Etiket: Kusma

  • Gebelikte Mide Bulantısı

    Gebelikte Mide Bulantısı

    Erken gebelik haftalarında yorgunluk hissedilmesi, bulantı ve kusmalar görülmesi oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Gebelerin yaklaşık yarısında bulantı ve kusma görülürken , %30 da kusma olmadan sadece bulantı oluşur. Gebelik sırasında görülen bulantı ve kusmalar rahatsız edici , fakat gebelik sürecinin tamamen normal bir parçasıdır.

    Hamileliğe bağlı bulantı ve kusmalar genelde gebeliğin 6. haftası civarında başlar ve 14-16. haftalar arasında şiddeti giderek hafifler ve kaybolur. Sıklıkla sabahları görülmekle beraber, günün herhangibir saatinde de bulantı ve kusmalar olabilmektedir. Bununla birlikte bazı kadınlarda belirtiler 4. haftada başlayıp tüm hamilelik boyunca da devam edebilir.

    NEDEN OLUR?

    Gebelikte bulantı ve kusmalarının gerçek nedeni bilinmemektedir. Ancak hormonlar,gebeliğin erken döneminde yaşanan hormon seviyesi değişiklikleri kısa süreli bulantı ve kusmalara neden olabilmektedir. Gebeliğin erken döneminde yükselmeye başlayan östrojen seviyeleri ilk üç ay içinde en üst seviyelere çıkar ve bu dönemde bulantı ve kusmaların en fazla olduğu dönemdir. Yükselen östrojen seviyeleri koku duyunuzu keskinleştirir ve bu nedenle bazı kokular bulantıyı tetikleyebilir.

    TEDAVİ

    Gebeyi yemek, sigara, parfüm, gibi rahatsız eden kokulardan uzak tutmak gerekir Mümkün olduğunca az ve sık öğünler, yataktan kalkmadan bisküvi, kızarmış ekmek gibi kuru gıda tüketmek,bulantı yapan yiyecek maddelerini bir dönem tüketmemek, kızartmalar ve soslu yemekler yememek,çok gerekli olmadıkça multivitamin ve kan ilacı gibi ilaçların kullanılmaması,haşlanmış patates, pilav, yoğurt, tuzlu leblebi gibi yiyecekleri tüketmek, mide yanma ve ekşimelerinin yoğun olduğu dönemlerde soda ve soğuk içeceklerin tüketimi işe yarayabilir. Bu basit önlemlerle hastanın bulantısı geçmiyorsa doktor,gebeyi uygun gördüğü dozda ,B6 vitamini, bulantı önleyici ve mide asidini azaltıcı ilaçlarla destek vererek tedavi eder. Bu dönemde 3-4 kilo kaybedilmesi çok önemli bir sorun yaratmaz. Önemli olan kusmaların az olması ve sıvı kaybı olmamasıdır.

    GEBELERDE AŞIRI KUSMAYA DİKKAT

    Aşırı gebelik kusmasında ise durum çok farklıdır. Her gebede görülmesi doğal olan bulantı ve kusmalar aşırı olduğunda vücutta doku ve hücre içi suyunun azalmasına yol açacak bir boyuta erişebilir ve bu durum tüm sistemleri ciddi şekilde olumsuz etkileyen, hastane koşullarında tedavi gerektiren ciddi bir gebelik komplikasyonu haline dönüşür.

    Vücuttaki tüm sistemlerin çalışmasında sıvı ve elektrolit dengeleri çok önemli rol oynar. Tüm kasların düzenli kasılmaları, kalbin çalışması, iç organ fonksiyonlarının sürdürülmesinde sıvı – elektrolit dengesi esas olup aşırı gebelik kusması zamanında müdahale edilmediği takdirde çok ağır sonuçlara yol açabilecek bir hastalık durumudur.

    Gebede böyle bir durum tespit edildiğinde hastaneye yatırılarak tedaviye başlanır. Ağızdan beslenme tamamen kesilerek kan biokimyası ve elektrolit düzeylerindeki dengesizlikler değişik serum kombinasyonları ile düzeltilmeye çalışılır. Bu arada merkezi sinir sistemi üzerinde etkili güçlü kusma engelleyici ilaçlar ile sıvı kaybının engellenmesine çalışılır. Kardioloji, iç hastalıkları, gastroenteroloji ve psikiyatriden hastanın yönlendirilmesinde yardım alınır.

    KUSMAYA NEDEN OLABİLECEK HASTALIKLAR

    Bu arada aşırı kusmaya yol açabilecek diğer sistemleri ilgilendiren hastalıkların da incelenmesi gerekir. Bunlar arasında en sık rastlananlar peptik ülser, safra kesesi taşı ya da kolesistit, pankreatit, piyelonefrit ve hipertiroidi sayılabilir. Hastanın şikayetleri tamamen ortadan kalkıp ağızdan beslenmeye başlanmadan ve kilo kaybı durmadan hastaneden taburcu etmemek gerekir.

  • Psikolojik Mide Bulantısı

    Psikolojik Mide Bulantısı

    Oturmuş vahşi doğada hayatta kalma ile ilgili belgeselimi güzel güzel izliyordum. Hayatta kalma uzmanımız zor şartlar altında yiyecek bulmayı anlatıyor, bir yandan anlatıyor bir yandan da fil dışkısını eşeliyordu. Neymiş efendim, filler yedikleri besinin yarısını sindiriyormuş, pisliklerinde sindirilmemiş bir sürü meyve bulunabilirmiş ( hala eşeliyor). Fil dışkısının içinden çıkardığı birkaç meyve çekirdeğini yıkadıktan sonra kırıp içlerini yedi. Bildiğiniz klasik belgesel işte, ta ki uzmanımız şu cümleyi kurana kadar: ‘’ Gayet faydalı bir besin tabi psikolojik mide bulantısı sonucu kusmazsanız!’’ ve ampul yanar!

    Kusmanın bir sürü nedeni var hem de bir sürü. Ben burada psikolojik kaynaklı olanları ifade etmeye çalışacağım. Önce eskilere çok eskilere gidelim.Evrimcilere kusma bir reflekstir ve zararlı besinlerin vücuttan hızlıca atılmasını sağlar ki iğrenme duygusu bu zararlı besinlere karşı geliştirilmiş bir davranıştır derler. Haklılar mı haksızlar mı bilmem ama bildiğim bir şey varsa beyinde bulunan Medulla Oblangata’nın bu işte epey rol oynadığıdır.

    Kusma,beynin ‘medulla oblongata’ bölümünün arka kısmında bulunan ‘kusma merkezi’ tarafından düzenlenir. Bu merkez, beynin duygusal, görsel ve işitsel bölgelerinden, iç kulak ve sindirim sisteminden gelen uyarıları alır ve bunlara kusma/bulantı şeklinde cevap verir.

    Örneklerle açıklamak daha kolay olacak. Kusma merkezi beynin duygusal uyarıları sonucu harekete geçebilir:

    Sevgilisinden ayrılan kızımız ağzına bir lokma yemek koyunca hemen kusuyor.

