Etiket: Neden

  • Çocuklarda boğaz enfeksiyonları

    AKUT FARENJİT VE BETA HEMOLİTİK STREPTOKOK ENFEKSİYONLARI

    Üst solunum yolu enfeksiyonları çocukların en çok doktora götürülme nedenidir ve bu çocukların üçte birinde asıl şikayet boğaz ağrısıdır.

    Boğaz enfeksiyonlarının nedeni nelerdir?

    Çoğu boğaz enfeksiyonunun nedeni viruslardır,virus lar antibiyotiklerle tedavi edilmezler En sık boğaz enfeksiyonuna neden olan bakteri A Grubu Beta Hemolitik Streptokoktur(AGBHS) Bazı diğer bakterilerde boğaz enfeksiyonuna neden olabilmektedir ancak klinik önemleri yoktur Boğaz enfeksiyonuna bir çok mikro organizma neden olmakta ise

    A Grubu Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyon neden önemlidir?

    Çünkü AGBHS tedavi edilmez ise AKUT EKLEM ROMATİZMASI ve bir çeşit NEFRİT e neden olabilir.

    Akut eklem romatizması halen ülkemizde kalp hastalıklarının nedenleri arasında ilk sıradadır

    Virusların neden olduğu boğaz enfeksiyonları nasıl anlaşılır?

    Genellikle daha yavaş başlangıçlıdır ve boğaz ağrısına sıklıkla nezle,öksürük,göz iltihaplanması gibibelirtiler eşlik eder.Örneğin ADENOVİRUS farenjitine konjonktivit ve ateş eşlik eder buna

    FARİNGOKONJONKTİVAL ATEŞ denir.COXSACKİE denilen başka bir virus boğazda 1-2 mm boyutlarında ülserlere ve ateş e neden olur bu tabloya HERPANJİNA denir.HERPESVİRUS denilen uçuk virusu ağızda boğaz da ve aynı zamanda diş etlerinde kızarıklık ve yüksek ateş yapar.Öpücük hastalığı olarak bilinen EBSTEİN BARR VIRUS bademciklerde büyüme,iltihap,boyun lenf bezelerinde büyüme karaciğer ve dalakta büyüme ve ciltte döküntü yapabilir.

    A Grubu Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyonun bulguları nedir?

    Genellikle ani ateş ve boğaz ağrısı ile başlar,baş ve karın ağrısı sıklıkla görülür.Boğaz kırmızıdır, bademcikler büyümüştür ve üzerleri iltihaplıdır, boyuda lenf bezeleri büyük ve gergindir.Bazen ciltte zımpara kağıdına benzer ince döküntüler görülebilr,dil de çilek görünümü eşlik edebilir. KIZIL , AGBHS ların neden olduğu bir hastalıktır.Üç tip AGBHS kızıla neden olan toksini içerir,yani bir kişi 3 kere kızıl olabilir Bu belirtiler ve bulgular yanında, öksürük ve nezlenin OLMAMASI AGBHS ENFEKSİYONU tanısını destekler.

    Boğaz enfeksiyonuna teşhis nasıl konulur?

    Çok tecrübeli bir doktorun bile AGBHS farenjitine sadece muayene ederek teşhis koyması doğru değildir.Tanı ’strep swap’ denilen ve örnek alındıktan 5-10 dakika sonra sonuç veren hızlı testlerle ve BOĞAZ KÜLTÜRÜ ile konulur.Eğer swap testi pozitif ise inanılırdır ama negatif ise mutlaka boğaz kültürü yapılmalıdır.

    Boğaz enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?

    Boğaz kültüründe AGBHS bulunmaz ise antibiyorik tedavisi yapılmaz.Virus ların neden olduğu boğaz enfeksiyonlarının tedavisi hastayı rahatlatmaya yönelik olmalıdır.Ağrı kesici ateş düşürücüler gibi. AGBHS un tedavisi antibiyotiktir.Seçilecek ilaç penisilin grubudur,penisiline direnç yıllardır gösterilememiştir,ancak penisilin ile tedavi başarısızlığı % 15-20 olabilmektedir.Penisilinler veya bazı sefalosporin grubu denilen antibiyotkler ağızdan alındığında süre tam 10 gün olmalıdır,ancak tek doz depo penisilin(penadur ,deposilin) de yeterlidir. Daha kısa süreli tedavilerin başarısını gösteren çalışmalar varsada ben henüz bunları hastalarıma önermiyorum.Tedaviyi doktorunuzla tartışınız..

    Boğaz kültüründe GBHS üreyen bir çocuk ne zaman okula veya kreşe dönebilir?

    Tedavi başlandıktan 24 saat sonra bulaştırıcılık kalmaz

    Taşıyıcılık nedir?

    Bazı çocuklar da yukarda sayılan streptokok enfeksiyonu belirtilerini olmaz ancak boğaz kültürlerinde AGBHS üreyebilir,bunlara ‘TAŞIYICI’ denir.Çalışmalar taşıyıcıların hasta olmadığını ve enfeksiyonu başkalarına bulaştırmadığını bu nedenle tedavi etmenin gereksiz olduğunu söylemektedir.Sadece kültür ile taşıyıcıyı hastadan ayırmak mümkün değildir,bunu antikor tayinleri ile anlamak mümkün olabilir ama erken başlanan antibiyotik sonucu antikor titreside yükselmeyebilir .Benim uygulamam eğer çocuk hastalık bulgusu veriyor ve boğaz kültürü veya swap testi pozitif çıkıyorsa taşıyıcı olup olmamasına bakmadan hastayı tedavi etmek şeklindedir.Bence gereksiz tedavi gereksiz alınan kültürlerden kaynaklanmaktadır,Yukarda anlatılan belirtileri olmayan birinden boğaz kültürü alınır ve sonuç pozitif çıkarsa bu çok büyük oranda taşıyıcıdır ve tedavi gereksizdir.Ancak taşıyıcı olduğu bilinen birinde bileAGBHS için anlattığım bulgular var ise ,(yani ateş,boğaz ağrısı,çene altında lenf bezi büyümesi,döküntü gibi) tedavi gereklidir.

    saygılarımla

    Dr.Ertuğrul Güler

  • Çocuğunuzda demir eksikliği olduğu nasıl anlaşılır?

    Çocuğunuzda demir eksikliği olduğu nasıl anlaşılır?

    Demir eksikliği ve demir eksikliği anemisi (kansızlığı)

    Kan hücreleri için çok önemli ve gerekli bir element olan demirin eksikliğine bağlı gelişen kansızlığa demir eksikliği anemisi denir. Demir eksikliği her yaş grubunda görülmekle birlikte özellikle 6-24 aylık bebeklerde ve ergenlik çağında aneminin en önemli nedenidir. Ülkemizde demir eksikliği anemisi okul öncesi dönemde her 3 çocuktan birinde görülmektedir. Genellikle annede çok ağır demir eksikliği olmadıkça bebekte yeterli demir deposu bulunmakta, bu nedenle hayatın ilk 6 ayında demir eksikliği görülmemektedir. Altıncı aydan sonra demir eksikliği anemisi; hızlı büyüme, alınan besinlerde demirin yetersiz bulunması ve aşırı miktarda inek sütü ile beslenme (günde 500 ml den fazla) nedeniyle görülmeye başlar.

    Demir neden önemli?

    Demir, yaşam için çok önemli bir elementtir. Oksijen taşınması, yaşam için önemli olan proteinlerin sentezlenmesi, hücre solunumu, pek çok enzimin yapı ve işlevinde görev alır. Eksikliğinde sadece anemi değil, sinir sistemi gibi diğer sistemlerin işlevlerinde de bozukluklar ortaya çıkar.

    Demir eksikliği neden ortaya çıkar?

    Besinlerle alınan demirin %10’u ancak bağırsaktan emilmektedir.

    -Besinlerle alınan demir miktarında azalma olması,

    -Demirin bazı hastalıklarda bağırsaktan emiliminin bozulması,

    -Vücuttan kan kayıplarının olması(adet gören kızlarda),

    -Vücutta bazı durumlarda(hızlı büyüme dönemi gibi) demir ihtiyacının artması nedeniyle demir eksikliği görülür.

    Demir eksikliği yada demir eksikiği anemisi nasıl anlaşılır?

    Çocuğunuzda demir eksikliği ya da anemisi olabileceğini gösteren belirtiler şunlardır:

    -Halsizlik, yorgunluk

    -Çabuk yorulma

    -Baş ağrısı, baş dönmesi

    -Çarpıntı

    -Deri renginde solukluk

    -Tad alma duyusunda azalma

    -Tırnaklarda kırılma ve çizgilenme

    -Ağız köşelerinde yara

    -Sinirlilik

    -İştahsızlık

    -Derslerde dikkati toplayamama

    -Okul başarısında düşme

    -Anlama ve algılama güçlüğü, zeka düzeyinde azalma

    -Sık enfeksiyon geçirme

    -Halk arasında uvunma denen, ağlarken morarıp kalma (katılma nöbeti)

    -Büyüme-gelişmelerinde duraklama

    -Azımsanmayacak derecede görülen; besin değeri olmayan toprak, kağıt, tuz, kireç gibi maddeleri yemek de demir eksikliğinin bir belirtisidir.

    Demir eksikliği anemisinin tedavisi nasıl yapılır?

    Tedavi olarak ağızdan alınacak damla veya şurup şeklinde demir içeren ilaçlar verilir. İlaçların tercihen çocuk aç iken verilmesi önerilir. Süt ve süt içeren gıdalarla birlikte verilmemelidir, verilmişse de en az yarım saat sonra ilaç verilmedir. C vitamini içeren içecek ve yiyecekler demir emilimini artırır. Beraber alınması faydalı olacaktır. Demir tedavisinin dozu ve süresi konusunda hekim önerisine uyulmalıdır, çünkü dozu ve süresi hastadan hastaya değişiklik göstermektedir.

