6. aydan itibaren katı gıdalara başlanabilir. Daha az alerjik olması nedeniyle sütlü pirinçli mamalar tercih edilebilir. Bu aydan sonra kahvaltı başlanabilir. Ayrıca ekmek ve çorbalar da verilebilir.
Hazırlanan yiyecekler tuzlu ve baharatlı olmamalı iyice ezilmelidir. (mümkünse rondo vb. araçlar kullanılmamalıdır.)
Kahvaltı hazırlama: Yumurta kaynatılır(tam pişmiş). Yumurta sarısının 1/8 kadarıyla başlanır. Zamanla miktarı arttırılır. İçin bir tatlı kaşığı kadar akşamdan tuzu alınmış beyaz peynir ilave edilir. Peynirinde miktarı zamanla arttırılmalıdır. Bir kibrit kutusu büyüklüğüne kadar çıkılabilir. 2-3 tane bebe bisküvisi konulur. Biberon maması veya taze meyve suyu veya meyve püresi ile ıslatılarak ezilir. (1 yaşına dek yumurta beyazı,bal ve inek sütü kullanmayınız.)
ÇORBALAR:
Yayla çorbası:
¾ su bardağı yoğurt
½ su bardağı su
1 yemek kaşığı pirinç
1 çay kaşığı sıvıyağ
1 çay kaşığı un
Pirinç ayıklanır, yıkanır ve su ile haşlanır. Ilımaya bırakılır, yoğurt ve ezilmiş un eklenir. Karıştırılarak pişirilir ve yağ eklenir.
Tarhana çorbası:
1 su bardağı su
½ yamak kaşığı tarhana
1 tatlı kaşığı sıvıyağ
Tarhana soğuk ile ezilir ve karıştırılarak pişirilir, yağ eklenir. (Tarhana acısız olmalıdır.)
Sebze çorbası:
1 küçük patates
¼ kabak
¼ havuç
2-3 yaprak ıspanak (8. aydan sonra konulmalıdır.)
1 çay kaşığı sıvıyağ
1 su bardağı su
Sebzeler yıkanır. Kabuklu sebzeler soyulur ve doğranır. Küçük bir tencerede kaynamakta olan suya atılır. Su sebzelerin üzerini örtecek kadar olmalıdır. Ateş kısılır, sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişmiş sebzeler ezilerek süzgeçten geçirilir. Yağ eklenir.
Mercimek çorbası:
1 yemek kaşığı kırmızı mercimek
1 su bardağı su
1 çay kaşığı sıvıyağ
Mercimek ayıklanır, yıkanır ve kaynamakta olan suya eklenir. Ateşin altı kısılır, mercimekler yumuşayıncaya kadar pişirilir, ezilir, yağ eklenir.
ÖRNEK MENÜ:
Kalkınca: Anne sütü veya biberon maması
Sabah: Kahvaltı(yumurta sarısı, beyaz peynir, bebe bisküvisi)
Ara: Anne sütü veya biberon maması
Öğle Çorba, ekmek içi, yoğurt
Ara: Meyve püre
Akşam: Kaşık maması
Yatarken Anne sütü veya biberon maması
7 ve 8 aylik bebekler icin;
Bu aydan sonra etler (dana , hindi, tavuk) ve sebze püreleri verilebilir. 7. aydan sonra anne sütü ile beraber çocuğun besin gereksinimlerini karşılamak için ek gıdalar yeterli miktarda alınmalıdır. Sebze pürelerine etler de katılarak verilebilir. 8. aydan sonra meyvelerden portakal ve mandalina, sebzelerden domates ve ıspanak verilebilir.
Etleri hazırlama: Yağsız dana eti kıyma şeklinde çorbalara ve sebze pürelerine ilave edilerek başlanabilir. Tavuk ve hindi eti önce haşlanır. Daha sonra küçük parçalara ayrılarak yiyeceklerine ilave edilebilir.
8. aylik bebeklerde sonra yağsız dana etinden iki veya üç kez çekilmiş kıyma ile yapılan baharatsı, tuzsuz ve soğansız köfte verilebilir.
Sebze püre hazırlama: Sebzeler (kabak, havuç, patates, enginar, yeşil fasulye, bezelye) iyice yıkanır. (domates ve ıspanak 8. aydan sonra kullanılmalıdır.) kabukları soyulur.2 su bardağı su, 1 orta boy havuç, 1 küçük boy patates, 1 küçük boy kabak ile başlanır. (bebek bunları alınca azar azar diğer mevsim sebzelerinden ezilerek püre kıvamına getirilir. Üzerine 1 tatlı kaşığı zeytin yağı eklenir. Gerekirse et de eklenebilir.
