Etiket: Muayene

  • Gebelik Takibi

    Gebelik Takibi

    Gebelik Takibi

    Uzman doktorumuz Yelda Doğan‘a gebelik takibi hakkında merak ettiklerimizi sorduk.Tıbben gebeliğin ilk günü kadının en son gördüğü adetin ilk günüdür. Fakat kadın gebe olduğunu adeti gecikince yani en az 30-35 gün sonra öğrenir.

    Genellikle adet gecikmesi olan hanımlar ya koşup eczanede satılan gebelik testlerinden bir tane alıp kendi kendilerine test yaparak ya da bir hastaneye veya bir laboratuvara gidip kan testi yaptırarak gebeliklerini öğrenirler. İşte bundan sonra çok fazla vakit kaybetmeden bize başvurmaları gerekir. Çünkü gebeliğin başlangıcında yapılması gereken en önemli şey vajinal ultrasondur. Vajina yoluyla yapılan erken gebelik ultrasonu oluşan gebeliğin normal yerinde yani rahim yani uterus içinde olup olmadığını ve gebelik eğer normal yerinde ise sağlıklı görünüp görünmediğini, herhangi bir düşük riskinin olup olmadığını anlamaya, eğer normal yerinde değilse servikal yerleşimli bir gebelik olup olmadığı, Ektopik yani Dış Gebelik olup olmadığını, Dış Gebelik ise hangi safhada olduğunu,dış Gebeliğin bir Cerrahi operasyon gerektirip gerektirmediğini ya da ilaçla tedavi edilecek durumda olup olmadığını tespit etmeye yarayan ALTIN DEĞERİNDE BİR TANI ARACIDIR.

    Gebeliğin ilk 12 haftasında Vajinal Ultrason yapılmalı ve Gebeliğin sağlıkla gidişatı en yakın şekilde takip edilmelidir. Halk arasındaki YANLIŞ inanışın tersine Vajinadan yapılan Ultrason ve muayene gebeliğe bir zarar vermez.

    11-14. gebelik haftasında yapılan gebelik ultrasonu bebeğin sağlıklı olup olmadığını anlamak için bize çok büyük ip uçları verir. Bu haftalarda bebeğin NT ölçümü olarak bilinen Ense Derisi Kalınlığının ölçümü yapılır ki bu bize bebekte kromozomal bir anomali olup olmadığını anlamakta %90-%95 oranlarda sensitivite sağlayan bir ULTRASONİK ÖLÇÜMDÜR. Fakat sizleri mutlaka bilmesi gereken şey bu ölçümü ULTRASON CİHAZI YAPMAZBu ölçümü yapabilen ve bu konuda tecrübesi,bilgisi ve becerisi ile ön plana çıkmış bir UZMAN HEKİM YAPAR. Bu haftalarda yine kromozomal anomalilerin saptanabilmesi için İKİLİ TEST adı verilen bir test yapılır ki deneyimlerimize göre güvenilirliği düşük bir test olduğu için biz hastalarımıza yaptırmalarını çok önermiyoruz. Böylece Anne adaylarımızın hem kafası karışmamış oluyor hem de bütçeleri gereksiz bir teste para vermeyerek sarsılmamış oluyor

    16-18. gebelik haftasında bebeğimizin CİNSİYETİ tamamen beligin hale geliyor ve Aileler bebekleri için oda tanzimine başlıyorlar. Bizim için en önemli gebelik haftalarından olan bu haftalarda ÜÇLÜ TEST olarak bilinen ve kanda üç tip maddeye bakılarak yapılan teste bir madde daha eklenip daha hassas ve güvenilir hale getirilen DÖRTLÜ TEST yaptırıyoruz. Dörtlü Test tüm gebelerimize yaptırdığımız bir kromozomal anomali testidir. Eğer Dörtlü Testte bir problem çıkarsa gebelerimize AMNİOSENTEZ denilen testi yaptırıyoruz.

    Günümüzde artık 35 yaş üstü her gebeye eskiden olduğu gibi hemen Amniosentez önermiyoruz. Mutlaka Dörtlü Test yaptırıyoruz. Ancak Dörtlü Testte bir problem çıkarsa Amniosentez öneriyoruz.

    22-24.hafta Gebelik Ultrasonu Gebeliğin En Önemli Ultrason Muayenesidir. AYRINTILI ULTRASON ya da TARAMA ULTRASONU denilen bu Ultrason Muayenesi ; 22-24. haftalarda bebeğin tüm organlarının gelişimi tamamlandığı için her hangi bir organ anomalisi, bir sakatlığı olup olmadığı detaylı olarak Ultrason ile taranarak yapılır. Bu ultrason muayenesi de yine bu işte uzmanlaşmış bilgili, becerili, tecrübeli bir Kadın Doğum Uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Bu önemli ultrasonik muayeneler ve testlerin hepsinin amacı bebekte bir kromozomal anomali veya sakatlık olup olmadığını saptamak içindi. Bundan sonra bebeğimizin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesini takip ederiz.

    Tabi ki bununla birlikte Anne adayının da sağlıklı bir şekilde gebeliğini takip etmek, gebeliğin anne sağlığını bozmaması için gereken tüm yaklaşımlarda bulunulur. Bunlar Anne adayımızın her muayenede tansiyonu ölçülür. Ağırlığı ölçülür. Ödemi var mı? Yok mu? Kontrol edilir. Zaman zaman idrar tahlili, kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri bakılır. Her geldiğinde Anne ve Baba adayları ile bebeğe hazırlayıcı ve tedirgin bekleyişlerini rahatlatıcı sohbetler yapılır.

    Bundan sonra her üç haftada bir, Gebeliğin 34. haftasından sonra da her hafta hem anne adayını hem bebeği kontrol ederek en sağlıklı bir şekilde, Doğum denilen ve bir kadın için hayatının en önemli hadiselerinden biri olan mucizevi olay için tüm hazırlıklar tamamlanmış olur.

    Doğum şeklini belirlemek için son haftalarda bebeğin geliş pozisyonu, anne adayının çatısının durumu vajinadan yapılan özel bir muayene ile tespit edilir. Her zaman doğumda ilk tercihimiz Normal Vajinal Doğumdur. Ancak gerekli koşullar sağlanamadığında ikinci tercihimiz olan Sezaryen’e yöneliriz.

    Her iki doğum şeklinde de tecrübelerimizle, hassas ve duyarlı yaklaşımımızla, samimi tavırlarımızla ve her anne adayını kendi kardeşimiz gibi görerek bebekleri ile birlikte en sağlıklı şekilde hastaneden evlerine mutluluk ve Anne olmanın kutsal gururu içinde gönderiyoruz. Allah bu mutluluk ve gururumuzu daim etsin,İnşallah…..

  • Vajinismus Belirtileri

    Vajinismus Belirtileri

    Vajinismus, diğer yazılarımda da belirttiğim gibi ilişkiye girememe, ilişki esnasında vücudun kasılması ve bu kasılmaların ilişkiye engel olma durumudur. Vajinismus olduğunuzun belirtileri elbette sıralanabilir; ancak kesin tanı için alanında deneyimli uzman bir doktor tarafından muayene edilmek şarttır. Uzman tarafından yapılan muayenede hiç bir alet kullanılmaz ve kısa sürede tanı konulur.

