Etiket: Kuru

  • Güzel cildin püf noktaları

    Güzel ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak herkesin özellikle de kadınların arzusudur. Bunun için cilde günlük bakım uygulamak ve çeşitli kremler kullanmak isteriz. Bu isteğimiz çok da doğrudur çünkü bakımsız kalan cildin ilerleyen yaşlarda bakımı daha zor bir hal alabilir. Cilt tipine ve yaşa uygun günlük uygulanan bakım, ileriki dönemlerde cildimiz için geç kalmamamız açısından önemlidir.

    Peki hangi tip ürünü kullanmalıyız? Cildimize uyguladığımız kremler cilt tipimize uygun mu? Ciltte bir probleme yol açabilir mi?

    Kuru cilt: Nem oranı çok düşük, mat görünümlü cilt tipidir. Kuruluk çok dikkate alınmaz ve uygun nemlendiriciler kullanılmazsa bu cilt tipi güneş ve rüzgardan daha fazla etkilenir ve kırışıklıklar daha erken yaşta ve daha fazla oranda oluşabilir. Ayrıca kuru ciltte gözenekler küçük ve kapalıdır.

    Kuru cilde sahip kişiler cilt bakımında nelere dikkat etmeli?

    Cildi yeterince nemlendirecek yoğun içerikli ve yağlı nemlendirici kremler, nem maskeleri, göz çevresi kremleri, boyun bölgesine uygun kremler günlük kullanılmalıdır. Özellikle kış aylarında havadaki nem oranı düşeceğinden cildimiz daha da kurumaya meyillidir. Yazın hafif yağ içerikli, kışın ve sonbaharda yoğun ve daha yüksek yağ içerikli nemlendiriciler kullanılabilir. Ayrıca deniz kenarından uzak bölgelerde nem oranı daha da düşüktür, cildin kuruluğu artabilir ve ekstra nem ihtiyacı olabilir. Tabiki özellikle güneşli günlerde, bilhassa yazın kuru ciltlere uygun güneş koruyucular da ihmal edilmemelidir Güneş koruyucu içerikli nemlendiriciler, makyaj ürünleri de tercih edilebilir. Yalnız leke problemi olanlar, cilt kanserine yol açabilecek cilt hastalığı veya güneşle tetiklenen cilt hastalığı doktor tarafından tespit edilenler, dermatologları tarafından tavsiye edilen ayrı bir güneş koruyucu kullanmalıdırlar.

    Yaş ilerledikçe cilt gençleştirici hyaluronik asit gibi maddeler içeren nemlendirici kremler, gece-gündüz serumları ve kremleri eklenebilir. Kuru cilde sahip kişiler sert temizleyicilerden ve kurutucu sabunlardan, temizleme jellerinden kaçınmalıdır. Cildi kurutmayan süt tipi temizleyiciler, gliserin veya zeytinyağı içerikli sabunlar tercih edilmelidir. Alkollü tonikler cildi kurutacağından tercih edilmemelidir.

    Makyaj temizleyici olarak yine cildi kurutucu içeriğe sahip olmayan örneğin süt tipi temizleme ürünleri tercih edilmelidir.

    Yağlı cilt: Görünümü parlak ve yağlıdır. Gözenekler açıktır. Siyah noktalı, sivilceye müsait cilt tipidir.

    Yağlı cilde sahip kişiler cilt bakımında nelere dikkat etmeli?

    Bu cilt tipine sahip kişilerde yağ salgısı normalin üstünde olduğundan parlaklık ve yağlı görünüm olur. Bu görünümü azaltacak temizleyici jel veya yüze uygun sabun, makyaj temizleyiciler, alkollü tonik, temizleyici- sıkılaştırıcı ve gözeneklerin belirginliğini azaltan maskeler, peeling kremler tercih edilmelidir. Günlük kullanımda yağlı nemlendiriciler akne ve siyah noktaları artırabileceğinden, cildi temizledikten sonra çok hafif yağsız nemlendiriciler tercih edilmelidir. Tabiki makyaj ürünlerini de özellikle pudra, fondöten ve allıklarını yağsız ürünlerden tercih etmelidirler. Göz çevresine uygun, boyun bölgesine uygun kremleri ayrı tercih etmelidirler. Yağlı ciltlere uygun güneş koruyucularını da ihmal etmemelidirler. Yağlı ciltler, yaş ilerledikçe gevşeyip sarkma eğiliminde olur ve ileriki yaşlarda sıkılaştırıcı, gençleştirici bakım ürünleri ve gece-gündüz serumları eklenebilir.

    Sivilce(akne) ve siyah noktaları yoğun olan kişiler dermatolog kontrolünde medikal tedaviler kullanmalıdır. Medikal tedaviye ek günlük bakım ürünlerini yine dermatologlarının önerisiyle tercih etmelidirler.

    Cildi yağlı olmasına rağmen nemsiz olan ve hassasiyet, kızarıklık, pullanma sorunu yaşayan kişiler yine dermatolog kontrolünde hassasiyet giderici kızarık görünümü azaltabilen kremler, yağ dengeleyici maskeler veya kremler, hassas cilde uygun süt tipi temizleyici ve makyaj temizleyicileri kullanmalıdırlar. Günlük kullanımda ise çok hafif yağsız nemlendiriciler tercih etmelidirler.

    Karma cilt: Göz çevresi ve yanaklar normal veya kuru, T bölgesi dediğimiz alın, burun ve çene yağlı görünümdedir. Yağlı olan kısımlarda gözenekler açıktır, sivilceler ve siyah noktalar görülebilir.

    Karma cilde sahip kişiler cilt bakımında nelere dikkat etmeli?

    Günlük kullanımda cildin ihtiyacına uygun jel veya süt tipi temizleyiciler, makyaj temizleyicileri yine cildin ihtiyacına göre nemlendiriciler, göz çevresi ve boyun bölgesine uygun kremler kullanılmalıdır. Gerekliyse uygun tipte peeling kremleri, nemlendirici sıkılaştırıcı ve yağ dengeleyici maskeler, alkol oranı düşük tonik kullanılmalıdır. T bölgesi özellikle temizlenmeli tonik kullanılacaksa yalnızca bu bölgelere kullanılmalıdır. Yanaklar daha yoğun nemlendirilmeli, T bölgesi daha az nemlendirilmelidir. Yazın nemli havalarda yağlı bölgeler daha çok yağlanabilir ve sivilcelenme olabilir. Kış aylarında yanaklar çok kuruyup, kızarıklık, gerilme olabilir. Mevsime göre kış ve sonbaharda yanaklara daha çok nemlendiriciler kullanılmalıdır. Yağlı olan T bölgesine kurutucu ürünler tercih edilmelidir. Akne problemi olanlar dermatolog önerisiyle medikal tedavileri kullanmalıdırlar. Yine yaş ilerledikçe karma ciltlere uygun gençleştirici bakım ürünleri, gece-gündüz serumları eklenebilir. Özellikle yazın karma ciltlere uygun güneş koruyucular ihmal edilmemelidir.

