Etiket: Meyve

  • Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    TAZE PEYNİRLER VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ SÜT : Pastörize edilmemiş süt ve onunla hazırlanan yumuşak peynirler, sizin ve bebeğinizin hayatını tehdit eden listeria ve brucella bakterileri barındırabilir.

    ÇİĞ -AZ PİŞMİŞ ET: Çiğ veya az pişmiş et, toksoplazma ve diğer bakterileri barındırabilir. Dışarıda yemek pişirirken etinizin sıcak ve iyice pişirilmiş olduğundan emin olun. Etli çiğköfte yemekten kaçının.

    TAZE SIKILMIŞ MEYVE SULARI: Restoranlar ve meyve suyu barlarındaki taze sıkılmış meyve suyu pastörize edmemiştir, salmonella ve E. coli de dahil olmak üzere zararlı bakteriler içerebilir. Hamile kadınlar pastörize kutu- şişe meyve suyu tercih etmelidirler. En iyisi evde kendiniz sıkmanız.

    ŞUŞİ: Deniz ürünleri büyük bir protein kaynağı olmasına rağmen, çiğ deniz ürünleri zararlı parazitler ve bakterilerin kaynağı olabilir. FDA (Food Drug Associaton) hamile kadınların sadece pişmiş balık ve diğer deniz ürünlerini yemelerini öneriyor.

    ÇİĞ- AZ PİŞMİŞ YUMURTA: Az pişmiş yumurta hamilelikte salmonella denilen bakteriler yoluyla çeşitli bağırsak enfeksiyonlarına sebebiyet verir. Bu tür bakteriler ishalle sonuçlanan rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Pişmemiş kek- kurabiye hamuru da aynı şekilde risklidir.

    CİVA İÇEREN BALIKLAR: Balık sizin ve bebeğiniz için sağlıklı ve gereklidir fakat yediğiniz balıkla ilgili akıllı seçimler yapın. Kılıçbalığı, balina balığı, kral uskumru ve köpek balığı yüksek seviyelerde civa içerir. . Bu metal bebeğiniz için zararlı olabilir. Haftada 350 gr kadar deniz mahsulünü güvenle yiyebilirsiniz. Civa az olan balıkları tercih edin: sardalya, beyaz balık, alabalık, uskumru, yayın balığı, somon balığı, morina balığı ve konserve hafif orkinos. Ton balığı (beyaz) ton balığı sever iseniz, haftada 170 gram ile sınırlayın. Hamileyken balık yağı veya başka takviyeleri almadan önce doktorunuza danışın.

    ŞARKÜTERİ ETLERİ: Birçok gıda kaynaklı mikroptan farklı olarak, listeria buzdolabınızın içindeki sıcaklıklarda gelişebilir. Bu nedenle, hamile kaldığınızda bozulabilir, yemeye hazır salam ve sosis gibi etlerden kaçınmalısınız. Bu gıdaları, sıcak buharda pişinceye kadar ısıtarak ve hemen yiyerek güvenli hale getirebilirsiniz.

    YIKANMAMIŞ SEBZE- MEYVE: Sebze ve meyveleri akan suyun altında iyice duruladığınızdan emin olun. Toksoplasma adı verilen bir parazit, yıkanmamış meyve ve sebzelerde yaşayabilir ve toksoplazmozis adı verilen, bebeğiniz için çok tehlikeli olabilen bir hastalığa neden olur. Ürünü yıkamak için sabun kullanmayın. Bunun yerine, yüzeyi küçük bir sebze fırçasıyla fırçalayabilirsiniz. Çürük bölgelerini kesin, çünkü bunlar bakteri barınabilir.

    TÜTSÜLENMİŞ DENİZ ÜRÜNLERİ: çiğ şarküteri etleri gibi soğutulmuş füme deniz ürünleri de listeriaya karşı savunmasızdır. Buna füme somonun yanı sıra, tütsülenmiş alabalık, beyaz balık, morina, ton balığı ve uskumru da dahildir.

    ÇİĞ DENİZ KABUKLULARI: Çiğ kabuklu deniz hayvanları, deniz ürünlerinin başlıca hastalık nedenlerinden biridir. Bu ürünler pişirilmiş deniz ürünlerinde genellikle bulunmayan parazitler ve bakterileri içerir. Kabuklu deniz hayvanlarını iyice pişirildiği sürece gebelik sırasında yemek güvenlidir. Kabuklar açılana kadar istiridye ve midye pişirilmelidir. Yine de yüksek civa içeriğinden dolayı gebelikte midye yemek önerilmez.

    AÇIK BÜFE YEMEKLER: Gıdalar çok uzun süredir dışarıdaysa endişe nedeni olabilir. 2 saatlik kuralları uygulayın: Oda sıcaklığında 2 saatten daha uzun süre bekletilmiş yemekleri yemeyin. Sıcaklıklar 32 derece üzerinde olduğunda bu süre 1 saat olmalıdır.

    KAFEİN: Yapılan çalışmalar gebelik sırasında ılımlı miktarda kafeinin güvenli olduğunu göstermektedir. Ancak yüksek miktarda kafeinin düşük olasılığını arttırıp arttırmayacağı konusu hala açık değil. Önerilen, hamilelerin kafeini günde 200 mg ( 350 ml kahve) ile sınırlaması. Ancak unutmayın ki, kafein ayrıca kola, çay, çikolata ve birçok enerji içeceğinde bulunur.

    ALKOL: Hamilelik döneminde ağır içmenin ciddi doğum kusurlarına neden olabileceğini zaten biliniyor. Bilmediğiniz şey, az miktarda alkolün bile zararlı olabileceğidir. Hamilelik sırasında hangi içki miktarının güvenli olduğu tespit edilmediğinden, alkol içeren hiçbir ürünü tüketmemek en iyisi.

    KAYNAK: WebMD 

  • Çocuklarda kanserden korunma yolları

    Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanlığı 2009 yılı kanser istatistiklerine göre, ülkemizde en sık görülen çocukluk çağı kanseri akut lenfositik lösemidir. Daha sonra sıklık sırasına göre beyin tümörleri, nöroblastom, Non-Hodgkin lenfoma, Wilms tümörü, akut myeloid lösemi, kemik tümörleri, Hodgkin lenfoma, rabdomyosarkom ve retinoblastom gelmektedir.

    Gelin diğer yazıları inceleyerek çocukları kanserden nasıl koruyabileceğimizi öğrenelim.

    Doğru ve düzenli beslenme alışkanlığı ve sağlıklı bir yaşam şekline sahip olan ebeveynlerin çocukları da tıpkı aileleri gibi sağlıklı bir yaşam sürdürecek ve obeziteden uzak kalacaktır.

    -Mümkün olduğu kadar birlikte ailece yemek yiyin.

    -Davranışlarınızla çocuğunuza örnek olun. Çocuklar konuşmadan çok hareketleri örnek alırlar.

    -TV izleme saatlerini kısıtlayın. Günde en fazla 2 saat TV seyretmesine izin verin.

    -Çocuğunuzun günde en az 1 saat fiziksel aktivite yapmasını sağlayın.

    -Çocuğunuzu her sabah kahvaltı etmeyi alışkanlık haline getirmesini sağlayın. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür ve beyin gücünü olumlu yönde etkiler.

    -Çocuğunuzun şekerli içecekler tüketmesini yasaklayın (soda, yapay meyve suları ve kola vs.) Doğal meyve suları ve bol su içmelerini sağlayın.

    -Evinizde daha çok doğal yiyecek ve içecekleri bulundurmaya dikkat edin. Çocuğunuza günlük olarak bol taze meyve-sebze ve tam tahıllı ürünler tüketmesini aşılayın.

    -Çocuğunuza fast food, abur cubur ve şekerli yiyecek ve içeceklerin tüketimini kısıtlayın.

    -Çocuğunuzun çok tuzlu ve çok tatlı yiyecek ve içecekleri tüketmesini engelleyin. Tuz sağlıklı hücrelere zarar verirken, şekerin kanser hücrelerini beslediğini unutmayın.

    -Çocuğunuzu en az 6 ay emzirin.

    -Çocuklarımızı düzenli olarak sebze-meyve, beyaz-kırmızı et ve taze balık yedirerek kanserden koruyabiliriz.

    Çocuğunuzun beslenmesini işlenmiş et (sucuk, sosis, salam vs.) ve hazır gıdalar yerine doğal sebze-meyve, beyaz-kırmızı et ve taze balık tüketmesini sağlayacak şekilde düzenleyin. Çocuğunuzun beslenmesini işlenmiş et (sucuk, sosis, salam vs.) ve hazır gıdalar yerine doğal sebze-meyve, beyaz-kırmızı et ve taze balık tüketmesini sağlayacak şekilde düzenleyin. Lahana, kara lahana, semiz otu, ıspanak, brokoli, tere, karnabahar gibi taze sebzeler tüketmesini sağlayın. Bu sebzelerin kimyasal ilaçlar içermeyen organik olarak yetiştirilmiş olmasına dikkat edin. Organik sebze bol vitamin, bol mineral ve omega 3 demektir.

    Çocuklarımızda K vitamini eksikliği olduğunu gösteren son yapılan araştırmaları da göz önüne alacak olursak, organik ve doğal olarak yetişmiş sebzeleri tüketen çocuklarımız, yeterli vitamin ve minerale sahip olacaktır.

    Yapılan birçok araştırma hiç meyve tüketmeyen çocukların yaşamlarının ileriki dönemlerinde kansere yakalanma riskinin arttığını göstermiştir. Meyvelerin kimyasal ilaçlar kullanılmadan organik olarak yetiştirilmiş olmasına dikkat edin. Organik olarak yetiştirilen meyvelerin bol vitamin, bol mineral ve omega 3 anlamına geldiğini unutmayın.

    Balık içerdiği yağı ve proteini ile çocuklarınızın IQ seviyesini yükseltir ve çocuklarınıza mükemmel bir beslenme sağlar. Balık içeriğindeki yağı ile insan sağlığına büyük faydaları olan bir gıdadır.

    Çocuklarımızın süt ve süt ürünlerini dengeli tüketmelerini sağlamalıyız.

    Yapılan bazı araştırmalar, süt ürünleri (süt, yumurta, peynir vs.) ile kanser riski arasında bağlantıya rastlamıştır. Ancak bu bilgilerden yola çıkarak çocukları süt ve süt ürünlerinden uzak tutmak doğru değildir. Ancak her gıdada olduğu gibi süt ve süt ürünlerinin faydalı olacağı düşüncesi ile abartılması doğru değildir. Ayrıca, süt iştahı kapattığı için çocuğunuzun başka gıdalarla beslenmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle tüm gıdalara bakış açımızda olduğu gibi dengeli tüketim en kıymetli yaklaşımdır.

    Tütünün ve pasif içiciliğin çocuk kanserleri üzerindeki etkisi

    Çocuklar, anne ve babalarına bakarak onları taklit ederler. Ailenizde kimsenin sigara içmesine izin vermeyin ve evinizde sigara içirmeyin. 2010 yılında elde edilen verilere göre çocuklar ve gençler arasında sigara kullanımı azalmaktadır. Son 10 yıldır tütün ürünlerinin kullanımının yol açtığı sonuçlar konusunda blinçlendirme çalışmaları, hız kesmeden devam etmektedir. Ancak, bu konuda ailelerin devamlı tetikte olması gerekir. Yapılan araştırmalar, 12 yaş ve üzeri çocukların %25’den fazlasının düzenli olarak sigara kullandığını göstermiştir ki bu hiçte azımsanacak bir rakam değildir.

