Etiket: Neden

  • JİNEKOLOJİ

    JİNEKOLOJİ

    İdrar Kaçırma ve Rahim Sarkması

    Hasta iyi bir anamnez ve muayene ile değerlendirilmeli eşlik eden sistemik hastalıklarda göz ardı edilmemelidir. Örnegin diyabeti olan hastada hissetmeden olan kaçırma bu genelde ilaç tedavisini ön plana alır.

    Pelvis taban desteği azalmasının yol açtığı tüm sarkmalarda gerekirse hasta cerrahiden fayda sağlar önemli olan hastanın doğru seçilerek ameliyata alınmasıdır. Cerrahi sarkma derecesine göre değerlendirilip yapılır.

    • Korunma Yöntemleri
    • Hormonal yöntemler
    • Doğum kontrol hapları
    • Aylık ve üç aylık enjeksiyonlar
    • Rahim içi araçlar
    • Cilt altı implantlar
    • Tüp Ligasyonu

    Bartolin Bezi Enfeksiyonları

    Bu bezin yerleşimi vajenin girişinde iki taraflıdır salgıları kanalla vajene açılır. Bu kanal tıkanınca bartolin kisti ve enfeksiyonunda da absesi oluşur. Uygulanan prosedürlerle direnajı sağlanmasına rağmen sık tekrarlarsa bez cerrahi olarak alınabilir.

    Polikistik Over

    Adet düzensizliğinin en sık nedenlerindendir. Kısırlık nedenlerindede ilk sıralarda yer alan bu hastalığın tanısı ultrasonda çok sayıda küçük kistler içeren over görüntüsü ile konur. Erkeklik hormon yükselmesine bağlı sivilce, tüylenme, yağlı cilt, şişmanlık, insülin direnci, kalp damar hastalığına yatkınlık olur.

    Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar

    Bu enfeksiyonlarda korunma yöntemi olarak kondom kullanımı çok önemlidir. Bunlar klamidya, gonore(belsoğukluğu), sifilis, trikomonas, HIV(AIDS), HepatitB, HPV dir. Eş tedavisi ve erken başvurular tedaviye alınan cevabı artırır.

    Vajinal Akıntı

    Fizyolojik olarak vajinal akıntı şeffaf, akışkan, kokusuz, renksiz olan akıntıdır. Bu bölgede yer alan salgı bezleri ve doğal flora bozulmadığı sürece akıntıda enfeksiyonla sık karşılaşılmaz. Bunun için çamasırlar pamuk veya yünlü olmalı, pedler sık değiştirilmeli, tuvalette temizlik önden arkaya yapılmalıdır.

    Gebelik, sık antibiyotik kullanımı ve diyabette özellikle kandidal vajinit izlenir. Bakteriyel vajinozis ve trikomonas vajinitide diğer vajinit nedenleridir.

    Menopoz

    En sık ateş basması şikayeti ile gelen hastalarımıza hormon tedavisi, mutlaka tüm rutin sağlık kontrolleri (smear, mamografi, kemik dansitometri, tüm batın ve vajinal ultrasonu, kan tetkikleri) sonrasında riskler anlatılarak verilir. Eskiden rutin olan hormon alımı artık sadece ateş basması endikasyonunda verilir olmuştur. Erken yaştaki menapozda kardiovasküler hastalıktan ve osteoporozdan korumak amacıyla hormon tedavisi gündeme gelir.

    Over Kistler

    En sık rastanan basit kistlerdir. Genelde hormonal nedenlerle oluşur ve şikayete neden olmayabilir, büyükse karında şikinlik ağrı yapabilir. Kistin sapından kendi etrafında dönmesine torsiyon denir, acil cerrahi gerekir. Torsiyon riski büyüklükle arttığı için büyük basit kistlerde cerrahi planlanabilir.

    Endometrioma infertilite, kronik pelvik ağrı ve karın içi yapışıklıklara neden olabilen çikolata kistleridir.

    Dermoid kistlerde overde rastlanan ve cerrahinin planlandığı kist grubudur.

    Kist cerrahilerinde laparaskopik cerrahi tercihdir.

    Myom

    Halk arsında ur olarak bilinen rahimin iyi huylu kitlesidir. Rahimde yerleştiği yere göre ve büyüklüğüne bağlı olarak şikayetlere yol açar. En sık kanama şikayeti yaratır buna bağlı derin kansızlıklar izlenir. Büyüklüğüne bağlı olarak yarattığı bası idrara sık çıkma ve kabızlığa neden olur. Küçük boyutta olup hastada şikayet yaratmıyorsa takip edilir. Büyük olması buna bağlı şikayetlere yol açması durumunda, aşırı kanama, infertilite, gebelik kayıplarına neden olduğu durumlarda hastanın yaşı, gebelik isteğine göre cerrahi prosedür belirlenir.

    Amenore ( Adet Olamama )

    Bu durumda yaşa bağlı tanı için gidilecek yollar farklıdır. Hiç adet olmamış kişide tanı genital sistem anomalilerini içeriyorsa genetik inceleme yapılır. Genital sistem normal ise beyinden yumurtalığa kadar olan yol değerlendirilir. Ancak daha önce adet olmuş bir bayanda ilk akla gelen gebelik durumudur. Gebe değilse hormonlar değerlendirilir.
    Aşırı ve Düzensiz Adet ( Anormal Uterin Kanama )
    Adelosan dönemde beyin yumurtalık arasında ilişki oturana kadar olabilir.

    Doğurganlık çağında gebelik testi mutlaka yine ihmal edilmemelidir. En sık nedenler myom polip, endometrial hiperplazi olarak bilinen rahim duvar kalınlaşması, rahim içi araç, endometrit denen rahim duvar iltihabıdır. Hasta 35 yaş üzeri ise rahim duvarından biobsi ve smear alarak kanser gibi nedenle olabilecek kanamaları ekarte etmeliyiz.

    Menopoz da ise ençok neden rahim duvarı incelmesi olarak bilinen atrofi olsada smear ve rahim duvarından patolojik tanı için biobsi alınmalıdır.

  • Miyom

    Miyom

    Miyom Nedir?

    Rahmin düzkas hücrelerinden kaynaklanan selim yani iyi huylu tümördür. Kadın leğen kemiği içinde en sık görülen neoplazmdır.

    Miyom oluşmasının sebepleri nelerdir?

    Rahim düzkas hücrelerinden somatik mutasyonla geliştiği düşünülmektedir.
    Translokasyon ve delesyon en sık kromozom 12’de görülür
    Aynı rahimdeki her bir miyom farklı mutasyonlardan kaynaklanabilir
    Miyomlarda hangi reseptörler bulunur?

    Östrojen ve Progesteron Miyom, endometrium ve myometriumdan daha fazla reseptöre sahiptir.

