Etiket: Motivasyon

  • Ödül Mü, Ceza Mı?

    Ödül Mü, Ceza Mı?

    1970’lerde yapılan bir deneyde üniversite öğrencileri iki gruba ayrılıyor ve iki gruba da legolar veriliyor. İlk gruba legolarla oluşturdukları her anlamlı şekil için ödül olarak para verilirken ikinci gruba hiçbir şey verilmiyor. Öğrenciler legolarla uğraşırken süre tutuluyor. Beklenildiği gibi ödül alan grubun daha fazla vakit harcadığı saptanıyor.

    Deneyin ikinci kısmında öğrenciler başka bir odaya alınıyor ve onlara tekrar legolar veriliyor. Birinci kısımdan farklı olarak odaya ayrıca farklı nesneler ve dergiler de koyuluyor. İsterlerse legolarla oynayabilecekleri, sıkılırlarsa da dergileri okuyabilecekleri söyleniyor. Ancak bu kez her iki gruba da ödül vaadi yok. Bu sefer sonuçlar beklenenin tam tersi çıkıyor: ilk kısımda ödül alan grup legolarla daha az oynarken, hiç ödül almayan grup çok daha uzun oynuyor.

    Bir başka deney de çocuklarla yapılıyor. Anaokulu çocukları üç gruba ayrılıyor ve onlara renkli boya kalemleri verilip bir resmi çizmeleri isteniyor. Birinci gruba boyama yaptıklarında ödül verileceği söyleniyor. İkinci gruba hiçbir şey söylenmiyor ancak boyama bittiğinde sürpriz olarak ödül veriliyor. Üçüncü gruba ise hiçbir şey verilmiyor. Beklenildiği gibi ödül alan çocuklar resimle daha çok uğraşıyor.

    İki hafta sonra bu çocuklara serbest zaman veriliyor ve önlerine boya kalemleri ve farklı oyuncaklar konuluyor. Ancak bu kez hiçbir gruba ödül yok. Sonuç olarak ilk kısımda ödül alan her iki grup da boyamaya pek ilgi göstermezken ödül almayan üçüncü grup aynı heyecanla boyama yapıyor.

        O zaman bilim dünyasını sarsan bu araştırmalar gösteriyor ki çocuk ödül aldığı zaman o işe daha çok ilgi gösteriyor ve daha çok vakit harcıyor. Üstelik ödül almak çocuktaki motivasyon ve heyecanı üst seviyeye çıkarıyor. Ancak ödül ortadan kalkınca çocuk ilgisini kaybedip o işi bırakıyor. Çünkü işle ilgilenmek için sahip olduğu iç motivasyonun yerine bir dış motivasyon (ödül) geçiyor. Bu nedenle iç motivasyonu neredeyse yok oluyor. Ödül ortadan kalktığında dış motivasyonu da olmayacağı için, çocuğun o işi yapmak için herhangi bir motivasyonu kalmıyor. İlginç olan şu ki, ödül davranıştan önce de vaat edilse, davranıştan sonra sürpriz olarak da verilse sonuç değişmiyor.

        Peki bu durumu yaşamımızda nasıl kullanabiliriz? Bir anne işten eve geldiğinde çocuğunun evin içinde koşturup halıları oynatıp katlamasından rahatsızlık duyuyor. Ancak çocuğuna kızmak ya da ceza vermek istemiyor. Bu yüzden bir teklifle bulunuyor: çocuğunun akşamları oynarken halıları oynatıp katlamasını takdir ettiğini, bu yüzden ona ona 1 lira vereceğini söylüyor. Çocuk zaten oynamak ve dağıtmaktan keyif alıyorken bir de üzerine para alacak olması onu motive ediyor. Çocuk birkaç gün oynayıp para almaya devam ediyor. Sonra anne çocuğuna artık 50 kuruş verebileceğini söylüyor. Çocuk çok istemese de bunu kabul ediyor. Birkaç gün daha geçtikten sonra anne artık para veremeyeceğini söylüyor ve çocuk koşturup halıların yerini oynatmaktan vazgeçiyor.

        Son olarak, bazen ebeveynler çocuklarına sınıfı geçmeleri halinde telefon alacakları vaadinde bulunurlar. Ancak burada da ders çalışma konusunda içsel motivasyon yok edilip yerine telefon konulur. Bu durumda çocuk, sonraki yıllarda sınıfı geçmek için sürekli bir ödül bekler. Eğer sınıfı geçmesinden bağımsız olarak telefon alırsanız bu hediye olur. Ancak burada yapılacak en doğru şey, çocuğun kendi harçlığını biriktirerek telefonunu almasıdır. Aldığı harçlık buna imkân vermediğinde, telefona ayıracağınız bütçeyi çocuğunuzun harçlığına küçük miktarlar halinde ekleyebilirsiniz. Böylece çocuk emek vermeyi öğrenir.

