Migren yaşam kalitesini ciddi olarak bozan ve toplumda yaygın olarak gözüken, başağrısı ataklarına çogunlukla bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyetinin eşlik ettiği hastalıktır. Migren tedavisinde hedef hem akut atak sırasında ağrının azaltılması hemde oluşabilecek atakların sayılarının azaltılmasıdır. Tanı konmamış veya tedavi olmayan pek çok kişinin yanında, tanı konulup hem atak önleyici hem de atak sırasındaki ağrı kontrolü amacıyla çok çeşitli ilaçlar almalarına rağmen ağrıları geçmeyen migren hastaları çoğunluktadır. Bu nedenle Tıp dünyası özellikle Batı Tıbbı, migrene çare bulmak amacıyla son yıllarda çalışmalarını hızlandırmıştır. Bu çalışmalar sonucunda migren tedavisinde ağrı pili (occipital nevre stimulation) uygulaması FDA onayı alarak BAŞAĞRISI TEDAVİ KILAVUZU’na girmiştir. Migren tedavisinde ağrı pili uygulaması şu şekilde yapılmaktadır: Migrenden sorumlu başın arkasında ense tarafında bulunan bir sinir üzerine bir elektrod yerleştirilir ve bu elektrodun uç kısmı ağrıyı kesecek akımı üreten bir jeneratör yani pil ile birleştirilir. Sistem tamamen dışarıdan görülmeyecek şekilde cilt altına yerleştirilir. Hasta migren ağrısı başladığında dışarıdan bir kumanda ile pili aktif hale getirerek ağrısını azaltabilmektedir. Ağrı pili uygulaması sonucunda birinci ayda ağrı ataklarında %50 azalma ve ikinci ayda ise %80 azalma beklenmektedir.
Etiket: Migren
-
Migren hastaları işte size akupunktur!
Hayat hızla akarken ve yapılacak onlarca iş varken birden kendinizi yaşadığınız migren atağı ile sessiz ve karanlık bir ortama kapatmış, acı çekerken bulursunuz. O güne ait bütün planlarınız iptal olmuştur. İş arkadaşlarınıza ve patronunuza işe yine gelemeyeceğinizi nasıl söyleyeceğinizi düşünürsünüz. Bu artık o kadar sık olmaya başlamıştır ki her an işinizi kaybetme riskiniz vardır. Evde yapmanız gereken bir sürü sorumluluğunuz vardır ve bunları da bugün yapamayacağınızı bilirsiniz.
Eşinize yine başınızın ağrıdığını söylemek bile istemezsiniz. Ama o an bunların hiçbirinin önemi yoktur. Tek istediğiniz ağrının bir an önce geçmesidir ama bu o kadar da kolay olmayacaktır. Saatlerce acı çekerek beklemeniz ve artık geçmesi için tanrıya yalvarmanız gerekmektedir. Bulantı ve ardından kusma sizi yataktan zorla çıkartıp banyo ile yatak arasında mekik dokumanıza neden olmaktadır. Çok sevdiğiniz çocuğunuzun sesini duymak bile size bir işkence gibi gelecektir. Ailenizden aldığınız migren mirası için üzülüp çocuklarınıza bu genetik mirası aktarmamış olmak için dua edersiniz. Artık ağrı kesici ilaçlar leblebi gibi kullanmaktasınızdır. Her türlü tetkiki yaptırıp her migren ilacını kullanmış ama hiçbir ilerleme kaydedememiş olabilirsiniz. Muhtemelen Akupunkturla da daha tanışmamış olabilirsiniz.
Migren tedavisinde akupunktur ilk seanstan itibaren migrene neden olan ağrı oluşumunu düzenler ve hastaların hayat kaliteleri artar. Ağrı oluşma sıklığı ve ağrının şiddeti azalır. Ağrı olsa bile ya kendiliğinden geçer ya da ilaçlara hızlı yanıt verir. Kimi hastada baş ağrısının tarih olduğu da görülür. Migren hastaları biz akupunktur hekimlerine en çok dua eden hasta grubudur.
-

İğnenin ucundaki sağlık:akupunktur

Akupunktur tedavi amaçlı vücuttaki belirli noktalara iğne batırılmasıyla uygulanan bir tedavi şeklidir.geleneksel Çin Tıbbına göre ; vücut YİNve YANG olmak üzere iki zıt ve ayrılmaz kuvvetin hassas dengesi olarak değerlendirilir.Yin soğuğu temsil eder,yavaştır veya pasiftir.Yang sıcak, heyecanlı ve aktiftir.Geleneksel Çin Tıbbına göre sağlık vücudun dengeli durumda tutulmasıyla elde edilir.Hastalıklar; Ying ve Yang’ın dengesizliğiyle gelşmektedir.Bu dengesizlik Gi’nin (yaşam enerjisi) meridyen adı verilen yollarda blokajına yol açar.Meridyenlerle ilişkili olan belirli noktalara akupunktur uygulanarak Gi’nin blokajı açılır.Bir çok kaynak meridyenleri en az 2000 akupunktur noktasının ağ gibi birleşmesiyle oluşmuş 14 ana kanal olarak tanımlar.
