Etiket: Kurma

  • Çocuklarınızla Sağlıklı İlişki Yönetimi

    Çocuklarınızla Sağlıklı İlişki Yönetimi

    Sağlıklı ilişki kurma anlamında her bireyin zorlandığı noktalar vardır. Öncelikle ilişki kurmak nedir, nasıl kurulması gerekir ve kurarken nelere dikkat etmemiz gerekiyor buna dikkat etmemiz önemli bir husustur. Çocuklarınızla sağlıklı ilişki yönetimi ancak onları anlayabilmek ve bir birey olduklarına inandığınız sürece mümkündür.

    Her çocuk özeldir ve özellikleriyle bir bütündür. Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalardan biri isi her çocuğun farklı bir birey olduğunu bilmeleri ve kabul etmeleridir. Eğer çocuklarımızı olduğu gibi kabul etmeyi ve sevmeyi başarırsak onlarla muazzam bir ilişki içine girmiş olacağız. Bilmeliyiz ki geleceğimiz çocukların değil, onları yetiştiren ebeveynlerin elindedir.

    Çocuklarla sağlıklı ilişki kurmanın faydaları nelerdir?

    Öncelikle sadece çocuklarla değil; bireyin kendisiyle de kurduğu ilişki oldukça önemlidir. İlişki kurma anlamında kendimizi ne kadar iyi tanırsak karşı taraf içinde o kadar iyi anlaşılırız. Çocuklarla sağlıklı ilişki kurmak onların gelecekteki kişilik yapılarını oldukça etkileyen bir durum olduğundan değerlidir. İlişki yönetimini ebeveyn doğru bir şekilde yaparsa çocuklarda ebeveynleriyle sağlıklı bir ilişki kurmuş olacaktır.

    Sağlıklı ilişki yönetimi çocuklarınızla aranızda sağlam bir bağ oluşmasına neden olur. Buda çocuklarınızın aykırı durumlarda, yaşadıkları en ufak sorunlarda, sosyal ilişkilerinde, gelecek planlamalarında ve hayatlarının her alanından haberdar olmanıza olanak sağlamaktadır. Çocuklarınızla paylaşımınızın artacağı anlamı da taşımaktadır. Onları tanımak, ne istediklerini bilmek, verdikleri kararlara saygı duymak, onları olduğu gibi kabul etmek ve bir hayat yarışına sokmamak hem onların güvenini hem de sevgisini kazanmanızı sağlar.

    Ebeveynler olarak neler yapmalıyız?

    Çocukların alanlarına aşırı müdahalede bulunmamalıyız. Onların isteklerine kulak vermeli, ne istemediklerine dikkat etmeliyiz. Anne ve babalarımızdan gördüğümüz şekilde değil; çocukların doğru yolda ilerleyebileceği şekilde destek olmalıyız. Teknoloji çağında olduğumuzu bilmeli ve bu çağı olabildiğince faydalı bir şekilde kullanmalıyız. Her zaman çocuklarımıza yapmalarını talep ettiğimiz şeyleri kendimizde yapıyor olmalıyız.

    Çocuklarınızla aslında anlaşmanın ne kadar kolay olduğunu bilmeliyiz. Ve bunu zorlaştıranın bizler olduğunu unutmamalıyız. Onlarla beraber gelişmeyi unutmamalı, onlarla aynı yolda yürümeliyiz. Çocuklarınıza arkadaş gibi değil; anne baba gibi davranmanın doğru olduğunu unutmamalıyız. Çünkü onların zaten arkadaşları var. Sizin göreviniz anne baba olmaktır. Anlaşamadığınız noktalarda bile sakin kalmalı, onunla göz teması kurabilecek bir pozisyonda nasihat vermeliyiz. Emir kipi kullanmak yerine ‘ bunu yapmak senin ve bizim için oldukça değerli ‘ gibi cümlelerle yaklaşmalıyız. Bu şekilde çocuklarınızla temasınız daha anlamlı olacaktır.