    Miyomda reseptör konsantrasyonu nasıl değişir?

    Adet döneminin ilk 18. gününde en fazla reseptör konsantrayonuna sahiptir.

    Miyomlar rahmin hangi bölümlerinde bulunur?

    İntramural – Miyometrium’un içinde
    Submukozal – Endometrial boşluğa doğru büyüyen
    Subserozal – Miyometriumdan karon boşluğuna doğru büyüyen
    İnterligamenter – Broad Ligament içine doğru büyüyen
    Parazitik – Karın içinde başka bir organdan beslenerek büyüyen
    Pedanküle – Dar bir sapla miyometriuma bağlanıp karın boşluğuna, endometrium boşluğuna büyür
    Miyom görülme oranı nedir?

    Üreme yaşlarındaki kadınların % 20 – 25 ‘de bulunur. Afrika ve Amerikalı kadınlarda daha fazladır.

    Miyomların cerrahi müdahalelere etkisi nedir?

    Histerektomi yani rahim alma ameliyatlarının üçte biri miyom nedeniyle yapılır. Miyomun neden olduğu diğer cerrahi müdahaleler; tanısal ve operatif laparoskopi veya histeroskopi, miyomektomi, tanısal küretaj. Menoraji olarak görülen anormal kanamalar miyomlarda görülen en sık semptomdur.

    Miyomlar niçin anormal kanamalara neden olur?

    Bu konuda çeşitli teoriler vardır.

    Endometrial mukoza yüzey alanında artma, kanama artışına yol açar.
    Miyomlar rahmin kasılmasını ve kanmayı azaltmasını engeller.
    İntramural miyomlarda, myomlar endometrial venüllere baskı yaparak genişletir ve kanamayı arttırır.
    Miyom ağrılara neden sebep olur?

    Bu konuda kesin neden bilinmemekle birlikte, neden olduğu düşünülen teorik nedenler vardır.

    Karnöz kırmızı dejenerasyon : Miyomların içindeki kanamalar ve dejenerasyonlar akut kasık ağrısı, hafif ateş, hafif peritonial, belirtiler ve nadiren lökositoz oluşmasına neden olur.
    Pelvik baskı : Miyomun makata ve mesaneye yaptığı baskı ile sık idrara çıkma, idrar kaçırma, tuvalete yetişmekte zorluk ve makata vuran ağrıya neden olur.
    Miyomlar gebe kalmayı nasıl engeller?

    Döllenmeyi engeller : Kornual yani tüplerin rahme girdiği bölgede bulunan miyom her iki tübüde tıkayabilir.
    Döllenen yumurtanın rahime yerleşmesini veya rahim içinde gelişmesini engeller : Döllenme olabilir fakat döllenen bu yumurtanın rahime yerleşmesini,oraya tutunmasını veya plasenta oluşturmasını özellikle submukozal miyomlar engeller.
    Miyomlar gebeliğin miada ilerlemesini engeller : Miyomlar rahmin erken yani miada varmadan kasılmasını sağlayarak erken doğuma neden olurlar.
    Miyomun gebeliğe olumsuz etkilerini nasıl engelleriz?

    Gebelik planlayan hasta gebe kalmadan önce doktoruna giderek gebelik öncesi muaynesini ve gerekli testleri yaptırmalıdır. Rahminde miyom saptanan hastanın doktoru tarafından değerlendirilerek miyomun gebelik için sakıncalı olup olmadığına karar verilmlidir. Gerekli görüldüğünde cerrahi müdahale ile miyom rahimden çıkarılır. Bazı durumlarda miyom gebeliği etkilemeyebilir ve operasyona gerek duyulmaz.

    Miyom gebelikte hangi komplikasyonlara neden olur?

    Normal doğum sırasında bebeğin doğum kanalına girmesini engelleyebilir. Bu durumda sezeryanla doğum yapmak gerekir.
    Rahmin içine doğru veya yakın gelişen miyomlar rahimle beraber rahim ağzından vajene doğru sarkabilir, bu duruma rahmin inversiyonu denir.
    Gebelikte miyomlar büyüyebilir. Bu büyüme sonrasında miyomun merkezinde kırmızı dejenerasyon denen bozulma başlar. Bu durum hastaya ağrıya neden olabilir.
    Miyomlarda ani büyüme neyi gösterebilir?

    Leyomiyosarkom miyomların habis yani kanser halidir. Bu durum miyomu taklit edebilir. Miyom kontrollerinde eğer miyom hızlı büyüyorsa kanser yönünden değerlendirilmelidir.

    Miyom olarak saptana kitlelerde kanser oranı nedir?

    Miyom olarak patololojiye gönderilen örneklerin yaklaşık binde biri ile yüzde biri arasında kanser saptanır.Kanser ellili ve atmışlı yaşlarda daha sık gözlenir.

    Belirtisi olmayan miyomların takibi nasıldır?

    Seri muayneler ile büyüme oranı saptanır.
    Ayrıntılı hikaye almakla yeni beliren semptomlar saptanır.
    Miyomlar hızlı büyümediğinde yıllık veya altı aylık takipler ile izlenmektedir.
    Hızlı miyom büyümesi gözlendiğinde takipler sıklaştırılmlıdır.
    GnRH Agonistleri miyom ölçümlerini nasıl etkiler?

    GnRh salınmasını engel olarak, 2 haftalık kullanımdan sonra azaltır. Böylece yumurtalıklardan östrojen salınımını azaltır ve hipoöstrojenik durum oluştrur.
    Miyom ölçülerini yaklaşık yüzde elli küçülmesini sağlar.
    Miyomda küçültme etkisi 12. haftada maksimum olur, bu süreden sonra miyomda küçülme gözlenmez.
    GnRH Agonistleri ile tedavinin yararları nelerdir?

    Adette kan kaybını azaltır.
    Cerrahi öncesi kansızlığı azaltır.
    Ameliyat sırasında kan kaybını azaltır.
    Rahmin alınmasına ihtiyacı azaltır.
    GnRH Agonistleri ile tedavi ne kadar sürdürülmelidir?

    Genel olarak yan etkiyi azaltmak için tedavi süresi altı aydan kısa sürmelidir.

    GnRH Agonistlerinin yan etkisi nelerdir?

    Hastalarda menopoz semptomlarına benzer şikayetler gözlenir.

    Miyomektomi nedir?

    Miyomların cerrahi olarak rahimden çıkarılmasıdır. Genellikle rahmin korunması ve çocuk beklentisi varsa kısırlığın önlenmesi için yapılır.

    Miyomektominin yararları nedir?

    Adette oluşan aşırı kan kaybını engeller.
    Kasıklarda meydana gelen ağrıyı ortadan kaldırır.
    Hastada miyom nedeniyle oluşan ruh halinde bozulmaları düzeltir.