    Sınava giren gencimiz stresten (duygusal uyarım) dolayı midesi bulanıyor.

    Görsel/Kokusal uyarıcılar:             

    Bir insan cesedi görmek.                     

    Bozulmuş yemek/et görmek ve koklamak.

    İşitsel uyarıcılar:                                                                           

    İltifatlar karşısında midede kelebeklerin uçuşması              

    Tehditler karşısında sindirim sorunları yaşanması.

    İç kulak uyarılarına bağlı bulantı dengeyle ilgili. Örneğin çok dönünce başın dönmesi ve midenin bulanması. Sindirim sistemi uyarıları ise medulla oblangatayı genelde zehirli gıdalarla ilgili uyarır.

    Elimden geldiğince ayrı ayrı vermeye çalıştım örnekleri ama çoğu kez hepsi el ele verir öyle bulandırırlar midemizi. Bir insan cesedi gördüğümüzde hem koklamış hem görmüş hem de duygusal olarak uyarılmışız demektir.Çoğu kez doğal olarak kabul edebileceğimiz  bu durum bazen zorlayıcı olabiliyor. Örneğin: sınavlara hazırlanırken, sevgiliden ayrılmışken, hayatta kalmak için idrarımızı içmemiz, fare yememiz , fil dışkısından çekirdek ayıklamamız gerekirken. Abarttığımı düşünenlere Suriye ve Yemen de açlıktan ölen insanları  hatırlatmam yeterli olacaktır galiba. Çoğu ölmeden önce yukarıda saydığım şeyleri denemişlerdir. Allah hiç kimseyi böyle zor durumlara düşürmesin.

    Bu zor durumlar bir yana her şeyden tiksinen midesi hemen bulanan ve kusan insanlarda var. Bu arkadaşlarımız nasıl bu kadar hassas olabiliyor?

    Medulla oblangatanın çok çalışması mı desem çalıştırılması mı desem bilemedim. Gözlemlerim çok çalıştırıldığını fısıldıyor bana. İnce bir hanım efendi, beyefendi olabilmek için bol bol tiksinmekten gerektiğini düşünen arkadaşlar maalesef medulla oblangatalarını istemeden geliştiriyor gibiler. Ben bu yemeği hayatta yiyemem ıyyy, bu elbise iğrenç, adamın tipi mide bulandırıcı … ifadelerini çokça kullanan gençlerin stres( ayrılık, sınav vb.) karşısında epey mide sorunları yaşayacaklarını tahmin edebiliyorum.

    Çözüm: Medulla oblangatamızı terbiye edeceğiz. Beğenmediğimiz bir yiyeceği yiyen insanları izlemek ve onların çok sağlıklı olduğunu ( yerken de gayet mutlular) gözlemlemek tiksinmeye ciddi bir darbe vuruyor.Ondan sonra ufak ufak yeme denemeleri yapıp bu duygumuzu daha kontrol edilebilir bir seviyeye getirmemiz gerekiyor. Bence en önemlisi de konu gözetmeksizin ( yiyecek, giyim ,hal ve hareket, renk vb.) duygularımızı ifade ederken iğrenç , mide bulandırıcı, tiksinç… gibi ifadeleri kullanmamak. Bunun yerine tadını beğenmedim, rengini sevmedim çok kapalı, tadı çok ekşi deyin. Bu tarz ifadeler psikolojik stresleri artık mide ağrısı/bulantısı yerine kendimizi konuşarak ifade etmemize ve daha sağlıklı bir bedene sahip olmamıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.

  • Bulantı – kusma

    Bulantı, yakın zamanda gerçekleşecek kusma isteğine karşılık gelir. Sıklıkla kusmadan öncedir ya da kusmayla birliktedir.

    Kusma, mide içeriğinin ağızdan istemli ya da istemsiz kuvvetle çıkarılması olayıdır.

    Öğürme, bulantı döneminde ,kusma öncesinde kuru kuruya olan yorucu ritmik aktivitedir.

    Regürjitasyon ( ağza yemek sıvı asid vs gelmesi), bulantı yokken karın ve diyafram kaslarının kasılmasıyla mide içerininin yukarı çıkmasıdır.

    Bulantı kusma çok sayıda hastalığın belirtisi olabilir;

    Karın içi sebeplere bağlı olanlar;

    1-mide çıkış yolu tıkanıklığı

    2-ince barsak tıkanıklığı

    3- kalın barsak tıkanıklığı

    4-barsağı besleyen damarların bozuklukları

    5- barsak iltihapları

    6-safra kesesi hastalıkları

    7- pankreas hastalıkları

    8- apandisit

    9-karaciğer hastalıkları (hepatit)

    10-midenin bozulmuş hareket bozuklukları

    11- reflü hastalığı

    Karın dışı sebeplere bağlı olanlar;

    1- kalpve akciğer hastalıkları hastalıkları

    2-iç kulak hastalıkları (vertigo )

    3-beyin hastalıkları (kanama, kanser)

    4-psikiyatrik hastalıklar (depresyon, psikojenik kusma)

    5- operasyon sonrası kusmalar

    6-dönemsel kusma sendromu

    İlaçlar ve diğer sebepler;

    1- kanser ilaçları

    2- antibiyotikler

    3- kalp ilaçları ( digoksin vs)

    4-diyabet ilaçları

    5- gebeliği önleyici ilaçlar (oral kontraseptifler)

    6-gebelik

    7- böbrek hastalıkları ( kronik- akut bönrek yetmezliği)

    8-asidozlar

    9- guatr hastalıkları

    10- böbrek üstü bezi hastalıkları

    11- alkol

    Kusmanın ayırıcı tanısında;

    Bulantı- kusmanın oluşum zamanı ve karakterine göre belli hastalıklar düşünülebilir;

    özellikle sabahları olan bulantı kusma, gebelik ve böbrek hastalıklarında görülebilir. İstemsiz, bulantı olmadan birden bire fışkırır tazda olan kusma kafa içi basınç artış ( beyin ödemi , beyin kanaması) durumlarında görülebilirYyemek sırasında ya da hemen yemek sonrasında görülen kusmalar psikolojik ,mide ülseri ya da gastrit gibi hastalıklara bağlı oluşabilir. Yine bulantıya eşlik eden şikayetlerde önemlilik arz eder. Bulantı kusma ile birlikte baş dönmesi varsa vertigo denilen iç kulak hastalığını, kusma ile geçen karın ağrısı mide ülserini düşündürebilir.

    Tüm bu anlatılanlardan anlaşılacağı gibi bulantı kusmanın bir çok sebebi olduğu gibi, eşlik eden semptomlarla birlikte birçok hastalığında bir belirtisi olabilir. Tedavisi altta yatan sebebe göre gerekli branş ve uzmanlar tarfından gerçekleştirilmelidir. Uzun süreli, inatçı, bulantı kusmalarda mutlaka bir uzmana danışmanız gerktiğini unutmayın.

    Uzm. Dr. Cem Özcan

    Dahiliye Uzmanı

  • Bebekler neden kusar ?