    Kızaran, kaşınan, cildinde aşırı hassasiyet olan, kılcal damarları belirgin olan kişilerde ise egzama, rozase gibi cilt hastalıkları olabileceğinden dermatolog kontrolünde cilt bakım ürünleri kullanmalıdırlar.

    Unutmayalım ki mükemmel cilt yoktur fakat uygun ürünlerle cildimize bakmak bizim elimizdedir ve uygun bakım cilt görünümünü olabildiğince güzelleştirir.

  • Kış aylarında cilt kuruluğunu önleyin

    Kar yağışı, şiddetli rüzgar ve kuru hava… Cilt sağlığını tehdit eden tüm bu faktörlere karşı dikkatli olmak gerekiyor. Cildi soğuk havanın olumsuz etkilerinden korumanın yolu da düzenli bakım ve doğru beslenmeden geçiyor.

    Nemlendiricinizi mevsim şartlarına göre seçin

    Ciltteki nem oranı özellikle mevsim geçişlerinde değişiklik gösterebilir. Yazın UV ışınlarından olumsuz yönde etkilenen cilt, kış geldiğinde kararır, bronzlaşır, kurur ve kırışır. Havanın soğumasıyla ciltteki su miktarı da aniden düşer. Bu nedenle normal zamanlarda kullanılan cilt bakım ürünlerine bir süre ara vermek gerekebilir. Mevsim normallerinde sadece su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken, soğuk havalarda yağ içeriği ve onarıcı özelliği yüksek olanları kullanmak gerekmektedir.

    Çok sıcak su, cilt ve saç sağlınızı bozabilir

    Kış aylarında banyo suyunun ısı derecesi de bir hayli yükselmektedir. Çok sıcak suyla yıkanmak cildi kurutup, matlaştırıcı etki yapar. Sıcak suyun saçlara da zararı büyüktür. Saçı kurutup, matlaştıran ve kırılganlığını artıran sıcak su uygulamasının son derece yanlış olduğu unutulmamalıdır.

    Islak saç ile dışarı çıkmayın

    Islak saçla dışarı çıkmak kış aylarında yapılan en büyük hatalardan biridir. Islak derinin soğuk havayla teması hücreler arası su kaybına neden olmakta ve kuruma gelişmektedir. Soğuk hava damarların büzülmesine neden olduğu için derinin sağlıklı beslenmesini de engellemektedir. Bütün bunların sonucunda soğuk, mat ve kuru bir cilt oluşmakta; rüzgarla birlikte de fiziksel travma ile egzama gelişimi söz konusu olmaktadır.

    Sağlıklı bir cilt için havuç, kayısı ve domates tüketin

    Vitamin ve mineral yönünden zengin beslenme cildi parlatır, derinin daha pürüzsüz görünmesini sağlar. Deri altı dokusunda gerekli nemlenmeyi sağlayan A, C, E vitaminleri ile taze havuç, kayısı ve beta karotenin bolca bulunduğu domatesi çok tüketmek önemlidir. Antioksidan değerleri yüksek olan vitaminler, soğuk havanın cilde verdiği zararı azaltır. Bu nedenle kış aylarında her zamankinden daha fazla taze sebze ve meyve tüketmek gerekir.

    Nemlendirici seçerken bir dermatoloğa danışın

    Kış aylarında sadece yüz değil vücudun da nemlendirilmesi çok önemlidir. Her banyo sonrası mutlaka vücut nemlendiricisi sürülmeli, uygulama deri henüz nemliyken yapılmalıdır. Nemlendirici ve losyon, bir dermatoloji uzmanına danışılarak alınmalıdır. İçeriğinde vazelin, dimetikon, gliserin, linoleik asit ve seramid gibi maddeler olanlar tercih edilmelidir.

    Güneş koruyucu ürünleri kışın da kullanın

    Gün ışığının olduğu her mevsim ve koşulda cilt, UV ışınlarına maruz kalır ve gittikçe yaşlanır. Yaşlanmış ya da kırışmış ciltler için antioksidan özellikleri olan gece kremleri, maske ürünleri ve de cildin kalınlığını azaltmaya yönelik tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Cilt kalınlığını azaltan en etkili tedavi yöntemi kimyasal peelingdir ve bu tedavi mutlaka dermatologlar tarafından yapılmalıdır. Kimyasal peeling, sadece kırışıklıklara yönelik etkili bir yöntem değil, aynı zamanda güneş ışınlarıyla oluşmuş pigmantasyonları ve akneyi azaltıp, yüze canlı, şeffaf bir görüntü sağlamaktadır. Her mevsim öncesi, cildi etkileyen hava koşullarına göre gerekli tıbbi ve kozmetik tedavi yöntemlerini uygulamak ve uygulatmak; hem oluşabilecek hasarları önler, hem de sağlıklı ve genç bir görünüme sahip olmayı sağlar. Özellikle ani hava değişikliklerinde bilinçli hareket etmek gerekmektedir.

  • Bu sene yemiyor içmiyor sürüyoruz

    AVOKADO MUZ VE ŞEKER İLE CİLDİNİZİ NEMLENDİRİN

    Kış kapıda. Soğuk ile baş gösteren sorunlardan biri de cilt kuruluğu. Klima, kalorifer ve soğuk havanın etkisiyle yıpranacak olan cildiniz için endişelenmeyin. Çözüm basit. Yediklerimiz, içtiklerimiz bizi nemlendirecek.

    Cilt kuruluğu hemen herkesin yaşadığı bir sorun. Ama bundan yediklerimizle kurtulmak mümkün. Bu sene yemeyeceğiz, içmeyeceğiz, süreceğiz. Avokado, muz, süt, mayonez ve şeker ile cildinizi nemlendirmenize yardımcı olacak.

