Etiket: Mutlu

  • MUTLU ANNE MUTLU ÇOCUK

    MUTLU ANNE MUTLU ÇOCUK

    Anne-Çocuk İlişkisi Nasıl Başlar?

    Anne ve çocuk arasındaki ilişki doğum anından itibaren güven duygusu ve sevgiyle başlamaktadır.Güven duygusunun özünü anne-çocuk arasındaki tutarlılık ve süreklilik meydana getirmektedir.Güven duygusu, çocuğun gelecekte diğer bireylerle kuracağı ilişkiyi de şekillendirmektedir.Çocukla oluşturulan güven ilişkisinde sevgi ihtiyacının karşılanması önemli bir rol oynamaktadır.Yaşamın ilk yıllarından itibaren çocukla kurulan duygusal iletişim çocukta güven ya da güvensizlik duygularının oluşumuna neden olur.

    Çocuğun doğduğu günden itibaren tüm dünyası annesidir.Annenin çocuğuna gülümsemesi, bakım vermesi, ve sevgisini hissettirmesiyle birlikte anne-çocuk arasında karşılıklı sıcak bir ilişki başlar.Aralarındaki bu olumlu ilişki güvenin temelini oluşturur.Böylece anne bebek arasında mutlu bir ilişki başlamış olur.

    /p>

    Mutlu Anne-Mutlu Çocuk İlişkisi Nasıl Olur?

    Mutlu anne, çocuğunun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını doğru anlayıp, güven verici, sakinleştirici bir tavırla ihtiyaçlarını karşılayabilen kişidir.

    Mutlu anne- çocuk ilişkisinde önemli bir adım annenin çocuğuna sınırlar çizmesi yani gerektiğinde ona ‘hayır’ diyebilmesidir.Sınırlar çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlar.Sınırları olmayan bir çocuk kendisini boşlukta hisseder.Çocuğa sınır koymanın amacı, kuralları olan güvenli bir hayat hissinin oluşturulabilmesidir.2 yaşından itibaren çocuklar sınırları zorlamaya, ebeveynlerini denemeye başlar ve 6 yaşına kadar bu durum devam eder.Kuralları olan, güvenli bir hayat hissini oluşturmuş çocuk mutlu bir çocuktur.

    Annenin çocukla kaliteli zaman geçirmesi yani onunla oyunlar oynaması, sosyal etkinliklere katılması, çocuğunu dinlemeye ve anlamaya çalışması çocuk ve anne arasındaki mutluluğu arttırmaktadır.

    Mutlu çocuklar, ebeveynlerinden gördükleri sevgiyi ve ilgiyi aynı şekilde geri yansıtırlar.Annesi tarafından kabul görmüş, onaylanmış, ihtiyaçları karşılanmış bir çocuk çevresiyle olan ilişkilerinde de son derece uyumlu, insancıl ve pozitif olacaktır.

    Ebeveynleri tarafından ayrı bir birey olarak kabul edilen çocuklar yaşamlarında daha mutlu ve sağlıklı ilişkiler kurabilirler.Annesi tarafından yaşına özgü sorumluluklar almış ve bunları yerine getirmeye çalışan bir çocuk yaşıtlarından daha aktif, başarılı ve yetenekli olacaktır.Üzerine almış ve yerine getirmiş olduğu bu sorumluluklar çocuğun kendisine olan özgüvenini arttıracak ve ileriki hayatında daha mutlu olmasını sağlayacaktır.

    Annenin olumlu davranışları çocukla olan ilişkisini de olumlu şekilde etkilemekte böylece hem çocuk hem de anne bu ilişkide mutlu olmaktadır.Kısacası annenin çocuğun ihtiyaçlarını farkedebilmesi, gelişimine uygun şekilde ona destek olması, koşulsuz sevgi ve kabul göstermesi, onu birey olarak kabul etmesi mutlu anne çocuk ilişkisinin anahtarıdır.

  • Güzel günler sana gelmez, sen onlara gitmelisin ….

    Güzel günler sana gelmez, sen onlara gitmelisin ….

    Son günlerin meşhur sözü. “Hayat sana güzel!” Mutlu olanların mutluluklarına bakıp mutsuz olma halinin bir nevi dile getirimi. Kendi yaşamlarındaki güzellikleri görmeyecek kadar kör olmanın bir diğer adı belki de. İster istemez kızıyor insan. Her ne kadar espriyle karışık bir şekilde söylense de yavan bir tadı var. Küfür gibi çınlıyor kafada.

    Hiçbir şey sanıldığı ve görüldüğü kadar kolay değil. Bunca gece gündüz çalışmaları, karar verme sancıları ve çeşitli badireleri aştıktan sonra karşısına geçip “hayat sana güzel!” demek biraz ayıp olmuyor mu? Oysa hayalini gerçekleştirmiş, mutlu, huzurlu birinin yazdıklarını dinleyip keyif ve dersler almaktır doğru olan.

    Psikolog olmama rağmen bu sözü ben de çok işitirim. Kendimi oyalamayı severim. Önce kendim için gezer görür dolaşırım. Güzel olan paylaşılır yaşam felsefemle ne yaptım ne ettiysem paylaşırım. Bu şu demektir: “ Bak ben yaptım, ben gittim sen de git sen de aynı duyguları yaşa, mutlu ol. Hayattan keyif al! “ Öyle fazla paralar gerektirmiyor hayatın bana güzel olması için. Gökten zembille inen bir şey de yok. Hayatın bana sunduklarından fazlasını talep etmeden yaşamımı güzel kılacak ne varsa hakkını vererek yapmaya çalışıyorum. Hepsi bu. Öyle oturduğun yerden hayat güzel olmuyor ne yazık ki!

    Her şey sadece para da değil. “Paran var hayat sana güzel” “Bekarsın hayat sana güzel, “ Her hafta geziyorsun hayat sana güzel”, “Zamanın var hayat sana güzel”… Bir insan hayatın kendine güzel olmamasından bu kadar dem vuruyorsa sormak lazım: Sen hayatını güzelleştirmek için ne yapıyorsun? Mutlu olmak için hangi adımları attın? Hep yapmak istediğini söyleyip ertelediğin şeyleri ne zaman yapacaksın? Yoksa hala oturduğun yerden, başkalarına bakıp “oh, hayat sana güzel” demeye devam mı edeceksin?

    Biliyorum ve eminim ki hayat hareketi seviyor. Oturduğun yerden spor yapamaz, sevgili bulamaz ya da dünyayı dolaşamazsın… Hayatını değiştirmek isteyip, parmağını bile oynatmayacaksan hiçbir şey zaten sana güzel olamaz. Hayat ancak içinde bulunduğun koşulları kabul edip teslim olduğunda güzel olur. Örneğin sahile yakın oturuyor olmana rağmen üşenmeyip yürüyüşe çıktığın an, bisiklete binmeyi bildiğin halde erinmeyip denize sıfır pedal çevirdiğin an yaşamın sana verdiklerini kullanmaya başlarsın. İşte o an hayat da sana sürprizlerini sunar. Hayat her şeye rağmen çok güzel, tabi bunu görene… “Hayatın bizim için ne ifade ettiği hayatın karşımıza neler çıkarttığı ile değil, bizim hayatın karşısına çıktığımız tavırla belirlenir, başımıza gelenlerden çok bizim olanlara verdiğimiz tepkiler ile gelişir.” Der Lewis Dunnington Şimdi, “hayat sana güzel” diyenlere demeliyiz ki Evet, HayaT BanA GüzeL ! Kanser hastalarının “yaşayacağım ” motivasyonuyla iyileştiği dünyada hayatını elemle dolduranlara bu da benim eleştirim…

    Hayatın güzelliğini ve çirkinliğini kadere bağlayanlar var bir de. Onlara söylenebilecek tek şey Şems-i Tebriz’den : “ Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.”

    Ve Mevlana der ki;

    ‎”Üzülme!..Dert etme can!..Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan,…yürüyebiliyorsan…Ne mutlu sana!..Elinde olmayanları söyleme bana…Elinde olanlardan bahset can!…Üzülme!..Geceler hep kimsesiz mi geçecek?..Gidenler dönmeyecek mi?..Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış…Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta…Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..Hüzün olgunlaştırır” …Kaybetmek sabrı öğretir”Dört dörtlük tanımı sadece müzikte var. Hayatı olduğu gibi kabullenmeli ve üzerine elimizden gelenleri inşa etmeliyiz. Hayatın güzelliği beş para etmez bu sendeki ki yaşama aşkı olmazsa!