    Vajinismus Muyum ?Vajinismus olan kişiler genelde ailesi ve çevresi tarafından ilişki konusunda bilgilendirilmemiş,eksik bilgilendirilmiş veya bilgisi olsa dahi kızlık zarının önemli olduğu konusunda baskı görmüş ,kişilerdir. İlişki sırasında istem dışı olarak vücutta kasılmalar meydana gelir ve bayan ya bacaklarını kapatarak ya da eşini iterek ilişkiye izin vermez. Çok istekli olup buna izin verse bile acı ve ağrı hisseder, eşi de kendisine bir duvar örülmüş gibi zorlanır.

    Vajinismus Muyum ?
    Belirtileri :

    • İlişki esnasında çok fazla ağrı ve acı hissedebilirsiniz.
    • Eşinizle birlikte olmayı çok isteseniz dahi istem dışı gelişen kasılmalar yüzünden kendinizi ilişkiye tamamen kapatırsınız ve bu durum resmen bir duvar gibi ilişkinin gerçekleşmesine imkan vermez.
    • İlişki denemelerinde oldukça kaygı ve endişe duyarsınız.
    • Sürekli olarak bacaklarınızı kapatabilirsiniz ve kendinizi geri çekebilirsiniz.
    • O zaman geldiğinde korku, aşırı terleme, bunaltı, titreme gibi durumlar yaşayabilirsiniz.
    • Eşinizi iterek ilişkiye hiç izin vermeyebilirsiniz ya da ilişki kısmen gerçekleşmiş olur.
    • Bu durum yüzünden kendinizi suçlu hissedebilirsiniz ve ağlama krizine girebilirsiniz.
    • İlişki durumunun sürekli bu şekilde mi olacağı konusunda endişe duyarsınız ve bu durumu sürekli olarak ertelemeye çalışabilirsiniz.
    • Sadece ilişki durumunda değil, vajinal muayene esnasında da muayeneye izin vermeyebilirsiniz.

    Bu gibi sorunlarla karşılaşıyorsanız Vajinismus olabilirsiniz. Tabi ki kesin tanı için bir uzman tarafından muayene edilmenizde fayda vardır. Vajinismus olan birinde bu belitilerin hepsi olacak diye bir şart yoktur. Kimi ilişkiye hiç izin vermez kimi de izin verse dahi acı ve ağrı hisseder.

    Ben kliniğimde öncelikle Vajinismus olup olmadığınız hakkında kesin tanıya karar veriyorum. Daha sonra çiftimizle konuşarak aile yapısı, çevresi ve daha önce bu duruma sebebiyet verecek bir olayla karşılaşıp karşılaşmadığı hakkında bilgi ediniyorum. Vajinismusta hafiften şiddetliye doğru 1’den 5’e kadar derecelendirme vardır ve hastamızın hangi düzeyde olduğunu tespit ediyorum. Bu derecelendirme sonunda hangi yöntemi uygulayacağıma ve nasıl bir seyir izleyeceğimize karar veriyorum.

    Hastalarımla aramda güvenli bir ortam oluşması ve iyi bir iletişim kurabilmemiz açısından görüşmelerimizin gizliliği konusunda oldukça hassas davranıyorum.

    Siz de vajinismus olduğunuzu düşünüyorsanız evliliğinizde bu konuda daha fazla sıkıntı yaşamayın ve gelin bu durumu birlikte aşalım. Tedavi sonucunda kliniğimizden mutlu bir şekilde ayrılın.

  • VAJİNUSMUS VE JİNEKOLOJİK MUAYENE

    VAJİNUSMUS VE JİNEKOLOJİK MUAYENE

    Vajinusmusu olan bir kadın için jinekolojik muayene zor ve gerçekten de korkutucudur. Muayene masasının görüntüsü ve muayenenin direk kendisi kasılmaları ve paniği tetikleyebilir. Oysaki kadının vajinusmus tanısını alması için muhakkak bir jinekolojik muayene yapmak gerekecektir.

    Jinekolojik  masadaki  muayene çok hassasdır. Bunun için bu konuda tecrübeli  ortama ve hastaya özen gösteren bir doktora muayene olması tavsiye olunur. Kızlık zarının değerlendirilmesi ve bunun usulüne uygun, kafaları karıştırmadan ve gereksiz bir müdahaleye gitmeden anlatılması da belki çiftlerin cinsel hayata başlamalarında önemli bir noktadır. Pek çok danışan daha önceleri senin vajinan dar, kızlık zarın çok geride yada  kızlık zarın kalın diyerek korkutulup bu kaygılardan bile etkilenip eşiyle birlikte olamamıştır. Jinekolojik muayene esnasında kadın daha hamile bile değilken senin vajinan da dar doğum da yapamazsın denilerek, korkutulan sonrasında doğum yapmaktan korkan bir sürü kadın vardır.

    Eğer danışan daha önce muayene olmadıysa, vajinusmus gerçeğinin ardından belki de ikinci bir gerginliği  jinekolojik masada muayene  olmasıdır. Halk arasında çatal denilen o jinekolojik masa insanları çok kaygılandırmaktadır. Hatta kabus derecesinde korkutucu bile gelebilir. Vajinusmus hastalarında bu masa konusunda ısrarcı olunmamalı, gerektiğinde de onun da rahat edebileceği bir mekanda muayenesi yapılmalıdır.

    Kadının jinekolojik muayeneyi tolere edememesi, cinsel ilişki sırasındaki denemelerine benzer bacaklarını kapatma hekimin elini tutarak geri itmesi, kendini masadan kaldırma refleksi gibi davranışlar tanıyı koydurur. Eğer muayene tamamlanamazsa doktor bu durumda vajinusmus  tanısını koyar.

    Bu konu çok hassas bir konudur. Jinekolojik muayene sırasında ağrı çeken bir sürü kadın vardır. Bu tür durumlarda doktorun kadını çok iyi dinleyip, onu rahatlatıp muayeneye ondan sonra devam etmesi gerekir. Muayenenin ısrarla devam etmesi hasta için travma ve acıdan başka bir şey değildir.

    Vajinusmus tedavisinde ilk adık kremler yada kızlık zarının alınması olursa, kadın umut kapısı olarak geldiği doktordan yalnızlığına geri dönecektir. Vajinusmus olayı beyinde gerçekleşir ve tedavisi terapidir. Zihinsel gevşemeyi yaşamadan vajinusmus terapisi asla olmaz.

  • Deri kanseri

    Deri kanseri

    Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görülenidir. Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıklığı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır.

    Güneşin dünyaya en dik ulaştığı saatler olan saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten korunun. Güneşin yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısadır. Açık renkli sıkı dokumalı koruyucu giysi ve geniş şapka kullanın. Koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucu kremler kullanın. 20 dakika güneşte kaldığında güneş yanığı geçiren bir kişi, 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullandığında 15 kat daha fazla süre (300 dakika) yanmadan güneşte kalabilir. Bununla beraber güneşten koruyucu kremler kullanarak da güneşte fazla kalınmamalıdır. Çünkü UVA gibi güneş ışınları ki bunlar derideki bağışıklık sistemi ve deri yaşlanmasında sorumludur, güneş koruyucular olsa da deriye ulaşabilir.

