Etiket: Meme

  • Sezeryan Sonrasında Fiziksel ve Psikolojik Sağlığımız İçin Neler Yapmalıyız?

    Sezeryan Sonrasında Fiziksel ve Psikolojik Sağlığımız İçin Neler Yapmalıyız?

    Geçmiş yüzyılda obstetrik uygulamalarda en belirgin değişikliklerden birisi sezeryan doğumundaki progressif artıştır. Rahim alt çizgisi kesileri ve anestezi tekniklerindeki yenilikler sezeryan doğumun güvenirliliğini artırmıştır. Yalnız unutulmamalıdır ki, sezeryan doğum, alternatif bir doğum şekli olarak sunulmamalıdır. Gerektiğinde uygulanan hayat kurtarıcı bir operasyondur. Sezeryan doğum büyük abdominal bir cerrahi prosedür olması sebebiyle medikal, anestezik ve cerrahi komplikasyonları olabilir. Sezeryan sonrası emboli, gaz gibi şikâyetleri en aza indirmek için anne mümkün olan en kısa sürede ayağa kaldırılmalıdır. Özellikle kilolu hastalarda bu önem taşımaktadır. Ağrıdan dolayı anne hemen ayağa kalkamazsa yatak içi bacak hareketleri başlatılmalıdır. Bebek sık sık emzirilmeli, annenin meme başı uyarısı sağlanmalı ve süt gelmesi hızlandırılmalıdır. Sık emzirme ayrıca anne rahminin (uterus) çabuk toparlanmasına da olanak sağlamaktadır. Sezeryan ameliyatı sonrasında da anne ve bebek sık sık bir araya getirilir ve emzirme sağlanırsa süt daha çabuk oluşur. Anne rahat oturur pozisyonda memeyi, kavrayıp meme başının tüm kahverengi kısmını bebeğe vermelidir. Sütü artırmak için sıcak kompres uygulanabilir. İlk 30 dakika içinde emzirmeye başlanmalıdır. Meme başı sadece su ile temizlenmelidir. Meme başında çatlak varsa ayrıca çatlak kremleri uygulanabilir.

    Eğer operasyon bölgesinde bir problem yoksa ameliyattan 3 gün sonra banyoya izin verilir. Operasyon sonrası dönem zor ve yorucu bir dönem olduğundan, bebekten fırsat bulunan her aralıkta anne mutlaka dinlenmeli, uyumalıdır. Her gün 20-30 dakika yürürseniz şişliklerin gittiğini hızla eski formunuza kavuştuğunuzu görürsünüz.

    Sezeryan sonrasında annelerin en büyük endişesi göbek sarkması, karında yağlanma ve kalıcı bir göbektir. Doğumdan hemen sonra da korse takmak ve egzersiz yapmak planlar arasında yer alır. Göbekte yağ birikmesi olduğu ve karın kasları kuvvet kaybettiği için bilinenin aksine korse kullanmak bir işe yaramayacaktır. Düzenli egzersiz ve doğru beslenme karın için etkili olacak en iyi yöntemlerdir.

    Sezeryan sonrası korse kullanımı işe yaramaz. 1 ay dolduktan ve doktor muayenesinden sonra karın kaslarını çalıştıracak egzersizler daha faydalıdır.Sezeryan sonrası az miktarda vajinal kamana 1 ay kadar devam etmesi normal kabul edilir. Bu dönemde vajinal tampon kullanılmamalıdır. Kişisel hijyene dikkat edilmelidir. Doktor muayenesinden sonra cinsel hayat genellikle 4-6 hafta sonra başlayabilir. Bol sıvı alınması ilk günlerde çok önemlidir. Özellikle epidural ve spinal anestezi ile doğum yapan hastalarda 3 litre altında sıvı alındığında baş ağrısı olur. Sıvı ve kafeinli içeceklerin alınması baş ağrısını önleyecektir. Çok ani hızlı hareketlerden de kaçınılmalıdır. Bol sıvı alımı ayrıca sütün de bol olmasını sağlayacaktır.Fazla miktarda kanama, kesi yerinde açılma, akıntı, kötü kokulu vajinal akıntı, göğüslerde ağrı ve kızarıklık, bacaklarda ani şişme kızarıklık, öksürük, kanlı balgam, solunum sıkıntısı, baş ağrısı gibi durumlarda mutlaka doktora başvurulmalıdır. Sezeryan sonrası postpartum depresyon (doğum sonu depresyonu) da sık rastlanan bir durum olup kesinlikle önemsenmelidir. Bazı annelere tıbbi yardım bu konu da gerekebilir.
    Sezeryan sonrası ilk kontrol 7-10 gün içinde, daha sonra ki kontrol 4-6 hafta içinde olmalıdır.

  • Lohusalık Ateşi

    Lohusalık Ateşi

    Lohusalık ateşinin sebepleri nelerdir?

    Endometrit – Rahmin iltihaplanması
    Pelvik trombofilebit – Rahim damarlarında pıhtı tıkanması ve iltihaplanması
    Meme angorjmanı – Memenin sütle dolup şişmesi
    Mastit – Memenin iltihaplanması
    Endometrit nedir?

    Rahim ve çevresindeki dokuların primer iltihaplanmasıdır. Lohusalık ateşinin en sık nedenidir.

    Belirti ve bulguları nedir?

    Ateşin 38° ‘nin üstüne çıkması
    Rahim hassasiyetinin artması
    Lohusalık akıntısında başlayan kötü koku ve çoğalma
    Tedavisi nedir?

    Gebeliğe ait parçalar rahimde kalmışsa revizyon kürtaj ile temizlenmesi
    Antibiyotik tedavisi başlanması
    Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç başlanması
    Pelvik trombofilebiti nedir?

    Endometrit yani rahmin iltihaplanması bazen rahmin duvarlarına kadar genişleyebilir. Bu nedenle rahim damarlarında iltihaplanma ve kan pıhtıları oluşur.

    Ne zaman trombofilebit düşünülür?

    Eğer hasta enfeksiyon belirtileri için uygulanan antibiyotiğe cevap vermiyorsa trombofilebit düşünülür.

    Tedavisi nedir?

    Antibiyotik tedavisine, kan pıhtılarını çözücü ilaçlar eklenir.

    Meme angorjmanı nedir?

    Eğer memede üretilen sütü bebek yeterince ememiyor ve memede süt birikiyorsa, bu durumda memelerde sütten dolayı şişme olmasıdır. Memenin lenfatik kanalları tıkanarak her iki taraflı memede ağrı ve hassasiyet, ateşte hafif artma gözlenir.

    Meme angorjmanının tedavisi nedir?