    ROTA: İnsan kendine olan güveni, cesareti ve umudu kadar genç, kuşkusu, korkuları ve bezginliği kadar yaşlıdır. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz. İnsanları yaşlandıran ideallerinin bitmesidir. Bir insan hayranlık duyup sevebildiği kadar genç demektir. İçinizdeki çocuğa iyi bakın. O mutluysa siz de mutlusunuz.

  • Diyet ve İnsan ..

    Diyet ve İnsan ..

    Merhaba;

    Bu makalemde “diyet ve kilo verme” konusunu kaleme almak istedim. Diyet ve Kilo verme konusunda gerek medya da gerek sosyal medya da gerekse insanlar arasında çok fazla teorik bilgi, uygulama yöntemi ve dedikodu var. Günümüzde beslenme uzmanları hariç kimse bu konu hakkında ne yapması gerektiğini tam olarak bilmiyor ve herkes bir yerden duyduğu diyetleri ya da yöntemleri kendi üzerinde deneyip sonuç almak istiyor. Ama herkes bu denemelerin temelinde diyet reçetesinin kişiye özgü olması gerektiğini hatırlamıyor. Bu makalede diyet ve diyet sürecinden bahsedip kişilerin diyet yaparken önlerine çıkan zorluklar ve kişilerin sıkça karşılaştıkları başarısızlıklar üzerine yazmaya çalışacağım.

    “Diyet süreci” genellikle bir insanın etrafından aldığı geribildirimler ve eş zamanlı olarak kilo alarak kendisini rahatsız hissettiğinde başlayan bir süreçtir. Bu sürecin başında kişi kendisinden büyük bir başarı umarak diyete başlar. Ancak ilerleyen zaman içinde karşılaştığı çeşitli sıkıntılar, nefsine hâkim olamama ve yaptığı bilişsel hatalar sayesinde sürecin eline ayağına bulaşan zor, yıpratıcı ve kişinin psikolojisini önemli ölçüde etkileyen uzun bir süreç haline gelir. Kişi bu sürecin içine girdiği ilk dakikadan itibaren kişi üzerine adeta kocaman bir “ben diyetteyim” tabelası asar ve buna uygun davranmaya başlar. Bu tabela aslında kişinin geliştireceği savunma mekanizmalarının en büyüğüdür.

    Kişi bu evrede yemeğin gücünü küçümseyen bir tavır içine girer. Yemek yeme süreci ile ilgili direnci çok yüksektir. Kısacası tepeden tırnağa tüm önlemlerini almış olarak diyetine başlar. İlk aylarda kişi gerçekten çok iyi bir süreç geçirir. Yemek yeme düzenini sağlar. Spor yapma imkanı varsa spor yapar. Vücudunda belirgin değişiklikler görülmeye başlar. Ancak ilerleyen zaman dilimi içinde yediği yemek miktarı düşerken bu durumdan mutlu olmamaya başlar, hele ki diyetin ilk aylarında çok hızlı miktarda verilen kilo miktarı ortalama iki ya da üç ay sonunda minimum düzeye gelir. Bazı zamanlarda kişi hiç verememe durumuna dahi gelebilir. Bu durum karşısında kişi kendince başarısızlık yaşamaya başlamıştır ve bu durumdan mutlu olmamaya başlamıştır. Bütün yaptıklarına rağmen bir türlü kilo veremiyordur. O zaman diyet yapmasının ne anlamı vardır. Burada görüleceği üzere kişi kendi içsel motivasyonunu kaybetmeye başlamıştır ve tekrar yakalayamamaktadır. Kişi bu içsel motivasyonunun kaybı ve çevresinden istediği gibi gelmeyen geribildirimlerin etkisi sayesinde psikolojisi çökmeye başlar. Aynı zamanda kişi yemek yemediğinden dolayı daha sinirli, agresif bir ruh durumu içine girmeye başlamıştır. Bu durum öylesine bir hal alır ki kişinin kendini sorgulayan ve kendisi hakkında olumsuz düşüncelere sahip olan biri olmaya başlar. Doğamız gereği bu içsel çatışmayı bitirmemiz ve mutlu olmamız gerekmektedir. Bu durumda insanın içindeki ilkel insan devreye girerek yeme dürtüsünün kişiyi mutlu ettiğini düşündürerek yemek yemesi için baskı yapmaya başlar. Bu süreden sonra kişi mutlu olmak için yemeye başlar ve sonunda kişi bir büyük bir umut içinde başladığı diyeti yarım bırakır ve normal yaşantısına geri döner. Diyeti bıraktıktan sonra kişi eski yaşantısına geri döner ve eskiden yaptığı yeme alışkanlığının şiddetini arttırarak daha fazla ve kalorili yemek yemeye başlar. Bu özgürlük düşüncesi sayesinde kişi zamanla diyet yaptığını unutur ve bu  şekilde yaşamaya devam eder. Ancak bir yandan da yaşamı sürmektedir.  Kişinin hayatı sürdükçe kilosuna dikkat etmez, sağlığında bozulmalar başlar, etrafından yine kötü geribildirimler alır. Ama kişi mutlu olduğundan dolayı bununla barışık olduğu, halinden memnun olduğu gibi savunma mekanizmalarını devreye sokarak kilosu hakkındaki olumsuz düşünceleri kendinden uzak tutar. Ta ki bir durumun onu etkilemesine kadar.. Örneğin; kişi alışveriş yapmak ve kendisine uygun beğendiği ürünleri almak için mağazalara girdiğinde satış temsilcisine beğendiği ürünü gösterir ve müşteri temsilcisinden istediği bedeni alıp soyunma kabininde istediği beden üzerine olmayıncaya kadar… Bu gibi mini olaylar kişiyi yine diyetin eşiğine getirir, bu sefer kişi daha kararlı ve deneyimlidir. Bir önceki denemesinde yaptığı hataları yapmayacak, erken teslim olmayacaktır. Ama yine kısır döngümüzün içine girer ve bu kısır döngü sürer gider.

    Bunun içi ne yapabilirsiniz eğer diyet yapan kişi siz seniz mutlak suretle kendinizi bir diyetisyene teslim etmek zorundasınız. Diyetisyeniniz size uygun diyeti ayarlayacak ve öncelikle sizde yemek düzeninizde dahil olmak üzere yiyeceklerinizi düzenlemeniz gerekecektir. Burada diyetisyenin rolü çok önemli diyetisyen kolay ulaşılabilir ve sorduğunuz sorulara sizin anlayacağınız şekilde cevap vermelidir. Diyetisyeninize sık sık gitmelisiniz. Çünkü atacağınız her minik adım (zayıflama) görmeniz ve kendinizi motive etmeniz için gereklidir. Bunun yanısıra kafanıza takılanları uzmana sormanız hedefinize kolay ulaşmanız adına yol göstericiniz olacaktır. Kişisel motivasyonunuzu üst seviyede tutmanız gerekmektedir. Kişisel motivasyonunuz düştüğü için diyeti bırakıyorsunuz. Diyet yapan kişi başta çok hırslı ve azimlidir. Ancak zaman içinde bu azmi düşer bu durum yaklaşık diyete başlayalı 3-4 ay arasında meydana gelir kişi bu noktada diyette yapsa kilo veremez ilerleyemez duruma gelmektedir. Bu durumu aşması için kararlılıkla diyet reçetesinin üzerinde durmalı ve süreçte durmadan ilelemeli bir süre sonra bu döngü kırılacak ve kişi kaldığı yerden kilo vermeye devam edecektir.

    Diyet yaparken çevrenizden alacağınız geri bildirimler ve etrafınızda size değer veren insanların çabalarını görmeniz gerekmektedir. Diyet zor bir süreçtir. Heleki yemeği seven ve damak zevki gelişmiş kişilerin yeme alışkanlıklarını bozmaları zordur. Bu durumda eski yemek alışkanlıklarınızdan uzak duracak yeme biçiminizi değiştimeniz gerektiğinden arkadaşlarınız ve özellikle aileniz bu konuda sizin hevesinizi kırmamaya özen göstermeliler, kısacası her taraftan destek almalısınız.

    Tüm bu yukarıda bahsedilen durumlarda kalıyorsanız, yapmak istiyor ancak başaramıyorsanız sizinde psikolojik destek almanız, özellikle bilişsel davranışçı tedaviler ile uzman bir psikologtan destek almanız yerinde olacaktır. Unutmayın, bedeninizle geçireceğiniz bir ömrünüz var ona iyi bakmalısınız.