    Meyve ve sebzeyi hayatınızın merkezine yerleştirin. Her gün tüketeceğiniz 2 porsiyon yeşil lifli sebze, 2 porsiyon da mevsim meyvesi vücudunuzun sağlıklı ve nemli kalması için yeterli. Meyvelerden en çok karpuzun, sebzelerden ise domates ve brokolinin en fazla su içeren besinler olduğunu unutmayın. Bunların yanı sıra sağlıklı yağ tüketmek tansiyon kontrolünde ve cilt hücreleri başta olmak üzere hücrelerin besinini sağlamak açısından çok önemli. Bu nedenle monoansatüre yağ içeren avokado, zeytin ve fıstık yağı ile poliansatüre yağ içeren somon, ceviz ve soya peynirini tercih etmelisiniz.

    KIZARMIŞ VE TUZLU YİYECEKLERLE KURUMAYIN

    Sağlıklı bir vücut ve nemli deri için özellikle omega 3 içeren balık yağı takviyeleri kuru deri ve kuru göz için büyük önem taşıyor. E vitamini ise antioksidan olarak hücreleri onarıyor ve cildi koruyor. Yapmamanız gerekenler ise belli. Cildiniz için sigara içmemeniz şart. Çünkü katran gözenekleri tıkıyor ve komedonların oluşumunu artırıyor. Öte yandan sigara hücrelerin oksijensiz kalmasına yol açıyor ve ciltteki hücrelerin C vitaminin azalmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra alkollü içeceklerden de uzak durun. Alkol, vücudu ve cildi susuz bıraktığından elektrolit, mineral ve su kaybına yol açıyor. Bu kişilerin cildi kırmızı, kuru ve tahriş olmuş görünür. İçki tüketilecekse beraberinde mutlaka su içilmeli.

    CANLANMAK İÇİN AVOKADO MASKESİ

    A vitamini deposu avokadoyu cildinize gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Yarım olgun avokado ezmesini çeyrek bardak organik bal, 1 çay kaşığı süt ve yoğurt ile karıştırın. Cildinize yumuşakça sürün. 10 dakika beklettikten sonra ılık su ile durulayın. Cildinizdeki canlanmayı hemen fark edeceksiniz.

    MUZ TEK BAŞINA DA YETER

    İçeriğinde bolca A ve E vitaminleri bulunan muz, birçok şeye iyi geldiği gibi cildinizde de harikalar yaratabilir. Cildinize canlılık katmanın yanı sıra nem ve yumuşaklık verir. Bunun için yarım muzu püre haline getirip yüzünüze sürmeniz yeterli. 10 dakika beklettikten sonra ılık su ile yıkayabilirsiniz. Muzun etkisini arttırmak istiyorsanız içine bir çay kaşığı bal da koyabilirsiniz.

    GÜZELLİĞİN SIRRI ‘SÜT’

    Kleopatra’nın güzelliğini süt banyosuna borçlu olduğunu bilmeyen yok. Süt, uzun yıllar boyunca nemlendirici bir kozmetik olarak kullanıldı. Yüzünüzü sütle yıkayarak ve masaj yaparak laktik asitin etkisiyle cildinizde oluşan lekelerin azaldığını göreceksiniz. Aynı zamanda cildiniz nemlenecek de.

    MAYONEZ İLE KİLO ALMAK YERİNE NEMLENİN

    Mayonezden her kadın uzak durur. Çok fazla kilo aldırdığını herkesin bildiği kesin. Peki, mayonezi gönül rahatlığı ile yiyemeseniz bile cildinize sürmeye ne dersiniz? 2 çorba kaşığı mayonez, 1 çorba kaşığı limon, yarım çay kaşığı balı karıştırın ve yüzünüze sürün. 10 dakika sonra yıkayın. Değişimi hemen fark edeceksiniz. Bu maskeyi haftada bir kere yapmanız yeterli.

    TATLI İLE NEMLENDİRİCİ PEELİNG ETKİSİ

    Evet, yanlış okumadınız. Tatlı cildinizde peeling etkisi yaratabilir. Yarım bardak şekeri yeteri kadar zeytinyağı ile etkileyici bir mekanik peeling ve nemlendiriciye dönüştürebilirsiniz. Ayrıca karışımınıza birkaç damla nane ile koku verebilir, bal ile yumuşatabilirsiniz.

    KIZARIKLIKLARI ALOE VERA İLE GEÇİRİN

    Aloe vera, cildi canlandırmak ve doğal kızarıklıkları gidermek için bire bir. Bunun için aloe vera bitkisinden birkaç parça kırıp içinden çıkan jeli tüm yüzünüze sürün. 15 dakika bekletin ve durulayın. Rahatlamayı hissedeceksiniz. Bunu, haftada iki defa yapmanız yeterli.

  • Ramazan’da cildinizi 2 kat fazla nemlendirin

    Ramazan’da cildinizi 2 kat fazla nemlendirin

    Sıcak hava ve güneş ışınları gibi çevresel faktörlerin etkisi ile yazın kuruyan ciltler, Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ve susuzluk nedeniyle daha da yıpranmaktadır. Bu sebeple oruç tutarken cilt sağlığına da büyük özen gösterilmesi gerekmektedir.

    Düzenli uyku cildi güzelleştirir

    Oruç nedeniyle uzun süre susuz kalan cilt nemini kaybetmektedir. Ayrıca iftarda ve sahurda vücut için gerekli gıdaları tam alamamak ve yetersiz uyku cildi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle iftardan sonra bol su içilmeli, meyve ve sebze tüketmeye özen gösterilmelidir. Ancak cilt için gerekli nem oranını korumak için sadece su içmek yeterli olmamaktadır. Öncelikle hücrelerde meydana gelecek hasarı önlemek gerekmektedir. Bu dönemde nemlendiriciler kurtarıcı rolü üstlenmektedir. Cildin gün boyu nemli ve yumuşak kalmasını sağlayan ürünlerin kullanılması gerekmektedir. Nemlendiriciler ayrıca çevresel kirlilik ve yıpranmaya karşı da koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır.

    Cilt tipi ne olursa olsun her gün nemlendirici kullanın

    Kişinin yağlı bir cildinin olması, nemlendirici kullanılmasına gerek olmadığı anlamına gelmemektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; her cilt tipi için en uygun ürünlerin kullanılmasıdır. Kuru ciltler için kremler, yağlı ciltler için ise yağ oranını dengeleyen nemlendiriciler önerilmektedir. Nemlendirici ürünler; su moleküllerini cildin en alt tabakalarına kadar taşıyarak, derinlemesine nemlendirmeyi sağlamaktadır. Doğru nemlendirici seçimi için dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.