  • Anne-baba-çocuk ilişkisi

    Hayatımızı sürdüre bilmek için insanlar ile iletişim kurmak zorundayız, bu durum bazen sevdiğimiz insanlar olduğu için kolay olurken kimi zaman da sevmediğimiz bir bireyle de iletişim kurmak zorun da kalabiliyoruz. İster severek isteyerek isterse istemeden de olsa duygu düşüncelerimizi karşımızda ki bireye aktarıyoruz. Peki aynı çatı altında yaşadığımız hayatımızı idame ettirdiğimiz kişiler ile ilişkilerimizi hiç sorguladık mı? Toplumsal getiriler ile doğumdan itibaren biçilen roller ile insanlar bir aile kurmaya yönlendiriliyor ve akabinde tabi ki çocuk sahibi olmaları için yönlendirmeler yapılıyor. Kadın ve erkeğin birlikte oluşturdukları çekirdek aile süreç içerisinde küçük misafirler ile gelişmeye başlıyor. Eş rolüne ek olarak anne ve baba rolleri hayata dahil oluyor. Çocuklarınızla ilişkinizi sorguluyor musunuz? Sizce anne ya da baba olarak çocuklarınızla iletişimiz nasıl? İlk çocuğunuzla iletişimiz nasıl oldu hatırlıyor musunuz? Ya da ne zaman oldu?

    Anneler gebelik süresince bebeğin kendini hissettirmesinin de etkisiyle iletişimi daha erken dönemde başlatırken ne yazık ki babalar çocuğun belirli bir yaşa gelmesini bekliyor. Bu süreç kimi zaman okul çağına kadar uzayabiliyor. Bunun sonucu olarak çocuklar ile iletişim kurma da kopukluklar gözlene biliyor ve ne yazık ki bunun bir sonra ki aşaması anne-baba-çocuk arasında çatışmaların oluşması ile sonuçlanıyor. Anne karnın da çocuk ile konuşulması, günlük hayat ile paylaşımların yapılması çocuğun kişisel bağlarını kuvvetlendirmesinin yanı sıra yaşama adaptasyonunu da kolaylaştırıyor. Anne karnında annenin babanın ya da yakın çevrenin (akrabalar, arkadaşlar vs) çocuk ile iletişime geçmesi uyaranların armasını sağlıyor. Tabi ki bu sürecin doğum sonrasında da devam etmesi gerekmektedir. Küçük aile üyesinin de bir birey olarak kabul edilip, yaşanan olaylar hakkında bilgilendirme yapılması sonrasında çocukların gelişimlerin de oldukça önemli yeri mevcuttur. Buna en büyük katkı özgüven olaşması diyebiliriz. Gelişim etkileşim içinde olmaktadır dolayısıyla özgüveni oluşan bir bireyin kendine güveni geleceği için insanlar ile ilişki kurmada daha cesur yaklaşır. Bu durumda dolaylı olarak dil becerisini etkilemektedir.

    Çocuk gelişimine baktığımız zaman 5 ana başlıkta toplanıyor diyebiliriz; Bilişsel Gelişim, Dil Gelişimi, Motor Gelişimi, Sosyal Gelişim ve Özbakım Becerileri. Bütün gelişim basamakları kendi içinde çok önemlidir ve birbirlerini etkilemektedirler. Örneğin; Dil gelişiminde geri olan bir çocuğunda sosyal gelişim de önde olduğunu söylemek çok da doğru olmaz. Kendisini ifade edemeyen bir çocuk insanlar ile iletişim kuramamaktadır, istek arzu şikayetlerini anlayamamaktadır dolayısıyla toplum için de kendini rahat hissedemediği için süreç içinde suskunlaşıp içine kapanacaktır. Ya da kendini ifade edememe durumunun sonucunda problem davranışlar sergileye bilir.

    AİLE DANIŞMANI VE ÇOCUK GELİŞİM UZM.