    Sevgiler…

  • Siz de “çok yoruldum!” diyenlerden misiniz?

    Siz de “çok yoruldum!” diyenlerden misiniz?

    Yaşamınızda hangi ortama girerseniz girin, kendinizi koşuştururken ve iş bitirirken mi buluyorsunuz? Yapıp yapıp sonra “Niye hep ben yapıyorum?” mu diyorsunuz.
    Bazı insanlara bakıyorum, vermekten hep kaybediyorlar…verip verip sonra hep kızıyorlar.
    Bert Hellinger, Sevgi Düzenleri  adlı kitabında denge yasasından bahsediyor ve “insan verdiği kadar alabilmeli de” diyor.
    Merak ediyorum da  yoruldum diyenler ne kadar alabildiğimizi  düşünüyor muyuz? “Ne kadar  ben yoruldum” diyoruz?” Ne kadar “Ben bu kadar yapabilirim, bana yardımcı olur musun?” diyoruz.
    Demiyoruz gibi geliyor bana. Daha çok her şeyi kendimiz yapmamız gerektiğini düşünüyoruz sanki. Diğerlerini mutlu etmek bize doğuştan verilen bir görevmiş gibi sanki.
    Hiç bunun nedenini düşündünüz mü? Hiç durup sorguladınız mı? Hiç “Neden böyleyim?” dediniz mi?
    Biraz geçmişe gitseniz ve annenizle ilişkinize baksanız, acaba orada da annesini mutlu etmeye çalışan “küçük bir siz” bulacak mısınız? Acaba geçmişte annesini mutlu etmeye çalışan içinizdeki çocuk mudur etrafta koşuşturan… hiç durmayan… hep mutlu etmeye çalışan.
    Bunları neden mi soruyorum. Soruyorum çünkü “İnsan annesiyle nasıl bağlanırsa yaşamla da öyle bağlanır” . Annesiyle nasıl bir ilişki kurarsa yaşamla da öyle bir ilişki kurar. Onu mutlu etmek gibi bir görev edinirse bir bakar sürekli etrafındaki insanları da mutlu etmeye çalışıyor… onların mutsuzluğuna dayanmıyor, etrafındaki insanlara da hep ama hep “siz yorulmayın, olsun olsun ben yorulurum” diyor.

  • Mutlu Evliliğin Sırrı

    Mutlu Evliliğin Sırrı

    Evliliğinizde veya ilişkilerinizde sorunlar mı var? Zaman zaman kendinizi mahkeme salonunda boşanırken mi hayal ediyorsunuz? Her tartışmanız büyüyüp alevleniyor ve her ikinizi de yakıyor mu? Sorunsuz veya tartışmasız bir ilişki olmaz ama kronikleşirse korkulan son kaçınılmaz olabilir. Oysa uzmanların tavsiye ettiği birkaç basit ve etkili kurala uymak sizi mutluluğa kavuşturabilir. “Evlilik nedir?” “Mutlu evliliğin sırları nelerdir?” “Evlilikte sıkça görülen sorunlara ve tartışmalara hangi gözlükle bakılmalıdır?” “Evliliklerdeki sorunları ve tartışmaları sertleştirip, yumuşatan faktörler nelerdir?” İşte tüm bu soruların yanıtı ve çözüm önerileri…

    EVLİLİK BİRLİKTE YAŞAM SÖZLEŞMESİDİR…

    Evlilik farklı aile yaşantılarından ve kültürlerden gelen iki insanın aynı mekânı ve zamanı artık birlikte paylaşmaya başlamasıyla oluşan sosyal bir kadın ve erkek ilişkisidir. Bu açıdan bakıldığında evlilik bir kadın ve bir erkek arasında yapılan bir birlikte yaşam sözleşmesidir. Toplum düzeni, eşlerin ve doğacak çocukların bakım ve yetiştirilmesi yönünden evlilik ilişkileri üzerinde devletin de kontrol yetkisi bulunmaktadır. Evlilik ilişkilerinin düzeni ve yürütülmesinde evliliğe taraf olan karı ve koca bütünüyle serbest değillerdir. Toplumsal kurallar, kanunlar, din ve törenin şekillendirdiği toplum da bir taraf olarak söz ve kontrol sahibidir. İnsan yaşamının doğumdan sonraki ikinci yaşam dönemi olarak kabul edilen evlilik erkek ve kadın için önemli, ailenin de başlangıcı sayılan toplumsal ve kişisel bir olaydır.

    MUTLU EVLİLİKLERİN SIRRI…

    Evlilik ilişkisi; sevgi, saygı, paylaşma ve hoşgörü ile yürütülürse mutluluğun, başarı ile yürütülemez ise de mutsuzluğun başlıca kaynaklarından biri olabilmektedir. Çünkü sabır, sadakat, koşulsuz sevmek, samimiyet, tutku ve saygı olursa mutlu bir birliktelik ve sağlıklı bir seks hayatı olur.

    EVLİLİKLERDE EN SIK GÖRÜLEN SORUNLAR VE TARTIŞMA BAŞLIKLARI…

    Evliliklerde sorunların olması ve buna bağlı olarak tartışmaların yaşanması olağan ve doğal bir durumdur. Tartışmalar evliliğin canlı olduğunun göstergeleridir. Evliliklerde iletişim sorunları, ekonomik nedenler, eşin işsiz kalması, aile büyükleri ile aynı evde oturma, eşler arasındaki cinsel sorunlar, akraba ilişkileri, toplumsal hayata yönelik davranış ve hissedişler, mesleki durumlar, sorun çözmede kullanılan hatalı yollar, çocukların bakımı ve yetiştirilmesindeki farklı bakış açıları, din, mezhep ya da kültür farkları, alkol, kumar ve şans oyunlarına düşkünlük, eşin evi terk etmesi ya da başka biriyle yaşamaya başlaması, aldatma, dayak ve küçük düşürücü davranış ve hareketler, iş kolik bir eşe sahip olma, eşlerin kişilik yapılarının birbirine uymaması, aşırı kıskançlık veya eşlerin birbirine yeteri kadar zaman ayıramaması gibi konular evliliklerde en sık görülen sorunlar ve tartışma başlıklarıdır.

    SİYAH GÖZLÜK YERİNE PEMBE GÖZLÜK TAKMAK GEREKİYOR…

    Evli çiftler bazen yaşadıkları sorunları ve tartışmaları sertleştirebilirler ve onlara siyah bir gözlükle bakabilirler, ümitsizlik ve çaresizlikle evliliklerini boşanma sürecine sokabilirler veya mutsuzluğa mahkûm edebilirler; bazen de bu sorunları yumuşatabilirler ve onlara pembe bir gözlükle bakabilirler, ümit ve mutluluk duygularıyla evliliklerini keyifli bir sürece sokabilirler. Bu nedenle çiftlerin evliliklerinde siyah gözlük yerine pembe gözlük takmaları gerekiyor. ‘Peki, bu nasıl olabilir?’ Bu sorunun pek çok yanıtı bulunmakla beraber en önemli yanıtlarından biri çiftin birlikte paylaşımlarının olmasıdır.

    ÇİFT OLARAK BİRLİKTE DUŞ ALIN, BİRLİKTE YATIN, BAŞ BAŞA SOHBET EDİN VE SEKS YAPIN!

    Birlikte duş alarak, birlikte aynı yatakta uyuyarak, birlikte baş başa sohbet ederek, sevişip, düzenli seks yaparak birbirlerine olan tutkularını ifade eden çiftler, evliliklerinde karşılaştıkları sorunlara ve tartışmalara pembe gözlükle bakarlar, bu sorunları yumuşatırlar ve zamanla çözebilirler. Ancak birbirlerine olan tutkularını ifade edemeyen ya da saklamayı tercih eden, birlikte duş almayan, birlikte yatıp uyumayan, her defasında partnerlerini cinsellikle cezalandıran, baş başa sohbet etmeyen çiftler ise evliliklerinde karşılaştıkları sorunlara ve tartışmalara siyah gözlükle bakarlar, bu sorunları sertleştirirler ve zamanla kendilerini mutsuzluğa mahkûm ederler. Oysa uzun süreli ilişkilerde cinsel tutkuyu sürdürmenin şifresi, duygusal açıdan karşıdaki insanla bütünleşirken kendin olarak kalabilme yeteneğidir. Bu tür bir kendini geliştirmenin dört ana bileşeni oluyor, bunlar; ‘açık iletişim kurma, partnere dokunma, suçlamak yerine sorumluluk alma ve endişelerin üzerine gitme’ şeklinde sıralanabilir.