    İftardan sahura kadar düzenli aralıklarla en az 2 litre su tüketilmeli

    Cilt sadece su ile temizlenmemelidir. Cildi yağlı olanların temizleme jelleriyle yıkamaları, kuru ciltlerdeyse süt formunda temizleyicilerin tercih edilmesi gerekmektedir. Vücudumuzun yüzde 70’i sudur ve bu suyun yüzde 20’si deri tarafından kullanılmaktadır. Günde en az 2 litre su tüketmek cildi toksinlerden arındırmakta, yumuşaklığını korumakta, temiz ve sağlıklı kalmasını sağlamaktadır.

    Saç ve tırnak sağlığınız için bu gıdaları tüketin

    Ramazan dönemindeki yetersiz beslenme cildin yanı sıra saç ve tırnak hastalıklarına da yol açabilmektedir. Bu nedenle cilt, saç ve tırnak sağlığını etkileyen maddelerden zengin beslenilmesi gerekmektedir. Kırmızı et, yeşil yapraklı sebzeler, çinko içeren kabak çekirdeği, ıspanak, susam gibi gıdalar sofralardan eksik edilmemelidir. B12 vitamini ve folik asit kaynakları kırmızı et ve yeşil yapraklı sebzelerdir. Ramazan ayında eksikliği sık görülen vitaminlerden biri de biotindir. Biotin özellikle yumurta, fındık, ceviz gibi kuruyemişlerde ve kuru baklagillerde bulunmaktadır. Antioksidan vitaminlerin tüketimi yaşlanma karşıtı etkileri nedeniyle önerilmektedir. Bu vitaminler A C ve E vitaminleridir. Kırmızı ve turuncu renkli meyve sebzelerin tüketimine ağırlık verilmelidir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Bebeklerin de cildi kurur

    Bebeklerin de cildi kurur

    Bebekler de tıpkı erişkinler gibi cilt kuruluğu ve buna bağlı kaşıntı şikayetine sıkça maruz kalıyor. Özellikle modern hayatın getirdiği sık yıkanma alışkanlığı annelerin bebeklerini her gün yıkamasına neden oluyor. Bebek cildi çok ince ve yağ dokusundan fakir olması nedeniyle köpüren bir ürün temas edince kurur, koruyucu yağını kaybeder. Ekzema ve cilt hastalıklarına zemin hazırlar.

    Yağ dokusunun yokolması bebeğin derisinde kuruluğu ve ardından da kaşıntıyı getirecektir. Çoğu zaman bebeğin bu durumunu farkedemeyip her gün banyosunu yaptıran, suda uzun uzun bebeğini oynatan anneler bir süre sonra dermatoloğa kızarıklık kaşıntı ve durdurulamayan kabarıklıklarla başvurur.

    Bebekleri bu evreye getirmeden ciltte ekzema ortaya çıkmadan dikkat edilecek çok basit yaşam alışkanlıklarıyla bunun önüne geçmek kolaydır. Amacımız çocuklara ilaç kullandırmak değil onları hasta olmadan korumak olmalıdır.

    Dikkat edilmesi gereken birinci konu her gün bebeği yıkamamaktır.

    Çoğu anne bebeğin oyun ve uyku saatini banyo keyfiyle birleştirir. Bebek cildinin ince olması ve koruyucu tabakasının gelişmemiş olması nedeniyle en hassas bebek ürünü bile olsa köpük, sabun cilde girer. Bu nedenle çocuğu önce su doldurmadan küvette oyuncağıyla oynatıp zaman kazanmak bir süre sonra da hızla ve ılık suyla, liflemeden yıkayıp çıkarmak gerekir.

    Banyo sonrasında, kurulanan cilde nemliyken hemen vücut losyonu sürülür. Bazı bebekler bundan hoşlanmaz. Bu işlemi bir oyun gibi yaparak çocuğa alıştırmak gerekir.

    Bebek cildi de tıpkı bizlerde olduğu gibi içerden de suya ihtiyaç duyar. Cildi kuru olan çocuğa ekstradan su veya süt içirmek iyi olur.

    Bazen bebek yağları da losyon gibi tüm vücuda sürülebilir. Bu durumda çocuk küvetteyken sürülürse kaymaması için dikkatli olmak gerekir.

    Losyon yetmiyorsa doktora sorarak merhem formları da kullanılabilir.

    İdeal bebek ürünü Parabensiz, Kokusuz ve renksiz olmalıdır.

  • Topuk çatlakları

    Topuk çatlakları :

    Topuk çatlakları, deride görülen ince, derin yarıklardır. Bunlar derinin en üstteki kalın boynuzsu tabakasından, en derin tabakalarına kadar uzanabilirler. Çatlaklar ayak derisinde en fazla topuklarda ve yan yüzeylerde oluşurlar. Sağlıklı deri elastik, pürüzsüz ve yüke dirençli bir yapıda iken, çatlamış topuk derisi kuru, gevrek, pürüzlü bir yapıdadır ve en üstteki ölü hücrelerden oluşan boynuzsu tabakası kalınlaşmıştır. Topuk çatlakları son derece ağrılı olabildiklerinden, yürümeyi, sporcuların faaliyetlerini sekteye uğratırlar; kişinin günlük yaşantısını önemli ölçüde kısıtlarlar.

    Topuk çatlamasının nedenleri :

    Esnekliği azalmış ayak derisinin aşırı gerilime maruz kalması, çatlakların ortaya çıkmasına neden olur. Bu duruma yol açan bir çok sebep vardır:

    · En önemli nedenlerin başında ayak mantarı, egzema, sedef gibi deri hastalıkları gelir.

    · Sıvı alımının yetersiz olması veya üre eksikliğine bağlı cilt kuruluğu

    · Kışın soğuk hava veya iç mekanlarda havanın kuru olması, yazın açık ayakkabılarda ayak derisinin tozlu zeminlerle yakın teması deriyi kurutur.

    · Kadınlarda menopoz sonrası östrojen eksikliğine bağlı olarak veya daha ileri yaşta her iki cinste yaşlanma sürecinde deri kuruması.