    Çocuğum demir ilacını içmiyor, ne yapmalıyım?

    Demir içeren ilaçların tadı genelde pek hoş sayılmaz ve çoğu zaman çocuklar tarafından reddedilmektedir. Bu durumda ilacı portakal suyuna karıştırıp hem tadı nedeniyle içilmesini sağlar, hem de içerdiği C vitamini nedeniyle demir emilimini arttırmış oluruz.

    Demir tedavisi sırasında ne gibi yan etkiler görülür?

    Demir tedavisi sırasında dişlerde boyanma görülebilir. Bazen karın ağrısına neden olabilir, karın ağrısı varsa ilaç akşamları verilebilir. Bazı hastalarda midede yanma şikayetine neden olabilir. Böyle durumlarda ilaç tok karna alınarak bu problemle baş edilebilir. Zaman zaman ishal, kabızlık ve dışkı renginde siyahlaşma yada koyulaşma görülebilir.

    Çocuğumu demir eksikliğinden nasıl koruyabilirim?

    Çocuğunuz eğer zamanında doğmuşsa 4.ayda, erken doğmuşsa (prematür bebek ise) 1.aydan sonra çocuk hekiminiz tarafından koruyucu demir tedavisi başlanacaktır. Bunun yanında ek gıdaya geçildikten sonra demir yönünden zengin gıdalar verilmelidir. İnek sütüne 12.aydan sonra başlanması ve günde 500 ml’nin üstüne çıkılmaması da dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur.

    Demir yönünden zengin gıdalar nelerdir?

    Yumurta sarısı, kırmızı et, karaciğer, üzüm pekmezi, mercimek, nohut, fındık, fıstık, susam gibi gıdalarda bol miktarda demir elementi bulunmaktadır.

  • Çocuklarda inek sütü alerjisi

    İnek sütü alerjisini en kısa şekilde şu şekilde tanımlayabiliriz;
    Çocuğun ya da bebeğin inek sütü veya inek sütü çeren bir gıda alımından sonra bir veya birden fazla süt proteinine karşı immünolojik reaksiyon sonucu çocukta dudak etrafında kızarıklık, yüzde kızarıklık, vücutta kızarıklık ve kaşıntı gibi ciltte belirtilerin görülmesi, kakada kan görülmesi, egzama gibi alerjik belirtilerin ortaya çıkmasına inek sütü proteini alerjisi denir.

    İnek Sütü Alerjisinin Türleri
    Üç tiptir. Tip 1, tip 2 ve tip 1 ile tip 2’nin birlikte olduğu mikst tip olmak üzere 3 türdür. Tip 1 ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir ve genellikle ilk 2 saatte belirtiler görülebilir. Tip 2 ve mikst tip ise 2 saatten daha sonra belirtiler görülür ve düzelme şansı genellikle daha yüksektir.

    İnek Sütü Alerjisi Görülme Sıklığı
    Çocuklarda inek sütüne alerji sıklıkla 1 yaşından önce başlar ve ekseriyetle 3 yaşında son bulur. İnek sütü proteinine reaksiyon sıklığı %5-15 arasında görülmektedir. Bu reaksiyonların çoğu alerji değildir. Çocuklarda inek sütü proteinine alerji ise %2-6 arasında görülmektedir.

    Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesi çok önemlidir.
    İlk 6 ay sadece anne sütü alanlarda inek sütü alerjisi bin çocuktan beşinde görülmektedir. Yani anne sütü ile bebeğin beslenmesi inek sütü alerjsi gelişmesine karşı koruyucudur.

    İnek Sütü Alerjisinin Önemi
    İnek sütüne proteinine alerji gelişen bebeklerin inek sütü içeren bir gıda alması ile ciddi alerjik reaksiyonlar görülebilmektedir. Ciddi alerjisi olan çocuklarda alerjik şok dediğimiz hayatı tehtit eden bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Ayrıca iyi bir diyet düzenlenmediği takdirde büyümede durma ve yetersizlikle sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle inek sütü proteini alerjisi önemsenmelidir.

    İnek sütü alerjisi belirtileri
    İnek sütü alımından hemen sonra veya ilk 2 saatte ciltte kızarıklık, kaşıntı, akciğerde hırıltı, öksürük, anjioödem ve alerjik şok belirtileri görülebilir. İnek sütü almından 2 saatten daha sonra veya birkaç gün içinde görülebilen belirtiler ise kakada kan görülmesi, kabızlık, reflü, egzama (atopik dermatit), 3 saatten daha uzun süren gaz ağrısı, akciğerde pulmoner hemosiderozis dediğimiz akciğerde kanamalar, barsak ve midede alerjik reaksiyonlar şeklinde belirti gösterebilir.

    Aşağıdaki videoda Uzm. Dr. Anıl Yeşildal, çalışan annelerin bebeklerine nasıl süt verebileceğini anlatıyor.

    Sonuçta şu durumlarda inek sütü proteini alerjisinden şüphelenmek gerekir:

    -İnek sütü veya mama alımından sonra;
    -Dudak etrafında kızarıklık, vücutta kızarıklıklar, dilde ve dudakta şişme
    -Sık öksürük ve hırıltı
    -Nefes sıkışması ve kendinden geçme gibi alerjik şok belirtileri
    -Egzama
    -Kakada kan görülmesi
    -Tedaviye cevap vermeyen kabızlık
    -Nedeni bilinmeyen sık sık kusma
    -Gaz ağrısı günde 3 saatten daha uzun sürüyor ve 3 haftadan daha uzun görülüyorsa akla inek sütü alerjisi gelmeli ve çocuk alerji uzmanı ile temasa geçilmelidir.

    İnek Sütü Alerjisi Nedeni
    İnek sütündeki proteinlere karşı vücudun alerjik reaksiyon vermesiyle olur. İnek sütü içinde kazein ve Whey proteinlerine karşı alerjik reaksiyon gelişir. Alerjik hastalıklarda genetik çok önemlidir. Anne ve babasında alerjik hastalık olan çocuklarda inek sütü alerjisi riski de yüksektir. Ailede astım, alerjik nezle, egzama, besin alerjisi gibi alerjik hastalık olan bebeklerde inek sütü alerjisi gelişme riski daha yüksektir.

    İnek sütü alerjisi teşhisi
    İnek sütü alerjisi belirtileri olan bebek ve çocuklar çocuk alerji uzmanlarınca incelenir. İnek sütü alerjisi düşünülüyorsa ciltten alerji testi yapılır. Gerekirse kandan da inek sütü alerjisine ve diğer sık alerjiye neden olan gıdalara bakılır. Bu testler sonucunda çıkan alerjinin derecesine göre hareket edilir. Bu nedenle alerji testinin çocuk alerji uzmanı veya gözetiminde, doğru teknikle ve metotla yapılması çok önemlidir. Alerji derecesine göre yükleme testi yapılıp yapılmayacağı kararı verilir. Deneyimsiz kişilerce test yapılması çok ciddi istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Sadece test sonuçlarına göre diyet verilmesi ise son derece sakıncalıdır. Gereksiz diyete ve bunun sonucunda da çocuğun büyümesinde ve gelişmesinde bozulmaya neden olabilir. Sonuç olarak teşhis ayrıntılı öykü, alerji testleri, eliminasyon diyeti ve gerekli durumlarda yükleme testi ile konur. Kesin teşhis konulmasında deneyim ve uzmanlaşma çok önemlidir. Sadece kan testleri ile inek sütü alerjisi teşhisi konulmaz.

    İnek sütü alerjisi tedavisi
    İnek sütü alerjisi tedavisinde diyet, ilaç tedavisi ve oral dezentizasyon olarak 3 şekilde tedavi vardır.

    İnek sütü alerjisinde diyet
    Diyet tedavinin en önemli parçasıdır. Öncelikle inek sütü proteini içeren gıdalar tüketilmemelidir. İnek sütüne çapraz reaksiyon gösteren gıdaların da verilmemesi önemlidir.

    İnek sütü alerjisinde Oral immünoterapi (Aşı tedavisi),hastaları desensitize (besine alıştırma) etmek ve kalıcı tolerans (inek sütü alerjisinin düzelmesi) geliştirmek amacı ile küçük dozlardan başlayarak düzenli olarak artan dozlarda inek sütü alerjenlerinin alerjenlerinin ağızdan verilmesidir.
    Henüz standart bir protokolü olmadığı için deneme aşamasındadır. Başarılı sonuçlar bildirilmektedir. Ancak tedavi sırasında uyum sorunu olanlarda ciddi reaksiyonlar görülebilmektedir.
    Bu tedavi 3 yaşından sonra uygulanabilmekle birlikte genellikle 5 yaşından sonra tavsiye edilmektedir. Çünkü inek sütü alerjisinin 5 yaşına kadar kendi kendine düzelme şansı yüksektir.

    İnek sütü alerjisinde ilaç tedavisi
    İnek sütü alerjisinde ilaç tedavisi yoktur. İnek sütü alerjisine bağlı kaşıntı olan çocuklarda kaşıntıya yönelik ilaçlar ve cildi düzeltici kremler ve nemlendiriciler kullanılabilir. Nefes sıkışması ve hırıltı olanlarda nefes açıcı ilaçlar kullanılabilir. Ciddi alerjik reaksiyonlarda (alerjik şokta) epinefrin (adrenalin) oto-enjektör uygulanabilir.

