Etiket: Nakil

  • Hematopoietik kök hücre nakli

    (KEMİK İLİĞİ NAKLİ – PERİFERİK KÖK HÜCRE NAKLİ)

    HÜCRE NEDİR? : Vücudumuzun en küçük canlı parçalarıdır.Ancak mikroskopla görülebilirler. Biraraya gelerek “ organ ve dokuları “ oluştururlar ; karaciğer, kalp, mide, dalak, dokusu vs. gibi. Her doku veya organdaki hücrelerin yapısı ve işi farklıdır, o iş için özel olarak üretilmişlerdir.

    Hematopoez: “Kan hücrelerinin oluşmasıHematopoetik : “Kan hücreleri oluşturan

    HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE : “Kan yapıcı ana hücre” anlamına gelir.

    Kan hücreleri sadece kemik iliğinde yapılır. Üç çeşit kan hücresi vardır : 1- Kırmızı kan hücreleri – alyuvarlar ( eritrosit ) 2- Beyaz kan hücreleri – akyuvarlar ( lökositler ) 3- Trombositler (kan pulcukları)

    Bu hücreler kemik iliğinde bulunan “ana / ata hücreler tarafından üretilir ve olgunlaşması tamamlanınca kan dolaşımına verilir. Kan yapıcı ana hücrelere “HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE “ adı verilir. Bunların sayısı sabittir, ancak gerektiğinde, hem kendi sayılarını çoğaltabilirler, hem de, yeni ve olgun kan hücreleri üretirler. Kök hücreler ve bunların ürettiği olgun kan hücrelerinin sayısı çok dikkatli bir kontrol altındadır, bu rakamlar normal hallerde değişmez.

    Kan hücrelerinin görevleri :

    1- Alyuvarlar ( kırmızı kan hücreleri ) : Tüm vücut hücrelerine enerji, ısı, oksijen, besin ve gereksinimi olan herşeyi taşırlar. Artıkları da geri götürürler. Alyuvarların veya içeridiği oksijen taşıyan Hemoglobinin azalmasına “ anemi” adı verilir; halsizlik, yorgunluk, çarpıntı ,solukluk gibi durumlara yolaçar. Tüm vücut organlarının yaptığı görevler aksamaya başlar.

    2- Akyuvarlar: Vücudumuzu her türlü infeksiyona ( mikropların yolaçtığı iltihaplanmalar ) karşı korurlar. Bu hücrelerin azalması, ciddi infeksiyonlara, hatta ölüme neden olabilir.

    3 – Trombositler : Vücudumuzdaki en önemli işleri, kanamaları önlemektir.Sayıları azalırdığında, çeşitli yerlerden kanamalar olabilir : dişeti, burun, mide, beyin, cilt kanamaları gibi.

    Görevi kan üretmek olan kemik iliği , herhangibir nedenle, kusurlu çalışmaya başlarsa, ya da çalışamaz hale gelirse , dolaşan kandaki alyuvar, akyuvar ve trombositlerde azalmalar görülür. Normal kan hücreleri giderek azalır.

    1-Kemik iliği kendisine özgü bozukluklar nedeniyle kusurlu üretim yapabilir :Lösemilerde ( kemik iliği kanserleri ) olduğu gibi.

    2- Ya da vücudun başka yerlerindeki hastalıklar kemik iliğine yayılabilir (değişik organ kanserlerinin kemik iliğine yayılması gibi ).

    3- Ya da, üretimini neden olmaksızın azaltabilir, durdurabilir (aplastik anemi gibi )

    Bütün bu durumlarda, “kök hücre nakli “ uygulaması gerekebilir.

    Kök hücreler nasıl toplanır ?

    1– Vericinin kemik iliğinden, anestezi altında, özel iğnelerle toplanabilir.

    2– Dolaşan kanda, kök hücreler mevcuttur, bunlar özel bir aygıt tarafından damardan toplanabilir. Burada, kişi sadece bir süre, kan verir gibi, kolundan bir serum seti takılarak, istirahat pozisyonunda uzanır. Acı veya sıkıntı vermez, kolay bir işlemdir. İşlemden önce vericilere bir süre cilt altından kök hücre sayısını arttırmak amacı ile bir iğne yapılır. Ameliyathane koşulları gerekmez.

    Toplanan hücreler -196 derecede sıvı azotta saklanır, gerektiğinde çözülerek damardan, alıcıya verilir.