    · Demir veya B vitamini eksikliği

    · Şeker hastalığı, tiroid yetmezliği veya böbrek hastalıkları başta olmak üzere çeşitli metabolik hastalıklar.

    · Ayaklarda yapısal şekil bozuklukları veya ayak yapısına uygun olmayan ayakkabıların sürekli sürtünmesi

    · El ve ayak derisinde kalınlaşma ve sertleşme ile seyreden bazı genetik deri hastalıkları

    · Çok sık yıkanma, ayakların banyo-abdest alma sonrası yeterli kurulanmaması, ıslak bırakılması

    · Aşırı kiloya bağlı veya aşırı yürüme-koşma sporuna bağlı olarak ayak tabanlarının fazla basınç altında kalması

    Topuk çatlaklarının tedavisi:

    Çatlak tedavisinde ilk aşama, ağrıyı azaltmaktır. Bunun için öncelikle ayak derisinin ılık suda yumuşatılmasından sonra çatlak çevresindeki kalınlaşmış keratin tabakanın temizlenmesi gerekir. Bunun ardından üre içeren merhemler sürülür ve iyileşene kadar topuk derisinin olabildiğince basınç altında kalmaması için önlem alınır. Derin topuk çatlaklarının aynı zamanda mantar ve bakteriler gibi çeşitli mikropların üremesine uygun bir zemin hazırladığı unutulmamalıdır. Yara haline gelmiş derin çatlaklarda akşamları yara üstüne üreli-antibiyotikli bir merhem sürdükten sonra hava almayacak şekilde bandajlanması iyileşmeyi hızlandırır. Çatlak oluşumunu tetikleyen yukarıda sayılan hastalıklardan herhangi biri mevcut ise bunun da birlikte tedavisi gerekir. Özellikle şeker hastalarının kan dolaşımı da yavaş olduğundan ayak hijyenine ve en ufak yaranın dahi hızlı tedavisine özen göstermelidirler. Ayaklara uygun ayakkabı kullanmak, şekil bozukluğu varsa basıncı azaltacak silikon tabanlıklardan destek almak gerekir. Vitamin veya demir eksikliği , ağız yolundan alınan takviyelerle giderilmelidir.

    Topuk çatlaklarında hangi bakım ürünleri önerilir :

    Yakın zamana kadar deriyi yağlayan merhemlerin kuru ve çatlamış deri için en iyi bakım ürünü olduğu düşünülürdü. Ancak günümüzde yağlı merhemlerin deri gözeneklerini tıkadığı ve ter salgısını kısıtladığı bilimsel olarak belirlenmiştir. Buna karşılık üre içeren merhem ve losyonların gözenekleri tıkamadan derinin su tutucu kapasitesini arttırdığı biliniyor. Böylece deri tabakalarının içerdiği nem oranı arttığından, cildimizin esnekliği de artıyor ve darbelere karşı daha dirençli hale geliyor. Üre içeren ürünler her eczanede ve parfümeride bulunmaktadırlar.

    Topuk çatlaklarının önlenmesi:

    Pürüzsüz, esnek, çatlaklara dirençli bir ayak ve topuk cildine sahip olmak için, haftada bir kez ayak cildinin ponza taşı veya ayak törpüsü ile temizlenmesi gerekir. Metal törpüler, zaten hassaslaşmış olan derinin zedelenme riskini daha da arttıracaklarından bunlardan kaçınılmalıdır. Bu sırada olası çatlaklara paralel yönde hareket ettirilmelidir. Törpünün çatlaklara dik gelecek şekilde kullanılması çatlakları derinleştirecektir. Topuklar törpülendikten sonra, uygun bir topuk kremi, masaj ile yedirilmelidir.

    Çatlamış ciltte ise ayaklar , haftada bir kez değil, her gün kremle ovulmalıdır.

    Dr. Banu Serbes Kural

    Dermatoloji uzmanı

  • Kuru cilde iyi bakmak gerekir

    Kuru cilde iyi bakmak gerekir

    Kuru ciltlerde sebum yani doğal yağ salgısı zayıftır Genellikle ter salgılaması da normalin altındadır. Bu nedenle hassas olmaya eğilimlidir. Cilt yüzeyindeki aşırı kuruluk, cildi bakterilere karşı koruyan asit mantonun dengesini bozar. Hassasiyetin nedeni budur.

    Öte yandan, kuru ciltler soluk görünürler, gergin olurlar ve özellikle su ile yıkandıktan sonra çatlayacakmış gibi strese girerler. Ta ki nemlendirici sürülene kadar.. Derinin pul pul soyulması ve çatlaması ise aşırı kuruluğun ve su kaybının belirtisidir.

    10 Yaşından küçük çocukların büyük bir kısmında ve 60 yaşın üzerindeki insanların çoğunda cilt kurudur. Böyle ciltler, ince katmanlardan oluşur ve yıkandıktan sonra gerilir, kolayca kızarır. Kırışmaya çok müsaittir. Özellikle göz çevresi erken yaşta çizgilerle dolar.

    Cilt kuruluğu rüzgârda, aşırı sıcak ve soğuk havalarda, klimalı ortamlarda artar. Özellikle yanaklarda ve göz çevresinde donuk ve mattır. Tam da aynı yerlerde yani göz çevresinde ve ağız kenarlarında ifade çizgileri oluşur.

    § Cildin kuru olmasının genel nedeni deri altındaki yağ bezlerinin yeterli salgı yapmamasıdır. Sonuç olarak cilt suyu tutamaz ve kurur.
    § Bu özellik genellikle kalıtsaldır.
    § Bir diğer neden de beslenme sorunlarıdır. Özellikle A vitamini, B vitaminlerinden ve doymamş yağlardan yana eksik beslenme cildin kurumasına yol açar.
    § Yaz mevsiminde dış etkenler cildi kurutur. Çevresel faktörler arasında güneş, rüzgar, kimyasal maddeler, kozmetikler, sert sabunlar, sıcak suyu ve çok sık yıkanmayı sayabiliriz…

    MUSLUK SUYU SİZE GÖRE DEĞİLDİR
    Her şeyden önce, yüzünüzü musluk suyu ile yıkamaktan kaçının. Eğer filtre edilmiyorsa, musluk suyu kuru ciltlerin kaldırabileceği biir kimyasal değildir. Ve asla sıcak suya yüz vermeyin. Yüzünüzü serinletmek istediğinizde doğal maden suyu kullanın. Yüzünüzü yıkarken lif, kese gibi tahriş etme ihtimali olan dokulardan uzak durun.Sabahları yüzünüze doğal maden suyu püskürtün. Bu amaçla temiz bir çiçek sulama spreyi şişesini kullanabilirsiniz.