    İnek Sütü Alerjisi Hakkında En Çok Sorulan Sorular

    1- Ciltten alerji testi kaç yaşında yapılabilir?
    Ciltten test 2 aylıktan itibaren yapılabilir. Çocuğun canını çok acıtmadığı için sorun oluşturmaz. Ancak bu testin çocuk alerji uzmanınca veya denetiminde yapılması önemlidir.

    2- Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?
    Ciltten yapılan alerji testleri daha doğru sonuç vermesi ve bir çok gıdaya aynı anda bakılabilmesi ve 15-20 dakikada sonuç vermesinden dolayı daha değerlidir. Kandan yapılan testler şüpheli vakalarda cilt testiyle birlikte yapılabilir. Tek başına kandan yapılan test tekniğe ve cihazın kalitesine bağlı değişebilmesinden dolayı genellikle tevsiye edilmez. Ancak alerji testi yöntemi konusunda bilgi sahibi olan çocuk alerji uzmanlarınca tercih edilebilir.

    3- Anne sütü ile beslenen bebekler nasıl beslenmelidir?
    İnek sütü proteini anne sütüne geçer. Bu nedenle annenin de inek sütü proteini içeren ve çapraz reaksiyon yapan gıdalardan diyet yapması gerekir. Ancak anne diyeti bozduğunda çocukta sorun olmuyorsa annenin diyet yapmasına gerek olmayabilir.

    4- İnek sütü alerjisi olan bebekler nasıl beslenmelidir?
    İnek sütü alerjisi olan bebeklerin ek mama ihtiyacı olursa inek sütü proteini içermeyen mamalarla beslenmesi gerekir. Ancak bu mamalar verilmeden önce mutlaka kesin teşhis konulması çok önemlidir. Normal mamalar da inek sütü proteini içerdiği için verilmemelidir. İnek sütü protein içeren bir gıdayı diline bile sürmesi ciddi sonuçlara neden olabilir. Onun için çok dikkatli olunmalıdır.

    5- İnek sütü yerine keçi sütü verebilir miyim?
    İnek sütü alerjisi olan çocuklar diğer hayvan sütlerine de genellikle alerjiktir. İnek sütüne alerji olan çocukların %80’ninde keçi sütü alerjisi de vardır.

    İnek sütü alerjisi teşhisi konumuş bir çocuğa keçi sütü veriliyor ve bir sorun olmuyorsa büyük bir ihtimalle inek sütü alerjisi teşhisinde sorun vardır.

    Keçi sütü besin değeri düşük olduğu için uzun süre boşu boşuna keçi sütü vermiş olabilirsiniz. Bu da çocuğun beslenmesini kötü yönde etkliyebilir. Bu nedenle inek sütü alerjisinde keçi sütü verilmişse bu teşhisin teyit edilmesi için çocuk alerji uzmanına gidilmesi gerekir. Gerçek inek sütü alerjisinde kesinlikle keçi sütü tercih edilmez.

    6- Epinefrin (Adrenalin) oto-enjektör nasıl kullanılır?
    İnek sütü alerjsi olan çocukların aileleri yanlarında epinefrin oto-enjektör bulundurmalıdır.
    Yanlışlıkla inek sütü alerjisi olan bir çocuk inek sütü almış ve ciddi alerjik reaksiyon gelişmişse (Vücutta kızarıklık, kaşıntı, nefes sıkışması gibi) adrenalin yapılması çok önemlidir.
    Çocuğun bacağının sağ tarafından ve dizden 4-5 parmak yukarıdan uygulanmalıdır. Bu oto-enjektörlerin özelliği enjektörün arka kapağı çıkarıldıktan sonra bacağın sağ yanında 90 derece açıyla basınç uygulanır 10 saniye tutulursa enjektör kendi kendine enjekte etmektedir.
    Bu ilaç Türkiye’de olmadığından yurtdışından getirtilmelidir. Bunun için Eczacılar odası ile temasa geçilebilir.

    7- İnek sütü alerjisi düzelir mi?
    İnek sütü alerjisinin düzelmesi birlikte astım ve alerjik nezlenin olup olmamasına, teşhis konulan yaşa, başka gıdalara alerji olup olmamasına ve alerjinin şiddetine gore değişebilmektedir. Genellikle hafifi inek sütü alerjileri 1 yaşına kadar düzelir. 1 yaşına kadar düzelme %45-55, 2 yaşına kadar %60-70, 3 yaşına kadar %80-90 ve 5 yaşına kadar %90 düzelme görülür. Bu oranlar çeşitli çalışmalarda farklılık gösterebilmektedir.

    8- İnek sütü alerjisine hangi doktor bakmalıdır?
    İnek sütü alerjisi teşhis, tedavi ve izleminde özel eğitim alan uzmanlar Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından Çocuk Alerji üst ihtisası yapıp çocuk alerji uzmanı olan uzmanlardır.

  • Arı alerjisi

    Arı alerjisi nedir?
    Arı sokmasıyla arı venomuna karşı vücudun aşırı reaksiyon vermesine denir. Bazen alerjik şok gibi ölümle sonuçlanabilen sonuçlara neden olabilir.

    Arı alerjisi nasıl gelişir?
    Arıların zehirleri yani venomları alerjiye neden olmaktadır. Yaban arıları türleri arasında çapraz reaksiyona neden olabilecek alerjenler vardır. Arıların zehirlerine karşı alerji gelişen kişilerde arı sokması ile arı alerjileri belirtileri gelişmektedir. Tip 1 alerjik reaksiyon gelişmektedir.

    Arı alerjisi belirtileri nelerdir?
    Arı soktuktan sonra 24-48 saat içinde belirtiler giderek artar. 7 gün devam edebilir. Bazen 72 saat sonra belirtiler ortaya çıkabilir.

    Arının soktuğu yerde hafif kızarıklık şişlik ve ağrı görülebildiği gibi bazen büyük şişlikler, yorgunluk, kusma gibi belirtilere neden olabilir. Arı sokmasından sonra fazla şişme görülmesi hayatı tehtit eden ciddi şokla giden alerjik reaksiyonların (Anaflaksi) görülmeyeceğinin göstergesidir. Bu kişilerde anaflaksi gelişme sıklığı %3-5 oranındadır.

    Arı sokmasından hemen sonra görülen reaksiyonlarda; sokulan yerde hafif şişlik olabilir veya çok fazla olabilir. Toksik reaksiyonlar ve ciddi alerjik şok gelişebilir.

    Arı sokmasından günler veya aylar sonra nadir olsa da serum hastalığı, Gullen-Barre sendromu, glomerulonefrit, miyokardit ve vaskülit görülebilmektedir.

    Arının soktuğu yerde şişlik olması en sık görülen belirtidir. Ancak bu şişlik alerji nedeniyle olmaz. Venoma bağlı reaksiyondur.

    Bazen arı sokması sonrası 8-10 cm çapından daha büyük olabilir. Arı sokması sonrası kişilerin sadece yüz kişinin üçünde olur. Şişlik boyutu 48 saate kadar artabilir. Düzelmesi ise 10 günü bulabilir. Bazen tüm kolu veya bacakta şişlik olabilir. Reaksiyon ağır ise bitkinlik ve bulantı görülebilir.

    Serum Hastalığı nedir?
    Bazen immünolojik olarak serum hastalığı denen hastalık görülür. Bu hastalıkta arı sokmasından 7 gün sonra eklem ağrısı ve kurdeşen dediğimiz cildin kaşıntılı allerjik hastalığı görülür. Serum hastalığı geçirenlere de aşı yapılmalıdır.

    Toksik reaksiyon
    Aynı anda elliden fazla arı sokarsa gelişir. Birçok arının zehiri birden vücuda girmesi sonucu arı zehiri içinde bulunan maddelere bağlı baş ağrısı, bulantı, kusma, ateş, havale, tansiyon düşmesi, kalp I yetmezliği, şok ve ölüm görülebilir. Bu toksik reaksiyonun alerjiyle alakası yoktur. Toksik reaksiyon sonrası alerji de gelişebilir. Bu nedenle toksik reaksiyon gelişen kişilere arılara karşı deri testi I yapılmalıdır. Deri testi pozitifse daha sonraki arı sokmalarında alerjik şok gelişme riski vardır.

    Ciddi reaksiyonlar
    Arı sokması sonrası gelişen ciddi reaksiyonlar Tip 1 alerjiye bağlı gelişen reaksiyonlardır.
    Tip 1 alerjik reaksiyon olarak kaşıntı kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişebilir. Arının soktuğu yer dışında bir yerde kaşıntı, kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişmişse alerjik şokun habercisi bir bulgu olarak düşünülebilir. Bu nedenle kaşıntı, kızarıklık ve kurdeşen gelişen kişilerde daha sonraki arı sokmasında alerjik şok riski vardır.

    Arı sokmasına bağlı alerjik şok genelde ilk 30 dakika içinde bazen 1 saat içinde olur. Çok nadiren 72 saat e kadar gecikebilir.
    Alerjik şok gelişen çocuklara acil tedavi yapılmalıdır. İlk vrilemsi gereken ilaç epinefrindir. Alerjik şok teşhisi ve tedavisi için alerjik şok bölümünü okuyabilirsiniz.

    Aşağıdaki videoda Uzm.Dr. Anıl Yeşildal, anne sütünü arttırmak için yapılması gerekenleri anlatıyor.