  • Ter kokusu kabusunuz olmasın!

    Koltuk altında, ellerde, ayaklarda veya vücudunuzun başka bölgelerinde tahammül edilemez ter kokusundan, kullanılan tüm deodorantlara ve kişisel bakım ürünlerine rağmen kurtulamıyorsanız, “Hiperhidrozis” yani aşırı terleme sorununuz olabilir. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıcak havanın etkisiyle daha fazla artan terleme şikayetinden kurtulmak mümkün!

    Aşırı terleme kişinin sosyal yaşamını olumsuz etkiliyor

    Vücut için doğal ve fizyolojik bir olay olan terleme sayesinde vücut ısısı dengelenirken, zararlı maddeler de vücuttan atılmış olur. Terlemeden sorumlu olan sistem, “Sempatik Sinir Sistemi” dir. Sempatik sinir sisteminin, nedeni bilinmeyen bir şekilde fazla çalışmasıyla ortaya çıkan ve kişinin yaşam kalitesini etkileyen aşırı terleme sorunu, “hiperhidrozis” olarak adlandırılır. Aşırı terleme bireyin sosyal yaşamda ve iş ortamında kendisini kötü hissetmesine neden olmaktadır.

    Tedavi öncesinde terlemenin nedenleri araştırılmalı

    Kişide kilo problemi, şeker hastalığı, hipo ya da hipertiroidi, aşırı nikotin kullanımı ve aşırı kafein alımı, menopoz ve kalp hastalıkları, gebelik, parkinson ve bazı omurilik hastalıkları psikiyatrik ve nörolojik hastalıklar ile alkol bırakma dönemi ve kullanılan ilaçlar sorgulanmalıdır. Tüm sistem sorgulamasının yapılıp, sorunun belirlenemediği durumlarda ise; aşırı terlemenin nedeni sempatik sinirlerin yapısal olarak aşırı çalıştığına bağlanır.

    Tedavide İlk Seçenek Losyon ve İlaçlardır

    Tedavide alüminyum klorid içeren losyonlar ya da ağızdan alınan antikolinerjik ilaçlar kullanılabilir. Alüminyum klorid içeren losyonlar özellikle koltuk altındaki terleme artışlarında ilk seçenek olarak tercih edilir. Akşam kuru deriye uygulanır ve sabah temizlenir. Bazı durumlarda tahrişler görülebilir. Sistemik antikolinerjik ilaçlar; ağız kuruluğu, görme bulanıklığı, üriner problemlere yol açabileceğinden kullanımları sınırlıdır.

    Elektrik akımı tedavisiyle terlemeyi önlemek mümkün

    İyontoforez denilen yöntemde ise eller ve/veya ayaklar, içinde metal tabaka bulunan küvete konulur. Bu metal tabakadan düşük şiddette elektrik akımı verilir. Bu yöntemle elektrik akımının oluşturduğu iyonlar ter kanallarını belirli bir süre kapatır. Her seansın uygulama süresi 20-30 dakika kadardır. Başlangıçta 3 günde bir, daha sonra haftada bir uygulama yapılır.

    Cerrahi tedavi ile terlemeye neden olan sinirler yakılabilir

    Özellikle el ve koltuk altı terlemelerinde cerrahi tedavi olarak Endoskopik Torakal Sempatektomi uygulanmaktadır. Bu cerrahi tedavi ile aşırı çalışarak fazla terlemeye neden olan sempatik sinirler kesilir veya çıkarılır. Bazen sempatik zincir ve dalları klips ile sıkıştırılabilir veya koter ile yakılabilir. Bu sinirlerin terleme dışında fonksiyonu olmadığı için ameliyatın; felç oluşturma, his kaybı, refleks azalması gibi etkileri olmaz.

    Terlemenin en etkin tedavi yöntemlerinden biri BOTOKS!

    Botoks orta ve yoğun şiddetteki terleme şikayetlerini tedavi ederek başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Botoks, sinir kas kavşağında ve sinir uçlarında “asetilkolin” denen maddenin salınımına ve dolayısıyla ter bezinin salgı yapmasına engel olur. Böylece terleme olmaz! Avuç içleri, ayak altı, koltuk altı ve ter bezlerinin fazla çalıştığı her bölgeye uygulanabilir. İşlem öncesinde fazla terleyen bölgeleri tespit etmek için iyot-nişasta testi yapılır. İşlem sonrasında herhangi bir yan etki görülmemektedir. Uygulama yapılan alanın genişliğine göre 80-100 ünite toksin uygulanır. İşlem etkinliği 6 ay ile 9 ay arasında değişmektedir. Uygulamanın, hekimin belirleyeceği belli periyotlarla tekrarlanması ile bu süre daha da uzamaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • İçilen her sigara cildinizde bir kırışıklık oluşumuna zemin hazırlıyor

    Cilt kuruluğu, dudak kenarlarındaki kırışıklıklar ve yüzde gri- esmer görünüm… Tüm bunlar sigara içerek cildinize ne kadar zarar verdiğinizin belirtisi ve daha genç yaşlarda yaşlı bir cilt profilin de ilk sinyalleri… Sigara cildinize güneşin neden olduğu olumsuz etkilerden daha fazla hasar veriyor.

    Deri yaşlanmasına etki eden faktörlerin açığa çıkarılmasına ve böylece tedavisine yönelik ilgi her geçen gün artmaktadır. Yaşlanma moleküler değişikliklerin sonucu oluşmaktadır. Bu moleküler değişikliklere yol açan birçok çevresel faktörler tanımlanmıştır. Ağız yoluyla veya hava yoluyla alınan maddelerin metabolitleri ve hormon düzeyleri deri yaşlanmasını etkilemektedir. Ultraviyole, hava kirliliği, enfeksiyonlar, sigara içmek ve bazı hormonal faktörler yaşlanma sürecini hızlandıran en önemli faktörlerdir.

    Sigara derinizi erken yaşlandırır

    Sigara içen kişilerde hayatı boyunca sigara kullanmamış kişilere göre iki kat daha fazla kırışıklık oluştuğu saptanmıştır. Sigaranın deride yapmış olduğu değişiklikler güneş ışığı, yaş, kilo değişiklikleri ile ilişkili olmayıp; sadece sigara içme süresi ve miktarı ile ilişkilidir. 30-69 yaşları arasındaki kişilerde yapılan bilimsel bir araştırmada yılda içilen paket sayısı ile yüzdeki kırışıklık arasında pozitif ilişki saptanmıştır.

    Sigara içmenin güneş ışınlarına göre daha fazla deri yaşlanmasına etki ettiği bildirilmektedir. Sigaranın fotoyaşlanma sürecini de hızlandırdığına dair yayınlar bulunmaktadır.