    NEMLENDİRİCİ
    Nemlendirici sümeden önce cildinizi maden suyu veya gül suyu ile hafifçe ıslatın. Bu ıslaklık kremin altında kalır, nemi ve esnekliği arttırır. Banyo veya duş aldıktan sonra, tam olarak kurumadan, tüm cildinize bebe yağı sürünün.

    Geceleri yatmadan önce doğal bir nemlendirici uygulayın ve masaj yaparak emilmesine yardım edin. Özellikle göz çevresinde çizgilerin belirdiği yerlerde, kremleri cömertçe kullanın.

    Bunu her zaman terkrar ediyorum, banyo yaparken, duş alırken, kesinlikle sıcak su kullanmayın. Ve elden geldiğince güneşten uzak durun. Kuruluk, kırışıklıklar, lekeler, kaşıntılarda güneşin suçu büyüktür.

    GÜNDÜZ NEMLENDİRME
    Henüz temizlediğiniz, tonikle sildiğiniz ve haffçe ıslattığınız cilde doğal bir nemlendiriciyi yayın. Boyun, yanaklar, çene kenarları ve göz çevresi olmak üzere bütün yüzünüze uygulayın.

    Erkeklere tavsiyem, tıraşın ardından ve on dakika sonra olmak üzere iki kere nemlendirici sürmeleridir. .

    GECE KREMİ
    Cildinizi temizledikten ve tonikle sildikten sonra doğal maden suyu püskürtüp hafifçe nem verin. Yumuşak bir havlu ile nemini alın, sonra boyundan yukarıya doğru nemlendirici sürün. 5 Dakika kadar emilmesini bekleyin. Hatta yüzünüze sıcak havlu koyup emilimini arttırın. Erkekler belki tonik kısmını atlayabilirler. Ancak onlar da en azından göz çevresindeki hassas deriyi kremle beslemeye özen göstermelidirler.

    Güzel yüzünüzü güneşten, sıcaktan, rüzgardan, sigara dumanından ve klimalardan korumayı ihmal etmeyin…

    Sevgiyle kalın,

  • Saç dökülmesi nedenleri

    Saç, kişilerin fiziksel görünümlerinin önemli bir kısmını oluşturur. Bazı insanlarda saç dökülmesine bağlı dış görünüm ile olumsuz düşünceler, psikolojik sorunlar oluşturmakta, yaşam kalitesini etkilemektedir.

    Saç kaybının en sık sebebi androgenetik alopesi denen erkek tipi saç dökülmesidir. Burada kelliğe yatkın kıl yuvalarında erkeklik hormonunun tetiklediği bir küçülme vardır. Kadın ve erkeklerde her iki cinsde de görülebilir. Ancak farklı tarzlarda ve klinik görüntüde olur.

    Kadınlarda saç dökülmesi ergenlik döneminden sonra herhangi bir zamanda görülebilir. Fakat genellikle doğumdan sonra, menapoz döneminde daha da belirginleşir. Bazı kişilerde yaygın saç dökülmesi, tüm saçlı deride saç yoğunluğunun azalmasına neden olabilir. Ancak çoğu olguda tam bir kellikle sonuçlanmaz. Erkeklerde androgenetik alopesi, alın saç çizgisinden başlar, tepe bölgesindeki saçlarda incelme ortaya çıkar.

    Her ne kadar saç dökülmesinin nedeni, belirgin bir genetik geçişe bağlanıyor olsa da saç dökülmesinin en sık nedenleri:

    -Endokrin Hastalıklar: Tiroid bezi hastalıkları (Hipo/hipertiroidi), doğum sonrası dönemi, menapoz ve menapoz sonrası dönemi, gebelik, diabet (şeker hastalığı)
    -Beslenme bozuklukları: Biotin, demir, protein, çinko eksikliği, kalori kısıtlayıcı diyetler.
    -İlaçlar: Doğum kontrol hapları, aşırı A vitamini, bazı mantar ilaçları, antikuagülanlar, interferon, lityum, retinoidler vb.

    -Anemi,
    -Cerrahi işlemler,
    -Sistemik hastalıklar (kanserler, karaciğer hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları vb.)
    -Mekanik işlemler: Sık fön, kötü fırçalama, çekme yapacak şekilde saç toplama)
    -Kimyasal işlemler(uygunsuz şampuan, boya, perma, renk açma işlemleri)
    -Psikolojik stres,
    -Deniz suyu, güneş ışınları, havuz sularındaki klor saç yapısına zarar verir.

    Sağlıklı saç yumuşak, parlak ve etrafını sıkıca saran keratin tabakası nedeniyle kolay şekil alır. Çeşitli nedenlerle hasar görmüş saç kendi haline bırakılırsa bu hasar yavaş yavaş birikir ve saç dökülür. Ardından saçın doğal döngüsünde yerine tekrar yeni saç gelir. Saçın normalde biraz hasar görmesi kaçınılmazdır. Fakat düzenli saç bakımı ve saç kozmetiklerinin uygun şekilde kullanılması bu hasarın azaltılmasına yardımcı olur. Ancak gerektiğinde bir dermatologa mutlaka danışılmalı.

    Sadece saç dökülmesi değil, saçta kırıklar, kuruma veya fazla yağlanmalar, saç uçlarında ayrılmalar, saçın parlaklığının azalması vb. sorunlar saçta ciddi hastalıkların hatta bazen sistemik hastalıkların bir belirtisi olabilir.

    Normal saçın bakımı

    Saç kılı, keratin adı verilen moleküllerin sıkı bağlarla birbirine yapışarak oluşturduğu, çok katmanlı oldukça karışık bir biyolojik yapıdır. Keratin molekülleri içinde sistein, serin, ve arginin gibi bir çok aminoasit vardır. Saçın yapısında keratin proteinlerinden başka yağlar ve %20 oranında su vardır. Biyolojik bir yapı olan kılın yapısını, uzamasını ve gelişimini beslenme, özellikle protein ve vitaminlerin besinlerle yeterli miktarda alınması, hormonlar etkiler. Normal saçın bakımı için ön koşul protein ve vitamin gereksinimini karşılayan düzenli bir beslenme ve genel sağlık kurallarına uygun yaşam tarzıdır. Sigara kullanımının genel sağlığa zararının yanı sıra saç sağlığına da zararları bilinmektedir.