Akupunktur 5000 yılık bir geçmişe sahip olan bir tedavi tarzıdır. İlk uygulayanları Uygur Türkleridir. Sonra Çinliler, Japonlar ve Avrupalılar kullanmaya başlamışlar.
2003 yılında Dünya Sağlık Örğütü akupunkturun etkinliği konusunda klinik kanıtlara dayanarak bir rapor oluşturdu ve akupunkturun yardımcı bir tedavi metodu olarak hangi hastalıklarda kullanılabileceğini belirledi.
Hangi hastalıklar tedavi edilebilir?
Anksiyete,
Astım, bronşiyal astım, alerjik rinit
Bronşektazi (aşırı balgam, kanamalar, sürekli antibiyotik kullanımı),
Baş ağrıları, Migren, gerilim tip baş ağrıları,
Boyun ağrıları, boyun fıtıkları, bel ağrıları, bel fıtıkları,
Çarpıntı,
Depresyon,
Fibromiyalji,
Felçler, felç sekelleri, idrar kaçırma vs.
Hormon kullanmadan menapoz tedavisi,
İlaç kullanmak istemeyen hipertansiyon hastaları, ilaçla tansiyonu
düzenlenemeyen hastalar,
tipII Diabetes mellitus (Şeker Hastalığı)
Geceleyin sık sık idrara kalkma,
Kronik sinüzit,
Kadın ve erkek kısırlığı,
Kaşıntılı kronik cilt hastalıkları,Ürtiker vs.
Mide ağrıları, ülser, düedenal ülser,
Multiple skleroz, uyuşmalar, halsizlikler, stresli hal vs.
Menapoz şikayetleri, kemik ağrıları, uykusuzluk, ruhsal gerginlik, gece terlemeleri, sebepsiz ağlamalar, kemik erimeleri,
Kronik ishaller, kabızlık,
Karpal Tünel Sendromu,
Kronik kalp hastalıkları,
Kilo verdirme tedavisi,
Romatizmal hastalıklar,romatoid artrit, ankilozan spondilit,
Uyku bozuklukları,
Sigara bıraktırma tedavisi,
Stres(Kronik)
Obezite ve Akupunktur
Obezite (şişmanlık) Akupunktur’un en yaygın kullanıldığı problemlerin başında gelmektedir. Zayıflamak için kimi zaman mucize bir yöntem olarak sunulan Akupunktur’a kimi zaman da bu listelere uyarsam ben zaten kilo veririm Akupunktur’a ne gerek var? şeklinde yaklaşılmaktadır. Her iki yaklaşımda önemli hatalar içermektedir. Bir yandan Akupunktur bir mucize değildir. Öte yandan ise obezite ile boğuşmak zorunda olan hastaya davranış değişikliğinin yerleşmesi gereken başlangıç aşamasında Akupunktur’un katkıları göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Akupunktur, sindirim sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlayacak örneğin kabızlık probleminiz varsa bunu giderecek, midenizde ekşime yanma veya hazımsızlık varsa bunları ortadan kaldıracaktır. Akupunktur, yaşamınızda halen var olan ve böyle ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderecek, kendinizi her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissetmenizi sağlayacaktır.. Akupunktur, bu süreçte doğal olarak aldığınız gıda miktarı düşeceğinden beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve halsizlik şikayetlerini giderecektir. Akupunktur, yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını sağlayacaktır. Akupunktur bu problemleri giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer Akupunktur tedavisine düzenli gitmek ve hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde kilo verirken beslenme ile ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirerek yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır.
Tüp Bebek ve Akupunktur
Akupunktur erkeklerde sperm hareketliliğini, kalitesini ve sayısını artırarak ; kadınlarda ise yumurta kalitesini ve uterusun kanlanmasını artırarak fertiliteyi arttırıyor. Akupunktur ile Rahme giden kan akımı artmakta ve böylece rahmin kasılmasının azaltılması hedeflenmektedir. Ayrıca bağışıklık sisteminin güçlendirmesi nedeniyle embriyonun rahme tutunması için uygun ortam oluşturulmaktadır. Infertilite hastalarında akupunktur tedavi öncesi, tedavi sırasında ve embriyo transferinde uygulanabilmektedir.
Migren ve Akupunktur
Yarım baş ağrısı anlamına gelen migren ataklar halinde gelen ve tekrarlayıcı olan bir baş ağrısıdır. Genellikle tek taraflıdır ama bazen de çift taraflı olabilir. Orta veya kuvvetli olabilen, hareketle şiddeti artan zonklayıcı ağrı tarzıdır. Birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilir. Vücutta zaten hazır olan iyileştirici faktörlerin yani endorfin, serotonin gibi ağrı kesici ve rahatlatıcı maddelerin salgılanmasını sağlayarak migreni ortaya çıkaran sebepler ortadan kaldırılır. Böylece kriz öncesi var olan damar daralmalarının (vazospazm) önüne geçilerek iyileşme sağlanır.Akupunktur tedavisinden sonra migren nöbetleri seyrekleşir veya migren tamamiyle ortadan kalkar. Yapılan bilimsel araştırmalarına göre akupunkturla migren tedavi başarı oranı %80’dir. Akupunktur haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 15-20 seans uygulanır. Seanslar 20-40 dakika arası sürer.