    Arı alerjisinin teşhisi nasıl konulur?
    Öncelikle arı sokması olup olmadığı sorgulanmalıdır. Arı soktuğu öğrenilmişse arının türü öğrenilmeldiir. Sokulan yerde iğne varsa bu bal arısıdır. Arı resimleri de arının türünün belirlenmesinde yardımcı olabilir. Arı sokmasında en önemli nokta gelişen reaksiyonun boyutunun saptanmasıyla başlar. Reaksiyonlar alerjiyi düşündürüp düşündürmediği değerlendirilmelidir. Sadece arı sokulan bölgede şişlik mi var, yoksa kaşıntılı kızarıklığın olduğu kurdeşen mi var, arının soktuğu yer dışında da kaşıntılı kızarıklık var mı?, tansiyon düşüklüğü, nabız artması, halsizlik, bulantı, karın ağrısı, nefes sıkışıklığı gibi bulgular sorgulanır. Reaksiyonun boyutu 8-10 cm den büyük olup olmadığına bakılır.

    Hangi durummlarda çocuk alerji uzmanı görmelidir?
    Eğer 8-10 cm de büyük şişlik gelişmişse, ellliden fazla arı sokmuşsa, nefes sıkışıklığı, tansiyon düşüklüğü gelişmişse, kurdeşen gelişmişse çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

    Arı alerjisi testi nasıl yapılır?
    Kandan arı venomuna alerji ve ciltten alerji testi yapılması önerilir. Deri testi deri prick ve intradermal olarak uygulanmaktadır.

    Arı sokmasında bilinmesi gerekenler nelerdir?
    Arı somasına bağlı alerjik şok gelişen çocukların yanında epinefrin bulunmalıdır. Aileye ve çocuğa epinefrin oto-enjektörünün nasıl kullanacağı konusunda eğitim verilmelidir. Ayrıca arı alerjisi olan kişilerin arı alerjisi olduğunu gösteren kolye takması veya bilezik takması önemlidir. Arı alerjisi gelişen kişilerin ACE inhibitörü gibi tansiyon ilaçları, anjiotensin II resöptör blokeri, MAO inhiibitörleri ve trisiklik antidepresan kullanımından kaçınılmalıdır. Çünkü bu ilaçlar alerjik şok tedavisinde kullanılan ilaçların etki etmesini engellemektedir.

    Arı sokmasına bağlı gelişen reaksiyon venom alerjisi olarak düşünülmüşse kandan ve deriden arı venom alerji testi yapılmalıdır. Yapılan test sonucuna gore hangi arıya alerji varsa o arıya karşı aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi yapılmalıdır.

    Daha once alerjik şok gelişmeyen kişilerin arı venomuna karşı deri testi pozitifse bir sonraki arı sokmasında %10’a varan oranlarda alerjik şok riski vardır.

    Alerjik şok gelişmiş kişilerde yapılan alerji testi pozitifse bu kişilerde alerjik şok gelişme riski %40-70’dir.

    Arı sokması nasıl tedavi edilir?
    Arı sokmasından hemen sonra görülen şişlik için soğuk kompres yapılmalıdır. Ağrı kesici verilebilir. Bir kaç saat içinde düzelir.

    Şişlik çok büyükse soğuk kompres, ekstremitelerin yüksekte tutulması, ağrı kesici ilaçlar, ağızda antihistamminikler ve bazen kortikosteroidler kullanılır. Böyle çok geniş şişlik olan kişilerde daha sonar tekrar arı sokarsa alerjik şok gelişme riski %5-10’dur. Böyle çok geniş şişlik olmuşsa mutlaka bir çocuk alerji uzmanı çocuğu değerlendirmelidir.

    Kaşıntı, kızarıklık, kurdeşen ve anjioödem gelişmişse ve sadece deri bulguları varsa ve tansiyon nabız değişikliği yoksa antihistaminikler ve gerekli durumlarda kortikosteroidler verilebilir. Bu şekilde reaksiyon gelişen çocukların daha sonra tekrar arı sokmasıyla alerjik şok gelişebileceği için çocuğun yanında adrenalin oto-enjektörü bulunmasında fayda vardır.

    Alerjik şok belirtileri gelişirse hemen epinefrin oto-enjektörü kullanılmalıdır. Bunun için alerjik şok bölümünde epinefrin otoenjektör kullanımı yazımızı okumalısınız ve videomuzu mutlaka izlemelisiniz.

    Arı iğnesi deride kalmışsa sıkılmadan çıkarılmalıdır. Sokulan yere soğuk kompres uygulanmalıdır. Sokulan yer kol veya bacaksa sokulan yerin vücuda yakın olan kısmına turnike uygulanmalıdır. Daha önce alerjik şok gelişmişse ve arı sokmuşsa alerjik şok belirtileri gelişmeden epinefrin yapılmalı ve en yakın hastaneye gitmek için ambulans çağrılmalıdır. Epinefrin oto-enjektörü bulundurmak mümkün olmamışsa adrenalin ampul 1 mg ve enjektör her zaman bulundurulmalı ve hangi dozda kullanılacağı konusunda eğitim verilmelidir. Alerjik şok belirtileri ilk epinefrine rağmen devam ediyorsa 5-10 dakika sonra ikincisi yapılabilir.

    Alerjik şok gelişince daha sonra tekrarlar mı?
    24 saat içinde tekrarlayabilir. Bu nedenle gözlem altında tutulur.

    Arı Sokmasında Aşı Tedavisi
    Venoma karşı aşı tedavisi aşının en etkili sonuç verdiği alandır. Kanda arılara karşı alerji varsa ve deri testinde arı alerjisi pozitif çıkarsa ve alerjik şok daha önce gelişmişse aşı tedavisi yapılmalıdır. Hafif alerji gelişen çocuklara aşı tedavisi önerilmez. 16 yaşından büyüklerde arının soktuğu yerde ciddi şişlik veya arının soktuğu yerden başka yerlerde de şişme olursa yapılmalıdır.

    Aşı etkili midir?
    Arı alerjisine karşı yapılan aşının etkinliği çok fazladır. %75-100 oranında etkilidir.

    Aşı tedavisi ne kadar sürer?
    Yaklaşık 5 yıl devam edilir. İlk 4 ay haftada bir daha sonra ayda bir yapılır.

    Arı sokmasından nasıl korunurum?
    Arı ile karşılaşmayı azaltacak önlemler alınmalıdır. Bahçe işlerinden mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Arı olma ihtimali olan bölgelerde uzun kollu kıyafetler giyilmeli ve kısa pantolonlar giyilmemelidir. Parlak, açık renkli, çiçekli giysilerden kaçınılmalıdır. Beyaz, yeşil ve kahverengi renkler arıları daha az çeker.

    Açıkta çöp, gıda, şekerli gıda ve içecekler bulundurulmamalıdır.

    Çok sulu meyvalar, çöp kutuları ve yığınları yaban arılarını çeker. Tatlılar, salam, sosis gibi soğuk etler, bira ve diğer besinler yaban arılarını çeker. Açıkta meşrubat içine yaban arıları girer. Piknikte dikkatl olunmalıdır.

    Parfümler, kokulu deodarantlar, losyonlar, saç kremleri ve güneş kremleri kullanımı arıları çeker. Kaçınılmalıdır.

    Terlemek de yaban arıları ve bal arılarını çekebilir. Bu nedenle açık aanlarda çok terlemeye neden olan sporlar yapılmaması faydalıdır. Arı bireye yaklaşınca ani hareketten kaçınılmalı sakin olunmalsı da önemlidir.

  • Çocuklarda egzama

    Egzama (Atopik Dermatit)
    Çocuklarda en sık görülen, uzun süre devem edebilen, tekrarlamalar gösteren alerjik deri hastalığıdır.

    Egzama Görülme Sıklığı
    Çocuklarda görülme sıklığı 15-20 arasında iken yetişkinlerde %1-3 arasındadır. İstanbul’da yapılan çalışmada egzama sıklığı 13-14 yaş grubunda %2.8 iken 6-7 yaş grubunda %6.5 bulunmuştur.

    Egzama Belirtileri
    Bebeklerde egzama diğer adıyla atopik dermatitin ilk belirtisi yanaklarda olan kızarıklıklardır. Aileler genellikle öpmeyle olduğunu düşünürler. Bazı zamanlar azalır bazı zamanlar ise çok belirginleşir. Aslında alerjik yürüyüşe başlandığının ilk belirtisidir. Bebeğin büyümesiyle boyun altlarında, kol ve bacakların dış yüzeylerinde kızarıklık olmaya başlar. Bebek daha da büyümeye başlayınca artık kızarıklıklar eklem yerlerinde olmaya başlar. Bebeğin cildi kurudur. Kaşıntı ve huzursuzluk olur.

    Egzama Teşhisi
    Bebeklerde yüzde kızarıklık, boyunda veya kulak arkasında kızarıklık veya eklem yerlerinde kaşıntılı, kızarıklık olması halinde egzamadan şüphelenmek gerekir. Bu belirtilerin görüldüğü bebek veya çocukların anne veya babalarında veya akrabalarında alerjik hastalıklar varsa egzamadan şüphe daha da artmaktadır. Egzama belirtileri olan bebeklerin veya çocukların muayenesi yapılır. Kızarıklığın egzamaya uygun olup olmadığı değerlendirilir. Egzamanın belirtileri varsa, aileden alınan bilgiler ve bebeğin muayenesi sonucunda egzama düşünülüyorsa nedene yönelik testler yapılmalıdır.

    Genelde bebek doğduktan sonra 3 ay içinde belirtiler olduğu için aileler testin yapılamayacağını düşünür. Ama işin aslı öyle değildir. Alerji testleri doğumdan itibaren kandan ve ciltten her yaşta yapılabilir.

    * Egzama teşhisinde alerji testleri
    Çocuklarda egzama için alerji testi doğumdan itibaren yapılabilmektedir. Kandan ve ciltten alerji testleri yapılır. Kandan alerji testi cilt testine göre daha pahalı ve daha az duyarlı olduğu için genellikle deriden alerji testi yapılmaktadır.