    Saç temizliği için, keratin yapısını bozmayacak sıcaklıkta su kullanılmalı. Deri pH sı ile şampuanlar kullanılmalı. Şampuan süresi bir iki dakikayı geçmemelidir. Saçlar kurutulurken ılık hava kullanılmalı. Uzun, dalgalı veya boya nedeni ile sertleşmiş saçlarda saç kremi uygulamaları saç yüzeyinde kayganlık sağlar saç yüzeyindeki kırılmaları azaltır.

    Sağlıklı saç parlaktır, görünümü düzgündür ve kolay şekil alır. Genetik faktörler, yaş, kozmetik uygulamalar, beslenme bozukluğu, stres ve hormonal dengenin bozulması gibi durumlarda saç sağlığını kaybedebilir.

    Kuru saç nedenleri ve bakımı

    Kuru saç, normal parlaklık ve yapısını devam ettirmek için yeterli nem ve yağ içeriği olmayan saçları tanımlamak için kullanılır. Saçları gereğinden fazla yıkama, sert deterjanlar, kuru veya farklı çevre, uygun olmayan diyet veya altta yatan bir takım hastalıklar nedeniyle kuru saçlar oluşabilir.

    En sık nedenleri:
    – Sık yıkama, sert deterjanlar veya alkol, sık kurutma
    – Çevresel kuruluk
    – Uzun süren dengesiz diyetler
    – Hipotiroidi,
    – Hipoparatiroidi
    – Bazı ilaçlara bağlı olarak

    Kuru saç bakımı:

    -Saçlar daha az yıkanmalı (haftada bir veya iki kez)
    -Gerekirse saç kremi eklenmeli
    -Sık saç kurutma makinesi ve sert fırçalama işlemlerinden kaçınılmalı.

    Yağlı saç nedenleri ve bakımı

    Saçlar her zaman güzelliğin sembolü olmuştur. Saç yağlanması da çoğu insan için bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Çabuk yağlanan saçlar kirlilik hissi yanında görünümü da olumsuz etkiler.

    Saçlı Deri Yağlanmasını Azaltmak İçin Uygulanabilecek Yöntemler:

    – Saçlar günde bir kez yıkanmalı. Şampuanlar 5 dakika süreyle saçlı deride köpürtülerek bırakılmalı.
    – Şampuanlama sırasında masaj yapılabilir. Böylece daha fazla yağ saçtan uzaklaştırılmış olur.

    – Temizleyici şampuanlar, formülünde alkol olanlar tercih edilmelidir.
    – Saçlar çok sık taranmamalı ve fırçalanmamalıdır.
    – Saç kurutma işlemi çok sıcak hava ile yapılmamalı.
    – Stresten uzaklaşmak gerekir

  • Hamilelikte cilt bakımı

    Hamilelikte cilt bakımı

    Hamilelik süresince de güneşten korunmaya özen göstermek gerekir. Sürekli güneşten koruyucu kullanın. Güneş ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) ışınları yayar. Günümüzde UVA ve UVB’nin erken deri yaşlanması, leke oluşumu, ve hatta deri kanserlerine sebep olduğu bilinmektedir. Gün içi normal hayatta bile farkına varmadan sürekli ultraviyole ısınlarına maruz kalırız. Örneğin camdan UVA ışınları rahatlıkla geçmektedir. Hamilelikte hormonların etkisi ile cilt hassaslaşır ve lekelenmeye meyilli hale gelir. Bu yüzden her gün, düzenli olarak dışarı çıkmadan yarım saat önce en az 20 faktörlü bir güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır. Ayrıca sokağa çıkmadan önce ve uzun sure güneşli ortamda kalınacağı zamanlarda güneşten koruyucu ürün üç veya dört saatte bir tekrar sürülmelidir. Havuz ve denize girdikten sonra tekrar sürmeye özen gösterilmelidir. Güneşten koruyucu ürün hem UVA hem de UVB’ye etkili , en az 20 faktörlü olmalıdır. Sivilce ve ciltte yağlanma şikayeti olanlar özellikle yağsız (oil_free) güneşten koruyucu kullanmalıdırlar Yüz temizliği düzenli yapılmalıdır. Çünkü bazı hamilelerde cilt daha yağlı hale gelir. Eğer düzenli temizlenmezse gözenekler tıkanarak sivilce artısı olabilir. Bazen de hamilelerde cilt kuruluğu olabilir. Uygun olmayan temizleyici ürünler ciltte tahrişlere veya alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Hamile kadınlarda cilt günde bir veya iki kez temizlenmelidir. Temizleyici ürün cilt yapısına uygun olmalıdır. Yağlı ve karma ciltler köpük veya jel seklindeki temizleyici ürünleri kullanabilirler. Bu ürünler aşırı kurutucu olmamalıdırlar. Çok kuru ve hassas ciltler ise cilt yapılarına uygun jel, köpük veya süt seklindeki ürünleri kullanabilirler.

    Nemlendirici kullanımı da çok önemlidir. Hamilelik döneminde bazı ciltler yağlanırken bazılarında kuruluk oluşabilir. Yağlı ciltler yağ içermeyen oil-free ibareli krem ya da losyonlar kullanmalıdırlar. Kuru ve hassa ciltler cilt tiplerine uygun ürün kullanmalıdır. Sabah nemlendirici olarak güneşten korucu ürün de tek başına kullanılabilir veya nemlendirici üzerine uygulanabilir. Nemlendirici kullanım sıklığı cildin ihtiyacına ve dış etkenlere göre değişir. Günde iki kez veya da sık kullanılabilir.

    Hamile kadınlarda aşırı terleme nedeniyle banyo ihtiyacı artar. Banyo her gün veya hafta da en az üç kez yapılabilir. Terleme ve kilo artısı nedeniyle kasık, göğüs altı ve koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde pişik, isilik veya mantar olmaması için banyodan sonra iyi kurulanılmalıdır. Ayrıca kıvrım bölgeleri pudralanabilir veya hafif bir krem sürülebilir. Cilt kuruluğundan yakınanlar için hafif bir vücut losyonu uygun olabilir.