    “Tiryaki yüzü” ne sahip olmak istemiyorsanız

    Sigara içen kişilerde tipik “sigara tiryakisi yüzü ” adı verilen dudak çevresinde dudağa dik çizgiler, yüzde kırışıklık ve soluk cansız kuru deri, alttaki kemik çıkıntılarının belirginleşmesi sonucu çökmüş yüz ifadesi sık karşılaştığımız görüntülerdir. Bu görüntü ne yazık ki; 70 yaş üzeri fizyolojik yaşlanma sürecinde gözlenen görüntüyle aynı olmaktadır.
    Sigara; içerisinde yer alan nikotin maddesine bağlı olarak derinin üst tabakasında( stratum corneum) su içeriğinde azalmaya neden olarak derinin daha kuru görünümüne neden olur. Bir takım mekanik faktörlerin etkisi altında sigara içerken kullanılan yüz kaslarıyla ilgili olarak dudak çevresinde kırışıklıklar ortaya çıkar. Sigara içen kişilerde ortaya çıkan deri mikrodamarlarındaki değişiklik lokal deri iskemisine yol açmakta; bu da derinin beslenmesini ve toksinlerden arınmasını engellemekte ve derinin hasarlanmasına yol açmaktadır. Sigara damarlardaki daraltıcı etkisiyle deride gri-esmer renklenmeye neden olduğu gibi kan akımını bozarak, yara iyileşmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Derideki kronik oksijenlenmenin azalması, kollajen sentezini düşürerek belirgin kırışıklığa neden olmaktadır. Sigara içenlerde vücudun güneş görmeyen yerlerinde derideki elastik tabakanın, sigara içmeyen aynı yaş grubundakilere göre daha kalın ve parçalı olduğu gösterilmiştir. Sigara içen kişilerde ortaya çıkan düzensiz kalınlaşmış deri görünümü bu elastik fibrillerin kalınlaşmasına ve parçalanmasına bağlıdır. Sigaranın kısırlık, erken menopoz, adet düzensizlikleri gibi anti-östrojenik etkileri bilinmektedir. Östrojenin deri üzerindeki fizyolojik etkileri menopoz sonrası dönemde açıkça görülmektedir. Sigara içen kadınlarda göreceli bir hipoöstrojenik durum meydana gelmekte ve bu da deri kuruluğu ve kırışıklığa neden olmaktadır.
    Sigara A vitamini seviyesini azaltır, dolayısıyla hücrenin bir numaralı düşmanı olan serbest radikallere karşı korunmayı azaltarak, kırışıklıkların oluşumunu kolaylaştırır.
    Sigara içen beyaz veya gri saçlı kişilerde katrana bağlı olarak sarımsı bir saç rengi ortaya çıkar. Sigara içerken sigaranın tutulduğu parmaklar ve tırnaklarında sarı-kahverengi renklenme ortaya çıkar. Bu bulguya “nikotin belirtisi” denir. Sigara içenlerde ağız içi daha koyudur. Hatta yanak iç yüzlerinde “lökoplaki” adını verdiğimiz ileride kansere neden olabilen inatçı, sert, düzensiz beyaz tabakalar oluşabilir.

    Cilt sağlığınızı düşünüyorsanız sigarayı bırakmalısınız

    Erken deri yaşlanmasında sigara en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortalama insan ömrünün uzadığı günümüz dünyasında yaşlı insan popülasyonun her geçen gün artması deri yaşlanması nedenleri ve çözümüne yönelik çalışmaların da artmasına yol açmaktadır. Tıbbın diğer alanlarında olduğu gibi korunma yöntemlerine gerekli özenin gösterilmesi, erken deri yaşlanması ile mücadelede birinci derecede önemli olmaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Aşırı terleme şikayetlerinize modern tedavi yöntemleri ile veda edin

    Vücut için doğal, fizyolojik bir olay olan terleme sayesinde vücut ısımız dengelenirken zararlı maddelerinde dışarı atılması sağlanmış olur. Ter ayrıca doğal bir nemlendiricidir. Vücudun kendini soğutmak için günde 4-5 kez terlemesi normal olarak kabul edilir. Bu fizyolojik terleme dışında ortaya çıkan aşırı terleme olayına “hiperhidrosis” adı verilir. Nedenli ya da nedensiz aşırı terleme kişinin yaşamını olumsuz etkilemekte bireyin sosyal yaşamda ve iş ortamında kendisini kötü hissetmesine neden olmaktadır.

    El terlemesi en sıkıntılı bölgesel aşırı terleme şekli olup, çoğu zaman kişinin diğer insanlar ile el temasını kesmesine neden olmaktadır. Ayak terlemesi en sık gözlenen 2. aşırı terleme şekli olup sıklıkla el terlemesi ile birliktedir. Koltuk altı terlemesinde ıslak elbiselerin oluşturduğu hoş olmayan görüntü yanında kişide kötü koku da olabilir. Yüz terlemesi de stres ve kaygı ile daha da artar.

    Tedavi öncesi terlemenin nedenlerinin araştırmak gerekir

    Kişide kilo probleminin olup olmadığı, şeker hastalığı, hipo ya da hipertroidi olup olmadığı, alkol bırakma donemi, psikiyatrik hastalıklar olup olmadığı, aşırı nikotin kullanımı ve aşırı kafein alımı, gebelik, menopoz ve kalp hastalıklarının varlığı, parkinson ve bazı omurilik hastalıkları gibi nörolojik bir rahatsızlığın olup olmadığı, kullanılan ilaçlar araştırılmalıdır.
    Tüm sistem sorgulaması yapılıp, sorun saptanamadığı durumlarda, aşırı terlemenin nedeni olarak, sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Terleme, yazın vücutta ısı birikimini önler ve faydalıdır. Bu nedenle terleme tedavisi kış veya ilkbahar aylarında yapılmalıdır.

    Tedavide öncelikle genel tedavi yaklaşımları uygulanır:

    Yaşam şekli değişikliği: daha çok beyaz renkli hafif, pamuk elyaf içeren giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir, tuz ve baharatı azaltması istenir. Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Sistemik antikolinerjik ilaçlar, botox enjeksiyonu ile cerrahi olarak sempatik sinirlerin blokajı veya ter bezlerinin alınması ( sadece koltuk altı için uygulanabilir) gibi yöntemler uygulanabilir. Hafif derecede terlemesi olan kişilerde “topikal” adı verilen dışarıdan yapılan uygulamalar çoğunlukla yeterli gelmektedir. İyontoforez, özellikle ellerde ayaklarda ve koltuk altı aşırı terlemelerinde kullanılan başarılı sayılabilen bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle bölgesel, hafif veya orta şiddette terlemesi olan kişilerde iyi cevap alınıp 1-3 aylık iyileşme dönemi sağlanabilmektedir. İyontoforez ekonomik olmaması hem de günümüz yoğun çalışma temposu içerisinde kişinin fazlaca zaman kaybetmesine neden olması nedeni ile sıkça tercih edilmemektedir.

