Etiket: Lupus

  • Lupusun belirtileri nelerdir? Nasıl teşhis edilir?

    Lupusu teşhis etmek zor olabilir. Çoğu kez lupusa özgü olmayan ateş, halsizlik, kilo kaybı, saç dökülmesi, karın ağrısı, kansızlık, el ve ayak eklemlerinde ağrı, bazen gebelik kayıpları gibi çok geniş yelpazede ve farklı yakınmalar vardır.

    -Döküntüler-burundan yanaklara doğru yayılan kelebek tarzında cilt döküntüsünün olması (malar raş), güneş ışığı ile ciltte döküntü (fotosensitivite), diskoid döküntü, yaygın eritemli cilt döküntüleri,

    -Raynoud fenomeni (soğuk veya stres altında el ve ayak parmakları gibi vücudun uç noktalarında gelişen solukluk, morarma ve sonra kızarmayla giden bir damarsal bozukluk durumu),

    -Ağız içinde yaralar,

    -Artritler; özellikle küçük eklemlerde sabah tutukluğu ve eklemlerde ağrı, şişme veya artropati (Jacood artropatisi),

    -Akciğer ve kalp zarında inflamasyona bağlı sıvı artışı (plörezi, perikardit); nefes alıp vermekle veya devamlılık gösteren göğüs ağrısı.

    -Böbrek; idrarda kan veya protein bulunması veya böbrek fonksiyonunda bozukluk, ödem gelişmesi.

    -Nörolojik problemler; nöbet, inme (felç) veya psikoz gibi.

    -Anormal kan testleri: kan hücrelerinde azalma (eritrosit, trombosit, lökosit, lenfosit), anti-nükleer antikor (ANA) pozitifliği, anti-dsDNA, anti-Sm, anti-fosfolipid antikor veya yalancı sifiliz testi pozitifliği.

    Antifosfolipid antikorları; tekrarlayan gebelik kayıpları ve/veya damarlarda pıhtılaşmayla giden bir sendromda bulunan antikorlardır. Lupuslu hastalarda bu antikorların bulunması, hem lupus tanısına yardımcı hem de beraberinde antifosfolipid sendromunun da eşlik edip etmediğini göstermek açısından önemlidir.

    Laboratuvar testleri:

    Tam kan sayımı, retikülosit sayımı, laktat dehidrogenaz, direkt ve indirekt coombs testi, idrarda protein (24 saatlik idrarda 500mg ve üzerinde olması) ve idrarda aktif hücresel silendirler (eritrosit ve lökosit silendirleri), ANA, anti-dsDNA, anti-Sm, antifosfolipid antikorları, kompleman seviyeleri gibi ilk planda yapılacak testlere ilaveten gerekirse tutulan organ ve dokulara yönelik; böbrek biyopsisi, beyin görüntülemeleri gibi ileri incelemeler de yapılabilir.

    Lupusun tedavisi:

    Lupusu, tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yok. Fakat, tedaviyle büyük ölçüde iyileşme sağlanır. Lupus, her hastada benzer şekilde seyretmez. Hastaların bir kısmında hafif cilt ve eklem tutulumlarıyla seyrederken, bazısında şiddetli organ ve sistem tutulumlarıyla gidebilir. Bu nedenle hastaya özel, adete bir terzi titizliğinde tedavinin düzenlenmesi gerekir.

    -Steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar (naproksen, diklofenak, ibuprofen, indometazin gibi); ağrı, ateş, ve eklem inflamasyonuna yönelik kullanılabilir. Mide kanaması, böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi yan etkilerine dikkat edilmeli; özellikle lupus hastası, doktor reçete etmedikçe bu ilaçları kullanmamalı.

    -Anti-malariyal (sıtma) ilaçlar; hidroksiklorakin (plaquanil), lupusa bağlı halsizlik, döküntü, eklem ağrıları ve ağız yaralarına iyi gelir. Anormal kan pıhtılaşmasını önleyebilir. Hemen her lupuslu hastanın engel bir durum olmadıkça kullanması önerilir.