ÖRNEK MENÜ:
Kalkınca: Anne sütü veya biberon maması
Sabah: Kahvaltı (istenirse pekmez de eklenebilir.)
Annelere öğütler ve ek gıdalara başlamada genel prensipler:
Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara 6. aydan sonra başlanır. 4-6 arasında bebek yeterli kilo almıyorsa yalnız anne sütü ile beslenmeye devam ediniz ve ek besinlere için doktorunuza danışın. Mama ile beslenen bebekler için 4 ayda muhallebi, 5 ayda yoğurt eklenebilir. Sebze-meyveler 6 aydan önce eklenmese iyi olur
Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdaların anne sütünün tamamlayıcısı olduğunu unutmayınız. Mümkünse 6-8 ay arası halen günlük enerjinin %70-80’i anne sütünden gelmeli. Bunun pratik anlamı anne sütü bol ve bebek emmeye istekli, kilo alımı da iyiyse 8 ay dolana kadar günde 2 öğünden fazla eklenmeyerek anne sütünden daha bol faydalanması sağlanabilir. Ancak sebze-meyve-muhallebi-yoğurt gibi tüm farklı lezzetlere alışabilmesi için bu her gün bu 4 öğünden herhangi 2’si dönüşümlü olarak verilebilir.
Ek gıdaya geçişte, özellikle katı gıdaların verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bebeklerin, istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 6-7 aydan sonra düzelir. Bebeğiniz ek gıdaları sevmedi diye endişelenmeyiniz.
Çocukların beslenme durumu en iyi kilo alışları ile değerlendirilir. Bunun için çocuğunuzu düzenli sağlık kontrollerine götürünüz.
EK BESİNLER: Çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek besinlerdir. Bu dönemde verilecek ek besinler meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel bisküvi, ekmek, yumurta gibi yiyecekleri içerir,
ü Ek besinler kaşıkla az miktarlarda başlanarak verilir, daha sonra öğün haline getirilir.
ü Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk aç iken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz.
ü Ek besinlerin hepsine aynı haftada başlamayınız. Yeni besinleri en az 3-4 gün aralıklarla çocuğunuzun beslenme programına ekleyiniz.
ü Yeni verilecek yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Şüphelenilen gıda çocuğa verilmediği zaman belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz.
ü Bebeğinize hiçbir zaman şekere veya reçele batırılmış yalancı meme vermeyiniz.
ü Çocuğunuzun hoşlanmadığı önemli yiyecekleri 2-3 haftalık aralarla zaman zaman tekrar vermeyi deneyiniz.
ü Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyeceklerin temiz ve taze pişmiş olmasına dikkat ediniz.
ü Bebeğinizin iştahına saygı gösteriniz.
*Bebeğinize 12. ayın sonuna kadar kaynatılmış su veriniz.
*Bebeğinize 1 yaşına kadar inek sütü vermeyiniz(Şişe süt, kutu süt gibi pastörize diye adlandırılan sütlerin de inek sütü olduğunu unutmayınız)
*Bal-çilek-kuruyemiş-balık harici deniz ürünleri 1 yaşa kadar verilmeyecek diğer gıdalardır. 8 aydan sonra ceviz ezilerek yemeklerin içine karıştırılabilir, bu balık yiyebileceği yaşa kadar zengin bir Omega 3 kaynağıdır.
Meyve püresi: 6 aydan sonra , elma, şeftali, muz gibi meyvelerin püreleri, 1-2 tatlı kaşığından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır. Bu püreler üzüm suyuyla, 8 aydan sonra mandalina-portakal suları ile biraz sulandırılabilir.
Hazırlanışı: Çocuğa ilk verilecek meyve mevsimine göre elma-muz veya şeftalidir. Meyveler iyice yıkanılır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir. İmkan yoksa rondo ve blendır da kullanabilirsiniz. Günde bir veya iki kez öğün aralarında olmak üzere yarım muz veya orta büyüklükte bir meyve verilebilir. Meyve pürelerine şeker eklenmemelidir. Meyve püreleri yoğurt ile karıştırılarak bir öğün olarak verilir. Biberonla meyve suyu verilmemelidir, bu ileride biberon çürüklerine yol açabilir.
