Etiket: Korkusu

  • VAJİNİSMUS NEDİR

    VAJİNİSMUS NEDİR

    Vajinanın girişine dokunulduğunda , vajinanın 1/3 dış kısmının istemsiz kasılmasıdır. Bu kadınlar acıyacak korkusu ile cinsel birleşmeden kaçarlar. Cinsel terapi kliniklerine en sık müracaat sebebi olmuşlardır. Genelde kliniklerde tek taraflı bir sorun olarak terapiste iletilir. Oysaki temel sorun birleşememedir.

    Kadının olmasını istediği halde, penis, parmak, veya başka bir nesnenin vajinaya girmesine müsaade etmemesidir. Fobik bir kaçınma hareketidir. İstemsiz pelvik kasların kasılmasıdır. Ağrı beklentisinin acı duyma korkusu ile birleşmesidir. Sorun sürekli ötelenir ve beklenilir.

    Vajinusmuslu kadının organik bir problemi yoktur. Bazen kalın bir kızlık zarının varlığı ile karşılaşılsa da temel neden hiçbir zaman o değildir. Vajinusmus tanısı ancak pelvik muayene ile konur. Pek çok kadında pelvik muayeneden kaçınır.

    Birleşmenin acıtacağı korkusu ya da kasmaya bağlı oluşan acı çifte ilişkide hayal kırıklığı yaşatır. Sorun sadece vajinanın giriş kısmında ki kasılma değil tüm bedende başta bacak ve kollarda hissedilen daha sonra ruhsal ve bedensel savunma tablosuna dönüşür. Yüzündeki haz ifadesi korku, gerginlik ve dehşet anına dönüşür. Vajinusmuslu kadınların eşleri gerçekten çok zorlu bir yolculuktan geçer.

    Kadın çelişkilidir. Bir yandan yardım ister bir yandan tedaviden kaçar. Hayal kırıklığı yaşarken, terkedilme korkusu da bedenini sarar. Kadın olarak yetersizim duygusunu hisseder. Bazen istenmediğini düşünen bir erkekde de cinsel isteksizlik olabilir. Vajinusmuslu çiftler arasındaki ilişki de o güvenli bağ kurulamaz.

    Cinsel terapi sürecinde amaçlanan kasların gevşemesini sağlamak değil, ağrı korkusunun ve kaygısının giderilmesi olmalıdır. Özellikle vajina girişine yönelik ankisietenin giderilmesine çalışılmalıdır. Vajinismus vakaları batı toplumlarından daha çok, doğu toplumlarında görülmektedir. Gelenek ve dini ögelerin etkisi doğu toplumlarında daha fazladır. Biz gelenek ve modernlik arasında olan hala cemaat toplumundan cemiyet toplumuna uyum sağlamaya çalıştığımızdan bizde de çok sık görülmektedir.

    Vajinismus nedenleri arasında dinamik bakış çok önemli rolü oynar. Ancak basit cinsel terapi teknikleri ile çözülen vakalar olayın basit nedenlerden de kaynaklanabileceğini bize göstermektedir. Cinsel tabuların baskın olduğu, bekaretin evliliğe kadar korunduğu kollandığı toplumlarda vajinusmus daha fazla görülür. Psiko-sosyo-kültürel etkenlerin rolü çok fazladır. Çocukluk dönemi yaşanılan olumsuz cinsel deneyimler vajinusmusun diğer nedenleri arasındadır.

    Aile yapısı bizim için önemlidir. Otoriter bir babanın varlığında sağlıklı kurulamıyan baba kız ilişkileri, cinselliği değersizleştiren bir aile yapısı, cinsel organlardan hoşlanmama, katı dinsel ve ahlaki eğitimler, cinsel şiddet, eşcinsel özdeşleşme, yanlış bilgilenmeler ve ilk gece kabusu hikayeler.

    Vajinusmuslu kadınlar çocuksu özellikleri vardır. Kadın erkek ilşkilerinde sınır koyan kişilerken, erkekler ise oldukça saygılı beylerdir.