    HORLAMANIN %100 TEDAVİSİ VAR, KADER DEĞİL!

    Evlilik içi tartışmalar sonucu oluşan küslüklerin dışında, çiftlerin ayrı yataklarda yatmalarına sebebiyet veren önemli bir faktör partnerlerden birinin diğerini rahatsız edebilecek derecedeki horultularıdır.Horlama faktörü çiftin ayrı yatmasına, yorgun ve öfkeli olmalarına, cinsel soğukluğa ve birbirlerine olan tahammüllerinin azalmasına neden olabileceği gibi, çifti birbirinden ve yaşayacakları güzel zevklerden mahrum da bırakabilir. Ama asıl önemlisi yaşadıkları sorunları ve tartışmaları sertleştirir ve bunlara siyah gözlükle bakmalarına yol açabilir. Bu nedenle sebebi her ne olursa olsun çift horlamanın tedavisi için bir hekime başvurmalıdır. Çünkü horlamanın %100 tedavisi vardır, kader değildir.

  • Soğuğa maruz kalmanın ve soğuk duş almanın kanıtlanmış faydaları

    Dondurucu duşlar ve kriyoterapi tankları dünya çapında sağlıkla ilgilenen insanların arasında hızla yayıldı ve kullanımı sıklaştı. Soğuğun insan vücudunda gösterdiği olumlu değişiklikler nedeniyle özellikle sporcularda sıklıkla kullanılmaya başlandı. Kriyoterapi faydalı bir yöntemdir ancak toplum olarak herkesin ulaşabileceği ve devamlı yaptırabileceği bir yöntem değildir. Bizde kriyoterapi kadar olmasa da faydalı olan üşüme ve soğuk duş almanın kanıtlanmış yararlarından bahsedeceğiz.

    Soğuk terapi aslında yeni bir yöntem değildir. İlk olarak Milattan önce 3500 yılına ait Edwin Smith Papirüslerinde bahsedilmektedir. Ancak 1980 yılına kadar bu konuda uygulamalar yapılmamış , 1980 sonrasında soğuk tedavilerde kullanılmaya başlamıştır. Yurtdışında özellikle nörolojik hastalıklarda kulanılmaktadır.

    Bu yazımda bilimsel olarak kanıtlanmış soğuk ve soğuk uygulamalarının faydalarından bahsedeceğim.
    Soğuğa Maruz Kalmak Yağ Kaybetmeye neden olur
    İnsanlar yağ hücrelerini depolarlar ve yağ hücreleri insanların enerji ve kalori saklama yöntemidir. Yapılan araştırmalar soğuk uygulamaları insalarda kalori harcamasını arttırmıştır(1). Soğuğa maruz kalan kişilerde termogenez oluşur ve bunun sonucunda yağ dokusunda azalma meydana gelir.
    Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada bir grup fare normal derecelerde bir grup fare ise soğuk hava koşullarında yaşatılmıştır. Çalışma sonunda soğuğa maruz kalan fareler daha fazla yemelerine rağmen daha az kilo almışlardır(2).
    Başka bir çalışmada soğuk havaların kişilerde adinopektin hormonunu arttırdığı gösterilmiştir. Adinopektin yağ yakıcı bir hormondur, düşük seviyelerdeki adinopektin obezite ile ilişkilidir(3).
    Soğuğa maruz kalmak inflamasyonla Savaşır:
    İnflamasyonun ne gibi hastalıklara yol açtığı ve birçok fiziksel ve ruhsal hastalıkta ana temeli oluşturduğundan bahsetmiştik. Depresyondan, Bağırsak Hastalıklarına kadar çok fazla hastalıkla direk bağlantılı olan inflamasyon soğuğa maruz kalan kişilerde azalır. Bu durumu yine adinopektin hormonu salgılayarak yapar(4).
    Bir başka çalışmada soğuk ortamda egzersiz yapan kişilerde inflamatuvar durumların daha az olduğu gösterilmiştir.Yine aynı çalışma bunun tam tersini de söylemektedir, burada dikkat edilmesi gereken egzersizin dozudur.Soğuğa maruz kaldığımızda vücudumuzda inflamasyonun başlaması için gerekli olan TNF-a , IL-6 ve IL-8 azalır.
    Soğuğa Maruz Kalmak Yaşam Süresini Uzatır.
    Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde 21 C ‘da sineklerin 27 C’ a göre 2 kat fazla yaşadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca solucanlarda 5 C ‘lik bir ısı azalması %75 daha uzun yaşamalarına neden olmuştur. Balıklarda ise aynı çalışmada 6 C’lik fark %75 uzun yaşadıkları gösterilmiştir.
    1986 yılında yapılan bir çalışmada günde 4 saat soğuk suda bekletilen farelerin diğer farelere göre daha az kilo aldığı ve %10 daha uzun yaşadığı gösteriliştir(5).

    Uzun yaşamda düşünülen hipotez hormezis hipotezidir.Bu hipotez düşük miktarda toksik maddelere vücudun doğal adaptasyon gösterdiği ve bunun sonucunda bu toksik maddelerin zararlarından korundukları kabul edilmiştir.
    Bu konuyla ilgili bir diğer hipotez ise kısa süreli soğukta canlı metabolizmasının yavaşladığı ve yaşlanmanın da bu oranda geciktiği yönündedir.
    Soğuğa Maruz Kalma Sinir Sistemini Güçlendirir
    Soğuk maruziyetinde oluşan yağ yakma işlemi sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Soğuk havalar beyin için hafif bir çalışma gibidir buna sinir sistemi adaptasyon geçirir ve güclenir.
    Wim Hoff(Buz Adam) adlı Hollandalı kişi uygun nefes alma tekniği ve soğuk uygulamalar ile insanın otonomik sinir sistemini kontrol edebileceğini göstermiştir.

    Soğuğa Maruz Kalan Kişilerde Sakatlıklar Daha Hızlı İyileşir

    Fizyolojik olarak soğuk uygulanması kan akımını azaltma, inflamasyonu azaltma, travma sonrası şişmede kullanılır.
    Bilek burkulmalarında buz eşliğinde fizik tedavi yapılmasının iyileşmeyi hızlandırdığına dair bazı kanıtlar bulunmaktadır.
    Ayrıca soğuk uygulama kas yıkımında ortaya çıkan Kreatin Kinaz ve Laktat Dehidrogenaz enziminin salınımını dengeler.
    Yapılan meta analiz çalışmada spor sonrası soğuk su ile duş alanlarda ağrı şiddetinde azalma meydana gelmiştir.Soğuğa Maruz Kalmak Kan Şekerini Regüle Eder

    Soğuğun adinopektin hormonunu arttırdığından bahsetmiştik. Adinopektin hormonu soğuğa maruziyet durumunda %70 oranında artmaktadır.
    Fare deneylerinde soğuğa maruz kalan bireylerde uzak dokularda glukoz alımı artar.Bu durum farelerde insülin direncini engellemiştir.

    Soğuğa maruz kalma vücudun insüline verdiği yanıtı değiştirir ve glikozun kandan daha hızlı arınmasını sağlar. Soğuk bir duş en hızlı şekilde insülin değerini ve kan şekerinini dengeler.

    Soğuğa Maruz Kalma Uyku Kalitesini Arttırır

    Günlük ısı farklılıkları uykuyu regüle etmede önemlidir.

    Uluslararası Uyku Birliği yatak odası sıcaklığının 17 ila 21 derece arasında olmasını önermektedir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

    Çalışmalar soğuk maruziyetinin Natural Killer(Doğal Öldürücü) hücre sayısı ve aktivitesini arttırdığını bildirmiştir(6).

    Ayrıca soğuğa maruz kalan kişilerde Beyaz Kan Hücreleri ve IL-6 seviyesi artmaktadır.

    Bir çalışmada 6 hafta günde 1 saat 14 derecede bekletilen katılımcılarda IL-6,CD3,CD4,CD8 aktive T ve B lenfositlerin daha aktif oldukları görülmüştür(7).

    Artan immun sistem cevabı adrenalin hormon seviyelerinin artışına bağlı olarak görülebilir.

    Soğuğa Maruz Kalma Detoksu Arttırır

    Kriyoterapi antioksidan seviyesini azaltır ve serbest radikallerin vücuttan uzaklaşmasını hızlandırır.
    Bir çalışmada düzenli olarak soğuk suda yüzen bireylerde glutatyon artışına bağlı olarak antioksidan seviyesinde azalma görülmüştür.