Muhallebi: 4-6 ayda başlanır. Genellikle akşam öğünü olarak, çocuğun yatma saatine göre 20:00-22:00 saatleri arasında verilir, bu daha uzun uyumaya yardımcı olabilir.
Hazırlanışı: 1 su bardağı su ve yaklaşık 3 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak su muhallebisi yapılır. Ateşten indirilir, hafif soğuduktan sonra 6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir. Ancak bazı bebekler bu miktarı yiyemeyeceğinden bu 1/3 veya ¼ oranında azaltılarak da yapılabilir. Hazır kaşık mamalarından sütlü-pirinçli en sade olanı da bunu yerine verilebilir. Yaşı ilerledikçe diğer farklı çeşitteki kaşık muhallebileri de verilebilir. En geç 7 ay dolunca tahıllı muhallebilere de geçilmelidir. Tahıla geç başlanması Çölyak hastalığı riskini arttırabilir. Tatlı sevmeyen özellikle de peynir seven bebekere suyla pişirilen pirinç ununa 1-2 tatlı kaşığı labne peynir ½ tatlı kaşığı tereyağ ile değişik lezzette ancak yine doyurucu muhallebiler de hazırlanabilir.
Yoğurt: 4-6 ayda Genellikle ikindi öğünü ek gıdası olan yoğurt, muhallebi yerine de verilebilir.
Hazırlanışı: Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa (40 C) kadar soğutulur. Bir litre süte 1-2 çorba kaşığı süt içinde sulandırılmış bir çorba kaşığı yoğurt maya olarak eklenir ve yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcak bir yerde 4 saat bekletilir. Her zaman imkanınız yoksa bazı günler güvenilir tesislerde üretilen hazır yoğurtları da verebilirsiniz.
Sebze püresi : 6 ayda muhallebiye başladıktan 1-2 hafta sonra (ancak iyi kilo alan bebeklerde muhallebiden önce) genellikle öğle öğününde 1-2 tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş artırarak verilir. Sebze püresi kaşıktan dökülmeyecek kıvamda olmalıdır.
1 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 1 tatlı kaşığı pirinç konarak iyice yumuşayana kadar ağzı kapalı kapta pişirilir. Tel süzgeç veya blender’dan geçirilir. Bu püreden önce yarım çay bardağı ile başlanır, çocuğun isteğine göre yavaş yavaş artırılarak verilir. Doyacak miktarda yiyebilene dek öğünler anne sütü ile tamamlanır.
İlk haftadan sonra içine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenebilir. Damak tadı gelişmiş bebekler bu düz püreyi sevmezlerse, zeytinyağı yerine ½ tatlı kaşığı tereyağı ve/veya peynir seven bebeklere 1 tatlı kaşığı tuzsuz labne peyniri de eklenebilir.
3. haftadan sonra mevsim sebzeleri eklenerek içerik zenginleştirilir. Çeşit çok artınca farklı 2’li 3’lü gruplar yapılabilir. Küçük kaplarda 1-2 gün buzdolabında saklanabilir. Ancak yeşil yapraklı sebzeleri (ıspanak, maydonoz, pazı vb. )günlük eklenip hemen tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebze içeren çorbalar bir kereden fazla ısıtılmamalıdır. 3-4 haftadan sonra hazırlanan sebze püresine tepeleme bir çorba kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş) eklenebilir. 8 ay dolduktan sonra tamamen ezilmiş püre yerine çatla ezilmiş ufak pütürler içeren püreye geçilmelidir.
Kahvaltı: Çocuk yukarıdaki besinlere alıştıktan sonra kahvaltıya başlanır.
Hazırlanışı: Peynir, reçel ya da pekmez, ekmek ya da bebe bisküvisi ile hazırlanır. Daha akışkan bir kıvama getirmek amacıyla içine 30-60 ml hazır mama eklenmesi de uygun olacaktır. Tuzu çıkarılmış peynir(veya tuzsuz labne peyniri) ile reçel veya pekmez mama içinde ezilir ve karışıma ekmek içi ya da bebe bisküvisi katılır. Önce 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır ve giderek arttırılır. Kahvaltıya arzu edilirse 1 çay kaşığı tereyağ eklenebilir. En geç 8 aydan sonra bu bulamaç kahvaltıdan vaz geçip tüm tatları ayrı ayrı denemesine fırsat verilmelidir.