    En etkin tedavi botoks

    “Çağın mucizesi” olarak tanımlanan botoks hem yüzdeki çizgilenmeleri iyileştirirken hem de orta ve yoğun şiddetteki terleme şikayetini tedavi ederek başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Botulinium toksin sinir kas kavşağında sinir uçlarından “asetilkolin” denilen ve ter bezlerinin ve çevresindeki kasların aşırı kasılmalarını sağlayan maddeyi engelleyerek etki gösterirler. Böylece ter salgı yapamayacağı için terleme engellenmiş olur. Avuç içleri, ayak altı, koltuk altı ve ter bezlerinin fazla çalıştığı her bölgeye uygulanabilir. İşlem sonrasında gözlenen herhangi sistemik bir yan etkisi yoktur. İşlem etkinliği 6 ay ile 9 ay arasında değişmekle birlikte ortalama bu sure 7 aydır. Tedavinin tekrarlanması bu sureyi uzatmaktadır.

    Terleme tedavisinde cerrahi yöntemler de uygulanmaktadır. Botoksla karşılaştırıldığında cerrahi yöntemin botoxa göre ciddi bir üstünlüğünün olmaması nedeniyle botoks uygulanabilecek en iyi konservatif yöntem olarak etkinliğini devam ettirmektedir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Bronzlaşayım derken cildiniz yaşlanmasın

    Tatil günlerinde keyifli vakit geçirmek için uzun saatler güneş altında kalmak, cilt sağlığını bozarken, yaşlanma sürecini de hızlandırabilir. Ciltte kırışıklık ve lekelenmeler kaçınılmaz olabilirken, cilt kanseri de güneşin neden olduğu ciddi tabloların başında gelmektedir.

    Güneşte 20 dakikadan fazla kalmayın

    Bir insanın günde 15-20 dakika kadar güneş ışığı görmesi D vitamini sentezi için yeterlidir ve tüm vücut ile cilt sağlığı için önemlidir. Ancak güneşte fazla kalmak, ciltte geri dönüşümsüz hasarlara neden olabilir. Güneş ışınları 11.00-16.00 saatleri arasında yeryüzüne dik açı ile inmektedir. Bu nedenle güneşin zararlı etkileri bu saatler içinde daha fazla ortaya çıkmaktadır.

    Tatiliniz Acil Servis`te son bulabilir

    Bronzlaşmak sağlıklı bir cildin göstergesi değildir. Tam tersi cildin kendini güneş ışınlarından korumak amacıyla gösterdiği bir savunma mekanizmasıdır. Güneş ışınları özellikle beyaz tenli kişilerde birinci ve ikinci derece yanıklara, çil, lekelenme gibi pigmentasyon sorunlarına, DNA hasarı oluşturarak erken cilt yaşlanmasına, kanser öncüsü deri hastalıklarına hatta deri kanserlerine ve hassas cilt yapısına sahip kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açabilmektedir. Bu nedenle yeteri kadar güneş ışığı ile temas edip bilinçli bir şekilde güneşten korunulması gerekmektedir.

    Kola, kakao ve havuç yağı cildi lekelendirebilir

    Ayrıca bronzlaşmayı kolaylaştırmaya yönelik kola ve kakao yağı, havuç yağı, zeytinyağı gibi çeşitli ürünler kullanıldığında bu zararlı etkiler çok daha çabuk ve şiddetli olarak ortaya çıkacaktır. Bu maddelerin kendisi ciltte irritasyon veya alerjik reaksiyonlara yol açabileceği gibi güneş ışınları ile birleşince de ciltte leke oluşumuna neden olabilmektedir

    Şemsiye altında olmak da sizi korumaz

    Yazın gölgede veya şemsiye altında oturmak güneşten korunmak için tek başına yeterli değildir. Çünkü denizden ve kumdan yansıyan güneş ışınları, tüm cilde zarar verecek kadar tehlikelidir. Bu nedenle dermatoloji uzmanına danışılarak, cilt tipine uygun şekilde güneş koruyucular kullanılmalıdır. Güneş koruyucunun etkisini gösterebilmesi için güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmelidir ve 3-4 saatte bir tekrarlanmalıdır. Terleme, yıkanma, yüzme sonrasında daha sık olmak üzere 2-3 saatte bir yenilenebilir.

    Geniş kenarlıklı şapka ve açık renkli giysiler tercih edin

    UVA ışınları pencereden de geçebildiği için özellikle lekelenme problemi olan hastaların ev içinde de koruyucularını kullanmaları faydalı olacaktır. Mekanik olarak korunmak için de güneş gözlüğü, geniş şapkalar, sık dokunmuş açık renkli kumaşlar tercih edilebilir.

    Açık tenliler dikkat!

    Genel olarak 30 SPF (güneşten koruma faktörü) esmer tenli kişiler için yeterlidir ancak açık tenli olan kişilerde, güneşe bağlı olarak çeşitli alerjik deri problemleri ya da leke problemi olanlarda daha yüksek koruma kapasiteli (50 veya 50 ) ürünler kullanmak gerekebilir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Saç dökülmesinin nedeni önemli sağlık sorunları olabilir

    Mevsimsel değişiklikler, stres, demir eksikliği ve hormon bozuklukları saç dökülmesinin nedenlerinden yalnızca birkaçıdır. Ancak saç dökülmelerinin kaynağında ciddi hastalıklar da yatabilmektedir.

    2 ayı aşan saç dökülmesini önemseyin

    Saçlı deride ortalama 100 bin adet saç bulunmakta ve erişkinlerde yıkanma ve taramaya bağlı olarak günde ortalama 100-150 adet saç teli dökülebilmektedir. Saç dökülmesi; hormonal ve besinsel faktörler, kimyasal maddelere maruziyet, genetik yatkınlık, sistemik hastalıklar, kıl gelişimi bozuklukları, ilaçlar, psikolojik stres ve saçlı deri hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Yılda 3 kez tekrarlanan saç dökülme süresinin 2 ayı aşması ise bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzman yardımı alınmasını gerektirebilir. Saç dökülmesi genellikle tetikleyici faktörden 3-4 ay sonra başlamakta ve bu faktörler tedavi edildikten 6-12 ay sonra normale dönebilmektedir.

    Uzun süreli hipotiroidi kalıcı kök kaybına neden olabilir

    Tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi durumunda yaygın saç kaybı ya da vücut kıllarında kayıp görülebilmektedir. Tiroid hormonu tedavisi sonrası ortalama 8 haftada saçlar normal haline dönmeye başlamaktadır.Uzun süreli hipotiroidide kalıcı kök kaybı bile gelişebilir. Bunun yanında tiroid bezinin çok çalışması yani hipertiroidizm de saç dökülmesi sebebi olabilmektedir.