    Memelerin pompa yardımıyla sağılması
    Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç alınması
    Memelerin emzirme sonrası sarılması ve kesinlikle ellenmekten kaçınılması
    Mastit nedir?

    Memenin tek veya çift taraflı iltihaplanmasıdır. Emzirme sonrası meme bakımı düzenli yapılmazsa iltihaplanmaya zemin hazırlanır.

    Tedavisi nedir?

    Memenin sütle şişmesine izin vermemek bunun için sık sık emzirmek veya pompa ile boşaltmak
    Antibiyotik tedavisi başlamak
    Apse oluşursa cerrahi olarak boşaltılır

  • EMZİRMENİN  DUYGUSAL BOYUTU

    EMZİRMENİN DUYGUSAL BOYUTU

    Bebek, doğum öncesi, anne karnında iken güvende olduğunu hisseder. Doğumun şekli ve doğum anında annenin yaşamış ve dolayısıyla bebeğine de yaşatmış olduğu duygular bebekte ilk kaygıyı uyandırır. Bebeğin doğum sonrası ilk içselleştirdiği nesne anne memesidir. Bebek memeyi farklı bir şey gibi algılamaz, adeta kendinin kolu, bacağı bir uzantısı gibi algılar. Eğer ki memeyle ilk karşılaşma anı travmatikse içselleştirdiği ilk nesne olan meme de onda kötü bir duygu hissettirir. Diğer bir deyişle kendi uzantısı olan nesnenin yani kendinin kötü olduğu hissi aktif olur. Dolayısıyla anneyle başlayan ilk ilişkiside kötü olur.

    Memeyle kurulan ilk ilişkide en etkin rol dış etkenlere aittir. Bu dış etkenler içerisine pek çok faktörü katmak mümkündür. Bunların bir kısmı olarak; zor bir doğum olması, bebeğin doğumda oksijensiz kalması veya dış dünyaya adaptasyon sürecinde bir sarsıntı yaşamış olması sayılabilir. Dolayısıyla olumsuz dış etkenler, bebeğin memeyle ilk karşılaşmasını travmatikleştirdiği gibimemeyi içsel bir nesne haline dönüştürdüğü zamanın da elverişsiz koşullarda başlamasına sebep olacaktır.

    Yine bu dönem içerisinde anne ve bebek arasında sağ beyinden sağ beyine olan iletişim şeklinden kaynaklı bir duygu alışverişi olur. Bebeğin yeterli bakım görüp görmemesi, annenin bebeğe bakmaktan hoşlanıp hoşlanmaması, annenin kaygılı durumu, çocuğu beslerken ruhsal güçlükler yaşayıp yaşamaması gibi değişkenler bebeğin sütü zevkle kabullenmesi ve bunun yanı sıra memeyi içselleştirebilmesinde büyük önem taşımaktadır.

    Doğum öncesi var olan anne çocuk birlikteliği doğum ile biter. Çocuk, memeyi annenin sevgisinden emin olmanın teminatı olarak görür ve sürekli onunla birlikte olmak ister. Diğer bir deyişle annenin sevgisin den emin olma kaygısı olarak adlandırılabilir.

    Erken duygusal dönemde bebek için bir iyi meme vardır, bir de kötü meme…İyi meme, annenin iyiliğinin, tükenmez sabır ve cömertliğinin , yaratıcılığının ,umudunun, güveninin, iyiliğe inancının temeli olarak kalır. Kötü memeyse; bebeği hüsrana uğratır. Hüsrana uğrayan bebeğin Şükran ve sevgi duygularının tohumları yok olurken, haset, kıskançlık ve aç gözlülük duyguları pekişir.

    Haset duygusunda, kötü memeye sahip olan annenin memesini gasp etmek yoktur sadece, o memeye kötülük bulaştırmak vardır. İlk ilişkiye girilen nesne besleyen memedir. Bebek bu memede kendi arzuladığı herşeyin bulunduğunu, memenin sınırsız süt ve sevgi verebileceğini ama bunları kendi doyumu için alıkoyduğunu sanıyordur. Bu duygu bebeğin gücenme ve nefretini artırır, sonuç da anne ile ilişkide çarpıklaşır. Annenin yaratıcılığını bozup tahrip etme duygusu ağır basar. Haset hisleriyle dolu insan çevresini bozar, yoksullaştırır adeta zehirler.

    Aç gözlülükteyse bebeğin bütün arzularının yöneldiği bitmek bilmeyen bir meme fantezisi vardır. Bebekte annenin onu yoksun bıraktığına dair bir duygu belirir. İyi memenin sütü, sevgiyi, şefkati kendine sakladığına dair bir duygudur bu… Aç gözlü yapı bilinç dışı sürekli olarak memeyi boşaltmaya sütün tamamını kurutuncaya kadar emip tüketmeye ve tümüyle onu yutmaya yönelir. Öbür tarafta hiç bir şey kalmamalıdır. Doyduğu halde emmeye devam eden çocuklarda açgözlü tabiri bunun için kullanılır. Bu durum yaşamının her alanına yayılabilir. Hedefindeki bütün nesneler ele geçirilmelidir. En güzel o olmalıdır. En varlıklı o olmalıdır. En iyi en güzel olarak bilinen maddi ve manevi her şey onun olmalıdır. Bunları ele geçirmek için de yanar tutuşur çabalar, çalışır durur. Hiç tatmin olmadan zira enlerin sonu hiç bitmez.

    Haset duygusunu aşmış, açgözlülüğü geçmiş bir birey daha olgun bir mertebe olan kıskançlığa ulaşmıştır. Kıskanç bir birey güzeli tahrip etmek, yok etmek veya kirletmek gibi bir duygu hissetmez. Açgözlülükte olduğu gibi bütün her şeyin kendisine ait olmasını, karşısındakine hiçbir şeyin kalmamasını arzulamaz. İstediği şey başkasında olanın aynısının kendisinde olmasıdır. Komşusu kadar varlıklı, komşusu kadar başarılı ve en az onun kadar mutlu olmasıdır.

    İyi nesneye yani iyi memeye sahip olan birey, anne memesi ile iyi ilişkiler kurduğunda, sevgi yetisinin çok önemli bir türevi olan şükran duygusuna ulaşır. Bu duygu iyi nesne ile iletişime geçilmesinde vazgeçilmez bir etkendir. Kişinin hem kendisindeki ,hem de başkalarında ki iyiliği görmesini sağlar. Şükranın kökeni bebekliğin ilk evrelerinin duygu ve tavırlarında yatar, bu dönemde bebek için tek nesne annedir. Bu erken bağın daha sonraki bütün sevgi ve aşk ilişkilerinin de temelidir.