    Soğuğa Maruz Kalma Ağrıyı Azaltır

    Birçok çalışmada soğuk uygulama yapılan hastalarda migren ağrılarının şiddetinin azaldığı kanıtlanmıştır.

    Ayrıca soğuk uygulamaların ağrı kesici etkisinin çoğu alternatif yönteme göre daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Soğuk Uygulama Kemik Sağlığı Açısından Faydalıdır

    Bazı çalışmalarda yaşa bağlı kemik yoğunluğunda azalma olan kişilerde soğuk uygulama yapıldığında kemik kaybı oranı azalmakta ve kemik sağlığı yönünden pozitif sonuçlar alınmaktadır.

    Buna ek olarak birçok kişi enerjilerinin arttığını ve kendilerini daha iyi hissettiklerinden bahseder bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma yoktur.

    Herkese sağlıklı mutlu günler.

    Soğuğa Maruz Kalmanın Ve Soğuk Duş Almanın Kanıtlanmış Faydaları

    Dondurucu duşlar ve kriyoterapi tankları dünya çapında sağlıkla ilgilenen insanların arasında hızla yayıldı ve kullanımı sıklaştı. Soğuğun insan vücudunda gösterdiği olumlu değişiklikler nedeniyle özellikle sporcularda sıklıkla kullanılmaya başlandı. Kriyoterapi faydalı bir yöntemdir ancak toplum olarak herkesin ulaşabileceği ve devamlı yaptırabileceği bir yöntem değildir. Bizde kriyoterapi kadar olmasa da faydalı olan üşüme ve soğuk duş almanın kanıtlanmış yararlarından bahsedeceğiz.

    Soğuk terapi aslında yeni bir yöntem değildir. İlk olarak Milattan önce 3500 yılına ait Edwin Smith Papirüslerinde bahsedilmektedir. Ancak 1980 yılına kadar bu konuda uygulamalar yapılmamış , 1980 sonrasında soğuk tedavilerde kullanılmaya başlamıştır. Yurtdışında özellikle nörolojik hastalıklarda kulanılmaktadır.

    Bu yazımda bilimsel olarak kanıtlanmış soğuk ve soğuk uygulamalarının faydalarından bahsedeceğim.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yağ Kaybetmeye neden olur

    İnsanlar yağ hücrelerini depolarlar ve yağ hücreleri insanların enerji ve kalori saklama yöntemidir. Yapılan araştırmalar soğuk uygulamaları insalarda kalori harcamasını arttırmıştır(1). Soğuğa maruz kalan kişilerde termogenez oluşur ve bunun sonucunda yağ dokusunda azalma meydana gelir.

    Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada bir grup fare normal derecelerde bir grup fare ise soğuk hava koşullarında yaşatılmıştır. Çalışma sonunda soğuğa maruz kalan fareler daha fazla yemelerine rağmen daha az kilo almışlardır(2).

    Başka bir çalışmada soğuk havaların kişilerde adinopektin hormonunu arttırdığı gösterilmiştir. Adinopektin yağ yakıcı bir hormondur, düşük seviyelerdeki adinopektin obezite ile ilişkilidir(3).

    Soğuğa maruz kalmak inflamasyonla Savaşır:

    İnflamasyonun ne gibi hastalıklara yol açtığı ve birçok fiziksel ve ruhsal hastalıkta ana temeli oluşturduğundan bahsetmiştik. Depresyondan, Bağırsak Hastalıklarına kadar çok fazla hastalıkla direk bağlantılı olan inflamasyon soğuğa maruz kalan kişilerde azalır. Bu durumu yine adinopektin hormonu salgılayarak yapar(4).

    Bir başka çalışmada soğuk ortamda egzersiz yapan kişilerde inflamatuvar durumların daha az olduğu gösterilmiştir.Yine aynı çalışma bunun tam tersini de söylemektedir, burada dikkat edilmesi gereken egzersizin dozudur.Soğuğa maruz kaldığımızda vücudumuzda inflamasyonun başlaması için gerekli olan TNF-a , IL-6 ve IL-8 azalır.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yaşam Süresini Uzatır.

    Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde 21 C ‘da sineklerin 27 C’ a göre 2 kat fazla yaşadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca solucanlarda 5 C ‘lik bir ısı azalması %75 daha uzun yaşamalarına neden olmuştur. Balıklarda ise aynı çalışmada 6 C’lik fark %75 uzun yaşadıkları gösterilmiştir.

    1986 yılında yapılan bir çalışmada günde 4 saat soğuk suda bekletilen farelerin diğer farelere göre daha az kilo aldığı ve %10 daha uzun yaşadığı gösteriliştir(5).

    Uzun yaşamda düşünülen hipotez hormezis hipotezidir.Bu hipotez düşük miktarda toksik maddelere vücudun doğal adaptasyon gösterdiği ve bunun sonucunda bu toksik maddelerin zararlarından korundukları kabul edilmiştir.

    Bu konuyla ilgili bir diğer hipotez ise kısa süreli soğukta canlı metabolizmasının yavaşladığı ve yaşlanmanın da bu oranda geciktiği yönündedir.

    Soğuğa Maruz Kalma Sinir Sistemini Güçlendirir

    Soğuk maruziyetinde oluşan yağ yakma işlemi sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Soğuk havalar beyin için hafif bir çalışma gibidir buna sinir sistemi adaptasyon geçirir ve güclenir.

    Wim Hoff(Buz Adam) adlı Hollandalı kişi uygun nefes alma tekniği ve soğuk uygulamalar ile insanın otonomik sinir sistemini kontrol edebileceğini göstermiştir.

    Soğuğa Maruz Kalan Kişilerde Sakatlıklar Daha Hızlı İyileşir

    Fizyolojik olarak soğuk uygulanması kan akımını azaltma, inflamasyonu azaltma, travma sonrası şişmede kullanılır.

    Bilek burkulmalarında buz eşliğinde fizik tedavi yapılmasının iyileşmeyi hızlandırdığına dair bazı kanıtlar bulunmaktadır.

    Ayrıca soğuk uygulama kas yıkımında ortaya çıkan Kreatin Kinaz ve Laktat Dehidrogenaz enziminin salınımını dengeler.

    Yapılan meta analiz çalışmada spor sonrası soğuk su ile duş alanlarda ağrı şiddetinde azalma meydana gelmiştir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Kan Şekerini Regüle Eder

    Soğuğun adinopektin hormonunu arttırdığından bahsetmiştik. Adinopektin hormonu soğuğa maruziyet durumunda %70 oranında artmaktadır.

    Fare deneylerinde soğuğa maruz kalan bireylerde uzak dokularda glukoz alımı artar.Bu durum farelerde insülin direncini engellemiştir.

    Soğuğa maruz kalma vücudun insüline verdiği yanıtı değiştirir ve glikozun kandan daha hızlı arınmasını sağlar. Soğuk bir duş en hızlı şekilde insülin değerini ve kan şekerinini dengeler.

    Soğuğa Maruz Kalma Uyku Kalitesini Arttırır

    Günlük ısı farklılıkları uykuyu regüle etmede önemlidir.

    Uluslararası Uyku Birliği yatak odası sıcaklığının 17 ila 21 derece arasında olmasını önermektedir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

    Çalışmalar soğuk maruziyetinin Natural Killer(Doğal Öldürücü) hücre sayısı ve aktivitesini arttırdığını bildirmiştir(6).

    Ayrıca soğuğa maruz kalan kişilerde Beyaz Kan Hücreleri ve IL-6 seviyesi artmaktadır.

    Bir çalışmada 6 hafta günde 1 saat 14 derecede bekletilen katılımcılarda IL-6,CD3,CD4,CD8 aktive T ve B lenfositlerin daha aktif oldukları görülmüştür(7).

    Artan immun sistem cevabı adrenalin hormon seviyelerinin artışına bağlı olarak görülebilir.

    Soğuğa Maruz Kalma Detoksu Arttırır

    Kriyoterapi antioksidan seviyesini azaltır ve serbest radikallerin vücuttan uzaklaşmasını hızlandırır.

    Bir çalışmada düzenli olarak soğuk suda yüzen bireylerde glutatyon artışına bağlı olarak antioksidan seviyesinde azalma görülmüştür.

    Soğuğa Maruz Kalma Ağrıyı Azaltır

    Birçok çalışmada soğuk uygulama yapılan hastalarda migren ağrılarının şiddetinin azaldığı kanıtlanmıştır.

