Etiket: Kullanma

  • İnsülin kullanımı ile ilgili merak edilenler ?

    Kimlere İnsülin tedavisi gerekir?

    1-) Tip 1 diyabetliler (insüline bağımlı diyabetliler),

    2-) Ağızdan şeker düşürücü haplarla kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 diyabetliler,

    3-) Hangi tip diyabet olursa olsun, akut metabolik komplikasyon (koma) gelişmiş hastalar,

    4-) Akut stres, travma (kaza, yanık gibi), cerrahi girişim (ameliyat) yapılacak tüm diyabetliler,

    5-)Gebelik başlangıcından sonuna kadar tüm diyabetliler ve hamilelikte diyabeti ortaya çıkanlar,

    6-) Komplikasyon gelişmiş tüm diyabetliler (retinopati, nöropati, diyabetik ayak, nefropati gibi),

    7- Pankreası herhangi bir nedenle ameliyatla alınmış olanlar,

    😎 Hastalık, stres, travma, ameliyat veya hamilelik gibi durumlarla karşılaşanlar insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyar..

    İnsülin tedavisinin amaçları nelerdir?

    1- Kan şekerini normale getirmek

    2- Komplikasyonları önlemek

    3-Önlenemeyecek düzeyde komplikasyonlar oluşmuşsa ilerlemeyi durdurmak,

    4-Çocuklar için büyüme ve gelişmenin normal sınırlar içinde gitmesini sağlamak,

    5-Hamilelik ve gebelikle ilgili komplikasyonları önlemektir.

    İnsülin Enjeksiyonu yapılırken nelere dikkat edilmeli ?

    İnsülin enjeksiyonu yapılırken uygulanan insülinin özellikleri, insulin enjeksiyon yerindeki farklılıklar, ısı, enjeksiyon yerine masaj yapılması, egzersiz gibi faktörler insülinin etkinliğini değiştirir.Yapılan araştırmalarda insülinin en iyi emilim yerinin karın bölgesi olduğu görülmüştür. Giderek azalan emilim hızıyla, bunu kol, bacak ve kalça bölgesi izlemektedir.

    Enjeksiyon yerinin seçimi kadar, insülinin kıvamı deri ile kas arasında kalan yağlı dokunun (subkütan) kalınlığı da önemlidir. Kasa yapılan insülin daha çabuk etki gösterir ve etkisi daha kısa sürer. Kan akımını artmasını sağlayan durumlar (masaj, ısı uygulaması, geçici ısı artması, enjeksiyon yapılan yere uygulanan egzersiz gibi) emilimi hızlandırır.

    İNSÜLİN TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?

    İnsülin tedavisinin en önemli yan etkisi kan şekeri düşmesidir (hipoglisemi). Kan şekeri 50 ml/dl’nin altına düştüğü zaman hipoglisemi görülür. Doktorunuza danışmadan insülin dozunda değişiklik yaparsanız, öğün atlarsanız, Öğünde almanız gereken miktarlardan daha az miktarda karbonhidrat içeren besin tüketirseniz, Diğer günlere kıyasla daha fazla hareketliyseniz veya egzersiz yaparsanız hipoglisemi yaşabilirsiniz. Hipoglisemi evinizden uzakta, yolculukta veya herhangi bir yerde ve zamanda olabilir. Bu nedenle diyabet kimlik kartınızı beraberinde hızlı emilen karbonhidratlı bir besini (3-4 adet kesme şeker, 1 kaşık kuru üzüm, bir küçük kutu meyve suyu vb.) mutlaka yanınızda bulundurun. Hipoglisemi belirtilerini hissedince derhal bu şekerli gıdalardan alın. Aile bireyleri, arkadaşlarınız ve yardımcınızın düşük kan şekeri belirtilerinin neler olduğunu ve nasıl tedavi edildiğini öğrenmesi, sizin için hayati önem taşımaktadır. Eğer şuurunuz kapalı bir durumda bulunursanız, yakınlarınız tarafından derhal bir ‘glukagon ampul’ injeksiyonu yapılmalıdır. Glukagon, kan şekerinizi hızla yükselten bir hormondur. Evinizde mutlaka buzdolabında bulundurmanız gereklidir.İnsülin lipoatrofisi insülin enjeksiyonu yapılan yerlerde yağ dokusunun kaybı ile oluşan insülin tedavisine bağlı yan etkilerdir. Gençlerde ve kadınlarda daha sık görülmektedir. Uzun süre hep aynı yere enjeksiyon yapılması sonucunda gelişir. Çocuk ve genç diyabetlilerde sık görülür. Her iki durumda da insülin enjeksiyon yerlerinin değiştirilmesi gerekir.

    İnsülin tedavisi bağımlılık ya da alışkanlık yapıcı bir özellik taşımaz.

