Etiket: Mücadele

  • Teröre Farklı Bir Bakış

    Teröre Farklı Bir Bakış

    Terör, politik, dini ve ya ekonomik bazı hedeflere ulaşmak için uygulanan her türlü şiddet olarak tanımlanabilir. Teröristler, insanları bir şekilde dehşete düşürerek korkutma ve buna bağlı olarak insanları sindirme, yıldırma yoluyla amaçlarına ulaşmayı hedefler.

    Terör birçok açıdan açıklanabilir ve değerlendirebilir. Politikacıların tutumu, terörizmi doğuran etkenler, teröristlerin kimliği, terörün çeşitleri, terörün halk üzerinde etkisi vb. Ben bu yazıda halkın üzerinde oluşturduğu psikolojik etkiler ve buna bağlı tepkileri açmaya çalışacağım.

    Tanımda da belirtildiği gibi teröristlerin amaçlarına ulaşmakta kullandığı yöntem insanlarda, cana kıyma, malı yakıp yıkma, işkence yapma gibi eylemlerle dehşete düşürerek korku havasını hakim kılmak, buna bağlı olarak sindirme yoluyla insanları eylemsizliğe itmektir. Eylemsiz ve sinmiş bir halk üzerine birçok oyunlar oynanabilir. Bazı bireyler yaşayacaklarını belirsizliğinden korkarak eylemsizliğe kendini mahkûm ederken bazı bireyler ise tepkisel olarak yine terör yoluyla intikam almak isterler. Bu her iki durumda da sağlıklı yaşam koşulları kaybolur. 

    İnsanları strese sokan en büyük etkenlerden biri de belirsizlik ve olayların kontrolünün kişinin dışında gelişmesidir. Etrafında sürekli terör olayları olup biten kişi başına geleceklerden habersiz, endişe ve korkuyla hayatını sürdürmeye çalışır. Bu açıdan baktığımızda teröre maruz kalmasa bile yarattığı psikolojik etki ile insanlar  terör mağdurudur. Böyle bir durumda ise bireyden topluma genel bir huzursuzluk hâkim olur. Terörist için durum bundan farklıdır. Çünkü terörist yaptığı eylemin plancısıdır ve başına gelecek şeyleri öngörür.   

    Yaşanan terör olaylarından sonra yeni olaylar gündeme gelmese bile kişi önceki yaşananların bıraktığı etki ile endişeli ve korku dolu bir yaşamı sürdürebilir. Yaşanan, şahit olunan ve uzaktan da olsa paylaşılan terör yaşantıları kişilerde travma etkisi bırakır. Travma yaşamış bir bireyin ruhsal dengesi ve hayat bütünlüğü bozulmuş olabilir.  Terörü bu açıdan değerlendirecek olursak toplumsal travma olarak görülebilir ve böyle bir toplum terörle mücadelede eksik kalabilir. Bunun için terör eylemleri daha çok sivillerin bulunduğu ve toplu ölümlere neden olacak yerlerde ve toplumsal olarak duyarlılığın daha fazla olduğu zamanlarda yapılır. 

    Toparlayacak ve günümüz şartlarına uyarlayacak olursak eğer toplumsal olarak uzun süredir yas sürecindeyiz. Bu yas süreci ile birlikte yaşadığımız günlük endişeler bizi terörle mücadelede kısır bir döngüye sokmaktadır. Politik açıdan yapılacaklardan öte terörün psikolojik etkilerinin toplumda oluşturduğu tepkiler ile olayın başka bir tarafına dikkat çekmek istedim. Bunları değerlendirecek olursak terörle mücadelede ruh sağlığın önemini değerlendirmeli ve terörün hakim olduğu toplumdaki bireylerin güvenini kazanmak için uygun ortam sağlanmalıdır. Kişiler, yaşadığı olumsuz duygular hakkında bilinçlendirilir ise olumsuz durumlar ile başa çıkma konusunda güçlenir. Böylelikle başına geleni atalet ile kabullenen bireylerin değil, başa çıkma yolunda adımlar atan mücadeleci bireylerin bulunduğu toplumlar terörle mücadele de avantajlı olur.  