    Ayrıca soğuk uygulamaların ağrı kesici etkisinin çoğu alternatif yönteme göre daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Soğuk Uygulama Kemik Sağlığı Açısından Faydalıdır

    Bazı çalışmalarda yaşa bağlı kemik yoğunluğunda azalma olan kişilerde soğuk uygulama yapıldığında kemik kaybı oranı azalmakta ve kemik sağlığı yönünden pozitif sonuçlar alınmaktadır.

    Buna ek olarak birçok kişi enerjilerinin arttığını ve kendilerini daha iyi hissettiklerinden bahseder bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma yoktur.

    Herkese sağlıklı mutlu günler.

    Soğuğa Maruz Kalmanın Ve Soğuk Duş Almanın Kanıtlanmış Faydaları

    Dondurucu duşlar ve kriyoterapi tankları dünya çapında sağlıkla ilgilenen insanların arasında hızla yayıldı ve kullanımı sıklaştı. Soğuğun insan vücudunda gösterdiği olumlu değişiklikler nedeniyle özellikle sporcularda sıklıkla kullanılmaya başlandı. Kriyoterapi faydalı bir yöntemdir ancak toplum olarak herkesin ulaşabileceği ve devamlı yaptırabileceği bir yöntem değildir. Bizde kriyoterapi kadar olmasa da faydalı olan üşüme ve soğuk duş almanın kanıtlanmış yararlarından bahsedeceğiz.

    Soğuk terapi aslında yeni bir yöntem değildir. İlk olarak Milattan önce 3500 yılına ait Edwin Smith Papirüslerinde bahsedilmektedir. Ancak 1980 yılına kadar bu konuda uygulamalar yapılmamış , 1980 sonrasında soğuk tedavilerde kullanılmaya başlamıştır. Yurtdışında özellikle nörolojik hastalıklarda kulanılmaktadır.

    Bu yazımda bilimsel olarak kanıtlanmış soğuk ve soğuk uygulamalarının faydalarından bahsedeceğim.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yağ Kaybetmeye neden olur

    İnsanlar yağ hücrelerini depolarlar ve yağ hücreleri insanların enerji ve kalori saklama yöntemidir. Yapılan araştırmalar soğuk uygulamaları insalarda kalori harcamasını arttırmıştır.Soğuğa maruz kalan kişilerde termogenez oluşur ve bunun sonucunda yağ dokusunda azalma meydana gelir.

    Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada bir grup fare normal derecelerde bir grup fare ise soğuk hava koşullarında yaşatılmıştır. Çalışma sonunda soğuğa maruz kalan fareler daha fazla yemelerine rağmen daha az kilo almışlardır(2).

    Başka bir çalışmada soğuk havaların kişilerde adinopektin hormonunu arttırdığı gösterilmiştir. Adinopektin yağ yakıcı bir hormondur, düşük seviyelerdeki adinopektin obezite ile ilişkilidir.

    Soğuğa maruz kalmak inflamasyonla Savaşır:

    İnflamasyonun ne gibi hastalıklara yol açtığı ve birçok fiziksel ve ruhsal hastalıkta ana temeli oluşturduğundan bahsetmiştik. Depresyondan, Bağırsak Hastalıklarına kadar çok fazla hastalıkla direk bağlantılı olan inflamasyon soğuğa maruz kalan kişilerde azalır. Bu durumu yine adinopektin hormonu salgılayarak yapar.

    Bir başka çalışmada soğuk ortamda egzersiz yapan kişilerde inflamatuvar durumların daha az olduğu gösterilmiştir.Yine aynı çalışma bunun tam tersini de söylemektedir, burada dikkat edilmesi gereken egzersizin dozudur.Soğuğa maruz kaldığımızda vücudumuzda inflamasyonun başlaması için gerekli olan TNF-a , IL-6 ve IL-8 azalır.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yaşam Süresini Uzatır.

    Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde 21 C ‘da sineklerin 27 C’ a göre 2 kat fazla yaşadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca solucanlarda 5 C ‘lik bir ısı azalması %75 daha uzun yaşamalarına neden olmuştur. Balıklarda ise aynı çalışmada 6 C’lik fark %75 uzun yaşadıkları gösterilmiştir.

    1986 yılında yapılan bir çalışmada günde 4 saat soğuk suda bekletilen farelerin diğer farelere göre daha az kilo aldığı ve %10 daha uzun yaşadığı gösteriliştir(5).

    Uzun yaşamda düşünülen hipotez hormezis hipotezidir.Bu hipotez düşük miktarda toksik maddelere vücudun doğal adaptasyon gösterdiği ve bunun sonucunda bu toksik maddelerin zararlarından korundukları kabul edilmiştir.

    Bu konuyla ilgili bir diğer hipotez ise kısa süreli soğukta canlı metabolizmasının yavaşladığı ve yaşlanmanın da bu oranda geciktiği yönündedir.

    Soğuğa Maruz Kalma Sinir Sistemini Güçlendirir

    Soğuk maruziyetinde oluşan yağ yakma işlemi sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Soğuk havalar beyin için hafif bir çalışma gibidir buna sinir sistemi adaptasyon geçirir ve güclenir.

    Wim Hoff(Buz Adam) adlı Hollandalı kişi uygun nefes alma tekniği ve soğuk uygulamalar ile insanın otonomik sinir sistemini kontrol edebileceğini göstermiştir.

    Soğuğa Maruz Kalan Kişilerde Sakatlıklar Daha Hızlı İyileşir

    Fizyolojik olarak soğuk uygulanması kan akımını azaltma, inflamasyonu azaltma, travma sonrası şişmede kullanılır.

    Bilek burkulmalarında buz eşliğinde fizik tedavi yapılmasının iyileşmeyi hızlandırdığına dair bazı kanıtlar bulunmaktadır.

    Ayrıca soğuk uygulama kas yıkımında ortaya çıkan Kreatin Kinaz ve Laktat Dehidrogenaz enziminin salınımını dengeler.

    Yapılan meta analiz çalışmada spor sonrası soğuk su ile duş alanlarda ağrı şiddetinde azalma meydana gelmiştir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Kan Şekerini Regüle Eder

    Soğuğun adinopektin hormonunu arttırdığından bahsetmiştik. Adinopektin hormonu soğuğa maruziyet durumunda %70 oranında artmaktadır.

    Fare deneylerinde soğuğa maruz kalan bireylerde uzak dokularda glukoz alımı artar.Bu durum farelerde insülin direncini engellemiştir.

    Soğuğa maruz kalma vücudun insüline verdiği yanıtı değiştirir ve glikozun kandan daha hızlı arınmasını sağlar. Soğuk bir duş en hızlı şekilde insülin değerini ve kan şekerinini dengeler.

    Soğuğa Maruz Kalma Uyku Kalitesini Arttırır

    Günlük ısı farklılıkları uykuyu regüle etmede önemlidir.

    Uluslararası Uyku Birliği yatak odası sıcaklığının 17 ila 21 derece arasında olmasını önermektedir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

    Çalışmalar soğuk maruziyetinin Natural Killer(Doğal Öldürücü) hücre sayısı ve aktivitesini arttırdığını bildirmiştir.

    Ayrıca soğuğa maruz kalan kişilerde Beyaz Kan Hücreleri ve IL-6 seviyesi artmaktadır.

    Bir çalışmada 6 hafta günde 1 saat 14 derecede bekletilen katılımcılarda IL-6,CD3,CD4,CD8 aktive T ve B lenfositlerin daha aktif oldukları görülmüştür.

    Artan immun sistem cevabı adrenalin hormon seviyelerinin artışına bağlı olarak görülebilir.

    Soğuğa Maruz Kalma Detoksu Arttırır

    Kriyoterapi antioksidan seviyesini azaltır ve serbest radikallerin vücuttan uzaklaşmasını hızlandırır.

    Bir çalışmada düzenli olarak soğuk suda yüzen bireylerde glutatyon artışına bağlı olarak antioksidan seviyesinde azalma görülmüştür.

    Soğuğa Maruz Kalma Ağrıyı Azaltır

    Birçok çalışmada soğuk uygulama yapılan hastalarda migren ağrılarının şiddetinin azaldığı kanıtlanmıştır.