    Akciğer kanseri halen en sık rastlanan ve görülen vakaların yaklaşık %85’inde yaşam kaybına sebep olan bir kanser türü olarak baş sırada yer almaktadır. Sigara kullanan kişilerin yaklaşık %80’inin 18 yaşından erken sigara içmeye başladığı gözönüne alınacak olursa, ailelerin çocuklarına sigaranın zararlarından bahsetmeleri ve sigarasız bir yaşam sürmenin insan sağlığına faydalarını anlatmaları gereklidir. Sigara kullanan ebeveynlerin örnek olmak adına sigarayı bırakması hem akciğer, ağız, özofagus, mesane, böbrek ve pankreas kanserleri ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltacak hem de çocuklarında olumlu etki yaratacaktır.

    Rahim ağzı kanseri aşısı (HPV aşısı) ile kanserden korıunma

    Ülkemizde 12-15 yaşlarından itibaren kız çocuklarına uygulanan insan papillom virüs aşısı (HPV) aşısı, yüksek risk taşıyan iki tür HPV enfeksiyonundan koruyarak rahim ağzı kanserinde yeni bir çığır açmıştır. Rahim kanserlerinin %70’ine sebep olan HPV 16 ve 18’den korunmak için kullanılan aşılar, Gardasil® ve Cervarix®’dir. Gardasil, genital siğillere yol açan HPV 6 ve 11’den de korur. HPV aşısı, rahim kanseri ve serviks kanseri riskini ortadan kaldırma potansiyeline sahiptir. Bu aşıların, HPV enfeksiyonunu önlemek için kullanıldığını, rahim ağzı kanserini veya enfeksiyonu tedavi amacı taşımadığını bilmek önemlidir. HPV enfeksiyonu, genellikle kişi aktif cinsel yaşamına başladığında ortaya çıktığına göre öncesinde yani kişi gençken yapılan aşı ile bu virüsten korunmak mümkün olacaktır. İleri yaşlarda yapılan aşının koruyuculuğunun da azalmakta olduğu unutulmamalıdır. Çocuğunuzu aşılatma kararını bireysel olarak almamalı kar ve zararı mutlaka hekiminizle konuşmalısınız.

    Güneşin zararlı UV Işınlarının kanser üzerindeki etkisi;

    Çocuklar dikkat edilmesi gereken bir başka kanser türü cilt kanseridir. Cilt kanseri gelişiminin %90’ında etken rol oynayan güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından çocuklarımızı korumak için basit önlemler almanız yeterli olacaktır. Çocuklar özel ilgi ister. Deniz kenarında veya dışarıda oynayarak fazla vakit geçiren çocukların güneşte yanma olasılığı daha yüksektir ve yaklaşan tehlikeden haberdar değillerdir. Anne-babalar ve bakıcılar, çocukları güneşin zararlı ışınlarından korumak için dışarı çıkarken çocuğunuzu mümkün olduğu kadar kapalı giydirin, şapka takın ve güneş kremi sürmeyi bir alışkanlık haline getirin. Biraz daha büyüdüklerinde çocuklarınıza güneşin zararlı ışınları hakkında bilgi verin. Eğer çocuğunuz güneşte kolay yanıyorsa, daha da dikkatli olmanız, kapalı giydirmeniz, en az +30 koruma faktörlü güneş kremi sürmeniz ve güneşte fazla kalmamasına (özellikle güneş ışınlarının dik olarak geldiği 10:00-16:00 saatleri arası) özen göstermeniz gerekir. Ayrıca, çocuğunuzun UV ışınlarından koruyan bir güneş gözlüğü takması, hem gözleri hem de göz çevresindeki hassas deriyi koruyacaktır. Bunun yanında, 6 aydan küçük bebekler, direk güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır ve koruyucu şapka ve giysi giydirilmeli, bebeğin güneş gören bölgelerine güneş kremi sürülmelidir.

  • Diyabet hakkında her şey

    1. Diyabet nedir, gizli şeker nedir?

    Diyabet pankreasın yetersiz ya da hiç insülin üretememesi veya üretilen insülinin etkisinin azalmasıyla ortaya çıkan, şeker yüksekliğiyle seyreden bir hastalıktır. İnsülin hormonu vücüdumuzda şekerin kullanılarak normal sınırlar içinde tutulmasını sağlayan bir hormon olduğu için eksikliğinde ya da etkisizliğinde kanda şeker yükselmesi görülür.

    Gizli şeker denen durum ise kan şekerinin normalin üzerinde ancak henüz diyabet seviyesine kadar yükselmemiş olduğu durumlardır. Bu durum hastanın ileride şeker hastası olacağının en önemli işeretlerinden birisi olup 10 yıl içinde bunların çoğunda diyabet gelişmektedir.

    2. Kimler şeker hastası olmaya adaydır?

    45 yaş üzerinde olanlar, ailede şeker hastalığı olanlar, gebelikte şeker yüksekliği olanlar, daha önceden gizli şeker hastalığı olanlar, aşırı yemek yiyen-şişmanlar, fiziksel aktivitesi az olanlar, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği olanlar şeker hastalığı için risk altındadır.

    3. Türkiye ve Antalya olarak ele alırsak, diyabet hastası oranımız ne durumda?

    Antalya için de benzer rakamlar uyarlamak mümkündür. Türkiye’de 20 yaş üstü populasyonda diyabet sıklığı %13.7 olarak bulunmuştur. Türkiye bu rakama dayanarak 7 milyondan fazla diyabetli birey olduğu söylenebilir.

    4. Diyabet hastası olduğumuzu nasıl anlarız? Belirtisi var mıdır?

    Sık idrar yapma, gece idrar yapma, ağız kuruluğu-aşırı susama, terleme, sık acıkma, kilo kaybı yada kilo alma, halsizlik, dikkat-konsantrasyon bozukluğu, bulanık görme gibi belirtiler diyabet açısından uyarıcı olmalalıdır.

    5. Diyabet sosyal yaşamımızı nasıl etkiler?

    Diyabetik hastalar düzenli olarak doktor kontolünde olmalı, belli bir beslenme ve fiziksel aktivite planlaması çerçevesinde yaşamalıdır. İlaçlarını düzenli almalı, yekenlerini zamanında yemelidir.

    6. Küçük çocuklarda da görülebiliyor. Bunun sebebi nedir?

    Diyabet genellikle erişkin populasyonun hastalığı olup yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Bu tip diyabet tip 2 diyabet denen hastalıtır. Ancak özellikle çocuklarda pankreasın insülin yapamamasında bağlı olarak tip 1 diyabet gelişmektedir. Çocuklarda insülin üretimi olamadığı için çocukluk diyabetinde zorunlu olarak mutlaka insülin tedavisi kullanılmalıdır.

    7. Diyabetin çaresi yok mu, tamamen kurtulmak mümkün mü?

    Özellikle diyabet riski yüksek olan kişilerin düzenli egzersiz yapıp- beslenmelerine dikkat etmeleri ve kilo kontrolü sağlamaları-zayıflamaları ile diyabet önlenebilmekte yada geciktirilebilmektedir.

    Diyabet belli şartlarda düzenli ilaç kullanılmasıyla kan şekerini kontrol altına alarak ömür boyu takip edilmesi gereken bir hastalıktır. Çok az bir hastada geçici süre ilaç ihtiyacı ortadan kalkabilir.

    Tip 1 diyabetlilerin seçilmiş bir kısmında pankreas nakli yapılarak hastalık tamamen düzelebilmektedir. Bu işlem çok özellikli bir işlem olup bizim hastanemizde de 2002 yılından beri uygulanmaktadır.

    Ayrıca seçilmiş uygun bazı erişkin diyabetiklerde mide-bağırsak ameliyetlerıyla hastalarda tamamen normelleşme sağlanabilmekte yada diyabet daha iyi kontrol edilebilmektedir. Diyabetin ameliyatla tedavi seçeneklerinin tamamı yine bizim hastanemizde yapılabilmektedir.

    8. Şeker hastalığı için insülin iğnesi her gün yapılmalı mı?

    Şeker hastalarında hapların yetersiz kaldığı, yada hap kullanmanın sakıncalı olduğu durumlarda, günde 1-5 kez insülin uygulanabilir. Yada insülin pompası aracılığıyla sürekli cilt altına insülin uygulanabilir. İnsülin vücudumuzda şekerin kullanılmasını ve kandaki şekerin istenilen düzeylerde tutulmasını sağlar.

    9. Günümüzde diyabete daha sık rastlanılmasının sebebi sizce nedir?

    Diyabet sıklığının artışın, beslenme biçimindeki değişim, hareketsizlik ve kilo artışına bağlıdır. Dünya çapında yüksek yağ içeren yiyecek tüketiminin artışı, lifli gıdaların alınmaması ve ailelerin evde yemek yapmak yerine dışarıdaki hazır yiyeceklere yönelmeleri bunda etkili olmuştur. Çocuklar oyun oynamakla geçireceği zamanları bilgisayar başında oturarak geçirmektedirler. Bu durum da diyabeti çığ gibi büyütmektedir.

    10. Diyabet başka hangi sorunlara yol açar?

    İyi kontrol ve tedavi edilmezse diyabet insan ömrünü %10 kadar kısaltabilir. Bu hastalarda kalp ve damar hastalıkları 2-4 kat artar ve bu nedenle hayatlarını kaybederler. Diyabet uzun dönemde kalp damar hastalıkları, böbrek hasarı, görme-göz ile ilgili sorunlar, ayak yaraları, sinir harabiyetine yol açabilir. Dünyada körlüğün, ayak amputasyonlarının, böbrek yetmezliğinin ensık nedeni diyabettir.

    11. Ailesinde diyabet olmayanlar da şeker hastası olabilir mi?

    Ailede diyabet hastalığının olması diyabet riskini artıran en önemli faktörlerden birisidir. Ancak ailede diyabet hastası olmasa da özelllikle kilolu kişilerde diyabet olam riski yüksektir.

    12. Çok şeker yiyen şeker hastası olur mu?”

    Fazla miktarda şeker tüketmek direkt olarak diyabete neden olmaz. Ancak şeker ve şeker içeren yiyeceklerin fazla miktarda yenilmesi şişmanlığa neden olur. Eğer kişinin diyabetli olmaya yatkınlığı varsa şişmanlık diyabetin ortaya çıkışını hızlandırır.

    13. Kan şekerini düşüren ya da diyabeti önleyen bitkiler var mı?

    Herhangi bir bitkinin kan şekerini düşürdüğüne ya da diyabeti önlediğine dair kanıtlanmış bilimsel veri yoktur. Bitkilerin yenilmesi ya da kaynatıldıktan sonra içilmesi kan şekerini kesinlikle düşürmez.

    Halk arasında kekik suyu, tarçın ve limonun diyabete iyi geldiği yönünde çeşitli söylentiler mevcuttur; ancak bugüne kadar kekik suyu, tarçın ve limon ile ilgili böyle bir etkinin olduğuna dair kuvvetli bilimsel veriler yoktur.

    Ayrıca tadı ekşi de olsa tüm meyveler ve meyve suları şekeri yükseltirler. Çünkü ekşi veya tatlı meyvenin içerdiği karbonhidrat (meyve şekeri) miktarı farklı değildir. Ancak meyveler olgunlaştıkça içindeki şeker miktarı artar. Bu nedenle meyvelerin yumuşak ve sulu olduğu dönemlerde değil de, daha sert oldukları zaman yenmesi daha iyidir.

    14. Hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) nedir? Kan şekeri düşünce ne yapmalıyım?

    Hipoglisemi kan şekerinin beklenen normal düzeylerden daha düşük olmasıdır ve şeker yüksekliğinden çok daha fazla tehlikelidir. Yemesi gerekenden daha az beslenenlerde, öğün atlayanlarda, planlanandan daha fazla egzersiz yapanlarda, önerilenden daha fazla şeker ilacı kullananlarda ve özellikle yaşlı hastalarda hipoglisemi riski yüksektir.

    Kan şekeri düşünce acil önlem olarak 2 -3 adet kesme şeker ya da glikoz tablet almak gerekir. 1 bardak şekerli meyve suyu, bisküvi, meyve de tüketilebilir. Ancak çikolata gibi şeker dışında yağ içeren besinler kan şekerimiz düştüğünde kullanılmamalıdır. Çünkü bir besinin içeriğindeki yağ, o yiyeceğin içindeki şekerin emilmesini azaltır, engeller ve kan şekerini yükseltme hızını baskılar.

    15. İnsülin bağımlılık yapar mı?

    İnsülin bağımlılık yapmaz. Toplumda ‘İnsüline başlandığında bırakılamaz’ gibi bir düşünce var. Bu düşünce yanlıştır. Bazen enfeksiyonlarda, gebeliklerde veya operasyonlarda ihtiyaç olmasa bile o an için insülin kullanıldığı durumlar vardır. Bu durumlarda insülin kullanma gereksinimi ortadan kalktıktan sonra insülin tedavisi kesilip tekrar ağızdan alınan ilaçlar kullanılabilir. Ancak haplar artık yetersiz hale geldiyse yada hap kullanamayacak olan hastalarda insülin kullanım zorunluluğu vardır.

    16. İnsülin kullanan hastalar kilo alırlar mı?

    İnsülin tedavisi alan hastalar verilen diyete ve egzersize dikkat ederlerse kilo almaması gerekir. Ancak hasta diyetine dikkat etmiyorsa ya da ‘İnsülini biraz daha fazla yapayım, şu yiyeceklerden biraz daha fazla tüketeyim’ gibi düşüncelerle insülini kötüye kullanıyorsa bu durum kilo aldırabilir.

    17. Diyabetliler çocuk sahibi olabilir mi?

    Şeker hastaları gebelik düşünüyorlarsa gebelik öncesinde kan şekerinin kontrol altında olmalı ve haplar kesilerek insülin tedavisi uygulanmaladır. Kan şekeri uygun düzeylerde tutuluyorsa ve doğru tedavi yöntemleri uygulanırsa gebe kalma ve sağlıklı bir çocuk sahibi olmaları mümkündür.

    Ayrıca tüm gebeler gebelikte şeker hastalığı açısında taranmalı ve gebelikte diyabet gelişir ise şeker düzeyi takip edilmeli, gerekiyorsa insüline başlanmalıdır. Çünkü gebelerde şeker hapı kullanılmamaktadır

    18. Şeker hastaları spor yapabilir mi?

    Düzenli egzersiz, diyabet bakımının en önemli unsurlarındandır. Tek yapılması gereken spordan önce ve sonra, şeker ölçümü yaparak gerekirse bir ara öğün yenmesidir. Genel bilinen bir yanlış da sabah aç karnına spor yapmaktır. Açken spor yapmak hipoglisemi riskini artıracağı için genellikle tavsiye edilmez.

    19. Meyve suyu içmek yerine meyve tüketilmelidir?

    Şeker hastalarına meyvenin kendisini yemesi ve hatta temizlik şartlarına dikkat edilerek mümkün ise kabuklarıyla yemesi önerilir. Çünkü bir bardak meyve suyunu elde etmek için 2-3 adet meyve sıkmak gerekir. Normalde verilen meyve miktarı ise porsiyonda bir tanedir. Yani bu durumda hasta normalden fazla meyve yemiş olur. Bir başka sakıncası ise sıvı gıdaların çok hızlı emilmesidir. Bu emilim de kan şekerini hızla yükseltir.

    20. Diyabet cinsel hayatı etkiler mi?

    Kan şekeri kontrolünün iyi yapılmadığı uzun süreli şeker hastalarında diyabet cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle düzenli kontrol ve iyi kan şekeri ayarlanması gereklidir.

    21.Şeker hastaları oruç tutabilir mi?

    Ramazan ayında uzun süre aç kalınması ve sıvı alınmaması kan şekeri kontrolü bozulabilir. Oruç tutmak hastalarda hem ciddi kan şekeri düşüklüklerine hem de özellikle iftardan ve sahurdan sonra ciddi kan şekeri yükselmelerine neden olabileceği için oruç tutmaları sakıncalıdır. Bazı hafif diyabetik hastalarda ve özel durumlarda doktor ve hastanın birlikte karar vererek oruç tutmalarına izin verilebilir.

    22. Diyabetlilere tavsiyeleriniz nelerdir?

    Diyabetik hastalar hastalıklarıyla yaşamayı kabullenmeli ve öğrenmelidir. Hastalar diyabet ile iyi geçinmelidir. Düzenli uzman takibinde olmalıdır.

    Diyabetik olmayanlara tavsiyem şişman ve diyabetik olmamalarıdır.

  • Soğuk havalar kanser tedavinizi aksatabilir

    SOĞUK HAVALAR KANSER HASTALARI İÇİN RİSKLİ

    Birçok solunum yolu hastalığına sebep olan ‘soğuk havalar’, kanser hastalarının sağlığını da tehdit ediyor. Kanser hastalarının soğuk havalarda daha da dikkatli olması gerekiyor.

    Soğuk havalar, tedavisi devam eden kanser hastaları için risk oluşturuyor. Tedaviler, bağışıklık sistemini baskıladığından hastaların beslenmesinden sosyal yaşamlarına kadar birçok noktada daha dikkatli olması gerekiyor. Bu süreçte en ufak bir mikrop veya soğuk algınlığı yatağa düşmenize sebep olabilir. Bu durum ise tedavinizi aksatabilir.

    BOL BOL MEYVE TÜKETİN

    Kış ayları bilindiği gibi hastalık dönemidir. Ama tedavi gören kanser hastalarını daha fazla etkileyebilir. Bu nedenle hastalanmamaları için gerekli önlemleri almak şart. Kişinin kendi düzenine dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle de beslenmeye önem vermeleri şart. Bu nedenle kış aylarında hastalıklardan korunmak için yapılacak en güzel şey bol bol taze meyve ve sebze tüketmek olacaktır. Ama kanser hastalarının aldıkları tedavi doğrultusunda alınacak meyvelerin belirlenmesi gerekiyor. Özellikle onkolojik tedavi gören hastaların greyfurt tüketmesi çok önemli. C vitamini içeriğinden yüksek portakal, kivi ve mandalina gibi meyvelerin tüketilmesi ise bağışıklık sisteminin toparlanabilmesi için gerekli.

    YEŞİL YAPRAKLI TAZE SEBZELER VE PROTEİN TÜKETİLMELİ

    Özellikle kemoterapi tedavisi sırada beslenme çok büyük önem taşıyor. Mevsiminde bulunan taze meyveler ve doktorunuzun önerdiği şekilde hazırlayacağınız protein ağırlıklı besinler bağışıklık sisteminizi toparlamanıza yardımcı olacaktır. Yine tüketeceğiniz taze sebzelerin vitamin değerlerini kaybetmemeleri açısından doğru pişirme yöntemleri ile hazırlanmasına da dikkat etmek gerekiyor.

    BİTKİ ÇAYLARINDAN UZAK DURUN

    Böyle zamanlarda doktorunuzun önerileri doğrultusunda ıhlamur gibi bitki çaylarını tek başına tüketebilirsiniz. Ancak içeriği bilinmeyen, karışık bitki çayı adı altında sunulan bitki çaylarından kesinlikle uzak durmanız gerekmektedir. Bitkilerin kullandığınızın ilaç ile etkileşimleri olabilir ve bu etkileşimler olumsuz sonuçlar doğurabilir.

    KALABALIK ORTAMLARA DİKKAT

    Sağlıklı bireyleri bile hasta eden soğuk havalar gribal ve boğaz enfeksiyonları, bronşit ve zatürre gibi hastalıklara neden olabiliyor. Bu nedenle girdiğiniz kalabalık ortamlarda bu mikropları almanız kaçınılmaz hale gelebilir. Zaten tüm tedavi süresince enfeksiyon riskinden korunmak için kalabalık ortamlardan uzak durmanız gerekiyor. Ancak özellikle kış aylarında herkesin potansiyel olarak mikrop taşıdığını düşünürsek kendinizi kalabalık ortamlardan, toplu taşıma araçlarından, enfeksiyon riski oluşturan tüm ortamlardan uzak tutmanız önemli.

    KENDİ KENDİNİZE İLAÇ KULLANMAYIN

    Tüm kendinizi koruma çabalarınıza rağmen mikrop kapmış olabilir veya soğuk algınlığı yaşıyor olabilirsiniz. Ama kesinlikle bu süreçte kendi kendinize karar vererek herhangi bir ilaç kullanmayın. Doktorunuzun önerisi olmadan kullanacağınız her ilaç, tedavinizi olumsuz etkileyebileceği gibi istenmeyen sonuçlara da yol açabilir. Hastalandığınızı hissettiğiniz an doktorunuzla temasa geçerek onun önerileri doğrultusunda tedavi planlaması yapmak en doğrusu olacaktır.

    SOĞUK HAVALAR KANSER TEDAVİNİZİ AKSATABİLİR

    SOĞUK HAVALAR KANSER HASTALARI İÇİN RİSKLİ

    Birçok solunum yolu hastalığına sebep olan ‘soğuk havalar’, kanser hastalarının sağlığını da tehdit ediyor. Kanser hastalarının soğuk havalarda daha da dikkatli olması gerekiyor.

    Soğuk havalar, tedavisi devam eden kanser hastaları için risk oluşturuyor. Tedaviler, bağışıklık sistemini baskıladığından hastaların beslenmesinden sosyal yaşamlarına kadar birçok noktada daha dikkatli olması gerekiyor. Bu süreçte en ufak bir mikrop veya soğuk algınlığı yatağa düşmenize sebep olabilir. Bu durum ise tedavinizi aksatabilir.

    BOL BOL MEYVE TÜKETİN

    Kış ayları bilindiği gibi hastalık dönemidir. Ama tedavi gören kanser hastalarını daha fazla etkileyebilir. Bu nedenle hastalanmamaları için gerekli önlemleri almak şart. Kişinin kendi düzenine dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle de beslenmeye önem vermeleri şart. Bu nedenle kış aylarında hastalıklardan korunmak için yapılacak en güzel şey bol bol taze meyve ve sebze tüketmek olacaktır. Ama kanser hastalarının aldıkları tedavi doğrultusunda alınacak meyvelerin belirlenmesi gerekiyor. Özellikle onkolojik tedavi gören hastaların greyfurt tüketmesi çok önemli. C vitamini içeriğinden yüksek portakal, kivi ve mandalina gibi meyvelerin tüketilmesi ise bağışıklık sisteminin toparlanabilmesi için gerekli.

    YEŞİL YAPRAKLI TAZE SEBZELER VE PROTEİN TÜKETİLMELİ

    Özellikle kemoterapi tedavisi sırada beslenme çok büyük önem taşıyor. Mevsiminde bulunan taze meyveler ve doktorunuzun önerdiği şekilde hazırlayacağınız protein ağırlıklı besinler bağışıklık sisteminizi toparlamanıza yardımcı olacaktır. Yine tüketeceğiniz taze sebzelerin vitamin değerlerini kaybetmemeleri açısından doğru pişirme yöntemleri ile hazırlanmasına da dikkat etmek gerekiyor.

    BİTKİ ÇAYLARINDAN UZAK DURUN

    Böyle zamanlarda doktorunuzun önerileri doğrultusunda ıhlamur gibi bitki çaylarını tek başına tüketebilirsiniz. Ancak içeriği bilinmeyen, karışık bitki çayı adı altında sunulan bitki çaylarından kesinlikle uzak durmanız gerekmektedir. Bitkilerin kullandığınızın ilaç ile etkileşimleri olabilir ve bu etkileşimler olumsuz sonuçlar doğurabilir.

    KALABALIK ORTAMLARA DİKKAT

    Sağlıklı bireyleri bile hasta eden soğuk havalar gribal ve boğaz enfeksiyonları, bronşit ve zatürre gibi hastalıklara neden olabiliyor. Bu nedenle girdiğiniz kalabalık ortamlarda bu mikropları almanız kaçınılmaz hale gelebilir. Zaten tüm tedavi süresince enfeksiyon riskinden korunmak için kalabalık ortamlardan uzak durmanız gerekiyor. Ancak özellikle kış aylarında herkesin potansiyel olarak mikrop taşıdığını düşünürsek kendinizi kalabalık ortamlardan, toplu taşıma araçlarından, enfeksiyon riski oluşturan tüm ortamlardan uzak tutmanız önemli.

    KENDİ KENDİNİZE İLAÇ KULLANMAYIN

    Tüm kendinizi koruma çabalarınıza rağmen mikrop kapmış olabilir veya soğuk algınlığı yaşıyor olabilirsiniz. Ama kesinlikle bu süreçte kendi kendinize karar vererek herhangi bir ilaç kullanmayın. Doktorunuzun önerisi olmadan kullanacağınız her ilaç, tedavinizi olumsuz etkileyebileceği gibi istenmeyen sonuçlara da yol açabilir. Hastalandığınızı hissettiğiniz an doktorunuzla temasa geçerek onun önerileri doğrultusunda tedavi planlaması yapmak en doğrusu olacaktır.

  • Bebeğimi nasıl besleyeceğim?

    ~Allah’ın bir kadına verdiği en güzel hediye çocuklarımız. Onları ilk kucağımıza aldığımızdan hatta karnımızda ilk hissettiğimiz andan itibaren annelik duygularını yaşamaya başlarız. O, minik elleriyle bize uzandığında, yumuk gözleriyle yüzümüze baktığında bizim için her şey bitmiş, tüm dünyamız o olmuştur. Elbette hiç birimiz bir bebek nasıl büyütülür bilerek doğmadık. İşte bunun endişesi kısa sürede sarar içimizi ve acaba ona nasıl bakacağım ve onu nasıl besleyeceğim gibi sorularla kendimizi baş başa buluveriririz.

    Unutmamamız gereken en önemli şey şudur ki, bebek kendi besini ile doğar. O dünyaya geldiği andan itibaren anne sütü denilen o değerli besine sahip oluveriririz. Gerçekten ne zengin bir besindir anne sütü. Bebeğe gerekli her şeyi içerir ve ilk 6 ay hem bizim hem de onun hayatını kurtarır. Her an yanımızda olan, acaba mikrop kapar mı bebeğim diye düşünmeden verebileceğimiz tek gıdadır. Bunun önemini her anne olan bilmeli ve bebeğini hemen emzirmeye başlamalıdır. Süt, bebek emdikçe daha da artacaktır. Anneye düşen şey stresten uzak olmak, sağlıklı beslenmek ve bol su tüketerek bebeğini beslemektir. Bu sırada anne ile bebek arasında da hayat boyu yerini hiçbir şeyin alamayacağı bir bağ da kurulmuş olacaktır.

    Bebeğin ilk ayında, sık emzirmek önemlidir. Bebeğin su kaybını engelleyecek ve ona iyi bir besin olacaktır. Bir ayın sonunda tamamen olgunlaşmış sağlıklı bir süte kavuşulacaktır. Bu dönemde yapılan en büyük hata, bebeğin doymadığını düşünmek ve hemen bir mama arayışına girmektir. Tıbbi gereksinim olmadıkça böyle bir şeye gerek olmadığını bilmek gerekir. Bu gereksinime elbette doktorunuz karar verecektir.
    İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek yeterlidir.
    Altıncı aydan itibaren artık bebeğin yeni tatları tatması gereklidir. Ancak yine unutmamak gerekir ki, bebeğimiz için hala anne sütü temel besin olmaya devam edecektir.

    Ek gıdaya başlarken temelde bilinmesi gereken iki şey vardır. Birincisi, 1 yaşına kadar inek sütü, bal ve yumurta beyazının yasak olduğu; ikincisi de her gıdayı tek tek ve en az 3 gün içinde başlamak gerekliliğidir. Yani, bebeğimize yeni bir besini başka bir besinle karıştırmadan ve azar azar başlayıp, 3-4 gün içinde normal porsiyonuna ulaştırmaya çalışmalıyız. Bebek 9-10. aya gelene kadar önemini koruyan kuralı bebeğiniz 9-10 aylıkken uygulamayı bırakabilirsiniz. Eğer ailenizde alerjik yapılı bireyler varsa, bu kuralı
    tedbir olması açısından bebeğiniz 12 aylık olana kadar uygulayabilirsiniz. Oluşabilecek her türlü olağan dışı durumda doktorunuza danışmanız gereklidir.

    Ek gıdalara geçiş sürecinde ve devamında onu yiyip yemeyeceğine veya ne kadar yiyeceğine bebek karar verir. Unutmayın, bebeğinizi yemeye zorlamak iyi bir fikir değildir ve ileride yeme problemlerine yol açabilir.
    Bebekler beslenirken, rahat edeceği bir ortam hazırlanmalı, kendini güvende hissetmeli ve dik pozisyonda olmalıdır. Yatarak bebeği beslemek boğulma riski taşır.

    Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır. Mevsiminde yetişen sebze ve meyveleri içermelidir.
    Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmamak gerekir.
    Zamanla bebeğinizin sizin gözetiminizde olmak kaydıyla kendi kendine yemesine izin vermek önemlidir, bu onun özgüvenini artırır.
    Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde ek besinlere eskisi gibi hevesli olmaması da normaldir.
    Anne sütü ilk 6 ay bebeğin su ihtiyacını karşılar; ancak aşırı kusma, ishal, ateş gibi olağan dışı durumlarda su vermek
    gerekir. Katı besinlere başlandığında, ek suya da başlanır. Dört-altı aydan büyük bebeklere, aldıkları besinle birlikte günde 4–6 kez su verilmelidir. Suyu beslenme sonrası vermek daha uygun olacaktır, aç karna verilen su bebekte doygunluk yapabilir.

    Peki bebeğimize ilk başlayacağımız gıdalar neler olmalıdır?

    Bebeğimizi ilk besinlerle tanıştırırken, yumuşak dokulu, kaygan, kolayca püre olabilen, sindirimi kolay ve alerji riski en düşük yiyecekleri tercih etmemiz gerekir. Bebeğinizin katı gıda ile ilgili ilk tecrübeleri tahılla, püre haline getirilmiş meyve veya sebze ile olmalıdır. Bu aşamada verebileceğimiz meyveler; mevsimine göre değişen elma, avokado, kayısı, muz, mango, nektarin, şeftali, armut, mor erik olabilir. Yine bu dönemde balkabağı, havuç, kabak, patates, yer elması, semizotu, ıspanak gibi sebzeleri kullanabiliriz. Tahıl ürünlerinden irmik, arpa, yulaf, pirinç bebekler için uygundur. Ek gıdaya geçişte ilk aylardan sonra 7. ayın sonundan itibaren bebeğinizi etlerle tanıştırabilirsiniz. Özellikle demirden zengin olan kırmızı et (dana, koyun veya kuzu eti) ilk tecihiniz olabilir. Etler sebze çorbalarının içine blendırdan geçirerek eklenebilir.
    Bu besinlere alışan bebeğimize, ikinci aşamada daha kalın ve dokulu, daha lifli, bir miktar daha asidik ve protein bakımından daha zengin yiyecekler tattırabiliriz. Mercimek, yabanmersini ve yumurta sarısı bunlardan bazılarıdır. Bu yiyecekler için 7-8 aylıktan 1 yaşına kadar olan bebekler hedeflenmektedir. Yine bu yiyecekler de alerji riski düşük besinlerden seçilmelidir. Burada kullanabileceğimiz meyveler avokado, mango, muz, hurma, erik olabilir. Bezelye, kereviz, yeşil fasulye, enginar, karnabahar da bu basamakta verilebilen sebzelerdir. Kırmızı ete ilaveten güvenilir yerlerden alınan tavuk, hindi, balık da bebeğinize vermeye başlayabilirsiniz. İkinci aşama tahıllar ve baklagilller; beyaz un, tam buğday unu, mısır unu, bulgur, nohut, mercimek, kinoa olabilir.

    Vereceğiniz meyveler tatlı olmalıdır. C vitamininin kaybını önlemek için cam rende ile rendelenerek verilmelidir. Portakal, limon, greyfurt, mandalina gibi meyveler asidik olma özellikleri nedeniyle bebekte bazen rahatsızlık yapabilmektedir. Tercihen 3. Seçenek olarak verilmelidir.
    Bebeğinize evde kendinizin yapacağı yoğurt da verebilirsiniz.
    Sebzeler genellikle çorba şeklinde hazırlanarak bebeğe sunulmalıdır. Verilebilecek sebzeleri kaynattıktan sonra ezerek veya çok fazla olmamak kaydıyla blendırdan geçirerek hazırlayabirsiniz. İçine bir yemek kaşığı zeytinyağı katılabilir. Salça kullanılmamalıdır. Bundan başka, mercimek çorbası, yoğurt çorbası, tarhana çorbası da bebeğinizin sevebileceği gıdalardır.
    Kahvaltı öğününde yumurta sarısı (tam pişmiş olarak), az yağlı ve az tuzlu beyaz peynir, iyice dövülmüş ceviz, keçiboynuzu pekmezi kullanabilirsiniz.

    Verilen besinlerin bebeğimize dokunduğunu nasıl anlayacağız?

    Bebeğinizde kusma, karın ağrısını düşündürecek huzursuzluk, ciltte kırmızı döküntüler, ishal, hırıltılı solunum gibi bulgular fark ettiğinizde hemen
    doktorunuza danışınız.

    Besin alerjisinde riskli gıdalar; inek sütü, yumurta(daha çok beyazı), balık ve kabuklu deniz ürünleri, kabuklu ve yağlı kuruyemişler (fındık, fıstık), çilek, kivi ananas, domates gibi meyve ve sebzeler, baharatlar ve çeşni vericiler (Zencefil, kereviz tohumu, tarçın, karanfil, kişniş, hindistancevizi, hardal, karabiber,kırmızıbiber, haşhaş tohumu, ada çayı ve vanilya) olarak sayılabilir.

    Bebeğimizin doyduğunu nasıl anlayabiliriz?

    Bebeğiniz mama sandalyesinde geriye doğru eğiliyorsa, kaşığı uzattığınızda ısrarla kafasını çeviriyorsa ve ağzını açmıyorsa, yemeğiyle oynamaya başladıysa doymuş olabilir. Önündekini bitirmesi için ısrarcı olmamak gerekir.

    Aylara göre düzenlenmiş örnek beslenme listeleri

    6-8 ay beslenme tablosu

    1 günde alınması önerilen besinler ve miktarları

    5-6 öğün anne sütü

    3-9 çorba kaşığı tam tahıllı muhallebi

    (1-3 öğüne bölebilir yavaş yavaş tek bir öğünde toplayabilirsiniz.)