    Testler bebeklerde sırttan yapılırken büyük çocuklarda daha sık koldan yapılmaktadır. Alerjenler damlatılır ve alerjenlerin cildin içine nüfus etmesi sağlanır.
    Çocuklarda alerji testini çocuk alerji uzmanları veya çocuk alerji uzmanları gözetiminde yapılması doğru teşhis ve tedavi için çok önemlidir. Test doğru teknikle yapılmazsa alerji olmasına rağmen yanlış olarak saptanamayabilir veya tam tersine alerji olmadan alerji var denilerek gereksiz yere bebeğin uzun süre diyet yapmasına sebep olup bebeğin büyümesi ve gelişmesine zarar verilebilir.

    Alerji testleri tek başına teşhis koydurmaz. Bu testin doğru değerlendirilmesi, yorumlanması ve çapraz reaksiyonlar konusunda deneyimli olunması gerekir. Test sonucunda alerji saptanmışsa bu alerjinin egzamanın asıl nedeni olup olmadığı da anlaşılmalıdır.
    Alerji testinin doğru teknikle yapılması, yorumlanması, çapraz reaksiyonların değerlendirilmesi, saptanan alerjinin gerçekten egzamanın nedeni olup olmadığının belirlenmesi konularında en deneyimli olanlar ise çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Alerji testi nadir de olsa ciddi reaksiyonlara neden olabilir ve bu reaksiyonların tanınması ve müdahale edilebilmesi için bu konuda tecrübeli olan çocuk alerji uzmanının olması ve gerekli tıbbi ekipman ve ilaçların hazır bulundurulması çok önemlidir.
    Alerji testleri doğumdan itibaren kandan ve ciltten her yaşta yapılabilir. Test için açlık veya tokluk önemli değildir. Bazı ilaçların testten 1 hafta önce alınmaması gerekir. Özellikle antihistaminikler ve öksürük şurupları kullanılmamalıdır.

    Egzamanın Tedavisi
    Egzama tedavisinde alerjenlerden ve kimyasallardan korunma, cildi nemlendirme ve cilde uygulanan tedaviler yer almaktadır.

    * Korunma
    Egzama tedavisi için alerji saptanan gıda kesinlikle diyetten çıkarılır. Diline bile sürmesi alerjiye neden olur. Hatta bazen nefes sıkışması, tansiyon düşmesi gibi ciddi alerjik sorunlara neden alabilen alerjik şoka bile neden olabilir. Bu nedenle sıkı diyet önemlidir. Katkı maddesi içeren gıdalar tüketilmemelidir. Çünkü gıda alerjisi olan kişilerde katkı maddelerine karşı alerji 10 kat daha fazla görülmektedir. Bebek anne sütü alıyorsa annenin de diyet yapması gerekir. Çünkü annenin sütünden de alerjik madde geçebilmektedir.
    Egzamalı çocuklarda ev tozlarına alerji çok sık görülmektedir. Bu nedenle ev tozu alerjisinde de önemleler alınmalıdır.

    * Cilt temizliği ve banyo
    Cildin temizliği ve bakımı çok önemlidir. Çünkü egzamalı çocukların cildi kurudur ve bariyeri bozuktur. Cildi zarar vermeyen sabun ve şampuanlar kullanılmalıdır. Haftada 2-3 defa banyo yapılmalıdır. Banyodan çıkarken de vücudun su kaybını önlemek için banyo yağları kullanılmalıdır. Banyo yağları küvetin içine veya durulama suyuna konularak uygulanabilir. Kurulama havluyla nazikçe ve tamponlayarak yapılmalıdır.

    * Cildin nemlendirilmesi
    Egzamalı çocukların cilt bariyerleri bozuk ve ciltleri kuru olduğu için egzama tedavisinde nemlendirici kullanmak çok önemlidir. Gün en az 2 defa nemlendirici kullanılması faydalı olur. Her banyodan sonra ilk 5 dakika içinde hafif nemliyken kullanılması da tavsiye edilir.

    * Egzamalı çocuğun banyosu
    Egzama tedavisi için haftada 2-3 kez banyo önerilir. Ciddi vakalarda buğday veya mısır nişastalı su içinde 10-15 dakika beklemeleri önerilir. Banyoda kullanılan sabun ve şampuan cildi kurutmamalı ve tahriş etmemelidir. Banyo sonunda cildin yağlanmasını sağlayan banyo yağları kullanılması tavsiye edilir. Banyo sonrası 3-5 dakika içinde nemli haldeyken sağlam deriye nemlendirici egzamalı bölgeye doktorunuzun önerdiği merhemler kullanılır. Havluyla tampon yaparak kurulanmalıdır.

    * Egzama tedavisinde egzamayı düzelten merhemler
    -Kortizonlu merhemler
    Kaşıntılı cilt lezyonları için kullanılır. Banyodan sonra uygulanacaksa banyodan hemen sonra ilk 5 dakika içinde uygulanmalıdır. Günde 3 defa uygulanabilir.
    -Pimekrolimus merhem
    Kortizonlu merhemlerden daha az etkilidir. Zararlı etkisi daha azdır ancak henüz 2 yaş altında ruhsatı yoktur.
    -Kaşıntı azaltıcı ilaçlar
    Kortizonlu merhemler kaşıntıya faydalıdır. Antihistaminik ilaçlar da kullanılabilmektedir.

    * PUVA
    Çok deneyimli ekiplerce uygulanabilir. Cilt kanserine yatkınlık yaratabilir.

    * Ultraviyole ışın tedavileri
    Tedaviye cevap vermeyen hastalarda faydalı olabilir. 12 yaş üstünde uygulanabilir. Güneşe hassas olanlara uygulanmamalıdır.

    * Aşı tedavisi (immunoterapi)
    Henüz egzamalı çocuklara aşı uygulanması tavsiye edilmemektedir.

    * İmmunosüpresif tedaviler
    Tedaviye dirençli vakalarda uygulanabilir.

    * Antiseptik tekstil ürünleri (ipek giysiler)
    Nemlendirme ve tedavi edici merhemler sürüldükten sonra ağır egzamalı çocuklara tavsiye edilebilir. Ciltten su kaybını azaltmaktadır. Cildi daha az tahriş eder. Cilde mikrop yerleşmesini azaltır.

    Egzama Nedenleri
    C
    ildin yapısında bulunan yağ miktarında ve içeriğinde değişme olur. Cildin yapısındaki bu değişme sonucunda deriden yoğun su kaybı olur. Su kaybı dirençli kaşıntıya neden olur. Cildin yapısının bozulmasıyla alerjik gıdalar veya çeşitli kimyasal maddeler cilde daha fazla zarar vererek iltihap hücrelerin cilt bölgesine toplanmasına neden olur. Bu olaylar sonucunda da ciltte egzamanın belirtileri ile karşılaşırız.

    Egzama gelişmesinde genetik çok önemlidir. Filaggrin mutasyonu denilen genetik bir bozukluk egzama oluşmasında önemlidir. Bu genetik bozukluk sonucu cildi dış etkenlerden koruyan bariyer özelliğinde bozulma görülmektedir.

    Bebeklerde görülen egzamada en önemli neden gıda alerjisidir. Tedaviye başlanmadan önce nedenin ne olduğu net olarak belirlenmelidir. Aksi taktirde egzamalı çocuklara genellikle nemlendirici ve kortizonlu merhemler verilir. Düzelir gibi olur ama bir türlü düzelmez, tedaviye yanıt vermez. Çünkü altta yatan neden gıda alerjisi olup alerjik gıdaya devam edildikçe hastalık son bulmaz. Bu nedenle kesin sebebin bulunması gerekmektedir.

    Egzamanın Önemi
    Egzaması olan çocuklar ilerde astım ve alerjik nezle açısından %60-70 risk taşırlar. Akciğer hırlama çok sık olur. Özellikle gıda alerjisi saptananlar ve flaggrin mutasyonu olanlarda astım ve alerjik nezle gelişme riski yüksektir. Bu nedenle astım ve alerjik nezle belirtileri yönünden sıkı takip edilmelidir. Egzama, gıda alerjisi astım ve alerjik nezlenin sırasıyla çocukta gelişmesine alerjik yürüyüş diyoruz. Bu nedenlerle egzamayı basite almamalıyız.

    Egzama ile Karışan Hastalıklar
    * Seboreik dermatit dediğimiz yağ bezlerinin iltihabi durumu sıklıkla egzama ile karışır. Bu durum sıklıkla koltuk altlarında ve genital bölgelerde görülmektedir. Saçlı deride görülen seboreik dermatit halk arasında konak olarak bilinir. Konak egzamalı çocukların saçlarında sıklıkla vardır ve tedaviye dirençlidir.
    * Diğer egzamayla karışan durum ise uyuzdur. Uyuz ani başlar, koltukaltlarında ve genital bölgelerde kaşıntı daha fazla olur. Uyuzda genelde yüzde kaşıntı olmaz. Uyuzun tipik döküntüsü deneyimli uzmanlar tarafından tanınabilir.
    * Diğer egzamayla karışan hastalık ise sedef hastalığıdır. Sedefte pullanma ön plandadır.