    Kök hücre kaynakları nelerdir ?

    1- Kemik iliği,

    2- Damarlardaki dolaşan kan,

    3- Göbek kordonu (doğum sırasında bebeğin kök hücreleri buradan alınabilir)

    Kök hücre uygulamaları kaç çeşittir ?

    1 Allogeneik kök hücre nakli : Bir başka kişiden yapılan nakil.

    2 Otolog nakil : Kişinin kendisinden alınan iliğin, kendisine tekrar verilmesi.

    3 Singeneik nakil : İkiz kardeşten yapılan nakil.

    4 Unrelated nakil : Akraba olmayan kişilerden nakil.

    Hangi hastalıklarda hematopoetik kök hücre nakli gerekir ?

    Sayısız, iyi ve kötü tabiatlı hastalıklarda, bazen doğumsal hastalıklarda bile denenmektedir. Bu uygulama, bir tedavi tipi olup, her hastada daima şifa sağlamaz. Uygulama sırasında veya sonrasında hasta kaybedilebilir, hastalık nüksedebilir. Kişinin esas hastalığı iyileşebilir, ancak kalıcı başka önemli hasarlar oluşabilir. Bunlar alıcı tarafından çok iyi bilinmelidir.

    Bugün en çok uygulandığı yerler :

    1 – Kemik iliği kanserleri diyebileceğimiz lösemiler,
    2 –
    Lenf bezi kanserleri olan Hodgkin hastalığı ve Non- hodgkin lenfomalar,
    3 –
    Çeşitli organkanserleri (meme, testis, akciğer kanseri gibi )
    4 –
    Kemik iliğininyetersiz çalıştığı veya çalışmadığı durumlar ( Aplastik anemi gibi ).

    ÖNEMLİ SORUNLAR NEDİR?

    Alıcının savunma sistemi (immün sistem ) verilen iliği reddeder, yeni ilik çoğalıp iş göremez. Buna, “engrafman` – yama- yetersizliği diyoruz. Hasta; kanama, infeksiyon gibi ölümcül tehlikelerle yüzyüze kalır. Verilen kök hücrelerin, yerleşip, çalışmaya başlamasına kadar geçen zaman içinde, trombosit azlığı nedeniyle kanamalar,beyaz kan hücrelerinin azlığı nedeniyle infeksiyonlar oluşabilir. Kişinin savunma sistemi daha önce yokedildiği için, ciddi ve öldürücü infeksiyonlar olabilir, verilen antibiyotiklere rağmen infeksiyondan hastalar kaybedilebilir.
    Daha da önemlisi, ilk 10 günden başlayarak,“akut graft versus host” hastalığı (AGVHD) gelişebilir. Yani, verilen yeni sağlıklı hücrelerin bir kısmı, bu yeni ortamı yabancı olarak algılar, savunmasız olan yeni vücuda zarar vermeye başlar. Yani, bir anlamda, verici alıcıyı reddeder. Bu durumda, barsaklar, karaciğer, cilt ve akciğerleri öncelikle hedef alır. İshaller, kanlı ishal, sarılık, ciltte kırmızı pullanmalar, yaralar oluşabilir. Tüm cilt soyulabilir. Solunum yetersizliği gelişebilir. Bu sorunlar, dışardan, verilen destek tedaviyle aşılabilir, aşılamayabilir, hastayı ölüme götürebilir.

    Hasta, taburcu olduktan aylar sonra veya nakili izleyen haftalarda, “Kronik GVHD” çıkabilir. Bu durum, A– Kişinin immün sisteminin daha da zayıflaması, büsbütün savunmasız kalması demektir. Yani, kolayca, infeksiyon kapar . Örneğin basit bir “uçuktan” ya da boğaz infeksiyonundan ölebilir.Veya uzun süre hastanede yatması gerekebilir.B- Yanısıra yine önemli derecede karaciğer hasarı oluşturabilir. C– Alıcının ağız ve göz kuruması olur, tüm salgıları azalır. Ağızdan başlayarak, tüm barsaklar boyunca hem salgıları azalır, hem de yumuşak olan iç yüzey kuru sert bir doku halini alır. Mide ve barsaklar iyi çalışamaz . D– Tüm adeleler sertleşir, hasta eklemlerini hareket ettirmekte zorlanır, zırh giymiş gibi olur. E- Hastanın cinsel aktivitesi azalır, büyük olasılıkla çocuk yapma yetisi kaybolur. F- Cilt esmerleşir. Gözde görme kaybına kadar gidebilen iltihabi olaylar gelişebilir.