    Bebeğin anneyle var olan bu ilişkisinin ne kadar süreceğini kısmen dış koşullar belirler. Sevgi yeteneği doğuştan gelir. Yıkıcı etkiler, şiddetli haset duygusu, anneyle bu özel ilişkiyi erken bir evrede zedeleyebilir. Besleyen memeye duyulan haset güçlüyse tam doyum ve memnunluk da engellenir.

    Şükran duygusunun sevgi duygusunun temelini oluşturan şey memnuniyettir. Bebek memeyi emerken duyduğu mutluluk şükran duygusunun temelidir. Her türlü aşk ve dostluk ilişkisinin temelinde de başka biriyle bütünleşmenin yani ilk nesne ilişkisindeki memeyle bütünleşme süreci vardır. Meme ile olan ilişki konuşma döneminden önce anne ile gözlerle kurulan ilişki, ilk yakınlık dönemi başka ilişkilerinde temelini oluşturur.

    Annenin fazla telaşlı olması ve kaygılı olarak bir bebeğe her ağladığında süt vermesi de çok yararlı bir durum değildir. Bebek annenin kaygısını hisseder buda bebeğin kendi kaygısını artırır. Bebeği ne kadar ağlatarak ve kaygılandırarak beslemek doğru değilse, çocuğun kendi deşarjına fırsat vermeden de habire ağzına memeyi vermekte bir o kadar sağlıksız bir yaklaşımdır. Aşırıya kaçmayan bir engellenme, aynı zamanda bebeğin dış dünyaya uyarlanması ve gerçeklik duygusunun gelişmesidir.Bebeğin emme ve memenin ihtiyaçlarını karşılama sürecinde bebeğin güçlendirilmesi ve desteklenmesi gerekir. Bebeğin bir miktar çatışma yaşaması gerekir. Yaşanılan çatışmanın üstesinden gelmek yaratıcılığın en temel öğesidir. Huzurlu, kesintisiz, sakin ve doyurucu bir memeyle beslenme, iyi memenin içe yansıtılmasıdır. Memedeyken yaşanan eksiksiz doyum, memnunluk bebeğin anneden eşsiz bir armağan aldığını ve onu korumak istediğini gösterir. Şükran iyi yapıdaki insanlara duyulan güvenle de ilişkilidir. Bu ilk nesne memeyi sevme ve özümsemedir. İyi nesne yani meme, yani anne, bebeği sever ve korurken, bebekte anneyi yani memeyi sever ve korur.Şükran ile cömertlik arasında sıkı bir bağ vardır. İyi nesnenin yani memenin özümsenmesi iç zenginliği artırır. Bu nesnenin armağanlarını başkaları ile paylaşma imkanını verir. Sevgiyi, paylaşmaktan da keyif almak şükranın en önemli özelliklerinden biridir.

  • EMZİRME DÖNEMİNDE OLUŞAN MEME İLTİHABI VE KORUNMA YOLLARI

    EMZİRME DÖNEMİNDE OLUŞAN MEME İLTİHABI VE KORUNMA YOLLARI

    Süt verme dönemindeki kadınların memesinde oluşan enfeksiyona Laktasyon Mastiti veya Puerperal mastit denir

    Mastit genelikle doğumdan sonra tek taraflı olarak memenin kızarması, ısınması ve şişmesi şeklinde kendini gösterir. Emzirme meme ağrısına sebep olur ve tam olarak memedeki süt boşalmaz. Buna ilaveten koltuk altı bezlerinde şişme, halsizlik ve yüksek ateş görülebilir. Mastit  çoğunlukla doğumu takiben birkaç haftanın içinde görülmekle beraber emzirmenin herhangi bir  döneminde de görülebilir (ilk 40 gün içinde olursa buna Lohusa mastiti denir).

    Eğer mastit erkenden uygun şekilde tedavi edilmezse, memede abse oluşabilir ve bu durum cerrahi bir müdahale (Abse drenajı) gerektirebilir.

    MASTİTİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    a)Erken dönemde

    Ağrı, Kızarıklık, Bölgesel sıcaklık artışı, Sertlik

    b)İleri dönemde

    Vücut ateşinin yükselmesi, Aşırı yorgunluk gibi  belirtiler  görülebilir. Bu tür belirtiler görüldüğünde derhal doktora başvurmalıdır.

    LAKTASYON MASTİTİ NEDEN  OLUŞUR ?

    Eğer emzirme sonrasında, süt kanallarından birinin tıkanması nedeniyle meme içinde süt birikmiş olarak kalırsa, biriken süt enfeksiyona yol açabilir.

    Bakteri; bebeğin ağzından, annenin meme cilt yüzeyinden veya meme başındaki bir çatlaktan süt  kanallarından birinin içine girebilir.

    Mastitin en önemli nedenlerinden biri kötü emzirme tekniğidir

    MASTİT OLUŞMASINI  KOLAYLAŞTIRICI  FAKTÖRLER NELERDİR?

    • Doğumdan sonraki emzirme döneminin ilk birkaç haftası
    • Meme başında  çatlak  bulunması
    • Emzirme sırasında tek bir pozisyonun kullanılması (memenin tamamen boşalması mümkün olmayabilir)
    • Aşırı yorgunluk ve stres
    • Kötü beslenme
    • Sıkı iç çamaşırı giymek​

    MASTİTİN TEDAVİSİ NASILDIR?

    Antibiyotik tedavisi; Emzirme dönemine uygun bir antibiyotik mutlaka kullanılır (Hekim tarafından belirlenen)

    Emzirmeden önce memeye masaj yapılması ve ılık ıslak kompresler uygulanması süt kanallarının açılmasına yardım edecektir. Meme enfeksiyonunun gerilemesi için memede süt birikmemesi çok önemlidir. Bunun için eğer mastitli memeden gelen sütün rengi çok bulanıksa, sütün rengi normale gelene kadar pompa aracılığıyla boşaltılması, emzirilmemesi ve sütün birikmesinin  önlenmesi önerilir. Ayrıca diğer memenin de emzirilmesi veya boşaltılması unutulmamalıdır. Memedeki çatlaklar ve yaralar enfeksiyon ihtimalini artırır. Bu tür yaraların uygun ilaçlarla tedavi edilmesi gerekir.

    MASTİT OLURSA EMZİRMEYİ BIRAKMAK GEREKİR Mİ?

    Çok nadir durumlar (iyileşmeyen inatçı meme abseleri) dışında emzirmeyi bırakmak gerekli değildir. Tam tersine süt kanallarındaki sütün birikimini önlemek için emzirmek önerilr.

    MEME ABSESİ NEDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR;

    Eğer mastit erkenden uygun şekilde tedavi edilmezse, memede abse oluşabilir ve bu durum cerrahi bir müdahale gerektirebilir. Mastit ile absenin ayrımı meme Ultrasonografisi ile mümkündür.

    Abse drenajının genel anestezi altında yapılması daha iyi sonuç verir.Abse odaklarının tümü açılmalı,birleştirilmeli ve iyi bir drenaj elde edilmelidir. İyileşmesi geciken durumlarda abseli bölgeden kanser şüphesini ortadan kaldırmak için biyopsi ve uygun antibiyotik seçimi için kültür yapılmalıdır.

    EMZİREN ANNELER MEME ENFEKSİYONLARINDAN NASIL KORUNUR?

    Emzirme doğru şekilde yapılmalıdır, memenin tam olarak boşaldığından emin olunmalıdır. Meme ucunda çatlak ve yara oluşmasını engelleyici tarzda bakım yapılmalı ve çatlak önleyici kremler kullanılmalıdır. Hijyene çok dikkat edilmelidir. Meme başı bakımına dikkat edilmelidir

  • Kanserde erken teşhis hayat kurtarır.

    Kanser; genetik hasarlanma sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalması ile ortaya çıkıyor. Genetik yapıda (DNA’da) her gün yaklaşık 10.000 değişiklik olmasına rağmen bağışıklık sistemi, her milisaniye vücudumuzu tarıyor ve genetik hasara uğramış hücreleri yok ediyor. Ancak değişime uğrayan hücrelerin çok küçük bir kısmı bile kansere neden olabiliyor. Genellikle sebebi açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık, ateş, deri bulguları ve ağrı gibi şikayetlerle ortaya çıkan kanser; bulunduğu yere göre de farklı bulgular gösterebiliyor.

    Türkiye’de her yıl yaklaşık 175 bin kişiye kanser teşhisi konuluyor. Hayatın her alanında var olan kanserojen maddeler; insanları ister istemez korkutuyor ve tedbirli yaşamaya yöneltiyor. Ancak unutulmamalıdır ki, kanser; erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kanserde erken tanı, yaşam kalitesi ve süresinin artması açısından önem taşıyor. Gerçekten de son yıllarda gerek görsel, gerekse yazılı basında çıkan haberler sayesinde toplumsal farkındalığın arttığını gözlemliyoruz. Buna paralel olarak da özellikle taramaların etkili olduğu kanser tiplerinde ve sağlık hizmetlerine daha rahat erişebilen toplumlarda erken tanı şansının çok arttığını söyleyebiliriz. Bunun da tedavide başarı şansımızı yükselten en önemli değişken olarak günlük pratiğimize yansıdığını memnuniyetle gözlemliyoruz.

    Kadınlarda en sık görülen kanser türleri meme, akciğer, kolorektal, rahim ve deri kanserleridir. Erkeklerde ise en sık görülen kanser türleri prostat, akciğer, kolorektal, mesane ve deri kanserleridir.

    En sık görülen bu kanser türleri için kullanılan başlıca kanser tarama yöntemleri ise şunlardır:

    SAĞLIKLI BİREYLERDE TARAMA ÖNERİLEN KANSERLER:

    1.Meme kanseri

    2.Serviks kanseri

    3.Kolorektal kanseri

    4.Prostat kanseri

    5.Akciğer kanseri

    6.Cilt kanseri

    1.Meme Kanseri:

    · Kendi Kendine Meme Muayenesi: Kişinin kendi kendine memelerini muayene etmesidir. 20 yaşından sonra ayda bir kere yapılmalıdır.

    · Klinik Meme Muayenesi: Doktor tarafından memelerin ve koltuk altlarının muayene edilmesidir. 20-40 yaş arasında üç yılda bir kere 40 yaşından sonra ise yılda bir kere yapılmalıdır.

    · Mammografi: Memelerin X ışını ile görüntülenmesidir. 40 yaşından sonra yılda bir kere uygulanmalıdır.

    · Ultrason: Mammografi ile değerlendirilmesi uygun olmayan hastalarda meme ultrasonu yapılabilir.

    · Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Meme MR rutin taramada kullanılmaz sadece gibi bazı genetik bozuklukları taşıyan ve meme kanserine yakalanma riski çok yüksek olan kişilerde kullanılabilir.

    2.Prostat Kanseri:

    · Parmakla Rektal Muayene: Doktor parmağıyla makattan prostatı muayene eder. 50 yaşından sonra yılda bir kere, eğer risk faktörleri varsa 40 yaşından itibaren yılda bir kere yapılmalıdır.

    · Prostat Spesifik Antijen (PSA) Testi: Bu test ile kandaki prostat spesifik antijen miktarı ölçülür. Prostat spesifik antijenin kanda artmış miktarda bulunabileceği durumlar prostat kanseri, prostatın inflamasyonu ya da enfeksiyonu ve benign prostat hiperplazisidir (prostatın iyi huylu büyümesi). PSA testi 50 yaşından sonra yılda bir kere uygulanmalıdır. Eğer risk faktörleri varsa 40 yaşından itibaren yılda bir kere uygulanmalıdır. Serbest PSA’nın total PSA’ya oranı kanser ihtimali yönünden bilgi verebilmektedir.

    3.Akciğer Kanseri:

    · ğüs Grafisi: X ışını ile göğüs kafesindeki organların ve kemiklerin görüntülenmesidir.

    Balgam Sitolojisi: Balgam örneğinin mikroskop altında incelenmesiyle kanser hücrelerinin araştırılmasıdır.

    Spiral Bilgisayarlı Tomografi Görüntülemesi: X ışını makinesine bağlanmış bir bilgisayar yardımıyla görüntüler elde edilmektedir.

    4.Kolorektal Kanser ( Bağırsak Kanseri ):

    Risk gruplarına girmeyen hastalara 50 yaşından başlayarak gaitada gizli kan taraması, 50 yaşın üzerinde ise en azından 5 yılda bir sigmoidoskopi, 10 yılda bir kolonoskopi önerilmektedir. Risk grubunda olan hastalardan, daha önce polip çıkarılmış olan hastalar bu işlemden sonra 1-3 yıl içinde tekrar kolonoskopi yaptırmalıdır. Anne baba gibi yakın akrabalarında kalın bağırsak kanseri tanısı konmuş olanlar, 40 yaşından önce veya akrabasına tanı konulduğu yaştan en geç 8-10 yıl önce taramayı başlatmalıdır. Kalıtsal non-polipozis kolorektal kanser için genetik test yaptırılmalıdır. Ailesel adenomatoz polipozis (FAP) olarak adlandırılan hastalık olan kişiler genetik danışmanlık almalı ve 10-15 yaşından itibaren kolonoskopi ile takip edilmelidir.

    5.Serviks Kanseri (Rahim Ağzı Kanseri):

    · Pap Test: Rahim ağzından ve vajenden hücreler toplanır. Alınan hücreler mikroskop altında incelenir. Vajinal ilişkiye başlandıktan üç sene sonra her kadın Pap test yaptırmaya başlamalıdır. Ama Pap test yaptırmaya başlama yaşı 21’i geçmemelidir. Yılda bir kere yapılır. 30 yaşından sonra peşpeşe üç normal Pap testi olanlar iki yılda bir yaptırmaya başlayabilir. Herhangi bir risk faktörü olanlar yılda bir yaptırmaya devam etmelidir. 65 yaşından sonra peşpeşe üç veya daha fazla normal Pap test sonucu olanlar ve son on yıl içerisinde anormal Pap test sonucu olmayanlar taramayı bırakabilirler. Risk faktörü bulunanlar taramalara devam etmelidir.

    6.Deri Kanseri:

    · Deri Muayenesi: Doktor veya kişinin kendisi tarafından çıplak gözle yapılan muayenedir. Şüpheli bir alan varsa biopsi alınır ve mikroskop altında kanser hücreleri araştırılır.

    Risk faktörleri bulunan kişilerin doktorlarına danışarak tarama yöntemlerine belirtilen yaşlardan daha erken başlamaları gerekebilmektedir.

    Kanserden korunmak için dikkat edilmesi gereken hususlar;

    Sigara ve alkol tüketmemek,Ultraviyole Işınlarına maruz kalmayı azaltmak,Enfeksiyonlardan korunmak,Sağlıklı beslenmek,Egzersiz yapmak,Kilo dengesini korumak,Kanserin erken belirti ve bulgularını bilmek,Kanser riskini bilmek ve kanser tarama programlarına girmek,Stresle başa çıkmak.Her şeyi kararında yapmak ve zararlı olanlardan kaçınmak kanser riskimizi azaltır. Yine de vücudumuzdaki değişikiklere karşı uyanık olmak lazımdır.

    Başarı ; tarama yöntemlerinin ilerlemesi, erken tanı ve toplum farkındalığının artmasıyla paralel olarak artıyor. Ama kısmen de tedavideki ve sağlık hizmetlerindeki gelişmelere bağlı olduğunu da söylemek gerekir.

  • Erkekte meme büyümesi (jinekomasti) tanı ve tedavisi :

    JİNEKOMASTİ (MEME BÜYÜMESİ) :

    Tanım: Erkeklerde duktal meme dokusunun aşırı büyümesine jinekomasti denilir. Meme dokusunda artış olmadan sadece kilo artışına bağlı yağ depolanmasına sonucunda ortaya çıkan meme büyümesine ise Psödojinekomasti (Yalancı) denilmektedir. Gerçek ve yalancı jinekomasti ayırımı meme ultrasonu ile yapılabilmektedir.

    Nedenleri: Estrojen (Kadınlık hormonu) meme büyümesini uyarırken, Androjenler (Erkeklik Hormonu) meme büyümesini durdurur. Buradan da anlaşılacağı üzere bir erkekte Estrojen hormonunun artması veya Androjen hormonunun azalması sonucunda jinekomasti gelişebilir. Sağlıklı erkeklerde Estrojenin ana kaynağı Androjen hormonlarının yağ dokuda Aromataz enzimi ile estrojene çevrilmesidir. Bu sebeple yağ kitlesi artan (Kilo artışı) erkeklerde yağ dokuda estrojen üretimi artacağından jinekomasti gelişme ihtimalide artmaktadır. Hormon dengesini bozarak jinekomastiye yol açan nedenleri basitçe sıralamak gerekirse

    Estrojen içeren ilaçların kullanılması

    Estrojen üreten Testis tümörleri

    Estrojen üreten Adrenal bez tümörleri

    Yaşlanma

    Obezite

    Hipertiroidi

    Androjen (Testesteron) eksikliğne yol açan hastalıklar (Hipogonadizm nedenleri)

    Böbrek Hastalıkları

    Karaciğer hastalıkları

    Ergenlik Dönemi

    HCG üreten tümörler.

    Jinekomasti gelişen bir erkek yukarıda kısaca sıralanan tüm nedenlere yönelik olarak tetkik edilmelidir. Tedavi hastalığa yol açan nedene yönelik olarak değişkenlik göstermektedir. Primer nedenin tedavisi yanında kozmetik olarak rahatsızlık veren vakalarda Jinekomastiye yönelik olarak Cerrahi tedavide önerilmektedir.

    Jinekomastinin medikal tedavisinde uygun olan vakalarda SERM (selektif östrojen modilatörü) , Aromatoz inhibitörleri ve Androjen hormon replasmanı kullanılmaktadır.

  • Kanser önlenebilir bir hastalık mıdır?

    Kanserli olguların gelişimi ve ölüm nedenleri arasındaki öne çıkışı sağlık için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Kanserden şüphelenmemizi sağlayacak uyarılar var mıdır? Bu sorunu cevabı tabi ki evettir.

    Barsak veya idrar yapma alışkanlığında değişiklikler

    Geçmeyen soğuk algınlığı tablosu

    Beklenmeyen kanamalar

    Memede kitle tespit edilmesi veya meme cildinde değişiklikler veya akıntı

    Yutma güçlüğü

    İyileşmeyen yaralar

    İnatçı öksürük

    Belirgin iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı

    Tanımlanamayan ateş

    Ciltteki lekelerde renk değişikliği

    Yukarıda tanımlanan uyarıların yanında unutmayalım ki sadece 4 değişken ile kanser başta olmak üzere diyabet, kalp krizi ve inme %80 azaltılabilmektedir.

    Fizik aktivite

    Sağlıklı beslenme

    Sigara içmemek

    Obeziteden kaçınma

    Ancak ne acıdır ki gerçek anlamda toplumun sadece %10’u uyarılara uyum gösterebilmektedir. Bu uyarılar yanında unutmayalım ki tarama programlarına dahil olmakla yeni gelişebilecek kanser olgularının %50’si önlenebilir veya erken tanı almaktadır. Kanser erken tanısı için bu konuda uzman doktorlara başvuru yapmak önemlidir. Nihayet kurduğunuz iyi bir diyalog sayesinde erken tanı ve tarama programları hakkında sizi eğitecek ve yönlendirecektir. Tartışacağınız konuları liste haline getirmek, tarama sıklığı ve şekli nedir, sorgulanması gereken durumlardır.

    Tarama programlarının uygulandığı hastalıkların başında meme kanseri, rahim ağzı kanseri, kalın barsak kanseri ve prostat kanseri yer almaktadır.