    Güneşten koruyucu kullanımına çocukluk döneminde başlayın, çünkü yaşam boyu güneşe maruz kalmanın % 80’i 18 yaş altında olmaktadır. 6 ayın altındaki bebekler uzun süre güneşe maruz kalmamalı, eğer kalacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

    Erken tanı kesin tedavinin en önemli ilk adımıdır.

    Derinizi belli aralıklarla muayene edin. Eğer benlerinizde büyüme değişiklik olursa, derinizde renk değişikliği ve iyileşmeyen yaralar varsa bir an önce Dermatoloji Uzmanına muayene olunuz.

    Kanser öncesi deri bulguları

    Aktinik keratozlar özellikle güneş ışınlarına aşırı maruz kalmış açık tenli kişilerin yüz, el sırtı ve kollarında rastlanılan küçük üzerleri pullu lekelerdir. Tedavi edilmezlerde deri kanserine dönebilir. Eğer erken evrede yakalanırsa buz tedavisi ile çıkartılabilir, kemoterapi ilaçları içeren krem veya losyonlar kullanılabilir, kimyasal peeling işlemi, dermabrasyon,laser tedavisi veya klasik cerrahi ile tedavi edilebilir. Güneşten koruyucular aktinik keratoz gelişimini engellerler.

    Deri kanseri Tipleri:

    Üç tip deri kanseri bulunmaktadır:
    Bazal hücreli karsinoma-Bu kanser tipi genellikle deride küçük etli kabarıklık şeklinde sıklıkla yüz, boyun ve el sırtlarında ortaya çıkar. Ara sıra gövdede kırmızı yama tarzı alanlar şeklinde görülebilir. Daha sıklıkla açık tenli kişilerde görülür. Bu kansere yakalanan kişiler açık tenli ve renkli gözlüdür ve güneş yanığına eğilimlidir. Bu tümörler hızlı yayılmaz. 1-2 cm boyutuna ulaşmaları için aylar yıllar gerekir. Tedavi edilmezse; kanserli alan kanamaya başlar, üzeri kabuklanır. Zaman zaman iyileşip, zaman zaman tekrarlama özelliği gösterir. Bu kanser tipi nadiren metastaz (diğer organlara sıçrama) yapmasına rağmen, derinin altındaki kemiğe yayılabilir ve kanserli dokunun yakınındaki dokuları harap edebilir.

    Squamöz Hücreli karsinoma – Bu deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. Squamöz hücreli Karsinoma açık tenli kişilerde en sık görülen ikinci kanser türüdür. Tipik olarak kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. Nadiren esmer kişilerde de görülebilir. Büyük kitleler oluşturabilir. Bazal hücreli karsinomanın tersine diğer organlara yayılabilir. Erken yakalandığında tedavi oranı yüksektir. Bazal hücreli karsinoma ve Squamöz hücreli karsinomada tedavi başarısı % 95 dir.

    Melanom – Bütün deri kanserleri içinde en öldürücü olanıdır. Bazal hücreli ve squamöz hücreli karsinoma da olduğu gibi melanomda da erken tanı tedavi şansını arttırır.

    Melanom melanin denen pigmenti (deriye rengini veren madde) üreten melanosit dediğimiz hücrelerde başlar. Melanin derimizin rengini verir ve güneşten kısmi olarak korur. Melanom hücreleri melanin üretmeye devam eder ve bu nedenle kanser alanı kahverengi veya siyahtır. Fakat melanom beyaz ve kırmızı da olabilir.

    Melanom yayılma özelliği gösterdiğinden muhakkak tedavi edilmelidir. Melanom dikkat çekmeden hızla büyüyebilir. Genellikle bir ben olarak veya kahve renkli bir benin üzerinde veya yakınında ortaya çıkar. Vücudunuzdaki benlerin yerleşimi ve şeklinden haberdar olmalısınız ki, bunlar üzerinde olan değişiklikleri ve yeni ben çıkışını fark edebilesiniz. Yapabileceğiniz en önemli adım benlerinizde herhangi bir değişiklik saptadığınızda hemen bir Dermatoloji uzmanına muayene olmanızdır. Bu sayede derinizdeki melanom tedavi edilebilir aşamada iken yakalanmış olur. Aşırı güneşe maruz kalmaktan, özellikle güneş yanıklarından kaçınma açık tenli kişilerde melanomdan korunmanın en iyi yoludur. Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Ailesinde melanom olan kişilerin riski daha fazladır. Sıra dışı beni olanlar, çok sayıda beni olanlar melanom açısından yüksek riske sahiptir.

    Koyu renkli tene sahip olmak melanoma olma riskini ortadan kaldırmaz. Esmer kişilerde de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.

    Melanom şüphesi oluşturabilecek bulgular: kabuklanma, kanama, sızıntı, üzerinde kabarma, etrafındaki deriye doğru çıkıntı gösterme, kaşıntı, hassasiyet ve ağrı hissedilmesidir.

    Cilt kanserlerine nasıl tanı konulur?

    Deri biyopsisi kanserin tanısını koydurur. Erken tanı ve cerrahi tedavi şansını arttırır.
    Dermatoloji uzmanları kanseri erken yakalayabilmek için kişisel cilt muayenesinin önemine dikkat çekmektedir. Derinizdeki çiller, benler ve koyu renkli alanları büyüklük, şekil ve renk değişikliği açısından gözlemleyin. Herhangi bir değişiklik saptadığınızda Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.

    Melanoma ait Bulgular

    Asimetri – Benin bir tarafının diğer tarafından farklı olması. Benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. Benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı şekilde mi? Melanomda genellikle asimetri vardır.

    Sınır Düzensizliği – Melanomun sınırı veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.

    Renk – İyi huylu benler herhangi bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. Melanom ise sıklıkla birden fazla rengi içinde barındırır.

    Büyüklük – İyi huylu benler küçük kalırken melanom büyümeye devam eder. Genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

    Kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en güçlü silahtır. Melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. Aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan tüm deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. Kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.

    Gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna karşısında muayene edin.
    Kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.
    Sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.
    Boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin.

  • GENEL JİNEKOLOJİ

    GENEL JİNEKOLOJİ

    GENEL JİNEKOLOJİ

    Jinekoloji; kadın üreme sistemleri hastalıkları ile ilgilenen çok geniş ve detayı olan bir tıp uzmanlık alanıdır. İngilizce “Gynecic” kelimesinden gelir ve “kadın ile ilgili” anlamını taşır.

    Genel anlamda jinekoloji, aşağıdaki başlıklar altında ele alınır :

    Over (Yumurtalık) ile ilgili hastalıklar
    Uterus ile ilgili hastalıklar
    Serviks ile ilgili hastalıklar
    Genital enfeksiyonlar
    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
    HPV (Human Papilloma Virus)
    Diğer konular (Meme hastalıkları, Kasık Ağrıları, .. vs.)
    Jinekoloji; kızlık zarı, adet kanamaları, adet ağrıları, anormal kanamaları içine alır.

