Etiket: Köpek

  • Sevimli ve Yararlı Dostlarımız

    Sevimli ve Yararlı Dostlarımız

    Biz hayvan severler bir hayvan sahiplenmenin yaşamımıza verdiği mutluluğun ne demek olduğunu çok iyi biliriz. Bizi eğlendirirler, güldürürler, yalnızlığımızı giderirler. Fakat birçoğumuz bu sevimli varlıkların ruhsal ve fiziksel sağlığımıza olan olumlu etkilerinden bihaber yaşarız.
    Evcil hayvanlar insanların duygularını, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını anlama konusunda evrim geçirmişlerdir. Örneğin köpekler insanların kullandığı birçok kelimeyi anlayabilmekte, ses tonumuzdan, vücut dilimizden ve mimiklerimizden duygu durumumuzu tespit edebilmektedirler. Tıpkı yakın bir arkadaşınızın yapacağı gibi mutsuz olduğunuz zaman gözlerinizin içine bakıp duyarlılıkla sizi anlamaya çalışmakta ve hatta sarılma ve öpme benzeri davranışlar sergilemektedirler. Evcil hayvanlar, özellikle kedi ve köpekler, stres, anksiyete ve depresyonu azaltır, yalnızlığımızı giderir, bizi egzersiz yapmaya ve oynamaya teşvik eder, kalp sağlığımızı olumlu yönde desteklerler. Evcil hayvan besleyen çocuklar daha özgüvenli ve aktif bireyler olurlar. Bu sevimli dostlar yaşlılar için de mükemmel bir yoldaştırlar. Çünkü bize koşulsuz sevginin ne demek olduğunu en güzel onlar öğretirler.

    Yapılan Araştırmalar Gösteriyor Ki
    -Evcil hayvan besleyen kişilerin stresli durumlar karşısında kan basınçlarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Hatta bir araştırma hipertansiyon hastası bireylerin bir hayvan beslemeye başladıktan 5 ay sonra tansiyonlarının normal seviyelere döndüğünü tespit etmiştir
    -Kedi veya köpekle oynamanın vücudumuzda mutluluk sağlayan serotonin ve dopamin seviyelerini yükselterek bizi sakinleştirip rahatlattığı tespit edilmiştir. Evcil hayvan besleyenler depresyona daha seyrek yakalanırlar
    -Hayvan besleyenlerin trigliserid ve kolesterol seviyelerinin düşük olduğu ve kalp krizi risklerinin ciddi anlamda azaldığı gözlemlenmiştir
    -Evcil hayvan besleyen 65 yaş üstü bireylerin beslemeyen bireylere göre daha az doktor ziyaretine gereksinim duydukları tespit edilmiştir

    Hayat Kalitemizi Nasıl Arttırırlar?
    -Egzersiz yapma süremizi arttırlar. Nasıl mı? Köpeğinizi yürüyüşe çıkarmak, kedinizle evin içinde oynamak, bakımlarını yapmak sizi daha aktif bir insana dönüştürür.
    -Bize arkadaş olurlar. Yalnızlık, depresyon ve benzeri rahatsızlıklara davetiye çıkarır. Tüylü arkadaşlarımız bize hayatta ihtiyaç duyulduğumuz, istendiğimiz ve değerli olduğumuz hislerini yaşatırlar. Hayattaki en güzel şeylerden biri akşam işten eve geldiğinizde kuyruğunu sallayan ya da taklalar atan bir kedi ya da köpek tarafından karşılanmaktır. 
    -Yeni insanlarla tanışır daha sosyal olursunuz. İnternette ya da çevrenizde kedi ya da köpek besleyen kurumlar, forumlar, bloglar yeni insanlarla tanışmanıza, arkadaş çevrenizin genişlemesine yardımcı olur. 
    -Gününüz daha sistemli ve düzenli bir hale gelir. Köpekler düzenli bir egzersize ihtiyaç duyalar. Kedilerin de her gün onları beslemenize, kumlarını temizlemenize ihtiyaçları vardır. Bu rutin hayatınızı daha düzenli bir hale getirirken, özelliklerle çocuklarda sorumluluk alma becerilerini destekler.
    -Dokunmanın mucizevi etkisi. İnsanların doğası gereği dokunmaya ve sarılmaya ihtiyacı vardır. Evcil hayvanınıza dokunmak, onu sevmek stresi yatıştırır. Dolayısıyla stresin neden olabileceği zararların bir nebze önüne geçilmiş olunur.

  • Fobileriniz kabusunuz olmasın !