    Bebekler dünyaya geldiklerinden itibaren sık sık kusarlar. Bebeklerin kusması normal bir durum olsa da bebeklerin nasıl kustuğu, hangi dönemlerde kustuğu, kusmaya hangi semptomların eşlik ettiği gibi farklı değişkenler kusma sorununun detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiği sonucunu doğurabilir.

    Bebekler yeni doğdukları dönemde beslendikten sonra fizyolojik reflü nedeniyle sıklıkla kusabilirler; bebek büyüdükçe, kilo almaya başladıkça beslenme donrasında kusma rutini ortadan kalkar. Kusma metabolik bir refleks olabileceği gibi farklı hastalıkların habercisi de olabilir. Bu nedenle kusma sorunu yaşayan bebeklerin ebeveynlerinin kusma sıklığını kontrol etmesi ve kusarken bebeklerin zorlanıp zorlanmadığını izlemesi önerilir.

    Bebeklerin kusmasına neden olabilen birçok faktör vardır. Az önce de belirttiğimiz gibi fizyolojik reflü bebeklerin beslendikten sonra kusmasına yol açabilir. Aynı şekilde anne sütü emerken bebeğin pozisyonunun yanlış olması ve yanlış beslenme tekniklerinin uygulanması da kusmayı tetikleyebilir. Beslendikten sonra gazı çıkarılmayan bebekler hemen yatırıldığında kusma riskinin arttığı da rahatlıkla söylenebilir. Bu saydıklarımız kusmanın tehlike arz etmeyen ve kolaylıkla elimine edilebilen nedenleri arasında yer alır. Ancak kusmaya neden olabilecek ciddi sağlık sorunlarının var olma ihtimali de gözden kaçırılmamalıdır.

    İdrar yolu enfeksiyonu, reflü, gastrit, karaciğer enfeksiyonları, menenjit, mide çıkışındaki darlıklar, enfeksiyonlar, orta kulak iltihabı, besin zehirlenmesi, ateş, bağırsak düğümlenmesi, bağırsak tıkanıkları vb. sağlık sorunları kusmanın problem teşkil eden nedenleri arasında yer alır.

    Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

    Bebekler zaman zaman küçük miktarlarda kusuyorsa genellikle bu sorun doktorlara başvurmayı gerektirmez. Ancak kusma miktarı şiddetliyse ve bebek kusarken fışkırma yaşanıyorsa; kusma uzun süre devam ediyor ve sık sık tekrarlanıyorsa; bebeğin ateşi yükseliyorsa, sıvı kaybı belirtileri ortaya çıktıysa, kusmukta kan görülüyorsa, bebeğin cildinde soluklaşma varsa, bebekte genel bir sersemlik hali görülüyorsa ve her beslenmeden sonra kusma gerçekleşiyorsa uzman hekimlere başvurulması gerekir.

    Kusma söz konusu olduğunda hekimler için endişe yaratan iki ayrı unsur olur. Kusma çok sık tekrarlıyor ise bebekte su kaybı görülebilir ya da kusmaya neden olan sağlık problemi cerrahi bir müdahale gerektirebilir. Üstelik kusmanın kronik hale gelmesi bebeklerin gelişiminin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için engel teşkil edebilir.

    Bu nedenle anormal kusma problemi yaşayan çocukların ileri tetkiklerin yapılabilmesi ve kusmaya yol açan temel unsurun belirlenmesi adına uzmanlara götürülmesi gerekir. Bu süreçte uzmanlar bebeğin genel sağlık durumunu inceleyerek kusmaya neden olan faktörler doğrultusunda tedavi sürecini şekillendirirler.

    Sürekli Kusmak Bebekleri Susuz Bırakabilir!

    Bebeklerin ne sıklıkla ve ne miktarda kustukları onların vücudundaki su miktarını etkileyebilir. Özellikle yenidoğanlarda kusmaya bağlı sıvı kaybı kolay bir şekilde gerçekleşebilir. Bebeğinizde sık sık ve endişe duyacağınız bir miktarda kusma sorunu yaşanıyorsa uzman hekimlere danışmalısınız. Sıvı alımlarını doğru yöntemlerle arttırmak için uzmanlardan destek almalısınız. Bebeğinizin kaç aylık olduğu onun sıvı ihtiyacını nasıl karşılayacağınıza dair farklı alternatifler sunabilir. Bu aşamada uzmanlara danışmadan aksiyon almamanızı öneriyoruz.

    Bebeklerde Kusma Engellenebilir!

    Bebeklerde kusma; beslenme yanlışları ve beslenme sonrası yanlış tutumlar nedeniyle görülüyorsa basit önlemlerle kusma sorununun üstesinden gelinebilir. Bebeklerde kusmanın önlenmesi için:Bebek beslendikten sonra hemen yatırılmaması gerekir. Beslenme sonrası bebek dik tutulmalı, gazı çıkarılmalı ve belirli bir süre sonra yatırılmalıdır.Bebeğin aşırı beslenmesi kusmayı tetikleyebilir. Bu nedenle bebekler az ve sık beslenmelidir.Bebeklerin hava yutması engellenmelidir. Genellikle ağlayan bebeklerin emzirmeye devam edilmesi bebeğin hava yutmasına neden olur. Bu sebeple öncelikle bebek yatıştırılmalı ve akabinde emzirilmeye devam edilmelidir.

  • Kusma ve gastroözofageal reflü

    Bebeklerde en sık görülen rahatsızlıklardan biri kusmadır. Süt çocuklarının en az yarısı beslendikten sonra bir miktar anne sütü veya mamayı kusabilir. Bebek bu esnada rahatsızlık hissetmez ve herhangi bir kusma gayreti de görülmez. Bu basit kusmalara tıp dilinde “regurgitasyon” adı verilir. Tamamen fizyolojik bir olay olup gaz çıkarma ve geğirmeye de eşlik edebilir. Çocuk büyüdükçe bu olay giderek azalır ve kaybolur.

    “Ruminasyon” (geviş getirme) yine küçük bebeklerde zaman zaman görülen bir durum olup anne sütü veya mamanın çocuğun ağzına geldikten sonra tekrar yutulmasıdır. Bazen zeka özürlü büyük çocuklarda da görülebilir. Bu durum reflü belirtisi de olabilir.

    “Gastroözofageal reflü” veya kısaltılmış adı ile “reflü” mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesi halidir. Reflü hastalığının çocuklarda ortalama % 8-10 oranında olduğu tahmin edilmektedir. Bebeklerde en sık belirtisi kusmadır. Kusmalar yemek sırasında veya sonrasında görülebileceği gibi öğün aralarında hatta gece uyurken dahi görülebilir. Bazı bebeklerde yattığı zaman huzursuzluk, huysuzluk ve öksürük nöbetleri görülebilir.