Et: 7-8 aylarda bir tepeleme çorba kaşığı pişmiş kıyma tavuk eti parçası blendırda ezilerek sebze püresi hazırlanırken içine eklenir.
Karaciğer: 7-8. ayda öğle öğünlerinde et ile değiştirilerek 10-15 günde bir kez olmak üzere verilebilir. Hazırlanışı: Kuzu , koyun, dana veya tavuk ciğeri kullanılır. Karaciğer az tuzla suda haşlanır, veya yağsız tavada ters-yüz ederek de pişirilebilir, zarı çıkarılır püre şeklinde sebze püresinin içine eklenir.
Köfte: Baharatsız olarak hazırlanmış ızgara köfte veya terbiyeli-sebzeli köfteler ezilerek 8 aydan sonra verilebilir.
Pilav, makarna ve dolmalar: 8 aydan sonra yoğurt ile karıştırılarak verilebilir.
Su: Genel olarak 6-8 aydan sonra bebeklerin hareketleri artar. Öğün aralarında da susayabilir. Susama durumu aldığı anne sütü miktarına göre değişkenlik gösterebilir. Su ihtiyacı için çişli bez sayısı ve çişli bezin rengi de değerlendirilmelidir.
Yumurta: Katı pişmiş yumurta sarısı çocuk kahvaltıya alıştıktan sonra (7-8. ayda)1çay kaşığı olarak beslenme programına eklenir, yavaş yavaş arttırılır. Bir haftanın sonunda bebek günde bir yumurta sarısını yiyebilir. Sarısıyla alerjisi olmayan çocuklara 10 aydan sonra yumurtanın beyazı da verilebilir. Ailesi alerjik olan veya bebekliğinde aşırı gaz sancısı olan, bebek egzeması geçiren, ya da tekrarlayan bronşiolit atakları olan ve doktorunuzun alerjiden şüphelendiği durumlarda yumurta özellikle de beyazı 1 yaş sonrasına da ertelenebilir.
Balık (kılçıksız): 9-10 aydan sonra öğle öğünlerinde püre şeklinde et yerine değiştirilerek verilebilir. Kiloyla dilimle satılan çok büyük balık yerine tane balık tercih edilmelidir. (Levrek, çupra, iri mezgit, sarıkanat, lüfer gibi balıklar en uygun olanlarıdır)
Not: Hayvani proteinleri eklerken her ay farklı birsini denemek en doğru yaklaşım olacaktır.
ÇAY-KOLA-KAHVE v. s: Besleyici hiçibir değeri olmayan bu içeceklerin çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Aksine diğer gıdaların ve özellikle demirin bağırsaktan emilmesini engelleyerek çocuğunuza zarar verebilir.
Dokuz aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü 2 yaşına dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.
Bir yaşından sonra 13-14 aylık olan çocuğa, çatal kaşık kullanma alıştırmaları yapılabilir. Aile fertleriyle birlikte sofraya oturan çocuğun ayrı tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.
Bu dönemde de çocuklar günde 4 öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt ve sütlü gıdalar… Etler, yumurta ve baklagiller, sebze ve meyveler, unlu ve nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tüketilmelidir.
Ülkemizde sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiçbir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır. Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır.
Hergün yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşırı verilebilir.
Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.
Günde iki kez meyve verilmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve suları da meyvenin yerine geçebilir.
Günde bir iki kez nişastalı besinler, üç dilim ekmek beslenme listesinde bulumalıdır.
Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.
Her çeşit şekerleme,pasta, kek, dondurma sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir.
Öğün arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürümelerinin de önde gelen nedenidir.
Çay, kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle sinirliliğe yol açtığından bu içecekleri çocuklara hiç tattırmamak en iyisidir.
Bu dönemde çocuklar ağız ve diş sağlığı konusunda eğitilmelidirler. 1,5-2 yaşına gelen çocuğun bir diş fırçası olmalı, macunsuz olarak fırçalama eğitimi verilmelidir. 3 yaşından itibaren diş macunu kullanmaya başlanabilir.
Yaşamın kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olup yüzyılımızın en önemli sağlık sorunlarındandır. Akupunkturiste başvuran hastalara genellikle şu tavsilerde bulunulur; Öğünlerinizi düzenli ve zamanında yemelisiniz, lokmalarınızı küçültmeli ve çok çiğnemelisiniz, öğünlerde yediğiniz yemeğin miktarına dikkat etmelisiniz.