Akupunktur tedavisinde kullanılan iğnelerin içerisinde ya da üzerinde herhangi bir madde yoktur. Günümüzde yaygın olarak kullanılan iğneler paslanmaz çelikten olup çok incedirler.
Batıda Özel ve resmi sigortalar akupunktur tedavi metodunu kabul edip, tedavi ücretlerini ödemeye başlamışlardır.Türkiye’de henüz tedavi ücretleri Sağlık Bakanlığınca ödenmemektedir, ancak bu konuda çalışmalar mevcuttur.2002 yılından bu yana Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Akupunktur Kliniğinde hastalara tedavi verilmektedir.Üniversite aynı zaman da Sağlık Bakanlığının Akupunktur Sertifika Programını da yürütmektedir.Akupunktur tedavisine başvurcaklar için önemli ayrıntılardan biriside başvurdukları Hekimin Sağlık Bakanlığından onaylı ‘Akupunktur Uygulayabilir Sertifikasının’olmasına dikkat etmeleridir.
Prof.Dr.Banu Çaycı
-
Akupunkturun başağrısı ve migren tedavisindeki yeri
İlaç tedavisi, kısa vadede etkili bir yöntem olsa da uzun vadede istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir. Bu sebeple, hastalar ve doktorlar düzenli olarak ilaç tedavisine alternatif yöntemler aramaktadır. Akupunktur bu aşamada öne çıkan bir tedavi yöntemi olmuştur.
Almanya’da ilk olarak 794 migren hastası üzerinde yapılan bir araştırma, 6 haftalık 11 akupunktur tedavisinin sonuçları, 6 ay boyunca her gün alınan β-blocker önleyici ilaç tedavisi ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışma aynı ekip tarafından 20 defa, toplam 4419 katılımcı ile tekrarlanmış ve bulgular akut migren ağrılarında akupunkturun en az ilaç tedavisi kadar etkili olduğunu kanıtlamıştır.[1]
Çin’de 5 hastanede 140 aurasız migren hastasında üzerinde yapılan bir diğer araştırmada hastaların yarısına haftada 3 kere akupunktur tedavisi uygulanmış ve placebo ilaç verilmiş, kontrol gruba sham akupunktur uygulanmış ve flunarizin ilaç verilmiştir. 4. ve 16. Haftalarda yapılan kontrollerde akupunktur uygulanan grupta daha az migren atağı tespit edilmiş ve her iki grupta benzer derecede ağrı şiddetindeki azalma olmuştur.[2]
Strese bağlı gerilim tipi baş ağrısında akupunkturun etkisini ölçmek için 2009 yılında 2317 hastada 11 seans akupunktur tedavisi uygulanmış ve çok şiddetli ağrıların dışında ağrı kesici ilaç kullandırılmamıştır. Akupunktur tedavisi süresinde hastalarda baş ağrısı atakları azalmıştır. Akupunktur uygulanan grupta baş ağrılı gün oranı %50 azalırken, aynı oran kontrol grupta %16’da kalmıştır. Sonuç olarak akupunkturun gerilim tipi baş ağrılarında etkin sonuç veren, değerli bir tedavi yöntemi olduğu tespit edilmiştir.[3]
Migren hastalarında fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ile elde veriler istirahat hali beyin ağlarında fonksiyonel ve yapısal anormallikler gözlemlenmektedir. Akupunkturun sağ frontoparietal fasiculus üzerindeki etkisini ölçmek üzere12 aurasız migren hastasının beyin ağlarındaki ilişki 4 haftalık akupunktur tedavisi sonrasında istirahat hali fMRI yöntemi ile görüntülenmiştir. Karşılaştırma için 12 sağlıklı birey de aynı yöntemle incelemeye alınmıştır. Araştırma sonucunda migren hastalarının sağ frontoparietal fasiculusunun fonksiyonel bağlantısında sağlıklı bireylere göre ciddi bir düşüklük tespit edilmiştir. Fonksiyonel bağlantıdaki düşüklük ile migren ağrı şiddetinde ve sıklığı arasında negatif korelasyon olduğu anlaşılmaktadır. Akupunktur uygulamasının akabinde sağ frontoparietal bölgede fonksiyonel bağlantı normal düzeye yükselmiş ve buna bağlı olarak migren ataklarının azaldığı tespit edilmiştir.[4]
Adet dönemi baş ağrısı olan 85 hasta rastgele deney ve kontrol grup olarak belirlenmiştir. 3 adet dönemi boyunca deney gruba vücut akupunkturu, kontrol gruba flunarizin içerikli ilaç verilmiştir. Hastaların serum prostaglandin F2α ve plasma arginine vasopressin oranları sağlıklı bireylerinkine göre değerlendirilmiş ve tedavi öncesi ve sonrası veriler karşılaştırılmıştır. Adet dönemi başağrısı olan hastaların serum prostaglandin F2α ve plasma arginine vasopressin oranları sağlıklı bireylere göre yüksek çıkmıştır. Tedavi sonrasında her iki grubun verilerinde de düşüş olmuştur. Ancak, akupunktur tedavisi olan hastalarda %95.4 oranında düzelme görülürken, kontrol grupta bu veri %81’de kalmıştır. Araştırma sonucu olarak akupunkturun anormal seviyedeki serum prostaglandin F2α ve plasma arginine vasopressini regüle ettiği ve buna bağlı baş ağrısını giderdiği görülmüştür.[5]
2015 yılında Headache dergisi, insanların başağrısı sebebiyle yılda milyonlarca dolar harcadığının, okul ve iş düzenlerinin bozulduğunun ve hayat standartlarının düştüğünün altı çizilmiştir. Bu güne kadar migren ataklarının sayısını azaltacak hiçbir ilaç bulunamadığı belirtilmiştir. ABD’de yapılan migreni önlemede akupunkturun etkisini değerlendiren birçok araştırma Arnaldo Neves Da Silva tarafından derlenmiştir. Sonuç olarak en az ilaçlar kadar etkili olduğu kanıtlanan akupunktur yöntemi, güvenilir, uzun vadede etkisini sürdüren ve maliyet etkin bir yöntem olarak öne
[1] Li, Y., Zheng, H., Witt, C. M., Roll, S., Yu, S., Yan, J., … Liang, F. (2012). Acupuncture for migraine prophylaxis: a randomized controlled trial. CMAJ : Canadian Medical Association Journal, 184(4), 401–410. doi:10.1503/cmaj.110551
[2] Wang LP, Zhang XZ, Guo J, Liu HL, Zhang Y, Liu CZ, Yi JH, Wang LP, Zhao JP, Li SS. (2011). Efficacy of acupuncture for migraine prophylaxis: a single-blinded, double-dummy, randomized controlled trial.