    Tüm bunlara ek olarak, kullanılan ilaçlara ilişkin çeşitli yan etkiler çıkabilir ve tabloyu daha da ağırlaştırır.

    İşte, kök hücre nakline karar verirken tüm bu olasılıkları bilmek, iyi anlamak çok önemlidir. Bu amaçla çok iyi psikolojik destek ve tedavi planına uymak başarıyı artırır. Başarı oranı, hatta şifa, % 50 civarındadır.

    Bu da azımsanmayacak bir rakamdır. Kullanılan ilaç ve ışın tedavisi nedeniyle yıllar sonra, örneğin 7-10 yıl, ikincil kanserler de ortaya çıkabilir.

    Allogeneik kök hücre nakli nedir, nasıl yapılır?

    1- Hasta (alıcı) ve verici için gerekli sağlık taramaları yapılır. İkisinin de, tam olarak “görünür” bir sağlık sorunu olmadığından emin olunur. Burada bir husus akla takılabilir; eğer alıcı sağlıklıysa, neden AKİT yapılsın? 1- Alıcının kan ve kemik iliği, incelemelerde normal görünse de, ilk kemoterapi tüm lösemi / kanser hücrelerini yok edemez, hala vücudunda bizim göremediğimiz, kanserli hücreler bulunmaktadır. Bu nedenle hastalık bir süre sonra yine ortaya çıkar (nükseder). 2- Kemoterapi sırasında kullandığımız ilaç dozlarını çok yükseltirsek, tüm kanserli hücreler ölebilir. Ancak,kemik iliği ve başka dokular onarılmaz derecede zarar görürler. Bu nedenle, elimizde sağlıklı bir kemik iliği desteği / yedeği olmadan, ilaç dozlarını, bütün kanserli hücreleri yokedecek kadar artıramayız. İşte bu yedek /destek, “sağlıklı yeni bir iliktir”. Burada, özellikle lösemide, kişinin kendi iliği, artakalmış hastalıklı hücreler içerebilir kaygısıyla, kullanılamaz. Yani otolog nakil uygun değildir. Aksitakdirde, hastalık yinelenebilir!

    2 – Alıcı ve verici sağlıklıysa, işlemler başlar;

    A) Alıcıya sürekli kalabilecek ve kendisini rahatsız etmeyecek bir kateter takılır. Yani uygun bir damara, kalıcı bir ince tüp yerleştirilir. Buradan gerekirse kan alınabilir, tüm ilaçlar verilebilir. Sık sık damara girilme sıkıntısı olmaz.

    B) Hastaya “hazırlama rejimi” denilen yüksek dozda antikanser ilaç verilir.

    Bunun nedenleri birkaç tanedir:

    1 – Alıcıda artakalmış kanser hücrelerini öldürür.

    2 – Alıcının vücudundaki koruma / savunma sistemlerini susturur. Böylece,verilen yeni ve sağlıklı kök hücrelerin reddedilmesini önler. Kişinin sağlıksız iliğini yok ederek, yeni ve sağlıklı kök hücreler için, yerleşme yeri açar.

    C) Vericiden toplanan kök hücreler, aynı gün veya daha sonra, alıcıya damardan verilir. Bu verilme işi, hazırlama rejiminden hemen sonra gerçekleşir.

    Hasta (alıcı); gerek hazırlama rejiminin verilmesi, gerekse kök hücrelerin nakli sırasında ve sonrasında, ayrı bir odada (özel bir bakım ünitesi) kalmak zorundadır! Bu şekilde, çeşitli mikropların bulaşması ve öldürücü iltihaplanmalar (infeksiyon) önlenebilir.

    Genellikle, 14-15. gün yeni ilik yerine yerleşip, çalışmaya başlar. Ancak bu süre çok daha uzun olabilir. 4-5 hafta ünitede kalmak gerekebilir. Normal koşullarda, kişi 1.5 ayda hastaneden taburcu olabilir.