Akupunktur’un bu durumda size sağlayacağı yarar; akupunktur, her şeyden önce sindirim sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlayacak örneğin kabızlık probleminiz varsa bunu giderecek, midenizde ekşime yanma veya hazımsızlık varsa bunları giderecek. Akupunktur, yaşamınızda halen var olan ve böyle ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderecek, kendinizi her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissedeceksiniz. Bu da size bazı davranışlarınızı yeniden gözden geçirip değiştirebilmeniz için imkan verecek. Akupunktur, bu süreçte doğal olarak aldığınız gıda miktarı düşeceğinden beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve halsizlik şikayetlerini giderecektir. Akupunktur, sıkça rastlanılan hekim kontrolü dışında yapılan sıkı diyetlerle kilo alıp vermeler sonucunda veya bir başka nedenle yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını sağlayacaktır. Akupunktur bu problemleri giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer akupunktur tedavisine düzenli gitmek ve hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde zayıflarken beslenme ile ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirerek yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır.
KİLO KAYBININ YARARLARI: Kilo vermek fiziksel,metabolik,endokrinolojik ve psikolojik komplikasyonları düzeltmektir. 5-10 kiloluk kilo kaybı; -Sırt ve eklem ağrılarını azaltır. -Akciğer fonksiyonlarındaki bozuklukları düzeltir. -Hipertansiyonda düzelme sağlar. -İnsulin duyarlılığında ve glikoz toleransında düzelme sağlar. -Kan lipidleri ve kolesterolde düşmeye neden olur. -Over fonksiyonlarına yararlı etki sağlar. -Diabetes mellitusda düzelmeye neden olur.
Obezite Nedenleri
Genetik yatkınlık, hormonal metabolik bozukluklar, psikolojik çevresel etkenler, besinlerin tüketimi esnasında düşük enerji harcamak.. Aşırı karbonhidrat ve yağ alanlar, hergeçen gün aldıkları günlük kalori miktarını arttıranlar, aldıkları fazla kaloriyi depolarlar. Yaşla beraber fiziksel aktivitenin azalması, hareketsiz yaşam, spor alışkanlığının bırakılması, sürekli evde oturma, TV seyretme, düzensiz gıda alınması, öğün arasında atıştırmalar,özellikle yağ içeriği zengin gıdalar, alkol alınması obeziteyle yol açmaktadır. Fizyolojik olarak gebelikte, ergenlik döneminde, menopozda kilo alma eğilimi olmaktadır. Hipotiroidizm, Tip2 Diabet, bazı depresyon ilaçları, bazı doğum kontrol ilaçları, kortikosteroidler obeziteye neden olurlar. Sigaranın bırakılması gerek metabolik hızın azalması gerekse fazla gıda alma eğilimi ile birlikte obeziteye neden olmaktadır.
DOĞRU BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK KURALLAR: -Posadan zengin nişastalı yiyecekler : Çiğ sebze ve meyve, kepekli tahıl ürünleri, kurubaklagiller tüketilmelidir. -Beyaz ekmek yerine çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, kepekli ekmek yenmelidir. -Her öğünde bir porsiyon pişmiş, bir porsiyon çiğ (salata) sebze tüketilmelidir. -Kurufasülye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillere öğünlerde sıklıkla yer verilmelidir. -Meyve suyu yerine meyvenin kendisi yenilmelidir. -Günde 8-10 bardaktan çok çay kahve tüketiliyorsa yapay tatlandırıcılar kullanılmalıdır. YAĞ TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR: Doymuş yağlar yerine doğmamış yağlar(bitkisel yağlar) tercih edilmelidir. Etin yağsız kısmı, tavuğun derisiz bölümü, balık tüketilmeli , makarna, pilav ve börek yapımında sıvı yağ kullanılmalıdır. Tam yağlı süt , yoğurt, peynir yerine yarım yağlı olanlar tercih edilmelidir. Kaymak ve krema tüketiminden kaçınılmalı yerine süttozu kullanılmalıdır. Sosis, salam, sucuk gibi yağlı şarküteri ürünleri yerine yağsız olanlar tercih edilmeli. ŞEKER TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR; Şeker gereksinimini meyve ve sebzelerden karşılanmalıdır. Hazır konsantre meyve suları yerine, meyveler ve taze sıkılmış meyve sularını tercih edilmelidir. Günde 8-10 bardaktan fazla çay, kahve tüketiyorsanız yapay tatlandırıcılar kullanmalısınız. TUZ VE TUZLU YİYECEK TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR; Yemekler pişirilirken kullanılan tuz miktarı azaltılmalıdır. Zeytin, turşu, pastırma, salamura yiyeceklerin tüketimi kısıtlanmalıdır. Günlük tuz tüketimi yaklaşık altı gramı(bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. ALKOL TÜKETİMİ SINIRLANDIRILMALI; Alkolün enerji değeri yüksektir(1gr. alkol 7kkal).Ilımlı tüketimin tanımı kadınlar için günde bir alköllü içki, erkekler içinse iki alkollü içkidir. Bir ölçü alkol 360-400 ml bira 160 ml şarap olarak tanımlanır.
