Etiket: Kurallar

  • Ebeveyn Tutum ve Davranışları

    Ebeveyn Tutum ve Davranışları

    ANNE BABALARIN TEMEL GÖREV VE SORUMLULUKLARI

    • Çocuklara doğru örnek olmak,

    • Çocukları korumak ve desteklemek,

    • Kuralları ve sınırları öğretmek,

    • Sürekli ve tutarlı bir anne babalık tutumu göstermek,

    • Hem kendi isteklerini hem de çocuğun isteklerini dikkate alan bir ilişki geliştirmek

    Anne Baba Tutumlarını Etkileyen Faktörler

    • Eğitim durumu

    • Anne babanın beklentileri

    • Toplumun değer yargıları

    • Anne ve baba olmaya hazır olma

    • Anne ve babanın kendi çocukluk deneyimleri

    • Anne ve baba arasındaki ilişki

    • Çocukların sayısı

    EBEVEYN TUTUMLARI;

    1-AŞIRI BASKICI-OTORİTER TUTUM

    • Anne baba tutumlarının aşırı baskıcı ve otoriter olduğu bir ailede;

    • Çocuğun ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınmaz. Çocuğa söz hakkı tanınmaz.

    • Çocuğa nedenleri açıklanmayan kurallar koyulur, bu kurallara uymadığı takdirde ceza verilir.

    • Kurallara sorgulamadan uyması beklenir. Eleştiri ve aşağılama çok sık görülür.

    • Sürekli eleştiren, yargılayan, emir veren, gözdağı veren, suçlayan anne-babalardır.

    • “Çocuğumu eğitiyorum” mantığıyla şiddet uygulanabilir.
       

      OTORİTER VE BASKICI TUTUM ÇOCUĞUN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLER?

    • Otoriter-baskıcı ana-baba tutumu ile büyüyen çocuklar, içine kapanık, çekingen, itaatkar olabileceği   gibi aşırı saldırgan ve zorba da olabilirler.

    • Değersizlik duygusu yaşar ve kendilerine saygı ve güven duymazlar.

    • Çocukta daima güçlü olma ve kendinden zayıfları ezme isteği vardır.

    • Çocuk alacağı ağır cezalardan kaçmak için yalan söyleyebilir.

    • Akademik başarılarının düşük olma ihtimali yüksektir.

       

      2-AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ TUTUM

    • Anne baba tutumlarının aşırı hoşgörülü olduğu bir ailede;

    • Çocukların her istedikleri sorgulanmadan yerine getirilir.

    • Çocuğun her türlü davranışı hoşgörü ile karşılanır ve kabul edilir.

    • Birtakım kurallar belirlense de kurallara uyulmaz ya da hiç kural konulmaz. Aile içinde sınırlar çizilmez. (Eve geliş saati, uyku saati, oyun saati vb. konularda)

    • Anne babalar çocukların yanlış yaparak kendi kendilerine doğruya ulaşmaları gerektiği düşüncesiyle çocuğa müdahalede bulunmaz, öğretici yönlendirmelerde bulunmaz.

    • AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ ANNE BABA TUTUMU ÇOCUĞUN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLER?

    • Aşırı hoşgörülü anne baba tutumları ile büyüyen çocuklar, kendilerini denetlemekte zorluk yaşarlar. Bencil ve şımarık olurlar. Eleştiriye tahammülsüzdürler.

    • Toplumsal kuralları öğrenmekte güçlük çekerler.

    • Vurucu, kırıcı ve saldırgan davranışlar sergilerler.

    • Doyumsuzdurlar ve paylaşmayı bilmezler. Kuralsız olduklarından uyum sorunu yaşarlar.

    • Bu çocuklar, anne ve babalarına hükmeder ve onlara çok az saygı gösterirler..

    • 3-AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU

    • Bu anlayış, anne babanın çocuğu aşırı koruması, gerektiğinden fazla kontrol etmesi anlamına gelir.

    • Böyle bir ailede, çocuğun başına herhangi bir şey gelir endişesi ile hiçbir iş ve sorumluluk verilmez, her şeyi anne baba tarafından yapılır.

    • Çocuklara hayat tecrübesi yaşama fırsatı tanınmaz.

    • AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU ÇOCUĞUN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLER?