Pain, 152(8),1864-71.
[3] Linde, K., Allais, G., Brinkhaus, B., Manheimer, E., Vickers, A., & White, A. R. (2009). Acupuncture for tension-type headache. Cochrane Database of Systematic Reviews (Online), (1), CD007587. doi:10.1002/14651858.CD007587
[4] Li, K., Zhang, Y., Ning, Y., Zhang, H., Liu, H., Fu, C., … Zou, Y. (2015). The effects of acupuncture treatment on the right frontoparietal network in migraine without aura patients. The Journal of Headache and Pain, 16, 33. doi:10.1186/s10194-015-0518-4
[5] Sun, L. Liang, Y. Li, X. Liu, L. Xu, X. Ma, H. Li, W. Shi, Fei. Gao, F. (2015). Efficacy of acupuncture combined with auricular point sticking on the content of serum prostaglandin F2α, and plasma arginine vasopressin in patients with menstrual headache. Zhongguo Zhen Jiu. 35(2):137-40.
-
Migrenin akupunkturla yokoluşu…
YAŞAM KALİTESİNİ DÜŞÜREN MİGRENE AKUPUNKTURLA VEDA….
Baş ağrısı toplumda en sık görülen sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alıyor. Pek çok insan hayatının belli dönemlerinde baş ağrısı çekiyor. Klinik Farmakoloji Derneği ,Başağrısı Derneği ve Başağrısıyla Savaş Derneklerinin beraber yaptığı araştırmaya istinaden Türkiye’nin “Baş Ağrısı Haritasını” çıkardı. Ayrıca bu araştırmaya göre Türkiye’de 48 milyon kişinin (nüfusun %69u ) başı ağrıyor. Bunlardan 7 milyon kişinin baş ağrısı sürekli devam ediyor.
Genel olarak bayanlar erkeklerden daha çok baş ağrısı çekiyor. Ağrı sorunu yaşayan her üç kişiden birinin başı düzenli biçimde her gün ağrıyor.İnsan ömrünün yaklaşık beş yıllık bölümü baş ağrısıyla geçiyor. Baş ağrısı yaşayanların %50’si rahatsızlığının sebebini bilmiyor. Yapılan araştırmalara göre baş ağrısı çeken insanların çoğu hiç hekime baş vurmamış ve gelişi güzel kulaktan dolma bilgilerle, ağrısı oldukça düzensiz olarak,ağrı kesici ve migren ilaçlarını yıllarca kullanmaktadır.
Başağrısını sadece ağrı olarak düşünülmemelidir,ağrının kişiye ve topluma getirdiği bir takım olumsuzlukları vardır.Sürekli baş ağrısı çeken kişiler; bu ağrının, zaman ve mekan seçmeksizin her an gelebileceği endişesi içinde stresli bir şekilde hayatını sürdürmektedirler.
Hatta bu durum ilerleyen zamanlarda kişiyi depresyona kadar götürmektedir. Yaşadığımız hayatın içinde bulunan stres ve depresyon , migren ataklarını başlatan önemli bir faktördür.Bu durumda bu insanlar ağrı ve depresyon arasında gelip giden kısır bir döngüde bulmaktadırlar kendilerini…
Uluslararası Başağrısı Derneği tarafından 165 çeşit başağrısı tanımlanmıştır. Genel olarak baş ağrılarını iki ana grupta sınıflandırabiliriz.
grup: Primer Başağrıları:Tespit edilen veya gösterilebilir herhangi bir yapısal hastalıkla ile ilişkisi olmayan süregen ağrılardır.Migren
Gerilim başağrıları
Günlük süregen başağrıları
Cluster(küme) başağrıları
Kronik paroksismal hemikrania Primer Başağrıları grubunda yer alırlar.
grup:Sekonder Başağrıları:Vücutta herhangi bir yapısal hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar.Örneğin kafa travmasına bağlı, beyin kanamasına bağlı, beyin tümörlerine bağlı,…v.b..