    Hastanın insülin tedavisini geciktirmesi için doktoru zorlaması çok yanlıştır. Olabildiğince erken ve yeterli dozda insülin verilmesi meydana gelecek hasarları önler ya da yavaşlatır. İnsülin uygulaması bir nevi eksiği ‘yerine koyma’ tedavisidir. Bu tedavi programı her diyabetliye özel olmalı ve onun yaşam biçimine, alışkanlıklarına ve beklentilerine göre şekillendirilmelidir.

    İnsülin kullanmadan önce dikkat edilecekler

    İnsülininizi kullanmadan önce, dikkatle gözden geçirin. Görünümünde size uygun olmayan bir özellik varsa, bu insülin yeterli işlev görmeyebilir. Kristalize insülinler ve analog insülinler berrak ve renksizdir. Bulanık, koyulaşmış, içerisinde tanecikler gözüken ve hatta hafifçe renklenmiş olan kristalize insülinleri kullanmayın. İnsülin gereken şekilde saklanmazsa, beklenen işlevi yerine getiremiyebilir. Fazla olan insülin kartuş ya da kalemleri buzdolabının kapağında saklayın. Mümkün olduğunca sıcakta ve güneşte tutmayınız. İnsülini asla dondurmayın. Eğer evinizin sıcaklık derecesi 25°C’nin üzerinde ise insülini buzdolabında tutun. İnsülinin aşırı sıcakta veya aşırı soğukta kalmasına izin vermeyin (örneğin park edilmiş arabanın içinde veya doğrudan güneş ışığına maruz kalacak şekilde bırakmayın).İnsülini beraberinizde taşıyarak kaybolmasını önleyin; örneğin uçakla yolculuk yaparken insülini el çantanıza alın, bagaja verdiğiniz valizlerin içerisinde bırakmayın. İnsülini her zaman aynı şekilde kullanın. Doktorunuzun önerdiği dozları uygulayın. Fazla insülin kan şekerinizin aşırı düşmesine neden olabilir. Yetersiz insülin ise kan şekerinizin aşırı yükselmesine yol açar. İnsülini her gün kullanın. Doktorunuz söylemediği sürece, injeksiyonları hiç aksatmayın ve atlamayın. Kullanmadan önce insülinin üzerindeki son kullanma tarihini kontrol edin. Kullanmadan önce insüline bakarak herhangi bir bozukluk olmadığından emin olun. Her zamanki insülin kullanma şeklinizi kaydedin. Her injeksiyonda kullandığınız insülin tipini ve dozunu yazın. Ayrıca injeksiyon saatini de kaydedin. İnsülin injeksiyonlarını her gün aynı saatte yapın. Her injeksiyonu farklı bir injeksiyon bölgesine uygulayın. Yemek ve egzersizle insülin arasında denge kurun. Aşırı fiziksel aktivite veya çok az yemek yemek, kan şekerinizin aşırı düşmesiyle sonuçlanabilir. Çok fazla yemek ise kan şekerinizi yükseltebilir.

  • Elektromanyetik radyasyondan korunmak için pratik öneriler

    Cep telefonlarının yaşamımıza bu kadar fazla girmesi, kablosuz internet ağları, mikrodalga fırınlar, monitörler, LCD televizyonlar ve hatta uzun saçlı çocuklarımızın banyosundan sonra kullandığımız saç kurutma makineleri… Ev aletleri babaannelerimizin anlamakta güçlük çekeceği kadar hızlı bir şekilde dijitalleşiyor ve manyetik cihazlarla iç içe hale geliyoruz. Bizler bu cihazları kullanmayı zaman içinde öğrenir ve cihazların evrimleşmesine şahit olurken yavrularımız bu ortamın içine doğuyor, yaşam çocuklarımız için bu cihazların içinde başlıyor ve evrimin bir parçası oluyorlar…

    Hayatımızda bu kadar elektronik cihaz varken bunların yaydığı elektromanyetik dalgalardan ne kadar etkileniyoruz ve korunmak için neler yapmalıyız? Elektromanyetik alanın canlıların sağlığı üzerine olumsuz etkilerini gösteren birçok araştırma vardır. Buna karşın, elektromanyetik alanın insan sağlığına zararlı olmadığını gösteren birçok araştırma sonucu da bulunmaktadır. Bundan da bilim çevrelerinde bu konu üzerinde ortak bir fikir birliği olmadığı anlaşılmakla birlikte elektromanyetik alanın insan sağlığına ne gibi etkileri olduğu toplumda önemli bir kaygı ve merak konusudur.

    Bu konuda bir rehber hazırladık:

    Öncelikle elektromanyetik radyasyon kaynakları nelerdir?