    Jinekolojik muayene, genellikle hastayı fiziksel ve psikolojik olarak rahatsız eder. Normalde cinsel faliyeti olan herkesin yılda en az bir kere düzenli muayene olması gerekir. Bu olabilecek hastalıklar için erken teşhisi sağlayabileceği gibi istenmeyen üzücü durumların yaşanmasını da azaltacaktır.

    Eğer muayeneye ilk kez geliniyorsa, aksi istenmediği takdirde, yalnızca doktor ve hasta arasında kalacak bazı özel bilgileri doktor kayıtlarına almak için soracaktır. Bunlar;

    Hastanın kişisel bilgileri (ad, soyad, doğum tarihi, medeni hal, bekarsa cinsel ilişkiler, evliyse süresi,.. vs.)
    Hastanın jinekolojik geçmişi (adet kanamaları, süreleri, ağrıları, vajinal sıkıntılar, idrar sıkıntıları, cinsel ilişki sırasında yaşanan sıkıntılar,.. vs.)
    Hastanın muayeneye gelmesini gerektiren sıkıntısı
    Hamilelik (varsa) öyküleri (daha önce hamile kaldı mı, kaç kez kaldığı, sonuçları, doğum şekilleri, doğum kontrol yöntemleri, .. vs.)
    Genel sağlık bilgileri (Tanısı konmuş bir hastalığı olup olmadığı, ameliyatları, kullandığı ilaçları, alerjisi olup olmadığı, …vs.)
    Aile öyküsü
    Bu bilgiler alındıktan sonra muayeneye geçilir. Muayene 3 aşamalıdır:

    – Dış genitallerin muayenesi

    – Spekulum muayenesi

    – Elle muayene (Bimanuel muayene)

  • Gebelik ve Bulantı Kusma

    Gebelik ve Bulantı Kusma

    Hiperemezis gravidarum (gebelik kusması) , gebenin aşırı bulantı ve kusma şikayetlerine ketoasidoz ve %5 kilo kaybı eklenmesi ile ortaya çıkar. Bu tabloda sıvı kaybı, elektrolit dengesizliği ,asit baz dengesinde bozulma ve bunu takiben ağır beslenme yatersizliği ortaya çıkar. İhmal edilen veya uygun tedavi edilmeyen hastaların kaybedildiği bile rapor edilmiştir.
    Hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ağır hiperemzis gebelerin %0.3-2 sinde görülür.

    Belirtiler
    Hastalığın tanımlayıcı şikayeti aşırı nedensiz bulantı ve agresif kusmadır.Diğer eşlik eden bulgular ise pityalizm ( aşırı tükürük salgısı ), halsizlik, yorgunlukdur.

    Hastalar ayrıca uyku bozukluğu, koku duyusunun aşırı hassaslaşması, anksiyete, yutkunma güçlüğü, dikkat azalması, duygu durum bozukluğu yaşayabilirler.

    Tanı
    Özel bir fizik muayene bulgusu yoktur. Hastanın idraryolu enfeksiyonu, sindirim sisteminin diğer hastalıklarından ayırt etmek gerekir.
    İlk Muayene Esnasında Yapılacaklar

    Vital bulgular, kan basıncı ve nabız sayımı,
    Kilo takibi,
    Sıvı dengesinin tespiti
    Troid muayenesi,
    Labarotuvar testleri,
    Nörolojik muayene ve kardiolojik muayene gerekli durmlarda yapılabilir.

    Başlangıç İdrar Tahlilleri
    Tam idrar tahlili
    Serum elektrolit düzeyleri ve keton araştırması
    Karaciğer enzimleri
    TSH ve serbestT3 düzeyleri
    Hematoctrit düzeyi
    Kalsiyum düzeyi
    Hepatit paneli

    Aşağıdaki Görüntüleme Yöntemleri Uygulanır.

    Obstetrik Ultrason: Çoğul gebelik veya trofoblastik hastalık varlığını ekarte etmek için gereklidir.
    Üst abdominal ultrason: Klinik şüphe varsa pankreas ve safra yollarını görüntülemek gerekir
    Abdominal MR/BT: Klinik olarak apendisit gibi sindirim sisteminin akut acil bir hastalığı düşünülüyorsa uygulanır. Abdominal mr/BT hastanın klinik görüntüsü ani başlangıçlı ve gürültülü bir tablo ise ve muayene bulguları hastanın hikayesi hiperemezisden farklı bir durum düşündürüyorsa mutlaka uygulanmalıdır.
    Üst gastrointestinal sistem endoskopisi gebelikte üst gastrointestinal sistemi kanması düşünülüyorsa güvenle uygulanabilecek bir methodtur.

    Tedavi

    Başlangıç tedavisi koryucu, minmal invazifdir. Dietin ayarlanması, sıvı dengesini sağlanması, bulantının baskılanması temel tedavidir.

    İlaç Tedavisi

    Gebelik bulantılarının tedavisinde FDA tarafından onaylı tek ilaç doxylamine/pyridoxin dir. Antihistaminikler, fenotiazin grubu antiemektikler ve motilite düzenleyicleri Metoklopramid (metpamid tablet) kullanılır. İnatçı vakalarda ondansetron (zofran tablet) ve steroidler (deltakortil tablet) kullanılır.
    Bitkisel ürünlerden ise zencefilin faydalı olduğu vakalar mevcuttur.

    Gebenin hayatını tehdit eden ağır dirençli hiperemezis vakalarında gebeliğin sonlandırılmasıda olası bir seçenektir.

  • GEBELİK ÖNCESİ DEĞERLENDİRME

    GEBELİK ÖNCESİ DEĞERLENDİRME

    Gebelik teşhisi konulduğu andan doğuma kadar geçen süre, kadın yaşamındaki en büyük psikolojik ve fiziksel değişimlerin yaşandığı dönemdir. Bu dönemde kadın doğum hekimi anne ve bebeğin sağlığını değerlendirir, annenin sağlığının devamı için önerilerde bulunur. Yani, gebelik takibinin iki ana unsuru vardır; birincisi fetusun büyüme ve gelişiminin değerlendirilmesi, ikincisi annede gebeliğe adaptasyona bağlı oluşan fiziksel ve psikolojik değişikliklerin etkilerinin değerlendirilmesidir.
    Gebelik her biri 3’er aylık bölümlerden oluşan 3 döneme (trimester) ayrılır. Her dönem ayrı bir öneme sahiptir. Örneğin, bebekle ilgili anomalilerin taramaları ilk iki dönemde yapılır. Gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği ve şeker hastalıkları ise son üç ayda ortaya çıkar. Gebe kadınların ultrasonografik muayenesi de bir seromoniye dönüşebilir. Bu muayeneye anne-kayınvalide, kardeş ve yakın arkadaşlar da katılarak, bebeği görme meraklarını gidermek isteyeceklerdir. Bu nedenle bir kadın yıllık smear kontrollerini atlayabilir, fakat gebelik muayenesini çok nadir olarak unutur. 