    Ayrıca soğuk uygulamaların ağrı kesici etkisinin çoğu alternatif yönteme göre daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Soğuk Uygulama Kemik Sağlığı Açısından Faydalıdır

    Bazı çalışmalarda yaşa bağlı kemik yoğunluğunda azalma olan kişilerde soğuk uygulama yapıldığında kemik kaybı oranı azalmakta ve kemik sağlığı yönünden pozitif sonuçlar alınmaktadır.

    Buna ek olarak birçok kişi enerjilerinin arttığını ve kendilerini daha iyi hissettiklerinden bahseder bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma yoktur.

    Herkese sağlıklı mutlu günler.

    Soğuğa Maruz Kalmanın Ve Soğuk Duş Almanın Kanıtlanmış Faydaları

    Dondurucu duşlar ve kriyoterapi tankları dünya çapında sağlıkla ilgilenen insanların arasında hızla yayıldı ve kullanımı sıklaştı. Soğuğun insan vücudunda gösterdiği olumlu değişiklikler nedeniyle özellikle sporcularda sıklıkla kullanılmaya başlandı. Kriyoterapi faydalı bir yöntemdir ancak toplum olarak herkesin ulaşabileceği ve devamlı yaptırabileceği bir yöntem değildir. Bizde kriyoterapi kadar olmasa da faydalı olan üşüme ve soğuk duş almanın kanıtlanmış yararlarından bahsedeceğiz.

    Soğuk terapi aslında yeni bir yöntem değildir. İlk olarak Milattan önce 3500 yılına ait Edwin Smith Papirüslerinde bahsedilmektedir. Ancak 1980 yılına kadar bu konuda uygulamalar yapılmamış , 1980 sonrasında soğuk tedavilerde kullanılmaya başlamıştır. Yurtdışında özellikle nörolojik hastalıklarda kulanılmaktadır.

    Bu yazımda bilimsel olarak kanıtlanmış soğuk ve soğuk uygulamalarının faydalarından bahsedeceğim.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yağ Kaybetmeye neden olur

    İnsanlar yağ hücrelerini depolarlar ve yağ hücreleri insanların enerji ve kalori saklama yöntemidir. Yapılan araştırmalar soğuk uygulamaları insalarda kalori harcamasını arttırmıştır

    Soğuğa maruz kalan kişilerde termogenez oluşur ve bunun sonucunda yağ dokusunda azalma meydana gelir.

    Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada bir grup fare normal derecelerde bir grup fare ise soğuk hava koşullarında yaşatılmıştır. Çalışma sonunda soğuğa maruz kalan fareler daha fazla yemelerine rağmen daha az kilo almışlardır.

    Başka bir çalışmada soğuk havaların kişilerde adinopektin hormonunu arttırdığı gösterilmiştir. Adinopektin yağ yakıcı bir hormondur, düşük seviyelerdeki adinopektin obezite ile ilişkilidir.

    Soğuğa maruz kalmak inflamasyonla Savaşır:

    İnflamasyonun ne gibi hastalıklara yol açtığı ve birçok fiziksel ve ruhsal hastalıkta ana temeli oluşturduğundan bahsetmiştik. Depresyondan, Bağırsak Hastalıklarına kadar çok fazla hastalıkla direk bağlantılı olan inflamasyon soğuğa maruz kalan kişilerde azalır. Bu durumu yine adinopektin hormonu salgılayarak yapar.

    Bir başka çalışmada soğuk ortamda egzersiz yapan kişilerde inflamatuvar durumların daha az olduğu gösterilmiştir.Yine aynı çalışma bunun tam tersini de söylemektedir, burada dikkat edilmesi gereken egzersizin dozudur.Soğuğa maruz kaldığımızda vücudumuzda inflamasyonun başlaması için gerekli olan TNF-a , IL-6 ve IL-8 azalır.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yaşam Süresini Uzatır.

    Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde 21 C ‘da sineklerin 27 C’ a göre 2 kat fazla yaşadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca solucanlarda 5 C ‘lik bir ısı azalması %75 daha uzun yaşamalarına neden olmuştur. Balıklarda ise aynı çalışmada 6 C’lik fark %75 uzun yaşadıkları gösterilmiştir.

    1986 yılında yapılan bir çalışmada günde 4 saat soğuk suda bekletilen farelerin diğer farelere göre daha az kilo aldığı ve %10 daha uzun yaşadığı gösteriliştir.

    Uzun yaşamda düşünülen hipotez hormezis hipotezidir.Bu hipotez düşük miktarda toksik maddelere vücudun doğal adaptasyon gösterdiği ve bunun sonucunda bu toksik maddelerin zararlarından korundukları kabul edilmiştir.

    Bu konuyla ilgili bir diğer hipotez ise kısa süreli soğukta canlı metabolizmasının yavaşladığı ve yaşlanmanın da bu oranda geciktiği yönündedir.

    Soğuğa Maruz Kalma Sinir Sistemini Güçlendirir

    Soğuk maruziyetinde oluşan yağ yakma işlemi sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Soğuk havalar beyin için hafif bir çalışma gibidir buna sinir sistemi adaptasyon geçirir ve güclenir.

    Wim Hoff(Buz Adam) adlı Hollandalı kişi uygun nefes alma tekniği ve soğuk uygulamalar ile insanın otonomik sinir sistemini kontrol edebileceğini göstermiştir.

    Soğuğa Maruz Kalan Kişilerde Sakatlıklar Daha Hızlı İyileşir

    Fizyolojik olarak soğuk uygulanması kan akımını azaltma, inflamasyonu azaltma, travma sonrası şişmede kullanılır.

    Bilek burkulmalarında buz eşliğinde fizik tedavi yapılmasının iyileşmeyi hızlandırdığına dair bazı kanıtlar bulunmaktadır.

    Ayrıca soğuk uygulama kas yıkımında ortaya çıkan Kreatin Kinaz ve Laktat Dehidrogenaz enziminin salınımını dengeler.

    Yapılan meta analiz çalışmada spor sonrası soğuk su ile duş alanlarda ağrı şiddetinde azalma meydana gelmiştir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Kan Şekerini Regüle Eder

    Soğuğun adinopektin hormonunu arttırdığından bahsetmiştik. Adinopektin hormonu soğuğa maruziyet durumunda %70 oranında artmaktadır.

    Fare deneylerinde soğuğa maruz kalan bireylerde uzak dokularda glukoz alımı artar.Bu durum farelerde insülin direncini engellemiştir.

    Soğuğa maruz kalma vücudun insüline verdiği yanıtı değiştirir ve glikozun kandan daha hızlı arınmasını sağlar. Soğuk bir duş en hızlı şekilde insülin değerini ve kan şekerinini dengeler.

    Soğuğa Maruz Kalma Uyku Kalitesini Arttırır

    Günlük ısı farklılıkları uykuyu regüle etmede önemlidir.

    Uluslararası Uyku Birliği yatak odası sıcaklığının 17 ila 21 derece arasında olmasını önermektedir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

    Çalışmalar soğuk maruziyetinin Natural Killer(Doğal Öldürücü) hücre sayısı ve aktivitesini arttırdığını bildirmiştir.

    Ayrıca soğuğa maruz kalan kişilerde Beyaz Kan Hücreleri ve IL-6 seviyesi artmaktadır.

    Bir çalışmada 6 hafta günde 1 saat 14 derecede bekletilen katılımcılarda IL-6,CD3,CD4,CD8 aktive T ve B lenfositlerin daha aktif oldukları görülmüştür

    Artan immun sistem cevabı adrenalin hormon seviyelerinin artışına bağlı olarak görülebilir.

    Soğuğa Maruz Kalma Detoksu Arttırır

    Kriyoterapi antioksidan seviyesini azaltır ve serbest radikallerin vücuttan uzaklaşmasını hızlandırır.

    Bir çalışmada düzenli olarak soğuk suda yüzen bireylerde glutatyon artışına bağlı olarak antioksidan seviyesinde azalma görülmüştür.

    Soğuğa Maruz Kalma Ağrıyı Azaltır

    Birçok çalışmada soğuk uygulama yapılan hastalarda migren ağrılarının şiddetinin azaldığı kanıtlanmıştır.

    Ayrıca soğuk uygulamaların ağrı kesici etkisinin çoğu alternatif yönteme göre daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Soğuk Uygulama Kemik Sağlığı Açısından Faydalıdır

    Bazı çalışmalarda yaşa bağlı kemik yoğunluğunda azalma olan kişilerde soğuk uygulama yapıldığında kemik kaybı oranı azalmakta ve kemik sağlığı yönünden pozitif sonuçlar alınmaktadır.

