Etiket: Mikro

  • Dermaterapi (microneeding)

    Dermaterapi , anti-aging ,sivilce izleri, deri çatlakları, göz altı torbaları ve morlukları,cilt lekeleri,erkek ve bayanlarda yoğun saç kaybı gibi pek çok cilt probleminde etkili olan bir tedavi yöntemidir.

    Dermaterapi iki farklı uygulamanın bir araya gelmesiyle gerçekleşir. İlk uygulama dermaroller uygulamasıdır. Dermaroller silindirik bir tamburun üzerine simetrik olarak dizilmiş çok sayıda mikroiğneden oluşur. Mikro iğnelerin boyları 0,2 mm ile 2 mm arasında değişir. Hekimin kararına, cilt probleminin türüne ve uygulama bölgesine göre mikroiğnelerin boyutu belirlenir. Dermaroller cilt üzerine uygulandığında iğneler 1cm2 de yaklaşık 300-400 mikrokanal açar. Bu mikrokanallar, cilt tarafından yara gibi algılanarak, cildin kendini tamir mekanizması doğal olarak uyarılmış olur.

    Dermaroller uygulaması sırasında oluşan mikrokanallar yaklaşık olarak 15 dk sonra kendiliğinden hiçbir iz bırakmadan kapanır. Yani dermaroller ile derinin içine doğru mikro kapılar açılır,15 dk sonra bu kapılar derinin elastikiyeti sayesinde kendiliğinden kapanır. Oluşan mikro kanallar deriye sürülen solüsyonun, cildin içine 200 kat daha fazla geçiş yapmasına olanak sağlar.

    İkinci adım ise, normalde derimizde bulunan, ancak yaş ile azalan büyüme faktörleri, biyomimetik peptitler ve çok özel bir teknoloji ile hazırlanmış olan kök hücre ekstresinin deriye sürülmesi esasına dayanır.

    Bu maddelerin en temel görevleri hücrelerin ciltte çoğalmasını sağlamanın yanı sıra fibroblast, keratinosit gibi hücrelerin kollagen ve hyalüronik asit gibi maddeleri daha fazla üretmesini tetiklemektedir.

    Dermaterapi hekimler tarafından uygulanan bir tedavi yöntemidir. Uygulama süresi yaklaşık 30 dk olup,1-2 haftalalık aralarla genellikle 8-10 seans önerilir.Kür bittikten sonra hekimin önerisyle 2-3 ayda 1-2 kez yapılacak seanslar ciltteki gençlik halinin korunmasını sağlar.

    Dermaterapi, kırışıklık tedavisinde, saç kayıplarında, sivilce ve yanık izlerinde, cilt çatlaklarında, cilt lekelerinde, bölgesel incelme ve selülit tedavisinde uygulanmaktadır.

    Dermaterapi uygulamalarından birkaç saat sonra kişi normal hayatına devam edebilir. Tüm cilt tiplerine uygulanabilir. Güneş hassasiyetine neden olmadığından yaz aylarında yapılmasında bir sakınca yoktur.

  • Dövme ve cilt lekelerinin lazer tedavisinde yeni yaklaşım

    Dövme ve Cilt Lekelerinin Lazer Tedavisinde yeni yaklaşım

    Dövme renkli pigment maddelerinin derinin iç tabakalarına girerek burada geçici ya da kalıcı olarak yerleşmesidir. Makyaj, medikal, estetik aksesuar, geleneksel amaçlar ile hastanın isteğine bağlı yapılabildiği gibi kazalar ve ateşli silah yaralanmalarında kişinin isteğine bağlı olmadan da gelişebilmektedir.

    Cilt lekeleri deride Becker Nevus gibi doğuştan, melazma gibi hormonsal yada güneş lekeleri gibi çevresel faktörlerle gelişebilmekte ve ciddi estetik problemlere neden olmaktadır.

    Dövme ve lekelerin tedavisinde günümüzde lazer tedavileri özellikle Q swiched-anahtarlı lazerler altın anahtardır. Q anahtarlı lazerlerin temel etki mekanizması; birkaç nanosaniye kadar çok kısa uygulama süreleri ile deride oluşan güçlü ses dalgalarının dövme ve lekelerde bulunan kromofor adını verdiğimiz pigmentlerde yaptığı parçalama etkileridir. Lazer deride bu etkisini ”seçici foto-hasarlanma”(sadece pigmenteleri hedef alarak derinin diğer yapılarına en az zarar vermeleri) ile yapmaktadır. Pigmentlerde yaptığı bu parçalanma ile;

    Küçük pigment parçaları vücudun immün sistemi tarafından dokudan temizlenmektedir. (İmmün sistemin dokuda temizliği 3 hafta sürmektedir. Bu nedenle dövme ve lekelerde uygulamalar enaz 3 hafta ara ile yapılmaktadır. )

    Pigment maddelerinin bir kısmı lazer ile gaz formlarına dönüşerek dokudan atılmaktadır.