  • Mücadele Ruhu

    Mücadele Ruhu

    Dünyanın en üstün zekâ potansiyeli sizde olsun. Her türlü maddi imkânınız, en kaliteli eğitim olanaklarınız, mükemmel desteği olan aileniz ve size sunulmuş eşsiz fırsatlar… Böyle bir durumda kesinlikle her şeyi başarabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bence bu durumda en kesin başarı: Hiçbir Şey! Hayatta size sunulan fırsatlardan elinizdeki kozları ortaya koymadan sonuç elde etmeniz nasıl mümkün olabilir.

    “Dünyanın en büyük potansiyeli mücadele ruhudur.”

    Başarılı insanlar yukarıda bahsettiğimiz imkânların kaçına sahiptiler. Kimi fakir kimi öksüz kimi okulsuz birçok efsane isim bugün tarihe geçerek adını asla unutturmuyor ve bize elde ettiği başarılarla ilham veriyor. Sokak lambasında ders çalışan ömrü sefaletle geçmiş, simit satarak okul kitaplarını alan büyük insanlar. Hiçbir imkâna gerek yok demiyorum. Eğer mücadeleci özelliğiniz yoksa zaten hiçbir imkânınızı kullanamazsınız; balon gibi her an sönmeye hazır küçük başarılarınız olur. En küçük zorlukta pes edersiniz. Engelsiz başarı elde edilemez ama sizde engelleri aşma gücü olmadığından uzun vadede asla başarılı olamazsınız.

    Mücadele ruhu taşımayan insanların ortak özellikleri;

    • Başarısızlıklarını bahanelere ve çevresel faktörlere bağlarlar.
    • Gelecekle ilgili hedefleri yoktur sadece rahat edebilecekleri bir yaşamın hayali vardır.
    • Kısa yoldan kazanç sağlamının yollarının ararlar.
    • Küçük veya geçmiş bir başarısını büyüterek anlatırlar.
    • İçinde bulundukları kötü durumundan ötürü başkalarını suçlarlar.
    • Genellikle asalak olarak mücadele eden insanların ürettiklerinden beslenerek yaşarlar. Böylece giderek alıcı olmaya alışarak bencilleşirler.
    • Çok sık bunalıma girerler.
    • Tesadüfî ve şansa bağlı yani emek göstermeye ve mücadeleye dayanmayan başarılara odaklanırlar.

    Ne var ki hiçbir başarı tesadüfî değildir ve şansla elde edilen kazanca başarı denilemez. Hiçbir milli piyango talihlisi hatırlanmaz ve lezzetli bir yaşam sürdüremez. Çünkü hak edilerek emek sonucunda terle elde edilmeyen bir kazanç insanı tatmin etmez. Bu da gösteriyor ki insanın doğuştan getirdiği önemli bir özellik mücadele etme özelliğidir: İlkel zamanlarda yabani hayvanlarla ve vahşi doğayla baş etmek zorunda kalan insan bugünde yaşamını devam ettirmek için stres, mesai, proje, terör, psikolojik savaş, ergenlik sorunları gibi alanlarda donanımlı olmak zorunda kalmıştır. Peki, mücadele ruhu kazanmış bir insanın genel özelikleri nelerdir?

    Mücadele ruhu olanların ortak özellikleri;

    • Her şeyden önce vizyon sahibidir, dünyada işgal ettiği statünün farkındadır.
    • Kendisini tatmin edecek bir hedefi vardır. Davranışlarında ve sözlerinde bu hedefin kokusunu alırsınız.
    • Hedefini gerçekleştirecek bir enerjisi ve motivasyonu vardır.
    • Engeller ve olumsuzluklar karşısında ümitsizliğe düşmez, yeniden ayağa kalkarak mücadeleye devam eder.
    • Başarısızlıkları tecrübe olarak nitelendirir.
    • Ertelemek ve vazgeçmekten asla hoşlanmaz.
    • Hedefine ilerlerken bir sorunla karşılaşırsa günah keçisi aramak yerine yoluna devam etme yolları arar.

    Dış faktörler ve rehavet onun odak noktası olan hedefine ulaşma azminden vazgeçiremez.