    Demir eksikliği olan kadınların % 70`inde saç dökülmeleri görülür

    Doğum sonrası özellikle 1-4. aydan itibaren hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesi başlar ve genellikle 6 aydan kısa sürer. Kadın hastalarda özellikle saçların ön bölgelerinde seyrelme, akne, adet düzensizliği, tüylenmede artış gibi problemler olduğunda cinsiyet hormonlarının düzeyini kontrol etmek gerekmektedir. Diffüz yani tüm saçlı deriyi kapsayan saç kaybından yakınan kadınların % 70`inde demir eksikliği saptanmaktadır. Kansızlık olmadan sadece demir depolarının azalması bile saç dökülmesine neden olabilmektedir.

    Çinko, B12 ve D vitamini eksikliğine dikkat!

    Çinko, biotin, B12 vitamini, folik asit eksikliği ve D vitamini eksikliği de saç dökülmesine neden olmaktadır. Sıkı diyetlere başladıktan yaklaşık 1-6 ay sonrasında saç dökülmesi oluşabilmektedir. Vücuttaki protein depolarının azalması, kıl hücrelerinde yetersiz protein üretimine ve kıl kaybına yol açmaktadır. Yüksek ateşli hastalıklar veya geçirilen cerrahi müdahalelerden 2-5 ay sonra saç dökülmesi görülebilmektedir.

    Stresin derecesi ile saç kaybı miktarı doğru orantılıdır

    Bazı tansiyon ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar, tiroid hormonunu düşürücü ilaçlar, doğum kontrol hapları, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, A vitamini ve türevi bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilmektedir. Saç kaybının kendisi de stres düzeyini artırabilmekte ve bir kısır döngüye neden olabilmektedir. Uzun süren saç dökülmesi durumunda altta yatan farklı hastalıkların olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • El ekzeması nedir?

    El ekzeması nedir?

    Yunanca kökenli bir sözcük olan ekzema, “kaynama” olarak Türkçeye çevrilebilir. Ekzemada deri kaynayan bir suyun fokurdamasını andırır. Bazı yörelerde ekzemadaki küçük su dolu kabarcıklar, mayalanan bir hamurda oluşan küçük hava kabarcıklarına benzetilerek hastalık “mayasıl” olarak da ifade edilmektedir. Ellere yerleşimli ekzema ise toplumda oldukça sık görülen bir deri hastalığıdır. Ellerde kuruluk, kızarıklık, kepeklenme, su dolu kabarcıklar ve sulantı ile karşımıza çıkmaktadır. Deri reaksiyonu geliştirmeye yatkınlık gösteren kişilerin ellerinin çeşitli maddelere maruz kalması sonrasında gelişebilmektedir. Su, kuru hava, sabun, deterjan, kimyasal maddeler, lastik eldivenler, kişisel bakım ürünleri ile aşırı temas sonrasında deride tahriş gelişebilmektedir. Zararsız görünen bebek ürünleri hatta su bile hastalığın ilerlemesine neden olabilmektedir.

    El ekzeması nedenlerine göre çeşitleri
    Hastalığın nedenlerine göre içten ve dıştan kaynaklı olmak üzere başlıca iki grupta incelenebilmektedir. İçten kaynaklı ekzemalar Atopik ekzema ( genetik olarak alerjik yatkınlıkla ilişkilidir), dizhidrotik ekzema (sıklıkla topluiğne başı büyüklüğünde su kabarcıkları şeklindendir), numuler ekzema (madeni para büyüklüğünde görülür) olarak adlandırılır.Dıştan kaynaklananlar ise temas edilen allerjen maddelerle tetiklenen deri yanıtlarıdır. Dıştan kaynaklanan nedenlere bağlı olarak el ekzeması, allerjik temas ekzeması veya tahriş temas ekzeması şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Fotosensitif ekzema (Işığa duyarlılık nedeniyle gelişen ekzema) ise hem içten hem de dıştan kaynaklanan nedenlere bağlı olarak gelişebilmektedir. Ayrıca bu iki neden dışında kişinin sadece kaşımasıyla gelişen nörodermatit de elde ekzemasına neden olabilir.

    Kimlerde görülür? Kimler artmış risk grubudur?
    Hastalık tüm dünyada görülebilmekle birlikte özellikle kalıtsal olarak deri reaksiyonu vermeye yatkın bireylerde daha sık görülebilmektedir. Bu kişilerde saman nezlesi, astım ve yiyecek alerjisi öyküsü saptanabilir. Temizlik, bulaşıkla yoğun uğraşan kişilerde, işi nedeniyle tahriş ve alerjik maddelere maruz kalan fırın işçileri ,kuaförler ve tuğla işçileri gibi meslek sahiplerinde,diş teknisyeni,doktor,hemşire gibi meslek gruplarında, çimento ve boya işi ile uğraşanlarda daha sık olarak karşımıza çıkabilmektedir. Kişinin mesleği kadar hobileri de önemlidir.Resim, maket, bahçe işi vs ile uğraşan kişilerin hobileri sırasında temas ettiği malzemeler de sorgulanmalıdır. Bazı kişilerde tedavi amacıyla kullanılan kortizonlu kremlere bağlı da gelişebilir.

    Ekzema klinik tablosu ve evreleri
    Ekzemanın akut (başlangıç) döneminde, kızarık ve şiş bir zeminde çok sayıda su dolu kabarcıklar ve bunların hızla açılmasıyla sulantı ve kabuklanmalar ortaya çıkar. Subakut (akut dönem ardından gelişen) dönemde, hafif kızarık bir zeminde çok sayıda kepeklenme ve kabuklanma gözlenir. Kepekler, özellikle kenar kısımlarda, küçük halkalar şeklindedir. Kronik (İlerlemiş) dönemde, deri kalınlaşır, üzerinde kepeklenme belirgindir, yarıklar gelişebilir. Hastalık nedenine göre de farklı dönemlerde seyredebilir ve her dönemde kaşıntı olabilir.

    Tetikleyen faktörler
    Günlük hayatımızda kullandığımız ve karşılaştığımız maddeler hastalığın bir nedeni veya alevlendiricisi olabilir. Bazı ilaçlar ve güneş ışınları özellikle ışığa duyarlılığa bağlı gelişenekzemalarda hastalığı tetikleyebilir. Mesleki olarak yağlı ürünlerle metalik sıvılarla temas ve soğutucu malzemeler iritasyona neden olabilmektedir.
    Ekzema yaşam kalitesini nasıl etkiler?
    Kaşıntı hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Günlük hayatın olumsuz etkilenmesinin yanı sıra çocukların okul hayatlarında, erişkinlerin iş hayatlarında sorunlarına yol açabilir.