    -Kortikosteroidler; şiddetli veya hayatı tehdit edici tutulumları olan lupuslu hastalarda (böbrek, akciğer, kalp, kan ve santral sinir sistemi gibi), daha güçlü tedaviler başlamak gerekir. Bu nedenle erken dönemde hızlı ve güçlü etkilerinden dolayı yüksek doz kortikosteroid tedavi, bu hastalarda tercih edilir. Hastalığın seyrine göre, daha düşük ve orta dozlarda da kullanılabilir.

    İmmünsüpresif ilaçlar; immün sistemi baskılayarak hastalığın kontrol altına alınmasını sağlarlar. Bunlar; azathioprin (imuran), siklofosfamid (endoksan), sikloporin ve mikofenolat mofetil’dir.

    -Biyolojik tedaviler; yalnızca belimumab (benlysta), FDA (Food and Drug Administration) tarafından bazı lupuslu hastalarda kullanım onayı vardır. FDA onayı olmamakla birlikte, dirençli lupus vakalarında rituximab, kullanılabilir.

    Her tedavinin risk ve faydaları vardır. Bu nedenle fayda zarar oranları düşünülerek, ilgili uzman hekim tarafından tedavi planı yapılır.

  • Lupus nedir? Nedenleri nelerdir?

    Sistemik lupus eritematoz (kısaca lupus olarak adlandırılır); immün sistemin kendi doku ve organlarını hedef alarak savaştığı, kronik inflamatuar bir hastalıktır. Lupus, cilt, böbrekler, kan hücreleri, beyin, kalp ve akciğerler dahil bir çok organ ve sistemi tutabilir. Lupusta birçok organ ve sisteme ait tutulum belirtileri olabileceğinden teşhis edilmesi zor olabilir. Çok geniş spektrumda birçok şikayet ve bulguya neden olduğu ve birçok hastalığı taklit edebileceğinden; doktorlar tarafından lupus “büyük taklitçi” olarak da adlandırılır. Lupusun en ayırt edici bulgusu, yüzde burundan yanaklara doğru uzanan kelebek tarzındaki cilt döküntüsüdür (malar raş); bu çoğunlukla olmakla birlikte, her lupusluda bulunmayabilir. Hastaların çoğunda halsizlik, cilt döküntüsü, artrit ve ateş bulunur. Özetle lupusun genel özellikleri:

    – Hastalık hafiften şiddetliye doğru değişen alevlenmelerle seyreder.

    – Kadınlar erkeklere göre 9-10 kat daha fazla etkilenir.

    – Tedavi tutulumun yerine ve şiddetine göre değişir

    – Lupus her kişide farklı tutulum özellikleri göster

    – Lupus, tedaviyle tamamen yok edilemez. Ancak ilaç tedavisiyle hastalığı kontrol altına almak, doku ve organ hasarını önlemek mümkündür.

    Lupusun nedenleri nelerdir?

    İmmün sistem (bağışıklık sistemi), vücudumuzun savunma sistemidir. Bazı proteinler üreterek (immünglobulin gibi) veya hücreleri aracılığıyla, bizi yabancı mikroplar ve kanserden korur. Lupusta, immün sistem sapkınlık gösterir, vücudun kendi hücresel yapılarına karşı savaş açmasıyla birçok organ ve sisteme ait inflamasyon (iltihap) ve buna bağlı hasar ortaya çıkar. Buna neyin neden olduğu bilinmiyor. Ancak, tüm otoimmün sistemik bağ dokusu hastalıklarında olduğu gibi lupusda da, kişinin uygun genetik yapısıyla birlikte, çevresel faktörlerin (enfeksiyonlar, güneş ışığı, ilaçlar, toksinler vs.) etkileşimi sonucunda anormal immün yanıtın oluştuğudur.

    Lupus kimi tutar?

    Lupus, her yaşta görülebilse de genellikle, 20’li ve 30’lu yaşlarda başlar. Kadınlarda, erkeklerden 10 kat daha fazladır. Hastalık tüm ırklarda görülse de, siyahlarda, Hispaniklerde ve Asyalılarda daha fazladır ve daha ciddi seyirlidir.

  • Kimlerde lupus görülür? Lupusa ne neden olur? Hastalık seyri nasıldır?

    Kimlerde lupus görülür? Lupusa ne neden olur? Hastalık seyri nasıldır?