    FUNDA ÇİÇEK

  • Okulda iletişim ve ilişki kurabilme yeteneğinin geliştirilmesinin faydaları

    Okul hayatı herkes için unutulmaz, tatlı, acı anılarla geçer. Okul yaşamı sadece derslerden ve öğretmenlerden ibaret değildir. Okul, çocukların ve gençlerin aynı zamanda sosyalleşerek derslerin yükünü hafiflettiği, bazı kurallara uyumun gerektiği, sosyal yaşamın tam kendisidir. Çocuk veya genç bireyselleşme çabası içindedir. Burada bazen aileye, arkadaşlara bağlılık sorun olarak önümüze çıkabilir.Mümkün olduğunca aileler, çocuklarını bireyselleştirebilecek çaba içinde olmalıdırlar. Hedef, önceleri büyük tutulmadan erişilebilir özellikte olmalıdır ki çocuğun, gencin kendine güven duyması desteklensin. Ayrıca da, çocuklar kendilerine ait problemleri kendileri çözebilir yeterlikte olmalı; aile buna fırsat vermelidir.
    Sınıflarda, kendini çekingen hisseden çocuklar, önce çevrelerinde olup bitenleri izleyebilecek şekilde pozisyon almalıdırlar. Telaşlanmadan ve arkadaşım olmayacak mı? paniği yaşamadan, önce güleryüzle çevrelerine POZİTİF elektrik yaymalıdır. Öğrenci, bakımlı, saçları düzgün şekilde taranmış, kılık kıyafeti kendine önem verdiğini gösteren tarzda olmalıdır ki; başkaları da size önem versin.İletişim ve ilişki kurma, sadece konuşma ile olmaz, burada beden dili çok şeyler söyleyecektir. Belki de konuşmanın bile önüne geçecektir. Bu nedenle, karşıdan gelebilecek uyaranlara karşı öğrenci hazır olmalıdır. Belki bir gülücük gelecektir, belki bir göz göze gelmek olacaktır.
    İçinizden kendiniz hakkında güzel şeyler düşünüp, iyi yaptıklarınızı hatırlayın. Bunlar sizi yüreklendirecektir. Herkesin farklı olduğunu düşünüp, hep iletişim için karşı taraftan beklenti halinde olunmamalıdır. Zaten, sınıflarda her özellikte öğrenci olduğu için atılgan öğrenciler, çekingen olanların işini kolaylaştırabilir. Öğrenci aynı gün içinde herkesle arkadaş olmak zorunda hissetmemelidir,kendini…Bu onda stres yaratır, hatta olan stresini daha da artırır.
    Karşı tarafı anlamak, kendinizi önce anlatmaktan kazançlı olabilir. Öğrenci, duruma göre strateji geliştirmeyi deneme-yanılma yoluyla öğrenmelidir.
    Bazen, bu durum ailenin çocuğuna kıyamamasından dolayı biraz vahim geçebilir. Ancak, sorunların çözümü, için öğrenci kendi haline bırakılsa ve ''sen bunları aşabilecek kapasitedesin, sana güveniyorum.'' şeklinde kararlı ifadeler öğrenciyi yüreklendirecek ve bu durumu başardığı için kendine olan güveni sağlamlaşacaktır.
    Tabii ki okul hayatın kendisi değil; ancak örneklemidir. Bu nedenle, öğrencilerimizi gelecek hayatlarına hazırlamak için duygularımıza yenik düşmeden, onu güçlendirici ifadeler kullanmak çok önemlidir. Okul sonrası, hayat, İLETİŞİM ve İLİŞKİ KURMA dır. İletişim gücünün geliştirilmesi, çocuğumuz için sadece okulda gerekli değildir. İş hayatında diğer kişilere kendimizi iyi ifade edebilmek başarımızı, geleceği iyi planlamamızı, yaşamımıza yön verebilmemizi kolaylaştırır, pek çok kapının bize açılmasını sağlar. Yaşadığımız sorunların hafifletilmesinde çevre oluşturabilir, duygusal yönden kendimizi daha iyi hissederek yaşama bağlılığımızı artırabiliriz. Üzüntü, keder paylaşıldıkça azalır, sevinçler ise paylaşıldıkça artar. Çocuk, büyüyüp, erişkin bir insan olduğunda kuracağı aile hayatının da temelinde iletişim ve ilişki kurma vardır. Eş seçiminde iyi bir iletişim, eşlerin birbirlerini daha iyi tanıması ve sağlam evlilik temellerinin atılması demektir. Toplumun en küçük biriminin aile olduğunu düşünürsek önemini çok daha iyi kavrayabiliriz. Ayrıca, kendimizi başkasının yerine koyarak, yani EMPATİ kurmakta bir tür ilişki kurabilme yeteneğidir. Etkili bir iletişim kurma daha rahat arkadaş edinip, sosyal çevrenin geliştirilmesine destek olur. Tüm gelişimlerin birbirleri ile ilişkili oldğu düşünüldüğünde sosyal yönden gelişen çocuk, duygusal, fiziksel, psiko-motor, bilişsel, dil yönlerinden de gelişir.