Yukarıdaki sınıflama “Uluslar arası Başağrısı Derneği” tarafından 1998’de yayınlanmıştır.Bu sınıflama hastayı değerlendirirken hekime yardımcı olmaktadır.
AKUPUNKTURLA MİGREN VE BAŞ AĞRISI TEDAVİSİ
Baş ağrıları akut veya kronik hastalıkların bir belirtisi olabilir.Baş ağrısı eğer bir hastalığın belirtisi ise (beyin tümörü, tonsillit, bademcik iltihabı, myopi, akut orta kulak iltihabı..v.b.) bunun önce nedeninin ortadan kaldırılması ve dolayısıyla tıbbi tedavi şarttır.
O halde Akupunktur hangi tür baş ağrılarında uygulanmalıdır? Bunlar başlıca:Her tür migren ve diğer damarsal baş ağrılarında,
Gerilim ( kas kasıntısı ) baş ağrılarında,
Sinüzit ( akut veya kronik ) baş ağrılarında,
Boyun kireçlenmelerine bağlı baş ağrılarında:
5000 yıldır uygulana gelen ve Çin’deki bütün hastanelerde branş olarak okutulan Akupunktur Migrende %85-%90 lara varan iyi sonuçlar almaktadır. Çin Tıbbı’nda hastanın başağrısı beden ,ruh ve zihin bütünlüğü içinde değerlendirilir; yani her hastanın baş ağrısı kendisine özgü özellikler gösterir.
Akupunktur tedavisinde hasta önce kulak deteksiyonu ve nabız muayenesi ile tetkik edilir. Bu baş ağrısının hangi meridyen üzerinde olduğu tespit edilir ve ona göre tedaviye başlanır. Migrende; Akupunktur tedavisi, iğnelerle olabildiği gibi , iğnesiz lazer ışınları ile de akupunktur uygulaması yapılabilmektedir.Haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 15-20 seans uygulama yapılır.Yaşam kalitemizi ve iş verimimizi düşürerek mesleki başarımızı kötü yönde etkileyen ayrıca tedavi edilmez ise depresyona kadar kişiyi sürükleyen migreni akupunkturla yenmek kolaydır . Yeter ki isteyin -
Migren
Akupunkturla başağrısı ve migren tedavisi
Migren %80 oranında kalıtımla geçen, her yaşta başlayabilen, kısa ve uzun aralıklarla tekrarlayabilen, periyodik, hemikranial (yarımbaş ağrısı), zonklayıcı başağrısıdır. Genelde bulantı, kusma, fotofobi (ışığa hassasiyet) ve sese hassasiyet sözkonusudur.- Gerilim tipi (tension); başağrıları yaygın, devamlı, ense veya alın ve “bant şeklinde” olmaya meyillidir.
- Artmış kafa içi basınca veya tümöre bağlı başağrıları, genellikle migren gibi çok ağrılı değildir. Uyumakla genelde rahatlamaz. Önceden hiç başağrısı çekmemiş ileri yaşta bir insanda aniden başlar veya hep aynı tarafta devam eder.
- Bazı migrenlerde ağrının geldiğini bildiren ikaz devresi yoktur, bazılarında vardır ( Işığa hassas göz bulguları, bulantı, kusma )
Migren Oluşumu (FİZYOPATOLOJİSİ)
- Önce kanda serotonin artışı olur. Metabolitleri böbreklerden atılır.
- Kanda serotonin seviyesi düşer. Baştaki – özellikle şakaktaki – yüzeyel temporal arterde genişleme olur.
- Bu damarlardaki ağrı reseptörleri (alıcıları) hassaslaşır.
- Damar duvarlarındaki ağrı reseptörlerinin gerilmesi ile şiddetli ağrı oluşur.
- Bu kafa içi değişiklikler, beyin zarındaki irritasyon bulantı, kusma, ışığa hassasiyete sebep olabilir.
- İyileşme döneminde plazma serotonin seviyesi normale iner ve damar çapları normale dönmeye başlar.
Akupunktur uygulaması ile;
Migren krizinde düşen plazma serotonin seviyesinde artışa sebep olur. Bu seviye dengelenir.
Serotonin seviyesi dengede olduğu için temporal arterde dilatasyon gelişmez. Kanda serbestleşen ağrı uyaranlarının konsantrasyonu akupunktur uygulaması ile düşer.
Migrene sebep olan olaylar zinciri, biyokimyasal maddelerin plazma konsantrasyonlarının normal değerlerde olması ile kırılmış olur. ( Akupunkturun homeostatik – dengeleyici- etkisi)
Migreni geçirmek için modern tıp, ilaçların yan etkilerini kabul etmek zorunda kalmaktadır. Bunun yanında tedavi olarak ilaç kullanmakla hastalık tamamen iyileşmemekte, sadece nöbetlerin sıklığında azalma sağlanabilmektedir.
Migren tedavisinde Akupunktur
Migren tedavisinde akupunktur uygulamasının kullanılmasında, olgunun migrenden tamamen kurtulma şansı %80’lerin üzerinde bulunmaktadır. Bu tedaviyi uygulayanlar olarak bu başarı oranı hepimizce bilinmektedir.