    Buna ek olarak birçok kişi enerjilerinin arttığını ve kendilerini daha iyi hissettiklerinden bahseder bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma yoktur.

    Herkese sağlıklı mutlu günler.

    Soğuğa Maruz Kalmanın Ve Soğuk Duş Almanın Kanıtlanmış Faydaları

    Dondurucu duşlar ve kriyoterapi tankları dünya çapında sağlıkla ilgilenen insanların arasında hızla yayıldı ve kullanımı sıklaştı.

    Soğuğun insan vücudunda gösterdiği olumlu değişiklikler nedeniyle özellikle sporcularda sıklıkla kullanılmaya başlandı.

    Kriyoterapi faydalı bir yöntemdir ancak toplum olarak herkesin ulaşabileceği ve devamlı yaptırabileceği bir yöntem değildir.

    Bizde kriyoterapi kadar olmasa da faydalı olan üşüme ve soğuk duş almanın kanıtlanmış yararlarından bahsedeceğiz.

    Soğuk terapi aslında yeni bir yöntem değildir. İlk olarak Milattan önce 3500 yılına ait Edwin Smith Papirüslerinde bahsedilmektedir.

    Ancak 1980 yılına kadar bu konuda uygulamalar yapılmamış , 1980 sonrasında soğuk tedavilerde kullanılmaya başlamıştır. Yurtdışında özellikle nörolojik hastalıklarda kulanılmaktadır.

    Bu yazımda bilimsel olarak kanıtlanmış soğuk ve soğuk uygulamalarının faydalarından bahsedeceğim.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yağ Kaybetmeye neden olur

    İnsanlar yağ hücrelerini depolarlar ve yağ hücreleri insanların enerji ve kalori saklama yöntemidir. Yapılan araştırmalar soğuk uygulamaları insalarda kalori harcamasını arttırmıştır.

    Soğuğa maruz kalan kişilerde termogenez oluşur ve bunun sonucunda yağ dokusunda azalma meydana gelir.

    Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada bir grup fare normal derecelerde bir grup fare ise soğuk hava koşullarında yaşatılmıştır. Çalışma sonunda soğuğa maruz kalan fareler daha fazla yemelerine rağmen daha az kilo almışlardır

    Başka bir çalışmada soğuk havaların kişilerde adinopektin hormonunu arttırdığı gösterilmiştir. Adinopektin yağ yakıcı bir hormondur, düşük seviyelerdeki adinopektin obezite ile ilişkilidir.

    Soğuğa maruz kalmak inflamasyonla Savaşır:

    İnflamasyonun ne gibi hastalıklara yol açtığı ve birçok fiziksel ve ruhsal hastalıkta ana temeli oluşturduğundan bahsetmiştik. Depresyondan, Bağırsak Hastalıklarına kadar çok fazla hastalıkla direk bağlantılı olan inflamasyon soğuğa maruz kalan kişilerde azalır. Bu durumu yine adinopektin hormonu salgılayarak yapar.

    Bir başka çalışmada soğuk ortamda egzersiz yapan kişilerde inflamatuvar durumların daha az olduğu gösterilmiştir.Yine aynı çalışma bunun tam tersini de söylemektedir, burada dikkat edilmesi gereken egzersizin dozudur.Soğuğa maruz kaldığımızda vücudumuzda inflamasyonun başlaması için gerekli olan TNF-a , IL-6 ve IL-8 azalır.

    Soğuğa Maruz Kalmak Yaşam Süresini Uzatır.

    Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde 21 C ‘da sineklerin 27 C’ a göre 2 kat fazla yaşadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca solucanlarda 5 C ‘lik bir ısı azalması %75 daha uzun yaşamalarına neden olmuştur. Balıklarda ise aynı çalışmada 6 C’lik fark %75 uzun yaşadıkları gösterilmiştir.

    1986 yılında yapılan bir çalışmada günde 4 saat soğuk suda bekletilen farelerin diğer farelere göre daha az kilo aldığı ve %10 daha uzun yaşadığı gösteriliştir.

    Uzun yaşamda düşünülen hipotez hormezis hipotezidir.Bu hipotez düşük miktarda toksik maddelere vücudun doğal adaptasyon gösterdiği ve bunun sonucunda bu toksik maddelerin zararlarından korundukları kabul edilmiştir.

    Bu konuyla ilgili bir diğer hipotez ise kısa süreli soğukta canlı metabolizmasının yavaşladığı ve yaşlanmanın da bu oranda geciktiği yönündedir.

    Soğuğa Maruz Kalma Sinir Sistemini Güçlendirir.

    Soğuk maruziyetinde oluşan yağ yakma işlemi sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Soğuk havalar beyin için hafif bir çalışma gibidir buna sinir sistemi adaptasyon geçirir ve güclenir.

    Wim Hoff(Buz Adam) adlı Hollandalı kişi uygun nefes alma tekniği ve soğuk uygulamalar ile insanın otonomik sinir sistemini kontrol edebileceğini göstermiştir.

    Soğuğa Maruz Kalan Kişilerde Sakatlıklar Daha Hızlı İyileşir

    Fizyolojik olarak soğuk uygulanması kan akımını azaltma, inflamasyonu azaltma, travma sonrası şişmede kullanılır.

    Bilek burkulmalarında buz eşliğinde fizik tedavi yapılmasının iyileşmeyi hızlandırdığına dair bazı kanıtlar bulunmaktadır.

    Ayrıca soğuk uygulama kas yıkımında ortaya çıkan Kreatin Kinaz ve Laktat Dehidrogenaz enziminin salınımını dengeler.

    Yapılan meta analiz çalışmada spor sonrası soğuk su ile duş alanlarda ağrı şiddetinde azalma meydana gelmiştir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Kan Şekerini Regüle Eder

    Soğuğun adinopektin hormonunu arttırdığından bahsetmiştik. Adinopektin hormonu soğuğa maruziyet durumunda %70 oranında artmaktadır.

    Fare deneylerinde soğuğa maruz kalan bireylerde uzak dokularda glukoz alımı artar.Bu durum farelerde insülin direncini engellemiştir.

    Soğuğa maruz kalma vücudun insüline verdiği yanıtı değiştirir ve glikozun kandan daha hızlı arınmasını sağlar. Soğuk bir duş en hızlı şekilde insülin değerini ve kan şekerinini dengeler.

    Soğuğa Maruz Kalma Uyku Kalitesini Arttırır

    Günlük ısı farklılıkları uykuyu regüle etmede önemlidir.

    Uluslararası Uyku Birliği yatak odası sıcaklığının 17 ila 21 derece arasında olmasını önermektedir.

    Soğuğa Maruz Kalmak Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

    Çalışmalar soğuk maruziyetinin Natural Killer(Doğal Öldürücü) hücre sayısı ve aktivitesini arttırdığını bildirmiştir

    Ayrıca soğuğa maruz kalan kişilerde Beyaz Kan Hücreleri ve IL-6 seviyesi artmaktadır.

    Bir çalışmada 6 hafta günde 1 saat 14 derecede bekletilen katılımcılarda IL-6,CD3,CD4,CD8 aktive T ve B lenfositlerin daha aktif oldukları görülmüştür.

    Artan immun sistem cevabı adrenalin hormon seviyelerinin artışına bağlı olarak görülebilir.

    Soğuğa Maruz Kalma Detoksu Arttırır

    Kriyoterapi antioksidan seviyesini azaltır ve serbest radikallerin vücuttan uzaklaşmasını hızlandırır.

    Bir çalışmada düzenli olarak soğuk suda yüzen bireylerde glutatyon artışına bağlı olarak antioksidan seviyesinde azalma görülmüştür.

    Soğuğa Maruz Kalma Ağrıyı Azaltır

    Birçok çalışmada soğuk uygulama yapılan hastalarda migren ağrılarının şiddetinin azaldığı kanıtlanmıştır.

    Ayrıca soğuk uygulamaların ağrı kesici etkisinin çoğu alternatif yönteme göre daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Soğuk Uygulama Kemik Sağlığı Açısından Faydalıdır

    Bazı çalışmalarda yaşa bağlı kemik yoğunluğunda azalma olan kişilerde soğuk uygulama yapıldığında kemik kaybı oranı azalmakta ve kemik sağlığı yönünden pozitif sonuçlar alınmaktadır.

    Buna ek olarak birçok kişi enerjilerinin arttığını ve kendilerini daha iyi hissettiklerinden bahseder bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma yoktur.

    Herkese sağlıklı mutlu günler.