    Ekzema tanısı nasıl konulur?
    Kesin tanı için doktor tarafından hastadan ayrıntılı bir öykü alınır. Öyküde sorumlu maddelerin değerlendirilebilmesi için patch (yama) testi yapılmaktadır.
    Tahriş temas ekzemasının tanısı basit olarak derinize hangi maddelerin ekzemaya neden olduğunu ve hangi sıklıkta buna yol açtığını bilerek konabilir.
    Allerjik temas ekzeması tanısı, deri ve zührevi hastalıklar bölümünde yapılan patch (yama) testleri ile olmaktadır. Standart hazırlanan allerjen maddeler ve hastaların temas ettiği malzemelerden süphelenilen maddeler küçük yamalar içerisinde sırtınıza yapıştırılır. İki gün sonra açılır, doktor ve hemşire sırtınıza bakarak hangi maddeye karşı tepki olduğuna karar verir. Tahriş ve alerjik yanıtın kesinleştirilmesi ve olası uzayan alerjik yanıtların değerlendirilebilmesi için 24-48 saat sonra aynı bölge tekrar değerlendirilir. Ayrıca, ayırıcı tanıda düşünülen hastalıklar öykü, fizik muayene ve çeşitli yöntemlerle araştırılır.
    Ayırıcı tanıda hangi araştırma yöntemleri önerilir?
    Ele yerleşim gösteren mantar hastalıklarını dışlamak için kazıma yönteminin ardından mikroskopik ve mikrobiyolojik incelemeler ile mantar arama yapılabilir. Çeşitli deri hastalıklarını dışlamak için gerek görülürse biyopsi alınarak patolojik değerlendirme yapılabilir. İç hastalıklarına eşlik edilen durumlar için laboratuvar ve radyolojik incelemeler yapılabilir.

    Tedavi yöntemleri nelerdir?
    -Tedavi esası sebebinin ortaya konarak etkenle temastan kaçınmaktır. Tamamen uzak durabilmek bazen zor olabilmektedir.
    Su ve sabunla uzun süreli temas derinin doğal koruyucu tabakasının kaybına neden olmaktadır. Doktorunuzun önereceği nemlendirici ve bariyer kremler bu konuda yardımcı olabilir. Barier krem ve köpükler etkenlerin deriye girmesine fiziksel olarak engelleyebilir. Ancak içeriğinin yağlı olması ve kalın tabaka oluşturması rahatsız edici olabilir.
    -Uzun seyirli hastalığı olan kişilerde birkaç ay süreli tedavi gerekebilmektedir. Topikal steroidli kremler kaşıntı ve kızarıklığın düzelmesinde, derinin iyileşmesinde kullanılmaktadır. Topikal steroidli kremler tam etkisinin görülmesi ve yan etkisinin gelişmemesi için doktorun önereceği şekilde kullanılmalıdır. Hastalıkta sulantı fazla ise doktorun önereceği ilaçlar ile ıslak pansuman uygulaması, kalınlık belirgin ise deriyi eritici tedaviler gündeme gelebilir.
    -Hastalık çok şiddetli ise deri dışında steroidler ağız, damar, kas uygulamaları yoluyla verilebilir.
    -Bu tedavilere yanıt alınamıyorsa pimekrolimus, siklosporin, metotreksat, fototerapi gibi diğer tedavi seçenekleri uygulanabilmektedir.
    -Hastalığa ikincil enfeksiyon varsa uygun tedavi yapılmalıdır.
    -Tedaviye başlamadan önce gebelik, emzirme, dahili hastalıklar, farklı sebeplerden ötürü düzenli olarak kullanılan ilaçlar ile ilgili doktor mutlaka bilgilendirilmelidir.
    Koruyucu önlemler nelerdir?
    Tahriş ve alerjiye neden olan durumlara temasının azaltılması en önemli önlemlerden biridir. Bunun için aşağıdaki uyarılara önem verilmelidir.
    -Temizlik, bulaşık, çocuk bakımı gibi işlerde yardımcı desteği veya bulaşık ve çamaşır makinesi kullanılmasıdır.
    -Kısa süreli profilaktik eldiven kullanımı önemlidir. Uzun süre eldiven kullanımının terlemeyi arttırabileceği unutulmamalıdır. Eldiven içine pamuklu eldiven giyilmesi uygun olacaktır.
    -Doktor önerirse bariyer ve nemlendirici kremler sürülmelidir.

    -Saç şampuanlama sırasında kısa süre ile eldiven giyilmesi zayıf iritan maddelerin deriye olumsuz etkisini azaltacaktır.
    -Tuvalet temizleme gibi uygulamalar sırasında deterjan ile ellerin temasın kesilmelidir.
    -Ellerin parfümsüz sabunla yıkanması önerilmelidir.
    -Domates, portakal, limon gibi maddelerle doğrudan el temasının engellenmelidir.
    -Saç boyama sırasında olası alerjenlerden kaçınılması ve korunulması önemlidir.
    – Sıcak veya soğuk su yerine ellerin ılık su ile yıkanması daha uygundur.
    -İş yaparken yüzüklerin çıkarılması yüzüklerin altında kalabilecek iritan maddeleri azaltacaktır.
    -Resim, çiçek maket vs gibi hobileriniz varsa bu işlemler sırasında kullandığınız maddeler sorgulanmalıdır.
    -Eğer mesleki nedenli bir ekzema düşünülüyorsa kısa süreli meslek değişikliği kalıcı bir sorun varsa hekimlerin önerisi ile meslek değişikliği gündeme gelebilir.

  • Nasır nedenleri ve belirtileri

    Nasır nedenleri ve belirtileri

    Nasır

    Nasır, aşağı yukarı herkesin bildiği bir sorundur. Genellikle kendi kendine tedavi edilebilir; ama çok ciddi olduğunda doktora göstermek gerekir. Nasır, sürtünme ya da basınç nedeniyle derinin boynuzsu tabakasından oluşan bir oluşumdur. Ölü deri hücreleri birikerek bir keratin (protein) tabakası oluştururlar. Bu durum ilerledikçe nasırın altındaki deri hücreleri iltihaplanır, ağrı ve rahatsızlık verir.

    Nedenleri

    Nasır, daha çok derinin aşırı sürtünmeyle karşılaştığı yerlerde ortaya çıkar. Elleriyle çalışan işçilerde ve çıplak ayakla dolaşanlarda, normal olarak ağrı vermeyen ve gerçek nasır olmayan deri kalınlaşması olabilir. Ancak, sözgelimi kemancılarda sürekli olarak çenelerini kemanın gövdesine dayamaktan ya da yeni ayakkabı alanlarda ayakkabının belirli noktalarda ayağı vurmasından gerçek nasır oluşur.