  • Motivasyon

    Motivasyon

    Hayatımıza dair her ne var ise içten gelen bir istek ile ona yönelik bir harekete geçeriz. Bizi harekete geçiren ve hareketi sürdürmemizi sağlayan itici güç motivasyon olarak tanımlanmaktadır. Herhangi bir şeyi istemek içten gelen bir arzu ile mümkündür dolayısıyla arzuladığımız şeyler noktasında eyleme geçeriz. Motivasyon bireylerin harekete geçme noktasında bir şeyi arzulamaları ile ilişkilidir. Motivasyon konusuna değinildiğinde Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden söz etmek gerekmektedir. Maslow, hiyerarşi tablosunda en altta fizyolojik ihtiyaçlar ve güvenlik ihtiyacı bulunmaktadır. Bunlar kişinin temel ihtiyaçları olan barınma, yemek ve korunmadır. Sonraki aşamalarda ise ait olma ile sevgi ve değer görme vardır. Bireyler tüm bu ihtiyaçlarını karşıladıklarında kendilerini gerçekleştirme evresine ulaşırlar. Kendini gerçekleştiren bireyler ise kişisel tatmin ve bireylerin sahip oldukları potansiyeli ortaya koymaları anlamını taşımaktadır. Maslow’a göre bireyler bu evrelerdeki ihtiyaçlarını ile tamamlamadan bir sonraki evreye geçiş sağlayamaz. Dolayısyla bireylerin motivasyonu tüm bu evrelerdeki ihtiyaçların giderilmesine bağlıdır. 

    Motivasyon kavramı daha çok insan davranışlarında gözlemlenmektedir.

    Motivasyon için bireylerde olması gereken özellikler ise özgüven, inanmak ve gizli yetenekleri ortaya çıkarmaktır.

    Motivasyon süreci ise;

    1 ·İhtiyaç doğrultusunda davranış tetiklenir ve kişi kendisine bir takım hadefler (Fizyolojik veya psikolojik) koyar.

    2 · Hedefe yönelik davranışlarda bulunurlar. Amaç zihinde oluşturulan düşünce ve hedeflere ulaşmaktır. (Fiziksel olarak, çünkü bir kuvvet ve güç harcamak zorundasınız.)
    3 · Hedeflere ulaşılır.(Gereksinimlerin Karşılanması Dengenin Bozulması) ama burda olay bitmez, çünkü davranışın sürdürülmesi gerekir.

    Son olarak, motivasyon bireylerin ihtiyaçlarını gidermek amacıyla öğrenme ve harekete geçme isteğidir. Gelin bir de motivasyonu yüksek olan bireylerin özelliklerine değinelim.

    Bu bireyler;

    Düşüncelerini harekete geçirirler.

    • Kendilerine ve başkalarına güvenirler.

    • Yaptıkları işten zevk alırlar.

    • Zamanı son derece verimli kullanır.

    • Girişimcililik yanları yüksektir.

  • Motivasyon

    Motivasyon

    İsimlerini bildiğimiz, sıfırdan yükselmiş veya çevremizde başarı öykülerini gururla anlatan insanların yüksek hedelere nasıl ulaşabildiklerini hiç düşündünüz mü? Yoksa onlara bakıp, helal olsun diyerek, nasıl başardıkları konusunda yaşadıkları zorlukları hiç merak etmeden geçiştirdiniz mi? Mutlaka bir çoğunuzun etrafında, hiç dershaneye gitmeden, iyi bir üniversite kazanmış bir kaç örnek vardır. En kötü ihtimalle çocuklarımıza örnek gösterdiğimiz, zor şartlar yaşıyor olmasına rağmen başarılı olmuş bir çocuk… Herkesin bileceğini düşündüğüm Bill Gates, McDonald’s gibi, sıfırdan şirket yaratmış isimlerden bahsetmiyorum bile… Çok ilginç öyküleri ve bu yerlere gelene kadar nasıl çok zor şartları aştığını daha ayrıntılı bilmek isterseniz, bir göz atın derim… Düşünmenizi istediğim, nasıl oluyor tüm bunlar? İnsan olarak ne kadar farklıyız birbirimizden ki, birileri başarılı işler gerçekleştirirken, biz yanlızca hayat telaşesi içinde kavruluyoruz? Belki de hala gerçek motivasyon ve hedeflerimizi bilemiyor, bilemediğimizi gerçekleştiremiyoruz.. Peki, nedir bu motivasyon? Motivasyon öyle bir algıdır ki, insanda hedefe giderken, çok önemli bir şeyi gerçekleştirir. HAREKETE GEÇMEK.. Gördüğüm danışanlar, konuştuğum arkadaşlarım veya bir ortamdaki gözlemime dayanarak söyleyebilirim ki, harekete geçmek çoğumuzun temel sorunu.. Bazen benim de.. Genellikle insanlar sorunlarının neden kaynaklandığını, ne yaptıkları zaman neyin düzeleceğini, hangi davranışın iyi geleceğini biliyor, evet bu konuda belki de fikir sahibi, ancak bunları uygulamakta, yani harekete geçmekte sorun yaşıyorlar.. Bir amaca ulaşmaya ne kadar arzumuz, bir hedefe gitmeye ne kadar motivasyonumuz varsa, işte o kadar başarılı oluyoruz aslında. Harekete geçip, bir iş sırasında yaşadığımız sorunlarla başa çıkabilir ve tüm sorunlara rağmen, devamlılık sağlayıp güçlü durabilirsek; başarıya giden yolumuzu, çizmiş sayılıyoruz…Yani, adımlar doğru ilerliyor demektir 🙂 Gelin kısaca motivasyonumuzu arttıracak yollara bir göz atalım ;