    Mide sıvısı asid (HCl) ve besinleri sindiren pepsin gibi enzimleri içerdiği, pH’sı asid olduğu ve de yemek borusu bu maddelere karşı duyarlı olduğundan reflülü çocuklarda bir süre sonra yemek borusunda kızarma (özofajit) ve yaralar (ülser) oluşabilir. Bu durum iştahsızlık, yemeyi reddetme, beslenirken ağlama gibi belirtilerin ortaya çıkmasına yol açar. Büyük çocuklar yanma, ekşime, kaynama gibi belirtiler yanında karın ağrısı, göğüs kemiği arkasında yanma ve acıma, yutma güçlüğünden yakınabilir. Ağızda koku olması da bilinen belirtilerden biridir.

    Hiçbir yakınması yokken kanama ile gelebilen bebek ve çocuklar olabileceği gibi, sadece kansızlık, tekrarlayan üst (farenjit, larenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı) ve alt solunum yolları enfeksiyonları (bronşit, zatürre) da reflünün tek belirtisi olabilir.

    Reflü tanısı için öncelikle hastalıktan şüphelenmek gerekir. Yukarıda sayılan belirtiler varsa ve bebeklerde kusmaya yol açabilen idrar yolu enfeksiyonu benzeri başka bir hastalık yoksa öncelikle reflü düşünülmeli ve tedavi önerilmelidir. Tedaviye alınacak yanıt reflü tanısını doğrulayacaktır. Tedaviye yanıt alınamazsa veya atipik belirtiler nedeni ile reflü tanısı doğrulanmak istenirse öncelikle yapılması gereken tetkikler özofagoskopi (yemek borusunun endoskop isimli cihazla incelenmesi) ve özofagusun 24 saatlik pH incelemesidir. Endoskopik inceleme yemek borusundan alınacak bir minik doku örneği ile desteklendiğinde % 90’ın üzerinde doğru tanı koydurur. Uygun koşullarda ve ehil eller tarafından yapıldığında çok basit bir işlemdir. Özofagusun pH incelemesinin ise 24 saat hastanede kalmayı gerektirmesi yanında alkalen ve nötral reflüyü gösterememek gibi dezavantajı vardır. Geçmiş yıllarda çok sık yapılan radyolojik inceleme % 50’ye yakın oranlarda yanlış sonuçlara yol açtığından günümüzde ilk tanı amacıyla neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Sintigrafik inceleme de çoğu zaman usulüne uygun yapılmadığı ve radyoaktif madde kullanıldığı için ilk seçilmesi gereken bir yöntem değildir.

    Reflü tanısı konan bir çocuğun tedavisinde ilk yapılacak olan şey yatağın baş tarafını en az 30 derece yukarı kaldırmaktır. Bebeklerde baş daha yukarıda sol yan pozisyonda yatırmanın en iyi yatış şekli olduğu gösterilmiştir.

    Mide içeriğini koyulaştırarak reflü ve kusmaları azaltmak olasıdır. Bu nedenle içine keçi boynuzu tozu katılmış AR (anti-reflü) mamalar kullanılabilir. Diğer taraftan yemek borusu kapağının basıncını azaltan ve mide asidini arttıran çikolata, aşırı yağlı, baharatlı, acılı, ekşili gıdaların (cips, ketçap, mayonez, hardal, soğan, sarımsak…), asitli, gazlı içeceklerin (kola, hazır meyva suları, gazozlar, içki…) yasaklanması veya azaltılması önerilir.

    Karın içi basıncını azaltmak amacıyla çocuklara çok sıkı elbiseler giydirilmemesi, kemerlerin çok sıkılmaması ve şişman çocukların zayıflatılması da alınacak önlemler arasında sayılabilir.

    Hekimler tarafından kullanılan ilaçlar ise yemek borusu kapakçığının basıncını arttıran, mide boşalımını kolaylaştıran, mide asidini nötralize eden veya azaltan ilaçlardır. Ancak bu ilaçların, belki de uzun yıllar tedavi gerekeceğinden, bir hekim denetiminde kullanılması şarttır.

    Tedaviye yanıt alınamadığında ve çok ciddi reflü belirtileri olduğunda cerrahi girişim de tedavi seçenekleri arasına dahil edilir. Ancak apne (geçici solunum durması), ani bebek ölümü tehdidi gibi ciddi belirtiler varsa, darlık gelişirse veya zeka özürlü çocuklarda anti-reflü ameliyatı düşünülür. Günümüzde çocuklara çok sık uygulanan bir tedavi değildir.

  • Yeme Bozuklukları: “Anoreksiya Nervoza”, “Bulimia” ve “Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu”

    Yeme Bozuklukları: “Anoreksiya Nervoza”, “Bulimia” ve “Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu”

    Yeme bozuklukları, herhangi bir medikal duruma bağlı olmaksızın yeme davranışındaki süreklilik arz eden şiddetli bir bozukluktur. Fİziksel sağlığı ve psikososyal işlevleri bozacak derecede kiloyu kontrol altında tutma davranışı olarak tanımlanabilir (Fairburn,2001, Akt.Klein ve Walsh, 2003).

    2 ana çeşiti vardır:

    Anoreksiya Nervoza (AN): Normal sayılan en düşük vücut ağırlığını korumayı reddetme, daha fazla kilo verme ihtiyacı ve kilo alma korkusu

    Blumia Nervozo (BN): Tekrarlanan tıkınırcasına yeme ataklarını takip eden ve kilo alımını engelleyen yönetemlerin uygulandığı bozukluk. Kendini kusturma, hiç yemek yememe veya laksatif, diüretik ve lavman gibi ilaçların kullanımı gibi uygunsuz davranışlar mevcuttur.

    Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu:

    Tekrarlanan aşırı yeme ataklarından oluşur ama bu atakları Blumia dan farklı olarak kilo alımını engelleyecek uygunsuz dengeleyici davranışlar takip etmez (Klein,Walsh, 2003).

    ANOREKSİYA NERVOZA’ NIN TARİHÇESİ:

    Anoreksiya kelimesinin kökeni Yunanca’dan gelmedir. An: eksiklik ; orexis: iştah anlamına gelir. Eskiden, baş ağrısı, kanser veya depresyon rahatsızlıklarında kişinin iştahsızlığını anlatmak için kullanılırmış. Ağrıya verilen tepki anlamı da vardır.

    Çelişki şu ki; Anoreksiyası olan kişilerde iştahsızlık görülmez tam tersine yemek yeme istekleri aşırıdır, yemek yeme hakkında durmadan düşünürler ve hayal kurarlar.

    Blumia Nervoza: Latince kökenlidir. “Öküzün açlığı” anlamındadır (Costin,1999).

    Aneroksiya Nervoza, ilk defa 1870’te tıp literatüründe tanımlanıyor ve içeriği ;

    • Kilo kaybı
    • Amenore (adet görmeme)
    • Psikolojik rahatsızlıklar
    • Artan fiziksel aktivite (Klein, Walsh,2003).

    AN iki alt tipe ayrılır.

    Bu alt tipler, güncel Anoreksia atağı sırasında düzenli tıkınırcasına yemenin ya da çıkarmanın varlığı ya da yokluğunu belirtmek için kullanılır.