    Öneriler
    -Egzamalı bebekler yünlü ve sıkı kıyafetler giymemelidir. İpek giysiler şiddetli egzma hastaları için önerilebilir.
    -Nemlendirici kullanmalıdır.
    -Cildi kurutmayan ve tahriş etmeyen uygun sabunlar kullanılmalıdır.
    -Bunun dışında kımızı ve kaşıntılı deri döküntülerine doktorunuzun uygun gördüğü ilaçlar verilmelidir.
    -Ciltten alerji testi ile alerjik gıda bulunmalıdır. Egzamalı çocukların %70’inde gıda alerjisi vardır. Altta yatan alerji bulunup o alerjenden tam diyet yapmalıdır. Bu çocukların çoğunda süt, yumurta ve çukulata alerjisi çok sıktır. Diline bile sürmesi alerjiye neden olur.
    -Katkı maddesi içeren gıdaları tüketmemeleri gerekir.
    -Annenin tükettiği gıdalar anne sütüyle de geçebilmektedir. Anne sütüyle beslenen bebeklerin anneleri bebeğin alerji olduğu gıdayı tüketmemelidir. Ancak anne sütü alırken annenin diyetinden egzama etkilenmiyorsa anne diyet yapmayabilir.
    -Egzamalı çocuklarda peş peşe hapşırma, burun kaşınması, sık nezle, sık öksürük, sık hırıltı, nefes sıkışmaları gibi belirtileri olduğu taktirde mutlaka alerjik nezle ve astım yönünden incelenmelidir. Çünkü egzamalı çocuklarda astım ve alerjik nezle görülme riski yüksektir.

  • Mevsimsel allerji sezonu ve allerjik polenler

    İlkbahar ayları, yoğun kış döneminden sonra doğanın canlanmaya başladığı günler olarak bilinir. Havaların ısınmasıyla birlikte ağaçlar çiçeklenir, otlar yeşerir, aynı zamanda kalın giysilerimizi çıkarır daha ince giysiler giymeye başlarız.

    Bitki polenleri bu dönemde atmosferde görülmeye başlar. Bitkilerin polenleri botanikçiler için onların çoğalmasını sağlayan sporlar olarak değerlendirilirken, biz allerji uzmanları ise polenleri allerjen taşıyan tanecikler olarak kabul ederiz. Polenler önce ağaç ve otsu bitkilerin polenleri olarak ikiye ayrılır, otsu bitki polenleri de çayır polenleri ve yabani ot polenleri olarak ikiye ayrılır. Sonuç olarak bitki polenleri ağaç polenleri, çayır polenleri ve yabani ot polenleri olarak üç grupta incelenir.

    Ağaçlar ilkbaharın başlangıcı ile birlikte en erken dönemde polen oluşturmaya başlarlar. Ağaç polenlerinin atmosferde yoğun olarak bulundukları süre ağaç cinslerine bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 1-2 ay kadardır. Ağaçların hemen ardından çayır polenleri atmosferde görülmeye başlar. Çayır polenlerinin atmosferde bulunduğu süre çok daha uzun olup ortalama olarak 6 ay kadardır (Nisan-Eylül arası). Yaza doğru yabani ot polenleri ortaya çıkar. Yabani ot polenleri de yine ağaçlar gibi atmosferde 1-2 ay gibi bir sürede bulunurlar.

    İlkbahar döneminde burunda akıntı, kaşıntı ve tıkanma, gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve akıntı gibi bulguların ortaya çıktığı hastalık tablosu Allerjik nezle yada Saman nezlesi olarak isimlendirilir ve en sıklıkla polenlere bağlı olarak görülür. Nisan, Mayıs gibi aylarda başlayan şikayetler hastalığa sebep olan allerjik polenlerin cinsine göre yaz sonuna kadar devam edebilir. Bazı olgularda sadece allerjik nezleya ait burun ve göz belirtileri ortaya çıkmakta iken bazılarında öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi astım bulguları görülebilmektedir. Genel olarak 10 mikrondan daha büyük polenler sadece burun ve göz bulguları ortaya çıkarırken, 10 mikrondan daha küçük polenler akciğer içi havayollarına ulaşarak astım bulgularına neden olurlar.

    Marmara bölgesi ve Bursa ilimiz özellikle yoğun bitki florası nedeniyle allerjik rinit ve allerjik astıma neden olabilen birçok ağaç cinsine sahiptir. Bölgemizde bulunan ağaç polenleri arasında ilk sırada zeytin ağacı polenleri gelmekle birlikte, ıhlamur ağacı, servi ağacı, çınar ağacı, çam ağacı gibi polenler ön sıralarda yer almaktadır. Apartman bahçelerinde, parklarda ve yol kenarlarında bulunan çayır ve çimenlere ait polenler, aslında allerjik rinit ve allerjik astımda en sık rastlanan allerjenler olarak dikkati çekerler ve atmosferde 6 ay gibi uzun bir süre kalarak hassas kişilerde allerjik bulgulara neden olurlar.

    Polenlere allerjik olan kişilerde ilkbahar ve yaz aylarında dış ortam aktiviteleri sırasında allerjik belirtiler ortaya çıkar. Örneğin ailenin pikniğe gitmesini takiben burun, göz ve akciğerlere ait belirtiler görülür. Polenlere allerji gösterdiği düşünülen hastalarda öncelikle 0-18 yaş grubunda çocuk allerji uzmanları tarafından, erişkinlerde ise erişkin allerji uzmanları tarafından deri testleri yapılarak tanı konur. Deri testlerinde allerjik olduğu tesbit edilen polenlerden uzak durmak tedavideki en önemli yaklaşımdır. Bu nedenle polenlere allerjisi tespit edilen allerjik astımlı yada allerjik rinitli olguların ilkbahar döneminde piknik yapmamaları, park ve bahçelerde gezi yapmamaları iyice anlatılmalıdır. Ayrıca antiallerjik ilaçların kullanılması uygun olur. Polenlerden korunabilmek gerçekten zordur. Rüzgarlarla 100 km kadar uzağa taşınabildiği gösterilmiştir. Yağmurlu günlerde azalırken güneşli günlerde sayıları artar. Polenlerden korunmanın mümkün olmadığı durumlarda ise allerji aşıları uygulanır.

  • Alerjik astımlı çocuklar

    Alerjik Astımlı Çocuklar
    Alerjik rahatsızlıklarda hem Türkiye’de hem dünyada artış görülüyor. Astım veya diğer adlarıyla alerjik bronşit veya spastik bronşitin görülme sıklığı da her geçen gün artıyor. Çocuklarda astım sıklığı %10 ile %20 arasında değişiyor. İstanbul’da yapılan çalışmada her 7 çocuktan birinde astım hastalığı var. Bu nedenle de astımlı çocuğu olan ailelerin nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmeleri büyük önem arz ediyor.

    Çocuklarda astımın en sık nedeni alerjidir
    Astımlı çocukların alerjisinin nedeni öncelikle öğrenilmesi çok önemlidir. Çünkü çocuklarda astımın %90 nedeni alerjidir. Bunun için çocuk alerji uzmanlarınca yapılan ciltten alerji testinin yapılması gerekiyor. Kandan yapılan testler çok sağlıklı sonuçlar vermiyor.

    Astım tedavisinde alerjenden korunma çok önemlidir
    İstanbul’da en sık neden olan alerjenler ev tozu mite alerjisi ve polen alerjisidir. Bunların dışında küf, evcil hayvan tüyleri gibi alerjenler de neden olabiliyor. Test sonucuna göre belli olan alerjenden korunma yöntemleri çok önemlidir. Örneğin polene alerjisi olan çocukların polenlere karşı korunma önlemleri alması, ev tozuna karşı alerjisi olanların da ev tozuna karşı önlem alması gerekiyor. Astım tedavisinde en önemli yöntem astıma neden olan alerjenden korunma yöntemidir.

    Astımlı çocukların bronşlarında aşırı hassasiyet vardır
    Astımlı çocukların diğer dikkat etmesi gerekenler ise astımı tetikleyen faktörlerin bilinmesidir. Astımlı çocukların akciğerlerindeki bronşlar çok hassastır. Alerjenler bronşlarda inflamasyon dediğimiz iltihaplanma yaparak bronşları koruyan mukoza tabakasını zedeler. Bu zedelenme sonucu bronşlar hassaslaşır. Özellikle anne veya babasında veya yakın akrabalarında astım, alerjik nezle, egzama veya başka alerjik hastalıklar olan çocuklara sık antibiyotik kullanmamak, fazla kilo alımından kaçınmak, hijyene çok önem vermemek, aşırı nemden sakınmak, katkı maddeli besinlerden kaçınmak, ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek gibi bazı önlemler astım gelişmesini önlemede yardımcı olabilir. Astım hastası çocukların akciğerleri çok hassas olduğu için

    Gribal enfeksiyonlar astımı tetikler
    Astımı tetikleyen en önemli neden gribal enfeksiyonlardır. Gribal enfeksiyonlar akciğerleri hassas olan astımlı çocukların en büyük düşmanıdır. Astımlı çocukların gripleri ağrı geçer, her seferinde öksürük olur ve 15 günden de uzun sürer. Bunun asıl nedeni akciğerlerdeki aşırı hassasiyettir. Bu nedenle de grip aşısı tüm gripleri engellemesine rağmen astımlı çocuklara yapılması tavsiye edilmektedir.

    Astımlı çocuklar spor yapmalıdır
    Diğer astımı tetikleyen faktör de egzersizdir. Koşmak, merdiven çıkmak gibi egzersizler astımlı çocukları sıkıştırabilir veya astımın belirtilerini ortaya çıkarabilir. Bu nedenle astımlı çocuklar sıklıkla egzersiz yapmaktan ve spor yapmaktan kaçınırlar. Astımlı çocukların aileleri de çocuklarının top oynamalarını istemezler ve terlemelerinden korkarlar. Bu da astımlı çocukların şişmanlamasına ve de astımın daha da kötüleşmesine neden olur. Astımlı çocuklar doktorun önerdiği şekilde spor yapmalı, diyetlerine dikkat etmeli ve fazla kilo almamalıdır.

    Astımlı çocuklar kokulara çok hassastır
    Astımlı çocuklar ve yetişkinler kokulara çok hassastır. En hafif kokuyu dahi alırlar. Bunun da nedeni bronşlarda gelişen aşırı hassasiyettir. Keskin kokular astımlı çocukların kötüleşmesine ve krize girmesine neden olabilir. Bu nedenle astımlı çocukların ve yetişkinlerin keskin kokulu parfüm kullanmaması önemlidir. Çamaşırların güzel kokması tüm annelerin en büyük istekleridir. Ancak parfümlü deterjanlar çamaşırların güzel kokmasına neden olurken astımlı çocukların astım belirtilerini ortaya çıkmasına neden olabilir. Hatta astım krizine neden olabilir. Çünkü astımlı çocukların bronşlarında aşırı hassasiyet vardır. Bu parfüm kokularının hangi çocuğu tetikleyip hangisini tetiklemeyeceğini bilmek çok zordur. Bu nedenle evde astımlı çocuğun olduğu evlerde çamaşırların parfümsüz deterjanlarla yıkanması önem arz etmektedir.

    Astımlı çocukların bulunduğu ortamda sigara içilmemelidir
    Sigara dumanı bronşlarda zararlı olmaktadır. Bu nedenle akciğerlerin hassaslaşmasına ve bronşlardaki koruyucu tabakanın zedelenmesine neden olur. Bu zedelenme sonucunda alerjenlerin vücuda kolay geçmesine neden olmaktadır. Ayrıca astım için kullanılan ilaçların da etkisiz olmasına neden olmaktadır. Sigara içenlerin üzerine sinen kokular da aynı etkiyi yapmaktadır. Astımlıların zaten akciğerleri alerjenlerin bronşlarda yaptığı zarar sonucu çok hassastır. Sigara da hem kendisi bronşların daha da hassaslaşmasına neden olmakta hem de bir tetikleyici faktör gibi görev yaparak bronşların daralmasına ve astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle evde sigara içilmemeli, mutlaka içilecekse akşam eve gelince kıyafetlerin değiştirilmesi, duş alınması ve dişlerin fırçalanmasıyla sigara dumanından vücudun temizlenilmesi gerekir. Evde içilecekse de balkonda bir önlükle içilmesi ve sigara sonrası önlüğün balkonda bırakılması ve yüzün yıkanıp dişlerin fırçalanması şeklinde sigaranın kokusundan vücut arındırılmalıdır.

    Önemli Notlar
    -Çocuklarda astımın en sık nedeni alerjidir.
    -Astımlı çocukların bronşlarında aşırı hassasiyet vardır.
    -Gribal enfeksiyonlar astımlı çocuklarda ağır geçer. Grip aşısı yapılması faydalı olabilir.
    -Egzersiz astımlı çocukların bronşlarını daraltıp krize sokabilir. Doktor tavsiyesine göre astımlı çocukların spor yapması ve fazla kilo almaması önemlidir
    -Astımlı çocuklar kokulara çok hassastır. Keskin kokulu parfümler kullanılmamalı, çamaşırlar için parfümsüz deterjanlar tercih edilmelidir.
    -Astımlı çocukların bulunduğu ortamlarda sigara içilmemelidir.

  • Çocuk alerji ve astım

    Alerji nedir ve nasıl ortaya çıkar?
    Çevremizde bulunan ve vücudumuzda alerjik yanıt oluşturan maddelere “alerjen” denir. Başlıca alerjenler ev tozu miteları, polenler, küfler, evcil hayvanların tüyleri ve deri döküntüleridir. Alerji ise vücudumuzun bağışıklık sisteminin alerjenlere karşı, aşırı şekilde ve anormal bir yanıt, tepki vermesi olarak tanımlanabilir. Alerjenlere aşırı tepki sonucu sık öksürük, nefes sıkışması belirtileri ile seyrederse astım aklımıza gelmelidir.

    Çocukların en sık alerji sorunları nelerdir?
    Çocuklarda görülen alerjik hastalıklardan en sık olanı astımdır. Daha sonra alerjik nezle, egzama (Atopik dermatit), besin alerjisi, ilaç alerjisi, ürtiker (kurdeşen eya dabaz), temasa bağlı alerjik dermatit, arı alerjisi (venom alerjisi) ve diğer böcek alerjileri çocuklarda görülen en sık alerjik sorunlardır.

    Çocuklarında alerjik hastalık ve astımı olanlar “Çocuk Alerji Uzmanlarının” yolunu tutuyor
    Çocuk alerji uzmanları doğumdan 18 yaşına kadar çocuklarda görülen alerjik hastalıkların, astımın teşhisinde ve tedavisinde çok detaylı eğitim almaktadılar. Çocuk doktorluğundan sonra 3 yıl süreyle çocuk alerji uzmanlık eğitimi alırlar. Bu nedenle teşhis ve tedavi konusunda çocuk alerji uzmanları çok deneyimlidir. Gerek çocuk doktorları, gerek diğer branşlar artık çocuk alerji uzmanlarıyla el ele çalışmaktadırlar.

    Çocuklarda astımın nedenleri nelerdir?
    En önemli neden genetik olmakkla birlikte çocuklardaki astımın %90 nedeni alerjidir. Alerjinin en sık nedenleri ise ev tozu mite’ları ve polenler başta olmak üzere küfler, evcil hayvanlar gibi alerjenlerdir. Astım kalıtsal bir hastalıktır. Ancak ailesinde astım olmayan ailelerin çocuklarında da astım gelişebilmektedir. Çevresel faktörler de astımın ortaya çıkmasını etkilemektedir. Alerjenler dışında, şişmanlık, hijyene aşırı önem vermek, ilk iki yaşta sık antibiyotik kullanmak gibi çevresel faktörler de astımın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

    Astımın belirtileri nelerdir?
    Sık sık öksürük, nefes sıkışması, akciğerde hışıltı olması en önemli belirtilerdir. Gece uykudan kaldıran öksürük, sabaha doğrıu öksürük, koştıktan sonra veya terledikten sonra öksürük olması, her gribal enfeksiyon sonrası öksürük olması en önemli astım belirtileridir. Bu belirtileri olan her çocuğa astım demek de yanlıştır. Bu belirtileri olan çocukların Çocuk alerji uzmanlarınca detaylı bir şekilde incelenerek kesin teşhis konulması gerekmektedir.

    Parfümün ve diğer kokuların astımlı çocuklara etkileri nedir?
    Astımlı çocukların ve yetişkinlerin akciğerleri çok hassas olduğu için parfümlere ve kokulara hassasiyetleri vardır. Bu nedenle astımlı çocukların ve yetişkinlerin keskin kokulu parfüm kullanmaması, çamaşırların parfümsüz deterjanlarla yıkanması çok önemlidir. Evde temizliğin çocuğun olmadığı zaman yapılması da diğer faydalı bir önlemdir.

    Çocuklarda astım teşhisi nasıl olur?
    Astım belirtileri olan çocuklarda ayrıntılı bir öykü alınmalıdır. Çocuğun akciğerleri dikkatle dinlenmelidir. Belirtiler astımı düşündürüyorsa gerekli testlerin yapılması gerekir. Çocuklarda astımın %80-90’ı alerjik olduğu için ciltten alerji testi yapılması çok önemlidir. Alerji testlerinin çocuk alerji uzmanlarınca veya denetiminde yapılması doğru teşhisi için çok önemlidir. 6 yaşından büyük çocuklarda solunum fonksiyon testleri yapılır. Verilen nefeste NO testi yapılabilir. Gerekli olan durumlarda kan testleri, ter testi ve alınan bilgilere göre bazı testler yapılır. Bu sonuçlarla astım olup olmadığına karar verilmektedir. Astım teşhisinde deneyim çok önemlidir.

    Çocuklarda astımın tedavisi var mı?
    Astım tedavisi çocuklarda yüz güldürücüdür. Sebep olan alerjenden korunma, ilaç tedavisi ve bazı durumlarda aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi tedavisi ile tedavi yapılmaktadır. Çocuklarda astım tedavi edilebilen bir hastalıktır.

    Önemli Notlar
    -Çocuklarda astımın en önemli nedeni genetik olmakla birlikte çevresel faktörler astım gelişmesine katkıda bulunur
    -Astımın %90 nedeni alerjidir.
    -Alerji yapan en sık alerjenler ev tozu mite’ları, polenler, küfler, evcil hayvan tüyleri ve epitelleridir.
    -Alerjenler bronşlarda aşısı hassasiyete neden olur. Gribal enfeksiyonlar, sigara dumanı, parfüm, keskin kokularda aşırı hassas bronşlarda daralma yaparak astım krizine veya astım belirtilerine neden olabilir.
    -Astımın doğru teşhisi konulması çok önemlidir.
    -Astım tedavi edilebilir hastalıktır. İlaç ve aşı tedavisi yanında korunma çok önemlidir.
    -Astımlı çocukların bulunduğu ortamda sigara içilmemesi önemlidir
    -Keskin kokulu parfümlerden uzak durulması, çamaşırların parfümsüz deterjanla yıkanması ve genel temizlik yapılırken çocuğun evde olmamasına dikkat edilmesi gerekir.

