her türlü tedavi aşamalarla azaltılarak kesilmelidir. Tedavi sırasında aileler beslenme, posalı beslenme, çocuğun dışkılama alışkanlığını oturtulmasına yardımcı olma konusunda mutlaka eğitilmelidir. Tedavi sonrasında kabızlıkla ilgili bir kuşku duyulduğunda hemen tekrar tedaviye başlanmalıdır.

  • Erken tuvalet eğitimi kabızlık nedeni olabilir

    OYUNU BIRAKMAMA İSTEĞİ KABIZLIK NEDENİ

    Kabızlık problemi annelerin korkulu rüyası. Çocuklarda sık görülen kabızlık; ateş, kusma, dışkıda kan, kilo kaybı gibi birçok soruna yol açıyor. Oyunu bırakmama isteğinden strese, yanlış beslenmeden erken tuvalet eğitimine kadar birçok sebebi bulunuyor. Kabızlığın önüne geçmek için çocuğun tuvalette oturması sağlanmalı. Ilık bir banyo ya da içecekler dışkılama hissini arttırır. Kabızlık sonrasında da çocuk istemsiz olarak kakasını kaçırabilir. Böyle durumlarda çocuğun cezalandırılmaması lazım.

    Çocuklarda kronik kabızlık çok sık görülen problemlerden biridir. Kabızlık; dışkılama sıklığında azalma, sert veya ağrılı dışkılama (barsak hareketi) olarak tanımlanır. 1-4 yaş arasındaki çocuklar genellikle günde 1-2 kez ve yüzde 90’ından fazlası en geç günaşırı dışkılar. Çocuktaki kabızlık sorununu gidermek için kronik kabızlığın nasıl geliştiğini anlamak gerekir. Çünkü çocuklarda kabızlığa birçok faktör neden olabilir. Ama genellikle geçici olmakla birlikte görülen en sık nedenler erken tuvalet eğitimi ve diyet değişiklikleridir.

    KRONİK KABIZLIK BAŞKA SORUNLAR DOĞURABİLİR

    Çocuklarda kabızlık genellikle geçici ve önemsiz bir durum olarak görülür. Ancak kronik kabızlık başka sorunları doğurabilir veya altta yatan başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Bu nedenle iki haftayı geçen kabızlığa ateş, kusma, dışkıda kan, karın şişliği, kilo kaybı, anüs (makat) çevresinde ağrılı yırtıklar, barsağın anüsden dışarı çıkması gibi başka bulgular da eşlik ediyorsa, doktora başvurmak gerekir.

    AĞRI ÇEKMEMEK İÇİN KAKASINI TUTABİLİR

    Kronik kabızlığın ilk nedeni ağrılı barsak hareketleridir. Böyle durumlarda çocuk, ağrıyı yaşamamak için kakasını tutmayı öğrenir. Acele bir barsak hareketi olduğunda birkaç dakika kaslarımızı sıkarak acil durum geçene kadar bunu erteleyebiliriz. Erişkinler uygunsuz her durumda barsak hareketini engelleyebilirler ancak erişkinler durum uygun olduğunda en kısa zamanda tuvalet gereksinimlerini tamamlamak gerektiğini anlayabilirler. Ağrı korkusu nedeniyle barsak hareketini engelleyen bir çocuk bunu tekrar tekrar yaparak dışkılamayı engeller. Dışkılamayı engellemek için bacaklarını çaprazlar, kalçalarını sıkar ve yüz ifadesi değişir. Bunun dışında çocuklar birçok nedenle dışkılamayı geciktirirler. Oyunu bırakmak ve evden farklı bir yerde tuvalete gitmek istememe gibi nedenler, bunların arasında yer alabilir.