    Meme Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Kendi kendine meme muayenesi değişiklikleri saptamada önemlidir

    Kırk yaşını dolduran kadınlar ilk mamografisini çektirmelidir, sonraki 10 yıl için 2 yılda bir

    Elli yaşından sonra yıllık mamografi, 20’li-30’lu yaşlarda 3 yılda bir

    Rahim Ağzı Kanseri İçin Önerilen Program:

    Tarama ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra başlamalıdır, 21 yaşını geçmemelidir.

    Her yıl Pap smear testi veya 2 yılda bir “liquid-based Pap test” ile yapılmalıdır.

    Otuz yaş ve sonrasındakilerde 3 veya daha fazla sayıda normal test sağlananlarda 2-3 yılda bir tarama yapılabilir.

    Yetmiş yaş ve üstü yaşlılarda, 3 ve daha fazla normal test varlığında veya son 10 yılda anormal testi olmayanlarda tarama testine gerek yoktur.

    Kalın Barsak Kanseri İçin Önerilen Program:

    Normal riske sahip 50 yaş ve üstü kişilerde tarama testleri başlatılmalıdır

    Fleksibl sigmoidoskopi 5 yılda bir

    Kolonskopi 10 yılda bir

    Tomografik kolonografi 5 yılda bir

    GGK ve FIT (fecal immunochemical test) yılda bir

    Gayta DNA testi (intervali net değil)

    Prostat Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Elli yaş ve üstü erkeklerde yapılması önerilmektedir, yılda bir.

    Yüksek riskli erkeklerde tarama yaşı 45 yaşında başlamalıdır

    Tarama programlarının yanında günlük yaşamda yapılan davranış değişiklikleriyle kanserden korunmada daha etkin olunabilmektedir. Nihayet Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü verilerine göre; kanserlerin %30’unun kontrol edilebilir beslenme komponentleri ile ilişkili olduğu ortaya konmaktadır. Aynı cemiyetin kanserden korunma ilkeleri on başlık altında toplanmaktadır:

    Olabildiğince fit ve yağsız bir vücut için aşırı yağ, özellikle karın çevresinde birikme kanser riskini arttırmaktadır. Aşırı yağ ve istenmeyen hormonlar kalın barsak, meme, pankreas, böbrek ve rahim kanserlerinde riski arttırmaktadır. Sebze ve meyveden zengin bir beslenme, işlenmemiş besinler ve natürel yağların tercih edilmesi gerekmektedir. Buna karşılık şekerli içecekler, kalorisi yoğun yiyecekler ve alkol tercih edilmemelidir. Sigaradan mutlak kaçınılmalıdır.

    Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite önerilmektedir. Yavaş tempoda yürüyüş (ideal olan en azından günde 10 bin adım). Yüzme, hatta sizin sevebileceğiniz bir oyun veya aktivitenin de katkılarını unutmamak gerekir.

    Şekerli ve enerji yoğun (kola vs) yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır (obesite riski yüksektir)

    Değişik meyve , sebze, tahıl ve bakliyatlardan fazlaca yenmelidir, kanser riskinde %20 azalma sağladığı belirtilmektedir.

    Kırmızı et tüketimini kısıtlayın ve işlenmiş etlerden uzak durun. Haftada yarım kilodan daha fazla tüketilmemelidir.

    Eğer düzenli içiciyse alkol tüketimi erkeklerde günde 2, kadınlarda günde 1 kadehten fazla olmamalıdır.

    Tuzlu ve salamura yiyeceklerden kaçınılmalıdır, tuz yerine baharatlar kullanılabilir.

    Destek amaçlı tablet suplementleri kullanmayın, tabletlerdeki fitokimyasalların varlığı riski arttırmaktadır.

    Kadınlar en az 6 ay bebek emzirmelidir.

    Tedavi sonrası, kanser hastaları mutlaka kanser önleyici önerileri takip etmelidir.

    Yukarıda tanımlanan genel öneriler dışında başvurduğunuz uzman doktor tarafından riskleriniz değerlendirilecektir. Değerlendirme sonucunda bazı durumlarda koruma programları adı altında gerektiğinde koruyucu ilaç tedavilerinin de gerekebileceğini unutmayın. Doktorunuzla iletişim ve aldığınız danışmanlık önem arz etmektedir.

    Sağlıkla kalın..

  • Kanser önlenebilir bir hastalıktır

    Kanserli olguların gelişimi ve ölüm nedenleri arasındaki öne çıkışı sağlık için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Kanserden şüphelenmemizi sağlayacak uyarılar var mıdır? Bu sorunu cevabı tabi ki evettir.

    Barsak veya idrar yapma alışkanlığında değişiklikler

    Geçmeyen soğuk algınlığı tablosu

    Beklenmeyen kanamalar

    Memede kitle tespit edilmesi veya meme cildinde değişiklikler veya akıntı

    Yutma güçlüğü

    İyileşmeyen yaralar

    İnatçı öksürük

    Belirgin iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı

    Tanımlanamayan ateş

    Ciltteki lekelerde renk değişikliği

    Yukarıda tanımlanan uyarıların yanında unutmayalım ki sadece 4 değişken ile kanser başta olmak üzere diyabet, kalp krizi ve inme %80 azaltılabilmektedir.

    Fizik aktivite

    Sağlıklı beslenme

    Sigara içmemek

    Obeziteden kaçınma

    Ancak ne acıdır ki gerçek anlamda toplumun sadece %10’u uyarılara uyum gösterebilmektedir. Bu uyarılar yanında unutmayalım ki tarama programlarına dahil olmakla yeni gelişebilecek kanser olgularının %50’si önlenebilir veya erken tanı almaktadır. Kanser erken tanısı için bu konuda uzman doktorlara başvuru yapmak önemlidir. Nihayet kurduğunuz iyi bir diyalog sayesinde erken tanı ve tarama programları hakkında sizi eğitecek ve yönlendirecektir. Tartışacağınız konuları liste haline getirmek, tarama sıklığı ve şekli nedir, sorgulanması gereken durumlardır.

    Tarama programlarının uygulandığı hastalıkların başında meme kanseri, rahim ağzı kanseri, kalın barsak kanseri ve prostat kanseri yer almaktadır.

    Meme Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Kendi kendine meme muayenesi değişiklikleri saptamada önemlidir

    Kırk yaşını dolduran kadınlar ilk mamografisini çektirmelidir, sonraki 10 yıl için 2 yılda bir

    Elli yaşından sonra yıllık mamografi, 20’li-30’lu yaşlarda 3 yılda bir

    Rahim Ağzı Kanseri İçin Önerilen Program:

    Tarama ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra başlamalıdır, 21 yaşını geçmemelidir.

    Her yıl Pap smear testi veya 2 yılda bir “liquid-based Pap test” ile yapılmalıdır.

    Otuz yaş ve sonrasındakilerde 3 veya daha fazla sayıda normal test sağlananlarda 2-3 yılda bir tarama yapılabilir.

    Yetmiş yaş ve üstü yaşlılarda, 3 ve daha fazla normal test varlığında veya son 10 yılda anormal testi olmayanlarda tarama testine gerek yoktur.

    Kalın Barsak Kanseri İçin Önerilen Program:

    Normal riske sahip 50 yaş ve üstü kişilerde tarama testleri başlatılmalıdır

    Fleksibl sigmoidoskopi 5 yılda bir

    Kolonskopi 10 yılda bir

    Tomografik kolonografi 5 yılda bir

    GGK ve FIT (fecal immunochemical test) yılda bir

    Gayta DNA testi (intervali net değil)

    Prostat Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Elli yaş ve üstü erkeklerde yapılması önerilmektedir, yılda bir.

    Yüksek riskli erkeklerde tarama yaşı 45 yaşında başlamalıdır

    Tarama programlarının yanında günlük yaşamda yapılan davranış değişiklikleriyle kanserden korunmada daha etkin olunabilmektedir. Nihayet Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü verilerine göre; kanserlerin %30’unun kontrol edilebilir beslenme komponentleri ile ilişkili olduğu ortaya konmaktadır. Aynı cemiyetin kanserden korunma ilkeleri on başlık altında toplanmaktadır:

    Olabildiğince fit ve yağsız bir vücut için aşırı yağ, özellikle karın çevresinde birikme kanser riskini arttırmaktadır. Aşırı yağ ve istenmeyen hormonlar kalın barsak, meme, pankreas, böbrek ve rahim kanserlerinde riski arttırmaktadır. Sebze ve meyveden zengin bir beslenme, işlenmemiş besinler ve natürel yağların tercih edilmesi gerekmektedir. Buna karşılık şekerli içecekler, kalorisi yoğun yiyecekler ve alkol tercih edilmemelidir. Sigaradan mutlak kaçınılmalıdır.

    Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite önerilmektedir. Yavaş tempoda yürüyüş (ideal olan en azından günde 10 bin adım). Yüzme, hatta sizin sevebileceğiniz bir oyun veya aktivitenin de katkılarını unutmamak gerekir.

    Şekerli ve enerji yoğun (kola vs) yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır (obesite riski yüksektir)

    Değişik meyve , sebze, tahıl ve bakliyatlardan fazlaca yenmelidir, kanser riskinde %20 azalma sağladığı belirtilmektedir.

    Kırmızı et tüketimini kısıtlayın ve işlenmiş etlerden uzak durun. Haftada yarım kilodan daha fazla tüketilmemelidir.

    Eğer düzenli içiciyse alkol tüketimi erkeklerde günde 2, kadınlarda günde 1 kadehten fazla olmamalıdır.

    Tuzlu ve salamura yiyeceklerden kaçınılmalıdır, tuz yerine baharatlar kullanılabilir.

    Destek amaçlı tablet suplementleri kullanmayın, tabletlerdeki fitokimyasalların varlığı riski arttırmaktadır.

    Kadınlar en az 6 ay bebek emzirmelidir.

    Tedavi sonrası, kanser hastaları mutlaka kanser önleyici önerileri takip etmelidir.

    Yukarıda tanımlanan genel öneriler dışında başvurduğunuz uzman doktor tarafından riskleriniz değerlendirilecektir. Değerlendirme sonucunda bazı durumlarda koruma programları adı altında gerektiğinde koruyucu ilaç tedavilerinin de gerekebileceğini unutmayın. Doktorunuzla iletişim ve aldığınız danışmanlık önem arz etmektedir.

    Sağlıkla kalın..

  • Memede oluşan her kitle kanser midir?

    Memede görülen şişlik ya da başka değişikliklere sık rastlanmaktadır. Bu tür değişikliklerin çoğu kanser değildir. Yine de hekiminizin sizden istediği testleri yaptırmanız durumunuzun daha detaylı değerlendirilmesi açısından çok önemlidir.

    Memede görülen değişiklikler

    Memenizin görünüşünde bir değişiklik fark ederseniz vakit kaybetmeden hekiminize başvurmalısınız. Bir sonraki mamografi tarihine kadar sakın beklemeyiniz. Mamografi memede en ufak değişiklikleri dahi gösterebilen bir testtir ve yaşınıza göre hekiminizin önerdiği şekilde rutin olarak yaptırılmalıdır.

    Memede görülen değişikleri şöyle sıralayabiliriz:

    1. Şişlik veya sertlik hissi:

    • Memede veya kenarında şişlik
    • Koltuk altında şişlik
    • Koltuk altında veya memede ya da kenarında kalın veya sert doku
    • Memenin şeklinde veya büyüklüğünde değişiklik

    Şişlikler farklı büyüklükte ve şekildedir. Görülen şişliklerin çoğu kanser değildir. Memenizin birinde şişlik olduğunu fark ettiğinizde diğer memenizi de kontrol etmeyi unutmayınız. Her iki memede aynı ise bu durum normal olabilir. Normal meme dokusu bazen yumru yumru olabilir. Bazı kadınlar düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapmaktadır. Bu muayene normal memenin nasıl olduğunu öğrenmelerine ve herhangi bir değişikliği kolayca fark edebilmelerine yardımcı olacaktır. Tabii ki kendi kendine meme muayenesi mamografinin yerini tutmaz.

    2. Meme ucunda akıntı veya şekil değişikliği:

    • Meme ucunda akıntı
    • Kanlı sıvı
    • Meme ucunda şekil değişikliği (meme ucunun içe doğru çökmesi gibi)

    Meme ucunda akıntı farklı renkte ve yapıda olabilir. Bu akıntı genellikle kanser işareti değildir denebilir. Doğum kontrol hapları, bazı ilaçlar ve infeksiyon da bu akıntıya yol açabilir. Bu nedenle kesin nedeni öğrenmek için vakit kaybetmeden hekime başvurmanız gerekmektedir.

    3. Deride görülen değişiklikler

    • Meme derisinde kaşıntı, kızarıklık, pul pul bir görünüm, çukurluk veya büzüşme

    Memede normal kabul edilen değişiklikler:

    Kadınların çoğunda yaşamları boyunca memelerinde değişiklikler meydana gelir. Bu değişikliklerin birçoğu hormonlar veya yaşlanma sürecinde normal kabul edilen sebeplerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu değişikliklerin çoğu kanser değildir ve benign (iyi huylu) değişiklikler olarak adlandırılır. Yine de herhangi bir değişiklik fark ettiğinizde bir sonraki mamografi tarihine kadar beklemeden hekiminize başvurmanız gerekmektedir.

    • Menopoza girmemiş genç kadınların memeleri daha yoğun bir dokuya sahiptir. Yoğun dokuda daha glandüler (beze gibi) ve bağ dokusu, daha az yağ dokusu vardır. Yoğun doku ve tümörler görüntülendiğinde aynı şekilde sert beyaz alanlar olarak gözlenir. Bu sebeple bu tür dokular mamografide daha zor değerlendirilir. Meme dokusunun yoğunluğu kadınların yaşı ilerledikçe azalır.

    • Regl döneminde veya öncesinde memelerde şişlik, hassasiyet veya ağrı hissedilebilir. Bu dönemde memenizde ekstra sıvı olduğu için bir veya birden fazla yumru hissedebilirsiniz. Bu değişiklikler regl döneminiz sona erdiğinde kendiliğinden geçecektir. Memede hissedilen bazı yumrular normal hormonal değişiklerden kaynaklandığı için hekiminiz regl dönemi dışında farklı bir zamanda sizi tekrar muayene etmek isteyecektir.

    • Hamilelik döneminde memelerde yumru hissedilebilir. Bunun sebebi süt üreten bezelerin büyümesi ve sayısının artmasıdır.

    • Emzirme döneminde mastit adı verilen memede iltihaplanma durumu ile karşılaşılabilir. Bu durum süt kanallarının tıkanması ile ortaya çıkar. Mastit memenin rengini kırmızıya döndürür ve yumrular çoğalır, ayrıca meme daha sıcaktır ve hassasiyet mevcuttur. Tüm bu belirtiler enfeksiyona bağlı gelişebilir ve çoğunlukla antibiyotik ile tedavi edilir. Bazen de kanalların boşaltılması gerekebilir. Tedavi sonrası kırmızılık veya mastit devam ediyorsa vakit kaybetmeden hekiminize başvurmanız yerinde olacaktır.

    • Menopoza giriyorsanız regl dönemleriniz azalacaktır. Ayrıca hormon seviyeniz de değişir. Regl döneminde olmasanız bile bu durum memelerinizi daha hassas hale getirebilir. Memelerinizde öncesine göre daha fazla yumru hissedebilirsiniz.

    • Hormon kullanıyorsanız (menopozal hormon tedavisi, doğum kontrol hapı veya enjeksiyon) meme daha yoğun bir hal alır. Bu da mamografinin değerlendirilmesini zorlaştırabilir. Hormon kullanıyorsanız, bundan hekiminizi haberdar ediniz.

    • Artık regl olmuyorsanız (menopoza girmişseniz), vücudun hormon seviyesi düşecek, meme dokusu yoğunluğunu kaybedecek ve daha yağlı bir hal alacaktır. Artık yumru ve ağrı hissetmeyebilir veya meme ucundan sıvı gelmeyebilir. Meme dokunuzun yoğunluğunu kaybetmesi, mamografi değerlendirmesinin daha kolay yapılmasını sağlayacaktır.

  • Erkekte meme büyümesi (jinekomasti ) tedavi edilmelimidir?

    Jinekomasti erkekte meme bezlerinin büyümesine olarak tarif edilir. Jinekomasti, genellikle çift taraflı , ancak tek yanlı da olabilir. Yenidoğanda, ergenlik döneminde ve yaşlılarda sıklıkla izlenebilir. Erkek cocuklarının %70 kadarında ergenliğe gecişte, geçici meme büyümeleri görülebilir. Bir calışmada, 60 yaşın uzerindeki erkeklerin yaklaşık %20’sinde, 80 yaş ustu erkeklerin %50’sinde saptanmıştır. Östrojenler meme dokusunun gelişimini sağlarken, androjenler aksi yonde görev yapar. Jinekomasti, genellikle ostrojen ve androjen hormonlarının ya oransal, ya etkinlik, ya da hem oransal, hem de etkinlik olarak ostrojen lehine olan dengesizliğinden kaynaklanır. Kural olarak, yaşlanma ve kilo artışına paralel olarak, yağ dokusu artar ve jinekomasti daha sık görülür. Jinekomasti ile kliniğe başvuran her hastanın detaylı irdelenmesi gerekmez. Asemptomatik sağlıklı bir erkekte, uzun zamandır bulunduğu ifade edilen durağan jinekomastinin, detaylı öykü ve fizik muayene sonrası, bulgular doğal ise, incelenmesi gerekmez.. Her dort erişkin jinekomasti olgusunun birinde sorumlu faktor kullanılan ilaclardır, bu nedenle detaylı bir öykü alınmalıdır. Öyküde ayrıca; jinekomastinin suresi, hassasiyetin varlığı, eşlik eden hastalık varlığı (hipertiroidi, kronik karaciğer veya bobrek hastalığı, hipogonadizm, prostat kanseri, gibi), olası kimyasal maruziyeti mutlaka sorgulanmalıdır. Sistemik fizik muayene, ozellikle meme, testis ve sekonder seks karakterlerinin muayenesi mutlaka yapılmalıdır. Akut başlangıclı, hızlı ve aşırı buyuyen, hassasiyeti olan ve zayıf erkeklerde izlenen jinekomasti incelenmelidir. Ozellikle sert, asimetrik, cildi, cilt altı yapıları veya meme başını fi kse eden kitleler, eşlik eden ulserasyon ve/veya meme başı akıntısı, koltuk altı lenf bezi varlığı maligniteyi işaret edebilir, değerlendirilmelidir. Pubertal ve ilac ilintili jinekomasti dışlandıktan sonra incelemeye başlanmalıdır. Bobrek, karaciğer ve tiroid fonksiyon testleri yapılmalıdır. Serum testosteron, ostradiol, androstenedion, luteinizan hormon (LH) ve HCG duzeyleri ölcülmelidir. Eğer testisler kucuk ise, Kleinefelter sendromu’nu ekarte etmek icin mutlaka karyotip analizi yapılmalıdır. Kleinefelter sendromu’na eşlik eden jinekomastide meme kanseri riski normal erkeklere göre 20 kat artmıştır. Bu sendrom dışında, jinekomasti varlığı meme kanseri riskini artırmaz. Erkekte obezite yine meme kanseri icin onemli bir risk faktorudur. Asemptomatik sağlıklı erkekte uzun suredir var olan jinekomastiyi tedavi etmek gerekli değildir. Pubertal jinekomasti, ağrılı ise, ergende endişe ve sosyal strese neden oluyor ise, danazol ile tedavi edilmesi düşünülebilir. Cerrahi adayı olmayan ağrılı jinekomasti olgularında tamoksifenveya raloksifen gibi antiostrojen tedavi olguların ücte ikisinde ağrıyı gerilettiği ve meme doku boyutunu azalttığı izlenmiştir. Jinekomasti altta yatan bir sebep varsa tedavisi ile düzelir.