    Lazerle hasarlandırılmış dokunun dökülmesi sırasında da pigmentlerin bir kısmı deriden uzaklaştırılmaktadır.

    Lazerin yukardaki bu etkileri ilk seansta bile dövmenin ve lekenin görünürlüğünü azaltmakta tekrarlayan seanslar bunların silinmesini sağlamaktadır.

    Günümüzde Q anahtarlı kullanılan lazer sistemleri; Nd:YAG (1064 nm), KTP(532 nm) ve 585-650 nm dalga boylu lazerlerdir.

    Lazerlerin uygulanması sırasında pigmentelerin üzerindeki deride her atışta beyazlaşma ve pigmentlerde solma olmaktadır. Bu lazerin pigmentelerin üzerindeki deride yaptığı mikrohasara ve dermiste gelişen ödeme bağlıdır. Deride bu değişim aslında üst üste yüksek hızda uygulanan lazerin etkinliğini azaltmaz.

    Diğer taraftan bu yüksek ses dalgaları pigmentler çevresinde büyük boşluklar oluşturmaktadır. Bu lazerin pigmentlere ulaşmasını engellediği gibi ısının çevre dokulara daha fazla dağılmasını yani yan etkileri arttırmaktadır. Bu yan etki deride kontrol edilemeyen pigmentasyon değişimlerine, allerjik reaksiyonlara, pigmentlerde renk koyulaşmasına ve epidemiste soyulmaya neden olmaktadır.

    Q swiched lazerle oluşan hava balonları ve olumsuz etkisi

    Bu nedenle son yıllarda bu yan etkilerin azaltılması ve q anahtarlı lazerlerin etkinliklerinin arttırılması için Fraksiyonel ablatif lazerler birlikte kullanılmaktadır. Fraksiyonel lazerler deride istenilen derinlikte mikro-hasarlar oluşturmaktadır. Özellikle Fraksiyonel CO2 ve Erbium YAG lazerler bu amaçla kullanılan en etkin ve güvenilir lazerlerdir.

    Dövmenin olduğu deri alanına Fraksiyonel lazer kullanıldığında mavi oklarla gösterilen alanlarda mikro hasarlar oluşmakta. Bu hasarlı alanlarda pigment yoğunluğu azalmaktadır. Ayrıca mikro kanallardan Q anahtarlı lazer sonrası gaz, pigment ve dermal ödem çıkışı olmakta. Buda klinik cevabı arttırmakta yan etkileri ve iyileşme süresini kısaltmaktadır.

    Fraksiyonel ablatif lazerlerin dövmede ve lekelerde kullanım amacı;

    Dövme ve lekelerdeki pigmentlerin olduğu deri derinliklerine kadar fraksiyonel lazerler mikro-hasarlar yapmaktadır. Mikro-hasar ile pigmentelerin yoğunluğu azalmaktadır.

    A da sadece Q swiched sonrası deri ve pigmentlerde hasarı görülmekte. B de Fraksiyonel lazer sonrası Q swiched uygulaması ile pigmnet ve deri hasarı görülmektedir.

    Mikro-hasarlanma ile deride açılan mikro-kanallar Q swiched lazerlerin pigmentlere daha fazla ulaşmasını sağlamaktadır.

    Mikro-hasarlanma ile deride açılan mikro-kanallar Q swiched lazerlerin yan etkiye neden olan fazla basınç ve gazların dışarıya rahat çıkmasını sağlamaktadır.

    Fraksiyonel ablatif lazer ve sonrasında Q swiched lazer kullanımı ile lazer uygulaması sırasında ağrının daha az olduğu, lazer sonrası iyileşmenin daha hızlı olduğu, yan etkilerin azaldığı, klinik olarak pigmentlerin daha fazla kayboldukları, seans sayılarının azaldığı saptanmıştır. Çok renkli dövmelerde tedavi başarısının arttığı saptanmıştır. Özet olarak Fraksiyonel C02 lazer sonrası Q swiched lazer uygulaması daha yüksek klinik başarı sağlamaktadır.

    İlk olarak Fraksiyonel CO2 lazer dövme yada lekenin olduğu alana uygulanır.

    İlk olarak Fraksiyonel lazer uygulanmaktadır.

    Bundan 10-20 dakika sonra Q swiched Nd:YAG yada KTP lazer uygulanmaktadır.

    Sonra Q Swiched Nd:YAG lazer kullanılmakta

    Fraksiyonel ve Q Swiched lazer kullanımı sonuçları sağdaki son resim 3 seans sonrası

  • Mikrodiskektomi (mikroskop kullanılarak yapılan bel fıtığı ameliyatı)

    Mikro cerrahi, çıplak gözle bakıldığında zor görülebilen çok küçük olan yapıların özel ameliyat mikroskobunun altında büyütülerek ve çok ince aletler kullanılarak ameliyat edilmesine verilen addır. Bu yöntem sayesinde çıplak gözle çok zor görülebilen iplik ve iğne kullanılarak çapı 1 mm’den daha küçük olan damar ve sinirler daha rahat ameliyat edilebilir.

    Bel fıtığında mikro cerrahi ise, hasta kişilerin iyileşme oranlarını ve hastanede kalma sürelerini en aza indirilmesi sayesinde, bel fıtığı ameliyatlarında en çok başvurulan yöntemdir. Mikro cerrahi yöntemi sayesinde 1,5-2 cm’lik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrasında cilde dikiş atılmamaktadır. Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar tarafından yapılması, ameliyat bölgesinde bulunan sinirlerin 25-40 kat arasında büyütülerek daha rahat görülmesini sağlamakta ve böylelikle sinirlerin zarar görme riskini sıfıra indirmektedir. Kişinin ameliyat sonrası daha rahat etmesi ve neredeyse hiç ağrı çekmemesine sebep olmaktadır.

    Bu yöntem ile ameliyat olan kişiler 8 ila 10 saat arasında ayağa kalkabilir ve tuvalet gibi ihtiyaçlarını yardımsız yapabilir. Kişi ameliyat olduğu gün taburcu edilebilir ve bir hafta içerisinde tekrar günlük yaşamına devam edilebilir. Cerrahiden sonraki ilk 4 hafta içinde uzun süre oturmamak, 5 kilogramdan ağır nesneleri kaldırmamak, aşırı eğilmemek ve gerilmemek gibi bazı kısıtlamalar getirilebilir.

  • Bel fıtığı hayatınızı karartmasın

    Geliştirilen son tekniklerle yürüyemeyecek derecede bel fıtığı olan hastaların genel tüm vücut narkozu verilmeden mikro cerrahi teknik ile Mikrodiskektomi ameliyatı yapılabilmektedir.

    Hayatınızı çekilmez hale getiren bel ağrılarından artık kurtulabilir ve hatta ameliyat sırasında siz telefonla konuşurken, derginizi okurken hayatınızı değiştirebilirsiniz.

    Hayatında bel ağrısı çekmeyenimiz neredeyse yoktur. Genellikle ağrılarımız dayanılmaz oluncaya kadar doktora gitmez, kulaktan dolma tedavi yöntemleriyle hastalığımızı kendi kendimize tedavi etmeye çalışırız.

    Oysaki günümüzde teknolojinin de yardımıyla geliştirilen bazı teknikler sayesinde, bel ve boyun ağrılarının en ilerlemiş halleri dahi çok basit yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

    Omurgamıza 5 milyon kez yük biner
    Bel ağrısı ve bel fıtığı toplumun büyük bölümünü etkileyen yaygın bir sağlık problemidir.

    İnsan omurgasının en çok yük binen ve hareket sistemi ile ilgili rahatsızlıkların en sık ortaya çıktığı alan bel (lomber) bölgesidir. Unutmayın ki, ortalama bir ömür yaşayan her insan hayatı boyunca omurgasına yaklaşık 5 milyon kez yüklenme yapar. Kişinin hareketlerini kısıtlayıp, bundan kurtulması asla mümkün değildir. Eğilme, kalkma ve çömelme gibi hareketlerin hepsi yüklenme anlamına gelir. Yatma dışındaki tüm hareketlerde omurgaya yükleniriz. Bu yüzden de 70–80 yaşındaki insanlarda bel fıtığına rastlanması kaçınılmazdır. Kısaca, bel ağrıları insan yaşamının kaçınılmaz bir parçasıdır.