    Sabit telekomunikasyon cihazlarının (baz istasyonları ve cep telefonu) antenleri,

    Radyo, televizyon ve telsiz verici istasyonlarının antenleri,

    Elektrik iletim hatları ve trafo merkezleri,

    TV, bilgisayar ekranları,

    Radar sistemleri,

    Uydu iletişim sistemleri (mesela uydudan yer belirleyen ve son zamanlarda moda olan navigasyon cihazları)

    Tıpta kullanılan bazı cihazlar, (“yavrularımız bu ortamın içine doğuyor” demiştik, değil mi?)

    Peki birey olarak neler yapabiliriz bir de buna göz atalım?

    • Elektrikli aletleri kendinizden mümkün olduğunca uzakta çalıştırın. Elektromanyetik etki mesafe ile hızla azalacaktır.

    • Kullanmadığınız aletleri ya kapalı tutun ya da fişten çıkarın. “Stand by” konumunda kaldığı sürece elektromanyetik kirlilik yaratacaktır.

    • Düşük radyasyonlu bilgisayar ekranı kullanmaya özen gösterin ya da ekran filtresi kullanın.

    • Ekonomik (halojen ve flüoresan) lambaları mümkünse kullanmayın, kullanmıyorsanız kendinizden uzakta tutun; gece lambası ve okuma lambası olarak kullanmayın. Halojen lambalar yüksek akımlar kullanırlar.

    • Eski telefon hatlarına bağlı telsiz telefonların çıkış güçleri çok yüksek değil; ancak cep telefonlarında durum bunun tam tersi.

    • Araç telefonlarının antenleri araçların tepesinde olmalı, yanlarında ya da pencerede değil.

    • Dinlendirici bir uykuya geçmek için en ideal koşul yatak odasında TV ve radyo bulunmamasıdır.

    • Elektrikli saat / radyo / alarm'ı başucunuzda bulundurmayın (pilli kullanmayı tercih edin). Elektrikle çalışan radyolu çalar saat kullanmayınız. Kullanmak zorundaysanız başımızdan mümkün olduğunca uzakta tutunuz. Odada herhangi bir alet kullanılmadığı sürece odaya gelen elektrik akımı kesebilirsiniz.

    • Yatak odasında başucunuzdaki duvarla komşunuzda bir elektronik aletin bitişik durmamasını sağlamaya çalışın

    • Cep telefonu kullanmadığınız surece kapalı tutun. Gerekmedikçe cep telefonları kullanmayın. Üzerinizde açıkken bulundurmayın. (Kalp üstünde, bel ve göğüste bulundurmayın.) En iyisi cep telefonu kullanma çılgınlığına son verin.

    • Açık telefonu kendinizden en uzak mesafede bırakın. Tercihen 1m mesafeden kulaklıkla konuşun. Acil durumlar dışında yanınızda açık taşımayın veya hep kapalı tutun, gerektiğinde siz arayın. SAR<1 W/kg olan cep telefonlarını tercih edin.

    • Yatağınızı EM alanlardan olabildiğince uzağa koyunuz.

    • Elektrikli battaniye kullanmayın ya da yatmadan önce yatağınızı ısıtarak kullanın.

    • Tüm TV ve bilgisayarların arkalarında EM elektromanyetik alan daha büyüktür. Komşunuzda bu aletlerin nereye yerleştiğine dikkat edin.

    • Lap Top bilgisayarlar (LCD ekran) şarjlı kullanıldığında düşük EM alana sahiptir (uzakta şarj edilmelidir).

    • Saç kurutma makinesinin manyetik alanı çok yüksektir ve hipofiz bezinden melatonin salgılanmasını etkiler. Sürekli kullanmak yerine aralıklarla kısa süreli kullanın. Akşamları kullanmayın.

    • Evinizdeki ve işyerinizdeki elektrik ve manyetik alanları ölçtürün.

    • Mikrodalga fırın çalışırken en az 1 m' den uzakta durun. Gerekmedikçe kullanmayın.

    Fotokopi makinelerinden (yüksek manyetik alan) en az 50 cm uzakta durun.

    • Elektrikli tıraş makinesi kullanmayın veya şarjlı kullanın veya jilet tercih edin.

    • TV ekranlarından (ön ve arkasından) en az 2 m uzakta bulunun.

    • Elektrikli daktiloları kullanmadığınızda fişten çıkarın.

    • Çamaşır / bulaşık vs. makineleri çalışırken yakınında bulunmayın.

    • Cep telefonu baz istasyonlarının evlerinizin çatısına ve okullara veya yakın çevrenize takılmasına izin vermeyin. (Yeni Zelanda, ABD ve İngiltere'de bu konuya halk sahip çıktı. İngiltere' de istasyonlara yakın evler daha ucuza satılıyor.)

    Uzm Dr Erdem UZUNOĞLU

    (Prof. Dr. Nesrin Seyhan, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı ve Faruk Levent,Medikal Teknik Dergisi, Haziran 2010 kaynak alınarak hazırlanmıştır)