    Gerçekçi, sizi mutlu edeceğine inandığınız hedefler belirleyin..Gerçekçi diyorum, çünkü hedeflerinizi sizinle ortak bir paydası olmayan, “bu insanı mutlu ediyordur” gibi kalıp düşüncelerle belirlenmiş hedeflerin, motivasyona pek etkisi olmayabilir.. Tabii ki hayal kurun, isteyin ve elde edin ancak, gerçekten yüreğinizde, ne istediğinize bir bakın öncelikle… Çünkü, bu hedefe ulaşmak için bir zaman ve çaba sarf edeceksiniz. Harcadığınız zaman ve çabaya değer bir hedef olup olmadığının analizini, iyi yapmanız gerekir..

    Belirlediğiniz hedefleri netleştirin.Ne istiyorsunuz, ne bekliyorsunuz, bu hedef sizin için ne ifade ediyor, içinizdeki mutluluk hormonunu ne kadar tetikliyor.. Tüm bunları nacizane tavsiyem, bir kağıda yazın ve netleştirin…

    Olumsuz düşüncelere kulaklarınızı kapatın..Hatta mümkünse size yapamayacağını, başaramayacağını kaygılayan, beyninizi de kapatabilirsiniz 🙂 Başarıya ulaşmış insanlar hakkında bir şeyler okumak, belki olumsuz düşüncelerle savaşmanız için, size yardımcı olabilir.. İnsanların başardığını görmek de, iyi bir motivasyon tetikleyicisi olabilir.. Sizde, kendi hedeflerinizin sonucunda neler kazanabileceğiniz,, neler hissedebileceğinizi, kendinize sürekli hatırlatın.. Dilerseniz ayna egzersizi yapabilirsiniz. Sabahları ve akşamları yüzünüzü yıkarken, belki ellerinizi yıkar, dişlerinizi fırçalarken, başınızı bir kaldırın.. Aynadaki yüzünüze bakın ve kendinize, başaracağınıza olan inancınıza bir gülümseyin.. Aynadaki sizsiniz, belkide bir kaç gün, bir kaç ay , birkaç yıl sonra, hedeflerine ulaşmanın gururu ile bakacaksınız yeniden kendinize.. Bu yüzden, en büyük motivasyonu kendiniz, kendinize verebilirsiniz…

    Hedeflerinizin adımlarını belirleyin.Eğer kendinize direk, en yüksekteki hedefi belirlerseniz, bu hedefe giderken muhtemelen çabuk tükenir ve vazgeçersiniz. Evet, temel bir hedefiniz olsun ancak o temel hedefe giderken alt dallarını belirlemek önemlidir. Yani, önce ulaşabileceğiniz, küçük hedefleri gerçekleştirir ve bu hedefleri temel hedefinizle bağdaştırabilirseniz daha doyurucu ve sizi yormayan bir şekilde ilerlemiş olursunuz. Bu şekilde asıl hedefinize doğru adım adım ilerlemek tabirini kullanabilirim..

    Kendinizi ödüllendirin.Temel hedefinize giden yolda, belirlediğiniz bu küçük hedeflere ulaşmak, sizi başarılı hissettirecek en güzel etkendir. İşte bu başarılarınızı, sizi mutlu edecek bir kek, bir arkadaş sohbeti, biraz alışveriş gibi motive ederek ödüllendirebilirsiniz. Nasıl mutlu olduğunuzu biliyorsunuz, başardınız ve bunu hak ettiniz…

  • Dikkat eksikliğinin 6 yönü- (3) motivasyon (isteğin, gayretin sürdürülmesi)

    Motivasyon (İsteğin, gayretin sürdürülmesi)

    Dikkat eksikliği görülen çocuklar ve yetişkinler üzerine yapılan çalışmalarda sorunun sadece dikkat alanında bulunmadığı, sıklıkla sorunların 6 grupta görüldüğünden bahsetmiştik. Bu yazımızda dikkat eksikliğinin 3. sorun alanı olarak gruplanan motivasyon sorunlarından bahsetmeye çalışacağız.

    1.Odaklanma (dikkat),

    2.Planlama,

    3.İstek (motivasyon),

    4.Öfke kontrolü,

    5. Hafıza

    6. Organizasyon becerileri.

    Dikkat Eksikliği Sendromunda Motivasyon sorunları:

    Uyuya Kalma sorunları!!

    Dikkat eksikliği olan pek çok kişi ilgilerini çekmeyen konuları dinlemekte zorlandıklarını, sessiz ve uyaran olmayan şekilde rutin işleri sürdürürken sıklıkla dalıp gittiklerinden şikayet ederler. İlgilerini çekmeyen bir konuda konuşulduğunda, bir dersi ya da toplantıyı dinlemek zorunda olduklarında, ilgisini çekmeyen bir kitaba başladığında çok çabuk yorgun hissetmeye ve uyuklamaya başlarlar.

    Konu ilgilerini çekiyorsa, aktif durumda ise (konuşuyor yada etkinliğe katılıyor) uyuya kalma sorunu ortaya çıkmaz. Tam tersi çok konuşan ve katılımcı bir tavır sergileyebilirler. Diğer bir ifade ile beyne fazla uyaran gönderildiği durumda aktif, istekli ve canlı bir tavır gösterebilirler.

    Bazen ise canlılıklarını sürdürebilmek için sesli okudukları, okurken çeşitli aktiviteler yaparak aktif olmaya çalıştıkları görülebilir. Kendi kendilerine ve motivasyonlarını korumaya çabalarlar.

    Motivasyonun korunması:

    Dikkat eksikliği olan bireyler uzun sürede sonuç verecek işlerde çok zorlandıklarını tarifler. Bu durum çocuklarda da sıklıkla görülür. Eğer ödüle hemen ulaşacaksa, yapacağı faaliyet kısa sürecekse bu durumda istekli ve motive şekilde çalışabilir ama ödüle uzun vadede ulaşacaksa çok çabuk isteğini kaybeder.

    Örneğin, Tv izlemek gibi hemen ödüllendirecek bir eğlenceli bir seçenek yerine ders çalışmak gibi uzun sürede yarar sağlayacak bir işi seçmezler. Uzun süreli zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınırlar. Çok istekli başlasalar bile bu gayretlerini uzun süreli çalışmalarda kaybederler. Çok iyi ve yetenekli olabildikleri halde sürekli ve stabil bir çizgi izleyemediklerinden sonuçta sabırlı ve çalışkanlar tarafından geçilebilirler.

    Uykuya Dalma ve Uykudan Uyanma sorunları.

    Dikkat eksiliği olan bireyler uygunsuz durumlarda uyuya kalmaktan şikâyet etmelerinin tam tersine bazen ise uykuları gelip yatağa gittiklerinde uyuyamazlar. Uyuduklarında sanki bir şeyleri kaçıracakmış gibi hissettiklerinden bahsederler. Uyumak için müzik dinlemeyi tercih edebilirler. Bu çocukluğun erken dönemlerinde bile görülebilir. Aileler çocuklarının geç yattıklarından, uykuya dalmakta çok zorlandıklarından ve dalma sırasında çok huysuzlaştıklarından şikâyet ederler. (Dikkati yoğunlaştırma esnasında aktif olması gereken sistem, dikkatin tam tersi uyuma sırasında ise geri çekilmesi gerekir. Bu ortak sorun hem dikkat hemde uykuya dalma sorunları şeklinde karşımıza gelir)

    Uykuya geçitken sonra ise çok derin uyurlar. Ölü gibi uyuduklarını tanımlarlar. Genç bir öğrencinin yaşadığı uyku sorunu ile ilgili bir örnek:

    ‘Geceleri gece kuşuna dönüşüyorum, sabah okula erken gitmem gerektiğini bildiğimden olabildiğinde yatağıma erken gitmeye çalışıyorum. Uykuya dalamayınca kalkıp ya televizyonu açıyorum yada bilgisayar başında gereksiz yere saatler geçiriyorum. Sabah erken kalmak için telefonlarımı ve saatleri kuruyorum ama nafile.Hatırlamadığım şekilde gidip telefonu kapatıyorum. Ailem beni uyandırmaya çalışmaktan bıktı onlarla sabahları sürekli kavga ediyoruz. Bazen annemin beni uyandırmak için komşulardan yardım istediği bile oluyor.’

    Özetle Dikkat eksikliği sendromun da gerekli ritm, enerji, motivasyon ve uyku düzenlemede sorunların sık görüldüğünü bir tablodur.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

    Uzm. Dr. Ahmet ŞENSES

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi