Etiket: Menopoz

  • Menopoz: Sil Baştan!

    Menopoz: Sil Baştan!

    Yaşam süresinin uzaması, kadınların yaşamlarının 1/3ini menopoz sonrasında geçirmesine yol açmıştır. Bu durum menopozun ve menopoz sonrasının bedensel ve ruhsal değişikliklerine dikkatleri çekmiş ve bu konu önemli bir sağlık sorunu haline geldi. Yapılan önemli gözlemsel araştırmalar ile bu dönem kadınlarında hormon ilaçlarının kullanımı çok faydalı olarak nitelendirilmişti.

    2002 yılında yayımlanan WHI (Women’s Health Initiative, Kadın Sağlığı İnisyatifi) isimli yayın hem konu ile ilgili tıp camiası üstüne, ama belki de daha şaşırtıcı şekilde daha öncesinden basına “bomba haber” olarak düşmüştü. Amerika Birleşik Devletlerinde 16bini aşkın (161,808) menopoz sonrası kadın üzerinde yapılan bu araştırma sonucunda hormon tedavisi “AFAROZ” edildi. Bu işle uzun yıllardır uğraşan hekimler sonuçlar karşısında hayrete düştü ve bu çalışma sonuçlarını mercek altına aldılar. Öncelikle eleştirilen en önemli konu yaş olarak değerlendirilmişti. Gerçekten de çalışmanın yapıldığı grup kadınların ortalama yaşları 50-79 (ortalama 64) idi. Olguların %12’si 20 yıldan fazla süredir menopoz sonrası dönemde idi. Bu anlamda bakıldığında 73 yaşında yakınması olmayan 22 yıldır menopozda olan bir kadına hormon ilacı verme gibi düşünce eleştirinin ana hedefi oldu. Üstelik rastgele seçildiği söylenen bu inceleme grubundaki kadınlarda yakınması olan bir grubun ayrıldığı ve mevcut olanlar içerisinde bir kısmında tansiyon yüksekliği gibi kalp damar sağlığını ilgilendiren hastalıkların bulunduğu bilgisi de bu çalışmanın yayınlandığı 2002 yılından sonra özellikle son 5 yılda ciddi eleştiriler almasına yol açtı. Bu çalışmayı yapan ekipte yer alan Prof Robert Langer, Prag’da yapılan 2016 Uluslararası Menopoz Derneği (IMS) toplantısında şu sözleri sarf etti: “klinik bir çalışmayı yürütme süreci çok çetrefilli. İnsan metabolizması ve fizyolojisi –işleyişi- karmaşık ve sürprizler ile dolu. Sonunda hiçbir zaman başlangıçtaki kadar akıllı olmuyoruz”. Konuşması adeta bu çalışmada yanlışlıklar olduğunu kabul ediyoruz anlamına geliyordu. Peki öyleyse günümüzde “menopoz” nerede, menopozda bizi neler bekler, hormon tedavisi ne durumda? İşte bu soruların cevaplarını aşağıdaki soru-cevap tarzında “Menopoz; sil baştan” olarak sizlere aktaracağım. Bu konu üyesi olduğum Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği Yönetim kurulunca da üzerinde çok uzun süreler bir araya gelinip çalışılmış ve bir rapor hazırlanmış bir konudur. Bu rapor ve yurtdışındaki güncel veriler ışığında soru ve cevaplara başlayayım:

    • Menopoz nedir?

    Menopoz asıl anlamıyla yumurtalıkların çalışmasının sonlanmasına bağlı olarak “son görülen adet kanaması”na verilen addır. Anlaşıldığı üzere tam anlamıyla tanısı geriye doğru konulabilir.

    • Menopozal süreçte ne tür yakınmalar olur?

    Menopoz öncesinden başlayan ve sonrasında yaşlılık (senilite) ye dek süren dönem yani klimakterik dönem yakınmaların en fazla görüldüğü dönemdir. Hatta bu dönemde de en çok perimenopoz Bu dönemde olguların %75 inde ateş basmaları (vazomotor semptomlar) görülür. Hatta %30 kadında bu ateş basmaları orta-şiddetli düzeyde olup yaşam kalitesini çok olumsuz etkiler. Ateş basmaları geceleri uykusuz kalmaya yol açar ki bu durum ertesi günü/günleri etkiler, yorgunluk, konsantrasyon kaybı, iş verim kaybı, depresif duygulanım gibi sorunları beraberinde getirir. Eklem ve kas ağrıları görülebilir.

    Menopoz sonrası süre geçtikçe vajinal kuruluk, yanma, ilişkide acı gibi sorunlar (GSM=genitourinary syndrome of menopause) da görülmeye başlar.

    Aslında tüm bu yakınmalar buzdağının üst kısmı gibidir; kalp ve kemik sağlığı her şeyin önünde olarak hormonların azalması ile birlikte olumsuz etkilenmeye başlar.

    • Menopozda kilo artışı olur mu?

    Orta yaşlardan itibaren kilo artışı yaşandığını hepimiz biliriz ki bu yaklaşık olarak yılda 0.5 kg kadardır. Ancak orta yaşta görülen bu kilo artışı menopoza atfedilemez. Bununla olmakla birlikte menopozda toplam yağ miktarında artış ve yağ dağılımında bir değişiklik olduğu gösterilmiştir. Kadınlarda özellikle bel bölgesinde yağlanma artışı söz konusu olmaktadır. Bu durum sağlık anlamına olumsuz bir işarettir ve gerek özenli beslenme gerekse egzersiz ile özellikle bel bölgesinde yağ birikimi engellenmelidir. Yapılan araştırmalar özellikle östrojen tedavisi alan kadınlarda bu olumsuz yağ dağılımının düzelme eğilimi gösterdiğini ve şeker hastalığı (Tip II diabet) riskinin azaldığını ortaya koymuştur.

    • Menopozda mıyım?

    Adet görmeyen kadınlarda, hekim muayenesi ve isteyeceği testler sonucunda menopozal süreç tanısı konur. Testler arasında yer alan FSH testinin yorumunu hekime bırakmak uygun olacaktır. Kitabi bilgi olarak 40 IU/L ve üstündeki farklı zamanlarda en az iki kez bakılan FSH değerleri yumurtalıkların çalışmadığını ifade etmekle birlikte tek başına FSH sonucu menopoz tanısı koydurmaz.

    • Erken Menopoz Nedir?

    Menopoz tanısı 40 yaşından önce konulduysa buna erken menopoz denmektedir.

    • Erken Menopoz neden olur?

    Büyük çoğunlukla belli bir neden bulunamaz. Bazen genetik bozukluklar (monozomi X, FMRI vb), doğuştan enzim eksiklikleri veya bağışıklık sistemi ile ilgili bazı problemler neden olabilir

    • Menopozu geciktirmek söz konusu mu?

    Hayır. Menopozu geciktirmek için maalesef bir ilaç veya yöntem yok. Ancak burada şu bilgiyi hatırlatmamız lazım “sigara içen kadınlar daha erken menopozu yaşamaktadır”. Dolayısı ile sigarayı bırakmak, en azından bu olumsuz faktörü ortadan kaldırmak uygun olacaktır.

    Menopozu geciktirmek mümkün değil ancak bu süreçteki kadınlarda düzenli adetlerin gelmesi ilaçlar ile sağlanabilir. Bu durum menopozun geciktiği anlamına gelmez.

    • Menopoz sonrasında kanamam oldu, ne yapmalıyım?

    Menopoz sonrası kanamaların büyük çoğunluğu hormonal ve iyi nedenlerdir. Ancak menopoz sonrası kanamaların %10-15 kadarında rahim kanseri saptanmaktadır. Dolayısı ile menopoz sonrası kanama durumlarında derhal hekime başvurmak gereklidir.

    • Menopoz sonrasında idrar kaçırmalarım var ne yapmalıyım?

    Alt idrar yolları da “östrojen” adını verdiğimiz hormona bağımlı olduğu için menopoz sonrasında bu bölgelerde de değişiklikler olur. En basit ifade ile temelde iki tür idrar kaçırma vardır: öksürüp aksırmak, hapşırmak, gülmek gibi karın içi basıncımızın artması ile olan idrar kaçırma (stres üriner inkontinans) ve ani gelen idrar sıkıştırma hissi ile olan tip (aşırı aktif mesane) idrar kaçırma.Bunların tedavisi ile ilgili olarak hekiminize danışmanız uygun olacaktır. Çünkü ameliyat veya ilaç gereksiniminiz yapılacak muayene ve bazı testler ile belirlenir. Bu anlamda menopoz tedavisi önerilmemektedir.

    • Menopoz sonrası dönemde en riskli hastalık hangisidir?

    Sıklık dikkate alınırsa genel olarak kadınlarda (ve de erkeklerde) ölüm nedenlerinin başında “kalp hastalıkları” gelmektedir. Özellikle menopozdan sonra östrojen adı verilen hormonun azalması ile kalp koruması azalmakta ve kalp hastalıkları riski artmaktadır.

    • Menopozdan sonra hangi vitaminleri kullanmalıyım?

    Düzenli beslenen kişiler için vitamin torbası ile gezmek (!) gerekli olmamakla birlikte, hekimin belirlediği vitaminlerin kullanılması uygun olacaktır. Bu konuda D vitaminin önemli olduğunu vurgulamak gerekir: günlük D vitamin gereksinimi menopoz sonrası kadında 800-1000 IU olarak belirlenmiştir. Bu kadar D vitamini besinlerle alınamayacağı için hekimin önerdiği şekilde D vitamini kullanmak gerekir.

    Kalsiyum takviyesi kullanılması ise son zamanlarda özellikle kalp krizi riski gibi çelişkili sonuçlar nedeniyle –hekim özellikle vermediyse- önerilmemektedir.

    • Peki ya tüm kadınların korktuğu meme kanseri? İlaç kullanımı meme kanseri yapar mı?

    Meme kanseri (cilt kanseri hariç tutulursa) kadının yaşam boyu karşılaşma riskinin en yüksek olduğu kanserlerdir. Yaşam boyu görülme olasılığı 8-10 kadında birdir. Meme kanseri riski genel olarak yaş ile birlikte artmaktadır.

    • Menopoz ilaçları kanda pıhtılaşmaya neden olur mu?

    Menopozal hormon tedavilerinde en dikkate değer dururum kanda pıhtılaşma eğiliminin artabilmesi riski olmakla birlikte kişiye özel olarak seçilen ilaçlar ile bu risk en aza indirilmektedir.

    • Menopoz sonrasında ilaç kullanmalı mıyım, kafam çok karıştı?

    Eğer

    1) Ateş basması başta olmak üzere yakınmalar varsa VE

    2) Kullanmaya engel bir durum yoksa,

    60 yaş altı (veya menopoz süresi 6 yıldan az) kadınlarda hekim önerisiyle menopoz ilaçları kullanılabilir. Ateş basmaları, uykusuzluk, vb gibi menopozal yakınmalar için bu ilaçlar en etkili tedavidir. Güvenle kullanılabilinir.

    • İlaç kullanmayı istiyorum, ama hangi ilacı ne kadar kullanmalıyım?

    Herkes birbirinden kişisel özellikler, şikayet şiddeti, tedaviden beklentileri nedenleriyle farklıdır. Bu nedenle size uygun ilacın seçilmesi muayenelere ve test sonuçlarınıza bağlıdır. Size reçete edilen ilaçları 5 yıl kontrollü olarak rahatça kullanabilirsiniz. Daha uzun süre kullanım da hekiminizin genel değerlendirmesi ve sizinle görüşmesi ile sağlanabilir.

    • Meme kanseri tanısı aldım ancak çok şiddetli ateş basmalarım var ve vajinal şikayetlerim var. Ne yapabilirim?

    Bu durumda sizlerin kullanabileceği etkinliği kanıtlanmış alternatif tedaviler de bulunmaktadır. Bunlar farklı hormon içermeyen haplar veya vajinal kayganlaştırıcılar kremler kullanılabilmektedir.

    • Menopoz sonrası cinsel ilişkiden kaçıyorum adeta, ne yapabilirim?

    Menopoz sonrasında “östrojen” hormonun azalmış olması nedeniyle vajen örtüsünde ciddi bir incelme olur. Bu durum ilişkide ciddi yanma, acıma yakınmalarına yol açar ve menopoz sonrası dönemde cinsel ilişkiden kaçmanın en önemli nedenlerindendir. Ayrıca cinsel istek (libido)’de azalma da hormonal nedenli olarak görülmektedir. Bu durumda öncelikle kremler veya fitiller ile vajenin yeterince kalınlaşması ve sonrasında da libidoyu artırmak uygun olacaktır. Yakın zamanda özellikle cinsel isteği artırıcı etkileri olan destek ilaçlar da ülkemizde raflarda yerini alacak.

    • Aktarlarda satılan bitkilerden menopoza iyi gelenleri hangisi?

    ASLA. Her ne kadar bitkiler günümüzde tıbbi ilaçların çoğunda genel olarak bulunsa da, aktarlardan alınan bitkilerde ne kadar etken madde olduğu ne kadar ve ne sıklıkla kullanılması gerektiği belirsiz ve adeta “göz kararı”dır. Bu nedenle bu tür bitkiler yerine hekime danışılarak eczanelerde satılan destek ürünlerin kullanılması daha uygundur.

    Kısacası sağlıklı menopoz ve sonrası dönem için lütfen kadın hastalıkları hekiminize yılda bir kez kontrollerinizi yaptırın ve danışın. Kadın yaşamının azımsanmayacak bu dönemini sağlıklı geçirin.

    Sağlık ve mutluluk dolu günler dileğimle…

  • Menapoz

    Menapoz

    BOLU’daki Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum

    Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Melahat Dönmez, menopoz döneminin kadının cinselliğe

    bakışını olumlu etkilediğini söyledi. Prof.Dr. Dönmez, “Bu dönemde hormon desteği alan

    kadınlarda hem psikolojik, hem de cinsel ilişki problemleri ortadan kalkmaktadır” dedi.

    Prof.Dr. Melahat Dönmez, kadınlarında menopoza girme yaşının 47-49 olduğunu,

    yumurtalıkların yaşam süresi, menopoza ne zaman girileceğinin yumurtalık içerisindeki

    yumurta hücre göre ve hormon düzeylerine göre belirlendiğini anlattı. Günümüzde

    kadınlarımızın ortalama yaşam süresinin 75 olarak kabul edildiğine dikkat çeken Prof.Dr.

    Dönmez, şöyle dedi:

    “Menopoz yaşı 49 civarı olduğuna kalan 25-26 yılı yani kadın hayatının yaklaşık 3'te 1'i

    menopoz döneminde geçmektedir. Bu nedenle 25 yılı kaliteli yaşamak gerekir. Yaşam

    kalitemizi artırmak için çaba sarfetmeliyiz. Menopozal dönem hastalık değil, doğru ve

    yeterli takiplerle sağlıkla ve mutlulukla geçirilecek ikinci bahar dönemidir. Bunun için bu

    döneme yaklaşıldığında mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına giderek

    özellikle de ileri yaşlarda sıklığı artan ‘kötü huylu kadın' hastalıklarından korunmak

    amacıyla gerekli kontrolleri yaptırmalıdır.”

    Menopozu, ‘Yaşamın ikinci baharı' kabul edip, bu dönemi çok iyi geçirmek gerektiğini

    söyleyen Prof.Dr. Dönmez, “Bunun hayatın fizyolojik doğal dönemlerinden biri olduğunu

    kabullenmek, psikolojik olarak hazırlıklı olmak, hormonal değişimlerin etkilerine uyumu

    kolaylaştıracaktır. Bu dönemde beslenme, ailevi destek, fiziksel egzersizler, çeşitli uğraşı

    ve hobiler ile tıbbı yardım önemlidir” diye konuştu.

    Prof.Dr. Dönmez, menopoz döneminde gebelik riskinin ortadan kalkmasının kadınların

    cinselliğe bakışını olumlu etkilediğini açıklayarak, şöyle konuştu:“Hormonal yetersizlik

    sebebiyle vaginada kuruluk, ağrılı cinsel ilişkiye sebep olabilmektedir. Bu dönemde

    hormon desteği alan kadınlarda psikolojik, hem de cinsel ilişki problemleri ortadan

    kalkmaktadır. Tüm bunların yanı sıra hormonal destek uykuyu düzenlemekte ve

    psikolojik sıkıntılarda belirgin azalmaya sebep olmaktadır. Hormon tedavisi kadının bu

    döneme uyum sağlamasını kolaylaştırır. Ateş basması, terleme, vaginada kuruluk

    sebebiyle ortaya çıkan cinsel problemlerin giderilmesinde faydalı olduğu gibi, erken

    başlanması durumunda kemik erimesi sürecini de yavaşlatmaktadır. Hormon tedavisinin

    uyku düzeni üzerindeki olumlu etkileri, kalın bağırsak kanseri riskini azaltması, alzheimer

    hastalığı riskini azaltması, psikolojik durum üzerinde olumlu etki göstermesi, vajina ve

    idrar yollarında incelmelerin önlemesi gibi yararlı etkileri göz önünde bulundurulduğunda

    hormon tedavisi önerilir.”

    Prof.Dr. Melahat Dönmez, kadınların menopoz döneminde kepekli ekmek, yeşil sebze,

    kök bitkiler, baklagiller, balık, taze meyve, beyaz et, zeytin yağı, yeşil çay, ceviz ve fındık

    yemelerini önerirken fiziksel aktivite ve egzersiz programları ile sağlıklı vücuda sahip

    olacaklarını söyledi.

  • Menopoz

    Menopoz

    Menopoz kadınlarda adet kanamalarının kesilmesidir ve dolayısıyla üreminin sona ermesi

    dönemidir. Kadınlarda görülen, çoğunlukla 40 yaş ve sonrası, neredeyse 55 yaşına kadar geçen

    süre içinde görülen adet kesilmesi dönemidir. Önceleri adet kanaları düzensizleşir, daha sonra

    tamamen kesilir. Menopoz, yumurtalıkların görevlerini yerine getirememeye başlaması yüzünden

    ortaya çıkar. Yumurtalıkların doğal ömrü yaklaşık 35 yıldır ve çalışamaz hale gelmeleri

    yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Çoğu kadında menopoz 45-50 yaşları arası başlamaktadır. Batı

    toplumlarından elde edilen verilere göre ortalama menopoz yaşı 51,5 olup son 100 yıl içinde

    değişmemiştir. Menopozun 40 yaşından önce olmasına prematür menopoz 45 yaşından önce

    olmasına ise erken menopoz adı verilir. Özellikle annenin menopoz yaşı ile kız çocuğun menopoz

    yaşı arasında yakın bir ilişki vardır. Annesi erken menopoza giren kadınlarda erken menopoz riski

    daha fazladır. Doğum yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı

    kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç olur. Günde 10 veya daha

    fazla sigara içen kadınlarda menopoz yaşı 1,5 yıl erkene çekilmektedir. Cerrahi müdahale

    sonucunda yumurtalıklardan birinin kaybı, endometriosis, ve kanser için verilen kemoterapi ve

    radyoterapi menopozun daha erken gelmesine neden olan etkenlerdendir.

    MENOPOZUN BELİRTİLERİ VE BERABERİNDE GETİRDİĞİ SORUNLAR

    Kanamalarda düzensizlik ve adet kesilmesi: Menopozun temel belirtisi adetlerin kesilmesidir.

    Özellikle 45 yaşın üzerindeki bir kadında 6 aydan daha uzun süre adet olamama genellikle

    menopoza işaret eder. Adet kesilmesine eşlik eden ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk tanıyı

    güçlendirir. Bu dönemde kadın fizyolojisinde ve psikolojisinde görülen ve meydana gelen bazı

    değişiklikler kadının hayatını kötü etkileyerek, birçok hastalığın oluşmasına neden olabilir.

    Menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur. Bu durum yaşam

    kalitesinin ve mutlu bir psikolojinin oluşmasını engeller. Yumurtalıklardaki hormon üretimi yaş

    ilerledikçe veya menopoz dönemi yaklaştıkça azalır. Bu da adet kanamalarında düzensizliğe

    neden olur. Bu hormon üretiminin azalmasıyla vücuttaki ısıyla ilgili alanlar etkilenir ve terleme,

    ateş basması gibi durumlara sebep olur. Menopozun erken dönemlerinde adetsiz geçen

    dönemleri takiben bazen kanamlar görülebilir. Bu tür kanamalar endometrial hiperplazi adı verilen

    ve rahim iç tabakasının fazla kalınlaşması ile seyreden bir hastalığın belirtisi olabileceğinden

    dikkatli bir şekilde irdelenmelidir.

    Ateş ve ter basmaları:

    Bu yakınmalar menopoza giren kadınların %70’inde görülür. Kadınların %35’inde ise günlük

    yaşamı olumsuz etkileyebilecek kadar sıktır. Nedeni tam olarak belli değildir. Özellikle vücudun

    üst kısmında ve kafada başlayan ani bir sıcaklık hissini şiddetli bir terleme takip eder. Geceleri

    daha sık görülebilir ve uykunun bölünmesine neden olur.

    Ürogenital atrofi:

    Östrojen adı verilen kadınlık hormonun menopozla beraber tamamen ortadan kalkması ile

    vajende kuruluk ve vajen içini döşeyen hücre tabakasında incelme olur. Bunun doğal sonucu

    olarak da cinsel birleşme daha ağrılıdır. Bazen tahrişe bağlı kanama görülebilir. Vajen hücre

    tabakasının incelmesi ile beraber mikroplara karşı olan direnç de azalır ve tekrarlayan vajinitler

    sıkça görülebilir.

    Osteoporoz:

    Menopoza giren kadınlarda en önemli problemlerden biridir. Ülkemizde gerçek yaygınlığı ve

    ciddiyeti hakkında yeterli ve güvenilir veri yoktur. Osteoporoz postmenopozal (menopoz

    sonrasında kadınlarda görülen hızlı kemik kaybı) ve senil (yaşlılıkta ortaya çıkan ve her iki cinsi de

    tutan) olarak ikiye ayrılır. Osteoporoz için bazı risk faktörleri tanımlanmıştır. Erken veya

    yumurtalıklarının ameliyat ile alınması sonrasında menopoza giren kadınlarda, kalsiyumdan

    zengin süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenen kadınlarda, güneş ışığına az maruz kalan

    özellikle yatalak ve bakım evlerindeki kadınlarda, sigara içenlerde, ailesinde osteoporoz ve buna

    bağlı kırık öyküsü olanlarda, ince vücut yapısına ve açık renkli tene sahip olanlarda, ve menopoz

    sonrasında östrojen tedavisi almayan kadınlarda osteoporoz görülme olasılığı artmaktadır.

    Ruhsal değişiklikler:

    Bugün menopozun kadın bedenini dramatik şekilde etkilediğini, kadında fiziksel ve emosyonel

    dengenin bozulmasına yol açtığını biliyoruz. Menopoz döneminde, fizyolojik değişimlerin yanında

    birçok kadın psikolojik ve sosyal değişimler de yaşar.

    Bu dönemde görülen psikolojik ve mental değişiklikleri 4 ana gruba ayırabiliriz:

    1- Kognitif (Bilişsel)

    2- Duygu durum değişiklikleri

    3- Depresyon

    4- Alzheimer hastalığı

    MENOPOZDA Kİ KADINLARDA YAPILMASI GEREKEN İNCELEMELER

    Dikkatli bir kişisel öykü ve muayene şarttır. Etraflı bir aile öyküsü alınmalı ve özellikle hormon

    tedavisinin verilmesi için sakınca oluşturacak durumlar belirlenmelidir. Laboratuar tetkikleri

    arasında yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır:

    PAP Smear testi ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi:

    Menopoza kadar düzenli yapılan smear testlerinden hiçbir zaman anormallik saptanmamış olan

    kadınlarda PAP testinin arası 3 yıla çıkarılabilir.

    Ultrason ile yumurtalıkları ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi

    Tam kan sayımı

    Lipid profili (total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliseridler)

    Karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST)

    Kardiyak risk belirteçleri (CRP, homosistein)

    TSH: Kadınlarda sessiz hipotirodi çok sık görülür ve bu nedenle yıllık taramaların içine katılması

    önerilmektedir.

    Mamografi:

    40–60 yaş arasında her yıl yapılması önerilmektedir. Ultrason mamografinin yerine geçmez.

    Ultrason ile mamografide şüphelenilen lezyonların solid yani katı veya kistik yani sıvı dolu

    olduğunun ayırıcı tanısında kullanılır. Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografiden

    elde edilecek olan bilgi daha azdır. Östrojen tedavisi de meme yoğunluğunu artırarak

    mamografinin yorumlanmasını zorlaştırır. Daha önceden meme protezi taktırmış olan kadınlarda

    mamografi oldukça güvenilmez olup meme MRI ile incelenmelidir.

    Kemik yoğunluk ölçümü:

    Özellikle risk faktörleri taşıyan ve hormon almak istemeyen kadınlarda önemlidir. Risk faktörü

    taşımayan ve zaten hormon verilmesi kararlaştırılmış olan kadınlarda verilecek olan kararları

    etkilemeyeceğinden yapılması gereksizdir.

    Genetik Risk Profilinin Çıkarılması:

    Özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaya başlamıştır. Henüz maliyeti yüksek olduğundan

    herkese uygulanması söz konusu değildir. Menopozda olabilecek sorunlar için riskli genetik

    yapının belirlenmesi ve verilecek ilaçlardan fayda veya zarar görecek olan kadınların saptanması

    için kullanılmaktadır. Menopozda Hormon Tedavisi-Seçenekler ve verilme yolları

    Menopoz döneminde hormon tedavisi çeşitli şekillerde çeşitli yollardan verilebilir.

    Hormon Tedavilerinin Çeşitleri

    Tek başına östrojen (E) kullanımı :

    Rahmi alınmış olan kadınlarda tercih edilen hormon verilme şeklidir. Genellikle kesintisiz olarak

    ağızdan (oral) veya cilt (transdermal) yolla verilir.

    Östrojen ile beraber Progesteron (P) kullanımı :

    Rahmi olan kadınlarda rahim iç tabakasının (endometrium) aşırı kalınlaşması ve kanser riski

    nedeniyle östrojenle beraber progesteron da verilmelidir. Menopoza yeni girmiş veya

    perimenopozal diye tabir edilen menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda E+P tedavisi kesintili

    (siklik) olarak uygulanır. Menopozun üzerinden 1 yıldan fazla geçmiş ise kesintisiz (continuous)

    verilebilir. Progesteron ağız yolu ile, vajinal yoldan veya içinde progesteron içeren rahim içi

    araçları kullanılarak rahim içine lokal olarak da verilebilir.

    Tek başına veya östrojen tedavisine androjen eklenmesi :

    Menopozla beraber cinsel istekteki azalmadan yumurtalıklardan salgılanan erkeklik hormonlarının

    kaybı sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle androjen verilmesi gündeme gelmiştir. Östrojen ile beraber

    androjen alan kadınlarda cinsel istekte ve cinsel fantezilerde artma saptanmıştır. Doz

    ayarlamasının çok dikkatli yapılması gerekmektedir. Eğer yüksek doz verilirse tüylenme ve cilt

    bozuklukları yapabilir.

    Hormonlara benzer etki gösteren maddeler (Tibolon) :

    Tibolon hem östrojen, hem progesteron, hem de androjen reseptörlerine bağlanarak etki eden bir

    nonsteroidal maddedir. Kesintisiz olarak kullanılır ve östrojenin pek çok yan etkisini göstermez.

    Kanama yapmaz. Östrojen ile olasılığı artan meme kanseri riski tibolon ile daha azdır.

    Bitkisel östrojenler (Fitoöstrojenler) :

    Black cohosh veya isoflavin adı verilen maddeleri içerirler. Vücutta zayıf östrojenik etki gösterirler.

    Yapılan çalışmalarda menopozun ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk gibi akut belirtilerinde

    gerileme oluşturdukları gösterilmiş olsa da her çalışma aynı sonuçları vermemiştir. Genellikle

    östrojen tedavisi almak istemeyen veya bu tedavinin verilmesinin sakıncalı olduğu durumlarda

    kullanılır. Menopozun uzun vadeli yan etkileri üzerindeki yarar veya zararları tam olarak belli

    değildir.

    Hormon Tedavisinin Verilme Yolları

    Hormon tedavisi ağızdan, cilt yolu ile, burun yolu ile, vajinal yoldan veya rahim içine lokal olarak

    verilebilir. Östrojen hormonu genellikle ağızdan veya cilde yapıştırılan flasterler ile verilir. Her iki

    yoldan verildiğinde de benzer etkiler gösterir. Kolesterolü yüksek olan kadınlarda ağızdan,

    trigliseridleri yüksek olanlarda ise cilt yolu ile verilmesi tercih edilir. Cilt yolu ile verildiğinde

    karaciğerden ilk geçiş etkisi göstermediğinden doğrudan kana karışır ve hedef dokulara ulaşır.

    Östrojenin cilt yolu ile verilmesi sonucunda mide barsak yakınmaları daha az görülür ve kan

    seviyeleri daha sabittir. Östrojenin hedef dokuları vajen, dış genital organlar, rahim iç tabakası

    (endometrium), meme, merkezi sinir sistemi ve damar çeperleridir. Vajinal kuruluk gibi yerel

    yakınmaları ön planda olan kadınlarda östrojen jel veya vajinal kapsüller şeklinde vajinal yoldan

    verilmelidir. Diğer yakınmaları belirgin olmayan kadınlarda sistemik tedavinin endikasyonu yoktur.

    Hormon olmayan tedavi seçenekleri :

    Antidepresan ilaçlar ( SSRI, SNRI )

    Bazı antihipertansif ilaçlar

    Menopoz yakınmaları için antidepresanların kullanımı hormon tedavisi alamayan ya da almak

    istemeyen hastalarda bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu ilaçların

    plasebodan daha etkili oldukları ancak etkilerinin östrojene göre daha zayıf olduğu gösterilmiştir.

    Menopoz kadın yaşamının önemli bir bölümünü kapsayan doğal bir süreçtir. Bu dönemin

    sorunsuz yaşanmasında ilk basamak kişinin kendi yaşamında yeni düzenlemelere gitmesidir. Bu

    amaçla yeni hobiler edinmek, fiziksel aktivitenin arttırılması, hayvansal yağların azaltılması,

    bitkisel besinlere ağırlık verilmesi önerilir. Her gün yapılacak 30 dakikalık bir yürüyüş ateş

    basmalarının sıklığı ve şiddetini azaltırken kemiklerin de güçlenmesini sağlar. Kemik kaybına

    karşı önlem olarak kalsiyumdan zengin gıda alınmalıdır. Çay, kahve, alkol ve baharatlar ateş

    basmalarını tetiklediğinden önerilmez.

  • Menopozdan Korkmayın Sizi Hazırlıksız Yakalayacak Erken Menopozdan Korkun.

    Menopozdan Korkmayın Sizi Hazırlıksız Yakalayacak Erken Menopozdan Korkun.

    1-Neden menopozdan korkmayalım da erken menopoza dikkat edelim.

    Menopoz ortalama 50 yaşlarında(44-56) tün kadınların %99 karşılaştıkları kendilerini bu doğal süreçlere duygusal ,sosyal ve fiziksel  olarak hazırlayabildikleri, menopoz ve menopoz sonrası yapılması gereken tıbbi,  sosyal ve psikolojik destekler konusunda biz hekimlerin oldukça hazırlıklı olduğumuz bir süreçtir. Oysa erken menopoz çoğunlukla kişileri hazırlıksız yakalar. Kadınlar hatta genç kadınlar kendi yaşamlarını olgunlaştırıp,eğitimlerini tamamlayıp, birtakım gündelik kaygılarını gidermeye çalışırken  karşılarına çıkar. Ansızın ve en hayal  edilen çocuk sahibi olma şansını çoğunlukla elinden alabilir.
    Böylece;günümüzde  modern şehir ve metropol hayatında uzayan eğitim süreleri ,iş bulma, kariyer planlarını yaparken, özellikle ülkemiz gibi dikey sosyal hareketliliğin olduğu toplumlarda genç kadınlar evlilikten, kariyerini tamamlamadan önce  kaçınmak da ve kendi gelişimlerine paralel sosyal ekonomik ve kültürel gelişmişlik gösteren bir eş arayışı ile evlilik ve çocuk sahibi olma  yaşlarını geciktirmektedirler.
    İşte tam da bu mükemmellik arayışı içinde kadınların %1 inde görülebilen erken menopoz çoğunlukla da bu gurup kadınları etkilemektedir. O nedenle şüphelenilmesi ,tanısı ve bu gurup hastalara erken danışmanlık yapılması hayati önemdedir.
    2-Erken menopozla kimleri tanımlıyoruz ve sıklığı nedir?

    Erken menopozun klasik tanımı 35 yaşın altında adetten kesilmektir, ancak bunun menopoz şikayetlerinin ve menopozun olası etkilerine erken yakalanmanın dışında çok da bir etkisi yoktur .Aslolan 40 yaşın altında yani üretken yaş tamamlanmadan menopoza girmektir ki ,40 yaş altında menopoza girme oranı tüm kadınların %1 inde görülür ve kadın kariyer planları ve uygun bir eş ararken kendi dünyasında ansızın üreme kabiliyetlerini kaybedebilir(bir başkasının yumurtası ile hamile kalmak dışında ki bu ülkemizde günümüzde yasal değil).

    3-Kimler özellikle risk altındadır?

    En önemli risk faktörleri;
    a-Ailesinde(özellikle  anne ,kız kardeş ) erken menopoz olanlar,
    b-Sık  ve düzensiz adet gören kadınlar  da mutlaka yumurtalık rezervleri araştırılmalıdır. 
    Ayrıca;
    -Kemoterapi ve radyoterapi görecek ve veya  görmüş olanlar
    -sigara içenler (erken menopoza sebep olmaz ancak bu kadınlar ortalama 1-1.5 yıl erken menopoza girerler ).
    4-Özelikle erken menopoz için yüksek risk taşıyan hastalar ve de olası  erken menopozdan korkan kadınlar ne yapmalıdır?

    Yapılacak en doğru iş bir  jinekoloğa başvurması ve bu konuda destek alınmasıdır. Son yıllarda gelişen teknoloji ile daha 5-10 yıl öncesinde kadınların sadece menopozda yada menopoza geçiş döneminde olup olmadıklarını tespit edebilirken günümüzde AMH (anti müllerian hormon) ve ultrason ile yumurta rezervleri oldukça doğruya yakın tespit edilebilip,  risk yada endişe altındaki kadınlar üreme fonksiyonları ve kapasiteleri açısından bir perspektif sunabiliyoruz. Hatta  anne yaşı ve AMH kullanılarak ,kadınları ortalama menopoza girme yaşını tespit etmeye çalışan pek çok  başarılı çalışma yapılmıştır, olası menopozun beklendiği yaşlar tahmin edilmeye başlanmıştır.
    5-AMH hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?
    Bir hormon testi ve tıpkı diğer hormonlar gibi kolunuzdan kan alınıp   çok  kısa sürede sonucu çıkabilen ve ülkenin her tarafında yapılan yeni bir test. Bu testle biz kadınların yumurtalık rezervler konusunda oldukça doğruya yakın bir şekilde bilgi edinebiliyor ve onların çocuk sahibi olma kapasitesi    ve menopoza girebilme  zamanının yakınlığı hakkında bilgilendirme yapabiliyoruz. Henüz yeni bir test olduğu için, zamanla çalışmalar arttıkça bizimde fikirlerimiz ve testin duyarlılığı konusundan küçük de olsa değişiklikler olabilmektedir. Ancak genel olarak günümüzde yumurtalık kapasitesi ve olası  menopoz ihtimali hakkında bize güçlü, kolay ve ucuz veriler verebilmektedir.

    6-Klasik menopoz bulguları ile asıl korkulan yumurtalık rezervinin tükenmesi ve çocuk sahibi olma kapasitesinin kısıtlanmasının bulguları arasında bir  benzerlik  var mıdır?

    Klasik menopozun; adet görememe ,ateş  basması, uykusuzluk, sinirlik  ve benzeri  bulgularının çoğunlukla hiçbiri yumurtalık rezervlerinin erkenden tükenmesinde olmaz. Olası tek uyarıcı bulgu düzensiz adet görmek hatta adet döngüsünün 22 günden sık olabilmesidir. Bu nedenler çoğunlukla adet herkes de ve masum görünen adet düzensizlikleri için hekime başvuran hastalarda yapılan testlerle  tespit ediliyor.
    7-Erken menopozu yada yakın ihtimalinin tespit edildiği hastalarda  ne gibi tepkilerle karşılaşılıyorsunuz?

    Aslında tüm reaksiyonlar çocuk sahibi olmuş olmak yada olmamakla ilişkili. Çocukları olan kadınlar sadece şimdi nasıl yönetelim bu durumu derken, hiç çocuk sahibi olmamış kadınlar çok derin bir kaygı ve endişe ile karşılaşıyor .Bu gurup kadınlara sadece medikal değil mutlaka psikolojik destek vermek de gerekebiliyor çoğunlukla. Ayrıca kültürel faktörlerde bu durumdan etkilenmeyle çok ilişkili. Küçük şehir ve kırsal kesimlerde olası kültürel ve ekonomik faktörlerden   dolayı  yıkım çok belirgin olmasına rağmen daha çok erken yaşlarda evlenip çocuk sahibi olduklarından etkilenen insan sayısı daha az. Oysa metropollerde yaşam kaygısı süren , kariyer planları yapan ve bunları yaparken de evlilik ve çocuk sahibi olmak için daha ileri yaşlara gelen kadınların ise  henüz çocuk sahibi olmadıklarından daha yüksek sayıda etkilenebiliyorlar.
    8-Sizin menopoz haftasında tüm kadınlara öneriniz nedir bu durumla başa çıkabilmek için?
    Öncelikle yıllık jinekolojik kontrollerini  aksatmasınlar ,  eğer henüz çocuk sahibi olmamış ve bunu çok önemsiyorlarsa  üreme kapasitesi hakkında mutlaka danışmanlık alsınlar. Özellikle ailede erken menopoz olanlar ve düzensiz adet görenler mutlaka AMH testini   belli aralıklarla yaptırıp yumurtalık rezervleri  konusunda yaşamlarını planlarken bilgi sahibi olsunlar. Kısıtlı rezervleri olanlar evli kadınlar çocuk sahibi olmayı ertelemesin yada embrio  dondurulmasını   gibi yöntemleri düşünsün bekar olanlar ve yasal olarak uygun olanlar ise yumurta dondurulması alternatifi hakkında danışmanlık alsınlar.
    Erken menopoza girmiş olanlar ise mutlaka menopoz için medikal, ruhsal ve sosyal olarak destek almayı ihmal etmesinler ve olası kemik erimesi ve buna benze yıkıcı  menopoz etkileri n azaltılması yada yok edilmesi için yakın hekim desteğini ihmal etmesinler.

  • Yumurtalık Kütleleri (Kistleri)

    Yumurtalık Kütleleri (Kistleri)

    1-Yumurtalık kistleri dediğimizde neyi anlıyoruz?
    Kadınlardaki temel üreme organlarından olan ve yaklaşık 3 cm çapındaki yumurtalıktan gelişen yer yer kistik (içi sıvı dolu kesecikler) yer yerde solid (sert doku parçacıkları) yapılardan oluşan oluşumlardır.
    2-Ne kadar sıklıkla görülür ve hangi yaşlarda karşılaşılır?
    En sık 20-44 yaşında görülmesine rağmen hemen hemen  her yaş da  farklı farklı  türleri ile karşılaşılabilir ve farklı özellikler  taşıyan türlerinden dolayı da belki de her kadın bu sorunla yaşamında en az bir kere karşılaşabilir.
    3-Hangi şikayetleri yapabilir, kadınlar nelerden şüphelenerek hekime başvurmalıdır?
    Kasıklarda ağrı, karında gerginlik, düzensiz adet görme, sık idrara çıkma ve kabızlık gibi şikayetlerle hekime başvurulmasına  rağmen en sıklıkla hiçbir şikayeti olmayan kadınlarda rutin jinekolojik muayenede karşılaşılır bu da yumurtalık kistlerinde 6-12 ayda bir yapılması gereken rutin jinekolojik muayenenin önemini oldukça arttırır . 
    4-Yumurtalık kütlelerinin takip ve tedavisinde en önemli konu nedir?
    Aslında bu konunun en can alıcı noktasıdır. Bir yumurtalık kütlesi ile ister rutin jinekolojik kontrollerde karşılaşılsın ister şikayetleri üzerine araştırılırken tespit edilsin öncelikli hedef bu kütleler kötü huylu bir kanser midir yoksa iyi huylu selim kütleler midir. Bizler  ilk önce bu ayrımı yapmak için detaylı bir ultrasonografik inceleme ve kanda tümör belirteçlerini araştırıyoruz  ve gerekirse PET-CT MRI ,bilgisayarlı tomografi gibi ileri tanı yöntemlerini uyguluyoruz .Eğer kanser şüphesi varsa öncelikle cerrahi operasyon planlıyoruz ve patolojik inceleme sonrası kesin tanıyı zaman kaybetmeden koymaya çalışıyoruz.
    Ancak sevindirici  bir şekilde oluşan kütlelerin sadece menopoz öncesi %7 sinde menopoz sonrası ise %30 unda kötü huylu potansiyel taşıyor.
    Bu iyi huylumu kötü huylumu ayırımından sonra kütleleri çok büyük kısmı olan iyi huylularda fonksiyonel bir kistik yapımı (ki bunlar genellikle menstürüel siklus da her ay oluşan yumurtlamanın sonucu olan kistlerdir)yoksa iyi huylu bir tümör mü ayrımını yapmak gerekir.
    İşte bura da  bu ayrımı yapmak için sabırlı olmak ve deneyimli olmak gerekir. İlk olarak detaylı bir teknik değerlendirme  sonrasında ilaç tedavisi yada hastaları 1-3 ay gözlemek esastır. Kanser olmayan iyi huylu kütlelerinde çok büyük kısmı fonksiyonel kistlerdir ve sadece 1-3 ay gözlemek ya da doğum kontrol hapları kullanarak geriler ve hastaları gereksiz cerrahi operasyondan kurtarır.
    Ancak bu 3 aylık tedavi ve gözlem sonrasında  kistler gerilemez ve  veya büyümeye devam ederse bu durumda da cerrahi bir operasyon planlamak gerekir.
    5-Fonksiyonel olmayan iyi huylu tümörlerde neden cerrahi tedavi  planlanıyor ve nasıl yapılıyor?
    İyi huylu tümörlerde 2 önemli sorun vardır.Birincisi; bunların türüne göre %1 -25 i zaman içinde kanserleşme potansiyeli taşıyabilir ve bu riski   ortadan kaldırmaları gerekir .İkinci bir önemli konuda bu kistler çoğunlukla menopoz öncesi göründüğünden kistler büyüdükçe yumurtalıktan çalmaya ve yumurtalık kapasitesini azaltıp yok etmeye başlarlar ve bir süre sonrada üreme sorunlarına sebep olabilirler.
    6-Yumurtalık kistlerinin kısırlık yapma  riski var mıdır?
    Evet aslında tüm yumurtalık kistleri hatta fonksiyonel olanlar bile kısırlıkla yakın ilişkilidir. Tümoral kistler yumurtalığı yok ederek hacmini azaltırlar ve geç kalındıkça yumurtalık rezervleri azalır, özellikle halk arasında çikolata kisti denilen endometriomalar  hem yumurtalık hacmini azaltarak hem de tüplerde yapışıklık yaparak kısırlık riskini arttırırlar. Sık sık fonksiyonel kistleri olan kadınlarda da yumurtalık rezervleri araştırılmalı erken menopoz riski açısından dikkat edilmelidir. Çünkü yumurtalık kalitesinin azaldığı menopoz  öncesi dönemde fonksiyonel kistleri daha sık görürüz.
    7-Fonksiyonel kistlerin büyük bir kışı gerilediğinden takibine gerek var mıdır.?
    Elbette yakın izlenmeli fonksiyonel kistler yırtılarak iç kanama yapma ,kendi etrafında dönerek yumurtalık torsiyonu dediğimiz geç kalınırsa o yumurtalığı tamamen yok edecek ciddi tablolara zemin hazırlayabilir ayrıca tüm fonksiyonel kistlerin yok olduğundan emin olmak lazım ancak o zaman bu kistin bir tümöral kist olmadığından emin olunabilir.
    8-Çikolata kistlerinin önemi nedir?
    Çikolata kistleri endometriozis dediğimiz rahimdeki menstürüel döngüyü oluşturan tabakanın  yumurtalıklarda kistik yapı oluşturmasıdır ve kısırlık, şiddetli ağrı, yapışıklık ve cinsel sorunlara yol açabilir. Tedavisi ve takibinin kusursuz yapılası ve kişinin hem cinsel hem de üreme sağlığını korumak hemde yaşam kalitesini arttırmak için hayatidir. En önemli tedavi yanlışlıklarından biri erken ameliyat yapmak kadar geç ameliyat da yapmaktır. Bir o kadar önemli konu da ameliyat sonrası çok büyük oranda kistin tekrarlayacak olması ve başarılı  cerrahi bir tedavi uygulanmış olsa da sonrasında medikal tedaviyi menopoza kadar sürdürecek titizlik de olunmalıdır.Unutmamalıdır ki tekrarlayan her çikolata kistleri daha karmaşık sorunlara sebep olurlar.
    9-Çocuk ve ergenlik döneminde kistlerin önemi var mıdır?
    Kesinlikle  önemlidir çünkü bazı tür yumurtalık kanserleri o yaşlarda gözlemlenir, oluşan iyi huylu kistler bu yaşlarda hiç akla gelmeyeceğinden önemli bir yumurtalık doku kaybına sebep  olabilir. Bu yaş grubunda hekime gitme alışkanlığı pek  olmadığından da çoğunlukla gecikmiş halde gelir hastalar. Bu yaş gruplarında anlamsız kasık ağrısı adet düzensizliği ve karında şişlik şikayeti olan genç kızlar mutlaka ultrason ile değerlendirmek gerekir.
    10-Bu kütlelerin tedavisinde  nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
    Bu hastalıklar genellikle menopoz öncesi yaşlarda olduğundan hem kozmetik kaygılar çok oluyor hem de çoğunluk çalışan kadınlar yada eğitimine devam eden genç kızlar olduklarından cerrahi tedavilerinin en az kozmetik hasar yapacak bir yöntem ve mümkün olduğunca kısa hastanede kalış süresi ve  mümkün olan en kısa sürede sosyal yada iş ortamına dönülmesi hedefleniyor . Son yıllarda biz hemen hemen tüm hastalarımızda ileri kanser hastaları dışında laparaskopik  cerrahi (klasik yada robotik) tercih ediyoruz .Böylece hedeflediğimiz tüm cerrahi amaçları kusursuzca gerçekleştirip aynı gün yada ertesi gün hastalar evlerine gidip 1 hafta sonrada sosyal ortamlarına dönebiliyorlar
    11-Yumurtalık kütlelerinin oluşturabileceği sorunlardan korunmak için kadınlar nelere dikkat etmelidir?
    Üreme çağındaki kadınlar rutin jinekolojik kontrollerini aksatmamalı ama 20 yaş altı genç kızlar ise adet düzensizliği karında şişlik yada anlamsız karın ağrısı şikayetleri olduğunda doktora yönlendirilmeli. 
    Menopoz sonrası ise en az 70 yaşına kadar  kontrolleri aksatmamalı. Unutmamalı ki menopoz öncesi overyal kütlelerin sadece  %7 kanser potansiyeli taşırken bu oran menopoz sonrasında %30 a çıkar ve daha ciddi bir durumlar karşılaşma potansiyelleri  vardır.

  • Menopoz

    Menopoz

    Menopoz kadınlarda adet kanamalarının kesilmesidir ve dolayısıyla üreminin sona ermesi dönemidir. Kadınlarda görülen, çoğunlukla 40 yaş ve sonrası, neredeyse 55 yaşına kadar geçen süre içinde görülen adet kesilmesi dönemidir. Önceleri adet kanaları düzensizleşir, daha sonra tamamen kesilir. Menopoz, yumurtalıkların görevlerini yerine getirememeye başlaması yüzünden ortaya çıkar. Yumurtalıkların doğal ömrü yaklaşık 35 yıldır ve çalışamaz hale gelmeleri yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Çoğu kadında menopoz 45-50 yaşları arası başlamaktadır. Batı toplumlarından elde edilen verilere göre ortalama menopoz yaşı 51,5 olup son 100 yıl içinde değişmemiştir. Menopozun 40 yaşından önce olmasına prematür menopoz 45 yaşından önce olmasına ise erken menopoz adı verilir. Özellikle annenin menopoz yaşı ile kız çocuğun menopoz yaşı arasında yakın bir ilişki vardır. Annesi erken menopoza giren kadınlarda erken menopoz riski daha fazladır. Doğum yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç olur. Günde 10 veya daha fazla sigara içen kadınlarda menopoz yaşı 1,5 yıl erkene çekilmektedir. Cerrahi müdahale sonucunda yumurtalıklardan birinin kaybı, endometriosis, ve kanser için verilen kemoterapi ve radyoterapi menopozun daha erken gelmesine neden olan etkenlerdendir.

    MENOPOZUN BELİRTİLERİ VE BERABERİNDE GETİRDİĞİ SORUNLAR

    Kanamalarda düzensizlik ve adet kesilmesi: Menopozun temel belirtisi adetlerin kesilmesidir. Özellikle 45 yaşın üzerindeki bir kadında 6 aydan daha uzun süre adet olamama genellikle menopoza işaret eder. Adet kesilmesine eşlik eden ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk tanıyı güçlendirir. Bu dönemde kadın fizyolojisinde ve psikolojisinde görülen ve meydana gelen bazı değişiklikler kadının hayatını kötü etkileyerek, birçok hastalığın oluşmasına neden olabilir. Menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur. Bu durum yaşam kalitesinin ve mutlu bir psikolojinin oluşmasını engeller. Yumurtalıklardaki hormon üretimi yaş ilerledikçe veya menopoz dönemi yaklaştıkça azalır. Bu da adet kanamalarında düzensizliğe neden olur. Bu hormon üretiminin azalmasıyla vücuttaki ısıyla ilgili alanlar etkilenir ve terleme, ateş basması gibi durumlara sebep olur. Menopozun erken dönemlerinde adetsiz geçen dönemleri takiben bazen kanamlar görülebilir. Bu tür kanamalar endometrial hiperplazi adı verilen ve rahim iç tabakasının fazla kalınlaşması ile seyreden bir hastalığın belirtisi olabileceğinden dikkatli bir şekilde irdelenmelidir.

    Ateş ve ter basmaları:

    Bu yakınmalar menopoza giren kadınların %70’inde görülür. Kadınların %35’inde ise günlük yaşamı olumsuz etkileyebilecek kadar sıktır. Nedeni tam olarak belli değildir. Özellikle vücudun üst kısmında ve kafada başlayan ani bir sıcaklık hissini şiddetli bir terleme takip eder. Geceleri daha sık görülebilir ve uykunun bölünmesine neden olur.

    Ürogenital atrofi:

    Östrojen adı verilen kadınlık hormonun menopozla beraber tamamen ortadan kalkması ile vajende kuruluk ve vajen içini döşeyen hücre tabakasında incelme olur. Bunun doğal sonucu olarak da cinsel birleşme daha ağrılıdır. Bazen tahrişe bağlı kanama görülebilir. Vajen hücre tabakasının incelmesi ile beraber mikroplara karşı olan direnç de azalır ve tekrarlayan vajinitler sıkça görülebilir.

    Osteoporoz:

    Menopoza giren kadınlarda en önemli problemlerden biridir. Ülkemizde gerçek yaygınlığı ve ciddiyeti hakkında yeterli ve güvenilir veri yoktur. Osteoporoz postmenopozal (menopoz sonrasında kadınlarda görülen hızlı kemik kaybı) ve senil (yaşlılıkta ortaya çıkan ve her iki cinsi de tutan) olarak ikiye ayrılır. Osteoporoz için bazı risk faktörleri tanımlanmıştır. Erken veya yumurtalıklarının ameliyat ile alınması sonrasında menopoza giren kadınlarda, kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenen kadınlarda, güneş ışığına az maruz kalan özellikle yatalak ve bakım evlerindeki kadınlarda, sigara içenlerde, ailesinde osteoporoz ve buna bağlı kırık öyküsü olanlarda, ince vücut yapısına ve açık renkli tene sahip olanlarda, ve menopoz sonrasında östrojen tedavisi almayan kadınlarda osteoporoz görülme olasılığı artmaktadır.

    Ruhsal değişiklikler:

    Bugün menopozun kadın bedenini dramatik şekilde etkilediğini, kadında fiziksel ve emosyonel dengenin bozulmasına yol açtığını biliyoruz. Menopoz döneminde, fizyolojik değişimlerin yanında birçok kadın psikolojik ve sosyal değişimler de yaşar.

    Bu dönemde görülen psikolojik ve mental değişiklikleri 4 ana gruba ayırabiliriz:

    1- Kognitif (Bilişsel)

    2- Duygu durum değişiklikleri

    3- Depresyon

    4- Alzheimer hastalığı

    MENOPOZDA Kİ KADINLARDA YAPILMASI GEREKEN İNCELEMELER

    Dikkatli bir kişisel öykü ve muayene şarttır. Etraflı bir aile öyküsü alınmalı ve özellikle hormon tedavisinin verilmesi için sakınca oluşturacak durumlar belirlenmelidir. Laboratuar tetkikleri arasında yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır:

    PAP Smear testi ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi:

    Menopoza kadar düzenli yapılan smear testlerinden hiçbir zaman anormallik saptanmamış olan kadınlarda PAP testinin arası 3 yıla çıkarılabilir.

    • Ultrason ile yumurtalıkları ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi
    • Tam kan sayımı
    • Lipid profili (total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliseridler)
    • Karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST)
    • Kardiyak risk belirteçleri (CRP, homosistein)

    TSH: Kadınlarda sessiz hipotirodi çok sık görülür ve bu nedenle yıllık taramaların içine katılması önerilmektedir.

    Mamografi:

    40–60 yaş arasında her yıl yapılması önerilmektedir. Ultrason mamografinin yerine geçmez. Ultrason ile mamografide şüphelenilen lezyonların solid yani katı veya kistik yani sıvı dolu olduğunun ayırıcı tanısında kullanılır. Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografiden elde edilecek olan bilgi daha azdır. Östrojen tedavisi de meme yoğunluğunu artırarak mamografinin yorumlanmasını zorlaştırır. Daha önceden meme protezi taktırmış olan kadınlarda mamografi oldukça güvenilmez olup meme MRI ile incelenmelidir.

    Kemik yoğunluk ölçümü:

    Özellikle risk faktörleri taşıyan ve hormon almak istemeyen kadınlarda önemlidir. Risk faktörü taşımayan ve zaten hormon verilmesi kararlaştırılmış olan kadınlarda verilecek olan kararları etkilemeyeceğinden yapılması gereksizdir.

    Genetik Risk Profilinin Çıkarılması:

    Özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaya başlamıştır. Henüz maliyeti yüksek olduğundan herkese uygulanması söz konusu değildir. Menopozda olabilecek sorunlar için riskli genetik yapının belirlenmesi ve verilecek ilaçlardan fayda veya zarar görecek olan kadınların saptanması için kullanılmaktadır. Menopozda Hormon Tedavisi-Seçenekler ve verilme yolları

    Menopoz döneminde hormon tedavisi çeşitli şekillerde çeşitli yollardan verilebilir.

    Hormon Tedavilerinin Çeşitleri

    Tek başına östrojen (E) kullanımı :

    Rahmi alınmış olan kadınlarda tercih edilen hormon verilme şeklidir. Genellikle kesintisiz olarak ağızdan (oral) veya cilt (transdermal) yolla verilir.

    Östrojen ile beraber Progesteron (P) kullanımı :

    Rahmi olan kadınlarda rahim iç tabakasının (endometrium) aşırı kalınlaşması ve kanser riski nedeniyle östrojenle beraber progesteron da verilmelidir. Menopoza yeni girmiş veya perimenopozal diye tabir edilen menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda E+P tedavisi kesintili (siklik) olarak uygulanır. Menopozun üzerinden 1 yıldan fazla geçmiş ise kesintisiz (continuous) verilebilir. Progesteron ağız yolu ile, vajinal yoldan veya içinde progesteron içeren rahim içi araçları kullanılarak rahim içine lokal olarak da verilebilir.

    Tek başına veya östrojen tedavisine androjen eklenmesi :

    Menopozla beraber cinsel istekteki azalmadan yumurtalıklardan salgılanan erkeklik hormonlarının kaybı sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle androjen verilmesi gündeme gelmiştir. Östrojen ile beraber androjen alan kadınlarda cinsel istekte ve cinsel fantezilerde artma saptanmıştır. Doz ayarlamasının çok dikkatli yapılması gerekmektedir. Eğer yüksek doz verilirse tüylenme ve cilt bozuklukları yapabilir.

    Hormonlara benzer etki gösteren maddeler (Tibolon) :

    Tibolon hem östrojen, hem progesteron, hem de androjen reseptörlerine bağlanarak etki eden bir nonsteroidal maddedir. Kesintisiz olarak kullanılır ve östrojenin pek çok yan etkisini göstermez. Kanama yapmaz. Östrojen ile olasılığı artan meme kanseri riski tibolon ile daha azdır.

    Bitkisel östrojenler (Fitoöstrojenler) :

    Black cohosh veya isoflavin adı verilen maddeleri içerirler. Vücutta zayıf östrojenik etki gösterirler. Yapılan çalışmalarda menopozun ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk gibi akut belirtilerinde gerileme oluşturdukları gösterilmiş olsa da her çalışma aynı sonuçları vermemiştir. Genellikle östrojen tedavisi almak istemeyen veya bu tedavinin verilmesinin sakıncalı olduğu durumlarda kullanılır. Menopozun uzun vadeli yan etkileri üzerindeki yarar veya zararları tam olarak belli değildir.

    Hormon Tedavisinin Verilme Yolları 

    Hormon tedavisi ağızdan, cilt yolu ile, burun yolu ile, vajinal yoldan veya rahim içine lokal olarak verilebilir. Östrojen hormonu genellikle ağızdan veya cilde yapıştırılan flasterler ile verilir. Her iki yoldan verildiğinde de benzer etkiler gösterir. Kolesterolü yüksek olan kadınlarda ağızdan, trigliseridleri yüksek olanlarda ise cilt yolu ile verilmesi tercih edilir. Cilt yolu ile verildiğinde karaciğerden ilk geçiş etkisi göstermediğinden doğrudan kana karışır ve hedef dokulara ulaşır. Östrojenin cilt yolu ile verilmesi sonucunda mide barsak yakınmaları daha az görülür ve kan seviyeleri daha sabittir. Östrojenin hedef dokuları vajen, dış genital organlar, rahim iç tabakası (endometrium), meme, merkezi sinir sistemi ve damar çeperleridir. Vajinal kuruluk gibi yerel yakınmaları ön planda olan kadınlarda östrojen jel veya vajinal kapsüller şeklinde vajinal yoldan verilmelidir. Diğer yakınmaları belirgin olmayan kadınlarda sistemik tedavinin endikasyonu yoktur. 

    Hormon olmayan tedavi seçenekleri : 

    • Antidepresan ilaçlar ( SSRI, SNRI ) 
    • Bazı antihipertansif ilaçlar 

    Menopoz yakınmaları için antidepresanların kullanımı hormon tedavisi alamayan ya da almak istemeyen hastalarda bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu ilaçların plasebodan daha etkili oldukları ancak etkilerinin östrojene göre daha zayıf olduğu gösterilmiştir. 

    Menopoz kadın yaşamının önemli bir bölümünü kapsayan doğal bir süreçtir. Bu dönemin sorunsuz yaşanmasında ilk basamak kişinin kendi yaşamında yeni düzenlemelere gitmesidir. Bu amaçla yeni hobiler edinmek, fiziksel aktivitenin arttırılması, hayvansal yağların azaltılması, bitkisel besinlere ağırlık verilmesi önerilir. Her gün yapılacak 30 dakikalık bir yürüyüş ateş basmalarının sıklığı ve şiddetini azaltırken kemiklerin de güçlenmesini sağlar. Kemik kaybına karşı önlem olarak kalsiyumdan zengin gıda alınmalıdır. Çay, kahve, alkol ve baharatlar ateş basmalarını tetiklediğinden önerilmez.

  • MENOPOZ…

    MENOPOZ…

    MENOPOZ HASTALIK DEĞİL.. KADINLIĞIN DOĞAL HALİDİR.. MENOPOZ KABUS DEĞİLDİR.. HER KADININ MENOPOZU FARKLIDIR… HER KADIN MENOPOZU FARKLI YAŞAR…

    Kadın için hayatın doğal bir dönemi olan menopoz, artık korkulu bir rüya olmaktan çıktı. Her kadın menopoz dönemini farklı yaşayabilir. Ancak tüm kadınlar için ortak doğru, bu dönemin sağlıklı bir yaşama başlangıç için önemli bir fırsat yaratmasıdır.

    Menopoz artık bir hastalık olarak değil, kadın hayatının doğal, kaçınılmaz bir dönemi olarak kabul ediliyor. Bu dönemde önemli olan, kadınların vücutlarında olan değişikleri bilmeleri ve daha sağlıklı bir yaşama kendilerini hazırlamaları. Menopozu korkulu bir rüya gibi görmekten vazgeçip, ‘kadınlığın sonu’ algısını beyninizden silerek, çok daha sağlıklı, çok daha mutlu ve huzurlu bir döneme başlangıç yapmak için bu dönemi bir fırsata çevirebilirsiniz. 

    BİLGİLENİN VE KABULLENİN
    *Adet gören bir kadının, başka nedenlere bağlı olmaksızın en az 12 ay süreyle adet görmemesi ‘menopoz’ alarak adlandırılır. Menopozda yumurtalık fonksiyonlarının azalması, östrojen ve diğer hormonların kan seviyelerinin düşmesi ve doğurganlığın kalıcı bir şekilde kaybı söz konusu olur.
    *Menopoza geçiş yıllarında kadının doğal adetleri 7 günden daha fazla uzamaya başlar. Kadın vücudunda bazı değişiklikler olur. Her kadın menopozu farklı şekilde yaşar. Bazılarında çok az veya hiç yakınma yokken, diğerleri çok yoğun psikolojik ve fiziksel yakınmalara sahip olabilir. Burada kadının menopoz hakkındaki bilgileri, menopozu kabullenişi, kültürel ve genetik etkiler önemli rol oynar. 

    GEÇİŞ YILLARINDA HAMİLELİK
    *Perimenopoz adı verilen dönem, menopoza geçiş yıllarıdır. Son adet kanamasından yaklaşık 6 yıl kadar önceki bir dönemi kapsar. Kadın vücudunda menopozla ilgili değişikliklerin başladığı yıllardır. Düzensiz adet kanamaları, ateş basması, vajinal kuruluk ve duygusal değişiklikler perimenopoz döneminin yaygın şikayetleridir. Kadın perimenopoz döneminde düşük şansla da olsa hamile kalabilir. Bu nedenle hamilelik istenmiyorsa bu dönemde doğum kontrolü uygulamalarını terk etmemek gerekir.

    DOĞAL YAŞ TÜRKİYE’DE 47-50
    Herhangi bir hastalık veya tıbbi uygulamaya bağlı olmaksızın, adetlerin kendiliğinden kesilmesine doğal menopoz denir. Doğal menopoz yaş aralığı 42-58’dir. Batı toplumlarında ortalama menopoz yaşı 51’dir. Bizim ülkemizde bu konuda çok kesin veriler olmamakla birlikte 47-50 yaş aralığında olduğunu söyleyebiliriz. Kadınların yüzde 10 kadarı 40 yaş, yüzde 0.1 kadarı da 30 yaş altında menopoza girer. Doğal menopoz yaşını genetik ve sigara içilmesi belirler. Sigara içen kadınlar ortalama olarak 1.5-2 yıl daha erken menopoza girdiği bilinmektedir… Sigara içiyorsanız, bırakarak sağlıklı yaşama ilk adımı atın…

    BEKLENMEYEN MENOPOZ
    *Menopoz bazen, çeşitli tedaviler veya ameliyatlar sonucunda da oluşabilir. Kanser kemoterapileri (ilaç tedavisi) veya alt karın bölgesine ışın tedavileri yumurtalıklarda önemli oranda hasara yol açar. Bu tedaviler sonrası menopoz görülebilir. Ayrıca tıbbi zorunluluklar nedeniyle iki yumurtalığın ameliyatla çıkartılması da menopozla sonuçlanır. Burada yakınmalar doğal menopozdan çok daha ağırdır. Çünkü kan hormon seviyeleri aniden düşmüştür. Bu kadınlarda menopozal yakınmaların tedavi ihtiyacı doğal menopoz yaşayan kadınlara göre çok daha fazladır. İlerleyen dönemde ortaya çıkacak vajinal kuruluk ve kemik erimesi gibi sağlık sorunları açısından da yakından takip edilmesi gerektiğini bilin…

    40 YAŞ ÖNCESİ ERKEN
    İster doğal veya yapay olarak oluşmuş olsun, bir kadının 40 yaşında önce menopoza girmesine erken menopoz denir. Erken menopozu genetik faktörler veya tıbbi tedaviler etkileyebilir. Burada yumurtalık fonksiyonlarının çok erken kesilmesi söz konusu olduğundan, kadın östrojen hormonunun vücuttaki koruyucu etkilerinden (kalp hastalıkları ve kemik erimesi) uzun yıllar mahrum kalacaktır. Ayrıca aniden ve beklenmedik bir zamanda gelişen adetten kesilme, doğurganlığın kaybı özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda çok ciddi psikolojik travma oluşabilir. Doğurganlıkla kadınlığı ve cinselliği eş tutan anlayışa sahip bir kadın için bu dönem bir yıkım olabilir. Öncelikle bu anlayıştan vazgeçin…

    STRES SÜRECİ HIZLANDIRIR
    *Bazen erken yumurtalık yetmezliği (prematür ovariyan yetmezlik) denilen tablo aşırı stres, aşırı egzersiz, aşırı zayıflama veya çeşitli ilaçlara bağlı olarak gelişebilir. Söz konusu etkilerin kalkması ile adetler tekrar başlayabilir. Geçici menopoz dediğimiz bu tabloda yumurtalıklar tekrar normal fonksiyonlarına döner ve kadın doğal menopoz yaşına kadar adetlerini görmeye devam edebilir.

    RİSKLER KORKUTMASIN
    *Her kadın menopozu farklı yaşar, fakat hepsi için ortak doğru; menopoz döneminin kadın sağlığını gözden geçirmek ve sonraki yaşamını düzenlemek için eşsiz bir fırsat yarattığıdır. Siz de bu fırsatı değerlendirin…
    *Menopozun kadın yaşamına getirdiği değişikleri anlatırken öncelikle risklerden bahsedelim. Eğer kadının menopozla ilgili bilgileri yetersizse ve adetten kesilmenin kadınlığında ve cinsel hayatında önemli eksiklikler doğuracağını düşünüyorsa, menopozal yakınmaları çok daha yoğun olarak yaşayacaktır. Bu algılama kadının cinsel hayatını olumsuz etkileyecek, depresif bir duygusal durum oluşturacaktır. 
    *Östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak da özellikle vajinada kuruluk oluşacak, kemik erimesi süreci de hızlanacaktır. Kadın, östrojeninin kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkilerinden mahrum kalacaktır. Bu dönemde yaşanabilecek değişiklikleri bilin ancak bunlardan korkmayın…

    BU DÖNEMİ FIRSATA ÇEVİRİN
    *Saydığımız tüm olumsuzluklara karşın, menopoz dönemini kadın hayatı için bir fırsata çevirmek mümkün. Genellikle o zamana kadar ailesiyle, çocuklarıyla ilgilenen kadınlar, kendi vücudunu tanıması, sağlığına özen göstermesi, yıllık tarama kontrollerini yaptırması ile birçok hastalıktan korunabilir ve kalan yaşamını daha mutlu ve keyifli geçirebilir.
    *Bu nedenle öncelikle, menopoz döneminin kadınlar tarafından ‘kadınlığın sona ermesi’ algısının değiştirilmesi gerekmektedir. Yeterli tıbbi bakımı alan kadınlar, menopoz sonrası uzun yıllar tatminkar bir cinsel hayat sürebilir. Bunun için öncelikle vajinada gelişecek olan atrofinin engellenmesi gerekmektedir. 
    *Yıllık smear ve mamografi kontrollerini yaptıran kadınlar, rahim ağzı ve meme kanserinin çok erken yakalanması ile kolaylıkla tedavi edilebilir. Yıllık kontrollerdeki kan tahlilleri ile şeker, guatr gibi hastalıklara erkenden teşhis konulabilir. 
    *Sürekli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla irtibatı olan kadın, normal dışı kanamaları hekimine bildirir. Bu sayede olası bir rahim kanseri çok erken teşhis edebilir ve tedavisi de başarıyla gerçekleşir.

    MENOPOZ SONRASI DÖNEM
    *Kadının gördüğü son adetten itibaren yaşadığı döneme postmenopoz yani menopoz sonrası dönem denir. Tıbbi olarak bu dönem iki alt döneme ayrılabilir. Son adet tarihinden itibaren ilk 5 yıla erken menopoz sonrası dönem, 5 yıldan ölünceye kadar geçen süreye de geç menopoz sonrası dönem denir.

    BİR KADININ MENOPOZA GİRDİĞİ NASIL BELİRLENİR?

    MENOPOZA GİRDİĞİNİZ NASIL ANLAŞILIYOR?
    *Kırklı yaşlarındaki kadınlardaki ilk belirtiler adetlerdeki düzensizlikler ve ateş basmalarıdır. Kadının 12 ay adet görmemesi menopoz teşhisini koydurur. Burada kandaki bazı hormonlar da bize yardım eder. 
    *Kan FSH seviyeleri sürekli olarak 30 mIU/mL değerlerinin üzerinde seyrediyorsa bu kadının menopoza girdiğini söyleyebiliriz. 
    *Perimenopoz döneminde FSH seviyeleri dalgalı bir seyir izler. Bu dönemde bir kez FSH yükselmesi, yanlışlıkla menopoz olarak değerlendirilmemelidir.

    ENGELLEMEK MÜMKÜN DEĞİL SİGARAYI BIRAKARAK GECİKTİRİN
    *Menopoz yumurtalıklardaki hormon üreten ve adet döngüsünü sağlayan hücre yapılarının tükenmesi sonucu oluşur. Dolayısıyla bu hücre yapılarının tükenmesini engellemek mümkün değildir. 
    *Fakat menopoz yaşını etkileyebileceğimiz bilinen en önemli faktör sigara içimidir. Sigara içenlerde menopoz ortalama 1.5-2 yıl öne gelir. Sigara içmeyen kadınlardaki menopoz yaşı 1.5-2 yıl kadar uzayacaktır. 
    *Bunun dışında menopoza geçiş yıllarındaki adet düzensizlikleri ve ateş basmaları nedeniyle verilen hormon tedavileri sonucu kadın düzenli adet görmeye devam etmektedir. Fakat bu menopozun engellendiği anlamına gelmez. Çünkü verilen hormon ilaçları kesilip, kandaki FSH değeri bakıldığında menopoz eğerlerinin üzerinde olduğu görülecektir. 
    *Menopoza geçiş dönemindeki hormon tedavileri sayesinde kadınlar, yaşamın bu önemli dönemini daha rahat geçiririr, kalp hastalıkları, kemik erimesi, cinsel ilişkide ağrıya yol açan vaginal kuruluktan korunmuş olur.
    *Menopoza geçiş döneminde verilen ilaçlarla adet görülmesi kadının doğal menopoz yaşını uzatmaz. Ancak bu dönemde kadında ortaya çıkan ateş basmaları, vajinal kuruluğu tedavi edecek, kemik erimesi, kalp hastalıkları, kolon kanseri risklerini de azaltacaktır.

    EN YAYGIN ŞİKAYET ATEŞ BASMALARI
    *Menopozal dönemdeki yakınmaları ateş basmaları, uyku bozuklukları, başağrısı, hafıza ve konsantrasyonda değişiklikler, depresyon ve sıkıntı bozuklukları şeklinde sınıflandırabiliriz. Bu yakınmalar için hemen psikiyatriste başvurulmasına gerek yoktur.
    *Ateş basmaları, menopozda ateş basması en yaygın şikayettir. Beyindeki ısı düzenleme merkezlerinin hormonal değişikliklerle etkileşmesi nedeniyle oluştuğu düşünülmektedir. Fakat ateş basmalarının sadece menopoza bağlı olmayacağı bilinmelidir. 
    *Tiroid, enfeksiyon, kanser gibi hastalıklar ve tamoksifen (meme kanserinde kullanır) ve raloksifen (kemik erimesinde kullanılır) gibi ilaçlar da ateş basması yakınmalarına yol açabilir. 
    *Ateş basmalarının şiddeti kadından kadına değişir. Bazılarında belli belirsiz yakınma şeklinde seyrederken, bazılarında da kadının sosyal hayatını ileri derecede sıkıntıya sokabilir. Genellikle 3-5 yıl kadar sürer. Ateş basmalarının şiddeti zamanla azalır. Yakınmaların şiddetli olduğu kişilerde tedavi seçenekleri vardır.

    YAŞAM TARZINIZI DEĞİŞTİN, SPOR YAPIN
    *Menopoz döneminde yaşanacak sıkıntılarla baş edebilmek için, yaşam tarzınızda değişiklikler yapın.
    *Öncelikle sıcak ortamlardan kaçınma, saç kurutma makinesi kullanmama, sıcak içecekler, alkol, kafein ve sigaradan uzak durma gibi önlemler uygulayın.
    *Düzenli spor stresi azaltır ve rahat uyumayı sağlar. Çalışma ortamı ve yatak odalarının serin olmasını sağlayın.
    *Bazı bitkisel kökenli zayıf estrojenik ilaçlar (soyadan elde edilen fitoöstrojenler) ateş basmalarını yüzde 30 oranına azaltabilir. 
    * Şiddetli yakınmaları olan kadınlara hormon tedavileri, antidepresan ilaçlar ve bazı tansiyon ilaçları verilebilir. 

    EN AZ 6 SAAT UYUYUN VE GÜNE AYNI SAATTE BAŞLAYIN
    *Bazı kadınlarda özellikle gece gelen ateş basmaları sırasında uyku bozuklukları görülebilir. Bu yaşlardaki bir erişkin ortalama 6-9 saat kadar uyuması gereklidir.
    *Uyku bozukluklarında ilk olarak basit önlemler alınmalıdır. Bunlar ağır akşam yemeklerinden kaçınmak, ışık ve gürültüyü azaltmak, yatak odasının ısısını düşürmek şeklindeki yaklaşımlardır. Alkol, kahve ve sigara tüketiminin azaltılması uyku kalitesini artıracaktır. 
    *Yatak odası sadece uyku ve cinsel aktiviteler için kullanılmalıdır. Diğer aktiviteler evin başka alanlarında gerçekleştirilmelidir. Hafta sonları dahil sabah uyanma saatleri, gece yatış saatine bakılmaksızın düzenli olmalıdır. 
    *Bütün bu önlemlere rağmen uyku bozuklukları düzelmiyorsa, tiroid hastalıkları, alerji, kansızlık, huzursuz bacak sendromu, depresyon ve uyku apnesi gibi nedenler araştırılmalı. Uykusuzluğunuzun nedeni depresyon ise, psikiyatriste başvurun.

    HORMONAL DEĞİŞİM BAŞ AĞRISI YAPABİLİR
    *Menopoz döneminde baş ağrısı, hafıza ve konsantrasyonda değişiklikler, depresyon ve sıkıntı bozuklukları gibi santral sinir sistemi bozuklukları sık görülebilir.
    *Baş ağrısı çeşitli nedenlerle oluşabilir. Enfeksiyon, diş problemleri, stres, alerji, duygusal değişiklikler, çevre değişiklikleri bunlardan bazılarıdır. 
    *Hormonal değişiklikler de baş ağrısına neden olabilir. Adet dönemlerinde ve doğum kontrol hapı kullanırken baş ağrısı yakınması olan kadınlarda menopoz döneminde de bunun görülme olasılığı fazladır. 
    *Hormonlarla ilişkili olan baş ağrıları adetlerin tamamen kesilmesi ile geçer. Yeni başlamış ve şiddetli baş ağrısı varsa, giderek şiddetleniyorsa, her zamankinden daha fazla şiddette ise, uykudan uyandırıyorsa, ateşle birlikte seyrediyorsa tıbbi yardım alın. Hormon tedavisi sırasında migren ortaya çıkıyorsa, hormon kesilmelidir.
    *Hafıza ve diğer mental kapasiteler yaşla birlikte azalır. Menopozal yakınmalarla birlikte bu süreç hızlanabilir. Hormon tedavilerinin bu süreçte olumlu etkileri olduğu genellikle kabul edilir. Özellikle cerrahi menopoz dediğimiz ameliyatla menopoza sokulan kadınlarda, östrojenin beyin kapasitesi üzerine etkisi daha belirgindir.
    *Duygusal değişimler, depresyon ve sıkıntı hissine menopozal dönemde sık rastlanır. Kadında önceden adet öncesi gerginlik sendromu varsa, menopozal geçiş dönemi uzun sürüyorsa veya ateş basması gibi semptomlar çok şiddetli ise depresif yakınmaların görülme riski artar. Hormon tedavileri ile düzelmeyen depresif yakınmalar için psikiyatriste başvurun.

    İLAÇLAR GECİKTİRMEZ AMA RİSKLERİ AZALTIR
    Son yıllarda menopoza kullanılabilecek ilaç çeşitliliği artmıştır. Bunları gruplara ayırarak inceleyebiliriz:
    *Ağız yoluyla verilen östrojen hapları: Çeşitli dozlarda ağız yoluyla kullanılabilecek saf östrojen içeren haplar vardır ( Premarin tab, Estrofem tab. vb.) Burada mümkün olan en düşük estrojen dozu ile tedavi planlanmalıdır. Eğer kadının rahmi alınmış ise (cerrahi menopoz) saf östrojen hapları tek başına kullanılmalıdır. Yok eğer rahim alınmamışsa, o zaman östrojeninin rahim üzerindeki yan etkilerini azaltmak için her ay 12 gün progesteron içeren haplar ilave edilmelidir.
    *Deri yoluyla verilen östrojen preparatları: Ağız yoluyla ortaya çıkabilecek genel yan etkileri azaltır. Haftada bir-iki kez uyluk ya da bel bölgesine yapıştırılan flasterler (Estroderm, Climara vb.) kullanım kolaylığı sağlamaktadır. Ayrıca deri yoluyla emilen kremler şeklinde de (EstroGel ) uygulanabilir. Bu kremlerin her gün uygulanması gerekmektedir. Kadının rahmi alınmamışsa, tedaviye her ay 12 gün progesteron hormonu ilave edilmelidir.
    *Vajinal yoldan uygulanan östrojen ilaçları: Vaginal krem (Ovestin, Premarin vag. Krem) hergün vajinaya uygulanır. Daha çok vajinal atrofi (kuruluk) için kullanılmaktadır. Tedavide belirli bir etkinlik kazanılınca haftada 1 kez uygulanması yeterli olacaktır. Vaginal halkaların (Estring, Femring vag. halka) etkinliği 90 gün kadardır. Hergün belirli miktarda östrojen hormonunu vaginaya salgılar. Kullanım kolaylığı vardır. Vajinal tabletler (Vagifem vag. tab) de her gün bir kez uygulanır. Aylık iğne şeklindeki östrojen preparatları ülkemizde yoktur.
    *Östrojen ve progesteron içeren kombine hormon ilaçları: Özellikle doğal menopoza giren, rahmi alınmamış kadınlarda tercih edilen ilaçlardır. Ağız yoluyla alınan Trisequens, Activelle, Anjeliq bu ilaçlara örnektir. Trisequens menopozal geçiş döneminde kullanılırken, diğerleri postmenopoz döneminde tercih edilir. Activelle ve Anjeliq düşük hormon değerleri olan ilaçlardır. Yapıştırma flaster şeklindeki kombine ilaçlara Estracombi ve Climara Pro bantları örnek olarak verilebilir. Estracombi fasterleri haftada 2 kez, Climara Pro ise 1 kez yapıştırılır.
    *Sadece Progesteron hormonu içeren ilaçlar: Östrojen verilmesinin sakıncalı olduğu durumlarda yalnızca progesteron içeren ilaçlar verilebilir. Ağız yoluyla kullanılan Provera tab, Progestan tab. bunlara örnektir. Hormonlu spiraller (Mirena ) de hergün az miktarda progesteron hormonu salgılarlar. Vajinal krem şeklinde (Crinone jel) olan ilaçar da vardır. Progesteronun bu yolla emilimi ağız yoluyla emiliminden çok daha fazladır.

    MENOPOZ TEDAVİSİ CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR
    30’lu yaşlarda başlayan cilt yaşlanması, menopoz döneminde daha da hızlanabilir. Ancak menopoz döneminde kadına verilen östrojen hormon tedavileri, bu yaşlanmayı engellediği gibi tersine de çevirebilir. Östrojenin olumlu etkisiyle, cildin görünüşü ve gerginliği düzelir.
    Menopoz döneminde kadınlarda cilt yaşlanmasının hızlandığı gözleniyor. Yaşa bağlı olarak artan kuruma ve kırışmanın bu dönemle artıyor. Çünkü östrojen eksikliği, bağ dokusu ve ciltte meydana gelen olumsuz değişikliklerin hızlanmasına yol açıyor. Ancak menopoz tedavisinde kullanılan östrojen, bu süreci tersine çevirebiliyor. Doç.Dr. Alparslan Baksu, menopoz döneminde kadınlarla görülen hızlı yaşlanma, kemik erimesi, kalp krizi gibi riskleri ve tedavi sürecinde yaşanacak olumlu gelişmeleri paylaştı:

    CİLTTE YAŞLANMA 30’LARDA BAŞLIYOR
    *Menopozda yumurtalıkların östrojen hormon üretiminin azalması ile, vücutta yaşa bağlı olarak gelişen değişikler hızlanır. Bunların en belirgin olanları cilt ve bağ dokusundaki değişiklikler, iskelet sistemindeki değişiklikler, kalp ve damar sistemindeki değişikliklerdir.
    *Yaşın ilerlemesi ile birlikte cilt ve bağ dokusunda değişiklikler oluşur. Cildin yaşlanması 30’lu yaşlarda başlamaktadır. 30-70 yaşları arasında yavaş seyreden yaşlanma, 70 yaşlardan itibaren hızlanmaktadır. Bu süreçte bağ dokusunun esasını oluşturan kollajenin miktar ve yapısı değişir. Kollajenin azalması ve kabalaşması cildi inceltir, hiyalüronik asit miktarının azalması ise kurumasına ve kırışmasına neden olur. 

    ÖSTROJEN CİLDE YARIYOR
    *Östrojenler derideki kollajen sentezini arttırır. Ayrıca hiyalüronik asit sentezini hızlandırarak, derideki nemliliği ve canlılığı sağlar. Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi, menopozdaki östrojen eksikliği, bağ dokusu ve ciltte meydana gelen olumsuz değişikliklerin hızlanmasına yol açıyor.
    *Menopoz döneminde kadına verilen östrojen hormon tedavileri, bu olumsuz değişiklikleri önemli oranda engeller, hatta tersine çevirebilir. Östrojenin cilt üzerindeki etkilerini olumlu etkilerini söyleyecek olursak; dokuya sağlamlık ve esneklik veren kollajen miktar ve kalitesini arttırır, cildin kalınlığını ve damarlanmasını arttırır, cildin görünüş ve gerginliğinden sorumlu yapıları düzeltir.

    2 TÜRLÜ KEMİK ERİMESİ VAR
    *Menopoz döneminde iskelet sistemindeki değişiklikler de önemli. Kemik dokusunda yapım ve yıkım hayat boyu devam ediyor. İleri yaşlarda yıkım, yapımdan daha fazla olduğu için kemik erimesi görülüyor. 
    *Osteoporoz (kemik erimesi) iskelet sistemindeki kemik dokuda azalma ve buna bağlı olarak kemiklerde kırılma riskinin artması ile seyreden bir hastalıktır. Kadınlarda iki tip kemik erimesi (osteoporoz) vardır. 
    * Osteoporoz, menopoz sonrasında hızla artmaktadır. Tip I veya menopozal osteoporoz adetin kesilmesinden sonraki ilk 15-20 yıl içerisinde görülür. Östrojen eksikliği ile kemik yapımını sağlayan hücrelerin aktivitesi azalır, buna karşın yıkımı hızlandıran hücrelerin aktiviteleri artar. Oluşum itibarıyla kemik yapım-yıkım dengesinin yıkım lehine bozulduğu, artmış kemik yıkımı ile karakterizedir.
    *Menopozal dönemdeki kemik erimesinin hızlanması ile kadın vücudunun yapısı değişir, kemikler zayıflar ve boy kısalır. Tip II osteoporoz ise yaklaşık 35 yaşlarında başlar ve hayat boyu sürer.

    SAĞLIK TARAMALARINI ATLAMAYIN
    *Östrojen hormonu kemiklerde yapımı sağlayan hücreleri uyarır, yıkım yapan hücreleri baskılar. Menopozda östrojen hormonunun azalması ile kemiklerde yıkım süreci hızlanır ve kemik erimesi artar. Menopoz dönemi kadının sağlık taramalarını yaptırması gereken önemli bir dönemdir.

    KALP RİSKİ İKİ CİNSİYETTE DE AYNI
    *Kalp-damar hastalıkları kadınlarda daha az görülmesine karşın her iki cinste de en sık ölüm nedenleri arasında yer alıyor. 50 yaşların altında, kalp-damar hastalıkları erkeklerde kadınlara göre daha sık görülürken, menopoz sonrası yıllarda (50 yaş sonrasında) her iki cinsiyette de aynı oranda görülüyor. Bunun nedeni ise kadındaki östrojenin bazı koruyucu etkilere sahip olması.
    *Östrojen, özellikle, kan yağları kadınlarda önemli etkiler oluşturuyor. Kadınlarda LDL-kolesterol (kötü kolesterol) menopoz öncesinde erkeklerden daha az oranlarda bulunmasına rağmen, menopoz sonrasında iki cins arasında fark kalmıyor.

    TEDAVİ KOLESTROLÜ OLUMLU ETKİLİYOR
    *İyi huylu kolesterolde (HDL kolesterol) ise durum tersine yaşanıyor. Menopoz öncesi kadınlarda, erkeklere göre daha fazla bulunmasına karşın, menopozdan sonra hafif derecede azalıyor. 
    *Menopoz sonrası verilen östrojen tedavileri ile total kolesterol ve zararlı kolesterol (LDL) azalıyor, buna karşın faydalı kolesterol (HDL) anlamlı olarak artıyor. Ayrıca östrojen hormonunun, damar içyapısının fonksiyonları üzerine de olumlu etkisi görülüyor. Menopozla birlikte östrojen hormonunun olumlu etkilerinden mahrum kalan kadınlarda kalp krizi riski artıyor.
    *Menopoz sonrası yıllarda meme, rahim, yumurtalık ve kolon kanseri artışı tamamen kadının yaşı ile ilgili. Östrojen hormonunun meme, rahim ve yumurtalık kanserleri üzerine herhangi bir koruyucu etkisi söz konusu değil. Fakat menopoz sonrası verilen östrojen tedavisinin kadınlarda kolon kanseri oluşumunu bir miktar azalttığı biliniyor.

    KARACİĞER RAHATSIZLIĞI OLMAYAN KOLESTROL İLACI KULLANABİLİR

    KOLESTROL İLACI KULLANMADAN KARACİĞERİNİZİ KONTROL ETTİRİN
    *Adet görülen yıllarda kadındaki östrojen hormonu, kan kolesterol düzeyleri üzerine olumlu katkı yapar. Kötü huylu kolesterolü (LDL) düşürür, iyi huylu kolesterolü (HDL) yükseltir. *Menopozla birlikte östrojenin bu olumlu etkisi ortadan kalkınca kadınlarda kötü huylu kolesterol (LDL) yükselir, iyi huylu kolesterol (HDL) azalır. Bunun sonucu olarak da 50’li yaşlara kadar erkeklere göre kalp damar hastalıkları oranı düşükken, menopoz sonrası bu oran eşitlenir. Tabii ki risk altındaki kadınlarda kolesterol düşürücü ilaçlar kullanılabilir. 
    *Bu ilaçların en önemli yan etkisi karaciğer üzerinde görülüyor. Menopoz döneminde kullanılan hormonlar da karaciğerde metabolize ediliyor. Dolayısıyla hem kolesterol ilaçları hem de hormon ilaçları kullanan kadınlarda karaciğer üzerindeki riskler artabilir. 
    *Bu nedenle bu hastalarda önceleri aylık olmak üzere sık sık karaciğer enzimlerini kontrol etmek gerekiyor. Bilinen bir karaciğer hastalığı olan hastalarda ise bu ilaçlar kesinlikle kullanılmamalı.
    *Hormon tedavisi kullanmayan ve bilinen bir karaciğer hastalığı olmayan menopozdaki kadınlarda ise kolesterol ilaçları rahatlıkla kullanılabilir. Bunun dışında menopoz döneminde kullanılması sakıncalı ilaç grubu yoktur.

    KADIN HASTALIKLARI UZMANLARI OSTEOPOROZ İLACI YAZABİLİR
    *Kemikte yapım ve yıkım olayları ömür boyu devam eden bir süreçtir. Ancak yıkım hızı, menopozla birlikte hızlanabilir. Bundaki en önemli faktör de östrojen hormonu eksikliğidir. Bu yıllarda kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvuran kadınlarda sağlık taraması amacıyla smear, mamografi, bazı kan tahlillerinin yanında kemik erimesi taraması da (osteodansimetri) isteniyor. Bu taramalarda kemik erimesi tespit edilirse, tiroid, paratiriod, kronik böbrek yetmezliği, uzun süreli kortikosteroidli ilaç kullanımı gibi nedenler araştırıldıktan sonra tedavi başlanabilir. 
    *Menopozal osteoporozda en etkili tedavi yöntemlerinden birisi östrojen verilmesidir. Günümüzde östrojen hormon tedavisinin bilinen en önemli faydaları menopozal ateş basmaları, vajinal kuruluk ve kemik erimesi üzerinedir. Çünkü östrojen hormonu kemikte yapımı arttırırken, yıkım hızını ise yavaşlatıyor. Dolayısıyla biz öncelikle östrojen kullanımının sakıncalı olmadığı hastalarda, bu tedaviyi tercih ediyoruz. Takipte bu tedavinin yeterli olmadığı kadınlarda diğer osteoporoz ilaçlarını da kullanıyoruz. Bu ilaçlar kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından da yazılabilir. Bunda herhangi bir sakınca yoktur. *Osteoporoz ilaçları uzun süreli kullanılır. Tabii ki uzun süreli kullanımda bazı yan etkiler ortaya çıkabilir. Bilinen en belirgin yan etkileri mide-barsak sistemi üzerinedir. Ülser, gastrit gibi mide-barsak sistemi hastalığı olan kadınlarda bu ilaçların kullanılması sakıncalıdır.

    GEÇ MENOPOZ NEDİR?
    Kadınlarda ortalama doğal menopoz yaşı 48-52 aralığındadır. Geç menopoz yaşı olarak tanımlanmış kesin bir yaş dilimi yoktur. Fakat 54-55 yaşlarından sonra menopoza girilmesi geç menopoz olarak kabul edilebilir.

    MENOPOZDA İSTEK AZALSA DA SEKSE VEDA ETMEK GEREKMEZ
    Menopoz döneminde kadınların vücutlarında yaşadığı değişimler cinsel isteği azaltabiliyor. Ancak bu seks hayatının bitmesi anlamına gelmiyor. Menopozla ilgili doğru bilgilere sahip olan, yeterli tıbbi tedaviyi gören kadınlar, cinsel hayatındaki sorunlarla rahatlıkla baş edebiliyor ve cinsel hayatını devam ettirebiliyor.

    Menopoz döneminde kadınların cinsel hayatını etkileyen bazı olumsuz faktörler ortaya çıkıyor. Bu dönemde kadının vücudunda önemli değişiklere bağlı olarak, cinsel hayatında da bazı değişiklikler meydana geliyor. Doç. Dr. Alparslan Baksu bu değişikliklerin nedenlerini sıralarken, bu sorunlarla nasıl baş edileceğini ve cinsel hayatın nasıl devam edeceğini anlattı:

    HORMONLAR DEĞİŞİYOR
    *Menopozla birlikte kadında yumurtalıklardan salgılanan östrojen, progesteron ve testosteron hormonları azalıyor. Östrojen hormonu libidoyu (cinsel istek) indirekt, testosteron hormonu ise direkt olarak etkiliyor. Dolayısıyla bu hormonların azalması kadında cinsel isteği azaltıyor.
    *Cinsel hayatı etkileyen bir diğer faktör de vulva ve vajinadaki değişikliklerdir. Menopozla birlikte bu bölgedeki doku elastikiyeti azalır, atrofi dediğimiz kuruluk başlar. Şayet tedavi edilmezse cinsel ilişkide zorluklar yaşanır, acıma ve ilişki sırasında kanamalar oluşabilir. 
    *Bu sebeplerle cinsel ilişkiden kaçınan kadınlarda bir süre sonra vajinanın boyutları değişir, kısalır ve daralır. Böylece cinsel ilişki iyice zorlaşır. Halbuki bu dönemde kadın yeterince tedavi edilir ve cinsel ilişki motivasyonunu kaybetmezse, uzun yıllar önemli bir sorun yaşamadan cinsel beraberliğini sürdürebilir.
    *Cinsel hayatı etkileyen başka vücut değişiklikleri de yaşanıyor. Kas ve bağ dokusunda, pelvis yapılarında zayıflama, memelerde boyut ve gerginliğin azalması, deride bağ dokusu değişikliklerine bağlı kuruma incelme, saçlarda seyrelme, bazı bölgelerde erkek tipi kıllanma bu değişikliklerin bazıları olarak sıralanabilir. Bu değişiklikler kadının kendisini cinsel olarak daha az arzulanır hissetmesine neden olur.

    TOPLUMDAKİ OLUMSUZ ALGI
    *Menopoz döneminde, vücuttaki ağırlık ve yağ dağılımındaki değişikliklerin etkisi de cinsel hayatı etkileyebiliyor. Menopoz sonrasında genellikle gözlenen kilo alma ve bel bölgesinde yağ depolanması kadının kendi cinselliğiyle ilgili algısını olumsuz etkileyebilir. 
    *Bir önemli faktör de, toplumdaki ileri yaşta cinselliğe karşı olumsuz algı olarak karşımıza çıkıyor. Bizim toplumumuzda genellikle ileri yaşta cinselliğe karşı olumsuz bir algılama vardır. Şayet kadın bu algılamadan etkileniyorsa, doğal olarak cinsel hayatında yaşadığı zorlukların da katkısıyla cinsel isteğinde azalma görülecektir. 
    *Kadınlarda bütün yaş grupları göz önüne alındığında yüzde 30-40 oranında görülen cinsel istek azlığı, menopoz sonrasında daha da artıyor. Fakat kadın menopozla ilgili doğru bilgilere sahipse, yeterli tıbbi tedavi görüyorsa, cinsel hayatındaki sorunlarla rahatlıkla baş edebilir ve tatminkar bir cinsel hayatı devam edebilir.

    DUYGUSAL BAĞI KUVVETLİ OLAN ÇİFTLER DAHA AZ SORUN YAŞIYOR

    DUYGUSAL BAĞI OLAN YATAKTA SORUN YAŞAMAZ
    *Yaş ilerledikçe hem kadının hem de erkeğin cinsel hayatında bazı sorunlar yaşanacaktır.
    Bunları; “Cinsel istekte azalma, uyarılmada azalma, orgazmda azalma, cinsel ilişkideki zorluklar ve erkekteki sertleşme problemleri” olarak sıralayabiliriz.
    *Kadındaki sorunlar erkeğe göre daha belirgin oluyor. Çünkü kadın menopozda çok daha hızlı bir değişim yaşıyor. Bu dönemde tıbbi yardım alan kadınlar sorunlarla daha kolay baş edebilir. Özellikle kadının hormon tedavisi alması, bedeninde gelişecek değişiklikleri azaltacaktır. 
    *Vajinal kuruluğa bağlı ağrılı cinsel ilişki, uygun bir tedavi ile kolaylıkla önlenebilir. Çiftin arasındaki ilişki de bu sorunları aşmaya yardımcı olur. Birbirlerine karşı duygusal bağlarını koruyan çiftler, karşılaştıkları zorlukları aşmak için gerekli uyumu gösterebilir.
    *Eşinden anlayış gören kadın da, kendi cinselliğiyle ilgili olumsuz algılara kapılmaz ve cinsel hayatını bir kısır döngü şeklinde kısıtlamaz. Örneğin kadındaki uyarılma azlığı için ön sevişme dönemi uzatılabilir. Erkekteki sertleşme problemleri çeşitli orgazm yöntemleri ile giderilebilir. 
    *Bunun aksine, aralarında duygusal bağ olmayan çiftlerin, yaşadıkları bu sorunlar karşısında bocalama şansları yüksektir. Cinsel ilişkide acı ve yanma hisseden bir kadın, giderek ilişkiden kaçınmaya, ilişki süresini kısa tutmaya çalışabilir, bu da bir süre sonra erkekte cinsel problemlere neden olabilir. Birbirlerinin yaşadığı sorunlara empati yapamayan çiftlerde, cinsel sorunların çözümü zorlaşır.

    ERKEKLER ANDROPOZA DAHA HAFİF DAHA UZUN SÜREDE GEÇİYOR

    ANDROPOZ SÜRECİ MENOPOZDAN FARKLI
    *Menopoz, 5-6 yıllık bir geçiş döneminden sonra adetlerin kalıcı olarak kesilmesidir. Adetten kesilme de yumurtalıkların hormon üretiminin önemli oranda azalması ve doğurganlığın kaybedilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla kadında menopoz dönemiyle birlikte çok belirgin hormonal, fiziksel ve ruhsal değişiklikler görülüyor. 
    *Hormonal değişiklikler hemen her kadında aynı olmakla birlikte, fiziksel ve ruhsal değişiklikler farklılıklar gösteriyor. Birdenbire doğurganlığı kaybeden kadının, kendi cinselliğiyle ilgili algıları değişebiliyor. Buna bir de toplumdaki ileri yaşta cinselliğe olumsuz bakışı da ilave edersek ortaya olumsuz bir tablo çıkıyor.
    *Erkekler, andropoz olarak adlandırılan dönemi ise kadındakinden farklı yaşıyor. Erkeklerde, aniden hormon üretiminin ve üreme yeteneğinin kaybolması diye bir şey yoktur. Ortalama olarak 50 yaşlarına kadar erkeklerde hormon seviyeleri sabit bir şekilde seyreder. Bu yaşlardan itibaren yıllar içerinde, 75-80 yaşlarına kadar yavaş bir düşüş gösterir. 
    *Yani kadınlara göre aynı yaş grubu erkekler, daha hafif değişiklikleri uzun sürede yaşarlar. Bu nedenle erkeklerde, kadınların ani hormon azalmasına bağlı yaşadığı sorunlar gözlenmiyor. 
    *İlerleyen yaşla birlikte erkekte de cinsel istekte azalma, kıllanmada azalma, güçsüzlük, adale ve bağ dokusunda zayıflık, terleme, sinirlilik, sertleşme problemleri, konsantrasyon güçlüğü gibi sorunlar gözlenebilir. Bu durumlarda erkeklik hormon seviyeleri belirli düzeyin altında ise, o zaman ilave testosteron hormonu verilerek tedavi bu yakınmalar giderilebilir.

    ARTAN RİSKLER YÜZÜNDEN DEVLET 40 YAŞ ÜSTÜ TÜP BEBEK TEDAVİSİNİ KARŞILAMIYOR
    *Kısırlık ülkemizde hem sağlık sorunu, hem de sosyal bir sorun. Özellikle kırsal kesimde, çiftler evlendikleri andan itibaren yakın çevrelerinin çocuk baskısını hissetmeye başlıyor. Ortalama olarak çiftlerin yüzde 15 kadarı kısırlık problemiyle karşılaşır. Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerde en büyük bedeli de, maalesef kadınlar ödüyor. Genellikle ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlar, sırf bu nedenle evliliklerini kaybedebiliyor. 
    *Sosyal güvenlik kurumu, bu nedenle ülkemiz için önemli bir sağlık ve sosyal sorun olan kısırlığın tedavisindeki son aşama olan tüp bebek yönteminin tedavi masraflarını karşılıyor. Fakat burada çok kesin sınırlarla belirlenmiş kısıtlamalar konulmuş durumda. 
    *Bir tüp bebek uygulamasında başarı 20-30 yaşlarındaki kadınlarda yüzde 35-40 kadarken, 40 yaşlarında bu oran yüzde 10’lara kadar düşüyor. Ayrıca 40 yaş gebelikleri, hem anne hem de bebek için risk taşıyor. Annede hipertansiyon, gestasyonel diyabet gibi hastalıklar artarken, bebekte de kromozom anomalisi ihtimali artıyor. 
    *Hem başarı şansındaki azalma, hem de anne ve bebek açısından riskleri nedeniyle, elindeki kaynakları doğru kullanmak zorunda olan sosyal güvenlik sistemi 40 üzerindeki kadınlarda tüp bebek tedavilerini karşılamıyor.

  • Minopoz ve bioidentical hormon tedavisi

    Bayanların yumurtalık rezervlerinin tükenmesi sonucunda adet kanamalarının kesilmesine menopoz denilmektedir. Yaşlanma sürecine bağlı olarak ortalama 50-55 yaşlarında menopoz başlamaktadır. Doğal menopoz dışında Prematür Over yetmezliği ve Overlere yönelik cerrahi işlemlerden sonrada bayanlar daha erken yaşta menopoza girebilmektedirler. Menopoza giren bayanlarda yumurtalıklardan üretilen Estrojen ve Progesteron ismindeki kadınlık hormonlarının üretimi azaldığından bir çok klinik semptom ortaya çıkmaktadır. Çoğu bayanda bu semptomlar menopoza girmeden 3-4 yıl önce başlayıp menopoz ile birlikte zirve yapmaktadır. Menopoz semptomlarının hissedilmesi kişiler arasında farklılıklar arzetmektedir. Bazı bayanlar bu semptomlardan çok rahatsızlık duymazken , bazılarının hayatını çekilmez hale getirebilmektedir.

    Menopoz Semptomları :

    Sıcak Basmaları : Tipik olarak göğüs kafesinden başlayıp yüze doğru yayılan sıcak basması , terleme ve daha nadir olarak çarpıntı atakları ile kendini gösterir.

    Uykusuzluk

    Gece Terlemeleri

    Kilo Artışı : Metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak

    İnsülin Direnci

    Duygu Durum Değişiklikleri : Anksiyete , iritabilite, depresyon, Konsantrasyon eksikliği

    Hafıza azalması

    Vajinal Kuruluk

    Cinsel İsteksizlik

    Halsizlik ve Enerji düşüklüğü

    Osteoporoz (Kemik Erimesi)

    Özelllikle menopoz semptomları günlük hayatlarını etkileyen bayanlarda ve erken yaşta menopoza giren bayanlarda tedavi endikasyonu vardır. Menopoz semptomlarının tedavisinde dünyada uzun yıllar yaygın olarak sentetik hormon replasman (tek başına estrojen veya estrojen+ Progesteron içeren haplar) tedavisi kullanılmıştır. Amerikada yapılan Women’s Health İnitiative ve İngilterede yapılan The One Million Women Study çalışmalarının 2002 ve 2003 yıllarında peşpeşe yayınlanmasından sonra tüm dünyada Sentetik hormon replasman tedavisi kullanımında ciddi bir azalma olmuştur. Çünkü her iki çalışmada da sentetik hormon replasman tedavisinin faydaları yanında yan etki olarak Koroner Kalp Hastalığı riskini, İnme riskini, Emboli riskini ve Meme Kanseri riskini artırdığı gösterilmiştir.

    Bu süreç içinde menopoz semptomlarını tedavi edebilmek için sentetik hormon replasman tedavisi yerine Bioidentical hormon replasman tedavisi (BHRT) gündeme gelmiştir. BHRT tedavisinde kullanılan hormonlar sentetik hormonların aksine moleküler yapı olarak insan vücudunda üretilen hormonlar ile nerede ise eşdeğer özelliktedirler. Ayrıca BHRT tedavisinde hormonlar sentetik hormon tedavisinden farklı olarak oral yoldan vierlmeyip dil altı veya cilt üzerine sürülen kremler şeklinde kullanılmaktadır. Bu sayede BHRT tedavisinde hormonlar karaciğerde ilk geçiş etkisi denilen metabolik etkiye uğramadıklarından Estrojen hormonunun istenmeyen metaboliti olan Xenoestrojen molekülerinin oluşumu engellenmiş olmaktadır.

    Normalde insan vücudun da üretilen Estrojenin %80’i E3 (Estron), %10’u E2 (Estradiol) ve %10’u ise E1 (Estron) şeklindedir. Bu Estrojen formlarından özellikle E1 meme ca riski ile yakından ilişkili iken E3 ise meme ca ya karşı koruyucu etki göstermektedir. BHRT tedavisinin klasik hormon replasman tedavisinden bir diğer farkı ise burada çıkmaktadır. Çünkü BHRT tedavisinde hastalara tek başına E2 verilmemekte değişen oranlarda E2 ve E3 kombinasyonları kullanılmaktadır.

    BHRT tedavisinde Klasik hormon replasman tedavisinin aksine her hastaya uygulanan standart bir doz yoktur , Uygulanacak hormon dozu kişiye özeldir. BHRT tedavisi öncesi klasik hormon replasman tedavisi alanlarda vücutta oluşmuş olabilecek Xenoestrojen moleküllerini temizlemek için Detox tedavisi uygulanabilir.BHRT tedavisi başlanan hastalarda uygun aralıklarla mutlaka PAP smear ve mamografi kontrolleri yapılmalıdır.

  • Menapozun Etkileri

    Menapozun Etkileri

    Menopoz, doğurganlık kaybıyla eş anlamlı tutulmaktadır. Menopozun bu şekilde ifade edilmesi henüz menopoz evresine girmemiş kadın bireylerde bile korku oluşumuna neden olabilir. Menstruasyonlarında yani adet/regl dönemlerinde düzensizlikler olan kadınlar zaman zaman bu sürece girdiğini düşünüp kaygılanabilirler.

    Kadınların menopoz döneminin başlamasıyla birlikte vücut yapılarında, sosyal ve ruhsal yaşantılarında bir takım değişiklikler oluşabiliyor. Bunlar sıcak basmaları, uyku sorunları, gece terlemesi gibi sıralayabiliriz. Fizyolojik değişikliklerde ise vajinal atrofi(organ veya dokuların küçülmesi durumu), ağrılı cinsel ilişki, stress v.b. Psikolojik değişikliklerde ise huzursuzluk, depresyon, anksiyete, cinsel ilgide azalma gibi durumlardan söz edebiliriz.

    Kadın menopoza girdiği zaman, vücudunda değişen birtakım değişiklikler kişiyi strese ve sıkıntıya sürükleyebilir. Örneğin doğurganlığının sona ermesi kişiyi depresyona sürükleyen önemli faktörlerden bir tanesidir. Konu hakkında yeterince bilgi donanımına sahip olmamak menopoz döneminin daha ağır yaşanmasına neden olabilir. Bu bilinmemezlik de kişinin depresyona girmesine neden olan başlıca faktörlerdendir. Daha öncesinde depresyon öyküsü olan bireylerin bu dönemde tekrar depresyona yakalanma olasılığı daha yüksek seviyededir.

    Kadınlar için en önemli yaşam dönemlerinden biri olan menopoz döneminde yaşanan tüm değişimler sosyal hayatta kişiler arası ilişkilere de yansır. Kişilerarası ilişkileri “bireylerin diğer insanlarla olan ilişkilerinde yaşadıkları duygu ve davranış şekilleri” olarak tanımlayabiliriz. Menopoz bireyin sosyal ilişkilerini etkilediği gibi bu dönemde görülen sosyal desteğin de menopoza yönelik tutumlar üzerinde etkili olduğu söylenebilir.

    Menopoz sürecinde sosyal destek son derece önem arz etmektedir. Aksine sosyal desteğin yetersiz olduğu durumlarda belirtinin süresi ve şiddetinde artış görülmektedir. Çevresel bir takım değişkenlikler (küslük, boşanma, işten çıkarılma v.b) menopoza evresine alışma aşamasında bir takım krizlere neden olabilir. Bu tür sorunlar kadın bireyin doğrudan kendisini etkilediği gibi eş değer olarak çevresindeki ilişkileri ve işleri de etkileyebilir.

    Erken yaşta menopoz şu sıralar sık sık karşımıza çıkan bir durumdur. Eğer ki bu durum genetik değilse önüne geçmek amaçlı yapılması gerekenlerin başında sağlıklı beslenmek, hazır gıdalardan uzak durmak, trans yağları hayatınızdan çıkarmak, meyve ve sebze tüketimine dikkat etmek gerekir. Bunun yanı sıra stressiz bir yaşam sürülmeli, düzenli spor yapılmalı ve sigaradan uzak durulmalıdır.

    Menopoz her kadının yaşayacağı bir evredir fakat bu evreyi akışına bırakmaktan ziyade bilinçlenmek daha sağlıklı bir yaşamı garantiler.

    Bu süreçte grafiğinizde bir takım değişkenlikler görülebilir. Duygu karmaşaları, yaşlanıyorum korkusu sizleri ele geçirebilir. Bu düşüncelerden olabildikçe uzak durun ve menopozla barışık olun. İşin içinden çıkamayacak bir boyuta girdiğinizi düşünüyorsanız psikolojik bir destek almayı ihmal etmeyin. Diğer açıdan baktığınızda artık karın ağrınız olmayacak. Beyaz pantolon giymekten korkmayacak, havuza ve denize istediğiniz her an girebilecekseniz.

  • Lazer akupunktur ile rahatsız edici menopoz belirtilerin tedavisi

    Menopoz ve Perimenopoz nedir?

    Menopoz kadın hayatının doğal bir bölümüdür. Düzenli mentrasiyonun sona ermesinden yaklaşık 1 sene sonra menopoz dönemi başlar.

    Menopoz ‘ un ortalama yaşı batı ülkelerinde 51 yaşdır, ama 30-60 yaşlar arasında da görülebilir.30 lu yaşlarda menopoz , erken menopozdur denir.Menopozdan sonra ostrojen ve prajesteron kanda normal olarak alt seviyededir.

    Perimenopoz: Menopoz belirtilerinin ortaya çıkması,menstrasiyonda düzensizlikler, yüksek ve değişik ostrojen seviyesi ve projestron seviyesinde azalmayla karakterize olur. Perimenopoz şikayetlerinin çoğu bu iki hormonun ( ostrejen ve projestron) imbalansından kaynaklanır.

    Kadın vücudunun doğurganlık görevinden geçiş dönemidir, diyebiliriz. Bu döneme ait değişiklikler kaç aydan , kaç seneye kadar sürebilir. Ortaya çıkan şikayetler, vücudun estrojen düşmesine adapte olma çabasından kaynaklanır.

    Çin tıbbı(TCM) teorisine göre , kadın vücudu, hayatın devamı için gereken doğurganlık sorumluluğu, bittiği zaman , kan ve enerjisini kendi hayatını ayakta tutmaya yönelir ve maksimum yararlanma programına geçer.

    Kan ve enerji nin akışı artık rahime değil, Tao felsefesine göre hayat enerjisinin önemli kaynağı olan böbreklere doğru yön değiştirir. Bu sayede, gereksiz enerji kaybı ortadan kalkarak kadın vücudu ve ruhu annelik görevine odaklanmaktan ziyade, bir nevi , kendi özüne ve özgürlüğüne kavuşmak çabasına girers. Bu cümleler ne kadar kulağa hoş gelse de şikayetler rahatsız edici dereceye çıkabilir. Bu dönem , her başka geçiş dönemi gibi zordur.

    Vücut fizyolojisi ( organlar, hücreler arasındaki dengeli etkileşim) bir gecede seneler boyunca alıştığı düzeni yani Estrojenin yüksek seviyesini unutup, yeni döneme adapte olamayacağı için bu adaptasyon ve geçiş sürecinin yarattığı yeni çalkantılar normal karşılanır. Psikolojik durum ve genetiğin bu dönemin hafif veya şiddetli geçirmesinde rolü vardır. Araştırmalara göre stresli ruh haline sahip olan kişilerde şikayetler, sakin kişiliğe sahip olanlara göre daha şiddetlidir(psykolojik faktor),ama genetik faktor da etkili olabilir.

    Peri menopoz döneminin belirtileri nelerdir?

    Bazı kadınlar bu dönemi problemsiz geçirirken, bazıları raharsız edici bu şikayetlerden etkilenirler. Şikayetlerin sayısı ve şiddeti imbalansın derecesini ve tedavi planını belirler.

    Sıcak basmalar , gece terlemeleri
    Uyku problemleri, uyuyama , geç uykuya dalma,sık sık uyanma.
    Ruh hali değişiklikleri, kırılgan olmak,
    Rahim’de fibroid yapı, period aralarında leke görme sikl atlama ve period öncesi dönemi şikayetler in de artış( premenstural syndrom)
    Yemek yeme isteğinin fazlalaşması , kilo almak
    Sindirim sistemi problemleri ;gaz, reflü.
    Kalp şikayetleri, aritmi, çarpıntı.
    Saçta azalma, yüz kıllarında fazlalaşma, akne
    Meme kistleri ve hassasiyeti, meme ucundan akıntı gelmesi,
    İdrar yolu enfeksiyonu veya idrarı tutamama,

    Lazer Akupunktur ile Menopoz Tedavisi nasıl yapılır?

    Kadın sağlığında , menopozdan sonra uygulanan Hormon tedavisi( Hormon Replacement therapy) tıpta çok tartışılmıştır. Seneler boyunca araştırmalara rağmen hala bu reçeteyi uygulamakta kuşkular devam ediyor. Hormon tedavisi sıcak basmayı ve kemik erimesini ( osteoporosit) önler , kalp hastalığı riskini azaltır, ama öte yandan ;meme , yumurtalık ve rahim ( uterine) kanser riskini de arttırır.Bu risklerinden dolayı ilk tercih halinden çıkıyor.

    Tao Felsefesine göre Qi dediğimiz hayat enerjisi vücudumuzda cereyan da, bu enerjiyi meredian adı verilen kanallarda (12 organa ait 12 meredian) hareket eder. Bu kanallar aynı zamanda birbirleriyle de bağlantıdadırlar.

    Qi akışında herhangi bir problem veya Qi de azalma, şikayetlerin ana sebebidir.

    Lazer Akupunktur Menopoz’da vücudun yeni enerji değişiklikleri’ ni tespit ederek yeni dengeyi kurmakta ve enerji akışını sağlamakla vücuda yardımcı olur. Bu felsefeye göre, böbreğin enerjisi Menopoz’da azaldığı için; sıcak basmalar, gece terlemeleri ve çarpıntı ortaya çıkar. Karaciğer enerjisi akışında sorun olunca ; ruh hali değişkenlikleri, depresyon, baş ağrısı ve uykusuzluk eklenebilir.

    Şikayetlerin türü ve sıklığına göre her hastaya özgü tedavi planı seçilir.

    Akupunktur kulak ve vücut üzerinde mevcut olan seçilmiş özel noktaları uyararak bir takım biokimyasal ve fizyolojik işlevlerin başlatılmasına neden olur ve bu sayede beyin in değişik bölgelerinde ,değişik organlarda( seçilen noktalara göre) enerji harekete geçer ve sorunlar yavaş yavaş ortadan kalkar.

    Akupunktur uygulamasını hastaların çoğu rahatlatıcı bulurlar.Bir çok hasta seanslarda ( vücut akupunkturu) tedavi süresince uyur. Tedavi süresi ve sayısı kişiden kişiye

    hafif değişiklikler gösterebilir.Genelde tedavi süresi 30 dk sürer.Haftada 2 seans şeklinde 10 seans çoğu zaman yeterli olur ve sonra koruma programı olarak ayda 1 , aralar gittikçe uzar.

    Şikayetler de azalma ilk seansta da olabilir, ama şiddetli ve kronik durumlarda belirtilerin azalması için birkaç seans gerekecektir.Araştırmalar meme kanseri takibinde tamoxifen kullanan kişilerde , sıcak basma tedavisinde de etkili olduğunu göstermiştir.

    Akupunktur – hypothalamus – hipfiz- yumurtalık dengesini sağlayarak hormonal balansı düzenler. 2008 The North American Menopause Society.

    Lazer Akupunktur tedavisinden yararlanmak isteyen kişilerde hormon tedavisine başlanmış sa alınan hormon azaltılarak kesilir. Aynı dönemde akupunktur tedavisine başlanabilir . Bu şekilde şikayetlerin geri dönme riski minimuma iner .

    Akupunkturun menopozda etkisi ile ilgili bazı araştırmalar.

    Chamberlain G.Malvern j. British Akupunktur councle of 1996
    Dr. Susan Cohen Assoiciate Profesör of Univercity of Pittsburg (1997-1999)

    Hayat alışkanlıklarında yapılması gereken değişimler nelerdir?

    Rahat ve zevk aldığınız bir iş seçmelisiniz.
    Her gün 30 dk. Tempolu yüyüyüş yapmalısınız,bu hem kalp sağlığınız ,hemde kemik erimesini önlemekte etkili.
    Yeterli miktarda uyumalısınız.
    Derinden relax olmaya çalışmalısınız, meditasyon ve yoga size bu konuda yardımcı olabilir,Laser akupunktur, enerji akışını düzenleyerek sizi bu hedefe daha hızlı ulaştırır.

    Süt ürünleri, kırmızı et, alkol, şeker,baharatlı yiyecekler, kafein ve sigara( nikotin), sıcak basmayı ve ruh halinde ani değişimleri tetikler.
    Diyetinizde Meyve, Yeşillikler ve beyaz ete(balık,tavuk,hindi) ağırlık vermelisiniz.

    Lazer tedavisinin menopozda hormon tedavisine üstünlükler:

    Sıcak basma ve gece terlemede şikayetin sıklığı ve şiddetinde daha hızlı bir düşüş yaşanması.
    Ruh hali değişikliklerine ve depresyona büyük ölçüde etkili olması.
    Yan etkisinin olmaması.
    Bazı araştırmalar da kemik dansitesinde de atış tespit edilmiştir( % 15- 20). ( İnternational Federation of Gynecology and Obstetics Published by Elsevier inc 2002)
    ( Wang JF. İnstitute of Medical Sciences of Dezhov University , China ,2009)