    1/2 su bardağı meyve püresi

    3-5 çorba kaşığı sebze püresi

    8-10 ay beslenme tablosu

    1 günde alınması önerilen besinler ve miktarları

    3-5 öğün anne sütü

    1 porsiyon süt ürünü (1 porsiyon: ¼ – ½ bardak yoğurt /1 kibrit kutusu peynir)

    1 porsiyon tam tahıllı muhallebi (1 porsiyon: 6-9 çorba kaşığı )

    1 porsiyon meyve (1 porsiyon: 1 pişmiş kuru kayısı/yarım bardak taze meyve püresi)

    1-2 porsiyon sebze (1 porsiyon: 1-2 çorba kaşığı)

    1 porsiyon protein (1 porsiyon: 1 yumurta sarısı/1 orta boy köfte ya da balık/tavuk/2 çorba kaşığı yeşil mercimek ya da
    kuru fasulye) Unutmayalım, anne olmak güzeldir.

  • Okul çağı çocuklarının bağışıklık sistemi için doğru beslenme

    Günümüzde sıklıkla 3 yaş sonrası okul öncesi eğitime ve ardından ilkokula başlayan cocuklar bu ortamlarda özellikle kış ve bahar aylarında yaygın görülen infeksiyon hastalıklarına yoğun olarak maruz kalmakta. Okul öncesi ev yaşamında oldukça hijyenik koşullarda yaşayan çocukların bağışıklık sistemleri henüz hazır olmadıkları infeksiyon etkenleri ile karşılaşınca, karşımıza geçmeyen burun tıkanıklığı, tekrarlayan orta kulak infeksiyonları, inatçı balgamlı öksürükle giden bronşit tablolarını arka arkaya yaşayan minikler ve endişeli anneler ordusu çıkmakta. Karşılaştığımız bu enfeksiyonların % 80 ‘ i viral enfeksiyonlardır ve bu durumlarda gereksiz antibiyotik kullanımı ile çocuğun cilt – bağırsak ve boğaz florası bozularak bakteri direnci ve çocukta alerji – astım – atopi riski artar.

    Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde kuvvetlendirilmesi yetişkinlik döneminde sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşır. Düzenli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra, çocukların sağlıklı ortamlarda büyümesi bağışıklık sisteminin gelişmesinde önemli bir rol oynar. Sağlıklı ortam aşırı hijyenik ortam demek değildir. Çocuklar bağışıklık sisteminin gelişebilmesi için çevredeki mikrop ve bakterilere de ihtiyaç duyarlar. Çocuk ne kadar çok yaşadığı çevreyle ilişkide ise, yaşıtları ile oynuyor, toprakla oynuyor ise o kadar bağışıklık sistemi güçlenir.

    Beslenme bağışıklık sistemini en çok etkileyen çevresel faktörlerden biridir. Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağı tabi ki anne sütüdür. Anne sütü içeriğindeki immunglobulinler ve koruyucu diğer faktörler bebeğe direkt olarak geçmekte ve bireyin ömür boyu onu koruyacak olan bağışıklığının ilk temellerini atmaktadır.

    Çocukların yaşlarına uygun kaloriyi sağlayan dengeli beslenme bağışıklık sistemini olumlu yönde etkiler. Beslenme yetersizliği kadar obezite de kan yağları arttığı için bağışıklık sistemi negatif olarak etkileyen bir faktördür.

    Sebze ve meyveler içerdikleri vitaminler yoluyla özellikle de antioksidan vitaminler olan Beta karoten, C, E vitaminleri ve selenyum-çinko gibi eser elementler ile bağışıklığımızı güçlendirir. Sebzelerden kırmızı-yeşil biber, brokoli, lahana, kereviz, turp, pazı ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler özellikle kış aylarında mutlaka tüketilmesi gereken bağışıklığı güçlendiren sebzelerdir.

    Balık ve ceviz içerdikleri omega-3 yağları ile bağışıklığı destekler. Haftada bir kez balık ve hergün ceviz tüketilmesi önerilmektedir.

    Meyvelerden özellikle turunçgiller, portakal, mandalina, kivi ve limon C vitamini iceriği ile öne çıkmaktadır. Günde en az 1 portakal, 1 kivi ya da 2 mandalina tüketilmesi çocuğun günlük ihtiyacı olan C vitaminini sağlar. Taze sıkılmış meyve suları şüphesiz vitamin desteği sağlasa da, meyvenin içerdiği lifler ve diğer minerallerle tam olarak tüketilmesi tercih edmelidir. İncir, Beta karoten ve A vitamininden zengin kayısı gibi yaz meyveleri kışın kurutulmuş olarak tüketilebilir.

    Probiyotikler ağız yoluyla alınan canlı mikroorganizmalardir. Barsaklara yerleşerek bizi zararlı bakterilere karşı korur , sindirime yardımcı olurlar. Mayalı ürünler yoğurt -ayran- kefir -tarhana -boza vb. içerdikleri probiyotikler ile bağışıklık sistemimizi güçlendirirler. Özellikle suyu üst kısımda birikebilen ev yapımı yoğurtların tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

    Prebiyotikler ise bu yararlı bakterilerin barsakta sağlıklı çoğalmasını destekleyen, diyetle aldığımız canlı olmayan maddelerdendir. Sarmisak, soğan, muz, tüm sebzeler, tahıllar ve kuru baklagiller bu gruptadir.

    Protein grubu besinlerin ana kaynağı olan et de büyümeyi desteklemenin yanında, çinko içeriği ile bağışıklığı destekler.

    Tüm bu bilgiler ışığında çocuğun mucize yaratacağını düşündüğümüz tek bir meyve ya da sebzeyi yemeye zorlanması yerine, tüm mevsim sebze ve meyvelerini , tam tahılları, eti ve kuru baklagilleri dengeli olarak tüketmesini önermekteyiz .

  • Ek besinlere başlarken nelere dikkat etmeliyim?

    Yeni gıdalara teker teker başlayın ve üç-dört gün boyunca başka yeni bir gıda vermeyin. Her yeni gıda ile birlikte ishal, döküntü, gaz, kabızlık, alerji, kusma gibi belirtilerin olup olmadığını gözleyin. Bunlardan herhangi birini gördüğünüz anda, kuşkulandığınız yiyeceği diyetten çıkarın ve çocuk hekiminize danışına kadar tekrar vermeyin. Eğer uygunsa sonra aynı besin daha önce anlatıldığı şekilde 15-20 gün sonra yeniden başlanır. Eğer yine alerji olursa tekrar kesilerek bir süre sonra denenir.

    Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır (büyüklere göre hazırlanmış konserve gıdalar çoğunlukla fazla tuz ve koruyucu katkı maddeleri içerdiklerinden bebeklere verilmemeleri gerekir). Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.

    Bazen bebek özel olarak emzirilemeye ya da mamaya geri dönmek ister. Bu genelde hastalık sırasında olur, endişelenmeyin. Bir süre sonra tekrar katı gıdaya dönecektir.

    Reddedilen bir bir yemeğin menüden çıktığını düşünmeyin. Bebeklerin hafızası zayıf olur ve dün istemediklerini bugün iştahla yiyebilirler.

    Dışkı oluşumuna katkıda bulunmayan proteinlerin aşırı miktarda verilmesi, buna karşılık yeterince sıvı, yeşillik, sebze ve meyve verilmemesi kabızlığa neden olabilir.

    Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.

    Bebeğiniz öğün aralarında susamış gibi görünüyorsa su verebilirsiniz, aslında bebeklerin çok fazla suya ihtiyacı yoktur, ihtiyaçlarını anne sütü ve besinlere kattığınız su ile karşılayabilirler. Sıcak aylarda terleyerek su kaybedeceği için günde daha sık su verin. Yaptığı idrarın rengine, miktarına, sayısına bakarak su ihtiyacını anlayabilirsiniz.

    Sıklıkla alerjiye sebep olduğundan, yumurtaya en son başlanır. Yumurtayı haftada en çok üç kez verin. Bebeğinizi yüksek kolesterol içerikli gıdalara alıştırmayın.

    Bebeğiniz beslenirken yalnız bırakmayın (tıkanma yaşayacağınız en kötü tecrübe olabilir).

    Bebeğime ek besinlere başlarken neler vermemeliyim?

    İlk bir yıl içerisinde yumurta beyazı, tuz, bal, çay ve inek sütü bebeklere önerilmeyen yiyeceklerdir. Sebzelerden lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, bakla, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve acı baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın. Fakat zerdeçal, tarçın, biberiye, kekik gibi baharatler hem değişik tatlar verebilir, hem de kendine özgü faydaları vardır. (Örnek: Zerdeçal güçlü antioksidandır, kanser ve enfeksiyondan koruyucu özelliği vardır)

    Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.

    Doktorunuz uygun görmediği sürece devam mamaları kullanmayın.

    Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar. İnek sütü ile beslenen bebekler daha az demir ve C vitamini alırlar. Bu da barsaklarda gizli kanamalara ve kansızlığa neden olur. İnek sütü düşük D vitamini ve yüksek fosfor içermesi nedeni ile iyi bir kemik mineralizasyonu ve iskelet sisteminin gelişmesini sağlayamaz.Bu nedenle mümkünse 24 aydan önce kullanılmamalıdır.

    Tuz ile yüksek tansiyon arasında bir ilişki vardır. Bebeğin tuza alışmaması için ona hazırladığınız mamalara, pürelere ve çorbalara tuz eklenmemelidir. Ayrıca sizin besinlerinizden de beslenmeye başladığında tuzu az yiyecekler vermeye gayret edin. Farklı tatlar arayan bebeklerde 8-9. ayda az miktarda tuz denenebilir görüşündeyim.

    Çayın besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gıdaların besleyici değerini düşürür, bağırsaklardan demir emilimini bozarak kansızlığa yol açabilir, kafein uyku problemi ve sinirlilik yapar. Bu bakımdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur. Her bitki çayı da uygun değildir; anason, rezene, papatya ve ıhlamur dışında bitki çayı 1 yaş altına vermeyin. Bebek için en uygun sıvı aslında sudur.

    Bebekler genelde tatlı ve vanilyalı besinlere çok daha kolay alışırlar. Çeşitli besinlere alışmalarını sağlamak için aşırı şekerli besinler verilmesinden kaçınılmalıdır.

    Bal bebeğinize zarar verici bazı bakterileri taşıdığı, deli bal zehirlenmesi denen bir kalp bozukluğuna sebep olduğu ve alerjen olduğu için önerilmez.

    1 yaşın altında pişmemiş ya da az pişmiş yumurta vermeyin. Çiğ yumurtadan yapılmış mayonez de vermeyin. Yumurta beyazı 1 yaştan sonra başlanmalıdır.

    Çilek ve kivi alerjik olması nedeni ile erken başlanmaması gereken meyvelerdir.

    Sosis, salam, sucuk, hazır pişmiş tavuk gibi işlenmiş et ürünleri çocukluğun hiçbir döneminde verilmemelidir.

    Eskiden annelerin yedirdiği beyin deli dana hastalığı riski nedeniyle sadece bebeklikte değil, ömür boyu yenmemlidir.

    Alerji ve astım öyküsü varsa susam, yer fıstığı, ceviz, kaju, fındık, süt, yumurta, tüm koruyucu katkı maddeli market ürünleri bebeğe verilmemeli ya da az verilmelidir. Hazır çorba ve muhallebiler de zararlıdır.

    Glüten hassasiyeti olabileceğinden, mama hazırlarken buğday unu dışındaki diğer tahıl unları (pirinç, mısır) tercih edilmelidir.

    Yağsız, ya da yağ oranı düşürülmüş gıdaları bebeğinizde kullanmayın, her zaman tam yağlı verin. Aynı durum, düşük kolesterollü gıdalar için de geçerlidir.

    Başlangıçta besleme araçları nelerdir?

    Küçük, derin olmayan silikon ya da plastikten bir tatlı kaşığı

    Plastik bir çatal

    Bebeğin daha rahat kullanacağı arkası eğik (gözüne kaşığı sokmaması için) bir kaşık ve çatal

    Altı kaymayan ve emici olan bir kap

    Ağızlıklı bir fincan (tercihen iki kulplu)

    Zor devrilmesi için altı ağır olan bir fincan

    Önlükler (içi pamuk dışı plastik, kolluklu; büyük çocuklarda önünde teknesi olabilir)

    Yeri korumak için plastik bir örtü

    Cam rende

    Katı meyve sıkacağı

    Süzgeç

    Bebek gıdasını ısıtmak üzere ayrılmış bir tencere

    Tencerenin üzerine yerleştirmek için metal buğulama diski ya da buhar tenceresi

    Yoğurdu nasıl hazırlayabilirim?

    Yoğurt ömür boyu her gün yenmesi gereken en önemli gıdalardan birisidir. Günlük mayalamak şarttır, çünkü bekleyen yoğurtta laktik asit miktarı artar; bebeğin böbrekleri de bu asidi dışarı atmak için yetersiz olabilir.

    Sütü ateşte kaynatıp soğumaya bırakın. Parmağınızın dayanabileceği sıcaklığa (45-50 derece) kadar sütü ılıtıp içine tahta bir kaşıkla yoğurt mayası ekleyin, (1 litre süte 1-2 çorba kaşığı içinde sulandırılmış. 1 çorba kaşığı yoğurt mayası), yavaşça karıştırın, kabın üstünü örttükten sonra oda ısısında hareket ettirmeksizin yaklaşık 6 saat bekletin. Süzme yoğurdun bebeklere bir faydası yoktur. Hazır yoğurt ise canlı maya (probiotik) içermediğinden bebeğinizin bağırsaklarını ev yoğurdu kadar korumayacaktır.

    Hazır mama ile de yoğurt hazırlanabilir. Bunun için 120 ml. içme suyu kaynatılıp içine 6 ölçek formül mama eklenir. Bu karışımın gene 45-50 dereceye kadar ılıması beklenir. Daha sonra başka bir kaba bu karışımdan 2 yemek kaşığı aktarılıp 1 yemek kaşığı yoğurt ile karıştırılır. Üzerine ilk karışımdan kalan miktar eklenip, bir süre bu karışım iyice karıştırılır. Üzeri örtülüp oda ısısında 4-6 saat bekletilirse yoğurdunuz hazırdır.ç

    Günlük yoğurt öğünü iki defa olabilir. Her öğünde 3 tepeleme yemek kaşığı veya 1 çay bardağı verilebilir. İçine meyveleri püre şeklinde ekleyerek, ya da biraz ev reçeli ve pekmez koyarak tatlandırmayı ilerideki günlerde yapın. 5-6. Aydan sonra pilav, makarna, dolma, sebze yemeklerine de yoğurt katmak hem besini farklılaştıracak, hem de değerini artıracaktır.

    Ayrıca çocuğunuza su yerine ayran içirebilirsiniz.

    Sebze pürelerini nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püreleri patates, havuç, pirinç veya irmik ile hazırlanabilir. Mevsim sebzesi olarak kabak, bezelye ve domates kullanılabilir. Seçilecek olan sebzeler taze ve olgun olmalı, çürük olmamalıdır. Sebze püresine patatesle başlanması önerilir. Daha sonra havuç ve mevsim sebzeleri her gün yeni bir çeşit ilave edilerek zenginleştirilir. Kök sebzelerin (havuç, patates, balkabağı, sarı şalgam) doğal ve şekerli tatları varır ve bir şey katmadan buharda pişirilip püre haline getirilerek de verilebilir. Burada amaç alerji yapabilecek sebzenin tespit edilmesini kolaylaştırmak ve onu mönüden çıkartıp ilerideki zamanlarda tekrar denemektir. Lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Dört haftalık bir süre içinde tam sebze püresine geçilebilir. Aşağıdaki tarifler örnek olarak verilmiştir, ancak hiçbir kalıba uymanız gerekmediğini de unutmayın.

    1. Hafta (sebze çorbası): 3-4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapaklı kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sıvı miktarı 200 gram olacak şekilde ayarlanır. Bebeğin yediği kadar verilir. Amaç doyurmak değil, tattırmak ve bebeğin reaksiyonlarını gözlemlemektir.

    2. Hafta (basit sebze püresi): Aynı şekilde pişirilir, karışıma pirinç eklenebilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak mamanın hazırlanması tamamlanır.

    3. Hafta (karışık sebze püresi): Havuç ve patatesin yanına 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ıspanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi. En fazla 3-4 sebzeyi karıştırın ki bebek farklı tatlara alışsın Tel süzgeçten geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşığı irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir. Bezelye, yeşil fasulye, semiz otu, ıspanak, vs. de mevsimine göre katılabilir. Bebeğe verilecek miktar 3-6 tepeleme yemek kaşığı olabilir.

    4. Hafta (tam sebze püresi): Ayrıntılarıyla anlattığım şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı sızma zeytinyağı veya pastörize tereyağı katılır.

    Altıncı aydan itibaren sebze çorbası ya da püresine 1 yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş yağsız sinirsiz dana) eklenmelidir. Daha erken dönemde sebze çorbasına başlanmış olan bebekler için kuzu ciğeri tercih edilir. Kemik sulu çorba vermenin kalsiyum içeriğini artırdığı görüşü doğru değildir, ancak çorbayı daha lezzetli yaptığı için verilebilir.

    Yemek Suyu: Aslında yemek suyunun besleyici değeri çok azdır. Anne sütü alan bebeklerde 7-8. aylarda, tamamen yapay beslenen bebeklerde ise 4 aylıktan itibaren yemek suyunun yağsız tarafından tattırılabilirsiniz. Sindirildiği anlaşılınca ekmek içi ile birlikte yedirilir. Kızartılmış ekmeğin içi daha uygundur. Evde pişen sebze yemeklerine bir soyulmuş patates ya da havuç atarak pişirilir. Yağsız tarafından alınan suyunda sebzeler ezilerek suluca yedirilir.

    Havuç Çorbası: 2 su bardağı suya 1 yemek kaşığı pirinç, 3 küçük havuç, bir tutam tuz (şart değil) eklenerek 45 dakika pişirilir. Ezilip süzgeçten geçirilerek pişirilir. Üzerine bir mama kaşığı tereyağı eklenebilir.

    Havuç Suyu: Havuçlar iyice temizlendikten sonra, temiz bir turp rendesinde(cam rende olması tercih edilir) rendelenir. Temiz bir tülbent içinde sıkılarak suyu çıkarılır. Bir çay bardağına yarım “küçük boy küp şeker” konabilir. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Domates Suyu: Domateslerin kabuklarının kolayca soyulması için 1 dakika kadar kaynar suda tutulan domatesler; ezilerek önce tel süzgeçten geçirilir. Tülbent içinde sıkılarak pürtüksüz ve çekirdeksiz suyu çıkarılır. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Patates Püresi: 1 orta boy patates kabuğuyla haşlanır, soyulur ve ezilir. 2-3 dövülmüş bisküvi ile karıştırılarak tam sütle 150 ml’ye tamamlanır. Çocuk tatlı beğeniyorsa %5 şeker ya da meyve suyu eklenebilir. Yapay beslenen süt çocuklarına 3-4 aylıkta, anne sütü alan bebeklerde 6-7. aylarda verilir.

    Sebze yemeklerinin öğün sayısı bir, farklı bir tat ise (örneğin yoğurt ile karıştırarak) iki olabilir.

    Bebeğinize 5. aydan sonra tarhana ve yayla çorbaları da verebilirisiniz.

    Hangi meyveleri tercih etmeliyim?

    Başlangıçta kabuğu soyulan ve alerji yapma olasılığı az olan meyveler ile başlayın. Mevsimine göre elma, armut, şeftali ve muz tercih edilen başlıca meyvelerdir.

    Meyve pürelerini azar azar vererek başlayın.

    Katı gıdaya alışması için meyve suyu değil, meyve püresini tercih edin. Ancak ayva, havuç gibi çok katı meyvelerin suyu katı meyve sıkacağı ile alınabilir. Muz bir miktar süt ya da mama ile sulandırılıp akışkan bir kıvama sahip olması sağlanabilir.

    Vitaminlerin kaybolmaması için çırpıcı, rondo, blender yerine cam rende kullanılmalıdır, cam rende vitamin kaybını azaltır.

    Meyveleri komposto gibi haşlayıp ezerek vermek de diğer bir seçenektir, pişirme ile vitamin kaybı olmaz. 6. aydan sonra kayısı ve erik kurularını da komposto yaparak verebilirsiniz.

    Portakal, mandalina, limon bazı çocuklarda gaz, karın ağrısı ve alerjilere yol açabilmektedir. Bu sorunlar görülmezse bu meyve sularını da verebilirsiniz. Armut, kırmızı erik, kayısı, dut, ,incir bağırsakları çalıştırırken; muz, elma, şeftali bağırsağı daha yavaş çalıştırır, bunun için bağırsak düzen bozulan bebeklere meyveleri bir arada verin. Alerji, gaz, ishal, kabızlık, kusma gibi olumsuz etkiler olursa, bunu yapan meyveyi kesip 6-7. aydan sonra tekrar denemelisiniz.

    Meyve suları verilmesi bebekte yeterli beslenmeyi engeller, kilo alımlarını duraklatır. Hazır meyve sularını bebeğe asla vermeyin. Organik meyve sularının biberonla verilmesi diş çürüğü yapar, fincanla vermeyi tercih edin.

    Meyveler ve meyve suları özellikle çok verildikleri taktirde dışkıyı asidik yaparak ve cildini tahriş edebilir. Bebekte kıpkırmızı ve altı silinirken acı veren bir pişiğe yol açabilir. Bir süre için meyve veya meyve sularını azaltmanız da yararlı olabilir.

    Verilecek meyve miktarı bir orta boy elma ya da elma kadar, öğün sayısı da 1-2’dir.

    Muhallebi nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam öğünü olarak verilir. 1 su bardağı süt, bir tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı toz şekerle yapılır. Soğuk sütün bir kısmıyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakın şeker eklenir. İlk günlerde süt sulandırılabilir. Süt eklemeden sadece pirinç unu ve ile muhallebi hazırlamak doyurucu olabilir, fakat zararı daha fazladır, kilolu ama zihinsel ve hareket gelişimi geri bir bebek yetiştiriyorsunuz demektir.

    Muhallebi, kutu mamalarla da hazırlanabilir. Özellikle inek sütü proteinlerine duyarlı olan bebeklerde bu durum tercih edilir. Bir su bardağı su 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra içine 5-6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Topaklanma durumunda tel süzgeçten geçirilir. Son yıllarda süt çocukluğu döneminde inek sütünün hiç kullanılmaması yönünde olan görüşler giderek ağırlık kazanmaktadır.

    Sebze maması ve muhallebi öğünleri önceleri az miktarda başlanır, daha sonra 100-150 gram (5-6 kaşık dolusu) olarak hazırlanır.

    4-6 arası örnek beslenme programı verebilir misiniz?

    Defalarca belirttiğim gibi hiçbir kalıba, sıraya uymayın, her bebek değişken beslenme karakterleri gösterir. Ancak fikir oluşturması açısından örnek bir liste vereyim:

    07.00 anne sütü veya mama

    10.00 anne sütü veya yoğurt

    11.00 meyve püresi

    13.00 sebze çorbası veya püresi, doymazsa yoğurt

    16.00 anne sütü veya meyve püresi

    17.00 yoğurt

    21.00 anne sütü veya muhallebi

    Gece uyanırsa anne sütü veya mama

  • Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Bazı besinler çocuğunuz için diğerlerinden daha mı faydalıdır ?