    • Özgüven duygusu gelişemez. Aşırı derecede ürkek ve çekingen kalırlar.

    • Kendi başına hiçbir şey yapamaz, yapacağına inanmaz. Karar vermekte zorlanırlar.

    • Anne – babaya bağımlı olur.  Çevresindeki insanlarla iletişim  kurmakta zorlanırlar.

    • Sorumluluk duygusu, bilinci gelişemez.

    • İçe dönük ya da saldırgan olur.

    • Davranış bozukluğu (tırnak yeme, kekemelik, alt ıslatma, okul fobisi, yalan, …vb.) görülür.

    • Çocuk, kendini gruba kabul ettirmek için zaman zaman toplumdışı ve isyankar davranışlara başvurabilir..

    • ÇİÇEĞİN SUYA İHTİYACI VARDIR AMA ÇOK SULARSANIZ ÖLÜR GİDER.

    • 4-TUTARSIZ  TUTUM (Dengesiz ve Kararsız Tutum )

    • Anne babanın çocukları ile ilişkilerinde görüş ayrılığında olması veya çocuğun aynı davranışlarına farklı zamanlarda, farklı tepkiler göstermesi ile ortaya çıkan anne baba tutumudur.

    • Çocuğun bir davranışı anne tarafından cezalandırılırken, baba tarafından normal karşılanabilir.

    • Tüm çocuklara eşit davranmama, eşit sorumluluklar vermeme, kız ve erkek çocuğa cinsiyetine göre farklı davranma görülebilir.

    • Çocuğun yaptığı bir davranış bazen çok sert, bir tepki alabilirken, bazen de çok olumlu karşılanabilmektedir.

    • TUTARSIZ ANNE BABA TUTUMU ÇOCUĞUN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLER?

    • Dengesiz ve kararsız tutum ile büyüyen çocuklar, hangi davranışlarının uygun, hangilerinin uygunsuz olduğunu bilemezler. Davranışları ceza ve eleştiri almamaya yöneliktir.

    • Kendi görüş ve düşüncelerini açıklayamazlar.

    • Çocuk hangi davranışı, nerede, nasıl ve ne zaman yapacağı konusunda bocalar.

    • 5-MÜKEMMELLİYETÇİ TUTUM

    • Bu tutumu benimseyen anne babalar çocuklarını akademik, sosyal, sanatsal, sportif her alanda kusursuz olmasını beklerler.

    • Kendi  egolarını çocuklar üzerinden tatmin etmeye çalışırlar

    • Aile beklentilerini karşılaması için çocuk yoğun bir eğitim sürecine tabi tutar. Çocukta aşırı titizlik ve temizlik beklenir.

    • Çocuktan beklentiler yaşının ve kapasitesinin üzerindedir. Çocuk davranışlar yasaklanır, arkadaş seçimi de aileye aittir.

    • Anne baba çocuğuna karşı ilgi ve sevgilerini, çocuğun başarısı oranında gösterir.

    • Ne kadar başarı, o kadar sevgi.

    • MÜKEMMELİYETÇİ ANNE BABA TUTUMU ÇOCUĞUN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLER?

    • Bu anlayışla yetiştirilen çocuk aşırı kaygı, stres, tedirginlik, hayal kırıklığı gibi duyguları yaşamaya başlar. “Tırnak yeme, kekemelik, alt ıslatma, yalan, …gibi” davranış sorunlarıyla kendini ifade eder.
      Kendilerine güvenleri yoktur. Yanlış yapmaktan korktukları için girişim düzeyleri oldukça düşüktür.

    • Bu çocuklar, kendi doğal içgüdüleri ve kurallar arasına sıkışıp kaldıklarından, sürekli bir iç çatışma içindedir.

    • Fikirleri genellikle çok katıdır.

    • Her işte üstün olmak ister ve bunu başaramadığı noktada hayal kırıklığına uğrar. Çalışmayı tamamen bırakabilir ve aşağılık duygusu gelişir.

    • 6-GÜVEN VERİCİ ve DESTEKLEYİCİ TUTUM

    • Çocuğun yaşına ve gelişim özelliklerine uygun kurallar belirlenir. En önemlisi de bu kurallar çocukla birlikte belirlenir.