    Yukardaki işlemler, herzaman yolunda gitmeyebilir! Kemik iliği, bugünkü deyimle, kök hücre nakli, filmlerde veya basında yeraldığı gibi kolay bir işlem değildir. Özellikle, nakil sonrası günler, aylar çok naziktir. Kısa veya uzun dönemli, çok ciddi sorunlar oluşabilir. Nakil işlemi ölümle bitebilir.

    OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ (OKHN ), yani kendi kök hücrelerinin, kendisine verilme işlemi çok farklı bir yaklaşımdır.

    Uygulama alanları

    Lenfomalar (lenf bezelerinin kanserleri), Solid tümörler: Meme, akciğer, yumurtalık, testis vs kanserleri gibi kemik iliği dışındaki organ kanserleri başlıca uygulama alanlarıdır. Bazen de, uygun vericisi olmayan, iyi seçilmiş akut lösemili hastalarda uygulanır. Bu hastalıkların ilk tedaviseçenekleri, kemoterapi (özel kanser ilaçları) ve radyoterapi (ışın tedavisi) dir. Ya da ikisi beraber kullanılır.

    Ancak bu tedaviler herzaman hastalığı yok etmez, hastalık tekrarlayabilir, veya ilk tedavi kısmen yararlı olur. Kullanılan ilaçların dozu yükseltilirse, hastalık durdurulabilir. Buradakisorun; ilaç dozları kanseri ortadan kaldıracak kadar artırılınca, kanser hücreleriyle birlikte kişinin kemik iliğindeki kan üreten ana hücrelerin de yok olmasıdır. Kişinin kanseri ortadan kalkar, ancak kemik iliği kan üretemediği için, çok ciddi ve geri dönüşü olamayan bir kemik iliği yetersizliği ortaya çıkar. Kanamalar, infeksiyonlar, ileri derecede halsizlik, bitkinlik, tüm vücutta kansızlığa bağlı bozukluklar ölüme götürür. İşte bu nedenle otolog nakil ( OKHN ) gündeme gelmiştir.

    OKHN’ de, izlenen mantık ve uygulama şöyledir :

    1- Kişinin kemik iliği temizse, yani mevcut kanser kemik iliğine yayılmamışsa, kendi kök hücreleri toplanır. Bu kök hücreler ya doğrudan ilikten, ya da dolaşan kandan toplanır. Yani aynen AKHN gibidir.

    2- Bu hücreler -80 derecede dondurularak saklanır (sıvı azot tankında).

    3- Hastadaki kanser için kullanılan ve etkili olduğu bilinen ilaçlar çok yüksek dozda verilir. Bu doz, kanserli hücreleri yok edecek kadar yüksek bir dozdur. Ancak, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek gibi organlara zarar vermeyecek dozlar olmasına da özen gösterilir. Yüksek dozdaki ilaç kanserli dokuyu yok eder, bu arada hastanın kemik iliği de yok olur. Bizim yedeklediğimiz, kişinin kendi kan yapıcı kök /ana hücreleri ise elimizde hazırdır. Yüksek doz kemoterapi sonrası, kendi kök hücreleri kendisine geri verilir. Bunların yerine tekrar yerleşmesi, işe başlaması 10-20 gün alır.

    Bu tip nakilde, AKHN ‘ deki kadar büyük sorunlar yaşanmaz.

    1- Ayrı ve özel bir ünite mecburiyeti yoktur. Kemik iliği ünitesi dışında, tek kişilik bir odada yapılabilir. Yine, temizliğe aşırı özen gösterilir. Vücut temizliği ; ağıziçi, dişler, cilt, iğne ve kateterlerin giriş yerleri, el temizliği temel koşullardır.

    2- AGVHD ve Kronik GVHD görülmez.

    3- Beyaz kan hücreleri ve trombositler daha çabuk düzelir, yani engrafman (yerleşme) daha çabuk ve az sorunlu olur.

    Engrafman yetersizliği, AKHN ‘ne nazaran, daha seyrek görülen bir durumdur.Başarının önemli bir koşulu, verilen ilikte kanser hücreleri bulunmamasıdır. Kanser kemik iliğine yayılmışsa, toplanan hücreler içinde, kanserli hücrelerde olacağı için, hastalık çabuk tekrarlar. Bu tip hastalarda OKHN’ nin yararı kısıtlıdır. Başarının önemli bir koşulu da, hastadaki kanser dokusunun, hala ilaçlara duyarlı olması gereğidir. Eğer , kanser hücreleri, kullanılacak ilaca duyarlı değilse, yüksek dozda verilmeleri de yararlı olmaz.Tersine vücuda zarar verir.