    Gebelik öncesi (Prekonsepsiyonel) muayene: Aslında ideal olan, çiftin gebeliğe karar verdiğinde kadının gebelik öncesi muayenesinin yapılmasıdır. Bu muayenede ayrıntılı bir öykü alınır ve sistemik muayene yapılır, yakın zamanda yapılmadıysa smear testi alınır. Tiroid bezi (Guatr) ve meme muayenesi bu dönemde önemlidir. Çünkü tiroid bezi (guatr) bozuklukları gebelikte ciddi sorunlara yol açar. Ayrıca gebelikte memelerde büyüme ve ödem nedeniyle değerlendirme yapmak ve mamografi çekmek zorlaşır. Ailesinde menopoz öncesi meme kanseri olan kadınlarda, 40 yaşın altında olsa dahi mamografi çekilmelidir. Kadının aşılanma durumu belirlenir, eksikse, kızamıkçık (rubella), hepatit-B, tetanos aşılar yapılır. Riskli bölgelerde yaşayan kadınlarda tüberküloz taraması yapılmalıdır. 
    Gebelik öncesi muayenenin en önemli aşamalarından birisi hastanın risklerinin değerlendirilmesidir. Bu risklerin bazıları değiştirilemez, bazıları da çeşitli önlemlerle değiştirilebilir. Hastanın boy, yaş, ırk, eğitim düzeyi, genetik yapısı, sosyoekonomik seviyesi değiştirilemeyecek risk faktörlerindendir. Buna karşın, tansiyon yüksekliği (hipertansiyonu ), şeker hastalığı, tiroid bezi bozuklukları (guatr hastalığı), astım, epilepsi (sara), aşırı zayıflık ve şişmanlık değiştirilebilen risk faktörlerine girer. Bu kadınların gebelik öncesi mevcut hastalıkları tedavi edilmeli veya kontrol altına alınmalıdır. Fetusta anomalilere yol açan teratojen dediğimiz A vitamini (accutane), pıhtılaşma önleyici kumadin (coumadin), bazı sara (epilepsi) ilaçları gebelik öncesi bırakılmalıdır. İş ortamında ağır metallere (cıva, kurşun) veya uçucu toksik maddelere maruz kalan kadınlar uyarılmalı, aile içi şiddetin mevcudiyeti araştırılmalıdır. Bu konularda iyileştirici önlemler alınmalıdır. Alkolün fetus üzerine zararlı etkileri kesin olarak kanıtlanmıştır. Bu zararlı etki kullanılan alkol miktarıyla orantılı olarak artmaktadır. Bu nedenle gebelik planlayan kadınların alkol alımını bırakması önerilir. Sigaranın da gebelik üzerine olumsuz etkileri bilinmektedir. Bebekte düşük doğum ağırlığına yol açması, erken doğum ve bebek ölümü bilinen yan etkileridir. Sadece gebe kadınların değil, aynı evdeki diğer aile üyelerinin de sigarayı bırakması önerilmelidir. Kadındaki dişeti iltihapları da önemlidir. Çünkü bunlar erken doğum riski oluşturur. Bu nedenle gebelik öncesi dönemde tedavisi yapılmalıdır. Gebelik öncesi dönemde kadınlara folik asit kullanımı önerilmelidir. Çünkü folik asit, bebeklerdeki doğumsal beyin ve omurilik anomalilerini önemli oranda azaltmaktadır. Bu etki özellikle önceki gebeliklerinde beyin ve omurilik anomalili bebek doğurmuş kadınlarda çok önemlidir. Bu kadınlarda, gebelikten 1 ay önce başlamak üzere gebeliğin ilk üç ayı boyunca, günde 4 mg. folik asit kullanmaları önerilmelidir. Risk kategorisi yüksek olmayan kadınlar ise 400 mcg-1mg arası folik asit kullanabilirler.

    Normal doğumu engelleyebilecek iskelet sistemine ait (ortopedik) bir problemin varlığı araştırılmalıdır. Eğer mevcutsa, doğumun sezaryenle gerçekleştirilmesi planlanır. Yaşla birlikte gebeliğe ait bazı riskler de artmaktadır. Örneğin 40 yaşının üzerindeki kadınlarda düşük yapma, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma, erken doğum, ve bebek ölümü riskleri artmıştır. Bu bilgiler de kadınlarla paylaşılmalıdır.
    İdeal olarak gebelik öncesi konuşulması gereken konulardan birisi de genetik hastalıklardır. Türkiye gibi akraba evliliklerinin sık olduğu ülkelerde maalesef genetik hastalık riski de artmaktadır. Ayrıca yaşadığımız coğrafyadan dolayı toplumda sıklığı artmış genetik hastalıklar da vardır (Akdeniz anemisi gibi). Son olarak, kadınların eğitim ve iş planlamaları nedeniyle, çocuk sahibi olma yaşının ötelenmeye başlanması da, ileri anne yaşına bağlı gelişen Down sendromu (Mongolizm) gibi genetik hastalıkların oranında artışa neden olur. Dolayısı ile çiftin ailelerini de kapsayacak şekilde ayrıntılı bir öykü alınması gereklidir.

  • Kadın Hastalıkları ..

    Kadın Hastalıkları ..

    Ülkemizde En Sık Görülen Kadın Hastalıkları
    Maalesef ülkemizde kadınların pek çoğu, Kadın Hastalıkları konusunda bilinçli davranmıyor ve bu anlamda kendilerine yeterli özeni göstermiyorlar. Üstelik pek çok kadın jinekoloğa gitmekten de fazla hoşlanmıyor. 

    – Kadın hastalıkları arasında, ülkemizde hangi hastalıklar daha sık görülmektedir?
    Kadın Hastalıkları arasında, hem ülkemizde hem de dünyada en sık kanama bozuklukları ve akıntılı hastalıklar görülmektedir. 

    – Kadın sağlığı açısından, jinekolojik muayenenin önemi nedir? Kadınlar hangi aralıklarda muayene olmalıdır?
    Periyodik jinekolojik muayenenin önemi çok büyüktür. Çünkü jinekolojik muayene sırasında hasta çeşitli açılardan kontrol edilir. Bu muayenede, hastada bir enfeksiyon, rahimde bir polip ya da miyom varsa tespit edilir, ayrıca yumurtalıklardaki iyi ve kötü huylu kistler ve tümörler belirlenir. Düzenli jinekolojik kontrollerin yanısıra, 40 yaşından itibaren her hadın memografi yaptırmalıdır. Çünkü meme kanseri erken teşhis ile korkulu rüya olmaktan çıkabilir. Özel durumlar dışında, yılda bir kez muayene ve smear testi yeterlidir. 

    – Jinekolojik hastalıkları önleme açısından hijyenin önemi nedir? Hijyen konusunda öncelikle nelere dikkat etmek gerekir?
    Sağlık açısından hijyen elbette çok önemli. Kadınlar özellikle ortak kullanılan tuvaletlerde çok dikkatli olmalılar, mümkün olduğunca fiziki temasta bulunmamaya çalışmalılar. Bunun yanısıra cinsel ilişki esnasında da hijyen ön koşul. Özellikle tek eşlilik dışı durumlarda prezervatif kullanmak, hem kadın hem erkek sağlığı için çok önemli. Bazı kadınlar, cinsel ilişki sonrasında önlem olarak vajinanın içerisini yıkar. Oysa bu fayda yerine zarar getirmektedir. Vajinanın içi mekanik olarak temizlenmemelidir.