    Kadınlarda görülme olasılığı daha fazladır. Kadınlarda erkeklere göre 9 kat fazla görülür. Başlangıç daha çok genç yaşlardadır. Sadece 15 hastadan birinde 50 yaşından sonra başlar. 50 yaşından sonra başlayan lupus vakaları da genelde daha hafif seyreder. Bazı kişilerde bulgular hamilelik sırasında ortaya çıkar. Nadiren çocukluk çağında da başlayabilir.

    Vücutta mikroplara karşı savunmada kullanmak üzere üretilen “antikor” adlı proteinler vardır. Lupusta, vücudun kendi hücrelerine de zarar veren antikorlar üretilmektedir. Böyle bir durumun neden ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte çevresel, hormonal ve genetik faktörlerin rol aldığı düşünülmektedir.

    Genetik faktörler etkili olmakla beraber lupus direkt anne babadan çocuğa geçmez. Ancak yakın akrabalarında lupus hastalığı olan bir bireyin yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riski diğer bireylere göre fazladır. Eğer sizde lupus hastalığı varsa çocuğunuzun gelecekte lupus olma ihtimali %1’dir. Lupus bulaşıcı değildir, yani bir başkasından hastalığı kapmanız söz konusu değildir.

    Modern tedavilerle lupusun seyri son yıllarda gelişim göstermiştir. Ancak halen hastalık seyri kişiden kişiye değişkenlik gösterebilmekte, tahmin edilememekte ve ciddi organ tutulumları olanlarda hayati riske neden olabilmektedir.

    Hastalığın nasıl seyredeceğini tahmin etmek mümkün değildir. Bu nedenle doktorunuzun yakın takibinde olmanızda fayda vardır. Bu şekilde gelişebilecek önemli organ tutulumlarının erken tespit ve etkin tedavisi mümkün olabilir. Doktorunuz risk faktörlerinizi göz önüne alarak yaptığı önerilere uymanız ciddi komplikasyonların gelişmeden önlenmesi için önemlidir.

  • Lupus nedir?

    Lupus nedir?

    Lupus, vücudun bağışıklık sisteminin uygunsuz şekilde kendi dokularına karşı ürettiği antikorlarla iltihaba neden olmak suretiyle zarar verdiği otoimmün bir hastalıktır.

    En sık görülen bulguları eklem ağrısı, ciltte kızarıklık (raş) ve aşırı bitkinliktir. Lupus hastalığı olan bazı bireylerde sadece bu bulgular görülmesine rağmen bu bulgular bile kişinin yaşamını zorlaştırabilir. Ateş yüksekliği ve lenf nodlarında şişme de sık görülen bulgulardandır.

    Lupus pek çok farklı doku ve organda etkili olabilir ve kalp, beyin ve böbrekler gibi iç organlarda hastalık yaptığında daha ciddi sorunlara neden olabilir. Ancak pek çok kişide etkilenmesi olası organlardan sadece biri etkilenir ve genelde bulgular artıp azalan seyirde dalgalanmalar gösterir.

    Ciltte raş olarak adlandırılan kızarık cilt döküntüleri sıklıkla güneş gören yüz, el bileği, el gibi alanlarda ortaya çıkar. Kelebek raş denilen ve SLE’de sıklıkla görülen cilt bulgusu yanakların üzerinde ve burun kemerinde yerleşir.

    Bazı kişiler parmak uçlarının soğukta belirgin biçimde renk değiştirdiğini fark eder. Soğuk ortamlarda parmaklar önce beyaz, sonra mor ve en son kırmızı renk alabilir. Bu duruma “Raynaud Fenomeni” denir ve parmağa giden kan damarlarının soğuğa aşırı hassasiyet göstermesi sonucu kasılması ve damarın ilerisine kan akımının bozulmasından kaynaklanır.

    Ağız içinde sık sık aft denen birkaç milimetrelik, beyaz, çökük yaralar çıkabilir.

    Saç dökülmesi sık görülür ve bazı kişilerde dökülmenin çok olmasına bağlı saçlar seyrekleşebilir. Hastalık alevlenmesinin kontrol altına alınması ile sıklıkla dökülme azalır ve saç yoğunluğu yeniden artar.

    Eklem ağrısı sıktır ve en çok el ve ayakların küçük eklemlerinde olur. Ağrılar farklı zamanlarda farklı eklemlerde olabilir. Bazı lupus hastalarının temel şikayeti eklem ağrısı olsa da genelde bu hastalığa bağlı kalıcı eklem hasarı pek olmaz. Her 20 lupus hastasından birinde eklem bulguları ağır seyredebilir. Daha da az oranda hastada “Jaccoud Artropatisi” denen eklem iltihabına bağlı eklemlerde şekil bozuklukları görülebilir.

    Her 3 lupus hastasından birinde böbreklerde iltihabi bulgular ortaya çıkabilir ve bu kişilerin bir kısmında ciddi böbrek hasarı gelişebilir. Bu çeşit bir hasar kanda yapılan böbrek testleri, idrar testleri ve tansiyon takibi ile erken saptanırsa sıklıkla başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

    Eğer lupus böbreklerde hastalığa neden olduysa kan basıncı, yani tansiyon yükselebilir. Ayrıca tedavide sıklıkla kullanılan kortizon ve ağrı kesici ilaçlar da tansiyon yükselmesine neden olabilir. Yine lupusa bağlı kan yağlarında artış olabilir. Bu nedenle düzenli olarak yıllık kan yağlarına bakılmalı ve gerekirse tedavi edilmelidir.

    Lupusa bağlı kan hücrelerinin yapımından sorumlu kemik iliği de etkilenebilir. Kansızlık (anemi) gelişebilir; vücut savunmasından sorumlu akyuvar ve kanın pıhtılaşmasından sorumlu trombosit denen hücrelerin kemik iliğinden üretimi azalabilir. Bazı lupus hastalarında ise kan damarları içinde pıhtı oluşmasına eğilim görülür. Bu durum sıklıkla “antifosfolipid antikorları”ndan kaynaklanır. Bu antikorların kandaki varlığı bazen hamile kadınlarda düşüklere neden olabilir.

    Lupus hastalarının yine üçte birinde migren benzeri baş ağrıları veya anksiyete ve depresyonla seyreden psikiyatrik bulgular görülebilir. Bazı hastalarda da unutkanlık, baş dönmesi, kafa karışıklığı gibi bulgular ortaya çıkar. Çok daha nadir olarak sara nöbetlerine benzer ataklar veya şizofreni benzeri bulgular görülebilir.

    Nadiren lupusa bağlı direkt kalp veya akciğer tutulumları görülebilir. Daha çok kalbi veya akciğeri saran zarların iltihabına bağlı bulgular (perikardit ve plörezi) olur. Her iki durumda da özellikle nefes almakla göğüste hissedilen şiddetli batıcı ağrılar, nefes darlığı olur. Bazen zarlar arasında çok miktarda iltihabi sıvı birikerek o organın çalışmasını zorlaştırır ve bu durum kendini sıklıkla nefes darlığı olarak gösterir. Bunun dışında lupusa bağlı damarlarda daralmalar olabilir. Sonuçta kalp ağrısı, kalp krizi, inme gibi riskler ortaya çıkar. Bu durumların önlenebilmesi için tansiyon ve kan yağlarının yakın takibi ve gerekiyorsa tedavisi çok önemlidir

    Çok daha nadir olarak karaciğer, pankreas, dalak veya barsaklarda tutulum yaparak karın ağrısına neden olabilir.

    Bazı kişilerde iltihabi göz hastalıklarına neden olabilir.

    Lupus hastalarının 1/3’ünde bir diğer otoimmün hastalık daha görülür. Örneğin tiroid bezinin az çalışmasına neden olan tiroidit görülebilir. kadar olguda göz ve ağız kuruluğuna neden olan Sjögren Sendromu lupusa eşlik eder. Bazı kişilerde de kas iltihabına (miyozit) bağlı kas ağrıları ve kas güçsüzlüğü hastalığa eşlik edebilir.

  • Lupus: hastalığınız için siz ne yapabilirsiniz?

    Lupus: hastalığınız için siz ne yapabilirsiniz?

    Lupus hastalığının tedavisi ve kontrolü için ilaçlar önemli olsa da kendi hastalığınızın tedavisine destek için sizin de yapabileceğimiz pek çok şey var. Sağlıklı beslenme, egzersiz yapmak ve sigara içmemek bunların başında gelir.

    Hastalık Alevlenmesinin Tedavisi:

    Lupus, hastalığın alevlenme ve yatışmalarla seyrettiği, hastalık seyrinin dalgalanmalar gösterdiği bir durumdur. Alevlenme durumlarında ne yapmak gerektiğini bilmek, hastalığınızın seyrini daha iyi kontrol edebilmeniz açından önemlidir. Hastalık alevlenmesinin nedeni kişiden kişiye değişebilir. Güneş ışığına maruz kalmak, yeterince dinlememek ve stres alevlenmeye sebep olan en sık etkenlerdir. Sizde alevlenmeye yol açan nedenleri gözlemek ve bu durumlardan uzak kalmaya özen göstermek faydalı olabilir.

    Bitkinlik

    Sıklıkla kendiniz yorgun hissedebilirsiniz ve bu hayat standardınızı düşürecek düzeyde önemli bir sorun olabilir. Eğer kansızlık veya az çalışan tiroit bezi gibi açıklanabilir bir durum varsa bu kan testleriyle tespit edilip tedavi edilebilir. Eğer sebep tam olarak bulunamıyorsa bu durumun düzeltilmesi daha zor olabilir. Kinin grubu ilaçların bazen katkısı olabilir. Dinleme ve aktivite zamanlarının iyi düzenlenmesi, egzersiz yoluyla forma girmek yarar sağlayabilir. Ancak egzersiz süreleri yavaşça artırılmalı ve uygun egzersizler konusunda bir fizyoterapistten öneriler alınmalıdır.

    Sigara

    Lupusa bağlı pek çok sorun sigara içilmesi ile daha da kötüye gider.

    • Hem lupus hem de sigara içilmesi kan damarlarında daralmaya neden olarak dolaşım sorunlarına ve sonrasında kalp krizi ve inme riskinin artmasına neden olur.

    • Lupus varlığında solunum sisteminin mikrobik enfeksiyonlara yakalanma olasılığı daha fazladır ve sigaraya bağlı uzun sürede oluşan akciğer hasarı bu enfeksiyonların daha sık ve ağır geçmesine neden olur.

    • Lupus böbrekleri etkilediğinde tansiyonun yükselmesine neden olur. Sigara da tansiyon artışına katkıda bulunur ve inme, böbrek hasarının kötüleşmesi olasılığı artar

    Sigaranın bırakılması, lupusa bağlı daha ciddi komplikasyonları azaltmak için şarttır.

    Egzersiz

    Hastalığınız aktifken fazla hareket etmek istemeyebilir, dinlenmek isteyebilirsiniz. Ancak uzun süreli dinlenme ve hareketsizlik kaslarınızın zayıflamasına ve daha yorgun hissetmenize neden olabilir. Bu nedenle dinlenme ve egzersiz arasındaki dengeyi iyi kurmak gerekir. Yürümek ve yüzmek bitkinliğe iyi geldiği, forma girmeyi sağladığı ve eklemlere fazla yük bindirmeden kuvvet kazandırdığı için önerilen egzersizlerdir. Hastalık alevlenmelerinde bile az miktarda egzersiz sürecin iyileşmesine katkıda bulunabilir.

    Beslenme

    Beslenmenin lupus kontrolü ve tedavisi üzerine etkileri konusunda çok az bilgi vardır. Ancak doymuş yağların az tüketilmesi ve yağlı balıklarda bulunan omega-3 alınmasının faydalı olabileceğine dair çalışmalar mevcuttur. Tüm besin türlerine ihtiyaç olduğu için dengeli beslenmek önemlidir, belli besin gruplarının dışlandığı diyetlerden kaçınmak gerekir.

    Güneş Işığı

    Çok fazla ultraviyole ışığa maruz kalmak ciltte raş denen döküntülerin oluşmasına ve bazen de iç organlarda iltihabi süreçlerin alevlenmelerine neden olabilir. Gün ortası gün ışığından kaçınmak, güneşten korunmak, şapka takmak ve yüksek koruma faktörlü güneş yağları kullanmak gereklidir.

    Raynaud Fenomeni

    Eğer ellerde ve ayaklarda soğuk havada aşırı renk değişikliği ile giden Raynaud Fenomeniniz varsa soğuk havalarda el ve ayakları ve tüm vücudu soğuktan koruyacak şekilde giyinmek gerekir. Sigara içmek kan dolaşımını daha da bozduğu için bulguların ağırlaşmasına neden olur. Düzenli egzersiz ise dolaşıma katkı sağlayarak semptomların azalmasını sağlayabilir.

    Stres

    Hastalık sürecini olumsuz etkileyebileceği gibi, durumunuzu olduğundan kötü hissetmenize neden olabilir. Stresle başa çıkma tekniklerinin (Meditasyon, EFT vb) öğrenilmesi fayda sağlayabilir. Gereğinde bir psikiyatrist desteği düşünülebilir.

    Doğum Kontrolü

    Lupusu olan kadınların doğum kontrol hapı olarak sadece progesteron veya düşük doz östrojen içeren tabletler, ancak daha iyisi kondom gibi bariyer metotların kullanılması önerilir. Çünkü östrojen hastalık alevlenme olasılığını artırır.

    Eğer kortizon tedavisi alıyorsanız doğum kontrol yöntemlerinden enjeksiyonla yapılan medroksiprogesterone asetat uygulamasından kaçınmanız gerekir. Çünkü bu tedavi kemik koruyucu etki gösteren östrojen düzeylerini düşürerek kemik erimesi (osteoporoz) riskini artırır.

    Menapoz Sonrası Hormon Replasman Tedavisi

    Geçmişte bu tür tedavilerin lupus alevlenmelerine neden olabileceğinden endişe edilirdi. Ancak son çalışmalara göre iyi kontrol altında olan lupusta, menapoza bağlı yakınmalar da çok şiddetli ise bu tür bir tedavinin kısa süreli kullanımının güvenli olduğu gösterilmiştir.

    Tamamlayıcı Tıp Metotları

    Bu konuda çok bilimsel yayın bulunmamakla beraber pek çok kişi bu tür yöntemlerden fayda gördüğünü ifade etmektedir. Örneğin akupunktur uygulamalarının lupusa bağlı eklem ağrılarında fayda sağladığı görülmüştür. Böyle bir tedaviye başlamadan sizi takip eden Romatoloji Uzmanınızın fikrini almanızda fayda vardır. Sonuç olarak uygulanacak olan Tamamlayıcı Tıp Yöntemi de bir hastalık tedavisi olduğu için bu konudaki uygulayıcıların ilgili konuda eğitim almış tıp doktorları olması gereklidir.

  • Baş ağrısı lupusun bir bulgusu mudur?

    Doç. Dr. İsmail Şimşek
    Bu makale ve romatoloji ile ilgili değer makalelere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
    http://haberromatik.wordpress.com/

    Lupus hastalarında baş ağrısının, özellikle de migren tipi baş ağrısının daha sık görülüp görülmediği uzun zamandır romatoloji çevrelerinde tartışma konusudur. Elbette bu tartışmanın altta yatan nedeni, migrenin lupusun bir bulgusu olup olmadığıdır. Nörolojik tutulum lupus hastalığının ciddi organ tutulumlarındandır ve bazı araştırmacılar özellikle migren tipi baş ağrısını, tıpkı epilepsi, algılama bozukluğu gibi lupusun nörolojik bulguları arasında saymaktadırlar. Bazılarınız migren lupusun bir bulgusu olsa ne fark eder diye düşünebilirsiniz. Şöyle açıklayayım eğer migreni bir lupus bulgusu olarak kabul edersek, migren bulguları olan lupuslu bir hastayı sadece migrene özgü ilaçlar ile değil, lupus için kullandığımız ilaçlar (immünsüpresifler) ile tedavi etmemiz gerekebilir.
    Bu soruya açıklık kazandırabilmek için Mitsikostas ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği çalışma, Headache dergisinin Ekim 2011 sayısında yayınlandı. Araştırmacılar migren ile SLE arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koymak için lupus hastaları (n=72), sağlıklı kontroller (n=72) ve multiple skleroz (MS; n=48) hastalarına tam 1 yıl süreyle baş ağrısı günlüğü tutturmuşlar. MS hastaları burada otoimmün nörolojik hastalığı olan, hastalıklı kontrol grubu olarak kullanılmış.
    Araştırmacılar 1 yıllık takibin sonunda lupus (%21), sağlıklı kontrol (%22) ve MS (%23) hastalarında migren sıklığını benzer bulmuşlar. Aynı araştırmada, lupus hastalarında sağlıklı bireylere göre artmış sıklıkta bulunan tek baş ağrısı tipi ise kronik gerilim tipi baş ağrısı olarak bulunmuş (lupusta %12.5 sağlıklı kontrollerde %1.4). Ek olarak lupus hastalarında görülen baş ağrısı tipi ile hastalık aktivitesi, antikor titresi, ya da diğer lupus bulguları arasında herhangi bir ilişki bulunamamış.
    Bu araştırmanın sonuçlarına göre, migrenin lupusun bir bulgusu olmadığını söyleyebiliriz. Lupus hastalarında artmış sıklıkta bulunan gerilim tipi baş ağrısının en önemli nedeni bu çalışmada da gösterilmiş olan depresif ruh hali ve yaşam kalitesi düşüklüğüdür. Dolayısıyla baş ağrısı olan SLE hastalarında immün-süpresif tedaviyi yeniden şekillendirmek yerine tespit edilen baş ağrısı nedenine yönelik tedavinin planlanması daha uygun bir yaklaşım gibi gözüküyor.
    Headache in Systemic Lupus Erythematosus vs Multiple Sclerosis: A Prospective Comparative Study. Christina G. Katsiari, Headache: The Journal of Head and Face Pain; 51(9); 1398