    • Anne baba ve çocuklar arası ilişkiler, sevgi dolu, saygılı ve güven vericidir.

    • Çocuklar ayrı bir birey olarak kabul edilir ve yaşına, durumuna uygun seçenekler sunarlar.

    • Anne baba davranışları ile çocuğa uygun birer modeldir. Anne ve babanın birbirlerine ve çocuklarına karşı tutum ve duyguları açık ve nettir.

    • Aile içinde güven ve şeffaflık vardır. Aileyi ilgilendiren kararlar birlikte alınır. Çocukların fikir ve düşünceleri dinlenir ve dikkate alınır.

    • Kuralların mantıklı açıklaması yapılır ve kurallar içselleştirilir,  sorumluluk duygusu ve problem çözme becerisi gelişir.

    • ANNE BABALARA ÖNERİLER

    • Çocuğunuzun davranışlarına kesin sınırlar koyun ve kesinlikle uyulması gereken kuralları belirleyin.

    • Çocuğunuza belli bir tutum belirleyip, istikrarlı davranmaya çalışın.

    • Çok özel günlerde ve durumlarda sınırlamalarda ve kurallarda geçici esneklikler gösterilebilir.

    • Çocuklarınıza sevgi ve ilginizi; bazı görev ve sorumlulukları eşit paylaştırmaya özen gösterin.

    • Çocuğunuzun haklarına, özgürlüğüne saygı duyun ve ona belli sorumluluklar verin. Bir taraftan da bunlara sınır koyun.

    • Çocuğunuzun başarılarını övün fakat aşırıya kaçmayın.

    • Merakını gidermek için yeterli kapasiteye sahip olduğu konusunda çocuğu teşvik edin.

    • Çocuğunuzun eğitiminde öyle bir çizgide durun ki çocuğunuz hem her an sizi yanında hissederek destek bulsun, hem de sizi hiç görmeyerek kendini özgür hissetsin.

    • Çocuğunuzun gelişimine göre yerine getirilmesi gereken davranışların çocuğunuz tarafından gerçekleştirilmesine izin verin.

    • BİR ÖYKÜ

      İyi niyetli ve yardımsever bir arkadaşımla bir gün doğada gezinirken kozasından çıkmaya çalışan bir kelebek gördük. Kelebek kozanın lifleri arasından sıyrılmaya çalışmaktaydı. Yardımsever arkadaşım hemen kelebeğin imdadına koştu. Dikkatlice kozanın liflerini sıyırdı, kozayı araladı ve kelebeğin çabalamadan kozadan çıkmasını sağladı. Ancak kelebek kozadan kolaylıkla çıktıysa da biraz çırpındı ve uçamadı. Yardımsever arkadaşımın göz ardı ettiği gerçek şuydu: kanatlar ancak kozadan çıkma çabalarıyla güçlenir ve uçuşa hazırlanır. Kelebek kendini kurtarma çabalarıyla aslında kaslarını geliştirmekte, kendini ayakta tutacak, güçlü kılacak, uçmaya hazırlayacak hareketleri çabalarıyla öğrenmekteydi. Yardımsever arkadaşım işini kolaylaştıracak kelebeğin güçlenmesine engel olmuştu.   Kelebek hiçbir zaman özgürlüğünü tanımadı, hiçbir zaman gerçekten yaşamadı.

    • Bu da zamanla çocukta bazı iç çatışmalara, huzursuzluklara dolayısı ile tutarsız bir yapının oluşumuna sebep olur.

    • Çocuk, ileriki yaşamında ilişkilerinde güvensiz, alıngan ve şüpheci bir yetişkin olur.

  • Oyun Neden Önemlidir?

    Oyun Neden Önemlidir?

    “Hayal gücü bilgiden daha değerlidir.” Albert Einstein

    Çocuklar doğumlarından itibaren çeşitli formlarda, çeşitli nesneler oyun kurar, gerçek hayatla ‘oyun’ aracılığıyla iletişim kurarlar. Oyun, çocuğun yaşamının vazgeçilemez bir parçasıdır. Oyun oynamak çocukları bedensel, duygusal, sosyal ve zihinsel olarak geliştirir.