    – Regl dönemlerinin düzensiz olmasının sebepleri nelerdir? Düzenli olması için neler yapılmalıdır?
    Adet dönemlerinin düzensizliği, hormonal sorunlardan ya da miyom, polip veya yumurtalık kislerinden meydana gelebilir. Kişi aşırı zayıf ya da aşırı kiloluysa, bu da adet düzensizliğine yol açabilir. Böyle bir durum söz konusuysa, kilo problemi hemen çözülmelidir. Ayrıca tiroid, prokistik over ya da prolaktin fazlalığı gibi hormonal nedenler de adet düzensizliklerine neden olur. Bu sorunlar söz konusu ise, öncelikle bunların tedavisine yönelinmelidir. 

    – Peki ara kanamalar tehlikeli midir?
    Ara kanamalar iki grupta incelenmelidir; doğurganlık çağı kanamaları ve menapoz sonrası kanamalar… Menopoz sonrası kanamalar çok önemlidir ve ciddiye alınarak bir hekime başvurmak gerekir. 35 – 40 yaşlarına kadar olan kanama bozuklukları, bir kez olduğunda çok panik yapmaya gerek yok. Fakat bir aydan daha fazla tekrarlıyorsa, yine hekime görünmek gerekiyor. 35-40 yaş ve sonrası ara kanamalar da mutlaka hekime başvurmayı gerektirir.

    – Ara kanamalar hangi hastalıkların belirtisidir?
    Rahim kanserinin en erken belirtisi ara kanamalardır. Kanamayı uyarı kabul edip, hekime başvuran bir kadın, rahim içi kanseri gelişmeden veya çok erken evresinde yakalanmasını sağlar ve tedavi şansı ile bu hastalıktan kurtulur. Erken teşhis tamamen kurtulma şansı demektir. Kanamaları ciddiye almayıp hekime geç gidilirse, yapılacak tedavi yaşamı kurtarmak değil, ancak uzatmak için olacaktır.

    – Hem anne hem de çocuk sağlığı açısından iki doğum arasında ne kadar süre olmalıdır?
    Gebelik süreci kadınlarda çok ciddi hormonal, ruhsal, fiziksel immünolojik (bağışıklık sistemi ile ilgili) değişikliklere yol açmaktadır. Dolayısıyla bu muazzam değişikliklerin eski haline ve gebelik öncesi durumuna dönebilmesi için, gebelikler arasında 2 yıl kadar bir süre geçmelidir. 

    – Hangi hastalıklarda muayeneye eşlerin birlikte gitmesi gerekir? Erkekler bu konuda biraz tutucu. Onlara önerileriniz nelerdir?
    Enfeksiyon hastalıklarında muayeneye eşlerin birlikte gitmesi gerekiyor, çünkü bu tür hastalıklarda, her iki kişiye tedavi veriliyor. Cinsel fonksiyon bozuklukları ve kısırlık tedavisinde de yine eşler kontrole birlikte gitmelidir. Bunların yanısıra, gebelik takiplerinde de, erkeğin eşinin yanında olması, kadına psikolojik destek sağlaması ve motivasyon açısından önemlidir.

  • Bakirelerde Vajinal Akıntılar ve Muayene

    Bakirelerde Vajinal Akıntılar ve Muayene

    Bakirelerde Vajinal Akıntının nedenleri

    Çocukluktan genç kızlığa geçiş döneminde birtakım hormonal değişimler olur. Bu değişimler adet kanamaları başlatırken bir yandan da vagina epitelinde birtakım değişikliklere neden olurlar. vagina florası laktobasil denilen ve zararlı bakterilere karşı savunma görevi gören iyi huylu basiller içermeye başlar. Laktobasiller vaginanın asit PH sında üreyerek hastalık yapabilecek mikroplara karşı vaginayı korurlar, bu da tıpkı burnumuzda ya da kulağımızda olduğu gibi o bölgenin hafif bir akıntı ile temiz tutulmasını sağlar.

    Yine özellikle estrojen isimli kadınlık hormonlarının etkisi ile yumurtlama başlar, yumurtlamaya yakın dönemlerde rahimin ağzından salgılanan sıvılarda spermin geçmesine olanak sağlayacak şekilde bazı değişiklikler olur. Rahim ağzındaki salgının miktarı artar, sümük gibi uzayan şeffaf kokusuz ve daha bol bir hal alır. Artmış olan bu salgı da salgı da yaklaşık olarak 2 adet döneminin ortasında vaginal akıntı olarak gözlemlenir.

    Sonuç olarak bakire olsun olmasın ergenlikten menapoz dönemine kadar ,tüm bayanlarda birtakım fizyolojik ,yani doğal akıntılar olur. Bunlar kokusuz, kaşıntısız, şeffaf veya beyaz renkli, genellikle yumurta akı kıvamında , çektikçe uzayan ve rahatsızlık vermeyen akıntılardır , dönemsel olarak artıp azalırlar ve herhangibir tedavi gerektirmezler. vajinit olarak adlandırılan vagina iltihaplarında akıntı daha bol miktardadır, kötü, rahatsız edici kokusu olabilir, daha koyu kıvamlıdır, bazen süt kesiği görünümüde,bazen köpüklü sarı-yeşil renktedir.Akıntının karekteri bu şekilde farklıllıklar gösteriyorsa bir kadın hastalıkları hekimine müracat edilmelidir.

    Bakirelerde Vajinal Kaşıntı

    Bu bölgenin kaşınmalarında bir çok sebep sayılabilir bu sebeplerin sıklığı değişkendir ama büyük çoğunluğunu candida albikans denilen bebeklerin ağzında oluşan pamukçuğa benzer bir tür mantar hastalığı sonucu olduğu bilinmektedir . Vaginal mantar enfeksiyonlarında kaşıntı ile beraber süt kesiği tarzında bir akıntı veya genital bölge cildinde birtakım lezyonlar görülebilir. Vajinal enfeksiyonların oluşum mekanizması vajen asitliğinin ve bakteri ortamının dengesinin bozulması ile olur.Bu da sıklıkla herhangibir enfeksiyon ki bu üst solunum yolu enfeksiyonu veya vucudun herhangibir yerinde oluşan bir enfeksiyon olabilir: bu enfeksiyonların tedavisinde kullanılan antibiotiklere bağlı olarak gelişir.çeşitli sebeplerden kullanılan hormon hapları, tedavi edilmemiş şeker hastalığı da mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenlerdir.Bunun dışında alerjik sebepler olabilir, pet allerjisi, kullanılan temizleme maddeleri, sabun vs gibi maddeler tahriş edere kaşıntıya neden olabilirler. .Çeşitli deri rahatsızlıkları kaşıntıya neden olabilir. Çok nadiren genital bölgenin kanserojen hastalıkları da kendini vajinal kaşıntı şeklinde gösterebilir. Ayrıca genital bölgedeki Kılların temizlenmemesi de kaşıntı yapabilir..