Her geçen gün, ilmi çalışmalar yapılarak aydınlığa kavuşturulması için uğraş verilen akupunkturun sayısız fenomeni henüz açıklığa kavuşturulamamıştır. Ama bu durum, akupunkturun varlığının ve tedavide uygulanabilir oluşunun göz ardı edilmesini haklı göstermez. -
Baş ağrıları ve migren
Baş ağrıları 2 ana gruba ayrılmakta,Birincil(primary) ve İkincil(secondary);
Birincil( primary) baş ağrıları, başka bir patoloji ile ilgili olmadan , kendi kendine oluşan baş ağrılarıdır.4 ayrı kategoriye ayrılmakta;
a) Migren(%35)
b) Gerginlik başağrısı( Tension- type headache %60)
c)Küme baş ağrısı( Cluster headache) ve başka trigeminal otonom baş ağrıları( cephalalgias) yüz ve beyindeki parasempatik nedenlerden etkilenerek ortaya çıkar.
d) Öksürük sonrası başağrısı( max. Yarım saat sürer)
Spor sonrası baş ağrısı ( halterci baş ağrısı)
Sex sonrası baş ağrısı( cinsel ilişkiyle başlayan ve orgazm da şiddetlenen)
Hipnic baş ağrısı( Hastayı uykudan uyandırıp, 5 dakika – 48 saat sürebilir) Hypnic baş ağrısını adlandırmak için bu belirtilerin en az ikisi olmalı. Atağın ayda 15 den fazla olması enaz 15 dakika uyandıktan sonra devam etmesi, ilk kez 50 yaştan sonra ortaya çıkması.
a ) MİGREN
Uluslararası baş ağrısı camiasına göre (International Headache Society), Migrenin teşhis ve sınıflandırılmasında 7 alt grup vardır;
a.1) Rayic olan Migren,( Common Migren), aura sız migrendir, yani baş ağrısı var ama görme bozukluğu vs…. yok
a.2)Klasik Migren, Aura ile beraber olan Migrendir. Bazen sadece Aura olabilir( baş ağrısı olmadan), hafif migren tipi olmayan baş ağrısıdır. Bu grupta’’ Familial hemiplegic migraine’’ ve ‘’ sporadic hemiplegic migraine’’ da yer almakta. Hastanın migren ve aura yanı sıra motor tek taraflı felç yaşanır. Eğer yakın akrabalarda aynı öykü varsa ‘’ familial ‘’ bu öykü yoksa ‘’ sporadic’’ denir.
Bu grupta 3. tip migrenden yani ‘’ basiler- type migraine’’ den de bahsetmek gerekir.Bu hastalarda baş ağrısı ve auranın yanı sıra konuşmakta güçlük, baş dönmesi, kulak çınlaması(zil sesi duymak gibi) şikayetler ortaya çıkar( Brainstem belirtileri) ama motor güçsüzlük olmaz.
a.3) Renital migren , tekrar olan görme bozukluğu, belli bir görme alanında bulanıklık, geçici tek taraflı körlük, baş ağrısıyla bir arada görülür. Bu grup hastalarda baş ağrısı hamleleri arasındaki periodlarda göz muayenesi tamamen normaldir.
Bu hastalarda geçici ani tek taraflı körlüğün ( amaurosis fugax) başka nedenleri, yani’’ optic neuropathy’’ ve ‘’karotid dissection ‘’ kesinlikle ekarte olmalıdır.
a.4 )Komplikasyonlu Migren :
● Kronik migren- migren baş ağrısı en az 3 ay boyunca 1 ayda 15 gün veya daha fazla sürerse kronik migren denir.( aşırı migren ilacı kullanımından sonra tablo oluşabilir) Çoğu zaman aurasız migren ( common migrenin) episadları kronik migrene dönüşebilir.
●Status migrainosus- 72 saatten fazla süren migren baş ağrısı hamlesine denir.Baş ağrıları şiddetlidir.( aşırı migren ilacı kullanımından sonrada aynı tablo oluşabilir) teşhis için bu durumu ekarte etmek lazım.
● Aura şikayetlerini ( görme bozukluğu, bulantı) biri veya birkaçı 1 haftadan fazla devam eder ama beyin enfaktusu belirtileri bulunmaz, nadir görünür.
● Aura şikayetlerinin biri veya birkaçı, beyin enfaktusuyle ( Ischaemic brain infarction) bir arada görülür.
●Migrenin aura sırasında 2 saat sonra nöbet hamlesi (seizur) eklenmesidir. Migren ve epilepsy ( sara) beyinde , kriz ile ilgili( paroxysmal) bozukluğun örnekleridir.Bu iki durumun bir arada görükmesi ‘’ migralepsy’’ adını almakda.
a.5) Çocukluk çağında bazı periodik sendromlar çoğu zaman migrenin habercisi olabilir. Çocukta kusma nöbetleri, karın ağrısı hamleleri (abdominal migraine) ve baş dönmesi hamleleri şeklinde.