    OKHN, kesin şifa garantisi değildir, ancak çok başarılı sonuçlar verebilir.Bu durum, yukarda belirtildiği gibi, AKHN için de geçerlidir.

    Unrelated nakiller

    Uygun kardeş ve birinci derecede akraba vericisi olmayan kişilere, akraba olmayan kişilerden yapılan kök hücre nakilleridir. Bu nakillerde, AKHN’ de görülen sorunlar, çok daha sık ve şiddetli olarak ortaya çıkar. Doku tipi % 100 tutsa da bu yüksek risk geçerlidir. Kendi ırkı dışında bir ırkın kullanılması, riske risk ekler. Başarı oranı düşük, ölüm riski fazladır. Bu seçenek, kesinlikle hastanın çok arzulu olmasını gerektirir. Ayrıca, maliyeti çok yüksektir. Yüzlerce, hatta binlerce gönüllünün taranması, daha nakil öncesinde, çok zaman ve para gerektirir. Nakil sonrası sorunlar da çok fazla olacağı için, bunların tedavisi, maliyeti birkaç misli artıracak ve durumu güçleştirecektir. Ölüm riski, % 80`e kadar çıkabilir. Sonuç olarak, unrelated nakillerde, yarar/zarar tartışması çok iyi yapılmalı, hasta ve ailesi bunları çok iyi bilmelidir. Peşin olarak başarısızlığı ve hasta kaybını göz önünde tutmalıdır.

    Tüm nakillerde, hasta ve aileler uzun ve zor bir savaşa girdiklerini, en azından uzun bir süre yaşamlarının tümüyle değişeceğini bilerek, kendilerini yeni bir yaşama hazırlamalıdır. Ailelerin; sürekli hekimle ve hastaneyle buluşabilecek, hergün tetkik yaptırabilecek, yaşamındaki diğer sosyoekonomik sorunları geri plana atmasını gerektiren bir yaşam şekline adım attıklarını kavramaları gereklidir.Yaşam yerleri de buna paralel olarak değişebilecektir. Yani, sadece hasta değil, aile bireyleri de, bu olayda sosyoekonomik olarak zedelenebileceklerini kabullenmelidir. Eski tabirle, “Kemik iliği nakli”, basitçe, ilik hücrelerinin alınıp verilmesiyle bitiveren, mucize bir yaklaşım değildir. Aksine, çok sayıda tedavi şeklini içine alan, çok sayıda uzman doktor ve laboratuvar hizmeti gerektiren, bir tedaviler zinciridir. Yaşamı da, ölümü de içerir. Tüm bu zor gerçeklere karşın, bazı hastalarda, başka seçeneklerle kıyaslanmayacak yararları vardır. Zamanlaması iyi yapılırsa, teknik olanaklar yeterliyse, hastanın performansı çok iyiyse ve uygun bir verici varsa (AKHN ‘de), iyi merkezlerde sonuçlar çok mutluluk verici olabilir.

    BU YAZI www.thd.org.tr SİTESİNDEN YARARLANILARAK YAZILMIŞTIR. DAHA AYRINTILI VE DOĞRU BİLGİ SAHİBİ OLMAK İSTERSENİZ BU SİTEYE BAŞVURABİLİRSİNİZ.

  • İyilik zamanı ilik zamanı

    Lütfen siz de Kızılay Türkök’e gelin, üç tüp kan vererek yaşama tutunmayı bekleyen binlerce insana umut olun. Bununla da kalmayıp eğer bir hastayla doku grubunuz eşleşiyorsa, bağışçı olmaktan vazgeçmeyin. Hele ki nakil tarihine yakın zamanlarda hiç geri dönmeyin! Çünkü burada sadece insanların umutlarını söndürmekle kalmıyorsunuz, onların yaşamını da tehlikeye atmış oluyorsunuz! Konuyu Prof. Dr. Barış Malbora’yla enine boyuna konuştuk…

    – Hocam, nedir sorun?

    Sorunun kaynağı yaşamı tehdit eden hastalıklar. Yeryüzünde öyle hastalıklar var ki günümüz bilgi ve teknolojisinde tek çözüm, maalesef kök hücre nakli…

    – Nedir o hastalıklar?