      1. Kısıtlı Tip: AN o anki epizodu sırasında kişi düzenli olarak tıkınırcasına yeme ya da çıkartma (kendisinin yol açtığı kusma ya da laksatiflerin, diüretiklerin ya da lavmanların yanlış yere kullanımı) davranışı göstermemiştir.
      2. Tıkınırcasına Yeme/Kusma (Çıkartma) Tipi: AN o sıraki epizodu sırasında kişi düzenli olarak tıkınırcasına yeme ya da çıkartma davranışı göstermiştir.

    BLUMİA NERVOZA:

    • BN’ın iki alt tipi bulunmaktadır;

    Bu alt tipler tıkınırcasına yemeyi dengelemek amacıyla çıkartma yöntemlerinin düzenli kullanımının varlığı ya da yokluğunu belirtmek için kullanılır.

    • Kusma (Çıkartma) Olan Tip: BN’ın o sıradaki epizodu sırasında kişi düzenli olarak kendi kendine kusmuş ya da laksatifler, diüretikler ya da lavmanları yanlış yere kullanmıştır.
    • Kusma (Çıkartma) Olmayan Tip: BN’ın o sıradaki epizodu sırasında kişi, hiç yemek yememe ya da aşırı egzersiz yapma gibi diğer uygunsuz dengeleyici davranışlarda bulunmuş, ancak kendi kendine kusmamış ya da laksatifler, diüretikler ya da lavmanları yanlış yere kullanmamıştır.
    • ICD-10 Blumia’ya inatçı anoreksiya nervozanın kalıntısı olarak bakılabileceğini söyler. Daha önceden anoreksik olan hasta kilo alımına bağlı olarak iyileşiyor gibi görülebilir ve amenoresi düzelebilir; ancak sonradan aşırı yeme ve kusma ile ilerleyen bir biçimde, yineleyen kusmalara bağlı olarak elektrolit kaybı ve bedensel komplikasyonlar (tetani, epileptik nöbetler, kalp ritm bozuklukları, kas güçsüzlüğü) ve daha ileri kilo kaybı gözlenebilir.
    • Yeme ile inatçı aşırı uğraşma ve karşı konulamayan bir yeme isteği vardır. Hasta, kısa sürede büyük miktarlarda tıkanarak yeme nöbetlerini durduramaz.
    • Hasta aşağıdaki yollardan biri ya da daha fazlası ile yiyeceklerin şişmanlatıcı etkilerini ortadan kaldırılmaya çalışır: kusma, müshil ilaçlar kullanma, değişen sürelerle aç kalma, iştah baskılayan ilaçlar (diüretikler ya da tiroid preparatları) kullanma. Diyabetik hastalar blumik olduklarında insülin tedavilerini ihmal etmeyi seçebilirler.
    • Çok şiddetli bir şişmanlama korkusu vardır. Hasta kendisi için, tıbben en uygun yada sağlıklı olandan çok daha düşük ve kesin olarak belirlenmiş bir beden ağırlığı eşiği saptamıştır. Öyküde sıklıkla AN dönemi vardır ve iki dönem arasındaki süre birkaç aydan yıllara kadar değişebilir. Başlangıçtaki bu dönemde AN’nın tüm belirtileri bulunabileceği gibi, orta derecede kilo kaybı veya geçici amenore ile giden hafif, gizli bir form olabilir.

    TIKANIRCASINA YEME BOZUKLUĞU:

    Blumia dan farklı olarak bazı kişilerde birincil problem tıkınırcasına yemektir.

    Nedeni kilo almaktan kaçınma veya kısıtlanan yeme davranışı değildir. Sonrasında kusma gibi dengeleyici davranışlar görülmez.

    • İlk olarak 1992’de Uluslararası Yeme Bozuklukları Konferasında tanımlanmıştır (Costin,1999)

    Tıkınırcasına yeme epizodları aşağıdakilerden üç (ya da daha fazlası) ile birlikte görülür:

    1. Normal zamanda yediğinden çok daha hızlı yeme
    2. Rahatsız edici bir şekilde “dolu” (tıkanmış hissedene kadar) yeme
    3. Fiziksel bir açlık olmadan büyük miktarlarda yeme
    4. Çok fazla yiyor olmanın verdiği utanmadan dolayı tek başına yemek yeme
    5. Aşırı yemeden sonra kendinden iğrenme, depresif ya da suçlu hissetme
  • Norovirüs enfeksiyonu

    Bu virüsün neden olduğu enfeksiyon yaygındır. İshal geçiren her 5 kişiden birinin nedeni norovirüs enfeksiyonudur. Rotavirüs aşılarının uygulamaya girmesi ile birlikte rotavirüs ishalleri azalmış buna karşın norovirüs ishallerinde artış olmuştur.

    Norovirüsler insan ve hayvanlarda hastalığa neden olur.İnsanlarda hastalık yapan 3 tipi mevcuttur. Enfeksiyon farklı tiplerle oluştuğu için birkaç kez hastalığa yakalanma şansı vardır.

    Norovirüs çok bulaşıcı bir virüstür. Özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi bozuk olan hastalar ve yaşlılarda ağır seyretmektedir.

    Hazır gıdalarla bulaşım yüksektir. Deniz yolu seyahatleri,okul,kreş ve yurtlarda süratle yayılım gösterir.

    Kış aylarında görülür. Kuluçka süresi 12-48 saattir.

    Hastalığın belirtileri;

    Bulantı

    Kusma

    İshal

    Mide kramplarıdır.

    Ateş,titreme,baş ağrısı,kas ağrısı da klinik tabloya eşlık edebilir. Genellikle hastalar yorgunluktan şikayet ederler. Hastalık ani başlar ve genellikle 1-2 gün süren klinik tablo kendiliğinden düzelir. Çocuklarda ishal daha sık görülürken, erişkinlerde kusma daha belirgin olur. Hastalar çoğu kez kendilerini kötü hissetmekte ve kusmaktadır.Genellikle bu tablo 1-2 gün sürmektedir.Hastalar devamlı kustukları ve ishal oldukları için su kaybederler,bundan dolayı bazı hastalarda su kaybı ortaya çıkabilmektedir.

    Norovirüs, enfekte kişilerin dışkı ve kusmuğunda bulunmaktadır.

    İnsanlar bu enfeksiyonu;

    Norovirüsle enfekte gıda, su veya sıvıların tüketilmesi yoluyla

    Enfekte yüzeylere temas edip, ellerini ağızlarına sürmek yoluyla

    Enfekte şahısla direk temas veya enfekte şahsın gıdasını paylaşma yoluyla alırlar.

    Özellikle kreş ve yuvalarda bulaşıcılık açısından çok dikkatli davranılmalıdır.Çalışan personel Norovirüs enfeksiyonu konusunda eğitilmeli ve koruyucu önlemler açısından çok dikkatli olunmalıdır.Aksi halde enfeksiyon süratle yayılım göstermektedir.Özellikle ishal olan çocukların altını değiştirdikten sonra son derece dikkatli davranılmalı ve el yıkamaya özen gösterilmelidir.