    Toplumun her kesiminden, her eğitim düzeyindeki kadında geleneksel yada modern olması fark etmez vajinusmus sorunu görülebilir. Cinsellik işin içine girdiğinde pek çok faktör vajinusmusu tetikler. Yapılan testlerde vajinusmuslu kadınlarda suçluluk duygusu, cinsellikten korkma, ankisite ön plandadır.

    Evlilik şeklide çok önemlidir. Bu kadınlar görücü usulü bir evlilik ,akraba evlilikleri,evdeki baskıcı ortamdan kaçıp evlenme, aile tarafından onaylanmayan evlilikler yada çok enteresan birleşmeyi evliliğe bırakan uzun yıllar süren flört aşk sonrası evlilikler olabilir.

    Vajinusmus semptomunu ortaya çıkaran ve devam ettiren nedenlerin başında kadınların kendilerini zayıf ve çaresiz hissetmesi erkeklerinse tehlikeli olduğu düşünülmesidir.Cinsel birleşmenin kadınların katlandığı acı verici bir süreç , erkeklerinse zevk aldığı bir eylem olarak görülmesidir. Vücudun içine alınan şeylerin acı verdiği hissi yoğun yaşanır. İlk gece korkusu ve bekaretin masumiyet olarak algılanması ve ona ait son kalenin de teslim edilmesi kendi içinde parçalanmayı yok olmayı düşündürebilir. Tedavisi bir sürü davranışsal tekniklerle basit vajinusmus vakaları çok rahat çözümlenebilir. Birlikte bilişsel psikoterapi teknikleride kullanılabilir. Israrlı vakalarda dinamik çalışmak bu olgularda oldukça güzel cevaplar almamızı sağlar.

  • BAĞLANMA KORKUSU

    BAĞLANMA KORKUSU

    Kadın-erkek ilişkilerini bozan yarım kalmış aşklar, yüreğimizin bir köşesinde hissettiğimiz yaşanmamışlıklar…Sevgisizlik mi yoksa başka bir şey mi? Neden karşımızdaki insana kalbimizin, ruhumuzun her yerini açmakta zorlanıyoruz? Ve neden bağlanma duygusu bir savunmasızlık hissi doğuruyor bize?

    Genel anlamda bakıldığı zaman uzun süreli ilişkilerden kaçınma olarak kendisini gösteren bağlanma korkusu, günümüzde oldukça fazla gözlemlenen ve yakınılan bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. İlişkilerde bağlanma, karşı tarafa güven duyma, yakınlık kurma, bireyin kendini güvende hissetmesi, ilişkinin devam edebilmesi açısından önemlidir. Bağlanma korkusu olan kişilerde bu gibi duygu ve davranışların eksik ve yapılandırılmamış olmasından dolayı ne yazık ki sağlıklı bir ilişki gerçekleştirilememektedir. Birçok kişi bu durumun farkına varamamakta ve ilişkiyi sürdüremeyeceklerine dair yoğun bir kaygı içine girmektedir.

    Bağlanma korkusunun temelinde terk edilme (kaybetme korkusu) ve acı çekme korkusu yatmaktadır. Terk edilme korkusu yaşayan kişilerin çocuklukta özellikle anne ile olan ilişkilerinde bu tarz deneyimler yaşamış olma ihtimali çok yüksek olmaktadır. Çocukluk çağında anne-babanın aşırı kontrolcü veya aşırı ilgisiz olmasından kaynaklı olan sorunlar, bireyin ilerleyen yaşlarda problem yaşamasına neden olmaktadır. Çocuk anne-babanın bu tutumlarından dolayı kaçmayı öğrenmekte ve ilerleyen yaşlarında da bu öğrendikleriyle devam edip yaşadığı yoğun kaygıdan kurtulmaya çalışmaktadır.

    Bağlanma korkusu olan bireyler genellikle ilişkilerinde karşı tarafın kendisini olduğu gibi kabul etmesini, ne yaparsa yapsın kendisiyle birlikte olmasından mutlu olabilecek bireyler aramaktadırlar. Kendilerini sürekli olarak ilişki yaşadıkları kişi tarafından baskı altında hissetmektedirler ve karşı tarafında sürekli ilgi istemesinden dolayı şikayet etmektedirler. En büyük eksiklikleri ise yeterli bir şekilde duygusal aktarımlarını karşı tarafa gösterememiş olmalarıdır. Çünkü karşı tarafa duyguları belli etmek teslimiyet demektir. Bu durum onları tekrardan kaybetme korkusuna götürecektir. İlişki yaşadıkları kişiye yönelik yaşamış oldukları yoğun kaybetme korkusuyla karşı karşıya kaldıklarından ve kaygıdan kaçmak için uzak kalmayı tercih edip, kendilerine duygusal anlamda ket vurmaktadırlar. İleriki dönemlerde de acı çekeceklerini düşünerek kaygılarını iyice desteklemektedirler. Yaşadıkları bu sıkıntılardan dolayı bu bireyler uzun süreli ilişkilerden kaçınarak daha çok yüzeysel ve kısa süreli ilişkiler yaşamaktadırlar. Bu tarz düşünce ve davranışlar karşı taraftaki kişiyi de bir süre sonra olumsuz etkilemeye başlamaktadır.

    Bağlanma korkusu belirtileri; tek olarak yaşam sürme isteği, ilişkinin sonlanma korkusunun olması, mevcut halinden memnun olunması, geçmişte yaşanılan ilişkilere dair kötü hatıraların olması ve ilişkide olunan kişinin doğru kişi olduğuna dair şüphelerin olmasıdır.

    Bağlanma korkusuna sahip olan kişiler, bu durumdan kurtulmayı başarabilmektedirler. Bu bireylerin yaşadığı durumun sadece nedenlerini fark etmeleri halinde, ilişkilerindeki durumu değiştirebilirler. Beklenti, ihtiyaç ve ilişkilerini daha farklı bir konuma taşıyabilirler. Bu korkunun yenilmesi için kişilerin öncelikle korkunun sebepleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir.

  • UÇAK KORKUMU NASIL YENERİM?

    UÇAK KORKUMU NASIL YENERİM?

    Kortuğunuz şey muhtemelen başınıza gelmeyecek ama başınıza gelebilme ihtimali ile korkularınız eğer bu korkularınız bitiremezseniz yaşamınızda sizi süpürecek”

    Adil Maviş

    Aviofobi ya da Aviatofobi; Wright kardeşlerin temellerini atmış olduğu, insanoğlunun, belki de dünyanın küreselleşmesine sebep olan en büyük icatlardan biri olan uçak ve uçmaktan korkma durumu. Aviofobi elbette ki çeşitli sebeplerden dolayı bireylerin bünyesinde baş gösterebilir. Geçmişte yaşadıkları ve uçak, uçmak ile ilgili herhangi bir olumsuz deneyim, duydukları ya da izledikleri görsel veya işitsel olumsuz materyaller, dinledikleri hikayeler, yakınlarının başına gelmiş olan herhangi bir olumsuzluk durumu ve benzeri pek çok unsur bireyin bünyesinde aviofobi ya da aviatofobi olarak bilinen uçma ve uçak korkusunun meydana gelmesine neden olabilmektedir.

    17 Aralık 1903 tarihinde, Kaliforniyalı (ABD) Wright Kardeşler’in elinden çıkan ilk motorlu ve insanlı uçak olan “Wright Flyer” havada başarılı bir şekilde süzülmüştü. Bugün, tam 113 yıl sonra, dünya genelinde binlerce havalimanı, milyonlarca uçak ve milyarlarca yolcu bulunuyor. Ağ tabanlı bir görsel veri aracı olarak hizmet vermekte olan “Chartsbin” web sitesinin 2010 yılında açıkladığı rakamlar doğrultusunda, doksan dokuzu Türkiye’de bulunmak üzere dünyada toplam 43.982 adet havalimanı bulunuyordu. Bu sayı her geçen gün arttı ve şüphesiz ki artmaya da devam edecek. Çünkü insanoğlunun geliştirdiği teknoloji, dünyayı iyice küçültmekte ve ulaşılır kılma konusunda hızla ilerliyor.