    Oyun ve zihinsel gelişim

    Yapılan araştırmalarda, oyun oynamanın sinir hücrelerinin ve sinaps bağlantılarının gelişmesine katkıda bulunduğu görülmüştür. Ayni zamanda, oyun oynama deneyimi, beyindeki üzüntü, kaygı, öfke gibi olumsuz hisleri ortadan kaldırmaktadır.

    Oyun ve sosyal-duygusal gelişim

    Çocuklar, oyun yoluyla düşünceler, duygular ve ilişkilerde beceri ve kontrol kazanmayı öğrenirler.

    Oyun çocuklara ne kazandırır?

    1. Yaratıcı düşünmeyi
    2. Sorumluluk almayı
    3. İşbirliği kurmayı ve paylaşmayı
    4. Kendini tanımayı
    5. Dikkatini bir noktada yoğunlaştırmayı ve organize olma yetisini
    6. Sosyal roller edinmeyi ve duygularını dışa vurmayı
    7. Problem çözme yetisini
    8. Kendini ifade etmeyi ve sözlü ifadeleri anlamayı
    9. Toplu yasam için gerekli kuralları öğrenir.

    Çocuk, oyun suresince seçtiği rollerle secim yapmayı öğrenir ve seçimlerin sorumluluğunu kabul eder. Bu, çocuğun sorumluluk bilincini ve hayat üzerindeki kontrolünü artırır. Ayni zamanda çocuk oyun aracılığıyla deneme-yanılma yoluyla öğrenir.

    Çocuk, oyun sayesinde sosyalleşir. Çocuğun diğer çocuklarla oyun aracılığıyla kurduğu iletişim, ileri yaslarda kendi başına karar verme alışkanlığı kazandırır, işbirliği yapma ve yardımlaşma duygularını geliştirir. Oyunun sağladığı özgür ortam, çocuğun duygu ve düşüncelerini, isteklerini rahatlıkla gerçekleştirebileceği bir dünyadır. Bu dünya, çocuğun gerçek hayata ilk adımlarıdır.

    Oyun çocuğu hayata hazırlar!

    1. Oyun kurallı bir eylemdir ve bu kurallara uygun olarak oynanmak zorundadır.
    Oyun sırasında çocuklar, kurallar koyarlar ve duygularını oyun içerisinde kurallara uygun olarak açıklar, başkalarının haklarına saygı gösterirler. Bu da çocukları sosyal kurallara uymaları konusunda hayata hazırlar. Ayni zamanda kurallara uyulmadığı takdirde neler olabileceğini yasayarak öğrenirler.

    2. Oyunlar oynanıp bitirildikten sonra ayni şekilde yeniden oynanır.
    Çocuklar ayni oyunu sıkılmadan defalarca oynayabilirler. Bu sayede çocuklar, hayatlarında birçok şeye ayni hevesle başlayabilmeyi öğrenirler (Örneğin; yeni bir is gününe).

    3. Çocuklar oyunla ‘mekan’ tercih etmeyi öğrenir.
    Çocuklar oyunun yapısına göre tercih yaparken, tercihleri konusunda bilgiler edinmeyi, şartları değerlendirmeyi ve yaratıcı fikirler üretmeyi öğrenirler.

    4. Oyunda rekabet vardır.
    Oyunlarda çocuk başarılı olmak için çaba harcar. Başarılı olan sevinci, kaybeden ise üzüntüyü deneyimler. Kaybeden çocuk, bir sonraki sefere kazanmak için kendini motive eder ve bu amaç doğrultusunda caba harcar. Bu rekabet ortamı, onları hayattaki mücadeleleri için hazırlamaktadır.

    5. Her oyunda bir ritim ve uyum söz konusudur.
    Oyun başlar, ve gittikçe hız kazanır. Bu iniş ve çıkışlar oyuna bir ritim katar. Bu ritim sayesinde çocuk, hızlı düşünmeyi, düşüncelerini hareketlerine yansıtmayı öğrenir. Bu, da beden ile zihin arasında bir uyum oluşturur.

    Oyun çocuklar için sadece eğlenceli vakit geçirmek değil, ayni zamanda öğrenmek, gelişmek demek! “Oyunlar en neşeli araştırma biçimidir.” Albert Einstein.

    Kaynak: Kasap, N. E., Yeni Çağın Çocukları: Çocuklarınızı Başarılı Kılacak Yöntemler, Hayy Kitap, 2008.