  • Lupus nefritinin idame tedavisinde hangi ilacı kullanmalı? Mikofenolat (cellcept) / azatiyoprin (imuran)

    Doç. Dr. İsmail Şimşek
    Lupuslu bir hastada nefrit (böbrek iltihabı) gelişmesi hastalığın en ciddi komplikasyonlarından sayılır ve geçtiğimiz yıllarda lupus tedavisindeki tüm gelişmelere karşın, böbrek tutulumu sonrası hastalığın ilerleyerek diyalize girme sıklığında önemli bir azalma elde edilememiştir. Doktorlar tarafından lupus böbrek tutulumunun tedavisi 2 aşamalı olarak planlanır. Bu aşamalardan ilki indüksiyon adı verilen hastalığın alevli başlangıç döneminin baskı altına alınması, ikincisi ise idame dönemi olarak adlandırılan ve ilk aşamada baskı altına alınan hastalığın bir daha alevlenmesini önlemek için verilen daha uzun süreli tedavilerdir.
    Romatologlar arasında uzun zamandır idame tedavisinde bir miktar daha pahalı olan mikofenolatın daha ucuz bir immünsüpresif olan azatiyoprinden bir üstünlüğü olup olmadığı tartışılmaktaydı. Lupus nefritinde tedavinin nasıl olması gerektiğine yanıt arayan ALMS (Aspreva Lupus Management Study) çalışmasının sonuçları The New England Journal of Medicine'in 17 Kasım tarihli sayısında yayınlandı.
    Çalışmaya klas III, IV, ve V lupus böbrek tutulumu olan ve indüksiyon tedavisi (siklofosfamid ya da mikofenolat kullanarak) ile hastalığı baskı altına alınmış olan 227 lupus hastası katılmış. Hastaların bir bölümüne günde 2 gram mikofenolat mofetil, bir bölümüne ise 2mg/kg/gün azatiyoprin verilerek 3 yıl süre ile takip edilmiş.
    Çalışmada temel olarak hangi idame tedavisi ile hastalık alevlenmesinin daha az görüleceği araştırılmış. 3. yılın sonunda hastalık alevlenmesi mikofenolat grubunda %16 oranında görülürken bu oran azatiyoprin grubunda %32 olarak ( 2 kat daha fazla) bulunmuş. Ek olarak mikofenolat'ın azatiyoprin'e üstünlüğünün hastanın almış olduğu indüksiyon tedavisinin hangi ilaç ile yapıldığından (siklofosfamid, mikofenolat vb.) etkilenmediği görülmüş. Çalışmada hastalık ile ilişkili pek çok parametre daha değerlendirilmiş ve hemen hepsinde mikofenolat, azatiyoprinden üstün bulunmuş.
    Sonuç olarak bu çalışmanın sonuçlarına göre lupus böbrek tutulumunun idamesinde mikofenolat'ı kullanmak azatiyoprin'e göre daha avantajlı gibi gözüküyor. Diğer taraftan, 3 yıllık takip süresi uzun gibi gözükse de eski lupus çalışmalarından elde ettiğimiz deneyim bu hastalarda ilaçların gerçek etkileri hakkında fikir sahibi olmak için 5-20 yıl gibi bir süre ile takibin gerekli olduğu yönünde.

  • Lupus tedavisinde yeni ilaç belimubab hastaların (ve de hekimlerin) beklentilerini karşılayabilecek mi?

    Her ne kadar lupus tedavisinde geldiğimiz nokta, 10-20 sene öncesine kıyasla çok iyi olsa da, gerek etkinlik gerekse yan etki azlığı yönünden arzu edilen tedavi hedeflerine halen ulaşılamadığını üzülerek belirtmek isterim.
    Lupus tedavisinde günümüzde kullanılan ilaçların büyük bir bölümü başka hastalıklar için tasarlanmış ya da kullanıma girmiş ilaçlar olup, bu ilaçlar SLE’de kullanım için bir şekilde diğer branşlardan ödünç alınmışlardır. İyi bir gelişme olarak, son yıllarda bizzat lupus hastalık mekanizmaları dikkate alınarak hastalığa özgül ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır.
    SLE’de hastalık gelişiminde, B lenfosit olarak adlandırılan bağışıklık sisteminin antikor oluşturmaktan sorumlu bir grup hücresinin rol oynadığı bilinmektedir. Bu hücreleri uyaran bir faktör olan BLyS‘in ( B lenfosit stimulatör) lupus hastalarının kanında artmış olarak bulunduğu ve bu faktörün kandaki düzeyi ile hastalık aktivitesi arasında ilişki olduğu çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir. Bu bağlamda, BLyS adlı faktörün etkisinin
    bir şekilde baskılanması lupus hastalığının tedavisinde mantıklı bir yol gibi gözükmektedir. Belimumab, son 50 yılda lupus tedavisinde FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylanan ilk ilaç olup BLyS adlı faktöre bağlanarak bunun etkinliğini ve dolayısıyla B lenfositlerin aktivitesini baskılamaktadır.
    Belimumab ile lupus hastalarında yürütülen yeni klinik çalışmanın (BLISS-76) sonuçları Arthritis and Rheumatism’in Aralık 2011 sayısında yayınlandı. Bu çalışmada hastaların bir bölümüne standart tedavi (kortizon ve imuran, cellcept, plaquenil, vb.), bir bölümüne ise standart tedavi ve buna ek olarak Belimumab verilerek hastalık aktivitesinde 52. haftadaki iyileşme durumları ölçülmüş.
    Çalışmanın birinci yılında, Belimumab verilen hastaların %43.2’sinde hastalık aktivitesi baskılanırken, sadece standart tedavi alan hastaların %33.5’luk bir bölümünde hastalık baskılanmış. Her ne kadar yüzde olarak bakıldığında aradaki fark büyük gözükmese de, sonuçlar istatistiki olarak anlamlı bulunmuş. Başka bir ifadeyle, belimubabın tedaviye eklenmesi standart tedaviden daha etkili bulunmuş.
    Sonuçlar umut verici olmakla beraber bu çalışmanın en önemli problemi (benim kanaatimce) çalışmaya katılan hastaların zaten standart tedavi ile düzelebilen eklem, cilt ya da kan hücreleri etkilenmiş lupuslulardan oluşması. Bu grup hastaları zaten halihazırda elimizdeki ilaçlar ile tedavi edebiliyoruz. Esas tedavide sıkıntı yaşadığımız grup olan nörolojik ve böbrek tutulumlu lupus hastaları ise ilginç bir şekilde bu çalışmaya dahil edilmemiş. Dolayısıyla esas yeni tedavi yaklaşımlarına ihtiyaç duyduğumuz hasta grubunda “bu ilaç gerçekten işe yarıyor mu?” sorusunun yanıtını halen bilmiyoruz ve bunun için Belimumab’ın böbrek ve nörolojik tutulumlu lupus hastalarında kullanıldığı çalışmalara ihtiyacımız var.
    Makalenin orjinali link ile birlikte …
    A phase III, randomized, placebo-controlled study of belimumab, a monoclonal antibody that inhibits B lymphocyte stimulator, in patients with systemic lupus erythematosus. Arthritis Rheum. 2011 Dec;63(12):3918-30.
    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22127708

    Doç. Dr. İsmail Şimşek