    Kim yüzde yüz cesuryürek ki ? Uçaktan, karanlıktan, hasta olmaktan, böcekten, iğneden, denizden, yüksekten, kediden, köpekten, yalnız kalmaktan, kaybetmekten, parasızlıktan… Saymakla bitmez… Korkularınızdan korkmayın, “fobim var” deyip geçmeyin, tedavisi düşündüğünüzden daha basit.

    “Korku” dediğimiz şey aslında bir kaygı duygusu. Ve çok insani. Bu duygu çoğu zaman hayatta kalmamızı sağlayan “savaş veya kaç” komutunun habercisi.

    Bu hisse kendimizi kaptırıp tüm duygularımızı ele geçirmesine izin verdiğimizde iş çığırından çıkıyor. Tam da bu noktada hayatımızı zorlaştıran fobiler çıkıyor ortaya.

    Peki nedir bu “fobi”? İnanılmaz ama gerçek, yaklaşık 250 tip fobi mevcut. Bizi korkutan anlık bir olayın hafızalarımıza kaydedilmesiyle ilk fotoğraf oluşuyor. Zamanla beynimiz belli hareket dizinleriyle bu fotoğrafı filme çeviriyor. Kartopu etkisi dediğimiz şey burada devreye giriyor ve maalesef benliğimizi ele geçiriyor.

    Bazen de çok korktuğumuz bir olayda bilinçaltımız tarafından kaydedilen görüntü ve sesler de korkumuzun tetiklenmesine sebep olabiliyor. Küçük yaşta boğulma tehlikesi geçiren bir kişi önce denizden, sonra havuzdan sonrasında ise suya dair her şeyden korkuyor. Ya da çocukken bir köpek tarafından kovalanmak ömrün geri kalanında köpek korkusuna yol açabiliyor.

    Dalgalı deniz görüntüsü ve sesi, bir köpek havlaması, uçak motoru sesi… Hepsi, ama hepsi tetikliyor. Düşünürsek… Hangimizi köpek kovalamadı? Hangimiz doğuştan yüzme biliyorduk, ya da kaçımız uçakların teknik donanımlarına hakim? Korkulardan, fobilerden kurtulmak mümkün mü?

    Korkulardan arınmak ve hayatı kolaylaştırmak zannedildiği kadar zor değil. İlk adım korkunun temel nedenine inmek. O temel algı değişimi ve tamamlayıcı tıp yöntemleriyle değiştirildiğinde korku da uçup gidiyor. Hangi yöntemler bunlar? Kaç seans gerekiyor? Birkaç farklı yöntem uygulamak mümkün. Bioenerji.

    Bu yöntemle vücudumuzda, korku duygumuz nedeniyle bozulmuş olan enerji akımı ve buna bağlı belirtiler düzenlenir. Algı değişimi ve EFT tekniğinin daha kolay uygulanmasına zemin hazırlanır. Bu sayede de hasta korkularından daha rahat kurtulabilir. Algı değişimi.

    Kulağa ilk çarptığında kişide bir çekince oluşabiliyor. Fakat algı değişimi seanslarında danışan tarafından onaylanmayan hiçbir işlem uygulanmaz. Tamamen rahat bir sohbet akışında, geçmişin kaygı ve travmalarını hatırlayıp onları usulünce değiştirerek yerine doğru algıları, kişinin kendi iradesi ve isteğiyle yerleştirmek, rahatlığa ulaşmanın bir yoludur.

    EFT “Emotional Freedom Technics”, yani “Duygusal Özgürlük Tekniği”. Burada amaç, akupunktur noktalarına yapılan küçük dokunuşlarla, beyin belli bir rahatsızlığı odaklanır. Belli hareket silsilesinin ardından bu rahatsızlık beyine yokmuş gibi algılatılır. Beyinde tariflenmeyen bir rahatsızlık da vücudumuz tarafından hızlıca iyileştirilerek yok edilir.

    EFT’ye ağırlıkla; Hayvan, yükseklik, deprem, asansör, ameliyat, karanlık, yalnızlık vs. gibi korku ve fobilerde, sınav stresi ve sınav korkusunu yenebilme, okula konsantrasyon, motivasyon, öğrenme alanlarında, Psikolojik problemlerde ve sigara bırakma, kilo problemleri, yeme bozuklukları ve cinsel sorunlarda başvuruluyor.

    Doğru uygulandığı taktirde, başarı oranı da epey yüksek. Korkunun tipine ve kişinin tedaviye uyumuna göre, “kim korkar hain kurttan” demek için 3-5 seans yeterli.