    KAKA KONTROLÜ OLMAYAN ÇOCUĞU CEZALANDIRMAYIN

    Dışkılamayı geciktirme durumlarında; çok miktarda sert gaita rektumda birikir. Zaman içinde rektum genişler ve gerilmeye daha az duyarlı hale gelir. Dışkı parçaları ayrılır ve çocuk farkında olmadan çamaşırına geçer. Bu farkında olmadan dışkı kaçırma nedeni ile iç çamaşırının lekelenmesi durumudur. Bazen kolon kasıldığında, sıvı gaita rektumdaki sert gaita çevresinden fışkırılarak kabızlığı olan çocuğun ishali olduğu izlenimini verir. Kabızlık ve sonrasında gelişen gaita kaçırmada çocukların kaka kontrolü yoktur, bunun için suçlanıp cezalandırılmamaları gerekir. Bu nedenle utanırlar, kirli çamaşırlarını saklamaya çalışırlar ve koku diğer aile fertlerini rahatsız ettiği halde iç çamaşırlarını değiştirmek istemezler. Başka çocukların alay etmesi nedeniyle veya utandıkları için okula gitmek de istemezler.

    BESLENME ŞEKLİ KABIZLIĞI ETKİLİYOR

    Kabızlığın birçok nedeni bulunuyor. Bunlardan biri erken tuvalet eğitimidir. Bu dönem, çocukla anne-baba arasında bir savaş haline gelebilir. İstemli tutma giderek istemsiz bir alışkanlığa dönüşebilir. Beslenme şekli de kabızlığı etkileyen durumlar arasında görülüyor. Diyetteki değişiklikler, lif bakımından zengin gıdaların tüketilmemesi, tam sıvı diyetten katı gıda içerikli rejime geçilmesi kabızlığın nedenleri arasında gösterilebilir. Öte yandan yolculuk, stres gibi rutin değişiklikler, ilaçlar, inek sütü alerjisi ve aile öyküsü de kabızlıkla ilişkili olabilir. Neden ne olursa olsun ayrıntılı bir öykü taraması gerekir. Kabızlığın ne zaman başladığı, günlük aktiviteleri, önceki ve şimdiki tuvalet alışkanlığı, dışkılama sıklığı, dışkının şekli, kanama olup olmadığı, kullandığı ilaçlar, diyetinin ayrıntıları öğrenilmelidir. Muayenede karında şişlik, kitle veya yumru, makatın yerleşimi, çatlak olup olmadığı görülür. Buna ek olarak makattan muayene yapılarak kanama olup olmadığı kontrol edilir. Karnının radyolojik görüntülenmesi, tıkanıklık durumu ve dışkının yerleşimi ve miktarı hakkında bilgi verir. Bu bulgulara göre daha ileri tetkikler ve incelemeler gerekip gerekmediğine karar verilir.

    KABIZLIĞIN TEDAVİ ŞEKİLLERİ

    Rektumu Boşaltmak:

    Bağırsaktaki büyük sert dışkı yumuşatılıp küçültülerek atılması sağlanır. Ağızdan alınan dışkı yumuşatıcılar dışkıya su çekerek işlev görürler ve alışkanlık yapmazlar. Kana geçmezler ve bağırsakta uzun süre kalmazlar. Nadir olarak aynı zamanda lavman veya fitil kullanılabilir. Bunlar sadece kalın bağırsağın alt kısmındaki dışkıyı yumuşatarak temizlenmesini sağlar. Çocuk çok şiddetli kabızsa kısa süreyle hastaneye yatırılması ve özel boşaltıcı lavmanların yapılması gerekebilir.

    Rektumu Boş Tutmak

    Her ne kadar 2-3 günde bir barsak hareketi olması normal sayılsa da kronik kabızlığı olan çocukların tedavisi için amaç bu değildir. Bu çocukların günlük dışkılamaları olması, rektumda tekrar dışkı kütlesi birikmemesi açısından dışkılamanın günlük, yumuşak ve ağrısız olması gerekir. Günlük barsak hareketlerinin olması rektumda tekrar dışkı birikmesini önler, kalın bağırsağın normal şekle ve kas tonuna gelmesini sağlar. Bağırsak çalıştırıcılarla amaçlanan hedef, yakalanmaya çalışılır. Bu çalıştırıcıların dozu her çocuğa göre farklıdır yakın izlemle çocuk için doğru ve yeterli doz ayarlanabilir. Amaç günde bir veya iki yumuşak dışkılamayı sağlamaktır. Çalıştırıcıların alımını kolaylaştırmak içim meyve suyu ile karıştırılabilir. Kabızlığı yenmek için tedavi alan çocukların ailelerinin yaptığı en büyük hata bunları hızlı azaltmak veya kesmektir. Sorun kalmadığında, çalıştırıcının dozu 1-2 haftada bir yüzde 25i azaltılır. Eğer tekrar ağrısı olursa veya günlük dışkılama durursa daha önceki doza dönülür.