    Norovirüs enfeksiyonunun bulaşıcılık süresi hastanın kendini iyi hissetmediği dönemde başlar ve iyileştikten sonra en az 3 hafta daha devam eder. Bu durum göz önüne alındığında, hastalığı geçiren kişilerin, nekahat döneminde el yıkama ve diğer hijyenik tedbirlere dikkatle uyması büyük önem taşır.Gıda sektöründe çalışan bireylerin bu konuda eğitimleri gereklidir.Norovirüsü enfekte yüzeylerden temizlemek zordur.Sıcak ve soğuk ısılardan etkilenmez.Dezenfektanlar içinde aynı durum söz konusudur.

    Tanı dışkı analizi ile konulmaktadır. Özel durumlarda diğer laboratuvar yöntemleri düşünülebilir.

    Tedavide antibiotiklerin yeri yoktur. Çoğunlukla kusma öneleyici yaklaşım önerilmez. Ağızdan sıvı takviyesi önemlidir. Gereken vakalarda damar yoluyla sıvı verilmesi düşünülebilir.

    Norovirüs enfeksiyonundan korunmada etkili bir yöntem mevcut değildir. Hastalığın aşısı yoktur. Bu konuda yapılan çalışmalar başarısız olmuştur.

    İshal

    Kusma

    Norovirüs

    Enfeksiyon

    Prof.Dr. Nuran Gürses

    Çocuk ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı

  • Karın ağrısı

    Karın ağrısı

    Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir.

    Karın Ağrısına Sık Neden Olan Hastalıklar

    Bebeklerde en sık karın ağrısı nedenleri:

    Kolik (Gaz sancısı)

    Gastroözofageal reflü hastalığı

    Süt protein allerjisi

    Bağırsak tıkanması ve düğümlenmesi

    Karın içindeki organlara ait (karaciğer, safra kesesi, pankreas, ince ve kalın barsaklar, böbrekler gibi) yapısal ve iltihabi hastalıklar

    Süt ve okul çocukluğu döneminde karın ağrısı nedenleri:

    Sindirim ve beslenme bozuklukları

    Kabızlık

    İshal

    Gastroözofageal reflü hastalığı

    Gastrit

    Ülser

    Bazı besin allerjileri

    Karın içindeki organlara ait iltihabi hastalıklar

    İdrar yolu enfeksiyonu

    Kurşun zehirlenmesi

    Solunum yolu enfeksiyonları

    Bağırsak tıkanması ve düğümlenmesi

    Apandisit

    Ergenlik döneminde karın ağrısı nedenleri

    Sindirim ve beslenme bozuklukları

    Kabızlık

    İshal

    Gastrit

    Ülser

    Karın içindeki organlara ait iltihabi hastalıklar

    İltihabi barsak hastalıkları

    Apandisit

    Jinekolojik nedenler

    Testislere ait sorunlar

    İlaç kullanımı

    Psikolojik nedenler

    Bazı kanser türleri

    Gastrit: Karın üst bölgesinde ortaya çıkan ağrı vardır. Genellikle yemek yemekle azalır. Bulantı ve bazen de kusma eşlik edebilir. Üç ayı geçen ve başka neden saptanamayan ağrılarda mutlaka akla gelmelidir.
    Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır.

    Reflü: Çocuklarda karın ağrısı nedenlerinden biridir. Özellikle küçük çocuklarda sık kusma eşlik ederken büyük çocuklarda daha çok ağıza acı su gelme, göğüs bölgesinde ağrı, aşırı gaz gibi bulgular eşlik eder. Bebeklerde ve çocuklarda iştahsızlık ve yutma güçlüğünün bir nedeni olabilir.

    Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür.

    Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır.

    Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir.

    Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur.

    Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar.

    Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz.

    Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir.

    İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür.

    Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür.

    Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir.

    Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım

    Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin.

    Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın.

    Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin.

    Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın.

    Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın.

    Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir?

    Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa

    Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !)

    Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz )

    Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar )

    Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa

    Kanlı kusma varsa

    Kanlı ishal varsa

    İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız.

    Doktor Ne Yapar?

    Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir.
    Testlerde (kan, idrar, ultrason gibi) herhengi bir neden saptanamayan üç ayı geçen kronik karın ağrıları durumunda, ani başlayan, şiddetli, tetkiklerinde neden saptanamayan ve cerrahi hastalık ekarte edilen hastalarda mutlaka bir çocuk gastroenteroloji uzmanı tarafında hasta görülüp endoskopi yapılmalı ve sonuca göre tedavi başlanmaklıdır.
    Bazen cerrahi bir nedenden şüphelenirse, hatayı bir çocuk cerrahının görmesi gerekir.

    Ağrı Kesici Vermeyin!

    Çocuğun eğer karnı ağrıyorsa yapılması gereken en önemli şey ağrı kesici vermemektir. Çünkü karnı ağrıyor diye ağrı kesici verilirse durum maskelenmiş olur ve tanıda geç kalınmış olur. Bu hata ne yazık ki sık sık yapılmaktadır. Tanıda olabilecek bir gecikme tedavisi çok zor olan çok ciddi durumlar yaratabilir. Her türlü bağırsak tıkanıklığı, karın şişliği, kusma ve kaka yapamama gibi bulguların yanında çocuğun ayrıca karın ağrısı yakınması da olabilir. Bağırsak düğümlenmesi gibi durumlarda da bir an evvel ameliyatla durumun düzeltilmesi gerekir. Geç kalınırsa bağırsaklarda gangren, delinme ve peritonit gibi daha ciddi durumlar ortaya çıkmaktadır.

    Boğulmuş kasık fıtıklarında da karın ağrısı olabilir. Kasık fıtığı ihmal edilmeden bir an evvel ameliyat edilmelidir. Aksi takdirde fıtık boğulur ve karın ağrısına neden olabilir. Fıtığın belirtisi kasıkta şişmedir. Tek başına olan fıtık bazen ağrı yapabilir ancak bu ağrı daha çok kasık bölgesindedir. Karın ağrısı yine testislerin kendi etrafında dönmesi olarak tanımlanan torsiyon dediğimiz durumlarla da olabilir. Bu testisler eğer inmemiş ise, karın içindeyse kısırlık olabileceğinden indirmek gerekir. Ayrıca karında kitle yapan durumlarda ve karın içi organlara bası durumlarında da karın ağrısı ek bir bulgu olarak kendini gösterebilir.

  • Bebek ve çocuklarda kusma

    Değişik nedenlere bağlı olarak şeker metabolizmasında ortaya çıkan dengesizlikler çocuklarda yineleyen kusmalara yol açabilir. Asetonemik kusma denen bu krizleri önlemek için yağ alımını azaltmak ve önemli bir etken olan psikolojik nedenleri ortadan kaldırmak gerekir. Kusma mide içeriğinin, çoğunlukla kramp biçiminde mide kasılmalarıyla ağızdan boşaltılmasıdır. Kendi başına bir hastalık olmayıp çeşitli rahatsızlıkların bir belirtisidir. Bebeklik döneminden başlayarak oldukça sık görülen bir olaydır. Bütünüyle zararsız bir durum olabileceği gibi ağır bir hastalığın işareti de olabilir. Kusmayı değerlendirirken kusmanın biçimini, çocuğun yaşım ve çocukta kusmaya eşlik eden öbür belirtileri dikkate almak gerekir. Çocukta hemen her türlü enfeksiyon kusma tepkisine yol açabilir. Ayrıca ruhsal etkenler de kusmada rol oynayabilir. Ama inatçı kusmalara daha sık olarak merkez sinir sistemi, idrar yollan ve sindirim sistemi bozukluklarında rastlanır.

    Bebekte kusma

    Yenidoğanda yemek borusunun ya da onikiparmakbağırsağının doğuştan kapalı olması, mide kapısında (pilor) darlık, diyafram fıtığı gibi sindirim sistemiyle ilgili doğuştan oluşum bozuklukları ve doğumda beyin zedelenmesi ağır kusmalara yol açar. Doğum sırasında yutulan amniyon sıvısı ilk 24 saat içinde zararsız kusmalara neden olabilir. Yenidoğanda daha seyrek olarak böbreküstü bezi yetmezliğine ve idrar yolundaki oluşum bozukluklarına bağlı kusmalar da görülebilir. Bebeklerde özellikle sindirim sistemi enfeksiyonları en yaygın kusma nedenidir. Ama ayırıcı tamda kusmanın tipi göz önüne alınmalıdır. Buna göre bebek kusmaları birkaç gruba ayrılabilir:

    Regürjitasyon: Regürjitasyonu gerçek kusmadan ayırt etmek gerekir. Bu durum beslenmeden sonra alman besinin bir bölümünün ağızdan geri gelmesi biçiminde ortaya çıkan zararsız kusmadır. Öncesinde bulantı olmaz ve gerçek kusmada olduğu gibi şiddetli mide kasılmalanyla ortaya çıkmaz.

    Reflü: Yeni doğmuş bir bebekte bile reflü görülebilir. Yenidoğan döneminde morarma, nesfes alamama ve kusmalarla ortaya çıkar. Bebeklerde reflü, yemek borusuyla mide arasındaki kapakçık sisteminin olgunlaşmamasıyla ilgilidir. Eskiden bu hastalığa tanı koyulamadığı için bilinmiyordu ve farklı tedavilerle çocuk iyileştirilmeye çalışılıyordu. Bebeklerde reflünün en belirgin belirtisi kusmadır. Bu kusmalar genellikle durdurulamayan, sürekli, her yemekten sonra olan kusmalardır. Çocuktaki normal kusmalardan çok daha şiddetlidir. Bu hastaların birçoğu 1 yaş civarında kapakçık sisteminin olgunlaşmasıyla düzelir ama bir kısmı düzelmez ve ilaç tedavisine devam edilir.

    Doğuştan mide kapısı darlığı: (konjenital pilor stenozu). Yaşamın 2. ve 3. haftalarında başlayan fışkırma biçimindeki kusmalarla kendini belli eden doğumsal bir hastalıktır.
    Pilor spazmı. Bazı bebekler doğumdan başlayarak hırçın olur, çok ağlar, az uyur ve aşın hareketlidir. Böyle bebeklerde karın ağrılarına, belirli bir nedene bağlanamayan kusmalara ve ishallere sık rastlanır. Yaşamın ilk günlerinden başlayarak bazen fışkırma biçiminde ve inatçı olabilen kusmalar görülür. Pilor spazmı denen bu kusmalar, bebeğin susuz kalmasına ve kilo kaybma yol açmaz. Röntgen bulgularında bir anormallik yoktur. Pilor spazmında gevşetici ilaç tedavisi yapılır.

    Bir yaşından sonraki çocuklarda kusma

    Bunlar genellikle ruhsal etkenlere ve basit enfeksiyonlara bağlıdır. Okula yeni başlayan çocuklarda da sabahlan ruhsal kökenli kusmalar görülebilir. Karın ağnsı ve bulantının eşlik ettiği kusmalarda apandisit, bulantısız ve inatçı kusmalarda ise kafaiçinde yer kaplayan oluşumlar düşünülmelidir. Asetonemik kusma. Yüksek ateşle seyreden bir hastalığa, kısa bir süre aç kalmaya, şekeri az, yağı fazla bir beslenmeye, aşın güç harcamaya ve metabolizma dengesini kısa süreli bile olsa bozabilen ruhsal etkenlere bağlı olarak yineleyen kusmalar ortaya çıkabilir. Bu durum aseton krizleri ya da asetonemik kusma olarak tanınır. Birçok anne asetonemik kusma krizleriyle karşılaşmıştır. Deneyimli anneler bu kusmalann ağır bir hastalık belirtisi olmadığı, çocuğun içinde bulunduğu duruma bağlı olarak geçici bir rahatsızlıktan kaynaklandığı sonucuna vararak fazla telaşlanmaz. Gerçekten de çocuğun organizmasında genel bir bozulma görülmez ve bu çocuklann büyük bölümü hasta olarak kabul edilmez. Asetonemik kusma temel olarak şeker, yağ ve protein metabolizmasındaki dengesizliklerden kaynaklanır. Bu maddeler sindirim sürecinden geçerek bağırsak duvarını aşar, kana kanşarak vücudun kimyasal laboratuvan olan karaciğere ulaşır. Burada şeker, yağ ve proteinlerden ortak bir metabolizma ürünü olan aktif aseton ortaya çıkar. Aktif aseton şeker metabolizmasının son evresine katılarak yıkıma uğrar. Karaciğer vücudun enerji gereksinimini karşılamak için kimi zaman yağlan parçalamak zorunda kalır. Bu durumda açığa çıkan asetonun tümü şeker metabolizmasında kullanılarak yıkıma uğratılamaz ve artık aseton birikir. Artan aseton molekülleri keton cisimlerini oluşturacak biçimde bir araya gelir. İşte bu keton cisimleri kusmayı başlatan etkenlerdir. Karaciğerde biriken keton cisimleri kan dolaşımına, oradan da idrara geçer. Keton cisimlerinin yapısında bulunan aseton uçucu bir maddedir ve akciğerlerden solunum yoluyla dış ortama çıkar. Bu nedenle bu tip kusmalarda çocuğun idrarında keton cisimleri bulunur ve ağzı da aseton kokar. Kusmaya yüz kızarması ya da solukluğu, uyku hali ve ruhsal belirtiler eşlik edebilir. Çocuklukta dengesiz beslenmeye bağlı olarak kan şekerinin düşmesi gibi etkenlerle keton cisimlerinin üretiminde artış görülebilir. Ayrıca yüksek ateş ve aşın kas gerginliği gibi vücut enerji depolannı kullanmayı gerektiren durumlarda da kanda keton cisimleri birikerek kusmaya yol açabilir. nöbet genellikle çocuk 1-2 yaşındayken ortaya çıkar ve ergenlik döneminde kendiliğinden kaybolur. Bir, iki, hatta üç gün boyunca çocuk sürekli kusabilir. Artık kusacağı besin kalmayınca mukus, yeşil safra ve bazen kanlı mukus çıkarır. Hiçbir şey yiyemeyen çocuğun içeceği bir yudum su bile kusmayı uyarabilir. Su kaybına bağlı olarak dil ve dudaklar kurudur. Karın gergin ve ağnlıdır. İnatçı bir kabızlık görülür. Kusma nöbetinin sıklığında azalma olmazsa çocuğun durumu giderek kötüleşir. Nöbetler sırasında çocuk kesinlikle yatakta dinlenmeli ve ağır durumlarda damar içi sıvı uygulamasına geçilmeli, asidoza (kanda asitlik düzeyinin yükselmesi) yönelik tedavi başlatılmalıdır.