    Bel fıtığı nedir?
    Bu kaçınılmaz vücut yükünün getirdiği en yaygın rahatsızlıklardan biri bel fıtığıdır. Konuyla ilgili yurt dışında ve yurt içinde geniş araştırmalar sonucunda bel fıtığından kurtulmanın yolu bel fıtığı oluş mekanizmasını anlamaktır. İki omur arasında omurgaya binen yükü emen ve eşit dağılımını sağlayan disk olarak tanımlanan yapının, omuriliğe ve/veya sinir köklerine doğru bombeleşmesi sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık olarak tanımlıyor. Tedavi yöntemiyse, hastalığın kişideki seyrine ve ilerleme durumuna göre değişiyor.

    Bel fıtığının belirtileri;
    Bel ağrısı, bacaklara vuran ağrı, bacaklarda, ayakta uyuşma, güçsüzlük, nadiren de olsa yanma ve iğnelenme, idrar yapamama ya da idrar kaçırmadır. İdrar kaçırma özellikle bel ağrısı ile birlikte olduğu zaman dikkat edilmesi gereken bir bulgudur. Bel fıtığının tedavi seçenekleri çeşitlidir.

    4 temel tedavi yöntemi
    Tedavi prensipleri 4 ana başlıkta özetlenebilir. Bunlar;
    1 -Yatak İstirahatı

    2- İlaç Kullanımı
    3- Fizik Tedavi Ve egzersiz
    4- İleri Tekniklerle Cerrahi Tedavi

    Yatak istirahatı, ilaç kullanımı ve fizik tedavi çok ilerlememiş fıtıklarda elzemdir ve genelde olumlu yanıt verir. Durumu daha ilerlemiş olan rahatsızlıklarda ise ileri tekniklerle cerrahi tedavi uygulanır.

    Bel ağrılarınızdan yarım saatte kurtulmak mümkün.
    Bel fıtığının tedavisinde mikrocerrahi teknik ile mikrodiskektomi, bel kaymasınınsa vidalama yöntemiyle uyutulmadan epidural anestezi ile güvenli bir şekilde tedavi edilebiliyor.
    Türkiye’de az sayıda cerrah tarafından yapılabilen vidalama tekniğinde, hasta genel anestezi ile bayıltılmıyor. Öncelikle hastalar doktor konusunda seçici olmalılar. Çünkü Mikrocerrahi teknik için ciddi donanım ve deneyimli cerrahlar gerekiyor. Bu tekniğin son15–20 yıl öncesine kadar bilinmemesinden dolayı birçok kariyer sahibi doktor bu cerrahi müdahaleyi yapmıyor ve hastalarına tarihe karışmış olan klasik diskektomiyi uyguluyorlar.

    Ameliyat fobisine son!
    Hastaların birçoğunun sırf ameliyatlardan korktuğu için yıllarca bu acıyı çektiklerini biliyoruz. Oysaki Epidural Anesteziyle Mikrodiskektomi yöntemi tüm bu endişeleri gidermektedir. Çünkü Epidural anesteziyle birlikte hasta cerrahi müdahale esnasında konuşabilmekte, doktoruna soru sorabilmekte, monitörden ameliyatını izlemekte ve hatta yakınları ile telefonla dahi konuşabilmektedir.

    Epidural anestezi, sadece bir iğne ile bel bölgesine uygulanarak, hastaların baygın bir halde ameliyata girip bir daha ayılamama fobisini de ortadan kaldırmaktadır.
    Hasta bu operasyon sonrası, yara miktarının minimize olması, kemik dokuda fazla hasar yapılmaması, sahaya tam hâkimiyet gibi etkenlerden dolayı ertesi gün normal yaşantısına dönmekte, birkaç hafta sonra spor yapar hale gelmektedir.

    Mikrodiskektomi’nin avantajları
    Mikrodiskektomi yönteminin temel amacının klasik bel fıtığı ameliyatı ile aynı olduğunu, ancak daha gelişmiş tekniklerle yapıldığını belirtmek gerekir.

    Avantajlarını ise:

    – Ameliyat tamamen mikroskop altında yapılır ve tüm ameliyat video kaydı altına alınır,
    – Mikroskobun büyütmesinden ve geniş görüş alanından yararlanıp çok daha küçük bir sahada çalışmak mümkündür,
    – Cerrahi müdahale 12–14 milimetre içerisinde ve hastanın hissetmeyeceği şekilde yapılmaktadır,

    — Küçük bir bölgeden müdahale gerçekleştiği için, hem iyileşme daha hızlıdır, hem de ameliyat sonrası cerrahi müdahaleye bağlı sıkıntılar bu yöntemle çok daha azdır ya da hiç olmamaktadır,

    Cerrahi başarı %97 civarındadır.