+Sağlıklı olmak, sadece hasta olmamak veya hastalığı tedavi ettirip iyileşmek değildir.Sağlıklı olmak, ileride görülebilecek hastalıklardan korunmayıda kapsamalıdır.Doğru bir beslenme ve yaşam tarzı ile bu, büyük oranda sağlanabilir.
+Bir yiyeceği ne kadar doğal haline yakın tüketirsek, o kadar sağlıklıdır.
+Sebze ve meyve çeşitlerini tüketmek sağlığımızı korumanın vazgeçilmez bir gereğidir.Çalışmalar, sebze ve meyve tüketiminin, kanserden ve kalp damar hastalıklarından korunmada en güçlü silahımız olduğunu göstermiştir.
+Araştırmalar sonucu, meyvelerde, yaşlanmayı ve beyin yıpranmasını önleyen maddeler bulunmuştur.
+Tatlı ihtiyacımızı meyvelerle gidermemiz, doğanın bize sunduğu en güzel çözümdür.
+Tatlı ihtiyacımızı, rafine şekerlerle yapılmış tatlılarla gidermek, hem daha hızlı kilo almamıza, hemde vitamin, lif ve fitokimyasallardan mahrum kalmamıza neden olur.
+Buğday, mısır. pirinç gibi gıdalar, işlem gördüğünde, içindeki B vitamini, E vitamini, çinko, fitokimyasallar, mineraller, lifler büyük oranda (%65 gibi) zarar görür.Bunların sonradan zenginleştirilmiş hali ise hiç bir anlam ifade etmez,sadece kendimizi kandırmamıza yol açar.
+Yiyeceğimiz ekmek tam buğday unundan yapılmış olmalıdır.Rafine un içine, tam buğday boyası veya renklendirici eklenmiş olabilir.Bunlar gerçek tam buğday ekmeği sanılabilir.
+Sebze, meyve, baklagil, tam tahıllı gıdalarla, bol miktarda lif aldığımızda, bu lifler glukoz emilimini yavaşlatır, sindirim hızını daha düzenli kılar, ve kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur.Yani diyabet önleyici etki gösterirler.
+Ayrıca dyabet önleyici etki için, vücudumuzun ihtiyacından fazla gıda almamalıyız.
+Lifli gıdalar kolesterol düşürücü etki gösterirler.Ayrıca hormonların daha düzenli ve dengeli salgılanmasınada katkıda bulunurlar.
+İşlem görmemiş kuruyemiş (çiğ badem, çiğ fındık, çiğ kabakçekirdeği vb.) ve sebze gibi yiyeceklerin bitkisel yağlarındaki fitosteroller ve diğer doğal maddeler, kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yğkseltirler.
+Bir çok kişi kanser koruyucu etki amacıyla, vitamin ve mineralleri hap olarak almayı tercih etmektedir.Yaşam ve beslenme tarzını değiştirmek istememektedir.Fakat, doğru olan, bunları, doğal halleri ile gıdalardan almalarıdır.Çünkü ilaç veya bazı besinlere tamamlayıcı olarak eklenen bu maddeler, doğal olanların yerini tutmamakta, fazla alındığında toksik etki, hatta kanser oranını artırıcı etki yapmaktadırlar.Örneğin beta karoten fazla dozda alındığında, hücre DNA’sı üzerine bölünmeyi artırıcı etki gösterdiği için, bazı kanser türlerinin (özellikle üreme hücreleri ile ilgili olan) artmasına neden olmaktadır.
+Düzenli spor yapmayı yaşam alişkanlığı haline getirmek, vücut yağlarının azalıp, kaslarının gelişmesini, toksinlerin atılıp daha zinde olunmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini, salgılanan bazı hormonlar nedeniyle, ruhsal açıdan daha iyi hissedilmesini sağlar.