    Bakirelerde Vajinal Akıntıda Koku

    Vaginal akıntıda koku olması kötü hijyen veya bakteriyel vaginit sebebiyle olabilir.
    Fizyolojik akıntılar kötü kokmazlar, akıntıda kokmuş balık kokusu, çürük yumurta kokusu gibi bazı değişiklikler olursa mutlaka bir kadın hastalıkları uzmanına muayene olmak gereklidir. Bazı enfeksiyon etkenleri vaginal penetrasyon olmadan sürtünme yolu ile de bulaşabilir.
    Vajina ve idrar yolu çıkışı olan üretranın anal bölgeye yakınlığı nedeni ile koli basili kaynaklı vajinal enfeksiyonlara da sıklıkla rastlanır. Özellikle tuvalet sonrası temizliğinyanlış yapılması, önden arkaya yapılması gerekirken arkadan öne doğru yapılması , çoklu kullanıma açık tuvaletlerin temizliğindeki sorunlar , sık iç çamaşırı değiştirme alışkanlığının gelişmemesi nedeniyle de koku yapan vajinal enfeksiyonlara sık rastlanmaktadır. Bulgular hemen hemen aynı olmakla birlikte tedavi seçenekleri farklı olacağından vajinal kültür ile bakteri tip tayini yapılması gerekebilmektedir.

    Bakirelerde Vajinal Akıntı Muayenesi Nasıl Yapılır?

    Bakire bayanlar genital bölgede kızarıklık, akıntı, koku gibi değişik şikayetlerle kadın hastalıkları ve doğum hekimlerine müracat edebilirler. Jinekolojik muayene pozisyonunda veya düz masada genital bölge muayeneleri yapılabilir. Bakire olmayanlarda yapılan spekulum ile vagina ve rahim ağzını görüntüleme muayenesi genellikle yapılmaz. Öncelikle akıntıdan ince pamuklu çubuklar yardımı ile akıntıdan örnek alınarak laboratuara yollanır ve etken mikroorganizma saptanmaya çalışılır. Ultrason muayeneleri de vajinal yoldan değil, karından yapılır. Bakirelerin yapılan jinekolojik muayeneleri elbetteki kızlık zarlarına zarar verilmeyecek şekilde yapılır. Bu nedenle bakire bayanların veya onları muayene getiren ebeveynlerinin herhangibir endişe duyması yersizdir.
    Çok nadiren birçok kez kültür alınmasına ve tedavi edilmesine rağmen geçmeyen birtakım akıntılar olabilmektedir. Yabancı cisim veya primer vaginal kanserler çok nadir olmakla birlikte bu tip durumlardan sorumlu olabilir. Bunların tanısı için gerekli olan vaginal görüntüleme çok minik spekulumlar ki bunlar burun muayenesinde kullanılan spekulumlar gibi ufaktır, bunlar kullanılarak uygulanabilir.

    Bakirelerde Vajinal Mantar Enfeksiyonları

    Vaginanın doğal yapısında bulunan ve flora adlı koruyucu bariyeri oluşturan Laktobasiller vajenin asit PH’sinde üreme özelliği göstererek vajeni zararlı mikroplardan adeta korurlar. Laktobasillerin sayıca azaldığı pek çok durumda vajen enfeksiyonları (vaginitler) görülebilecektir. Örneğin antibiotik kullanımı sonucunda vajinal mantar oluşmasının nedeni çoğunlukla koruyuculuğu sağlayan bu bakterilerin azalması ve flora dengesinin bozulmasıdır. Flora zayıfladığı zaman mantar hücreleri hızla çoğalarak enfeksiyon yaparlar.
    Bağışıklık sistemini zayıflatan her türlü hastalık ve ilaç da mantar oluşumunu kolaylaştırır. Şeker hastaları, doğum kontrol hapı kullanan kişilerde de mantar enfeksiyonu sık görülür. Yine florayı bozan çok yoğun miktarda ve genital bölge PH ından faklı PH da olan temizleyici jel, sabun, parfüm veya hava almayı engelleyen sentetik, çok dar ve üstüste giyilen çamaşır kullananlarda da mantar oluşumu kolaylaşır.
    Vaginal mantar enfeksiyonlarının en sık belirtisi vaginal bölgede kaşıntıdır. Bazen yanma hissi olur. Akıntı her zaman olmayabilir. Akıntı bazen kesik süt kıvamında izlenir.

    Bakirelerde Vaginal Akıntı Tedavisi

    Bakirelerde vaginal akıntı saptandığında öncelikle etken patojene yönelik tanı konmalıdır. Yani bu akıntıya neden olan mikrobun adı konmalıdır. Bu amaçla akıntıdan ince çubuklar yardımıyla alınan örnek laboratuara gönderilir. Buna Vaginal Kültür Antibiogram testi denir. Vaginal Kültür antibiogramın sonucu yaklaşık 3-4 gün sonra çıkar ve bu sonuç raporuna göre hastaya o mikroba etkili olduğu laboratuar şartlarında saptanan ilaçlardan biri verilir.
    Vaginal enfeksiyonların tedavisinde Bakire olan hastalarda tek fark vaginal yoldan uygulanan fitillerin uygulanmamasıdır. Bu tip vaginal fitiller bakire bayanlarda kullanılmaz, ancak yüzeyel olarak uygulanan kremler kullanılabilir.
    Bakirelerde Vaginal Akıntılarda Kültür Alınabilir mi?
    Bakirelerde akıntının görünümü mantar enfeksiyonunda olduğu gibi çok tipik bir akıntı değilse vaginal kültür almak gerekebilir. Vaginal kültür alınırken kızlık zarına zarar vermeyecek ince pamuklu çubuklar kullanılır, kültür alınırken akıntı dışındaki herhangibir yerden bulaş olmamasına dikkat etmek gerekir. Kızlık zarında herhangibir zedelenme olmaması için hekiminiz mutlaka işlemi daha nazikce ve daha dikkatli uygulayacaktır.

    Bakirelerde jinekolojik muayenede nelere bakılır?

    Bakire bayanların jinekolojik muayeneye çamaşırlarıda gördükleri akıntılardaki renk değişiklikleri, kaşıntı veya koku , adetinin olmaması, geç olması, erken olması, çok olması, az olması veya karın ağrısı vs. gibi birçok sebeple gelebilirler. Yapılacak jinekolojik muayene ile genital bölgenin anatomik yapısının normal olup olmadığı, herhangibir enfeksiyonun olup olmadığı, adet düzensizliği veya ağrıya neden olabilecek yumurtalıklar veya rahime ait kist vs. gibi yer kaplayan birtakım oluşumların olup olmadığı değerlendirilebilir.

    Bakirelerde elle jinekolojik muayene nasıl yapılır?

    Bakire bayanlarda da jinekolojik muayenenin bir parçıas olan elle muayene yapılabilir. Çünkü sadece Ultrason ile karın içindeki organların gözle değerlendirilmesi bazı hastalıkların tanısında yetersiz kalır. Örnegin bir ağrının lokalizasyonu belirlemek için veya karın içinde yer kaplayan bir kitlenin yapısını daha iyi anlayabilmek için bimanuel muayene dediğimiz elle muayene yapmak gerekebilir. Bu durumda Hekim sağ elinin işaret parmağını vazelin veya bir kayganlaştırıcı yardımı ile nazikçe rektuma sokar, sol elini hastanın karnında dolaştırarak bu bölgedeki organları değerlendirir. Hasta bilinçli hekim de nazik olduğunda çok da fazla rahatsızlık veren bir muayene şekli değildir.
    Bakirelerde jinekolojik muayenede nelere dikkat edilir?

  • Melanoma dikkat!! Benlerinizi kontrol ediyor musunuz?

    Malign Melanom Nedir?

    Melanom, cildimizin rengini veren melanin adlı pigmenti üreten melanosit hücrelerinden kaynaklanan deri kanserlerinden biridir ve deri kanserleri içerisinde en ölümcül olanıdır.

    Melanositler saçlı deriden, ayak tırnağına kadar derinin her bölgesinde, bunun dışında gözümüzde, ağız içi ve genital bölge gibi mukozalarda bulunmaktadır ve tüm bu bölgelerde melanom da gelişebilmektedir.

    Melanoma tüm dünyada ciddi bir sağlık sorunu olarak görülmektedir. Son yıllarda beyaz ırkta melanoma görülme sıklığı artmıştır. Dünya sağlık örgütü her yıl 132.000 yeni melanoma olgusu tahmin etmektedir. Her ülkede sıklığı değişmekle birlikte en çok Avustraya’da görülmektedir.

    Melanoma görülme sıklığı yaşa bağlı olarak artmakla birlikte, 20-45 yaş aralığında oldukça sık görülür. Tüm dünyada genel kaide olarak; melanom ne kadar erken teşhis edilirse, yaşam süresi o kadar uzamaktadır.

    Melanomun Güneş Işığı ile İlişkisi Nedir?

    Melanomun güneş ışığı ile ilişkisi çok önemlidir. Yaşlılarda sürekli güneşe maruz kalınan bölgelerde daha sık görülürken, gençlerde aralıklı ve yoğun olarak güneşe maruz kalınan bölgelerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Özellikle çocukluk döneminde tekrarlayan kısa süreli yoğun güneş ışınlarına maruz kalmak; yaz tatili, hafta sonu tatili, dışarıda yapılan eğlenceler ve güneş yanığı önemli bir risk faktörüdür. Ozon tabakasındaki azalma güneş ışınlarına bağlı melanomların artmasına yol açmaktadır. Bu nedenle güneşi bol ülkemizde önemi daha da artmaktadır.

    Güneşten hem kendimizi hem de çocuklarımızı sürekli korumak bu yüzden çok önemlidir.

    Solaryum üniteleri de riks faktörüdür. Yılda 10 kez veya daha fazla kullananlarda risk 30 yaş üstünde 2 kat, 30 yaş altında 7.7 kat artmaktadır.

    Kimler risk altındadır?

    Açık tenli kişiler

    Çilli, renkli gözlü bireyler

    Vücudunda çok sayıda beni olanlar

    Ailesinde melanom öyküsü olanlar

    Çocukluk çağlarında güneş yanığı öyküsü olanlar

    melanom gelişimi açısından risk altındadırlar.

    Kendi Kendine Muayene Nasıl Olmalı?

    A-B-C-D-E Kuralı Nedir?

    MELANOM, deri kanserleri arasında en ölümcül olanıdır. Tedavinin anahtarı ise erken tanıdır.

    Bireyin vücudundaki benlerini kendi kendine muayene etmesi mümkündür. Ingilizce baş harflerinin kısaltılması ile belirtilen A,B,C,D,E kuralı ile benler kontrol edilmelidir.

    A (Asimetri): Bir beni ortadan ikiye ayırdığımızda her iki taraf birbirinin ayna görüntüsü şeklinde ise simetriktir. Ancak farklılıkların olması melanom açısından risk olarak değerlendirilmelidir.

    B (Border: Kenar): Benin kenarlarındaki düzensizliklere bakılır ve düzensiz olması risklidir.

    C (Color: Renk): Bir bende koyulaşma olması, renginde açılma olması yada renk alacalanması olması melanom açısından önemlidir.

    D (Diameter: Çap): 5 mm (Yarım santimetre)’den büyük benler daha risklidir.

    E (Evolution: gelişim): Bir benin doğal seyrinin dışında gelişen her türlü değişikliktir. Tavanı düz bir bende kabarıklık ortaya çıkması, genişleme olması, bende kaşıntı başlaması, kanama gelişmesi melanom gelişim sinyali açısından önemlidir.

    Yukarıda belirtilen risk grubunda olan bireyler, mevcut beninde değişiklik farkeden kişiler dermatoloğa başvurmalı ve muayene olmalıdırlar.

    Benlerin Dermatoloji Muayenesi Nasıl Yapılır?

    Benlerin muayenesi ve takibi öncelikle gözle muayene edilerek, ardından el dermoskopu yada dijital bilgisayarlı dermoskopi cihazları ile incelenerek yapılır. Bu cihazlar yüksek ışık altında ve yüksek büyütme ile benlerin yapısını, kötü olabilecek bir takım sinyalleri değerlendirme olanağı sağlamaktadır. Bu sayede incelenen lezyonun melanom açısından daha doğru değerlendirmesi mümkün olabilmektedir.

    Kötü huylu bir takım belirtiler gözlenir ise hemen müdahale olanağı sağlanmakta, riskli olmayanların ise bilgisayar ortamında kayıt altına alınarak ileriki dönemlerde gelişiminin takibi yapılabilmektedir.

    Melanom Şüphesinde Nasıl Bir Yol İzlenir?

    Melanom şüphesinde veya teşhisi konduğunda ilk yapılacak iş o bölgeden biyopsi alınarak teşhisin netleştirilmesi ve melanom ise tipinin, derinliğinin belirlenmesidir. Mümkün ise lezyonun tamamı çıkarılarak incelenmelidir, büyük lezyonlarda ise uygun yerden biyopsi alınarak incelenebilmekte ve biyopsi sonucuna göre çıkarılması planlanabilmektedir.

    Melanom tanısı ile lezyon çıkarıldıktan sonraki tedavi ve takip süreci, melanomun tipi ve derinliğine ve bir takım melanomdaki özelliklere göre değişiklik göstermektedir.

    Unutulmamalıdır ki, melanomda erken tanı hayat kurtarır!

    Melanomun geç farkedilmesi ve gerekli operasyonun zamanında yapılmaması, bu tümörün hızla ilerleyip iç organlara yayılmasına neden olabilir.

    Eğer çok sayıda bene sahipseniz, açık tenli- kızıl saçlı- renkli gözlü yani güneş ışınları ve melanom açısından risk grubunda iseniz, ailenizde melanom öyküsü varsa, mevcut beninizde yukarıda bahsedilen değişiklikleri gözlemlediyseniz benlerinizin kontrolü ve muayene için hiç beklemeden bir dermatoloğa başvurunuz.