    Bütün sıkı ayakkabıların ve yüksek ökçelerin nasır oluşturabilmesine karşılık, nasır en çok ayaktaki çıkıntılarda, parmaklar arasında ve topukta ortaya çıkar. Bunu onların üzerinde de nasır olur. Bunun nedeni, buradaki kemiğin çıkıntılı oluşu ve sürekli olarak ayakkabıya sürtünmesidir. Bu kemik çıkıntıları üzerindeki sert deri tabakası alt tabakaları koruduğundan, buralarda nasır sık görülür. Ancak nasır ve bunyon oluşumu arasında bundan öte bir ilişki yoktur. Bazı kişiler, özellikle de yaşlılar, nasıra daha eğilimlidirler.

    Protez kullananlarda, derinin aşınması nedeniyle de nasır olabilir. Böyle durumlarda nasır oluşturan nedenin ortadan kaldırılması genellikle yeterlidir ama bazen nasırın alınması zorunlu hale gelebilir.

    Belirtiler

    Nasır, çevresindeki normal deriye göre daha sarımsı renkte, kalın bir deri tabakasıdır. Koni biçiminde olabilir. Ayak parmakları arasındaki nasırlar ise çoğunlukla yumuşaktır. Nasırlar günün sonunda ağrı yapar, ayrıca basınçla karşılaşınca rahatsızlık verirler. Kronikleştiğinde ya da şiddetli olduğunda, çevresindeki deri kızarır ve nasır, hareketsiz durulurken bile çok ağrır. Belirtiler çok çeşitlidir ve bazen nasırı siğilden ayırmak zor olur. Ancak siğil genellikle daha ufaktır ve basınçla ağrı yapar. Derinin üst tabakası kazındığında siyah noktacıklar halinde siğilin kökü ortaya çıkar.

    Nasır rahatsızlık verir ve ağrır, ama çoğunlukla tehlikeli değildir. Daha ciddi bir sorun,“hiperkeratoz” denen, derinin avuç içinde ve tabanda hiçbir neden olmadan kalınlaşması ve bunun yayılması durumudur. Hiperkeratoz hemen doktora gösterilmelidir. Nasırın tek tehlikesi, alınması sırasında kirli aletlerin kullanılmasıyla enfeksiyon kapması ve iltihaplanmasıdır. Özellikle şeker hastalarının bu konuya dikkat etmesi gerekir. Ayaktaki kan dolaşımları zayıf olduğundan, enfeksiyon kolaylıkla kangrene dönüşebilir. Bu yüzden en iyisi nasırlarını bir uzmana göstermeleridir.

  • Saçkıran (alopesi areata)

    Saçkıran (alopesi areata)

    Alopesi areata nedir?

    Alopesi tıp dilinde saç kaybı anlamına gelmektedir. Alopesi areatada ise saçlarda aniden yuvarlak saçsız alanlar oluşturacak şekilde dökülme olmasıdır.

    Alopesi areatanın nedeni nedir?

    Alopesi areata otoimmun bir hastalıktır. Otoimmun hastalıklarda bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak görüp bu hücrelerle savaşmaya başlar. Bu durumda kıl kökleri etrafında bulunan lenfosit denen hücreler sitokin diye adlandırılan kimyasallar salgılarlar ve bu da saçlarda dökülmeye neden olur.

    Hastalığın ailesel özelliği var mıdır?
    Alopesi areata ailenin bir bireyinden fazlasında görülebilir veya ailenin diğerlerinde pernisiyöz anemi ve vitiligo gibi diğer immun hastalıklar bulunabilir.

    Hastalık bulaşıcı mıdır?

    Alopesi areata bulaştırıcı değildir.

    Alopesi areatanın nedeni nedir?

    Hastalığın yenilen gıdalarla bir ilişkisi yoktur. Diğer sağlık problemlerinde olduğu gibi hastalık stresli bir olaydan sonra başlayabilir, fakat bu olguların hepsinde yoktur.

    Hastalık nasıl görülür?

    Alopesi areata belirgin bir rahatsızlık vermediği için, genellikle berberler tarafından saptanır. Saçın büyümesi durur ve kökünden ayrılır. Alpopesi areata üç evre gösterir. İlk olarak saçlar aniden dökülür, sonra dökülen alanda genişleme olur. Son olarak da saçlar başlangıçta renkleri beyaz veya gri olarak çıkmaya başlarlar. Bu ayları hatta yılları alabilir. Yeni kıllar çıkarken diğerleri dökülebilir.

    Saçların tamamı dökülebilir mi?

    Etkilenen hastaların %5 ine kadar olanında tüm saçlar dökülebilir. Bu duruma alopesi totalis denilir ve çok uzun sürebilir. Hastaların %1 inden azında vücut kılları tamamiyle dökülür, bu durum alopesi üniversalis olarak bilinir.

    Hastalığın başka bir zararı var mıdır?

    Alopesi areata fiziksel bir rahatsızlığa neden olmaz, ama psikolojik olarak hastayı etkiler.

    Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Ne yazık ki hastalıkta kesin çözüm sağlayabilecek tedavi yoktur. Hastalık yavaş bir şekilde kendiliğinden iyileşebilir. Bazen yeni gelen saçlar beyaz veya gri renktedir, daha sonra orijinal renklerine dönerler.

    Saçsız alana kortizon enjekte edilmesi saçların çıkışını hızlandırabilir. Bu tedavi intralezyonel kortizon enjeksiyonu olarak bilinir. Saçlardaki yeniden büyüme sadece enjeksiyon yapılan yerde görülür. Bu tedavi yeni alanlarda saç dökülmesini engellemez. Bununla beraber saçlar çıkmaya başlarsa ilave olarak yapılan enjeksiyonlar saçların çıkmasına yardımcı olur. Hastalığın tedavisinde birçok farklı alternetif yöntem kullanılır. Fakat bu tedavilerin sonuçları değişkendir. Bazı losyonların kullanılması
    bazı kişilerde saçların çıkmasına neden olmaktadır. Bu amaçla kortizonlu ilaçlar veya minoksidil ve tahriş edici bir ajan olan ditranol kullanılabilir.

    İmmunoterapi denen tedavide düşük bir konsantrasyonda alerjik reaksiyon oluşturabilecek bir madde dökülen alan uygulanır ve bir alerjik kontakt dermatit oluşması sağlanır. Bu amaçla sıklıkla diphenylcyclopropenone (diphencyprone) kullanılır. Ne yazık ki bu tedavi tahriş edici ve rahatsızlık vericidir, sıklıkla lenf bezlerinde büyümeye neden olur.

    Yaygın saç kaybı durumunda güvenilir bir tedavi yöntemi yoktur. Kortizon içeren haplar, PUVA dediğimiz bir ışık tedavisi uygulanabilir. Fakat bu tedavilerin bir takım yan etkileri vardır.