Etiket: Meydana

  • Hamilelik Döneminde Vücutta oluşan 6 Temel Değişiklik

    Hamilelik Döneminde Vücutta oluşan 6 Temel Değişiklik

    1) Gebelikte ciltte meydana gelen temel değişiklikler:

    Gebelik döneminde yaşanan hormonal değişimler sebebiyle; anne adayı cildinde değişimler sezebilir. Özellikle de gebeliğin 7. Ayından ciltte renk değişimleri meydana gelebilir. Meme uçları daha koyulaşabilir, genital bölge ve göbek çevresinde, koyuluklar meydana gelebilir.
    Bu değişimlerin yanı sıra; gebelik döneminde ‘’gebelik maskesi’’ denilen oluşumlar da görülebilir. Bu lekeler, güneşin etkisiyle meydana gelmektedir. Lekelerin oluşmaması için gebeliğe uygun, koruyuculuğu yüksek güneş kremleri kullanılmalıdır. 
    Gebelik döneminde karın, rahmin büyümesi ile beraber büyür. Bununla birlikte vücutta gerilmeler olur. Bu sebeple de karın, göğüs ve kalça bölgesinde cilt çatlakları görülebilir. Çatlakların tedavisi mümkün değildir. Çatlak oluşmaması için vücudun nemlendirilmesi ve bol bol su içilmesi oldukça önemlidir. 

    2) Kalp ve damar sisteminde meydana gelen temel fizyolojik değişiklikler:
    Hamilelik döneminde, kan volümü yaklaşık olarak 2 kat artar. Bu süreçte de metabolizma hızlanır ve kalp normale göre daha hızlı atar.  Kan basıncı, gebeliğin 7. Ayı ile beraber yükselişe geçer. Bu artışın seviyesi, diastolik değerlerde fark edilir. Anne adayı yatağa sırt üstü uzandığında, kan basıncı minimum değerlere düşebilir. Fakat, kalp frekansında artış meydana gelir. Bunun dışında böbreklerde oluşan kanlanma, yarıya düşer. Bu durum, Vena-Cava-Kompresyon sendromu şeklinde ifade edilir.
    Anne adayı yatar pozisyonda olduğu zaman ise, kalbe kanı taşıyan alt ana toplar damar, bebeğin ağırlığı ile baskıya uğrayabilir. Bu sebeple anne adaylarının gebelik süresince sırt üstü yatması önerilmez. 
    Kan volümü gebeliğin 36. Haftasına kadar artar. Bu sayede bebeğe giden oksijen ve besin oranı dengede tutulabilmektedir.

    3) Böbreklerde ve idrar yollarında meydana gelen temel değişiklikler:
    Gebelik döneminde artan kan hacmi sebebiyle; böbrek kan dolaşımı da artar. Bunun neticesinde anne adayı sık sık tuvalete çıkma ihtiyacı duyabilir. Anne karnında her hafta büyüyen bebek; rahim içerisinde bulunur. Rahim büyüdükçe mesaneye baskı yapar. Bu sebeple de tuvalet ihtiyacı gebelik haftaları ilerledikçe artabilir. 

    4) Akciğerlerde meydana gelen temel değişiklikler:
    Erken gebelik haftalarından itibaren anne adayı nefes darlığı sorunu yaşanabilmektedir. Anne adayı, gebelik döneminde kısa sürede nefes nefese kalabilmektedir. Gebe kalmadan önce yorulmadan yapılabilen işler, gebelik döneminde oldukça zorlayıcı gelebilir. 

    5) Ağız, mide ve bağırsak sisteminde meydana gelen temel değişiklikler:
    Dişlerin çürüme riski, gebelik döneminde nispeten artabilir. Gebelik döneminde anne adaylarının tükürük muhteviyatında meydana gelen değişimler bu riskin artmasına yol açar. 
    Mide ise gebelik sürecinde yer değiştirmektedir. Rahmin büyümesi sebebiyle mide, sola doğru meyil eder. Bu sebeple de özellikle gebeliğin 20. Haftasında asit salgısında azalma meydana gelmektedir. Asit miktarındaki azalma, ülseri olan anne adayları için olumlu bir durumdur. 
    Gebelik sürecinde yaşanan mide yanması ya da hazımsızlık sorunlarının sebebi ise düz kaslardır. Mide ve yemek borusu arasında yer alan kapama mekanizması, fonksiyonunu yerine getiremez.  Bu durumda da anne sırt üstü uzandığında asitli midenin içeriği yemek borusuna yeniden ulaşır. Bu sebeple de mide yanması ya da ilerleyen durumlarda yemek borusu iltihapları meydana gelebilir.

    6 ) Karaciğer ve metabolizmada meydana gelen temel değişiklikler:
    Anne adaylarının metabolizmasını gebelik döneminde en fazla karbonhidrat etkilemektedir. Vücut, bebeğe devamlı olarak karbonhidrat sağlayabilmek amacı ile insülinin oluşturacağı etkiyi de hesaba katarak, annedeki mevcut şekerin hücrelere alınmasına engel olmaya çalışır. Bununla dışında plasentada meydana gelen hormonal olaylar da annenin kan şekeri değerlerinde artış meydana gelmesini sağlar.
    Gebelik döneminde vücuda ulaşan protein oranındaki artış, bu proteinin atılımında ise düşüş meydana gelir. Bu durum pozitif azot bilansı şeklinde ifade edilmektedir. Gebelik döneminde ödemlerdeki artış ise; proteinlerde meydana gelen azalma ile birlikte, dokuların daha fazla su tutması sebebiyledir.

  • Dengesiz hava sizi hasta etmesin!

    Küresel ısınma, iklimin değişmesi, hava sıcaklığının mevsim normalinde seyretmemesi pek çok kişiyi hasta edebiliyor. Dengesiz hava değişiminden en çok kadınlar şikayetçi. Dengesiz mevsimlerin yarattığı rahatsızlıkları ve çözümleri şöyle sıralayabiliriz;

    1. Hava değişiminden etkilenmek ne demek? Bunun anlamı, o kişinin havadaki en ufak bir değişimi diğer insanlara göre daha kuvvetli bir şekilde algılaması. Kişinin organizması bu tür hava değişimlerine karşı baş ağrısı, uyku sorunu, bulantı, konsantrasyon bozukluğu ve depresyon gibi tepkiler veriyor. Diğer belirtiler ise dolaşım sisteminde bozukluk ve yara izlerinde ağrı. Hava değişiminin bünyede yaptığı etkiyle romatizma, osteoartrit ve astım gibi solunum sisteminde kronik hasarlar meydana gelebilir.

    2. Hava değişimine karşı tepkiler arasında fark var mı? Evet, insanların hava değişimlerine verdiği tepkiler arasında fark var. Halkın üçte biri hava değişimlerine hiç tepki göstermiyorken, diğer bir üçte bir kısım ise en ufak bir hava değişiminde hemen kolayca yoruluyor. Geri kalan kısım ise hava değişimlerine karşı oldukça hassas. Ayrıca kadınların hava değişimlerinden daha fazla etkilendikleri ispatlandı.

    3. Bünyenin hava değişimlerinden etkilenmesinin sebebi nedir? Sağlıklı bir bünye çok güçlü hava değişimleri karşısında bile dayanıklı olabilir. Bu sebepten hava değişimlerine bünyenin verdiği tepkiler çoğu zaman bazı hastalıkların habercisi olmuştur. Mesela her yağmur yağdığında eklemler ağrıyorsa bunun arkasında osteoropoz veya osteoartrit gibi eklem hastalıkları yatabilir. Kadınların hava değişimlerinden daha fazla etkilenmelerinin sebebi ise zaten sürekli bir hormonel değişim yaşadıklarından dolayı, organizmanın daha hassas olması. Bunun dışında kadınların kan basıncı daha düşük olduğundan kış mevsiminde meydana gelen hava değişimlerine karşı daha hassas. Hava
    değişimi ile birlikte bünyede meydana gelen değişimin asıl sebeplerinden biri de beynin vücut ısısını yeteri kadar hızlı ayarlayamaması.

    4. Beynin bu durumla ne ilgisi var? Beyin organizmanın ısısını düzenleyen klima cihazı görevini görür. Hava şartları ne olursa olsun, beynin görevi vücut ısısını 37 derecede tutmak. Bu alandaki sorunlar sonucunda kişi hava değişimlerine karşı daha hassas oluyor.

    5. Bu konuyla ilgili bilimsel araştırmalar var mı? Yapılan birçok araştırma sonucunda hava ve sağlık arasında ilişki olduğu kanıtlanmıştır. Fransız bilim adamları son on yılda meydana gelen kalp krizi vakalarıyla hava değişimlerini karşılaştırmış. Bunun sonucunda büyük ısı değişimlerinin kalp krizi riskini arttırdığı ortaya çıktı. Ayrıca değişik hava akımlarının da migren krizine sebep olduğu ispatlandı.

    6. Hava değişimlerinden bünyemi nasıl koruyabilirim? Kendini koruma düşüncesiyle evde kalmak yerine iyi veya kötü havada da dışarı çıkıp mutlaka yürüyüşler yapılabilir. Hamam veya sauna ziyaretleri, sıcak soğuk duşlar almak sizi hava değişimlerine karşı daha güçlü yapacaktır.

    7. Başka ne gibi takviyelerde bulunabilirim? Bazı mineraller ve vitaminlerle mesela selen ve E vitamini vücudun hava değişimlerine karşı biraz daha az etkilenmesinde bir rol oynuyor.

    8. Hava değişiminden etkilenenler için en zararlı iklim hangisi? Kan basıncı sabit olan durumlar en az problem yaşanan durumlardır. En sağlıksız hava şartlarından biri sıcak ve nemli hava şartlarıdır. Bu hava şartlarında her türlü rahatsızlık meydana gelebilir: Dolaşım sorunlarından tutun kan dolaşımı sorunlarına kadar her türlü ciddi rahatsızlık meydana gelebilir. Özellikle kalp ve romatizma hastalarının şikayetleri nemli ve yağmurlu havalarda artar. Kış aylarında oluşan hava basıncından dolayı kalp krizi vakaları meydana gelir.

    9. Hangi durumlarda doktora başvurmalıyım? Hava değişiminden sadece hafif etkilenenler bu sorunla baş edebilirler. Fakat romatizmaya bağlı olarak oluşan ağrılarda güçlenme meydana geliyor ve daha hassas olunuyorsa, bu durumda en kısa zamanda bir doktora başvurup mümkün olan tedavi yöntemleri hakkında konuşmakta fayda var.

    10. Hava değişiminin iyi geldiği durumlar da var mı? Evet. Mesela deniz havası alerjisi ve astımı olanlar ayrıca kan basıncı düşük olanlara çok iyi gelir. Çünkü deniz havası dolaşım sistemini harekete geçirir ve bronşları temizler. Deniz havasında alerjik tepkilere yol açacak hiçbir yabancı madde bulunmaz. Yüksek yerlerdeki ince hava ise kan üretiminde etkili. Deniz havasından uzak durması gerekenler ise kalp hastaları, kan basıncı yüksek olanlar ve tiroit bezlerinde sorunları olanlar.

  • Kafa travmaları nedenleri

    Kafa travmaları nedenleri

    KAFA TRAVMALARI

    Herhangi bir kaza, düşme, darbe ya da benzeri durumda başın yaralanması durumuna “kafa travması” denir. Travma durumunun önemi başın aldığı darbenin şekline göre değişkenlik gösterir. Her kafa travması çok ciddi sorunlar yaratmasa da bazı durumlarda uzun süreli ve komplike bir tedavi süreci gerekebilir. Kafa derisindeki kesiklerin ve yaraların iyileşmesinde uygun bir tedavi planı ve hijyenik şartlar süreci hızlandıracaktır.

    Kafatası kırıkları, büyüklükleri ne olursa olsun genellikle kısa ya da uzun sürede tam bir iyileşme ile sonuçlanabilir. Açık kırıklar bazı durumlarda menenjite sebebiyet verse de planlı bir antibiyotik tedavisi ile risk ortadan kaldırılabilir. Basit kırıklar için yeterli özen gösterilirse, hiçbir sorun yaratmadan iyileşirler.

    Kafa travmaları sonucunda beyin mikrop kaptığında, kafatası sinirleri veya beyin zarı zarar gördüğünde çok ciddi durumlar meydana gelebilir.

    Beyin yaralanmaları 3 farklı sınıfa ayrılır.

    Beyin sarsıntısı

    Beyin sarsıntısıyla çok sık karşılaşılır. Geçici bilinç kaybı meydana getirmesine rağmen beyin sarsıntısı geçiren hastalar çoğunlukla kısa sürede ve tamamen iyileşirler.

    Beyin Ezilmesi

    Beyin ezilmesi sonucu sinir merkezleri farklı şekillerde etkilenebilir. Beyin fonksiyonlarını durdurabilir, yavaşlatabilir veya hızlandırabilir.

    Beyin Yırtılması

    Yırtılma durumundaysa beyin dokusu tam bir zedelenmeyle karşı karşıyadır. Beyinde ödem oluşur. Kan dolaşımı yavaşlar. Yavaşlamanın etkisiyle dokudaki hasar büyüyebilir. Hasta bilincini tekrar kazandığında, yaralanmanın yerine göre çeşitli derecede bir bellek kaybına uğrar. Bilincin tam olarak yitirilmesinde, iyileşme aşamalı olur. Bilinç bazen birkaç dakikada, ağır vakalarda ise ancak birkaç gün sonra tekrar kazanılır.

    Ağır baş yaralanmalarında beynin önemli fonksiyonları felce uğrayabilir. Solunum sistemi felce uğradığında bir an önce yapay solunum yaptırılmadığı takdirde ölüm meydana gelebilir. Beyin zedelenmeleri menenjite, kanamaya, iltihaba ve geçici ya da kalıcı ruhsal bozukluklara neden olabilir. Baş yaralanmasını izleyen aylar ve yıllarda sara (epilepsi) nöbetleri meydana gelebilir.

    Tekrarlanan baş sarsıntılarında özellikle boksörlerde olduğu gibi “Punch sarhoşluğu” denilen durum doğabilir. Beyin içindeki küçük kanamalar buna neden olabilir. Bu durum koordinasyon, bellek, dikkat toplama, görme ve işitme merkezlerinde arıza ve kayıplara yol açabilir. Baş yaralanmalarının ve meydana gelebilecek şok halinin tedavisi için yapılacak ilk yardım, hastayı hareketsiz tutmak ve gerektiğinde cerrahi müdahale için hastaneye yatırmaktır. Şok ile mücadelede damar içine glikoz solüsyonları ve kan nakli gerekebilir.