    Lösemi ve kan/kemik iliği kanserleri. Tabii diğer organ kanserleri, doğumsal metabolik hastalıklar, bağışıklık sistemi yetersizlikleri ve Akdeniz anemisi gibi doğumsal kansızlıklar. Bunların da günümüzdeki tek kesin çözümü kemik iliği nakli…

    – Peki ‘kök hücre nakli’yle ‘kemik iliği nakli’ aynı şey mi?

    Şöyle ki, “kemik iliği nakli” bir kök hücre nakli. Ama kök hücre naklinin tek kaynağı kemik iliği değil. Kök hücre kaynağı olarak, sıklıkla kemik iliği kullanıldığı için “kök hücre nakli” ile “kemik iliği nakli” eşanlamlı gibi kullanılıyor.

    Gelelim esas meseleye… İnsanlar donör olmak için kan veriyor. Buraya kadar her şey şahane! Ama ilik bekleyen bir hastayla ‘doku uyumu’ tespit edilip onaylandığında ve Türkök tarafından verici olması talep edildiğinde bağışçı birdenbire ilik vermekten vazgeçebiliyor. Neden?

    Evet, üzülerek söylüyorum ki bağışçılarımızın yaklaşık yüzde 20’si iş başa düştüğü zaman bu süreçten cayıyorlar!

    – Her 5 kişiden biri yani…

    Evet. Kemik iliği bekleyen bazı hastalarımızın birden fazla tam uyumlu verici adayı olabiliyor. Onlar daha şanslı. Bir aday vazgeçerse hemen diğerine yöneliyoruz. Ama bazen, bir hastaya bu koskoca dünyada yalnızca bir verici adayı uygun oluyor. Bu durumda o bir tek gönüllü bireyin “bağışçı” olmaktan vazgeçmesi hem hasta olan çocuklarımız hem onların aileleri hem de bizim için büyük bir hayal kırıklığı! Düşünebiliyor musunuz, 3 yaşında, yüksek risk lösemi tanısı konmuş bir hastanız var. Tüm kemik iliği bankalarından taramaları yapmışsınız, yalnızca bir verici uygun. O vericiden ilik toplanması için talepte bulunuyorsunuz. O da vazgeçtiğini söylüyor! O anne-baba için dünyanın sonu! Bu vazgeçişlerin birçok nedeni var…

    – Korkuyorlar mı?

    Evet, nedenlerden biri korku. Ama insan bilmediğinden korkar. Halkımız da bu konuda yeterli bilgiye sahip değil. Yapılan işlemin kendi hayatlarını tehlikeye atmayacağını net bir şekilde anlasalar ben inanıyorum ki verici adayı olup kemik iliği bağışı talebi geldiği zaman, koşa koşa kök hücrelerini vermeye gidecekler!

    – Bu işin önemini mi anlamıyorlar?

    Bu da işin başka bir açısı. Kemik iliği nakli olmaya muhtaç o güzel çocuklarımızı hastane odalarında bir ziyaret etseler, bu işin ne kadar önemli ve yaşamsal olduğunu anlayacaklar. Sanırım bize de görev düşüyor, daha fazla farkındalık yaratmamız gerekiyor. Türkök ve hastanemizin düzenlemiş olduğu “Şimdi iyilik zamanı, şimdi ilik zamanı!” gibi kampanyaları daha sık aralıklarla tekrarlamalıyız mesela.

    – Eşleri, anneleri, babaları mı itiraz ediyor hocam?

    Maalesef bu da bir diğer neden. Mesela kemik iliği nakli olması gereken bir hastamla teyzesi arasında tam doku grubu uyumu vardı. Bunu öğrenince dünyalar bizim olmuştu. Nakil için tüm hazırlıkları yaptık ve hastaya verdiğimiz kemoterapilerle artık geriye dönüşümü olmayacak şekilde nakle hazırlanıyorduk ki ilik vericisi olan o teyzenin kocası, eşinin bağışçı olmasını istemedi! Kocası kabul etmediği için de küçük hastamıza nakil yapamadık! Neyse ki dünya kemik iliği bankaları taramalarımızda tam uyumlu başka bir bağışçı bularak başarılı bir nakil gerçekleştirdik. Şanslıydık. Hastamız şu an sağlıklı bir yaşam sürüyor. Gerçi bunun tam aksi örneklerimiz de yok değil. Kahraman Mehmet mesela. Mehmet, dünyada çok az görülen bir hastalığa sahip iki kardeşine can verdi. Keşke herkes Mehmet gibi cesur olabilse…

    – Vazgeçenlerin bir kısmının para istediğini duydum, bu doğru mu?