    Kötü sebze diye birşey yoktur. Ancak bazıları daha çok vitamin ve mineral içerir. Çocuğunuzun öğlen yemeğini hazırlarken parlak renkli sebzeleri daha çok tercih edebilirsiniz: Brokoli, domates,biber,havuç gibi. Sağlıklı bir öğlen yemeğinde aynı zamande protein, meyve ve tahıllar da bulunmalıdır. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tercih edin. Böylece çocuğunuz meyvenin kabuğunu da tüketerek fazladan vitamin de almış olacaktır. Öğlen yemeğini kendisi tüketiyorsa fazla tuz ve yağ içermeyen sağlıklı besinler seçmesini öğretmelisiniz.

    Çocuğunuz için en zengin kalsiyum kaynağı domates mi, badem mi yoksa şeftali midir ?

    Kalsiyum kaynağı dediğimizde aklınıza muhtemelen süt ve süt ürünleri gelir. Çocuğunuz süt sevmiyorsa badem,fasulye, portakal suyu gibi gıdalarda kalsiyum almasına yardımcı olurlar. Çocuklar, sağlıklı kemik ve diş gelişimi için kalsiyuma ihtiyaç duysalar da özellikle ergenlik döneminde yeterli almazlar. Kalsiyum ve D vitamin desteği almaları gerekebilir.

    Sebzeli omlet sağlıklı bir kahvaltı seçeneği olabilir mi ?

    Mısır gevreği, süt, meyve sabah kahvaltısında kolay bir seçenek olsa da sebzeli omlet , proteinden daha zengindir, daha fazla enerji verir ve daha uzun tok tutar.

    Çocuğunuzun Yeterli Demir Aldığından Nasıl Emin Olabilirsiniz ?

    Kırmızı kan hücrelerinin oksijeni dokulara taşıyabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Çocuklar büyürken demire ihtiyaç duyarlar. Kırmızı et, somon, yumurta, kuru meyvelerin hepsi değişik miktarlarda demir içerirler. Bu besinleri, brokoli, domates, portakal, çilek gibi C vitamininden zengin gıdarla birlikte verirseniz demir emilimi de daha iyi olacaktır. Süt, barsaklardan demir emilimini azalttığından günlük süt miktarını 2 bardakla sınırlamak uygundur.

    Çocuğunuz iştahsızsa , yeterince vitamin almıyor olabilir mi?

    Birçok anne – baba çocuğunun iştahsız olmasından, sürekli ‘’ Tokum ‘’ demesinden şikayet eder. Ancak çok da büyük olmayan bir porsiyon bile çocuğunuzun yeterli vitamin ve mineralleri alması için yeterlidir. Hergün küçük porsiyonlar tüketiyorsa dışarıdan vitamin – mineral desteği alması için doktorunuza danışmanız faydalı olacaktır.

  • 4-12 aylık bebek beslenmesi

    Bebek ve Çocuk Beslenme listeleri

    4 AY -5 AY ARASI BESLENME
    Verilecek ek gıdalar
    1)Meyve Suyu veya püresi
    2)Sebze çorbası
    3)Muhallebi
    Meyve suları ve pürelerinin hazırlanışı
    Kullanılacak Meyveler; Elma, armut, şeftali,muz,havuç da meyve suyu olarak verilebilir.Elma,armut,havuç,şeftali gibi meyveleri yıkayın,sıcak suda 1 dk kadar bekletin
    kabuklarını soyun,meyve sıkacağında veya cam rendede rendeleyin ve bir tülbentten geçirin ve verin. Meyve sularını günde 1 veya 2 kez verebilirsiniz, ilk 15 gün sadece meyvelerin sularını verin, sonraki günlerde meyveler püre halinde de verilebilir,önceden biberon kullanmış bebeklere meyve suları biberonla verilir,hiç biberon kullanmamış bebeklere ise mümkün olduğunca kaşık veya suluk ile vermeye çalışın.Meyve püresi yaparken cam rende kullanmaya özen gösterin ,içine şeker katmayın.Gaz yapan meyve sularını(portakal,mandalina,kivi),kabızlık yapan meyveleri(muz gibi)şikayet durumuna göre seyrek verin,hazır meyve sularını vermeyin.Verilecek miktar giderek artırılarak 6. ay civarında 100 ml. Ye çıkarılabilir.
    Sebze Çorbasının Hazırlanışı
    Kullanılacak sebzeler; Patates, havuç, kabak,taze fasulye,ıspanak, kereviz, maydanoz,dereotu,brokoli. bu aylarda verilebilir. Vereceğimiz sebzeleri önce teker teker ve az miktarlarda 2-3 gün aralıklarla verip alerji yapıp yapmayacağını gözlemlemeliyiz. Daha sonra alerji yapmayan sebzelerle 2’li, 3’lü karışımlar halinde sebze püreleri, sebze çorbaları hazırlayabiliriz.
    Hazırlanışı: Tüm sebzeleri hazırlanmadan önce yıkayın, kabuklarını soyun,ayıklayın.
    2 büyük çay fincan suyu tencereye koyun, kabuğu soyulmuş 1/2 havuç ve 1/2 patatesi doğranmadan tencereye koyun ağzını kapatın, normal tencerede 40-45 dk kısık ateşte pişirin,üzerine 1 tatlı kaşığı irmik ilave edin ve 5 dk daha pişirin(düdüklü tencerede 1 fincan su koyun ve 10 dk pişirin ve irmiği en baştan ilave edin) ocaktan alın suyuyla birlikte tamamını robottan geçirin veya çatalla ezin, biraz soğuyup ılık olunca yedirin, bu hazırlanan çorbadan ilk gün 2-3 tatlı kaşığı, 2. gün 4-6 tatlı kaşığı verin, pişirdiğiniz çorbayı 24 saatten kısa bir zaman aralığında tüketin(her gün taze hazırlayın), ilk gün konulan sebzelere ilaveten 2. gün yarım kabak ve 2-3 adet taze fasulye de ekleyin, bundan 8-10 tatlı kaşığı verin ve her gün verilen miktarı artırarak 1 ayda toplam 1 çorba kasesi verecek duruma gelin, sebze püreleri yedirilirken önemli olan eklenen sebzelerin bebeğinizde vereceği tepkilerdir. Allerjik reaksiyonlar, gaz, kabızlık, ishal durumlarını yakından takip edin.
    Muhallebinin Hazırlanışı
    Sade İnek sütü 1 yaşına kadar kullanılmamaktadır. Fakat muhallebi yaparken kullanılabilir. Ayrıca muhallebi hazır formül mamalarla da hazırlanabilir.
    Hazırlanışı:1 çay bardağı(100 ml)suyu küçük bir tencereye veya cezveye koyun,üzerine 2 tatlı kaşığı pirinç unu ekleyin ve ocakta karıştırın yoğunlaşmaya başlayınca altını kısarak 5 dk karıştırarak pişirin. Pişme bitince ocağı kapatın, tencere veya cezveyi kenara alın, soğumasını bekleyin, üzerine 1/2 çay bardağı kaynamış, soğutulmuş inek sütü(cam şişede günlük pastörize veya temiz, taze köy sütü) veya hazır mamadan 6 ölçek katın. İlk muhallebiye başlarken, bebeğinize muhallebiyi 2-3 tatlı kaşığı verin sonradan miktar artırarak 1 ayda 1 çorba kasesi verecek miktara gelin. Bu aylarda muhallebi öğünü yerine sütlü pirinçli kaşık maması da kullanılabilir.

    4-5 AY ARASI BESLENME

    08 00-09 00 Anne sütü(anne sütü alamayanlar formül mama)

    10 30-11 00 Meyve Suyu, püresi

    12 30-14 00 Sebze Çorbası,

    16 00-17 00 Anne sütü(anne sütü alamayanlar formül mama)

    19 00-20 00 Muhallebi

    23 00-24 00 Anne sütü(anne sütü almayanlar formül mama)

    Gece boyunca uyuyan bebeğinizi özel olarak mama vermek için uyandırmayın.
    Eğer bebeğiniz uyanırsa anne sütü(anne sütü almayanlar formül maması) ile besleyebilirsiniz.

    Sebze çorbası ve muhallebiye ilk alıştırdığımız birkaç gün, birkaç kaşık verdiğimiz yemekle
    bebek doymayacağı için, o öğünler ilk önce denenecek gıdalar tattırıldıktan sonra yine
    anne sütü ve formül mama ile öğün tamamlanmalıdır. Artan gıdaları bekletmeyin. Ek gıdaları verirken bu gıda çeşitlerinin dışına çıkmayın, diğer gıdaların sonraki aylarda verileceğini unutmayın

    4-5 AYLIKKEN OYNANABİLECEK OYUNLAR;
    Bebeğiniz 4 aylık olduğunda ellerini, ayaklarını, parmaklarını artık daha kontrollü kullanmaya başlayacaktır, onun bu becerilerini geliştirici oyunlar oynayabilirsiniz.
    Tut ve salla oyunu; Ona sallandıkça ses çıkaran oyuncaklar(çıngırak,halka,sıkınca öten oyuncaklar)verebilirsiniz
    Vurma oyunu; Bebeğinizin ulaşabileceği bir uzaklığa ilginç bir oyuncak veya obje asın, ona vurmasına ve eliyle onu yakalamasına yardımcı olun.
    Tekme oyunları; Ayak bileklerine kısa ipli ponponlar, sallandıkça ses çıkaran toplar, ya da az şişmiş bir balon bağlayabilirsiniz. Bu nesneleri tekmelemekten zevk alacaktır, ancak sizin gözetiminizde oynamalıdır
    Parmak oyunları; Gözlem altında eline değişik türden kumaşlar verin, bunlarla oynarken ellerini, kollarını, parmaklarını nasıl kullandığını gözleyin, bunlarla oynarken sakın onu yalnız bırakmayın.
    Saklanma ve gıdıklama oyunu; Yüzünüzü bir bez, karton veya sadece ellerinizle kapatarak saklanın, sonra abartılı seslerle ortaya çıkın

    5 AY-6 AY ARASI BESLENME
    Verilecek ek gıdalar
    1)Meyve Püresi
    2)Sebze Çorbası
    3)Muhallebi
    4)Yoğurt
    Meyve Pürelerinin Hazırlanışı
    4. aydaki beslenmede anlatılan meyveleri aynı işlemlerden geçirin, robotta veya cam rendede püre haline getirin ve kaşıkla yedirin. Günde 1 veya 2 öğün verebilirsiniz(günde 1 çay bardağı kadar)
    Sebze Çorbasının Hazırlanışı
    4. ayda anlatıldığı gibi sebzeleri aynı işlemlerden geçirin, farklı olarak bir tatlı kaşığı irmik ilave edilirken bir tatlı kaşığı kadar da pirinç ve 1 çay kaşığı tereyağ veya zeytinyağı ilave ilave edin ve pişirin, tamamını robotta ezin ve 1 çorba kasesi kadar yedirin.
    Muhallebinin Hazırlanması
    4.aydan sonraki hazırlanışı ile aynıdır. İsterseniz miktarı çoğaltılabilirsiniz, irmik yerine nişasta unu veya mısır unu da kullanılabilirsiniz. Bu aylarda diğer hazır kaşık mamalarını da deneyebilirsiniz.
    Yoğurt Verilmesi
    Evde yapılmış yoğurtlar tercih edilir. Evde yapılamıyorsa marketten alınan yoğurdun taze olmasına dikkat edin. Sade olarak yedirmeye alıştırın. Yediremediğiniz zaman içine kendiniz meyve rendeleyin, hazır meyveli yoğurtları yedirmeyin. Yoğurda alıştırırken 3-4 tatlı kaşığıyla başlayın, miktarı artırarak, zamanla 1 kase kadar verebilirsiniz.