    Çocuklardaki kusmalar nedenleri bakımından aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:

    – Midenin aşırı dolmasına bağlı kusmalar.
    – Beslendikten hemen sonra yatırılması ve altının değiştirilmesi gibi işlemlere bağlı kusmalar.
    – Beslenme sırasında aşın hava yutulmasına bağlı kusmalar.
    – Kusmalı ishal, akut ishal, bağırsak tıkanması, pilor spazmı, apandisit ve sindirim sisteminde doğuştan oluşum bozuklukları gibi sindirim sistemi hastalıklarına bağlı kusmalar.
    -Menenjit, beyin apseleri ve beyin tümörleri gibi merkez sinir sistemi hastalıklarına bağlı kusmalar.
    -Sinirli çocuklarda görülen kusmalar.
    – Üst solunum yolları enfeksiyonlarına ve özellikle başlangıç evresinde olmak üzere başka enfeksiyonlara bağlı kusmalar.
    – Yinelenen (asetonemik) kusmalar.

    Çocuklarda kusma olduğunda hangi durumlarda doktora gidilmelidir?

    – Eğer kusma ile birlikte çocukta karın ağrısı, mide ağrısı varsa

    – Çocukta sayıklama varsa

    – Uykudan zor uyanıyorsa, sersemlemişse

    – Kusmuğunda kan varsa

    – Vücudu su kaybetmişse ( Vücudun su kaybettiğini alnamak için; tükrük salğısına bakılır, tükrük salgısı az ise su kaybetmiştir. Yine idrara az çıkıyorsa, idrarı çok sarı ve kokulu ise)

    – Kusma çok şiddetli ise ve çocuk sık sık kusmuşsa

    Yukarıdaki durumlarda çocuk derhal doktora götürülmelidir.

    Çocukta kusma sonrası neler yapılabilir?

    – çocuk kustuktan hemen sonra bir şeyler yedirmeyin, en az bir saat midesi boş kalmalı

    – Bundan sonra bir çay bardağı veya yarım çay bardağı su verilir.

    – Suyu çıkarmazsa yarım çay bardağı su tekrar verilir.

    – Bundan sonra azar azar kraker, bisküvü, kek gibi yiyecekler verilir. Çocuk isterse çorba, komposto, meyve suyu verilebilir.

    Ancak çocuk ilk etapta verilen suyu kusarsa başka bir şey verilmez. Yapılacak şey, Su verdikten 20 dk. sonra yarım çay bardağı değil bir yemek kaşığı vermektir. Kusma görülmediği taktirde meyve suyu, yağsız süt, çorba gibi sulu gıdalar verilir. Eğer yine kusarsa ilaç tedavisi gerektiği anlamına gelir.

    Bebeklerdeki kusmaları hafifletmek için neler yapılabilir?

    – Çocuğun çok hava yutmasını önleyin, bunun için biberonu yeterince eğik tutun, emzik kısmı hep dolu olsun ve hava şişenin dip tarafında kalsın. Emziğin deliği çok büyük olmasın. Biberonu 10-15 dakikada yavaş yavaş verin, arada durun.

    – Biberondan sonra çocuğun gazını çıkartmasını bekleyin, kolunuzda sallamayın. Yatağına yatırırken ilk önce soluna sonra da sağına yatırın. Çocuğun dümdüz yatmaması için başının altına bir yastık koyun.

    – Çocuğun altını emzirmeden sonra değil önce değiştirin.

    – Bunlar etkili olmazsa mamayı koyulaştırın (çünkü besin ne kadar sulu olursa, o kadar çok hava yutulur. Fakat birçok annenin yaptığı gibi sütü değiştirmeyin. Kusmamaya neden olan sütün kalitesi değil koyuluğudur. Koyulaştırmak için; meme emen bebeğe emzirmeden önce bir kahve kaşığı konsantre süt verin, biberonla beslenen bebeğin mamasını koyulaştırın (koyulaştırılmış özal mamalar).

  • Yenidoğan bebeklerde her kusma masum değil

    Yenidoğan bebeklerde tekrarlayan kusmalar, yetersiz kilo alımı, uyku bozuklukları ilk olarak gastroözofageal reflüyü akla getirir. Ancak kusmalar her zaman masum olmayabilir. Altta yatan cerrahi bir patoloji mevcut olabilir. Doğumunu takiben iyi beslenemeyen ve kusması devam eden Ali İnanç bebeğe Prepilorik Antrol Diyafram teşhisi koyarak ameliyatını gerçekleştirdim Vakayla ilgili şunları söyleyebilirim; annesinin de bebekken mide çıkışında problem sebebiyle opere olduğunu öğrendiğimiz hastamız doğduktan sonra eve çıktığında beslenmeyi tolere edememiş. Mama miktarı hiç arttırılamamış. Beslenememe ve kusma sebebiyle başvurduğu merkezde araştırılmak üzere müşahade ediliyordu. İlaçlı film ile mide çıkışında problemi olduğunu belirledik. Kurumumuza devir alarak operasyonunu planladık. 20 günlükken opere ettik, mide çıkışıdaki poblemi giderdik. Ameliyattan 3 gün sonra beslemeye başladık. 1 hafta içinde taburcu oldu.

    Kusması devam eden bebeklerde kusmanın cerrahi sebeplerinin oldukça nadirdir. Eğer bebekte inatçı bir kusma varsa ve kusma safra içermiyorsa, mide çıkışında problem akla getirilmelidir.

    Cerrahi sebeplerden en sık rastlanılanı mide çıkışındaki pilor kasının kalınlaşmasıdır (infantil hipertrofik pilor stenozu). Pilorun kalınlaşması besinlerin mideden ince bağırsağa geçmesine engel olur. Bebek emdiklerini sürekli kustuğundan kilo alamaz, genel durumu gittikçe düşkünleşir. Tipik olarak 3-6 haftalarda belirginleşen, beslenmeyi izleyen, fışkırır şekilde ve safrasız kusma ile kendini gösterir.

    Bir diğer cerrahi sebep Prepilorik Antrol Diyafram/ Web olarak adlandırılan bir hastalıktır. Ortalama 100.000’de bir görülür. Burada midenin çıkış bölgesinde zar gibi bir yapı besinlerin bağırsağa geçişi engellemektedir. Hastamızın tanısı buydu.