    Evet. Bu tür durumlarla da karşılaşıyoruz. Allah’tan yasalar bunun önüne geçmek için çok güzel duvarlarını örmüş durumda. Türkök de bu konuda çok olumlu adımlar atıyor. Mesela, bağışçı ve hasta nakilden 2 yıl sonrasına kadar kesinlikle yüz yüze gelemiyorlar. Kimlikleri de saklı tutuluyor. Nakilden 2 yıl sonra iki tarafın da onayı olmak koşuluyla bir araya gelmeleri mümkün.

    DİKKAT DİKKAT… NAKİLDEN AZ BİR SÜRE ÖNCE LÜTFEN VAZGEÇMEYİN!

    – “Elbette hepimiz bağışçı adayı olalım. Ama asıl süreç, bir hastayla dokunuzun tam olarak uyduğunu öğrendiğiniz zaman başlıyor.”

    – “Eğer bu aşamada vazgeçerseniz, hasta ciddi bir hastalıkla pençeleşmeye devam edecek ve belki de yaşamını kaybedecek! Bunun manevi yükü çok ağır. En kötüsü, doku eşleşmesi sonrasında verici olmayı kabul edip nakilden 1 hafta-10 gün önce, bizler tarafından hastalara kemoterapiye başladığımız süreçten sonra vazgeçmek… Bu dönemde hastaya verdiğimiz kemoterapi, onların kemik iliğini geri dönüşümsüz ortadan kaldırıyor.”

    -“Ben bu süreci uzaya atılan rokete benzetiyorum. Roketi uzaya fırlattıktan sonra ‘Pardon, geri dönmem gerek!’ deme lüksümüz yok! Bunun gibi bir şey bu hazırlama süreci. Eğer bu noktada vazgeçilirse, hastayı kemik iliği yetersizliğinden kaybetmek çok uzak ihtimal değil. Ben bu noktada yasal düzenlemelerle vericilere de yaptırım getirilmeli düşüncesindeyim. Her aşamada vazgeçme hakkına sahipsiniz ama lütfen nakile çok az bir süre kala vazgeçmeyiniz!”

    KİMLER DONÖR OLABİLİYOR?

    “18 ile 50 yaş arasında, herhangi bir kronik hastalığı, bulaşıcı hastalığı (hepatit B, C gibi) olmayan herkes.”

  • Bu hastalıklar çocukların karaciğerini bitiriyor

    Enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor

    Karaciğer vücutta hayati öneme sahip, önemli organlardan biridir. Kanda bulunan kimyasal maddeleri düzenleyen karaciğer, toksik maddelerin dışarıya atılmasını, safra salgısı yağların sindirilmesini sağlamakta ve kırmızı kan hücresi üretmektedir. Alınan besin ve ilaçlar da burada parçalanarak, kolay kullanılabilir hale getirilir. Karaciğerin işlevini gerçekleştirememesi mutlaka en kısa sürede tedavi gerektirmektedir ve yetmezliğin en etkin tedavisi karaciğer naklidir.

    Akut ve kronik karaciğer yetmezliğine dikkat!

    Her karaciğer hastalığı, karaciğer nakli gerektirmemektedir. Karaciğer büyük bir organdır, son ana kadar çalışır fakat yapması gereken üretimleri yapamadığı, atması gerekenleri atamadığı zaman ciddi olarak yetmezlik gelişebilmektedir. Ani gelişen, daha önce hiçbir sorunu olmayan, bir anda karaciğerde hasarlanma neticesinde karaciğerin çalışmadığı, akut denilen ani karaciğer yetmezliği grubu birinci grubu oluşturmaktadır. Bu daha az bir sayıyı kapsar. Ani yetmezliklere; enfeksiyonlar, ilaç alımları, mantar zehirlenmeleri gibi durumlar neden olabilmektedir. Nadiren karaciğer hastalıklarının da ilk belirtisi olarak ani karaciğer yetmezliği görülmektedir. Bir de doğuştan ve ya sonradan edinilen bozukluklarla gelişen karaciğer hastalıkları vardır. Bunlara kronik karaciğer hastalıkları denilmektedir. En sık görülen tablo ise kronik karaciğer hastalığına bağlı gelişen karaciğer yetmezlikleridir.