Migrende bulgu ve şikayetler:
Her hastada fark göstermektedir. Migren hamlesi bu 4 fazdan oluşmakta ama tüm hastalar aynı şikayetlerden yakınmazlar;
1) Prodrome Fazı- Baş ağrısı atağından saatler veya günler önce görülür, uykulu olmak, özel yiyecek arzusu( mesela çikolata) kaslarda özellikle boyunda gerilme, kulaklarda sıcaklık hissi, ishal yada kabızlık, idrara çıkmada artış.Bir çok hasta bu belirtilerin ortaya çıkmasından migren atağının yakınlaşmasını anlayabilir.
2) Aura Fazı- Migrenli hastaların %20-30 gözlenen bu faz 5-20 dakikada ilerler ve genelde 1 saatten az sürer.Baş ağrısı atağı çoğu zaman aura fazının bitmesinden 1 saat sonra başlar( bazen auradan saatler sonra başlayabilir) .Aura belirtilerinin en yaygını görme bozuklukları dır( visual aura).Mesela beyaz, siyah veya renkli ışıklar görme (photopsia), bulanık görme alanı vs…. Aura somatosensory de olabilir , bu da kendini ellerde , ayaklarda ve aynı tarafın burun- ağız kısmında iğne batırılma( paresthesia) hissi gibi gösterir.parestezi (iğnelenme hisi) kola ve yüze (dudaklar ve dile) yayılabilir. Aura fazın başka semptomları , ses duyusu ve koku duyusunda halüsinasyon gibi orataya çıkabilir( migrainous deliria- oliver sacks)
3) Ağrı Fazları: Tipik migren baş ağrısı, tek taraflı, zonklayıcı orta derece veya şiddetlidir, ve genelde aktiviteyle kötüleşir.Bu şikayetler sabit olmayabilir , ağrı iki taraflı başlayıp sonra tek taraflı veya tam tersi olabilir, ataklar yer değiştirebilir,Ağrı 4 saat- 72 saate kadar büyüklerde ve 1 saatten -48 saate kadar çocuklarda sürebilir, atakların aralığı çok değişken olabilir( hayat boyu birkaç hamleden, haftada birkaç hamleye kadar) ama genelde ayda 1-3 baş ağrısı atağı görülür. Ağrı fazında % 90 bulantı olur ama sadece 1/3 kusma görülür, ışıktan ve sesten rahatsız olmak çok yaygındır. Şakak kısmındaki damarlarda sertleşme ve baş dönmesi olabilir.
4) Postdrome Fazı;
Baş ağrısının bitmesinden sonraki faza denir. Bu fazda hasta kendini yorgun ve bitkin hissedebilir( hungover). Tanımada zorluk, gastrointestinal bulgular ,ruh hali değişiklikleri ortaya çıkar. Bazı hastalar bu dönemde, kendilerini yenilenmiş ve mutlu hissederler, bazıları de depresif ve mutsuz.
Migreni Tetikleyen Faktörler:
Migrenin başlama ihtimalilini ilk 48 saat içinde artırır;
Alerjik reaksiyonlar
Fazla ışık , yüksek ses, özel kokular.,Ruhi veya fiziki stres
Uyku düzeninde değişiklik,
Sigara içmek vaya dumanına maruz kalmak,
Öğün atlamak
Alkol
Mens sikllerindeki değişiklikler,
Doğum kontrol hapları( ocp)
Menopoza geçiş dönemi.Yiyecekler çikolata, avakado, bakla,peynir,tütsülenmiş gıdalar, soya sosu ve kırmızı şarap, bira, sherry, monosodium, glutamat, nitrat, nitrit ve tyramini olan tüm yiyecekler( konserveler,peynir vs)
Migren ‘in Patofiziyolojisi;
Her şey tam açığa kavuşmamakla birlikte , ‘’Migren’’ genetiğin ve çevresel faktör lerin ikisininde rol aldığı bir hastalıktır. Mühtemelen majör bir ağrı patikası(pathway) olan Trigeminal sinirdeki değişiklikten kaynaklanır. Beyin biyokimyasal (serotonin) imbalansı sinir sisteminde ağrı regülasyonunun bozulmasına neden oluyor. Seretonin seviyesi migrende düşer, buda trigeminal sistemden bazı neuropeptidlerin salgılanmasına ve neticede ağrı eşiğinin düşmesine neden olur.
b) Gerginlik tipi baş ağrısı( TTH) :
Bu tip baş ağrısının değişik adları kasılma baş ağrısı, psychogenic baş ağrısı, stres baş ağrısıdır. Nedeni tamamen birincil veya başka bir hastalığa ikinçilde olabilir.En fazla görünen baş ağrısıdır (%60).3 şekilde görülebilir; aralıklı( episodic) aralıklı ,sık görünen baş ağrısı( ayda 1 epizoda dan fazla olan baş ağrısı sık katagorisine girmekte) ,ve son olarak kronik gerginlik baş ağrısı( Kronik gerginlik baş ağrısı, ciddi yaşam kalitesini düşüren bir hastalıktır).
-

Migren, başağrıları ve akupunktur

Yaygın Başağrısı Tipleri
1) Sinuzit: Ağrı genellikle kaşların üstü yada göz kürelerinin altında hissedilir. Başı haraket ettirmek ağrıyı artırır.
2) Cluster: Ağrı genellile bir göz çevresinde, ani ve çok şiddetlidir.