    Hamilelikte ciltte çatlak oluşmaması için alınabilecek önlemler ne yazık ki kısıtlıdır. Masaj veya cilt yağı gibi ürünlerin kullanımı faydalı olabilir. Cildin aşırı gerilmesi cilt çatlağının sebeplerinden biridir. Bu yüzden aşırı kilo alınmamasına özen gösterilmelidir. Cilt çatlağına faydalı olduğu belirtilen kremleri doktor gözetimi altında hamileliğin üçüncü ayından sonra başlayabilirsiniz. Doğumdan sonra emzirme olmadığı dönemde cilt çatlağı dermatolog tarafından tedavi edilebilir. Tedavi erken dönemde başlanırsa yüz güldürücü olabilir. Tedavide retinoik asitli kremler, meyve asitli kremler, vitamin enjeksiyonları ve lazer uygulamaları kullanılmaktadır.

    Hamilelik döneminde varis ve kılcal damar artısına meyil vardır. Ailesinde varis ve kılcal damar öyküsü olanlar, hamilelik öncesi bu tür şikayeti olanlar ve ayakta uzun sure kalması gereken mesleği olanlar dikkatli olmalıdırlar. Varis ve kılcal damar oluşumuna eğilimli olan kişilerin varis çorabı giymesi uygun olacaktır. Hamileler için özel üretilen varis çorapları mevcuttur. Her sabah yataktan kalkmadan önce giyilmelidir. Bacak kaslarını kuvvetlendirmek ve kas hareketlerinin damarlar üzerine masaj yapıcı etkisinden yararlanmak için yürüyüş çok faydalıdır. Günde en az bir kez, 30 dakika kadar bacakları kalp hizasının üstünde uzatarak dinlendirilmelidir. Doğumdan sonra varis ve kılcal damarların bir kısmında gerileme olur. İyileşmeyenler lazer, skleroterapi veya ameliyat yöntemleriyle tedavi edilebilir

    Gebelikte görülebilen deri değişikliklerinin büyük bir kısmı hormonların vücuttaki etkilerine bağlıdır. Bu değişiklikler çoğu kez hastalık değil normal değişikliklerdir. Bunların bir kısmı kalıcı olabilirken, bir kısmı doğumdan sonra geriler.

  • Sjögren sendromu ile yaşamak

    Sjögren sendromu ile yaşamak

    Sjögren Sendromu’nun bazı semptomları bazı küçük düzen değişiklikleri ile bile kolaylıkla düzelebilir:

    Koyu renkli kaliteli, yanları da kapalı güneş gözlüğü kullanmak, gözlerde nemliliği artırabilir.

    Göz kapağı ve etrafındaki dokuları temiz tutmak, gözkapağı içindeki yağ bezlerinin salgısını artırabilir.

    Lens kullanımından kaçınmak, kuru gözlerdeki yanma batmayı azaltabilir.

    Parlak ışıktan rahatsızlık duyuyorsanız kolormatik gözlük kullanmak fayda sağlayabilir.

    Evin içindeki nemi arttırmak, göz şikayetlerini ve kuru öksürüğü rahatlatabilir. Nebulizatör tipi nemlendirici cihazlar, büyük geniş yapraklı bitkiler ve odanın içinde bulunan su dolu bir kap, havayı nemlendirmede kullanılabilir.

    Kuru ve kaşıntılı cilt varsa, kuvvetli sabunları kullanmaktan kaçınmanız önerilir, su bazlı kremler yardımcı olabilir.

    Güneşe karşı hassasiyet gösteren, kaşınıp kızaran bir cildiniz varsa en az 15 faktörlü güneş koruyucusu kullanmak gerekebilir.

    Raynaud Fenomeni’niz varsa, sıcak tutacak eldivenler kullanılması işe yarayabilir. Egzersiz, kan akımını geliştirir. Sigara kullanmamak da Raynaud Fenomeni’ne iyi gelecektir çünkü Raynaud Fenomeni, dolaşım bozukluğu ile ilgilidir.

    Ağızla ilgili herhangi bir semptom varsa iyi bir ağız hijyeni şarttır.

    Egzersiz

    Hareketliliği korumak için özellikle önerilir. Özellikle eklem şikayeti olan hastalarda çok önemlidir. Ancak aşırı yorgunluktan da şikayetçi iseniz, istirahat ve egzersiz arasındaki doğru dengeyi bulmanız gerekir. Fizyoterapistten görüş ve destek almak, uygun egzersizler ve aktivitenizi doğru şekilde arttırıp korumanız açısından önerilir.

    Diyet ve Beslenme

    Herhangi bir özel diyet önerilmemektedir. Ancak barsak semptomları veya karın ağrılarınız varsa diyetinizdeki posa ve lif miktarını arttırmak yardımcı olabilir. Şekerli gıdaların ve içeceklerin kesilmesi mutlaka gerekir. Alkol, çay, kahve ve diğer kafeinli içecekler, susuzluğa sebep olabilecek etkenlerdir. Sık su içmek veya ağzınızda buz küpü emmek, ağız kuruluğundan kaynaklanan rahatsızlığı azaltabilir.

    Cinsel Hayat ve Hamilelik

    Sjögren Sendromu’nda görülebilen bir başka nadir semptom da vajinal kuruluktur ve cinsel ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Östrojenli kremler veya vajinal kayganlaştırıcı preparatlar yardımcı olabilir. Enfeksiyon gelişecek olursa mutlaka uzmana danışmak gerekir. Hamilelik boyunca veya sonrasında problemlerde artış genelde beklenmemektedir. Ancak anti-Ro ve/veya anti-La antikorlarının pozitif olduğu %2’lik hasta grubunda, bu antikorlar hamilelik boyunca bebeğe geçip doğumdan sonra bebekte semptomlara sebep olabilmektedir. Bu semptomlar arasında döküntüler, kan tahlillerinde bozulma sayılabilir ama birkaç hafta ile birkaç ay arasında gerilerler. Bazı durumlarda bu antikorlar bebeğin kalbini etkileyip yavaş atmasına sebep olabilirler. Ancak anti-Ro ve anti-La antikorları pozitif olan annelerin %98’nde hamilelikte hiçbir sorun yaşanmaz öte yandan bu antikorların sizde var olduğunu biliyorsanız, kadın doğum doktorunuza mutlaka bilgi vermeniz gerekecektir ki bebeğinizin anne karnındayken kalp atımlarını takip etmeye özel ihtimam gösterebilsin.