    Chartsbin’in verileri, Amerikan İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından geliştirilen “Factbook” sistemi kullanılarak oluşturulmuştur. Bu sayede, sunulan verilerde, ülkelerdeki en küçük, hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın fark etmeksizin bütün havalimanları hesaba katılmıştır.

    Peki ya siz, böylesine mucizevi bir gelişmeden ve teknolojiden, uçmaktan ve uçaktan korktuğunuz için faydalanamıyor musunuz? Neyse ki, gelişmeler yalnızca teknoloji veya havacılık alanı ile sınırlı kalmıyor, psikoloji ve psikolojik tedaviler de bugün 113 yıl öncesinde olduğundan çok daha pozitif bir etki ile sonuçlanıyor. Uçma ve uçak korkunuzu, profesyonel bir yardım alarak oldukça tatmin edici bir sürede yenebilirsiniz.

    Uçma korkusu, tekil bir unsur olmak zorunda değildir. Yani, birçok farklı etkenin bir araya getirerek sebep olabileceği ya da etkisini azaltıp arttırabileceği bir duygu durumuna da dönüşebilmektedir. Temel olarak “uçmaktan korkmak” eyleminin potansiyel sebepleri saymakla bitmeyecek olsa da, bunlardan başlıca olanları şu şekilde sıralanabilmektedir;

    • Hipsifobi, Altofobi ve Akrofobi (yükseklik korkusu)

    • Klostrofobi (kapalı yer, dar alan korkusu)

    • Aeroakrofobi (yüksek ve açık mekan korkusu)

    • Aeronausifobi (uçak tutması ve uçak tutması sonrası kusma korkusu)

    • Agorafobi (açık alan ve kalabalıktan korkma)

    Uçağın kaçırılması ya da terörist eylem korkusu, gelişen teknoloji ile hayatımıza giren Nomofobi, yani “cep telefonu aracılığı ile gerçekleştirilen iletişimin kesilmesi” korkusu ve benzeri sayısız psikolojik etken, bireylerin basitçe “uçmaktan ya da uçaktan” korktuklarını düşünmelerine sebebiyet verebilmektedir. Psikolojik etkenlerin neredeyse tamamı, olumsuz ya da olumlu fark etmeksizin birbiri ile bağlantılıdır, kümeler halindedir. Bu durum, işleri daha karmaşık bir hale getiriyormuş gibi gözükse de, aslında tedavi sürecinde çözüm odaklı çalışmayı da teşhis koyma sürecini de hızlandırmaktadır.

    Kısacası uçma ve uçak korkusu, yalnızca tanatofobi ya da tantofobi (ölmekten korkma ve ölüm korkusu) yüzünden oluşmamaktadır ve sanıldığının aksine çok daha kompleks bir yapıya sahip olabilmektedir. Zira, havayolu aracılığı ile seyahat etmenin demiryolu, karayolu ve denizyoluna nazaran çok daha güvenli olduğu, dünden bugüne istatistiki veriler ve kaza/ölüm oranları dahilinde defalarca kanıtlanmıştır ve kanıtlanmaya da devam etmektedir. Bir uçağın ve uçma eyleminin teknik yapısını öğrendikçe, pilot ve kabin memurları gibi havayolu hizmetlilerinin ne kadar güven verici testlerden ve uygulamalardan başarılı sonuçlar ile ayrıldığına tanık oldukça dahi uçuş korkunuzda büyük bir ölçüde azalma olacaktır.

    Ancak, uçak ve uçma korkunuzun sebebi, açıklamaya çalıştığımız gibi, yalnızca uçak ve uçma eylemi ile alakalı olmayabilir. Pek çok fobi gibi, bahsi geçen fobinin de kompleks yapısında yer alan farklı sorunlar, yaşadığınız bu duygu durumunun kaynağı olabilmektedir. Bu bağlamda yer alan sorunlarınızı ve korkularınızı, yani fobilerinizi de gelişmiş psikoloji ve psikiyatri teknikleriyle birlikte, profesyonel bireylerden yardım alarak çözmeniz son derece olasıdır.

    Adil MAVİŞ

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir.