Etiket: Lif

  • Diyet ve bağırsak sağlığımızı düzenlemek için önemli gerçekler ve öneriler

    1. Dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinde kabızlık ve şişkinlik gibi sindirim sistemi şikayetleri vardır. Bu semptomlar yapısal ve fonksiyonel bir anormallik olmadanda oluşabilir.

    ​2. Sindirim sisteminin rahat çalışması, gaytanın (dışkının) doğru içerik ve hacimde olarak rahat çıkarılması için yeterli miktarda fiber (lif) diyetle alınması gereklidir. İdeal olarak günlük diyetle 30-40 gr lif alınmalıdır. Baklagiller, meyve ve sebzeler lif kaynağıdır. Örnek olarak 100 gr fasülyede yaklaşık 20 gr, fındıkta 9 gr lif bulunur. Lifli diyetin divertikül ve bağırsak kanserinden koruduğu unutulmamalıdır. Ayrıca yüksek lifli diyet kolestrolü düşürmekte, kilo kaybı sağlamakta ve ayrıca şeker hastalarında kan şeker düzeyinin kontrolünde yardımcı olmaktadır.

    ​3. Sıvı alımınız yeterli olmalıdır. Diyetle yani gıdalarla alınan fiberin gaitayı (dışkıyı) hacimli ve yumuşak kılması için yeterli miktarda sıvı tüketilmelidir. Günlük en az iki litre sıvı tüketilmelidir. Sıvı tüketiminde tercih su olmalıdır ayrıca çay, kahve ve süt sıvı tüketimi olarak kabul edilebilir. Gazlı ve tatlandırılmış içeceklerden uzak durulmalıdır.

    ​4. Yüksek fruktoz ve yağ içeren gıdalar bağırsak bariyerini bozmakta, yağlı karaciğer hastalığına yol açarak metabolik bozukluklara neden olmaktadır.

    5. İşlenmiş gıdalar yeterli besin öğeleri ve fiber içermezler ve sıklıkla yüksek miktarda vücuda zararlı olan doymuş yağlar, tuz ve koruyucu maddeler içermektedir.

    ​6. Acele yemek tüketiminden kaçının. Sindirimin ağızdan başladığını unutmayın. Yemeklerinizi yavaş tüketin, her lokmayı iyi çiğneyin.

    ​7. Günlük 30 dakika orta dereceli egzersiz yapın. Hızlı tempolu yürüyüş öneriler arasındadır.

    ​8. Sigarayı bırakın. Sigara yemek borusu ve mide arasındaki sfinkterin basıncını düşürerek asitli mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına neden olmaktadır. Reflü denilen bu durum yanma ve diğer komplikasyonlara neden olabilmektedir. Ayrıca sigaranın birçok hastalığı kötüleştirdiği ve birçok kansere neden olduğu unutulmamalıdır.

    ​9. Mide asit salgısını azaltan ilaçları gereksiz kullanmayın. Mide ve bağırsak mukozasında hasar oluşturan ağrı kesici kullanımından uzak durun.

    ​10.Belirli besinler gıda alerjilerine neden olmaktadır. Deniz ürünleri, buğday, yerfıstığı, süt ve yumurta en sık alerjiye neden olan gıdalardır.

    ​11.Buğday, arpa ve çavdarda bir protein olarak bulunan glüten genetik olarak yatkın kişilerde çölyak hastalığına neden olmaktadır. Çölyak hastalığı toplumun %1’ini etkilemektedir.

    ​12. Bazı diyetler karında şişkinlik, karın ağrısı veya rahatsızlığı ve bağırsak alışkanlığında değişiklik yapabilmektedir. Bahsedilen bu şikayetleri hassas bağırsak sendromu ve fonksiyonel dispepsi gibi hastalıklarda azaltmak için bazı diyet önerileri yapılabilir.

  • Kabızlık ve doğru dışkılama alışkanlıkları

    Doğru dışkılama her gün sabah, günde bir defa, kahvaltı sonrası aynı saatte, rahat, hızlı ve kolay dışkılama yapılmasıdır. Kabızlık ise bağırsak alışkanlıklarında zor ve seyrek dışkılama şeklindeki değişiklik, dışkının çok sert veya çok küçük olması, zor veya seyrek(haftada en az üç kez) dışkılama olarak tarif edilebilir.

    Kabızlığı olan kişiler dışkılama sonrası bağırsakların tam boşalmama hissi nedeniyle sık dışkılama ihtiyacı da duyabilirler. Her şeyden önce kabızlık bir hastalık değil, kişiden kişiye değişen ve farklı şekillerde yorumlanan subjektif bir şikâyettir ve çok yaygın bir sorundur. Kabızlık için pek çok faktör katkıda bulunur, yaşlandıkça kabızlık sorunu daha sık ortaya çıkar ve düzensiz dışkılama alışkanlığı zaman içerisinde kaçınılmaz olarak hemoroid, fissür gibi anal hastalıklara neden olur.

    KABIZLIK TANISI NASIL KONULUR ?

    Kabızlık genellikle öykü ve fizik muayene ile teşhis edilebilir.Bu şikâyet ile gelen hastada fizik muayenenin bir parçası da rektal bölgenin muayenesidir. Rektal muayene; kitle, darlık veya anormalliliği hissetmek ve dışkıda kan olup olmadığını kontrol etmek için rektum içerisinin eldivenli parmak ile kontrol edilmesidir.

    Çoğu kişi kabızlık tedavisini evde kendi başına yapar. Ancak aşağıdaki şikayetlerin herhangibirisi kabızlığa eşlik ediyorsa mutlaka gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır.

    Kabızlık yeni başlangıçlıysa,

    Üç haftadan daha uzun süren kabızlığınız varsa,

    Ailede kalın bağırsak kanseri öyküsü varsa,

    Tuvalet kâğıdında veya dışkıda kan görüyorsanız,

    Kilo kaybı varsa,

    Ateş varsa,

    Zayıflama öyküsü varsa

    Dünya sağlık örgütü kolon kanseri taraması amacıyla, hiçbir şikayeti olmasa bile 50-60-70 yaşlarında herkese birer kez kolonoskopi, arada kalan yıllarda da yılda bir kez dışkı da gizli kan tetkiki yapılmasını önermektedir.

    KABIZLIK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

    Kabızlık tedavisi yemek alışkanlıklarını değiştirmek, lifi yüksek gıdalar tüketmek ve gerekirse laksatif ilaçlar(mushil ilaçları) kullanmayı içerir. Bir sağlık kuruluşuna başvurmadan önce, evde bu tedaviler denenebilir. Ancak birkaç gün içinde bağırsak hareketi yoksa daha fazla yardım için bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

    Yaşam tarzı değişiklikleri; bağırsak hareketleri en çok yemeklerden sonra aktive olur bu nedenle dışkılama için en uygun zaman yemekten hemen sonradır. Eğer bağırsak hareketleri ile ilgili vücut sinyalleri göz ardı edilirse, sinyaller zamanla zayıf ve güçsüz hale gelir ve dışkılama hissi giderek azalır. Sabah kafein içeren içecekler tüketmek bağırsak hareketlerini artırmak için yararlı olabilir. Ayrıca su içilmesine engel bir hastalık yok ise günde en az 2 litre sıvı tüketilmesi ve düzenli egzersiz yapılması da kabızlığın önlenmesi için yapılması gereken yaşam tarzı değişiklikleridir.

    Diyetteki fiber içeriğinin artırılması: Diyetin lif içeriğinin artırılması ile kabızlık ortadan kaldırabilir veya rahatlatabilir. Diyet içeriğindeki lif için önerilen miktar günde 20-35 gramdır.

    Birçok meyve(turunçgiller, kuru erik, kayısı, şeftali), sebze (bezelye, fasülye, mercimek), bazı kahvaltılık tahıllar(yulaf, kepek) ve çerezler(badem, yer fıstığı) diyet lifi için mükemmel kaynaklardır ve kabızlık tedavisinde özellikle yararlı olabilir.

    Ancak diyet içeriğindeki lifi çok artırırsak buda karında şişkinlik veya gaza neden olabilir. Bu nedenle dışkı daha sık ve yumuşak hale gelene kadar önce az miktarda lif ile başlayıp lif miktarını artırarak yan etkiler azaltılabilir.

    KABIZLIK TEDAVİSİNDE NELERİ KULLANMAMALIYIZ

    Kabızlık tedavisinde yumuşatıcı laksatifler,doğal ürünler ve ev yapımı lavmanlar çok tavsiye edilmez.

    Yumuşatıcı laksatiflerin yan etki riski daha fazladır ve etkisi ise diğer tedavilerle aynıdır. Birçok doğal üründe olduğu gibi kabızlık için kullanılan doğal ürünlerde de ticari olarak temin edilebilen laksatiflerde bulunan aktif maddeler bulunur. Bununla birlikte, bunların dozu ve saflığı dikkatli bir şekilde kontrol edilmez ve bu ürünler genel olarak tavsiye edilmez. Ev yapımı lavman preparatları(çeşitli gibi sabunlu lavmanlar) bağırsak iç yüzeyi için son derece rahatsız edici olabilir ve bunlardan kaçınılmalıdır.

    Uzm.Dr.Ufuk AVCIOĞLU

    Gastroenteroloji

  • Kabızlık hastalık değildir, belirtidir.

    Kronik Kabızlık

    Kabızlık terimi; az miktarda, sert kıvamda, seyrek ve güç dışkılama olarak algılanabilir. Dışkılamada güçlük, dışkılama sonrası boşalmamışlık duygusu gibi durumlar kabızlık olarak değerlendirilmemelidir.

    Kabızlık bir belirtidir, hastalık değildir. Ancak bu belirtiye yol açan çok sayıda organik hastalık olduğu unutulmamalıdır.

    Kabızlıkta dışkının niteliği sert olmasıdır. Diğer niteliği dışkılama miktarıdır. Toplumlara, bireylere ve yiyeceklere bağlı olarak değişmekle birlikte; haftada 3 ve daha az dışkılama, sert ve zor dışkılama ile birlikte alındığında kabızlık olarak değerlendirilir.

    Normal dışkılama mekanizması

    İnce barsaklardan yarı sıvı kıvamda kalın barsağın ilk kısmına gelen barsak içeriğinin kalın barsakta suyu emilerek dışkının normal kıvamı oluşmağa başlar. Bu işlemler sonucunda kıvamı koyulaşan dışkı, son barsağın üst kısmına gelip burada depolanır. Genellikle yemeklerden sonra gastroenterik reflex ile gaita son barsağa doğru itilir. Son barsak içinde birikmeğe başlayan dışkı, son barsak duvarını gererek dışkılama ihtiyacı meydana getirir. Son barsak kaslarının, karın içi adalelerin kasılması ile dışkılama meydana gelir. Özetle kabızlık 3 mekanizma ile meydana gelir.

    1-Kalın barsağın ilk kısmına ulaşan materyalin azlığı (açlık ve posa bırakmayan diyetle beslenme sonucunda böyle olur)

    2-Kalın barsağın dışkıyı ileri doğru iten hareketlerin azalması (bazı nörolojik hastalıklarda olduğu gibi )

    3-Dışkılama mekanizmasının bozulması (son barsak ve anüse organik, nörolojik, psikolojik nedenlerle dışkının dışarı atımını engelleyen olaylarda olduğu gibi)

    Kabızlığın nedenleri

    Doğuştan olma bozukluklar, kültürel, psikolojik, çevresel faktörler, dışkılama ihtiyacının uygun koşullar olmadığı için baskılanması, barsakta dışkının ilerlemesini zorlaştıran hastalıklar, yaşlılarda uygun dışkılama pozisyonunu engelleyen bozukluklar, eklem sorunları, Parkinson hastalığı gibi bazı nörolojik hastalıklar, hareket azlığı kabızlık nedeni olabilir. Kullanılan bazı ilaçlar da, kabızlık nedeni olabilir.

    Bu saydığımız nedenler dışında ülkemizde ve batı dünyasında en sık kabızlık nedeni; barsak sağlığı yönünden yanlış beslenme sonucunda gelişen kabızlıktan kurtulmak için alınan ve bir müddet sonra alışkanlık yapan birçok kabızlık ilaçlarının yanlış ve uygunsuz kullanımıdır.

    Kabızlık olduğunda ne zaman doktora gitmeli?

    Uzun süre kabızlık çeken kişiler nedenini belirlemek amacıyla doktora başvurup bazı tetkikler yaptırmalıdır. Bunun dışında dışkılama alışkanlığında yeni meydana gelmiş bir değişiklik, kilo kaybı, şiddetli karın ağrısı veya dışkılama ile birlikte kan gelmesi halinde hemen doktora başvurulmalıdır. Bu belirtiler çok ciddi bir durum belirtisi olabilir. Guatr bezi hastalığı ve şeker hastalığında da dışkılama alışkanlığı değişebilir.

    Kabızlığı olanlarda ne gibi testler yapılmalıdır?

    Önce problemin şiddeti belirlenmeye çalışılmalıdır. Fizik muayene, laboratuvar testleri yapılmalıdır. Kalınbağırsak filmi veya rektoskopik tetkikler istenebilir. Tüm kalın barsağın değerlendirilebildiği Kolonoskopi denilen ışıklı, kıvrılabilen bir cihazla yapılabilir. Bu şekilde polip (barsak içinde küçük veya büyük”ben’e”benzeyen oluşumlar) veya tümörler saptanabilir.

    Kabızlık problemi nasıl çözümlenir?

    Düzenli yemek yemek, sağlıklı yiyecekler ve yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. Düzenli egzersiz, zengin lifli gıdalarla beslenmek, kısaca özetlemek gerekirse günde 10-12 bardak su, fiziksel hareket (örneğin yürüme) ,bol lifli diyet.

    Lif nedir?

    Lif bitkisel yiyeceklerin sindirilmeyen kısımlarıdır.2 çeşit lif vardır. Suda eriyen ve erimeyen. Suda eriyen lifler kalın barsaktaki bakteriler tarafından sindirilirler. Yulaf kepeği suda eriyen liflere örnektir. Kan kolesterolünü düşürmede de yardımcıdır. Suda erimeyen lifler kabızlık için en iyileridir. Buğday kepeği, tahıl taneleri ve elma, armut gibi çeşitli meyvelerin kabukları örnek olarak verilebilir.

    Lif niçin önemlidir?

    Lifler dışkının hacmini arttırır. Lifler su tutarak gaitanın miktarını ve su içeriğini arttırırlar. Bu şekilde kalın barsak içerisindeki materyalin barsak boyunca hareketini arttırarak yardımcı olurlar. Toksik maddeleri adsorbe edip atmaları da çok önemlidir.

    Lifi nereden ve ne miktarda almalıyız?

    Uygun bir hareketi için günde 30-35 gr lif alınmalıdır. (Dünya Sağlık Örgütü önerisi) Liften zengin birçok yiyecek vardır. Meyve, sebzeler, kepekli undan yapılmış ekmek en mükemmel örnekleridir. Beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç kullanılmalıdır. Kepek büyük bir lif kaynağıdır. Çeşitli doğal tahıl ürünlerinde bolca bulunur. Diğer yiyeceklere karıştırılarak hazır kepek yenebilir.

    Pratik Öneriler

    Sabahleyin aç karna birkaç adet kuru kayısı, kuru incir veya kuru erik üzerine 2 bardak su içildikten sonra yapılacak bol bir kahvaltı sonrası; tuvalet ihtiyacı olsun ya da olmasın tuvalete gidip 10-20 dk. Oturulmalıdır. Bu şekilde sağlanabilecek bağırsak alışkanlığı uzun süreli rahatlatıcı olacaktır. Birey her gün sabahları bu dışkılama girişimine zaman ayırılmalıdır. Bu dışkılama eğitiminde gençlerde daha iyi neticeler alınmaktadır. Ozmotik dışkılatıcılar (Magnezyum tuzları sodyum fosfat, laktüloz bu gruptandır)emniyetle uzun süre kullanılabilir.

    Barsak hareketlerini uyarak dışkılama meydana getirenler piyasada birçok tablet ya da draje şeklinde hazır olarak bol miktarda tüketilmektedir. Elektrolit bozuklukları, kemik erimesi, protein kaybı ve bağımlılık yapabilirler. Bazıları uzun süre kullanıldıklarında barsak mukozasında pigment birikimine neden olarak melanosis koli adı verilen oluşuma yol açabilirler.

    Sıvı vazelin, mineral yağlar, ağzından veya lavman yoluyla verilebilir. Şiddetli kabızlıkta özellikle karında şişkinlik de mevcutsa lavman ile barsak boşaltılmaya çalışılmalıdır.

  • Kabızlık !

    Kabızlık !

    Günlük dışkılama sayısı toplumlara, bireylere ve beslenme alışkanlığına bağlı olarak değişmekle birlikte haftada 3 kez veya daha az sıklıkta, sert kıvamda ve zor dışkılama kabızlık olarak adlandırılabilir. Bazı insanlar haftada 2 veya 3 kez ancak nornal kıvamda ve zorlanmadan dışkılarken bundan şikayetçi olmadıklarını ifade edebilirler. Kabızlığın en önemli karakteristiği dışkı kıvamının sert, dışkı miktarının az olması ve dışkılama sırasında zorlanma olmasıdır. Dışkılama hissi olmaması, dışkılama hissi geldiği halde tuvalete gidildiğinde dışkılayamamak, ıkınarak dışkılamak, küçük ve sert parçalar halinde dışkılamak, dışkıladıktan sonra tam boşalamama hissi kabızlıklıkta görülebilen diğer bulgulardır. Bazı hastalar parmakları ile dışkılamaya yardımcı olmaya çalışırlar.
    Kronik kabızlıkta genellikle altta yatan bir organik sebep bulunamaz ve bu tür kabızlık fonksiyonel kabızlık olarak adlandırılır. Ancak kabızlığın bir hastalık olmayıp başka bir hastalığa ikincil olarak gelişebilecek bir belirti olabileceği unutulmamalıdır. Seyrek olarak kabızlığın sebebi dışkının barsak içinde ilerlemesini engelleyen bir daralma olabili (tümör, iltihabi barsak hastalığı veya barsaktaki bir şekil bozukluğu gibi). Bu tür kabızlık organik nedenlere bağlı kabızlık olarak adlandırılır. Bu nedenle kabızlık şikayeti ile başvuran hastalarda genellikle bazı tetkiklerin yapılmasına gerek duyulur.

    KABIZLIĞA NELER SEBEP OLUR?

    Kalın barsaklar 140-180 cm uzunluğundadır ve başlıca görevi ince barsaklardan gelen sulu kıvamdaki barsak içeriğindeki suyun ve eletrolitlerin emilmesidir. Kalın barsaklar günde 4 litre kadar suyu emebilirler. İnce barsaklardan kalın barsaklara bu miktarın üzerinde su geçmesi ishale neden olur. Suyu emilen barsak içeriği katılaşarak dışkı halinde kalın barsakların özellikle son 40-50 cm lik kısmında depolanır. Dışkının kalın barsak içinde uzun süre kalması içindeki suyun daha fazla emilmesine ve daha fazla sertleşmesine yol açar.
    Kalın barsakların içindeki muhtevanın ilerlemesini sağlayan değişik hareketleri vardır. Bu hareketlerin bir kısmı segmenter kasılmalar şeklinde olup dışkının ileri geri hareket etmesini ve içindeki suyun emilmesini artırıcı hareketlerdir ve dışkının küçük parçalar haline gelmesine yol açar (Segmenter kasılmalar). Bu hareketlerin dışkının barsak içinde ilerlemesine bir katkısı yoktur. Kalın barsaklardaki diğer bir hareket şekli proksimalden distale doğru birbirini takip eden ilerleyici kasılmalar şeklinde olup barsak içindeki dışkının çıkışa doğru ilerlemesini sağlar (Peristaltik kasılmalar). Dışkı kalın barsağın rektum olarak adlandırdığımız son 15 cm lik kısmına ulaştığında dışkılama hissi oluşturarak dışarı çıkarılır.

    Fonksiyonel kabızlığın oluşmasında genel olarak üç temel mekanizma rol oynar;

    1- Kalın barsakların aşırı kasılmasına bağlı kabızlık (Hiperkinetik konstipasyon):
    Kalın barsakta segmenter kontraksiyonların artması; Bu türde kalın barsaklarda dışkının barsak içinde ilerlemesine katkısı olmayan segmenter (lokal) kasılmalar artmıştır, dışkı sert ve küçük parçalar halindedir. Genellikle irritabl barsak hastalığı ile birlikte bulunur (Bkz. İritabl barsak hastalığı).

    2– Kalın barsaklarda dışkının ileriye doğru hareketini sağlayan kasılmaların azalmasına bağlı kabızlık (Hipokinetik konstipasyon- tembel kalın barsak):
    Bu türde kalın barsakların tembelliği söz konusudur. Nörolojik hastalıklar (Parkinson hastalığı, felç geçirme vb. durumlar), tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi), uzun süreli diabet, açlık ve posa içermeyen diyetle beslenme, gebelik, uzun süreli seyahatlar, stres, bazı ilaçların kullanılması (Psikiatrik ilaçlar, kabızlık tedavisi için kullanılan ilaçların uzun süreli ve bilinçsizce kullanılması vb.) bu tür kabızlığa yol açabilir.

    3- Dışkılama mekanizmasının bozulması (Diskezi):
    Bu kabızlık türünde, kalın barsağın çıkışa yakın son kısmına (Rektum) gelen dışkının algılanmasında ve anüsün açılarak dışkının dışarı atılmasını sağlayan koordineli hareketlerin oluşmasında bir aksaklık sözkonusudur. Genellikle rektum hastalıkları ve nörolojik hastalıklarda görülür.

    TEŞHİS
    Kabızlık nedeniyle hekime başvuran her hastadan ayrıtılı bir hikaye alınması, beden muayenesi yapılması ve kullandığı ilaçların gözden geçirilmesi gerekir. Kabızlığı uzun süreden beri var olan hastalarda organik bir sebep olma olasılığı oldukça az olmasına rağmen tiroid fonksiyon testlerini de içerecek şekilde biokimyasal kan testlerin ve dışkı incelemesinin yapılması gerekir. Kabız hastada kalın barsakların incelenmesi amacıyla tercih edilmesi gereken yöntem ‘çift kontrastlı baryumlu kalın bağırsak grafisi’ dir. Kolon grafisi, iyi bir cihaz kullanılarak bu işte tecrübeli bir radyolog tarafından çekildiğinde kolonoskopi ile hemen hemen aynı duyarlılığa sahiptir.

    Ayrıca bu yöntemde kalın bağırsakların uzunluğu ve varsa şekil bozuklukları (aşırı kıvrımlar, darlıklar vb.) hakkında bilgi edinmek mümkün olmaktadır. Diğer bir radyolojik yöntem defekografidir. Özellikle yaşlı popülasyonda kolon grafisi ile birlikte yapılması tercih edilir. Bu yöntem de baryumlu kalın bağırsak grafisi gibi uygulanır ancak baryumun barsaktan boşalması sırasında daha ayrıntılı görüntüleme yapılarak dışkılama fizyolojisi hakkında bilgi edinilmeye çalışılır. Kalın barsak grafisinde ilave bir patoloji görüldüğünde gerektiğinde kolonoskopi de yapılabilir. Endoskopi (Kolonoskopi) kabızlık nedeniyle başvuran hastalarda ilk başvurulacak yöntem değildir.

    Ancak, kabızlık dışında başka ilave bulguları olan hastalarda (Kanama, kansızlık, hızlı kilo kaybı, dışkı kalınlığında incelme, yeni başlayan kabızlık ve dışkılama alışkanlığında değişiklik vb.) kolonoskopi ilk tercih edilecek yöntem olmalıdır. Çift kontraslı kolon grafisi çekilen ve organik bir patoloji saptanmayan hastalarda yapılabilecek diğer bir inceleme ‘radyoopak marker çalışması’ dır. Bu yöntemde hastaya belli sayıda radyoopak marker parçacıkları yutturulduktan sonra direkt karın filmleri çekilerek bu parçacıkların barsak içinde ilerlemeleri incelenir ve kalın barsakların hareketleri hakkında bilgi edinilmeye çalışılır.

    DİKKAT !!
    Dışkılama alışkanlığınızda son 6 ay içinde eskiye nazaran bazı değişiklikler olduğunu hissediyorsanız, dışkılamada güçlük çekmeye başladıysanız ve/veya eskisine nazaran dışkı kalınlığında azalma görüyorsanız bu durum ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Vakit kaybetmeden bir gastroenteroloğa başvurmanız gerekir.

    KABIZLIK PROBLEMİ NASIL ÇÖZÜLÜR?
    Kabızlığın bir çok sebebi olabileceği için tedavi, muayene ve laboratuar bulgularına göre şekillendirilir. Düzenli ve fiberden zengin gıdalarla beslenme, yeterli miktarda sıvı alınması (günde en az 8-10 bardak su içilmesi), düzenli egzersiz yapılması (yürüme, aerobik vb.) fonksiyonel kabızlığın hafifletilmesinde uygulanabilecek genel önlemlerdir. Dışkılama hissi geldiğinde vakit kaybetmeden tuvalete gidilerek yeterli süre (15 dk kadar) beklenmesi gerekir. Dışkılama hissi geldiğinde tuvalete gitmeyi ertelemek kabızlığın şiddetlenmesine yol açar.

    Diyet
    Liften (fiber) zengin diyet kabızlığın önlenmesi ve hafifletilmesinde en önemli basamaklardan biridir. Lif, bitkisel yiyeceklerin sindirilmeyen kısımlarıdır. Suda eriyen ve erimeyen olmak üzere iki çeşit lif bulunur. Suda eriyen lifler kalın barsaktaki bakteriler tarafından sindiriler. Yulaf kepeği suda eriyen liflere örnektir. Kabızlığın azaltılmasında suda erimeyen lifler daha yararlıdır. Buğday kepeği, tahıl taneleri, yeşil sebzeler ve elma, armut gibi çeşitli meyvelerin kabukları suda erimeyen liflere örnek olarak verilebilir. Lifler su tutarak gaitanın miktarını ve su içeriğini arttırırlar ve bu şekilde kalın barsak içerisindeki dışkının barsak boyunca hareketini arttırarak kabızlığın azalmasına yardımcı olurlar. Batı tipi diyette bir günde alınan lif miktarı ortalama 10-20g kadar olmakla birlikte iyi bir barsak hareketi için günde 30-35 gr kadar lif alınması tavsiye edilir. Liften zengin bir çok yiyecek vardır. Meyveler, sebzeler, kepekli undan yapılmış ekmek ve kepek lifli gıdalara verilebilecek örneklerdir. Beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç tercih edilebilir.

    Dışkılamayı kolaylaştırıcı ilaçlar faydalı olabilirmi?
    Dışkı yumuşatıcı ve dışkılamayı kolaylaştırıcı ilaçları temelde iki ana guruba ayırmak mümkündür; Bağırsak hareketlerini uyaranlar (Tegaserod, itopride, domperidon gibi) ve barsağa sıvı salgılanmasını ve böylece dışkını yumuşamasını sağlayanlar (Ca, Mg tuzları, lactulose, bazı bitkisel ilaçlar gibi). Bağırsak hareketlerini uyaran ilaçlar ilk kullanıldıklarında bir miktar fayda etmekle birlikte ilacın kullanılmasına devam edildiğinde zamanla etkileri azalır.

    Bitkisel ilaçlar ve Mg tuzları genellikle kullanıldıkları müddetçe etki göstermeye devam ederler. Devamlı kullanıldıklarında elektrolit bozuklukları, kemik erimesi, protein kaybı ve bağımlılık yapabilirler. Bazıları (Laksofenol) uzun süre kullanıldıklarıda barsak mukozasında pigment birikimine neden olarak mukozasının kahve renkte görünmesine yol açabilirler (melanosis coli). Özellikle barsak hareketlerini arttırarak etki gösteren ilaçlar uzun süreli kullanım sonrasında kesildiklerinde kolay kolay düzelmeyen şiddetli kabızlık meydana gelebilir.

    Kabızlık irritabl bağırsak hastalığının bir bulgusu ise o taktirde irritabl barsak hastalığına yönelik ilaç tedavisi uygulanır. Dışkının barsağın son kısmında (rektum) çıkışa yakın bölgede sertleşmesi ve çıkarılamaması halinde lavmanla yardımcı olunabilir. Aşırı sert dışkı parçalarının zorlanarak çıkarılmaya çalışılması zamanla hemoroid ve anüste çok ağrılı yırtılmaların (anal fissür) oluşmasına yol açabilir (Bkz. Anal fissür).

    Düzenli dışkılama alışkanlığı kazanılmasına yardımcı olabilmesi bakımından aşağıdaki şekilde bir uygulama tavsiye edilebilir;
    1- Dışkı yumuşatıcı kullanmayın
    2- Diyetinizdeki lif miktarını artırın
    3- Sabahları erik veya şeftali suyu için
    4- Her gün en az iki öğün az şekerli meyve kompostosu yemeye çalışın
    5- Günde iki kez bir çorba kaşığı kadar psyllium içeren bir preparat kullanın (Psyllium Akdeniz havzasında yetişen, çekirdekleri nemli ortamda şişerek hacmi artan ve jelatinöz yapı kazanan bir bitki türüdür. Psyllium seed veya Psyllium husk adı ile piyasada bulunabilir).
    6- Kahvaltı öğününü atlamayın. Sabahleyin aç karna birkaç adet kuru kayısı ,kuru incir veya kuru erik üzerine 2 bardak su içtikten sonra yapılacak bir kahvaltı sonrası tuvalet ihtiyacı olsun ya da olmasın tuvalete gidip 15dk. kadar tuvalette oturun ancak dışkılamak için aşırı ıkınarak kendinizi zorlamayın. Her sabah bu dışkılama girişimine zaman ayırmak bağırsak alışkanlığında uzun süreli bir rahatlama sağlayabilir.

  • Kaka kaçırma

    4 yaş üstü çocuklarda istemli veya istemsiz olarak çamaşırlarına gaita kaçırması olarak tanımlanır.
    Mekanizma: Sertleşmiş gaita etrafından sızıntı şeklinde kirlenme başlar. Rektal gerginlik ve azalmış rektal duyarlılık defakasyon dürtüsünün kaybıyla sonuçlanır. Bu durum enkoprezis olarak tanımlanır. ( Genellikle tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra oluşur.)
    İnsidans: Erkek populasyonda % 1 – 3 arasındadır. Erkek / Kız : 6/1 dır. Pediatrik Gastroenteroloji Polikliniğine başvuranların % 10 – 20 sini oluşturur.
    Enkoprezinin Başlıca Nedenleri:
    1. Organik Nedenler
    · Konstipasyon
    · İlaçlar
    · Dehidratasyon
    · Nöromüsküler Hastalıklar
    · Anal Anomaliler
    · Meningomyelosel
    · Karın Duvarı Anomalileri
    · Kistik Fibrozis
    · Rektal Abse, Anal Fissur
    · Elektrolit Düzensizliği
    · Hipotroidizm
    · Motor mental retardasyon
    2. Psikolojik Nedenler
    Alt ıslatma İle Birliktelik:
    % 29 gündüz, %34 gece enürezisle ve %11 idrar yolu enfeksiyonu ile birliktelik gösterir. Enkoprezinin tedavisiyle %89 gündüz, %63 gece oluşan enürezis tedavi edilmiş olur.
    Belirtiler
    *Gaita tutamama ve elverişsiz ortamda gaita kaçırma
    *Karın ağrısı, iştahsızlık
    *Anoreksi
    *Tenesmus
    *İshal
    *Fiziksel aktivitede azalma
    *Enürezis
    Tedavinin Amacı: Kostipasyon ve enkoprezizinin önlenmesi düzenli barsak hareketi ve tuvalet alışkanlığının sağlanmasıdır. Ailenin desteği sağlanmalı ve eleştirinin azaltılması, cesaretinin kırılmaması önemlidir. Anne baba ve çocuk beraber ele alınmalıdır. Zor vakalarda çocuk , gastroenterolojıye ve psikiyatriye konsulte edilmelidir. Konstipasyonun olmadığı vakalarda psikiyatri altta yatan nedenin tesbitinde önemlidir.
    Diyetle Tedavi: Su ve lif arttırılmalı, süt, peynir ve nişasta azaltılmalıdır.
    Yaşa göre lif ihtiyacı değişir.
    2-6 yaş arası ; 10 –20 gr/gün lif
    6-12 yaş arası: 20-30 gr/gün lif
    12 yaş üstü :30-45 gr/gün lif
    Lif İçeriği Yüksek Besinler:
    * Kepek ekmeği, karışık tahıl ekmeği, mısır ekmeği
    * İncir, kayısı ve erik kurusu, portakal, badem
    * Yeşil sebze ve meyve türleri
    ·Psikolojik Destek
    ·Barsak Alışkanlığı Eğitimi: Pozitif ödül sistemi kullanılabilir.
    ·İlaçlar:(Doktorunuza başvurunuz.)
    1. Faz:
    Eskiye geri dönmek için boşaltıcılar kullanılır.
    2. Faz:
    Gaitanın katılaşması önlenir. Tedavi 6-12 ay sürer. Çocuk tuvalete oturma konusunda cesaretlendirilir. Günde iki kez gaita yapması sağlanır. Bu aşamada öğretmenlere iş düşer. Duyarlı olunmalıdır, gerekirse okula ara verilebilir. Çocuğun banyoyu sık sık kullanması sağlanır.
    3. Faz:
    Kademeli olarak ilaçlar azaltılır. Relaps olursa bu ailenin hatası olmadığı aileye anlatılır. % 75 belirgin relaps olmadan tedavi tamamlanır. Vakaların %10-20'sinde relaps gözlenir. Tedaviye tekrar yanıt alınan doza çıkılır.
    Enkoprezis sabır, deneyim isteyen, kronik medikal bir durumdur.