    Diyet Yapmak

    Kabızlık yapan yiyecek yoktur. Lif bakımından zengin ve fakir yiyecekler vardır. Bu nedenle yeterli lif miktarı olan besinlerin verilmesi gerekir. Lif en çok meyvelerde, sebzelerde ve arpa, buğday ve mısır gibi tahıllarda bulunur. Erişkinler günde 25-30 gr lif almalıdır, çocuklarda lif gereksinimi yaşa göre değişir. Çocuğun lif gereksinimi yıl olarak yaşına 5 eklenerek gram cinsinden bulunur. Bir diğer önemli noktada ise yeterli sıvı almayı sağlamaktır. Diyet alışkanlığı sağlıklı ve hayat boyu kullanılacak bir alışkanlık olmalı.

    KABIZLIĞI GİDERMEK İÇİN;

    * Tuvalet eğitimi almış çocukların tuvalette oturması sağlanmalı.

    * Yemeklerden ve özellikle de sabah kahvaltısından sonra tuvalet eğitimi veya oturma için en iyi zamandır. Çünkü dolu mide çoğu insanda dışkılama ihtiyacı hissettirir.

    * Ilık bir içecek bu hissi arttırır.

    * Ilık bir banyo sonrası tuvalette oturmak dışkılama hissini arttırır.

    * Küçük çocukların tuvalette rahat oturmaları için ayaklarının altına küçük bir tabure veya yükseltici koyulması ve dizlerinin kalçadan hafif yukarda olması yararlıdır.

    * Çok küçük çocukların lazımlık kullanması veya tuvalette yüzlerini duvara dönmeleri daha rahat oturmalarını sağlar.

  • Çocuklarda gece işemesi (nokturnal enürezis) ve tedavisi

    Çocuklarda gece işemesi (nokturnal enürezis) ve tedavisi

    Gece yatağa işeme (Enüresis Nokturna) dünya genelinde çok sık rastlanılan bir çocukluk çağı hastalığıdır. Yüksek oranda ilerleyen yaşla birlikte kendiliğinden düzelme olsa da, yaşattığı sosyal ve psikolojik sorunlardan dolayı önemlidir ve sıklıkla tedaviyi gerektirir.
    Normalde çocuk iki yaşına yaklaşırken aileler çocuklarına tuvalet eğitimi vermeye başlarlar. Bu eğitim zaman zaman çocuğu idrar ve kakasını yapması için tuvalete tutmaları ile başlar. Aile çocuğu idrar veya kakası geldiğinde haber vermesi yönünde cesaretlendirici ve ödüllendirici tarzda eğitmelidirler. Böyle bir eğitimle genelde çocuğun 2-3 yaşları arasında tuvalet eğitimi tamamlanır ve gece yatağı ıslatma sorunu çözümlenmiş olur. Ancak bütün çabalara rağmen bazı çocuklarda bu sorun beş yaşına kadar devam edebilir.
    Görülme Sıklığı: Gece yatağını ıslatma; beş yaşındaki çocukların %15-25'inde görülür. Her yıl yaşın ilerlemesi ile birlikte bu oran azalarak 9-10 yaş grubunda kızlarda %4 de, erkek çocuklarda ise %8'e düşer. Adölesan döneminde ise oran %1-3 civarındadır.
    Erişkin yaşlarda; gece yatağa işeme oranı değişik araştırmalarda %0,5 ile 2,3 arasında olduğu bildirilmektedir. Gece yatağa işeme erkek çocuklarda daha sık iken, erişkinlerde hanımlarda daha sık olarak görülmektedir.
    Birincil Enuresis Nokturna: Doğumunu takiben yaşı beşi geçmesine rağmen sıklıkla gece yatağını ıslatan çocuklar için kullanılır.
    İkincil Enuresis Nokturna: En az 6 ay süre ile gece yatağını ıslatmayan çocuklarda; stres, aile içi ölüm, ailede şiddet, kavga, çocuğun okulda karşılaştığı sıkıntılar, idrar yolları enfeksiyonları, şeker hastalığı gibi nedenlerle daha sonra yatağına tekrar işemeye başlaması durumlarında kullanılır.
    Gece Yatağa İşemede En Sık Görülen Risk Faktörleri:
    1. Nörolojik Gelişme Geriliği: En sık rastlanılan gece işeme nedenidir. Çocuğun gece altının kuru kalması kabiliyetini kazanmasının gecikmesidir.
    2. Genetik Faktör: Yatağa işemede genetik faktör oldukça önemlidir. Böyle çocukların en azından %15'inde ebeveyinlerinden birinde çocukluk döneminde uzun süren enüresis nokturna öyküsü vardır. Eğer böyle bir öykü hem anne hem de baba da var ise oran çocuklarda %44-77 arasına yükseldiği yapılan araştırmalarda gösterilmiştir. Genetik çalışmalar 13g ve 12g kromozomlarındaki genlerin etken olduğunu ortaya koymuştur.
    Çocuklardaki enüresis nokturna'da yukarda belirtilen iki etken temel nedenler olmakla birlikte, başkaca faktörler de etken olarak rol alabilir. Bu nedenle konunun kompetanı olan hekim aşağıdaki faktörleri de göz önüne almak durumundadır.
    Enfeksiyon/Hastalıklar: Üriner sistem enfeksiyonları ve buna bağlı diğer üriner sistem hastalıkları, özellikle ikincil enüresis nokturna ve gündüz idrar kaçırmada %5 gibi önemli bir oranda rol oynarlar.
    ● Bazı üriner sistem anomalileri ki (bunların başında idrar torbasının küçük kapasiteli olması gelir), idrar torbası adelelerinin fazlaca ve uzun süreli olarak kasılması idrar torbasının kapasitesinin azalmasına ve enüresise (idrar kaçırma) neden olur.
    Yetersiz anti-diüretik hormon (ADH) salınımı: Gece yatağını ıslatan çocukların bir kısmı yetersiz antidiüretik hormon salınımına bağlıdır. Bu hormon böbreklerin idrar yapma fonksiyonunu ayarlar. Gece salınımı artan bu hormon böbreklerin daha az idrar yapmasını temin eder. ADH salınımı yetersiz olan çocuklarda böbrekler geceleri de gündüz miktarı kadar idrar yapmaya devam ederler. Bu hormonun gündüz ve gece salınım miktarları (diurnal fark) 10 yaşından önce sağlıklı bir şekilde ölçülemez.
    Psikolojik Nedenler: Aile içinde ölüm,şiddet,seksüel anormal davranışlar, çocuğun arkadaşları tarafından aşağılanması ve şiddete maruz kalması, hem primer hem de sekonder yatağa işeme nedenleri olarak karşımıza çıkabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı olabilir.
    Kabızlık: Kronik kabızlık nedeni ile kalın bağırsakta biriken kakanın idrar torbasına olan basısı enüresis'e neden olabilir.
    Hiperaktivite: Bu nedenle oluşan dikkat azlığı, antidiüretik hormon yetersizliğine bağlı enüresislerden 2.7 defa daha fazla gece yatağa işeme nedenidir.
    Kafein: Kafein idrar yapımını arttırır.
    Alkol alımı: Alkol içilmesi idrar miktarını arttırır.
    Mental gelişme geriliği: Mental olarak gelişme geriliği olan çocuklarda; gece yatağa işeme oranı mental olarak normal gelişim gösteren çocuklara kıyasla dört misline varan oranlarda daha sık görülür.
    Uyku sırasında apne: Uyku sırasında üst solunum yolu tıkanıklıkları nedeni ile oluşan solunum durması gece işemelerine neden olabilir. Uyku sırasında horlama ve bademcik (tonsil) büyüklüğü veya aşırı büyümüş geniz eti (adenoit) potansiyel uyku apne nedenidir.
    Uyur gezer durumu: Uykuda çocuğun uyanmadan yatağından kalkıp evin içinde dolaşması diğer bir gece işeme nedenidir. İdrar torbası idrarla dolu olan çocuk, uyur gezer durumda salon veya odalardan birine girdiğinde orayı tuvalet zannederek idrarını yapabilir.
    Daha az rastlanılmakla birlikte gece işemesine neden olduğu kesin olarak gösterilemeyen fakat birçok araştırmacının etken olarak gösterdikleri durumlar:
    Derin ve ağır uyku: Enüresisli çocukların ebeveyinleri çoğunlukla çocuklarının uykusunun çok ağırlığından şikayet ederler. Bazı araştırmacılar uyku bozuklukları ile antidiüretik (ADH) hormon salınımı arasında bir ilişkinin varlığını göstermişlerdir. Yetersiz antidiüretik hormon (ADH) salınımının hafif uykuda olan çocukların dahi uyanmalarını güçleştirdiği belirtilmektedir.
    Stres: Stres pirimer (birincil) gece işeme nedeni olmamakla birlikte ikincil (sekonder) gece işeme nedeni olabilir. Stresin ortadan kalkması ile de gece işemesi düzelir.
    Gıda alerjisi: Gıda alerjisinin de gece işemesinde etken olduğu söylenmekle birlikte bu durum iyi olarak ortaya konulamamıştır.
    Kötü ve yetersiz tuvalet eğitimi: Gece yatağa işemede sorumlu tutulan diğer bir faktörde yetersiz tuvalet eğitimidir. Bu eğitimin çocuğa şiddet uygulamadan sevgi içinde verilmesi gerekir. Düşük sosyo-ekonomik düzeylerdeki ailelerde tuvalet eğitimi çoğunlukla yetersiz kalmaktadır.
    TEDAVİ: Gece yatağını ıslatan çocukta 4 yaşından itibaren bu durum devam ediyorsa bu konuda deneyimli bir hekimin muayenesinde yarar vardır. Doktor detaylı bir öykü ile; çocuğun yatak ıslatma nedenini ortaya koyabileceği gibi, ailenin çocuğa vereceği tuvalet eğitiminin inceliklerini ve çocuğa nasıl davranılması gerektiği yönünde aileyi bilgilendirir.
    Böyle durumlarda çocuğun yatağına, idrarın daha alt tabakalara geçmesini önleyecek ve idrarı emecek türden örtü konulur. Bu durum aileye idrarı temizleme açısından kolaylık sağlar.
    Gece yatağı ıslatma durumlarında doktor, çocuk ve ebeveyinlerin tam bir koordinasyon içinde olması gerekir.
    Gece Yatağını Islatan Çocuğa Yaklaşım: Böyle durumlarda çocuk panik ve derin bir utanma içerisindedir. Anne-baba çocuğa bu durum nedeni ile kesinlikle kızmamalı ve şiddet uygulamamalıdır. Böyle davranılması çocuğun gece yatağını ıslatmasının daha uzun süre devamından başka işe yaramaz. Anne-baba çocuğun bu durumunun geçici olduğunu bir süre sonra mutlaka düzeleceğini söylemeleri uygun olur.
    Laboratuar ve Radyolojik İncelemeler: Doktor, kapsamlı aile öyküsünü takiben düşündüğü nedenlere göre gerekli idrar, kan analizleri ve radyolojik tetkikleri yaptırmalıdır. Bu tetkikler idrar yolları enfeksiyonu, metabolik hastalıklar (Diabetes mellitus, Diabetes İnsipidus gibi) ve üriner sistem anomalileri olup olmadığı yönünde fikir vermeleri açısından oldukça yararlı olur (özellikle ikincil enüresislerin).
    Çocuğu muayene eden hekim; çocuğa bu durumun mutlaka düzeleceğini ancak kendisinin anne ve babasının söylediklerine uyması halinde kısa sürede tedavi edilebileceğini söyleyerek onu rahatlatması ve yüreklendirmesi gerekir. Öncelikle çocuğun yatağa gitmeden en az iki saat önce sıvı alımını durdurması gerektiğini söyler.
    Ebeveyinlerin kendileri yatmadan önce mutlaka çocuğu uyandırarak tuvalete götürüp idrarını yaptırmaları istenir.
    Böylece hekim takibine giren çocukla ilgili gelişmeleri ebeveyinler doktora iletmelidirler. Bu arada yatağını ıslatmadığı bir gece olursa, çocuk anne ve babası tarafından ödüllendirilmeli ve cesaretlendirilmelidir.
    Çocuğun altını ıslatması beş yaşına girdiği halde halen devam ediyorsa aşağıda belirtilen tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.
    Uyandırma Programları: Çocuk uykuya daldıktan en az dört saat sonra uyandırılarak idrarını yapması sağlanmalıdır. Bu dört saatlik süre haftada bir yirmi dakika azaltılarak devam edilir ve çocuğun altının gece kuru kalıp kalmadığı kontrol edilir.
    Desmopressin Tedavisi: Vücuttan salınan ve böbreklerin gece idrar yapımını azaltan hormonun sentetik formudur. Tablet veya burundan verilen spreyleri vardır. Çocukta geceleri yapılan su kısıtlaması ile birlikte uygulandığında oldukça faydalı olabilir.
    Alarm Tedavisi (Şekil 1): Çocuk genelde gece dolan idrar torbasını bir hamlede boşaltmaz. Önce az miktarda yaptığı idrar ile külotunu ıslatır. Alarm tedavisinde; çocuğun çamaşırlarının içine yerleştirilebilen bir ucu çocuğun omzuna diğer ucu külotunun içine tespit edilen (çocuğa herhangi bir zararı olmayacak kadar düşük akım içeren) bir alarm sistemi, çocuğun külotunu ilk ıslatması ile devreye giren alarm çocuğu uyandırarak tuvalete gitmesi sağlanır. Alarm sistemi zil sesi olabildiği gibi titreşim yapan cinsten de olabilir.
    Aşağıda şekli gösterilen bu sistem %65 oranında fayda sağladığı görülmektedir.
    Hiperaktiviteye Bağlı Dikkat Eksikliği: Böyle çocukların gece yatağını ıslatması açısından çocuk psikiyatrisi veya psikolog yardımına ihtiyacı olabilir.
    Tüm tedavi yöntem değişiklikleri mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır.

  • İnmemiş testis

    İnmemiş testis

    İnmemiş testis çocuklarda kasık bölgesinde fıtık ve hidroselden sonra üçüncü sıklıkta rastlanılan cerrahi bir sorundur.
    Testisler intrauterin hayatta karın içerisinde gelişir. Embryonel hayatın 7.ayında inguinal kanal içerisine girer. Daha sonra kanal içerisinde bir çıkıntı halinde bulunan Prosesus vaginalisi de sürükleyerek aşağı iner ve doğumda torba (skrotum içerisinde) veya inguinal kanalın dış ağzı hizasında bulunur.
    İnmemiş testisin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Bununla beraber iniş yolundaki mekanik manialar, testisin yapısında bozukluk, intrauterin hayatta kandaki gonadotropik hormon düzeyinin yetersizliği gibi etkenler ileri sürülmektedir. Hormonal yetersizlik teorisinde tek taraflı inmemiş testislerin izahı oldukça güçtür.
    İnmemiş testiste Prematüre çocuklarda % 30,3 oranında, yeni doğan bebeklerde %3,4 bir yaşını tamamlamış bebeklerde %0.66 , erişkinlerde ise %0,28 dir.
    İnmemiş testisin % 15 kadarı iki taraflıdır. Sağ tarafta görülme sıklığı sol tarafa kıyasla biraz daha fazladır.
    Testisin inmemesi ile ortaya çıkan sorunlar nelerdir :
    1.Testisteki histopatolojik değişiklikler
    2.İngüinal herni ( kasık fıtığı )
    3.Seksüel ve çocuk yapma durumu
    4.Testis torsiyonu( spermatik kord torsiyonu )
    5.Travma
    6.Psikolojik değişiklikler
    7.Kansere dönüşüm potansiyeli
    1.Testisteki histopatolojik değişiklikler ;
    İnmemiş testislerle ilgili histopatolojik ( yapısal ) çalışmalar bir yaşından itibaren , inmemiş testislerde dejeneratif değişikliklerin başladığını ve ilerleyen yaşla bu değişikliklerin başladığını ve ilerleyen yaşla bu değişikliklerin ağırlaştığını ortaya koymaktadır.
    2.İngüinal herni ( kasık fıtığı ) ;
    İnmemiş testisli çocukların kasık kanalı (Prosesus vaginalis) %90-95 oranında açık kalarak ingüinal herniye neden olmaktadır.
    3.Seksüel ve çocuk yapma durumu ;
    İnmemiş testisli çocukların seksüel fonksiyonunda bir bozukluk olmaz. Tek taraflı inmemiş testislerde üreme sorunu yoktur. Bunun yanında iki taraflı inmemiş testislerde %10 un altında olan üreme fonksiyonu bir yaşında veya iki yaşından önce ameliyatla indirilen hastalarda normale yakındır. Tek taraflı inmemiş testislerde inmiş testislerde yapısal bozukluğa neden olmaktadır.
    4.Testis torsiyonu( Spermatik kord torsiyonu ) ;
    Spermatik kordun ve testisin kendi aksi etrafında dönmesi ile oluşur. Torsiyon öncelikle venöz kan akımının dönüşünü engeller. Bunun arteriyel kan akımının durması ile testiste nekroz (doku ölümü) husule getirir. Testis torsiyonu daha sık olarak genç erişkinlerde görülürse de çocukluk çağında 3 yaşın altında en sıktır. İnmemiş testis de retraktil testis ve travma neden olarak gösterilirse de uyku sırasında da torsiyon görülebilir. İnmiş testislerde de torsiyon gelişebilir. Testis aşırı derecede hassas ve ağırlı bir hal alır. Skrotumda renk değişikliği olur. Ayrıca tanı boğulmuş fıtık orşit (testis iltihaplanması) ve hidroselle yapılmalıdır. Torsiyon da translüminasyon negatiftir. Tanı süratle konularak cerrahi müdahale ile torsiyon düzeltilmelidir aksi taktirde testis de doku ölümü oluşur. Bir taraf testisteki harabiyet diğer testisi de negatif yönde etkiler.
    5.Travma ;
    İngüinal kanal içerisindeki testisler, skrotumdakilerine kıyasla travmaya daha açıktır.
    6.Psikolojik değişiklikler;
    Çocuklar bir yaşından itibaren dış genital organları ile ilgilenmeye başlarlar. Penis onlar için herşeyin üzerinde bir varlık olur. Testislerin skrotum içinde olup olmaması 4-5 yaşına kadar önemli bir fizik veya psikolojik etki yapmaz. Ancak anne ve babanın çocuklarının bu durumu nedeni ile telaşa kapılarak onların yanında ilerideki erkeklik durumlarının ne olacağı şeklindeki tartışmaların, çocukta depresyon ve eksiklik hissi yaratır. Beş yaşından sonra bir veya iki testisin skrotumda olmadığını, fark eden çocuk büyük bir korku ve depresyon içine girebilir.
    7.Kansere dönüşüm potansiyeli;
    İnmemiş testislerde kanser şansı inmiş testislere kıyasla daha yüksektir. Her nekadar önceleri ameliyat ile (orşiopeksi) indirildiğinde kanser oranının değişmediği ancak testisin takibinin kolaylaştığı düşünülmekteydi. Ancak literatürde 10 yaşından önce indirilmiş testislerde kanser oranının fevkalade düşük olduğu gösterilmiştir. Bu erken ameliyatın kansere dönüşümünü azalttığını göstermektedir.
    Genel olarak testis kanserleri diğer tümörlere kıyasla daha azdır. Bu nedenle aileye kanserden bahsedip korkutarak orşipeksi yapılması doğru olmaz. Kanser riski nedeni ile skrotuma indirilemeyen karın içi testislerin çıkartılmasını önerenler vardır.
    İnmemiş testislerde tedavi prensipleri ;
    İnmemiş testislerde eskiden okul öncesine kadar hastaların takibi (6 – 7 yaş ) tavsiye edilirdi. Son 10-15 yıldır yapılan araştırmalar eğer testis bir yaşın sonuna kadar inmemişse bundan sonra kendiliğinden inmesinin imkansız olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bazı araştırmalara göre bir yaşından sonra inmemiş testislerde dejeneratif değişikliklerin başladığı gösterilmiştir. Bu nedenle inmemiş testis ameliyatının bir yaşında ama mutlaka iki yaşından önce yapılması gerektiğini ortaya koymuştur.
    İnmememiş testislerde hormon tedavisinin yeri ;
    İnmemiş testislerde bazı endokrinologların, intrauterin hayatta testisin üzerine hipofiz ön-lob hormonlarının etkisi olabilir düşüncesine dayanmaktadır. Son yirmi yıldır hemen hemen tüm çocuk ve çocuk cerrahi merkezlerinde hormon tedavisi terkedilmiştir. İntrauterin hayatla testisin inişi üzerine hormonların etkisi hakkında bugün yeterli bilgimiz olmadığı gibi, ameliyat sırasında ingüinal kanalda rastladığımız fibröz tunika vaginalisi, hormon tedavisinin ortadan kaldırdığı ve testisi indirdiği kabul edilemez.
    Puberteden önce uygulanan hormon tedavisinin arzu edilmeyen yan etkileri de olmaktadır. Tek taraflı inmemiş testislerde verilen hormonun, inmiş testis üzerinde zamansız ve aşırı büyümelere neden olduğu görülmektedir. Ayrıca hormonların spermatogenezis üzerine olumsuz etkileri gösterilmiştir. Bunun yanında hormonların karsinojenik etkileri halen münakaşa konusudur.
    BU NEDENLEDİR Kİ HORMON TEDAVİSİNİN İNMEMİŞ TESTİSTE YERİ YOKTUR.
    Yapılan histopatolojik çalışmalar inmemiş testislerde dejeneratif değişikliğin başladığı bir yaşından önce ama mutlaka iki yaşındam evvel, testisin cerrahi olarak indirilmesi (orşiopeksi) gerekliliğini ortaya koymuştur. Klinik olarak bariz ingüinal herni tedavisi ile birlikte en kısa süre içerisinde ameliyat yapılmalıdır.
    Testisin olmadığı veya atrofik olduğu durumlarda psikolojik ve estetik bozukluğu önlemek için testis protezleri kullanılabilir.
    EKTOPİK TESTİS
    Normal iniş yolunu takip ederek üst ingüinal kanala geçen fakat skrotum yerine perineal veya femoral bölgede yerleşmiş testisler için kullanılır. Böyle testislerin cerrahi olarak skrotuma indirilmesi gerekir.
    RETRAKTİL TESTİS ( UTANGAÇ VEYA MAHÇUP TESTİS) :
    Bu durumda testis aslında skrotuma inmiş olmasına rağmen, çeşitli situmüluslar sonucu inguinal kanalın dış açıklığı içine çekilmiştir. Zaman zaman skrotum içerisine de inerler, zaman zamanda skrotum yerine inguinal kanala doğru yukarı çıkarlar. Burada gerçek bir inmemiş testis söz konusu değildir. Ancak testis günün belli bir süresinde skrotuma inmiyorsa böyle testislerde spermatogenez ( sperm üretimi ) bozulabilmektedir. Bu nedenle retraktil olduğu şeklinde değerlendirilen bu gibi durumlarda ( günün çoğunluğunu ingüinal kanal veya ingüinal kanalın dış ağzında geçiren testisler) inmemiş testis grubunda değerlendirmek hastanın yararına olacaktır.