3) Gerilim Tipi Başağrısı: En yaygın görülen başağrısı tipidir. Ağrı başın tamamında yada bant tarzında vede sıkıştırıcı niteliktedir.
4) Migren: Özellikle başın bir bölgesinde siddetli ağrı hissedilir. Işığa, kokulara, sese hassasiyet; vücudun bazı bölgelerinde hissizlik, mide bulantısı gibi bulgularla birliktelik gösterebilir.Migren ve Diğer Yaygın Başağrısı Tiplerinin Etki Mekanizmaları
Migren, ülkemizde her 6 kişiden birinde rastlanmakta olan ciddi bir sağlık sorunudur. Bir çok araştırmacıya göre migren atağı öncesinde beyin damarlarında kasılma, atak esnasında ise genişleme olması beyin kan akımı üzerinde bir değişiklik oluşturur. Araştırmacılar bu değişikliklerin ağrıya yol açtığını düşünmektedir. Bununla birlikte serotonin gibi çeşitli nöromediatörlerin migren atağı esnasında kan seviyelerinde oluşan dalgalanmalarının beyin kimyasını etkilediği ve bu değişimin de migren ataklarına yol açtığı görüşünü savunanlar da bulunmaktadır.Sinüzit hastalığının temelinde yüz kemiklerindeki sinüs boşluklarını örten epitelin iltehabı yatar. Ağrı, ise tamamen iltehabın sinir uçlarını tahriş etmesinden kaynaklanır.
Cluster tipi baş ağrısı ise nisbeten daha seyrek görülmekte olup, yüz sinirlerini çevreleyen kan damarlarının şişmesi ve sinirlere baskı yaparak ağrı oluşturması esasına dayanır. Damarlardaki bu şişmenin sebebi kesin olarak ortaya konamamış olsa da serotonin hormonunun sorumlu olduğu düşünülmektedir.
Gerilim tipi baş ağrısı ise en sık görülen baş ağrısı cinsidir. Bu tipte ağrıyı oluşturan günlük sıkıntılı yaşam olayları ve strese bağlı olarak baş ve boyun kaslarının aşırı gerginliğidir.
Akupunkturun Başağrısı Tedavisindeki Yeri
Akupunktur, diğer tüm ağrılı hastalıklarda olduğu gibi başağrılarında da çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Akupunkturun başağrılarında son derece etkili olmasının sebebi, ağrıyı oluşturan sebeplerin sadece birine değil, ağrı oluşumunda rol oynayan sebeplerin tümüne etkili olması ve vücudun ağrı dindirme ile ilgili tüm sistemlerini devreye so-kabilmesidir.Başağrıları cinslerine göre farklı sebeplerden oluşmaktadırlar. Akupunktur tedavisi, söz konusu başağrısı cinsinde hangi mekanizma ön planda ise doğrudan o mekanizmayı engellemek sureti ile ağrıyı durdurmakta ve tekrar oluşumunu da önle- mektedir (kasların gevşetilmesi, kan damarlarının daraltılma- sı, stresin önlenmesi yada ağrıyı başlatan kimyasalların salınımın engellenmesi gibi).
Akupunktur, ağrıyı oluşturan mekanizmaları durdurmanın yanı sıra, ağrı dindirici mekanizmaları başlatmakta da çok etkilidir. Vücudumuzda endojen opioitler, enkefalin, endorfin, dinorfin, nörotensin, serotonin, ACTH, kortikosteroidler gibi direk ve indirek yollardan ağrı algısını azaltan endojen kimyasal maddeler bulunmaktadır. Akupunktur ile yapılan ağrı tedavisinde söz konusu bu kimyasalların hepsinin kan değerlerinin yükseldiği gösterilmiştir.
Tüm yukarıda sayılanlara ek olarak akupunktur tedavisinin hiç bir yan etkisi olmadığı da göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir veridir. Zira başağrılarını ilaçlarla kontrol altında tutmanın uzun vadede böbrekler ve karaciğer üzerine çok ciddi toksik etkileri vardır. Bu bilgilerin ışığında akupunkturun gerek başağrılarının atak tedavilerinde gerekse ağrının tekrar oluşumunun önlenmesinde (profilaksi) çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemi olduğu aşikardır.
Başağrısı Nöbetleri İçin Öneriler
Başağrınızı neyin tetiklediğini bulmaya çalışın: Bir yiyecek, uykusuzluk, çok konuşmak, çok gülmek, gürültü, loş ışık, stres gibi.
Öğün düzeninize dikkat edin. Aç kalmak çoğu zaman başağrısını tetiklemektedir. Özellikle tatil günlerinde öğün düzeninizi korumaya özen gösterin.
Kafein, alkol ve sigara tüketimi başağrınızı başlatabilir. Bunları kullanırken başağrısı açısından dikkatli olun.
Bol miktarda magnezyum alın. Magnezyum damarlarda gevşeme yaparak ağrının başlamasını engelle-yici rol üstlenebilir. Yeşil yapraklılar, sebzeler ve fındıkta bol miktarda magnezyum bulunmaktadır.
Uyku düzeninize dikkat edin. Alışageldiğiniz saat-lerde uyuyamamak başağrısı atağı başlatabilir. Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.