  • Migrensiz hayat mümkün mü?

    Migren kadınlarda erkeklerden 3 kat daha sık görülür; (kadınlarda %18 ve erkeklerde %6 oranında) Migren başağrısı genelde şiddetlidir. Migren ağrısı kişiden kişiye değişkenlik gösterir, hatta aynı kişide bile farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Ağrı sırasında, birçok hastada başı oynatmak, ışığa veya yüksek sese maruz kalmak ağrıyı arttırır. Ağrı sırasında mide bulantısı hatta bazen kusma olabilir. Ağrı çoğunlukla zonklayıcı, çoğu hastada da tek taraflıdır. Ağrı 2-3 saatten 3 güne kadar devam eder.

    Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa “sıradan” bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri şunlardır:

    · Orta şiddette ya da şiddetli ağrı
    · Bulantının eşlik etmesi
    · Kusmanın eşlik etmesi
    · Işığa ve sese duyarlılık
    · Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı
    · Ağrının asıl olarak tek taraflı olması
    · Ağrının hareketle artması

    Bazı kişilerde migren ağrısından önce 10-30 dakika sürebilen bir aura dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir.

    Migren çok farklı ve çeşitli tetikleyicilerle tetiklenebilir. Kadınlarda en sık tetikleyici menstrüasyon olup genelde ağrı adet döneminden birkaç gün önce gelir. Bunun dışında hava değişimi (rüzgar, lodos..), açlık, fazla uyku veya az uyku, güneş, stres, heyecan hatta bazen ani sevinç, yorgunluk (özellikle çok yorucu sporlar), mayalı içkiler (özellikle kırmızı şarap ve bira) olmakla birlikte gıdalar da tetikleyici olabilir. Ayrıca, doğum kontrol hapları, dikkat eksikliğine karşı kullanılan konsantrasyonu arttırıcı ilaçlar, uyanık kalmak için kullanılan ilaçlar da migreni tetikleyebilir.

    Migren ağrısına ilaç kullanmadan yapılacak şeyler başa buz dolu torba koymak (veya soğuk suyun altına başın tutulması), boyna sıcak uygulamak veya boyun masajı, karanlık sessiz bir ortamda uyumaya çalışmak ve uyumak olabilir. Ağrıyı dindirmek için kullanılacak ilaçlar ise temelde iki gruptur, ağrı kesiciler veya yalnızca migren ağrısını durduran Migren Atak İlaçları.

    Migren tedavisinde ilaçlar dışında veya ilaçların yanı sıra başka tedaviler de uygulanabilir. Botox tedavisi, Akupunktur, Büyük Oksipital Sinir Bloğu ..vs.

    Migren ağrısı kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır.

    MİGRENİN ENJEKSİYON YÖNTEMLERİ İLE TEDAVİSİ

    Migren hastalarında atakların sıklığı ve ağrının şiddeti PROLOTERAPİ tedavisi ile azaltılıp kontrol altına alınabilir. Düzenli aralıklarla yapılacak proliferan madde enjeksiyonlarıyla özellikle baş-boyun bölgesinde yeralan kronik hasarlı bağ dokusu elemanları kalıcı olarak tedavi edilebilir. Kas-iskelet sistemi ve eklemlerdeki dejenerasyonun tedavisi ile seanslar ilerledikçe migren ağrısı çeken kişinin atak sıklığının ve ağrı şiddetinin giderek azaldığı ve hedef seans sayısına ulaşıldığında ağrının tamamen kaybolduğu görülecektir.

    Migren temel olarak bir nöropatidir. Migren ağrısı sinir kaynaklı bir ağrıdır. Migren ağrısı ensede, göz çevresinde ve şakaklarda yoğun olarak hissedilir. Sebebi buradaki sinir liflerinin tuzaklanmasıdır. Tuzaklanmış olan sinir lifleri şişer ve basıncı bir eşik değerini geçtiğinde (30 mmHg) sinir lifinde iletim durur. Bu lif artık kendiliğinden ağrı sinyalleri üretebilen bir duruma gelir.

    Migren mekanizmasının aydınlatılması aynı zamanda bu ağrının tedavisi için de ipuçları veriyor: PİT yöntemi basit, güvenilir, etkili bir tedavi yöntemidir. Tüm nöropatik ağrılarda olduğu gibi migren ağrılarının kontrol altına alınmasında etkilidir. PİT yöntemi ile serbest sinir sonlanmaları ve tuzaklanan sinir lifleri bölgelerine yapılan yüzeyel enjeksiyonlarla sinir liflerindeki şişme geri döndürülür. Sinir lifi yeniden fonksiyon kazanır ve ağrı sinyalleri otomatik olarak ortadan kalkar. 7-15 günlük seanslar halinde uygulandığında migren ağrılarının hem sıklığında hem şiddetinde azalma sağlayarak yaşam kalitesinin yükseltilmesini sağlar. Etkisi ilk seanstan itibaren görülmeye başlar. İşgücü kaybını azaltır. Ağrı kesici kullanımını sınırlar.

    PİT yöntemi Migren dışında; Huzursuz Bacak Sendromu, Morton Nöroma, De Quervain Sendromu, Carpal Tünel Sendromu, Postherpetik Nevralji, Zona hastalığı, Fasial Paralizi, Fibromyalji, Ameliyat yerlerinde iyileşmeyen ağrılar ve Diyabetik nöropatik ağrı tedavisinde uygulanır.

  • Sağlıklı yaşam bilgileri

    +Sağlıklı olmak, sadece hasta olmamak veya hastalığı tedavi ettirip iyileşmek değildir.Sağlıklı olmak, ileride görülebilecek hastalıklardan korunmayıda kapsamalıdır.Doğru bir beslenme ve yaşam tarzı ile bu, büyük oranda sağlanabilir.

    +Bir yiyeceği ne kadar doğal haline yakın tüketirsek, o kadar sağlıklıdır.

    +Sebze ve meyve çeşitlerini tüketmek sağlığımızı korumanın vazgeçilmez bir gereğidir.Çalışmalar, sebze ve meyve tüketiminin, kanserden ve kalp damar hastalıklarından korunmada en güçlü silahımız olduğunu göstermiştir.

    +Araştırmalar sonucu, meyvelerde, yaşlanmayı ve beyin yıpranmasını önleyen maddeler bulunmuştur.

    +Tatlı ihtiyacımızı meyvelerle gidermemiz, doğanın bize sunduğu en güzel çözümdür.

    +Tatlı ihtiyacımızı, rafine şekerlerle yapılmış tatlılarla gidermek, hem daha hızlı kilo almamıza, hemde vitamin, lif ve fitokimyasallardan mahrum kalmamıza neden olur.

    +Buğday, mısır. pirinç gibi gıdalar, işlem gördüğünde, içindeki B vitamini, E vitamini, çinko, fitokimyasallar, mineraller, lifler büyük oranda (%65 gibi) zarar görür.Bunların sonradan zenginleştirilmiş hali ise hiç bir anlam ifade etmez,sadece kendimizi kandırmamıza yol açar.

    +Yiyeceğimiz ekmek tam buğday unundan yapılmış olmalıdır.Rafine un içine, tam buğday boyası veya renklendirici eklenmiş olabilir.Bunlar gerçek tam buğday ekmeği sanılabilir.

    +Sebze, meyve, baklagil, tam tahıllı gıdalarla, bol miktarda lif aldığımızda, bu lifler glukoz emilimini yavaşlatır, sindirim hızını daha düzenli kılar, ve kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur.Yani diyabet önleyici etki gösterirler.

    +Ayrıca dyabet önleyici etki için, vücudumuzun ihtiyacından fazla gıda almamalıyız.

    +Lifli gıdalar kolesterol düşürücü etki gösterirler.Ayrıca hormonların daha düzenli ve dengeli salgılanmasınada katkıda bulunurlar.

    +İşlem görmemiş kuruyemiş (çiğ badem, çiğ fındık, çiğ kabakçekirdeği vb.) ve sebze gibi yiyeceklerin bitkisel yağlarındaki fitosteroller ve diğer doğal maddeler, kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yğkseltirler.

    +Bir çok kişi kanser koruyucu etki amacıyla, vitamin ve mineralleri hap olarak almayı tercih etmektedir.Yaşam ve beslenme tarzını değiştirmek istememektedir.Fakat, doğru olan, bunları, doğal halleri ile gıdalardan almalarıdır.Çünkü ilaç veya bazı besinlere tamamlayıcı olarak eklenen bu maddeler, doğal olanların yerini tutmamakta, fazla alındığında toksik etki, hatta kanser oranını artırıcı etki yapmaktadırlar.Örneğin beta karoten fazla dozda alındığında, hücre DNA’sı üzerine bölünmeyi artırıcı etki gösterdiği için, bazı kanser türlerinin (özellikle üreme hücreleri ile ilgili olan) artmasına neden olmaktadır.

    +Düzenli spor yapmayı yaşam alişkanlığı haline getirmek, vücut yağlarının azalıp, kaslarının gelişmesini, toksinlerin atılıp daha zinde olunmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini, salgılanan bazı hormonlar nedeniyle, ruhsal açıdan daha iyi hissedilmesini sağlar.