  • Çocuklarda meningokoksik menenjit

    Çocuklarda meningokoksik menenjit

    ÇOÇUKLARDA MENİNGOKOKSİK MENENJİT

    Meningokok bakterisinin neden olduğu bu hastalık, hızla yayılması ve ölüme yol açması nedeniyle günümüzde önemini korumaktadır. Bulaşıcı menenjit veya ölümcül menenjit olarak da tanımlanmaktadır.
    Enfeksiyonun yayılmasında solunum yollarında bu bakteriyi taşıyan belirti vermeyen (asemptomatik) taşıyıcıların rolü büyüktür. Bulaşma solunum yollarında bulunan bakterinin aksırık, öksürük yoluyla hassas şahıslara bulaştırması nedeniyle oluşmaktadır. Hasta olan çocuklar da bu enfeksiyonu kolaylıkla bulaştırabilirler. Bulaşıcılığın süresi antibiyotik tedavisi başlandıktan 24 saat sonrasına kadar devam etmektedir. Hasta ile temasta bulunan yakınları da risk altındadır.

    Bu hastalık tüm dünyada yaygındır. Hastalığın en yaygın olduğu yer AFRİKA MENENJİT kuşağı olarak isimlendirilen Senegalden Etiyopya’ya kadar uzanan bölgedir.Afrika da 1996 ve 2009 yıllarında meningokok salgınları olmuş ve 5352 kişi bu salgınlarda hayatını kaybetmiştir.Taşıyıcılık oranı %10 -20 arasında değişmektektedir.Suudi Arabistan da her yıl tekrarlanan hac etkinliklerine katılan hacı adayları arasında hastalık kolaylıkla bulaşmakta ve enfeksiyon yayılabilmektedir.Dünya sağlık örgütü verilerine göre 2000 yılında Suudi Arabistan’da 199 vaka görülmüş ve bunun 55 tanesi ölümle sonuçlanmıştır.Bu nedenle hacı adaylarına meningokok aşısını rutin olarak uygulama zorunluluğu getirilmiştir.

    Kuluçka dönemi genellikle 4 günden kısa olup, 1-10 gün arasında değişmektedir. Hastalık her yaş gurubunda görülse de, 5 yaştan küçük çocuklar bu enfeksiyona hassastır. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda sık görülmekte ve ağır seyretmektedir. Adölesan döneminde hastalık görülme sıklığı artmakta ve okul, yurt ve kışla gibi toplu yaşanan ortamlarda salgınlara neden olmaktadır.

    Hastalığın ateşle başlaması ve klinik tablonun süratle ilerlemesi bu konun önemini artırmaktadır. Ateşi olan bir çocukta klinik tablonun saatler içinde değişmesi kusma, baş ağrısı, boyunda sertlik ve vücutta döküntülerin olması tipiktir. Meningokoksik menenjit tanısı erken konulduğu ve tedaviye başlandığı takdirde hayat kurtarıcıdır. Antibiyotik tedavisi menenjit tanısının düşüldüğü zaman başlamalı ve süratle hasta bir merkeze yönlendirilmelidir. Hasta ile temasta olan yakın şahıslara koruyu antibiyotik tedavisi unutulmamalıdır.

    Bizim yaptığımız ve ülkemizde yapılan diğer çalışmalarda en sık görülen menenjit etkeni meningokoktur. Tüm yaklaşımlara rağmen bu vakalarda ölüm oranı %21 e ulaşmaktadır. Yine çocuklarda yapılan çalışmalarda taşıyıcılık oranı ülkemizde %6.2-10.4 gibi yüksek oranlarda görülmüştür. Sonuç olarak ülkemizde en sık görülen meningokoksik menenjitte erken tanının önemi tartışılmaz. Diğer taraftan çocuklarda taşıcılığın yüksek olmasının getirdiği riskler göz ardı edilemez. Bu durumda korumanın ve erken tanın önemi aşikardır.

    Çocuklarda Menenjit
    Meningokoksik Menenjit
    Meningokok taşıyıcılığı

    Prof.Dr. Nuran Gürses

    Çocuk Hastalıkları

    Çocuk Enfeksiyonları Uzmanı

  • Bebeklerde kolik

    BEBEKLERDE KOLİK

    Kolik yaşamın ilk 3 ayında bebeklerde görülen ve bir hastalığa bağlı olmayan şiddetli ağlama nöbetleridir. Yaşamın ilk 3 ayı diğer aylara gore bebeklerin daha çok (günde 2 saate kadar süren) ağladıkları bir dönem olduğundan “şiddetli ağlama” için kesin bir tanım yapmak zordur. Ancak kolik ağlaması olan bebekler daha uzun (günde 3 saatten fazla) ve daha sık ağlarlar. Bunun yanı sıra kolik ağlamasını diğer ağlamalardan ayırt ettiren bazı özellikler de vardır:

    – Kolik ağlaması gün içinde aniden ve genellikle aynı saatte başlayıp biter ve daha çok akşam saatlerinde görülür

    – Normal ağlamalardan farklı olarak bebek acı çekiyormuş gibi kendini kasark, ıkınarak ve yüzünü kızartarak ağlar.

    – Ağlamaya vücutta kasılmalar eşlik eder ve bebeği sakinleştirmek oldukça zordur.

    – Sıklıkla bebeğin gaz çıkarması veya kakasını yapması ile ağlama nöbeti sonlanır.

    Çok sık karşılaşılan bu problem, yenidoğan bebeklerin yaklaşık %40’ında görülür. Genellikle doğumdan sonraki ilk 3-6 haftada başlayan ağlama nöbetleri bebek 3-4 aylık olduğunda azalarak geçer. Hem bebek hem de aile için ciddi bir stress kaynağı olan bu ağlama nöbetlerinin nedeni bilinmemekle beraber buna neden olabilecek nedenleri aile gözden geçirmelidir:

    – Bebeğin aç olması,

    – Fiziksel acıya yol açacak nedenlerin olması (kıyafet veya bezin sıkması, soğuk, fazla sıcak, saçının bir yere takılması, bezinin ıslak veya kirli olması vb.)

    – Bebeğin yorgun olması veya fazla fiziksel temas (sevmek, hoplatmak, öpmekvb) sonucu uyarılması

    – Besinlere karşı duyarlılık veya alerji (özellikle anne sütüne ek formula alan bebeklerde akla getirilmelidir)

    Sadece anne sütü alan bebeklerde annenin yediği bazı besinlere (inek sütü, soya, yumurta, fıstık vb.), formül mama ile beslenen bebeklerde ise formül mama içindeki bazı maddelere alerjik olması sindirim sistemini ilgilendiren şikayetlere (karın ağrısı, kramp, ishal, kaka yapamama) neden olabilir. Eğer bebeğin şiddetli ağlamasına kusma, ishal, çok ıkınarak ve zorlanarak kaka yapma veya egzema eşlik ediyorsa “besin alerjisi” akla getirilerek araştırılmalıdır.

    Doktorun bebekte koliktanısını koyabilmesi için ağlama nöbetlerinin çok iyi gözlenmesi gereklidir. Bu durum da bu gözlemi yapacak bakıcı veya annenin vereceği bilgiler önemli olduğundan bu bilgileri çocuk doktorunuza aktarmanız problemin anlaşılması ve çözümünde ilk adım olacaktır:

    Ağlama nöbetleri ne zaman başladı ve ne kadar sürüyor?

    Ağlama nöbetini başlatan ortak bir neden var mı?

    Ağlama her gün aynı saatlerde başlayıp aynı saatlerde mi sonlanıyor?

    Ağlamayı başlatan veya azalmasına yardımcı olan bir şey var mı?

    Bebeğin beslenme şekli nasıl ? (sadece anne sütü veya anne sütü ile birlikte formula mı alyor, ek besin hiç denendi mi?)

    Bebek ağlarken siz ne hissediyorsunuz, bunlardan aileniz etkilendi mi?

    Kolik ile ilgili bazı yanlış bilinenler:

    – Kolik sancılarının tedavisinde gaz damlaları (simethicone içeren) ve laktaz enzimi verilmesinin yeri yoktur.

    – Uykuya neden olan ilaçların kullanılması doğru ve güvenilir değildir.

    – Pirinç unu koliği azaltmaz

    – Kolik sancısı çeken bebeğin sakinleşmesi için kucağa alınması bebeğin bunu alışkanlık haline getireceği (şımartılmış olacağı) anlamına gelmez.

    Kolik tedavisinde amaç:

    – Bebeğin ağlamasını azaltmaya çalışmak

    – Aile bireylerinden destek alarak uzun dönemde bu sorunun aile içi ilişkilerin bozulmasını önlemektir.

    Ağlama nöbetleri sırasında annenin kendini çaresiz ve yetersiz hissetmesi normaldir ama bu annenin bebeğine bakamadığı veya yetersiz olduğuı anlamına gelmediği anneye açıklanmalıdır.

    – Ağlama nöbetleri sırasında bir ara vermek bebeğe de anneye de iyi gelebilir. Mümkün ise bir arkadaş veya aile bireyinden bu konuda yardım almak, mümkün değilse bir kaç dakika için bebeği güvenli bir yere (beşik / yatak vs) koyableceği anneye söylenebilir.

    – Şiddetli ağlamlar sırasında bazen çaresiz kalan erişkinler sallayarak bebeği sakinleştirmeye çalışırken farkında olmadan bebeğe zarar verebilirler. Özellikle bu aylarda baş boyun kontrolü yetersiz olan bebeğin bu sallamalar sırasında başın gövdeden kontrolsüz olarak ani hareket etmesi ciddi beyin hasarlarına neden olabileceğinden bu konuda aile bilgilendirilmelidir.

    – Bazen ortamın değiştirilmesi,arabada kısa yolculuk, ağıza emzik verilmesi, ılık banyo, karın ve ayaklara masaj yapılması nöbet şiddetini azaltabilir.

    – Probiotiklerin kolik tedavisindeki yeri henüz net değilse de içinde Lactobacillus reuteri olan probiotikler bu amaçla 2 hafta denenebilir.