    Çocuklarda karaciğer nakli gerektiren hastalıklar

    Kronik karaciğer hastalıkları yani karaciğerin doğuştan olan hastalıkları, karaciğer yetmezliğine neden olabilmektedir. Çocuklarda karaciğer naklinin en sık nedeni, doğuştan safra yolu yokluğudur. Karaciğerin iltihapla seyreden, otoimmün hepatit denilen, karaciğer hastalıkları da yetmezlikle sonuçlanabilmektedir. Bunun dışında yine doğumsal olan, safra kanallarındaki taşıyıcıların yokluğuyla karakterize, kalıtsal kolestaz denilen bir grup mevcuttur. Bunlar da önemli nakil grubunu oluşturmaktadır. Belirtileri yine kaşıntı, büyüme-gelişme geriliği ve sarılık olabilmektedir.

    Karaciğeri tutan metabolik hastalıklarda da nakil gerekli

    Karaciğeri tutan metabolik hastalıkların ilk grubunu, sirozla birlikte karaciğer hasarına yol açanlar oluşturmaktadır. Bir de bazı hastalıkların varlığında karaciğer aslında normal çalışır ve zarar görmez ancak başka organlar olumsuz etkilenmektedir. Buna örnek olarak yüksek kolesterol bozuklukları olan ailesel hipekolesterolemi gösterilebilir. Bu hastalıkta karaciğer sağlıklı bir şekilde işlevini yerine getirir fakat protein karaciğerde yapılamadığı için vücudun her yerinde kolesterol plakları oluşur ve bu sebeple ölümler olabilmektedir. Bu plaklar çok ciddi koroner arter hastalığına da yol açabilmektedir. Ailede belirgin bir vaka varsa mutlaka erken dönemde koruyucu olarak karaciğer nakline gidilmesi gerekmektedir. Buna benzer bir başka hastalık da “hiperoksalüri” adı verilen, böbreklerde aşırı miktarda oksalat birikiminin olmasıdır, gözde, deride ve birçok organda birikmektedir. Bu hastalarda yine karaciğer nakli gerekir ve eğer erken dönemde karaciğer nakli yapılırsa, böbrek nakline gerek kalmamaktadır.

    Karaciğer nakli dikkatli bir hazırlık istiyor

    Hastalığın tanısı konulduktan sonra gerçekten naklin gerekli olup olmadığı araştırılmaktadır. Eğer çocuk nakil kapsamına alınırsa, yaşa göre gereksinimleri belirlenir. Nakilden önce mutlaka aşılamaların tamamlanması gerekmektedir. Nakil sonrası enfeksiyonu önlemek adına aşı, birinci derecede koruma özelliğine sahiptir. Nakil sırasında çocuğun bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve kaslarının kuvvetlenmesi için özel bir beslenme programı uygulanmaktadır. Beslenme çoğu zaman damardan yapılmaktadır. Nakil öncesi vücuttaki herhangi bir organın hastalıktan etkilenip etkilenmediği tetkiklerle değerlendirilir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri, bazen erken dönemde vücutta herhangi bir organ etkilenimi yokmuş gibi görünse de, bazı hastalıkların etkisi ileri yaşlarda ortaya çıkabilmektedir. Bu sebeple çok detaylı değerlendirme gerekmekte ve aile ile bu bilgiler ayrıntılı olarak paylaşılmaktadır.

    Nakil sonrası düzenli takip çok önemli

    Yaş küçüldükçe nakil sonrası sürecin zorlukları da artabilmektedir. Kullanılan ilaçların yan etkileri açısından takibin düzenli yapılması gerekmektedir. Karaciğer nakli sonrası çocuk ömür boyu bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanabilir. Bu konuda ailenin de bilinçli olması önemlidir. Alınan ilaçlar bir süre sonra tek ilaca inmektedir. Sonrasında 6 ay veya yılda bir kontrollerin aksatılmaması büyük önem taşımaktadır. Çocuk düzenli kontroller ve doğru bir bakımla yaşamını yaşıtları gibi sağlıklı bir biçimde sürdürebilmektedir.