    5 AY-6 AY ARASI BESLENME ŞEMASI

    08 00-09 00 Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    10 30-11 00 Yoğurt 12 30-14 00 Sebze Çorbası

    16 00-17 00 + Meyve Püresi + Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    19 00-20 00 Muhallebi

    23 00-24 00 Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    Bebeğiniz gece uyanırsa anne sütü veya formül mama verebilirsiniz.

    6 AY-8 AY ARASI BESLENME

    Verilecek ek gıdalar
    1)Kahvaltı
    2)Etli sebze çorbası
    3)Yoğurt
    4)Meyve püresi
    5)Muhallebi

    Kahvaltının hazırlanışı
    Kahvaltının içeriği; Yumurta sarısı, peynir, tereyağ, bisküvi, reçel.
    Hazırlanışı: Yumurtayı katı olarak pişirin, sarısını kışın her gün, yazın günaşırı olarak verin, başlangıç olarak yarım çay kaşığı 2. kez verirken bunu artırın ve 1 çay kaşığı verin ve 8-10 günde tam yumurta sarısı verebilirsiniz. Peyniri tam yağlı fakat tuzu alınmış olarak yarım kibrit kutusu kadar verin( yine başlangıçta 1 çay kaşığı başlayıp, giderek artırın, 1 hafta 10 günde yarım kibrit kutusuna çıkın) 1 çay kaşığı tereyağ, 1 çay kaşığı reçel, 2-3 adet bisküvi de vereceğiniz diğer gıdalardır.Bal ve yumurtanın beyazı 12 ay dolmadan verilmez.Pekmez kahvaltıyla değil sade olarak 1 çay kaşığı verilir.Bu karışımı bebeğin halen kullandığı 5 ölçek formül maması ile birlikte bir kaseye koyun, bebeğin yiyeceği kıvama gelinceye kadar ılık su ekleyin ve çatalla ezin, besin değerini artırmak için istenirse bu karışıma tahıllı ek kaşık maması ve ceviz de ekleyebilirsiniz.

    Etli sebze çorbasının hazırlanışı
    4-6 ay arasında hazırladığınız gibi sebze çorbası hazırlayın, 6 aydan sonra içine ayrıca 25 gr kadar kıyma veya 1 yemek kaşığı kadar tavuk etini ilave edin veya hazırlanmış çorbanın içine yedirmeden önce 1 adet köfte de katılabilirsiniz(köfteyi hazırlarken kıymanın yağsız,sinirsiz,dana veya sığır kıyması olmasına ve içine yalnızca bir miktar ekmek içi ve tuz konarak hazırlanmasına ve ızgarada tam pişmesine özen gösterin). Çorbaların veriliş miktarları 1 küçük kasedir.

    Yoğurt verimesi
    Yoğurt mümkünse evde yapılmış olmalıdır. Hazır meyveli yoğurtlar bu aylarda tercih edilmez. Bebeğiniz sade yoğurdu sevmezse içine günlük mevsim meyvesi veya bisküvi doğrayabilirsiniz yarım veya isteğe göre 1 kase de verebilirsiniz.

    6-8 AY ARASI BESLENME ŞEMASI

    08 00-09 00 Kahvaltı

    11 00-12 00 Meyve Püresi(1 çay bardağı veya 1 tam meyve) + Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    13 00-14 00 Etli Sebze Çorbası

    16 00-17 00 Yoğurt +1 tam meyve püresi veya Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    20 00-21 00 Muhallebi veya hazır kaşık mama

    23 00-24 00 Anne sütü veya Formül mama

    Gece uyanan bebeğe anne sütü veya formül mama verilir.

    6-8 AYLIKKEN OYNANABİLECEK OYUNLAR

    Bu dönenme onunla artık oturtarak oynayabilirsiniz. Ayrıca 6 aylık bebekler objeler arasındaki ilişkileri de yavaş yavaş kavramaya başlarlar, örneğin objelerin birbirine vurunca çıkardığı sesler ilgilerini çeker ve bunu kavramaya çalışırlar, ya da büyük küçük farklılığını anlamaya çalışırlar.

    Çarpma oyunları:
    Çelik tencere, abak ve kaşıkları ortaya dökün(keskin ve sivri köşeli olmamalılar). Bebeğinizi bunların arasında tutun, bunları birbirine önce siz vurarak gösterin, sizi taklit etmesini sağlayın, bundan ne kadar zevk aldığını göreceksiniz.

    Yığma ve doldur-boşalt oyunları:
    Bebekler küçük nesneleri büyük olanların içine yerleştirmeye bayılırlar, bu tip oyunlar için yine mutfak malzemeleri kullanılabilir, plastik ve kartondan olanlar en uygun olanlardır. Bebeğinize el büyüklüğünde bloklar(plastik bardak gibi) verin ve ardından boş büyük bir kap(leğen veya karton kutu) verin, el becerisi ve zekası ile blokları kutunun içine koyup. ardından da nasıl boşalttığını göreceksiniz. Ya da ütü yaparken bebeğinizi içi ufak ebatta giysi parçalarıyla dolu büyük bir çamaşır sepetinin içine oturtun.Tüm giysileri sepetin dışına atacaktır,onu sepetin dışına koyduğunuzda ise giysileri tekrar sepetin içine geri attığını göreceksiniz.

    Su oyunları:
    Yanında bulunmak şartı ile küvetin içinden dışarı eline bardak vererek su boşaltmasını sağlayın.

    Top ve küp oyunları:
    Karşılıklı top yuvarlamak ve iri küpleri üst üste koyup yıkmak.

    Aynaya bakma oyunu:
    Aynanın karşısında tutun ve kendi hareketlerine bakmasını sağlayın.

    8 AY-12 AY ARASI BESLENME

    Verilecek ek gıdalar
    1)Kahvaltı
    2)Çorbalar
    3)Yoğurt
    4)Meyve suyu
    5)Muhallebi
    6)Aile sofrasından bazı gıdalar

    Kahvaltının hazırlanması:
    Kahvaltının içeriği:Yumurta sarısı(10 aydan sonra beyazı ile birlikte tam yumurta), peynir(tuzsuz), tereyağ, reçel, bisküvi, ekmek

    Hazırlanışı: Kışın her gün, yazın günaşırı olmak üzere 1 tam yumurta sarısı, 10. aydan itibaren tam yumurta katı olarak verilebilir. Yarım kibrit kutusu tuzu alınmış peynir, 1 çay kaşığı tereyağ, reçel , 4-5 adet bisküvi veya 1 dilim ekmek içi katılır. Bu karışım 6 ölçek formül maması ile birlikte ılık su ile ezilir. Ayrıca tahıllı ek kaşık maması da içine eklenebilir. Bunların hepsi ayrı ayrı taneli şekilde de yedirilebilir. Pekmez kahvaltıya katmadan sade verilir.

    Çorbaların hazırlanışı:
    8 aydan sonra bebeğinize gün aşırı sebze çorbası ve tahıllarla yapılan pirinçli yoğurtlu
    çorba, koyu şehriye çorbası, mercimek çorbası ve ev yapımı tarhana çorbası da verilebilir. Çorbalar hazırlanırken içine çok az tuz, her tabak için 1 çay kaşığı tereyağ veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı koyun. Salça ve baharat koymayın. Ayrıca çorbaların içine haşlanmış tavuk eti, kıyma, ızgara köfte veya rendelenmiş karaciğer de koyabilirsiniz(karaciğer dana veya kuzu karaciğeri olmalıdır, üzerindeki zar çıkarılır, yağsız tavada haşlanarak pişirilir, rendelenerek püre haline getirilir, 1 çorba kasesine 1 çay kaşığı kadar katılarak başlanır, artırılarak 5 çay kaşığına kadar çıkılır, haftada 1-2 kere verilebilir).Verilecek çorba miktarı 1 kase kadardır.

    Yoğurt verilmesi
    Sade yoğurt veya içine mevsim meyveleri veya bisküvi eklenmiş yoğurt veya bu aydan itibaren hazır meyveli yoğurtlar da verilebilir.

    Meyve suyu verilmesi
    Meyve suları mevsim meyvelerinden seçilerek verilir. Çilek, nar, kini, ananas gibi alerji yapacak meyveler haricindeki mevsimlik tüm meyveler verilebilir.

    Muhallebi
    1 kase muhallebi veya mama firmalarının ürettiği ek kaşık maması hazırlanır ve verilir.

    Ev sofrasından bazı gıdaların hazırlanması
    Bu aylardan itibaren makarna, pilav, balık, karaciğer, haşlanmış sebzeler diyete eklenebilir.
    Haşlanmış makarna veya az yağla pişirilmiş pirinç pilavı akşam öğününde yoğurtla karıştırılarak verilebilir, haşlanmış sebzeler veya az yağlı ve salçasız olarak türlü yemeği verilebilir. Kabak veya biber dolması baharatsız ve az tuzlu ve az yağlı olmak kaydıyla yoğurtla birlikte verilebilir. Buğulama veya ızgara balık verilebilir. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler, brokoli içerdiği vitaminler ve demir açısından önerilir. Karaciğer ezmesi, tavuk eti ve köfte de günlük sebze öğünlerinin içine katılarak veya tek başına verilebilir.

    8 AY-12 AY ARASI BESLENME

    08 00-09 00 Kahvaltı

    11 00-12 00 Meyve Püresi+ Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    13 00-14 00 Etli sebze çorbası veya Etli tahıllı çorba

    16 00-17 00 Yoğurt +1 tam meyve püresi

    20 00-21 00 Akşam yemeği (tuzsuz, baharatsız ve az yağlı olmak kaydı ile ev sofrasından gıdalar verilebilir)

    23 00-24 00 Muhallebi veya Hazır kaşık maması veya Anne sütü veya formül mama

    Gece uyanan çocuğa anne sütü veya formül mama verilir. 8. aydan sonraki beslenmede 3 ana öğün vardır. Diğerleri ara öğündür. Meyve ve yoğurttan ibaret olan ara öğünler istenirse ana öğünlerle birleştirilebilir. Gece 23 00 deki muhallebi öğünü çocuk erken yatıyorsa verilmeyebilir.

  • 2-3 yas cocuklarda beslenme

    2-3 yaş cocuk beslenmesi

    2 yaşına gelmiş çocuk genellikle 3 öğün yemek yer. Yemek aralarına süt, meyve veya meyve suyu verilebilir. Aralarında şekerlemeler, pasta, bisküvi veya kurabiye verilmesi gereksizdir.

    • Bu yaşa dek,biberon ve emzik bırakılmış olmalıdır

    • Yemek konusunda inatlaşılmamalı

    • 2-3 yaşında çocuk masa düzenine alışılmalı

    • Çocuklar yemekte eleştirilmemeli, azarlanmamalı

    • Çok yedirmek şişmanlığa neden olabilir. Bu yüzden zorlanmamalı

    • Besinler öğünlerde çocuğun gereksinmesi kadar ve çeşitte olmalı

    Yemek Menusu

    SABAH: Yumurta, Beyaz peynir veya diğer peynir çeşitleri, zeytin

    Süt veya taze sıkılmış meyve suyu, ekmek

    ÖĞLE: Etli sebze veya kuru baklagil yemeği veya et (ızgara, haşlama)

    Pilav veya makarna, yoğurt, ekmek

    İKİNDİ: Süt veya yoğurt veya sütlü tatlı, meyve veya meyve suyu

    AKŞAM: Sebze yemeği, çorba, salata, ekmek

    ARA: Süt, meyve